Cumhuriyet
28.05.2009
Prof. Dr. Kemal Karpat, Kürt açılımı, Ermeni sorunu ve hükümetin Ortadoğu politikalarını değerlendirdi
‘Ermeni siyaseti kanla boyanmıştır’
DENİZ TATARER
ABD’nin Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Karpat, Türkiye’nin Ermenistan, Kürt sorunu, İsrail-Arap ilişkileri ve Kıbrıs tartışmalarıyla kuşatıldığını belirterek “Türkiye, üç tarafı mayın tarlalarıyla sarılmış bir ülkedir. Bir taraftan Ermeni istekleri, diğer taraftan Rum baskıları, Kürt sorunu ve bütün bunlara maruz kalmış, suçlu mevkiine itilmiş, koskoca bir Türk milleti var. Bu tedirginlik verici” dedi. Ortadoğu’daki uzlaştırıcı ülkenin Türkiye olamayacağını ve arabuluculuk çabalarının Türk dış politikasına zarar verebileceğini belirten Prof. Karpat, AKP hükümetine “Ortadoğu’da etkin değilseniz bir şey yapmayın” çağrısında bulundu. Kürtlere verilen tavizlerin sınırlandırılması gerektiğini de söyleyen Karpat, Ermenistan’ın 1915 olayları konusunda asla taviz vermeyeceğini belirterek “Ermenistan’ın siyaseti kanla boyanmıştır, komitacı bir ruhla işlenmiştir” diye konuştu.
Prof. Karpat, Türkiye’nin son dönem dış politikasına damgasını vuran Kürt açılımları, Ermenistan-Türkiye yakınlaşması, Türkiye’nin İsrail-Arap çatışmasındaki uzlaştırıcı girişimlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. Prof. Dr. Karpat, Türkiye’de son günlerde gündemi dolduran Kürt sorununun özünde, bir grup Kürt milliyetçisinin Kürt devleti kurma amacının yattığını söyledi. Kürtlerin, kendi dillerinde konuşmasının ve kültürlerini yaşatma isteklerinin demokratik bir hak olduğunu da ifade eden Karpat, “Ancak, normal demokratik hürriyetlerin siyasi amaçlara dönüşmesi kaygı vericidir” dedi.
‘Tavizler istekleri arttırır’
Yeni nesil Kürtlerin, provokatif eylemlerin izinden gittiğini de vurgulayan Karpat, tavizlerin istekleri arttırdığına dikkat çekti. Prof. Karpat şunları söyledi: “Kürt-Türk meselesi son derece tatsız ilerlemektedir. Taviz verildikçe karşı taraf adım adım daha çok istekte bulunuyor. Radyo veriyorsunuz, televizyon veriyorsunuz, biraz daha biraz daha derken, talepler artıyor. Bu taleplere sınır koyulması gerekir. Hükümet, önce bu talepleri madde madde belirlemeli, ardından bu isteklerin Türkiye’nin bütünlüğü ve kimliği ile bağdaşıp bağdaşmadığını tespit etmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin anadili Türkçedir. Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu unutulmamalıdır.”
]‘Affın sınırları çizilmeli’[/color]
DTP’li milletvekillerinin PKK ve PKK elebaşısı Abdullah Öcalan’la diyalog çağrılarını da sert dille eleştiren Karpat, tartışmalara neden olan af konusunun ise iyi değerlendirilebileceğini belirtti.Karpat, “Şimdiye kadar terörist denilen, silahlı çatışma yaşanılan kişilerle diyalog olur mu? Bu tartışmalar ancak af meselesi içinde düşünülebilir. Ama neyi affedeceksiniz, bunun sınırları çizilmelidir. Affa uğrayan gerçekten ayrımcılığını bırakırsa tamam. Ama bu yalnızca bir taktikse yürümez. Dağdan afla inecek, bu defa içeri girince, ‘Benim siyasi hürriyetimdir’ diyecek. Rahat rahat istediği propagandayı yapacak. Burada 60 milyonluk bir Türk kitle var, bu göz ardı edilemez” diye konuştu.
]‘Amaç 1915 olaylarını Türkiye’ye kabul ettirmek’[/color]
Karpat, Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaşmanın olumlu bir gelişme olarak algılanmasına karşın, Ermenistan ve Ermeni diyasporası ile olan ilişkileri “çok çetrefilli” sözleriyle yorumladı. Karpat, Ermenistan’ın iki taraflı taviz vermeye asla yanaşmayacağını, yakınlaşma amacının Türkiye’ye 1915 olaylarını kabul ettirmek olduğunu söyledi.
Karpat, Türk-Ermeni ilişkilerini şöyle değerlendirdi: “Ermenistan, iki taraflı taviz konusu gündeme geldiğinde kırk bin dereden su getirecektir. 1915 olaylarını planlaştırarak Türkiye’ye biz yaptık dedirtmek, Ermenistan’ın tek gayesidir. Cumhurbaşkanı gider, orada maç da seyredebilir, ziyarette de bulunabilir, ama Ermenistan ana amacından asla şaşmaz. Türkiye’nin ilişkilerini geliştirme niyeti bana göre umutsuzdur. Ermenistan, Azerbaycan topraklarından çekilmiyor, Karabağ’ın lafını bile ettirmiyor. ‘Karabağ Ermeni toprağıdır’ diyor o kadar. Avrupa Birliği (AB) ve ABD baskısıyla Türkiye’yi aralıksız zorlamak istiyor. Ermeni siyaseti, kabiliyetli ve sanatla son derece yakın ilişki içindeki Ermeni toplumuyla asla ahenk içinde değildir. Ermeni siyaseti aşırılık temeline oturmuştur. Siyasetleri kanla boyanmıştır, komitacı bir ruhla işlenmiştir. Kendi insanlarını öldürmüşlerdir. Bu denli ileri gidebilirler.”
]‘İsrail politikası değişmez’[/color]
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki çıkışının ve Ortadoğu’da uzlaştırmacı kimliğinin sonuç getirmeyeceğini de belirten Prof. Dr. Karpat, özetle şu görüşleri dile getirdi: “Türkiye, İsrail-Arap ilişkilerini çok az derecede etkileyebilir. İlişkileri kötüleştirmenin bir anlamı yok. İsrail’in Ortadoğu’daki politikası Türkiye’nin onayına dayanmıyor. İsrail’in arkasında Avrupa ve ABD var. Türkiye’nin ‘olur ya da olmaz’ demesi fiilen hiçbir değişiklik yapmaz. İsrail’in politikasını Türkiye değiştiremez. İsrail’in politikasını belki bir ölçüde ABD değiştirebilir. İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin bozulması ABD kamuoyunda büyük ses getiriyor. Türklerin Araplarla yakınlaşması istenen bir durum değil. ABD basını Türkiye’yi hemen İsrail aleyhtarı olarak resmetmeye başlıyor. AKP hükümetini tam anlamıyla İslamcı olarak gösteriyorlar. Türkiye’nin dış politikada en sağlam bağı ABD’dir. Türkiye’nin ABD ile tartışacak tek konusu Ermeni sorunudur. Biz ABD hükümetlerini Ermeni sorunu konusunda ikna edemediğimiz için, meselenin özünü anlatamadığımız için ABD Ermeni taraftarıdır. Yüzlerce kişi Ermeni meselesi konusunda kitaplar, makaleler yazıyor. Bunların hiçbiri bir sistem içinde sonuçlandırılamıyor. Herkesi ikna edici şekilde yazılmıyor.”
âErmeni siyaseti kanla boyanmıştırâ
âErmeni siyaseti kanla boyanmıştırâ
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi