<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Atatürk Haberleri]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 12:55:24 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Sonsuza Dek Yüreğimizde ve Yanı Başımızdasın Yüce ATA’M]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-sonsuza-dek-yuregimizde-ve-yani-basimizdasin-yuce-ata-m.html</link>
			<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 23:11:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-sonsuza-dek-yuregimizde-ve-yani-basimizdasin-yuce-ata-m.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SONSUZA DEK YÜREĞİMİZDE VE YANI BAŞIMIZDA VAR OLAN</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ULU ÖNDERİMİZ MİNNETTARIZ !</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlanışının seksen yedinci yıldönümünde; kendisine duyduğumuz ve her geçen gün büyüyen özlemle, hüzünle anıyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Bugün saatler 09.05’ te yaşamlarımız ve yüreğimiz iki dakika duracak; bu ulusun evlatları bizler tek yürek olarak varlığımızı borçlu olduğumuz Ata’mızın manevi huzurunda saygıyla, minnetle ve şükranla eğiliyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulu Önder <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Benim görüşüm oydu ki ve daima o oldu ki dünyada insan diye yaşamak isteyenler, insan olmak niteliklerini ve gücünü kendilerinde görmelidirler. Bu uğurda her türlü özveriye razı olmalıdırlar. Yoksa hiçbir uygar ulus, onları kendi sıralarında ve yanında görmek istemez”</span> diyordu. Bu ve daha nice sözlerinde ifade ettiği gibi ulusunun yaşamı için yaşamını feda eden Ata’mızın ulusunu daima her alanda yükseklerde ve en iyisine sahip olmasını istiyordu.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulusunu bu ideallerine ulaştırmak için elli yedi yıllık yaşamının çoğunu asker olarak bir çok cephede savaşmış, işgal altındaki vatan topraklarını düşman işgalinden kurtarmış, esir edilmek istenen ulusunu özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturmuş ve lider olarak çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulusunun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İnsan olma nitelikleri”</span> için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu uğurda her türlü özveriyi”</span> göstererek can siperhane, durmadan yılmadan çalışmış ilke ve devrimleriyle Türk ulusunu hedeflediği çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı başarmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Gerçekleştirdikleriyle, idealleriyle, fikirleriyle ve yüce kişiliğiyle sadece ulusuna değil tüm insanlığa önder ve rehber olmaktadır. Bu nedenledir ki varlığı sonsuzdur. Kendisine gösterilen saygı simgesel değil; vicdanlarda, düşüncelerde ve yüreklerde hissedilen minnettarlığın ve şükran duyguları gerçeğinin kendisidir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Bizler Ata’mız olmasıyla gururuyla övünüp sevinirken gök mavisi gözlerine baktıkça hüzünleneceğiz fakat Türk ulusu için istediği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İnsan olma nitelikleri”</span> hedefini gerçekleştirmek için, mavi gözlerine bakabilmek ve emeklerine layık olmak için çok çalışacağız çok çalışacağız. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu uğurda her türlü özveriyi”</span> göstermeye söz veriyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu varlığımızı borçlu olduğumuz, sonsuza dek yüreğimizde ve yanı başımızda var olan Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlayışımızın seksen yedinci yıl dönümünde kendisine duyduğumuz sonsuz özlemimizle; sevgi, saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ruhu şad olsun.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font"><a href="https://www.facebook.com/zohreana" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #dd911f;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">https://www.facebook.com/zohreana</span></span></a></span></span><br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=76" target="_blank" data-tippy-content="">10-kasım-2025-sosyal-medya-zöhreana.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 125.18 KB | İndirme Sayısı: 12)</span>
</div>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SONSUZA DEK YÜREĞİMİZDE VE YANI BAŞIMIZDA VAR OLAN</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ULU ÖNDERİMİZ MİNNETTARIZ !</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlanışının seksen yedinci yıldönümünde; kendisine duyduğumuz ve her geçen gün büyüyen özlemle, hüzünle anıyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Bugün saatler 09.05’ te yaşamlarımız ve yüreğimiz iki dakika duracak; bu ulusun evlatları bizler tek yürek olarak varlığımızı borçlu olduğumuz Ata’mızın manevi huzurunda saygıyla, minnetle ve şükranla eğiliyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulu Önder <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Benim görüşüm oydu ki ve daima o oldu ki dünyada insan diye yaşamak isteyenler, insan olmak niteliklerini ve gücünü kendilerinde görmelidirler. Bu uğurda her türlü özveriye razı olmalıdırlar. Yoksa hiçbir uygar ulus, onları kendi sıralarında ve yanında görmek istemez”</span> diyordu. Bu ve daha nice sözlerinde ifade ettiği gibi ulusunun yaşamı için yaşamını feda eden Ata’mızın ulusunu daima her alanda yükseklerde ve en iyisine sahip olmasını istiyordu.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulusunu bu ideallerine ulaştırmak için elli yedi yıllık yaşamının çoğunu asker olarak bir çok cephede savaşmış, işgal altındaki vatan topraklarını düşman işgalinden kurtarmış, esir edilmek istenen ulusunu özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturmuş ve lider olarak çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurmuştur.</span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ulusunun <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İnsan olma nitelikleri”</span> için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu uğurda her türlü özveriyi”</span> göstererek can siperhane, durmadan yılmadan çalışmış ilke ve devrimleriyle Türk ulusunu hedeflediği çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı başarmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Gerçekleştirdikleriyle, idealleriyle, fikirleriyle ve yüce kişiliğiyle sadece ulusuna değil tüm insanlığa önder ve rehber olmaktadır. Bu nedenledir ki varlığı sonsuzdur. Kendisine gösterilen saygı simgesel değil; vicdanlarda, düşüncelerde ve yüreklerde hissedilen minnettarlığın ve şükran duyguları gerçeğinin kendisidir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Bizler Ata’mız olmasıyla gururuyla övünüp sevinirken gök mavisi gözlerine baktıkça hüzünleneceğiz fakat Türk ulusu için istediği <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“İnsan olma nitelikleri”</span> hedefini gerçekleştirmek için, mavi gözlerine bakabilmek ve emeklerine layık olmak için çok çalışacağız çok çalışacağız. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bu uğurda her türlü özveriyi”</span> göstermeye söz veriyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu varlığımızı borçlu olduğumuz, sonsuza dek yüreğimizde ve yanı başımızda var olan Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuzluğa uğurlayışımızın seksen yedinci yıl dönümünde kendisine duyduğumuz sonsuz özlemimizle; sevgi, saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font">Ruhu şad olsun.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #222222;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, BlinkMacSystemFont, -apple-system, 'Segoe UI', Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Open Sans', 'Helvetica Neue', sans-serif;" class="mycode_font"><a href="https://www.facebook.com/zohreana" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="color: #dd911f;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size">https://www.facebook.com/zohreana</span></span></a></span></span><br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=76" target="_blank" data-tippy-content="">10-kasım-2025-sosyal-medya-zöhreana.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 125.18 KB | İndirme Sayısı: 12)</span>
</div>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Alevi olduğu doğru]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-alevi-oldugu-dogru.html</link>
			<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 20:50:49 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-alevi-oldugu-dogru.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atatürk'ün Alevi olduğu doğru</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas, Atatürk döneminde oluşturulan Laiklik konseptini değerlendirdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas Akşam gazetesine verdiği röportajda Atatürk'ün Laiklik kavramını ele aldı.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Retoulas'ın Atatürk'le ilgili yaptığı açıklamalardan satır başları ise şöyle:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜNYEVİ İŞLER VE DİNİ İŞLER AYRILDI</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk zamanındaki laiklik konseptinin Batı laikliklerinden farkı neydi?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Batı ülkelerindeki laiklik, dinin devletten ayrılıp, kurumsallığının sona erdirilip, özelleştirilmesi anlamına geliyor. Ama Atatürk zamanında oluşturulan Türkiye laikliği modeline bakınca, yapısal değil ama kavramsal ayrım oldu. Bu çerçevede 'dünyevi işler' ve 'dini işler' olarak bir ayrım yapıldı. Tabii, bu kavramsal bir ayrım. Ama yapısal olarak bunu göremiyorsunuz. Çünkü din kamu hayatında kalmaya devam etti. Bunu en iyi göstergesi de Diyanet İşleri Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">VAHDET-İ VUCUD'U HAYATA GEÇİRME PROJESİYDİ</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne kastediyorsunuz?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyanet, İslam'ın laiklik yoluyla yeniden kurulması, düzenlenmesinin işareti. Bu, din hem özel hem de kamu hayatında kalmaya devam ediyor demektir. Çünkü Diyanet yoluyla aynı zamanda cami hutbelerini de almaya devam ediyorsunuz. Yani, din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı ama din kamu yaşamında kalmaya devam etti. Kemalizm projesinde İslam'ı ulusal bir din haline getirme fikri vardı. Ama ne yapıldığına bakarsanız, bu Vahdet-i Vücud'u hayata geçirme projesiydi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KEMALİZMİN ALT YAPISI VAHDET-İ VÜCUD'DU</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Osmanlı'daki Vahdet-i Vücud felsefesini mi canlandırmaya çalıştı laikleşme süreciyle beraber?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evet, bu kesinlikle doğru. Kemalizm'in dini projesi Vahdet-i Vücud'du. Kemalizm laikliğine şekil veren, onun alt yapısı Vahdet-i Vücud'du. Ama aynı modeli dünyevilik konseptini ön plana çıkararak yaptı. Atatürk, o döneme göre ırkçılıkla asla ilgisi olmayan bir milliyetçilik anlayışıyla İslam'a ayrı bir yer verdi. Bu nedenle Avrupa'daki kanlı laikleşme sürecine kıyasla çok daha yumuşak bir laikliğe geçiş süreci yaşandı Türkiye'de.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizde de karşı çıkan çok insan oldu gerçi...</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Avrupa ile kıyaslayınca çok daha kansız bir süreç oldu Türkiye'de. Ayrıca, laikleşme sürecine karşı savaşanlar ya Batı aydınlanmasının etkisindeki aşırı liberaller, yani Batı'yı koşulsuz taklit edenler; ya da gerçek Osmanlı İslam'ı olmayan 18'inci yüzyıl İslam'ının takipçileriydi. Bu ikinci grup, aslında Vahdet-i Şuhud'un en sert anlayışının ve de İslam'ın sırf zahir ve tutucu anlayışının takipçileriydi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ATATÜRK'ÜN DÖNEMİNDE ŞİKAYET OLMADI</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ama Aleviler Diyanet'i Sünni İslam'ı temsil etmekle eleştiriyorlar...</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aslında bu hep böyle değildi. Atatürk zamanında Diyanet'in uygulamaları karşısında Alevilerin öyle bir şikayeti olmamış.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ATATÜRK'ÜN ALEVİLİKLE DİNİ BAĞLANTILARI VARDI</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün kendi dini anlayışıyla ilgili tespitleriniz neler? Dindar bir figür müydü?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atatürk Vahdet-i Vücud tasavvufunun piri, efendisiydi. Bazı birincil Yunanlı kaynaklar Zübeyde Hanım'ın Selanik Mevlihanesi ile yakın bağları olduğuna kişisel tanıklık etmektedirler. Kendisinin anne tarafı Yunanistan'ın Sarıgöl bölgesindendir ve orası tümüyle Bektaşi etkisindedir. Atatürk'ün aslen Kocacık'lı olan baba tarafının Bektaşilik/Alevilik ve Mevlevilik'le dini bağlantıları vardır. Kendisi de çocukken Mevlevi ayinlerine katılmıştır. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın 'Hak dili Kuran dili' adlı Sünni Vahdet-i Vücud tasavvufuna kılavuz olan tefsiri yazmasını bizzat yönetmiş ve düzeltmiştir. Atatürk3 tasavvuf geleneğine önem vermekteydi: Bektaşi/Alevi, Mevlevi ve Melamilik.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="https://www.golbasisongaste.com/ataturkun-alevi-oldugu-dogru-3966h.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.golbasisongaste.com/ataturku...-3966h.htm</a></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atatürk'ün Alevi olduğu doğru</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas, Atatürk döneminde oluşturulan Laiklik konseptini değerlendirdi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Yunanlı Araştırmacı Christos Retoulas Akşam gazetesine verdiği röportajda Atatürk'ün Laiklik kavramını ele aldı.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Retoulas'ın Atatürk'le ilgili yaptığı açıklamalardan satır başları ise şöyle:</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜNYEVİ İŞLER VE DİNİ İŞLER AYRILDI</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk zamanındaki laiklik konseptinin Batı laikliklerinden farkı neydi?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Batı ülkelerindeki laiklik, dinin devletten ayrılıp, kurumsallığının sona erdirilip, özelleştirilmesi anlamına geliyor. Ama Atatürk zamanında oluşturulan Türkiye laikliği modeline bakınca, yapısal değil ama kavramsal ayrım oldu. Bu çerçevede 'dünyevi işler' ve 'dini işler' olarak bir ayrım yapıldı. Tabii, bu kavramsal bir ayrım. Ama yapısal olarak bunu göremiyorsunuz. Çünkü din kamu hayatında kalmaya devam etti. Bunu en iyi göstergesi de Diyanet İşleri Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">VAHDET-İ VUCUD'U HAYATA GEÇİRME PROJESİYDİ</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ne kastediyorsunuz?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Diyanet, İslam'ın laiklik yoluyla yeniden kurulması, düzenlenmesinin işareti. Bu, din hem özel hem de kamu hayatında kalmaya devam ediyor demektir. Çünkü Diyanet yoluyla aynı zamanda cami hutbelerini de almaya devam ediyorsunuz. Yani, din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı ama din kamu yaşamında kalmaya devam etti. Kemalizm projesinde İslam'ı ulusal bir din haline getirme fikri vardı. Ama ne yapıldığına bakarsanız, bu Vahdet-i Vücud'u hayata geçirme projesiydi.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">KEMALİZMİN ALT YAPISI VAHDET-İ VÜCUD'DU</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Osmanlı'daki Vahdet-i Vücud felsefesini mi canlandırmaya çalıştı laikleşme süreciyle beraber?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Evet, bu kesinlikle doğru. Kemalizm'in dini projesi Vahdet-i Vücud'du. Kemalizm laikliğine şekil veren, onun alt yapısı Vahdet-i Vücud'du. Ama aynı modeli dünyevilik konseptini ön plana çıkararak yaptı. Atatürk, o döneme göre ırkçılıkla asla ilgisi olmayan bir milliyetçilik anlayışıyla İslam'a ayrı bir yer verdi. Bu nedenle Avrupa'daki kanlı laikleşme sürecine kıyasla çok daha yumuşak bir laikliğe geçiş süreci yaşandı Türkiye'de.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bizde de karşı çıkan çok insan oldu gerçi...</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Avrupa ile kıyaslayınca çok daha kansız bir süreç oldu Türkiye'de. Ayrıca, laikleşme sürecine karşı savaşanlar ya Batı aydınlanmasının etkisindeki aşırı liberaller, yani Batı'yı koşulsuz taklit edenler; ya da gerçek Osmanlı İslam'ı olmayan 18'inci yüzyıl İslam'ının takipçileriydi. Bu ikinci grup, aslında Vahdet-i Şuhud'un en sert anlayışının ve de İslam'ın sırf zahir ve tutucu anlayışının takipçileriydi.</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ATATÜRK'ÜN DÖNEMİNDE ŞİKAYET OLMADI</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ama Aleviler Diyanet'i Sünni İslam'ı temsil etmekle eleştiriyorlar...</span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Aslında bu hep böyle değildi. Atatürk zamanında Diyanet'in uygulamaları karşısında Alevilerin öyle bir şikayeti olmamış.</span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">ATATÜRK'ÜN ALEVİLİKLE DİNİ BAĞLANTILARI VARDI</span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün kendi dini anlayışıyla ilgili tespitleriniz neler? Dindar bir figür müydü?</span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Atatürk Vahdet-i Vücud tasavvufunun piri, efendisiydi. Bazı birincil Yunanlı kaynaklar Zübeyde Hanım'ın Selanik Mevlihanesi ile yakın bağları olduğuna kişisel tanıklık etmektedirler. Kendisinin anne tarafı Yunanistan'ın Sarıgöl bölgesindendir ve orası tümüyle Bektaşi etkisindedir. Atatürk'ün aslen Kocacık'lı olan baba tarafının Bektaşilik/Alevilik ve Mevlevilik'le dini bağlantıları vardır. Kendisi de çocukken Mevlevi ayinlerine katılmıştır. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın 'Hak dili Kuran dili' adlı Sünni Vahdet-i Vücud tasavvufuna kılavuz olan tefsiri yazmasını bizzat yönetmiş ve düzeltmiştir. Atatürk3 tasavvuf geleneğine önem vermekteydi: Bektaşi/Alevi, Mevlevi ve Melamilik.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Kaynak: <a href="https://www.golbasisongaste.com/ataturkun-alevi-oldugu-dogru-3966h.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.golbasisongaste.com/ataturku...-3966h.htm</a></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa  Kemal  ATATÜRK   KURDUGU TÜRKIYE CUMHURIYETİNIN GÜNEŞİ DIR .]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-mustafa-kemal-ataturk-kurdugu-turkiye-cumhuriyetinin-gunesi-dir.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jun 2025 18:11:04 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-mustafa-kemal-ataturk-kurdugu-turkiye-cumhuriyetinin-gunesi-dir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color">BAĞIMSIZLIK   BENİM   KARAKTERİMDİR  - </span> </span><br />
<br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Kırk  asırlık Türk  yurdu ,  yabancı elinde  kalamaz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="color: #008e02;" class="mycode_color">BAĞIMSIZLIK   BENİM   KARAKTERİMDİR  - </span> </span><br />
<br />
<span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size">Kırk  asırlık Türk  yurdu ,  yabancı elinde  kalamaz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hanri Benazus, Atatürk'ü anlattı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hanri-benazus-ataturk-u-anlatti.html</link>
			<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 07:43:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=80">adgan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hanri-benazus-ataturk-u-anlatti.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye’nin en önemli Atatürk fotoğrafları koleksiyoneri Hanri Benazus, Karşıyaka Rotary Kulübü ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi ortaklığıyla, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ’Atatürk ve Aydınlık Türkiye’ söyleşisine konuk oldu.</span><br />
<br />
<br />
Türkiye’nin en önemli Atatürk fotoğrafları koleksiyoneri Hanri Benazus, Karşıyaka Rotary Kulübü ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi ortaklığıyla, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ’Atatürk ve Aydınlık Türkiye’ söyleşisine konuk oldu. Benazus, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bilirsiniz camilerde kilit taşı vardır. Bu taşı çekerseniz ona yaslanmakta olan bütün taşlar çökmeye başlar. İşte Mustafa Kemal Atatürk, bu Cumhuriyet’in kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus onun iradesiyle kurulmuştur’ </span>dedi.  <br />
Karşıyaka'daki Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde yapılan söyleşide Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye konuşuldu. Hanri Benazus koleksiyonu ile oluşturulan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Fotoğrafları Sergisi ve Hanri Benazus'un kaleme aldığı kitaplar da yerleşkede yer aldı. Sergi Cuma gününe kadar Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde görülmeye devam edecek. <br />
<br />
  <br />
Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, söyleşi öncesi sergiyi gezdi. Benazus, kitabını imzalayarak Başkan Tugay'a hediye etti. Söyleşiye sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, dernekler, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Hanri Benazus adına fidan bağışı yapıldı.   <br />
Karşıyaka Rotary Kulübü Başkanı Özge Bozdağ, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Rotary ailesi olarak insana ve topluma hizmet anlayışıyla dünya barışına inanarak çıktığımız bu yolda sizler gibi insanlara rastlamaktan çok mutluyuz. Birlikte nice Cumhuriyet Bayramları kutlamak dileğiyle, çok teşekkür ederim" </span>dedi.  <br />
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi Başkanı Semiha Cuccui da şunları söyledi:   <br />
"Bizler Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, demokrasi çizgisi yanında yer alan, hızla büyüyen bir neslin yol göstericileri olmaya çalışmaktan mutluluk duyuyoruz. Giderek gelişen dünyada ayrı bir yaşam için eğitim kapılarını aralamaya çalışıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe hitabesinde bize öğütlediği gibi ’Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.’ Cumhuriyetimizin 99. yılı hepimize kutlu olsun."<br />
<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ATATÜRK'E OLAN BORCUMUZU YERİNE GETİRMEK ZORUNDAYIZ"</span><br />
<br />
Cumhuriyet’in önemini vurgulayan Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şöyle konuştu:  <br />
’Cumhuriyet ile ilgili söylenebilecek çok sözümüz var. Atatürk’ümüzün kurmuş olduğu Cumhuriyet’in değerlerini sarsmaya çalışanlarla, maalesef sert bir mücadele ettiğimiz bir dönemdeyiz. Cumhuriyeti’mizin yüzüncü yılı önümüzdeki sene yaşanacak, bu sene İzmir'in kurtuluşunun yüzüncü yılını kutladık. Bizler için gerçekten tarihi bir dönemece dönüştü bu yüzüncü yıllar. Bu salondaki herkese, bu salonda olmayan ama bizim gibi düşünen herkese ihtiyacımız olduğu bir dönemde olduğumuzu belediye başkanınız olarak ifade etmek istiyorum.<br />
<br />
  <br />
Herkesin duyarlı olmasına, cesur olmasına, sorumluluk almasına çok ihtiyacımız var. Bu gerçekten Atatürk'e ve bu mücadeleyi veren büyüklerimize olan borcumuz ve çocuklarımız için yerine getirmek zorunda olduğumuz bir görev. Türkiye Cumhuriyeti evlatları bu ülkeden utanmamalılar ama gençlerimizin yüzde 70’e varan oranının Türkiye’den ümidi kesmeyi düşünmelerini görmezden gelemeyiz. Her türlü sorunu çözmeye hazırız, sadece ve sadece kandırılan insanların doğruları anlamalarını sağlamamız lazım.   <br />
Toplumun tam ortasına kendimizi koyarak, bizim gibi düşünmeyen insanları da kucaklayarak birlik olmalıyız. Sadece konuşarak ve davranışlarımızla örnek olarak ikna etmeliyiz. Onun için bunları konuşmamız gerekiyor. Lütfen bu ülkenin arkasında dimdik duralım, onurla şerefle kazanalım. Cumhuriyeti’mizin kuruluşunun 99. yılı kutlu olsun."  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK CUMHURİYET'İN KİLİT TAŞIDIR"</span><br />
<br />
Bugüne özel konuşma hazırladığını belirterek sözlerine başlayan Hanri Benazus da çocukluk döneminin Atatürk’ünü anlattı. Benazus, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İleri yaşlarımda gözlerimde yaşlarla ’sana kimsenin hor gözle bakmasına son zamanıma kadar izin vermeyeceğim’ der dururum. Çünkü o yalnız benim değil, herkesin, hepimizin Atatürk’ü. Daha nicelere el uzatacak, yol yordam gösterecek. Kalplere dokunacak. Düşünüyorum ve diyorum ki ’ölümün ancak bu kadar ölümsüz olabilirdi’. </span>  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etrafa bakıyorum, Osmanlı’yı oluşturan karmakarışık yapıdan bir ulus yaratan iradenin başından bir Mustafa Kemal Atatürk çıkıyor karşımıza. Bilirsiniz camilerde kilit taşı vardır. Bu taşı çekerseniz ona yaslanmakta olan bütün taşlar çökmeye başlar. İşte Mustafa Kemal Atatürk, bu Cumhuriyet’in kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus onun iradesiyle kurulmuştur’ </span>ifadelerini kullandı.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "BİZE DOĞRU YOLU GÖSTEREN VE HATIRLATAN BİR ATAMIZ VAR"</span><br />
<br />
Atatürk’ün hayatının hiçbir döneminde umutsuz olmadığını vurgulayan Benazus, şunları söyledi:  <br />
 ’Onun izinden giden bizlerin umutsuzluğa düşme hakkı yok. Hayat mücadele demektir, umutsuz olmayacağız ve daima mücadele edeceğiz. Mücadele ederken tek hedefimiz başarmak olacak, sizlerden ricam Atatürk’ü lütfen sloganlara sığdırmayın, sloganlara bırakmayın bu işleri. Atatürk’ü anlayın ve herkese anlatın bu hepimize düşen bir görev. Türk milleti olarak biz ne yaparsak yapalım Atatürk’e olan borcumuzu asla ödeyemeyiz. En azından bu konuda hep beraber bir çaba içine girelim. Ne olur Mustafa Kemal Atatürk’ü iyice anlayın, anlatın ve mutlaka sahip çıkın. Bu günler üzüntü günü değil, yas günü hiç değil. Bu günler onur günü, gurur günüdür. Ne olursa olsun bize her zaman doğru yolu gösteren, öğreten ve hatırlatan bir Atamız var. Bu asla değişmeyecek. Emaneti sahipsiz değil’ <br />
<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ALLAH SENDEN MİLYON KERE RAZI OLSUN"</span><br />
<br />
Benazus, Atatürk’ün özelliklerini ve insan yönünü de anlattı. Atatürk’ün her şeyden önce insan ve eşsiz bir lider olduğunu belirten Benazus, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:  <br />
’Atatürk milli mücadelede, milli birliği sağlayan eşsiz bir lider. Savaş meydanlarında gerçekçi bir komutan, devlet kuran büyük bir siyaset adamı. Milletini çağdaşlaştıran büyük bir devrimci. Atatürk her şeyden önce hem fikir hem de hareket adamıydı. Fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir liderdi. Memleket sorunları karşısında aklın ve bilimin yol göstericiliğini kabul eden, bir gerçekçi görüş sahibiydi.    <br />
<br />
  Türk bağımsız savaşını ve Türk çağdaşlaşma hareketinin temelini oluşturan liderdi o. Atatürk gerçeğin adamı, sağduyu ve ince görüşün temsilcisi. Ben diyorum ki ayakkabısını bile bağlamasını bilmeyenlerin, kaldırımda doğru dürüst yürümeyi beceremeyenlerin, bu ülkeye bir ağaç dahi ekmeyenlerin, bir ömür ülkesi için harcayan Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamalarını nasıl beklersiniz? Ben bu kadar çabaya rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar anlasam da hep eksik kalacaktır. Sarı saçlı, mavi gözlüm Allah senden milyon kere razı olsun’ <br />
<br />
<br />
   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye’nin en önemli Atatürk fotoğrafları koleksiyoneri Hanri Benazus, Karşıyaka Rotary Kulübü ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi ortaklığıyla, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ’Atatürk ve Aydınlık Türkiye’ söyleşisine konuk oldu.</span><br />
<br />
<br />
Türkiye’nin en önemli Atatürk fotoğrafları koleksiyoneri Hanri Benazus, Karşıyaka Rotary Kulübü ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi ortaklığıyla, Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlenen ’Atatürk ve Aydınlık Türkiye’ söyleşisine konuk oldu. Benazus, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bilirsiniz camilerde kilit taşı vardır. Bu taşı çekerseniz ona yaslanmakta olan bütün taşlar çökmeye başlar. İşte Mustafa Kemal Atatürk, bu Cumhuriyet’in kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus onun iradesiyle kurulmuştur’ </span>dedi.  <br />
Karşıyaka'daki Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde yapılan söyleşide Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye konuşuldu. Hanri Benazus koleksiyonu ile oluşturulan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Fotoğrafları Sergisi ve Hanri Benazus'un kaleme aldığı kitaplar da yerleşkede yer aldı. Sergi Cuma gününe kadar Sancar Maruflu Sivil Toplum Yerleşkesi’nde görülmeye devam edecek. <br />
<br />
  <br />
Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, söyleşi öncesi sergiyi gezdi. Benazus, kitabını imzalayarak Başkan Tugay'a hediye etti. Söyleşiye sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, dernekler, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Hanri Benazus adına fidan bağışı yapıldı.   <br />
Karşıyaka Rotary Kulübü Başkanı Özge Bozdağ, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Rotary ailesi olarak insana ve topluma hizmet anlayışıyla dünya barışına inanarak çıktığımız bu yolda sizler gibi insanlara rastlamaktan çok mutluyuz. Birlikte nice Cumhuriyet Bayramları kutlamak dileğiyle, çok teşekkür ederim" </span>dedi.  <br />
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Karşıyaka Şubesi Başkanı Semiha Cuccui da şunları söyledi:   <br />
"Bizler Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, demokrasi çizgisi yanında yer alan, hızla büyüyen bir neslin yol göstericileri olmaya çalışmaktan mutluluk duyuyoruz. Giderek gelişen dünyada ayrı bir yaşam için eğitim kapılarını aralamaya çalışıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe hitabesinde bize öğütlediği gibi ’Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.’ Cumhuriyetimizin 99. yılı hepimize kutlu olsun."<br />
<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ATATÜRK'E OLAN BORCUMUZU YERİNE GETİRMEK ZORUNDAYIZ"</span><br />
<br />
Cumhuriyet’in önemini vurgulayan Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay ise şöyle konuştu:  <br />
’Cumhuriyet ile ilgili söylenebilecek çok sözümüz var. Atatürk’ümüzün kurmuş olduğu Cumhuriyet’in değerlerini sarsmaya çalışanlarla, maalesef sert bir mücadele ettiğimiz bir dönemdeyiz. Cumhuriyeti’mizin yüzüncü yılı önümüzdeki sene yaşanacak, bu sene İzmir'in kurtuluşunun yüzüncü yılını kutladık. Bizler için gerçekten tarihi bir dönemece dönüştü bu yüzüncü yıllar. Bu salondaki herkese, bu salonda olmayan ama bizim gibi düşünen herkese ihtiyacımız olduğu bir dönemde olduğumuzu belediye başkanınız olarak ifade etmek istiyorum.<br />
<br />
  <br />
Herkesin duyarlı olmasına, cesur olmasına, sorumluluk almasına çok ihtiyacımız var. Bu gerçekten Atatürk'e ve bu mücadeleyi veren büyüklerimize olan borcumuz ve çocuklarımız için yerine getirmek zorunda olduğumuz bir görev. Türkiye Cumhuriyeti evlatları bu ülkeden utanmamalılar ama gençlerimizin yüzde 70’e varan oranının Türkiye’den ümidi kesmeyi düşünmelerini görmezden gelemeyiz. Her türlü sorunu çözmeye hazırız, sadece ve sadece kandırılan insanların doğruları anlamalarını sağlamamız lazım.   <br />
Toplumun tam ortasına kendimizi koyarak, bizim gibi düşünmeyen insanları da kucaklayarak birlik olmalıyız. Sadece konuşarak ve davranışlarımızla örnek olarak ikna etmeliyiz. Onun için bunları konuşmamız gerekiyor. Lütfen bu ülkenin arkasında dimdik duralım, onurla şerefle kazanalım. Cumhuriyeti’mizin kuruluşunun 99. yılı kutlu olsun."  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"MUSTAFA KEMAL ATATÜRK CUMHURİYET'İN KİLİT TAŞIDIR"</span><br />
<br />
Bugüne özel konuşma hazırladığını belirterek sözlerine başlayan Hanri Benazus da çocukluk döneminin Atatürk’ünü anlattı. Benazus, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İleri yaşlarımda gözlerimde yaşlarla ’sana kimsenin hor gözle bakmasına son zamanıma kadar izin vermeyeceğim’ der dururum. Çünkü o yalnız benim değil, herkesin, hepimizin Atatürk’ü. Daha nicelere el uzatacak, yol yordam gösterecek. Kalplere dokunacak. Düşünüyorum ve diyorum ki ’ölümün ancak bu kadar ölümsüz olabilirdi’. </span>  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Etrafa bakıyorum, Osmanlı’yı oluşturan karmakarışık yapıdan bir ulus yaratan iradenin başından bir Mustafa Kemal Atatürk çıkıyor karşımıza. Bilirsiniz camilerde kilit taşı vardır. Bu taşı çekerseniz ona yaslanmakta olan bütün taşlar çökmeye başlar. İşte Mustafa Kemal Atatürk, bu Cumhuriyet’in kilit taşıdır. Çünkü devlet ve ulus onun iradesiyle kurulmuştur’ </span>ifadelerini kullandı.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "BİZE DOĞRU YOLU GÖSTEREN VE HATIRLATAN BİR ATAMIZ VAR"</span><br />
<br />
Atatürk’ün hayatının hiçbir döneminde umutsuz olmadığını vurgulayan Benazus, şunları söyledi:  <br />
 ’Onun izinden giden bizlerin umutsuzluğa düşme hakkı yok. Hayat mücadele demektir, umutsuz olmayacağız ve daima mücadele edeceğiz. Mücadele ederken tek hedefimiz başarmak olacak, sizlerden ricam Atatürk’ü lütfen sloganlara sığdırmayın, sloganlara bırakmayın bu işleri. Atatürk’ü anlayın ve herkese anlatın bu hepimize düşen bir görev. Türk milleti olarak biz ne yaparsak yapalım Atatürk’e olan borcumuzu asla ödeyemeyiz. En azından bu konuda hep beraber bir çaba içine girelim. Ne olur Mustafa Kemal Atatürk’ü iyice anlayın, anlatın ve mutlaka sahip çıkın. Bu günler üzüntü günü değil, yas günü hiç değil. Bu günler onur günü, gurur günüdür. Ne olursa olsun bize her zaman doğru yolu gösteren, öğreten ve hatırlatan bir Atamız var. Bu asla değişmeyecek. Emaneti sahipsiz değil’ <br />
<br />
  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ALLAH SENDEN MİLYON KERE RAZI OLSUN"</span><br />
<br />
Benazus, Atatürk’ün özelliklerini ve insan yönünü de anlattı. Atatürk’ün her şeyden önce insan ve eşsiz bir lider olduğunu belirten Benazus, sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:  <br />
’Atatürk milli mücadelede, milli birliği sağlayan eşsiz bir lider. Savaş meydanlarında gerçekçi bir komutan, devlet kuran büyük bir siyaset adamı. Milletini çağdaşlaştıran büyük bir devrimci. Atatürk her şeyden önce hem fikir hem de hareket adamıydı. Fikri ve hareketi kişiliğinde birleştirmiş bir liderdi. Memleket sorunları karşısında aklın ve bilimin yol göstericiliğini kabul eden, bir gerçekçi görüş sahibiydi.    <br />
<br />
  Türk bağımsız savaşını ve Türk çağdaşlaşma hareketinin temelini oluşturan liderdi o. Atatürk gerçeğin adamı, sağduyu ve ince görüşün temsilcisi. Ben diyorum ki ayakkabısını bile bağlamasını bilmeyenlerin, kaldırımda doğru dürüst yürümeyi beceremeyenlerin, bu ülkeye bir ağaç dahi ekmeyenlerin, bir ömür ülkesi için harcayan Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamalarını nasıl beklersiniz? Ben bu kadar çabaya rağmen Mustafa Kemal Atatürk’ü ne kadar anlasam da hep eksik kalacaktır. Sarı saçlı, mavi gözlüm Allah senden milyon kere razı olsun’ <br />
<br />
<br />
   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çoklu yetenek: Atatürk]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-coklu-yetenek-ataturk.html</link>
			<pubDate>Tue, 06 Sep 2022 10:27:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=80">adgan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-coklu-yetenek-ataturk.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  âÂÂâÂÂ âÂÂ Çoklu yetenek: Atatürk</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, ’mantık matematik’ yeteneğinin yanısıra ’dil yeteneğini’ de kanıtlamıştır. Yazma yetisi için Nutuk bir kanıttır. ’Uzam zekâsı’, ’İçgörü zekâsı’ ve ’sosyal zekâsı’ yeteneklerindendir.</span><br />
<br />
<br />
Lise eğitimimi Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamladım. (1945-1948).<br />
<br />
Kimi zaman bir belgeyi imzalatmak için öğretmenler Odası’na giderdim. Odada daha sonra hiç değişmediğini gördüğüm bir hiyerarşi vardı.<br />
Odanın başköşesi sayılan yerde bir deri koltuk vardı. Bu koltuk okulun görkemli matematik öğretmenine aitti. Bu ciddi duruşlu, sert bakışlı kadın öğretmen odada olmadığı zaman da bu koltuğa kimse oturamazdı. Yanında fizik öğretmeni otururdu, onun yanında da kimya öğretmeni. Tarih coğrafya öğretmenleri onların yanındaki kolçaklı sandalyelere otururlardı. Türkçe-edebiyat öğretmeni ortalarda otururdu. Müzik, resim öğretmenleri odanın kapıya yakın sandalyelerine oturur, beden eğitimi öğretmeni genelde ayakta gezinirdi. Aslında bu hiyerarşi, toplumun tümüne egemendi. <br />
Öğrenci velileri için de sıralama böyleydi hatta biz öğrenciler için de bu ’üstte oluş-altta oluş sırası’ geçerliydi. Matematik-fen derslerinde başarı ’üstün zekâ ölçeği’ sayılır, bu öğrenciler geleceğin örnekleri yerine konulurdu. Sosyal derslerin başarısı biraz ’tembel işi’ yerine konur, ciddiye alınmazdı.<br />
Sanat alanı başarıları ise kimsenin dikkatini çekmezdi. Müzik yeteneği ’kulağı var’ diye geçiştirilir, resim becerisi ’hevesli’ sözcüğüyle nitelenir, spor başarısı ise ’havailik’ diyerek küçümsenirdi.<br />
Bizim çalışkan öğrenci grubumuz matematik-fen alanı başarısı ile tanımlanır; münazara kolundaki sözel, okul gazetesindeki yazın başarılarımız ’böyle hevesleri de var’ diye kabul edilirdi. Sonradan tıp doktoru oluşumuz övgü ile karşılanacak, yazar olarak tanınmamız hayret uyandıracaktı. Toplum henüz ’çoklu yetenek’ kavramı ile tanışmamıştı. Endüstri çağı, tek dalda uzmanlık istiyordu. Bu tek alan yönelişi günümüze kadar sürecekti.<br />
Atatürk, ’mantık- matematik’ yeteneğinin yanı sıra dil yeteneğini de kanıtlamıştır. Etkili konuşma yetisi yanında, yazma yetisi de ortaya çıkmıştır. Nutuk kendi başına bir kanıttır. Uzam zekâsı, harita okumada, içgörü zekâsı ve sosyal zekâsı kitle ilişkilerinde kendini kanıtlayan alan yetenekleridir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SPEKTRUM PROJESİ YEDİ ALAN BELİRLEDİ</span><br />
<br />
Harvard Üniversitesi Psikoloji profesörü Howard Gardner ve arkadaşları bir zekâ ve yetenek projesi yürütüyordu: Spektrum projesi. 1984 yılından başlayarak yürütülen proje; zekâ ve yetenek alanlarında bir hiyerarşi olmadığını, değişik alanlarda yeteneklerin olduğunu, bunların ortaya çıkarılması gerektiğini ileri sürüyordu. Spectrum projesi yedi alan saptamıştı:<br />
<br />
1.Mantık-matematik alanı: Bu alanda matematik ve fen bilimleri ile ilgili zekâ ve yetenek yer alıyordu. Bu alandan ünlü fen bilimciler çıkıyordu. Simge kişi Albert Einstein idi.<br />
2. Dil alanı: Bu alanda etkili konuşma yeteneği, yazma yeteneği yer alıyordu. Etkili konuşan liderler, ün kazanan romancılar, öykücüler, şairler bu alan yeteneğine sahip kişilerdi. Simge kişi Çiçero idi.<br />
3. Uzam alanı: Bu alanda mimarlar, ressamlar yer alıyor, uzam düzenlemelerinde uygarlığın izdüşümünü yaratıyorlardı. Simge kişi Pablo Picasso oluyordu.<br />
4. Müzik alanı: Bu alan seslere verilen ritim duygusunun, melodilerin, harmoninin alanıydı. Senfoniler, rapsodiler, sonatlar bu alanda yaratılıyor, müzik dünyasını oluşturuyorlardı. Simge kişi Mozart idi.<br />
5. Kinestetik alan: Bu alan estetik hareketler alanıydı. Dans sanatı, spor alanı yıldızları bu alanın yeteneklerini taşıyorlardı. Ünlü dansçılar, yıldız sporcular alanın yeteneği ile zirveye ulaşıyorlardı. Simge kişi, balet Baryshnikov idi.<br />
6. İntrospektif (İçgörü) alan: Bu alan insan ruhunu içinden gören yeteneklerin alanı idi. Bu alanda yer alanlar insanları anlıyor ve onların analizini yapabiliyorlardı. Simge kişi Sigmund Freud idi.<br />
7. Sosyal alan: Bu alanda yer alan kişiler başarılı iletişim kurabiliyor, toplumsal alanda arabuluculuk yapabiliyor, insanlar arasında başarılı bağlar kurabiliyorlardı. Simge kişi Henri Kissinger idi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SUSMAZ, DURMAZ ENGELLENEMEZ...</span><br />
<br />
Alice Miller, ’Yetenekli Çocuğun Dramı’ adında bir inceleme yapıtını topluma sundu.<br />
Psikanalist Alice Miller, birden çok alanda yetenekli olan çocuğun karar vermede çektiği güçlüklere değiniyordu. Gerçekten de bir çoğumuzun yaşadığı ’seçme güçlüğü’, özellikle birden çok alanda yetenekli olanların karşı karşıya kaldığı zorluktur. Eğer okulda matematik-fen notlarınız yüksekse sizin ya mühendis ya doktor olmanız beklenir. Roman yazmaya kalkarsanız sizi ’roman yazarı’ saymazlar, size ’doktorun hevesi’ gözüyle bakarlar. Ama Irvin Yalom bu alışkanlığı yendi. Psikiyatri profesörü Dr. İrvin Yalom, çalışma alanından esinlenerek okuyanları hayrete düşürecek romanlar yazdı. Böylece, mantık-matematik alanı yanında dil alanı yeteneğini de kanıtladı.<br />
<br />
Fransız org müzisyeni (organist) Albert Schweitzer, sonradan Afrika yerlilerine hizmet etmek için tıp eğitimi gördü, tıp doktoru oldu, Afrika’da bir klinik kurdu. Yılda bir kez ülkesinde org konseri veriyor, konser gelirini kliniğine yatırıyordu. Çok yönlü yetenek sahibi olduğunu kanıtlıyordu.<br />
Yetenek susmaz, yetenek durmaz, sürekli olarak dürter, kendisini ortaya çıkarmanızı ister. Ve yetenek engellenemez.Asıl zekâsı denge<br />
Çoklu yeteneğin tarihteki parlak örneği Mustafa Kemal Atatürk’tür.<br />
<br />
Atatürk, öğrencilik yıllarında dikkat çektiği mantık-matematik yeteneğinin yanı sıra dil yeteneğini de kanıtlamıştır. Etkili konuşma yetisi yanında, yazma yetisi de ortaya çıkmıştır. Nutuk adlı yapıt kendi başına bir kanıttır. Bunun yanında uzam zekâsı, özellikle harita okumada, harita başında birliklerin harekâtını düzenlemede özel bir önem taşır. İçgörü zekâsı ve sosyal zekâsı gerek görüşmelerinde gerekse kitle ilişkilerinde kendini kanıtlayan alan yetenekleridir.<br />
<br />
Atatürk’ün asıl büyük dehası, bu çoklu alan yeteneklerini yürütmede sağladığı dengedir. Çoklu alan yeteğine sahip birçok kişi, alanlar arazında denge kuramadıkları için yaşamda başarısız olmuştur.<br />
<br />
Çoklu alan zekâsında en önemli başarı, alanlar arasında denge kurmak ve optimal verime ulaşmaktır.<br />
 Yetenekli insanların denge kurmakta başarılı olamayışları hem yeteneklerinin heba olmasına hem de mutsuz olmalarına yol açar. Yetenekli insanların bu konuda da eğitilmeleri zorunludur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİYERARŞİ YOK EŞİTLİK VAR</span><br />
<br />
’Çoklu Zekâ Kuramı’, zekâ alanları hiyerarşisini ortadan kaldırıyor, birbirine eşit yetenek alanları olduğunu açıklıyordu.  Eğitim alanı, çalışma alanı, toplumsal etkinlik alanları birden yeni bir kuramla karşılaşmış, buna göre yeni düzenlemeler yapma zorunluluğunu duymuşlardı. Her alan, toplumda değişik konuların gelişmesini  yeteneklerin yeniden keşfedilmesi ile sağlıyordu.<br />
<br />
Einstein ne kadar önemliyse Mozart da Picasso da o kadar önemliydi. İnsan zekâsının, insan yeteneklerinin çok yönlülüğü ortaya çıkmış, tarihin en büyük keşiflerinden birisi gerçekleşmişti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAŞARI YETENEĞİ YÖNETMEKTE</span><br />
<br />
Aslında ’yeteneksiz insan’ yoktur, ’yeteneği keşfedilmemiş insan’ vardır. Küçük yaşlardan başlayarak ipuçları ortaya çıkan yeteneği keşfetmek, insan yetiştirmenin ilk hedeflerinden birisi olmalıdır. Ailenin çocuklarına yönelik meslek beklentileri, okulların çocukları bilgili kılma amaçları, insan yeteneklerini gölgede bırakmaktadır. Oysa, çalışma başarısı da birey mutluluğu da insanın yetenekli alanlarında gerçekleşir. Bu amaçla da alan taramaları, yeteneğin işaret ettiği konularda denemeler, bunların gerçekleşeceği olanaklar hazırlanmalıdır. Yetenek keşfi, insan gelişiminin ve eğitimin ilk hedefleri arasında yerini almalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİKKAT EDİLMELİ</span><br />
<br />
Başarıyı sağlayan asıl sanat yeteneği yönetmektir. Yetenekli kişilerin dikkat etmeleri gereken nokta budur. Yönetilen yetenek, alanında başarı sağlar. Yönetilemeyen yetenek ise hem kişiyi başarısızlığa götürür hem de kendisinin ve çevresinin anlayamadığı bir kurmaşaya sürükler<br />
Özellikle ailelerin de eğitimcilerin de çok dikkat etmeleri gereken konu budur: Yeteneği yönetmek. Seçimlerimizin başarısı da başarısızlığı da burada yatıyor...<br />
<br />
KAYNAK:   cumhuriyet.com.tr/yazi-dizileri/coklu-yetenek-ataturk-1977632]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  âÂÂâÂÂ âÂÂ Çoklu yetenek: Atatürk</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, ’mantık matematik’ yeteneğinin yanısıra ’dil yeteneğini’ de kanıtlamıştır. Yazma yetisi için Nutuk bir kanıttır. ’Uzam zekâsı’, ’İçgörü zekâsı’ ve ’sosyal zekâsı’ yeteneklerindendir.</span><br />
<br />
<br />
Lise eğitimimi Kabataş Erkek Lisesi’nde tamamladım. (1945-1948).<br />
<br />
Kimi zaman bir belgeyi imzalatmak için öğretmenler Odası’na giderdim. Odada daha sonra hiç değişmediğini gördüğüm bir hiyerarşi vardı.<br />
Odanın başköşesi sayılan yerde bir deri koltuk vardı. Bu koltuk okulun görkemli matematik öğretmenine aitti. Bu ciddi duruşlu, sert bakışlı kadın öğretmen odada olmadığı zaman da bu koltuğa kimse oturamazdı. Yanında fizik öğretmeni otururdu, onun yanında da kimya öğretmeni. Tarih coğrafya öğretmenleri onların yanındaki kolçaklı sandalyelere otururlardı. Türkçe-edebiyat öğretmeni ortalarda otururdu. Müzik, resim öğretmenleri odanın kapıya yakın sandalyelerine oturur, beden eğitimi öğretmeni genelde ayakta gezinirdi. Aslında bu hiyerarşi, toplumun tümüne egemendi. <br />
Öğrenci velileri için de sıralama böyleydi hatta biz öğrenciler için de bu ’üstte oluş-altta oluş sırası’ geçerliydi. Matematik-fen derslerinde başarı ’üstün zekâ ölçeği’ sayılır, bu öğrenciler geleceğin örnekleri yerine konulurdu. Sosyal derslerin başarısı biraz ’tembel işi’ yerine konur, ciddiye alınmazdı.<br />
Sanat alanı başarıları ise kimsenin dikkatini çekmezdi. Müzik yeteneği ’kulağı var’ diye geçiştirilir, resim becerisi ’hevesli’ sözcüğüyle nitelenir, spor başarısı ise ’havailik’ diyerek küçümsenirdi.<br />
Bizim çalışkan öğrenci grubumuz matematik-fen alanı başarısı ile tanımlanır; münazara kolundaki sözel, okul gazetesindeki yazın başarılarımız ’böyle hevesleri de var’ diye kabul edilirdi. Sonradan tıp doktoru oluşumuz övgü ile karşılanacak, yazar olarak tanınmamız hayret uyandıracaktı. Toplum henüz ’çoklu yetenek’ kavramı ile tanışmamıştı. Endüstri çağı, tek dalda uzmanlık istiyordu. Bu tek alan yönelişi günümüze kadar sürecekti.<br />
Atatürk, ’mantık- matematik’ yeteneğinin yanı sıra dil yeteneğini de kanıtlamıştır. Etkili konuşma yetisi yanında, yazma yetisi de ortaya çıkmıştır. Nutuk kendi başına bir kanıttır. Uzam zekâsı, harita okumada, içgörü zekâsı ve sosyal zekâsı kitle ilişkilerinde kendini kanıtlayan alan yetenekleridir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SPEKTRUM PROJESİ YEDİ ALAN BELİRLEDİ</span><br />
<br />
Harvard Üniversitesi Psikoloji profesörü Howard Gardner ve arkadaşları bir zekâ ve yetenek projesi yürütüyordu: Spektrum projesi. 1984 yılından başlayarak yürütülen proje; zekâ ve yetenek alanlarında bir hiyerarşi olmadığını, değişik alanlarda yeteneklerin olduğunu, bunların ortaya çıkarılması gerektiğini ileri sürüyordu. Spectrum projesi yedi alan saptamıştı:<br />
<br />
1.Mantık-matematik alanı: Bu alanda matematik ve fen bilimleri ile ilgili zekâ ve yetenek yer alıyordu. Bu alandan ünlü fen bilimciler çıkıyordu. Simge kişi Albert Einstein idi.<br />
2. Dil alanı: Bu alanda etkili konuşma yeteneği, yazma yeteneği yer alıyordu. Etkili konuşan liderler, ün kazanan romancılar, öykücüler, şairler bu alan yeteneğine sahip kişilerdi. Simge kişi Çiçero idi.<br />
3. Uzam alanı: Bu alanda mimarlar, ressamlar yer alıyor, uzam düzenlemelerinde uygarlığın izdüşümünü yaratıyorlardı. Simge kişi Pablo Picasso oluyordu.<br />
4. Müzik alanı: Bu alan seslere verilen ritim duygusunun, melodilerin, harmoninin alanıydı. Senfoniler, rapsodiler, sonatlar bu alanda yaratılıyor, müzik dünyasını oluşturuyorlardı. Simge kişi Mozart idi.<br />
5. Kinestetik alan: Bu alan estetik hareketler alanıydı. Dans sanatı, spor alanı yıldızları bu alanın yeteneklerini taşıyorlardı. Ünlü dansçılar, yıldız sporcular alanın yeteneği ile zirveye ulaşıyorlardı. Simge kişi, balet Baryshnikov idi.<br />
6. İntrospektif (İçgörü) alan: Bu alan insan ruhunu içinden gören yeteneklerin alanı idi. Bu alanda yer alanlar insanları anlıyor ve onların analizini yapabiliyorlardı. Simge kişi Sigmund Freud idi.<br />
7. Sosyal alan: Bu alanda yer alan kişiler başarılı iletişim kurabiliyor, toplumsal alanda arabuluculuk yapabiliyor, insanlar arasında başarılı bağlar kurabiliyorlardı. Simge kişi Henri Kissinger idi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SUSMAZ, DURMAZ ENGELLENEMEZ...</span><br />
<br />
Alice Miller, ’Yetenekli Çocuğun Dramı’ adında bir inceleme yapıtını topluma sundu.<br />
Psikanalist Alice Miller, birden çok alanda yetenekli olan çocuğun karar vermede çektiği güçlüklere değiniyordu. Gerçekten de bir çoğumuzun yaşadığı ’seçme güçlüğü’, özellikle birden çok alanda yetenekli olanların karşı karşıya kaldığı zorluktur. Eğer okulda matematik-fen notlarınız yüksekse sizin ya mühendis ya doktor olmanız beklenir. Roman yazmaya kalkarsanız sizi ’roman yazarı’ saymazlar, size ’doktorun hevesi’ gözüyle bakarlar. Ama Irvin Yalom bu alışkanlığı yendi. Psikiyatri profesörü Dr. İrvin Yalom, çalışma alanından esinlenerek okuyanları hayrete düşürecek romanlar yazdı. Böylece, mantık-matematik alanı yanında dil alanı yeteneğini de kanıtladı.<br />
<br />
Fransız org müzisyeni (organist) Albert Schweitzer, sonradan Afrika yerlilerine hizmet etmek için tıp eğitimi gördü, tıp doktoru oldu, Afrika’da bir klinik kurdu. Yılda bir kez ülkesinde org konseri veriyor, konser gelirini kliniğine yatırıyordu. Çok yönlü yetenek sahibi olduğunu kanıtlıyordu.<br />
Yetenek susmaz, yetenek durmaz, sürekli olarak dürter, kendisini ortaya çıkarmanızı ister. Ve yetenek engellenemez.Asıl zekâsı denge<br />
Çoklu yeteneğin tarihteki parlak örneği Mustafa Kemal Atatürk’tür.<br />
<br />
Atatürk, öğrencilik yıllarında dikkat çektiği mantık-matematik yeteneğinin yanı sıra dil yeteneğini de kanıtlamıştır. Etkili konuşma yetisi yanında, yazma yetisi de ortaya çıkmıştır. Nutuk adlı yapıt kendi başına bir kanıttır. Bunun yanında uzam zekâsı, özellikle harita okumada, harita başında birliklerin harekâtını düzenlemede özel bir önem taşır. İçgörü zekâsı ve sosyal zekâsı gerek görüşmelerinde gerekse kitle ilişkilerinde kendini kanıtlayan alan yetenekleridir.<br />
<br />
Atatürk’ün asıl büyük dehası, bu çoklu alan yeteneklerini yürütmede sağladığı dengedir. Çoklu alan yeteğine sahip birçok kişi, alanlar arazında denge kuramadıkları için yaşamda başarısız olmuştur.<br />
<br />
Çoklu alan zekâsında en önemli başarı, alanlar arasında denge kurmak ve optimal verime ulaşmaktır.<br />
 Yetenekli insanların denge kurmakta başarılı olamayışları hem yeteneklerinin heba olmasına hem de mutsuz olmalarına yol açar. Yetenekli insanların bu konuda da eğitilmeleri zorunludur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİYERARŞİ YOK EŞİTLİK VAR</span><br />
<br />
’Çoklu Zekâ Kuramı’, zekâ alanları hiyerarşisini ortadan kaldırıyor, birbirine eşit yetenek alanları olduğunu açıklıyordu.  Eğitim alanı, çalışma alanı, toplumsal etkinlik alanları birden yeni bir kuramla karşılaşmış, buna göre yeni düzenlemeler yapma zorunluluğunu duymuşlardı. Her alan, toplumda değişik konuların gelişmesini  yeteneklerin yeniden keşfedilmesi ile sağlıyordu.<br />
<br />
Einstein ne kadar önemliyse Mozart da Picasso da o kadar önemliydi. İnsan zekâsının, insan yeteneklerinin çok yönlülüğü ortaya çıkmış, tarihin en büyük keşiflerinden birisi gerçekleşmişti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAŞARI YETENEĞİ YÖNETMEKTE</span><br />
<br />
Aslında ’yeteneksiz insan’ yoktur, ’yeteneği keşfedilmemiş insan’ vardır. Küçük yaşlardan başlayarak ipuçları ortaya çıkan yeteneği keşfetmek, insan yetiştirmenin ilk hedeflerinden birisi olmalıdır. Ailenin çocuklarına yönelik meslek beklentileri, okulların çocukları bilgili kılma amaçları, insan yeteneklerini gölgede bırakmaktadır. Oysa, çalışma başarısı da birey mutluluğu da insanın yetenekli alanlarında gerçekleşir. Bu amaçla da alan taramaları, yeteneğin işaret ettiği konularda denemeler, bunların gerçekleşeceği olanaklar hazırlanmalıdır. Yetenek keşfi, insan gelişiminin ve eğitimin ilk hedefleri arasında yerini almalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİKKAT EDİLMELİ</span><br />
<br />
Başarıyı sağlayan asıl sanat yeteneği yönetmektir. Yetenekli kişilerin dikkat etmeleri gereken nokta budur. Yönetilen yetenek, alanında başarı sağlar. Yönetilemeyen yetenek ise hem kişiyi başarısızlığa götürür hem de kendisinin ve çevresinin anlayamadığı bir kurmaşaya sürükler<br />
Özellikle ailelerin de eğitimcilerin de çok dikkat etmeleri gereken konu budur: Yeteneği yönetmek. Seçimlerimizin başarısı da başarısızlığı da burada yatıyor...<br />
<br />
KAYNAK:   cumhuriyet.com.tr/yazi-dizileri/coklu-yetenek-ataturk-1977632]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk ve halifelik]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-halifelik.html</link>
			<pubDate>Tue, 05 Oct 2021 14:57:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-halifelik.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#404040]   </div>[COLOR=#404040][COLOR=#202020]Atatürk ve halifelik<br />
[COLOR=#AAAAAA]28.01.2016 00:00:00 <br />
  <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
[COLOR=#202020]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/15.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 15.jpg]" class="mycode_img" /><br />
[COLOR=#CE0018]<a href="https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Zühtü Kazancı</a><br />
[email=%20zuhtuhaber@hotmail.com]zuhtuhaber @ hotmail.com[/email] <br />
<br />
<br />
<br />
</span> <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
 <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
