<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Kişisel Gelişim]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:15:35 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[En çok sevilen ve satılan kişisel gelişim kitapları]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-en-cok-sevilen-ve-satilan-kisisel-gelisim-kitaplari.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 May 2023 22:56:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-en-cok-sevilen-ve-satilan-kisisel-gelisim-kitaplari.html</guid>
			<description><![CDATA[Kişisel gelişim kitapları son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Bu kitaplardan birçoğu okuyucular tarafından sevildi ve milyonlarca kopya satıldı. İşte en çok sevilen ve satılan kişisel gelişim kitaplarından bazıları:"Zihin Nasıl Okunur?" - Henrik Fexeus: Zihin okuma teknikleri üzerine odaklanan bu kitap, dünya genelinde en çok satan kişisel gelişim kitapları arasında yer alıyor."Kendine Ait Bir Hayat Yarat" - Louise L. Hay: Kendini tanıma, kendine güvenme ve hayatta istediğin şeyleri elde etme konularına odaklanan bu kitap, yüz binlerce insanın hayatını değiştirdi."Sonsuz Mutluluk" - Dalai Lama: Tibet Budizmi lideri Dalai Lama'nın kaleme aldığı bu kitap, mutlu bir yaşam sürmek için felsefi öğretiler sunuyor."Bir Dakika Bile İzni Olmadan" - Rubin Naiman: Uyku bozukluklarına karşı alternatif tedavi yöntemleri sunan bu kitap, uyku sorunu yaşayanların ilgisini çekiyor."Hayatımızın Tasarımını Yeniden Yapmak" - Marie Kondo: Düzenli bir yaşam sürmek isteyenler için harika bir kaynak olan bu kitap, evlerindeki gereksiz eşyaları atma konusunda ilham veriyor."Sınırsız Güç" - Anthony Robbins: Başarıya ulaşmak için motivasyon ve odaklanma konularında ipuçları sunan bu kitap, büyük bir hayran kitlesi oluşturdu."İhtiyacınız Olan Her Şey" - Tammy Strobel: Minimalist bir yaşam sürmek isteyenler için rehber niteliğinde olan bu kitap, daha az şeyle daha mutlu bir hayatın mümkün olduğunu savunuyor."Kendine İyi Bak" - Louise Hay: Beden ve zihin sağlığına odaklanan bu kitap, okuyuculara kendilerini sevme ve kabul etme konusunda yardımcı oluyor.Bu listedeki kitaplar sadece örnek olarak verilmiştir ve kişisel gelişim alanındaki diğer birçok harika kitaba da yer verilebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kişisel gelişim kitapları son yıllarda oldukça popüler hale geldi. Bu kitaplardan birçoğu okuyucular tarafından sevildi ve milyonlarca kopya satıldı. İşte en çok sevilen ve satılan kişisel gelişim kitaplarından bazıları:"Zihin Nasıl Okunur?" - Henrik Fexeus: Zihin okuma teknikleri üzerine odaklanan bu kitap, dünya genelinde en çok satan kişisel gelişim kitapları arasında yer alıyor."Kendine Ait Bir Hayat Yarat" - Louise L. Hay: Kendini tanıma, kendine güvenme ve hayatta istediğin şeyleri elde etme konularına odaklanan bu kitap, yüz binlerce insanın hayatını değiştirdi."Sonsuz Mutluluk" - Dalai Lama: Tibet Budizmi lideri Dalai Lama'nın kaleme aldığı bu kitap, mutlu bir yaşam sürmek için felsefi öğretiler sunuyor."Bir Dakika Bile İzni Olmadan" - Rubin Naiman: Uyku bozukluklarına karşı alternatif tedavi yöntemleri sunan bu kitap, uyku sorunu yaşayanların ilgisini çekiyor."Hayatımızın Tasarımını Yeniden Yapmak" - Marie Kondo: Düzenli bir yaşam sürmek isteyenler için harika bir kaynak olan bu kitap, evlerindeki gereksiz eşyaları atma konusunda ilham veriyor."Sınırsız Güç" - Anthony Robbins: Başarıya ulaşmak için motivasyon ve odaklanma konularında ipuçları sunan bu kitap, büyük bir hayran kitlesi oluşturdu."İhtiyacınız Olan Her Şey" - Tammy Strobel: Minimalist bir yaşam sürmek isteyenler için rehber niteliğinde olan bu kitap, daha az şeyle daha mutlu bir hayatın mümkün olduğunu savunuyor."Kendine İyi Bak" - Louise Hay: Beden ve zihin sağlığına odaklanan bu kitap, okuyuculara kendilerini sevme ve kabul etme konusunda yardımcı oluyor.Bu listedeki kitaplar sadece örnek olarak verilmiştir ve kişisel gelişim alanındaki diğer birçok harika kitaba da yer verilebilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuğa Sözünü Dinlet(eme)mek]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuga-sozunu-dinlet-eme-mek.html</link>
			<pubDate>Mon, 03 May 2021 23:42:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuga-sozunu-dinlet-eme-mek.html</guid>
			<description><![CDATA[ Rehber öğretmenler olarak çocuğunun söz dinlemezliğinden yakınan velilerin, ’Hocam bu çocuk sözümü hiç dinlemiyor’, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ne dersem tersini yapıyor, artık söz geçiremiyorum’</span> türü cümlelerle rehberlik servislerine gelmelerine aşinayızdır. Aslında anne-babanın iletişim tarzına, beden diline, kendilerini ifade etme şekline bakarak çocuğuna söz geçirip geçiremediğine ilişkin birçok bilgi edinebiliyoruz. Tam bu noktada ’çocuğa söz geçirme’ kalıbının sorunlu bir tınıya sahip olduğu hissine kapılabiliriz. Aslında geniş açıdan ’çocuğun bizi anlamasına olanak verecek şekilde kendimizi çocuğa dinletebilme’ olarak ifade edilebilecek bu kalıba, yazı boyunca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’söz geçirme’ ve ’sözünü dinletme’</span> gibi ifadelerle yer vereceğim.<br />
<br />
Çoğu anne-babanın yaşadığı sorunlardan birisidir çocuğuna sözünü dinletememek. Öyle ki Google’da çok fazla arandığından artık otomatik olarak çıkan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’çocuğuma söz geçiremiyorum’,</span> ’çocuğuma söz dinletemiyorum’ şeklinde sonuçlar mevcut. Hatta internette ’çocuğa söz geçirme duası’ bile var!! Anne baba olarak çocuklarımızdan yapmasını istediğimiz ve yapmasını istemediğimiz kimi davranışlar vardır ve kafamızdaki çocuk yetiştirme şablonlarınca belirlenen bu kriterlere uymaları için çocuğa sık sık yönergeler veririz. Bu noktada, çocuktan yapmasını ya da yapmamasını istediğimiz davranışlar için yönergeleri ne şekilde verdiğimiz, ardından verdiğimiz bu yönergelere uyulmaması halinde ne yaptığımız, çocuğa söz geçirip geçiremememizde belirleyici rol oynamaktadır. Öncelikle çocuktan istenilen şeyin gerekli ve mantıklı olup olmadığı hususuna bir göz atalım.<br />
<br />
Antonie De Saint ExupÃ©ry’nin dünyaca ünlü çocuk kitabında, emirlerinin dinlenmesine önem veren bir kralla hayatı anlamaya çalışan Küçük Prens arasında şöyle bir diyalog geçer:<br />
<br />
Kral, ’Generalime bir kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir martı olmasını emredersem ve general bu emrimi yerine getirmezse kim suçludur? General mi yoksa ben mi?’ diye sorar. ’Siz’ diye yanıtlar Küçük Prens. ’Doğru’ der kral. ’İnsan herkesten verebileceklerini istemeli. Bir otoritenin kabul görmesi mantıklı olmasına bağlıdır.’<br />
<br />
Çocuktan yapmasını (ya da yapmamasını) istediğimiz şeyin makul olması temel belirleyicimiz olmalı. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Makul’</span> olanı yani akla-mantığa uygunluğu referans noktası olarak almalıyız. Açık konuşmak gerekirse kızım daha üç yaşındayken ona öğrettiğim kelimelerden biri de ’makul’ kelimesiydi. Küçük Prens’teki gibi örneklerle, üç yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği sadelikte nelerin makul olabileceği ya da olmayabileceğiyle ilgili örnekler vererek konuştum onunla ve bunun inanılmaz yararını gördüm.<br />
<br />
Fakat kimi zaman çocuğun sizden bir istekte bulunması durumunda, o isteği yerine getirip getirmeme durumunuza bağlı olarak kendi silahınızla vurulabilirsiniz. Şöyle ki; diyelim o an çocuğunuz sizden gerçekten makul olan bir şey istedi ve siz otomatikleşmiş bir tepki olarak hayır dediniz. Makul kavramını bilincinde oturtmuş olan çocuk, bu durumda şöyle bir karşılık verebilir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ama ben makul bir şey istedim. Neden hayır diyorsun ki?’</span> Biraz düşündükten sonra, isteğinin direkt reddedilebilir bir istek olmadığını fark edersiniz ve mahcup olursunuz. Bu örneği, kızımla birebir yaşadığım için buraya iliştirdim sadece.<br />
<br />
Diyelim ki çocuğumuz makul olmayan bir davranışta bulundu. Öncelikle nedenini anlamaya çalışalım. Onu ilgiyle dinlemeye özen göstererek, eleştirmeden, suçlamadan, gereksiz sertlik göstermeden, samimi bir merak ile sorular soralım ona. Makul olan davranış ve isteklerin neleri kapsayabileceğine ilişkin sohbet edelim onunla. Çünkü güven dolu anne baba çocuğuyla sohbet kurar ve çocuğun davranışlarının temelinde yatanları öğrenir. Hedefimiz çocuğun davranışlarından ziyade, çocuğun doğru olanın farkına varmasını sağlamak olmalıdır. Bunu yaparken karşımızdakini bir çocuk olarak değil, olgun bir birey olarak görmeye çalışarak sakin bir tavırla yaklaşmalıyız. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çünkü yapılan araştırmalar çocuklarına en rahat söz dinleten anne babaların, en sakin anne babalar olduğunu göstermektedir. </span>Sakin anne babalar çocuklarının davranışlarına çok abartılı reaksiyon göstermezler. Çocuk iyi bir şey yaptığında bunu çok abartmaz ve çocuk uygunsuz bir davranışta bulunduğunda da aşırı tepkili davranmazlar. Burada temel amaç sakinliği her daim koruyarak çocukla karşılıklı bir güven geliştirmektir. Yine denebilir ki davranışlarıyla çocukta güvensizlik yaratan anne babalar, çocuklarına söz dinletme konusunda en çok zorlanan anne babalardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Söz dinletme konusunda önemli bir diğer nokta da kararlılıktır.</span> Koyduğumuz kurallara uyulmaması durumunda takındığımız tavır, peşi sıra gelebilecek yaptırımlar ve kararlılığımız, çocuğun davranışlarının ve kişiliğinin şekillenmesinde önemli rol oynar. Ama maalesef birçok kişi kararlı olmakla sertliği birbirine karıştırır. Çocuğuna söz dinletemeyen anne babaların çocuğa boş tehditler savurarak onu korkutmaya çalışması karşısında, çocukların ne kadar aldırmaz davrandığına birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Hâlbuki kararlı davranış sertlik içermez ve şaşırtıcı bir şekilde çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Kararlı ve ne yaptığını bilen bir ebeveyn tehdit etmek korkutmak yerine davranışın olası sonuçlarını çocuğa açıklamaya çalışır. Buna rağmen aksi istikamette devam eden çocuğun bu davranışının sorumluluğunu alması için yaptırıma başvurabilir. Bu yaptırımların cezaya dönüşmemesine de ayrıca dikkat eder.<br />
<br />
Son tahlilde bir ebeveyn olarak şunu düşünmeliyiz bir de: Ben kendime her konuda söz geçirebiliyor muyum? Yapmam gerekenleri yapmada yahut yapmamam gerekenlerden uzak durmada her daim kendime sözümü geçirebiliyor muyum? Bir karar aldığımda bunu uygulama noktasında yeterli azmi ve çabayı gösterebiliyor muyum? Bu sorulara cevabımız evetse çok büyük ihtimalle bu kararlılığımız sayesinde çocuğumuza söz dinletme konusunda da herhangi bir sorun yaşamıyoruzdur. Fakat cevabımız hayır ise bu durumda hükmümüzü kendimize geçirmeliyiz öncelikle, ki bunun yansımasını çocukta da görebilelim.<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Recep KARATAŞ</span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Uzman Psikolojik Danışman  </span> [COLOR=#34373A]  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Rehber öğretmenler olarak çocuğunun söz dinlemezliğinden yakınan velilerin, ’Hocam bu çocuk sözümü hiç dinlemiyor’, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ne dersem tersini yapıyor, artık söz geçiremiyorum’</span> türü cümlelerle rehberlik servislerine gelmelerine aşinayızdır. Aslında anne-babanın iletişim tarzına, beden diline, kendilerini ifade etme şekline bakarak çocuğuna söz geçirip geçiremediğine ilişkin birçok bilgi edinebiliyoruz. Tam bu noktada ’çocuğa söz geçirme’ kalıbının sorunlu bir tınıya sahip olduğu hissine kapılabiliriz. Aslında geniş açıdan ’çocuğun bizi anlamasına olanak verecek şekilde kendimizi çocuğa dinletebilme’ olarak ifade edilebilecek bu kalıba, yazı boyunca <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’söz geçirme’ ve ’sözünü dinletme’</span> gibi ifadelerle yer vereceğim.<br />
<br />
Çoğu anne-babanın yaşadığı sorunlardan birisidir çocuğuna sözünü dinletememek. Öyle ki Google’da çok fazla arandığından artık otomatik olarak çıkan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’çocuğuma söz geçiremiyorum’,</span> ’çocuğuma söz dinletemiyorum’ şeklinde sonuçlar mevcut. Hatta internette ’çocuğa söz geçirme duası’ bile var!! Anne baba olarak çocuklarımızdan yapmasını istediğimiz ve yapmasını istemediğimiz kimi davranışlar vardır ve kafamızdaki çocuk yetiştirme şablonlarınca belirlenen bu kriterlere uymaları için çocuğa sık sık yönergeler veririz. Bu noktada, çocuktan yapmasını ya da yapmamasını istediğimiz davranışlar için yönergeleri ne şekilde verdiğimiz, ardından verdiğimiz bu yönergelere uyulmaması halinde ne yaptığımız, çocuğa söz geçirip geçiremememizde belirleyici rol oynamaktadır. Öncelikle çocuktan istenilen şeyin gerekli ve mantıklı olup olmadığı hususuna bir göz atalım.<br />
<br />
Antonie De Saint ExupÃ©ry’nin dünyaca ünlü çocuk kitabında, emirlerinin dinlenmesine önem veren bir kralla hayatı anlamaya çalışan Küçük Prens arasında şöyle bir diyalog geçer:<br />
<br />
Kral, ’Generalime bir kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını ya da bir martı olmasını emredersem ve general bu emrimi yerine getirmezse kim suçludur? General mi yoksa ben mi?’ diye sorar. ’Siz’ diye yanıtlar Küçük Prens. ’Doğru’ der kral. ’İnsan herkesten verebileceklerini istemeli. Bir otoritenin kabul görmesi mantıklı olmasına bağlıdır.’<br />
<br />
Çocuktan yapmasını (ya da yapmamasını) istediğimiz şeyin makul olması temel belirleyicimiz olmalı. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Makul’</span> olanı yani akla-mantığa uygunluğu referans noktası olarak almalıyız. Açık konuşmak gerekirse kızım daha üç yaşındayken ona öğrettiğim kelimelerden biri de ’makul’ kelimesiydi. Küçük Prens’teki gibi örneklerle, üç yaşındaki bir çocuğun anlayabileceği sadelikte nelerin makul olabileceği ya da olmayabileceğiyle ilgili örnekler vererek konuştum onunla ve bunun inanılmaz yararını gördüm.<br />
<br />
Fakat kimi zaman çocuğun sizden bir istekte bulunması durumunda, o isteği yerine getirip getirmeme durumunuza bağlı olarak kendi silahınızla vurulabilirsiniz. Şöyle ki; diyelim o an çocuğunuz sizden gerçekten makul olan bir şey istedi ve siz otomatikleşmiş bir tepki olarak hayır dediniz. Makul kavramını bilincinde oturtmuş olan çocuk, bu durumda şöyle bir karşılık verebilir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ama ben makul bir şey istedim. Neden hayır diyorsun ki?’</span> Biraz düşündükten sonra, isteğinin direkt reddedilebilir bir istek olmadığını fark edersiniz ve mahcup olursunuz. Bu örneği, kızımla birebir yaşadığım için buraya iliştirdim sadece.<br />
<br />
Diyelim ki çocuğumuz makul olmayan bir davranışta bulundu. Öncelikle nedenini anlamaya çalışalım. Onu ilgiyle dinlemeye özen göstererek, eleştirmeden, suçlamadan, gereksiz sertlik göstermeden, samimi bir merak ile sorular soralım ona. Makul olan davranış ve isteklerin neleri kapsayabileceğine ilişkin sohbet edelim onunla. Çünkü güven dolu anne baba çocuğuyla sohbet kurar ve çocuğun davranışlarının temelinde yatanları öğrenir. Hedefimiz çocuğun davranışlarından ziyade, çocuğun doğru olanın farkına varmasını sağlamak olmalıdır. Bunu yaparken karşımızdakini bir çocuk olarak değil, olgun bir birey olarak görmeye çalışarak sakin bir tavırla yaklaşmalıyız. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çünkü yapılan araştırmalar çocuklarına en rahat söz dinleten anne babaların, en sakin anne babalar olduğunu göstermektedir. </span>Sakin anne babalar çocuklarının davranışlarına çok abartılı reaksiyon göstermezler. Çocuk iyi bir şey yaptığında bunu çok abartmaz ve çocuk uygunsuz bir davranışta bulunduğunda da aşırı tepkili davranmazlar. Burada temel amaç sakinliği her daim koruyarak çocukla karşılıklı bir güven geliştirmektir. Yine denebilir ki davranışlarıyla çocukta güvensizlik yaratan anne babalar, çocuklarına söz dinletme konusunda en çok zorlanan anne babalardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Söz dinletme konusunda önemli bir diğer nokta da kararlılıktır.</span> Koyduğumuz kurallara uyulmaması durumunda takındığımız tavır, peşi sıra gelebilecek yaptırımlar ve kararlılığımız, çocuğun davranışlarının ve kişiliğinin şekillenmesinde önemli rol oynar. Ama maalesef birçok kişi kararlı olmakla sertliği birbirine karıştırır. Çocuğuna söz dinletemeyen anne babaların çocuğa boş tehditler savurarak onu korkutmaya çalışması karşısında, çocukların ne kadar aldırmaz davrandığına birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Hâlbuki kararlı davranış sertlik içermez ve şaşırtıcı bir şekilde çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Kararlı ve ne yaptığını bilen bir ebeveyn tehdit etmek korkutmak yerine davranışın olası sonuçlarını çocuğa açıklamaya çalışır. Buna rağmen aksi istikamette devam eden çocuğun bu davranışının sorumluluğunu alması için yaptırıma başvurabilir. Bu yaptırımların cezaya dönüşmemesine de ayrıca dikkat eder.<br />
<br />
Son tahlilde bir ebeveyn olarak şunu düşünmeliyiz bir de: Ben kendime her konuda söz geçirebiliyor muyum? Yapmam gerekenleri yapmada yahut yapmamam gerekenlerden uzak durmada her daim kendime sözümü geçirebiliyor muyum? Bir karar aldığımda bunu uygulama noktasında yeterli azmi ve çabayı gösterebiliyor muyum? Bu sorulara cevabımız evetse çok büyük ihtimalle bu kararlılığımız sayesinde çocuğumuza söz dinletme konusunda da herhangi bir sorun yaşamıyoruzdur. Fakat cevabımız hayır ise bu durumda hükmümüzü kendimize geçirmeliyiz öncelikle, ki bunun yansımasını çocukta da görebilelim.<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Recep KARATAŞ</span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Uzman Psikolojik Danışman  </span> [COLOR=#34373A]  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yanlış Övgünün Çocuk Gelişimi Üzerindeki Yıkıcı Etkileri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-yanlis-ovgunun-cocuk-gelisimi-uzerindeki-yikici-etkileri.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2020 02:33:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-yanlis-ovgunun-cocuk-gelisimi-uzerindeki-yikici-etkileri.html</guid>
			<description><![CDATA[ Gündelik hayatta bazen işleri kendimiz için kolaylaştırmak adına, bazen içimizden geldiği için, bazen sadece bir şey söylemiş olmak için, bazen de gerçek bir korkusuz kahraman yetiştireceğimize inandığımız için kullandığımız bir ödül yöntemidir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">övgü</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.</span><br />
<br />
Bazı ebeveynlerin, çocuklarının ne kadar harika, başarılı, yetenekli, güzel-yakışıklı, düşünceli vs. olduğunu belirtmekte aşırıya kaçma ve bunun ileride çocuklarının öz saygısının yüksek olmasına yardımcı olacağına inanma tutumları oldukça yüksek. Fakat durum gerçekte böyle mi?<br />
Bu yazıda, bir kişisel gelişim kitabından alınmış bilimsel temelli: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Bir çocuğa akıllı ve yetenekli olduğunu söylemek korkunç bir şeydir.’ </span> cümlesinin kaynağına ineceğiz. Keyifli okumalar!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Övgü Araştırması</span><br />
<br />
1990’lı yılların sonlarında, Columbia Üniversitesi’nden Claudia Mueller  ve Carol Dweck övgü üzerine geniş ölçekli bir araştırma yürütmüştür. Deneylere, farklı etnik ve sosyoekonomik geçmişi olan 10 ila 12 yaş arasında 400’ün üzerinde çocuk dahil edilmiştir.<br />
Altı farklı deney yapılırken amaç, çocukların kişiliğine yapılan övgü ile performansına-çabasına yapılan övgünün çocuğun o anki ve sonraki yaşantısında nasıl etki edeceğini görmekti.<br />
Tipik bir çalışmada sunulan zekâ testinde, çocuklardan şekil dizilerine bakmaları ve sadece mantıklarına dayanarak her dizide gelmesi gereken bir sonraki şekli bulmaları istenmiştir. Testin sonucunda doğru ya da yanlış yapması fark etmeksizin çocuklara %80 oranında doğru yaptıkları söylenmiştir.<br />
