![[Resim: 389.jpg]](http://www.hho.edu.tr/ataturk/images/cumhuriyet/389.jpg)
ATATÜRK VE ÇOCUK
Atatürk’ten sonra gelen hiç bir cumhurbaşkanı, başbakan veya bir asker bir çocuğu elinden tutup da resim sergisi gezmeye götürmedi. Hiç bir cumhurbaşkanı veya başbakan çocuğu protokol sırasının en önüne oturtmadı. Hiçbir cumhurbaşkanı bir çocuğu salıncakta sallamadı. Bir çocuğu taşıttan kendi elleriyle indirmedi. Bir yabancı konukla birlikteyken yanına çocuk almadı. Bir yetişkini dinlerken gösterdiği ciddiyetle dinlemedi. Onlarla birlikte denize girmedi, objektiflere poz vermedi. Onlarla gezintilere çıkmadı. Onlara el öptürtmezlik yapmadı. Tüm bunlar bir yana, 1938’den itibaren bu ülkede yetişkin insan-çocuk insan dostluğu, arkadaşlığı diye bir şey kalmadı. Yine oysa, sadece kendi tarihimizde değil, dünya tarihinde dahi çocuklara Atatürk ölçeğinde önem ve değer veren, onları Atatürk kadar ciddiye alan bir başka kimse yoktur. Bunun böyle olduğu yüzlerce fotoğrafla/belgeyle sabittir.
Türkiye’nin özellikle batılı ülkelerdeki imajını düzeltecek başlıca faktör, Atatürk’ün çocuklara gösterdiği inanılmaz derecedeki olağanüstü ilgidir. Özellikle dünyanın içinde bulunduğu bugünkü sevgisizlik çağında, insanlık barışına hizmet edebilecek en etkili sevgi ve barış mesajı, Atatürk-çocuk arkadaşlığından başkası değildir.
Atatürk’ün beynindeki çocuk imgesinden, gönlündeki çocuk sevgisinden en iddialı Atatürkçülerimizin bile haberi yok. Bir ulusal günün onlara armağan edilmesinin taşıdığı anlamdan öte bir şey bilmiyorlar.
Oysa Atatürk’ün çocuğa beslediği sevgi ve onun görüş ve düşüncelerine gösterdiği saygı, verdiği değer, onlarla kurduğu arkadaşlık tam bir fenomendir. Türkiye bunun farkında değil. Bir tür koşullanma ve moda olagelen ucuz ve kolay Atatürkçülük; ondaki duygu ve bilinç derinliklerini anlamamıza engel oluyor.
O büyük insanı sadece İstiklal Harbi ve devrimleriyle ilgili bir fenomen sanıyoruz. Oysa o insanın en ileri büyüklüğü çocuklara verdiği değerde tecelli etmiştir. Başka ülkelerin de millî kahramanları olmuştur ama, çocuklarla ilgili bir fenomen başka hiç bir ülkeden çıkmamıştır. Ama bunun da farkında değiliz. Hakkında yazılmış binlerce kitap içinde bu konuda yazılmış kitap sayısı beşi bulmuyor. Onca Atatürkçü Düşünce Derneklerinden dahi bu konuda değil bir çalışma, bir araştırma, bir teşvik bile görülmüş değildir. Çünkü onlar da işin farkında değiller.
Türkiye’nin markası, Atatürk’teki çocuk sevgisi ve onun çocuğa verdiği değer olmalıdır. Eşsiz bir örnektir. Ama o büyük insanın çocuklara yaklaşımını bu ülkenin anne babaları ve öğretmenleri bile örnek almıyor ki başkalarına örnek gösterilebilsin... Hem de koskoca bir cumhurbaşkanına, hem de bir İstiklal Savaşı’nın kahramanına, hem de Yedi Düveli rezil edene ve hem de bir cumhuriyet kurucusuna yakışır mı şöyle salınmak? O gerçekten büyük ve eşsiz insanın yerine, meselâ bir Demirel’i, bir Evren’i veya bir Sezer’i koyar mısınız, lütfen? Ne kadar gülünç geliyor, değil mi? İyi de, söz konusu olan Atatürk olunca neden gülünç olmuyor? Çocuklar ve çocuksu duygular ve içimizde yaşayan çocuklar konusunda da nereden nereye geldiğimiz belli olmuyor mu? Hangisi hatâydı; Atatürk’ün yaptığı mı, daha sonra gelen cumhurbaşkanlarının yapmadıkları mı?... Ey Türkiye ve ey dünya insanları, içinizdeki çocuğu uyandırın!
Her zaman en önde olan sadece Atatürk değil… Her zaman en önde olan Atatürk’le Ülkü... Yani Atatürk ve çocuk..Tıpkı günümüzdeki gibi, değil mi? Güldürmeyin adamı! Değil yetmiş yıl önce…Bugün bile herhangi bir cumhurbaşkanını denizde çocuklarla içli-dışlı olarak, şakalaşarak, gülüp oynayarak denize gireni görüp duyan var mı? Sanki ”hepiniz bir tarafa, çocuklar bir tarafa” der gibi gururla ve emin adımlarla yürüyor... Şu kareyi bir de Atatürk’ün yerine gelmiş-geçmiş diğer cumhurbaşkanlarımızdan birini koyarak hayal eder misiniz, lütfen?...
Çocuklar, bugün hangi cumhurbaşkanının yanına hem de bu kadar rahat kıyafetlerle yaklaşabiliyorlar? Değil cumhurbaşkanının veya başbakanın, bir bakanın yanına bile yaklaşmasına izin verilir mi? Buna izin verilmemesi büyüklük müdür, küçüklük mü? Atatürk, küçük adam mıydı yoksa?... Burası Dolmabahçe Sarayı... Arkada yerli ve yabancı konuklar... Önde ise Atatürk ve Ülkü... Çocuk uğruna resmî konuklarını bile bekletiyor. Hem de ayakta bekletiyor. Çocuk sevgisi ve ona gösterdiği ilgi her şeyi sollayıp geçmiş. Ne kadar ayıp, değil mi? Atatürk de bu işleri hiç bilmiyormuş, doğrusu... Başkan Clinton, deprem günlerindeki Türkiye ziyaretinde bir çocuğu kucağını alıp sevdi diye dünya medyasında günün konusu olmuştu... Atatürk-çocuk ilişkisinin daha bizler farkında değiliz ki dünyanın haberi olsun..
Tüm Çocuklarımız Atamızın Size armağanı olan 23 Nisan Bayramınız Kutlu Olsun