<div style="text-align: right;" class="mycode_align">[COLOR=#AAAAAA][email=@?subject=Atat%C3%BCrk%20ve%20halifelik&amp;body=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/16.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 16.jpg]" class="mycode_img" />[/email] <a href="whatsapp://send?phone=&amp;text=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/17.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 17.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://www.facebook.com/sharer.php?u=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/18.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 18.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://twitter.com/share?url=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/19.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 19.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/20.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 20.jpg]" class="mycode_img" /></a> </div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
Yıkılmış ve parçalanmış bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kuran rahmetli Atatürk, acaba halifelikle ilgili ne düşünüyordu ve neler yaptı?<br />
Bazıları sözde hilafete sahip çıkarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Atatürk'ün saltanatın yanında hilafeti de kaldırdığından bahsetmektedir. <br />
Maksatları, bu liderin "dinsiz" olduğu şeklindeki ithamlarına dayanak bulmaktır. <br />
Söz konusu olay; Müslüman-Türk milleti ile Ata'sının arasını açmak üzerine kurulu bu senaryoya alet olanların iddia ettiği gibi değildir. <br />
Atatürk, saltanat ve halifelik makamını samimiyetle kaldırmıştır. Yani halifelik unvanı kaldırılmıştır. Ancak hilafete dokunulmamıştır. <br />
İlan edilen Cumhuriyet ile egemenlik millete geçmiş; hilafette, tek kişiye ait olmaktan çıkarılarak, cumhuriyetin ve hükümetin şahsında koruma altına alınmıştır. <br />
Dediklerimizin ispatı Atatürk döneminde, 3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmaniye'nin TC Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun'dur. Bu kanunun 1. maddesi şöyledir: "Halife hal' edilmiştir. Hilafet hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır." <br />
Atatürk Nutuk'ta da bu hususa detaylı bir şekilde değinmiştir.<br />
(M.Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1969, cilt 2, sayfa 713. (Bölüm 14: Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın Kaldırılmasına İlişkin Gelişmeler, Hilafet Meselesi. Konu 24: Hilafet Konusunda Halkın Şüphe ve Endişesini Gidermek İçin Yaptığım Açıklamalar.) <br />
Rahmetli Adnan Menderes, Ata'nın Nutuk'ta altını çizdiği görüşlerini devam ettirmek maksadıyla, 1958 senesinde "Eğer isterseniz hilafeti de getirebilirsiniz" demiş ve bir rivayet, 27 Mayıs'a giden süreç bu açıklamadan sonra başlamıştır. <br />
Yani Atatürk aslında dün bahsettiğim hilafet gerçeğini ve kimin halife olması gerektiğini çok iyi bilmektedir. <br />
Bu sebepledir ki, hiçbir zaman kendisi halife olmayı aklının ucundan dahi geçirmemiştir!<br />
Yani halifeliği, zamanı gelince hakkı olan gerçek sahibine verilmek üzere muhafaza altına almıştır da diyebiliriz.<br />
Yoksa o dönemin şartlarında kendisini halife ilan etmiş olsa buna kim ne diyebilirdi ki?<br />
Hilafet bahsinin Atatürk'ün bıraktığı ve gizliliği halen muhafaza edilen vasiyetnamesinde de yer aldığını söyleyen pek çok araştırmacı vardır. <br />
Günü gelip bu vasiyetname açıklanınca birçok enteresan sır da ortaya çıkacaktır!<br />
"Yoksa bir zamanlar Kozmik Oda'ya yapılan baskın ve aramaların bir amacı da bu vasiyetnameyi ele geçirmek miydi?!" sorusu da insanın aklına geliyor!<br />
Merhum Aytunç Altındal, 1988'de açıklanması gereken vasiyetnamenin, Kenan Evren'in talimatıyla 25 sene daha gizlenmesine karar verildiğini ve bu vasiyetnamede Mustafa Kemal'in halifelikle ilgili projesinin de yer aldığını, söylemişti.<br />
Netice itibariyle, rahmetli Mustafa Kemal hem hilafet ve hem de Ehl-i Beyt gerçeğini çok iyi bilen samimi bir Müslüman'dı ve tarihe geçen son derece stratejik bir kararla birlikte halifeliği âdeta derin dondurucuda koruma altına aldı.<br />
Allah o makamın gerçek sahibiyle her iki dünyada dost olmayı bize nasip etsin.<br />
<br />
<br />
NERDE HABER ORDA YORUM<br />
Enerji Bakanı Berat Albayrak, enerji fiyatlarındaki düşüşün tüketiciye yansıtılması için çalışma başlattıklarını söyledi.<br />
- Olay şöyle oluyor! Petrol fiyatları gökdelenden aşağı düşerken akaryakıt merdivenden iki basamak iniyor!<br />
* * *<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarların ardından kaymakamlarla da toplantılar düzenlemeye başladı.<br />
- Görmemişin sarayı olmuş!<br />
İstanbul'da telefonla aradıkları yaklaşık 10 bin kişiyi dolandırdıkları ileri sürülen çetenin 10 milyon TL'nin üzerinde vurgun yaptığı iddia edildi.  <br />
- Bir de 70 milyon kişiyi dolandıranı vardı bunların ama kim olduğunu hatırlayamadım!<br />
* * *<br />
Masada PYD'yi görmek istemeyen Türkiye, sözlerini yutup PYD'yle aynı masaya oturacak gibi görünüyor!<br />
- Birilerinin önüne yatanları düşününce, aynı masayı bırak, aynı koltukta kucaklarına bile otursalar şaşırmam!<br />
<br />
<br />
Twitter'dan seçmeler<br />
Tübitak'ta sahte Diplomaları kontrol eden kişinin diploması sahte çıkmış. Kendimizden şüphe duymaya başladık.<br />
@aliarslan3460<br />
* * *<br />
İslam dünyası neden mi böyle?!<br />
İran lideri de, Türkiye lideri de Papa'dan dua istediler. Birbirlerinden isteseler ABD'nin BOP'u çöker!<br />
@yusufkaraca34 <br />
Önce kırmızıçizgi çizdi, sonra ya onlar ya biz diye rest çekti, bugün Kürtleri istiyoruz, PYD'yi istemiyoruz diyor.<br />
@trajiklevhasi<br />
* * *<br />
PYD madem terör örgütü, niye Türkiye sınırları içerisinden PYD askerlerinin Kobaniye geçişine izin verdiniz.<br />
@denizacar00<br />
<br />
<a href="https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-...252620.htm</a><br />
  <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#404040]   </div>[COLOR=#404040][COLOR=#202020]Atatürk ve halifelik<br />
[COLOR=#AAAAAA]28.01.2016 00:00:00 <br />
  <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
[COLOR=#202020]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/15.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 15.jpg]" class="mycode_img" /><br />
[COLOR=#CE0018]<a href="https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Zühtü Kazancı</a><br />
[email=%20zuhtuhaber@hotmail.com]zuhtuhaber @ hotmail.com[/email] <br />
<br />
<br />
<br />
</span> <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
 <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
<div style="text-align: right;" class="mycode_align">[COLOR=#AAAAAA][email=@?subject=Atat%C3%BCrk%20ve%20halifelik&amp;body=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/16.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 16.jpg]" class="mycode_img" />[/email] <a href="whatsapp://send?phone=&amp;text=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/17.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 17.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://www.facebook.com/sharer.php?u=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/18.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 18.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://twitter.com/share?url=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/19.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 19.jpg]" class="mycode_img" /></a> <a href="https://www.linkedin.com/shareArticle?mini=true&amp;url=https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/10/20.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 20.jpg]" class="mycode_img" /></a> </div>
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: left;" class="mycode_align"></div>
</div>
Yıkılmış ve parçalanmış bir imparatorluğun küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kuran rahmetli Atatürk, acaba halifelikle ilgili ne düşünüyordu ve neler yaptı?<br />
Bazıları sözde hilafete sahip çıkarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Atatürk'ün saltanatın yanında hilafeti de kaldırdığından bahsetmektedir. <br />
Maksatları, bu liderin "dinsiz" olduğu şeklindeki ithamlarına dayanak bulmaktır. <br />
Söz konusu olay; Müslüman-Türk milleti ile Ata'sının arasını açmak üzerine kurulu bu senaryoya alet olanların iddia ettiği gibi değildir. <br />
Atatürk, saltanat ve halifelik makamını samimiyetle kaldırmıştır. Yani halifelik unvanı kaldırılmıştır. Ancak hilafete dokunulmamıştır. <br />
İlan edilen Cumhuriyet ile egemenlik millete geçmiş; hilafette, tek kişiye ait olmaktan çıkarılarak, cumhuriyetin ve hükümetin şahsında koruma altına alınmıştır. <br />
Dediklerimizin ispatı Atatürk döneminde, 3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedanı Osmaniye'nin TC Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun'dur. Bu kanunun 1. maddesi şöyledir: "Halife hal' edilmiştir. Hilafet hükümet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır." <br />
Atatürk Nutuk'ta da bu hususa detaylı bir şekilde değinmiştir.<br />
(M.Kemal Atatürk, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, 9. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1969, cilt 2, sayfa 713. (Bölüm 14: Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın Kaldırılmasına İlişkin Gelişmeler, Hilafet Meselesi. Konu 24: Hilafet Konusunda Halkın Şüphe ve Endişesini Gidermek İçin Yaptığım Açıklamalar.) <br />
Rahmetli Adnan Menderes, Ata'nın Nutuk'ta altını çizdiği görüşlerini devam ettirmek maksadıyla, 1958 senesinde "Eğer isterseniz hilafeti de getirebilirsiniz" demiş ve bir rivayet, 27 Mayıs'a giden süreç bu açıklamadan sonra başlamıştır. <br />
Yani Atatürk aslında dün bahsettiğim hilafet gerçeğini ve kimin halife olması gerektiğini çok iyi bilmektedir. <br />
Bu sebepledir ki, hiçbir zaman kendisi halife olmayı aklının ucundan dahi geçirmemiştir!<br />
Yani halifeliği, zamanı gelince hakkı olan gerçek sahibine verilmek üzere muhafaza altına almıştır da diyebiliriz.<br />
Yoksa o dönemin şartlarında kendisini halife ilan etmiş olsa buna kim ne diyebilirdi ki?<br />
Hilafet bahsinin Atatürk'ün bıraktığı ve gizliliği halen muhafaza edilen vasiyetnamesinde de yer aldığını söyleyen pek çok araştırmacı vardır. <br />
Günü gelip bu vasiyetname açıklanınca birçok enteresan sır da ortaya çıkacaktır!<br />
"Yoksa bir zamanlar Kozmik Oda'ya yapılan baskın ve aramaların bir amacı da bu vasiyetnameyi ele geçirmek miydi?!" sorusu da insanın aklına geliyor!<br />
Merhum Aytunç Altındal, 1988'de açıklanması gereken vasiyetnamenin, Kenan Evren'in talimatıyla 25 sene daha gizlenmesine karar verildiğini ve bu vasiyetnamede Mustafa Kemal'in halifelikle ilgili projesinin de yer aldığını, söylemişti.<br />
Netice itibariyle, rahmetli Mustafa Kemal hem hilafet ve hem de Ehl-i Beyt gerçeğini çok iyi bilen samimi bir Müslüman'dı ve tarihe geçen son derece stratejik bir kararla birlikte halifeliği âdeta derin dondurucuda koruma altına aldı.<br />
Allah o makamın gerçek sahibiyle her iki dünyada dost olmayı bize nasip etsin.<br />
<br />
<br />
NERDE HABER ORDA YORUM<br />
Enerji Bakanı Berat Albayrak, enerji fiyatlarındaki düşüşün tüketiciye yansıtılması için çalışma başlattıklarını söyledi.<br />
- Olay şöyle oluyor! Petrol fiyatları gökdelenden aşağı düşerken akaryakıt merdivenden iki basamak iniyor!<br />
* * *<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde muhtarların ardından kaymakamlarla da toplantılar düzenlemeye başladı.<br />
- Görmemişin sarayı olmuş!<br />
İstanbul'da telefonla aradıkları yaklaşık 10 bin kişiyi dolandırdıkları ileri sürülen çetenin 10 milyon TL'nin üzerinde vurgun yaptığı iddia edildi.  <br />
- Bir de 70 milyon kişiyi dolandıranı vardı bunların ama kim olduğunu hatırlayamadım!<br />
* * *<br />
Masada PYD'yi görmek istemeyen Türkiye, sözlerini yutup PYD'yle aynı masaya oturacak gibi görünüyor!<br />
- Birilerinin önüne yatanları düşününce, aynı masayı bırak, aynı koltukta kucaklarına bile otursalar şaşırmam!<br />
<br />
<br />
Twitter'dan seçmeler<br />
Tübitak'ta sahte Diplomaları kontrol eden kişinin diploması sahte çıkmış. Kendimizden şüphe duymaya başladık.<br />
@aliarslan3460<br />
* * *<br />
İslam dünyası neden mi böyle?!<br />
İran lideri de, Türkiye lideri de Papa'dan dua istediler. Birbirlerinden isteseler ABD'nin BOP'u çöker!<br />
@yusufkaraca34 <br />
Önce kırmızıçizgi çizdi, sonra ya onlar ya biz diye rest çekti, bugün Kürtleri istiyoruz, PYD'yi istemiyoruz diyor.<br />
@trajiklevhasi<br />
* * *<br />
PYD madem terör örgütü, niye Türkiye sınırları içerisinden PYD askerlerinin Kobaniye geçişine izin verdiniz.<br />
@denizacar00<br />
<br />
<a href="https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-halifelik-H1252620.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.yenimesaj.com.tr/ataturk-ve-...252620.htm</a><br />
  <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Afgan gazeteci Nazira Karimi: Keşke Atatürk'ü dinleselerdi bunlar yaşanmazdı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-afgan-gazeteci-nazira-karimi-keske-ataturk-u-dinleselerdi-bunlar-yasanmazdi.html</link>
			<pubDate>Thu, 19 Aug 2021 11:44:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-afgan-gazeteci-nazira-karimi-keske-ataturk-u-dinleselerdi-bunlar-yasanmazdi.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/afgan-gazeteci-karimi-keske-ataturk.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: afgan-gazeteci-karimi-keske-ataturk.jpg]" class="mycode_img" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  <br />
<br />
Afgan kadın gazeteci Nazira Karimi, ülkesindeki Taliban rejimine ilişkin yaptığı açıklamada 'Keşke burada Atatürk'ü daha çok dinleseydi liderlerimiz. Dinleselerdi ülkem şu an bu pozisyonda olmazdı.'  dedi.<br />
<br />
   </span>[COLOR=#1E1E1E] ABD'nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Afganistan</span>'dan çekilmesiyle birlikte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taliban</span>'ın ülkede kontrolünü ele geçirmesinin ardından dünyanın gözü başkent Kabil'e çevrildi. Ülkeden kaçmak isteyen Afganların havalimanındaki görüntüleri dünya gündemindeki yerini korurken, Afgan gazeteci <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazira Karimi</span>'nin ABD Savunma Bakanlığında (Pentagon) düzenlenen basın toplantısındaki sözleri herkesi duygulandırmış, gözyaşlarına boğulan Karimi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Onlar kendi bayraklarını astı. Herkes üzülüyor, özellikle kadınlar. Cumhurbaşkanım nerede, Eski Cumhurbaşkanı Gani? İnsanlar onun veda etmesini bekledi, o hemen kaçtı. Nerede olduğunu bilmiyoruz ve bir cumhurbaşkanımız da yok. Başkan Biden, biliyorsunuz, Cumhurbaşkanının halkı için savaşması gerektiğini söyledi. Ama bizim cumhurbaşkanımız yok. Hiçbir şeyimiz yok. Afgan halkı ne yapacağını bilmiyor"</span> sözleriyle herkesin konuştuğu biri haline geldi tüm dünyanın gündemine oturmuştu.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B] ''TALİBAN'IN DEĞİŞTİĞİNE İNANMIYORUM''<br />
<br />
  </span>[/B][COLOR=#1E1E1E] Afgan Gazeteci Nazira Karimi, CNN Türk'e verdiği röportajla bir kez daha çarpıcı açıklamalara imza attı. Karimi'nin Atatürk sözleri ise röportajın en dikkat çekici yanı oldu. Nazira Karimi, şu ifadeleri kullandı; "Ben Taliban'dan çok çektim. Ülkemden kaçmak zorunda kaldım. Şimdi Taliban değiştiğini söylüyor ama ben buna inanmıyorum. Oradaki kadınlarla konuştum. Hepsi çok üzgün, korkmuş durumda ve gelecekleri konusunda umutsuzlar. Pentagon sözcüsüne sormuştum. Şimdi tekrar soruyorum: Eşref Gani nerede? Cumhurbaşkanımız nerede? Taliban her şeyi kontrol altına aldı. Yeni bir ülke kuracağız diyorlar. Oysa bizim bir başkanımız bile yok. <br />
<br />
ABD'ye soruyorum: Bize yardım edecekler mi? Afgan kadınları çok güçlüdür ama şu anda orada olanları düşününce ağlıyorum, ölüyormuş gibi hissediyorum. Gani ülkede kalsa ne olurdu? Bu konuda tartışmalar var. O Doha'da müzakerelere katıldı. ABD ile yakındı. Her şey çok iyi olacak demişlerdi. Gani hep barışçıldı. Kendisi ülkede olsa Taliban bu kadar kolay gelemez ve rejimi değiştiremezdi. Şimdi kimse ne olduğunu bilmiyor.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B] "DEĞİŞTİYSENİZ BUNU GÖSTERİN"<br />
<br />
  </span>[/B][COLOR=#1E1E1E] Afgan kadınlarla irtibat halindeyim. Şu anda büyük bir sessizlik var. Ancak bu barışçıl süre kısa olacak. Taliban açıklama yaptı ve kadınlara şeriat yasaları dahilinde polis, doktor, öğretmen olma hakkı vereceğiz dediler. Peki ya diğer kadınlar? Başka meslek seçmek isterlerse ne olacak? Biz de Müslümanız ancak ben bunların kafasındaki şeriat kavramını anlamıyorum. Binlerce kişi, kadınlar ve çocuklar Kanada'ya, ABD'ye kaçmak istiyor. Peki kaçamayanların kaderi ne olacak? Bunları gördüğüm için çok üzgünüm. Afgan halkı bu gördüklerinizden ibaret değil. Karanlık bir dönemem girdiler, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bir gazeteci olarak bunu görmek beni çok üzüyor.Taliban'ın değişeceğine inanmıyorum, verilecek uluslararası destek onları değiştirmeyecektir. <br />
<br />
Taliban'a mesaj yollamak istiyorum. Değiştiyseniz bunu gösterin, ideolojinizi de değiştirin. Afgan kadınları vazgeçmeyecek ve haklarını korumaya devam edecek. Ben de uzakta bile olsam onların sesi olmaya devam edeceğim. Madem değiştiler bayrağımıza dokunmasalardı. Onlar Afgan bayrağını indirdi. eğer değiştilerse Afgan bayrağı ve kendi bayraklarını yan yana assınlar. Afganistan bayrağı benim kimliğim, o bayrak benim! Şimdi de yanımda ve onu öpüyorum.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> DİKKAT ÇEKEN ATATÜRK VURGUSU<br />
<br />
   </span>[COLOR=#1E1E1E] Ben Atatürk'ü çok iyi hatırlıyorum. Türkiye ve Afganistan arasındaki iyi ilişkileri hatırlıyorum. Keşke Atatürk'ü daha çok dinleselerdi, onun yolundan gitseydi. O zaman bunları yaşamazdık. Taliban'dan neden kaçtığımız soruyorsunuz. Ben Taliban ilk kez geldiğinde, bu ihtimal doğduğunda genç ve başarılı bir gazeteciydim. Buna rağmen Pakistan'a kaçtım. ancak Taliban Pakistan'da da etkiliydi. Onlarla görüşmek istedim bir gazeteci olarak. Üstelik BBC için çalışıyordum. Amam bana cevap vermeyip biz kadınlarla konuşmayız dediler. Beni cezalandırıldılar. Bundan sonra Pakistan'dan da kaçıp ABD'ye yerleştim.<br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "ANI UNUTMAZ, HAFIZA YANILMAZ"<br />
<br />
  </span>[COLOR=#1E1E1E] 20 yıldır ülkemden uzaktayım. Ben ülkemde hiç barış görmedim. her gece rüyamda barış dolu bir ülke görüyor ve ağlıyorum. Bir şiirle açıklayayım bunu: Anı unutmaz, hafıza yanılmaz. Hep kalbinizde taşırsınız bunu. Ülkeme sadece bir kere bir konferans için gitti 2012 yılında. Sonra hemen geri döndüm. gittiğimde toprağı öpmüştüm. Bir zamanlar sokaklarda kadınlar özgürce gezerdi. <br />
<br />
Kültürel olarak Afganistan'da her şey değişti. Umudum var ama artık kimseye güvenmiyorum. Joe Biden Başkan Yardımcısıyken ülkeme gelmişti. O zaman kız çocukları ona bizi kurtarın, yalnız bırakmayın, doktor olmak, mühendis olmak istiyoruz demişlerdi. Biden da onlara yadım etme, yalnız bırakmama sözü vermişti.<br />
<br />
Şimdi ABD Başkanı olan Biden'a ben soruyorum. Afganistan'daki çocukları, kızları yalnız mı bırakacaksınız? Kaderlerine mi terk edeceksiniz?  Orada işimiz bitti diyorlar. Uluslararası kamuoyuna, tüm dünyaya sesleniyorum. Bizi yalnız bırakmayın. Taliban'ı gözlemleyin. Gerçekten değişip değişmediklerine bakın. eğer değişmişlerse saygım sonsuz. Ama her şey eskisi gibi olacaksa dünya bizi yalnız bırakmasın. Ben burada olsam da nefesim yettiğince Afgan halkına ve Afgan kadınlarına yardımcı olacağım, seslerine ses olacağım."<br />
<br />
KAYNAK: <a href="https://www.trhaber.com/dunya/afgan-gazeteci-nazira-karimi-keske-ataturk-u-dinleselerdi-bunlar-h8504.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.trhaber.com/dunya/afgan-gaze...h8504.html</a>    ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/afgan-gazeteci-karimi-keske-ataturk.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: afgan-gazeteci-karimi-keske-ataturk.jpg]" class="mycode_img" /><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">  <br />
<br />
Afgan kadın gazeteci Nazira Karimi, ülkesindeki Taliban rejimine ilişkin yaptığı açıklamada 'Keşke burada Atatürk'ü daha çok dinleseydi liderlerimiz. Dinleselerdi ülkem şu an bu pozisyonda olmazdı.'  dedi.<br />
<br />
   </span>[COLOR=#1E1E1E] ABD'nin <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Afganistan</span>'dan çekilmesiyle birlikte <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taliban</span>'ın ülkede kontrolünü ele geçirmesinin ardından dünyanın gözü başkent Kabil'e çevrildi. Ülkeden kaçmak isteyen Afganların havalimanındaki görüntüleri dünya gündemindeki yerini korurken, Afgan gazeteci <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nazira Karimi</span>'nin ABD Savunma Bakanlığında (Pentagon) düzenlenen basın toplantısındaki sözleri herkesi duygulandırmış, gözyaşlarına boğulan Karimi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Onlar kendi bayraklarını astı. Herkes üzülüyor, özellikle kadınlar. Cumhurbaşkanım nerede, Eski Cumhurbaşkanı Gani? İnsanlar onun veda etmesini bekledi, o hemen kaçtı. Nerede olduğunu bilmiyoruz ve bir cumhurbaşkanımız da yok. Başkan Biden, biliyorsunuz, Cumhurbaşkanının halkı için savaşması gerektiğini söyledi. Ama bizim cumhurbaşkanımız yok. Hiçbir şeyimiz yok. Afgan halkı ne yapacağını bilmiyor"</span> sözleriyle herkesin konuştuğu biri haline geldi tüm dünyanın gündemine oturmuştu.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B] ''TALİBAN'IN DEĞİŞTİĞİNE İNANMIYORUM''<br />
<br />
  </span>[/B][COLOR=#1E1E1E] Afgan Gazeteci Nazira Karimi, CNN Türk'e verdiği röportajla bir kez daha çarpıcı açıklamalara imza attı. Karimi'nin Atatürk sözleri ise röportajın en dikkat çekici yanı oldu. Nazira Karimi, şu ifadeleri kullandı; "Ben Taliban'dan çok çektim. Ülkemden kaçmak zorunda kaldım. Şimdi Taliban değiştiğini söylüyor ama ben buna inanmıyorum. Oradaki kadınlarla konuştum. Hepsi çok üzgün, korkmuş durumda ve gelecekleri konusunda umutsuzlar. Pentagon sözcüsüne sormuştum. Şimdi tekrar soruyorum: Eşref Gani nerede? Cumhurbaşkanımız nerede? Taliban her şeyi kontrol altına aldı. Yeni bir ülke kuracağız diyorlar. Oysa bizim bir başkanımız bile yok. <br />
<br />
ABD'ye soruyorum: Bize yardım edecekler mi? Afgan kadınları çok güçlüdür ama şu anda orada olanları düşününce ağlıyorum, ölüyormuş gibi hissediyorum. Gani ülkede kalsa ne olurdu? Bu konuda tartışmalar var. O Doha'da müzakerelere katıldı. ABD ile yakındı. Her şey çok iyi olacak demişlerdi. Gani hep barışçıldı. Kendisi ülkede olsa Taliban bu kadar kolay gelemez ve rejimi değiştiremezdi. Şimdi kimse ne olduğunu bilmiyor.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B] "DEĞİŞTİYSENİZ BUNU GÖSTERİN"<br />
<br />
  </span>[/B][COLOR=#1E1E1E] Afgan kadınlarla irtibat halindeyim. Şu anda büyük bir sessizlik var. Ancak bu barışçıl süre kısa olacak. Taliban açıklama yaptı ve kadınlara şeriat yasaları dahilinde polis, doktor, öğretmen olma hakkı vereceğiz dediler. Peki ya diğer kadınlar? Başka meslek seçmek isterlerse ne olacak? Biz de Müslümanız ancak ben bunların kafasındaki şeriat kavramını anlamıyorum. Binlerce kişi, kadınlar ve çocuklar Kanada'ya, ABD'ye kaçmak istiyor. Peki kaçamayanların kaderi ne olacak? Bunları gördüğüm için çok üzgünüm. Afgan halkı bu gördüklerinizden ibaret değil. Karanlık bir dönemem girdiler, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bir gazeteci olarak bunu görmek beni çok üzüyor.Taliban'ın değişeceğine inanmıyorum, verilecek uluslararası destek onları değiştirmeyecektir. <br />
<br />
Taliban'a mesaj yollamak istiyorum. Değiştiyseniz bunu gösterin, ideolojinizi de değiştirin. Afgan kadınları vazgeçmeyecek ve haklarını korumaya devam edecek. Ben de uzakta bile olsam onların sesi olmaya devam edeceğim. Madem değiştiler bayrağımıza dokunmasalardı. Onlar Afgan bayrağını indirdi. eğer değiştilerse Afgan bayrağı ve kendi bayraklarını yan yana assınlar. Afganistan bayrağı benim kimliğim, o bayrak benim! Şimdi de yanımda ve onu öpüyorum.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> DİKKAT ÇEKEN ATATÜRK VURGUSU<br />
<br />
   </span>[COLOR=#1E1E1E] Ben Atatürk'ü çok iyi hatırlıyorum. Türkiye ve Afganistan arasındaki iyi ilişkileri hatırlıyorum. Keşke Atatürk'ü daha çok dinleselerdi, onun yolundan gitseydi. O zaman bunları yaşamazdık. Taliban'dan neden kaçtığımız soruyorsunuz. Ben Taliban ilk kez geldiğinde, bu ihtimal doğduğunda genç ve başarılı bir gazeteciydim. Buna rağmen Pakistan'a kaçtım. ancak Taliban Pakistan'da da etkiliydi. Onlarla görüşmek istedim bir gazeteci olarak. Üstelik BBC için çalışıyordum. Amam bana cevap vermeyip biz kadınlarla konuşmayız dediler. Beni cezalandırıldılar. Bundan sonra Pakistan'dan da kaçıp ABD'ye yerleştim.<br />
<br />
     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "ANI UNUTMAZ, HAFIZA YANILMAZ"<br />
<br />
  </span>[COLOR=#1E1E1E] 20 yıldır ülkemden uzaktayım. Ben ülkemde hiç barış görmedim. her gece rüyamda barış dolu bir ülke görüyor ve ağlıyorum. Bir şiirle açıklayayım bunu: Anı unutmaz, hafıza yanılmaz. Hep kalbinizde taşırsınız bunu. Ülkeme sadece bir kere bir konferans için gitti 2012 yılında. Sonra hemen geri döndüm. gittiğimde toprağı öpmüştüm. Bir zamanlar sokaklarda kadınlar özgürce gezerdi. <br />
<br />
Kültürel olarak Afganistan'da her şey değişti. Umudum var ama artık kimseye güvenmiyorum. Joe Biden Başkan Yardımcısıyken ülkeme gelmişti. O zaman kız çocukları ona bizi kurtarın, yalnız bırakmayın, doktor olmak, mühendis olmak istiyoruz demişlerdi. Biden da onlara yadım etme, yalnız bırakmama sözü vermişti.<br />
<br />
Şimdi ABD Başkanı olan Biden'a ben soruyorum. Afganistan'daki çocukları, kızları yalnız mı bırakacaksınız? Kaderlerine mi terk edeceksiniz?  Orada işimiz bitti diyorlar. Uluslararası kamuoyuna, tüm dünyaya sesleniyorum. Bizi yalnız bırakmayın. Taliban'ı gözlemleyin. Gerçekten değişip değişmediklerine bakın. eğer değişmişlerse saygım sonsuz. Ama her şey eskisi gibi olacaksa dünya bizi yalnız bırakmasın. Ben burada olsam da nefesim yettiğince Afgan halkına ve Afgan kadınlarına yardımcı olacağım, seslerine ses olacağım."<br />
<br />
KAYNAK: <a href="https://www.trhaber.com/dunya/afgan-gazeteci-nazira-karimi-keske-ataturk-u-dinleselerdi-bunlar-h8504.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.trhaber.com/dunya/afgan-gaze...h8504.html</a>    ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk ve kadın hakları]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-kadin-haklari.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 Apr 2021 23:06:51 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-kadin-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[ İnsanlık tarihi boyunca insana ait tüm hakların aynı anda tek bir devrimle elde edildiğine dair bir örnek yoktur. İnsan mükemmel bir varlık olmadığı için, haklar ne yazık ki yüzlerce, binlerce yıl içinde, adım adım elde edilmektedir.    <br />
 Kadın hakları konusunun 19. yüzyılda gecikmeli biçimde gündeme gelmesi büyük bir talihsizliktir. Hem antik Yunan’da hem de Rönesans, reformasyon ve aydınlanma dönemlerinde Batı Avrupa’da, bilimsel, felsefi, sanatsal ve siyasi devrimler gerçekleşirken, kadın hakları konusu bu süreçlerin dışında kalmıştır. 1776 Amerikan devrimi ve 1789 Fransız devrimi ile birlikte, dünyanın belli başlı bölgelerinde, monarşinin, teokrasinin ve feodalizmin yıkılma süreci başlarken, kadın hakları sorunu yine çözülmemiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span>   <br />
 19. yüzyılda bir yandan kadın hakları hareketlerinin bir yandan da sosyalist hareketlerin gelişmesi, insanlık tarihi açısından çok önemli bir devrimdir. 1776 Amerikan devriminin ve 1789 Fransız devriminin kazanımları kuşkusuz ki, kadın hakları ve sosyalizm alanındaki gelişmeler için önemli bir zemini oluşturmuştur. 19. yüzyılın devrimci hareketlerini, 18. yüzyılın devrimci hareketleriyle bir karşıtlık içerisinde açıklamak yerine, tarihselci bir bakış açısıyla 19. yüzyılın devrimci hareketlerini, 18. yüzyılın devrimci hareketlerinin yeniden yapılandırılmış bir uzantısı olarak görmek gerekir.   <br />
 1789 Fransız devriminden esinlenerek monarşiyi, teokrasiyi ve feodalizmi Osmanlı topraklarında yıkan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk</span>, 19. ve 20. yüzyılda kadın hakları alanındaki gelişmeleri de dikkate alarak Fransız devriminin eksik bıraktığı bir konuyu tamamlamıştır. Öte yanda Atatürk, sosyalist ve komünist ideolojiyi devrim sürecinin dışında bırakmış olsa da hem Kurtuluş Savaşı’nda hem de cumhuriyetin kuruluşundan sonraki yıllarda, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile yakın işbirliği içinde olmuştur. Atatürk, halkçılık ve devletçilik ilkeleriyle de ekonomik ve siyasal atılımların, serbest piyasaya ve özel sektöre terk edilmesini engellemiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span><br />
   <br />
 Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadın hâlâ, ortaçağ zihniyetine göre algılanıyordu. Ortaçağ, felsefenin, bilimin, sanatın, siyasetin ve sosyal yaşamın din kurallarına göre belirlendiği, dini dogmaların ve teokratik yapılanmaların egemen olduğu, yaklaşık bin yıllık bir dönemdi. Bu dönemde kadına yönelik yaklaşım da Tevrat, İncil ve Kuran gibi din kitaplarındaki açıklamaların etkisi altında biçimleniyordu. Din kitaplarında erkek ve kadın eşit varlıklar olarak görülmüyor, erkeğin kadından üstün olduğu varsayılıyor, kadının miras, şahitlik, boşanma, mülkiyet, evlilik, cinsellik, kıyafet gibi konularda erkekle eşit haklara sahip olmadığına dair birçok ifade bulunuyordu.   <br />
 Laiklik ilkesi bu nedenle, kadın haklarının elde edilmesini sağlayan en önemli ilkelerden birisidir. Çünkü laiklik, dinin siyaseti, devleti, hukuku ve eğitimi esir almasını engelleyen bir ilkedir. Laikliğin geçerli olduğu bir ülkede kimse kadını, dinlerin ortaya koyduğu tanımlamaların içerisine hapsedemez. Bugün Türkiye’de kadınların sahip oldukları hakların önemli bir kısmı, Atatürk’ün hilafeti kaldırması, ’Devletin dini İslamdır’ ifadesini anayasadan çıkarması ve laiklik ilkesini anayasaya koyması sayesinde elde edilmiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span><br />
   <br />
 Atatürk kadın hakları konusunda çok önemli somut devrimler de gerçekleştirmiştir. Öğretim Birliği Yasası’yla kadınların ve erkeklerin tamamı bilimsel ve laik eğitimden yararlanma hakkını kazanmışlardır. Medeni Yasa’yla kadınlar boşanma, şahitlik, miras gibi konularda erkekler ile eşit haklara sahip olmuşlardır. Kadınların kamusal alanda kara çarşaf giyme ve başörtüsü takma zorunluluğu kaldırılmıştır. Kadınlar yaygın bir biçimde eğitim ve çalışma yaşamına dahil edilmişlerdir. Kadınlar seçme ve seçilme hakkını elde ederek siyasal yaşamın eşit bir parçası haline gelmişlerdir.   <br />
 Acaba geçen hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan kadınların ve erkeklerin yüzde kaçı bu olguları hatırladı ve hatırlattı?<br />
<br />
Cumhuriyet- Örsan K. Öymen   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ İnsanlık tarihi boyunca insana ait tüm hakların aynı anda tek bir devrimle elde edildiğine dair bir örnek yoktur. İnsan mükemmel bir varlık olmadığı için, haklar ne yazık ki yüzlerce, binlerce yıl içinde, adım adım elde edilmektedir.    <br />
 Kadın hakları konusunun 19. yüzyılda gecikmeli biçimde gündeme gelmesi büyük bir talihsizliktir. Hem antik Yunan’da hem de Rönesans, reformasyon ve aydınlanma dönemlerinde Batı Avrupa’da, bilimsel, felsefi, sanatsal ve siyasi devrimler gerçekleşirken, kadın hakları konusu bu süreçlerin dışında kalmıştır. 1776 Amerikan devrimi ve 1789 Fransız devrimi ile birlikte, dünyanın belli başlı bölgelerinde, monarşinin, teokrasinin ve feodalizmin yıkılma süreci başlarken, kadın hakları sorunu yine çözülmemiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span>   <br />
 19. yüzyılda bir yandan kadın hakları hareketlerinin bir yandan da sosyalist hareketlerin gelişmesi, insanlık tarihi açısından çok önemli bir devrimdir. 1776 Amerikan devriminin ve 1789 Fransız devriminin kazanımları kuşkusuz ki, kadın hakları ve sosyalizm alanındaki gelişmeler için önemli bir zemini oluşturmuştur. 19. yüzyılın devrimci hareketlerini, 18. yüzyılın devrimci hareketleriyle bir karşıtlık içerisinde açıklamak yerine, tarihselci bir bakış açısıyla 19. yüzyılın devrimci hareketlerini, 18. yüzyılın devrimci hareketlerinin yeniden yapılandırılmış bir uzantısı olarak görmek gerekir.   <br />
 1789 Fransız devriminden esinlenerek monarşiyi, teokrasiyi ve feodalizmi Osmanlı topraklarında yıkan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk</span>, 19. ve 20. yüzyılda kadın hakları alanındaki gelişmeleri de dikkate alarak Fransız devriminin eksik bıraktığı bir konuyu tamamlamıştır. Öte yanda Atatürk, sosyalist ve komünist ideolojiyi devrim sürecinin dışında bırakmış olsa da hem Kurtuluş Savaşı’nda hem de cumhuriyetin kuruluşundan sonraki yıllarda, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile yakın işbirliği içinde olmuştur. Atatürk, halkçılık ve devletçilik ilkeleriyle de ekonomik ve siyasal atılımların, serbest piyasaya ve özel sektöre terk edilmesini engellemiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span><br />
   <br />
 Osmanlı İmparatorluğu döneminde kadın hâlâ, ortaçağ zihniyetine göre algılanıyordu. Ortaçağ, felsefenin, bilimin, sanatın, siyasetin ve sosyal yaşamın din kurallarına göre belirlendiği, dini dogmaların ve teokratik yapılanmaların egemen olduğu, yaklaşık bin yıllık bir dönemdi. Bu dönemde kadına yönelik yaklaşım da Tevrat, İncil ve Kuran gibi din kitaplarındaki açıklamaların etkisi altında biçimleniyordu. Din kitaplarında erkek ve kadın eşit varlıklar olarak görülmüyor, erkeğin kadından üstün olduğu varsayılıyor, kadının miras, şahitlik, boşanma, mülkiyet, evlilik, cinsellik, kıyafet gibi konularda erkekle eşit haklara sahip olmadığına dair birçok ifade bulunuyordu.   <br />
 Laiklik ilkesi bu nedenle, kadın haklarının elde edilmesini sağlayan en önemli ilkelerden birisidir. Çünkü laiklik, dinin siyaseti, devleti, hukuku ve eğitimi esir almasını engelleyen bir ilkedir. Laikliğin geçerli olduğu bir ülkede kimse kadını, dinlerin ortaya koyduğu tanımlamaların içerisine hapsedemez. Bugün Türkiye’de kadınların sahip oldukları hakların önemli bir kısmı, Atatürk’ün hilafeti kaldırması, ’Devletin dini İslamdır’ ifadesini anayasadan çıkarması ve laiklik ilkesini anayasaya koyması sayesinde elde edilmiştir.   <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">***</span><br />
   <br />
 Atatürk kadın hakları konusunda çok önemli somut devrimler de gerçekleştirmiştir. Öğretim Birliği Yasası’yla kadınların ve erkeklerin tamamı bilimsel ve laik eğitimden yararlanma hakkını kazanmışlardır. Medeni Yasa’yla kadınlar boşanma, şahitlik, miras gibi konularda erkekler ile eşit haklara sahip olmuşlardır. Kadınların kamusal alanda kara çarşaf giyme ve başörtüsü takma zorunluluğu kaldırılmıştır. Kadınlar yaygın bir biçimde eğitim ve çalışma yaşamına dahil edilmişlerdir. Kadınlar seçme ve seçilme hakkını elde ederek siyasal yaşamın eşit bir parçası haline gelmişlerdir.   <br />
 Acaba geçen hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan kadınların ve erkeklerin yüzde kaçı bu olguları hatırladı ve hatırlattı?<br />
<br />
Cumhuriyet- Örsan K. Öymen   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[History Life dergisi kapağında Atatürk: Sarsılmaz bir Cumhuriyet yarattı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-history-life-dergisi-kapaginda-ataturk-sarsilmaz-bir-cumhuriyet-yaratti.html</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2020 00:13:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-history-life-dergisi-kapaginda-ataturk-sarsilmaz-bir-cumhuriyet-yaratti.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alman popüler tarih dergisi History Life, kapağının merkezine Atatürk’ü koyarak hazırladığı ’En büyük devrimciler’ dosyasında Ulu Önderi şu sözlerle anlattı: Atatürk, sarsılmaz bir Cumhuriyet yarattı’</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">History Life dergisi kapağında Atatürk</span><br />
<br />
Almanya’da yayınlanan History Life dergisi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’En büyük devrimciler’ </span>dosyasında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Derginin kapağında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk’ün kalpaklı ve kravatlı fotoğrafı</span> merkezde yer aldı.<br />
<br />
Her bir lideri farklı yazar ve tarihçi anlatırken, Atatürk’ü Mario Galloni kaleme aldı. Yazıda Atatürk çocukluğundan eğitimine ve reformlarına kadar ayrıntılı olarak işlendi. ’Der Gründen der modernen Türkei Â Modern Türkiye’nin kurucusu’ başlığı atılan yazının girişinde şu değerlendirme yapıldı:<br />
<br />
<br />
’Atatürk’ün çok çeşitli olan kişiliğini bir tek kelime ile özetlemek hiç de kolay değil. Kesin olan bir şey var, o modern Türkiye’nin kurucusudur.<br />
Aynı zamanda, Türk bilincinin ve ulusal duruşunun anlamlı sembolü olarak, yıkılmış, savaşla sarsılmış Osmanlı İmparatorluğu’ndan reformlarıyla sarsılmaz bir cumhuriyet yaratmıştır. Bu durum o zaman Hitler ve Mussolini’nin ağzını açık bırakmış, Lenin saygı duyduğunu göstermiştir.<br />
Tabii birçok dirençle de karşılaşmıştır. Özellikle gelenekleri yıkıp saltanatı ve hilafeti kaldırarak yerine batının gelişmiş yönlerini, kültürünü koymak isterken’’<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Reform dönemi</span><br />
<br />
Dergi, devrimlere geniş yer ayırdı. Özellikle kadınların modern Türkiye’nin yüzü olduğunu, çok eşliliğin kaldırıldığını, kadınların özgür giyinmesinin yolunun açıldığını, iş hayatında kadınlara eşit haklar sağlandığını vurgulayan dergi, ilk kadın milletvekillerinin 1934’ten sonra Meclis’e girdiğine değindi. Saltanat varken olmayan bir Türkiye burjuvazisi yaratıldığına yer verilirken, ’En önemlisi dünyadan borç almadan sanayileşme başarıldı’ denildi’ denildi.<br />
<br />
Almanya dışında İtalya, İsviçre, Avusturya ve Lüksemburg’da da yayınlanan popüler tarih dergisi History Life’ta Atatürk’e, Gandi gibi 6 sayfa ayrıldı. Atatürk ile ilgili bölüme ’Modern Türkiye’nin kurucusu’’ başlığı atıldı. Alt başlıkta ise ’Onun hükümeti döneminde modern devlet batı dünyasını örnek aldı: İşte bu Türkiye Cumhuriyeti’’ denildi.<br />
<br />
Dergide George Washington’dan, Fidel Castro’ya, Emiliano Zapata’dan Simon Bolivar’a, Mao’dan Che’ye, Rosa Lüksemburg’dan Gandi’ye 17 devrimci isme yer verildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altı oktaki milliyetçilik vatanseverliktir</span><br />
<br />
ALMAN Dergisi’ne geniş analizini yazan İtalyan gazeteci Galloni, Atatürk’ün devrimlerinin 1925’ten, 1938’de kadar devam ettiğini belirtti. Özel bir köşede, ’Die sechs Pfeile des Kemalismus-Kemalizmin altı oku’ başlıklı bölümde, bu ilkelerin 20. yüzyılın büyük bir ideolojik açılımı olduğu, milliyetçilik okunun asıl anlamının ’Vatanseverlik’ olarak algılanması gerektiğini de vurguladı.<br />
<br />
Bu tarif, Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılık olmadığını, batılılar tarafından ’Patriotismus-vatanseverlik’ olarak tanımlandığını gösteren bir belge de oldu. Bu bölümde, belirlenen altı ok ilkeleri tek tek tanıtıldı. Kemalizm denilen ideolojinin, yakın doğu ulusal bakışı ve batı değerleriyle yoğrulduğu belirtilirken, son söz olarak ’Bugün bile Mustafa Kemal Atatürk, çok kişi tarafından onurlandırılıyor’ denildi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">indigodergisi.com</span>   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alman popüler tarih dergisi History Life, kapağının merkezine Atatürk’ü koyarak hazırladığı ’En büyük devrimciler’ dosyasında Ulu Önderi şu sözlerle anlattı: Atatürk, sarsılmaz bir Cumhuriyet yarattı’</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">History Life dergisi kapağında Atatürk</span><br />
<br />
Almanya’da yayınlanan History Life dergisi, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’En büyük devrimciler’ </span>dosyasında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Derginin kapağında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk’ün kalpaklı ve kravatlı fotoğrafı</span> merkezde yer aldı.<br />
<br />
Her bir lideri farklı yazar ve tarihçi anlatırken, Atatürk’ü Mario Galloni kaleme aldı. Yazıda Atatürk çocukluğundan eğitimine ve reformlarına kadar ayrıntılı olarak işlendi. ’Der Gründen der modernen Türkei Â Modern Türkiye’nin kurucusu’ başlığı atılan yazının girişinde şu değerlendirme yapıldı:<br />
<br />
<br />
’Atatürk’ün çok çeşitli olan kişiliğini bir tek kelime ile özetlemek hiç de kolay değil. Kesin olan bir şey var, o modern Türkiye’nin kurucusudur.<br />
Aynı zamanda, Türk bilincinin ve ulusal duruşunun anlamlı sembolü olarak, yıkılmış, savaşla sarsılmış Osmanlı İmparatorluğu’ndan reformlarıyla sarsılmaz bir cumhuriyet yaratmıştır. Bu durum o zaman Hitler ve Mussolini’nin ağzını açık bırakmış, Lenin saygı duyduğunu göstermiştir.<br />
Tabii birçok dirençle de karşılaşmıştır. Özellikle gelenekleri yıkıp saltanatı ve hilafeti kaldırarak yerine batının gelişmiş yönlerini, kültürünü koymak isterken’’<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Reform dönemi</span><br />
<br />
Dergi, devrimlere geniş yer ayırdı. Özellikle kadınların modern Türkiye’nin yüzü olduğunu, çok eşliliğin kaldırıldığını, kadınların özgür giyinmesinin yolunun açıldığını, iş hayatında kadınlara eşit haklar sağlandığını vurgulayan dergi, ilk kadın milletvekillerinin 1934’ten sonra Meclis’e girdiğine değindi. Saltanat varken olmayan bir Türkiye burjuvazisi yaratıldığına yer verilirken, ’En önemlisi dünyadan borç almadan sanayileşme başarıldı’ denildi’ denildi.<br />
<br />
Almanya dışında İtalya, İsviçre, Avusturya ve Lüksemburg’da da yayınlanan popüler tarih dergisi History Life’ta Atatürk’e, Gandi gibi 6 sayfa ayrıldı. Atatürk ile ilgili bölüme ’Modern Türkiye’nin kurucusu’’ başlığı atıldı. Alt başlıkta ise ’Onun hükümeti döneminde modern devlet batı dünyasını örnek aldı: İşte bu Türkiye Cumhuriyeti’’ denildi.<br />
<br />
Dergide George Washington’dan, Fidel Castro’ya, Emiliano Zapata’dan Simon Bolivar’a, Mao’dan Che’ye, Rosa Lüksemburg’dan Gandi’ye 17 devrimci isme yer verildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altı oktaki milliyetçilik vatanseverliktir</span><br />
<br />
ALMAN Dergisi’ne geniş analizini yazan İtalyan gazeteci Galloni, Atatürk’ün devrimlerinin 1925’ten, 1938’de kadar devam ettiğini belirtti. Özel bir köşede, ’Die sechs Pfeile des Kemalismus-Kemalizmin altı oku’ başlıklı bölümde, bu ilkelerin 20. yüzyılın büyük bir ideolojik açılımı olduğu, milliyetçilik okunun asıl anlamının ’Vatanseverlik’ olarak algılanması gerektiğini de vurguladı.<br />
<br />
Bu tarif, Atatürk milliyetçiliğinin ırkçılık olmadığını, batılılar tarafından ’Patriotismus-vatanseverlik’ olarak tanımlandığını gösteren bir belge de oldu. Bu bölümde, belirlenen altı ok ilkeleri tek tek tanıtıldı. Kemalizm denilen ideolojinin, yakın doğu ulusal bakışı ve batı değerleriyle yoğrulduğu belirtilirken, son söz olarak ’Bugün bile Mustafa Kemal Atatürk, çok kişi tarafından onurlandırılıyor’ denildi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">indigodergisi.com</span>   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çin 2 milyon virüs kiti gönderdi, ücretini Atatürk ödedi deyip ücret talep etmediler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cin-2-milyon-virus-kiti-gonderdi-ucretini-ataturk-odedi-deyip-ucret-talep-etmediler.html</link>
			<pubDate>Mon, 23 Mar 2020 15:04:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cin-2-milyon-virus-kiti-gonderdi-ucretini-ataturk-odedi-deyip-ucret-talep-etmediler.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR=#111111] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin hükümeti, 1940 yılında ülkelerinde yaşanan kolera salgını sonrası Atatürk döneminde kurulan akademinin kendilerine yaptığı yardım dolayısıyla Türkiye'ye korona virüs tespitinde kullanılan tanı kitlerini ücretsiz gönderdi.</span><br />
<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda geçtiğimiz günlerde milletvekillerine bilgi veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’deki test yapabilen laboratuvar sayılarının ve test yapılma oranının arttırılacağını ifade etmişti.     <br />
[COLOR=#111111] Hızlı tanı kitinin devreye alınmasıyla birlikte Çin’den 2 milyondan fazla hızlı tanı kitinin Türkiye’ye geldiği öğrenildi.<br />
<br />
Öte yandan Türkiye’ye verilen hızlı tanı kitlerinden Çin hükümetinin herhangi bir ücret talep etmediği kaydedildi. Çin hükümetinin, 1940 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Refik Saydam Hıfzısıhha akademisinde üretilip kolera salgını için geçmiş dönemde Çin’de gönderilen aşılar için para talep etmediğini belirtildi.<br />
<br />
haberaydin.com/     ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR=#111111] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin hükümeti, 1940 yılında ülkelerinde yaşanan kolera salgını sonrası Atatürk döneminde kurulan akademinin kendilerine yaptığı yardım dolayısıyla Türkiye'ye korona virüs tespitinde kullanılan tanı kitlerini ücretsiz gönderdi.</span><br />
<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda geçtiğimiz günlerde milletvekillerine bilgi veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’deki test yapabilen laboratuvar sayılarının ve test yapılma oranının arttırılacağını ifade etmişti.     <br />
[COLOR=#111111] Hızlı tanı kitinin devreye alınmasıyla birlikte Çin’den 2 milyondan fazla hızlı tanı kitinin Türkiye’ye geldiği öğrenildi.<br />
<br />
Öte yandan Türkiye’ye verilen hızlı tanı kitlerinden Çin hükümetinin herhangi bir ücret talep etmediği kaydedildi. Çin hükümetinin, 1940 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Refik Saydam Hıfzısıhha akademisinde üretilip kolera salgını için geçmiş dönemde Çin’de gönderilen aşılar için para talep etmediğini belirtildi.<br />
<br />
haberaydin.com/     ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Ankara'ya Gelişi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-ankara-ya-gelisi.html</link>
			<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 13:39:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-ankara-ya-gelisi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün Ankara'ya Gelişi<br />
27Aralık1919</span><br />
 <br />
Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşlarıyla birlikte, 19 Aralık 1919 gecesi Kayseri'ye, 24 Aralık'ta Kırşehir'e gelmiş, 27 Aralık 1919 cumartesi günü saat 15:30'da Ankara'ya ulaşmıştı.<br />
<br />
   ] Ankara'da hiçbir devlet otoritesi kalmamışken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seymen</span> alayı düzülmüş ve zamanın Ankara'sında Dikmen Kızılyokuş'a binlerce atlı ve yaya Seymen gitmiştir. Seymen düzüleceği zaman, Efeler kahvesi önüne sancak dikilmesi Seymen alayının kurulmasına işarettir. Eski Türkler de otağ önüne tuğ ve sancak dikerlerdi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal</span>'in Ankara'ya geleceği günün sabahı da sancak dikildi. O zaman Efeler kahvesi Ulucanlar'a giden yolun üzerinde bulunan San Ahmed'in kahvesi idi.<br />
<br />
Seymenler, zeybekler, esnaf temsilcileri, öğrenciler ve binlerce Ankara'lı, tek ses, tek yürek olmuş, Atatürk'ü karşılıyor, alkışlıyor, (yaşa, varol) diye bağırıyorlardı.<br />
<br />
Yollarda kurbanlar kesiliyor, milli oyunlar oynanıyordu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ankara</span>'nın bayramıydı o gün. Bu karşılama <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ata</span>'yı çok duygulandırmış, tüm karşılayanlara teşekkür ederek içinde bulunduğumuz durumu, bundan nasıl kurtulacağımızı belirten bir konuşma yapmıştı.<br />
<br />
O gün Ankara'da Mustafa Kemal'i Dikmen sırtlarında 3000 atlı 30-40.000 civarında bir seğmen alayı ile karşılayan Seğmenler büyük önderin ağlamasına sebep olmuşlardır. Çünkü Mustafa Kemal gittiği yerlerde böyle bir kalabalık görmemişti.<br />
<br />
İşte Atatürk'ün Ankara halkı ile ilk karşılaşması böyle oldu. Dikmen'de karşılama heyetini ve devlet memurlarını bir arada görünce, otomobilden indi. Herkesin ayrı ayrı ellerini sıktı. Seymenlere hitap ederek:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Merhaba efeler!"</span> diye, yüksek sesle selamladı. Efeler hep bir ağızdan: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sağ ol paşa Hazretleri!"<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz?"</span> Efeler hep bir ağızdan: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik"<br />
</span><br />
Mustafa Kemal: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Fikrinizde sabit misiniz?"</span> Tekrar bağırdılar:<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "And olsun!"</span><br />
Mustafa Kemal'in gözleri yaşararak: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Var olun yiğitler!"</span> dedi.<br />
<br />
<br />
    [COLOR=#1C1E21]kaynak : türkçenin diriliş hareketi   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün Ankara'ya Gelişi<br />
27Aralık1919</span><br />
 <br />
Mustafa Kemal Atatürk, arkadaşlarıyla birlikte, 19 Aralık 1919 gecesi Kayseri'ye, 24 Aralık'ta Kırşehir'e gelmiş, 27 Aralık 1919 cumartesi günü saat 15:30'da Ankara'ya ulaşmıştı.<br />
<br />
   ] Ankara'da hiçbir devlet otoritesi kalmamışken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Seymen</span> alayı düzülmüş ve zamanın Ankara'sında Dikmen Kızılyokuş'a binlerce atlı ve yaya Seymen gitmiştir. Seymen düzüleceği zaman, Efeler kahvesi önüne sancak dikilmesi Seymen alayının kurulmasına işarettir. Eski Türkler de otağ önüne tuğ ve sancak dikerlerdi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal</span>'in Ankara'ya geleceği günün sabahı da sancak dikildi. O zaman Efeler kahvesi Ulucanlar'a giden yolun üzerinde bulunan San Ahmed'in kahvesi idi.<br />
<br />
Seymenler, zeybekler, esnaf temsilcileri, öğrenciler ve binlerce Ankara'lı, tek ses, tek yürek olmuş, Atatürk'ü karşılıyor, alkışlıyor, (yaşa, varol) diye bağırıyorlardı.<br />
<br />
Yollarda kurbanlar kesiliyor, milli oyunlar oynanıyordu. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ankara</span>'nın bayramıydı o gün. Bu karşılama <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ata</span>'yı çok duygulandırmış, tüm karşılayanlara teşekkür ederek içinde bulunduğumuz durumu, bundan nasıl kurtulacağımızı belirten bir konuşma yapmıştı.<br />
<br />
O gün Ankara'da Mustafa Kemal'i Dikmen sırtlarında 3000 atlı 30-40.000 civarında bir seğmen alayı ile karşılayan Seğmenler büyük önderin ağlamasına sebep olmuşlardır. Çünkü Mustafa Kemal gittiği yerlerde böyle bir kalabalık görmemişti.<br />
<br />
İşte Atatürk'ün Ankara halkı ile ilk karşılaşması böyle oldu. Dikmen'de karşılama heyetini ve devlet memurlarını bir arada görünce, otomobilden indi. Herkesin ayrı ayrı ellerini sıktı. Seymenlere hitap ederek:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Merhaba efeler!"</span> diye, yüksek sesle selamladı. Efeler hep bir ağızdan: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sağ ol paşa Hazretleri!"<br />
</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Arkadaşlar, buraya niçin geldiniz?"</span> Efeler hep bir ağızdan: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Millet yolunda kanımızı akıtmaya geldik"<br />
</span><br />
Mustafa Kemal: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Fikrinizde sabit misiniz?"</span> Tekrar bağırdılar:<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> "And olsun!"</span><br />
Mustafa Kemal'in gözleri yaşararak: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Var olun yiğitler!"</span> dedi.<br />
<br />
<br />
    [COLOR=#1C1E21]kaynak : türkçenin diriliş hareketi   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ü iyi Tanıyın ! O Evliyadır !]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-u-iyi-taniyin-o-evliyadir.html</link>
			<pubDate>Sun, 17 Nov 2019 00:39:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-u-iyi-taniyin-o-evliyadir.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/ataturk-hz-ali-dir.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ataturk-hz-ali-dir.jpg]" class="mycode_img" />[COLOR=#202020]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
Atatürk’ü hiç kimse böyle anlatamadı  </span><br />
<br />
  <br />
[COLOR=#202020] "Altının kıymetini sarraf bilir" der, atalarımız’ Koskoca bir imparatorluk yıkılıyor, o dönemin işbilmez siyasileri işgalcilerin kontrolü altına giriyor ve Anadolu coğrafyası dört bir yandan işgal ediliyor. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasa, Anadolu yurdunda bir tane Müslüman Türk kalmayacaktı.<br />
<br />
  [COLOR=#404040][COLOR=#202020] "Altının kıymetini sarraf bilir" der, atalarımız’ Koskoca bir imparatorluk yıkılıyor, o dönemin işbilmez siyasileri işgalcilerin kontrolü altına giriyor ve Anadolu coğrafyası dört bir yandan işgal ediliyor. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasa, Anadolu yurdunda bir tane Müslüman Türk kalmayacaktı.<br />
<br />
        <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7-xwRV7Hd6E" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>[COLOR=#202020][COLOR=#404040][COLOR=#202020] <br />
<br />
İşte bu vaziyetteyken, tek başına yola çıkan, dağınık ve bitkin halde bulunan milleti toparlayıp tek bir yumruk haline dönüştüren bir Lider asla normal bir insan olamazdı.<br />
<br />
Ancak her yönüyle özel donanımlı, seçkin bir insan böyle bir gidişata dur diyebilirdi. Yıllarca Atatürk'e dinsiz dediler, dinsiz demek inanmayan demek’ Allah'a ve Resulü'ne iman etmeyen, manevi duyguların zirvesini yaşamayan bir insan, nasıl olur da Müslüman Türk milletinin vatanını, namusunu, imanını kurtarmak için her şeyini ortaya koyar ve her şeyden önemlisi bunu başarır? Hiç aklınız alıyor mu?<br />
<br />
Bu soruları bugün çok rahatlıkla sorabiliyoruz ama dün birçoğumuz "dinsiz" iftiralarına inanıyorduk.<br />
<br />
Ta ki Prof. Dr. Haydar Baş "Hoş Geldin Atatürk" eserini ortaya koyana kadar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Atatürk vatandır, Atatürk bayraktır, Atatürk birleştirici harçtır, Atatürk Ehl-i Beyt soyundandır, Atatürk bu milletin inancıdır"</span> diyene kadar’<br />
<br />
İngiliz ve Yunan istihbaratının ve de onların yerli tohumlarının fitneleriyle gözümüze yerleştirilen perde, Prof. Dr. Baş'ın gerçek Atatürk'ü belgelerle önümüze koymasıyla bir anda kalkıverdi. Bundan sonra bu vatanın her bir samimi evladı gibi, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran irade ancak böyle mükemmel bir şahsiyet olabilir" dedik.<br />
<br />
Bizleri gerçek Atatürk'le buluşturan Prof. Dr. Baş'a sonsuz teşekkürler’ Geçtiğimiz Salı Ankara'da dördücüsü gerçekleşen Prof. Dr. Haydar Baş'la Sosyal Medya Buluşması programında Prof. Dr. Baş, birçok konuya değindi ama ana gündemi Atatürk'tü. Sayın Baş, Atatürk'ü her anlatışında oldukça duygusal anlar yaşıyor ve yaşatıyor. Öyle ya anlatılan "altın", anlatan da "sarraf" olunca, bu tablonun yaşanmaması mümkün değil’ Sözü Sahibine bırakıp altını çizdiğim bazı cümleleri sizlere tekrar hatırlatayım:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* "Mustafa Kemal sıradan bir insan değildir."</span><br />
<br />
* "İslam dünyasında Ehl-i Beyt diye hepimizin tanıması gereken seçilmiş bir kesim var; Resulüllah'ın (s.a.v.) ailesi’ Mustafa Kemal'in dedesi İmam-ı Rıza bunlardan bir tanesidir. Atatürk, İmam-ı Rıza'nın soyundandır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* "Yani Atatürk İmam-ı Ali'nin torunudur. Yetmedi; Atatürk, Hz. Fatıma'nın torunudur. Atatürk Hz. Resulüllah'ın seçkin ümmetidir."</span><br />
<br />
* "Ankara'da yaşayan Ahmet Kayhan Hazretleri 'Atatürk'ü iyi tanı O bir evliyadır. Sen O'nun sakalının, cübbesinin, şalvarının olmadığına bakma. Nutuk'u okuduğun zaman bir evliya kimliğinin dışında bir şey göremezsin' demiş. Ben ise biraz daha ileri giderim; Şii akaidinde, Alevi akaidinde Atatürk, Hz. Fatıma'nın soyundan gelen Mehdi Ali Resul'ün ta kendisidir, yani Hz. Mehdi'dir."<br />
<br />
* "Anıtkabir'i ziyarete giderken mutlaka abdestli gidin." * "Bu insan bize bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti emanet etti. Bu devleti kurarken en güçlü yönü milletin namusunu garantiye aldı. Eğer bu devlet kurulmasaydı milletin namusu koruma altında olmayacaktı."<br />
<br />
* "Vatanımız teminat altında, devletimiz teminat altında, ordumuz teminat altında, her şeyimiz Mustafa Kemal ile teminat altında olmuştur."<br />
<br />
* "Dünyanın hiçbir yerinde görülmedi ki, kendi devletini kuran insan eleştirilsin, inkâr edilsin. Ama bizde bütün bunlar oldu. Biz ise şimdi bütün bunları elimizin tersiyle silip atıyoruz."<br />
<br />
* "Atatürk kesinlikle misyoner faaliyetlerine, yani Müslüman'ı Hıristiyan yapma çalışmalarına son derece karşı olan bir insandı."<br />
<br />
* "Bursa'da bir okulda iki tane kız öğrenci Hıristiyan oldu diye okulu kapattı. Türkiye'de nüfus mübadelesi oldu. Anadolu topraklarına aldığımız insanlar Müslüman Türkler, Anadolu'da yaşayan gayrimüslimleri ise gönderdi. Bize tertemiz bir Anadolu emanet etti."<br />
<br />
* "Hayatı boyunca İslam ülkelerinden hiçbiriyle karşı karşıya gelip, bir tane mermi atmadı. Hep Batı âlemine, Hıristiyan dünyasıyla harp etti."<br />
<br />
* "Kim Mustafa Kemal Atatürk'e dinsiz diyorsa, bilin ki o dinsizdir."<br />
<br />
* "Atatürk hem dini duyguları bilen hem de milli duyguları hayata geçiren biri’"<br />
<br />
* "Benim tanıdığım sol Müslüman, tanıdığım sağ da Müslüman. Bu millet Müslüman. Şimdi bu birliği beraberliği sağlamaya var mısınız? Atatürk bunu yaptı işte. 'Ne mutlu Türküm diyene' sözündeki ***** bu birlikteliği temin etmekti."<br />
<br />
* "Anadolu'yu Müslümanlaştırarak Türkleştiren Hacı Bektaş-ı Veli'dir. Anadolu'da en büyük inkılâbı yapan Hacı Bektaş hazretleridir. Atatürk de 'Ne mutlu Türk'üm diyene' demek suretiyle bunun ispatını yapmıştır."<br />
<br />
* "Anadolu'da 36 etnik grup vardı, ama Atatürk bunların hepsine birden 'Müslüman Türk' dedi. O ikiliği yok etti." İnanın, Sayın Baş'ın bu her bir cümlesi "atasözü" olan ifadelerini yazarken büyük bir mutluluk duydum, tüylerim diken diken oldu. Atatürk, gerçekten seçkin bir insan olmasa söyler misiniz hiç bu tarifsiz duyguları yaşayabilir misiniz? "Altın"ı doğru tasvir, "Sarraf'ın kalitesini de ortaya çıkarmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
M u r a t Çabas    <br />
 <br />
Kaynak: <a href="http://eskisehirdenhaber.com/ataturku-hic-kimse-boyle-anlatamadi-H1901085.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Eski?ehirden Haber: Atatürk?ü hiç kimse böyle anlatamad?</a>  <br />
<br />
<br />
  <br />
[COLOR=#404040]<br />
    ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/ataturk-hz-ali-dir.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ataturk-hz-ali-dir.jpg]" class="mycode_img" />[COLOR=#202020]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
Atatürk’ü hiç kimse böyle anlatamadı  </span><br />
<br />
  <br />
[COLOR=#202020] "Altının kıymetini sarraf bilir" der, atalarımız’ Koskoca bir imparatorluk yıkılıyor, o dönemin işbilmez siyasileri işgalcilerin kontrolü altına giriyor ve Anadolu coğrafyası dört bir yandan işgal ediliyor. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasa, Anadolu yurdunda bir tane Müslüman Türk kalmayacaktı.<br />
<br />
  [COLOR=#404040][COLOR=#202020] "Altının kıymetini sarraf bilir" der, atalarımız’ Koskoca bir imparatorluk yıkılıyor, o dönemin işbilmez siyasileri işgalcilerin kontrolü altına giriyor ve Anadolu coğrafyası dört bir yandan işgal ediliyor. Eğer Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasa, Anadolu yurdunda bir tane Müslüman Türk kalmayacaktı.<br />
<br />
        <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7-xwRV7Hd6E" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>[COLOR=#202020][COLOR=#404040][COLOR=#202020] <br />
<br />
İşte bu vaziyetteyken, tek başına yola çıkan, dağınık ve bitkin halde bulunan milleti toparlayıp tek bir yumruk haline dönüştüren bir Lider asla normal bir insan olamazdı.<br />
<br />
Ancak her yönüyle özel donanımlı, seçkin bir insan böyle bir gidişata dur diyebilirdi. Yıllarca Atatürk'e dinsiz dediler, dinsiz demek inanmayan demek’ Allah'a ve Resulü'ne iman etmeyen, manevi duyguların zirvesini yaşamayan bir insan, nasıl olur da Müslüman Türk milletinin vatanını, namusunu, imanını kurtarmak için her şeyini ortaya koyar ve her şeyden önemlisi bunu başarır? Hiç aklınız alıyor mu?<br />
<br />
Bu soruları bugün çok rahatlıkla sorabiliyoruz ama dün birçoğumuz "dinsiz" iftiralarına inanıyorduk.<br />
<br />
Ta ki Prof. Dr. Haydar Baş "Hoş Geldin Atatürk" eserini ortaya koyana kadar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Atatürk vatandır, Atatürk bayraktır, Atatürk birleştirici harçtır, Atatürk Ehl-i Beyt soyundandır, Atatürk bu milletin inancıdır"</span> diyene kadar’<br />
<br />
İngiliz ve Yunan istihbaratının ve de onların yerli tohumlarının fitneleriyle gözümüze yerleştirilen perde, Prof. Dr. Baş'ın gerçek Atatürk'ü belgelerle önümüze koymasıyla bir anda kalkıverdi. Bundan sonra bu vatanın her bir samimi evladı gibi, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran irade ancak böyle mükemmel bir şahsiyet olabilir" dedik.<br />
<br />
Bizleri gerçek Atatürk'le buluşturan Prof. Dr. Baş'a sonsuz teşekkürler’ Geçtiğimiz Salı Ankara'da dördücüsü gerçekleşen Prof. Dr. Haydar Baş'la Sosyal Medya Buluşması programında Prof. Dr. Baş, birçok konuya değindi ama ana gündemi Atatürk'tü. Sayın Baş, Atatürk'ü her anlatışında oldukça duygusal anlar yaşıyor ve yaşatıyor. Öyle ya anlatılan "altın", anlatan da "sarraf" olunca, bu tablonun yaşanmaması mümkün değil’ Sözü Sahibine bırakıp altını çizdiğim bazı cümleleri sizlere tekrar hatırlatayım:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* "Mustafa Kemal sıradan bir insan değildir."</span><br />
<br />
* "İslam dünyasında Ehl-i Beyt diye hepimizin tanıması gereken seçilmiş bir kesim var; Resulüllah'ın (s.a.v.) ailesi’ Mustafa Kemal'in dedesi İmam-ı Rıza bunlardan bir tanesidir. Atatürk, İmam-ı Rıza'nın soyundandır."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">* "Yani Atatürk İmam-ı Ali'nin torunudur. Yetmedi; Atatürk, Hz. Fatıma'nın torunudur. Atatürk Hz. Resulüllah'ın seçkin ümmetidir."</span><br />
<br />
* "Ankara'da yaşayan Ahmet Kayhan Hazretleri 'Atatürk'ü iyi tanı O bir evliyadır. Sen O'nun sakalının, cübbesinin, şalvarının olmadığına bakma. Nutuk'u okuduğun zaman bir evliya kimliğinin dışında bir şey göremezsin' demiş. Ben ise biraz daha ileri giderim; Şii akaidinde, Alevi akaidinde Atatürk, Hz. Fatıma'nın soyundan gelen Mehdi Ali Resul'ün ta kendisidir, yani Hz. Mehdi'dir."<br />
<br />
* "Anıtkabir'i ziyarete giderken mutlaka abdestli gidin." * "Bu insan bize bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti emanet etti. Bu devleti kurarken en güçlü yönü milletin namusunu garantiye aldı. Eğer bu devlet kurulmasaydı milletin namusu koruma altında olmayacaktı."<br />
<br />
* "Vatanımız teminat altında, devletimiz teminat altında, ordumuz teminat altında, her şeyimiz Mustafa Kemal ile teminat altında olmuştur."<br />
<br />
* "Dünyanın hiçbir yerinde görülmedi ki, kendi devletini kuran insan eleştirilsin, inkâr edilsin. Ama bizde bütün bunlar oldu. Biz ise şimdi bütün bunları elimizin tersiyle silip atıyoruz."<br />
<br />
* "Atatürk kesinlikle misyoner faaliyetlerine, yani Müslüman'ı Hıristiyan yapma çalışmalarına son derece karşı olan bir insandı."<br />
<br />
* "Bursa'da bir okulda iki tane kız öğrenci Hıristiyan oldu diye okulu kapattı. Türkiye'de nüfus mübadelesi oldu. Anadolu topraklarına aldığımız insanlar Müslüman Türkler, Anadolu'da yaşayan gayrimüslimleri ise gönderdi. Bize tertemiz bir Anadolu emanet etti."<br />
<br />
* "Hayatı boyunca İslam ülkelerinden hiçbiriyle karşı karşıya gelip, bir tane mermi atmadı. Hep Batı âlemine, Hıristiyan dünyasıyla harp etti."<br />
<br />
* "Kim Mustafa Kemal Atatürk'e dinsiz diyorsa, bilin ki o dinsizdir."<br />
<br />
* "Atatürk hem dini duyguları bilen hem de milli duyguları hayata geçiren biri’"<br />
<br />
* "Benim tanıdığım sol Müslüman, tanıdığım sağ da Müslüman. Bu millet Müslüman. Şimdi bu birliği beraberliği sağlamaya var mısınız? Atatürk bunu yaptı işte. 'Ne mutlu Türküm diyene' sözündeki ***** bu birlikteliği temin etmekti."<br />
<br />
* "Anadolu'yu Müslümanlaştırarak Türkleştiren Hacı Bektaş-ı Veli'dir. Anadolu'da en büyük inkılâbı yapan Hacı Bektaş hazretleridir. Atatürk de 'Ne mutlu Türk'üm diyene' demek suretiyle bunun ispatını yapmıştır."<br />
<br />
* "Anadolu'da 36 etnik grup vardı, ama Atatürk bunların hepsine birden 'Müslüman Türk' dedi. O ikiliği yok etti." İnanın, Sayın Baş'ın bu her bir cümlesi "atasözü" olan ifadelerini yazarken büyük bir mutluluk duydum, tüylerim diken diken oldu. Atatürk, gerçekten seçkin bir insan olmasa söyler misiniz hiç bu tarifsiz duyguları yaşayabilir misiniz? "Altın"ı doğru tasvir, "Sarraf'ın kalitesini de ortaya çıkarmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
M u r a t Çabas    <br />
 <br />
Kaynak: <a href="http://eskisehirdenhaber.com/ataturku-hic-kimse-boyle-anlatamadi-H1901085.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Eski?ehirden Haber: Atatürk?ü hiç kimse böyle anlatamad?</a>  <br />
<br />
<br />
  <br />
[COLOR=#404040]<br />
    ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk’ün 1919’da Hacıbektaş’a Gelişi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-1919-da-hacibektas-a-gelisi.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 09:02:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-1919-da-hacibektas-a-gelisi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anadolu işgal edilip, Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusu terhis edilince, Anadolu’da bir iktidar boşluğu oluşuyor. Bir iktidar boşluğu oluşuyor ama, bu iktidar boşluğunda hayat devam ediyor.<br />
<br />
</span>Şehirlerde değirmenlerin dönüp, fırınlara un yetiştirilmesi, bozulan su şebekeleri ile kanalizasyonların onarılması, asayişin sağlanıp halkın mal güvenliği ile can güvenliğinin sağlanması yakıcı bir ihtiyaç olarak kendi kendini hissettiriyordu. İşte, devlet otoritesindeki bu boşluğu doldurmak için kongreler toplandı. ’Kongreler’ alternatif devlet organlarıydı, bu anlamda kongreler, tıpkı Rusya’daki Sovyetlere (Şuralara) benziyordu. Anadolu’daki ulusal kurtuluş savaşının asıl dinamiği budur; bu anlaşılmadan ulusal kurtuluş savaşı anlaşılamaz. <br />
<br />
Kongre iktidarları hakkında,  Bülent Tanör’ün ’Türkiye’de Kongre İktidarları’ adlı kitabının okunmasını öneririm. Kongreleri dağıtmakla görevli olarak Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal, Anadolu’ya gelince, İstanbul’daki işbirlikçi yönetimin kendine verdiği görevi yapmak yerine, Kongrelere katılmaya başlıyor.  Mustafa Kemal, Samsun’dan Anadolu’ya çıktıktan sonra Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresine katılıyor. 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi ’Heyet-i Temsiliye’ diye bir komite oluşturup, bunun başkanlığına da Mustafa Kemal’i getiriyor. Heyeti Temsiliye o tarihte, Anadolu’da oluşan yeni iktidarın somutlaşmış hali olarak Meclisin görevleri ile alternatif hükümetin görevlerini yerine getiriyor; bu açıdan hem Heyeti Temsiliye’nin, hem de başkanın tarihsel rolü çok önemli. <br />
<br />
Bu Heyeti Temsiliye, Sivas Kongresi’nden sonra, 22 Aralık 1919’da Hacı Bektaş’a gelip, Çelebi Cemalettin Efendi’nin evinde konuk olup, Çelebi Cemalettin Efendi ile Mustafa Kemal önce yemekte sonra da baş başa görüşüyorlar. Atatürk devlet geleneği içinde yetişmiş, bunu iyi bilen bir devlet adamı olarak, toplumsal hafızayı unutmamak için Mazhar Müfit Kansu’ya, ’bir defter al bütün görüşmeleri günü gününe yaz’ diyor. ’Erzurum’dan Ölümüne kadar Atatürk’le beraber’ adlı kitapta Mustafa Kemal’in 22 Aralık’ta Hacıbektaş’a nasıl geldiği, geldiğinde kimlerle neler görüştüğünü açık açık yazıyor. Bir hanedanlıkta ya da padişahlıkta en tehlikeli söz, hiç kuşkusuz cumhuriyet sözüdür.  <br />
<br />
Bir hanedanlıkta ya da krallıkta cumhuriyet istemek, eski düzeni bir devrimle yıkıp, egemenliğin gökyüzünden alınıp, kayıtsız şartsız halka verilmesi demektir; bundan dolayı da 1919’da en tehlikeli söz cumhuriyet sözüydü, cumhuriyeti istemekti. Mazhar Müfit Kansu’nun ’Erzurum’dan Ölümüne kadar Atatürk’le Beraber’ adlı belgesel niteliğindeki kitabını okuyun, Erzurum’dan başlanan yolculukta Cumhuriyet talebi ilk defa nerede, ne zaman kim tarafından dile getiriliyor?  Görün. 22 Aralık akşamı Mustafa Kemal başkanlığındaki Milleti Temsiliye Heyeti,  Çelebi Cemalettin Efendi’nin konağında konuk oluyorlar. Mazhar Müfit Kansu bu anları, konuşulanları, izlenimlerini günü gününe not etmiş, bunları oradan okumak gerekir deyip biz anlatımımızı sürdürelim. Akşam yemekte Mustafa Kemal, Çelebi Cemalettin Efendiye sebebi ziyaretlerini anlatıp, ülkeyi bu işgalden kurtarmak için çıktıkları bu yolda Çelebi Cemalettin Efendiden de desteklerini istemek için buraya geldiklerini söylüyor. <br />
<br />
Hatırlatmaya gerek var mı bilmem, Çelebi Cemalettin Efendi 1916’da oluşturduğu ’Gönüllü Bektaşi Alayıyla’, Erzurum’da Rus işgalcilerine karşı savaştığı için, o tarihte çok önemli bir misyon sahibi. Çelebi Cemalettin Efendi cevabı konuşmasında, bu konuda başarılı olacaklarına inandığını, başarılı olmaları halinde cumhuriyet kurmayı düşünüp düşünmediğini soruyor.  Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal bu mühim konu hakkında müspet ya da menfi bir cevap vermeden ustalıkla sözü döndürdü, diyor. Atatürk orada açık, aleni olarak evet cumhuriyeti kuracağız diyemezdi; o gün bunu ilan etse belki de yanında yakınında olan padişah yanlısı biri Mustafa Kemal’i vurup, öldürebilirdi. Hayır cumhuriyeti kurmayacağız dese de Çelebi Cemalettin Efendinin desteğini alamayabilirdi. Bunun için Mustafa Kemal ’bu mühim suale menfi ya da müspet bir cevap vermeden konuyu geçiştirdi.’<br />
<br />
 Ancak Cemalettin Çelebi’de feleğin çemberinden geçmiş, tecrübeli bir kişi olarak durumu anlayıp, ’paşa hazretleri akşam baş başa görüşmemiz gerekiyor’ dedi. Akşam olup, herkes odasına çekileceği zaman Mustafa Kemal Paşa ile Cemalettin Çelebi baş başa görüştüler. Bu görüşmede Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşa’ya amaçlarına ulaşmaları halince cumhuriyeti kurmayı düşünüp düşünmediğini tekrar sordu. Bu görüşmede Mustafa Kemal, Cemalettin Çelebi’nin elini ellerinin içine alıp, cumhuriyeti ilan edeceğimiz zamana kadar bu aramızda sır kalması kaydıyla sana söylüyorum ki, başarıya ulaşıp, vatanı düşmandan temizledikten sonra cumhuriyeti kurup, bunu da ilan edeceğiz’ dedi. <br />
<br />
Çelebi Cemalettin Efendi,  cumhuriyetin ilan edildiğini göremeden bir yıl önce, bu günkü takvime göre 1922 yılının, Ocak ayında ölüyor. Ölmeden önce, hastanede yattığı odaya kardeşi Veliyettin Çelebi’yi çağırarak, gelecek kuşaklara anlatması için Mustafa Kemal’le o gece baş başa görüşmelerinde bunları konuştuklarını anlatıyor. Veliyettin Çelebi’nin bu konuda anlattıkları bir belge olarak Başken Üniversitesinin yayımladığı ’Yeni Dünya’ Dergisi’nde çıkmıştı. <br />
<br />
Burada ben bu güne kadar hiç yazılmayan bir bilgiyi de aktarmak istiyorum. Anneannemizin dedesi büyük Acırlıoğlundan duyup, bize aktardığına göre: Mustafa Kemal o görüşmede Çelebi Cemalettin Efendiye, ’Çelebi hazretleri gerekirse yine asker toplayıp, yine bir ordu kurabilir misin?’ diye soruyor. Cemalettin Çelebi de, ’Allah o günleri bir daha bizlere göstermesin’ diyor; kurarım ya da kuramam diye bir cevap vermiyor. <br />
<br />
Şimdi burada üzerinde düşünülmesini istediğim konu şu: Mustafa Kemal 22 Aralık 1919’da Cemalettin Çelebi’nin hanesinde yemek yerken, cumhuriyeti kurmayı düşünüyor musunuz sorusuna niye net bir cevap vermeyip sözü dolandırarak durumu idare etti? Mustafa Kemal, günümüzde ’free’ takılan sorumsuz aydınlardan değildi. Mustafa Kemal üstüne aldığı toplumsal görevin sorumluluğu ile davranıyordu. Buna Gramsci, ’Aydınlar ve Toplum’ üzerine yazılarında ’organik aydın’ diyor. Gramsci’nin, ’organik aydın’ kavramı ile kendi başına takılmak yerine, bir sınıfa, bir gruba ya da harekete bağlı, bağlı olduğu sınıfın ya da hareketin önündeki sorunları açmak için düşünce üretip, yazı yazan aydınları kastediyor. <br />
<br />
Günümüzde Alevilik üzerine yazı yazan kişilerin çoğunun Alevi hareketi ile ne organik nede manevi bir bağı yok; bu yüzdende söyledikleri sözün sorumluluğunu hissetmeden, bunun Alevi kitlesine ne etkisi olacağını düşünmeden yazıyorlar, bu arkadaşlar belirli bir zaman sonrada her hangi bir özeleştiri yapmadan tersini yapabiliyorlar. İtalyanca’dan Gramsci’nin ’organik aydın’ diye çevrilen sözü, başka nasıl ifade edilebilir, bilmiyorum. Bana ’organik aydın’ sözü kafamdaki manayı tam olarak vermiyor. <br />
<br />
Bu olgu başka nasıl ifade edilir diye düşünüyorum. Acaba diyorum, ’Organik Aydın’ yerine ’Aydın Sorumluluğu’ ya da ’Sorumlu Aydın’mı’ desek diye düşünüyorum. Böyle bir çeviri sorunu ile sıkıntıyı Machiavelli’nin ’Prens’ kitabını okurken de yaşamıştım. İtalyanca aslından yapılan bir çeviride ’bazı hükümdarlar eski kanlıdır’ diyordu. ’Eski kanlı’ ne demek diye uzun uzun düşündüm. Sonra başka bir yayın evinden çıkan ’Prens’ çevirisini alıp okudum; bu çeviride ’eski kanlı’ yerine ’bazı hükümdarlar soyludur’ diyordu. Bu ’organik aydın’ sözünü de böyle farklı bir ifadesi olabileceğini düşünüyorum. Mustafa Kemal’in bu sorumlu davranışının bir örneğini de Lenin’in ’Nisan Tezleri’ kitabında görmüştüm.<br />
<br />
 Lenin, 1917’den önce, Paris Komünü’nün ’Proletarya Diktatörlüğü’ olduğunu söylüyordu. Aynı Lenin, 1917 Nisan’ında tezlerini sunarken, alternatif olan Sovyet iktidarını anlatırken, ’Sovyet, Paris Komünüi tipinde bir devlettir’ diyordu. Çünkü o sürece kadar, Bolşevikler, demokratik devrimden sonra, bir burjuva yönetimi kurulacağını, asla proletarya demokrasi kurulmayacağını söylüyorlardı. Ama yine Lenin’in tabiriyle söylersek, ’teori griydi hayatsa sonsuza kadar yeşil’. Eskiden Bolşeviklerin dediklerinin aksine, demokratik devrimden sonra Sovyetler ortaya çıkmıştı. Sovyet özün de proletarya devletinin organlarıydı. Lenin’in, ’Bütün iktidarın Sovyet’e’ talebi gerçekleşirse, bu proletarya devleti olacaktı. <br />
<br />
Kendilerine ’Eski Bolşevikler’ diyen kesim buna karşı çıkıyordu. Lenin, ’Nisan Tezleri’ kitabında, tezlerini anlatıp, tezlerini sunarken Sovyet için proletarya hakimiyetidir yerine, Sovyet Paris komünü tipinde bir devlettir, diyordu. Mahir Çayan, ’teoride sınıf mücadelesi kelimeler üzerinden yürür’ der. Bunun için toplumsal mücadele içinde, kendisinin bir sınıfla organik bağı olan aydınlar yazarken, konuşurken, bir düşünceyi anlatırken daha bir sorumlu davranırlar. Bu konuyu önemle düşünmeliyiz. Aşk İle Rıza Aydın<br />
<br />
<a href="https://www.yurtgazetesi.com.tr/serbest-kursu/ataturkun-1919da-hacibektasa-gelisi-h143695.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.yurtgazetesi.com.tr/serbest-...43695.html</a><br />
<br />
Yurt Gazetesi  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anadolu işgal edilip, Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusu terhis edilince, Anadolu’da bir iktidar boşluğu oluşuyor. Bir iktidar boşluğu oluşuyor ama, bu iktidar boşluğunda hayat devam ediyor.<br />
<br />
</span>Şehirlerde değirmenlerin dönüp, fırınlara un yetiştirilmesi, bozulan su şebekeleri ile kanalizasyonların onarılması, asayişin sağlanıp halkın mal güvenliği ile can güvenliğinin sağlanması yakıcı bir ihtiyaç olarak kendi kendini hissettiriyordu. İşte, devlet otoritesindeki bu boşluğu doldurmak için kongreler toplandı. ’Kongreler’ alternatif devlet organlarıydı, bu anlamda kongreler, tıpkı Rusya’daki Sovyetlere (Şuralara) benziyordu. Anadolu’daki ulusal kurtuluş savaşının asıl dinamiği budur; bu anlaşılmadan ulusal kurtuluş savaşı anlaşılamaz. <br />
<br />
Kongre iktidarları hakkında,  Bülent Tanör’ün ’Türkiye’de Kongre İktidarları’ adlı kitabının okunmasını öneririm. Kongreleri dağıtmakla görevli olarak Anadolu’ya gönderilen Mustafa Kemal, Anadolu’ya gelince, İstanbul’daki işbirlikçi yönetimin kendine verdiği görevi yapmak yerine, Kongrelere katılmaya başlıyor.  Mustafa Kemal, Samsun’dan Anadolu’ya çıktıktan sonra Erzurum Kongresi ile Sivas Kongresine katılıyor. 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi ’Heyet-i Temsiliye’ diye bir komite oluşturup, bunun başkanlığına da Mustafa Kemal’i getiriyor. Heyeti Temsiliye o tarihte, Anadolu’da oluşan yeni iktidarın somutlaşmış hali olarak Meclisin görevleri ile alternatif hükümetin görevlerini yerine getiriyor; bu açıdan hem Heyeti Temsiliye’nin, hem de başkanın tarihsel rolü çok önemli. <br />
<br />
Bu Heyeti Temsiliye, Sivas Kongresi’nden sonra, 22 Aralık 1919’da Hacı Bektaş’a gelip, Çelebi Cemalettin Efendi’nin evinde konuk olup, Çelebi Cemalettin Efendi ile Mustafa Kemal önce yemekte sonra da baş başa görüşüyorlar. Atatürk devlet geleneği içinde yetişmiş, bunu iyi bilen bir devlet adamı olarak, toplumsal hafızayı unutmamak için Mazhar Müfit Kansu’ya, ’bir defter al bütün görüşmeleri günü gününe yaz’ diyor. ’Erzurum’dan Ölümüne kadar Atatürk’le beraber’ adlı kitapta Mustafa Kemal’in 22 Aralık’ta Hacıbektaş’a nasıl geldiği, geldiğinde kimlerle neler görüştüğünü açık açık yazıyor. Bir hanedanlıkta ya da padişahlıkta en tehlikeli söz, hiç kuşkusuz cumhuriyet sözüdür.  <br />
<br />
Bir hanedanlıkta ya da krallıkta cumhuriyet istemek, eski düzeni bir devrimle yıkıp, egemenliğin gökyüzünden alınıp, kayıtsız şartsız halka verilmesi demektir; bundan dolayı da 1919’da en tehlikeli söz cumhuriyet sözüydü, cumhuriyeti istemekti. Mazhar Müfit Kansu’nun ’Erzurum’dan Ölümüne kadar Atatürk’le Beraber’ adlı belgesel niteliğindeki kitabını okuyun, Erzurum’dan başlanan yolculukta Cumhuriyet talebi ilk defa nerede, ne zaman kim tarafından dile getiriliyor?  Görün. 22 Aralık akşamı Mustafa Kemal başkanlığındaki Milleti Temsiliye Heyeti,  Çelebi Cemalettin Efendi’nin konağında konuk oluyorlar. Mazhar Müfit Kansu bu anları, konuşulanları, izlenimlerini günü gününe not etmiş, bunları oradan okumak gerekir deyip biz anlatımımızı sürdürelim. Akşam yemekte Mustafa Kemal, Çelebi Cemalettin Efendiye sebebi ziyaretlerini anlatıp, ülkeyi bu işgalden kurtarmak için çıktıkları bu yolda Çelebi Cemalettin Efendiden de desteklerini istemek için buraya geldiklerini söylüyor. <br />
<br />
Hatırlatmaya gerek var mı bilmem, Çelebi Cemalettin Efendi 1916’da oluşturduğu ’Gönüllü Bektaşi Alayıyla’, Erzurum’da Rus işgalcilerine karşı savaştığı için, o tarihte çok önemli bir misyon sahibi. Çelebi Cemalettin Efendi cevabı konuşmasında, bu konuda başarılı olacaklarına inandığını, başarılı olmaları halinde cumhuriyet kurmayı düşünüp düşünmediğini soruyor.  Mazhar Müfit Kansu, Mustafa Kemal bu mühim konu hakkında müspet ya da menfi bir cevap vermeden ustalıkla sözü döndürdü, diyor. Atatürk orada açık, aleni olarak evet cumhuriyeti kuracağız diyemezdi; o gün bunu ilan etse belki de yanında yakınında olan padişah yanlısı biri Mustafa Kemal’i vurup, öldürebilirdi. Hayır cumhuriyeti kurmayacağız dese de Çelebi Cemalettin Efendinin desteğini alamayabilirdi. Bunun için Mustafa Kemal ’bu mühim suale menfi ya da müspet bir cevap vermeden konuyu geçiştirdi.’<br />
<br />
 Ancak Cemalettin Çelebi’de feleğin çemberinden geçmiş, tecrübeli bir kişi olarak durumu anlayıp, ’paşa hazretleri akşam baş başa görüşmemiz gerekiyor’ dedi. Akşam olup, herkes odasına çekileceği zaman Mustafa Kemal Paşa ile Cemalettin Çelebi baş başa görüştüler. Bu görüşmede Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal Paşa’ya amaçlarına ulaşmaları halince cumhuriyeti kurmayı düşünüp düşünmediğini tekrar sordu. Bu görüşmede Mustafa Kemal, Cemalettin Çelebi’nin elini ellerinin içine alıp, cumhuriyeti ilan edeceğimiz zamana kadar bu aramızda sır kalması kaydıyla sana söylüyorum ki, başarıya ulaşıp, vatanı düşmandan temizledikten sonra cumhuriyeti kurup, bunu da ilan edeceğiz’ dedi. <br />
<br />
Çelebi Cemalettin Efendi,  cumhuriyetin ilan edildiğini göremeden bir yıl önce, bu günkü takvime göre 1922 yılının, Ocak ayında ölüyor. Ölmeden önce, hastanede yattığı odaya kardeşi Veliyettin Çelebi’yi çağırarak, gelecek kuşaklara anlatması için Mustafa Kemal’le o gece baş başa görüşmelerinde bunları konuştuklarını anlatıyor. Veliyettin Çelebi’nin bu konuda anlattıkları bir belge olarak Başken Üniversitesinin yayımladığı ’Yeni Dünya’ Dergisi’nde çıkmıştı. <br />
<br />
Burada ben bu güne kadar hiç yazılmayan bir bilgiyi de aktarmak istiyorum. Anneannemizin dedesi büyük Acırlıoğlundan duyup, bize aktardığına göre: Mustafa Kemal o görüşmede Çelebi Cemalettin Efendiye, ’Çelebi hazretleri gerekirse yine asker toplayıp, yine bir ordu kurabilir misin?’ diye soruyor. Cemalettin Çelebi de, ’Allah o günleri bir daha bizlere göstermesin’ diyor; kurarım ya da kuramam diye bir cevap vermiyor. <br />
<br />
Şimdi burada üzerinde düşünülmesini istediğim konu şu: Mustafa Kemal 22 Aralık 1919’da Cemalettin Çelebi’nin hanesinde yemek yerken, cumhuriyeti kurmayı düşünüyor musunuz sorusuna niye net bir cevap vermeyip sözü dolandırarak durumu idare etti? Mustafa Kemal, günümüzde ’free’ takılan sorumsuz aydınlardan değildi. Mustafa Kemal üstüne aldığı toplumsal görevin sorumluluğu ile davranıyordu. Buna Gramsci, ’Aydınlar ve Toplum’ üzerine yazılarında ’organik aydın’ diyor. Gramsci’nin, ’organik aydın’ kavramı ile kendi başına takılmak yerine, bir sınıfa, bir gruba ya da harekete bağlı, bağlı olduğu sınıfın ya da hareketin önündeki sorunları açmak için düşünce üretip, yazı yazan aydınları kastediyor. <br />
<br />
Günümüzde Alevilik üzerine yazı yazan kişilerin çoğunun Alevi hareketi ile ne organik nede manevi bir bağı yok; bu yüzdende söyledikleri sözün sorumluluğunu hissetmeden, bunun Alevi kitlesine ne etkisi olacağını düşünmeden yazıyorlar, bu arkadaşlar belirli bir zaman sonrada her hangi bir özeleştiri yapmadan tersini yapabiliyorlar. İtalyanca’dan Gramsci’nin ’organik aydın’ diye çevrilen sözü, başka nasıl ifade edilebilir, bilmiyorum. Bana ’organik aydın’ sözü kafamdaki manayı tam olarak vermiyor. <br />
<br />
Bu olgu başka nasıl ifade edilir diye düşünüyorum. Acaba diyorum, ’Organik Aydın’ yerine ’Aydın Sorumluluğu’ ya da ’Sorumlu Aydın’mı’ desek diye düşünüyorum. Böyle bir çeviri sorunu ile sıkıntıyı Machiavelli’nin ’Prens’ kitabını okurken de yaşamıştım. İtalyanca aslından yapılan bir çeviride ’bazı hükümdarlar eski kanlıdır’ diyordu. ’Eski kanlı’ ne demek diye uzun uzun düşündüm. Sonra başka bir yayın evinden çıkan ’Prens’ çevirisini alıp okudum; bu çeviride ’eski kanlı’ yerine ’bazı hükümdarlar soyludur’ diyordu. Bu ’organik aydın’ sözünü de böyle farklı bir ifadesi olabileceğini düşünüyorum. Mustafa Kemal’in bu sorumlu davranışının bir örneğini de Lenin’in ’Nisan Tezleri’ kitabında görmüştüm.<br />
<br />
 Lenin, 1917’den önce, Paris Komünü’nün ’Proletarya Diktatörlüğü’ olduğunu söylüyordu. Aynı Lenin, 1917 Nisan’ında tezlerini sunarken, alternatif olan Sovyet iktidarını anlatırken, ’Sovyet, Paris Komünüi tipinde bir devlettir’ diyordu. Çünkü o sürece kadar, Bolşevikler, demokratik devrimden sonra, bir burjuva yönetimi kurulacağını, asla proletarya demokrasi kurulmayacağını söylüyorlardı. Ama yine Lenin’in tabiriyle söylersek, ’teori griydi hayatsa sonsuza kadar yeşil’. Eskiden Bolşeviklerin dediklerinin aksine, demokratik devrimden sonra Sovyetler ortaya çıkmıştı. Sovyet özün de proletarya devletinin organlarıydı. Lenin’in, ’Bütün iktidarın Sovyet’e’ talebi gerçekleşirse, bu proletarya devleti olacaktı. <br />
<br />
Kendilerine ’Eski Bolşevikler’ diyen kesim buna karşı çıkıyordu. Lenin, ’Nisan Tezleri’ kitabında, tezlerini anlatıp, tezlerini sunarken Sovyet için proletarya hakimiyetidir yerine, Sovyet Paris komünü tipinde bir devlettir, diyordu. Mahir Çayan, ’teoride sınıf mücadelesi kelimeler üzerinden yürür’ der. Bunun için toplumsal mücadele içinde, kendisinin bir sınıfla organik bağı olan aydınlar yazarken, konuşurken, bir düşünceyi anlatırken daha bir sorumlu davranırlar. Bu konuyu önemle düşünmeliyiz. Aşk İle Rıza Aydın<br />
<br />
<a href="https://www.yurtgazetesi.com.tr/serbest-kursu/ataturkun-1919da-hacibektasa-gelisi-h143695.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.yurtgazetesi.com.tr/serbest-...43695.html</a><br />
<br />
Yurt Gazetesi  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fransız derginin Atatürk sayısı yok sattı!]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-fransiz-derginin-ataturk-sayisi-yok-satti.html</link>
			<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 18:37:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-fransiz-derginin-ataturk-sayisi-yok-satti.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fransız derginin Atatürk sayısı yok sattı...</span><br />
<br />
  [FONT=GothamBook Fransa'nın önemli yayın evlerinden Hachette'in Atatürk'ü konu alan 29'uncu sayısı okurlar tarafından büyük ilgi gördü. <br />
<br />
Fransa’nın en büyük yayın evlerinden Hachette, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Dünyayı Değiştirdiler’</span> serisinin 29’uncu sayısının kapağına cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü taşıdı. Dergi, 28 Ağustos’ta satışa sunuldu.<br />
<br />
Derginin internet üzerinden yapılan satışları ilk günlerde tükendi. Okurların yoğun ısrarları sonucu dergi ikinci baskıyı yaptı.<br />
<br />
Hachette’in, ’Dünyayı değiştiren kadın ve erkeklerin hayatını öğrenin’ sloganıyla satışa sunduğu seride, dünya tarihine yön vermiş liderlerin hayatları anlatılıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
sozcu.com     [FONT=GothamBook<br />
 <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fransız derginin Atatürk sayısı yok sattı...</span><br />
<br />
  [FONT=GothamBook Fransa'nın önemli yayın evlerinden Hachette'in Atatürk'ü konu alan 29'uncu sayısı okurlar tarafından büyük ilgi gördü. <br />
<br />
Fransa’nın en büyük yayın evlerinden Hachette, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Dünyayı Değiştirdiler’</span> serisinin 29’uncu sayısının kapağına cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü taşıdı. Dergi, 28 Ağustos’ta satışa sunuldu.<br />
<br />
Derginin internet üzerinden yapılan satışları ilk günlerde tükendi. Okurların yoğun ısrarları sonucu dergi ikinci baskıyı yaptı.<br />
<br />
Hachette’in, ’Dünyayı değiştiren kadın ve erkeklerin hayatını öğrenin’ sloganıyla satışa sunduğu seride, dünya tarihine yön vermiş liderlerin hayatları anlatılıyor.<br />
<br />
<br />
<br />
sozcu.com     [FONT=GothamBook<br />
 <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklar resimleriyle Atatürk’ü anlatacak]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuklar-resimleriyle-ataturk-u-anlatacak.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Mar 2019 22:05:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuklar-resimleriyle-ataturk-u-anlatacak.html</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2019/03/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Çocuklar resimleriyle Atatürk’ü anlatacak<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Vahit İŞBAŞARAN/LÜLEBURGAZ(Kırklareli),(DHA)-KIRKLARELİ’nin Lüleburgazilçesi Belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel Uluslararası Çocuk Şenliği kapsamında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuk Gözüyle Atatürk’ü Anlama ve Anlatma’ </span>konulu resim yarışması düzenlenecek.<br />
<br />
Lüleburgaz Belediyesi tarafından geleneksek hale gelen Uluslararası Çocuk Şenliği bu yıl 28. kez düzenlenecek. 2019 yılı için temalı yıllar kapsamında belirlenen Atatürk’ü Anlama, Anlatma ve Gençlik Yılı etkinlikleri kapsamında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuk Gözüyle Atatürk’ü Anlama ve Anlatma’ konulu pastel boya resim yarışması düzenlenecek.</span> 5-14 yaş grubu çocuklar için düzenlenen yarışmaya başvurmak için son tarih ise 5 Nisan 2019 olarak belirlendi. Yarışmaya katılmak isteyenlerin belediye hizmet binası güvenlik birimine başvuruda bulunmaları gerekiyor.<br />
<br />
<br />
   cnnturk.com][FONT=cnn-sans]<br />
  <br />
<br />
][FONT=cnn-sans]<br />
[COLOR=#FFFFFF]<br />
<br />
Videoyu Oynat<br />
<br />
 <br />
  <br />
<br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2019/03/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Çocuklar resimleriyle Atatürk’ü anlatacak<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Vahit İŞBAŞARAN/LÜLEBURGAZ(Kırklareli),(DHA)-KIRKLARELİ’nin Lüleburgazilçesi Belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel Uluslararası Çocuk Şenliği kapsamında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuk Gözüyle Atatürk’ü Anlama ve Anlatma’ </span>konulu resim yarışması düzenlenecek.<br />
<br />
Lüleburgaz Belediyesi tarafından geleneksek hale gelen Uluslararası Çocuk Şenliği bu yıl 28. kez düzenlenecek. 2019 yılı için temalı yıllar kapsamında belirlenen Atatürk’ü Anlama, Anlatma ve Gençlik Yılı etkinlikleri kapsamında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuk Gözüyle Atatürk’ü Anlama ve Anlatma’ konulu pastel boya resim yarışması düzenlenecek.</span> 5-14 yaş grubu çocuklar için düzenlenen yarışmaya başvurmak için son tarih ise 5 Nisan 2019 olarak belirlendi. Yarışmaya katılmak isteyenlerin belediye hizmet binası güvenlik birimine başvuruda bulunmaları gerekiyor.<br />
<br />
<br />
   cnnturk.com][FONT=cnn-sans]<br />
  <br />
<br />
][FONT=cnn-sans]<br />
[COLOR=#FFFFFF]<br />
<br />
Videoyu Oynat<br />
<br />
 <br />
  <br />
<br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>