Sevgili Büyüğümüz ALİ_ATA_ANA Bu Hafta Konuğumuz Kendisinle sohbet etmek hoş olacaktır.
Tüm Arkadaşlarımızında Katılımlarını bekliyorum.
Abi Bize Kendinden Bahsedermisin sizi tanıyalım?
Bir sorum Daha Olacak Sizin Ana'yı Tanımanız Nasıl Oldu?
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Haftanın Konuğu
Yorumlar / Cevaplar
16
Okunma / Görüntüleme
6675
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
Aliekber yazdı:Bir Sonraki Hafta Konuğumuz Sayın Sibele, Yani Sibel'in Olmasını İstiyorum. Kendisi kabul ederse, Bizlerle olan sıcak ilişkileri ve insani Yaklaşımlarını kutlamak isterim?
abi yapma etme eyleme ben heyecan yaparım valla matematikten kesin çakarım ya matematik sorusu falan gelirse ne yaparım :o kopyamı hazırlasam nee :p
şaka bir yana çok teşekür ederim şeref duyarım ama sorular zor olmasın
[COLOR="Red"]Eğer ikrar ile yola gidersen
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
Müminin gözünde duman gerekmez
Hak için sil süpür gönlün evini
Yükün gevher ile saman gerekmez
Ali dedikleri bir ulu kişi
Elinde var idi hüneri işi
Eğer kaldırmazsan tuttuğun taşı
Sana ondan gelen iman gerekmez
Pir Sultan Abdal'ım uğradım derde
Farksızdır sofudan, kalkmyor perde
Gör dinle, bir lokma geldi bir yerde
Sor izle, çiğ ise yemen gerekmez.[/COLOR]
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
Değerli dostlarım ve kardeşlrim. Öncelikle beni bu forumda eylül ayının üyesi olarak onurlandırdığınız ve haftanın konuğu olarak düşüncelerimi almak için gösterdiğiniz yakınlığa teşekkür ediyorum.
28.05.1954 günü İzmir'in Hatay Üçyol semtinde dünyaya gelmişim. Anneannem ve dedem Selanikten 1924 yılında İzmire gelmişler, annemde o yıl İzmirde dünyaya gelmiş. Babam Türkiyeden Osmanlı zamanında Cezayire Vali olarak giden Merzifonlu Kara Mustafa paşanın torunu olarak dedemlerin Bursaya gelmesi ile burada dünyaya gelmiş ve hakkın takdiri ile annemle evlenip bizleri dünyaya getirmişler. İlkokul ve ortaokulu bitirdikten sonra gündüzleri bir avukat yanında çalışarak, akşamlarıda Ticaret Lisesinde okuyup bitirdim. 1974 yılında Dokuzeylül üniversitesi İşletme Fakültesini kazandım, ancak o yıllarda okumanın zorluğu yüzünden bitiremiyerek ayrılmak zorunda kaldım. Bu arada 1975 yılında evlendim ve bu evlilikten benim için hayatta en büyük varlığım olan üç kızım dünyaya geldi. bu arada şunu belirtmek istiyorum müsaadenizle. Ben ortaokulda okuduğum yıllarda edebiyat derslerinde o zamanlar (şimdi varmı bilmiyorum) Pir Sultanın, Yunus Emrenin deyişleri yer alıyordu. O günkü aklımla bile bir Yunus Emre tutkunuydum ve tek istediğim büyüyüncü evlendiğimde bir oğlum olsun adını Yunus Emre koyacağım diye aklımdan geçiriyordum.
Bu arada 1976 yılında İzmir Tekel Sigara Fabrikasında büro işçisi olarak göeve başladım. İlk girdiğim günlerden itibaren sosyal faaliyetlere yatkın ve istekli olduğumdan fabrikada sendikal faaliyetlere katıldım ve ileriki tarihlerde sendika şube mali sekreteri olarak görev yaptım. 1981-1983 yılları arasında askerlik görevimi yerine getirdikten sonra aynı fabrikada görevime devam ettim. 1988 yılında tazminatımı alıp kendi isteğim ile işten ayrılıp Buca Şirinyer semtinde kuruyemiş ve tekel bayii işyeri açtım.
Ben sünni bir aileden gelmeyim. Babam hafız idi. bir çok kez hacca gitti, bunun ilkinde kendi hacılığı için diğerlerinde ise o zamanlarda otobüslerle kafileler halinde giden hacılara rehberlik yapmak amacıyla gitti. Ancak babam hacı hoca olmasına rağmen bize dinin tüm kurallarını uygulamamız için hiç bir zaman baskı yapmadı. Yani kendisi gayet modern ve ileri düşünen bir kişiydi. Bu yüzden biz üç erkek kardeş olarak, bilhassa ben ne namaz kılmasını nede bazı temel ayetlerin dışında (kulfu enam gibi) başka bir ayet bilmiyorduk.
Gençlik yıllarımda ve çalışma hayatımda birçok alevi arkadaşım olmuştu, onları hiçbir zaman kendimden ayrı görmedim. Zaten o tarihlerde alevilik hakkında da fazla bir bilgim yoktu doğrusu. Ancak tüm alevi arkadaşlarımın düzgün, mert ve dürüst olduğunu görmüştüm.
Bu arada işyerimi açtıktan sonra şirinyerde esnaflık yapan Kenan adında bir arkadaşımdan, Zöhre Ana hakkında bazı duyumlar almıştım. Kendisi eşinin gözü ile ilgili bir rahatsızlığı nedeniyle Anaya gitmişler ve doktorların gözlerinin kör olacağını söylemelerine karşın Zöhre Anamın zemzemi ve duası sayesinde tekrar gözlerinin görmesi gerçekleşmişti. Bizler buna yakınen tanık olmuştuk. Birbirimizle ailece görüştüğümüz için sık sık Zöhre Anamın konusu açılıyor ve ben en kısa zamanda gitmek için arkadaşımı zorluyordum. Birgün arkadaşım "Sacit hazırlanın hafta sonu Ankaraya gidiyoruz" dedi. O tarihlerde hemen hemen hergün içki içen biriydim. Ancak arkadaşım bana Zöhre Anayı öyle güzel anlatmıştı ki ben şöyle düşünmeye başladım, "Böyle bir zatın huzuruna gideceksen bu içkiyi 3-4 gün öncesinden içmemem gerekir, bu ağız koksu ile o kişinin yanına çıkılamaz diye düşündüm". Anama gitmeden önceki perşembe gecesi Atatürkü rüyamda gördüm kendisi karanlık bir sokakta bulunan ve sadece onun bulunduğu bir odada yanan ışığın altında elinde bir evrakla beni karşıladı ve elindeki evrakı bana uzatarak bunu al çok iyi sakla dedi. Ve biz bir cumartesi günü arkadaşım ve ailem ile çocuklarımla birlikte Zöhre Anamı ziyarete gittik. tarih 5 Ağustos 1991 idi. o günü hiç ama hiç unutmam. Kurban olduğum Ana ilk mekanı olan parkın yanındaki evinde ikamet ediyordu. Sabah kapısına indiğimizde bizi babası İsmail baba karşıladı tesadüfen ve bizi içeri alıp kendi evlerinde misafir ederek sabah kahvaltısını orada yaptık. Ancak ben daha kapıdan girer girmez büyük bir sevgi ve saygı kaplamıştı yüreğimi, daha Anamı görmeden. Kurban olduğum Anam öğleden sonra ziyaretçileri kabul ettiğinde bizde ziyaretçiler girmeden içeride yanına girmiştik. Onun gül yüzünü gördükten sonra bütün vücudumn titrediğini hissediyordum. Biraz oturduktan sonra bana sordu "Niçin geldiniz, bir rahatsızlığınız varmı" dedi. Bende hiçbir rahatsızlığımız olmadığını, arkadaşımdan duyduğumuzu ve sizi ziyaret amacıyla geldik, dedim. Bu sözüme mübarek çok memnun olmuştu. "İşte ben insanlardan beni sadece hastalıklarına çare bulmam için gelmelerini değil, bu yol hakkında bazı şeyleri öğrenmeleri için ziyaret etmelerini istiyorum" demişti. Bu çok önemliydi bence. Zira biz kullar sıkışınca hakka sığınıyoruz, aslında onu her zaman anmamız ve yolunda, izinde gitmemiz gerekir. Biz akşama dek orada oturduk ve akşam ilk göttiğim gün olmasına rağmen pirim bizi onurlandırarak sofrasında yemek yemiştik. Bu arada yaşadığımız ilginç bir olayı anlatayım. Küçük kızım Esranın iki dişi sallanıyordu, bu yüzden kızım huysuzluk yapıyordu, Zöhre Anamla yemekten önce Zemzem suyunun çıktığı kuyunun başında hep beraber otururken Ana Esraya seslener gel bakayım neyin var senin deyip, ağzını açtırdı ve iki dişini eliyle çıkarıverdi. Dikkatinizi çekmek istiyorum iki dişini eliyle çıkarıyor. Kızımın hiç sesi soluğu çıkmadı. Hepimiz hayret içindeydik. Sohbet ederken Anam bana sordu "Üç kızınmı var" dedi bende " evet üç kızım var Ana allah ömür verirse" dedim. "o zaman sana bir oğlan vereyim" dedi. Biz ilk kez gitmişiz, kurban olduğumun daha tam manasıyla varlığını tam manasıyla anlamamışız, şimdi kendime çok kızıyorum tabi. Ana allah bunlara ömür versin anca bunlara bakabiliyoruz dedik eşimle birlikte. Ancak yıllar sonra Anamı iyice anladıktan sonra yaptığım hatanın ne kadar büyük nasip tepme olduğunu anladım. Bu yüzden kendime hala kızıyorum ve bugün bile Anamdan özür diliyorum.
Bu tarihten sonra ben çok sık olarak Zöhre Anaya gidip geldim. Orada tanıdığım tüm insanların dostluğunu unutamam, hepsi kendi çapında ayrı bir değerdir.
Ben Anamı tanıdıktan sonra içkiyi bıraktım. Böyle bir zatın huzuruna gidiyorsam bir daha içki içmiyeceğime karar vermiştim.
Size bir anımı anlatmak istiyorum. Anayı tanıdığımız ilk zamanlardı. Birgün yine ziyaret gittik. Bir cumartesi günüydü. Gece geç vakitlere kadar oturmuştuk mübarekle, hemen hemen sabah oluyordu. Bizi otele göndermedi. Yatmamız için İsmail babalara gittik. Eşim sigaraya çok düşkündü. Yatacağımız yerde eşim ben bir sigara içeceğim dedi. Bende yapma burasıda dergahın bir parçası sakın içme dedim. Ancak beni dinlemedi divana oturup içmeye başladı. Bir iki nefes aldıktan sonra pencere tarafından taaaak diye bir ses geldi, eşim korkudan sigarayı avucunun içinde söndürüp hemen yatağa yattı, korkudan ne hale geldiğimizi sizler düşünebilirsiniz.
Evet bu arada ben tekel bayii işyerimi bazı nedenlerden dolayı kapattım, bir müddet boş kaldıktan sonra 2002 yılında sigortacılık işine başladım hala bu işi yürütmekteyim.
Ceyda ve Esra kızlarım şuan vlilr, Seda kızım bekar. Ceyda'dan Nimet adında bir tornum var, onu da Kurban olduğum kızımın nikahını kıyarken ismiyle vermişti. sra kızımda şu an hamile, nasip olursa yılbaşında ikinci torunumda dünyaya gelicek. Seda kızıma da hayırlı nasipler diliyorum Şahı merdan Zöhre Anamdan.
Her insanın Zöhre Anamı tanımasını temenni ediyorum. Çünkü onu tanımak, onu yaşamak her insan için bir ayrıcalıktır, bunu herkes böyle bilsin.
Başka sorularınız olursa dilim döndüğünce, aklım yettiğince cevaplamaya hazırım.
Hepinize saygı sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum.
ZÖHRE ANA PİRİMİZ
YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
Öncelikle bu haftaki konuğumuza hoşgeldiniz sevgili sacit abi
izninizle size bir kaç soru soracağım
1- İnsan doğasında en güçlü duygu sizce hangisidir?
2- Kültürlü kime denir? Nasıl kültürlü olunur?
3- Sizce hayatın en zor yanları nelerdir?
4- Eğitim sistemimizin verdiği eğitim ve öğretimden memnun musunuz? Aile içi eğitim, okul öncesi ve okul eğitimi olarak neler yapılabilir?
]5-Başka sürekli takıldığın forumlar var mı?
]6. kürt halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şimdiden cevaplar için teşekkürler sacit abi
izninizle size bir kaç soru soracağım
1- İnsan doğasında en güçlü duygu sizce hangisidir?
2- Kültürlü kime denir? Nasıl kültürlü olunur?
3- Sizce hayatın en zor yanları nelerdir?
4- Eğitim sistemimizin verdiği eğitim ve öğretimden memnun musunuz? Aile içi eğitim, okul öncesi ve okul eğitimi olarak neler yapılabilir?
]5-Başka sürekli takıldığın forumlar var mı?
]6. kürt halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şimdiden cevaplar için teşekkürler sacit abi
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
1- İnsan doğasında en güçlü duygu sizce hangisidir?
2- Kültürlü kime denir? Nasıl kültürlü olunur?
3- Sizce hayatın en zor yanları nelerdir?
4- Eğitim sistemimizin verdiği eğitim ve öğretimden memnun musunuz? Aile içi eğitim, okul öncesi ve okul eğitimi olarak neler yapılabilir?
5-Başka sürekli takıldığın forumlar var mı?
6. kürt halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
[FONT="Arial Black"]Sevgili kardeşim yakın ilginize öncelikle teşekkür ederim.
sorularınızı aklımın erdiğince yanıtlamaya çalışayım.
1-Bence en güçlü duygu sevgi ve inanç duygusudur. İnsanoğlu canlı veya cansız ne olursa olsun bir varlığı sevince duygu yönünden çok yüklü olur. Tabi bu sevgi muhakkak karşılıksız olmalı. Ayrıca hak inancı taşıyan kişiler de duygusal olurlar diye düşünüyorum.
2- Kendisini eğitmiş, toplm içinde konuşmasını bilen, karşısındaki şahıslara saygı ve sevgi ile yaklaşan, bildiği konuları paylaşan, kimseyi hakir görmeyen, herkese gereken değeri veren, haksızlığa uğrasa bile bunu edep çerçevesinde savunan kişiler kültürlüdür diyebilirim.
Nasıl kültürlü olunur, bir kere çok okuyarak, toplum içinde aktiv olarak, araştırmacı olarak, başkalarından bilmediklerini öğrenerek ve en önemlisi kendini eğiterek.
3- Hayatın en zor yanları haklı olduğun halde haksızlığa uğramak, bugünkü şartlarda ev geçindirmek, inandığın yolda istediğin gibi yürüyememek. Ve maalesef riyakar insanların içinde hayat sürdürmek. Sorunların yüzyüze değil dedikodu yapılarak konuşulmasıdır. Bu gibi şeylerin toplumumuzda çok fazla olduğunu görüyorum.
4-Türkiyede verilen eğitim sisteminden kesinlikle memnun değilim. Bir kere gençlerimize, çocuklarımıza tam lüzumlu olduğu yaşlarında eğitim kesinlikle verilmemektedir. Okullarımızda görevli birçok öğretmen (görevini yapanları tenzi ediyorum) eğitim konusunda yeterli olmadığı gibi, öğretimde de yeterli değiller. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı bu konda yeterli değil.
Bunun için biz ailelere çocuklarımızın, torunlarımızın yetişmesi için çok görv düşüyor. Topluma karşı davranışlarının nasıl olacağını bizler öğretebiliriz. Ancak bu da aileler tarafından pek uygulanmıyor. Yani toplum olarak bu konuda çok ama çok eksiklerimiz var. Bunların giderilmesi için sosyal devlet anlayışı olan Yüce Atamızın fikirleri doğrultusunda hareket edecek güçlü bir sosyal demokrat hükümet ve yöneticiler gerekiyor.
Okul öncesi eğitim yapılmalı, ancak bu sadece çcukların toplumsal gelişimi ile ilgili olmalı, ders öğretimi, yani alfabeyi, okuma yazmayı öğretme gibi şeyler olmamalı.
Okul içi eğitimde de ilk okul yılında okul öncesi eğitimin geliştirilmesi ile ilgilenilmeli, okuma yazma öğrtilmeli daha sonraki yıllarda eğitimin gelişmesi için çalışmalı ve ilk öğretimde lüzmlu olan dersler öğretilmeli. İlköğretimde kesinlikle dindersi verilmemeli. sonraki dönemlerde öğrencinin kabiliyetine göre yönlendirici öğretim verilmeli ve din dersi olacaksa tüm toplumun inanç anlayışına göre hepsini kapsayacak şekilde din dersi verilmesi gerekir. Ve çocuklarımız bunda istediği gibi kendisine ait olan din dersini almalıdır.
5- Sadece facebookta bulunan Atatürkü öldüremiyeceksiniz ile biz kaşkişiyiz forumuna üyeyim. Oradan gelen haberleri ve etkinlikleri takip ediyorum.
6- Kürt halkı Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı altında yaşıyan kardeşlerimizdir. Hepimiz biriz. Ben kendi düşünceme göre ayrım yapanları ister kürt olsun, ister türk olsun hiç tasvip etmiyorum. Doğu,Güneydoğu, Karadeniz, tüm anadolu hepimizin. Bu yerlere sahip çıkmamız gerekir. Benim yıllardır beraber olduğum, gençlik yıllarımdan beri dost olduğum birçok kürt kökenli dostum, arkadaşım var. Onlarla hiçbir sorunum yok. Ancak bizleri, birlik olan bu toplumu bölmek isteyen Amerika ve Avrupanın bazı ülkeleri amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Kürt asıllı vatandaşların içinden bu oyuna gelen bazı kesimler ülkeyi bölme girişiminde bulunuyorlar. Bunu yapmak isteyen ne kadar kürt varsa bir o kadar da türk olan bölücüler var. Bunlar çıkar amaçlı insanlardır. Olan bu komplonun sonucu ölenlere oluyor, yazık bu kadar gence. Benim için bir insanın kürt olması, türk olması, ermeni olması, laz olması, göçmen olması hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan o kişinin insanlığa hizmet etmesi, insanlara sevgi ve saygı ile bakması.
Sevgi ve saygılar sunarım, kusurum olduysa affola.
2- Kültürlü kime denir? Nasıl kültürlü olunur?
3- Sizce hayatın en zor yanları nelerdir?
4- Eğitim sistemimizin verdiği eğitim ve öğretimden memnun musunuz? Aile içi eğitim, okul öncesi ve okul eğitimi olarak neler yapılabilir?
5-Başka sürekli takıldığın forumlar var mı?
6. kürt halkı hakkında ne düşünüyorsunuz?
[FONT="Arial Black"]Sevgili kardeşim yakın ilginize öncelikle teşekkür ederim.
sorularınızı aklımın erdiğince yanıtlamaya çalışayım.
1-Bence en güçlü duygu sevgi ve inanç duygusudur. İnsanoğlu canlı veya cansız ne olursa olsun bir varlığı sevince duygu yönünden çok yüklü olur. Tabi bu sevgi muhakkak karşılıksız olmalı. Ayrıca hak inancı taşıyan kişiler de duygusal olurlar diye düşünüyorum.
2- Kendisini eğitmiş, toplm içinde konuşmasını bilen, karşısındaki şahıslara saygı ve sevgi ile yaklaşan, bildiği konuları paylaşan, kimseyi hakir görmeyen, herkese gereken değeri veren, haksızlığa uğrasa bile bunu edep çerçevesinde savunan kişiler kültürlüdür diyebilirim.
Nasıl kültürlü olunur, bir kere çok okuyarak, toplum içinde aktiv olarak, araştırmacı olarak, başkalarından bilmediklerini öğrenerek ve en önemlisi kendini eğiterek.
3- Hayatın en zor yanları haklı olduğun halde haksızlığa uğramak, bugünkü şartlarda ev geçindirmek, inandığın yolda istediğin gibi yürüyememek. Ve maalesef riyakar insanların içinde hayat sürdürmek. Sorunların yüzyüze değil dedikodu yapılarak konuşulmasıdır. Bu gibi şeylerin toplumumuzda çok fazla olduğunu görüyorum.
4-Türkiyede verilen eğitim sisteminden kesinlikle memnun değilim. Bir kere gençlerimize, çocuklarımıza tam lüzumlu olduğu yaşlarında eğitim kesinlikle verilmemektedir. Okullarımızda görevli birçok öğretmen (görevini yapanları tenzi ediyorum) eğitim konusunda yeterli olmadığı gibi, öğretimde de yeterli değiller. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı bu konda yeterli değil.
Bunun için biz ailelere çocuklarımızın, torunlarımızın yetişmesi için çok görv düşüyor. Topluma karşı davranışlarının nasıl olacağını bizler öğretebiliriz. Ancak bu da aileler tarafından pek uygulanmıyor. Yani toplum olarak bu konuda çok ama çok eksiklerimiz var. Bunların giderilmesi için sosyal devlet anlayışı olan Yüce Atamızın fikirleri doğrultusunda hareket edecek güçlü bir sosyal demokrat hükümet ve yöneticiler gerekiyor.
Okul öncesi eğitim yapılmalı, ancak bu sadece çcukların toplumsal gelişimi ile ilgili olmalı, ders öğretimi, yani alfabeyi, okuma yazmayı öğretme gibi şeyler olmamalı.
Okul içi eğitimde de ilk okul yılında okul öncesi eğitimin geliştirilmesi ile ilgilenilmeli, okuma yazma öğrtilmeli daha sonraki yıllarda eğitimin gelişmesi için çalışmalı ve ilk öğretimde lüzmlu olan dersler öğretilmeli. İlköğretimde kesinlikle dindersi verilmemeli. sonraki dönemlerde öğrencinin kabiliyetine göre yönlendirici öğretim verilmeli ve din dersi olacaksa tüm toplumun inanç anlayışına göre hepsini kapsayacak şekilde din dersi verilmesi gerekir. Ve çocuklarımız bunda istediği gibi kendisine ait olan din dersini almalıdır.
5- Sadece facebookta bulunan Atatürkü öldüremiyeceksiniz ile biz kaşkişiyiz forumuna üyeyim. Oradan gelen haberleri ve etkinlikleri takip ediyorum.
6- Kürt halkı Türkiye Cumhuriyetinin bayrağı altında yaşıyan kardeşlerimizdir. Hepimiz biriz. Ben kendi düşünceme göre ayrım yapanları ister kürt olsun, ister türk olsun hiç tasvip etmiyorum. Doğu,Güneydoğu, Karadeniz, tüm anadolu hepimizin. Bu yerlere sahip çıkmamız gerekir. Benim yıllardır beraber olduğum, gençlik yıllarımdan beri dost olduğum birçok kürt kökenli dostum, arkadaşım var. Onlarla hiçbir sorunum yok. Ancak bizleri, birlik olan bu toplumu bölmek isteyen Amerika ve Avrupanın bazı ülkeleri amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Kürt asıllı vatandaşların içinden bu oyuna gelen bazı kesimler ülkeyi bölme girişiminde bulunuyorlar. Bunu yapmak isteyen ne kadar kürt varsa bir o kadar da türk olan bölücüler var. Bunlar çıkar amaçlı insanlardır. Olan bu komplonun sonucu ölenlere oluyor, yazık bu kadar gence. Benim için bir insanın kürt olması, türk olması, ermeni olması, laz olması, göçmen olması hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan o kişinin insanlığa hizmet etmesi, insanlara sevgi ve saygı ile bakması.
Sevgi ve saygılar sunarım, kusurum olduysa affola.
ZÖHRE ANA PİRİMİZ
YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
13. Hafta Konuğumuz ALİ_ATA_ANA
Sacit Abi Bir kaç Soruda ben sorayım size;
Akp İktidarının bu güne kadar ki icraatını nasıl buluyorsunuz?
Cumhuriyetin kurulduğu gündeki zorluklarla yapılan kazanılımların satılmasını doğru buluyormusun?
İzmir için Gavur İzmir benzetmesi yapmıştı cevabınız ne olacak sandıkta?
Gelecek için kaygılarınız nedir?
Gençlik olarak ne yapmak gerekir Cumhuriyet ve Atatürk İdeolojilerini tekrar rayına oturtmak için?
Teşekkürler;
Akp İktidarının bu güne kadar ki icraatını nasıl buluyorsunuz?
Cumhuriyetin kurulduğu gündeki zorluklarla yapılan kazanılımların satılmasını doğru buluyormusun?
İzmir için Gavur İzmir benzetmesi yapmıştı cevabınız ne olacak sandıkta?
Gelecek için kaygılarınız nedir?
Gençlik olarak ne yapmak gerekir Cumhuriyet ve Atatürk İdeolojilerini tekrar rayına oturtmak için?
Teşekkürler;
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi