You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Âşıkla maşuk...

Âşıkla maşuk...

Posting Freak
Âşıkla maşuk...
ALİ RIZA UĞURLU(HABERCEM YAZARI)


İnsanın bütün boyut ve planlarını aşan ve yaratıcı Kudretle doğrudan ilişkisini sağlayan bir özel yol vardır Bu yol: “GÖNÜL ve AŞK YOLU”dur. Aşığın maşuka (Allah) ulaşma halidir.
[Resim: 2.gif] Bu ilişkinin kanalları, insanda ki ilahi nefhadan geçer.
Bu kanallara hiç kimsenin, hiçbir planın akıl ve bilgisi ulaşamaz, müdahale edemez.
“Gönülde gizli mana yazılıdır, dile gelmez. Bu mana ancak gönülü yol bulana feth olur. Gönül bahrinde yol bulan, ne inci isterse dalıp çıkarır. Gönlü bırakıp surete bakanlar gaflet ipini boyunlarına takmış olurlar.”
Bu bakımdan aşk yolu, insanı yaratıcıya bağlayan ve götüren, bütün boyutları saf dışı bırakan özel ve esrarlı bir yoldur. Bu yol anlatılamaz, kelimelere dökülemez.

Çünkü Ozanın da dediği gibi “Aşk kâğıda dökülmüyor sultanım.”
Bu aşk ve cezbe yolundan haberdar olanlar, birbirlerinin halinden haberdar olsalar bile, bu sırra vakıf olamazlar. Ancak farkına bile varmadan yaşarlar. Bunu başkası anlayamaz, anlatılamaz, başkalarına aktarılamaz. Ve bir başkası da bu sırra vakıf olamaz. Bu sır kişiye mahsus özel bir yoldur. Aşk maharet ister, zahmet ister. Ondanda ötesi gönül ister. Onun içindir ki:

Aşk’ı manada görebilmek?
İnsan-ı kâmile erişebilmek?
Yrtmiş iki millete bir gönül gözüyle bakabilmek?
Elsiz, dilsiz ve belsiz şu âlemde seyran eylemek?
Kendini bir kenara koyarak insanlığa hizmet edebilmek?

Hep incinip, hiç incitmeden yaşamak?
Gördüğünü örtüp, görmediğini söylememek?
Gibi bedeller istemektedir.

“Kapılmışım aşk oduna bir kere
Katlanırım her bir cefaya, cevre
Uğraya uğraya devirden devire
Bütün kâinatı aşarak geldim.”

Der Neyzen Teyfik.
Aşk yolunun herkes tarafından nasiplenmesinin yolu DUA dır. Fakat bu anlamda da dua da apayrı eriş ve oluş gerektirir.
“Her zerrenin gönlünde bir saray var, fakat kapısını açmadıkça kapalı kalır sana.” Der Hz. Mevlana.
Kapıyı açmaya da “vesile” yani aşk gerek. İnsanın Yaratıcı kudretle birleşmesi için öz gerek, cevher gerek. O öz ve cevher de insan-ı kamil de olur.
Çünkü, Tanrı bizi özünden yaratmıştır. “Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun.” Der Muhammet ikbal. (Cavidname,1158) “İNSANIN VAROLUŞ PROBLEMİNİN CEVABI AŞKTIR.”
“Dostum, ben senim, sende bensin. Kendini bırakıp da gitme kendinden, kendini başkası sanıp da sürme kapından. Gölge gibi senden hiç ayrılmayan biri varsa o da benim. Kendi gölgene çekme hançerini.” (Mevlana)
Şah damarından sana daha yakın olan varlığı kendi özünün dışında niçin beyhude arayıp durursun? Hak sende, sen neredesin? Kendinde olanı niçin arayıp durursun.
“Ey Tanrı kitabının örneği insanoğlu! Ey Şahlık güzelliğinin aynası mutlu varlık! Her şey sensin.
Âlemde ne varsa, senden dışarı değil. Sen her ne arasan kendinde ara, çünkü her varlık sende.” (Mevlana)
Aşk, Hallac’a göre, sadece varlığın esası değil, Allah’ın da esasıdır.
Aşk, hayatın sırrı olduğuna göre, onu varlığın ve var edenin esası saymak da kaçınılmaz olmaktadır.
Aşk, yaratıcıdır. Uzağı yakın eder. O gelince bütün eksiklikleri tamam eder. Ona engel yoktur, engel tanımaz. Korkusuzdur o, gerektiğinde bir can değil, bin canı da olsa uğrunda harcar. Riyasızdır, sahte gözyaşlarına kanmaz, kandırılmaz. Aşkın girdiği yerden bütün çirkinlikler çıkar ve çirkinlikler güzelliğe dönüşür.
Leyla’sını bulamayan Mecnun şifasını da bulamaz. Çünkü onun derdinin dermanı Leyla da gizlidir.

“Yarab! Bir aşk ver bana ben beni bilmeyeyim,
Her nereye bakarsam orada seni göreyim.
Çünkü, onun aşkı mecazi olmaktan çıkıp, hakikat olmuştur. Artık Mecnun’un aradığı Leyla değildir O hakikatı aramaktadır. O kendini aramaktadır.
“Büyük alim! Kudrette bir sihir yaptı da cismini küçücük bir suret içinde gizledi. Güneş insan şekliyle yüzünü örttü, insan şeklinde gizlendi. İnsan bir hamur teknesi boyundadır amma, gökten de üstündür. En güzel şekli olan insan şekli, arştan da yücedir, düşünceye sığmaz. Bu paha biçilmez şeyin değerini söylesem bende yanarım, duyanda yanar.”
Evet Hz. Mevlana böyle der. Ve devam eder: “Benim tek bir canım, yüz bin tenim var, ama ne yapayım ki ağzımı bağlamışlar.” Ve: “Binlerce insan gördüm ki ben onlar olmuşum sanki. Onların içinde yalnız kendimi göremedim.”
Evet dinin ruhunu aşk oluşturduğu için, aşktan yoksun gönüllerin icra ettikleri “ibadet ve erkan” bir gösteriden öteye geçemez. Allah’ı aşk içinde aramayanların, sayıya ve mekâna sığan ibadetleri erdirici olamıyor.
Muhammet İkbal, bütün hayatı bir ibadete çeviren yaratıcı ruhun niyazının ne olması gerektiğini şöyle cevap verir: “Benim niyazım iki rekât namaza sığmaz.”
Her türlü kemâla eriş aşktadır. Aşk hayatın aslıdır, özüdür.
Kâinatın yaratılış sebebi aşktır. “Sen olmasaydın bu gökleri yaratmazdım.” Kudsi hadisiyle Tanrı, varlık âlemlerin yegâne yaratılış maksadının aşk ve sevgi olduğunu açıklamaktadır.
Aşkla sevgiliye bağlanan gönül muteberdir. Yüzmek güzeldir ama uzun bir yolculuk için yeterli değildir. İnsan yüzerken yorulabilir, boğulabilir, ama gemiye binen hedefine ulaşır. O gemide İmam Ali’nin gemisi olursa

Ah dost!
Ali’ye yüz tutanlarız biz.
Ali ile yola düşenleriz biz.
Ha dost, hâşâ...
Ok, hançer yarasından korkmayız biz.
Ayağımızın bağlanmasından, başımızın girmesinden,
Korkmayız biz.
Ah Dost!
Ateş gibi gidenleriz,
Cihana nur saçanlarız.
Cehennemi içenleriz biz.
Cahilin dedikodusuna metelik vermeyiz biz.
Ali’yi giyindik, Ali ile yola düştük,
Cihan durdukça Ali ile Ali kalacağız biz.
Aşk ile Ali’nin demine Hûûûû diyeceğiz.
(Hasan Dede)

Büyük şehit Allah velisi Hallac-ı Mansur aşk içinde ibadet yapanlara seslenir “Kıyam zamanını kendin tayin et. Aşk ve sarhoşluk namazının ezanı yoktur.”
Devam eder “Âşıkların namazını niye soruyorsun? Onun rüküu da secdesi gibi mahremdir. Bir “ Allahu Ekber’in alev alev yanışı beş vakit namaza sığmaz.”
Ve sözünü şöyle bağlar “Müslüman eğer âşık değilse kafirdir.” Der.
Sufilere göre “İnsan benliğini saran, bencillik, kötülük, çirkinlik ve yokluk gömleğini yırtan tek kudret aşktır. Nefs gömlekleri ilahi aşk ile yırtılan kimselerdir ki her türlü ihtiras ayıplarından temizlenirler.” (Kenan Rifai,Şerhi mesnevi,11)
İmam Rabbani de “İşin esası sevmek ve bağlanmaktır.” Der.
Evet, sufiler: “Gayelerin gayesi, makamların en yücesi, derecelerin en üstünü aşktır.” Demişlerdir.
Çünkü aşk sevginin sonsuzluğunu yaşamaktır. Bir manadır. Ve o manada da birleşmek gerekmektedir. İşte o mana aşktır. Aşkta birliktir. Allah’a ulaşmak, Allah’a erişmek, Allah’a yücelmek, Allah ile buluşmaktır. Çünkü Aşkı veren de Allah’dır. Allah da sevilen ve tapılandır.
Hz. Peygamberimizin de buyurduğu gibi: “İnsanın insanı sevmesi şarttır. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız.”
Yüce kitabımız Kur’an da buyurur ki: “Müminler Allah’ı sevme bakımından çok şiddetli, çok taşkındırlar.” Ayetine bianen şunu söyleyebiliriz: “Muhabbetin şiddetlisi aşktır.”
“İşitin et yarenler aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan kişi misalı taşa benzer.” (Yunus)

Zulmü, nefreti, kini, kibri, savaşları ve bütün olumsuzlukları aşktan uzak oluşumuza bağlar Pirimiz Ahmet Yesevi.
“Bizden, divaneler ibadetinden başka ibadet isteme.”
Ve: “Şulesine mumun bile güldüğü ateşe ateş demezler. Ateş, pervaneyi yakıp kül eden ateşe derler.” (Hafız, Divan,59)
Evet o aşk ki Hallac-ı parçalattıran, Nesimi’nin derisini yüzdüren ve Kerbala faciasını yaratan, Pir Sultan’ı astıran, Fazlı’yı hançerlettiren hep odur.
Onun içindir ki bu yüce insanlara bu zulümler aşk oldu ve uğrunda canlar verildi. Bu dramlarda aşkın aşkını arttırdı.
Fuzili: “Gökten yağmur yerine bela yağmasını ve başını bu belaların altına tutmayı ister.” Evet aşık, aşkını haykırmak zorundadır. Bazen bela, bazen zulüm olsa bile.
Tanrı, kendi suretinde yarattığı bu aşk inanlarına niçin bu kadar elem ve keder verdi? Tek cevap: “İnsanlığa sembol olsunlar” diye.

İşitin ey yarenler kıymetli nesnedir aşk
Değmelere bitmez, hürmetli nesnedir aşk.
Hem cefadır, hem safa Hamza’yı attı Kaf’a
Aşk iledir Mustafa, devletli nesnedir aşk.
Dağa düşer kül eyler, gönüllere yol eyler.
Sultanları kul eyler, cür’etli nesnedir aşk.
Kime kim aşk vurdu ok, gussa ile kaygı yok
Feryat ile ahı çok, fırkatlı nesnedir aşk.
Denizler kaynatır, mevce gelir oynatır
Kayaları söyletir, kuvvetli nesnedir aşk.
Akılları şaşırır, deryalara düşürür
Nice ciğer pişirir, key odlu nesnedir aşk.
Miskin Yunus neylesin, derdin kime söylesin
Varsın dostu toylasın, lezzetli nesnedir aşk.
Evet, sonuç olarak şunu sormak lazımdır Aşkın kazancı nedir? Eğer, Yaratıcı ruhun sürekli arayış ve bitmeyen yürüyüşte bulduğu tarifsiz ve sonsuz “lezzet”i bir yana bırakırsak, bu sorunun cevabı şudur: Hiç......
Çünkü aşkta varmak değil, yolda olmak ve aramak esastır. Arayan da bulacaktır.
Yarabbi! Bizleri aşk ehillerinden eyle. Onların aşkı hürmetine cümle arayanları keremine ermeyi nasip eyle.
Cümle âleme aşk ola.
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.