AKP’nin “Alevi açılımı” kapsamında gerçekleştirdiği yedinci ve son Alevi Çalıştayı Kızılcahamam’da yapıldı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Devlet Bakanı Faruk Çelik, “Kökleri yüzyıllara uzanan temel bir sorunu açık yüreklilikle ele alma” amacı taşıdıklarını söyledi. Çalıştayda Aleviler’in beyan ve kimlik sorunları, zorunlu din dersleri, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısı, cemevleri, Madımak Oteli’nin durumu, vb. konular görüşüldü. Üç gün süren çalıştayın ardından hazırlanan rapor Tayyip Erdoğan’a sunuldu.
Çalıştayda ilerici Alevi örgütleri temsilcileri değil, ağırlıklı olarak AKP yandaşları boy gösterdiler. İlerici Alevi örgütleri davet edilmedikleri 7. Alevi Çalıştayı’nı protesto ettiler.
AKP, Kürt sorunundan sonra Aleviler’in inanç özgürlüğüne dair taleplerini de “açılım”ın içine almış, çalıştayları da “açılımın bir adımı” olarak sunmuştu. Ancak AKP başından itibaren “Alevisiz çalıştaylar” çizgisini sürdürdü.
Devletin baskı ve zorbalığı ile yola getirilmek istenen Alevi emekçilerine yönelik politikalar AKP eliyle daha da zenginleştirildi. AKP, Cem Vakfı türünden işbirlikçilere devlet projesini güçlendirme çerçevesinde mali ayrıcalıklar ve olanaklar sağlayarak, devletin “Alevi açılımı”na güç kazandırmaya çalıştı. Sermaye devletine uygun bir Aleviliği yaratma ve bu yolla Alevi emekçilerini denetim altına alma hedefi doğrultusunda Alevi Çalıştayları için düğmeye bastı.
Sermaye düzeni, Aleviliği dinsel gericiliğin bir kolu haline getirmeyi her dönemde denedi. Alevi işçi ve emekçilerini düzene yedekleme hedefiyle hareket etti. Planlar arasında Aleviliği Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesine almak da vardı. Bu politikasına güç kazandırmak için de Alevi Çalıştayı aracını kullandı. Ancak Alevi emekçileri bu tuzağa düşmediler. Çalıştaylara damgasını vuran Hızır Paşalar’ın davetine katılmadılar.
Son çalıştay, sermaye devletinin ve onun yürütme organı AKP hükümetinin Alevi emekçilerinin demokratik istemlerine yanıt vermek gibi bir sorunu olmadığını bir kez daha gösterdi. Dahası, asıl amacın, Alevi emekçileri kontrol altına almak olduğu ortaya çıktı. Alevi çalıştaylarında daha da belirginleşen tablo, düzenin “Alevi açılımı” konusundaki samimiyetsizliğinin ve ikiyüzlülüğünün iyice gün yüzüne çıkmasını sağladı. Davetlilerin bu düşünceye uygun bezirgânlardan seçilmesi de aynı anlayışın ürünüydü.
Devlet güdümlü çalıştaylarda Alevi emekçilerinin sorunları ve çözüm önerileri konuşulmadı. Tüm Alevi çalıştayları sonuçsuz, göz boyamaya dönük toplantılara dönüştü. İlerici Alevi örgütleri çalıştaylardan dışlandı. Alevi örgütlerinin sorunun çözümü çerçevesinde gündeme getirdikleri talepler tepkiyle karşılandı.
Alevi burjuvazisi, sınıfsal çıkarları gereği, Alevi inancının dinsel gericiliğin bir aracı olarak kullanılması için çabalıyor. Bu yolla Alevi işçi ve emekçileri daha güçlü bağlarla düzene bağlamak istiyor. Bundan dolayı son çalıştayın sadece Alevi burjuvazisini memnun ettiği açıktır. Zira onlar sorunu devletten kısmi tavizlerin koparılmasına indirgeyerek çözme anlayışıyla hareket ediyorlar. Devletle bütünleşme eğilimindeki Alevi burjuvazisinin bu yönelimi, Alevi emekçileri kontrol altında tutma peşinde koşan sermaye devleti tarafından da takdirle karşılanıyor.
İstisnasız tüm düzen partileri, Alevilere yönelik asimilasyon politikasında ortaklaşmışlardır. Laiklik bezirganlığı yapan CHP vb. partiler bugüne kadar Alevi emekçilerini oy deposu olarak kullanmışlardır. Geline yerde AKP ve MHP de Alevi potansiyeline göz dikmiştir.
Bugün tüm düzen güçlerinin Alevilere yönelik politikaları birçok noktada kesişmekle birlikte, kullandıkları söylem ve araçlar farklılık göstermektedir. Kimisi politikasının temeline doğrudan yok saymayı oturturken, bir başkası “Aleviler’in hakları tanınsın” gibi kulağa hoş gelen, fakat içeriği boş yaklaşımları öne çıkarmaktadır.
Sermaye devleti Alevileri her zaman potansiyel tehlike ve düşman olarak görmüştür. Alevi emekçilerin toplumsal mücadeleye ve devrimci harekete yakınlığı bunun başlıca nedenidir. İhtiyaç duyduğunda, dinsel farklılıkları kaşıyarak faşist sürüleri Alevilerin üzerlerine sürmüştür. Bundan sonra da ihtiyaç duyduğunda Alevilere karşı provokasyon ve katliamlar düzenlemekten geri durmayacaktır.
Bugüne kadar en küçük demokratik hakkı bile tanımaktan ödü kopan sermaye düzeni ve onun partilerinin Alevilere özgürlük alanı açması mümkün değildir. Bugün varolduğu iddia edilen laiklik özde değil sözdedir. Bu “laiklik” bugüne kadar Aleviler’in herhangi bir yarasına merhem olmamıştır. Tersine, tüm düzen güçleri, Alevi kültürünün gericileştirilmesi, Aleviler’in ilerici niteliğinin yok edilmesi için çabalamaktadır.
Alevi işçi ve emekçileri demokratik hakları uğruna verdikleri mücadeleyi sermaye düzenine karşı bütünlüklü bir mücadele olarak ele almalıdırlar. Bu noktada Pir Sultan’ın şu sözü yol göstericidir: “Bozuk düzende sağlam çark olmaz, bu düzen baştan aşağı değiştirmeli!”dir.
Kuşkusuz Alevi emekçilerinin mücadelesi bu düzen altında bir takım hakların elde edilmesini sağlayabilir. Devrimci çizgide yükseltilen bir mücadelenin bileşeni bir dinamik olarak hareket edebildiğinde, elbette bir takım haklar düzenden koparılıp alınabilir. Ama bunların kalıcı ve gerçek çözümün ifadesi olabilmesi için bu düzenin aşılması gerekir.
Alevi emekçileri kendi burjuvalarının peşinde sürüklenmemeli, sermaye düzeninin politikalarını meşrulaştırıp pazarlayan Hızır Paşalar’ın oyunlarına gelmemelidir. İnanç ve vicdan özgürlüğünün tam olarak sağlanması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, Diyanet’in dağıtılması, devletin dinsel kurumlara her türlü yardımına son verilmesi, gericilik yuvası tarikat ve cemaatlerin dağıtılması, mezhepsel ayrıcalıklara ve baskılara son verilmesi için mücadeleyi büyütülmelidir. Mücadele, tüm bu sorunların kaynağı olan burjuvazinin sınıf egemenliğini hedeflemelidir.
Son olarak; “Komünistler Aleviler’in taleplerine sahip çıkmak ile ‘Alevicilik’ arasındaki ayrım çizgisini sürekli olarak gözetirler. ‘Alevici’ eğilimin emekçi Alevi hareketinin sınıfsal niteliğini karartmaya, hareketin taşıdığı ilerici özü törpülemeye dönük girişimlerini boşa çıkartmayı kritik önemde bir görev olarak kabul ederler. Alevi burjuvazisinin hareketi güdükleştirmeye, ehlileştirmeye dönük girişimlerine karşı mücadele, komünistlerin soruna yaklaşımlarındaki en belirleyici çizgilerinden biridir.”
âAlevi açılımıâ samimiyetsizliğ i
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana