1-9 MART ORUCU (Alevilerin Terk ettiği)
Seyfi Muxundi
1-9 mart “Hesawêy Rêçberan” ( Çiftçi takvimine göre ) diğer bir anlam ile “Hesawêy Berê” (eski hesap) içine katılırsa 13 günlük bir fark göz önüne alındığı zaman 13-22 Mart miladi takvime denk gelmektedir. Bu oruca bir iki kişinin dışında herkes “Roc iya Nehey Mardê” “9 Mart Orucu” olarak adlandırdı. Bir iki kişi de Rociya Berv Sersal yani yeni yıl karşılama orucu.
Orucun en yaygın olduğu toplum Dersimce (Zazaca-Dımıli-Kurmanc) toplumunda olması dikkatimi çeken bir özellikti. Kırmanci (Here-Were ) konuşan toplum arasında daha az bilinmektedir.
1-9 Mart arasında Alevilerce tutulan oruç bugün yaşları 50’nin üstünde olan hemen herkes bilir. Bugün gerek resmi ideoloji gerek Aleviliği İslamlığın merkezine çekmeye çalışan ve sunilikle dirsek temasına geçenler bu orucu gelecek kuşaklara taşımaya engel olmakta, Bu misyonerler konuyu sürece bırakıp unutturmaya çalışmaktadırlar. Alevi inancında kutsallık sıralaması yaptığımızda Ramazan kutsallık sıralamasına bile girmez. Alevi-Kızılbaşlarda en kutsal olan Hızır orucu ve anması Aşure ayı, Kale Gağand 1-9 Mar(Rociya Berv Sersal), Kurban Bayramı..Alevilere sorsanız “Hızır veya Ramazan orucu, hangisi daha kutsal?” Doğal olarak “Hızır orucu” cevabını alırsınız. Hatta birçok yaşlı “Ramazanın Muaviye icadı” olduğunu söylerken bazları da, “Ramazan ayı içerisinde Hızır’a denk geldiği ay içerisinde eytiler oruçta lokma dağıtırken elleri yeşil renge bürünmüş. Bunu gören yezitler hangi gün olduğunu bilmedikleri için o ayın içindeki o üç günü bulmak için otuz gün tutmuşlar.” Bir başka anlatımda ise “Sê=Üç sayısını Si=Otuz olarak anladıklarından tutar.” Diye söylerler. Bunlar efsanede olsa halk arasında alan araştırmalarında rastladığımız söylemlerdi. Ancak konumuz açısında önem arz eden ise:
Alevilerin bayramlarla ilgili yaşam örneklerine bakıldığında çok acıklı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Aleviler Ramazan orucu tutmadıkları halde Ramazan Bayramını Sunilerden farksız bir şekilde kutlamaktadırlar. Hatta Bayram namazına gidip Orada Suni imamın “Sadece Bayram namazına gelmekle Müslüman olunmaz.” Laflarını sinelerine çeke çeke dinlerler. Ardında evleri bir bir gezip bayram kutlarlar. “Ne var bunda kötü olan.” Diyeceksiniz. Oysa çok değil bundan 30–40 yıl önce Kışın üç gün Xızır Orucu tutulduktan sonra ibadet (Cem) yapılır. Ardında ev ev gezilip kurban lokması ya da Qaut yemeği yenir ve niyaz olunurdu. (Kutlama yapmak) Bu uygulamanın aynısı Kale Gaxand ve 1-9 Mart orucundan sonrada yapılırdı. Bu inanç geleneğini bugün sürdürüyor muyuz? Hayır. Ramazan da ev ev gezen bizler kendi inancımızın bayramında kafamızı kuma gömüyoruz. Özellikle üstüne basa basa söylüyorum. Arap Misyonerleri veya Türkçülük misyoneri dedeler (Fötrlü Dedeler) elinde geldiğince bunu unutturmaya çalışıyorlar. Aleviliği Sunileştirmenin yoluna gidiyorlar. Bu yazıyı okuyan bir çok genç dönsün yaşlılarına sorsun (Dersim Erzincan, Sivas Muş, Hınıs, Bingöl, Karakoçan Alevileri ) yoksa E-maile beni yalanlasınlar. Varsa ki vardır. Hesap sorsunlar “Niye anlatmıyorsunuz? Neden yaşatmıyorsunuz diye sorgulasınlar. Halk bunu bilerek veya bilmeyerek bu inancı tarihe gömmeye çalışıyor. Çünkü gerek Arap dünyasında olsun gerek Türk dünyasında olsun böyle bir oruca rastlamıyoruz. Bu oruç tamamen Anadolu’nun Alevi Kızılbaşların yaşadığı coğrafyada tutulmaktadır. Bunun devamlılığı Alevi farkını ortaya koyar bu da işlerine gelmemektedir. Ramazan ve Kurban Bayramı ile farklılığınız olmaz. Aşure ise evrenseldir. Çevrenizde görüyorsunuz bir çok suni kuruluş ve şahıslarda sürdürmektedirler. Bir Newroz orucu olarak adlandırılan bu oruca Suni islamın bakışı ise, “Nevruz’da oruç tutmak mekruhtur. (Sorularla İslamiyet sitesi23-Ekim-2006) (sorularla islamiyet.com) Bu sadece bu siteye ait değil “İslam dışı Oruçları tutmak dinden Uzaklaşmaktır.” Düşüncesi bütün İslam aleminde var. Mekruh(pis) görmek aynı zamanda Aleviliği de Mekruh görmeleri yabancı olmadığımız bir hakarettir. Acaba Alevilerin terkinde bunun etkisi var mı? O da bir ayrı araştırma gereğidir.
Peki nedir 1-9 Mart orucu?
Bu oruç bir nevi Baharı karşılama orucu ve Bayramıdır. Baharla birlikte Sıcaklığın artması ile karşılama yapılır. Alevi inancın temelinde ışık Kültü vardır. Nur=ışık=Oli=Za=Şa=Ro=Eli=Har.. tanrı yani Zat anlamındadır. Işığın yeryüzündeki temsilcisi ateştir. Yani ısıdır. İnsandaki yansıması ise aşktır. Renksel sembolü kırmızıdır. Sıvısal sembolü kandır. Kan=dem; dem=sohbet; sohbet=dostluk, sıcaklık, muhabbet… sonuç olarak bizi bir hara götürür. Cemrelerinde bu süreç içinde düşmesi önemdir. “Birinci Cemre havaya (19-20 Şubat), İkinci Cemre suya (26-27 Şubat) ve Üçüncü Cemre de (5-6 Mart) toprağa düşer. Her cemrenin düşüşüyle hava sıcaklığı artar, cemrelerin arasında ise sıcaklık küçük bir düşüş görülür (Ana Britannica, 1986).” Cemre ışık ateş anlamını pekiştirmektedir. “Cemre, kelime karşılığı olarak kor halindeki ateş anlamına gelmektedir. (M. Larousse, 1966).” Bazı eserlerde belirtildiği üzere cemre üç yıldızdan ibarettir. Bunlar sıra ile tarf, hen'a ve cephe yönündedir. Bunlara cemre denilmesinin sebebi parlak ve bir çeşit kırmızılığa meyilli olmalarıdır.
Dersim dilinde(Zaza, Kırmancı, So-bê) 9=New; Kırdaşi, Kurmanci, (Here were) de 9= neh olarak adlandırılır. 9 sayısının buradaki kutsallığı ise yeni yılın bu orucun bitiminde başlamıştır. Yeni yıl Newroz= New-roz olarak adlandırırken, New=yeni olmasının yanında dokuz anlamına da gelmesi bir önemdir. Roz=gün, güneş anlamı herkesçe bilinen bir gerçek. Konumuz açısında önemi var.
Kimi çevreler bunun Ali’nin doğum günü olarak adlandırsalar da Bu Alevi inancı açısında bir önem taşımaz çünkü gerçek Alevi inancında “Ali ne doğmuş ne de doğurmuştur.” Bu bakış açısıyla baktığımızda Ali’ye bir de doğum günü biçmek Alevi inancını temelde değiştirmek olur. Bundan başka söylenen ikinci bir söylem ise “Ali’nin tahta çıktığı gün” olarak adlandırılmasıdır. “Osman 17-6-656 tarihinde öldürülür… Ali Halifeliğini24-6-656 tarihinde ilan eder.. (A. Baki Gölpınarlı- HZ. Ali S.73)” Tarihi göz önüne alacak olursak bu sadece bir kamufledir. Gerçek olan Alevilerin binlerce yıllık bir inancı olmasıdır.
Cem=toplanma=birikme=yığılma, artma.. anlamına gelirken re=ro, ışık, sıcaklık,.. anlamı ile cemre=sıcak artımı anlamı ile gün dönümünü yani toprağın ısınmasını ifade etmektedir. Kürtlerde (Alevi Kürtlerde) cemre=sel olarak adlandırılır. Sel=ekmek sacı anlamındadır. Sacın sıcaklık biriktirmesi ile toprağın sıcaklık artımı arasındaki ilişkiyi sanırım açıklamaya gerek kalmamıştır.
“Eskiler seneyi Kasım (kış) ve Hızır (yaz) olmak üzere yılı ikiye ayırmışlardı. Kasım 180, Hızır 186 gündü. Kasım günleri 8 Kasım' da başlar. Kasımın 105’inde (19-20 Şubat) birinci cemre havaya; 112’sinde (26-27 Şubat) ikinci cemre suya; 119’unda (5-6 Mart, Şubatın 29 çektiği dört senede bir 5 Mars’ta) üçüncü cemre toprağa düşer. (Mikdat KADIOĞLU, 2001 Güncel Yayıncılık.,)
Bu kavramı destekleyen bir başka inanç ise Bahailik’tir. “Bahâilikte Oruç: 2-21Mart’a tekabül eder. 19 gün tutulur. Her hangi bir şeyi yemek içmek ve kötü fiiller den uzak durmadır. 21 mart oruç bayramı ve yeni yılın ilk günüdür. (Ethem Ruhi Fığlalı, Bâbilik veBahâilik, s. 69
ORUÇ GELENEĞİ
Oruç ile ilgili genel anlatım şudur. Oruç 1-9 mart süresince normal Hızır orucu gibi tutulur. Yemek Akşamdan akşama yenir. Yani oruç açımı gün akşamından ertesi güne kadar yapılır. Oruç Bitiminin ertesi gün Babko veya Zırfet yemeği yapılır. Kimi de Kurban keser. Tıpkı Xızır’da olduğu gibi hep beraber ev ev dolaşılıp yemekler yenirdi.
“Gerek oruç öncesi gerek oruç içinde ve sonraları Kuşburnu(Şilan) çubuklarından çember yapılı. Çocukların bu çemberin içinde üç kere geçmeleri sağlanırdı. Şilan seçmelerinin nedeni ise dikenli olması nedeni ile yılan gibi zararlı hayvanların altında barınmamaları idi. Bu her türlü kötülükten arınma ve yeni yaşama tertemiz olarak girme dileği ile bu ağaç seşilip yapılırdı.Bu uygulamaya “hefdemal”denirdi. (İmam Yüksel (53) Varto-İskender, Yerleşim K. Ereğli- Süleyman Bingöl(Bakıl)(59) Varto-Xoşan, Yerleşim : K. Ereğli)
“Rociy 9 marde” (9 Mart orucu) eskiden çok önemliydi. Bu ay içinde “hefdemala mezın” ve “Hefdemala qıcık” yapılırdı. Küçüğü 7 Mart’ta büyüğü 17 Mart’ta yapılırdı. 17 Mart’ta yapıldığı için bu adı almıştı. Her ne kadar bugün tarihleri değişse de bir nevi cemre idi. Bu ay içinde Kuçburnu(Şilan) dalını ortasında yararlar iki ucu bağlanır. Daire haline getirildikten sonra etrafına sarı kırmızı yeşil ipler bağlanır. Kimi zaman bu renk 7 ye çıkarılırdı. Daha sonra üç defa inde geçilirdi. Her türlü kötülüklerde arınılacağına inanılırdı. Pirler bu oruç süresi içinde ipe bakar “Devê gur gıredayin” “Kurdun ağzını bağlarlardı.” Böylece kurtların sürüye saldırmayacaklarına inanılırdı. Hiç unutmam bizim pir. Bir keresinde ipe baktı. “Hepsini bağladım bir tanesi kaldı.” Dedi. Gerçekten o yıl kurt sadece bir koyunumuzu yemişti. Bir de kurt ağzı bağlatmanın sebebi 1000 koyun geçen evlerde tekke nalanıp dağa bırakılırdı. Tekke keçinin tekeye gelme mevsiminde çiftleşme kokusunda çıkıp gelir sürüye katılırdı. Eğer tekke gelmezse sürü sahibi kendi kazancına haramlık girdiğine inanır 100 tanesini kurban yada dağıtırdı. Bundan başka 9 martta çeşmeden su getirip hanedekilerin üstüne serpmeleri önemli bir gelenekti. Ayrıca baca üstüne taş koyup dilek dilemek bir gelenekti. (Dursun Cömer (81)(Tunceli Pülümür.) Yerleşim Ereğli-Zengen)
Bu gelenek bize Hitit ve Hatti (Xatuni) inançlarındaki Purulli bayramını hatırlatmaktadır."Ülkede büyüme (bolluk) ve gelişme (bereket) olsun. Ve eğer (gerçekten ülkede) büyüme ve gelişme olursa, onlar Purulli festivalini kutlar. " Efsane bu sözlerden sonra dev yılan İlluianka/İlluyanka ile Fırtına tanrısının savaşı ile başlar ve Fırtına tanrısı yenilir. (Hitit çağınad Anadolu Sedat Alp)
Bir başka kaynak: “Hititlerin en büyük dinsel bayramları çoğu zaman üçgün, Purulliya Bayramı ise (hükümdarın Zippalanda, Nerik, Arinna ve başka kült yerlerinin ziyaret etmesini de gerektirdiğinden) önceleri neredeyse bir ay sürerdi. Belki de Hattice bir sözcük olan "Purulli", "toprak" anlamına geliyordu; doğarım yeniden doğuşunun bayramıydi,(Hititler-- Birigt Brandau- Hartmut Schickert s.73)
Uluyanka Miti: Bu, Purutti Şenliği metnidir. (...) "Ülke müreffeh olsun ve gelişsin, ve ülke korunsun," dedikleri zaman ve ülke müreffeh olup geliştiğinde Purulli Şenliği yaptılar. Fırtııu^pnnsı'yla ölümcül bir savaşa tutuşmak için yerin alandan sürünerek çıkan yılan Uluyanka (ismi yılan anlamına geliyor) mitinin • önceki iki versiyonu böyle başlar. Mit, Fırtına Tanrısı'nın zaferi ve Uluyanka' nın ölümüyle biten çarpışmayı anlatır. (Trover Bryce Hitit Dünyasında Yaşam ve Toplum s233)
Hititler zamanındaki bu bahar bayramının kötülük sembolüne karşı duruşu ile İlluianka/İlluyanka Şilan çubukları ile adeta vaftiz edilmesi daha doğrusu korunmaya alınması özelliğini hatırlatır. Geleneğin Anadolu kökenliliğini de ispat etmektedir.
Oruç bitimindeki bir başka gelenek ise: “Orucun başlaması ile dam üzerindeki bacanın etrafına taşlar dizilirdi. Her taş ya ev içindeki aile bireylerinin niyetleri için konur; ya da evdeki hayvanlara yada ürünlere atfedilerek yerleştirilirdi. Oruç bitiminde taşların altına bakılır. Hangi taşın altında böceklenme yoğun ise o kişinin yada ürünün o yıl içinde bereketli olacağına inanılırdı. (Hasan Budaklıoğlu -(68) Hınıs Ağmasi Köyü. Yerleşim: Konya-Ereğli)”
Diğer bir gelenek ise ahır, avlu ve kilerlerde yapılan bir tür tütsülerdir. Buralarda keçi kılını yakıp tütsü oluşturulurdu. Bu tütsünün Evin her tarafında gezdirilerek kötülüklerden ve nazardan korunacağına inanılırdı.
“Mart ayının başlamasında(Mart’ın 13’ü) şubat ayının kovulması yapılırdı. O akşam hayvanlar içerde yemlendikten sonra herkes eline bir şeyler alıp şubat’ı kovma geleneği düzenlerlerdi. Elindeki gereçle hayali olarak sinek kovalar gibi sallar. ‘Subat çû bahar hat’ veya ‘Çille bırev, bahar hat’ (Şubat kaç bahar geldi) denirdi.
Ayrıca gübre yığınına karşıdan karşıya bir tünel açılır. Çocuklar içinde geçirilir. Üstten tekrar alınırdı. Bu üç defa tekrarlanırdı. Martta yapılan bu gelenek. “Kuxıka reş”(boğmaca) ve “xere qotik”(Çile ve hastalık) kovma ve uzak tutma, koruma amacı ile yapılırdı. /Beyzar yıldız Hınıs Demirci(60), Sabiha Elaldı (48) Mazgirt Muxundu)
Gübrenin tünel halinde açılması ve altında geçirilmesi bize Hem Sümerli Gılgameş’i (Gılgameş Mayıs böceği demektir.) hatırlatır. Hem de Mısır firavunlarının piramitlerini hatırlatmaktadır. Çünkü her iki kesimin ilham kaynağı bok böceği (Elma yuvarlayan) olmuştur. Bu böcek gübreyi yuvarlayıp içine larvasını bırakır ve orada canlanır. Bunu tespit eden Sümer ve Mısır kralları reenkarnasyon (yeniden diriliş) bu şekilde oluşacağına inandıklarından mezarlarını piramitlere veya zigurutlarını yandan açtıkları bir tünelle merkeze yerleştirirlerdi.
1-9 Mart orucu Dersim ve Dersim çevresinde tutulan bir Alevi Orucudur.
Doğanın Alevilere ikram ettiği bir gelenektir.
İslam dışı kendine has bir güzelliktir.
Hayatın başlangıcıdır. (Hayalimizde yarattığımız Oli’nin Eli’nin Ali’nin başlangıcıdır.)
Bütün Canlıların doğum günüdür. Tüm canlılar Eli’nin benliğinde var olmuştur.
KAYNAK KİŞİLER:
Hasan Budaklıoğlu (68) Hınıs Ağmasi Köyü. Yerleşim: Konya-Ereğli
İmam Yüksel (53) Varto-İskender, Yerleşim K. Ereğli
Süleyman Bingöl(Bakıl)(59) Varto-Xoşan, Yerleşim : K. Ereğli
Dursun Cömer (81)(Tunceli Pülümür.) Yerleşim Ereğli-
ZengenBeyzar Yıldız. (60) Hınıs Demirci) Yerleşim Konya Ereğli
Seyfettin Elaldı (51) Mazgirt Muhundu Öğretmen. Yerleşim Konya-Ereğli
Sabiha Elaldı (48) Mazgirt Muxundu) Yerleşim Konya-Ereğli
Seyfi Muxundi
1-9 MART ORUCU (Alevilerin Terk ettiği)
Konu Sahibi / Yazar
T U N Ç
Kategori / Forum
Tartışmalar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
5482
1-9 MART ORUCU (Alevilerin Terk ettiği)
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi