<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Hukuk]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:24:26 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Vergi tekniği raporlari ve tebligat]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-vergi-teknigi-raporlari-ve-tebligat.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Mar 2016 10:03:01 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-vergi-teknigi-raporlari-ve-tebligat.html</guid>
			<description><![CDATA[)     İhbarnamenin tarha yetkili bir makam tarafından tanzim edilmemiş olması ,İhbarnameyi geçersiz kılar.[8]<br />
<br />
Nitekim, Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen bir kararda davacının savunma hakkının engellendiği tartışmasız olduğu gibi kendisine ait bilgilerin verilmemesi VUK md. 5 kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, vergi tekniği raporu tebliğ edilmeksizin sadece ihbarname ile vergi inceleme raporu tebliğ edilmek suretiyle davacıya bildirilen tarhiyatın kaldırılması gerekmektedir.[9]<br />
<br />
Sonuç olarak, ihbarnameler ve ekleri yasanın aradığı koşulları içermediği takdirde ihbarname kapsamındaki tarhiyat adil yargılama hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği prensipleri, vergi mahremiyeti, hukuka aykırılıklar, vs konularda somut olarak hukuka aykırılıklar teşkil edeceğinden dolayı tarhiyat başından sonuna kadar kanuna uygun bir tarhiyat sayılamaz.<br />
<br />
Hukikihaber]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[)     İhbarnamenin tarha yetkili bir makam tarafından tanzim edilmemiş olması ,İhbarnameyi geçersiz kılar.[8]<br />
<br />
Nitekim, Danıştay 4. Dairesi tarafından verilen bir kararda davacının savunma hakkının engellendiği tartışmasız olduğu gibi kendisine ait bilgilerin verilmemesi VUK md. 5 kapsamında değerlendirilmeyeceğinden, vergi tekniği raporu tebliğ edilmeksizin sadece ihbarname ile vergi inceleme raporu tebliğ edilmek suretiyle davacıya bildirilen tarhiyatın kaldırılması gerekmektedir.[9]<br />
<br />
Sonuç olarak, ihbarnameler ve ekleri yasanın aradığı koşulları içermediği takdirde ihbarname kapsamındaki tarhiyat adil yargılama hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği prensipleri, vergi mahremiyeti, hukuka aykırılıklar, vs konularda somut olarak hukuka aykırılıklar teşkil edeceğinden dolayı tarhiyat başından sonuna kadar kanuna uygun bir tarhiyat sayılamaz.<br />
<br />
Hukikihaber]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Halkimizin herzaman bilmesi gereken  önnemler....]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-halkimizin-herzaman-bilmesi-gereken-onnemler.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 21:06:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-halkimizin-herzaman-bilmesi-gereken-onnemler.html</guid>
			<description><![CDATA[Seferberlik veya Savaş Halinde Halkın Önceden Alacağı Tedbirler ve Yapacağı İşler         <br />
           <br />
 <br />
    Bir seferberlik halinde halkın alacağı birçok önlem vardır. Böyle  bir durum meydana geldiğinde resmi kanallardan, televizyon ve radyodan  halka bilgiler verileceğinden radyo ve televizyon yayınlarını izleyiniz.  Resmi  görevlilerinin emirlerine uyunuz. Söylentilere ve diğer  haberlere inanmayınız. Paniklemeden sakin bir şekilde işlerinize devam  ederken aşağıdaki tedbirleri de alınız.  <br />
      <br />
    1. Bulunduğunuz binada evvelce hazırlanmış bir sığınak yeri yoksa <br />
      <br />
    a) Klasik ve Nükleer bir saldırı halinde bodrum veya zemin katında  dışarıya bakan penceresi en az, tavanı ve duvarı en sağlam bir yer  sığınak olarak, <br />
    b) Kimyasal gaz tehlikesi durumunda ise binaların iç kısmında  mümkünse üst katlarda penceresi az ve korunmaya elverişli bir yer  sığınma yeri olarak hazırlanmalıdır. <br />
      <br />
      <br />
    Bu gibi yerler, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinden temin edilebilecek bilgi ve broşürlere göre hazırlanabilir.  <br />
      <br />
    Yiyecek, içecek, aydınlatma, ilkyardım, kurtarma vb. madde ve  malzeme sığınak ve sığınma yerinde önceden hazır bulundurulmalıdır.  <br />
      <br />
    2. Binanın çatısında veya etrafında odun, kömür, kağıt, kuru ot,  kırpıntı, eski eşya gibi yanıcı madde varsa bunlar binadan  uzaklaştırılıp, yangın tehlikesi olmayacak yerlere kaldırılmalıdır.  Bulunduğunuz binada, binanın çatısında veya etrafındaki gaz, benzin gibi  yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı maddeler binaların uzağında emniyetli  bir yerde muhafaza edilmelidir.  <br />
      <br />
    3. Evlerinizde bir ila iki günlük yedek yiyecek (mümkünse konserve  şeklinde) içecek maddeleri ve bunları alabilecek kapalı kaplar  bulundurulmalıdır. <br />
      <br />
      <br />
    4. Böyle zamanlarda, çarşı ve sokaklarda, oyun ve eğlence yerlerinde fazla gezilmemeli, kalabalık gruplar oluşturulmamalıdır. <br />
      <br />
    5. Bir hava ve terör saldırısı ihtimali görülürse şehirdeki  sirenlerle devamlı üç dakika süre ile düz siren sesi verilmek suretiyle  size ikaz <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazsari.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(SARI İKAZ) </span></a>haberi duyurulacaktır.  <br />
      <br />
    Bu işareti duyunca;  <br />
    Bina içindeki gaz, elektrik ve su ana anahtarları kapatılmalı,  yanan soba, ocak gibi şeyler söndürülmeli, kapı ve pencereler örtülmeli,  perdeleri çekilmeli, ilkyardım çantası (ilkyardım çantası yoksa gazlı  bez, steril pansuman, hazır pansuman, flaster, lüzumlu ilaç gibi  ilkyardım malzemesi), radyo, aydınlatma gereçleri, portatif ocak,  mevsime göre palto, manto, pardösü ve diğer giyecek gibi eşyalarla  tabak, bardak, çatal, kaşık, içme ve kullanma için gerekli su ve diğer  ihtiyaçlar sığınakta hazır bulundurulmalıdır. Bu hazırlıklar 15 gün  sığınakta kalacağınız varsayılarak yapılmalıdır. Dışarıda  bulunuyorsanız, ikaz haberini duyunca en kısa zamanda sığınabileceğiniz  bir sığınak veya sağlam bir bodrum, duvar dibi veya bir çukura  yaklaşılmalıdır. Şayet mümkünse ev veya işyerinize gitmelisiniz.  <br />
      <br />
      <br />
    6. Bir düşman saldırısı halinde, şehirdeki sirenlerle üç dakika yükselip alçalan dalgalı seslerle alarm <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazkirmizi.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(KIRMIZI İKAZ)</span></a> verilecektir.  <br />
      <br />
    Bu işareti duyunca;  <br />
    Yukarıda sayılan ikaz sırasında alınacak tedbirlerden eksik  kalanlar tamamlanmalı, eksik olan malzeme varsa onları da yanınıza  alarak hemen sığınak yerine gitmelisiniz. Tehlike geçti ikazı  verilinceye kadar sakin bir şekilde burada kalacağınızı unutmamalısınız. <br />
      <br />
      <br />
    7. Radyoaktif serpinti veya kimyasal saldırı tehlikesi başlamak  üzere ise, radyo-TV veya yetkililerden yapılacak açıklamalara göre üç  dakika süre ile <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazra.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kesik kesik siren sesi </span></a>ile  alarm verilecektir. Bu alarmda da hemen yukarıda olduğu gibi gereken  malzeme ve yiyecek maddeleri ile birlikte sığınma yerlerine gidilmesi  gerekmektedir. Bu nedenle yapılacak ikazlara hazırlıklı bulununuz. <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu işareti duyunca;</span> <br />
      <br />
    a) Önceden hazırlanan sığınak veya sığınma yerine gidiniz. <br />
    b) Şayet önceden hazırlanmış sığınak veya sığınma yeriniz yoksa  bulunduğunuz konut veya işyerinin iç kısımlarında penceresi az ve  korunmaya elverişli bir bölümü belirleyerek içeriye gaz sızmasını  önlemek için kapı ve pencere gibi yerlerin çevresi ve aralıklarını bant,  macun veya çamaşır suyuna batırılmış bezlerle kapatarak sığınma yeri  haline getiriniz. <br />
      <br />
    c) Ağız ve burnunuzu, arasına ıslak pamuk konulmuş bezle maskeleyiniz.  <br />
    d) İlkyardım malzemeleri, depolanmış su ve temiz bezleri alarak  sığınak veya sığınma yerinde tehlike geçti haberi verilinceye kadar  bekleyiniz.  <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dışarıda bulunuyorsanız; </span> <br />
      <br />
    En yakın kapalı yere girmelisiniz, ancak kapalı yere girmeden önce,  elbiselerinize gaz veya partikül bulaşmış olabileceğinden  elbiselerinizi yıkamalı veya değiştirmeli, mümkünse naylon torbaya  koymalısınız. Cildinizi de bol suyla yıkamalısınız. Su yoksa temiz bir  bezle bulaşan yeri sürtmeden emdirerek temizleyiniz.  <br />
<br />
      <br />
    Kimyasal gaza maruz kalmış kişide nefes alma zorluğu, baş dönmesi,  kusma, kızarıklık ve gözlerde yanma, şişme görüldüğünde; yine bol su ile  bu bölgeler yıkanmalıdır. Kişi sıcak tutulmalı, fazla hareket  ettirilmemelidir. Mümkünse en yakın tedavi merkezine ulaştırmaya  çalışılmalıdır.  <br />
    Kimyasal gaz ile kirlenmiş ve kullanılması zorunlu olan araç ve  gereçlerinizi deterjanlı su veya çamaşır suyu ile temizleyerek  gerekiyorsa kullanabilirsiniz.  <br />
      <br />
    8. Sığınaklarda ve sığınma yerlerinde radyonuzu açmak suretiyle  verilecek bilgi ve talimatlar dinlenilerek yapılan uyarılara titizlikle  riayet edilmelidir. <br />
      <br />
    9. Habersiz ani bir saldırı da olabilir:  <br />
      <br />
    a. Uçak gürültüleri ve patlama sesleri klasik silahlarla yapılan  bir taarruzun belirtisidir. Böyle bir durumda; Bina içerisinde iseniz  evinizde bir sığınağınız varsa sığınağa veya bodrum katına inmeli, şayet  sığınak ve bodrum katınız yoksa ve patlamaların da çok yakında olduğu  hissediliyorsa binanın iç kısımlarında, duvar diplerine veya sağlam  masa, sıra, tezgâh, yatak gibi sizi koruyabilecek eşya ve yerlerin  yanına paralel olarak uzanmalı,  başınızı kollarınızla korumalısınız.  <br />
      <br />
    b. Herhangi bir ikaz haberi verilmeden göz kamaştırıcı kuvvetli bir  ışık, yakıcı bir sıcaklık, çok şiddetli ve sarsıcı bir patlama sesinin  duyulması bir nükleer taarruz belirtisidir. Böyle bir durumda:  <br />
      <br />
      <br />
    Bina içerisinde iseniz hemen ve mümkünse patlama sesinin geldiği  tarafta iç kısımlardaki duvar diplerine veya sağlam masa, sıra, tezgah,  yatak gibi sizi koruyabilecek eşya ve yerlerin yanına paralel olarak  uzanmalı,  yüzünüzü kollarınızla kapatmalısınız, diğer açık yerlerinizi  mümkünse örtünüz, yıkma dalgası geçtikten sonra varsa daha emniyetli bir  yere sığınmalı ve tehlike geçti işaretine kadar beklemelisiniz. <br />
      <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dışarıda açık bir yerde bulunuyorsanız</span> hemen yere  veya varsa yanınızdaki sağlam bir duvar dibi, çukur veya menfez gibi bir  yere yüzükoyun yatarak, ensenizi yakanızla kapatmalısınız. Yıkma  dalgası geçtikten sonra varsa yakındaki kapalı bir yere girmeli ve  tehlike geçti işaretine kadar beklemelisiniz.  <br />
      <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taşıt aracında iseniz </span>dışarı çıkıp yere yatmalı ve mümkün olduğu kadar saklanmalısınız. Yüzünüzü ve açık yerlerinizi örtmelisiniz.  <br />
      <br />
    Radyasyon tehlikesi bir kaç gün devam edebilir. Bu müddet zarfında  sizlerin sığınakta kalması, hayvanlarınızın ahırlarda bulunması  gerekecektir. Onun için kendinizin ve hayvanlarınızın bir haftalık  yiyecek ve içeceğini tedarik ederek kapalı kaplarda muhafaza ediniz.  <br />
      <br />
    Seferberlik veya savaş halinde yetkililerce, şehirlerimizde  ışıkların karartılması istenilebilir. Bu isteğe karşı önceden, içerde  yanan ışıklarınızın dışarıya sızmaması için pencereleri örtecek siyah  perde, koyu renk mukavva, karton, battaniye, kilim gibi malzemeyi hazır  bulundurunuz. Şehrimizde karartma uygulamasının ihmal edilmesi açık  hedef olmaya sebep olacaktır.  <br />
      <br />
    12. Tehlike geçti işareti, radyo, hoparlör, megafon, GSM mesajları  gibi yayınlarla duyurulacaktır. Bu haberi duyunca sığındığınız yerden  çıkarak normal yaşamınıza dönünüz, yardıma muhtaç olanlar varsa yardım  ediniz. <br />
      <br />
    13. Yukarıda belirtilen tedbirleri alırken Afet ve Acil Durum  Yönetimi Başkanlığı veya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerince barıştan  itibaren hazırlanan Sivil Savunma afiş, broşür ve yayınlarından ihtiyaç  duyduğunuz bilgileri öğrenebilirsiniz. <br />
      ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Seferberlik veya Savaş Halinde Halkın Önceden Alacağı Tedbirler ve Yapacağı İşler         <br />
           <br />
 <br />
    Bir seferberlik halinde halkın alacağı birçok önlem vardır. Böyle  bir durum meydana geldiğinde resmi kanallardan, televizyon ve radyodan  halka bilgiler verileceğinden radyo ve televizyon yayınlarını izleyiniz.  Resmi  görevlilerinin emirlerine uyunuz. Söylentilere ve diğer  haberlere inanmayınız. Paniklemeden sakin bir şekilde işlerinize devam  ederken aşağıdaki tedbirleri de alınız.  <br />
      <br />
    1. Bulunduğunuz binada evvelce hazırlanmış bir sığınak yeri yoksa <br />
      <br />
    a) Klasik ve Nükleer bir saldırı halinde bodrum veya zemin katında  dışarıya bakan penceresi en az, tavanı ve duvarı en sağlam bir yer  sığınak olarak, <br />
    b) Kimyasal gaz tehlikesi durumunda ise binaların iç kısmında  mümkünse üst katlarda penceresi az ve korunmaya elverişli bir yer  sığınma yeri olarak hazırlanmalıdır. <br />
      <br />
      <br />
    Bu gibi yerler, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinden temin edilebilecek bilgi ve broşürlere göre hazırlanabilir.  <br />
      <br />
    Yiyecek, içecek, aydınlatma, ilkyardım, kurtarma vb. madde ve  malzeme sığınak ve sığınma yerinde önceden hazır bulundurulmalıdır.  <br />
      <br />
    2. Binanın çatısında veya etrafında odun, kömür, kağıt, kuru ot,  kırpıntı, eski eşya gibi yanıcı madde varsa bunlar binadan  uzaklaştırılıp, yangın tehlikesi olmayacak yerlere kaldırılmalıdır.  Bulunduğunuz binada, binanın çatısında veya etrafındaki gaz, benzin gibi  yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı maddeler binaların uzağında emniyetli  bir yerde muhafaza edilmelidir.  <br />
      <br />
    3. Evlerinizde bir ila iki günlük yedek yiyecek (mümkünse konserve  şeklinde) içecek maddeleri ve bunları alabilecek kapalı kaplar  bulundurulmalıdır. <br />
      <br />
      <br />
    4. Böyle zamanlarda, çarşı ve sokaklarda, oyun ve eğlence yerlerinde fazla gezilmemeli, kalabalık gruplar oluşturulmamalıdır. <br />
      <br />
    5. Bir hava ve terör saldırısı ihtimali görülürse şehirdeki  sirenlerle devamlı üç dakika süre ile düz siren sesi verilmek suretiyle  size ikaz <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazsari.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(SARI İKAZ) </span></a>haberi duyurulacaktır.  <br />
      <br />
    Bu işareti duyunca;  <br />
    Bina içindeki gaz, elektrik ve su ana anahtarları kapatılmalı,  yanan soba, ocak gibi şeyler söndürülmeli, kapı ve pencereler örtülmeli,  perdeleri çekilmeli, ilkyardım çantası (ilkyardım çantası yoksa gazlı  bez, steril pansuman, hazır pansuman, flaster, lüzumlu ilaç gibi  ilkyardım malzemesi), radyo, aydınlatma gereçleri, portatif ocak,  mevsime göre palto, manto, pardösü ve diğer giyecek gibi eşyalarla  tabak, bardak, çatal, kaşık, içme ve kullanma için gerekli su ve diğer  ihtiyaçlar sığınakta hazır bulundurulmalıdır. Bu hazırlıklar 15 gün  sığınakta kalacağınız varsayılarak yapılmalıdır. Dışarıda  bulunuyorsanız, ikaz haberini duyunca en kısa zamanda sığınabileceğiniz  bir sığınak veya sağlam bir bodrum, duvar dibi veya bir çukura  yaklaşılmalıdır. Şayet mümkünse ev veya işyerinize gitmelisiniz.  <br />
      <br />
      <br />
    6. Bir düşman saldırısı halinde, şehirdeki sirenlerle üç dakika yükselip alçalan dalgalı seslerle alarm <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazkirmizi.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(KIRMIZI İKAZ)</span></a> verilecektir.  <br />
      <br />
    Bu işareti duyunca;  <br />
    Yukarıda sayılan ikaz sırasında alınacak tedbirlerden eksik  kalanlar tamamlanmalı, eksik olan malzeme varsa onları da yanınıza  alarak hemen sığınak yerine gitmelisiniz. Tehlike geçti ikazı  verilinceye kadar sakin bir şekilde burada kalacağınızı unutmamalısınız. <br />
      <br />
      <br />
    7. Radyoaktif serpinti veya kimyasal saldırı tehlikesi başlamak  üzere ise, radyo-TV veya yetkililerden yapılacak açıklamalara göre üç  dakika süre ile <a href="https://www.afad.gov.tr/UserFiles/File/Svl_Svn/ikazra.mp3" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kesik kesik siren sesi </span></a>ile  alarm verilecektir. Bu alarmda da hemen yukarıda olduğu gibi gereken  malzeme ve yiyecek maddeleri ile birlikte sığınma yerlerine gidilmesi  gerekmektedir. Bu nedenle yapılacak ikazlara hazırlıklı bulununuz. <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu işareti duyunca;</span> <br />
      <br />
    a) Önceden hazırlanan sığınak veya sığınma yerine gidiniz. <br />
    b) Şayet önceden hazırlanmış sığınak veya sığınma yeriniz yoksa  bulunduğunuz konut veya işyerinin iç kısımlarında penceresi az ve  korunmaya elverişli bir bölümü belirleyerek içeriye gaz sızmasını  önlemek için kapı ve pencere gibi yerlerin çevresi ve aralıklarını bant,  macun veya çamaşır suyuna batırılmış bezlerle kapatarak sığınma yeri  haline getiriniz. <br />
      <br />
    c) Ağız ve burnunuzu, arasına ıslak pamuk konulmuş bezle maskeleyiniz.  <br />
    d) İlkyardım malzemeleri, depolanmış su ve temiz bezleri alarak  sığınak veya sığınma yerinde tehlike geçti haberi verilinceye kadar  bekleyiniz.  <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dışarıda bulunuyorsanız; </span> <br />
      <br />
    En yakın kapalı yere girmelisiniz, ancak kapalı yere girmeden önce,  elbiselerinize gaz veya partikül bulaşmış olabileceğinden  elbiselerinizi yıkamalı veya değiştirmeli, mümkünse naylon torbaya  koymalısınız. Cildinizi de bol suyla yıkamalısınız. Su yoksa temiz bir  bezle bulaşan yeri sürtmeden emdirerek temizleyiniz.  <br />
<br />
      <br />
    Kimyasal gaza maruz kalmış kişide nefes alma zorluğu, baş dönmesi,  kusma, kızarıklık ve gözlerde yanma, şişme görüldüğünde; yine bol su ile  bu bölgeler yıkanmalıdır. Kişi sıcak tutulmalı, fazla hareket  ettirilmemelidir. Mümkünse en yakın tedavi merkezine ulaştırmaya  çalışılmalıdır.  <br />
    Kimyasal gaz ile kirlenmiş ve kullanılması zorunlu olan araç ve  gereçlerinizi deterjanlı su veya çamaşır suyu ile temizleyerek  gerekiyorsa kullanabilirsiniz.  <br />
      <br />
    8. Sığınaklarda ve sığınma yerlerinde radyonuzu açmak suretiyle  verilecek bilgi ve talimatlar dinlenilerek yapılan uyarılara titizlikle  riayet edilmelidir. <br />
      <br />
    9. Habersiz ani bir saldırı da olabilir:  <br />
      <br />
    a. Uçak gürültüleri ve patlama sesleri klasik silahlarla yapılan  bir taarruzun belirtisidir. Böyle bir durumda; Bina içerisinde iseniz  evinizde bir sığınağınız varsa sığınağa veya bodrum katına inmeli, şayet  sığınak ve bodrum katınız yoksa ve patlamaların da çok yakında olduğu  hissediliyorsa binanın iç kısımlarında, duvar diplerine veya sağlam  masa, sıra, tezgâh, yatak gibi sizi koruyabilecek eşya ve yerlerin  yanına paralel olarak uzanmalı,  başınızı kollarınızla korumalısınız.  <br />
      <br />
    b. Herhangi bir ikaz haberi verilmeden göz kamaştırıcı kuvvetli bir  ışık, yakıcı bir sıcaklık, çok şiddetli ve sarsıcı bir patlama sesinin  duyulması bir nükleer taarruz belirtisidir. Böyle bir durumda:  <br />
      <br />
      <br />
    Bina içerisinde iseniz hemen ve mümkünse patlama sesinin geldiği  tarafta iç kısımlardaki duvar diplerine veya sağlam masa, sıra, tezgah,  yatak gibi sizi koruyabilecek eşya ve yerlerin yanına paralel olarak  uzanmalı,  yüzünüzü kollarınızla kapatmalısınız, diğer açık yerlerinizi  mümkünse örtünüz, yıkma dalgası geçtikten sonra varsa daha emniyetli bir  yere sığınmalı ve tehlike geçti işaretine kadar beklemelisiniz. <br />
      <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dışarıda açık bir yerde bulunuyorsanız</span> hemen yere  veya varsa yanınızdaki sağlam bir duvar dibi, çukur veya menfez gibi bir  yere yüzükoyun yatarak, ensenizi yakanızla kapatmalısınız. Yıkma  dalgası geçtikten sonra varsa yakındaki kapalı bir yere girmeli ve  tehlike geçti işaretine kadar beklemelisiniz.  <br />
      <br />
      <br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Taşıt aracında iseniz </span>dışarı çıkıp yere yatmalı ve mümkün olduğu kadar saklanmalısınız. Yüzünüzü ve açık yerlerinizi örtmelisiniz.  <br />
      <br />
    Radyasyon tehlikesi bir kaç gün devam edebilir. Bu müddet zarfında  sizlerin sığınakta kalması, hayvanlarınızın ahırlarda bulunması  gerekecektir. Onun için kendinizin ve hayvanlarınızın bir haftalık  yiyecek ve içeceğini tedarik ederek kapalı kaplarda muhafaza ediniz.  <br />
      <br />
    Seferberlik veya savaş halinde yetkililerce, şehirlerimizde  ışıkların karartılması istenilebilir. Bu isteğe karşı önceden, içerde  yanan ışıklarınızın dışarıya sızmaması için pencereleri örtecek siyah  perde, koyu renk mukavva, karton, battaniye, kilim gibi malzemeyi hazır  bulundurunuz. Şehrimizde karartma uygulamasının ihmal edilmesi açık  hedef olmaya sebep olacaktır.  <br />
      <br />
    12. Tehlike geçti işareti, radyo, hoparlör, megafon, GSM mesajları  gibi yayınlarla duyurulacaktır. Bu haberi duyunca sığındığınız yerden  çıkarak normal yaşamınıza dönünüz, yardıma muhtaç olanlar varsa yardım  ediniz. <br />
      <br />
    13. Yukarıda belirtilen tedbirleri alırken Afet ve Acil Durum  Yönetimi Başkanlığı veya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerince barıştan  itibaren hazırlanan Sivil Savunma afiş, broşür ve yayınlarından ihtiyaç  duyduğunuz bilgileri öğrenebilirsiniz. <br />
      ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seferberlik ve savaş hali tüzüğü ..]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-seferberlik-ve-savas-hali-tuzugu.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2016 20:52:23 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-seferberlik-ve-savas-hali-tuzugu.html</guid>
			<description><![CDATA[[TABLE="class: MsoTableGrid, width: 439"]<br />
<br />
[TD="width: 197"] 2 Haziran 2007 CUMARTESİ  <br />
<br />
[TD="width: 197"]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[COLOR=#660066]Resmi     Gazete </span> </div>
</div>
<br />
[TD="width: 197"]<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><div style="text-align: right;" class="mycode_align"> Sayı : 26540  </div>
</div>
<br />
<br />
<br />
[TD="width: 592, colspan: 3"]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜZÜK  </span> </div>
</div>
<br />
<br />
<br />
[TD="width: 592, colspan: 3"] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Karar     Sayısı : 2007/12105</span></span> <br />
              Ekli ’Seferberlik ve Savaş Hali     Tüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Tüzük’ün yürürlüğe konulması, 2941     sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanununun 19 uncu maddesine göre, Bakanlar     Kurulu’nca 11/5/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır.                                                                                                                                                     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahmet Necdet SEZER</span>                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI   Recep Tayyip ERDOĞAN               Başbakan               A.     GÜL                                        A.     ŞENER                             M.     A. ŞAHİN                  B. ATALAY   Dışişleri     Bak. ve Başb. Yrd.          Devlet Bak. ve Başb. Yrd.        Devlet Bak. ve Başb.     Yrd.        Devlet Bakanı         A.     BABACAN                                  M.AYDIN                            N. ÇUBUKÇU                K. TÜZMEN          Devlet     Bakanı                                 Devlet     Bakanı                           Devlet     Bakanı                  Devlet Bakanı           F.     KASIRGA                                M.     V.GÖNÜL                            O.     GÜNEŞ                  K. UNAKITAN          Adalet     Bakanı                           Milli     Savunma Bakanı                    İçişleri     Bakanı                 Maliye Bakanı             H.     ÇELİK                                     F.     N. ÖZAK                             R.AKDAĞ                     İ. YILMAZ      Milli     Eğitim Bakanı                  Bayındırlık     ve İskan Bakanı                Sağlık     Bakanı                Ulaştırma Bakanı                             M.     M. EKER                                M.     BAŞESGİOĞLU                         A.     COŞKUN                   Tarım ve Köyişleri Bakanı               Çalışma     ve Sos. Güv. Bakanı          Sanayi ve Ticaret Bakanı                             M.H.GÜLER                                          A.     KOÇ                                       O.     PEPE              Enerji ve Tabii     Kaynaklar Bakanı             Kültür ve     Turizm Bakanı             Çevre ve     Orman Bakanı <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align">
 </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SEFERBERLİK     VE SAVAŞ HALİ TÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK </span><br />
 </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAPILMASINA     DAİR TÜZÜK</span> </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
 </div>
</div>
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     1 Â </span>24/5/1990 tarihli ve 90/500     sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Seferberlik ve Savaş     Hali Tüzüğünün 2 nci maddesinin birinci fıkrasının     (O) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. <br />
<br />
<br />
               "O) Özel çağrı, Türk     Silâhlı Kuvvetlerinin bu maksatla belirlenen nitelikli birlik ve     kurumlarının tamamının veya bir kısmının, gerginlik ve buhran dönemlerinde     seferi teşkilât ve kadro seviyesine çıkarılması ve harekât süresince bu     seviyeyi korumaları için gerekli personel ve lojistik desteği sağlamak     üzere gizli veya açık olarak yapılacak çağrı," <br />
<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     2 Â</span> Aynı Tüzüğün 10 uncu maddesine     aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.                "Açık duyurularda Türkiye     Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son duyurunun     tarih ve saati, yükümlülerin çağrılması için yapılan ilanın tarih ve     saatidir. Bu duyuru yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.<br />
               Gizli duyurularda tebligatın     yükümlüye veya ailesine tebliğ edileceği adreste kimse bulunamadığı veya     tebellüğden imtina edildiği durumlarda tebligatın ilgili kamu görevlilerine     yapıldığını gösteren ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih ve saat,     yükümlülerin çağrılması için yapılan ilanın tarih ve saatidir.               Sefer görev emri verilmiş     yükümlülerden yabancı memleketlerde bulunanların çağrılması için yapılan     ilanın tarih ve saati, çağrılmaları için elçilik veya konsolosluklarca     gazeteler vasıtasıyla yapılacak ilanın yayınlanmasını takip eden günün ilk     saatidir. Bu duyuru yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.<br />
               Yukarıda belirtilen esaslar     özel çağrı uygulamasında da geçerlidir." <br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     3 Â</span> Aynı Tüzüğün 44 üncü maddesi     aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "MADDE     44 Â</span> Barış döneminde alınan milli     müdafaa mükellefiyeti kararlarının uygulanmasına Bakanlar Kurulu kararının     ilanıyla, seferberlik ve savaş hallerinde alınan mükellefiyet kararlarının     uygulanmasına kararın tebliğinden sonra başlanır."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
MADDE     4 Â</span> Aynı Tüzüğün 47 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                    2918 sayılı Karayolları Trafik     Kanununa tabi olan araçlardan arazi vitesi olmayan otomobiller, zirai     traktörler ve motorlu bisikletler dışındaki araçların kayıtları, trafik     tescil şube veya bürolarınca kayda alındıktan sonra araca ait bilgiler,     Emniyet Genel Müdürlüğü kanalıyla, manyetik ortamda, her ayın ilk     haftasında, toplu olarak Milli Savunma Bakanlığına gönderilir. Milli     Savunma Bakanlığınca, Silâhlı Kuvvetler ihtiyacına elverişli olanlara sefer     görev emri düzenlenir. Sefer görevi verilmeyen araçlardan gerekli     görülenlere mülki idare amirlerince sivil savunma ve diğer kamu hizmetleri     için görev verilebilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     5 Â</span> Aynı Tüzüğün 48 inci     maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Ticaret odaları, sanayi     odaları veya ticaret ve sanayi odaları, kaynak defterlerine göre     düzenledikleri iş makineleri sicil fişlerini ve bunlardaki değişiklikleri,     her ayın ilk üç günü içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderirler.<br />
<br />
"<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     6 Â</span> Aynı Tüzüğün 49 uncu     maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Liman başkanlıklarında     kayıtlı bulunan deniz taşıt araçlarının sicil fişleri Denizcilik     Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce tutulan hava taşıt     araçlarının sicil fişleri Ulaştırma Bakanlığı tarafından Milli Savunma     Bakanlığına gönderilir."<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     7 Â</span> Aynı Tüzüğün 50 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. <br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "MADDE     50 Â</span> Milli Müdafaa Mükellefiyeti     Kanununa göre il ve ilçelerde trafiğe kayıtlı kara taşıt araçları trafik     tescil şube müdürlüğü ve bürolarınca, iş makineleri ticaret odaları, sanayi     odaları veya ticaret ve sanayi odalarınca, deniz taşıt araçları liman     başkanlıklarınca, hava taşıt araçları Ulaştırma Bakanlığınca sayımları     yapılarak her yıl Ekim ayında üç nüsha olarak hazırlanacak sayım listelerinin     bir sureti Milli Savunma Bakanlığına, bir sureti il sivil savunma     müdürlüklerine gönderilir, bir nüshası kendilerinde alıkonulur.<br />
<br />
"  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     8 Â</span> Aynı Tüzüğün 53 üncü     maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Tebliğ edilen sefer görev     emrinin bir nüshası, devamlı olarak araçta bulundurulmak üzere araç     sahibine verilir. Bir nüshası il sivil savunma müdürlüğünce dosyasında     saklanır. Diğer iki nüshası da Milli Savunma Bakanlığına gönderilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
MADDE     9 Â</span> Aynı Tüzüğün 54 üncü maddesinin     birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Araçların getirilmesi ile     ilgili duyuru işlemleri, gizli veya açık olarak yapılabilir." <br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     10 Â</span> Aynı Tüzüğün 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Arazi vitesi olmayan     otomobiller, zirai traktörler ve motorlu bisikletler dışındaki her cins     aracın fenni muayeneleri yapılırken, aracın sefer görev emri belgelerinin     kontrol edilmesinden fenni muayeneyi yapan makamlar sorumludur. Taşıt sefer     görev emri verildiği halde tatbikat çağrısına uymayan veya adresinde     bulunmayan taşıtların sefer görev emri il sivil savunma müdürlüğüne iade     edilir. İl sivil savunma müdürlüğü tarafından tebliğ edilemeyen araç sefer     görev emri listeleri tüm fenni muayene istasyonlarına bildirilmek üzere bu     istasyonlardan sorumlu Bakanlığa gönderilir ve Milli Savunma Bakanlığına     bilgi verilir. Bu tür araçların muayenesi yapılmaz."  <br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE     11 Â</span> Aynı Tüzüğün 61 inci     maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Özel nakliyat ve inşaat     firmalarının, araç, bina, personel ve benzeri olanaklarıyla bunlarda     meydana gelecek değişiklikler; inşaat firmaları için Bayındırlık ve İskan     Bakanlığı, nakliyat firmalarından karayolu ve havayolu özel nakliyat     firmaları için Ulaştırma Bakanlığı, denizyolu özel nakliyat firmaları için     Denizcilik Müsteşarlığınca kaynak saptamaları yapılarak Milli Savunma     Bakanlığına bildirilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     12 Â</span> Aynı Tüzüğün 62 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk paragrafı ile (B)     bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Milli Savunma Bakanlığı     ve milli müdafaa mükellefiyeti komisyonlarınca sefer görev emri düzenlenen     ve tebliğ olunan taşıtların, el ve yer değiştirmesi veya herhangi bir     nedenle aracın elden çıkması halinde, aşağıdaki işlemler yapılır:"               "1) Trafikte kaydı olmayan     iş makinelerinin aynı il içerisinde satılması veya başka nedenlerle el     değiştirmesi halinde, araç sefer görev emri, yeni sahibine imzası     karşılığında verilir. Durum yeni sahibi tarafından aracın kayıtlı olduğu     odaya bildirilir. Aracın kaydını tutan oda, yeni sahibini ve açık adresini     sefer görev emrine yazarak il sivil savunma müdürlüğüne bildirir ve il     kayıtlarında gerekli değişiklikleri yaparak Milli Savunma Bakanlığına bilgi     verir. İş makinesinin başka bir ile nakli halinde, durum, aracın ayrıldığı     oda tarafından il sivil savunma müdürlüğüne, buradan da sefer görev emrinin     iptal edilip edilmeyeceğine karar verilmek üzere Milli Savunma Bakanlığına     bildirilir."               "3) Mükellefiyet, aracı     elinde bulunduran son sahibi üzerinde devam eder. Herhangi bir nedenle     trafikten çıkarılan veya evsafı değişen araçlara ilişkin bilgiler, araç     sahibi tarafından il sivil savunma müdürlüğüne bildirilir. Bu bilgiler     Milli Savunma Bakanlığına ulaştırılır ve sefer görev emri iptal     edilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
            MADDE     13 Â</span> Aynı Tüzüğün 68 inci     maddesinin birinci fıkrasının (G) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                    "G) Yedek personele     muvazzaflık döneminde yetiştirildiği sınıf ve branşlarıyla ilgili     niteliklerine uygun sefer görevi verilmesi göz önünde bulundurulur. İhtiyaç     duyulduğunda yedek personele sivil hayattaki mesleklerine ve/veya     tahsillerine göre de sefer görevi verilebilir. Bununla ilgili esas ve     usuller Yönergede belirlenir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     14 Â</span> Aynı Tüzüğün 76 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Sefer tertibine alınarak     birlik ve kurumlara dağıtımı ismen yapılan subay, astsubay, erbaş ve erler     için sefer görev emri Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
            MADDE     15 Â</span> Aynı Tüzüğün 77 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki     şekilde değiştirilmiştir.                "Subay ve astsubaylar için     hazırlanan sefer görev emirleri, birlik, kurum ve askerlik şubelerine     gönderilir. Birlik komutanlıkları, kurum amirlikleri veya askerlik şube     başkanlıklarınca sefer görev emirleri yükümlüye, ilgili mevzuata göre     tebliğ edilir ve bir kopyası kendisine verilir."               "Çeşitli nedenlerle,     birlik veya kurumlarca tebliğ edilemeyen sefer görev emirleri, askerlik     şubelerine gönderilir. Birlik ve kurumlarca tebliğ edilemeyen subay sefer     görev emirleri ile askerlik şubeleri tarafından tebliğ edilemeyen subay ve     astsubay sefer görev emirleri bilahare askerlik şubelerince tahsis makamına     iade edilir." <br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     16 Â</span> Aynı Tüzüğün 93 üncü     maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye     aşağıdaki fıkra eklenmiştir.               "Tatbikat ve eğitimlerin     süresi en çok 45 gündür. Bu süre, Bakanlar Kurulu kararıyla artırılabilir. Bakanlar     Kurulu kararı ile belirlenmiş olan seferberlik tatbikat ve eğitim süresinin     üçte birine ve daha fazlasına yasal bir nedenle katılamayanların eksik olan     hizmet süreleri tamamlattırılır. Bununla ilgili esaslar Yönergeyle     belirlenir. Yükümlülerin suç teşkil eden eylemleri nedeniyle eksik olan     hizmet süreleri ise ayrıca tamamlattırılır."               "Tatbikat ve eğitim amacıyla     silâh altına alınacak yedek personel, Genelkurmay Başkanlığınca uygun     görülmesi halinde, silâh altında bulundukları süre içerisinde     gerçekleşebilecek olan uluslararası askeri eğitim, atış ve spor     faaliyetlerine katılabilirler."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
<br />
             MADDE     17 Â</span> Aynı Tüzüğünün 99 uncu     maddesinin birinci fıkrasının (D), (E), (F), (G) ve (H) bentleri aşağıdaki     şekilde değiştirilmiş, (İ) ve (J) bentleri madde metninden çıkarılmıştır.               "D) Seferberlik ve savaş     hallerinde; Silahlı Kuvvetlerle halkın ihtiyaçlarını karşılayan ve     faaliyetlerinin aksaması genel hayatı olumsuz yönde etkileyecek kamu ve     özel kurum ve kuruluşlarda çalışan yedek personelden sefer görev emri     olanların erteleme işlemleri, ilgili kurum ve kuruluşların teklif etmesi     halinde Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığınca yapılır.               E) Yaş sınırı içindeki yedek     personelin erteleme işlemi yapılırken doğum tarihi önce olanlardan     başlanarak doğum tarihi sonra olanlara doğru inilir.               F) Seferberliğin ve savaş     halinin ilanından itibaren en az üç ay önce asil veya vekil olarak     görevlendirilmiş personelin ertelemesi geçerli sayılır.                G) Seferberlik ve savaş halinde     yedek personel ertelemesi en çok iki aya kadar geçerlidir. Ancak, bu     sürenin içinde veya sonunda, Genelkurmay Başkanlığının gerek görmesi halinde,     Milli Savunma Bakanlığı önerisiyle Bakanlar Kurulunca (B) bendinde yazılı     personel dışında kalan diğer ertelemeler kısıtlanabilir, kaldırılabilir     veya uzatılabilir.               H) Seferberlik ve savaş halinin     devamı süresince, ertelenen personelden gerekli görülenlerin silah altına     alınması, ertelilik durumlarının uzatılması veya başka yerlerde     görevlendirilmesi, Genelkurmay Başkanlığının gerek göstermesi üzerine,     Milli Savunma Bakanlığının önerisiyle Bakanlar Kurulunca     kararlaştırılır."<br />
<br />
<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     18 Â</span> Aynı Tüzüğün 101 inci maddesi     başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "Personel     erteleme işlemlerinde usul<br />
<br />
<br />
<br />
</span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     101 Â</span> Personel erteleme işlemleri     aşağıdaki usullere göre yapılır: <br />
              A) Personel erteleme     işlemlerinde; kurum ve kuruluşlar barış döneminde yapacakları hazırlıklar     kapsamında erteli personelin yerine, öncelikle kadın, askerliğe elverişli     olmayan, yaş sınırı dışına çıkan ve kanunda yazılı yaş sınırı içi Sefer     Görev Emirsiz personel temin etmekten sorumludur.               B) Yedek subay, yedek astsubay,     uzman jandarma, uzman erbaş, erbaş ve erlerden yaş sınırı içinde bulunanlar     için Sefer Görev Emirli olmaları halinde, çalışmakta olduğu kurum, kuruluş     ve işyerlerince her kişi için düzenlenen erteleme teklif formu,     yetkililerin onayını müteakip, Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi     Başkanlığına gönderilir. Değişiklikler de aynı usulle bildirilir. Bundan     sonraki işlemler Erteleme Yönergesinde açıklanır.               C) 99 uncu maddenin birinci     fıkrasının (B) bendinde yazılı personelden yaş sınırı içinde ve Sefer Görev     Emirli olmaları halinde her biri için düzenlenecek erteleme teklif formu,     ilgili kurum, kuruluş ve işyeri yetkilisi onayını müteakip Milli Savunma     Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığına gönderilir.<br />
               Erteli personel her yıl     yedeklik yoklamasını yaptırır."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
<br />
MADDE     19 Â</span> Aynı Tüzüğün 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
<br />
            "MADDE     102 Â</span> Ertelenen yedek personelin     görev yerinden ayrılması halinde, erteleme iptal formu düzenlenerek kurum,     kuruluş ve işyerlerince en geç bir ay içinde Milli Savunma Bakanlığı     Seferberlik Dairesi Başkanlığına gönderilir."<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     20 Â</span> Aynı Tüzüğün 100 üncü maddesi     yürürlükten kaldırılmıştır.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
MADDE     21 Â</span> Aynı Tüzüğe aşağıdaki geçici     madde eklenmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
<br />
"GEÇİCİ     MADDE 3 Â</span> Bu Tüzüğün yürürlüğe     girmesini müteakip, Bakanlar Kurulunca onaylanmış olan Kadro Erteleme Öneri     Çizelgeleri iptal edilmiş sayılır.<br />
<br />
<br />
<br />
"  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 22 Â</span>     Danıştayca incelenmiş olan bu Tüzük hükümleri     yayımı tarihinde yürürlüğe girer. <br />
<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 23 Â</span>     Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. <br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[TABLE="class: MsoTableGrid, width: 439"]<br />
<br />
[TD="width: 197"] 2 Haziran 2007 CUMARTESİ  <br />
<br />
[TD="width: 197"]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">[COLOR=#660066]Resmi     Gazete </span> </div>
</div>
<br />
[TD="width: 197"]<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><div style="text-align: right;" class="mycode_align"> Sayı : 26540  </div>
</div>
<br />
<br />
<br />
[TD="width: 592, colspan: 3"]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">TÜZÜK  </span> </div>
</div>
<br />
<br />
<br />
[TD="width: 592, colspan: 3"] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Karar     Sayısı : 2007/12105</span></span> <br />
              Ekli ’Seferberlik ve Savaş Hali     Tüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair Tüzük’ün yürürlüğe konulması, 2941     sayılı Seferberlik ve Savaş Hali Kanununun 19 uncu maddesine göre, Bakanlar     Kurulu’nca 11/5/2007 tarihinde kararlaştırılmıştır.                                                                                                                                                     <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahmet Necdet SEZER</span>                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI   Recep Tayyip ERDOĞAN               Başbakan               A.     GÜL                                        A.     ŞENER                             M.     A. ŞAHİN                  B. ATALAY   Dışişleri     Bak. ve Başb. Yrd.          Devlet Bak. ve Başb. Yrd.        Devlet Bak. ve Başb.     Yrd.        Devlet Bakanı         A.     BABACAN                                  M.AYDIN                            N. ÇUBUKÇU                K. TÜZMEN          Devlet     Bakanı                                 Devlet     Bakanı                           Devlet     Bakanı                  Devlet Bakanı           F.     KASIRGA                                M.     V.GÖNÜL                            O.     GÜNEŞ                  K. UNAKITAN          Adalet     Bakanı                           Milli     Savunma Bakanı                    İçişleri     Bakanı                 Maliye Bakanı             H.     ÇELİK                                     F.     N. ÖZAK                             R.AKDAĞ                     İ. YILMAZ      Milli     Eğitim Bakanı                  Bayındırlık     ve İskan Bakanı                Sağlık     Bakanı                Ulaştırma Bakanı                             M.     M. EKER                                M.     BAŞESGİOĞLU                         A.     COŞKUN                   Tarım ve Köyişleri Bakanı               Çalışma     ve Sos. Güv. Bakanı          Sanayi ve Ticaret Bakanı                             M.H.GÜLER                                          A.     KOÇ                                       O.     PEPE              Enerji ve Tabii     Kaynaklar Bakanı             Kültür ve     Turizm Bakanı             Çevre ve     Orman Bakanı <div style="text-align: center;" class="mycode_align"><div style="text-align: center;" class="mycode_align">
 </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SEFERBERLİK     VE SAVAŞ HALİ TÜZÜĞÜNDE DEĞİŞİKLİK </span><br />
 </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAPILMASINA     DAİR TÜZÜK</span> </div>
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align">
 </div>
</div>
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     1 Â </span>24/5/1990 tarihli ve 90/500     sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Seferberlik ve Savaş     Hali Tüzüğünün 2 nci maddesinin birinci fıkrasının     (O) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. <br />
<br />
<br />
               "O) Özel çağrı, Türk     Silâhlı Kuvvetlerinin bu maksatla belirlenen nitelikli birlik ve     kurumlarının tamamının veya bir kısmının, gerginlik ve buhran dönemlerinde     seferi teşkilât ve kadro seviyesine çıkarılması ve harekât süresince bu     seviyeyi korumaları için gerekli personel ve lojistik desteği sağlamak     üzere gizli veya açık olarak yapılacak çağrı," <br />
<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     2 Â</span> Aynı Tüzüğün 10 uncu maddesine     aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.                "Açık duyurularda Türkiye     Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son duyurunun     tarih ve saati, yükümlülerin çağrılması için yapılan ilanın tarih ve     saatidir. Bu duyuru yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.<br />
               Gizli duyurularda tebligatın     yükümlüye veya ailesine tebliğ edileceği adreste kimse bulunamadığı veya     tebellüğden imtina edildiği durumlarda tebligatın ilgili kamu görevlilerine     yapıldığını gösteren ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih ve saat,     yükümlülerin çağrılması için yapılan ilanın tarih ve saatidir.               Sefer görev emri verilmiş     yükümlülerden yabancı memleketlerde bulunanların çağrılması için yapılan     ilanın tarih ve saati, çağrılmaları için elçilik veya konsolosluklarca     gazeteler vasıtasıyla yapılacak ilanın yayınlanmasını takip eden günün ilk     saatidir. Bu duyuru yükümlülere tebliğ mahiyetindedir.<br />
               Yukarıda belirtilen esaslar     özel çağrı uygulamasında da geçerlidir." <br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     3 Â</span> Aynı Tüzüğün 44 üncü maddesi     aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "MADDE     44 Â</span> Barış döneminde alınan milli     müdafaa mükellefiyeti kararlarının uygulanmasına Bakanlar Kurulu kararının     ilanıyla, seferberlik ve savaş hallerinde alınan mükellefiyet kararlarının     uygulanmasına kararın tebliğinden sonra başlanır."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
MADDE     4 Â</span> Aynı Tüzüğün 47 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                    2918 sayılı Karayolları Trafik     Kanununa tabi olan araçlardan arazi vitesi olmayan otomobiller, zirai     traktörler ve motorlu bisikletler dışındaki araçların kayıtları, trafik     tescil şube veya bürolarınca kayda alındıktan sonra araca ait bilgiler,     Emniyet Genel Müdürlüğü kanalıyla, manyetik ortamda, her ayın ilk     haftasında, toplu olarak Milli Savunma Bakanlığına gönderilir. Milli     Savunma Bakanlığınca, Silâhlı Kuvvetler ihtiyacına elverişli olanlara sefer     görev emri düzenlenir. Sefer görevi verilmeyen araçlardan gerekli     görülenlere mülki idare amirlerince sivil savunma ve diğer kamu hizmetleri     için görev verilebilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     5 Â</span> Aynı Tüzüğün 48 inci     maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Ticaret odaları, sanayi     odaları veya ticaret ve sanayi odaları, kaynak defterlerine göre     düzenledikleri iş makineleri sicil fişlerini ve bunlardaki değişiklikleri,     her ayın ilk üç günü içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderirler.<br />
<br />
"<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     6 Â</span> Aynı Tüzüğün 49 uncu     maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Liman başkanlıklarında     kayıtlı bulunan deniz taşıt araçlarının sicil fişleri Denizcilik     Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce tutulan hava taşıt     araçlarının sicil fişleri Ulaştırma Bakanlığı tarafından Milli Savunma     Bakanlığına gönderilir."<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     7 Â</span> Aynı Tüzüğün 50 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. <br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "MADDE     50 Â</span> Milli Müdafaa Mükellefiyeti     Kanununa göre il ve ilçelerde trafiğe kayıtlı kara taşıt araçları trafik     tescil şube müdürlüğü ve bürolarınca, iş makineleri ticaret odaları, sanayi     odaları veya ticaret ve sanayi odalarınca, deniz taşıt araçları liman     başkanlıklarınca, hava taşıt araçları Ulaştırma Bakanlığınca sayımları     yapılarak her yıl Ekim ayında üç nüsha olarak hazırlanacak sayım listelerinin     bir sureti Milli Savunma Bakanlığına, bir sureti il sivil savunma     müdürlüklerine gönderilir, bir nüshası kendilerinde alıkonulur.<br />
<br />
"  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     8 Â</span> Aynı Tüzüğün 53 üncü     maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Tebliğ edilen sefer görev     emrinin bir nüshası, devamlı olarak araçta bulundurulmak üzere araç     sahibine verilir. Bir nüshası il sivil savunma müdürlüğünce dosyasında     saklanır. Diğer iki nüshası da Milli Savunma Bakanlığına gönderilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
MADDE     9 Â</span> Aynı Tüzüğün 54 üncü maddesinin     birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Araçların getirilmesi ile     ilgili duyuru işlemleri, gizli veya açık olarak yapılabilir." <br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     10 Â</span> Aynı Tüzüğün 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Arazi vitesi olmayan     otomobiller, zirai traktörler ve motorlu bisikletler dışındaki her cins     aracın fenni muayeneleri yapılırken, aracın sefer görev emri belgelerinin     kontrol edilmesinden fenni muayeneyi yapan makamlar sorumludur. Taşıt sefer     görev emri verildiği halde tatbikat çağrısına uymayan veya adresinde     bulunmayan taşıtların sefer görev emri il sivil savunma müdürlüğüne iade     edilir. İl sivil savunma müdürlüğü tarafından tebliğ edilemeyen araç sefer     görev emri listeleri tüm fenni muayene istasyonlarına bildirilmek üzere bu     istasyonlardan sorumlu Bakanlığa gönderilir ve Milli Savunma Bakanlığına     bilgi verilir. Bu tür araçların muayenesi yapılmaz."  <br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE     11 Â</span> Aynı Tüzüğün 61 inci     maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                "Özel nakliyat ve inşaat     firmalarının, araç, bina, personel ve benzeri olanaklarıyla bunlarda     meydana gelecek değişiklikler; inşaat firmaları için Bayındırlık ve İskan     Bakanlığı, nakliyat firmalarından karayolu ve havayolu özel nakliyat     firmaları için Ulaştırma Bakanlığı, denizyolu özel nakliyat firmaları için     Denizcilik Müsteşarlığınca kaynak saptamaları yapılarak Milli Savunma     Bakanlığına bildirilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     12 Â</span> Aynı Tüzüğün 62 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk paragrafı ile (B)     bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentleri aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Milli Savunma Bakanlığı     ve milli müdafaa mükellefiyeti komisyonlarınca sefer görev emri düzenlenen     ve tebliğ olunan taşıtların, el ve yer değiştirmesi veya herhangi bir     nedenle aracın elden çıkması halinde, aşağıdaki işlemler yapılır:"               "1) Trafikte kaydı olmayan     iş makinelerinin aynı il içerisinde satılması veya başka nedenlerle el     değiştirmesi halinde, araç sefer görev emri, yeni sahibine imzası     karşılığında verilir. Durum yeni sahibi tarafından aracın kayıtlı olduğu     odaya bildirilir. Aracın kaydını tutan oda, yeni sahibini ve açık adresini     sefer görev emrine yazarak il sivil savunma müdürlüğüne bildirir ve il     kayıtlarında gerekli değişiklikleri yaparak Milli Savunma Bakanlığına bilgi     verir. İş makinesinin başka bir ile nakli halinde, durum, aracın ayrıldığı     oda tarafından il sivil savunma müdürlüğüne, buradan da sefer görev emrinin     iptal edilip edilmeyeceğine karar verilmek üzere Milli Savunma Bakanlığına     bildirilir."               "3) Mükellefiyet, aracı     elinde bulunduran son sahibi üzerinde devam eder. Herhangi bir nedenle     trafikten çıkarılan veya evsafı değişen araçlara ilişkin bilgiler, araç     sahibi tarafından il sivil savunma müdürlüğüne bildirilir. Bu bilgiler     Milli Savunma Bakanlığına ulaştırılır ve sefer görev emri iptal     edilir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
            MADDE     13 Â</span> Aynı Tüzüğün 68 inci     maddesinin birinci fıkrasının (G) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.                    "G) Yedek personele     muvazzaflık döneminde yetiştirildiği sınıf ve branşlarıyla ilgili     niteliklerine uygun sefer görevi verilmesi göz önünde bulundurulur. İhtiyaç     duyulduğunda yedek personele sivil hayattaki mesleklerine ve/veya     tahsillerine göre de sefer görevi verilebilir. Bununla ilgili esas ve     usuller Yönergede belirlenir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
             MADDE     14 Â</span> Aynı Tüzüğün 76 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde     değiştirilmiştir.                "Sefer tertibine alınarak     birlik ve kurumlara dağıtımı ismen yapılan subay, astsubay, erbaş ve erler     için sefer görev emri Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenir."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
            MADDE     15 Â</span> Aynı Tüzüğün 77 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki     şekilde değiştirilmiştir.                "Subay ve astsubaylar için     hazırlanan sefer görev emirleri, birlik, kurum ve askerlik şubelerine     gönderilir. Birlik komutanlıkları, kurum amirlikleri veya askerlik şube     başkanlıklarınca sefer görev emirleri yükümlüye, ilgili mevzuata göre     tebliğ edilir ve bir kopyası kendisine verilir."               "Çeşitli nedenlerle,     birlik veya kurumlarca tebliğ edilemeyen sefer görev emirleri, askerlik     şubelerine gönderilir. Birlik ve kurumlarca tebliğ edilemeyen subay sefer     görev emirleri ile askerlik şubeleri tarafından tebliğ edilemeyen subay ve     astsubay sefer görev emirleri bilahare askerlik şubelerince tahsis makamına     iade edilir." <br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     16 Â</span> Aynı Tüzüğün 93 üncü     maddesinin dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye     aşağıdaki fıkra eklenmiştir.               "Tatbikat ve eğitimlerin     süresi en çok 45 gündür. Bu süre, Bakanlar Kurulu kararıyla artırılabilir. Bakanlar     Kurulu kararı ile belirlenmiş olan seferberlik tatbikat ve eğitim süresinin     üçte birine ve daha fazlasına yasal bir nedenle katılamayanların eksik olan     hizmet süreleri tamamlattırılır. Bununla ilgili esaslar Yönergeyle     belirlenir. Yükümlülerin suç teşkil eden eylemleri nedeniyle eksik olan     hizmet süreleri ise ayrıca tamamlattırılır."               "Tatbikat ve eğitim amacıyla     silâh altına alınacak yedek personel, Genelkurmay Başkanlığınca uygun     görülmesi halinde, silâh altında bulundukları süre içerisinde     gerçekleşebilecek olan uluslararası askeri eğitim, atış ve spor     faaliyetlerine katılabilirler."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<br />
<br />
<br />
             MADDE     17 Â</span> Aynı Tüzüğünün 99 uncu     maddesinin birinci fıkrasının (D), (E), (F), (G) ve (H) bentleri aşağıdaki     şekilde değiştirilmiş, (İ) ve (J) bentleri madde metninden çıkarılmıştır.               "D) Seferberlik ve savaş     hallerinde; Silahlı Kuvvetlerle halkın ihtiyaçlarını karşılayan ve     faaliyetlerinin aksaması genel hayatı olumsuz yönde etkileyecek kamu ve     özel kurum ve kuruluşlarda çalışan yedek personelden sefer görev emri     olanların erteleme işlemleri, ilgili kurum ve kuruluşların teklif etmesi     halinde Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığınca yapılır.               E) Yaş sınırı içindeki yedek     personelin erteleme işlemi yapılırken doğum tarihi önce olanlardan     başlanarak doğum tarihi sonra olanlara doğru inilir.               F) Seferberliğin ve savaş     halinin ilanından itibaren en az üç ay önce asil veya vekil olarak     görevlendirilmiş personelin ertelemesi geçerli sayılır.                G) Seferberlik ve savaş halinde     yedek personel ertelemesi en çok iki aya kadar geçerlidir. Ancak, bu     sürenin içinde veya sonunda, Genelkurmay Başkanlığının gerek görmesi halinde,     Milli Savunma Bakanlığı önerisiyle Bakanlar Kurulunca (B) bendinde yazılı     personel dışında kalan diğer ertelemeler kısıtlanabilir, kaldırılabilir     veya uzatılabilir.               H) Seferberlik ve savaş halinin     devamı süresince, ertelenen personelden gerekli görülenlerin silah altına     alınması, ertelilik durumlarının uzatılması veya başka yerlerde     görevlendirilmesi, Genelkurmay Başkanlığının gerek göstermesi üzerine,     Milli Savunma Bakanlığının önerisiyle Bakanlar Kurulunca     kararlaştırılır."<br />
<br />
<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     18 Â</span> Aynı Tüzüğün 101 inci maddesi     başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             "Personel     erteleme işlemlerinde usul<br />
<br />
<br />
<br />
</span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     101 Â</span> Personel erteleme işlemleri     aşağıdaki usullere göre yapılır: <br />
              A) Personel erteleme     işlemlerinde; kurum ve kuruluşlar barış döneminde yapacakları hazırlıklar     kapsamında erteli personelin yerine, öncelikle kadın, askerliğe elverişli     olmayan, yaş sınırı dışına çıkan ve kanunda yazılı yaş sınırı içi Sefer     Görev Emirsiz personel temin etmekten sorumludur.               B) Yedek subay, yedek astsubay,     uzman jandarma, uzman erbaş, erbaş ve erlerden yaş sınırı içinde bulunanlar     için Sefer Görev Emirli olmaları halinde, çalışmakta olduğu kurum, kuruluş     ve işyerlerince her kişi için düzenlenen erteleme teklif formu,     yetkililerin onayını müteakip, Milli Savunma Bakanlığı Seferberlik Dairesi     Başkanlığına gönderilir. Değişiklikler de aynı usulle bildirilir. Bundan     sonraki işlemler Erteleme Yönergesinde açıklanır.               C) 99 uncu maddenin birinci     fıkrasının (B) bendinde yazılı personelden yaş sınırı içinde ve Sefer Görev     Emirli olmaları halinde her biri için düzenlenecek erteleme teklif formu,     ilgili kurum, kuruluş ve işyeri yetkilisi onayını müteakip Milli Savunma     Bakanlığı Seferberlik Dairesi Başkanlığına gönderilir.<br />
               Erteli personel her yıl     yedeklik yoklamasını yaptırır."  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
<br />
MADDE     19 Â</span> Aynı Tüzüğün 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <br />
<br />
<br />
<br />
            "MADDE     102 Â</span> Ertelenen yedek personelin     görev yerinden ayrılması halinde, erteleme iptal formu düzenlenerek kurum,     kuruluş ve işyerlerince en geç bir ay içinde Milli Savunma Bakanlığı     Seferberlik Dairesi Başkanlığına gönderilir."<br />
<br />
<br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             MADDE     20 Â</span> Aynı Tüzüğün 100 üncü maddesi     yürürlükten kaldırılmıştır.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
MADDE     21 Â</span> Aynı Tüzüğe aşağıdaki geçici     madde eklenmiştir.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">             <br />
<br />
<br />
<br />
"GEÇİCİ     MADDE 3 Â</span> Bu Tüzüğün yürürlüğe     girmesini müteakip, Bakanlar Kurulunca onaylanmış olan Kadro Erteleme Öneri     Çizelgeleri iptal edilmiş sayılır.<br />
<br />
<br />
<br />
"  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 22 Â</span>     Danıştayca incelenmiş olan bu Tüzük hükümleri     yayımı tarihinde yürürlüğe girer. <br />
<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 23 Â</span>     Bu Tüzük hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. <br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çocuklarımızın yasal hakları  ...... ????]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuklarimizin-yasal-haklari.html</link>
			<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 21:27:13 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cocuklarimizin-yasal-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşme Maddeleri<br />
<br />
 <hr class="mycode_hr" /> 	 		  1- Her birey on sekiz yaşına kadar çocuk olarak kabul edilir. Her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir.<br />
<br />
  <br />
     2- Çocuk Hakları, bütün çocuklar içindir. Doğum yerleri, konuştukları  dil ne olursa olsun fark etmez. Büyüklerinin inançları ya da görüşleri  nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz.<br />
<br />
  <br />
<br />
     3- Çocuklarla ilgili bütün yasa ve uygulamaları oluşturanlar, önce  çocukların yararını düşünmek zorundadır. Devlet, çocukların koruma ve  bakımını üstlenenlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için  önlemleri alır ve onların sorumluluklarını yerine getirip  getirmediklerine bakar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     4- ÇHS’de yazılı olan hakların uygulanması için gereken her türlü  çabanın gösterilmesi gerekir. Devlet çocukların bu haklardan  yararlanmasını sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     5- Devlet, hakların uygulanması konusunda çaba gösterirken başta anne  baba olmak üzere çocuktan sorumlu olan kişilerin haklarına karşı  saygılı olur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     6- Yaşamak, her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların yaşamını korumaktır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     7- Her çocuğun bir isme ve vatandaşlığa sahip olma hakkı vardır.  Devlet, çocuk doğduğunda bu ismi kaydeder ve çocuğa bir kimlik verir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     8- Çocuklara verilen isim, vatandaşlık hakkı ve aile bağları  korunmalıdır. Tüm bunlar zorla değiştirilemez ve alınamaz, değiştirilmek  istenir ya da çocuğun elinden bu haklar alınırsa devlet bu duruma karşı  çıkmalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     9- Her çocuğun ailesiyle birlikte yaşama hakkı vardır. Anne baba  çocuğa bakamıyorsa, çocuk bu durumdan zarar görmesin diye ona başka bir  bakım sağlanmalıdır. Bu durumda da her çocuğun, anne ve babasıyla  düzenli olarak görüşebilme hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     10- Anne babası ayrı ülkelerde yaşayan çocukların aileleriyle birlikte olabilmeleri için devletler kolaylık gösterir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     11- Anne ve babalarının izni olmadan hiçbir çocuk başka bir ülkeye  götürülemez. Çocukları bu şekilde başka yerlere götüren kişilere karşı  mücadele edilmesi gerekir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     12- Her çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini  ilgilendiren her konuda görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına  sahiptir. Herkesin çocukları dinleme, onların fikirlerini öğrenme ve  onlara saygı gösterme sorumluluğu vardır.<br />
<br />
 <br />
 <br />
     13- Her çocuğun duygu ve düşüncelerini istediği şekilde açıklama  hakkı vardır. Çocukların da başka kişilerin zarar görmemesi için  gerekeni yapmaları gerekir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     14- Her çocuğun, kendi düşüncesini geliştirme ve istediği dini seçme  hakkı vardır. Bu konularda çocukları büyüten yetişkinlerin de onlara yol  gösterme hakkı ve sorumluluğu vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     15- Çocukların arkadaşlarıyla barış içinde toplanabilme, dernek kurabilme ya da derneklere üye olma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     16- Hiç kimse çocukların onurunu kıramaz, onları küçük düşüremez,  özel hayatına karışamaz. Çocukların bu hakkı yasalarla korunur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     17- Devlet, kitle iletişim araçlarının, çocuğun gelişimi açısından  önemini kabul eder. Çocuğun bunlarla çeşitli bilgi ve belgelere  ulaşmasını sağlar, kendi kültürü ve dili bakımından bu araçlarla  alabileceği gereksinimleri karşılar. Ayrıca kitle iletişim araçlarının  verebileceği her türlü zarardan çocukları korur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     18- Çocukların yetişmesinden ve gelişmesinden sorumlu olan büyükler, bu sorumluluklarını en iyi biçimde yerine getirirler.<br />
<br />
  <br />
<br />
     19- Hiç kimse, çocuklara karşı olan sorumluluklarını onlara zarar  verecek şekilde kullanamaz. Devlet çocukların hiçbir zarara uğramaması  için her türlü önlemi almakla yükümlüdür.<br />
<br />
  <br />
<br />
     20- Her çocuğun ailesinden yoksun kaldığında ya da aile ortamı onun  için uygun olmadığında devletten özel koruma ve yardım alma hakkı  vardır. Anne babasıyla birlikte yaşayamayacak çocuklar için özenli bir  araştırmayla iyi aileler bulunur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     21Â22- Yaşadığı ülkenin dışında bir başka ülkeye gitmek zorunda kalan her çocuğun, gittiği ülke tarafından korunma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     23- Engelli çocukların özel olarak korunma ve saygı görme hakkı  vardır. Devlet engelli çocukların bakımını, eğitimini sağlayacak  kurumları oluşturma sorumluluğuna sahiptir. Engelli çocukların  ailelerine her türlü yardım yapılır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     24- Her çocuğun sağlık hizmetinden yararlanma hakkı vardır.  Hastalıklardan korunması devletin ve toplumun güvencesi altında olup  çocukların beslenmesine, aşılanmasına, çevrenin temizliğine ve diğer  sağlık koşullarına dikkat edilir. Hastalanan çocuklar tedavi edilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     25- Çocuk haklarına uygun olarak kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar,  okullar, çocuk hastaneleri oluşturulur, bunlar düzenli olarak kontrol  edilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     26Â27- Her çocuğun gelişme hakkı ve sağlığı güvence altında  olmalıdır. Bu konuda çocukların daha iyi bir yaşam sürdürmeleri için  gerektiğinde yardım edilir.  <br />
     28- Her çocuk eğitimini tam yapabilmek için desteklenir ve korunur.  İlköğretim parasız ve hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çocuklar için hak  ve zorunludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     29Â30- Çocuklara verilen eğitim onların gelişimlerini en fazla ölçüde  sağlayacak düzeyde olmalıdır. Eğitim, çocukların hoşgörüsünü, kendi  kültürüne ve farklı kültürlere saygısını, ayrımcılığa karşıtlığını,  doğaya saygısını arttıracak biçimde düzenlenir. Çocuğun kendi kültürü,  bulunduğu ülkedekinden farklıysa gelişim ve eğitim hakkının her  aşamasında buna gereken özen gösterilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     31- Çocukların boş zamanlarını değerlendirebilmeleri, kendilerini  geliştirebilmeleri için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kütüphaneler,  spor ve kültür merkezleri açılmalıdır. Her çocuğun bu tür etkinliklere  katılma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     32- Çocukların okula gitme, oyun oynama hakkı vardır. Onlar  yetişkinler gibi çalıştırılamazlar. Çalışmak zorunda kalırlarsa  yapacakları iş onların sağlığı ve eğitimleri için sorun  oluşturmamalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     33- Bütün çocuklar her türlü zararlı maddelere karşı korunur. Bu tür maddeleri üretip çocuklara veren kişiler cezalandırılır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     34- Çocukları bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilemez.<br />
<br />
  <br />
<br />
     35- Devlet, çocukları koruma ve çocukları kaçırıp onları satan,  onları çalıştırmak isteyen kişilerle mücadele etme sorumluluğuna  sahiptir.  <br />
     36- Hiçbir kişi kendi çıkarları için çocukları kullanamaz. Devlet böyle bir duruma karşı her çocuğu korur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     37- Çocuklar hiçbir şekilde insanlık dışı yöntemlerle ya da  aşağılanarak cezalandırılamaz. Bir çocuk suça itilmişse ona uygulanacak  ceza yaşına ve gelişimine uygun, onun eğitimini engellemeyecek şekilde  olmalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     38- Her çocuğun barış ortamında yaşama ve savaşlardan korunma hakkı  vardır. Çocukların askere alınmaması gerekir. Devlet, çocukları silahlı  çatışmalardan ve sonuçlarından korumakla sorumludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     39- Çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse onların  iyileştirilmeleri için çalışmalar yapılır, bir daha aynı şekilde zarar  görmemeleri için önlemler alınır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     40- Yasalarla sorunu olan çocuklar bu durumdan tek başlarına sorumlu  değildir. Çocuklar farkında olarak kimseye zarar vermez. Suça itilen  çocuklar, yetişkinler gibi cezalandırılamaz, özel yasalarla yeniden  topluma kazandırılırlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     41- Bir devletin yasaları burada belirtilen hükümlerden daha iyiyse, bunlar hiçbir şekilde değiştirilemez.<br />
<br />
  <br />
<br />
     42- Devlet, ÇHS’nin herkes tarafından öğrenilmesini sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     43- ÇHS’nın uygulanmasını değerlendirmek üzere Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     44- Devlet ve o ülkede yaşayan insanlar Çocuk Hakları Komitesine,  çocuk haklarıyla ilgili durum hakkında bilgileri vermekle sorumludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     45-İlgili kuruluşlar Çocuk Hakları Komitesinin çalışmalarına kolaylık ve yardım sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     NOT: Çocuk Hakları Sözleşmesi 54 maddeden oluşmaktadır. Sözleşmenin  bundan sonra 54’e kadar devam eden maddeleri, sözleşmenin devletler  tarafından nasıl imzalanacağı, onaylanacağı ve yürütüleceği ile  ilgilidir.  <br />
     <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2016/01/79.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 79.jpg]" class="mycode_img" /> ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşme Maddeleri<br />
<br />
 <hr class="mycode_hr" /> 	 		  1- Her birey on sekiz yaşına kadar çocuk olarak kabul edilir. Her çocuk vazgeçilmez haklara sahiptir.<br />
<br />
  <br />
     2- Çocuk Hakları, bütün çocuklar içindir. Doğum yerleri, konuştukları  dil ne olursa olsun fark etmez. Büyüklerinin inançları ya da görüşleri  nedeniyle hiçbir çocuğa ayrım yapılmaz.<br />
<br />
  <br />
<br />
     3- Çocuklarla ilgili bütün yasa ve uygulamaları oluşturanlar, önce  çocukların yararını düşünmek zorundadır. Devlet, çocukların koruma ve  bakımını üstlenenlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için  önlemleri alır ve onların sorumluluklarını yerine getirip  getirmediklerine bakar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     4- ÇHS’de yazılı olan hakların uygulanması için gereken her türlü  çabanın gösterilmesi gerekir. Devlet çocukların bu haklardan  yararlanmasını sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     5- Devlet, hakların uygulanması konusunda çaba gösterirken başta anne  baba olmak üzere çocuktan sorumlu olan kişilerin haklarına karşı  saygılı olur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     6- Yaşamak, her çocuğun temel hakkıdır ve herkesin ilk görevi çocukların yaşamını korumaktır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     7- Her çocuğun bir isme ve vatandaşlığa sahip olma hakkı vardır.  Devlet, çocuk doğduğunda bu ismi kaydeder ve çocuğa bir kimlik verir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     8- Çocuklara verilen isim, vatandaşlık hakkı ve aile bağları  korunmalıdır. Tüm bunlar zorla değiştirilemez ve alınamaz, değiştirilmek  istenir ya da çocuğun elinden bu haklar alınırsa devlet bu duruma karşı  çıkmalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     9- Her çocuğun ailesiyle birlikte yaşama hakkı vardır. Anne baba  çocuğa bakamıyorsa, çocuk bu durumdan zarar görmesin diye ona başka bir  bakım sağlanmalıdır. Bu durumda da her çocuğun, anne ve babasıyla  düzenli olarak görüşebilme hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     10- Anne babası ayrı ülkelerde yaşayan çocukların aileleriyle birlikte olabilmeleri için devletler kolaylık gösterir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     11- Anne ve babalarının izni olmadan hiçbir çocuk başka bir ülkeye  götürülemez. Çocukları bu şekilde başka yerlere götüren kişilere karşı  mücadele edilmesi gerekir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     12- Her çocuk, görüşlerini serbestçe ifade etme, kendisini  ilgilendiren her konuda görüşlerinin dikkate alınmasını isteme hakkına  sahiptir. Herkesin çocukları dinleme, onların fikirlerini öğrenme ve  onlara saygı gösterme sorumluluğu vardır.<br />
<br />
 <br />
 <br />
     13- Her çocuğun duygu ve düşüncelerini istediği şekilde açıklama  hakkı vardır. Çocukların da başka kişilerin zarar görmemesi için  gerekeni yapmaları gerekir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     14- Her çocuğun, kendi düşüncesini geliştirme ve istediği dini seçme  hakkı vardır. Bu konularda çocukları büyüten yetişkinlerin de onlara yol  gösterme hakkı ve sorumluluğu vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     15- Çocukların arkadaşlarıyla barış içinde toplanabilme, dernek kurabilme ya da derneklere üye olma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     16- Hiç kimse çocukların onurunu kıramaz, onları küçük düşüremez,  özel hayatına karışamaz. Çocukların bu hakkı yasalarla korunur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     17- Devlet, kitle iletişim araçlarının, çocuğun gelişimi açısından  önemini kabul eder. Çocuğun bunlarla çeşitli bilgi ve belgelere  ulaşmasını sağlar, kendi kültürü ve dili bakımından bu araçlarla  alabileceği gereksinimleri karşılar. Ayrıca kitle iletişim araçlarının  verebileceği her türlü zarardan çocukları korur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     18- Çocukların yetişmesinden ve gelişmesinden sorumlu olan büyükler, bu sorumluluklarını en iyi biçimde yerine getirirler.<br />
<br />
  <br />
<br />
     19- Hiç kimse, çocuklara karşı olan sorumluluklarını onlara zarar  verecek şekilde kullanamaz. Devlet çocukların hiçbir zarara uğramaması  için her türlü önlemi almakla yükümlüdür.<br />
<br />
  <br />
<br />
     20- Her çocuğun ailesinden yoksun kaldığında ya da aile ortamı onun  için uygun olmadığında devletten özel koruma ve yardım alma hakkı  vardır. Anne babasıyla birlikte yaşayamayacak çocuklar için özenli bir  araştırmayla iyi aileler bulunur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     21Â22- Yaşadığı ülkenin dışında bir başka ülkeye gitmek zorunda kalan her çocuğun, gittiği ülke tarafından korunma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     23- Engelli çocukların özel olarak korunma ve saygı görme hakkı  vardır. Devlet engelli çocukların bakımını, eğitimini sağlayacak  kurumları oluşturma sorumluluğuna sahiptir. Engelli çocukların  ailelerine her türlü yardım yapılır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     24- Her çocuğun sağlık hizmetinden yararlanma hakkı vardır.  Hastalıklardan korunması devletin ve toplumun güvencesi altında olup  çocukların beslenmesine, aşılanmasına, çevrenin temizliğine ve diğer  sağlık koşullarına dikkat edilir. Hastalanan çocuklar tedavi edilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     25- Çocuk haklarına uygun olarak kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar,  okullar, çocuk hastaneleri oluşturulur, bunlar düzenli olarak kontrol  edilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     26Â27- Her çocuğun gelişme hakkı ve sağlığı güvence altında  olmalıdır. Bu konuda çocukların daha iyi bir yaşam sürdürmeleri için  gerektiğinde yardım edilir.  <br />
     28- Her çocuk eğitimini tam yapabilmek için desteklenir ve korunur.  İlköğretim parasız ve hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çocuklar için hak  ve zorunludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     29Â30- Çocuklara verilen eğitim onların gelişimlerini en fazla ölçüde  sağlayacak düzeyde olmalıdır. Eğitim, çocukların hoşgörüsünü, kendi  kültürüne ve farklı kültürlere saygısını, ayrımcılığa karşıtlığını,  doğaya saygısını arttıracak biçimde düzenlenir. Çocuğun kendi kültürü,  bulunduğu ülkedekinden farklıysa gelişim ve eğitim hakkının her  aşamasında buna gereken özen gösterilir.<br />
<br />
  <br />
<br />
     31- Çocukların boş zamanlarını değerlendirebilmeleri, kendilerini  geliştirebilmeleri için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kütüphaneler,  spor ve kültür merkezleri açılmalıdır. Her çocuğun bu tür etkinliklere  katılma hakkı vardır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     32- Çocukların okula gitme, oyun oynama hakkı vardır. Onlar  yetişkinler gibi çalıştırılamazlar. Çalışmak zorunda kalırlarsa  yapacakları iş onların sağlığı ve eğitimleri için sorun  oluşturmamalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     33- Bütün çocuklar her türlü zararlı maddelere karşı korunur. Bu tür maddeleri üretip çocuklara veren kişiler cezalandırılır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     34- Çocukları bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilemez.<br />
<br />
  <br />
<br />
     35- Devlet, çocukları koruma ve çocukları kaçırıp onları satan,  onları çalıştırmak isteyen kişilerle mücadele etme sorumluluğuna  sahiptir.  <br />
     36- Hiçbir kişi kendi çıkarları için çocukları kullanamaz. Devlet böyle bir duruma karşı her çocuğu korur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     37- Çocuklar hiçbir şekilde insanlık dışı yöntemlerle ya da  aşağılanarak cezalandırılamaz. Bir çocuk suça itilmişse ona uygulanacak  ceza yaşına ve gelişimine uygun, onun eğitimini engellemeyecek şekilde  olmalıdır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     38- Her çocuğun barış ortamında yaşama ve savaşlardan korunma hakkı  vardır. Çocukların askere alınmaması gerekir. Devlet, çocukları silahlı  çatışmalardan ve sonuçlarından korumakla sorumludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     39- Çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse onların  iyileştirilmeleri için çalışmalar yapılır, bir daha aynı şekilde zarar  görmemeleri için önlemler alınır.<br />
<br />
  <br />
<br />
     40- Yasalarla sorunu olan çocuklar bu durumdan tek başlarına sorumlu  değildir. Çocuklar farkında olarak kimseye zarar vermez. Suça itilen  çocuklar, yetişkinler gibi cezalandırılamaz, özel yasalarla yeniden  topluma kazandırılırlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     41- Bir devletin yasaları burada belirtilen hükümlerden daha iyiyse, bunlar hiçbir şekilde değiştirilemez.<br />
<br />
  <br />
<br />
     42- Devlet, ÇHS’nin herkes tarafından öğrenilmesini sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     43- ÇHS’nın uygulanmasını değerlendirmek üzere Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     44- Devlet ve o ülkede yaşayan insanlar Çocuk Hakları Komitesine,  çocuk haklarıyla ilgili durum hakkında bilgileri vermekle sorumludur.<br />
<br />
  <br />
<br />
     45-İlgili kuruluşlar Çocuk Hakları Komitesinin çalışmalarına kolaylık ve yardım sağlar.<br />
<br />
  <br />
<br />
     NOT: Çocuk Hakları Sözleşmesi 54 maddeden oluşmaktadır. Sözleşmenin  bundan sonra 54’e kadar devam eden maddeleri, sözleşmenin devletler  tarafından nasıl imzalanacağı, onaylanacağı ve yürütüleceği ile  ilgilidir.  <br />
     <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2016/01/79.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 79.jpg]" class="mycode_img" /> ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÖZÜRLÜ  vatandaşlarmızın hakları ???]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ozurlu-vatandaslarmizin-haklari.html</link>
			<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 21:12:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ozurlu-vatandaslarmizin-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜ HAKLARI İLE İLGİLİ BİLGİLER</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                          ÖZÜRLÜ HAKLARI İLE İLGİLİ BİLGİLER</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamındaki İşyerlerinin Özürlü Çalıştırma Zorunluluğu Ne Kadardır?</span>  <br />
 İşverenler,  elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde %3  özürlü, kamu işyerlerinde ise %4 özürlü ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi  meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla  yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan  işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam  işçi sayısına göre hesaplanır.   <br />
 Özürlülerin istihdamı konusunda  işverenler için yasal zorunluluk yanında teşviklerde sözkonusudur.  İşyeri; mevzuatlarla belirtilen özürlü sayısından daha fazla özürlü  çalıştırırsa veya çalışan özürlünün özür derecesi % 80 den fazla olursa  veya herhangi bir kanuni yükümlülüğü olmamasına karşın özürlü çalışanı  varsa işveren tarafından ödenen sigorta priminin %50 si hazine  tarafından karşılanmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özelleştirilen Veya Özelleştirilme Kapsamına Alınan Kamu Kuruluşlarında Çalışan Özürlülerin Yasal Hakları Nelerdir?<br />
<br />
</span>  <br />
 Kapatma  ve tasfiye hâllerinde işten çıkarılma durumunda iş kaybı tazminatı,  özürlülere, kanunun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı  oranında ödenir.<br />
<br />
<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZLÜK HAKLAR<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.  Özürlü Çocuğu Olan Çalışan Anneler İçin Özel Bir Düzenleme Var mıdır?<br />
</span>  <br />
 Sosyal  güvenlik reformu olarak bilinen 5510 sayılı Kanunla, sosyal güvenlik  sistemimize getirilen yeni bir düzenleme ile başka birinin sürekli  bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, 01.10.2008  tarihinden sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim  ödeme gün sayıları toplamına eklenecek. Eklenen bu süreler emeklilik yaş  hadlerinden de indirilecek. Yapılan bu düzenleme ile özürlü çocuğu olan  kadınlara erken emeklilik hakkı tanınmıştır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Özürlü Memurlar Gece Nöbeti Ve Gece Vardiyası Tutacaklar Mıdır?<br />
</span>  <br />
 Özürlü memurlara isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilmeyecektir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EMEKLİLİK<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Bireyler Erken Emekli veya Malülen Emekli Olmak İçin Nereye Müracaat Etmelidir ? </span>  <br />
 Özürlülerin  emeklilik işlemleri diğer çalışanlarda olduğu gibi ilgili SGK  tarafından yapılmaktadır. Özürlüler erken emeklilik ya da malülen  emeklilik işlemlerini SGK'a müracaat ederek başlatabilirler <br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAĞLIK YARDIMI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Tedavi  Giderleri Kendi İmkânları İle Karşılayamayan Ve Sosyal Güvenlik  Kapsamında Bulunmayan Özürlü Bireylerin Tedavi Giderleri Nasıl  Karşılanmaktadır?</span>  <br />
 Herhangi bir sosyal güvenlik  kuruluşunun güvencesi altında olmayan ve yeterli ödeme gücü bulunmayan  özürlü bireyler yeşil kart uygulamasından faydalanmaktadır. Bu kapsamda  tedavi, muayene, ilaç, tetkik, diş tedavisi ve ortez-protez ihtiyaçları  temin edilmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yeşil Kart ve Genel Sağlık Sigortası Nedir?</span>  <br />
 Hiçbir  sosyal güvencesi olmayan bireylerin sağlık hizmetleri yeşil kart  verilerek karşılanmaktadır. Genel sağlık sigortasının uygulanmasıyla  yeşil kart uygulaması yürürlükten kalkacaktır ancak yeşil kart almaya  hak kazanmış olanlar genel sağlık sigortası kapsamında bu hizmetlerden  yararlanmaya devam edecekle ve primleri belirlenen koşullarda devlet  tarafından karşılanacaktır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜ AYLIĞI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Aylığı Nedir?</span>  <br />
 Toplumda  genellikle ’özürlü aylığı’ olarak bilinen ve Sosyal Güvenlik Kurumu  Başkanlığı Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü tarafından 2022 sayılı ’65  Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık  Bağlanması Hakkında Kanununun’ ilgili maddelerince bağlanan aylıktır.  Ekonomik yoksunluk içinde bulunan; 18 yaşından büyük özürlü bireyler ve  kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını  bulunan Türk Vatandaşlarına aylık bağlanmaktadır. Üç aylık olarak ödenen  bir aylıktır. Özür oranına göre aylığın miktarı değişmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Özürlü Aylığını Kimler Alabilir?</span>  <br />
 Yetkili  hastaneden alınmış özürlü sağlık kurulu raporuna göre ’özürlü’(özür  oranı %40-%69) ve başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam  ettiremeyecek derecede özürlü (özür oranı%70 ve üzeri) olan,  <br />
 -Kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan,  <br />
 -Sosyal güvenlik kurumlarından her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan,  <br />
 -Nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan,  <br />
 -Mahkeme kararıyla veya doğrudan bir mevzuat gereği bağlanmış herhangi devamlı bir gelire sahip bulunmayan,  <br />
 -Her türlü gelirleri toplamının aylık ortalaması, kanunla belirlenen muhtaçlık sınırının altında olan kişiler ile;  <br />
 Yukarıdaki  koşullara sahip olup kanunen bakmakla yükümlü olunan 18 yaşını  tamamlamamış özürlü yakını bulunanlar, bakımının fiilen gerçekleşmesi ve  aylık ortalama gelirinin kanunla belirlenen muhtaçlık sınırının altında  olması kaydıyla bu aylıktan faydalanabilir.  <br />
 Sosyal güvenlik  kurumundan, yetim aylığı almakta olan özürlü bireylerin aylık veya  gelirleri, alacağı özürlü aylığından az ise aradaki fark ilgili sosyal  güvenlik kurumu tarafından karşılanacaktır.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Aylık Bağlanması İçin Gerekli İşlem ve Belgeler Nelerdir?</span>  <br />
<br />
 Aylık bağlanması için gerekli işlem ve belgeler şunlardır.  <br />
  -Yönetmeliğin (6 Kasım 2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır) EK-1 ve EK-2’sinde yer alan başvuru formu,  <br />
 -Özürlü  veya başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek  derecede özürlü olmaları nedeniyle aylık bağlanacaklar için ’özürlü  sağlık kurulu raporu’,  <br />
 -Aylık talebinin vasi tarafından yapılması hallerinde mahkemeden alınmış vasilik kararı,  <br />
 -ADNKS’den (Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi) alınacak yerleşim yeri ve diğer adres bildirim formu,  <br />
 -Özürlü  olduklarını yetkili hastanelerden alacakları ’özürlü sağlık kurulu  raporu’ ile kanıtlayan 18 yaşını doldurmuş ve herhangi bir işe  yerleştirilememiş olan özürlü bireyler için Türkiye İş Kurumuna doğrudan  kendilerinin veya yazılı talepleri üzerine kaymakamlıklar ya da mahalli  (malmüdürlükleri-defterdarlıklar) maliye teşkilatları tarafından  adlarına başvuru yapıldığına dair belge,  <br />
 -Mahalli maliye  teşkilatlarınca aylık bağlanması için istenilen ilgili Yönetmeliğin  ekindeki belgeler Kurum internet sayfasından temin edilir.( <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.sgk.gov.tr%2F&amp;h=kAQEeIKt7&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.sgk.gov.tr </a>)  Bu formlar için ilgililerden herhangi bir ücret talep edilemez.  Yerleşim yeri ve diğer adres bildirim formu ilgililerden talep edilmez,  ilgili Kurumca temin edilir. Başvuru formunda yer alan aylık istek  dilekçesi ile mal bildirim belgesi aylık talebinde bulunanın kendisi  veya gerekli hallerde kanuni temsilcileri tarafından doldurulup  imzalanır.  <br />
 -Aylık bağlanması için gerekli belgelerden Kuruma,  mahalli maliye teşkilatları tarafından belirtilen belgeler gönderilir.  Diğer belgeler mahalli maliye teşkilatlarında muhafaza edilir. Muhtaç  olmadığına karar verilenler ile vücut fonksiyon kaybı oranı % 40’ın  altında olanların belgeleri Kuruma gönderilmez. Bu durumda başvuru  sahiplerine mahalli maliye teşkilatlarınca gerekçesi de belirtilmek  suretiyle yazılı olarak bilgi verilir.  <br />
 -’Özürlü sağlık kurulu  raporunun’ aslı, ilgili hastane başhekimliği tarafından mühürle  onaylanmış örneği veya Kurumca kabul edilmiş elektronik ortamda temin  edilen örnekleri kabul edilir. Ayrıca, ’özürlü sağlık kurulu raporunun’  aslının getirilmesi halinde, belgenin fotokopisi, aslına uygunluğu  kontrol edildikten sonra mahalli maliye teşkilatlarında birim amiri,  Kurumda ise görevlendirilecek personel tarafından isim ve unvan yazılmak  suretiyle tasdik edilerek kabul edilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUHTAÇ AYLIĞI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Muhtaç Aylığı Nedir?</span>  <br />
 Vakıflar  Genel Müdürlüğü tarafından ödenen ayıktır. Vakıflar Yönetmeliğinin  hükümlerine göre, 18 yaşından büyük özürlü bireylere ve 18 yaşından  küçük özürlü çocuğu bulunan ana babalara ve ayrıca, annesi veya babası  olmayan 18 yaşından gün alamamış yetim çocuklara aylık bağlanmaktadır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Muhtaç Aylığını Kimler Alabilir? <br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 % 40 ve üzeri özürlü olan muhtaçlara,  <br />
  * Sosyal güvencesi olmaması,  <br />
 * Herhangi bir gelir veya aylığı bulunmaması,  <br />
 * Mahkeme kararı veya kanunla bakım altına alınmamış olması,  <br />
 *  Gelir getirici taşınır ve taşınmaz malı mevcut olmaması veya olup da  bunlardan elde edeceği aylık ortalama gelirinin bu yönetmelikle  belirlenen muhtaç aylığı miktarını geçmemesi,halinde muhtaç aylığı  bağlanır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Muhtaç Aylığı İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?</span>  <br />
  Muhtaç aylığı başvuru formu*  <br />
 Özürlü için sağlık kurulu raporu  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*</span> Muhtaç aylığı başvuru formu  <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.vgm.gov.tr%2F&amp;h=jAQE0XHEG&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.vgm.gov.tr </a> adresinden de sağlanabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Muhtaç Aylığı İçin Nereye Başvurulur? </span>  <br />
 Özürlü  bireyler başvuru formunu doldurup imzaladıktan sonra özrünü ve özür  oranını belirten ’özürlü sağlık kurulu raporunu’ ekleyip, ikamet ettiği  ilin bağlı olduğu Vakıflar Bölge Müdürlüğüne şahsen, posta yoluyla veya  Vakıflar Genel Müdürlüğünün internet sitesi üzerinden başvuru  yapabilirler.Özürlü bireylerin muhtaç aylığı ile ilgili konular için  aşağıdaki adresten ayrıntılı bilgi alınabilir.  <br />
 Vakıflar Genel Müdürlüğü  <br />
 Milli Müdafa Cad. No: 20 Kızılay / ANKARA  <br />
 Tel: 0 (312) 415 50 00 (10- Hat)  <br />
 Web adresi :  <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.vgm.gov.tr%2F&amp;h=UAQFvdOTR&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.vgm.gov.tr </a> <br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YARDIMCI ARAÇ GEREÇ VE CİHAZLAR<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Sosyal Güvencesi Olmayanlar Ortopedik ve Diğer Yardımcı Araç ve Gereçleri Nasıl Alabilir? </span>  <br />
 İliniz  veya İlçenizin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına müracaat  ederek talepte bulunabilirsiniz. Ayrıca; Kızılay ve diğer sosyal yardım  amaçlı dernek, vakıf, federasyon, Konfederasyonlardan bu konuda yardım  alabilirsiniz.  <br />
  Ayrıca belediyeler tarafından da çeşitli yardımlar yapılmaktadır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VERGİ İNDİRİMİ VE ARAÇLAR<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlülüğe Bağlı Gelir Vergisi İndiriminden Kimler Yararlanabilmektedir? </span>  <br />
 Özürlü  hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan hizmet  erbabı, Özürlü serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü  kişi bulunan serbest meslek erbabı,  <br />
  Basit usulde  vergilendirilenlerden, tüccar ve ücretli durumuna girmeksizin, imalat,  tamirat ve küçük sanat işleri ile uğraşan, (ilk madde ve yardımcı  malzeme müşteriye ait olarak faaliyet gösteren terzi, tamirci, marangoz  gibi) özürlüler yararlanmaktadırlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.  Gelir Vergisi İndiriminden Yararlanmak İsteyenlerin Hangi Belgeleri Hazırlamaları Gerekmektedir?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Gelir Vergisi indiriminden yararlanmak isteyenlerin dilekçe ekinde bulunduracakları belgeler şunlardır:  <br />
  Özürlü hizmet erbabı için:  <br />
 a)Çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,  <br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.  <br />
  Hizmet erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler için:  <br />
 a)Ücretlinin çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,  <br />
 b)Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf  <br />
 c)Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olduğunu gösteren belge.  <br />
<br />
 Özürlü serbest meslek erbabı için:  <br />
 a)Vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.  <br />
<br />
 Serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler için:  <br />
 a)Serbest meslek erbabının vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
 b)Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf,  <br />
 c)Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olduğunu gösteren belge.  <br />
<br />
 Gelir Vergisi indiriminden yaralanma hakkına sahip basit usulde vergilendirilen özürlüler için:  <br />
 a)Vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
<br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Özürlünün Sahip Olduğu Konutta Vergi Muafiyeti Var mıdır?</span>  <br />
 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 22'inci maddesi buna ilişkin düzenlemeyi içerir.  <br />
  Madde  22.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "gazilerin," ibaresinden sonra  gelmek üzere "özürlülerin," ibaresi eklenmiştir.  <br />
  Buna göre; 200 metrekareden küçük tek konutuolan özürlüler emlak vergisinden muaftır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Malül ve Özürlülere Ait Taşıtların Trafik İşlemleri Nasıl Yapılmaktadır?<br />
 <br />
</span>  <br />
<br />
 31 Aralık 2004 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Karayolları Trafik Yönetmeliği nin  53 üncü ve 74 üncü maddelerinde değişiklik yapılarak; ithaline izin  verilen veya ülkemizde imal edilen malul ve özürlülere ait özel  tertibatlı araçlar ile özür derecesi % 90 ve üzerinde olan malul ve  özürlüler adına Özel Tüketim Vergisinden muaf olarak tescil edilmiş özel  tertibatı olmayan araçlara, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üzerinde özürlülere mahsus işaret bulunan plakalardan </span>verileceği hüküm altına alınmıştır.  <br />
  Bu tür araçların trafik kuruluşlarınca tescil işlemlerinin yapılması sırasında;  <br />
  -  Bizzat kullanım amacıyla malul ve özürlü tarafından ithal edilen özel  tertibatlı otomobiller ile motosikletlerin tescil belgelerine, ’ Araç  sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün  izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza  kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname  ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ ,  <br />
  - Malul ve özürlü tarafından ithal edilen özel tertibatlı minibüslerin tescil belgelerine, ’ Araç  sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından bir sürücü  veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir  sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün  izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza  kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname  ile devredilmesi, kiralanması ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ ,  <br />
  - Malul ve  özürlü tarafından bizzat kullanılmak amacıyla ülkemizden satın alınarak  ilk iktisap edilen özel tertibatlı araçların tescil belgelerine, ’ Araç  sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi  ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla  veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile  devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ , ikinci el araç olarak satın alınmış ise, ’ Araç sahibinden başkasının kullanması yasaktır. ’ şeklinde şerh konulacaktır.  <br />
  Özel  tertibatı olmayıp, özür derecesi % 90 ve üzeri olan malul ve özürlüler  tarafından ÖTV'den muaf olarak bizzat ithal edilen ya da ülkemizden  satın alınan araçların tescil belgelerine, ’ Araç sahibi malul ve  engelli kişinin kanuni mümessili ile üçüncü dereceye kadar kan ve sihri  hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak  istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel  Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti  muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının  vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi yasaktır. ’şeklinde  şerh konulacak olup, ayrıca ithal araçların gümrük şahadetnamelerinde,  yukarıda belirtilen şerh dışında varsa diğer şerhler de, tescil  belgesine işlenecektir.  <br />
 Malul ve özürlüler tarafından ithal  edilerek getirilen araçların, aynı durumdaki başka bir malul veya  özürlüye devri veya bunların ölümü sonucunda varislerine intikali  halinde, bu araçlar gümrük vergisinden muaf olup, devir ve tescil işlemi  ilgili gümrük müdürlüğünün iznine bağlıdır. Araç ülkemizden satın  alınmış ise ilgili vergi dairesinin izninin alınması gereklidir.  <br />
<br />
 Malul  ve özürlülere ait özel tertibatlı araçların her ne sebeple olursa  olsun,anılan Yönetmelikle belirlenmiş olan kişiler dışında başkaları  tarafından kullanıldığının tespiti halinde aracın trafikten alı  konulması yanında bu hususta düzenlenecek tutanak da işlem yapılmak  üzere ilgili gümrük ve maliye birimlerine intikal ettirilecektir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Taşıtlarda Katma Değer Vergisi Var mıdır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 3065  Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, özür dereceleri % 90 ve daha  fazla olan malÃ»l ve özürlülerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş  olan taşıtlar yanında özür dereceleri % 90 dan az olan malÃ»l ve  özürlülerin adlarına kayıt ve tescilli olan ve özürlülük haline uygun  özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar için,  istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır. Malül veya özürlüler tarafından  iktisap edilen veya ithal edilen taşıtlar genel KDV oranına tabidir.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EĞİTİM</span>  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üniversite Sınavına Giren Özürlü Öğrenciler İçin Ne Tür Kolaylıklar Sağlanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Üniversite  sınavına giren özürlü öğrenciler için gerekli fiziksel düzenlemeler  yapılmaktadır. Ortopedik ve görme özürlüler için uygun düzenlenmiş sınav  mekanları hazırlanmakta, görme özürlüler ve az görenler için 30  dakikalık ek sınav süresi verilmekte, sınav sorularını okuyacak ve  söylenecek yanıtları yazacak uygun eğitimde ve düzgün diksiyonlu  ’yardımcı refakatçi’ eşliğinde sınava girme olanağı tanınmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Özürlü Üniversite Öğrencilerine Sağlanan Kolaylıklar Nelerdir?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Başarılı  ve ihtiyaç sahibi özürlü öğrencilere Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar  Kurumu tarafından öncelikli olarak öğrenim kredisi, katkı kredisi ve  yurt tahsisi yapılmaktadır.  <br />
  20.06.2006 tarih ve 26200 sayılı  resmi gazetede yayımlanan ’ Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve  Koordinasyon Yönetmeliği’ gereğince üniversitelerde, öğrencilerin  öğrenim hayatlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri almak ve bu  yönde düzenlemeler yapmak üzere ’Özürlüler Danışma ve Koordinasyon  Birimi’ oluşturulması sağlanmıştır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNDİRİMLER<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.  Belediyelerin Şehir İçi Ulaşımda Özürlü Kişilere Sağladığı  Ücretsiz/İndirimli Seyahat Hakkı İle Diğer Bazı İndirim Ve Kolaylıklar  Nasıl Uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Bazı belediyeler, belediye  meclislerinde alınan kararlar doğrultusunda özürlüleri şehir içi otobüs,  vapur, su. vb. hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli  faydalandırmaktadır. Belediyelerin indirimli veya ücretsiz  hizmetlerinden faydalanmak üzere belediyenin ilgili birimine müracaat  etmek gerekmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Şehirlerarası Yolcu Otobüslerinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Şehirlerarası  yolcu otobüslerinde, Karayolları Taşıma Yönetmeliğinin 57. maddesinin  11. fıkrası gereği; % 40 oranında özürlü olduğunu belgeleyen kişiler  için bilet ücreti, geçerli ücret tarifesi üzerinden % 30 indirimli  düzenlenmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Tarafından Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 %40  ve üzeri olan özürlü yolcunun sadece kendisi, özür oranı %50 ve üzeri  olan ağır özürlü yolcunun kendisi ve varsa beraberindeki refakatçisi ana  hat yolcu trenlerinde %50 indirimli olarak seyahat edeceklerdir. Söz  konusu indirimden yararlanmak isteyenlerin "Özürlülük Ölçütü,  Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları  Hakkında yönetmelik" ’e uygun olarak alınmış sağlık kurulu raporu,  özürlü kimlik kartı veya ( Özürlü nüfus cüzdanında yer alanlar için)  nüfus cüzdanını ibraz etmeleri gerekmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Türk Hava Yolları Tarafından Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?</span>  <br />
 Türk  Hava Yolları, yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olan yolculara,  uygulanabilir ücretler üzerinden tüm iç ve dış hatlarda yüzde 25 indirim  sağlamaktadır. İndirimden faydalanmak isteyen % 40 ve üzeri oranda  özürlü kişilerin, özürlü kimlik kartı veya sağlık kurulu raporu veya  ''Özürlü'' ibaresi bulunan nüfus cüzdanlarını ibraz etmeleri  gerekmektedir. Ayrıca, 'refakatçi ile seyahat etmelidir' ibaresi bulunan  doktor raporunun ibraz edilmesi halinde, özürlü yolcu ile aynı seferde  seyahat edecek bir refakatçisine tüm iç ve dış hatlarda uygulanabilir  ücretler üzerinden yüzde 25 oranında indirim sağlanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. İstanbul Şehir Hatları İşletmesi ve İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi tarafından özürlülere indirim nasıl uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 İstanbul  Şehir Hatları İşletmesi tarafından, kimliklerini ibraz etmek suretiyle  özürlülere, 60 yaş ve üzeri olan vatandaşlar, gaziler, şehit ve  gazilerin dul ve yetimlerine akbilli hatlarda ücretsiz seyahat etme  imkanı sağlanmaktadır. Ağır özürlü vatandaşların kartlarında ’Refakatçi’  ibaresi bulunan kişilerin yanlarındaki refakatçiler de ücretsiz olarak  seyahat etmektedir. Biletli hatlarda eğer indirimli tarife var ise,  indirimli bilet ile seyahat edebilmektedirler.  <br />
<br />
 İstanbul  Deniz Otobüsleri İşletmesi tarafından, bedensel özürlüler, % 40 ve üzeri  oranda özürlü olan ve nüfus cüzdanında özürlülük bilgisi yazılmış olan  özürlü kişilere; bilgisayardan bilet kesilen dış hatlarda indirimli,  İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları  indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli  tarifeden yararlanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Müze Ve Ören Yeri Girişlerinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Müze  ve ören yerlerine, özürlüler ile bir refakatçisi, gaziler, şehit ve  gazilerin eş ve çocukları, 65 yaş ve üstü Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşları kimliklerini ibraz etmek suretiyle ücretsiz biletle  girmektedirler.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Milli Parklar, Tabiatı Koruma Alanları Ve Tabiat Parklarına Girişinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Özürlüler,  harp malulü ve gaziler ile bunların eşleri, çocukları, ve anne  babalarından, kimliklerini ibraz etmek suretiyle milli parklar, tabiatı  koruma alanları ve tabiat parklarına girişte ücret alınmamaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. GSM Şebekelerinde (Cep Telefonlarında) Uygulanan İndirimli Tarife Nasıldır? </span>  <br />
 GSM operatörleri, özürlü kişilere özel tarifeler uygulanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SPOR, MEDYA, AYRIMCILIK<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Bireylerin Spor Yapmalarını Kolaylaştırıcı Tedbirler Var Mıdır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 33'üncü maddesi buna ilişkin düzenlemeyi içerir   <br />
 ’(o)  Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak  üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını  sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler  geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme  ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları  yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer  kuruluşlarla işbirliği yapmak.....,’  <br />
 Ayrıca Özürlüler İdaresi  Başkanlığı’nca yapılması istenilen düzenleme doğrultusunda; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğü tarafından 81 Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ve  Özerk ve Özerk olmayan Federasyon Başkanlıklarına gönderilen 06.10.2010  tarihli yazı ile "özürlü kimlik kartları esas alınarak hem özürlülere  tanınan hak ve hizmetlerinden yararlandırılmaları hem de sosyal hayata  katılmalarının sağlanması bakımından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne  bağlı tüm tesislerde, federasyonca veya il müdürlüklerince düzenlenen  spor faaliyetlerine girişte ücret alınmaması veya indirimli tarife  uygulanması" istenmiştir ve uygulanmaya başlanılmıştır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Özürlü Bireylerin Oy Kullanmaları Sırasında Yapılan Düzenlemeler<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 572 sayılı KHK'nın aşağıdaki maddeleri bu konu hakkındaki düzenlemeleri içerir:  <br />
 ’Ek  Madde 1- Yazım kurulları, özürlülerin, özürlülük durumlarını belirtmek  suretiyle yazımını sağlayacak tedbirleri alırlar. Herkes, kendisinin  veya aile fertlerinin özürlülüğü ile ilgili bilgileri gerçek şekilde  yazdırmaya, gerekirse sağlık kurulu raporunu göstermeye mecburdur. Bu  maddede belirtilen özürlülük durumlarının tanımlanması için Sağlık  Bakanlığı ile işbirliği yapılır.’  <br />
  26.04.1961 tarihli ve 298  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununun  36. maddesine göre seçmen kütüğü yazımı sırasında, seçmenin oyunu  kullanmasını engelleyecek bir özürlülüğü varsa, forma kaydedileceği  ifade edilmiştir.  <br />
  Sandıkların konulacağı yerlerin belirlenmesinde  seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi  gözetilmesi ve özürlü seçmenlerin oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri  için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği aynı Kanununun 74’üncü  maddesinde düzenlenmiştir. Gebeler, hastalar ve özürlülerin sıra ile  bekletilmeden oylarını vermeleri ve yaşlılar ile özürlülere yardım  edenlerin de öncelikle oy kullanmalarına izin verilmesi Madde 90’da  belirtilmiştir.  <br />
  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun’un ’Birleşik Oy Pusulasının Atılması ve İşaretleme’  başlıklı 93. Maddesine göre refakatçi eşliğinde oy kullanma prosedürü  ise şu şekilde düzenlenmiştir:  <br />
  Madde 93 - Kapalı oy verme yerinde  birleşik oy pusulasını katlayıp yapıştırdıktan sonra, seçmen burasını  terk eder ve birleşik oy pusulasını sandığa bizzat atar. Körler,  felçliler veya bu gibi bedeni sakatlıkları açıkça belli olanlar, bu  seçim çevresi seçmeni olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer  herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen  birden fazla malule refakat edemez. Kurul başkanı, oyunu kullanan  seçmene kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına  imzasını attırır. İmza atamayanların sol elinin başparmağının izinin  alınmasıyla yetinilir. Bu parmağı olmayan seçmenin hangi parmağını  bastığı yazılır.<br />
<br />
******************************************************************<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜ HAKLARI İLE İLGİLİ BİLGİLER</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">                          ÖZÜRLÜ HAKLARI İLE İLGİLİ BİLGİLER</span><br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamındaki İşyerlerinin Özürlü Çalıştırma Zorunluluğu Ne Kadardır?</span>  <br />
 İşverenler,  elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde %3  özürlü, kamu işyerlerinde ise %4 özürlü ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi  meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla  yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan  işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam  işçi sayısına göre hesaplanır.   <br />
 Özürlülerin istihdamı konusunda  işverenler için yasal zorunluluk yanında teşviklerde sözkonusudur.  İşyeri; mevzuatlarla belirtilen özürlü sayısından daha fazla özürlü  çalıştırırsa veya çalışan özürlünün özür derecesi % 80 den fazla olursa  veya herhangi bir kanuni yükümlülüğü olmamasına karşın özürlü çalışanı  varsa işveren tarafından ödenen sigorta priminin %50 si hazine  tarafından karşılanmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özelleştirilen Veya Özelleştirilme Kapsamına Alınan Kamu Kuruluşlarında Çalışan Özürlülerin Yasal Hakları Nelerdir?<br />
<br />
</span>  <br />
 Kapatma  ve tasfiye hâllerinde işten çıkarılma durumunda iş kaybı tazminatı,  özürlülere, kanunun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı  oranında ödenir.<br />
<br />
<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZLÜK HAKLAR<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.  Özürlü Çocuğu Olan Çalışan Anneler İçin Özel Bir Düzenleme Var mıdır?<br />
</span>  <br />
 Sosyal  güvenlik reformu olarak bilinen 5510 sayılı Kanunla, sosyal güvenlik  sistemimize getirilen yeni bir düzenleme ile başka birinin sürekli  bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunanların, 01.10.2008  tarihinden sonra geçen prim ödeme gün sayılarının dörtte biri, prim  ödeme gün sayıları toplamına eklenecek. Eklenen bu süreler emeklilik yaş  hadlerinden de indirilecek. Yapılan bu düzenleme ile özürlü çocuğu olan  kadınlara erken emeklilik hakkı tanınmıştır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Özürlü Memurlar Gece Nöbeti Ve Gece Vardiyası Tutacaklar Mıdır?<br />
</span>  <br />
 Özürlü memurlara isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilmeyecektir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EMEKLİLİK<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Bireyler Erken Emekli veya Malülen Emekli Olmak İçin Nereye Müracaat Etmelidir ? </span>  <br />
 Özürlülerin  emeklilik işlemleri diğer çalışanlarda olduğu gibi ilgili SGK  tarafından yapılmaktadır. Özürlüler erken emeklilik ya da malülen  emeklilik işlemlerini SGK'a müracaat ederek başlatabilirler <br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAĞLIK YARDIMI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Tedavi  Giderleri Kendi İmkânları İle Karşılayamayan Ve Sosyal Güvenlik  Kapsamında Bulunmayan Özürlü Bireylerin Tedavi Giderleri Nasıl  Karşılanmaktadır?</span>  <br />
 Herhangi bir sosyal güvenlik  kuruluşunun güvencesi altında olmayan ve yeterli ödeme gücü bulunmayan  özürlü bireyler yeşil kart uygulamasından faydalanmaktadır. Bu kapsamda  tedavi, muayene, ilaç, tetkik, diş tedavisi ve ortez-protez ihtiyaçları  temin edilmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Yeşil Kart ve Genel Sağlık Sigortası Nedir?</span>  <br />
 Hiçbir  sosyal güvencesi olmayan bireylerin sağlık hizmetleri yeşil kart  verilerek karşılanmaktadır. Genel sağlık sigortasının uygulanmasıyla  yeşil kart uygulaması yürürlükten kalkacaktır ancak yeşil kart almaya  hak kazanmış olanlar genel sağlık sigortası kapsamında bu hizmetlerden  yararlanmaya devam edecekle ve primleri belirlenen koşullarda devlet  tarafından karşılanacaktır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜ AYLIĞI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Aylığı Nedir?</span>  <br />
 Toplumda  genellikle ’özürlü aylığı’ olarak bilinen ve Sosyal Güvenlik Kurumu  Başkanlığı Primsiz Ödemeler Genel Müdürlüğü tarafından 2022 sayılı ’65  Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık  Bağlanması Hakkında Kanununun’ ilgili maddelerince bağlanan aylıktır.  Ekonomik yoksunluk içinde bulunan; 18 yaşından büyük özürlü bireyler ve  kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını  bulunan Türk Vatandaşlarına aylık bağlanmaktadır. Üç aylık olarak ödenen  bir aylıktır. Özür oranına göre aylığın miktarı değişmektedir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Özürlü Aylığını Kimler Alabilir?</span>  <br />
 Yetkili  hastaneden alınmış özürlü sağlık kurulu raporuna göre ’özürlü’(özür  oranı %40-%69) ve başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam  ettiremeyecek derecede özürlü (özür oranı%70 ve üzeri) olan,  <br />
 -Kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan,  <br />
 -Sosyal güvenlik kurumlarından her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan,  <br />
 -Nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan,  <br />
 -Mahkeme kararıyla veya doğrudan bir mevzuat gereği bağlanmış herhangi devamlı bir gelire sahip bulunmayan,  <br />
 -Her türlü gelirleri toplamının aylık ortalaması, kanunla belirlenen muhtaçlık sınırının altında olan kişiler ile;  <br />
 Yukarıdaki  koşullara sahip olup kanunen bakmakla yükümlü olunan 18 yaşını  tamamlamamış özürlü yakını bulunanlar, bakımının fiilen gerçekleşmesi ve  aylık ortalama gelirinin kanunla belirlenen muhtaçlık sınırının altında  olması kaydıyla bu aylıktan faydalanabilir.  <br />
 Sosyal güvenlik  kurumundan, yetim aylığı almakta olan özürlü bireylerin aylık veya  gelirleri, alacağı özürlü aylığından az ise aradaki fark ilgili sosyal  güvenlik kurumu tarafından karşılanacaktır.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Aylık Bağlanması İçin Gerekli İşlem ve Belgeler Nelerdir?</span>  <br />
<br />
 Aylık bağlanması için gerekli işlem ve belgeler şunlardır.  <br />
  -Yönetmeliğin (6 Kasım 2010 tarih ve 27751 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır) EK-1 ve EK-2’sinde yer alan başvuru formu,  <br />
 -Özürlü  veya başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek  derecede özürlü olmaları nedeniyle aylık bağlanacaklar için ’özürlü  sağlık kurulu raporu’,  <br />
 -Aylık talebinin vasi tarafından yapılması hallerinde mahkemeden alınmış vasilik kararı,  <br />
 -ADNKS’den (Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi) alınacak yerleşim yeri ve diğer adres bildirim formu,  <br />
 -Özürlü  olduklarını yetkili hastanelerden alacakları ’özürlü sağlık kurulu  raporu’ ile kanıtlayan 18 yaşını doldurmuş ve herhangi bir işe  yerleştirilememiş olan özürlü bireyler için Türkiye İş Kurumuna doğrudan  kendilerinin veya yazılı talepleri üzerine kaymakamlıklar ya da mahalli  (malmüdürlükleri-defterdarlıklar) maliye teşkilatları tarafından  adlarına başvuru yapıldığına dair belge,  <br />
 -Mahalli maliye  teşkilatlarınca aylık bağlanması için istenilen ilgili Yönetmeliğin  ekindeki belgeler Kurum internet sayfasından temin edilir.( <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.sgk.gov.tr%2F&amp;h=kAQEeIKt7&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.sgk.gov.tr </a>)  Bu formlar için ilgililerden herhangi bir ücret talep edilemez.  Yerleşim yeri ve diğer adres bildirim formu ilgililerden talep edilmez,  ilgili Kurumca temin edilir. Başvuru formunda yer alan aylık istek  dilekçesi ile mal bildirim belgesi aylık talebinde bulunanın kendisi  veya gerekli hallerde kanuni temsilcileri tarafından doldurulup  imzalanır.  <br />
 -Aylık bağlanması için gerekli belgelerden Kuruma,  mahalli maliye teşkilatları tarafından belirtilen belgeler gönderilir.  Diğer belgeler mahalli maliye teşkilatlarında muhafaza edilir. Muhtaç  olmadığına karar verilenler ile vücut fonksiyon kaybı oranı % 40’ın  altında olanların belgeleri Kuruma gönderilmez. Bu durumda başvuru  sahiplerine mahalli maliye teşkilatlarınca gerekçesi de belirtilmek  suretiyle yazılı olarak bilgi verilir.  <br />
 -’Özürlü sağlık kurulu  raporunun’ aslı, ilgili hastane başhekimliği tarafından mühürle  onaylanmış örneği veya Kurumca kabul edilmiş elektronik ortamda temin  edilen örnekleri kabul edilir. Ayrıca, ’özürlü sağlık kurulu raporunun’  aslının getirilmesi halinde, belgenin fotokopisi, aslına uygunluğu  kontrol edildikten sonra mahalli maliye teşkilatlarında birim amiri,  Kurumda ise görevlendirilecek personel tarafından isim ve unvan yazılmak  suretiyle tasdik edilerek kabul edilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUHTAÇ AYLIĞI<br />
<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Muhtaç Aylığı Nedir?</span>  <br />
 Vakıflar  Genel Müdürlüğü tarafından ödenen ayıktır. Vakıflar Yönetmeliğinin  hükümlerine göre, 18 yaşından büyük özürlü bireylere ve 18 yaşından  küçük özürlü çocuğu bulunan ana babalara ve ayrıca, annesi veya babası  olmayan 18 yaşından gün alamamış yetim çocuklara aylık bağlanmaktadır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Muhtaç Aylığını Kimler Alabilir? <br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 % 40 ve üzeri özürlü olan muhtaçlara,  <br />
  * Sosyal güvencesi olmaması,  <br />
 * Herhangi bir gelir veya aylığı bulunmaması,  <br />
 * Mahkeme kararı veya kanunla bakım altına alınmamış olması,  <br />
 *  Gelir getirici taşınır ve taşınmaz malı mevcut olmaması veya olup da  bunlardan elde edeceği aylık ortalama gelirinin bu yönetmelikle  belirlenen muhtaç aylığı miktarını geçmemesi,halinde muhtaç aylığı  bağlanır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Muhtaç Aylığı İçin Gerekli Belgeler Nelerdir?</span>  <br />
  Muhtaç aylığı başvuru formu*  <br />
 Özürlü için sağlık kurulu raporu  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">*</span> Muhtaç aylığı başvuru formu  <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.vgm.gov.tr%2F&amp;h=jAQE0XHEG&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.vgm.gov.tr </a> adresinden de sağlanabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Muhtaç Aylığı İçin Nereye Başvurulur? </span>  <br />
 Özürlü  bireyler başvuru formunu doldurup imzaladıktan sonra özrünü ve özür  oranını belirten ’özürlü sağlık kurulu raporunu’ ekleyip, ikamet ettiği  ilin bağlı olduğu Vakıflar Bölge Müdürlüğüne şahsen, posta yoluyla veya  Vakıflar Genel Müdürlüğünün internet sitesi üzerinden başvuru  yapabilirler.Özürlü bireylerin muhtaç aylığı ile ilgili konular için  aşağıdaki adresten ayrıntılı bilgi alınabilir.  <br />
 Vakıflar Genel Müdürlüğü  <br />
 Milli Müdafa Cad. No: 20 Kızılay / ANKARA  <br />
 Tel: 0 (312) 415 50 00 (10- Hat)  <br />
 Web adresi :  <a href="http://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.vgm.gov.tr%2F&amp;h=UAQFvdOTR&amp;s=1" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">www.vgm.gov.tr </a> <br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YARDIMCI ARAÇ GEREÇ VE CİHAZLAR<br />
<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Sosyal Güvencesi Olmayanlar Ortopedik ve Diğer Yardımcı Araç ve Gereçleri Nasıl Alabilir? </span>  <br />
 İliniz  veya İlçenizin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına müracaat  ederek talepte bulunabilirsiniz. Ayrıca; Kızılay ve diğer sosyal yardım  amaçlı dernek, vakıf, federasyon, Konfederasyonlardan bu konuda yardım  alabilirsiniz.  <br />
  Ayrıca belediyeler tarafından da çeşitli yardımlar yapılmaktadır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">VERGİ İNDİRİMİ VE ARAÇLAR<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlülüğe Bağlı Gelir Vergisi İndiriminden Kimler Yararlanabilmektedir? </span>  <br />
 Özürlü  hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan hizmet  erbabı, Özürlü serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu özürlü  kişi bulunan serbest meslek erbabı,  <br />
  Basit usulde  vergilendirilenlerden, tüccar ve ücretli durumuna girmeksizin, imalat,  tamirat ve küçük sanat işleri ile uğraşan, (ilk madde ve yardımcı  malzeme müşteriye ait olarak faaliyet gösteren terzi, tamirci, marangoz  gibi) özürlüler yararlanmaktadırlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2.  Gelir Vergisi İndiriminden Yararlanmak İsteyenlerin Hangi Belgeleri Hazırlamaları Gerekmektedir?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Gelir Vergisi indiriminden yararlanmak isteyenlerin dilekçe ekinde bulunduracakları belgeler şunlardır:  <br />
  Özürlü hizmet erbabı için:  <br />
 a)Çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,  <br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.  <br />
  Hizmet erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler için:  <br />
 a)Ücretlinin çalıştığı işyerinden alacağı hizmet erbabı olduğunu gösterir belge,  <br />
 b)Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf  <br />
 c)Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olduğunu gösteren belge.  <br />
<br />
 Özürlü serbest meslek erbabı için:  <br />
 a)Vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.  <br />
<br />
 Serbest meslek erbabının bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişiler için:  <br />
 a)Serbest meslek erbabının vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
 b)Özürlü kişilerin nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf,  <br />
 c)Özürlü kişiye bakmakla yükümlü olduğunu gösteren belge.  <br />
<br />
 Gelir Vergisi indiriminden yaralanma hakkına sahip basit usulde vergilendirilen özürlüler için:  <br />
 a)Vergi kimlik numarasını gösteren belge,  <br />
<br />
 b)Nüfus cüzdanı örneği ve üç adet fotoğraf.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Özürlünün Sahip Olduğu Konutta Vergi Muafiyeti Var mıdır?</span>  <br />
 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 22'inci maddesi buna ilişkin düzenlemeyi içerir.  <br />
  Madde  22.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "gazilerin," ibaresinden sonra  gelmek üzere "özürlülerin," ibaresi eklenmiştir.  <br />
  Buna göre; 200 metrekareden küçük tek konutuolan özürlüler emlak vergisinden muaftır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Malül ve Özürlülere Ait Taşıtların Trafik İşlemleri Nasıl Yapılmaktadır?<br />
 <br />
</span>  <br />
<br />
 31 Aralık 2004 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Karayolları Trafik Yönetmeliği nin  53 üncü ve 74 üncü maddelerinde değişiklik yapılarak; ithaline izin  verilen veya ülkemizde imal edilen malul ve özürlülere ait özel  tertibatlı araçlar ile özür derecesi % 90 ve üzerinde olan malul ve  özürlüler adına Özel Tüketim Vergisinden muaf olarak tescil edilmiş özel  tertibatı olmayan araçlara, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">üzerinde özürlülere mahsus işaret bulunan plakalardan </span>verileceği hüküm altına alınmıştır.  <br />
  Bu tür araçların trafik kuruluşlarınca tescil işlemlerinin yapılması sırasında;  <br />
  -  Bizzat kullanım amacıyla malul ve özürlü tarafından ithal edilen özel  tertibatlı otomobiller ile motosikletlerin tescil belgelerine, ’ Araç  sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün  izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza  kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname  ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ ,  <br />
  - Malul ve özürlü tarafından ithal edilen özel tertibatlı minibüslerin tescil belgelerine, ’ Araç  sahibinin üçüncü dereceye kadar kan ve sihri hısımlarından bir sürücü  veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak istihdam edilen bir  sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, ilgili gümrük müdürlüğünün  izni olmadan devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza  kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname  ile devredilmesi, kiralanması ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ ,  <br />
  - Malul ve  özürlü tarafından bizzat kullanılmak amacıyla ülkemizden satın alınarak  ilk iktisap edilen özel tertibatlı araçların tescil belgelerine, ’ Araç  sahibi tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel Tüketim Vergisi  ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti muhafaza kaydıyla  veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının vekaletname ile  devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi, özel tertibatının  kaldırılması veya değiştirilmesi yasaktır. ’ , ikinci el araç olarak satın alınmış ise, ’ Araç sahibinden başkasının kullanması yasaktır. ’ şeklinde şerh konulacaktır.  <br />
  Özel  tertibatı olmayıp, özür derecesi % 90 ve üzeri olan malul ve özürlüler  tarafından ÖTV'den muaf olarak bizzat ithal edilen ya da ülkemizden  satın alınan araçların tescil belgelerine, ’ Araç sahibi malul ve  engelli kişinin kanuni mümessili ile üçüncü dereceye kadar kan ve sihri  hısımlarından bir sürücü veya noterce düzenlenmiş iş akdine bağlı olarak  istihdam edilen bir sürücü tarafından kullanılması zorunlu olup, Özel  Tüketim Vergisi ödenmeden devri, satışı, hibesi, intifasının mülkiyeti  muhafaza kaydıyla veya sair şekillerde akden devri, tasarruf hakkının  vekaletname ile devredilmesi, kiralanması, ödünç verilmesi yasaktır. ’şeklinde  şerh konulacak olup, ayrıca ithal araçların gümrük şahadetnamelerinde,  yukarıda belirtilen şerh dışında varsa diğer şerhler de, tescil  belgesine işlenecektir.  <br />
 Malul ve özürlüler tarafından ithal  edilerek getirilen araçların, aynı durumdaki başka bir malul veya  özürlüye devri veya bunların ölümü sonucunda varislerine intikali  halinde, bu araçlar gümrük vergisinden muaf olup, devir ve tescil işlemi  ilgili gümrük müdürlüğünün iznine bağlıdır. Araç ülkemizden satın  alınmış ise ilgili vergi dairesinin izninin alınması gereklidir.  <br />
<br />
 Malul  ve özürlülere ait özel tertibatlı araçların her ne sebeple olursa  olsun,anılan Yönetmelikle belirlenmiş olan kişiler dışında başkaları  tarafından kullanıldığının tespiti halinde aracın trafikten alı  konulması yanında bu hususta düzenlenecek tutanak da işlem yapılmak  üzere ilgili gümrük ve maliye birimlerine intikal ettirilecektir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Taşıtlarda Katma Değer Vergisi Var mıdır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 3065  Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, özür dereceleri % 90 ve daha  fazla olan malÃ»l ve özürlülerin kendi adlarına kayıt ve tescil edilmiş  olan taşıtlar yanında özür dereceleri % 90 dan az olan malÃ»l ve  özürlülerin adlarına kayıt ve tescilli olan ve özürlülük haline uygun  özel tertibatlı veya özel tertibatlı hale getirilmiş taşıtlar için,  istisnai bir düzenleme bulunmamaktadır. Malül veya özürlüler tarafından  iktisap edilen veya ithal edilen taşıtlar genel KDV oranına tabidir.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EĞİTİM</span>  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.</span>.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üniversite Sınavına Giren Özürlü Öğrenciler İçin Ne Tür Kolaylıklar Sağlanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Üniversite  sınavına giren özürlü öğrenciler için gerekli fiziksel düzenlemeler  yapılmaktadır. Ortopedik ve görme özürlüler için uygun düzenlenmiş sınav  mekanları hazırlanmakta, görme özürlüler ve az görenler için 30  dakikalık ek sınav süresi verilmekte, sınav sorularını okuyacak ve  söylenecek yanıtları yazacak uygun eğitimde ve düzgün diksiyonlu  ’yardımcı refakatçi’ eşliğinde sınava girme olanağı tanınmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Özürlü Üniversite Öğrencilerine Sağlanan Kolaylıklar Nelerdir?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Başarılı  ve ihtiyaç sahibi özürlü öğrencilere Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar  Kurumu tarafından öncelikli olarak öğrenim kredisi, katkı kredisi ve  yurt tahsisi yapılmaktadır.  <br />
  20.06.2006 tarih ve 26200 sayılı  resmi gazetede yayımlanan ’ Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma ve  Koordinasyon Yönetmeliği’ gereğince üniversitelerde, öğrencilerin  öğrenim hayatlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri almak ve bu  yönde düzenlemeler yapmak üzere ’Özürlüler Danışma ve Koordinasyon  Birimi’ oluşturulması sağlanmıştır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İNDİRİMLER<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.  Belediyelerin Şehir İçi Ulaşımda Özürlü Kişilere Sağladığı  Ücretsiz/İndirimli Seyahat Hakkı İle Diğer Bazı İndirim Ve Kolaylıklar  Nasıl Uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Bazı belediyeler, belediye  meclislerinde alınan kararlar doğrultusunda özürlüleri şehir içi otobüs,  vapur, su. vb. hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli  faydalandırmaktadır. Belediyelerin indirimli veya ücretsiz  hizmetlerinden faydalanmak üzere belediyenin ilgili birimine müracaat  etmek gerekmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Şehirlerarası Yolcu Otobüslerinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Şehirlerarası  yolcu otobüslerinde, Karayolları Taşıma Yönetmeliğinin 57. maddesinin  11. fıkrası gereği; % 40 oranında özürlü olduğunu belgeleyen kişiler  için bilet ücreti, geçerli ücret tarifesi üzerinden % 30 indirimli  düzenlenmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Tarafından Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 %40  ve üzeri olan özürlü yolcunun sadece kendisi, özür oranı %50 ve üzeri  olan ağır özürlü yolcunun kendisi ve varsa beraberindeki refakatçisi ana  hat yolcu trenlerinde %50 indirimli olarak seyahat edeceklerdir. Söz  konusu indirimden yararlanmak isteyenlerin "Özürlülük Ölçütü,  Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları  Hakkında yönetmelik" ’e uygun olarak alınmış sağlık kurulu raporu,  özürlü kimlik kartı veya ( Özürlü nüfus cüzdanında yer alanlar için)  nüfus cüzdanını ibraz etmeleri gerekmektedir.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Türk Hava Yolları Tarafından Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?</span>  <br />
 Türk  Hava Yolları, yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olan yolculara,  uygulanabilir ücretler üzerinden tüm iç ve dış hatlarda yüzde 25 indirim  sağlamaktadır. İndirimden faydalanmak isteyen % 40 ve üzeri oranda  özürlü kişilerin, özürlü kimlik kartı veya sağlık kurulu raporu veya  ''Özürlü'' ibaresi bulunan nüfus cüzdanlarını ibraz etmeleri  gerekmektedir. Ayrıca, 'refakatçi ile seyahat etmelidir' ibaresi bulunan  doktor raporunun ibraz edilmesi halinde, özürlü yolcu ile aynı seferde  seyahat edecek bir refakatçisine tüm iç ve dış hatlarda uygulanabilir  ücretler üzerinden yüzde 25 oranında indirim sağlanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. İstanbul Şehir Hatları İşletmesi ve İstanbul Deniz Otobüsleri İşletmesi tarafından özürlülere indirim nasıl uygulanmaktadır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 İstanbul  Şehir Hatları İşletmesi tarafından, kimliklerini ibraz etmek suretiyle  özürlülere, 60 yaş ve üzeri olan vatandaşlar, gaziler, şehit ve  gazilerin dul ve yetimlerine akbilli hatlarda ücretsiz seyahat etme  imkanı sağlanmaktadır. Ağır özürlü vatandaşların kartlarında ’Refakatçi’  ibaresi bulunan kişilerin yanlarındaki refakatçiler de ücretsiz olarak  seyahat etmektedir. Biletli hatlarda eğer indirimli tarife var ise,  indirimli bilet ile seyahat edebilmektedirler.  <br />
<br />
 İstanbul  Deniz Otobüsleri İşletmesi tarafından, bedensel özürlüler, % 40 ve üzeri  oranda özürlü olan ve nüfus cüzdanında özürlülük bilgisi yazılmış olan  özürlü kişilere; bilgisayardan bilet kesilen dış hatlarda indirimli,  İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları  indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli  tarifeden yararlanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. Müze Ve Ören Yeri Girişlerinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Müze  ve ören yerlerine, özürlüler ile bir refakatçisi, gaziler, şehit ve  gazilerin eş ve çocukları, 65 yaş ve üstü Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşları kimliklerini ibraz etmek suretiyle ücretsiz biletle  girmektedirler.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7. Milli Parklar, Tabiatı Koruma Alanları Ve Tabiat Parklarına Girişinde Özürlülere İndirim Nasıl Uygulanmaktadır?<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 Özürlüler,  harp malulü ve gaziler ile bunların eşleri, çocukları, ve anne  babalarından, kimliklerini ibraz etmek suretiyle milli parklar, tabiatı  koruma alanları ve tabiat parklarına girişte ücret alınmamaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8. GSM Şebekelerinde (Cep Telefonlarında) Uygulanan İndirimli Tarife Nasıldır? </span>  <br />
 GSM operatörleri, özürlü kişilere özel tarifeler uygulanmaktadır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SPOR, MEDYA, AYRIMCILIK<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Özürlü Bireylerin Spor Yapmalarını Kolaylaştırıcı Tedbirler Var Mıdır? <br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu'nun 33'üncü maddesi buna ilişkin düzenlemeyi içerir   <br />
 ’(o)  Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak  üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını  sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler  geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme  ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları  yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer  kuruluşlarla işbirliği yapmak.....,’  <br />
 Ayrıca Özürlüler İdaresi  Başkanlığı’nca yapılması istenilen düzenleme doğrultusunda; Gençlik ve  Spor Genel Müdürlüğü tarafından 81 Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ve  Özerk ve Özerk olmayan Federasyon Başkanlıklarına gönderilen 06.10.2010  tarihli yazı ile "özürlü kimlik kartları esas alınarak hem özürlülere  tanınan hak ve hizmetlerinden yararlandırılmaları hem de sosyal hayata  katılmalarının sağlanması bakımından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne  bağlı tüm tesislerde, federasyonca veya il müdürlüklerince düzenlenen  spor faaliyetlerine girişte ücret alınmaması veya indirimli tarife  uygulanması" istenmiştir ve uygulanmaya başlanılmıştır.<br />
<br />
  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Özürlü Bireylerin Oy Kullanmaları Sırasında Yapılan Düzenlemeler<br />
<br />
</span>  <br />
<br />
 572 sayılı KHK'nın aşağıdaki maddeleri bu konu hakkındaki düzenlemeleri içerir:  <br />
 ’Ek  Madde 1- Yazım kurulları, özürlülerin, özürlülük durumlarını belirtmek  suretiyle yazımını sağlayacak tedbirleri alırlar. Herkes, kendisinin  veya aile fertlerinin özürlülüğü ile ilgili bilgileri gerçek şekilde  yazdırmaya, gerekirse sağlık kurulu raporunu göstermeye mecburdur. Bu  maddede belirtilen özürlülük durumlarının tanımlanması için Sağlık  Bakanlığı ile işbirliği yapılır.’  <br />
  26.04.1961 tarihli ve 298  sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununun  36. maddesine göre seçmen kütüğü yazımı sırasında, seçmenin oyunu  kullanmasını engelleyecek bir özürlülüğü varsa, forma kaydedileceği  ifade edilmiştir.  <br />
  Sandıkların konulacağı yerlerin belirlenmesinde  seçmenin oyunu kolaylıkla, serbestçe ve gizli şekilde verebilmesi  gözetilmesi ve özürlü seçmenlerin oylarını rahatlıkla kullanabilmeleri  için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği aynı Kanununun 74’üncü  maddesinde düzenlenmiştir. Gebeler, hastalar ve özürlülerin sıra ile  bekletilmeden oylarını vermeleri ve yaşlılar ile özürlülere yardım  edenlerin de öncelikle oy kullanmalarına izin verilmesi Madde 90’da  belirtilmiştir.  <br />
  Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri  Hakkında Kanun’un ’Birleşik Oy Pusulasının Atılması ve İşaretleme’  başlıklı 93. Maddesine göre refakatçi eşliğinde oy kullanma prosedürü  ise şu şekilde düzenlenmiştir:  <br />
  Madde 93 - Kapalı oy verme yerinde  birleşik oy pusulasını katlayıp yapıştırdıktan sonra, seçmen burasını  terk eder ve birleşik oy pusulasını sandığa bizzat atar. Körler,  felçliler veya bu gibi bedeni sakatlıkları açıkça belli olanlar, bu  seçim çevresi seçmeni olan akrabalarından birinin, akrabası yoksa diğer  herhangi bir seçmenin yardımı ile oylarını kullanabilirler. Bir seçmen  birden fazla malule refakat edemez. Kurul başkanı, oyunu kullanan  seçmene kimlik kartını verirken seçmen listesindeki adı karşısına  imzasını attırır. İmza atamayanların sol elinin başparmağının izinin  alınmasıyla yetinilir. Bu parmağı olmayan seçmenin hangi parmağını  bastığı yazılır.<br />
<br />
******************************************************************<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkeğin Hakları Nelerdir?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-erkegin-haklari-nelerdir.html</link>
			<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 20:59:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-erkegin-haklari-nelerdir.html</guid>
			<description><![CDATA[Erkeklerımızın Hakkınıda unutmayalım  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkeğin/ Kocanın Velayet Alma Hakkı </span><br />
<br />
  Toplum içerisinde sıklıkla bilinen yanlışlardan birisi de çocuğun her  zaman anneye verileceği yönündedir. Bu genellemenin hukuki bir  geçerliliği yoktur. Çocuğun velayetine karar verilirken çocuğun  menfaatleri doğrultusunda , çocuğun bakımı, nasıl bir gelecek  sağlanacağı, çocuğun büyüyeceği ortamın çocuğun sağlığı açısından önemi  gibi bir çok husus göz önüne alınmaktadır. O yüzden boşanmada erkeğin  hakları arasında çocuğun velayetini alma hakkı da yer alır.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Tazminat Hakkı Var mıdır? </span><br />
<br />
  Boşanma davalarında tazminat talep edecek kişiler açısından, maddi  tazminat taleplerinde boşanmayı getiren olaylar dikkate alınarak  tazminata hükmedilir. Bu noktada boşanmayı getiren olaylar üzerinde  erkeğin eşinden daha az kusura sahip olması ya da kusursuz olması  durumunda tazminat maddi tazminat talep etme hakkı vardır. Boşanmada  Erkeğin hakları açısından manevi tazminat talep etmek istenmesi  durumunda ise kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi manevi tazminat  talebinde bulunabilir. Örneğin aldatma nedeniyle boşanma davası  açıldığında aldatılan erkek eş, kişilik hakları saldırıya uğraması  nedeniyle eşinden manevi tazminat talep edebilir. Aynı şekilde eşinin  aldatma eylemini gerçekleştirdiği 3. kişiye de manevi tazminat davası  açabilmektedir.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Mal Paylaşımı Hakkı </span><br />
<br />
  2002 yılından önce gerçekleşmiş evliliklerde aksi bir sözleşme  imzalanmamışsa mal ayrılığı rejimi uygulanır. Buna göre her birey  kendisi aldığı malın sahibidir. Burada erkek de boşanma sonrası, evlilik  içerisinde aldığı malların sahibi olacaktır. 2002 yılından önceki  evliliklerde 2002 yılından sonra alınan mallar ise, edinilmiş mallara  katılma rejimine tabi olacak ve eşler arasında kimin aldığına  bakılmaksızın mallar eşit paylaştırılacaktır. (kişisel mallar hariç)<br />
 <br />
 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde yasal mal rejimi ’edinilmiş  mallara katılma’ rejimidir. Burada eşler farklı bir mal rejimi  seçmemişler ise, evlilik içerisinde alınan mallar, eşler arasında eşit  şekilde paylaştırılır. Mal rejimleri ve mal paylaşımı hakkında ayrıntılı  bilgi almak için ’boşanmada mal paylaşımı’ adlı makalemizi okuyabilirsiniz. <br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkeğin Boşanmada Nafaka Hakları </span><br />
<br />
  Nafaka, boşanma sonrası müşkül duruma düşecek olan eş ve çocuk için  ödenmesine hükmedilen nafaka ile ilgili olarak toplum algısında yer alan  bir başka yanlış genelleme ise nafakanın kadına ödeneceği yönündedir.  Yoksulluk nafakası boşanma sonrası hayat standardı düşecek olan eşe  ödenmektedir. İştirak nafakası ise çocuğun velayetini alan eşe, çocuğun  masraflarının karşılanması amacıyla ödenir. Diğer yandan boşanmada  erkeğin hakları arasında yer alabilen hususlardan birisi de boşanma  davasında eşinden daha fazla kusura sahip olan kadının nafaka  alamamasıdır. Burada ilk başta değindiğimiz gibi boşanma davasının doğru  bir şekilde yürütülmesi erkeğin haklarının korunması adına önemlidir.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Hakları Nasıl Korunur? </span><br />
<br />
  Boşanmada erkeğin hakları korunmak isteniyorsa ilk hedef boşanma  davasının istenilen şekilde sonuçlandırılması adına etkili bir süreç  yönetimi olmalıdır. Burada bireyler olası bir hak kaybı ile  karşılaşmamak adına mutlaka uzman bir boşanma avukatı tarafından hukuki  destek almalılar. Boşanma avukatı erkeğin boşanmadaki hakları konusunda müvekkillerine destek olmaktadır. Boşanma süreci  içerisinde erkek, nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat gibi bir çok  konuda hak kaybı ile karşılaşabilir. O nedenle boşanma davasının hukuki  anlamda doğru yürütülmesi gerekir.<br />
<br />
***********************************************************************<br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Erkeklerımızın Hakkınıda unutmayalım  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkeğin/ Kocanın Velayet Alma Hakkı </span><br />
<br />
  Toplum içerisinde sıklıkla bilinen yanlışlardan birisi de çocuğun her  zaman anneye verileceği yönündedir. Bu genellemenin hukuki bir  geçerliliği yoktur. Çocuğun velayetine karar verilirken çocuğun  menfaatleri doğrultusunda , çocuğun bakımı, nasıl bir gelecek  sağlanacağı, çocuğun büyüyeceği ortamın çocuğun sağlığı açısından önemi  gibi bir çok husus göz önüne alınmaktadır. O yüzden boşanmada erkeğin  hakları arasında çocuğun velayetini alma hakkı da yer alır.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Tazminat Hakkı Var mıdır? </span><br />
<br />
  Boşanma davalarında tazminat talep edecek kişiler açısından, maddi  tazminat taleplerinde boşanmayı getiren olaylar dikkate alınarak  tazminata hükmedilir. Bu noktada boşanmayı getiren olaylar üzerinde  erkeğin eşinden daha az kusura sahip olması ya da kusursuz olması  durumunda tazminat maddi tazminat talep etme hakkı vardır. Boşanmada  Erkeğin hakları açısından manevi tazminat talep etmek istenmesi  durumunda ise kişilik hakları saldırıya uğrayan kişi manevi tazminat  talebinde bulunabilir. Örneğin aldatma nedeniyle boşanma davası  açıldığında aldatılan erkek eş, kişilik hakları saldırıya uğraması  nedeniyle eşinden manevi tazminat talep edebilir. Aynı şekilde eşinin  aldatma eylemini gerçekleştirdiği 3. kişiye de manevi tazminat davası  açabilmektedir.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Mal Paylaşımı Hakkı </span><br />
<br />
  2002 yılından önce gerçekleşmiş evliliklerde aksi bir sözleşme  imzalanmamışsa mal ayrılığı rejimi uygulanır. Buna göre her birey  kendisi aldığı malın sahibidir. Burada erkek de boşanma sonrası, evlilik  içerisinde aldığı malların sahibi olacaktır. 2002 yılından önceki  evliliklerde 2002 yılından sonra alınan mallar ise, edinilmiş mallara  katılma rejimine tabi olacak ve eşler arasında kimin aldığına  bakılmaksızın mallar eşit paylaştırılacaktır. (kişisel mallar hariç)<br />
 <br />
 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde yasal mal rejimi ’edinilmiş  mallara katılma’ rejimidir. Burada eşler farklı bir mal rejimi  seçmemişler ise, evlilik içerisinde alınan mallar, eşler arasında eşit  şekilde paylaştırılır. Mal rejimleri ve mal paylaşımı hakkında ayrıntılı  bilgi almak için ’boşanmada mal paylaşımı’ adlı makalemizi okuyabilirsiniz. <br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erkeğin Boşanmada Nafaka Hakları </span><br />
<br />
  Nafaka, boşanma sonrası müşkül duruma düşecek olan eş ve çocuk için  ödenmesine hükmedilen nafaka ile ilgili olarak toplum algısında yer alan  bir başka yanlış genelleme ise nafakanın kadına ödeneceği yönündedir.  Yoksulluk nafakası boşanma sonrası hayat standardı düşecek olan eşe  ödenmektedir. İştirak nafakası ise çocuğun velayetini alan eşe, çocuğun  masraflarının karşılanması amacıyla ödenir. Diğer yandan boşanmada  erkeğin hakları arasında yer alabilen hususlardan birisi de boşanma  davasında eşinden daha fazla kusura sahip olan kadının nafaka  alamamasıdır. Burada ilk başta değindiğimiz gibi boşanma davasının doğru  bir şekilde yürütülmesi erkeğin haklarının korunması adına önemlidir.<br />
 <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boşanmada Erkeğin Hakları Nasıl Korunur? </span><br />
<br />
  Boşanmada erkeğin hakları korunmak isteniyorsa ilk hedef boşanma  davasının istenilen şekilde sonuçlandırılması adına etkili bir süreç  yönetimi olmalıdır. Burada bireyler olası bir hak kaybı ile  karşılaşmamak adına mutlaka uzman bir boşanma avukatı tarafından hukuki  destek almalılar. Boşanma avukatı erkeğin boşanmadaki hakları konusunda müvekkillerine destek olmaktadır. Boşanma süreci  içerisinde erkek, nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat gibi bir çok  konuda hak kaybı ile karşılaşabilir. O nedenle boşanma davasının hukuki  anlamda doğru yürütülmesi gerekir.<br />
<br />
***********************************************************************<br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KADINLARIMIZI  EZDİRMEYIZ .. yasal hakları.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kadinlarimizi-ezdirmeyiz-yasal-haklari.html</link>
			<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 20:49:09 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kadinlarimizi-ezdirmeyiz-yasal-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
Kadınların yasal hakları nelerdır ??<br />
<br />
   <br />
    	1-Eş ya da çocuklara yönelik şiddet suç mudur?<br />
	Türk Ceza Kanunu, eşe ya da çocuklara yönelik fiziksel şiddeti, vücut  dokunulmazlığına karşı suçlar olarak niteliyor. Aile bireylerinden biri  olmak, diğerinin şiddet göstermesine haklılık kazandırmaz. Aksine Türk  Ceza Kanunu, şiddet fiillerinin aile bireylerine karşı işlenmesini  cezayı ağırlaştıran bir sebep olarak kabul ediyor. Şiddet fiilinin  ağırlığına göre sıralamak gerekirse, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesine  göre eşe veya çocuklara karşı kasten öldürme fiili işlenirse fail  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	2- Aile içinde gördüğünüz kötü muamele veya şiddete karşı ne yapabilirsiniz?<br />
	6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair  Kanun'a göre; şiddete maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan ya da  şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişi, en yakın  polis merkezine, jandarma karakoluna, Cumhuriyet Savcılığı'na, Aile  Mahkemesi Hâkimliği'ne, Kaymakamlığa veya Valiliğe başvurmalıdır.  Ayrıca, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes  bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	3- Cinsel saldırıya uğramak nedir ve eşin cinsel saldırısı da cezalandırılır mı?<br />
	Cinsel saldırı eyleminin eşten gelmesi onun ceza almasını  engellememektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesi cinsel saldırı  eyleminin evlilik birliği içinde gerçekleşmesi halini, şikayete bağlı  bir suç olarak kabul etmektedir. Bu durumlarda kadınlar susmamalı ve  eşlerinden gelen kabul edilemez derecede cinsel saldırıları da mahkemeye  taşımalıdırlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	4- Cinsel tacize uğruyorsanız, özellikle bu taciz iş yerinizde gerçekleşiyorsa ne yapmalısınız?<br />
	Türk Ceza Kanunu, işyerinde cinsel taciz eylemini, bu eylemin,  nitelikli hali olarak tanımlamıştır. Kanun, çalışma yaşamı içinde  bulunan bir kişinin, işyerinde, hiyerarşi ve hizmet ilişkisinin  yarattığı güçten ya da aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan  yararlanarak, diğer çalışana cinsel tacizde bulunması halinde verilecek  cezanın yarı oranında artırılacağını belirtmektedir. (TCK:105/2)<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	5- Çocuğunuz cinsel istismara uğramışsa?<br />
	Cinsel istismarın, on beş yaşını tamamlamamış ya da on beş yaşından  yukarı olsa da uğradığı saldırının anlam ve sonuçlarını algılama  yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda da ceza yarı oranında artırılır.  (TCK:103/1)<br />
	Cinsel istismarın, üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan veya kayın  hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık  hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler  tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak  suretiyle gerçekleştirilmesi halinde de verilecek ceza, yarı oranında  artırılır. (TCK:103/3)<br />
<br />
<br />
<br />
	15-18 yaş arasındaki çocuklarla zor kullanmadan, yani cebir, tehdit ve  hile olmaksızın, cinsel ilişkide bulunan kişi de şikayet edilmesi  halinde cezalandırmaya tabi tutulur. (TCK:104)  <br />
<br />
      	6- Tecavüzcü, mağdurla evlenerek cezadan kurtulabilir mi?<br />
	Tecavüzcünün mağdurla evlenerek cezadan kurtulması bugün artık Türk  hukukunda yer almayan, geçmişte kalmış bir uygulama. 2005 yılında  yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ile bu uygulama yürürlükten kaldırıldı.  Bu nedenle, tecavüzcü ile mağdur arasından sonradan bir evlilik  ilişkisi kurulmuş olsa bile, fail yine de cezalandırılmaktan kurtulamaz.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	7- Bekaret kontrolü yasal mıdır?<br />
	Yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye  gönderen veya bu muayeneyi böyle bir karar olmaksızın yapan kişi  cezalandırılır (TCK md. 287). Bu nedenle kanunda belirlenen yetkili  hâkim ve savcı dışında kalan, sözgelimi okul veya yurt müdürü gibi  kişiler tarafından böyle bir fiilin işlenmesi halinde, bu kişiler  cezalandırılır. Ancak, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını  korumak amacı ile kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak  yapılan muayeneler için bu madde hükmü uygulanmaz. Bu düzenlemede eksik  olan yan, bu tür muayeneler için mağdurun rızasının aranmamış olmasıdır.  <br />
      	8-İstemediğiniz bir evliliğe zorlanabilir misiniz?<br />
<br />
<br />
	1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na  göre; hiç kimse zorla evlendirilemez. 17 yaşını doldurmuş olsa da kişi  18 yaşına kadar kanun önünde küçük sayılır. Kişi küçük de olsa öncelikle  kendi izni alınır. Evlenmek istemeyen kişi, zorlandığı durumda  savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Ayrıca zorla evlendirilen kişi  Türk Medeni Kanunu'nun 149, 150 veya 151. maddelerine dayanarak  evliliğin iptali davası açabilir. 152. maddeye göre bu dava, öğrenmeden  itibaren 6 ay ve evlenme tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde  açılmalıdır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	9- Resmi nikah olmaksızın dinsel törenle evlenmenin sonuçları nelerdir?<br />
	Türk Ceza Kanunu'nun 230. Maddesine göre, aralarında evlenme akdi ya da  resmi nikah olmaksızın dini nikah yaptıranlar ve yapanlar hakkında  hapis cezası söz konusu olur. Bu durumdaki kişiler resmi nikah  yaparlarsa kamu davası ve hükmedilen ceza ortadan kalkar. Ayrıca resmi  nikah olmaksızın dini törenle evlenenler, eşlerinden kalan mirasta pay  sahibi olamayacakları gibi, fiili birlikteliğin sona ermesi halinde  evliliğin sona ermesi hükümlerinden de yararlanamazlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	10- Evlilik birliği içerisinde haklarınız ve görevleriniz nelerdir?<br />
	Her şeyden önce evlilik birliği içerisinde eşinizle eşit haklara  sahipsiniz. Medeni Kanun'un 186. maddesi uyarınca eşler evlilik  birliğini birlikte yönetirler. Artık aile reisliği kavramı Medeni  Kanun'dan çıkarılmış bulunuyor. Eşler birliğin giderlerine güçleri  oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar. Çalışıyor olmasanız bile  ev içindeki emeğiniz aile geçimine katkı olarak değerlendirilir.<br />
	Evlilik içerisinde verilecek kararlarda eşinizle eşit oy hakkına  sahipsiniz. Bu nedenle çocuklarla ilgili olarak verilecek kararlarda da  eşlerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Eğer velayeti kullanırken eşler  arasında anlaşmazlık çıkarsa, anlaşmazlığın çözümü konusunda Aile  Mahkemesi'ne başvurabilirsiniz. Eşler ailenin oturacağı konutu tek  başına seçme hakkına sahip değildir. Eşler oturacakları konutu birlikte  seçerler. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu  ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu satamaz veya  üzerine ipotek koyduramaz.(MK. 194. madde) Eğer oturduğunuz ev eşinizin  adına kayıtlı ise ve satılmasını istemiyorsanız, tapu kütüğüne aile  konutu şerhi koydurtarak evin satışını engelleyebilirsiniz. Bu şerh,  ilgili tapu müdürlüğüne yapacağınız yazılı başvuru (dilekçe) ile  konulabileceği gibi, Aile Mahkemesine yapacağınız başvuru sonucunda,  mahkemece de konulabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	11- Evlenmeden önceki soyadınızı evlendikten sonra da kullanabilir misiniz?<br />
	Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesine göre, kadın, evlenmekle kocasının  soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus  idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki  soyadını da kullanabilir. Evlenirken bu hakkını kullanmayan kadın, daha  sonra her zaman bu işlemi yaptırtabilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	12- Eşiniz çalışmanızı engelleyebilir mi?<br />
	Yeni Medeni Kanun'un 192. maddesine göre; "Eşlerden her biri meslek  veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak meslek  ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve  yararı göz önünde tutulur." Yani, çalışmak isteyen kadın, kocasından  izin almak zorunda değildir. Ancak çalıştığı işin niteliği, çalışma  saatleri, çalışma yeri gibi bazı nedenler, evlilik içinde tartışmalara  sebep oluyorsa ve objektif olarak evlilik birliğini sarsıcı nitelikte  görülebilirse, bu durum kadın eş aleyhine sonuçlar doğurabilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	13- Eşiniz, Aile Hukuku’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa ne yapabilirsiniz?<br />
	Medeni Kanun'un 195. maddesi uyarınca evlilik birliğinden doğan  yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin  önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya  birlikte hâkimin (Aile Mahkemesi) müdahalesini isteyebilirler. Hâkim,  eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve  eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim,  gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen  önlemleri alır. Aile bireylerinin karşılıklı olarak bakım, eğitim,  destek olma yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülüğü yerine  getirmeyenler şikayet üzerine 1 yıla kadar hapis cezasıyla  cezalandırılırlar. Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi eşin  yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak üzere, Aile Mahkemesine  başvurarak tasarruf yetkisi de sınırlanabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	14- Ailenizin ekonomik varlığını tehlikeye düşürecek işlemlere karşı önlem alabilir misiniz?<br />
	Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan  mali yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak üzere eşinizin malları  üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması için Aile Mahkemesine  başvurabilirsiniz (MK.m.199). Örneğin, sürekli kumar oynayan ve evine  bakmayan, mallarını satarak dışarıda tüketen, başkalarına yediren, ya da  başkaları lehine kefil olup borçlanan eşinize karşı böyle bir dava  açarak, Aile Mahkemesinden tedbir talep edebilirsiniz. Bu durumda  eşiniz, sizin onayınız olmadan, malları üzerinde tasarruf edemez, onları  satamaz, tüketemez.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	15- Boşanma sebepleri nelerdir?<br />
	Eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede  evlilik temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası  açabilir. Medeni Kanun’un 166. maddesinde bu boşanma nedeni ’Evlilik  birliğinin sarsılması’ olarak tanımlanmıştır. Bu, halk arasında  ’şiddetli geçimsizlik’ olarak bilinen, genel boşanma sebebidir. Bunun  dışında Medeni Kanun’da özel boşanma sebepleri sayılmıştır: Zina, Hayata  Kast (öldürmeye teşebbüs etme), Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış  (şiddet uygulama, ağır hakaret vb.), Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat  Sürme (örneğin yüz kızartıcı bir suç işleme, cinsel sapkınlıklar,  ayyaşlık, kumar bağımlılığı vb.), Terk (bir eşin haklı bir sebep  olmaksızın ortak konutu terk etmesi) ve Akıl Hastalığı (her akıl  hastalığı değil, evlenmesinde sakınca olan akıl hastalıkları) özel  boşanma sebepleridir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	16- Boşanmanın mali sonuçları nelerdir?<br />
	Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, boşanmada daha fazla kusurlu  olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan yoksulluk nafakası talep  edebilir. Ayrıca şartları gerçekleşmişse, boşanmada kusurlu olan  taraftan maddi ve manevi tazminat istenmesi de söz konusu olabilir.  Bunun yanı sıra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim  masraflarına da katılmak zorundadır. Buna da iştirak nafakası denir.  Ayrıca boşanma sonucunda, eşler farklı bir mal rejimi kabul  etmemişlerse, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi de -aşağıda  belirtileceği gibi- istenebilecektir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	17- Evlilikte mal rejimi (evlilik mallarının paylaşımı) nasıldır?<br />
	Yeni Medeni Kanun'un 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdiği tarihten itibaren  yasal mal rejimi, ’edinilmiş mallara katılma’ rejimidir. Eşler noterde  yapacakları bir sözleşme ile ya da evlenme başvurusu sırasında  tarafların yapacakları yazılı bir bildirimle farklı bir mal rejimi kabul  edebilirler. Bu nedenle evlenme başvurusu yaparken kadının neye imza  attığını bilmesi çok önemlidir. Ancak seçilebilecek olan mal rejimi,  kanunda belirtilenlerle sınırlıdır. Bunlar; Mal Ayrılığı, Paylaşmalı Mal  Ayrılığı ve Mal Ortaklığıdır. Eğer eşler bu rejimlerden birini  seçmemişse, yasal mal rejimi sayılan ’Edinilmiş Mallara Katılma  Rejimi’ne tabidirler.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	18- Boşanma sonucunda çocuk üzerindeki velayet hakkı ne olacaktır?<br />
	Boşanma davası devam ederken hâkim, hangi tarafın çocuğa daha iyi  bakabileceğine inanıyorsa velayeti ona verir. Boşanma kararı ile  birlikte, velayet hakkına sahip olmayan tarafla çocuğun ilişkisinin  nasıl olacağına da tarafların anlaşamaması halinde, hâkim karar  verecektir. Ancak ülkemizde daha çok, velayet hakkı anneye  verilmektedir. Özellikle ana bakımına muhtaç olan çocuklar anne yanında  bırakılmakta, baba ile çocuk arasında kişisel görüşme hakkı da yine  hâkim kararı ile belirlenmektedir. Çalışan anne söz konusu olduğunda,  genellikle babaya 15 günde bir hafta sonu görüşme hakkı tanınmaktadır.  Birden fazla çocuk söz konusu ise, Yargıtay’ın kararları gereğince,  mümkün oldukça kardeşler birbirinden ayrılamaz ve velayetleri birlikte  anneye veya babaya verilir. Mahkeme velayeti düzenlerken, ayırt etme  gücüne sahip olan çocukların (genellikle 11 yaş sonrası) görüşünü almak  zorundadır.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	19- Boşanan kadın eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilir mi?<br />
	Boşanma halinde kadın, eşinin soyadını kaybeder ve evlenmeden önceki  soyadını yeniden alır. Bu durumda resmi kimliklerini yeni soyadına göre  yenilemesi gerekir. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden  bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının  boşandığı kocasının soyadını kullanmakta haklı menfaati bulunduğu ve  bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim,  boşandığı kocasının soyadını taşımasına izin verir. Boşanma davası  esnasında bu talep edilmese bile, boşanma kararının kesinleşmesinden  itibaren 1 yıl içinde aynı mahkemeden boşandığı eşinin soyadını  kullanmasına izin istenebilir.  <br />
      	20- Kadının yeniden evlenmek için bekleme süresi nedir?<br />
<br />
<br />
<br />
	Kadın, önceki evliliğinin ölüm, iptal ve boşanma nedeniyle sona  ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu düzenleme  ile azami hamilelik süresinin geçirilmesi ve böylelikle doğacak çocuğun  soy bağının karışmaması hedefleniyor. Ancak, bu bekleme süresinden önce  evlenmek isteyen kadın, Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurarak  önceki evliliğinden hamile olmadığının tespitini ve evliliğine izin  verilmesini isteyebilir.<br />
<br />
***********************************************<br />
<br />
Kadın olmamak elde deyıl  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> haklara bak.<br />
  <br />
<br />
 <br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
Kadınların yasal hakları nelerdır ??<br />
<br />
   <br />
    	1-Eş ya da çocuklara yönelik şiddet suç mudur?<br />
	Türk Ceza Kanunu, eşe ya da çocuklara yönelik fiziksel şiddeti, vücut  dokunulmazlığına karşı suçlar olarak niteliyor. Aile bireylerinden biri  olmak, diğerinin şiddet göstermesine haklılık kazandırmaz. Aksine Türk  Ceza Kanunu, şiddet fiillerinin aile bireylerine karşı işlenmesini  cezayı ağırlaştıran bir sebep olarak kabul ediyor. Şiddet fiilinin  ağırlığına göre sıralamak gerekirse, Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesine  göre eşe veya çocuklara karşı kasten öldürme fiili işlenirse fail  ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	2- Aile içinde gördüğünüz kötü muamele veya şiddete karşı ne yapabilirsiniz?<br />
	6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair  Kanun'a göre; şiddete maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan ya da  şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişi, en yakın  polis merkezine, jandarma karakoluna, Cumhuriyet Savcılığı'na, Aile  Mahkemesi Hâkimliği'ne, Kaymakamlığa veya Valiliğe başvurmalıdır.  Ayrıca, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes  bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	3- Cinsel saldırıya uğramak nedir ve eşin cinsel saldırısı da cezalandırılır mı?<br />
	Cinsel saldırı eyleminin eşten gelmesi onun ceza almasını  engellememektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesi cinsel saldırı  eyleminin evlilik birliği içinde gerçekleşmesi halini, şikayete bağlı  bir suç olarak kabul etmektedir. Bu durumlarda kadınlar susmamalı ve  eşlerinden gelen kabul edilemez derecede cinsel saldırıları da mahkemeye  taşımalıdırlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	4- Cinsel tacize uğruyorsanız, özellikle bu taciz iş yerinizde gerçekleşiyorsa ne yapmalısınız?<br />
	Türk Ceza Kanunu, işyerinde cinsel taciz eylemini, bu eylemin,  nitelikli hali olarak tanımlamıştır. Kanun, çalışma yaşamı içinde  bulunan bir kişinin, işyerinde, hiyerarşi ve hizmet ilişkisinin  yarattığı güçten ya da aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan  yararlanarak, diğer çalışana cinsel tacizde bulunması halinde verilecek  cezanın yarı oranında artırılacağını belirtmektedir. (TCK:105/2)<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	5- Çocuğunuz cinsel istismara uğramışsa?<br />
	Cinsel istismarın, on beş yaşını tamamlamamış ya da on beş yaşından  yukarı olsa da uğradığı saldırının anlam ve sonuçlarını algılama  yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak  suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda da ceza yarı oranında artırılır.  (TCK:103/1)<br />
	Cinsel istismarın, üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan veya kayın  hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık  hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler  tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak  suretiyle gerçekleştirilmesi halinde de verilecek ceza, yarı oranında  artırılır. (TCK:103/3)<br />
<br />
<br />
<br />
	15-18 yaş arasındaki çocuklarla zor kullanmadan, yani cebir, tehdit ve  hile olmaksızın, cinsel ilişkide bulunan kişi de şikayet edilmesi  halinde cezalandırmaya tabi tutulur. (TCK:104)  <br />
<br />
      	6- Tecavüzcü, mağdurla evlenerek cezadan kurtulabilir mi?<br />
	Tecavüzcünün mağdurla evlenerek cezadan kurtulması bugün artık Türk  hukukunda yer almayan, geçmişte kalmış bir uygulama. 2005 yılında  yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ile bu uygulama yürürlükten kaldırıldı.  Bu nedenle, tecavüzcü ile mağdur arasından sonradan bir evlilik  ilişkisi kurulmuş olsa bile, fail yine de cezalandırılmaktan kurtulamaz.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	7- Bekaret kontrolü yasal mıdır?<br />
	Yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye  gönderen veya bu muayeneyi böyle bir karar olmaksızın yapan kişi  cezalandırılır (TCK md. 287). Bu nedenle kanunda belirlenen yetkili  hâkim ve savcı dışında kalan, sözgelimi okul veya yurt müdürü gibi  kişiler tarafından böyle bir fiilin işlenmesi halinde, bu kişiler  cezalandırılır. Ancak, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını  korumak amacı ile kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak  yapılan muayeneler için bu madde hükmü uygulanmaz. Bu düzenlemede eksik  olan yan, bu tür muayeneler için mağdurun rızasının aranmamış olmasıdır.  <br />
      	8-İstemediğiniz bir evliliğe zorlanabilir misiniz?<br />
<br />
<br />
	1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na  göre; hiç kimse zorla evlendirilemez. 17 yaşını doldurmuş olsa da kişi  18 yaşına kadar kanun önünde küçük sayılır. Kişi küçük de olsa öncelikle  kendi izni alınır. Evlenmek istemeyen kişi, zorlandığı durumda  savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Ayrıca zorla evlendirilen kişi  Türk Medeni Kanunu'nun 149, 150 veya 151. maddelerine dayanarak  evliliğin iptali davası açabilir. 152. maddeye göre bu dava, öğrenmeden  itibaren 6 ay ve evlenme tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde  açılmalıdır.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	9- Resmi nikah olmaksızın dinsel törenle evlenmenin sonuçları nelerdir?<br />
	Türk Ceza Kanunu'nun 230. Maddesine göre, aralarında evlenme akdi ya da  resmi nikah olmaksızın dini nikah yaptıranlar ve yapanlar hakkında  hapis cezası söz konusu olur. Bu durumdaki kişiler resmi nikah  yaparlarsa kamu davası ve hükmedilen ceza ortadan kalkar. Ayrıca resmi  nikah olmaksızın dini törenle evlenenler, eşlerinden kalan mirasta pay  sahibi olamayacakları gibi, fiili birlikteliğin sona ermesi halinde  evliliğin sona ermesi hükümlerinden de yararlanamazlar.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	10- Evlilik birliği içerisinde haklarınız ve görevleriniz nelerdir?<br />
	Her şeyden önce evlilik birliği içerisinde eşinizle eşit haklara  sahipsiniz. Medeni Kanun'un 186. maddesi uyarınca eşler evlilik  birliğini birlikte yönetirler. Artık aile reisliği kavramı Medeni  Kanun'dan çıkarılmış bulunuyor. Eşler birliğin giderlerine güçleri  oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar. Çalışıyor olmasanız bile  ev içindeki emeğiniz aile geçimine katkı olarak değerlendirilir.<br />
	Evlilik içerisinde verilecek kararlarda eşinizle eşit oy hakkına  sahipsiniz. Bu nedenle çocuklarla ilgili olarak verilecek kararlarda da  eşlerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Eğer velayeti kullanırken eşler  arasında anlaşmazlık çıkarsa, anlaşmazlığın çözümü konusunda Aile  Mahkemesi'ne başvurabilirsiniz. Eşler ailenin oturacağı konutu tek  başına seçme hakkına sahip değildir. Eşler oturacakları konutu birlikte  seçerler. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu  ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu satamaz veya  üzerine ipotek koyduramaz.(MK. 194. madde) Eğer oturduğunuz ev eşinizin  adına kayıtlı ise ve satılmasını istemiyorsanız, tapu kütüğüne aile  konutu şerhi koydurtarak evin satışını engelleyebilirsiniz. Bu şerh,  ilgili tapu müdürlüğüne yapacağınız yazılı başvuru (dilekçe) ile  konulabileceği gibi, Aile Mahkemesine yapacağınız başvuru sonucunda,  mahkemece de konulabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	11- Evlenmeden önceki soyadınızı evlendikten sonra da kullanabilir misiniz?<br />
	Türk Medeni Kanunu'nun 187. maddesine göre, kadın, evlenmekle kocasının  soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus  idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki  soyadını da kullanabilir. Evlenirken bu hakkını kullanmayan kadın, daha  sonra her zaman bu işlemi yaptırtabilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	12- Eşiniz çalışmanızı engelleyebilir mi?<br />
	Yeni Medeni Kanun'un 192. maddesine göre; "Eşlerden her biri meslek  veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak meslek  ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve  yararı göz önünde tutulur." Yani, çalışmak isteyen kadın, kocasından  izin almak zorunda değildir. Ancak çalıştığı işin niteliği, çalışma  saatleri, çalışma yeri gibi bazı nedenler, evlilik içinde tartışmalara  sebep oluyorsa ve objektif olarak evlilik birliğini sarsıcı nitelikte  görülebilirse, bu durum kadın eş aleyhine sonuçlar doğurabilir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	13- Eşiniz, Aile Hukuku’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa ne yapabilirsiniz?<br />
	Medeni Kanun'un 195. maddesi uyarınca evlilik birliğinden doğan  yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin  önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya  birlikte hâkimin (Aile Mahkemesi) müdahalesini isteyebilirler. Hâkim,  eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve  eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim,  gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen  önlemleri alır. Aile bireylerinin karşılıklı olarak bakım, eğitim,  destek olma yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülüğü yerine  getirmeyenler şikayet üzerine 1 yıla kadar hapis cezasıyla  cezalandırılırlar. Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi eşin  yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak üzere, Aile Mahkemesine  başvurarak tasarruf yetkisi de sınırlanabilir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	14- Ailenizin ekonomik varlığını tehlikeye düşürecek işlemlere karşı önlem alabilir misiniz?<br />
	Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan  mali yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak üzere eşinizin malları  üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması için Aile Mahkemesine  başvurabilirsiniz (MK.m.199). Örneğin, sürekli kumar oynayan ve evine  bakmayan, mallarını satarak dışarıda tüketen, başkalarına yediren, ya da  başkaları lehine kefil olup borçlanan eşinize karşı böyle bir dava  açarak, Aile Mahkemesinden tedbir talep edebilirsiniz. Bu durumda  eşiniz, sizin onayınız olmadan, malları üzerinde tasarruf edemez, onları  satamaz, tüketemez.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	15- Boşanma sebepleri nelerdir?<br />
	Eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede  evlilik temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası  açabilir. Medeni Kanun’un 166. maddesinde bu boşanma nedeni ’Evlilik  birliğinin sarsılması’ olarak tanımlanmıştır. Bu, halk arasında  ’şiddetli geçimsizlik’ olarak bilinen, genel boşanma sebebidir. Bunun  dışında Medeni Kanun’da özel boşanma sebepleri sayılmıştır: Zina, Hayata  Kast (öldürmeye teşebbüs etme), Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış  (şiddet uygulama, ağır hakaret vb.), Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat  Sürme (örneğin yüz kızartıcı bir suç işleme, cinsel sapkınlıklar,  ayyaşlık, kumar bağımlılığı vb.), Terk (bir eşin haklı bir sebep  olmaksızın ortak konutu terk etmesi) ve Akıl Hastalığı (her akıl  hastalığı değil, evlenmesinde sakınca olan akıl hastalıkları) özel  boşanma sebepleridir.<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	16- Boşanmanın mali sonuçları nelerdir?<br />
	Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, boşanmada daha fazla kusurlu  olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan yoksulluk nafakası talep  edebilir. Ayrıca şartları gerçekleşmişse, boşanmada kusurlu olan  taraftan maddi ve manevi tazminat istenmesi de söz konusu olabilir.  Bunun yanı sıra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim  masraflarına da katılmak zorundadır. Buna da iştirak nafakası denir.  Ayrıca boşanma sonucunda, eşler farklı bir mal rejimi kabul  etmemişlerse, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi de -aşağıda  belirtileceği gibi- istenebilecektir.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	17- Evlilikte mal rejimi (evlilik mallarının paylaşımı) nasıldır?<br />
	Yeni Medeni Kanun'un 1 Ocak 2002'de yürürlüğe girdiği tarihten itibaren  yasal mal rejimi, ’edinilmiş mallara katılma’ rejimidir. Eşler noterde  yapacakları bir sözleşme ile ya da evlenme başvurusu sırasında  tarafların yapacakları yazılı bir bildirimle farklı bir mal rejimi kabul  edebilirler. Bu nedenle evlenme başvurusu yaparken kadının neye imza  attığını bilmesi çok önemlidir. Ancak seçilebilecek olan mal rejimi,  kanunda belirtilenlerle sınırlıdır. Bunlar; Mal Ayrılığı, Paylaşmalı Mal  Ayrılığı ve Mal Ortaklığıdır. Eğer eşler bu rejimlerden birini  seçmemişse, yasal mal rejimi sayılan ’Edinilmiş Mallara Katılma  Rejimi’ne tabidirler.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	18- Boşanma sonucunda çocuk üzerindeki velayet hakkı ne olacaktır?<br />
	Boşanma davası devam ederken hâkim, hangi tarafın çocuğa daha iyi  bakabileceğine inanıyorsa velayeti ona verir. Boşanma kararı ile  birlikte, velayet hakkına sahip olmayan tarafla çocuğun ilişkisinin  nasıl olacağına da tarafların anlaşamaması halinde, hâkim karar  verecektir. Ancak ülkemizde daha çok, velayet hakkı anneye  verilmektedir. Özellikle ana bakımına muhtaç olan çocuklar anne yanında  bırakılmakta, baba ile çocuk arasında kişisel görüşme hakkı da yine  hâkim kararı ile belirlenmektedir. Çalışan anne söz konusu olduğunda,  genellikle babaya 15 günde bir hafta sonu görüşme hakkı tanınmaktadır.  Birden fazla çocuk söz konusu ise, Yargıtay’ın kararları gereğince,  mümkün oldukça kardeşler birbirinden ayrılamaz ve velayetleri birlikte  anneye veya babaya verilir. Mahkeme velayeti düzenlerken, ayırt etme  gücüne sahip olan çocukların (genellikle 11 yaş sonrası) görüşünü almak  zorundadır.<br />
<br />
<br />
<br />
  <br />
<br />
      	19- Boşanan kadın eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilir mi?<br />
	Boşanma halinde kadın, eşinin soyadını kaybeder ve evlenmeden önceki  soyadını yeniden alır. Bu durumda resmi kimliklerini yeni soyadına göre  yenilemesi gerekir. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden  bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının  boşandığı kocasının soyadını kullanmakta haklı menfaati bulunduğu ve  bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim,  boşandığı kocasının soyadını taşımasına izin verir. Boşanma davası  esnasında bu talep edilmese bile, boşanma kararının kesinleşmesinden  itibaren 1 yıl içinde aynı mahkemeden boşandığı eşinin soyadını  kullanmasına izin istenebilir.  <br />
      	20- Kadının yeniden evlenmek için bekleme süresi nedir?<br />
<br />
<br />
<br />
	Kadın, önceki evliliğinin ölüm, iptal ve boşanma nedeniyle sona  ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu düzenleme  ile azami hamilelik süresinin geçirilmesi ve böylelikle doğacak çocuğun  soy bağının karışmaması hedefleniyor. Ancak, bu bekleme süresinden önce  evlenmek isteyen kadın, Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurarak  önceki evliliğinden hamile olmadığının tespitini ve evliliğine izin  verilmesini isteyebilir.<br />
<br />
***********************************************<br />
<br />
Kadın olmamak elde deyıl  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> haklara bak.<br />
  <br />
<br />
 <br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadına Yönelik Şiddet Nedeniyle Boşanma]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kadina-yonelik-siddet-nedeniyle-bosanma.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Jan 2016 02:23:28 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kadina-yonelik-siddet-nedeniyle-bosanma.html</guid>
			<description><![CDATA[] Boşanma davalarına sıklıkla konu olan durumlardan birisi de kadına yönelik şiddet durumudur. Özellikle son yıllarda kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davaları sıklıkla görülmektedir. Evlilik birliği içerisinde yaşanılan fiziksel ya da duygusal şiddet, ortak hayatın kurulmasını imkansız kılar. Bu gibi durumlarda kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açılabilir.    <br />
]Boşanma süreci karmaşık ve zor bir süreçtir. Özellikle tarafların boşanma hususunda anlaşamamaları süreci daha da uzatan bir unsurdur. Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak kişiler açısından bu sürecin en kolay şekilde atlatılabilmesi için bu süreçte yasal hakların bilinmesi ve doğru bir şekilde korunması gerekir.   <br />
]Kadına Yönelik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davalarında Yapılması Gerekenler    <br />
] Bu süreçte şiddet mağduru kadın açılacak olan boşanma davası içerisinde gördüğü şiddeti ispat etmek durumundadır. Yani fiziksel yada duygusal şiddete maruz kalmış kişi bu durumu tanık beyanları veya hastaneden alınacak darp raporu gibi belgelerle ispat edebilir. Bu noktada kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak olan bireyler, dava içerisinde şiddet unsurunun yeniden yaşanmasının önüne geçebilecek hamlelerde de bulunabilir. Bunlar kadına uygulanan şiddetin önlenmesi amacıyla uygulanacak olan unsurlardır ve boşanma davası içerinde talep edilebilir.    <br />
]    Kadına Yönelik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davalarında Alınabilecek Önlemler    <br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Şiddet mağduru kadına yönelik olarak tehdit, şantaj, hakaret, aşağılama, küçük düşürme gibi tutum ve davranışlarda bulunulmasının engellenmesi <br />
</li>
<li>Şiddete uğrayan kadının tekrar aynı durum ile karşılaşmaması adına, karşı tarafın evden uzaklaştırılması, müşterek konutun yani birlikte yaşanılan evin şiddet mağduru kadına tahsis edilmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan kişinin, kadının iş yerine, konutuna, okuluna’ yaklaşmasının engellenmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan bireye karşı, çocuklar ile ilgili daha önce verilmiş olan kişisel ilişki kurma kararı varsa, çocuklar ile kadına şiddet uygulayan bireyin refakatçi huzurunda görüşebilmesi, çocuklarla şiddet uygulayna kişinin görüşmesinin sınırlanması ya da tamamen görüşmenin kaldırılması  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davalarında, şiddet uygulayan kişinin, kadının tanıklarına, verilmiş kişisel ilişki kararı dışına çocuklara ve kadının ailesine yaklaşmaması  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddete maruz kalmış kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına, şiddet eğilimi olan kişinin zarar vermesinin engellenmesi  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddet mağduru kişinin, telefon, internet gibi iletişim araçlarıyla rahatsız edilmesinin engellenmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan kişinin ruhsatlı silahının kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi  <br />
</li>
<li>Mesleği gereği silah taşıması gereken şiddet uygulayan kişinin, zimmetindeki silahı bağlı olduğu kuruma teslim etmesi  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddete başvuran kişinin alkol veya uyuşturucu gibi bağımlılıklarının olması durumunda bu kişinin tedavi ettirilmesi  <br />
</li>
</ol>
] Yukarıda saydığımız önlemler, kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davalarında hakim tarafından uygulanmasına karar verilebilecek hususlardır. Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak kişilerin talepleri doğrultusunda hakim durumun vehametine göre farklı koruma kararları verebilir.<br />
<br />
Kaynak: bosanmadavam.com/kadina-yonelik-siddet-nedeniyle-bosanma/.html    <br />
]<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[] Boşanma davalarına sıklıkla konu olan durumlardan birisi de kadına yönelik şiddet durumudur. Özellikle son yıllarda kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davaları sıklıkla görülmektedir. Evlilik birliği içerisinde yaşanılan fiziksel ya da duygusal şiddet, ortak hayatın kurulmasını imkansız kılar. Bu gibi durumlarda kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açılabilir.    <br />
]Boşanma süreci karmaşık ve zor bir süreçtir. Özellikle tarafların boşanma hususunda anlaşamamaları süreci daha da uzatan bir unsurdur. Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak kişiler açısından bu sürecin en kolay şekilde atlatılabilmesi için bu süreçte yasal hakların bilinmesi ve doğru bir şekilde korunması gerekir.   <br />
]Kadına Yönelik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davalarında Yapılması Gerekenler    <br />
] Bu süreçte şiddet mağduru kadın açılacak olan boşanma davası içerisinde gördüğü şiddeti ispat etmek durumundadır. Yani fiziksel yada duygusal şiddete maruz kalmış kişi bu durumu tanık beyanları veya hastaneden alınacak darp raporu gibi belgelerle ispat edebilir. Bu noktada kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak olan bireyler, dava içerisinde şiddet unsurunun yeniden yaşanmasının önüne geçebilecek hamlelerde de bulunabilir. Bunlar kadına uygulanan şiddetin önlenmesi amacıyla uygulanacak olan unsurlardır ve boşanma davası içerinde talep edilebilir.    <br />
]    Kadına Yönelik Şiddet Nedeniyle Boşanma Davalarında Alınabilecek Önlemler    <br />
<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Şiddet mağduru kadına yönelik olarak tehdit, şantaj, hakaret, aşağılama, küçük düşürme gibi tutum ve davranışlarda bulunulmasının engellenmesi <br />
</li>
<li>Şiddete uğrayan kadının tekrar aynı durum ile karşılaşmaması adına, karşı tarafın evden uzaklaştırılması, müşterek konutun yani birlikte yaşanılan evin şiddet mağduru kadına tahsis edilmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan kişinin, kadının iş yerine, konutuna, okuluna’ yaklaşmasının engellenmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan bireye karşı, çocuklar ile ilgili daha önce verilmiş olan kişisel ilişki kurma kararı varsa, çocuklar ile kadına şiddet uygulayan bireyin refakatçi huzurunda görüşebilmesi, çocuklarla şiddet uygulayna kişinin görüşmesinin sınırlanması ya da tamamen görüşmenin kaldırılması  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davalarında, şiddet uygulayan kişinin, kadının tanıklarına, verilmiş kişisel ilişki kararı dışına çocuklara ve kadının ailesine yaklaşmaması  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddete maruz kalmış kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına, şiddet eğilimi olan kişinin zarar vermesinin engellenmesi  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddet mağduru kişinin, telefon, internet gibi iletişim araçlarıyla rahatsız edilmesinin engellenmesi  <br />
</li>
<li>Şiddet uygulayan kişinin ruhsatlı silahının kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi  <br />
</li>
<li>Mesleği gereği silah taşıması gereken şiddet uygulayan kişinin, zimmetindeki silahı bağlı olduğu kuruma teslim etmesi  <br />
</li>
<li>Kadına yönelik şiddete başvuran kişinin alkol veya uyuşturucu gibi bağımlılıklarının olması durumunda bu kişinin tedavi ettirilmesi  <br />
</li>
</ol>
] Yukarıda saydığımız önlemler, kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davalarında hakim tarafından uygulanmasına karar verilebilecek hususlardır. Kadına yönelik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak kişilerin talepleri doğrultusunda hakim durumun vehametine göre farklı koruma kararları verebilir.<br />
<br />
Kaynak: bosanmadavam.com/kadina-yonelik-siddet-nedeniyle-bosanma/.html    <br />
]<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[! Ev işi yoksa tazminat  ????????]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ev-isi-yoksa-tazminat.html</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2014 03:57:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ev-isi-yoksa-tazminat.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR="#B22222"] <br />
<br />
<br />
Kocası hakkında ’Şiddet uyguluyor, aldatıyor’ iddiasıyla boşanma davası açan Yonca G., zararlı çıktı. Kadın, ev işlerini yapmadığı gerekçesiyle kocasına 7 bin TL tazminat ödemeye mahkum edildi.  <br />
[COLOR="#000000"] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
DAVA dosyasına göre Yonca G., 16 yıllık kocası Bülent G. hakkında, ’Beni aldatıyor, dövüyor’ iddiasıyla boşanma davası açtı.<br />
<br />
Yonca G. dilekçesinde şu iddialarda bulundu: ’Kocamdan kaynaklanan şiddetli geçimsizliğimiz bulunmaktadır. Pek çok kez bana şiddet uyguladı, hakaret etti, başka bir kadınla ilişkisi var. Hatta ondan kaptığı cinsel hastalığı bana da bulaştırdı, hâlâ tedavi oluyorum. Eşim sürekli gece geç saatlerde eve geliyor, benimle ilgilenmiyor, sorunca da bana şiddet uyguluyor. Evden ayrılmak zorunda kaldım, 9 aydır ailemin yanında yaşıyorum. Boşanmak istiyorum, ev hanımıyım, çalışmıyorum, yoksulluk nafakası ile birlikte 20 bin lira maddi, 10 bin lira manevi tazminat talep ediyorum.’<br />
<br />
’BİLGİSAYARDA CHAT YAPIYOR’<br />
<br />
Suçlamaları kabul etmeyen koca Bülent G. ise şunları öne sürdü: ’Evlendiğimiz günden itibaren sık sık evi terk etti. Ev işlerini yapmıyor, ceplerimi karıştırıp habersiz para alıyor, çocuğumuz ile ilgilenmiyor. Sürekli bilgisayar başında chat yapıyor, erkeklerle mesajlaştığını oğlum tespit edince kavga etmişler ve evi terk edip gitmiştir. Yalan söylemektedir, ameliyat sonrası evde hasta yatmama rağmen benimle ilgilenmemiştir.’<br />
<br />
YARGI’DA İLK<br />
<br />
Davaya bakan Ankara 5’inci Aile Mahkemesi Hâkimi Sebahatin Ali Erdem, kusurlu bulduğu Yonca G.’nin kocasına 5 bin lira maddi, 2 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Hâkim, ev hanımını tazminata mahkÃ»m ederek bir ilke imza attı. Tarafların eline iki hafta önce ulaşan karar şu gerekçelere dayandırıldı: ’Davalı kadından kaynaklanan bir geçimsizlik bulunduğu, kadının eşi ve çocuğunun ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği, ev işlerini yapmadığı, sadâkat hükümlerine aykırı davrandığı, evlilik birliğini temelinden sarstığına karar verilmiştir.’ Ortak çocuk A.G.’nin velayeti babaya verilirken, mahkeme ve avukatlık ücretinin de Yonca G.’den alınmasına hükmedildi. Mahkemenin kararını, Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi geçtiğimiz aylarda onadı. Karar emsal teşkil ediyor.</span>  <br />