Bunun yanı sıra bir gruba bu kadar çok doğru yaptıklarına göre çok akıllı olduğu söylenmiş diğer gruba herhangi bir övgüde bulunulmamıştır. Övgünün olumlu gücünü destekleyen kişisel gelişim gruplarına göre, bir çocuğun yeteneğini birkaç saniye övmenin bile büyük etkisi olabilmektedir.<br />
<br />
<br />
Sonuçlar guruların haklı olduğunu göstermiştir ancak tam olarak bekledikleri şekilde değil’<br />
Deneyin ilerleyen aşamasında araştırmacılar çocuklara iki görevden birini seçmelerini söylemiştir. Görevlerden birinin oldukça zor olduğu ve başarılı olamayabilecekleri ama öyle olsa bile yine de zorluklardan bir şeyler öğrenebilecekleri ifade edilmiştir. Buna karşın, diğer görev daha kolaydır ve başarılı olma ihtimalleri yüksek olsa da kendilerine az şey katacaktır.<br />
Hiç övgü almamış çocukların %45’i, akıllı oldukları övgüsünü almış çocukların yaklaşık %65’i kolay görevi seçmiştir. Akıllı oldukları söylenen çocuklar kendilerini zorlayacak durumlardan kaçınmaya daha meyilli davranarak kolay olanın peşinden gitmiştir.<br />
<br />
<br />
Deneyin bir sonraki aşamasında, araştırmacılar çocuklara biraz daha bulmaca vermişlerdir. Bu sefer bulmacalar ilk verilenlerden çok daha zor olmuş, dolayısıyla çocukların çoğu pek başarılı olamamıştır.<br />
Daha sonra, çocuklara bulmacadan ne kadar keyif aldıkları ve evde de sorular üzerinde çalışmaya devam edip etmeyecekleri sorulmuştur. Övgü alan çocuklar bulmacadan nispeten daha az hoşlanmış ve bu çocukların bulmacalar üzerinde çalışma olasılıkları daha düşük bulunmuştur.<br />
<br />
Deneyin son aşaması ise oldukça ilginçtir. Çocuklardan tüm bu testlerden sonra bir bulmaca daha çözmeleri istenmiş fakat bu bulmaca çocuklara ilk verilenler kadar kolaydır. Deneyin başında iki grup çocuk da aşağı yukarı aynı puanı almış olmasına rağmen son testteki performanslar çok farklı olmuştur. Akıllı oldukları söylenen çocuklar diğerlerinden çok daha düşük puanlar almıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Peki, övülmenin neden beklenenin aksine ve ters tepen sonuçları olmaktadır?<br />
</span><br />
Mueller  ve Dweck bu konudaki araştırmasının sonucunda şunu belirtmişlerdir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Övgü, bireyin kişiliğine değil çabasına yapıldığında risk alma, hatalardan ders çıkarma ve aksiliklere rağmen devam etme davranışlarına ilham verir.’</span><br />
Birine akıllı olduğunu söylemek, o kişinin sizde yarattığı bu algıyı bozmamak için başarısızlıktan kaçma davranışıyla sonuçlanabilir. Bu kişi yanlışlarını akıllı olmama ile bağdaştırarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapabilirim’ </span>diye düşünmekten de uzak duracaktır. Başka birine elindeki işi yapabilmek için ne kadar çabaladığının görüldüğünü, bunun takdir edildiğini belirtmek ise bu kişiyi çok daha azimli ve kararlı hale getirecektir.<br />
Elbette bu durum, sadece akıllı olma övgüsü konusunda ve çocukları yetiştirirken dikkat edilmesi gereken bir konu olarak düşünülmemelidir. Büyümeye yönelik bir grubu, oluşumu teşvik etmek istediğinizde de kullanılabilir.<br />
Yöneticiler, ebeveynler, öğretmenler; yeteneklerin kanıtlanmasını teşvik etmekten çok, çalışmanın ve başarısızlıkla mücadele etmenin çabasını övgü ile ödüllendirmelidir.<br />
<br />
’Çok atletiksin.’ yerine ’Elemeleri geçmek için oldukça gayret gösterdin, tebrik ederim.’<br />
’Ne kadar zekisin böyle.’ yerine ’Bu çözümü bulmak için dikkatlice düşünmüş olmalısın, tebrik ederim.’<br />
 ’Futbolda iyisin.’ yerine ’Bugün iyi futbol oynadın, tebrik ederim.’<br />
’Çok akıllısın, aferin.’ yerine ’Ders tekrarlarını düzenli olarak yaptın, baskı altında oldukça başarılı bir performans sergiledin.’ demeyi tercih edebiliriz.<br />
<br />
<br />
KAYNAKÇA:<br />
Prof. Richard Wiseman / 59 Saniye Â ’Ebeveynlik’ Â Pegasus Yayınları<br />
socialpsychonline.com/2016/07/psychology-success/<br />
’Praise for intelligence Can Undermine Children’s Motivation and Performance’ Journal of Personality and Social Psychology, 75. (1998)<br />
<br />
matematiksel.org/   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Gündelik hayatta bazen işleri kendimiz için kolaylaştırmak adına, bazen içimizden geldiği için, bazen sadece bir şey söylemiş olmak için, bazen de gerçek bir korkusuz kahraman yetiştireceğimize inandığımız için kullandığımız bir ödül yöntemidir <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">övgü</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.</span><br />
<br />
Bazı ebeveynlerin, çocuklarının ne kadar harika, başarılı, yetenekli, güzel-yakışıklı, düşünceli vs. olduğunu belirtmekte aşırıya kaçma ve bunun ileride çocuklarının öz saygısının yüksek olmasına yardımcı olacağına inanma tutumları oldukça yüksek. Fakat durum gerçekte böyle mi?<br />
Bu yazıda, bir kişisel gelişim kitabından alınmış bilimsel temelli: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Bir çocuğa akıllı ve yetenekli olduğunu söylemek korkunç bir şeydir.’ </span> cümlesinin kaynağına ineceğiz. Keyifli okumalar!<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Övgü Araştırması</span><br />
<br />
1990’lı yılların sonlarında, Columbia Üniversitesi’nden Claudia Mueller  ve Carol Dweck övgü üzerine geniş ölçekli bir araştırma yürütmüştür. Deneylere, farklı etnik ve sosyoekonomik geçmişi olan 10 ila 12 yaş arasında 400’ün üzerinde çocuk dahil edilmiştir.<br />
Altı farklı deney yapılırken amaç, çocukların kişiliğine yapılan övgü ile performansına-çabasına yapılan övgünün çocuğun o anki ve sonraki yaşantısında nasıl etki edeceğini görmekti.<br />
Tipik bir çalışmada sunulan zekâ testinde, çocuklardan şekil dizilerine bakmaları ve sadece mantıklarına dayanarak her dizide gelmesi gereken bir sonraki şekli bulmaları istenmiştir. Testin sonucunda doğru ya da yanlış yapması fark etmeksizin çocuklara %80 oranında doğru yaptıkları söylenmiştir.<br />
Bunun yanı sıra bir gruba bu kadar çok doğru yaptıklarına göre çok akıllı olduğu söylenmiş diğer gruba herhangi bir övgüde bulunulmamıştır. Övgünün olumlu gücünü destekleyen kişisel gelişim gruplarına göre, bir çocuğun yeteneğini birkaç saniye övmenin bile büyük etkisi olabilmektedir.<br />
<br />
<br />
Sonuçlar guruların haklı olduğunu göstermiştir ancak tam olarak bekledikleri şekilde değil’<br />
Deneyin ilerleyen aşamasında araştırmacılar çocuklara iki görevden birini seçmelerini söylemiştir. Görevlerden birinin oldukça zor olduğu ve başarılı olamayabilecekleri ama öyle olsa bile yine de zorluklardan bir şeyler öğrenebilecekleri ifade edilmiştir. Buna karşın, diğer görev daha kolaydır ve başarılı olma ihtimalleri yüksek olsa da kendilerine az şey katacaktır.<br />
Hiç övgü almamış çocukların %45’i, akıllı oldukları övgüsünü almış çocukların yaklaşık %65’i kolay görevi seçmiştir. Akıllı oldukları söylenen çocuklar kendilerini zorlayacak durumlardan kaçınmaya daha meyilli davranarak kolay olanın peşinden gitmiştir.<br />
<br />
<br />
Deneyin bir sonraki aşamasında, araştırmacılar çocuklara biraz daha bulmaca vermişlerdir. Bu sefer bulmacalar ilk verilenlerden çok daha zor olmuş, dolayısıyla çocukların çoğu pek başarılı olamamıştır.<br />
Daha sonra, çocuklara bulmacadan ne kadar keyif aldıkları ve evde de sorular üzerinde çalışmaya devam edip etmeyecekleri sorulmuştur. Övgü alan çocuklar bulmacadan nispeten daha az hoşlanmış ve bu çocukların bulmacalar üzerinde çalışma olasılıkları daha düşük bulunmuştur.<br />
<br />
Deneyin son aşaması ise oldukça ilginçtir. Çocuklardan tüm bu testlerden sonra bir bulmaca daha çözmeleri istenmiş fakat bu bulmaca çocuklara ilk verilenler kadar kolaydır. Deneyin başında iki grup çocuk da aşağı yukarı aynı puanı almış olmasına rağmen son testteki performanslar çok farklı olmuştur. Akıllı oldukları söylenen çocuklar diğerlerinden çok daha düşük puanlar almıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Peki, övülmenin neden beklenenin aksine ve ters tepen sonuçları olmaktadır?<br />
</span><br />
Mueller  ve Dweck bu konudaki araştırmasının sonucunda şunu belirtmişlerdir: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Övgü, bireyin kişiliğine değil çabasına yapıldığında risk alma, hatalardan ders çıkarma ve aksiliklere rağmen devam etme davranışlarına ilham verir.’</span><br />
Birine akıllı olduğunu söylemek, o kişinin sizde yarattığı bu algıyı bozmamak için başarısızlıktan kaçma davranışıyla sonuçlanabilir. Bu kişi yanlışlarını akıllı olmama ile bağdaştırarak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapabilirim’ </span>diye düşünmekten de uzak duracaktır. Başka birine elindeki işi yapabilmek için ne kadar çabaladığının görüldüğünü, bunun takdir edildiğini belirtmek ise bu kişiyi çok daha azimli ve kararlı hale getirecektir.<br />
Elbette bu durum, sadece akıllı olma övgüsü konusunda ve çocukları yetiştirirken dikkat edilmesi gereken bir konu olarak düşünülmemelidir. Büyümeye yönelik bir grubu, oluşumu teşvik etmek istediğinizde de kullanılabilir.<br />
Yöneticiler, ebeveynler, öğretmenler; yeteneklerin kanıtlanmasını teşvik etmekten çok, çalışmanın ve başarısızlıkla mücadele etmenin çabasını övgü ile ödüllendirmelidir.<br />
<br />
’Çok atletiksin.’ yerine ’Elemeleri geçmek için oldukça gayret gösterdin, tebrik ederim.’<br />
’Ne kadar zekisin böyle.’ yerine ’Bu çözümü bulmak için dikkatlice düşünmüş olmalısın, tebrik ederim.’<br />
 ’Futbolda iyisin.’ yerine ’Bugün iyi futbol oynadın, tebrik ederim.’<br />
’Çok akıllısın, aferin.’ yerine ’Ders tekrarlarını düzenli olarak yaptın, baskı altında oldukça başarılı bir performans sergiledin.’ demeyi tercih edebiliriz.<br />
<br />
<br />
KAYNAKÇA:<br />
Prof. Richard Wiseman / 59 Saniye Â ’Ebeveynlik’ Â Pegasus Yayınları<br />
socialpsychonline.com/2016/07/psychology-success/<br />
’Praise for intelligence Can Undermine Children’s Motivation and Performance’ Journal of Personality and Social Psychology, 75. (1998)<br />
<br />
matematiksel.org/   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Leonardo da vinci ' nin 7 temel prensibi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-leonardo-da-vinci-nin-7-temel-prensibi.html</link>
			<pubDate>Mon, 27 Jan 2020 23:32:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-leonardo-da-vinci-nin-7-temel-prensibi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LEONARDO DA VINCI ' NİN 7 TEMEL PRENSİBİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. CURIOSITA (Merak)</span><br />
Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır. Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merekımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.<br />
<br />
  ] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. DIMOSTRAZIONE (İspat)</span><br />
Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. SENSAZIONE (Hissetme)</span><br />
Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4. SFUMONE (Pus)</span><br />
Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyadabaşarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlikli bir zihne sahip olabiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. ARTE / SCIENZA (Sanat ve Bilim)</span><br />
Mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. CORPORALITA (Vücudi olma)</span><br />
Zerafet; her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin filtresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi: stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı , dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. CONNESSIONE (İlişkilendirme)</span><br />
Bütün olayların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyin birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalişmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz...<br />
<br />
Alıntıdır...    ]<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LEONARDO DA VINCI ' NİN 7 TEMEL PRENSİBİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. CURIOSITA (Merak)</span><br />
Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve öğrenmeyle bağlı olmaktır. Hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merekımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir.<br />
<br />
  ] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. DIMOSTRAZIONE (İspat)</span><br />
Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. SENSAZIONE (Hissetme)</span><br />
Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. Müzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalıyız.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
4. SFUMONE (Pus)</span><br />
Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Gelişen dünyadabaşarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlikli bir zihne sahip olabiliriz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. ARTE / SCIENZA (Sanat ve Bilim)</span><br />
Mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi anlamına gelir. her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. CORPORALITA (Vücudi olma)</span><br />
Zerafet; her iki eli de aynı şekilde kullanabilmenin filtresi ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Başarı için kişinin öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi: stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı , dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. CONNESSIONE (İlişkilendirme)</span><br />
Bütün olayların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Kısaca yaşadığımız her şeyin birbiriyle olan ilişkisini anlamaya çalişmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz...<br />
<br />
Alıntıdır...    ]<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Verimliliği motive etmek için öneriler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-verimliligi-motive-etmek-icin-oneriler.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Nov 2019 01:23:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-verimliligi-motive-etmek-icin-oneriler.html</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VERİMLİLİĞİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER</span><br />
1. Sizi oyalayan her rahatlık bir tuzaktır.<br />
2. Akıllıca çalışmak her zaman için çok çalışmaktan daha iyidir.<br />
3. Organizasyon çalışmayı davet eder.<br />
4. İyi başlamak tamamlamanın yarısıdır.<br />
5. Hareketlilik, verimlilik için gerekli olan tek şey değildir. Düşünmek de son derece verimli olabilir.<br />
6. Hiç birşey ruh ve beden sağlığınızı kaybetmenize değecek kadar önemli değildir.<br />
7. Zamanın ve enerjinin çoğunu sonuç üretebileceğin alana yatır. Üretken olmayan işler için boş zamanlarını kullan.<br />
8. İlgilenmediğin yada zaman ayıramayacağın bir iş için hayır demeyi öğren.<br />
9. Akıllı bir insan zamanı yerinde kullanacak biçimde düşünür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAFANDA BAZI DÜŞÜNCELER - DUYGULAR ŞEKİLLENDİĞİNDE</span><br />
a. Birilerini ara, o fikir hakkında konuş.<br />
b. Bir yere yaz.<br />
c. Bir hareket planı yap.<br />
d. Bir taslak hazırla.<br />
e. Diğer düşünceleri araştır.<br />
f. Anahtar fikirlerini liste haline getir.<br />
g. Bütçe yap.<br />
h. Yardım edebilecekleri belirle.<br />
i. Fikrini temsil et.<br />
10. Yapacağınız işlerin günlük listesini hazırlayın ve önem sırasına göre listeyi dikkate alın.<br />
11. Büronuzun kapısını kapalı tutun.<br />
12. Bir şey olup bittiğinde onu unutun ve devam edin.<br />
13. İşinizin sınırlarını bilin.<br />
14. Rahatlamak için kendinize zaman ayırın.<br />
15. Diğerlerinin işlerine karışarak zamanınızı harcamayın.<br />
16. Gerekli olmayan prosedür ve bürokrasiden kaçının.<br />
17. Arabanıza, ofisinize yada çalışma yerinize sizi motive edecek sözler yada güzel malzemeler asın.<br />
18. Düşünme zamanını çalışma zamanından ayırın.<br />
19. Aynı grupta olan işleri bir arada yapın.<br />
20. İnsanlara gereksiz telefonlar etmeyin. İstenmeyen ziyaretlerle zamanınızı çalmalarına izin vermeyin.<br />
21. Rutin ve sıradan işlerden kurtulmaya bakın.<br />
22. Başkalarına yaptırabileceğiniz işlerden kurtulun.<br />
23. Enerjiniz tükendiğinde dolaşmaya yada koşmaya çıkın. Bu beyninizi ve vücudunuzu dinlendirecektir.<br />
24. İş bir düzen içinde yapılmalıdır.<br />
25. Mümkün olduğu kadar yetenek ve ilgilerinize yakın olan projeleri seçin.<br />
26. İş günlüğü: Gün içerisinde ne yaptığınızı ve ne kadar zaman olduğunu yazın. İki hafta sonra günlüğü incelediğinizde başa harcanan zamanlar ortaya çıkacaktır. Kötü alışkanlıklar, organizasyon bozuklukları, ertelemeler ve benzeri şeylerin aldığı zaman açıkça görülecektir.<br />
<br />
  ] Alıntıdır...    ]<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VERİMLİLİĞİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER</span><br />
1. Sizi oyalayan her rahatlık bir tuzaktır.<br />
2. Akıllıca çalışmak her zaman için çok çalışmaktan daha iyidir.<br />
3. Organizasyon çalışmayı davet eder.<br />
4. İyi başlamak tamamlamanın yarısıdır.<br />
5. Hareketlilik, verimlilik için gerekli olan tek şey değildir. Düşünmek de son derece verimli olabilir.<br />
6. Hiç birşey ruh ve beden sağlığınızı kaybetmenize değecek kadar önemli değildir.<br />
7. Zamanın ve enerjinin çoğunu sonuç üretebileceğin alana yatır. Üretken olmayan işler için boş zamanlarını kullan.<br />
8. İlgilenmediğin yada zaman ayıramayacağın bir iş için hayır demeyi öğren.<br />
9. Akıllı bir insan zamanı yerinde kullanacak biçimde düşünür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAFANDA BAZI DÜŞÜNCELER - DUYGULAR ŞEKİLLENDİĞİNDE</span><br />
a. Birilerini ara, o fikir hakkında konuş.<br />
b. Bir yere yaz.<br />
c. Bir hareket planı yap.<br />
d. Bir taslak hazırla.<br />
e. Diğer düşünceleri araştır.<br />
f. Anahtar fikirlerini liste haline getir.<br />
g. Bütçe yap.<br />
h. Yardım edebilecekleri belirle.<br />
i. Fikrini temsil et.<br />
10. Yapacağınız işlerin günlük listesini hazırlayın ve önem sırasına göre listeyi dikkate alın.<br />
11. Büronuzun kapısını kapalı tutun.<br />
12. Bir şey olup bittiğinde onu unutun ve devam edin.<br />
13. İşinizin sınırlarını bilin.<br />
14. Rahatlamak için kendinize zaman ayırın.<br />
15. Diğerlerinin işlerine karışarak zamanınızı harcamayın.<br />
16. Gerekli olmayan prosedür ve bürokrasiden kaçının.<br />
17. Arabanıza, ofisinize yada çalışma yerinize sizi motive edecek sözler yada güzel malzemeler asın.<br />
18. Düşünme zamanını çalışma zamanından ayırın.<br />
19. Aynı grupta olan işleri bir arada yapın.<br />
20. İnsanlara gereksiz telefonlar etmeyin. İstenmeyen ziyaretlerle zamanınızı çalmalarına izin vermeyin.<br />
21. Rutin ve sıradan işlerden kurtulmaya bakın.<br />
22. Başkalarına yaptırabileceğiniz işlerden kurtulun.<br />
23. Enerjiniz tükendiğinde dolaşmaya yada koşmaya çıkın. Bu beyninizi ve vücudunuzu dinlendirecektir.<br />
24. İş bir düzen içinde yapılmalıdır.<br />
25. Mümkün olduğu kadar yetenek ve ilgilerinize yakın olan projeleri seçin.<br />
26. İş günlüğü: Gün içerisinde ne yaptığınızı ve ne kadar zaman olduğunu yazın. İki hafta sonra günlüğü incelediğinizde başa harcanan zamanlar ortaya çıkacaktır. Kötü alışkanlıklar, organizasyon bozuklukları, ertelemeler ve benzeri şeylerin aldığı zaman açıkça görülecektir.<br />
<br />
  ] Alıntıdır...    ]<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[üç farkli aile kültürü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-uc-farkli-aile-kulturu.html</link>
			<pubDate>Sat, 28 Sep 2019 01:49:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-uc-farkli-aile-kulturu.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİZ HANGİ TÜR AİLEDE YETİŞTİNİZ?</span><br />
<br />
Her aile zaman içinde kendine özgü bir kültür oluşturuyor ve aile kültürü dediğimiz bu anlam verme sistemi içinde geçmişe şimdiye ve geleceğe anlam veriyor. Bu yazımda gözlemlerim izlenimlerim ve deneyimlerin içinde kabaca üç aile kültüründen söz etmek istiyorum.<br />
<br />
  ] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Şikâyet kültürü:</span> her şey kötüye gidiyor! Şimdiki durumumuz kötü, ama bugünleri mumla arayacağız; çok daha kötü günler gelecek. Ve senin benim yapabileceğimiz hiçbir şey yok! Çünkü balık zaten baştan kokmuş. Bu ailede yetişen çocuklar karamsar, tembel ve sürekli şikayet eden, sorumluluk duygusundan yoksun olarak yetişirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Şükür Kültürü:</span> Her şey gayet güzel. Şükür edecek çok şeyimiz var, şikâyet etmeye hakkımız yok. Allah devlete, millete zeval vermesin. İnşallah her şey daha da güzel olacak; yeter ki biz hamd etmesini bilen insanlar olalım. Bu ailede yetişen çocuklar daha sakin, şükür etme duygusuna yüksek, ama şimdi ve gelecekten sorumluluk alma duygusu zayıf olarak yetişirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Sorumluluk kültürü:</span> Üçüncü aile kültürü dünyaya baktığın zaman şöyle görüyor: ’Her zaman olduğu gibi, şimdi de hem iyi hem kötü yan yana ve birbiri içine geçmiş vaziyette hayatımızda var. İyi ve kötü hep var olacak. İyiyi görüp şükretmek ve iyinin devam etmesi ve çoğalması için insanların sorumluluk alması gerekir. Kötüyü görebilmek, paniğe kapılmadan kısa ve uzun vadeli etki alanlarını farkına varıp sorumluluk alabilmek çok önemlidir. Vatandaş evde damlayan musluklarını tamir ettirme ve boşa yanan her bir ışığı kapatma sorumluluğunu alsa Türkiye’nin ekonomisi bundan olumlu olarak etkilenir. Bu ailede yetişen çocuk hem şimdiden, hem gelecekten, hem de o geleceğe götüren yolun türünden sorumluluk alarak büyür. Bu tür ailedeki insanlar böyle bir bilince ve sorumluluğa sahip olduğu için hayatları her an heyecanlı ve anlamlıdır. Ve hayatlarında anlam olduğu için de şükür duygusu içindedirler.<br />
<br />
Siz hangi tür ailede çocukluğunuzu geçirdiniz?<br />
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlar saygılar.<br />
<br />
Doğan Cüceloğlu    [COLOR=#1C1E21]]<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SİZ HANGİ TÜR AİLEDE YETİŞTİNİZ?</span><br />
<br />
Her aile zaman içinde kendine özgü bir kültür oluşturuyor ve aile kültürü dediğimiz bu anlam verme sistemi içinde geçmişe şimdiye ve geleceğe anlam veriyor. Bu yazımda gözlemlerim izlenimlerim ve deneyimlerin içinde kabaca üç aile kültüründen söz etmek istiyorum.<br />
<br />
  ] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Şikâyet kültürü:</span> her şey kötüye gidiyor! Şimdiki durumumuz kötü, ama bugünleri mumla arayacağız; çok daha kötü günler gelecek. Ve senin benim yapabileceğimiz hiçbir şey yok! Çünkü balık zaten baştan kokmuş. Bu ailede yetişen çocuklar karamsar, tembel ve sürekli şikayet eden, sorumluluk duygusundan yoksun olarak yetişirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Şükür Kültürü:</span> Her şey gayet güzel. Şükür edecek çok şeyimiz var, şikâyet etmeye hakkımız yok. Allah devlete, millete zeval vermesin. İnşallah her şey daha da güzel olacak; yeter ki biz hamd etmesini bilen insanlar olalım. Bu ailede yetişen çocuklar daha sakin, şükür etme duygusuna yüksek, ama şimdi ve gelecekten sorumluluk alma duygusu zayıf olarak yetişirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Sorumluluk kültürü:</span> Üçüncü aile kültürü dünyaya baktığın zaman şöyle görüyor: ’Her zaman olduğu gibi, şimdi de hem iyi hem kötü yan yana ve birbiri içine geçmiş vaziyette hayatımızda var. İyi ve kötü hep var olacak. İyiyi görüp şükretmek ve iyinin devam etmesi ve çoğalması için insanların sorumluluk alması gerekir. Kötüyü görebilmek, paniğe kapılmadan kısa ve uzun vadeli etki alanlarını farkına varıp sorumluluk alabilmek çok önemlidir. Vatandaş evde damlayan musluklarını tamir ettirme ve boşa yanan her bir ışığı kapatma sorumluluğunu alsa Türkiye’nin ekonomisi bundan olumlu olarak etkilenir. Bu ailede yetişen çocuk hem şimdiden, hem gelecekten, hem de o geleceğe götüren yolun türünden sorumluluk alarak büyür. Bu tür ailedeki insanlar böyle bir bilince ve sorumluluğa sahip olduğu için hayatları her an heyecanlı ve anlamlıdır. Ve hayatlarında anlam olduğu için de şükür duygusu içindedirler.<br />
<br />
Siz hangi tür ailede çocukluğunuzu geçirdiniz?<br />
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlar saygılar.<br />
<br />
Doğan Cüceloğlu    [COLOR=#1C1E21]]<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[NLP Nedir, Ne İşe Yarar, Faydaları Nelerdir ?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-nlp-nedir-ne-ise-yarar-faydalari-nelerdir.html</link>
			<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 23:51:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-nlp-nedir-ne-ise-yarar-faydalari-nelerdir.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NLP Nedir, Ne İşe Yarar, Faydaları Nelerdir ?<br />
<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NLP NEDİR?</span><br />
 <br />
Her insan içinde var olan potansiyeli, yetenekleri gücü kullanabilme şansına erişmek ister en azından erişmek istediğini söyler parmağını oynatmak için çaba gösterse de  Kişinin NLP denilen büyülü yöntemi öğrenmesi ve uygulaması ise yaşamını şans ve tesadüflerle bırakmak yerine kendi istediği biçimde yaratma ve inşa etmeyi seçmesi yani kendi yaşamının sorumluluğu üslenmesi anlamına gelir.<br />
 <br />
Neuro-linguistik programming sözcüklerinin baş harfleriyle anılan NLP’yi duyu-dil programlaması olarak çevrilmesi.<br />
<br />
[video=youtube]https://www.youtube.com/watch?v=  0tOhgDRJ5nA [/video]<br />
<br />
NLP hem bilimdir, hem sanattır.<br />
 <br />
NLP bilimdir. Bilim nesnel deneyimlerin sistematik doğasını inceler NLP öznel deneyimlerin doğasını inceler Her birimiz özgün bireyler olsak da iç dünyamızda olup bitenleri dış dünyamıza yansımaları farklı farklı olsa da içsel oluşumunu basamakları harika bir sistemin işleyişiyle gerçekleşir tıpkı hiçbirimizin diğeriyle tıpa tıp aynı olmamasına rağmen hepimizin anne rahmine düştüğümüzden itibaren, doğana kadar aynı oluşum sürecinden geçmemiz gibi.<br />
 <br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/NLP-nedir-faydalari-pdf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: NLP-nedir-faydalari-pdf.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
NLP sanattır. Sanat insanın yeteneklerini ve yaratıcılığını kullanarak iç dünyasını renkleri, müziğini duygularını en estetik bir sunuşla ifade etmek ve başkalarına aktarabilme gücüdür NLP insanın ’kendisinin en iyi versiyonu olabilme ’sanatıdır içsel ve dışsal başarının uyumlu ve dengeli bir biçimde ifade bulduğu bir yaşam sanatıdır <br />
<br />
Düşünce duygu ve davranışlarımız birlikte çalışarak yaşam deneyimlerimizi yaratır .Çoğu zaman bu deneyimleri bilinçsizce yaratırız robotlaşan düşünceler, dondurulmuş ya da bastırılmış duygular ve otomatik davranışlarla yaratılan yaşam deneyimleri doğal olarak bilinçsizce olur. Durmuş saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiğini düşünürsek bilinçsizce sürülen bir yaşamda arada bir şans ya da tesadüf dediğimiz ’doğrular’ yüzümüzü güldürür Geri kalan zamanlarda hayatın bizim istediğimiz şekilde seyretmemesinin nedeni şanssızlık talihsizlik ya da kader olarak açıklamaya eğilimliyiz.<br />
 <br />
Biyoloji,dil bilimive bilgi temeline dayalı kendine özgü kumarları olan beyin/zihin faaliyeti bilimi ve bilinçli deneyim yaratma sanatı olan NLP yaşamınızdaki ’şanslı’ anları tesadüf olamayacak kadar sıklıkta yaratmamızı sağlar .<br />
<br />
<br />
 <br />
NLP robotlaşan düşüncelere esneklik getirir .Bir fırtına esnek bir cisimmi katı bir cisimmi daha çabuk kırılır Bir ağaç rüzgarın yönüne doğru eğilerek gösterdiği uyum ve esneklik sonucu fırtına dindikten sonra yine dimdik ayakta kalır Ya binaların camlarına ne olur?<br />
 <br />
NLP dondurulmuş ya da bastırılmış duygulara alışkanlık kazandırır .Böylece içimizdeki kaskatı bir halde durup bize zarar veren veren duyguları akıtarak yerini bize haz veren duygularla doldurabiliriz Örneğim;değişik korkularımızın bizi tıkadığı adım atmamızı engellediği anlar olmasaydı acaba yaşamınız nasıl seyrederdi?  <br />
 <br />
Sadece reddedileme korkusundan bile nice aşkları nice işleri sırf inisiyatif alamadığımız için kaybettiğimizi düşünürsek zararın boyutları bir derece olsun anlayabiliriz.<br />
 <br />
NLP otomatik davranışlarımızla yarattığımız olumsuz yaşam deneyimleri otomatik tepkilerle tekrarlama kısır döngüsüne son vermemizi sağlar bu otomatik davranışların en zarar verici olanları çeşitli fobilerimiz ve obsesif davranışlarımız <br />
 <br />
İnsanlar alkol ,sigara gibi bağımlılıktan temizlik hastalığı panik atak gibi hayatı zindana çeviren sorunlardan kurtulmak için uzun süreli tedaviler görüyor<br />
<br />
Gibi kullanıldıkları ilaçların bağımlısı oluyor NLP yöntemleri ile böylesine devasa sorunlar 10-30 dakika gibi kısa sürelerde çözümlenebiliyor. İnanılması zor ama gerçek.Bu kitapta yıllarca sorunların ile ilgili tedavi gördükleri halde sorunları yenememis ve çaresizliğin umutsuzluğu batağına saplanmış kişilerin son umutla aldıkları NLP eğitimi sonucunda yaşadıkları değişimin  öykülerinden bazılarına tanık olacaksınız.<br />
  <br />
NİL GÜN - NLP UZMANI]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NLP Nedir, Ne İşe Yarar, Faydaları Nelerdir ?<br />
<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NLP NEDİR?</span><br />
 <br />
Her insan içinde var olan potansiyeli, yetenekleri gücü kullanabilme şansına erişmek ister en azından erişmek istediğini söyler parmağını oynatmak için çaba gösterse de  Kişinin NLP denilen büyülü yöntemi öğrenmesi ve uygulaması ise yaşamını şans ve tesadüflerle bırakmak yerine kendi istediği biçimde yaratma ve inşa etmeyi seçmesi yani kendi yaşamının sorumluluğu üslenmesi anlamına gelir.<br />
 <br />
Neuro-linguistik programming sözcüklerinin baş harfleriyle anılan NLP’yi duyu-dil programlaması olarak çevrilmesi.<br />
<br />
[video=youtube]https://www.youtube.com/watch?v=  0tOhgDRJ5nA [/video]<br />
<br />
NLP hem bilimdir, hem sanattır.<br />
 <br />
NLP bilimdir. Bilim nesnel deneyimlerin sistematik doğasını inceler NLP öznel deneyimlerin doğasını inceler Her birimiz özgün bireyler olsak da iç dünyamızda olup bitenleri dış dünyamıza yansımaları farklı farklı olsa da içsel oluşumunu basamakları harika bir sistemin işleyişiyle gerçekleşir tıpkı hiçbirimizin diğeriyle tıpa tıp aynı olmamasına rağmen hepimizin anne rahmine düştüğümüzden itibaren, doğana kadar aynı oluşum sürecinden geçmemiz gibi.<br />
 <br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/NLP-nedir-faydalari-pdf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: NLP-nedir-faydalari-pdf.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
NLP sanattır. Sanat insanın yeteneklerini ve yaratıcılığını kullanarak iç dünyasını renkleri, müziğini duygularını en estetik bir sunuşla ifade etmek ve başkalarına aktarabilme gücüdür NLP insanın ’kendisinin en iyi versiyonu olabilme ’sanatıdır içsel ve dışsal başarının uyumlu ve dengeli bir biçimde ifade bulduğu bir yaşam sanatıdır <br />
<br />
Düşünce duygu ve davranışlarımız birlikte çalışarak yaşam deneyimlerimizi yaratır .Çoğu zaman bu deneyimleri bilinçsizce yaratırız robotlaşan düşünceler, dondurulmuş ya da bastırılmış duygular ve otomatik davranışlarla yaratılan yaşam deneyimleri doğal olarak bilinçsizce olur. Durmuş saatin bile günde iki kez doğruyu gösterdiğini düşünürsek bilinçsizce sürülen bir yaşamda arada bir şans ya da tesadüf dediğimiz ’doğrular’ yüzümüzü güldürür Geri kalan zamanlarda hayatın bizim istediğimiz şekilde seyretmemesinin nedeni şanssızlık talihsizlik ya da kader olarak açıklamaya eğilimliyiz.<br />
 <br />
Biyoloji,dil bilimive bilgi temeline dayalı kendine özgü kumarları olan beyin/zihin faaliyeti bilimi ve bilinçli deneyim yaratma sanatı olan NLP yaşamınızdaki ’şanslı’ anları tesadüf olamayacak kadar sıklıkta yaratmamızı sağlar .<br />
<br />
<br />
 <br />
NLP robotlaşan düşüncelere esneklik getirir .Bir fırtına esnek bir cisimmi katı bir cisimmi daha çabuk kırılır Bir ağaç rüzgarın yönüne doğru eğilerek gösterdiği uyum ve esneklik sonucu fırtına dindikten sonra yine dimdik ayakta kalır Ya binaların camlarına ne olur?<br />
 <br />
NLP dondurulmuş ya da bastırılmış duygulara alışkanlık kazandırır .Böylece içimizdeki kaskatı bir halde durup bize zarar veren veren duyguları akıtarak yerini bize haz veren duygularla doldurabiliriz Örneğim;değişik korkularımızın bizi tıkadığı adım atmamızı engellediği anlar olmasaydı acaba yaşamınız nasıl seyrederdi?  <br />
 <br />
Sadece reddedileme korkusundan bile nice aşkları nice işleri sırf inisiyatif alamadığımız için kaybettiğimizi düşünürsek zararın boyutları bir derece olsun anlayabiliriz.<br />
 <br />
NLP otomatik davranışlarımızla yarattığımız olumsuz yaşam deneyimleri otomatik tepkilerle tekrarlama kısır döngüsüne son vermemizi sağlar bu otomatik davranışların en zarar verici olanları çeşitli fobilerimiz ve obsesif davranışlarımız <br />
 <br />
İnsanlar alkol ,sigara gibi bağımlılıktan temizlik hastalığı panik atak gibi hayatı zindana çeviren sorunlardan kurtulmak için uzun süreli tedaviler görüyor<br />
<br />
Gibi kullanıldıkları ilaçların bağımlısı oluyor NLP yöntemleri ile böylesine devasa sorunlar 10-30 dakika gibi kısa sürelerde çözümlenebiliyor. İnanılması zor ama gerçek.Bu kitapta yıllarca sorunların ile ilgili tedavi gördükleri halde sorunları yenememis ve çaresizliğin umutsuzluğu batağına saplanmış kişilerin son umutla aldıkları NLP eğitimi sonucunda yaşadıkları değişimin  öykülerinden bazılarına tanık olacaksınız.<br />
  <br />
NİL GÜN - NLP UZMANI]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>