You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

“Türkiye alev alev..”

“Türkiye alev alev..”

Administrator
“Türkiye alev alev..”
'Türkiye yeni bir döneme girdi'

[Resim: 211220091453346012941_2.jpg]

CNN Türk’te yayınlanan Medya Mahallesi programında Ayşenur Arslan’ın konuğu Mehmet Ali Birand oldu

Kanal D Haber ve CNN Türk genel yayın yönetmeni Birand gündeme dair sıcak başlıkları değerlendirdi:

Sokaklarda olanlar kamuoyuna nasıl yansıtılmalı?

Hem Başbakan hem de RTÜK o kadar fazla kullanıyorsunuz ki bu görüntüleri döndüre döndüre kullanılıyor sağda solda birkaç olay varsa bu kamuoyunun gözünde Türkiye mahvoluyormuş izlenimi doğuyor diyor. Başbakanla RTÜK’ün dediğini bir yana bırakalım kamuoyunda böyle bir şey var baktıkları zaman Türkiye alev alev yanıyor diyorlar. Sadece Türkiye’de değil dünyada...

Dolapdere olayları Kanal D Ana Haber’de neden gösterilmedi?

O olayları özellikle vermedik. O kadar büyük baskı geldi ki üzerimize "vermeyelim" dedik. Ben vermesem başkası veriyor. Ortak bir dil oluşturulmadı oluşturulmaz da... O zaman dedim ki, Kanal D ve CNN Türk olarak şu noktalara dikkat edelim; arşiv görüntüsü "arşiv" yazacak. Montaj yaparken eski olayları kurgulanıyor yeni gibi zannediliyordu. Eğer olay 10 kişilik insan grubunun yaptığı hareketse olduğundan büyük göstermeyeceğiz. Hak ettiği yeri bulacak.

Topluma eğer biz, “bunlar haberleri vermiyorlar” izlemini koklatırsak şu çıkar “Türkiye’de neler oluyor bunlar hiçbir şeyi vermiyorlar.” O zaman çok daha ters etkisi olur. Onun için mümkün olduğu kadar bu noktalara geldik… Şu kelimeleri kullanmıyoruz;

“Türkiye alev alev..”

“Türkiye yanıyor” gibi..

Birbirimizi aldatmayalım işin gerçeğine gelirsek; bu ülke kavgayı keyifle izleyen bir ülke.. Muhalefet lideri Başbakan'la kavga ediyor izleniyor, Meclis'teki en kavgalı görüşmeler en esaslı görüşmeler oluyor. Bir programda kavga varsa o program öne çıkıyor.. Türk toplumu kavgayı seviyor, bayılıyor ondan sonra yan cebime “bu gazeteciler hep kavga gösteriyor” deniliyor.

Mecliste kavga varken haber yapılmaması olmaz ama programlarda kavga edeceği belli isimlerin seçilmesi.. Burada bir sınır getirilemez mi?

Ben herkesle konuşuyorum. Bana diyorlar ki; “ben bu isimleri çağırmazsam benim programımı reyting alamıyor benim programımı gidiyor” diyor. "Canım cicim" konuşulan programları halk izlemiyor. Haber programları ve bu tür tartışma programlarından reytingi kaldırsınlar “bu programlarda reyting yoktur” denilsin o zaman olur. Gerçekçi olmaz ama olur.

33 ER MESELESİ

“33 er” konusunda hiçbir şüphem yok. 33 erin şehit edilmesi olayı tamamen PKK’nın süreci daha da germek için yaptığı bir eylem. Bu benim vicdanen vardığım sonuç. Reşadiye konusunda PKK çıkıp “bunu ben yaptım” dedikten sonra benimi için bu tartışma bitmiştir. Bu tartışmalar son derece gereksiz elinizde hiçbir şey yok, atıyorlar.

Bunu neden yapıyorlar?

"TSK’nın belini kırmak için bu haberleri yapıyorlar" tezine de inanmıyorum. Türk ordusunu gönderip Fransız ordusunu mu çağıracaksınız yerine. Bu ordu bizim ordumuzdur.

Sürekli yapılmasına ne diyorsunuz?

Artık o zaman “ben bir cepheyim bu cephedeki görüşleri dile getiririm başka işlere karışmam” düşüncesine göre hareket ediliyor.

'Açılım’da proje neden yok?

Biz Türkiye’de yaşıyoruz "yeteri kadar hazırlanmadık başlamayalım" diyemeyiz. Bazı koşullar yerine geldiyse bu sert eleştirileri alma pahasına başlamalıydı. Keşke başlamasaydı diyemiyorum.

Projenin olmamasını neye bağlıyorsunuz?

İş üzerinde öğreniliyor. Bu zamana kadar hep Kürt sorunu, PKK üzerine projeleri sadece asker hazırlıyordu. Ben burada askeri suçlamıyorum siyasilere suçluyorum. Bıraktılar askere her şeyi asker de kendi formasyonu içinde bu kadar görüyor. Askerin misyonu sadece indirmek, bastırmak, dövmek. Adam böyle yetişiyor niye kızıyoruz buna.

