Cumhuriyet
19.05.2009
Prof. Dr. Süheyl Batum, AKP’nin hukuk anlayışının Anayasa Mahkemesi’ni devre dışı bırakmak olduğunu söyledi
‘Hükümet intikam peşinde’
TARKAN TEMUR
Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süheyl Batum, AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ni dahi demokrasiye aykırı sanan bir zihniyeti savunduğunu belirterek “AKP, yeni anayasa kavramından sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’ndan ve Anayasa Mahkemesi’nden intikam alma yollarını arayan hukuk anlayışını algılıyor. İçinde bulunduğumuz anayasal sorunun özeti bu” dedi.
AKP’nin, “çağdaş çoğulcu demokrasi” yerine “çoğunlukçu demokrasi” anlayışını hâkim kılmaya çalıştığını belirten Batum, AKP’nin demokrasi anlayışının “Ben çoğunluğun oyunu aldım, hiçbir şey beni engelleyemez” şeklinde özetlenebileceğini söyledi. Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini gazetemize anlatan Prof. Batum’un, anayasal düzenlemelere ilişkin önerileri özetle şöyle:
Hukuk devleti ilkesi: 1982 Anayasası’nın en çok eleştirilen yönü, hukuk devletinin temel güvencesi olan “yargı bağımsızlığını” sağlayamamış olmasıdır. Bunun nedeni, yargı yetkisini sınırlandırmış, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu güvencesiz, Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini de sınırlı bir biçimde düzenlemiş olmasıdır. Bu nedenle, yeni anayasanın, yargı bağımsızlığını güçlendirmesi zorunludur. Bu doğrultuda, “bağımsız ve tarafsız mahkeme” kavramının uygulamaya koyulabilmesi için HSYK yeniden düzenlenmeli.
Laiklik ilkesi: “Din eğitimi sorununun”, laik eğitim ilkesi de göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesi amacıyla, “din ve vicdan özgürlüğü” ele alınmalıdır.
Sosyal devlet ilkesi: AKP iktidarıyla sosyal hakların bazıları, uygulanması güç hükümler olarak bırakılmış ve bu uygulam sonucunda, “yoksulluktan kurtulmak herkesin yararlanabileceği bir hak değil, iktidarın lütfuna bağlı bir imtiyaza dönüştürülmek” istenmiştir. Bu nedenle anayasa değişikliğinde, özellikle ulusal dayanışmayı sağlamaya yönelik sosyal hakları içeren ve güvence altına alan bir “hak ve özgürlükler rejiminin” yer alması gereklidir. Bu doğrultuda, “sendika hakkı”, “toplu iş sözleşmesi hakkı”, “grev hakkı” “sosyal güvenlik hakkı” gibi haklar yeniden düzenlenmeli.
Kadın-erkek eşitliği: Anayasa değişikliğinde, her şeyden önce “kadınların hukuksal eşitlik” talepleri, “Toplumsal engeller nedeniyle uygulamaya geçirilemeyen eşitliğin, hukuk yardımı ile gerçekleştirilmesine yönelik düzenlemelerle” gerçekleştirilmelidir.
Çoğulculuk: Çoğulcu demokraside hükümetler, ülkeyi yöneten güçlerden yalnızca birisidir. Yargı organları, Meclis, özerk kuruluşlar, meslek kuruluşları, sendika ve dernekler gibi sivil toplum kuruluşları da ülke yönetiminde doğrudan etkilidir. Siyasal iktidarların iradesine karşıt iradeler oluşturmaya yönelik bu kurumlar, “frenler ve dengeler sistemi” olarak adlandırılır. Anayasa değişikliğinde, “özerk kuruluşlara”, “özerk TRT ve üniversitelere” ayrıntılı olarak yer verilmesi ve “muhalefetin hukuksal statüsüne” ilişkin maddeler ele alınmalıdır.
İnsan hakları: Anayasa değişikliği, mutlaka “hukuk güvenliği”, “eşitlik” ve “insan onuru” kavramları etrafında biçimlenen “düşünce, ifade, örgütlenme, toplantı ve basın özgürlükleri”ne geniş biçimde yer vermelidir.
âHükümet intikam peşindeâ
âHükümet intikam peşindeâ
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi