Elif Çakır'ın 20 Kasım 2011 Star gazetesi yazısı aynen yazıyorum;
Vallahi bravo ne diyeyim! Atatürk diktatördü, değildi tartışmalarının geldiği noktaya bir bakın. Söyleyecek söz bulamayınca, saçmalama haklarını kullanıyorlar da, köşelerde saçmalama hakkının kullanılmadığını birilerinin söylemesi gerekiyor.
En son, 4 yüz ekibinin üyesi yazar pattadanak köşesinden “Tayyip Erdoğan’ı eleştirebiliyoruz mu ki, Atatürk’ün diktatörlüğünü tartışalım” deyiverdi.
Bu müthiş mukayese karşısında olsa olsa şapka çıkartılır.
“Cumhuriyet ilan edilecektir ama ihtimal ki bazı kafalar kesilecektir” dedikten sonra, İstiklal Mahkemelerini kuran, Dersim’i bombalatan, Şeyh Sait’ten İskilipli Atıf Hocaya kadar binlerce din adamını, onbinlerce insanı idama gönderen, bu ülkenin dindarlarını, Kürt, Alevi, Ermeni vatandaşlarını devlete küstüren, Milli Mücadalede kader birlikteliği yaptığı arkadaşlarını safdışı bırakacak kadar karmaşık bir liderden bahsediyoruz, diktatörlük tartışmasında.
Ve mukayese edilen isim ise, cumhuriyet tarihinin artık kangren haline dönüşmüş sorunlarını omuzlarına yüklenmiş ve teker teker onları çözmeye çalışan bugünkü Başbakan... Hem de her defasında oylarını arttırarak, tamamen demokratik bir ortamda seçilen hükümete liderlik eden bir Başbakan...
Hani komiksiniz diyeceğim ama ortaya koydukları önermeyle komik bile olamıyorlar.
Şöyle bir manzara getirin gözünüzün önüne..
Atatürk dönemi. Cumhuriyet ilan edilmiş. Devrimler yapılmış. Binlerce insan asılmış, halk sindirilmiş. Takrir-i Sükun çıkartılmış. Basın lazımsa bizim emrimizde ve bizim isteğimiz üzere yayın yapacak denilerek Cumhuriyet gazetesi kurulmuş. Ama Sebilurreşat gazetesi de sık sık kapatılma riskiyle kenardan köşeden yayın yapmaya çalışıyor.
Cumhuriyet gazetesinde habire yapılan devrimlerinin ne kadar güzel olduğunu delilendirmek için Abdülhamit’in istibdatını tartışıyorlar.
Sebilurreşat gazetesinden bir yazar çıkıp şunu söyleyebilir miydi: “Atatürkü eleştiremiyorsak Abdülhamit’in istibdatını da tartışamayalım”.
Söyleyin bakalım böyle bir şey sözkonusu olabilir miydi o dönemde...
Madem Tayyip Erdoğan’ı eleştiremiyorlarmış, o zaman Atatürk diktatör mü tartışmalarını da yapmak haksızlıkmış. Bak sen!
Buradan Başbakana yapılan hakaretleri teker teker sayacak değilim.
Her gazetenin bir küfürcüsü, hakaretçisi var, herkes biliyor. Üstüne üstlük sadece Tayyip Erdoğan değil eleştirilen, seçilene de seçene de oldukça adilce davranıyorlar küfür, hakaret aşağılama konusunda.
Göbeğini kaşıyan adam diyenden, bidon kafalılar diyene, seyrek bıyıklı asabi şahsiyet diyeninden, bunlar elinden gelse analarını satarlar diyenine... İnsan yazmaya utanıyor...
Yani eleştiri değil, düpedüz hakaret, iftira gırla gidiyor senelerdir.
Peki ya Atatürk’e bunu ima etmek dahi mümkün müydü?
Diktatörlüğe çok örnek var da, sadece Kazım Karabekir Paşa’yı örnek verelim.
Kazım Karabekir Paşa eğer Erzurum Kongresi için karşısına gelen Mustafa Kemal’e “sen kimsin” dese, bugün yalan yanlış efsaneler uydurulan Atatürk bile olmayacaktı belki. Öyle ya, Mustafa Kemal o dönemde azledilmiş sivil bir biriydi. Ama Kazım Karabekir “emrinizdeyim” diyerek ona en büyük desteği veren adam oldu.
Ama aynı Kazım Karabekir, 10 kasım 1923 tarihinde “cumhuriyet taraftarıyım ama şahsi saltanatın aleyhtarıyım” dediği için başına gelmeyen kalmadı. CHP’ye muhalif olarak kurdukları Terakkiperver Cuhuriyet Fırkası kapatıldı. Hem de Atatürk’e suikast gibi çok çirkin bir davanın içine katılarak yargılandı. Milli Mücadelenin en önemli ismi, devlete küstürüldü, Atatürk’ün yanından uzaklaştı.
İşte o dönemde kurulan cumhuriyet budur.
Bugün artık tartışmadığımız mesele kalmadı gibi. Ama birileri hâlâ, bugünkü sorunların temeline inmekten kaçmak için başlarımızı kuma gömmeyi teklif ediyorlar.
Buna da şükür. Eskiden türlü yalanlar uydurarak halkın gözünü gerçeklerden uzaklaştırıyorlardı. Şimdi ancak başlarını kuma gömebiliyorlar.
Sansürün, baskının diktatörlüğün ne olduğunu iyi bilenler bir de utanmadan “sivil dikta” geliyor demiyorlar mı gözümüzün içine baka baka!
Başbakan diye bahsettiğin kişilikle Atatürk’ü bırakın kıyas yapmayı yan yana aynı yazı içerisinde okumak dahi beni derinden sarstı. Nasıl oluyor da böyle bir benzetmeye cüret edilebiliniyor anlayamıyorum. İftira atarak bahsettiğiniz O yüce Atatürk olmasaydı bugün siz bu yazıyı yazma özgürlüğüne sahip olamayacaktınız. Yazınızda sayısız iftira ve karalama mevcut . Buna rağmen açıklama yapmayı kendime bir borç biliyorum. Bizler doğruları yazmaktan yorulmayacağız merak etmeyin, bir gün sizler pes edeceksiniz çünkü gerçeklerin üzeri kapatılamaz. Yalan olan yanlış olan birgün mutlaka yok olacaktır, geriye kalan bizim gerçeklerimiz olacaktır ve sizler o günü inşallah bizlerle beraber göreceksiniz. Gelelim yazdıklarınızın detaylarına… Mukayese ettiğiniz kişiler birbiriyle gerek şahsiyet,kişilik gerekse konum itibariyle birbirinden çok ama çok farklı yerdeler.
Atatürk; ilerigörüşlü, aydın, demokratik, saygın, değerli, merhametli, alçakgönüllü, fedakar, …ve daha nice güzellikte bir çok vasfa sahip dönemin en büyük lideri…Diğer şahıs ise;şu anda sadece bir başbakan ve kişiliğiyle ilgili söyleyebileceğim bir şey gelmiyor aklıma(!)(Ananı da al git diyerek analara ve millete karşı gösterdiği saygıyı unutmadık).
Bulundukları ortam, ülke şartları tamamen birbirinden farklı…
Atatürk’ü eleştirmek ile Erdoğan’ı eleştirmek aynı şey değildir…
Erdoğan kendini eleştirenlere cevabını bildiğimiz o güzel(!) üslubuyla gayet güzel vermekte…
Fakat Atatürk hiçbir zaman eleştirilere engel olmamıştır. Atatürk’ü eleştirecek bir husus olmamıştır ki eleştirsinler. Kazım Karabekir neden “sen kimsin” diye bir cevap vermek istesin ki? Zaten Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kim olduğunu biliyor ki akıllı adam kendini onun emrinde hissediyor. Hatta o gün o ortamı yaşayan,ülke savunması için canını, kanını hiçe sayan o kıymetli Türk halkı Mustafa Kemal'e Atatürk ismini hep beraber vermiştir bilmem bu konuda bilginiz var mı? Bilgi sahibi olmadığınız ortada o nedenle fazla bir şey yazmak istemiyorum, yeterli sanırım. Saygılarımla…
20 Kasım 2011 Elif Çakır'ın köşe yazısı(STAR gazetesi)
Konu Sahibi / Yazar
figen
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2477
20 Kasım 2011 Elif Çakır'ın köşe yazısı(STAR gazetesi)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi