You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

100 yıllık mücadelenin tarihi

100 yıllık mücadelenin tarihi

Posting Freak
100 yıllık mücadelenin tarihi
Kadınların erkeklere eşit haklara sahip olmak, sosyal hayatta yer almak için verdikleri mücadelenin ilk ateşi bundan 150 yıl önce New York'ta yakıldı.


[Resim: 2.gif]Onların hak arayışını destekleyen hemcinslerinin katkılarıyla bu mücadele 100 yıl önce resmi bir boyut kazandı.

Kadınların hak arayışı, ABD'nin New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın ın, 8 Mart 1857'de düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grev yapmasıyla başladı.

Danimarka'nın Kopenhag şehrinde 1910 yılında düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonal toplantısında Clara Zetkin, 8 Mart 1857'de New York'ta başlayan kadın haklarının kazanılması mücadele sinin, her yıl "kadın günü" olarak kutlanmasını önerdi ve bu öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Kopenhag kararından sonra ilk kez 19 Mart 1911'de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre'de yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktivitelerle "kadın günü"nü kutladılar, oy verme ve seçme-seçilme haklarının yanı sıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.

Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü, 1975'i "Dünya Kadınlar Yılı"nı ilan etti ve 16 Aralık 1977'de 8 Mart'ın, tüm kadın lar için "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlar, tam 100 yıldır her 8 Mart'ta bu mücadele ye katkısı olanları anmak ve eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı çıkmak için bir araya geliyorlar.

Değişen dünyada ve yeni toplumsal koşullarda yeni haklar elde etmek için çaba harcıyorlar. Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği yolundaki mücadele sinde dünyadaki önemli köşe taşları şöyle:

1935: 12. Milletlerarası Kadın Konferansı, Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, Beylerbeyi Sarayı'nda düzenlendi.

1945: Kadın-erkek eşitliğinin ilkelerini belirleyen ilk uluslararası BM belgesi kabul edildi.

1946: Kadınların politik, ekonomik ve sosyal haklarını iyileştirmek amacı ile BM Kadının Statüsü Komisyonu kuruldu.

1949: "İnsan Ticareti ve Paralı Seks veya Benzer İşletmeciliğin Engellenmesi Sözleşmesi" BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1951: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından "Benzer İşlerde Çalışan Kadın ve Erkeğe Eşit Ücret Ödenmesi Sözleşmesi" kabul edildi.

1952: "Kadının Siyasal Hakları Sözleşmesi" BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1957: "Kadının Milliyeti Sözleşmesi" kabul edilerek, kadın a, eşinden bağımsız olarak kendi isteğiyle milliyetine karar verme hakkı tanındı. -1960: Meslek ve iş konusundaki eşitsizliklerle ilgili ILO sözleşmesi kabul edildi.

1962: "Evlilikte Onay, Evlilikte Minimum Yaş ve Evliliğin Kayda Geçmesi Sözleşmesi" BM tarafından kabul edildi.

1967: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Deklarasyonu BM tarafından kabul edildi.

1972: BM Genel Kurulu, 1975 yılını, Uluslararası Kadın Yılı (UAKY) olarak deklare etti ve bu yılı kadın konularına odaklanmaya ayırdı.

1974: BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 1975-UAKY'de Mexico City'de "Dünya Kadın Konferansı" yapılması kararını aldı.
1975-1985: Uluslararası Kadın On Yılı olarak pek çok ülke kadın konularına odaklandı.

1979: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) BM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

1979: Avrupa Konseyi, kadın erkek eşitliğinden sorumlu ilk Komitesini kurdu.

1981: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi yürürlüğe girdi.

1988: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kadın Erkek Eşitliği Deklarasyonu'nu yayımlayarak, kadın erkek eşitliğinin insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve cinsiyet temelli ayrımcılığın insan hakları ve temel özgürlüklerin kazanılmasının önünde bir engel olduğunu vurguladı ve kadın erkek eşitliği meselesi, ekonomik ve sosyal konular kapsamından çıkarılarak insan hakları konularına dahil edildi.

1988: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bünyesinde "Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi" kuruldu.

2002: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kadın ların şiddete karşı korunması konulu 5 numaralı tavsiye kararını kabul etti. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki en önemli girişimlerden biri olan bu Tavsiye kararı, şiddetin önlenmesi ve kurbanların korunması için küresel bir strateji oluşturan ilk uluslararası dokümandır ve cinsiyet temelli tüm şiddet biçimlerine yönelik bir strateji getirdi.

2006: Avrupa Konseyi üyeleri, Konsey'in diğer organları ve STK'ların katılımıyla 2006 yılında başlatılan ve 2008 yılına dek sürecek olan "Aile İçi Şiddet Dahil Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kampanyası" başlatıldı. Kampanya, duyarlılık yaratmayı, hükümetlerin siyasi irade göstermesini ve gerekli kaynakları ayırmalarını, uygulamaları takip ederek veri toplamasını hedefliyordu.

2006: AB bünyesinde, "Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü" kuruldu.

2006: 28-29 Ocak 2006 tarihleri arasında İstanbul'da "Medeniyetler İttifakında Kadın" başlıklı uluslararası kongre gerçekleştirildi.

2007: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi "Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi" Başkanlığına Türk Milletvekili Gülsün Bilgehan seçildi.

TÜRK KADINININ MÜCADELESİ

Türk kadın ı da bu süre içinde, eğitimden sağlığa, siyasetten sendikal haklara kadar birçok alanda kazanımlar elde etti. Türk Medeni Kanunu'nun kabulüyle tek eşlilik zorunlu hale getirildi, kadın lar boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldular.

Yüz yıllık hak mücadele sinde, kadın lara seçme ve seçilme hakkı verilmesi analık sigortası, yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi, kadın ların eşlerinin soyadıyla kendi soyadlarını da kullanmaları, iş ve meslek seçiminde eşlerinden izin almak zorunda olmamaları, iş sözleşmelerinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle farklı işlem yapılamayacağının hükme bağlanması da önemli düzenlemeler arasında yer aldı.

Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği yolundaki mücadele sinde Türkiye'deki önemli köşe taşları şöyle:

1845: Padişah fermanıyla kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi. -1858: Kız ortaokulu (Rüştiye) açıldı.

1864: Kız teknik eğitim okulu açıldı.

1869: Kız sanayi mektebi açıldı.

1870: Kız Öğretmen Okulu (Dar-ül Muallimat) açıldı.

1876: İlk anayasa ile kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi.

1897: Kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı.

1911: Zina suçunun cezası kadın ve erkek için eşitlendi.

1913: Kadınlar devlet memuru olarak çalışmaya başladı.

1913: Kız lisesi (Sultani) açıldı. -1914: Kadınlar tüccarlık ve esnaflığa başladı.

1915: Kadınlar için ilk üniversite (İnas Darülfünunu) açıldı.

1915: Kadın işçiler için sosyal haklar açısından ilk düzenleme yapıldı.

1917: Osmanlı Medeni Kanunu'nun uygulanması için çıkarılan Aile Hukuku Kararnamesi ile evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadın larda 17 olması, zorla evlendirmenin geçersiz sayılması hususları düzenlendi.

1922: Yedi kız öğrenci, tıp fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı.

1923: Kadınların siyasal haklarını savunmak üzere "Kadınlar Halk Fırkası" adıyla bir siyasi parti kuruldu.

1924: Eğitim ve Öğretim birliğini sağlayan (Tevhid-i Tedrisat) kanunu çıkarıldı.

1926: Türk Medeni Kanunu'nun kabulü ile tek eşlilik zorunlu hale getirildi, kadın lar boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip oldular.

1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenlemeler Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile yapıldı. -1930: Kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1933: Kadınlar muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1934: Anayasa değişikliği ile kadın lara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

1934: Kadınlar milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.

1935: Kadınların seçme ve seçilme hakkını ilk kez kullandığı seçimler yapıldı. Cumhuriyet döneminde yüzde 4,6 ile 2007 yılına kadar parlamentoda ulaşılan en yüksek kadın üye oranına ulaşıldı.

1945: Olgunlaşma enstitüleri açıldı.

1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 Sayılı Yasa ile düzenlendi.

1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 Sayılı Yasa ile sağlandı.

1965: Nüfus Planlaması hakkında 557 sayılı Yasa çıkarıldı. Bu yasa ile geriye dönüşümlü aile planlaması yöntemleri serbest bırakıldı ve ancak tıbbi zaruret halinde kürtaj hakkı tanındı.

1983: Aile Planlaması hakkında 2827 Sayılı Yasa kabul edilerek, 10 haftaya kadar olan gebeliklerde kürtaj hakkı tanındı. Sertifikalandırılmış genel pratisyenlere gebeliği sonlandırma yetkisi verildi. Kadın ve erkekte cerrahi aile planlaması yöntemleri serbest bırakıldı.

1971: İlk kadın bakan Türkan Akyol parlamento dışından atandı.

1985: Türkiye, "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"ni (CEDAW) imzaladı. 1986'da TBMM tarafından onaylandı.

1986: Parlamento üyesi İmren Aykut hükümette yer aldı.

1989: Üniversitelerde kadın sorunları ve araştırmaları merkezleri açıldı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kadın çalışmaları alanında yüksek lisans programı başladı.

1990: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü kuruldu. -1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan yasa maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

1990: Tecavüz mağdurunun hayat kadın ı olması halinde cezanın indirilmesini öngören kanun hükmü, TBMM tarafından yürürlükten kaldırıldı.

1993: Girişimciliğe özendirmek amacıyla kadın a özel düşük faizli kredi uygulaması başlatıldı.

1994: İlk kadın başbakan Tansu Çiller göreve geldi.

1997: Kadınlar, kocalarının soyadı ile birlikte kendi soyadlarını da kullanma hakkını elde ettiler.

1998: Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması düzenleyen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girdi. 1998: Adalet Bakanlığı, bekaret kontrolünün, ancak takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak, ırza geçme gibi re'sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen bir Genelge yayımladı.

2000: Özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlanması ve kız çocuklarının meslek sahibi, ufku açık "bireyler" haline gelmelerini amaçlayan "Kardelenler-Çağdaş Türkiye'nin Çağdaş Kızları" isimli Proje başlatıldı.

2000: Toplumsal cinsiyet yaklaşımını ana plan ve programlara yerleştirmek için resmi, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarına yönelik olarak kullanılması planlanan ve modüler bir eğitim materyali olan Toplumsal Cinsiyet Eğitim paketi hazırlandı ve pilot uygulamaları yapıldı.

2002: Yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, eşlerin iş ve meslek seçiminde birbirlerinden izin almak zorunda olmadıkları hükme bağlandı.

2003: "Haydi Kızlar Okula Kampanyası", kız çocuklarının okullulaşma oranının en az olduğu 10 ilde başlatıldı.

2003: İşçi işveren ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağı, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve sona erdirilmesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapılamayacağı, cinsiyet nedeniyle eşit değerde iş için daha düşük ücret verilemeyeceği, cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doğumun iş aktinin feshi için geçerli sebep oluşturamayacağı gibi hükümleri içeren yeni İş Kanunu yürürlüğe girdi.

2003: Türk Vatandaşlığı Kanununda kadın -erkek eşitliği bakış açısı ile değişiklik yapıldı.

2004: "Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" yürürlüğe girdi. -2004: "Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik" yürürlüğe girdi.

2004: Personel alımlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasına ilişkin "Personel Temininde Eşitlik İlkesine Uygun Hareket Edilmesi" konulu Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.

2004: Doğum izinlerinin artırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girdi.

2004: Cinsiyet eşitliği ve kadın a karşı şiddet konusunda çağdaş düzenlemeler içeren Yeni Türk Ceza Kanunu kabul edildi.

2005: 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni TCK ile, işyerinde cinsel taciz kavramı düzenlendi ve sadece üst yönetici değil çalışanlar arasında da cinsel taciz suçuna yaptırım getirildi.

2006: "Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler" konulu Başbakanlık Genelgesi yayımlandı.

2007: 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan Genel Seçimler ile Parlamentoya giren kadın milletvekili sayısı yüzde 100 artarak kadın vekil oranı yüzde 9'a ulaştı.

İSMMMO: İŞSİZLERİN ÜÇTE BİRİ KADIN

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası'nın (İSMMMO) “Kadınım, İşsizim, Mutsuzum” Raporu’na göre, 10 yılda kadın ların işgücüne katılma oranı 4 puan azalarak yüzde 26’ya gerilerken, işsizlerin üçte birinin kadın olduğu görüldü. Kadınların “ev işleri” nedeniyle iş gücüne katılamadığı belirlendi. Eğitimli ya da eğitim alma şansı bulunmayan birey olarak çalışma hayatına katılmayı başaran kadın lar ise ücret ve diğer haklar konusunda ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Kadın ve erkekler arasındaki ücret farklılıkları yüzde 27’lerde ulaştığı görüldü.

-10 YILDA KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI 4 PUAN DÜŞTÜ-

Rapora göre, 10 yıl önce Türkiye’de 15 ve yukarı yaşta 22 milyon 849 bin kadın bulunuyordu. İstihdam edilen ve işsizlerin toplamı anlamına gelen “kadın işgücü” 1999 yılında 6 milyon 853 bin kişiydi. 2009 yılının Kasım ayı itibarıyla 15 ve yukarı yaştaki kadın sayısı 3 milyon 468 bin kişi artarak, 26 milyon 317 bine ulaştı. Buna karşın 1999 yılında 6 milyon 853 bin olan kadın işgücü sayısı 2 bin kişi azalarak, 2009’da 6 milyon 851 bin kişiye geriledi. 1999 yılında kadın larda yüzde 30 olan işgücüne katılma oranı 4 puan azalarak 2009 sonunda yüzde 26’ya indi.

-KADINLAR EV İŞLERİ NEDENİYLE İŞGÜCÜNE KATILAMIYOR-

Kadınlarda işgücüne dahil olmama nedenlerinin başında “ev işleriyle meşgul olmak” geldi. Bu nedenle çalışma yaşamının dışında kalan ev kadın larının sayısı 2009 yılında 12 milyon 101 bin kişi oldu. Çalışamaz halde olan kadın sayısı 2 milyon 143 bin olurken, eğitim nedeniyle işgücü dışında kalan kadın sayısı 1 milyon 832 bin kişi olarak kayıtlara geçti. İş bulma umudu olmayan kadın sayısı 310 bin olarak saptanırken, 2 milyon 251 bin kadın ın diğer sebeplerle işgücü dışında olduğu belirlendi.

-İŞSİZLER ORDUSUNUN 3’TE BİRİ KADIN-

Kadınların çalışma hayatına aktif katılımını sağlamakta zorlanan Türkiye, kadın ı işsiz bırakmak konusunda pek fazla zorlanmadı. 1999 yılında 387 bin kadın resmi işsiz olarak kayıtlara geçerken, 2009 yılı Kasım ayında bu rakam 592 bin kişi daha artarak 979 bin kişiye ulaştı. Bunun sonucu olarak da, 1999 yılındaki yüzde 6.3’lük kadın işsizlik oranı 2009’da yıllık ortalama yüzde 14.3’e yükseldi. Bir başka ifadeyle 2009 yılının Kasım’ında 3 milyon 471 bin kişilik işsizler ordusunun yaklaşık üçte birini yani yüzde 28.2’sini kadın lar oluşturdu. 10 yılda kadın istihdamı ise yüzde 27.7’den yüzde 22.3’e düştü.

-"15-24" YAŞ GRUBUNDAKİ HER DÖRT GENÇ KADINDAN BİRİ İŞSİZ-

"15-24" yaş arasındaki genç kadın ların işsizlik oranları da bu olumsuz gidişe paralel olarak artış gösterdi. 1999 yılında bu yaş grubundaki işsiz sayısı 300 bin, işsizlik oranı ise yüzde 14.1 iken aradan geçen 10 yılda işsiz genç kadın sayısı 79 bin kişi daha arttı ve 2009’da 379 bine ulaştı. Böylece toplam 979 bin kişilik kadın işsizlerin yüzde 38.7’sini 15-24 yaş grubundaki genç işsizler oluşturdu. 1999 yılında yüzde 14.1 olan kadın larda genç işsizlik oranı ise geçen yıl yüzde 25’i buldu.

-KRİZDE KADINLARIN GELİRLERİ DÜŞTÜ-

2008 yılında etkisini artıran küresel finansal krizin yansımaları 2009 yılında da devam etti. Bir yılda 245 bin kadın işsizler ordusuna katıldı. Kadınların yüzde 18.4’ünün geliri, yüzde 25.4’ünün ise tasarrufları azaldı. Yüzde 25.9’u borçlanırken, yüzde 22.7’si tatil ve eğlence masraflarını kıstı. Yaşanan kriz nedeniyle yüzde 59.5’i daha ucuz ürün tüketmeye yöneldi. Yüzde 1.9’u otomobil, yüzde 0.6’sı ise ev, arsa veya yazlık satmak zorunda kaldı. Çeşitli nedenlerle göç edenlerin oranı yüzde 2.3 olarak belirlendi.

-CİNSİYETLER ARASI ÜCRET ADALETSİZLİĞİ-

Kadını çalışma hayatına katma konusunda bir türlü yeterli girişimi gösteremeyen Türkiye, cinsiyetler arası ücret eşitsizliğinde ise oldukça başarılı oldu. Bu konuda en yeni resmi veri 2006 yılı tarihini taşısa da sonuçlar eğitim durumu ne olursa olsun kadın ve erkeklerdeki ücret farklılıklarının bir türlü kapanmadığını ortaya koydu. İlkokul ve altı mezunu kadın larda 2006 itibarıyla aylık ortalama brüt ücret 650 TL iken erkeklerde bu rakam 784 TL oldu. Meslek lisesi mezunu bir kadın aylık ortalama 944 TL brüt maaşa çalışırken erkekler bin 298 TL aldı. Yüksek okul mezunu bir kadın bin 837 TL ortalama brüt ücret alırken, erkekler 2 bin 231 TL’ye mesai yaptı. Cinsiyetler arası ücret farklılığı eğitim durumuna göre yüzde 7 ile yüzde 18.7 arasında kadın lar aleyhine farklılık gösterdi.

-KADIN VE EĞİTİM-

2009 yılı sonu itibarıyla okuma yazma bilmeyen kadın sayısı 3 milyon 730 bin 553 olurken, okuryazar olup da bir okul bitirmeyen kadın sayısı ise 6 milyon 917 bin 210 kişi olduğu belirlendi. Türk kadın ının 9 milyon 425 bin 275’i ilkokul, 3 milyon 463 bin 295’i ilköğretim, 989 bin 470’i ortaokul veya dengi okul, 4 milyon 339 bin 681’i lise veya dengi okul bitirdi. 1 milyon 775 bin 309 kadın yüksek okul veya fakülte mezunu olurken, 113 bin 417 kadın yüksek lisans, 26 bin 516’sı doktora yaptı. Resmi verilerde eğitim konusunda hiçbir bilgi bulunmayan kadın sayısı ise 1 milyon 656 bin 60 kişi olarak yer alıyor.

-İLKÖĞRETİMDE OKULLAŞMA ARTIYOR, ORTAÖĞRETİM BEKLEMEDE-

İlköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı Türkiye genelinde yüzde 95.97 olarak gerçekleşirken, ortaöğretimde bu rakam yüzde 56.30’a geriliyor. Türkiye’nin 34 kenti ilköğretimde ülke ortalamasının altında kalırken, ortaöğretimde bu rakam 32’ye iniyor. Kız çocuklarının ilköğretimde okullaşma oranının en düşük olduğu ilk beş il Bitlis, Van, Hakkari, Muş, Şanlıurfa oldu. İlköğretimde okullaşma oranının en yüksek olduğu ilk beş ilin ise İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Aydın olduğu görüldü.

-KADIN PARLAMENTER SIRASINDA TÜRKİYE 109’UNCU-

Türkiye, kadın lara seçme ve seçilme hakkı veren ülkeler arasında ilk sırada yer almasa da dünyadaki sayılı ülkeler arasında yer aldı. Ancak, 1935 yılında ilk kez parlamentosuna 18 milletvekili gönderen Türkiye ise aradan geçen 75 yılda kadın milletvekili sayısını ancak 50’ye çıkartabildi. 2007 seçimlerindeki bu gelişme TBMM’deki kadın milletvekili oranını yüzde 9.1’e yükseltirken, Türkiye’yi de 187 ülke arasında sadece 109’uncu yaptı.

-TÜRKİYE’DE KADIN BAKAN SAYISI İKİYİ AŞAMADI-

1980 yılındaki darbeden sonra geçen 30 yılda kurulan hükümetlerde bakanlık sayısı 36’ya kadar yükseldi. 2001 seçimlerinden sonra bazı bakanlıklar birleştirilerek bu sayı 20’li rakamlara indi. 1990 yılındaki kabinede bir kadın bakan yer alırken sonraki yıllarda kurulan hükümetlerdeki kadın bakan sayısı hiçbir zaman ikiyi aşmadı.

-ŞİDDETLE TANIŞMAYAN KADIN YOK GİBİ-

Fiziksel ve cinsel şiddet yaşamın herhangi bir yerinde kadın ın karşısına çıkabiliyor. Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na katılan kadın ların verdiği yanıtlar da bu durumu doğruluyor. 2008 yılında 15-24 yaş grubu arasındaki genç kızların yüzde 35.3’ü yaşamının herhangi bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kaldığını belirtirken, 45-49 yaş grubundaki kadın larda bu oran yüzde 47.9’u buluyor.
Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi yüzde 57.1’lik oranla kadın a yönelik şiddetin en yoğun olarak yaşandığı bölge olurken, Batı Marmara yüzde 26.2 ile bu şiddetin en az uygulandığı bölge oluyor. Kadınlara yönelik fiziksel veya cinsel şiddet konusunda Türkiye ortalaması ise yüzde 41.9 olduğu belirlendi.

-KADININ ÇALIŞMA YAŞAMINA KATILIMI ÖZENDİRİLMELİ-

İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, verilere ilişkin değerlendirmesinde, kadın ın bir toplumun hem sosyal hem ekonomik kalkınmadaki rolünün önemine değindi. Yahya, kız çocuk eğitiminin ve kadın ın çalışma yaşamına katılımının özendirilmesi gerektiğini ifade etti. Eğitimde yürütülen kampanyalarla ilköğretimde kız çocuklarının okullaşma oranının Türkiye genelinde yüzde 95.97 olarak gerçekleştiğini, ortaöğretimde bu rakamın yüzde 56.30’lara takılı kaldığını ifade eden Arıkan, eğitimin Türkiye'nin çağdaşlaşmasının, kalkınmasının, demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu kaydetti.

TTB: 8 MART YÜZÜNCÜ YILINDA RESMİ TATİL OLSUN

Türk Tabipleri Birliği(TTB) ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu(DİSK) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün resmi tatil olması için yasa önerisi hazırladı.

TÜRK EĞİTİM SEN: "KADINLARIN YÜZDE 53’Ü SİYATE YER ALMAK İSTİYOR"

Türk Eğitim Sen, 2009’da yapılan bir araştırmayla, kadın ların yüzde 53.2’sinin siyasi partilerin ya da sivil toplum kuruluşlarının yönetim organlarında yer almak istediklerinin belirlendiğini açıkladı.

Türk Eğitim Sen, 2009’da yapılan bir araştırmayla, kadın ların yüzde 53.2’sinin siyasi partilerin ya da sivil toplum kuruluşlarının yönetim organlarında yer almak istediklerinin belirlendiğini açıkladı.
Türk Eğitim-Sen'den yapılan açıklamada, bin 215 kadın eğitim çalışanıyla düzenlenen ankette, kadın eğitimcilerin yüzde 53.2’sinin siyasi partilerin ya da sivil toplum kuruluşlarının yönetim organlarında yer almak istediğini ifade ettiklerini belirtti. Kadınların yüzde 46.8’sinin ise siyasi partilerin ya da sivil toplum örgütlerinin yönetim organlarında yer almak istemediğini söylediğini kaydetti.

DSP LİDERİ TÜRKER: “EŞİT TEMSİL HAKKI KADINLARIMIZA 8 MART HEDİYESİ OLSUN”

DSP Genel Başkanı Masum Türker, kadın ların siyasette daha yüksek oranda yer almasının demokrasiyi güçlendireceğini belirterek, DSP’nin kadın ların siyasette erkeklerle eşit oranda temsil edilmesini sağlamak için hazırladığı yasa teklifine destek verilmesini istedi.

KADINLAR İÇİN “8 MART” BİR ANLAM İFADE ETMİYOR

Ankara Genç İşadamları Derneği’nin yaptığı “Kadının Sesi” araştırmasına göre, kadın lar için 8 Mart Dünya Kadınlar günü bir anlam ifade etmezken, kadın ların büyük çoğunluğu her alanda tam temsil edilmediğini düşünüyor.

ANGİAD’ın yaptığı araştırmaya göre, ankete katılan bin 292 kadın ın yüzde 85.4’ü yaşamın her alanında tam temsil edilmediğine inanıyor. Kadınların her alanda daha çok temsil edilmesi için ankete katılanların yüzde 37.7’si eğitim oranlarının yükseltilmesi, kadın ların karar merkezlerinde daha çok temsil edilmesi, siyasette daha etkin olması ve kadın haklarının almak için çok daha sıkı örgütlenmesi gerektiğini kaydetti.

CUMHURBAŞKANI GÜL: “KADIN HAKLARI YASALARDA KALIYOR”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kadın hakları konusunda Türkiye’de yasal bazda çok ciddi adımlar atıldığını ancak ne yazık ki yasalarla sağlanan ilerlemelerin hayata geçirilmesinin aynı hızda olmadığına dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Dünya Kadınlar Günü” nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında, demokrasinin gelişmesi ve insan hakları standartlarının yükselmesiyle birlikte kadın hakları mücadele sinde de ciddi mesafeler kat edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Ülkemizde de Osmanlı'nın son dönemindeki modernleşme hamleleriyle başlayan kadın hareketleri Cumhuriyet'le önemli bir ivme kazanmış, Medeni Kanun'un kabulü ve 1934 yılında seçme seçilme hakkının dünyadaki birçok ülkeden önce tanınmasıyla kadın larımız eşit statüye kavuşmuştur. Bu süreçte birçok kadın ımız çabalarıyla ve başarılarıyla öncü ve örnek olmuşlardır” dedi.
Bugün de sivil toplum örgütlerinin ve kadın ların girişimlerini memnuniyetle izlediğini, kadın hakları konusunda atılacak adımlara büyük önem verdiğini belirten Gül, kadın hareketlerinin, kadın ların örgütlü hak arayışlarının önemli kazanımlar getirdiğine dikkat çekti. Türkiye’de yasal bazda da çok ciddi adımlar atıldığını ancak ne yazık ki yasalarla sağlanan ilerlemelerin hayata geçirilmesinin aynı hızda olmadığını kaydeden Gül, şunları dedi:
“Artık bir zihniyet değişimine ve yasalarla elde edilen hakların hayata geçirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu zihniyet kırılması da, sadece kadın larımızın mücadele siyle değil, topyekûn bir eğitim hamlesi ve tüm bireylerin katkılarıyla yaşanacaktır. Kadınlarımıza yönelik cinsiyet ayrımcılığı, aile içi şiddet, eğitim hakkının ihlal edilmesi gibi olumsuzluklar Türkiye gibi modern ve çağdaş bir ülkede kabul edilmesi mümkün değildir. Bunlar yalnız kadın ların değil hepimizin toplumsal sorunudur. Elbirliğiyle bu sorunların tamamen ortadan kaldırılması için var gücümüzle çalışıyoruz. Kadınlarımızın dinamizminden ve üretici güçlerinden daha çok yararlanmamız gerekiyor. Parlamentodaki temsil oranları ve yönetim kademelerindeki sayıları arzu edilen oranın altındadır. Bu konularda pozitif ayrımcılık gibi çözüm önlemleri üzerinde durulmalıdır. Kadınlarımızın mücadele leri ve bu girişimlere verilen toplumsal destek bizleri gelecek adına ümitlendirmektedir.”
Kadınlar iş hayatındaki başarıları kadar yetiştirdikleri nesillerle de ülkenin geleceğinin şekillenmesine herkesten daha çok katkıda bulunduklarını vurgulayan Gül, kız çocuklarından her yaştaki kadın lara karşı ayrımcılık, dışlama, şiddet ve tüm hak ihlalleri karşısında, Türkiye’de güçlü bir kamuoyu oluştuğunu belirtti. Sivil toplum kuruluşları, basın ve yayın organlarının da, kadın hakları konusunda katkılarını sürdüreceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, “Kadınlarımıza, hak mücadele lerinde, Devletin de bütün kurumlarıyla yanlarında olduklarını bir kez daha vurgulamakta yarar görüyorum. Başta kadın kuruluşları olmak üzere Türkiye'de kadın hakları konusunda çalışan ve katkıda bulunanlara takdir ve teşekkürlerimi ifade etmek isterim. 8 Mart Dünya Kadınlar gününün daha adil ve cinsiyet ayrımcılığının sona erdiği bir dünya için vesile olması dileğiyle, Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum” dedi.

İŞÇİ SENDİKALARI 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ'NÜ KUTLADI

İşçi sendikaları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, kadın hakları konusunda yasalar önünde sağlanan eşitliğin, topluma yansımadıkça yeterli olamayacağını savundular.
TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu,8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir bildiri yayınladı.
Türkiye'de kadın ların yıllardır atılan adımlara rağmen hala, yaşam koşullarından eğitime, istihdamdan sosyal güvenlik ve sağlık haklarına, analığın korunmasından ücret düzeyine kadar bir çok sorunla iç içe yaşadığı kaydedilen bildiride, işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarından en çok kadın ların etkilendiği ifade edilerek, ekonomik krizlerin aile hayatına yansıyan etkilerinin de en çok kadın ları mağdur ettiği belirtildi. Kadınların ve erkeklerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmelerinin, ekonomik ve sosyal politikalara bağlı olduğu kaydedilen bildiride şöyle denildi:
“Kadınlar siyasette ve karar verme mekanizmalarında yer almalı, kadın ları ilgilendiren yasal düzenleme çalışmalarında kadın temsiline önem verilmelidir. 'Eşit işe eşit ücret' politikası benimsenmeli, insan onuruna yakışır iş kavramı, çalışma ilişkilerinin vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilmelidir. Kadına yönelik şiddet, cinsel taciz, töre cinayetleri ile kadın ı **** olarak gören tüm anlayışlar tavizsiz mahkum edilmelidir. Çocuk, yaşlı ve engelli bakımı devlet tarafından yaygın olarak açılacak merkezlerde sağlanmalı ve bu konularda yerel yönetimlere sorumluluk verilmelidir. Babalara da doğum izni verilmeli ve ebeveyn izni yasal bir hak olarak kabul edilmelidir. İş yerinde emzirme odası açma zorunluluğunun 100, kreş açma zorunluluğunun ise 150 ve daha fazla kadın işçi çalıştırma koşuluna bağlanmış olması çalışma isteğinde olan kadın ların önünde büyük engel oluşturmaktadır. Bu olumsuzluk giderilmelidir.”
Türk-İş Yönetim Kurulu, TEKEL işçilerinin eyleminin dünyada duyulması ve örnek hale gelmesinde en büyük etkenin, büyük kararlılık içinde erkeklerle omuz omuza mücadele veren TEKEL kadın işçileri olduğunu da vurguladı.

-YASALARDAKİ EŞİTLİK YETMEZ-

Tes-İş Sendikası Yönetim Kurulu da yaptığı açıklamada, Türkiye'de kadın ların yaşadığı sorunların temel nedenini, toplumda hala var olan ayrımcı bakış açısının oluşturduğu vurgulanarak, “Yasalar karşısında kadın ve erkeğin eşit olması elbette önemlidir. Bu eşitlik, kadın sorunlarının hukuki platformdaki çözümünü elbette beraberinde getirecektir ama yasalar karşısındaki eşitlik, toplumsal yapıda var olan 'eşit değiliz' kodlamasını değiştirmek için maalesef yeterli olamamaktadır. Bu nedenledir ki kadın ların gerek evde gerekse çalışma hayatında yaşadığı sorunlar istenildiği kadar aşılamamıştır. Günümüzde töre cinayetleri, kadın a yönelik şiddet ve cinsel taciz devam edebilmektedir. 'Eşit işe eşit ücret' yaklaşımı ihlal edilebilmekte, kadın ı **** olarak gören anlayışlar hala geçerliliğini korumakta, yaşanan ekonomik krizin aile hayatına yansıyan yıkıcı etkileri en çok kadın ı mağdur etmekte, işsizleştirme ilk önce kadın çalışanı etkilemektedir” denildi.

TBMM BAŞKANI ŞAHİN “8 MART”I KUTLADI

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Mesajında, “Hayatı kadın ı erkeği birlikte yaşıyoruz” diyen Şahin, 8 Mart'ın, toplumsal hayatta vazgeçilmez bir yere sahip olan kadın ların haklarını kazanma mücadele leri bakımından önemli bir gün olduğunu ifade etti. Uluslararası alanda kutlanan bugünün, Türkiye'de de kadın hakları alanında yaşanan sorunların gündeme gelmesine ve eksiklikler konusunda çözüm önerileri geliştirilmesine imkan sağladığını belirten Şahin, Türkiye'nin, Atatürk'ün önderliğinde Cumhuriyetin kuruluş yıllarında atılan adımlarla birçok Avrupa ülkesinden önce kadın lara siyasi haklarını veren bir ülke olduğuna dikkat çekti. Böylece Kurtuluş Savaşı yıllarında destansı kahramanlıklar gösteren kadın ların, Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte siyaset, sanat, kültür gibi alanlarda toplumsal hayata katılarak önemli başarılar gösterdiklerini belirten Şahin şunları kaydetti:
“Ülkemizin Cumhuriyet yıllarındaki bu öncü misyonu, yıllar içerisinde gerilemiş ve kadın milletvekillerimizin oranı 1934'ten sonra 2007 yılına kadar 4.6 oranını aşamamıştır. Bu oran ilk kez içinde bulunduğumuz TBMM'nin 23. döneminde aşılarak yüzde 9.1'e ulaşmıştır. Yeterli görmediğimiz bu oranın daha fazla yükselmesini ve kadın larımızın siyaset başta olmak üzere tüm demokratik temsil süreçlerinde etkin bir şekilde yer almalarını arzu ediyoruz. Milli iradenin temsil makamı olan TBMM, kadın hakları konusunda da büyük bir duyarlılık ve sorumlulukla, kadın larımızın daha çağdaş yaşam koşularına ulaşması için gayret göstermektedir. Kadınlarımızın demokrasimizin, ekonomimizin ve parlamenter siyasal kültürümüzün gelişmesine önemli katkılar sunacağı inancındayım. Kadın haklarının geliştirilmesi, şiddetten cinsel istismara, töre ve namus cinayetlerinden kadın erkek eşitsizliğine kadar birçok alanda yaşanan sorunların çözümü konusunda herkesin ortak bir anlayışla çalışması gerekmektedir. Kadın mücadele sinin bu anlamlı gününün, tüm dünyada insan hak ve özgürlükleriyle, adalet anlayışıyla bağdaşmayan kadın lara yönelik her türlü ayrımcılığın ve istismarın sona ermesine katkı sağlamasını diliyorum. Bu duygularla sevgi ve şefkat sembolü tüm kadın larımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, daha huzurlu ve başarılı bir hayat diliyorum.”
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'


[Resim: image.php?type=sigpic&userid=470&dateline=1289541562]
Member
100 yıllık mücadelenin tarihi
Ellerinize sağlık bu güzel paylaşımınız için çok teşekkürler.
CAN ERZİNCANLI

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.