Daima devlet olarak düşündük. Bu zaman kadar devletten başka kimselere söz vermedik bu yüzden projelerimiz olmadı. Şimdi ilk adım atıldı.

Devlet devlet olarak düşünsün ama devletin kendi projesi olsun.

Ayşenur unutma şunu aynı şeyden çıkıyoruz. Ak Parti yöntemlere geldiği zaman bilmem neden farklı değil. Hiç olmazsa bunlar bir adım attı.

Çok affedesin ama cesaretin altının bu kadar çizilmesini ben şöyle görüyorum: Bir paraşütçü paraşütlerinin hepsi hazır mı, atlayacağı yer deniz mi, azgın bir nehir mi bilmeden atlar mı?

Bir İskandinav gibi konuşuyorsun. Sanki her şeyimiz tamam da “Niçin bu raporlara bakılmadı” der gibi konuşuyorsun Yok kardeşim, bizimki bu kadar.

Biz Türküz bizde böyle şeyler olur diyorsun..

Bunun hazırlıksızlığın faturasını da ödüyor Ak Parti. Ama yeni bir dönem başlıyor.

Yeni dönemde ne çıkıyor karşımıza?

Bu yeni dönemde birkaç veri ortaya çıktı.

- Birincisi Abdullah Öcalan Kürt cephesinin en önemli ve belki de tek lideri olduğunu ortaya koydu bunu ispat etti. Beğenelim beğenmeyelim.

- Benim sözcüm Meclis'teki partidir. DTP veya BDP’dir adı fark etmez. Benimle masaya oturmak zorunda değilsiniz. Onlarla konuşabilirsiniz diyor. Yani siyasetin önünün açılmasını gereği bir kez daha ortaya çıktı..

- Kandil'le İmralı arasında muazzam bir koordinasyon yok. PKK dediğiniz aletin direksiyonunun başında birkaç yönetici var. Biri sola biri sağa çekebiliyor. Kandil var, İmralı var, Avrupa var, bir de yerel komutanlar var.. Böyle kaotik bir durum da ortaya çıktı.

- Diğer önemli bir nokta iktidar partisi, Başbakan yapayalnız ortada kaldı. Toplumun büyük bir bölümünün kendi taraftarları hariç... Muhalefet de desteğini tamamen çekti.

- Bu verilerin altında bir de sonuncusu var. Neydi ilk yaklaşım; PKK’yı dağdan indirmek tasfiye etmek.. Baktık ki adam böyle tasfiye yanaşmıyor. O zaman ne olacak; yaklaşım değişecek. PKK’nın tasfiyesi değil PKK’yı yeşerten bataklık kurutulmaya çalışılacak.

Bu 5 şeyin içinde benim aklıma takılan soru şu: Başbakan bu yeni veriler karşısında yeni bir adım mı atacak, yoksa “Size bu değmezmiş muhalefeti böyle, medyası böyle, kamuoyu böyle o zaman ben vazgeçmiyorum ama seçimlere kadar vitesi küçültüyorum mu diyecek?” ben onu merak ediyorum.

Fener Rum Patriği Bartholomeos’un sözleri

İngilizce ile Türkçe arasında fark var. Bizde “Çarmıha gerilmek” dediğimiz zaman ellerinden kollarından kanlar akarak işkence çektirmek anlamına geliyor ama İngilizcede bu bana “çile çektiriyor üstüme geliyor” demektir. Ben Ruhban Okulu meselesini başından beri takip edenlerden biriyim. Doğrusunu söyleyeyim. Evet, Bartholomeos’a çile çektiriyoruz

1971’de Ruhban Okulu yanlış bir gerekçeyle kapatılmıştı. Bugüne kadar 20 formül ortaya konulmuş kabul edilenlerin arasında 5 formül var. Hiçbiri yere getirilmemiş sürüklendire sürüklendire bu noktaya geldi. Bu bizim vatandaşımız. Yunanistan Atina’da cami yapmıyormuş bana ne. Avrupa’daki Türkler benden daha şanslılar AİHM’e giderler Adalet Divanı’na gidip istediklerini çatır çatır alırlar. Bunlar bizim vatandaşımız. Devlet Patrikhaneye ekümenik derse Vatikan yaratırız korkusu var. O yüzden bu süreç böyle sonuçsuz kalıyor.
Posting Freak
“Türkiye alev alev..”
Memed Ali Birand, bürükselde devşirilmiş AB Muhibi bir gazetecidir.
Yorumlarına katılmıyorum.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Posting Freak
“Türkiye alev alev..”
Mehmet Ali Birand'ın yukarıda yazdıklarını bir kenara bırakıyorum,Güner Ümit'in sarfettiği o çirkin sözlerde bile O'nun tarafını tutmuştur.
Varın siz değerlendirin artık ne olduğunu.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.