<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Atatürk'ün Hayatı ve Ulusal  Mücadele Tarihi]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 13:49:15 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Nedir? Neden Kutlanır?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-29-ekim-cumhuriyet-bayrami-nedir-neden-kutlanir.html</link>
			<pubDate>Sun, 27 Oct 2024 15:01:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-29-ekim-cumhuriyet-bayrami-nedir-neden-kutlanir.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Türkiye Cumhuriyeti’nin en anlamlı ve önemli günlerinden biri olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, her yıl coşkuyla kutlanır. Bu tarih, sadece bir bayram değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin taçlandığı gündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde ilan edilmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından çağdaş bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Nedir?</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">29 Ekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum günüdür. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması ve Lozan Antlaşması ile bağımsızlığın tanınmasının ardından, 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu tarih, Türkiye'nin saltanat yönetiminden laik, demokratik bir yönetime geçişinin sembolüdür. Cumhuriyetin ilanı ile egemenlik kayıtsız şartsız millete verilmiş, yönetimde halkın söz sahibi olması sağlanmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, halkın kendi kaderini tayin etme hakkını kazanması gerektiğine inanmış ve modern bir Türkiye için büyük bir adım atmıştır. Bu nedenle, Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim günü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için bir dönüm noktasıdır ve bu günü her yıl coşkulu kutlamalarla anmak, Atatürk'ün bizlere miras bıraktığı değerleri hatırlamak anlamına gelir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="https://zohreana.com/cumhuriyetimizin-98-dogum-gunu-kutlu-olsun/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı</a> Neden Kutlanır?</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye’nin bağımsızlığına ve halkın egemenliğine verdiği önemi vurgulamak, bu değerleri yeni nesillere aktarmak amacıyla kutlanır. Cumhuriyetin ilanı, Türk milletine yalnızca bir bağımsızlık değil, aynı zamanda çağdaş dünyada eşit bir konumda yer alma, kendi kendini yönetme hakkı kazandırmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in değerlerini korumak ve yüceltmek için 29 Ekim’in bir bayram olarak kutlanmasını istemiştir. Bu bayram, Atatürk’ün Türk milletine bıraktığı en büyük miraslardan biridir. Cumhuriyet, aynı zamanda demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, eşitliği ve özgürlüğü temsil eder. Bu değerleri anmak, hatırlamak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla her yıl Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlanır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet Bayramı Etkinlikleri</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Her yıl 29 Ekim’de tüm yurtta çeşitli etkinlikler düzenlenir. Bu etkinlikler, bayrak törenleri, resmî geçitler, konserler, havai fişek gösterileri ve Atatürk anıtlarına çelenk koyma gibi törenlerden oluşur. Özellikle çocuklar ve gençler, bu özel günde okullarında şiirler okur, gösteriler sunar ve bu önemli günün anlamını daha derinlemesine öğrenirler.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Bunun yanı sıra, birçok şehirde meşaleli yürüyüşler düzenlenir. Cumhuriyet Bayramı’nın en görkemli kutlamaları ise Ankara’da Anıtkabir’de yapılır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ü anmak için on binlerce kişi Anıtkabir’i ziyaret eder ve onun izinde bağımsızlık, özgürlük ve çağdaşlık yolunda ilerlemeye olan kararlılıklarını gösterir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet ve Atatürk’ün Mirası</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Cumhuriyet Bayramı, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği bağımsızlık, özgürlük ve halk egemenliği değerlerini yüceltmek ve bu değerlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturduğunu hatırlatmak için önemli bir gündür. Atatürk, “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’i gelecek nesillere bırakırken, onun değerlerini yaşatmanın önemine vurgu yapmıştır. Bu nedenle, Cumhuriyet Bayramı, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarını, demokrasiyi ve bağımsızlığı koruma sözüdür.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Her yıl 29 Ekim’de kutlanan Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yıl dönümünde, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin onurlu bir yansıması olarak kutlanır. Atatürk’ün bizlere bıraktığı bu miras, sadece bugünü değil, geleceği de aydınlatır. Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş değerlerini hatırlamak, korumak ve yeni nesillere aktarmak için 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşku ve gururla kutlamak, hepimizin en önemli sorumluluğudur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşasın Cumhuriyet! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Türkiye Cumhuriyeti’nin en anlamlı ve önemli günlerinden biri olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, her yıl coşkuyla kutlanır. Bu tarih, sadece bir bayram değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin taçlandığı gündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, 29 Ekim 1923’te Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde ilan edilmiş, Osmanlı İmparatorluğu'nun ardından çağdaş bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Nedir?</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">29 Ekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum günüdür. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının başlattığı Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması ve Lozan Antlaşması ile bağımsızlığın tanınmasının ardından, 29 Ekim 1923 tarihinde cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu tarih, Türkiye'nin saltanat yönetiminden laik, demokratik bir yönetime geçişinin sembolüdür. Cumhuriyetin ilanı ile egemenlik kayıtsız şartsız millete verilmiş, yönetimde halkın söz sahibi olması sağlanmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Atatürk, Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte, halkın kendi kaderini tayin etme hakkını kazanması gerektiğine inanmış ve modern bir Türkiye için büyük bir adım atmıştır. Bu nedenle, Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim günü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için bir dönüm noktasıdır ve bu günü her yıl coşkulu kutlamalarla anmak, Atatürk'ün bizlere miras bıraktığı değerleri hatırlamak anlamına gelir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><a href="https://zohreana.com/cumhuriyetimizin-98-dogum-gunu-kutlu-olsun/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı</a> Neden Kutlanır?</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye’nin bağımsızlığına ve halkın egemenliğine verdiği önemi vurgulamak, bu değerleri yeni nesillere aktarmak amacıyla kutlanır. Cumhuriyetin ilanı, Türk milletine yalnızca bir bağımsızlık değil, aynı zamanda çağdaş dünyada eşit bir konumda yer alma, kendi kendini yönetme hakkı kazandırmıştır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in değerlerini korumak ve yüceltmek için 29 Ekim’in bir bayram olarak kutlanmasını istemiştir. Bu bayram, Atatürk’ün Türk milletine bıraktığı en büyük miraslardan biridir. Cumhuriyet, aynı zamanda demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, eşitliği ve özgürlüğü temsil eder. Bu değerleri anmak, hatırlamak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla her yıl Cumhuriyet Bayramı coşkuyla kutlanır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet Bayramı Etkinlikleri</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Her yıl 29 Ekim’de tüm yurtta çeşitli etkinlikler düzenlenir. Bu etkinlikler, bayrak törenleri, resmî geçitler, konserler, havai fişek gösterileri ve Atatürk anıtlarına çelenk koyma gibi törenlerden oluşur. Özellikle çocuklar ve gençler, bu özel günde okullarında şiirler okur, gösteriler sunar ve bu önemli günün anlamını daha derinlemesine öğrenirler.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Bunun yanı sıra, birçok şehirde meşaleli yürüyüşler düzenlenir. Cumhuriyet Bayramı’nın en görkemli kutlamaları ise Ankara’da Anıtkabir’de yapılır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ü anmak için on binlerce kişi Anıtkabir’i ziyaret eder ve onun izinde bağımsızlık, özgürlük ve çağdaşlık yolunda ilerlemeye olan kararlılıklarını gösterir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet ve Atatürk’ün Mirası</span></span></span></span><br />
<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Cumhuriyet Bayramı, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği bağımsızlık, özgürlük ve halk egemenliği değerlerini yüceltmek ve bu değerlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturduğunu hatırlatmak için önemli bir gündür. Atatürk, “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet’i gelecek nesillere bırakırken, onun değerlerini yaşatmanın önemine vurgu yapmıştır. Bu nedenle, Cumhuriyet Bayramı, sadece bir kutlama değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarını, demokrasiyi ve bağımsızlığı koruma sözüdür.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font">Her yıl 29 Ekim’de kutlanan Cumhuriyet Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun yıl dönümünde, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin onurlu bir yansıması olarak kutlanır. Atatürk’ün bizlere bıraktığı bu miras, sadece bugünü değil, geleceği de aydınlatır. Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş değerlerini hatırlamak, korumak ve yeni nesillere aktarmak için 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı coşku ve gururla kutlamak, hepimizin en önemli sorumluluğudur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #0d0d0d;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: ui-sans-serif, -apple-system, system-ui, 'Segoe UI', Helvetica, 'Apple Color Emoji', Arial, sans-serif, 'Segoe UI Emoji', 'Segoe UI Symbol';" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşasın Cumhuriyet! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük Önder Atatürk'ü anıyoruz... Saat 9'u 5 geçe hayat durdu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-onder-ataturk-u-aniyoruz-saat-9-u-5-gece-hayat-durdu.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 11:44:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-onder-ataturk-u-aniyoruz-saat-9-u-5-gece-hayat-durdu.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye'de hayat, Ata'ya duyulan saygının işareti olarak bir dakikalığına durdu. Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği saat olan 09.05'te sirenlerin çalmasıyla başkentin cadde ve sokaklarında vatandaşlar saygı duruşunda bulundu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sürücüler araçlarından inerek saygı duruşuna katıldı. Bazı sürücüler de kornaya basarak sirenlere eşlik etti.Saygı duruşu sırasında duygulanan vatandaşlar oldu.</span>   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıllık yaşamında milletinin ve vatanının bağımsızlığı için girdiği her mücadeleyi askeri ve siyasi dehasıyla zaferle taçlandırarak, adını Türk ve dünya tarihine altın harflerle yazdırdı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete irtihalinin 83'üncü yılı </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk, 1881'de Selanik'te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım'ın arzusu doğrultusunda ilköğrenimine Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlayan Atatürk, daha sonra babası Ali Rıza Efendi'nin isteği ile geçtiği Şemsi Efendi Mektebinde ilkokulu bitirdi.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Ortaokul eğitimi için gittiği Selanik Mülkiye Rüştiyesinden kendi isteğiyle ayrılan Atatürk, öğrenimini Selanik Askeri Rüştiyesinde sürdürdü. Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, Atatürk'ü sınıftaki diğer "Mustafa"lardan ayırmak için üstün yetenekli öğrencisine ikinci ad olarak "Kemal" ismini koydu.Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisinden ikincilikle mezun oldu. Askeri öğreniminin yanında yabancı dil eğitimi de alan Atatürk, yazları izinli döndüğü Selanik'te Fransızca dersleri gördü.<br />
<br />
</span><br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daha sonra İstanbul'a gelerek 1899'da girdiği Harp Okulunu 1902'de teğmen rütbesiyle bitiren Atatürk, Harp Akademisinden de 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.Atatürk, kurmaylık stajı için, 1905'te Şam'da 5. Ordu emrine atandı. Suriye bölgesindeki üstün hizmetleri nedeniyle Beşinci Rütbe'den Mecidi Nişanı verilen Atatürk, 1907'de merkezi Makedonya'nın Manastır şehrinde bulunan 3. Ordu Karargahı'na atandı. Atatürk, 3. Ordu Karargahı'nın Selanik'teki kurmay şubesinde görevlendirildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Mustafa Kemal Atatürk, Manastır ve Selanik'te görevliyken 1909'da İstanbul'daki 31 Mart Vakası'nı bastıran Hareket Ordusu'nda görev yaptı.1910'da Arnavutluk'taki isyanı bastırmak için düzenlenen harekatta da görevlendirilen Atatürk, İtalya'nın 1911'de Trablusgarp'a asker çıkarması üzerine Tobruk'a gönderildi.Tobruk ve Derne'de Türk kuvvetlerini başarıyla yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı'na katılan Atatürk, Edirne'yi Bulgaristan'dan geri alan kolorduda görev yaptı.<br />
<br />
</span><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, 1913'te Sofya'da ataşeliğe atandı. Ataşe olarak görev yaptığı sırada, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Atatürk, Başkomutanlık Vekaleti'ne müracaat ederek cephede görev almak istedi.Kendisine "Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliği'ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz." cevabının verilmesi üzerine Büyük Önder, Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya şu mektubu yazdı:</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/7.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya'da ataşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz."</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunun üzerine Atatürk, 1915'te Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı Tekirdağ'da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığına atandı.Gelibolu Yarımadası'na asker çıkaran ve Conkbayırı'na ilerleyen düşman birlikleri Atatürk'ün komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzuyla geri çekildi. Atatürk, "Anafartalar kahramanı" olarak ün kazandı.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Conkbayırı taarruzu sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının göğüs cebindeki saati parçalayarak dönmesi sonucu mutlak bir ölümden kurtuldu.Doğu Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanlığına atanan Atatürk, 1916'da Rus saldırılarını durdurarak Bitlis ve Muş'u düşmandan geri aldı ve bu cephede generalliğe terfi etti.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/10.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1917'de Filistin ve Suriye'de görevli 7'nci Ordu Komutanlığı'na atanan Atatürk, aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya'ya giderek Alman Genel Karargahı ve Alman savaş cephelerinde incelemelerde bulundu.1918'de yeniden görevlendirildiği Suriye cephesinde 7'nci Ordu Komutanıyken, Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İstanbul'a döndü. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul'dan ayrıldı.</span><br />
<br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/11.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni yayımladı. Türk milletine, "Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas'ta bir kongre toplanacağını" bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükümeti'nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da, 4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan kongrelerin başkanlığını yaptı.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/12.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kongrelerde, "Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükümetin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği" kararları alındı ve açıklandı.Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920'de Ankara'da tarihi görevine başladı. Mustafa Kemal Atatürk, Meclis ve Hükümet Başkanı seçildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/13.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TBMM açılmadan 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Anadolu Ajansı (AA) kuruldu. "Türkiye'nin sesini dünyaya duyurmak" amacıyla kurulan AA, TBMM'nin çıkardığı ilk yasaları duyurdu, Milli Mücadele'nin ve Kurtuluş Savaşı'nın her aşamasına tanıklık etti.TBMM açılarak milli bir hükümet kurulmasına rağmen Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/14.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 14.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk, United Telegraph gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada, Sevr Antlaşması'nı tanımadıklarını vurgulayarak, "Siyasi, adli, iktisadi ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve neticede yaşama hakkımızı inkara ve kaldırmaya yöneltilmiş Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir." ifadelerini kullandı.TBMM tarafından Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nın kabul edilmediği dünyaya duyuruldu.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">17 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/15.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 15.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İtilaf Devletleri'nin yardımıyla İzmir'i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi, 1921'de Birinci ve İkinci İnönü savaşlarıyla durduruldu.Yunan ordusunun 23 Ağustos 1921'de yeniden taarruz etmesiyle Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Atatürk, birliklere, "Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/16.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 16.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunan ordusu bozguna uğratılarak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği Türk ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi'ni zaferle sonuçlandırdı. 22 gün süren bu savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk'e, TBMM tarafından "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanı verildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/17.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 17.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakarya Zaferi'nin ardından 13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921'de Fransızlarla Hatay haricinde bugünkü Türkiye sınırının çizildiği Ankara Antlaşması imzalandı.Atatürk'ün komutanlığında Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922'de karşı saldırıya geçerek Büyük Taarruz'u başlattı.</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/18.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 18.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği 30 Ağustos 1922'deki Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi.Anadolu'yu düşman istilasından kurtaran büyük askeri zaferlerin ardından 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">21 </div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı.Büyük Önder, Lozan Antlaşması'na ilişkin, "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır." değerlendirmesinde bulundu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurtuluş Savaşı'nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal Atatürk de Cumhurbaşkanı seçildi. 1938'de ölümüne dek arka arkaya 4 kez Cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten Cumhurbaşkanı oldu.Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e 14 Haziran 1926'da İzmir'de yapılması planlanan suikast girişimi engellendi. Suikast girişiminin elebaşları İzmir'de tutuklandı.<br />
</span>    <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder, suikast girişimine ilişkin Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." değerlendirmesinde bulundu.Gazi Mustafa Kemal'e, 24 Kasım 1934'te 2587 sayılı Kanunla "Atatürk" soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla 1933'te Beş Yıllık Sanayi Planı'nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı. Milletler Cemiyeti'ne girilmesi, Balkan Antantı'nın imzalanması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı gibi girişimler, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Hatay'ın anavatana katılması için yoğun diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939'da gerçekleşti.Yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yöneten bir komutan olarak değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimlerle de dahi bir devlet adamı olarak tarihe geçen Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıl süren yaşamında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Askeri ve siyasi dehasıyla Türk ve dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de 57 yaşındayken Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.00'u 5 geçe hayata gözlerini yumdu.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
  </div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün vefatı sadece Türkiye'de değil bütün dünyada büyük üzüntüyle karşılanırken, yabancı devlet adamları birçok açıklama yaptı ve mesaj yayımladı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe Sarayı büyük tören salonunda bir katafalk üzerine yerleştirilerek 3 gün süreyle milletin ziyaretine bırakıldı.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cenaze, daha sonra 20 Kasım 1938'de Ankara'ya getirildi ve 21 Kasım 1938'de büyük törenle Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Törende, Çanakkale'de ve diğer muharebelerde Atatürk'e karşı savaşmış yabancı generaller de yer aldı.Atatürk'ün naaşı, ölümünün 15'inci yılı olan 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi.</span><br />
<br />
HÜRRİYET<br />
<br />
   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye'de hayat, Ata'ya duyulan saygının işareti olarak bir dakikalığına durdu. Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği saat olan 09.05'te sirenlerin çalmasıyla başkentin cadde ve sokaklarında vatandaşlar saygı duruşunda bulundu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sürücüler araçlarından inerek saygı duruşuna katıldı. Bazı sürücüler de kornaya basarak sirenlere eşlik etti.Saygı duruşu sırasında duygulanan vatandaşlar oldu.</span>   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıllık yaşamında milletinin ve vatanının bağımsızlığı için girdiği her mücadeleyi askeri ve siyasi dehasıyla zaferle taçlandırarak, adını Türk ve dünya tarihine altın harflerle yazdırdı.</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete irtihalinin 83'üncü yılı </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk, 1881'de Selanik'te dünyaya geldi. Annesi Zübeyde Hanım'ın arzusu doğrultusunda ilköğrenimine Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde başlayan Atatürk, daha sonra babası Ali Rıza Efendi'nin isteği ile geçtiği Şemsi Efendi Mektebinde ilkokulu bitirdi.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Ortaokul eğitimi için gittiği Selanik Mülkiye Rüştiyesinden kendi isteğiyle ayrılan Atatürk, öğrenimini Selanik Askeri Rüştiyesinde sürdürdü. Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, Atatürk'ü sınıftaki diğer "Mustafa"lardan ayırmak için üstün yetenekli öğrencisine ikinci ad olarak "Kemal" ismini koydu.Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesini bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisinden ikincilikle mezun oldu. Askeri öğreniminin yanında yabancı dil eğitimi de alan Atatürk, yazları izinli döndüğü Selanik'te Fransızca dersleri gördü.<br />
<br />
</span><br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Daha sonra İstanbul'a gelerek 1899'da girdiği Harp Okulunu 1902'de teğmen rütbesiyle bitiren Atatürk, Harp Akademisinden de 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.Atatürk, kurmaylık stajı için, 1905'te Şam'da 5. Ordu emrine atandı. Suriye bölgesindeki üstün hizmetleri nedeniyle Beşinci Rütbe'den Mecidi Nişanı verilen Atatürk, 1907'de merkezi Makedonya'nın Manastır şehrinde bulunan 3. Ordu Karargahı'na atandı. Atatürk, 3. Ordu Karargahı'nın Selanik'teki kurmay şubesinde görevlendirildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Mustafa Kemal Atatürk, Manastır ve Selanik'te görevliyken 1909'da İstanbul'daki 31 Mart Vakası'nı bastıran Hareket Ordusu'nda görev yaptı.1910'da Arnavutluk'taki isyanı bastırmak için düzenlenen harekatta da görevlendirilen Atatürk, İtalya'nın 1911'de Trablusgarp'a asker çıkarması üzerine Tobruk'a gönderildi.Tobruk ve Derne'de Türk kuvvetlerini başarıyla yönettikten sonra binbaşı rütbesiyle 1912-1913 yıllarında Balkan Savaşı'na katılan Atatürk, Edirne'yi Bulgaristan'dan geri alan kolorduda görev yaptı.<br />
<br />
</span><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, 1913'te Sofya'da ataşeliğe atandı. Ataşe olarak görev yaptığı sırada, Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Atatürk, Başkomutanlık Vekaleti'ne müracaat ederek cephede görev almak istedi.Kendisine "Sizin için orduda her zaman bir görev vardır. Ancak Sofya Ataşemiliterliği'ni daha önemli gördüğümüzden sizi orada bırakıyoruz." cevabının verilmesi üzerine Büyük Önder, Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya şu mektubu yazdı:</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/7.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Vatanın müdafaasına ait faal vazifelerden daha mühim ve yüce bir vazife olamaz. Arkadaşlarım muharebe cephelerinde, ateş hatlarında bulunurken ben, Sofya'da ataşemiliterlik yapamam. Eğer birinci sınıf subay olmak liyakatinden mahrumsam, kanaatiniz bu ise lütfen açık söyleyiniz."</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bunun üzerine Atatürk, 1915'te Esat Paşa komutasındaki 3. Kolordu'ya bağlı Tekirdağ'da oluşturulacak 19. Tümen Komutanlığına atandı.Gelibolu Yarımadası'na asker çıkaran ve Conkbayırı'na ilerleyen düşman birlikleri Atatürk'ün komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin taarruzuyla geri çekildi. Atatürk, "Anafartalar kahramanı" olarak ün kazandı.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Conkbayırı taarruzu sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasının göğüs cebindeki saati parçalayarak dönmesi sonucu mutlak bir ölümden kurtuldu.Doğu Cephesi'nde 16. Kolordu Komutanlığına atanan Atatürk, 1916'da Rus saldırılarını durdurarak Bitlis ve Muş'u düşmandan geri aldı ve bu cephede generalliğe terfi etti.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/10.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1917'de Filistin ve Suriye'de görevli 7'nci Ordu Komutanlığı'na atanan Atatürk, aynı yıl Veliaht Vahdettin ile Almanya'ya giderek Alman Genel Karargahı ve Alman savaş cephelerinde incelemelerde bulundu.1918'de yeniden görevlendirildiği Suriye cephesinde 7'nci Ordu Komutanıyken, Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra İstanbul'a döndü. Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak amacını gizli tutarak, Ordu Müfettişliği görevi ile İstanbul'dan ayrıldı.</span><br />
<br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/11.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karadeniz yoluyla 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, 22 Haziran 1919'da Amasya Genelgesi'ni yayımladı. Türk milletine, "Vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğunu, azim ve kararlılıkla vatanın kurtarılması için Sivas'ta bir kongre toplanacağını" bildirdi. Ayrıca Osmanlı Hükümeti'nin verdiği görevden ve askerlikten istifa ederek, 23 Temmuz 1919'da Erzurum'da, 4 Eylül 1919'da Sivas'ta toplanan kongrelerin başkanlığını yaptı.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/12.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kongrelerde, "Düşman işgaline karşı milletin vatanı savunacağı, bu amaçla geçici bir hükümetin kurulacağı ve bir milli meclisin toplanacağı, manda ve himayenin kabul edilmeyeceği" kararları alındı ve açıklandı.Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), onun çabalarıyla 23 Nisan 1920'de Ankara'da tarihi görevine başladı. Mustafa Kemal Atatürk, Meclis ve Hükümet Başkanı seçildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/13.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TBMM açılmadan 17 gün önce, 6 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Anadolu Ajansı (AA) kuruldu. "Türkiye'nin sesini dünyaya duyurmak" amacıyla kurulan AA, TBMM'nin çıkardığı ilk yasaları duyurdu, Milli Mücadele'nin ve Kurtuluş Savaşı'nın her aşamasına tanıklık etti.TBMM açılarak milli bir hükümet kurulmasına rağmen Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/14.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 14.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder Atatürk, United Telegraph gazetesi muhabirine yaptığı açıklamada, Sevr Antlaşması'nı tanımadıklarını vurgulayarak, "Siyasi, adli, iktisadi ve mali bağımsızlığımızı imhaya ve neticede yaşama hakkımızı inkara ve kaldırmaya yöneltilmiş Sevr Antlaşması bizce mevcut değildir." ifadelerini kullandı.TBMM tarafından Osmanlı Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması'nın kabul edilmediği dünyaya duyuruldu.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">17 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/15.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 15.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İtilaf Devletleri'nin yardımıyla İzmir'i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi, 1921'de Birinci ve İkinci İnönü savaşlarıyla durduruldu.Yunan ordusunun 23 Ağustos 1921'de yeniden taarruz etmesiyle Sakarya Meydan Muharebesi başladı. Atatürk, birliklere, "Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.</span><br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/16.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 16.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yunan ordusu bozguna uğratılarak, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği Türk ordusu, Sakarya Meydan Muharebesi'ni zaferle sonuçlandırdı. 22 gün süren bu savaşta Yunan ordusu ağır kayıplara uğratıldı. Bu zafer nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk'e, TBMM tarafından "Mareşal" rütbesi ve "Gazi" unvanı verildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/17.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 17.jpg]" class="mycode_img" /></div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakarya Zaferi'nin ardından 13 Ekim 1921'de Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması, 20 Ekim 1921'de Fransızlarla Hatay haricinde bugünkü Türkiye sınırının çizildiği Ankara Antlaşması imzalandı.Atatürk'ün komutanlığında Türk ordusu, vatanı düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922'de karşı saldırıya geçerek Büyük Taarruz'u başlattı.</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/11/18.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 18.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Paşa'nın yönettiği 30 Ağustos 1922'deki Dumlupınar (Başkomutan) Meydan Muharebesi'nde Türk ordusu, Yunan ordusunun büyük kısmını yok etti. Bozguna uğrayarak kaçan düşman kuvvetlerini izleyen Türk ordusu, 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi.Anadolu'yu düşman istilasından kurtaran büyük askeri zaferlerin ardından 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çekildi.</span><br />
<br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">21 </div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında 24 Temmuz 1923'te Lozan Antlaşması imzalandı.Büyük Önder, Lozan Antlaşması'na ilişkin, "Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır." değerlendirmesinde bulundu.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurtuluş Savaşı'nın ardından TBMM tarafından 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilirken, Mustafa Kemal Atatürk de Cumhurbaşkanı seçildi. 1938'de ölümüne dek arka arkaya 4 kez Cumhurbaşkanı seçilen Atatürk, bu görevi en uzun süre yürüten Cumhurbaşkanı oldu.Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'e 14 Haziran 1926'da İzmir'de yapılması planlanan suikast girişimi engellendi. Suikast girişiminin elebaşları İzmir'de tutuklandı.<br />
</span>    <br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Önder, suikast girişimine ilişkin Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Alçak girişimin benim şahsımdan ziyade mukaddes Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelerimize yönelmiş bulunduğuna şüphe yoktur. Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." değerlendirmesinde bulundu.Gazi Mustafa Kemal'e, 24 Kasım 1934'te 2587 sayılı Kanunla "Atatürk" soyadı verildi ve bu soyadının başkaları tarafından kullanılması yasaklandı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın etkilerini hafifletmek ve ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla 1933'te Beş Yıllık Sanayi Planı'nı başlattı. Aynı dönemde dış politikada da önemli adımlar atıldı. Milletler Cemiyeti'ne girilmesi, Balkan Antantı'nın imzalanması, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı gibi girişimler, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada etkili bir aktör olarak öne çıkmasına katkıda bulundu.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk, Hatay'ın anavatana katılması için yoğun diplomatik çaba sarf etti ve onun bu amacı, vefatının ardından 1939'da gerçekleşti.Yalnızca Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'nı başarıyla yöneten bir komutan olarak değil, aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimlerle de dahi bir devlet adamı olarak tarihe geçen Mustafa Kemal Atatürk, 57 yıl süren yaşamında, milletinin ve vatanının bağımsızlığı için yılmadan çalıştı ve girdiği her mücadeleden zaferle çıktı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Askeri ve siyasi dehasıyla Türk ve dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938'de 57 yaşındayken Dolmabahçe Sarayı'nda saat 09.00'u 5 geçe hayata gözlerini yumdu.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
  </div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün vefatı sadece Türkiye'de değil bütün dünyada büyük üzüntüyle karşılanırken, yabancı devlet adamları birçok açıklama yaptı ve mesaj yayımladı.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk'ün Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe Sarayı büyük tören salonunda bir katafalk üzerine yerleştirilerek 3 gün süreyle milletin ziyaretine bırakıldı.</span><br />
   <div style="text-align: center;" class="mycode_align">
</div>
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cenaze, daha sonra 20 Kasım 1938'de Ankara'ya getirildi ve 21 Kasım 1938'de büyük törenle Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu. Cenaze törenine bütün dünya devletleri özel temsilciler gönderdi. Törende, Çanakkale'de ve diğer muharebelerde Atatürk'e karşı savaşmış yabancı generaller de yer aldı.Atatürk'ün naaşı, ölümünün 15'inci yılı olan 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledildi.</span><br />
<br />
HÜRRİYET<br />
<br />
   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lozan Barış Antlaşması'nın  97'inci Yıldönümü Kutlu Olsun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-lozan-baris-antlasmasi-nin-97-inci-yildonumu-kutlu-olsun.html</link>
			<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 00:47:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-lozan-baris-antlasmasi-nin-97-inci-yildonumu-kutlu-olsun.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması  yeni Türk Devleti’nin uluslararası alanda tanındığını belgelemiş, Türkiye Cumhuriyeti için büyük önem arz eden bir anlaşmadır.</span><br />
<br />
I. Dünya Savaşı’nda galip gelen ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya, savaşta yenilen Almanya’ ya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ve Osmanlı Devleti ne ağır koşullar içeren barış antlaşmaları önermişlerdi.<br />
<br />
Yenik devletlerden ilk ikisi 1919’da bu antlaşmaları imzalamak zorunda kalmış, Osmanlı Devleti de 1920’de Sevr Antlaşması’na boyun eğmişti ama Sevr Antlaşması’nın öngördüğü düzen Kurtuluş Savaşı’yla altüst oldu ve Anadolu’da güçlü bir Türk Devleti doğdu. <br />
<br />
Bu değişen koşullar karşısında galip devletler 27 Ekim 1922’de Ankara hükümetini yeni bir barış antlaşması için görüşmeye çağırdılar. Ne var ki aynı çağrı İstanbul hükümetine de yapıldığı için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırarak Osmanlı Devleti’ne son verdi. Böylece Türkiye’yi temsil edecek tek güç Ankara hükümeti oluyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsviçre’nin Lozan</span> kentinde toplanması kararlaştırılan barış konferansına Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya katılıyordu, Konferansta ABD gözlemci olarak bulunacak, SSCB boğazlar sorununun, Bulgaristan ise Ege Denizi kıyısındaki topraklarla ilgili sorunların görüşüleceği oturumlarda yer alacaktı. Türkiye’yi, dışişleri bakanlığına getirilen İsmet İnönü başkanlığındaki bir kurulun temsil ettiği konferans 20 Kasım 1922’de başladı.<br />
<br />
Konferansın ana konuları sınırlar, boğazlar, kapitülasyonlar, azınlıklar ve Osmanlı Devleti’nin borçları olarak saptanmıştı. Savaş tazminatı da önemli bir sorun olarak gündemdeydi. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere galip devletlerin Sevr Antlaşması’nın koşullarını biraz hafifleterek Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışmaları nedeniyle oturumlar sert tartışmalarla geçti. <br />
<br />
Özellikle İngiltere’nin ödün vermeyen tutumu yüzünden konferans çıkmaza girdi ve görüşmeler 4 Şubat 1923’te kesildi. Yoğun diplomatik çabalar sonucunda taraflar 23 Nisan 1923’te yeniden bir araya geldiler. Bu kez İngiltere’nin tutumu daha yumuşamıştı. Nitekim görüşmeler olumlu sonuçlandı ve üzerinde anlaşmaya varılan metin 24 Temmuz 1923’te imzalandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">143 MADDELİK ANTLAŞMA</span><br />
<br />
Beş bölümde toplanmış 143 maddeden oluşan Lozan Barış Antlaşması’nın temel hükümlerine göre, doğu sının SSCB ile daha önce imzalanmış olan antlaşmadaki biçimiyle kabul ediliyordu. Suriye sınırı için de Fransa ile yapılan eski antlaşma geçerliydi. <br />
<br />
Buna karşılık Irak sınırı konusunda İngiltere ile anlaşmaya varılamadığından bu sorun ancak 1926’da iki ülke arasında yapılan yeni bir antlaşmayla çözüldü. Lozan’da Trakya sının yeniden çiziliyor, ayrıca savaş tazminatından vazgeçmesi karşılığında Karaağaç yöresi Türkiye’ye bırakılıyordu. Ege Denizi’ndeki İmroz Adası (Gökçeada) ile Bozcaada da Türkiye’ye veriliyordu. <br />
<br />
Barış zamanında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından sivil gemilere geçiş serbestliği tanıyan taraflar, askeri gemilere kısıtlama getirmişlerdi. Savaş durumunda ise Türkiye savaşta taraf olup olmamasına göre davranacaktı. Boğazların iki yakasının askersizleştirilmesi ve geçişlerin uluslararası bir kurulun denetimine bırakılması gibi kararlar sonradan, 1936’da imzalanan Montrö (Montreux) Sözleşmesi’yle Türkiye lehine değiştirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ADALAR</span><br />
Gökçeada ile Bozcaada özerk bir yönetime tabi tutulmak şartıyla (Türkiye antlaşmanın bu maddesini uygulamadı) Türkiye’de, diğer Ege Adaları İtalya’ya kaldı. İtalya’nın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Sevr Antlaşmasıyla Oniki Ada İtalya’ya diğer adalar Yunanistan’a bırakılmıştı. Oniki Ada ve Rodos 1945 yılında müttefiklerin eline geçti ve Nisan 1947’de resmen Yunanistan’a teslim edildi.<br />
<br />
Türk hükümetinin ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri olan kapitülasyonlar, Lozan Barış Antlaşması’nın hükümlerine göre tümüyle kaldırılıyordu. Azınlıkların Türk yurttaşı olması benimseniyor ancak Anadolu ve Doğu Trakya’daki Rumlar ile Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı göç ettirilmesi kararlaştırılıyordu. <br />
<br />
Batı Trakya Türkleri ile İstanbul’da yaşayan Rumlar bu göçün dışında kalacaklardı. Gene antlaşma hükümlerine göre, Osmanlı Devleti’nin borçları, imparatorluğun parçalanmasıyla oluşan yeni devletlere gelirleri oranında bölüştürülecekti. Türkiye de kendi payına düşen miktarı taksitlerle ödemeyi kabul ediyordu. Galip devletler, I. Dünya Savaşı’ndaki kayıplarına karşılık Türkiye’den istedikleri savaş tazminatından vazgeçiyorlar, Türkiye de Yunanistan’dan istediği tazminata karşılık Karaağaç’ı alıyordu.<br />
<br />
Antlaşma ile eğitimlerine Türkiye’nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul’da kalmasına izin verildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TBMM’nin 23 Ağustos 1923’te onayladığı Lozan Barış Antlaşması, öbür ülkelerin de onaylamasıyla 6 Haziran 1924’te yürürlüğe girdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli bir adım olan bu antlaşma, aynı zamanda I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmalar içinde tek onurlu belgedir.</span><br />
<br />
   Kaynak: Sözcü   <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması  yeni Türk Devleti’nin uluslararası alanda tanındığını belgelemiş, Türkiye Cumhuriyeti için büyük önem arz eden bir anlaşmadır.</span><br />
<br />
I. Dünya Savaşı’nda galip gelen ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya, savaşta yenilen Almanya’ ya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ve Osmanlı Devleti ne ağır koşullar içeren barış antlaşmaları önermişlerdi.<br />
<br />
Yenik devletlerden ilk ikisi 1919’da bu antlaşmaları imzalamak zorunda kalmış, Osmanlı Devleti de 1920’de Sevr Antlaşması’na boyun eğmişti ama Sevr Antlaşması’nın öngördüğü düzen Kurtuluş Savaşı’yla altüst oldu ve Anadolu’da güçlü bir Türk Devleti doğdu. <br />
<br />
Bu değişen koşullar karşısında galip devletler 27 Ekim 1922’de Ankara hükümetini yeni bir barış antlaşması için görüşmeye çağırdılar. Ne var ki aynı çağrı İstanbul hükümetine de yapıldığı için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırarak Osmanlı Devleti’ne son verdi. Böylece Türkiye’yi temsil edecek tek güç Ankara hükümeti oluyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsviçre’nin Lozan</span> kentinde toplanması kararlaştırılan barış konferansına Türkiye’nin yanı sıra İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya katılıyordu, Konferansta ABD gözlemci olarak bulunacak, SSCB boğazlar sorununun, Bulgaristan ise Ege Denizi kıyısındaki topraklarla ilgili sorunların görüşüleceği oturumlarda yer alacaktı. Türkiye’yi, dışişleri bakanlığına getirilen İsmet İnönü başkanlığındaki bir kurulun temsil ettiği konferans 20 Kasım 1922’de başladı.<br />
<br />
Konferansın ana konuları sınırlar, boğazlar, kapitülasyonlar, azınlıklar ve Osmanlı Devleti’nin borçları olarak saptanmıştı. Savaş tazminatı da önemli bir sorun olarak gündemdeydi. Başta İngiltere ve Fransa olmak üzere galip devletlerin Sevr Antlaşması’nın koşullarını biraz hafifleterek Türkiye’ye kabul ettirmeye çalışmaları nedeniyle oturumlar sert tartışmalarla geçti. <br />
<br />
Özellikle İngiltere’nin ödün vermeyen tutumu yüzünden konferans çıkmaza girdi ve görüşmeler 4 Şubat 1923’te kesildi. Yoğun diplomatik çabalar sonucunda taraflar 23 Nisan 1923’te yeniden bir araya geldiler. Bu kez İngiltere’nin tutumu daha yumuşamıştı. Nitekim görüşmeler olumlu sonuçlandı ve üzerinde anlaşmaya varılan metin 24 Temmuz 1923’te imzalandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">143 MADDELİK ANTLAŞMA</span><br />
<br />
Beş bölümde toplanmış 143 maddeden oluşan Lozan Barış Antlaşması’nın temel hükümlerine göre, doğu sının SSCB ile daha önce imzalanmış olan antlaşmadaki biçimiyle kabul ediliyordu. Suriye sınırı için de Fransa ile yapılan eski antlaşma geçerliydi. <br />
<br />
Buna karşılık Irak sınırı konusunda İngiltere ile anlaşmaya varılamadığından bu sorun ancak 1926’da iki ülke arasında yapılan yeni bir antlaşmayla çözüldü. Lozan’da Trakya sının yeniden çiziliyor, ayrıca savaş tazminatından vazgeçmesi karşılığında Karaağaç yöresi Türkiye’ye bırakılıyordu. Ege Denizi’ndeki İmroz Adası (Gökçeada) ile Bozcaada da Türkiye’ye veriliyordu. <br />
<br />
Barış zamanında İstanbul ve Çanakkale boğazlarından sivil gemilere geçiş serbestliği tanıyan taraflar, askeri gemilere kısıtlama getirmişlerdi. Savaş durumunda ise Türkiye savaşta taraf olup olmamasına göre davranacaktı. Boğazların iki yakasının askersizleştirilmesi ve geçişlerin uluslararası bir kurulun denetimine bırakılması gibi kararlar sonradan, 1936’da imzalanan Montrö (Montreux) Sözleşmesi’yle Türkiye lehine değiştirildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ADALAR</span><br />
Gökçeada ile Bozcaada özerk bir yönetime tabi tutulmak şartıyla (Türkiye antlaşmanın bu maddesini uygulamadı) Türkiye’de, diğer Ege Adaları İtalya’ya kaldı. İtalya’nın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Sevr Antlaşmasıyla Oniki Ada İtalya’ya diğer adalar Yunanistan’a bırakılmıştı. Oniki Ada ve Rodos 1945 yılında müttefiklerin eline geçti ve Nisan 1947’de resmen Yunanistan’a teslim edildi.<br />
<br />
Türk hükümetinin ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri olan kapitülasyonlar, Lozan Barış Antlaşması’nın hükümlerine göre tümüyle kaldırılıyordu. Azınlıkların Türk yurttaşı olması benimseniyor ancak Anadolu ve Doğu Trakya’daki Rumlar ile Yunanistan’daki Türklerin karşılıklı göç ettirilmesi kararlaştırılıyordu. <br />
<br />
Batı Trakya Türkleri ile İstanbul’da yaşayan Rumlar bu göçün dışında kalacaklardı. Gene antlaşma hükümlerine göre, Osmanlı Devleti’nin borçları, imparatorluğun parçalanmasıyla oluşan yeni devletlere gelirleri oranında bölüştürülecekti. Türkiye de kendi payına düşen miktarı taksitlerle ödemeyi kabul ediyordu. Galip devletler, I. Dünya Savaşı’ndaki kayıplarına karşılık Türkiye’den istedikleri savaş tazminatından vazgeçiyorlar, Türkiye de Yunanistan’dan istediği tazminata karşılık Karaağaç’ı alıyordu.<br />
<br />
Antlaşma ile eğitimlerine Türkiye’nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul’da kalmasına izin verildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TBMM’nin 23 Ağustos 1923’te onayladığı Lozan Barış Antlaşması, öbür ülkelerin de onaylamasıyla 6 Haziran 1924’te yürürlüğe girdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli bir adım olan bu antlaşma, aynı zamanda I. Dünya Savaşı’nı sona erdiren antlaşmalar içinde tek onurlu belgedir.</span><br />
<br />
   Kaynak: Sözcü   <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1923 - Lozan Antlaşması]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-1923-lozan-antlasmasi.html</link>
			<pubDate>Fri, 24 Jul 2020 00:06:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-1923-lozan-antlasmasi.html</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/NDed0Rz_Yx4" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/NDed0Rz_Yx4" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-muharebesi.html</link>
			<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 00:03:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-muharebesi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk ordusu,</span> 26 Ağustos 1922 gecesi Ahır Dağları üzerinde yer alan Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiine ilerledi ve buradan sızarak Yunan hatlarının gerisine intikal etmeye başladı. Sabaha kadar süren intikalin ardından <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutan Mustafa Kemal Paşa</span>, yanında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa </span>ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı. Sabah 04:30'da topçuların taciz ateşi ile birlikte harekat başladı. Saat 05:00'te kritik noktalara topçu ateşi yapıldı ve 06:00'da Türk piyadeleri, Tınaztepe'ye yaklaşarak tel örgüleri aştı. Yunan askerini süngü hücumu ile temizleyen ordu, Tınaztepe'yi kontrol altına aldı.<br />
<br />
09:00'da Belentepe, ardından da Kalecik - Sivrisi düşman işgalinden kurtarıldı. Taarruzun ilk günü 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar 15 kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 27 Ağustos Pazar sabahı, Türk ordusu tüm cephelerde yeniden genel bir taarruza başladı. Taarruzlarda genellikle süngü hücumu yapıldı ve insanüstü bir çaba gösterildi. Yoğun bir çaba sonrasında Afyonkarahisar ele geçirildi ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutanlık Karargâhı</span> ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyonkarahisar'a taşındı. 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen taarruz harekâtı, 5. Yunan Tümeni'nin çevrilmesi ile sonuçlandı. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı savaşa zorlayarak tamamen teslim olmalarını sağlayacak karar, durum değerlendirmesi yapan komutanlar tarafından alındı.<br />
<br />
30 Ağustos 1922 Çarşamba günü, Türk ordusu bu taarruzu kesin zaferle sonlandırdı ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Taarruz'un son safhası da Türk askeri tarihine Başkomutanlık Meydan Muharebesi </span>olarak geçti. Büyük Taarruz'un ardından düşman ordusunun büyük kısmı dört bir yandan sarıldı. Ateş hatları arasında kalan düşman birlikleri tamamen yok edildi veya esir olarak ele geçirildi. Türk birlikleri, böylece Kütahya'yı ele geçirmiş oldu. Anadolu'daki Yunan birliklerinin yarısı imha veya esir edildi. Kalan Yunan birlikleri de üç grup halinde geri çekildi ve bu gelişme üzerine toplanan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa,</span> Yunan ordusunun kalan kısmının imha etmek için Türk ordusunun büyük kısmının İzmir istikametine yol almasını kararlaştırdı. <br />
<br />
Kuvayı Milliye Efeleri, milis kuvvetler, gönüllüler de canla başla mücadele ederken, Mustafa Kemal Paşa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"</span> emrini verdi. 1 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun Yunan ordusunu takip etme harekâtı başladı. Muharebelerden kaçan Yunan birlikleri İzmir'e, Dikili'ye ve Mudanya'ya doğru geri çekilmeye başladı. Yunan ordusu Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve kurmayları ile 6.000 asker, 2 Eylül de Uşak'ta Türk birliklerine esir düştüler. Türk ordusu, 15 günde 450 kilometre mesafe kat ederek 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e giriş yaptı. Yüzbaşı Şerafettin Bey HükÃ»met Konağına, 5. Süvari Tümenin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadifekale'ye <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk Bayrağını</span> çektiler.<br />
<br />
alıntıdır...   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk ordusu,</span> 26 Ağustos 1922 gecesi Ahır Dağları üzerinde yer alan Yunanların geceleri savunmadığı Ballıkaya mevkiine ilerledi ve buradan sızarak Yunan hatlarının gerisine intikal etmeye başladı. Sabaha kadar süren intikalin ardından <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutan Mustafa Kemal Paşa</span>, yanında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa </span>ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı. Sabah 04:30'da topçuların taciz ateşi ile birlikte harekat başladı. Saat 05:00'te kritik noktalara topçu ateşi yapıldı ve 06:00'da Türk piyadeleri, Tınaztepe'ye yaklaşarak tel örgüleri aştı. Yunan askerini süngü hücumu ile temizleyen ordu, Tınaztepe'yi kontrol altına aldı.<br />
<br />
09:00'da Belentepe, ardından da Kalecik - Sivrisi düşman işgalinden kurtarıldı. Taarruzun ilk günü 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar 15 kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 27 Ağustos Pazar sabahı, Türk ordusu tüm cephelerde yeniden genel bir taarruza başladı. Taarruzlarda genellikle süngü hücumu yapıldı ve insanüstü bir çaba gösterildi. Yoğun bir çaba sonrasında Afyonkarahisar ele geçirildi ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutanlık Karargâhı</span> ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyonkarahisar'a taşındı. 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen taarruz harekâtı, 5. Yunan Tümeni'nin çevrilmesi ile sonuçlandı. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı savaşa zorlayarak tamamen teslim olmalarını sağlayacak karar, durum değerlendirmesi yapan komutanlar tarafından alındı.<br />
<br />
30 Ağustos 1922 Çarşamba günü, Türk ordusu bu taarruzu kesin zaferle sonlandırdı ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Taarruz'un son safhası da Türk askeri tarihine Başkomutanlık Meydan Muharebesi </span>olarak geçti. Büyük Taarruz'un ardından düşman ordusunun büyük kısmı dört bir yandan sarıldı. Ateş hatları arasında kalan düşman birlikleri tamamen yok edildi veya esir olarak ele geçirildi. Türk birlikleri, böylece Kütahya'yı ele geçirmiş oldu. Anadolu'daki Yunan birliklerinin yarısı imha veya esir edildi. Kalan Yunan birlikleri de üç grup halinde geri çekildi ve bu gelişme üzerine toplanan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa,</span> Yunan ordusunun kalan kısmının imha etmek için Türk ordusunun büyük kısmının İzmir istikametine yol almasını kararlaştırdı. <br />
<br />
Kuvayı Milliye Efeleri, milis kuvvetler, gönüllüler de canla başla mücadele ederken, Mustafa Kemal Paşa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!"</span> emrini verdi. 1 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun Yunan ordusunu takip etme harekâtı başladı. Muharebelerden kaçan Yunan birlikleri İzmir'e, Dikili'ye ve Mudanya'ya doğru geri çekilmeye başladı. Yunan ordusu Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve kurmayları ile 6.000 asker, 2 Eylül de Uşak'ta Türk birliklerine esir düştüler. Türk ordusu, 15 günde 450 kilometre mesafe kat ederek 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e giriş yaptı. Yüzbaşı Şerafettin Bey HükÃ»met Konağına, 5. Süvari Tümenin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadifekale'ye <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türk Bayrağını</span> çektiler.<br />
<br />
alıntıdır...   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk hangi savaşta hangi rütbede savaştı?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-hangi-savasta-hangi-rutbede-savasti.html</link>
			<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 00:41:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-hangi-savasta-hangi-rutbede-savasti.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Trablusgarp Savaşı</span><br />
 1905 yılında ordudaki görevine kurmay yüzbaşı olarak başlayan Mustafa Kemal, Trablusgarp Savaşı’nda Derne Komutanı Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal olarak görev yapmıştır. (1911-1912)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Balkan Savaşı (1912-1913)</span> <br />
Birinci Balkan Savaşları'na katılamayan Mustafa Kemal İkinci Balkan Savaşlarına Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı görevine getirilerek katılmış ve Birinci Balkan Savaşında kaybedilen bir kısım toprakların alınmasını sağlayan kuvvetlerden birisi olmuştur. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çanakkale Savaşları</span> <br />
Çanakkale Savaşları sırasında Conkbayırı Taarruzu’na 19. Tümenin başında katılan Mustafa Kemal, elde ettiği başarılar nedeniyle 1915’te albay rütbesine yükseltildi. 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu’nda albay rütbesi ile savaşan Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak 10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Kafkasya Cephesi </span><br />
Bitlis ve Muş Topraklarının Kurtarılması :11 Mart 1916 tarihinde Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır-Muş-Bitlis cephelerinin komutanı olarak tayin edildi. 1 Nisan 1916'da Tuğgeneralliğe yükseltildi ve hemen ardından işgal altındaki Bitlis ve Muş topraklarına taarruz başlattı şiddetli çatışmaların ardından 8 Ağustos 1916 akşamı Bitlis, 14 Mayıs 1917 tarihinde de Muş düşman işgalinden kurtulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
 Sina ve Filistin Cepheleri</span><br />
 Yıldırım Orduları Grubu Komutanı General Liman von Sanders'in emrindeki 7. Ordu komutasına atanmıştır. Ayrıca Padişah'ın Onursal Yaveri ünvanıda kendisine yani Mustafa Kemal'e layık görülmüşütür. Ancak düşman kuvvetleri olan İtilaf kuvvetleri 3 komuta altında toplanan Yıldırım Orduları'na ağır zahiyatlar vermiş ve bölgedeki Osmanlı hakimiyeti son bulmak zorunda kalmıştır. Alınan yenilgiler üzerine Mustafa Kemal İstanbul'a telgraf çekerek antlaşma yapılması ister ve ardından Mondros Mütarekesi yani barış antlaşması imzalanır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
 Kurtuluş Savaşı Sakarya Meydan Muharebesi </span><br />
 4 Ağustos 1921 günü Millet Meclisi'nin kararıyla Başkomutanlığa getirilen Mustafa Kemal, kısa sürede orduyu toparlamış ve ihtiyaçlarının karşılanması için gereken tüm emirleri ülke geneline iletmiştir. Tüm bunlar yaşanırken düşman Yunan ordusu ilerlemeye devam ediyordu, Sakarya Nehri kıyılarına kadar gelmişti. Başkomutan Mustafa Kemal komutasındaki ordu önce savunmaya sonrada karşı taarruza geçmiş ve düşman Sakarya’dan kovulmuştur. Mustafa Kemal bizzat cephede, ateş hattında yer almış ve emirleri buralardan vermiştir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Taarruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) </span><br />
Düşman Yunan ordusu tüm planlardan habersiz Türk ordusunun artık daha fazla gücü kalmadığı düşüncesinde idi. Ancak durum böyle değildi. Yunan ordusu yeni bir taarruz hazırlığı içine girmiş, ancak Türk tarafında her şey uygulamaya kalmıştı. Ve Mustafa Kemal'in başkomutanlığındaki Fevzi Paşa ve İnönü Paşa emrindeki ordular karşı taarruza geçtiler. Sık ve çetin çatışmaların ardından düşman artık kıyı şeridinde evlerine dönmeyi bekleyen yolcular misali bekliyorlardı. Büyük destanların ardı ardına yazılığı bu çatışmalarda Sakarya Meydan Savaşı'nda olduğu gibi Mustafa Kemal emirlerini bizzat cepheden vermiştir. <br />
<br />
<br />
on5yirmi5.com   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Trablusgarp Savaşı</span><br />
 1905 yılında ordudaki görevine kurmay yüzbaşı olarak başlayan Mustafa Kemal, Trablusgarp Savaşı’nda Derne Komutanı Kurmay Binbaşı Mustafa Kemal olarak görev yapmıştır. (1911-1912)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Balkan Savaşı (1912-1913)</span> <br />
Birinci Balkan Savaşları'na katılamayan Mustafa Kemal İkinci Balkan Savaşlarına Bolayır Kolordusu Kurmay Başkanlığı görevine getirilerek katılmış ve Birinci Balkan Savaşında kaybedilen bir kısım toprakların alınmasını sağlayan kuvvetlerden birisi olmuştur. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çanakkale Savaşları</span> <br />
Çanakkale Savaşları sırasında Conkbayırı Taarruzu’na 19. Tümenin başında katılan Mustafa Kemal, elde ettiği başarılar nedeniyle 1915’te albay rütbesine yükseltildi. 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu’nda albay rütbesi ile savaşan Mustafa Kemal, Anafartalar Grubu Komutanı olarak 10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Kafkasya Cephesi </span><br />
Bitlis ve Muş Topraklarının Kurtarılması :11 Mart 1916 tarihinde Kolordu Komutanı olarak Diyarbakır-Muş-Bitlis cephelerinin komutanı olarak tayin edildi. 1 Nisan 1916'da Tuğgeneralliğe yükseltildi ve hemen ardından işgal altındaki Bitlis ve Muş topraklarına taarruz başlattı şiddetli çatışmaların ardından 8 Ağustos 1916 akşamı Bitlis, 14 Mayıs 1917 tarihinde de Muş düşman işgalinden kurtulmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
 Sina ve Filistin Cepheleri</span><br />
 Yıldırım Orduları Grubu Komutanı General Liman von Sanders'in emrindeki 7. Ordu komutasına atanmıştır. Ayrıca Padişah'ın Onursal Yaveri ünvanıda kendisine yani Mustafa Kemal'e layık görülmüşütür. Ancak düşman kuvvetleri olan İtilaf kuvvetleri 3 komuta altında toplanan Yıldırım Orduları'na ağır zahiyatlar vermiş ve bölgedeki Osmanlı hakimiyeti son bulmak zorunda kalmıştır. Alınan yenilgiler üzerine Mustafa Kemal İstanbul'a telgraf çekerek antlaşma yapılması ister ve ardından Mondros Mütarekesi yani barış antlaşması imzalanır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
 Kurtuluş Savaşı Sakarya Meydan Muharebesi </span><br />
 4 Ağustos 1921 günü Millet Meclisi'nin kararıyla Başkomutanlığa getirilen Mustafa Kemal, kısa sürede orduyu toparlamış ve ihtiyaçlarının karşılanması için gereken tüm emirleri ülke geneline iletmiştir. Tüm bunlar yaşanırken düşman Yunan ordusu ilerlemeye devam ediyordu, Sakarya Nehri kıyılarına kadar gelmişti. Başkomutan Mustafa Kemal komutasındaki ordu önce savunmaya sonrada karşı taarruza geçmiş ve düşman Sakarya’dan kovulmuştur. Mustafa Kemal bizzat cephede, ateş hattında yer almış ve emirleri buralardan vermiştir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Taarruz (Başkomutanlık Meydan Muharebesi) </span><br />
Düşman Yunan ordusu tüm planlardan habersiz Türk ordusunun artık daha fazla gücü kalmadığı düşüncesinde idi. Ancak durum böyle değildi. Yunan ordusu yeni bir taarruz hazırlığı içine girmiş, ancak Türk tarafında her şey uygulamaya kalmıştı. Ve Mustafa Kemal'in başkomutanlığındaki Fevzi Paşa ve İnönü Paşa emrindeki ordular karşı taarruza geçtiler. Sık ve çetin çatışmaların ardından düşman artık kıyı şeridinde evlerine dönmeyi bekleyen yolcular misali bekliyorlardı. Büyük destanların ardı ardına yazılığı bu çatışmalarda Sakarya Meydan Savaşı'nda olduğu gibi Mustafa Kemal emirlerini bizzat cepheden vermiştir. <br />
<br />
<br />
on5yirmi5.com   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk ve Hatay]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-hatay.html</link>
			<pubDate>Wed, 24 Jul 2019 01:16:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-hatay.html</guid>
			<description><![CDATA[ Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz’</span> söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk,</span> Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek, bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi.Mersin’de çekilen bu fotoğraf, Atatürk’ün rahatsızlığını gösteriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk</span>, Milli Mücadele’ye başladığı dönemde misakı milli sınırları konusunda daima çok hassas olmuştur.<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918’de imzalandıktan hemen sonra Yıldırım Orduları Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal’in Adana’dan İstanbul’a gönderdiği telgraflar, Türk vatanının bütünlüğü ve sınırları konusunda ne derece titiz olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Mondros’tan hemen sonra vatan toprakları üzerinde işgaller başlamıştı.<br />
Sivas Kongresi’nde<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ’30 Ekim 1918’de imzalanan ateşkes antlaşmasındaki hududumuz içinde kalan vatan parçası bir bütündür’</span> kararı alınmıştı.<br />
Zafer kazanılıp, TBMM’nin delegeler kurulu İsmet İnönü’nün başkanlığında Lozan’a giderken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’milli misak’</span> büyük ölçüde gerçekleşmişti. Ancak Batı Trakya, Hatay, Musul ve Kerkük birer sorundu.<br />
Lozan’da Hatay milli sınırlarımızın dışında kalmıştı. Suriye ile Türkiye arasında yapılan sınır tespiti çalışmaları uzatılıyordu.<br />
Burada önemli bir noktaya işaret etmeliyiz ki, Lozan Konferansı sürerken, Atatürk’ün direktifleriyle 30 Mayıs 1923’te Antakya-İskenderun havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim şahsi davam</span><br />
Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün ’Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz’ söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.<br />
Atatürk, 1 Kasım 1936’da TBMM açış konuşmasında ’...<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, gerçek sahibi öz Türk olan İskenderun, Antakya çevresinin geleceğidir. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle duruyoruz’</span> demişti.<br />
Hatay Fransız işgali altındaydı ve konu Milletler Cemiyeti’ne aktarılmıştı. Atatürk Fransız büyükelçisine, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz’</span> dedi. Fransızlar, Hatay için silah gücünün kullanılacağını anlamaya başladılar.<br />
Atatürk’ün son hastalığı 1937 yılı kış aylarında baş göstermiş ve karaciğer hastalığı 1938 yılının ocak ayında saptanmıştı. Bursa’da yapımı biten Merinos fabrikasının açılış törenine katılmak için Yalova’ya geldiğinde kendisini muayene eden Prof. Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğerinin büyüdüğünü ve biraz da sertleştiğini saptamıştı. Kesin tanı için Ankara’dan çağrılan Neşet Ömer İrdelp de bu görüşe katılmıştı. Böyle olmasına karşın 2 Şubat’---ta Merinos Fabrikası’nın açılış törenini izleyen Atatürk, üstelik akşam düzenlenen baloda da Sarı Zeybek oynamıştı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜNYAYA MESAJ</span><br />
O sıralarda Hatay sorunu en üst düzeyde seyrediyordu. Atatürk, Cumhurbaşkanlığı görevlerini aksatmadan yürütmeye ve özellikle çok önem verdiği Hatay sorununu çözüme ulaştırabilmek için bütün gücünü toplayarak hasta görünmemeye çalışmıştı. Bununla birlikte 28 Şubat 1938’de Balkan dışişleri bakanlarına verilen yemek öncesi burun kanaması geçirdi. 6 Mart 1938’de Çankaya Köşkü’nde yapılan muayenede karaciğerde büyüme saptandı.<br />
Atatürk’ün hastalığına dair ilk resmi bildiri 30 Mart 1938’de yayınlanmıştır. Bu arada Hatay konusu ciddiyetini koruyordu.<br />
Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek için bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren bir yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi.<br />
Epeyce yorulduğunu hissedince askeri geçidin sonuna doğru ’marş-marş ile geçsinler’ diye emir verdi.<br />
O günlerde burnunda sürekli kanama görülüyordu.<br />
Amacı, bütün dünyaya ayakta olduğunu ve Hatay davasından ödün vermeyeceğini göstermekti.<br />
Bu arada da Fransa’yla yapılan bir anlaşma gereğince, Kurmay Albay Şükrü Kanatlı kumandasındaki birliklerimiz Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve Hatay Cumhuriyeti kuruldu. 2 Eylül 1938’de Hatay cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen seçildi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk</span> ölmeden önce bu gelişmeleri görmek ve duyumsamak mutluluğuna erişti.<br />
Hatay Cumhuriyeti 9 ay sonra, 30 Haziran 1939 tarihinde Türkiye’ye katılma kararı aldı. Hatay Devleti sınırları Türkiye-Suriye sınırı olarak kabul edildi. 23 Temmuz 1939’da Hatay Türkiye Devleti’ne dahil oldu ve Hatay Vilayeti kuruldu.<br />
Anayurdun bölünmez, vazgeçilmez bir parçası olan Hatay anayurtla bütünleşti. Hataylılar yaşamının son günlerine kadar Hatay için çalışan Atatürk’ü hiçbir zaman unutmazlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2019/07/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hatay’ın Türkiye’ye katılmasına ilişkin anlaşma 23 Haziran 1938 günü imzalandı. Hatay, 23 Temmuz 1938’de Türkiye’ye dahil oldu. Cumhuriyet’in 24 Haziran ve 24 Temmuz 1938 tarihli birinci sayfaları.<br />
<br />
cumhuriyet.com   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz’</span> söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk,</span> Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek, bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi.Mersin’de çekilen bu fotoğraf, Atatürk’ün rahatsızlığını gösteriyor.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk</span>, Milli Mücadele’ye başladığı dönemde misakı milli sınırları konusunda daima çok hassas olmuştur.<br />
Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918’de imzalandıktan hemen sonra Yıldırım Orduları Komutanlığı’na atanan Mustafa Kemal’in Adana’dan İstanbul’a gönderdiği telgraflar, Türk vatanının bütünlüğü ve sınırları konusunda ne derece titiz olduğunu göstermektedir.<br />
<br />
Mondros’tan hemen sonra vatan toprakları üzerinde işgaller başlamıştı.<br />
Sivas Kongresi’nde<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ’30 Ekim 1918’de imzalanan ateşkes antlaşmasındaki hududumuz içinde kalan vatan parçası bir bütündür’</span> kararı alınmıştı.<br />
Zafer kazanılıp, TBMM’nin delegeler kurulu İsmet İnönü’nün başkanlığında Lozan’a giderken <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’milli misak’</span> büyük ölçüde gerçekleşmişti. Ancak Batı Trakya, Hatay, Musul ve Kerkük birer sorundu.<br />
Lozan’da Hatay milli sınırlarımızın dışında kalmıştı. Suriye ile Türkiye arasında yapılan sınır tespiti çalışmaları uzatılıyordu.<br />
Burada önemli bir noktaya işaret etmeliyiz ki, Lozan Konferansı sürerken, Atatürk’ün direktifleriyle 30 Mayıs 1923’te Antakya-İskenderun havalisi Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benim şahsi davam</span><br />
Mustafa Kemal’in kafasında Hatay’ın vatan topraklarına katılması konusu her zaman birinci önceliğini koruyordu. Atatürk’ün ’Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz’ söylemi Hatay konusundaki düşüncesini belirtiyordu.<br />
Atatürk, 1 Kasım 1936’da TBMM açış konuşmasında ’...<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük mesele, gerçek sahibi öz Türk olan İskenderun, Antakya çevresinin geleceğidir. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle duruyoruz’</span> demişti.<br />
Hatay Fransız işgali altındaydı ve konu Milletler Cemiyeti’ne aktarılmıştı. Atatürk Fransız büyükelçisine, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Hatay benim şahsi davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz’</span> dedi. Fransızlar, Hatay için silah gücünün kullanılacağını anlamaya başladılar.<br />
Atatürk’ün son hastalığı 1937 yılı kış aylarında baş göstermiş ve karaciğer hastalığı 1938 yılının ocak ayında saptanmıştı. Bursa’da yapımı biten Merinos fabrikasının açılış törenine katılmak için Yalova’ya geldiğinde kendisini muayene eden Prof. Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğerinin büyüdüğünü ve biraz da sertleştiğini saptamıştı. Kesin tanı için Ankara’dan çağrılan Neşet Ömer İrdelp de bu görüşe katılmıştı. Böyle olmasına karşın 2 Şubat’---ta Merinos Fabrikası’nın açılış törenini izleyen Atatürk, üstelik akşam düzenlenen baloda da Sarı Zeybek oynamıştı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DÜNYAYA MESAJ</span><br />
O sıralarda Hatay sorunu en üst düzeyde seyrediyordu. Atatürk, Cumhurbaşkanlığı görevlerini aksatmadan yürütmeye ve özellikle çok önem verdiği Hatay sorununu çözüme ulaştırabilmek için bütün gücünü toplayarak hasta görünmemeye çalışmıştı. Bununla birlikte 28 Şubat 1938’de Balkan dışişleri bakanlarına verilen yemek öncesi burun kanaması geçirdi. 6 Mart 1938’de Çankaya Köşkü’nde yapılan muayenede karaciğerde büyüme saptandı.<br />
Atatürk’ün hastalığına dair ilk resmi bildiri 30 Mart 1938’de yayınlanmıştır. Bu arada Hatay konusu ciddiyetini koruyordu.<br />
Hatay konusunda, her türlü girişimde bulunabileceğini göstermek için bütün dünyaya bir mesaj vermek istiyordu. 19 Mayıs 1938’de Ankara’daki törenden hemen sonra trenle Adana’ya hareket etti. Hastalığını umursamıyordu. Çukurova bölgesinde 5 gün süren bir yorucu gezide hasta olmasına rağmen askeri birlikleri denetledi. Adana ve Mersin’de düzenlenen geçit törenlerini ayakta izledi.<br />
Epeyce yorulduğunu hissedince askeri geçidin sonuna doğru ’marş-marş ile geçsinler’ diye emir verdi.<br />
O günlerde burnunda sürekli kanama görülüyordu.<br />
Amacı, bütün dünyaya ayakta olduğunu ve Hatay davasından ödün vermeyeceğini göstermekti.<br />
Bu arada da Fransa’yla yapılan bir anlaşma gereğince, Kurmay Albay Şükrü Kanatlı kumandasındaki birliklerimiz Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve Hatay Cumhuriyeti kuruldu. 2 Eylül 1938’de Hatay cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen seçildi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Atatürk</span> ölmeden önce bu gelişmeleri görmek ve duyumsamak mutluluğuna erişti.<br />
Hatay Cumhuriyeti 9 ay sonra, 30 Haziran 1939 tarihinde Türkiye’ye katılma kararı aldı. Hatay Devleti sınırları Türkiye-Suriye sınırı olarak kabul edildi. 23 Temmuz 1939’da Hatay Türkiye Devleti’ne dahil oldu ve Hatay Vilayeti kuruldu.<br />
Anayurdun bölünmez, vazgeçilmez bir parçası olan Hatay anayurtla bütünleşti. Hataylılar yaşamının son günlerine kadar Hatay için çalışan Atatürk’ü hiçbir zaman unutmazlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2019/07/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hatay’ın Türkiye’ye katılmasına ilişkin anlaşma 23 Haziran 1938 günü imzalandı. Hatay, 23 Temmuz 1938’de Türkiye’ye dahil oldu. Cumhuriyet’in 24 Haziran ve 24 Temmuz 1938 tarihli birinci sayfaları.<br />
<br />
cumhuriyet.com   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Rütbeleri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-rutbeleri.html</link>
			<pubDate>Mon, 29 Apr 2019 22:11:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-rutbeleri.html</guid>
			<description><![CDATA[ 1902 Teğmen<br />
1903 Üsteğmen<br />
1905 Kurmay yüzbaşı<br />
1907 Kıdemli yüzbaşı<br />
1909 Hareket ordusuna kurmay başkan<br />
1911 Binbaşı<br />
1912 Derne komutanı<br />
1913 Sofya ateşesi<br />
1914 Yarbay<br />
1915 Albay<br />
1916 Tuğgeneral<br />
1917 Tümgeneral<br />
1921 Mareşal ve Gazilik<br />
<br />
<br />
  :ok::ok::ok: ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ 1902 Teğmen<br />
1903 Üsteğmen<br />
1905 Kurmay yüzbaşı<br />
1907 Kıdemli yüzbaşı<br />
1909 Hareket ordusuna kurmay başkan<br />
1911 Binbaşı<br />
1912 Derne komutanı<br />
1913 Sofya ateşesi<br />
1914 Yarbay<br />
1915 Albay<br />
1916 Tuğgeneral<br />
1917 Tümgeneral<br />
1921 Mareşal ve Gazilik<br />
<br />
<br />
  :ok::ok::ok: ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün, Çanakkale'den, İstanbul'da bulunan Salih (Bozok) Bey'e mektubu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-canakkale-den-istanbul-da-bulunan-salih-bozok-bey-e-mektubu.html</link>
			<pubDate>Fri, 12 Oct 2018 17:28:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-canakkale-den-istanbul-da-bulunan-salih-bozok-bey-e-mektubu.html</guid>
			<description><![CDATA[] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11 EKİM 1915 - Atatürk'ün, Çanakkale'den, İstanbul'da bulunan Salih (Bozok) Bey'e mektubu:</span>     <br />
] "Karşımızdaki düşman, artık güçsüz bir hale gelmiştir, inşallah yakında tamamen atılır. Herhalde vatanımız bu yönden emindir!"<br />
<br />
     <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardeşim Salih,</span>     <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mektuplarınızı aldım. Samimiyet ve fart-ı uhuvvetinize teşekkür ederim. Yüzbaşı Ahmet Efendi şıfahen çok selamlarınızı da getirdi. Nuri Bey'le ara sıra görüşüyoruz.<br />
Karşımızda düşman artık bimecal bir hale gelmiştir. İnşallah yakında kamilen def edilir. Herhalde vatanımız bu cihetten emindir. Arkadaşların size söyledikleri şeyin henüz husul bulmamış olması cay-ı istigrabdır. Elbette ona istihkak kesp edilmiştir. Fakat "Kim olur zor ile maksuduna ruhayab-ı zafer/Gelir elbette zuhura ne ise hükm-i kader".<br />
</span>    <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilirsin ki bizim maksudumuz vatana büyük bir mikyasta arz-ı hizmet eylemektir. Arkadaşların temenniyatı maksut olan hizmeti ifa edebilecek maddi mertebedir. Tabii zamanı gelince. Kaderde varsa o da olur. Bir aralık canım sıkıldı. Tekaüt olup kÃ»şegüzin inziva olmayı da düşündüm. Olmadı. Şimdilik Cenab-ı Hakk'ın azametine sığınarak çalışıyorum.</span>    <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gözlerinizden öperim.</span><br />
<br />
alıntıdır...    <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11 EKİM 1915 - Atatürk'ün, Çanakkale'den, İstanbul'da bulunan Salih (Bozok) Bey'e mektubu:</span>     <br />
] "Karşımızdaki düşman, artık güçsüz bir hale gelmiştir, inşallah yakında tamamen atılır. Herhalde vatanımız bu yönden emindir!"<br />
<br />
     <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kardeşim Salih,</span>     <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mektuplarınızı aldım. Samimiyet ve fart-ı uhuvvetinize teşekkür ederim. Yüzbaşı Ahmet Efendi şıfahen çok selamlarınızı da getirdi. Nuri Bey'le ara sıra görüşüyoruz.<br />
Karşımızda düşman artık bimecal bir hale gelmiştir. İnşallah yakında kamilen def edilir. Herhalde vatanımız bu cihetten emindir. Arkadaşların size söyledikleri şeyin henüz husul bulmamış olması cay-ı istigrabdır. Elbette ona istihkak kesp edilmiştir. Fakat "Kim olur zor ile maksuduna ruhayab-ı zafer/Gelir elbette zuhura ne ise hükm-i kader".<br />
</span>    <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bilirsin ki bizim maksudumuz vatana büyük bir mikyasta arz-ı hizmet eylemektir. Arkadaşların temenniyatı maksut olan hizmeti ifa edebilecek maddi mertebedir. Tabii zamanı gelince. Kaderde varsa o da olur. Bir aralık canım sıkıldı. Tekaüt olup kÃ»şegüzin inziva olmayı da düşündüm. Olmadı. Şimdilik Cenab-ı Hakk'ın azametine sığınarak çalışıyorum.</span>    <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gözlerinizden öperim.</span><br />
<br />
alıntıdır...    <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk ve 19'UN SIRRI]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-19-un-sirri.html</link>
			<pubDate>Wed, 30 May 2018 00:49:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-ve-19-un-sirri.html</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
1: Atatürk, 1881 yılında 19. asrın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur.<br />
2: İngiltere, Atatürk'ün doğum gününü kutlamak için doğum tarihini sormuş Atatürk, 19 Mayıs 1881 diye cevap vermiştir.<br />
3: 1900 yılında 19 yaşında Harbiye'ye girmiştir.<br />
4: 19 Mayıs 1904'te fikirlerinden dolayı Yıldız Sarayına çağrılmıştır.<br />
5: Harp Akademisinden aldığı sicil olan 3178 sayısının rakamlarının toplamı 19 dur.<br />
6: Çanakkale savaşlarında büyük rol oynayan 19. tümene komuta etmiştir.<br />
7: 19 Mayıs 1915 tarihinde albay oldu.<br />
8: 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a çıkan Atatürk'ün bindiği Bandırma vapurunda 19 yolcu vardır.<br />
9: 19 05 1919 tarihinde,3 tane 19 vardır.Atatürk'ün hayatı da,3 x 19 = 57 yıldır.1919 da ise 2x19=38 yaşındaydı<br />
10: Sakarya Meydan Savaşından sonra TBMM,19 Eylül 1921 de, özel bir kanunla Mareşallık ve Gazilik ünvanı vermiştir<br />
11: 19 yıl Türk ulusuna Başkomutan ve Devlet Başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919 - 1938)<br />
12: Büyük Nutkunun sonundaki Gençliğe Hitabesi 19 cümledir.<br />
13: Adı ve soyadı, Mustafa Kemal Atatürk,19 harflidir.<br />
14: Ne Mutlu Türküm Diyene ! Bu şaheser cümle 19 harflidir.<br />
15: 1938 yılında ( 19 x 2 = 38), 10 Kasım günü, saat 9'da (10 + 9 = 19 ), 57 yaşında ( 19 x 3 = 57 ) ölmüştür.<br />
16: Cenazesi, 19 Kasım 1938 günü, Yavuz zırhlısı ile İzmit'e götürülmüştür.<br />
17: Doğum ve ölüm yılları, 1881 ve 1938, 19 sayısının katlarıdır.<br />
18: 1919 sayısında 101 tane 19 vardır.<br />
19: İlk 19 yılda hazırlandı, ikinci 19 yılda siyaset ve askerlik savaştı, Üçüncü 19 yılda ise Türkiye'yi yeniden kurdu. <br />
Kaynak: (Alıntı)<br />
<br />
Mustafa Kemal Atatürk'ün yıllarca konuşulmayan bir çok sır ve vasiyeti vardı. Mesela Mu Kıtası'nın araştırılması Atatürk'ün vasiyetleri arasında mıydı? Neden Mu kıtası? Üstelik Kuran-ı Kerim de bu kıtada yaşayan kavimler ile ilgili birçok ayet inmişken neden Cumhuriyet Tarihimizde Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra bu konu üzerine araştırmalar yapılmadı? Ya da sonraki dönemde bir fikrin dayatması mıydı ayrılıklar? Çalışkan girişimci gençlik neden yetiştirilmedi? İlim, Bilim, Kültür Sanat alanında reformlar neden geriledi? Bakın hepimiz Türk Gençliği hitabesini okuyoruz. Lakin uygulama noktasında geriyiz. Okuyoruz , Çalışmıyoruz, Tüketiyoruz Üretmiyoruz. Diyeceğim o ki fikirler siyasi görüşler bizi ayrıştırıyor. Türk Gençliği Hitabesi her şeyi özetlemiş; Çok çalışmalıyız. Üretmeliyiz. İnsan hayatını kolaylaştırmalı iyileştirmeliyiz. Sevgi her daim durumda ilkemiz olmalı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu yüzdendir ki;</span><br />
'' Hayatına giren herkesi ve hersÃÂ§eyi Allah’ın sana gönderdigini sakın unutma. Haritan Allah’ın nurunda, Allah’ın nuru kalbindedir. BuÃÂtuÃÂn zenginligÃÂin O’dur. YasÃÂ§adıgÃÂın hayatı aldıgÃÂın nefesi kendi yoluna cÃÂ§evirmen, isÃÂ§aretlerini kendi kalp dilinle yorumlamandan gecÃÂ§er. Akıl ve kalp dengeni kur. ''<br />
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun. Söz verdik, sözümüzü tutacağız. Cumhuriyet Gençliğe Emanettir Mustafa Kemal Paşam.<br />
<br />
- Mu Kıtası ile ilgili bizzat 4.5 yıl süren bir araştırmamız oldu. Ve neden Atatürk'ün Mu kıtası ile ilgilendiği konusunda bizzat doğu veriler ve bilim dünyasını şaşırtacak bilgilere ulaştık. Bunları vaktiyle size açıklıyor olacağız. Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir"<br />
</span><br />
Saygılarımla <br />
Hüseyin Özdemir   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
1: Atatürk, 1881 yılında 19. asrın bitmesine 19 yıl kala doğmuştur.<br />
2: İngiltere, Atatürk'ün doğum gününü kutlamak için doğum tarihini sormuş Atatürk, 19 Mayıs 1881 diye cevap vermiştir.<br />
3: 1900 yılında 19 yaşında Harbiye'ye girmiştir.<br />
4: 19 Mayıs 1904'te fikirlerinden dolayı Yıldız Sarayına çağrılmıştır.<br />
5: Harp Akademisinden aldığı sicil olan 3178 sayısının rakamlarının toplamı 19 dur.<br />
6: Çanakkale savaşlarında büyük rol oynayan 19. tümene komuta etmiştir.<br />
7: 19 Mayıs 1915 tarihinde albay oldu.<br />
8: 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a çıkan Atatürk'ün bindiği Bandırma vapurunda 19 yolcu vardır.<br />
9: 19 05 1919 tarihinde,3 tane 19 vardır.Atatürk'ün hayatı da,3 x 19 = 57 yıldır.1919 da ise 2x19=38 yaşındaydı<br />
10: Sakarya Meydan Savaşından sonra TBMM,19 Eylül 1921 de, özel bir kanunla Mareşallık ve Gazilik ünvanı vermiştir<br />
11: 19 yıl Türk ulusuna Başkomutan ve Devlet Başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919 - 1938)<br />
12: Büyük Nutkunun sonundaki Gençliğe Hitabesi 19 cümledir.<br />
13: Adı ve soyadı, Mustafa Kemal Atatürk,19 harflidir.<br />
14: Ne Mutlu Türküm Diyene ! Bu şaheser cümle 19 harflidir.<br />
15: 1938 yılında ( 19 x 2 = 38), 10 Kasım günü, saat 9'da (10 + 9 = 19 ), 57 yaşında ( 19 x 3 = 57 ) ölmüştür.<br />
16: Cenazesi, 19 Kasım 1938 günü, Yavuz zırhlısı ile İzmit'e götürülmüştür.<br />
17: Doğum ve ölüm yılları, 1881 ve 1938, 19 sayısının katlarıdır.<br />
18: 1919 sayısında 101 tane 19 vardır.<br />
19: İlk 19 yılda hazırlandı, ikinci 19 yılda siyaset ve askerlik savaştı, Üçüncü 19 yılda ise Türkiye'yi yeniden kurdu. <br />
Kaynak: (Alıntı)<br />
<br />
Mustafa Kemal Atatürk'ün yıllarca konuşulmayan bir çok sır ve vasiyeti vardı. Mesela Mu Kıtası'nın araştırılması Atatürk'ün vasiyetleri arasında mıydı? Neden Mu kıtası? Üstelik Kuran-ı Kerim de bu kıtada yaşayan kavimler ile ilgili birçok ayet inmişken neden Cumhuriyet Tarihimizde Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra bu konu üzerine araştırmalar yapılmadı? Ya da sonraki dönemde bir fikrin dayatması mıydı ayrılıklar? Çalışkan girişimci gençlik neden yetiştirilmedi? İlim, Bilim, Kültür Sanat alanında reformlar neden geriledi? Bakın hepimiz Türk Gençliği hitabesini okuyoruz. Lakin uygulama noktasında geriyiz. Okuyoruz , Çalışmıyoruz, Tüketiyoruz Üretmiyoruz. Diyeceğim o ki fikirler siyasi görüşler bizi ayrıştırıyor. Türk Gençliği Hitabesi her şeyi özetlemiş; Çok çalışmalıyız. Üretmeliyiz. İnsan hayatını kolaylaştırmalı iyileştirmeliyiz. Sevgi her daim durumda ilkemiz olmalı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu yüzdendir ki;</span><br />
'' Hayatına giren herkesi ve hersÃÂ§eyi Allah’ın sana gönderdigini sakın unutma. Haritan Allah’ın nurunda, Allah’ın nuru kalbindedir. BuÃÂtuÃÂn zenginligÃÂin O’dur. YasÃÂ§adıgÃÂın hayatı aldıgÃÂın nefesi kendi yoluna cÃÂ§evirmen, isÃÂ§aretlerini kendi kalp dilinle yorumlamandan gecÃÂ§er. Akıl ve kalp dengeni kur. ''<br />
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun. Söz verdik, sözümüzü tutacağız. Cumhuriyet Gençliğe Emanettir Mustafa Kemal Paşam.<br />
<br />
- Mu Kıtası ile ilgili bizzat 4.5 yıl süren bir araştırmamız oldu. Ve neden Atatürk'ün Mu kıtası ile ilgilendiği konusunda bizzat doğu veriler ve bilim dünyasını şaşırtacak bilgilere ulaştık. Bunları vaktiyle size açıklıyor olacağız. Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İlim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir"<br />
</span><br />
Saygılarımla <br />
Hüseyin Özdemir   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İzmir'in kurtuluşu | 9 Eylül 1922 |]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-izmir-in-kurtulusu-9-eylul-1922.html</link>
			<pubDate>Fri, 08 Sep 2017 21:07:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-izmir-in-kurtulusu-9-eylul-1922.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattıktan sonra 9 Eylül 1922'de İzmir'in Yunanlılardan alındı ve özgürlüğün simgesi olarak o gün İzmir'in kurtuluşu olarak anılmaya başlandı. Türk Ordusu, İzmir'i tekrardan aldıktan sonra, düşman dahi olsa Yunanlıların bayrağına saygı göstermesi dillere destan olmuştur. İşte İzmir'in kurtuluşuna dair o destansı hikaye.</span><br />
<br />
]Birinci Dünya Savaşı sonunda, İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladılar ve bu anlaşmaya dayanarak Anadolu’yu işgale başladılar. Türk milleti işgal hareketleri karşısında vatanını kurtarmak için 1919 yılında yer yer direniş hareketlerini başlattı. Bu hareketler, 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla kısa sürede merkezi bir nitelik kazandı.Bu süreçte arka arkaya kazanılan Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri ile yurdun kurtarılması yolunda önemli adımlar atıldı. 26 Ağustos 1922 sabahı dikkat ve titizlikle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konuldu. 26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz, Türk İstiklâl Harbi’nin son safhasıdır. 30 Ağustos ’Başkomutan Meydan Muharebesi’nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirildi. Böylece kesin sonuç beş gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam bir başarıyla uygulanmış oldu. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/11.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
31 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi (ÇAKMAK), Batı Cephesi Komutanı İsmet (İNÖNÜ) ordu komutanları Yakup Şevki (SUBAŞI) ve Nurettin Paşa’ları karargahını kurduğu Çalköy’ünde toplayarak, kaçabilen Yunan kuvvetlerinin hızla takip edilmesini ve İzmir ile dolaylarındaki kuvvetleriyle birleşmemesi için üç koldan Ege’ye doğru ilerlenmesini doğru bulduğunu belirtti.1 Eylül’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak şu tarihi emrini verdi: ’Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!’. Böylece düşmanın akıbeti de belirlenmiş oldu. Çalköy’de verilen bu tarihi emir üzerine İzmir’de ’Akdeniz’i, Mudanya’da ’Marmara’ yı görmek için 8-9 günlük bir zaman kâfi gelecekti.31 Ağustos’ta başlayan amansız takip sonunda Türk kuvvetleri 2 Eylül’de yıkıntılar haline gelmiş Uşak’a girdi. Burada Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis tutsak edildi.Takip Harekâtı insan üstü bir hızla ilerledi. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin de acımasızca katledildiğini görüldü. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/12.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
9 Eylül günü 1 nci Kolordu Kemalpaşa’ya, 2 nci Kolordu Manisa’ya, 4 ncü Kolordu Turgutlu’ya ulaştı. Kuzeyde Kazancıbayırı’n da Yunan mevzilerine taarruz eden 3 ncü Kolordumuz düşmanı atarak Bursa’ya ilerledi. Türk süvarileri üç yılı aşkın süredir yas çeken İzmir halkının sevinç göz yaşları arasında İzmir’e girdi.  </div>
   ]<br />
<br />
Süvarilerimiz, İzmir’e girerken birkaç yerde hafif ateşle karşılaşmaktan başka bir olay olmadı, Kordonboyu’ndan geçerken bir İngiliz müfrezesi tarafından selamlandı. Türk bayrağı Hükümet Konağına ve Kadifekale’ye çekildi.<br />
<br />
Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. İzmir’de Türk halkının sevinci o denli büyüktü ki askerlerimiz çiçek yağmuru altında kaldı. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/13.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmir’in alınışı dolayısıyla ordulara şu tarihi mesajını yayınladı:<br />
<br />
’İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakarlığı hürmet ve takdirle anarım. Elde edilen büyük muzafferiyetin yapıcısı olan kıymetli arkadaşlarıma en içten teşekkür ve tebriklerimi bildiririm. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin alınmasında da aynı fedakârlık yarışmasını göstereceklerin e inancım tamdır’. <br />
]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Türk Bayrağı'nı ilk kim astı?</span><br />
<br />
<br />
<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/14.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 14.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
İzmir'in Yunan işgalinden kurtarıldığı gün, 9 Eylül 1922'de, İzmir'e süvari birliği ile girerek İzmir Hükümet Konağı'na bayrağı diken ilk kişi, süvari Yüzbaşı Şerafettin Bey'di. <br />
]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
Düşman da olsa bayrağa saygı</span><br />
<br />
 ]Atatürk İzmir’in kurtuluşunda halkın coşkun gösterileri arasında kalacağı evin önüne gelince, kapının önüne serilmiş bayrağı görünce durdu, Bu ipekten kocaman bir Yunan bayrağı idi. Üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı gibi serilmişti. Kapıdaki kalabalık halk yalvarıyordu:<br />
<br />
- Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü alınız! Yunan Kralı, bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin. Bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir.<br />
<br />
Atatürk, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğu noktada kaldı. Çevresindekilere tatlılıkla baktı.<br />
<br />
- O, geçmişse hata etmiş. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem.<br />
<br />
Bayrağı yerden kaldırttı, bembeyaz mermerlere basarak içeri girdi.<br />
<br />
cnnturk.com   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattıktan sonra 9 Eylül 1922'de İzmir'in Yunanlılardan alındı ve özgürlüğün simgesi olarak o gün İzmir'in kurtuluşu olarak anılmaya başlandı. Türk Ordusu, İzmir'i tekrardan aldıktan sonra, düşman dahi olsa Yunanlıların bayrağına saygı göstermesi dillere destan olmuştur. İşte İzmir'in kurtuluşuna dair o destansı hikaye.</span><br />
<br />
]Birinci Dünya Savaşı sonunda, İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti ile 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladılar ve bu anlaşmaya dayanarak Anadolu’yu işgale başladılar. Türk milleti işgal hareketleri karşısında vatanını kurtarmak için 1919 yılında yer yer direniş hareketlerini başlattı. Bu hareketler, 19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla kısa sürede merkezi bir nitelik kazandı.Bu süreçte arka arkaya kazanılan Birinci İnönü, İkinci İnönü, Aslıhanlar-Dumlupınar ve Sakarya Meydan Muharebeleri ile yurdun kurtarılması yolunda önemli adımlar atıldı. 26 Ağustos 1922 sabahı dikkat ve titizlikle hazırlanan taarruz planı uygulamaya konuldu. 26-30 Ağustos 1922’de yapılan Büyük Taarruz, Türk İstiklâl Harbi’nin son safhasıdır. 30 Ağustos ’Başkomutan Meydan Muharebesi’nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirildi. Böylece kesin sonuç beş gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam bir başarıyla uygulanmış oldu. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/11.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
31 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi (ÇAKMAK), Batı Cephesi Komutanı İsmet (İNÖNÜ) ordu komutanları Yakup Şevki (SUBAŞI) ve Nurettin Paşa’ları karargahını kurduğu Çalköy’ünde toplayarak, kaçabilen Yunan kuvvetlerinin hızla takip edilmesini ve İzmir ile dolaylarındaki kuvvetleriyle birleşmemesi için üç koldan Ege’ye doğru ilerlenmesini doğru bulduğunu belirtti.1 Eylül’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara bir bildiri yayımlayarak şu tarihi emrini verdi: ’Bütün arkadaşlarımın Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını yarışırcasına esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!’. Böylece düşmanın akıbeti de belirlenmiş oldu. Çalköy’de verilen bu tarihi emir üzerine İzmir’de ’Akdeniz’i, Mudanya’da ’Marmara’ yı görmek için 8-9 günlük bir zaman kâfi gelecekti.31 Ağustos’ta başlayan amansız takip sonunda Türk kuvvetleri 2 Eylül’de yıkıntılar haline gelmiş Uşak’a girdi. Burada Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis tutsak edildi.Takip Harekâtı insan üstü bir hızla ilerledi. Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Çünkü kurtardığı her kasabanın, köyün, şehrin Yunanlılar tarafından yakıldığını, bölgedeki Türklerin de acımasızca katledildiğini görüldü. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/12.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
9 Eylül günü 1 nci Kolordu Kemalpaşa’ya, 2 nci Kolordu Manisa’ya, 4 ncü Kolordu Turgutlu’ya ulaştı. Kuzeyde Kazancıbayırı’n da Yunan mevzilerine taarruz eden 3 ncü Kolordumuz düşmanı atarak Bursa’ya ilerledi. Türk süvarileri üç yılı aşkın süredir yas çeken İzmir halkının sevinç göz yaşları arasında İzmir’e girdi.  </div>
   ]<br />
<br />
Süvarilerimiz, İzmir’e girerken birkaç yerde hafif ateşle karşılaşmaktan başka bir olay olmadı, Kordonboyu’ndan geçerken bir İngiliz müfrezesi tarafından selamlandı. Türk bayrağı Hükümet Konağına ve Kadifekale’ye çekildi.<br />
<br />
Birinci Süvari Tümeni Komutanı Mürsel Paşa bir Fransız harp gemisi telsizi vasıtasıyla, İzmir’e girildiğini Ankara’ya bildirdi. İzmir’de Türk halkının sevinci o denli büyüktü ki askerlerimiz çiçek yağmuru altında kaldı. <br />
]<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/13.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmir’in alınışı dolayısıyla ordulara şu tarihi mesajını yayınladı:<br />
<br />
’İlk verdiğim Akdeniz hedefine varmakta orduların gösterdiği gayret ve fedakarlığı hürmet ve takdirle anarım. Elde edilen büyük muzafferiyetin yapıcısı olan kıymetli arkadaşlarıma en içten teşekkür ve tebriklerimi bildiririm. Orduların bundan sonra verilecek hedeflerin alınmasında da aynı fedakârlık yarışmasını göstereceklerin e inancım tamdır’. <br />
]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Türk Bayrağı'nı ilk kim astı?</span><br />
<br />
<br />
<br />
   ][FONT=dinbek]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/09/14.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 14.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   ]<br />
İzmir'in Yunan işgalinden kurtarıldığı gün, 9 Eylül 1922'de, İzmir'e süvari birliği ile girerek İzmir Hükümet Konağı'na bayrağı diken ilk kişi, süvari Yüzbaşı Şerafettin Bey'di. <br />
]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
Düşman da olsa bayrağa saygı</span><br />
<br />
 ]Atatürk İzmir’in kurtuluşunda halkın coşkun gösterileri arasında kalacağı evin önüne gelince, kapının önüne serilmiş bayrağı görünce durdu, Bu ipekten kocaman bir Yunan bayrağı idi. Üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı gibi serilmişti. Kapıdaki kalabalık halk yalvarıyordu:<br />
<br />
- Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü alınız! Yunan Kralı, bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin. Bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir.<br />
<br />
Atatürk, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğu noktada kaldı. Çevresindekilere tatlılıkla baktı.<br />
<br />
- O, geçmişse hata etmiş. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem.<br />
<br />
Bayrağı yerden kaldırttı, bembeyaz mermerlere basarak içeri girdi.<br />
<br />
cnnturk.com   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Sol Gözünün Hafif Şehla Olmasının Nedenini Merak Etmiş miydiniz?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-sol-gozunun-hafif-sehla-olmasinin-nedenini-merak-etmis-miydiniz.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Jan 2017 01:47:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-sol-gozunun-hafif-sehla-olmasinin-nedenini-merak-etmis-miydiniz.html</guid>
			<description><![CDATA[ Mustafa Kemal’in Trablusgarp günlerine, hayatının az bilinen bir dönemine, 1900'lerin başına gidiyoruz...<br />
<br />
Not: Atatürk'ün sakallı olduğu fotoğraflar o döneme aittir.<br />
<br />
Şehla: Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz) - TDK<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
1. Atatürk'ün sol gözünün şehla olduğunu belki de hiç fark etmemiştiniz bile. Oysa dikkatlice bakıldığında, özellikle bazı fotoğraflarında sol gözünün bir miktar şehla olduğu görülebiliyor.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867eb9472b882a84b34d8a4/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-9f199cffae99f0cd540e151bceadf051db21adfa.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-9f199cffae99f0cd540e151bceadf051db21adfa.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bunun nedenini öğrendiğinizde emin olun onu çok daha seveceksiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. 23 Temmuz 1908'de, II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra Libya'daki aşiret liderleri, halkı ayaklanmaya çağırma uğraşındaydılar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867ebc5aba951e34ba4cd6a/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-f41f65332d716064943a523cbb8ca6d3db7c5cbe.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-f41f65332d716064943a523cbb8ca6d3db7c5cbe.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Çünkü meşrutiyetin, hilafete karşı bir tehlike arz ettiği fikrindeydiler.<br />
Bu isyanı bastırmak için İttihat Terakki Genel Merkezi’nde bir karar alınır, isyanın olduğu yere Mustafa Kemal gönderilecektir.<br />
Atamız, bu isyanı kontrolü altına almak için 20 Eylül 1908'de Libya yollarına düşer...<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal, uzun bir deniz yolculuğu sonrasında Trablusgarp kıyılarına adımını atar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fd0621f5b4bca78309a9c/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-f3a17497423315d1547f801675c15e9bf3623ede.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-f3a17497423315d1547f801675c15e9bf3623ede.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Burada Türklerin kolları bağlı halde vapurlara bindirilerek tahliye edildiği manzarasıyla karşılaşır.<br />
Vapurun demirlediği sahilde bir rıhtım bile yoktur. Bir Arap kayıkçı Mustafa Kemal’i bomboş bir kumsala bırakır.<br />
O gün kendisini karşılamaya kimse gelmez, elinde bavuluyla kalacak bir yer arar ancak bulamaz. Bulamayınca sahile döner, bavuluna başını koyup kumsala uzanır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Bir süre sonra, yaverliğine Teğmen Murat verilir. Ardından o günlerde ölen Trablusgarp Valisi Recep Paşa'nın köşküne yerleşir.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fcc8df158d75371d4ffb7/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-3c85f148409f1f76bcdd350452fa5389df5f5c6b.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-3c85f148409f1f76bcdd350452fa5389df5f5c6b.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Trablusgarp Polis Müdürü Cemal Bey’den aldığı ilk bilgi korkutucudur: Aşiretler kenti ele geçirmiştir ve Mustafa Kemal'i bulduklarında ya öldüreceklerdir ya da geri göndereceklerdir.<br />
Mustafa Kemal korkusuzdur; yaveri Murat ile birlikte isyancıların olduğu medreseye kararlı bir şekilde kalabalığı yararak girer.<br />
Onları yönetenlerin kim olduğunu sorar sert bir şekilde.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Kendisine gösterilen yere gider ve kendinden emin görünen 27 yaşındaki bu adamdan herkes korkar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-5870101b596d22da1767890b/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-3cc3910493a32faf12870d73c272604914960e86.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-3cc3910493a32faf12870d73c272604914960e86.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Çünkü Ata'nın o korkusuz tavrı nedeniyle bir ordu tarafından kuşatıldıklarını sanırlar.<br />
Onlarla konuşunca asıl sorunlarının yeni idarede, eski imtiyazlarını kaybetmek olduğunu anlar. <br />
"Ben sizin çıkarlarınızı korurum, ama izin verin burada toplanan halkla konuşayım" der. Gece, avludaki havuzun başında, tercüman aracılığıyla isyancılarla konuşur:<br />
"Ey din kardeşleri! Memleketinizin korunması için güç birliğine ihtiyacımız var. Ayrılırsak güçsüz kalırız" der.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta 1 ay kalır. Dönüş yolunda Bingazi’ye uğrar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-5867ebb790cd99c24eae928d/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-812f9e8409e0ac57e173f99f5779f8b0b7d9608e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-812f9e8409e0ac57e173f99f5779f8b0b7d9608e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
2.5 ay kadar kalacağı Bingazi’de bölgenin idaresini elinde tutan Şeyh Mansur’la tanışır.<br />
Kaldığı otelin salonunda otururlarken bir telaş olur, "Şeyh Mansur hazretleri"nin geldiği söylenir.<br />
Bingazi’de Osmanlı’nın bir sancak başkanı olduğu halde bütün güç bu Şeyh’in elindeydi. Gücünün kırılması gerekliydi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. O yüzden Şeyh salona girdiğinde herkes ayağa kalkarken Mustafa Kemal, yerinden kımıldamaz bile...</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867ec1276a15e944e1d9832/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-b6b0d19143269764fec9fe18ba6c67b7e6ae3fcb.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-b6b0d19143269764fec9fe18ba6c67b7e6ae3fcb.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Oturması için yer göstermediği Şeyh’e dönüp şöyle der:<br />
"Şeyh Mansur! Sen hiç sıkılmaz mısın? Buradaki sancak teşkilatının senin iradene uyacağını sanarak birtakım cüretkârlıklarda bulunuyorsun. Bu küstahlığın derecesini fark etmiyor musun? Ben sana haddini bildireceğim. Haydi çık dışarı!"<br />
Şeyh Mansur, boynunu bükerek çıkar. Polis ve jandarma hayrete düşer.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Mustafa Kemal, yeniden buluştuklarında Şeyh Mansur'a Meşrutiyet'i anlatır.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-587012f32e5d30b414465f99/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-39ca696286f31e74c3ef818b7e985aba60eee4ac.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-39ca696286f31e74c3ef818b7e985aba60eee4ac.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Şeyh, eline bir Kuran-ı Kerim alıp Mustafa Kemal’e uzatır:<br />
"Meşrutiyet idaresinin Halife Efendimize kötülük yapmayacağına dair bu kitap üzerine yemin eder misiniz?"<br />
Mustafa Kemal, Kuran’ı alıp öper ve "Bu kitap ve namusum üzerine ant içerim ki Halife’ye bir kötülük yapılmayacak" der.<br />
Ayaklanma bir süre için durur; Osmanlı otoritesi sağlanır.<br />
Ancak bu, uzun sürmez, Eylül 1911’de İtalyanlar Trablusgarp’a saldırınca Mustafa Kemal’e yeniden yol görünecektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Trablusgarp savaşı başladığında Osmanlı’nın bölgeye gidecek hali yoktur.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fcc96845b5741782bcf41/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-37ab123c972b98a23f0c25ada0797a20bf8e114e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-37ab123c972b98a23f0c25ada0797a20bf8e114e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bir avuç subay, kendilerinden 10 kat fazla kuvvete karşı savaşmak üzere karayoluyla ve gizlice bölgeye koşmaya karar verirler.<br />
Binbaşı Mustafa Kemal de çocukluk arkadaşları Nuri ve Fuat’la birlikte yola koyulur. <br />
Harbiye Nezareti, "Yakalanırsanız ’HükÃ»metin bilgisi dışında seyahat ediyoruz’ diyeceksiniz’ diye tembihlemiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. ’Şerif’ takma adıyla, bir gazeteci kimliğiyle gider Atamız.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fce3b2f538e0d74849fa3/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-14368f83d2ed31486a45658a575e069a2b1561e5.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-14368f83d2ed31486a45658a575e069a2b1561e5.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Yolda hastalanır. 15 gün İskenderiye’de yatar. Kasım sonu önce trenle Mısır’a girerler. Çölü aşmak için bir süre atla, 8 gün deve sırtında seyahat ederler. Develerin yükü artınca yaya yürürler.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Geceleri çadırda kalıyorlardır. Mustafa Kemal fasulye ayıklıyor, Fuat pişiriyordur.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fccc0e8c4f27676462328/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-cdd3e54b73059de2b53d3506167efb61a1a4609a.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-cdd3e54b73059de2b53d3506167efb61a1a4609a.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Susuz, ağaçsız Mısır çölünü, rüyalarında Rumeli’yi görerek aşarlar. <br />
Son tren istasyonunda Mısırlı bir subay kimlik kontrolü yapar. Arap kılığına bürünmüşlerdir, ama mavi gözleri Mustafa Kemal’i ele veriyordur. Yakalanacaklarını anlayınca, kimliğini açıklar; Mısırlı'nın dini duygularına hitap eder:<br />
"Gâvurlara karşı kutsal cihada katılmaya gidiyoruz" der.<br />
Sınırı böyle geçerler. Üniformalarını giyerler; silahlarını gizledikleri yerlerden çıkarıp savaşa katılırlar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. Bir avuç gönüllü, şimdi Kuzey Afrika’daki son vatan toprağını savunacaklardır.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fcc693caa4c2673dee2f0/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-b231a72fc1ae9ec7a3a1b71bf73b0551102d57a2.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-b231a72fc1ae9ec7a3a1b71bf73b0551102d57a2.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Fuat Bulca savaşın en kritik gününü Cemal Kutay’a şöyle anlatmıştır:<br />
’Mustafa Kemal, bir taarruza karar verdi. (...) Her şeyi hazırladık. Hedefimiz Kasr-ı Harun idi. Burası, zannederim Kartacalıların zamanından kalan bir harabe idi, civara hâkimdi ve onu elinde bulunduran tarafın, karşı tarafın ateşlerine karşı bir müdafaa hattı kurması mümkün olacaktı.<br />
Cidden çok kıymetli bir kurmay olan Mustafa Kemal, burasını ele geçirmek için günlerce dikkatli bir plan hazırladı. (...) Yanındaki az sayıda arkadaşlarıyla süvari hücumuna kalkıştı. Kendisini zaptedemedim. Nitekim kısa bir zaman sonra, ben artçı kuvvetlerle kalmıştım; o, Kasr-ı Harun’un ilk basamakları önüne erişmişti.<br />
Burada boğaz boğaza bir boğuşmadır başladı. Harabenin duvarlarının arkasında geçen bu mücadelenin safhalarını göremiyordum."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12. Anlatmaya devam ediyor: "Biz harabeler içinde mücadeleye devam ederken Mustafa Kemal’in yanındaki az sayıda arkadaşı ile Kasr-ı Harun’un merkez binasına kadar ilerlediği ve buraya daldığı görüldü."</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fcc683caa4c2673dee2ee/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-7356fcd425cf8e344fd06d569185b302e1d3ad95.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-7356fcd425cf8e344fd06d569185b302e1d3ad95.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
"İşte bu sırada gökyüzünde bir gürültü duydum. İki İtalyan hücum uçağı çok alçaktan uçuyor ve bizim arkamıza saldırarak bombalarını koyuveriyordu. (...)<br />
Mustafa Kemal’in yanına vardığımda onun yüzünü tanınmaz bir halde buldum. Bir elinde kılıcı vardı, diğer elinde mendili gözünü kapatıyordu. Yaralandığını zannettim. Hayır, yaralı değildi. Fakat harabeler arasında yıkılan bir sütundan fırlayan kireçli bir taş parçası şiddetle gözüne çarpmıştı. Sönmüş kireç olmasına rağmen, bir kısmı göze nüfuz etmişti."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. İşte bu taarruz esnasında İtalyan uçaklarının bombardımanı nedeniyle Mustafa Kemal'in gözü zarar görür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-58700fe8a34bafe6160669f8/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-5c7805a180aaf0a7213cdd037e58b8b312b659a2.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-5c7805a180aaf0a7213cdd037e58b8b312b659a2.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Ocak 1912’deki baskından sonra Mustafa Kemal, Derne’de hastaneye yatırılır. Gözü kanlıdır. Ateşi vardır. İlk müdahalenin ardından Selanik’e dönmesi tavsiyesi edilir ama dinlemez. Bir ay kadar hastanede yatar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14. Derne Komutanlığı’na atanınca iyileşmeden kalkıp savaşa katılır. Ancak hastalığı nükseder. 15 gün yataktan kalkamaz.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-58700f9d7e43c9900eb1e8cd/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-4720a8d6a4b395dfaca44278806843cd335ca08e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-4720a8d6a4b395dfaca44278806843cd335ca08e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Gözlerini açamayacak haldedir. Zarar gören gözü görmüyordur. "Zamanla açılır" diyen doktorlara inanmaz. <br />
24 Ekim 1912 günü Derne’den ayrılır. Mısır ve Romanya üzerinden İstanbul’a döner. Kasımda Viyana’ya gidip, tanınmış bir göz hekimine muayene olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte Atamızın gözündeki hafif şehlalık Trablusgarp harbinde gösterdiği bu kahramanlıktan ötürüdür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-587012557e43c9900eb1e8e7/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-4b8df18089024f77253b12f0e2b87939a9d8e3ed.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-4b8df18089024f77253b12f0e2b87939a9d8e3ed.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bu yüzden sol gözünün görme yetisi kısmen azalmıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine de dünyanın en güzel bakışları ondadır, onda olmaya devam edecektir.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">onedio.com</span>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Mustafa Kemal’in Trablusgarp günlerine, hayatının az bilinen bir dönemine, 1900'lerin başına gidiyoruz...<br />
<br />
Not: Atatürk'ün sakallı olduğu fotoğraflar o döneme aittir.<br />
<br />
Şehla: Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı (göz) - TDK<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
1. Atatürk'ün sol gözünün şehla olduğunu belki de hiç fark etmemiştiniz bile. Oysa dikkatlice bakıldığında, özellikle bazı fotoğraflarında sol gözünün bir miktar şehla olduğu görülebiliyor.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867eb9472b882a84b34d8a4/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-9f199cffae99f0cd540e151bceadf051db21adfa.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-9f199cffae99f0cd540e151bceadf051db21adfa.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bunun nedenini öğrendiğinizde emin olun onu çok daha seveceksiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. 23 Temmuz 1908'de, II. Meşrutiyet ilan edildikten sonra Libya'daki aşiret liderleri, halkı ayaklanmaya çağırma uğraşındaydılar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867ebc5aba951e34ba4cd6a/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-f41f65332d716064943a523cbb8ca6d3db7c5cbe.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-f41f65332d716064943a523cbb8ca6d3db7c5cbe.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Çünkü meşrutiyetin, hilafete karşı bir tehlike arz ettiği fikrindeydiler.<br />
Bu isyanı bastırmak için İttihat Terakki Genel Merkezi’nde bir karar alınır, isyanın olduğu yere Mustafa Kemal gönderilecektir.<br />
Atamız, bu isyanı kontrolü altına almak için 20 Eylül 1908'de Libya yollarına düşer...<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal, uzun bir deniz yolculuğu sonrasında Trablusgarp kıyılarına adımını atar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fd0621f5b4bca78309a9c/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-f3a17497423315d1547f801675c15e9bf3623ede.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-f3a17497423315d1547f801675c15e9bf3623ede.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Burada Türklerin kolları bağlı halde vapurlara bindirilerek tahliye edildiği manzarasıyla karşılaşır.<br />
Vapurun demirlediği sahilde bir rıhtım bile yoktur. Bir Arap kayıkçı Mustafa Kemal’i bomboş bir kumsala bırakır.<br />
O gün kendisini karşılamaya kimse gelmez, elinde bavuluyla kalacak bir yer arar ancak bulamaz. Bulamayınca sahile döner, bavuluna başını koyup kumsala uzanır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Bir süre sonra, yaverliğine Teğmen Murat verilir. Ardından o günlerde ölen Trablusgarp Valisi Recep Paşa'nın köşküne yerleşir.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fcc8df158d75371d4ffb7/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-3c85f148409f1f76bcdd350452fa5389df5f5c6b.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-3c85f148409f1f76bcdd350452fa5389df5f5c6b.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Trablusgarp Polis Müdürü Cemal Bey’den aldığı ilk bilgi korkutucudur: Aşiretler kenti ele geçirmiştir ve Mustafa Kemal'i bulduklarında ya öldüreceklerdir ya da geri göndereceklerdir.<br />
Mustafa Kemal korkusuzdur; yaveri Murat ile birlikte isyancıların olduğu medreseye kararlı bir şekilde kalabalığı yararak girer.<br />
Onları yönetenlerin kim olduğunu sorar sert bir şekilde.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Kendisine gösterilen yere gider ve kendinden emin görünen 27 yaşındaki bu adamdan herkes korkar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-5870101b596d22da1767890b/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-3cc3910493a32faf12870d73c272604914960e86.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-3cc3910493a32faf12870d73c272604914960e86.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Çünkü Ata'nın o korkusuz tavrı nedeniyle bir ordu tarafından kuşatıldıklarını sanırlar.<br />
Onlarla konuşunca asıl sorunlarının yeni idarede, eski imtiyazlarını kaybetmek olduğunu anlar. <br />
"Ben sizin çıkarlarınızı korurum, ama izin verin burada toplanan halkla konuşayım" der. Gece, avludaki havuzun başında, tercüman aracılığıyla isyancılarla konuşur:<br />
"Ey din kardeşleri! Memleketinizin korunması için güç birliğine ihtiyacımız var. Ayrılırsak güçsüz kalırız" der.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta 1 ay kalır. Dönüş yolunda Bingazi’ye uğrar.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-5867ebb790cd99c24eae928d/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-812f9e8409e0ac57e173f99f5779f8b0b7d9608e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-812f9e8409e0ac57e173f99f5779f8b0b7d9608e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
2.5 ay kadar kalacağı Bingazi’de bölgenin idaresini elinde tutan Şeyh Mansur’la tanışır.<br />
Kaldığı otelin salonunda otururlarken bir telaş olur, "Şeyh Mansur hazretleri"nin geldiği söylenir.<br />
Bingazi’de Osmanlı’nın bir sancak başkanı olduğu halde bütün güç bu Şeyh’in elindeydi. Gücünün kırılması gerekliydi.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. O yüzden Şeyh salona girdiğinde herkes ayağa kalkarken Mustafa Kemal, yerinden kımıldamaz bile...</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-5867ec1276a15e944e1d9832/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-b6b0d19143269764fec9fe18ba6c67b7e6ae3fcb.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-b6b0d19143269764fec9fe18ba6c67b7e6ae3fcb.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Oturması için yer göstermediği Şeyh’e dönüp şöyle der:<br />
"Şeyh Mansur! Sen hiç sıkılmaz mısın? Buradaki sancak teşkilatının senin iradene uyacağını sanarak birtakım cüretkârlıklarda bulunuyorsun. Bu küstahlığın derecesini fark etmiyor musun? Ben sana haddini bildireceğim. Haydi çık dışarı!"<br />
Şeyh Mansur, boynunu bükerek çıkar. Polis ve jandarma hayrete düşer.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Mustafa Kemal, yeniden buluştuklarında Şeyh Mansur'a Meşrutiyet'i anlatır.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-587012f32e5d30b414465f99/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-39ca696286f31e74c3ef818b7e985aba60eee4ac.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-39ca696286f31e74c3ef818b7e985aba60eee4ac.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Şeyh, eline bir Kuran-ı Kerim alıp Mustafa Kemal’e uzatır:<br />
"Meşrutiyet idaresinin Halife Efendimize kötülük yapmayacağına dair bu kitap üzerine yemin eder misiniz?"<br />
Mustafa Kemal, Kuran’ı alıp öper ve "Bu kitap ve namusum üzerine ant içerim ki Halife’ye bir kötülük yapılmayacak" der.<br />
Ayaklanma bir süre için durur; Osmanlı otoritesi sağlanır.<br />
Ancak bu, uzun sürmez, Eylül 1911’de İtalyanlar Trablusgarp’a saldırınca Mustafa Kemal’e yeniden yol görünecektir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. Trablusgarp savaşı başladığında Osmanlı’nın bölgeye gidecek hali yoktur.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fcc96845b5741782bcf41/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-37ab123c972b98a23f0c25ada0797a20bf8e114e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-37ab123c972b98a23f0c25ada0797a20bf8e114e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bir avuç subay, kendilerinden 10 kat fazla kuvvete karşı savaşmak üzere karayoluyla ve gizlice bölgeye koşmaya karar verirler.<br />
Binbaşı Mustafa Kemal de çocukluk arkadaşları Nuri ve Fuat’la birlikte yola koyulur. <br />
Harbiye Nezareti, "Yakalanırsanız ’HükÃ»metin bilgisi dışında seyahat ediyoruz’ diyeceksiniz’ diye tembihlemiştir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9. ’Şerif’ takma adıyla, bir gazeteci kimliğiyle gider Atamız.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-586fce3b2f538e0d74849fa3/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-14368f83d2ed31486a45658a575e069a2b1561e5.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-14368f83d2ed31486a45658a575e069a2b1561e5.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Yolda hastalanır. 15 gün İskenderiye’de yatar. Kasım sonu önce trenle Mısır’a girerler. Çölü aşmak için bir süre atla, 8 gün deve sırtında seyahat ederler. Develerin yükü artınca yaya yürürler.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10. Geceleri çadırda kalıyorlardır. Mustafa Kemal fasulye ayıklıyor, Fuat pişiriyordur.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fccc0e8c4f27676462328/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-cdd3e54b73059de2b53d3506167efb61a1a4609a.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-cdd3e54b73059de2b53d3506167efb61a1a4609a.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Susuz, ağaçsız Mısır çölünü, rüyalarında Rumeli’yi görerek aşarlar. <br />
Son tren istasyonunda Mısırlı bir subay kimlik kontrolü yapar. Arap kılığına bürünmüşlerdir, ama mavi gözleri Mustafa Kemal’i ele veriyordur. Yakalanacaklarını anlayınca, kimliğini açıklar; Mısırlı'nın dini duygularına hitap eder:<br />
"Gâvurlara karşı kutsal cihada katılmaya gidiyoruz" der.<br />
Sınırı böyle geçerler. Üniformalarını giyerler; silahlarını gizledikleri yerlerden çıkarıp savaşa katılırlar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11. Bir avuç gönüllü, şimdi Kuzey Afrika’daki son vatan toprağını savunacaklardır.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fcc693caa4c2673dee2f0/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-b231a72fc1ae9ec7a3a1b71bf73b0551102d57a2.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-b231a72fc1ae9ec7a3a1b71bf73b0551102d57a2.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Fuat Bulca savaşın en kritik gününü Cemal Kutay’a şöyle anlatmıştır:<br />
’Mustafa Kemal, bir taarruza karar verdi. (...) Her şeyi hazırladık. Hedefimiz Kasr-ı Harun idi. Burası, zannederim Kartacalıların zamanından kalan bir harabe idi, civara hâkimdi ve onu elinde bulunduran tarafın, karşı tarafın ateşlerine karşı bir müdafaa hattı kurması mümkün olacaktı.<br />
Cidden çok kıymetli bir kurmay olan Mustafa Kemal, burasını ele geçirmek için günlerce dikkatli bir plan hazırladı. (...) Yanındaki az sayıda arkadaşlarıyla süvari hücumuna kalkıştı. Kendisini zaptedemedim. Nitekim kısa bir zaman sonra, ben artçı kuvvetlerle kalmıştım; o, Kasr-ı Harun’un ilk basamakları önüne erişmişti.<br />
Burada boğaz boğaza bir boğuşmadır başladı. Harabenin duvarlarının arkasında geçen bu mücadelenin safhalarını göremiyordum."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">12. Anlatmaya devam ediyor: "Biz harabeler içinde mücadeleye devam ederken Mustafa Kemal’in yanındaki az sayıda arkadaşı ile Kasr-ı Harun’un merkez binasına kadar ilerlediği ve buraya daldığı görüldü."</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-586fcc683caa4c2673dee2ee/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-7356fcd425cf8e344fd06d569185b302e1d3ad95.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-7356fcd425cf8e344fd06d569185b302e1d3ad95.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
"İşte bu sırada gökyüzünde bir gürültü duydum. İki İtalyan hücum uçağı çok alçaktan uçuyor ve bizim arkamıza saldırarak bombalarını koyuveriyordu. (...)<br />
Mustafa Kemal’in yanına vardığımda onun yüzünü tanınmaz bir halde buldum. Bir elinde kılıcı vardı, diğer elinde mendili gözünü kapatıyordu. Yaralandığını zannettim. Hayır, yaralı değildi. Fakat harabeler arasında yıkılan bir sütundan fırlayan kireçli bir taş parçası şiddetle gözüne çarpmıştı. Sönmüş kireç olmasına rağmen, bir kısmı göze nüfuz etmişti."<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13. İşte bu taarruz esnasında İtalyan uçaklarının bombardımanı nedeniyle Mustafa Kemal'in gözü zarar görür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s1.onedio.com/id-58700fe8a34bafe6160669f8/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-5c7805a180aaf0a7213cdd037e58b8b312b659a2.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-5c7805a180aaf0a7213cdd037e58b8b312b659a2.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Ocak 1912’deki baskından sonra Mustafa Kemal, Derne’de hastaneye yatırılır. Gözü kanlıdır. Ateşi vardır. İlk müdahalenin ardından Selanik’e dönmesi tavsiyesi edilir ama dinlemez. Bir ay kadar hastanede yatar.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">14. Derne Komutanlığı’na atanınca iyileşmeden kalkıp savaşa katılır. Ancak hastalığı nükseder. 15 gün yataktan kalkamaz.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-58700f9d7e43c9900eb1e8cd/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-4720a8d6a4b395dfaca44278806843cd335ca08e.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-4720a8d6a4b395dfaca44278806843cd335ca08e.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Gözlerini açamayacak haldedir. Zarar gören gözü görmüyordur. "Zamanla açılır" diyen doktorlara inanmaz. <br />
24 Ekim 1912 günü Derne’den ayrılır. Mısır ve Romanya üzerinden İstanbul’a döner. Kasımda Viyana’ya gidip, tanınmış bir göz hekimine muayene olur.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşte Atamızın gözündeki hafif şehlalık Trablusgarp harbinde gösterdiği bu kahramanlıktan ötürüdür.</span><br />
<br />
<br />
<img src="https://img-s2.onedio.com/id-587012557e43c9900eb1e8e7/rev-0/w-635/f-jpg-webp/s-4b8df18089024f77253b12f0e2b87939a9d8e3ed.webp" loading="lazy"  alt="[Resim: s-4b8df18089024f77253b12f0e2b87939a9d8e3ed.webp]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Bu yüzden sol gözünün görme yetisi kısmen azalmıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yine de dünyanın en güzel bakışları ondadır, onda olmaya devam edecektir.<br />
</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">onedio.com</span>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[27 Aralik 1919 Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 97.Yılı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-27-aralik-1919-ataturk-un-ankara-ya-gelisinin-97-yili.html</link>
			<pubDate>Tue, 27 Dec 2016 12:59:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-27-aralik-1919-ataturk-un-ankara-ya-gelisinin-97-yili.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">27 ARALIK 1919 ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİ</span><br />
<br />
Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı. Düşmanlar dört bir yandan vatanımıza saldırdılar. Sevr Antlaşmasına göre yurdumuzun düşmanlar tarafından bölünmesi kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul işgal edildi. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdiler.<br />
Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak ve halkla el ele vermek için, Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Atatürk, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldi. Burada alınan kararlar 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi olarak yayınlandı.<br />
<br />
Daha sonra Erzurum’a geçen Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini, 4 Eylül 1919’da da Sivas Kongresini topladı. Bu kongrelerde milli iradeye dayalı hükümet kurulması ilk hedef olarak belirlendi. Tüm illere telgraflar çekilerek halkın kendi adına karar verecek temsilcileri seçmesi istendi. Seçilen temsilcilerin toplanacağı bir yer gerekliydi. Ankaralılar Atatürk’ü ve temsil heyetine seçilenleri Ankara’ya davet ettiler.<br />
<br />
Atatürk Kurtuluş Savaşı’nın en iyi Ankara’dan yönetileceği inancındaydı. Yurdumuzun tam ortasında ve cephelere de eşit uzaklıktaydı. Tüm illerde haberleşme ve ulaşım olanağı yoktu. Bu düşüncelerle Atatürk ve temsil heyetinin üyeleri 27 Aralık 1919’da saat 14.00’de Dikmen sırtlarından Ankara’ya geldi.<br />
Ankara ve çevresinin tüm halkı, Atatürk’ü ve temsil heyeti üyelerini büyük sevgi ve sevinç gösterileri ile karşıladılar.davullar çalındı, oyunlar oynandı, seğmenler gösteriler yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O günleri yaşayan Naşit Hakkı, Mustafa Kemal’in gelişini şöyle anlatıyor :</span><br />
<br />
’27 Aralık 1919’da, yiğit Ankaralılar, Kızıl yokuş’tan eskimiş bir otomobil içinde inen bir çift gök rengi gözün derinliklerinde vatan ufuklarından esaret bulutlarının dağılışını görmüşler, yurdun kurtuluşuna inanmışlar ve onu edebi reis tanımışlardı.<br />
<br />
Yassı bir deri kalpağın altında zayıf bir yüz, kaç ay, kaç yıl ve yıllar milleti için rahat nedir görmemiş çelikleşmiş, sarı bir çehre ve içe işleyen sıcak bir bakış. Boz palto altında sivil bir yol elbisesi kumandanca bir yürüyüş. Mustafa Kemal Ankara’ya böyle gelmişti.’<br />
<br />
Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara’da yapıldı. Ankara milli mücadelenin merkezi haline geldi. Atatürk, Ankara'da Çankaya Köşkü'nde ikamet etmiş ve bu suretle Çankaya, Türk Milletinin çarpan kalbi olmuştur.<br />
<br />
alıntıdır..  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">27 ARALIK 1919 ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİ</span><br />
<br />
Birinci Dünya Savaşı sonunda yurdumuz yenilmiş sayıldı. Düşmanlar dört bir yandan vatanımıza saldırdılar. Sevr Antlaşmasına göre yurdumuzun düşmanlar tarafından bölünmesi kararlaştırıldı. Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya ve Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul işgal edildi. Yunanlılar 15 Mayıs 1919’da İzmir’e girdiler.<br />
Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak ve halkla el ele vermek için, Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Atatürk, 12 Haziran 1919’da Amasya’ya geldi. Burada alınan kararlar 22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi olarak yayınlandı.<br />
<br />
Daha sonra Erzurum’a geçen Atatürk, 23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresini, 4 Eylül 1919’da da Sivas Kongresini topladı. Bu kongrelerde milli iradeye dayalı hükümet kurulması ilk hedef olarak belirlendi. Tüm illere telgraflar çekilerek halkın kendi adına karar verecek temsilcileri seçmesi istendi. Seçilen temsilcilerin toplanacağı bir yer gerekliydi. Ankaralılar Atatürk’ü ve temsil heyetine seçilenleri Ankara’ya davet ettiler.<br />
<br />
Atatürk Kurtuluş Savaşı’nın en iyi Ankara’dan yönetileceği inancındaydı. Yurdumuzun tam ortasında ve cephelere de eşit uzaklıktaydı. Tüm illerde haberleşme ve ulaşım olanağı yoktu. Bu düşüncelerle Atatürk ve temsil heyetinin üyeleri 27 Aralık 1919’da saat 14.00’de Dikmen sırtlarından Ankara’ya geldi.<br />
Ankara ve çevresinin tüm halkı, Atatürk’ü ve temsil heyeti üyelerini büyük sevgi ve sevinç gösterileri ile karşıladılar.davullar çalındı, oyunlar oynandı, seğmenler gösteriler yaptı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O günleri yaşayan Naşit Hakkı, Mustafa Kemal’in gelişini şöyle anlatıyor :</span><br />
<br />
’27 Aralık 1919’da, yiğit Ankaralılar, Kızıl yokuş’tan eskimiş bir otomobil içinde inen bir çift gök rengi gözün derinliklerinde vatan ufuklarından esaret bulutlarının dağılışını görmüşler, yurdun kurtuluşuna inanmışlar ve onu edebi reis tanımışlardı.<br />
<br />
Yassı bir deri kalpağın altında zayıf bir yüz, kaç ay, kaç yıl ve yıllar milleti için rahat nedir görmemiş çelikleşmiş, sarı bir çehre ve içe işleyen sıcak bir bakış. Boz palto altında sivil bir yol elbisesi kumandanca bir yürüyüş. Mustafa Kemal Ankara’ya böyle gelmişti.’<br />
<br />
Atatürk’ün Ankara’ya gelişi, Kurtuluş Savaşı dönemindeki en önemli olaylardan biridir. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşu Türk ordusunun kurulup hazırlanması çalışmaları Ankara’da yapıldı. Ankara milli mücadelenin merkezi haline geldi. Atatürk, Ankara'da Çankaya Köşkü'nde ikamet etmiş ve bu suretle Çankaya, Türk Milletinin çarpan kalbi olmuştur.<br />
<br />
alıntıdır..  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[4 EYLÜL 1919 "SİVAS KONGRESİNİN 97'inci YILDÖNÜMÜ]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-4-eylul-1919-sivas-kongresinin-97-inci-yildonumu.html</link>
			<pubDate>Sat, 03 Sep 2016 14:02:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-4-eylul-1919-sivas-kongresinin-97-inci-yildonumu.html</guid>
			<description><![CDATA[] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal’in Amasya Genelgesi ile yaptığı çağrı üzerine, 1.Dünya Savaşı’ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas’ta bir araya gelmesiyle,4 Eylül 1919 Â 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongredir.Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür. <br />
<br />
</span>   <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/sivas-kongresi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: sivas-kongresi.png]" class="mycode_img" />]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Sivas Kongresi’nde Alınan Kararlar <br />
</span>[/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]4 Eylül 1919’da ise, milli egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.Kongre de, ’vatanın bölünmez bir bütün olduğu’ konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar.</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Â Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, ayrılamaz<br />
Â Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.<br />
Â İstanbul Hükümeti, dışarıdan gelecek bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.<br />
Â Kuvayı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.<br />
Â Manda ve himaye kabul olunamaz.<br />
Â Aynı gaye ile milli vicdandan doğan cemiyetler ’ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ’ adı altında birleştirilmişt ir.<br />
Â Milletimiz çağdaş gayelerin büyüklüğüne inanır ve teknik, sınai ve iktisadi durumumuzu ve ihtiyacımızı takdir eder.<br />
Â Mukaddes maksadı ve umumi teşkilatı idare için kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye seçilmiştir.<br />
<br />
Bu alınan Kararlarla ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri ’Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ adı altında birleştirildi. Başkanlığına da doğal olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. Kongre sonucunda oluşturulan ’Heyet-i Temsiliye’ milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin ruhsal ve duygusal ağırlığı henüz devam ediyordu.Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa’nın istediği ’kuruculuk’ niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis’i Mebusan’ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve milli egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, milli egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük Meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın milli güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.<br />
</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Misak-ı Milli (Ulusal And) </span>[/B][/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Sivas Kongresi sonuçları ülke çapında büyük coşkuyla karşılanmış, milli hareketin her yerde egemen olduğu düşüncesi giderek güç kazanmıştı. Atatürk, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi. Kurtuluş Savaşının ve yeni kurulacak milli Devletin merkezi yönetim yeri de belli olmuştu.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Sivas Kongresi kararına uygun olarak son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı 12 Ocak 1920’de toplandı. Ancak, Meclis içindeki vatanseverler, bütün çabalarına rağmen padişahın egemenliğine dayalı sistemin ortam ve alışkanlıkların ı yok edemediler. Bu durum, Meclis-i Mebusan’a bağlanan son ümitleri de yıktı. Ama, yine de anayasal nitelikte önemli bir karar alınabildi. 28 Ocak 1920 tarihli bu karar, ’ulusal and’ anlamına gelen ’Misak-ı Milli’ idi.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Misak-ı Milli (ulusal and), daha Erzurum Kongresi sırasında biçimlenmeye başlanmış, Sivas Kongresi’nde olgunlaşmış ve sonuçta esasları doğrudan doğruya Atatürk tarafından yazılmıştı. Temel ilke olarak, ’vatanın ve milletin bÃµlünmezliği’ vurgulanıyordu.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Millet adına bu yeminin edilmesi için, milli güçler yanlısı her Meclis-i Mebusan üyesi büyük çaba göstermiş ve sonunda bu kararın alınması gerçekleştirilm iştir, Milli And, özetle şöyledir :<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B][B]Misak-ı Milli (Ulusal And) ile Ortaya Konulan Şartlar <br />
</span>[/B][/B][/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri barışa kavuşmak için şu vazgeçilmez şartları ileri sürerler :</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Â Dünya Savaşının bitiminde imzalanan Mütareke Antlaşmasının çizdiği sınırlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.<br />
Â Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul’un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya’da, Mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum’da halk oyuna başvurulması gerektir.<br />
Â Osmanlı Devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halk oyuna gidilmelidir.<br />
Â Bağımsızlığımız ı sınırlayacak siyasi, ekonomik hiç bir antlaşma kabul edilemez.<br />
Â Bu şartlar kabul edilmezse barış yapmak imkânsızdır.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Meclis-i Mebusan’da alınan ve ilan edilen Misak-ı Milli kararı, Ayan Meclisinde görüşülmedi. Dolayısıyla onaylanmak üzere padişahın önüne de gelmedi.</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]İtilaf Devletleri bu karar karşısında, İstanbul Hükümetini milli güçlere karşı harekete geçmeye zorladılar. <br />
<br />
16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan basıldı. Anadolu hareketi yandaşları ve bir kısım aydınlar tutuklandı. Resmi dairelere el kondu.16 Mart günü Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. İki gün sonra toplanan Meclis, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.11 Nisan 1920’de padişahça dağıtıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı tarihe karışmıştı.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B][B]Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan ’Türk vatanı ve milletin bölünmezliği’ ilkesinin milli ve hukuki dayanağı, hâlâ yaşayan ’Misak-ı Milli’ ruhudur.<br />
<br />
</span>[/B][/B][/B] <a href="http://www.ataturkum.info/sivas-kongresinin-94uncu-yili.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">sivas kongresi,Sivas Kongresi'nde Alınan Kararlar | Atatürkün Sözleri</a>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal’in Amasya Genelgesi ile yaptığı çağrı üzerine, 1.Dünya Savaşı’ndan sonra işgale uğrayan Türk topraklarını kurtarmak ve Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak için çareler aramak amacıyla seçilmiş ulus temsilcilerinin Sivas’ta bir araya gelmesiyle,4 Eylül 1919 Â 11 Eylül 1919 tarihleri arasında gerçekleşen ulusal kongredir.Sivas Kongresi’nde alınan kararlar, daha önce gerçekleştirilen Erzurum Kongresi kararlarını genişleterek tüm ulusu kapsar bir nitelik kazandırmış ve yeni bir Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olmuştur; bu nedenle Sivas Kongresi’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki önemi büyüktür. <br />
<br />
</span>   <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/sivas-kongresi.png" loading="lazy"  alt="[Resim: sivas-kongresi.png]" class="mycode_img" />]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Sivas Kongresi’nde Alınan Kararlar <br />
</span>[/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]4 Eylül 1919’da ise, milli egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti’nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.Kongre de, ’vatanın bölünmez bir bütün olduğu’ konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar.</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Â Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, ayrılamaz<br />
Â Her türlü işgal ve müdahaleye karşı, millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.<br />
Â İstanbul Hükümeti, dışarıdan gelecek bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.<br />
Â Kuvayı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.<br />
Â Manda ve himaye kabul olunamaz.<br />
Â Aynı gaye ile milli vicdandan doğan cemiyetler ’ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ’ adı altında birleştirilmişt ir.<br />
Â Milletimiz çağdaş gayelerin büyüklüğüne inanır ve teknik, sınai ve iktisadi durumumuzu ve ihtiyacımızı takdir eder.<br />
Â Mukaddes maksadı ve umumi teşkilatı idare için kongre tarafından bir Heyet-i Temsiliye seçilmiştir.<br />
<br />
Bu alınan Kararlarla ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri ’Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ adı altında birleştirildi. Başkanlığına da doğal olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. Kongre sonucunda oluşturulan ’Heyet-i Temsiliye’ milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin ruhsal ve duygusal ağırlığı henüz devam ediyordu.Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa’nın istediği ’kuruculuk’ niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis’i Mebusan’ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B]Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve milli egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, milli egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük Meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı’nın milli güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.<br />
</span>[/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Misak-ı Milli (Ulusal And) </span>[/B][/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Sivas Kongresi sonuçları ülke çapında büyük coşkuyla karşılanmış, milli hareketin her yerde egemen olduğu düşüncesi giderek güç kazanmıştı. Atatürk, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldi. Kurtuluş Savaşının ve yeni kurulacak milli Devletin merkezi yönetim yeri de belli olmuştu.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Sivas Kongresi kararına uygun olarak son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı 12 Ocak 1920’de toplandı. Ancak, Meclis içindeki vatanseverler, bütün çabalarına rağmen padişahın egemenliğine dayalı sistemin ortam ve alışkanlıkların ı yok edemediler. Bu durum, Meclis-i Mebusan’a bağlanan son ümitleri de yıktı. Ama, yine de anayasal nitelikte önemli bir karar alınabildi. 28 Ocak 1920 tarihli bu karar, ’ulusal and’ anlamına gelen ’Misak-ı Milli’ idi.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Misak-ı Milli (ulusal and), daha Erzurum Kongresi sırasında biçimlenmeye başlanmış, Sivas Kongresi’nde olgunlaşmış ve sonuçta esasları doğrudan doğruya Atatürk tarafından yazılmıştı. Temel ilke olarak, ’vatanın ve milletin bÃµlünmezliği’ vurgulanıyordu.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Millet adına bu yeminin edilmesi için, milli güçler yanlısı her Meclis-i Mebusan üyesi büyük çaba göstermiş ve sonunda bu kararın alınması gerçekleştirilm iştir, Milli And, özetle şöyledir :<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B][B]Misak-ı Milli (Ulusal And) ile Ortaya Konulan Şartlar <br />
</span>[/B][/B][/B]    <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri barışa kavuşmak için şu vazgeçilmez şartları ileri sürerler :</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Â Dünya Savaşının bitiminde imzalanan Mütareke Antlaşmasının çizdiği sınırlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.<br />
Â Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul’un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya’da, Mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum’da halk oyuna başvurulması gerektir.<br />
Â Osmanlı Devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halk oyuna gidilmelidir.<br />
Â Bağımsızlığımız ı sınırlayacak siyasi, ekonomik hiç bir antlaşma kabul edilemez.<br />
Â Bu şartlar kabul edilmezse barış yapmak imkânsızdır.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]Meclis-i Mebusan’da alınan ve ilan edilen Misak-ı Milli kararı, Ayan Meclisinde görüşülmedi. Dolayısıyla onaylanmak üzere padişahın önüne de gelmedi.</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B]İtilaf Devletleri bu karar karşısında, İstanbul Hükümetini milli güçlere karşı harekete geçmeye zorladılar. <br />
<br />
16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan basıldı. Anadolu hareketi yandaşları ve bir kısım aydınlar tutuklandı. Resmi dairelere el kondu.16 Mart günü Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. İki gün sonra toplanan Meclis, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.11 Nisan 1920’de padişahça dağıtıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı tarihe karışmıştı.<br />
</span>[/B][/B]   <br />
] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[B][B][B]Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan ’Türk vatanı ve milletin bölünmezliği’ ilkesinin milli ve hukuki dayanağı, hâlâ yaşayan ’Misak-ı Milli’ ruhudur.<br />
<br />
</span>[/B][/B][/B] <a href="http://www.ataturkum.info/sivas-kongresinin-94uncu-yili.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">sivas kongresi,Sivas Kongresi'nde Alınan Kararlar | Atatürkün Sözleri</a>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Savaşı (26 Ağustos Â 18 Eylül 1922)]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi-26-agustos-%C3%A2%C2%96-18-eylul-1922.html</link>
			<pubDate>Fri, 26 Aug 2016 09:35:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-taarruz-ve-baskomutanlik-meydan-savasi-26-agustos-%C3%A2%C2%96-18-eylul-1922.html</guid>
			<description><![CDATA[[FONT=helvetica] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutanlık Meydan Muharebesi</span> , Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınında 26 - 30 Ağustos 1922'de Türk ve Yunan orduları arasında meydana gelen savaştır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutan Mustafa Kemal Paşa </span>tarafından şahsen yönetildiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılır. İstiklal Savaşı'nın kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasını sağlayan bu savaş ile Yunan  kuvvetleri tamamen yok edilmiştir.Yunan kuvvetlerinin yeni bir düşman hattı oluşturmalarına fırsat vermemek amacıyla Mustafa Kemal Paşa<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> '' Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri! ''</span> emrini verdi.Yunan kuvvetleri İzmir'e doğru kaçarken , 18 Eylül'de işgalci güçler yurttan tamamen atılmıştır.Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yarattığı bu büyük coşku , ülkemizde her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.   [FONT=helvetica] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İzmir Marşı ve Büyük Taarruz</span>  <br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/rPYUoTayWik" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[FONT=helvetica] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutanlık Meydan Muharebesi</span> , Kütahya'ya bağlı Dumlupınar yakınında 26 - 30 Ağustos 1922'de Türk ve Yunan orduları arasında meydana gelen savaştır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkomutan Mustafa Kemal Paşa </span>tarafından şahsen yönetildiği için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak anılır. İstiklal Savaşı'nın kesin bir Türk zaferiyle sonuçlanmasını sağlayan bu savaş ile Yunan  kuvvetleri tamamen yok edilmiştir.Yunan kuvvetlerinin yeni bir düşman hattı oluşturmalarına fırsat vermemek amacıyla Mustafa Kemal Paşa<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> '' Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir. İleri! ''</span> emrini verdi.Yunan kuvvetleri İzmir'e doğru kaçarken , 18 Eylül'de işgalci güçler yurttan tamamen atılmıştır.Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin yarattığı bu büyük coşku , ülkemizde her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.   [FONT=helvetica] <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İzmir Marşı ve Büyük Taarruz</span>  <br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/rPYUoTayWik" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>