<br />
Yok kardesim ben istemiyorum <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR="#B22222"] <br />
<br />
<br />
Kocası hakkında ’Şiddet uyguluyor, aldatıyor’ iddiasıyla boşanma davası açan Yonca G., zararlı çıktı. Kadın, ev işlerini yapmadığı gerekçesiyle kocasına 7 bin TL tazminat ödemeye mahkum edildi.  <br />
[COLOR="#000000"] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
DAVA dosyasına göre Yonca G., 16 yıllık kocası Bülent G. hakkında, ’Beni aldatıyor, dövüyor’ iddiasıyla boşanma davası açtı.<br />
<br />
Yonca G. dilekçesinde şu iddialarda bulundu: ’Kocamdan kaynaklanan şiddetli geçimsizliğimiz bulunmaktadır. Pek çok kez bana şiddet uyguladı, hakaret etti, başka bir kadınla ilişkisi var. Hatta ondan kaptığı cinsel hastalığı bana da bulaştırdı, hâlâ tedavi oluyorum. Eşim sürekli gece geç saatlerde eve geliyor, benimle ilgilenmiyor, sorunca da bana şiddet uyguluyor. Evden ayrılmak zorunda kaldım, 9 aydır ailemin yanında yaşıyorum. Boşanmak istiyorum, ev hanımıyım, çalışmıyorum, yoksulluk nafakası ile birlikte 20 bin lira maddi, 10 bin lira manevi tazminat talep ediyorum.’<br />
<br />
’BİLGİSAYARDA CHAT YAPIYOR’<br />
<br />
Suçlamaları kabul etmeyen koca Bülent G. ise şunları öne sürdü: ’Evlendiğimiz günden itibaren sık sık evi terk etti. Ev işlerini yapmıyor, ceplerimi karıştırıp habersiz para alıyor, çocuğumuz ile ilgilenmiyor. Sürekli bilgisayar başında chat yapıyor, erkeklerle mesajlaştığını oğlum tespit edince kavga etmişler ve evi terk edip gitmiştir. Yalan söylemektedir, ameliyat sonrası evde hasta yatmama rağmen benimle ilgilenmemiştir.’<br />
<br />
YARGI’DA İLK<br />
<br />
Davaya bakan Ankara 5’inci Aile Mahkemesi Hâkimi Sebahatin Ali Erdem, kusurlu bulduğu Yonca G.’nin kocasına 5 bin lira maddi, 2 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti. Hâkim, ev hanımını tazminata mahkÃ»m ederek bir ilke imza attı. Tarafların eline iki hafta önce ulaşan karar şu gerekçelere dayandırıldı: ’Davalı kadından kaynaklanan bir geçimsizlik bulunduğu, kadının eşi ve çocuğunun ihtiyaçlarıyla ilgilenmediği, ev işlerini yapmadığı, sadâkat hükümlerine aykırı davrandığı, evlilik birliğini temelinden sarstığına karar verilmiştir.’ Ortak çocuk A.G.’nin velayeti babaya verilirken, mahkeme ve avukatlık ücretinin de Yonca G.’den alınmasına hükmedildi. Mahkemenin kararını, Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi geçtiğimiz aylarda onadı. Karar emsal teşkil ediyor.</span>  <br />
<br />
Yok kardesim ben istemiyorum <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti'nin Değiştirilemez Anayasa Maddeleri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cumhuriyeti-nin-degistirilemez-anayasa-maddeleri.html</link>
			<pubDate>Sun, 06 Jul 2014 01:28:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cumhuriyeti-nin-degistirilemez-anayasa-maddeleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]1982 ANAYASASI<br />
Kabul Tarihi : 18/10/1982<br />
<br />
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 09/11/1982 <br />
<br />
I. DEVLETİN ŞEKLİ<br />
<br />
Madde 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.<br />
<br />
II. CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ<br />
<br />
Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.<br />
<br />
III. DEVLETİN BÜTÜNLÜĞÜ, RESMİ DİLİ, BAYRAĞI, MİLLİ MARŞI VE BAŞKENTİ<br />
<br />
Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.<br />
<br />
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.<br />
<br />
Milli marşı ’ İstiklal Marşı ’dır.<br />
<br />
Başkenti Ankara 'dır.<br />
<br />
IV. DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER<br />
<br />
Madde 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. <br />
   </span><br />
idealhukuk.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]1982 ANAYASASI<br />
Kabul Tarihi : 18/10/1982<br />
<br />
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 09/11/1982 <br />
<br />
I. DEVLETİN ŞEKLİ<br />
<br />
Madde 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.<br />
<br />
II. CUMHURİYETİN NİTELİKLERİ<br />
<br />
Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.<br />
<br />
III. DEVLETİN BÜTÜNLÜĞÜ, RESMİ DİLİ, BAYRAĞI, MİLLİ MARŞI VE BAŞKENTİ<br />
<br />
Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.<br />
<br />
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.<br />
<br />
Milli marşı ’ İstiklal Marşı ’dır.<br />
<br />
Başkenti Ankara 'dır.<br />
<br />
IV. DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER<br />
<br />
Madde 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. <br />
   </span><br />
idealhukuk.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1924)]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-1924.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Apr 2014 03:38:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-1924.html</guid>
			<description><![CDATA[ 20 Nisan 1924'te yürürlüğe giren 1924 Anayasası Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu yürürlükten kaldırmıştır. Birkaç önemli değişiklikle (Altı ilkenin eklenmesi, devletin dininin İslam olduğuna dair ibarenin kaldırılması ve kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi) 1961'e dek yürürlükte kalmıştır. 1 Ekim 1945'te içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edilmiştir. 27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından, yeni bir anayasa hazırlanarak 1961'de kabul edilmiş ve 1924 Anayasası yürürlükten kalkmıştır.<br />
<br />
Madde: Devletin Yönetim şekli Cumhuriyettir.<br />
Madde: Türk Devleti'nin dili Türkçe, başkenti Ankara'dır, (13 Ekim 1923'te başkent olmuştur.)<br />
Madde: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu egemenliğin tek temsilcisi TBMM'dir.<br />
Hükümet sistemi yerine kabine sistemi getirilmiştir.<br />
<br />
Seçme ve Seçilme hakkı yalnızca erkeklere değil kadınlara da tanınmıştır.<br />
<br />
1928 yılında- "Devletin dini islamdır." ibaresi çıkarılmış<br />
<br />
1937 yılında Laiklik ilkesi anayasaya girmiştir.<br />
<br />
1924 Anayasası’nın temel özellikleri şunlardır: Cumhuriyet İlkesi: 1924 Anayasası Cumhuriyet ilkesini temel almıştır. Nitekim anayasanın 1. Maddesi ’Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir’ demektedir. Bu hükümle devletin yönetim şeklinin ’cumhuriyet rejimi olduğu’ belirtilerek, ülkeyi idare edeceklerin ancak seçim yoluyla bu hakkı elde edebilecekleri kabul edilmiştir.<br />
<br />
Milli Egemenlik İlkesi: 1924 Anayasası 3. Maddesinde ’hâkimiyet kayıtsız milletindir’ denilmektedir. Bu hükümle anayasa millet egemenliğini kabul etmiştir. Bu hüküm aynı zamanda demokratik bir devlet düzeninin ilk hareket noktası olmuştur. Türk Milleti, egemenliğinin sahibi olduğunu verdiği Milli Mücadele ile bütün dünyaya kabul ettirmiştir. Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur. Millet egemenliğinin sahibidir. Bu egemenlik Türkiye Büyük Millet Meclisi aracılığıyla kullanılır. Türkiye büyük Millet Meclisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olup millet adına egemenlik hakkını kullanmaya yetkili tek organdır.<br />
<br />
Güçlerin Birliği ve Büyük Millet Meclisi’nin Üstünlüğü: 1924 Anayasası da güçler birliği sistemini kabul etmiştir. Anayasanın 5 nci Maddesi ’yasama yetkisi ve yürütme gücü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır’ demektedir. Bu anayasada da kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmemiştir.<br />
<br />
Büyük Millet Meclisi’nin üstünlüğü vardır. Meclisin üstünde bir kuvvet yoktur. Bu nedenle meclis ancak kendini fesh edebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi devletin organları içinde en üst organdır. Milletin tek temsilcisidir, yasama yetkisini meclis doğrudan kendisi kullanır. Yürütme yetkisini kendisi tarafından seçilecek bir cumhur başkanı ve onun atayacağı bakanlar kurulu aracılığıyla kullanır.<br />
<br />
1924 Anayasası’na göre devletin temel nitelikleri bu anayasanın devrimci yapısını da yansıtmaktadır. 1924 Anayasası’nın 2 nci Maddesi ile; Türkiye Devleti’nin dininin İslâm olduğu, resmi dilinin Türkçe olduğu ve devlet merkezinin Ankara olduğu açıklanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gerçekleştirilen köklü atılım ve devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sosyal ve ekonomik karakteri de ortaya konmuş ve bunlar 1937 de Anayasa’nın 2.nci maddesinde yapılan değişikliklerle anayasaya dahil edilmiştir. Böylece Türkiye Devleti’nin ’Cumhuriyetçi, milliyetçi, laik, halkçı, devletçi ve inkılâpçı’ bir devlet olduğu anayasayla da belirtilmiştir. Bu özellikleri ile Türkiye, hukuksal olarak çağdaş ve modern bir devlet olmuştur.<br />
<br />
1924 Anayasası’na göre yasama organı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis egemenliği millet adına kullanacak olan tek yetkili organdır. Meclis yasama görevini doğrudan kendisi yapmaktadır. Bu görevler arasında; ’Kanun koymak, tefsir etmek, kanunları değiştirmek, kaldırmak, devletlerle sözleşmeler yapmak, barış yapmak, savaş ilan etmek, devlet bütçesini incelemek, para basmak, genel ve özel af çıkarmak, idam kararlarını onaylamak’ gibi yasama görevleri bulunmaktadır.<br />
<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’yı, üyelerinden 1/3 nün teklifi ile 2/3 nün çoğunluk oyuyla değiştirebiliyordu. Ayrıca yürütme meclisi fesih edemiyordu.<br />
<br />
1924 Anayasası’nın beşinci maddesi ile yürütme kudreti Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanmıştır. Ancak Meclis bu görevini kendisi tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) aracılığıyla kullanmaktadır. Yürütmenin en üst organı olarak Cumhurbaşkanı öngörülmüş ve yürütme görevini yapacak organ olarak bugünkü anlamda bir Başbakan ve onun belirlediği bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu olarak belirtilmiştir. Bakanlar, Başbakan tarafından belirlenir, Cumhurbaşkanınca tasdik edilir ve meclisin onayına sunulurdu. Türkiye Büyük Millet Meclisi her zaman Hükümeti denetleyebilir ve düşürebilirdi.<br />
<br />
1924 Anayasası yargı yetkisini bağımsız mahkemelere vermiştir. Anayasa yargı organlarının verdiği kararların, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile İcra Vekilleri Heyeti’nce değiştirilemeyeceğini ve yerine getirilmesine mani olunamayacağını hüküm altına alarak, yargı kararlarına hem teminat hem de bağımsızlık getirmiştir. 1924 Anayasası, 1921 Anayasası’nın aksine yargı kuvvetini Meclise vermemiş, bağımsız mahkemelere bırakmıştır.<br />
<br />
1924 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler: 1924 Anayasası’nda 1924’ten 1960 yılına kadar bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler şunlardır:<br />
<br />
10 Nisan 1928 tarihinde yapılan değişiklikle Anayasa’nın 2 maddesinde yer alan ’Türkiye Devleti’nin dini İslâm’dır’ hükmü çıkarılmıştır. Ayrıca milletvekillerinin yeminlerindeki vallahi kelimesi ’namusum üzerine söz veririm’ ifadesiyle değiştirilmiştir. Yine Meclisin görevleri arasında yer alan ’ahkam-ı şer’iye’nin tenfizi’ (dinsel hükümlerin yerine getirilmesi) hükmü anayasadan çıkartılmıştır.<br />
<br />
Bu değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çağdaş ve laik bir devlet olması amaçlanmış ve laik devlet anlayışına yönelinmiştir.<br />
<br />
5 Aralık 1934’de yapılan değişikliklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilebilme hakkı verilmiş ve seçmen yaşı 18’den 22’ye çıkartılmıştır.<br />
<br />
5 şubat 1937’de aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri olan ’Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık’ Anayasanın 2. maddesine dahil edilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri olarak belirtilmiştir.<br />
<br />
10 Ocak 1945’de ve 24 Aralık 1952’de yapılan değişikliklerle Anayasa’nın dili üzerinde değişikliklere gidilmiştir.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun süre yürürlükte kalan Anayasası niteliğindeki 1924 Anayasası, 27 Mayıs 1960 hareketine kadar yürürlükte kalmış ve bu hareketle birlikte yürürlükten kalkmıştır.<br />
<br />
Modern hukuk kurallarını benimsemek durumunda olan genç Cumhuriyet, aynı zamanda laiklik ilkesini hukuk alanına da uygulamak ve kanun koyarken dini esaslara bağlı kalmadan, kanunları, modern çağın gereklerine dayandırmak zorundaydı.<br />
<br />
<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti_Anayasas%C4%B1_(1924)" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1924) - Vikipedi</a>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ 20 Nisan 1924'te yürürlüğe giren 1924 Anayasası Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nu yürürlükten kaldırmıştır. Birkaç önemli değişiklikle (Altı ilkenin eklenmesi, devletin dininin İslam olduğuna dair ibarenin kaldırılması ve kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi) 1961'e dek yürürlükte kalmıştır. 1 Ekim 1945'te içeriği değiştirilmeden, dili Türkçeleştirilerek yeniden kabul edilmiştir. 27 Mayıs 1960 ihtilalinin ardından, yeni bir anayasa hazırlanarak 1961'de kabul edilmiş ve 1924 Anayasası yürürlükten kalkmıştır.<br />
<br />
Madde: Devletin Yönetim şekli Cumhuriyettir.<br />
Madde: Türk Devleti'nin dili Türkçe, başkenti Ankara'dır, (13 Ekim 1923'te başkent olmuştur.)<br />
Madde: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu egemenliğin tek temsilcisi TBMM'dir.<br />
Hükümet sistemi yerine kabine sistemi getirilmiştir.<br />
<br />
Seçme ve Seçilme hakkı yalnızca erkeklere değil kadınlara da tanınmıştır.<br />
<br />
1928 yılında- "Devletin dini islamdır." ibaresi çıkarılmış<br />
<br />
1937 yılında Laiklik ilkesi anayasaya girmiştir.<br />
<br />
1924 Anayasası’nın temel özellikleri şunlardır: Cumhuriyet İlkesi: 1924 Anayasası Cumhuriyet ilkesini temel almıştır. Nitekim anayasanın 1. Maddesi ’Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir’ demektedir. Bu hükümle devletin yönetim şeklinin ’cumhuriyet rejimi olduğu’ belirtilerek, ülkeyi idare edeceklerin ancak seçim yoluyla bu hakkı elde edebilecekleri kabul edilmiştir.<br />
<br />
Milli Egemenlik İlkesi: 1924 Anayasası 3. Maddesinde ’hâkimiyet kayıtsız milletindir’ denilmektedir. Bu hükümle anayasa millet egemenliğini kabul etmiştir. Bu hüküm aynı zamanda demokratik bir devlet düzeninin ilk hareket noktası olmuştur. Türk Milleti, egemenliğinin sahibi olduğunu verdiği Milli Mücadele ile bütün dünyaya kabul ettirmiştir. Bu egemenlikte artık hiçbir kişinin veya dini inanç ve kurumun ilişkisi yoktur. Millet egemenliğinin sahibidir. Bu egemenlik Türkiye Büyük Millet Meclisi aracılığıyla kullanılır. Türkiye büyük Millet Meclisi, milletin tek ve gerçek temsilcisi olup millet adına egemenlik hakkını kullanmaya yetkili tek organdır.<br />
<br />
Güçlerin Birliği ve Büyük Millet Meclisi’nin Üstünlüğü: 1924 Anayasası da güçler birliği sistemini kabul etmiştir. Anayasanın 5 nci Maddesi ’yasama yetkisi ve yürütme gücü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır’ demektedir. Bu anayasada da kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmemiştir.<br />
<br />
Büyük Millet Meclisi’nin üstünlüğü vardır. Meclisin üstünde bir kuvvet yoktur. Bu nedenle meclis ancak kendini fesh edebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi devletin organları içinde en üst organdır. Milletin tek temsilcisidir, yasama yetkisini meclis doğrudan kendisi kullanır. Yürütme yetkisini kendisi tarafından seçilecek bir cumhur başkanı ve onun atayacağı bakanlar kurulu aracılığıyla kullanır.<br />
<br />
1924 Anayasası’na göre devletin temel nitelikleri bu anayasanın devrimci yapısını da yansıtmaktadır. 1924 Anayasası’nın 2 nci Maddesi ile; Türkiye Devleti’nin dininin İslâm olduğu, resmi dilinin Türkçe olduğu ve devlet merkezinin Ankara olduğu açıklanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren gerçekleştirilen köklü atılım ve devrimlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sosyal ve ekonomik karakteri de ortaya konmuş ve bunlar 1937 de Anayasa’nın 2.nci maddesinde yapılan değişikliklerle anayasaya dahil edilmiştir. Böylece Türkiye Devleti’nin ’Cumhuriyetçi, milliyetçi, laik, halkçı, devletçi ve inkılâpçı’ bir devlet olduğu anayasayla da belirtilmiştir. Bu özellikleri ile Türkiye, hukuksal olarak çağdaş ve modern bir devlet olmuştur.<br />
<br />
1924 Anayasası’na göre yasama organı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Meclis egemenliği millet adına kullanacak olan tek yetkili organdır. Meclis yasama görevini doğrudan kendisi yapmaktadır. Bu görevler arasında; ’Kanun koymak, tefsir etmek, kanunları değiştirmek, kaldırmak, devletlerle sözleşmeler yapmak, barış yapmak, savaş ilan etmek, devlet bütçesini incelemek, para basmak, genel ve özel af çıkarmak, idam kararlarını onaylamak’ gibi yasama görevleri bulunmaktadır.<br />
<br />
Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’yı, üyelerinden 1/3 nün teklifi ile 2/3 nün çoğunluk oyuyla değiştirebiliyordu. Ayrıca yürütme meclisi fesih edemiyordu.<br />
<br />
1924 Anayasası’nın beşinci maddesi ile yürütme kudreti Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde toplanmıştır. Ancak Meclis bu görevini kendisi tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) aracılığıyla kullanmaktadır. Yürütmenin en üst organı olarak Cumhurbaşkanı öngörülmüş ve yürütme görevini yapacak organ olarak bugünkü anlamda bir Başbakan ve onun belirlediği bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu olarak belirtilmiştir. Bakanlar, Başbakan tarafından belirlenir, Cumhurbaşkanınca tasdik edilir ve meclisin onayına sunulurdu. Türkiye Büyük Millet Meclisi her zaman Hükümeti denetleyebilir ve düşürebilirdi.<br />
<br />
1924 Anayasası yargı yetkisini bağımsız mahkemelere vermiştir. Anayasa yargı organlarının verdiği kararların, Türkiye Büyük Millet Meclisi ile İcra Vekilleri Heyeti’nce değiştirilemeyeceğini ve yerine getirilmesine mani olunamayacağını hüküm altına alarak, yargı kararlarına hem teminat hem de bağımsızlık getirmiştir. 1924 Anayasası, 1921 Anayasası’nın aksine yargı kuvvetini Meclise vermemiş, bağımsız mahkemelere bırakmıştır.<br />
<br />
1924 Anayasası’nda Yapılan Değişiklikler: 1924 Anayasası’nda 1924’ten 1960 yılına kadar bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler şunlardır:<br />
<br />
10 Nisan 1928 tarihinde yapılan değişiklikle Anayasa’nın 2 maddesinde yer alan ’Türkiye Devleti’nin dini İslâm’dır’ hükmü çıkarılmıştır. Ayrıca milletvekillerinin yeminlerindeki vallahi kelimesi ’namusum üzerine söz veririm’ ifadesiyle değiştirilmiştir. Yine Meclisin görevleri arasında yer alan ’ahkam-ı şer’iye’nin tenfizi’ (dinsel hükümlerin yerine getirilmesi) hükmü anayasadan çıkartılmıştır.<br />
<br />
Bu değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çağdaş ve laik bir devlet olması amaçlanmış ve laik devlet anlayışına yönelinmiştir.<br />
<br />
5 Aralık 1934’de yapılan değişikliklerle kadınlara milletvekili seçme ve seçilebilme hakkı verilmiş ve seçmen yaşı 18’den 22’ye çıkartılmıştır.<br />
<br />
5 şubat 1937’de aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilkeleri olan ’Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık’ Anayasanın 2. maddesine dahil edilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri olarak belirtilmiştir.<br />
<br />
10 Ocak 1945’de ve 24 Aralık 1952’de yapılan değişikliklerle Anayasa’nın dili üzerinde değişikliklere gidilmiştir.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti’nin en uzun süre yürürlükte kalan Anayasası niteliğindeki 1924 Anayasası, 27 Mayıs 1960 hareketine kadar yürürlükte kalmış ve bu hareketle birlikte yürürlükten kalkmıştır.<br />
<br />
Modern hukuk kurallarını benimsemek durumunda olan genç Cumhuriyet, aynı zamanda laiklik ilkesini hukuk alanına da uygulamak ve kanun koyarken dini esaslara bağlı kalmadan, kanunları, modern çağın gereklerine dayandırmak zorundaydı.<br />
<br />
<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye_Cumhuriyeti_Anayasas%C4%B1_(1924)" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1924) - Vikipedi</a>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bazı çevreler Cumhuriyetimizi mat etmek üzereler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bazi-cevreler-cumhuriyetimizi-mat-etmek-uzereler.html</link>
			<pubDate>Sat, 16 Oct 2010 17:38:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=4">T U N Ç</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bazi-cevreler-cumhuriyetimizi-mat-etmek-uzereler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bazı çevreler Cumhuriyetimizi mat etmek üzereler"</span><br />
 <br />
<img src="http://www.gazete5.com/images/news/28878.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 28878.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Bolu Ağır Ceza Hakimi Çetin Canbazoğlu, facebook sayfasına yine çok tartışılacak bir yazı yazdı.<br />
 <br />
 <br />
Canbazoğlu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) aday olan hakim ve savcıların asli görevlerini unutarak oy kapma yarışı içine girdiklerini belirterek, "Ne yazık ki siyaset, bütün haşmetiyle Türk yargısına tebelleş olmuştur. Ülkemizde 'bağımsız yargı' idealine ulaşma koşullarının yaratıldığından söz edebilmek olanaklı değildir. Rejimi devirip, arzu ettikleri yönetim sistemini adım adım gerçekleştirmeyi kendilerine amaç ve ilke edinen bazı çevreler, son hamlelerini yapmak, yargıyı bütünü ile ele geçirmek ve Cumhuriyetimizi mat etmek üzeredirler" dedi.<br />
Referandumdan önce Facebook'taki kişisel sayfasında yayınladığı yazısıyla dikkat çeken, 'kolu kanadı kırılmış bağımlı ve cüce yargının mensubu olarak siyasi iktidarların robotu haline getirilmek istendiğini' ifade eden Çetin Canbazoğlu, önceki gün kişisel sayfasında yayınladığı yazıda HSYK seçimlerini eleştirdi. HSYK'ya aday olan hakim ve savcıların asli görevlerini bir kenara bırakarak oy kapmanın peşine ve telaşına düştüklerini belirten Canbazoğlu, yazısında şu ifadelere yer verdi:<br />
 <br />
"17 Ekim tarihinde adli ve idari yargı hakim ve cumhuriyet savcıları arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği için yapılacak seçimlerde adaylığını açıklayan kimi hakim ve cumhuriyet savcıları (kuşkusuz hepsi değil), ne yazık ki asli görevlerini bir kenara bırakmış ve adliyelerde kapı kapı dolaşmak suretiyle oy kapmanın peşine ve telaşına düşmüştür. Yakın bir gelecekte, meydanlarda ateşli nutuklar atan, seçmenlerine broşür, el ilanı, hediye ve eşantiyon dağıtan, flama ve poster asıp, billboard kiralayan, cadde ve sokaklarda tantanalı konvoy geçişleri düzenleyen HSYK üyesi adayı hakim ve savcılar görüldüğünde şaşırmamalıdır! Ne yazık ki siyaset, bütün haşmetiyle Türk yargısına tebelleş olmuştur! Şüphesiz, siyasi ayak oyunları sergilemenin kaçınılmaz olduğu bu süreçte, ülkemizde 'bağımsız yargı' idealine ulaşma koşullarının yaratıldığından söz edebilmek olanaklı değildir. Rejimi devirip, arzu ettikleri yönetim sistemini adım adım gerçekleştirmeyi kendilerine amaç ve ilke edinen bazı çevreler, son hamlelerini yapmak, yargıyı bütünü ile ele geçirmek ve Cumhuriyetimizi mat etmek üzeredirler! Bu ahvalde, 'daha elim ve daha vahim olmak üzere', yargı mensuplarının nerede ise tamamına yakın bölümü, siyasetin yargı erkine bulaşmış olmasına ve HSYK'na atılan yeni formatın, bağımsız yargının özgür ve aydınlık geleceği önünde adeta bir 'takoz rolü' oynamasına sessiz kalmayı tercih etmektedirler! Oysa, yargıda yaşanan kaygı verici bu gelişmeler, sadece hakim ve savcıları değil, yargının adil, tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini savunan vicdan sahibi her insanı tavır almaya zorlamaktadır."<br />
 <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">DÖRT GRUBA BÖLÜNME</span><br />
 <br />
Bir süreden beri kamuoyunda, yargıda yaşanan sorunların giderek kanayan bir yara haline geldiği endişesinin hakim olduğunu ifade eden Canbazoğlu, yazısına şöyle devam etti:<br />
 <br />
"Bu olgunun doğal bir sonucu olarak, HSYK üyeliğine adaylığını açıklayan 167 adli yargı hakim ve cumhuriyet savcısı arasında, sürecin başından bu yana, ayrışmalar ve bloklaşmalar meydana gelmiştir. Anılan 167 adli yargı hakim ve cumhuriyet savcısı, kendi aralarında resmi olmasa da gayri resmi bir biçimde 'Bakanlıkçılar', 'Yarsavcılar', 'Demokratik Yargı'cılar' ve 'Bağımsızlar' olmak üzere dört gruba ayrılmışlardır. 'Bağımsızlar' dışında her bir grubun elinde, daha şimdiden, adli yargı hakim-savcılarının seçecekleri (yedi asıl, dört yedek olmak üzere) onbir kişilik aday listeleri oluşmuş ve bu listeler gayrı resmi yollarla ve en azından kulaktan kulağa bütün teşkilata ulaştırılmış bulunmaktadır. Geriye kalan ve herhangi bir blokta yer almayan 134 bağımsız adayın kanaatimce seçilebilme şansı yok denecek kadar azdır! Çünkü, bazı gruplar, kendi aday listesindeki isimlere blok halinde oy verilmesini istemekte; hakim ve savcılardan oluşan seçmen kitlesine oyların bölünmemesi/ziyan olmaması için illegal yollardan, bağımsız adaylara 'oy verilmemesi' yönünde telkin ve tavsiyelerde bulunmaktadır. Başka bir deyişle, HSYK üyeliği seçiminde 'adaylar' değil, 'listeler' yarışmakta ve iyi organize olup, blok oyları garantileyen kesim, seçimi kazanma şansını arttırmaktadır. Bu yarışta, özellikle, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölgelerde görev yapan ve sayıca üstün olan hakim-savcı seçmenlerin, bakanlık listesinden yana oy kullanma ihtimallerinin daha yüksek oluşu nazara alındığında, anılan listesin 'blok halinde' seçimi kazanacağını şimdiden iddia etmek, kehanet sayılmamalıdır. Evet! Siyaset, bütün görkemiyle Türk yargısına musallat olmuştur!"<br />
 <br />
Canbazoğlu yazısının sonunda amacının, yargısal sorunların tespitine yönelik kişisel kaygı ve düşüncelerini, eleştirel bir yöntemle kamuoyu ile paylaşmak olduğunu ifade etti.<br />
 <br />
Haber Kaynağı: dha]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bazı çevreler Cumhuriyetimizi mat etmek üzereler"</span><br />
 <br />
<img src="http://www.gazete5.com/images/news/28878.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 28878.jpg]" class="mycode_img" /><br />
Bolu Ağır Ceza Hakimi Çetin Canbazoğlu, facebook sayfasına yine çok tartışılacak bir yazı yazdı.<br />
 <br />
 <br />
Canbazoğlu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) aday olan hakim ve savcıların asli görevlerini unutarak oy kapma yarışı içine girdiklerini belirterek, "Ne yazık ki siyaset, bütün haşmetiyle Türk yargısına tebelleş olmuştur. Ülkemizde 'bağımsız yargı' idealine ulaşma koşullarının yaratıldığından söz edebilmek olanaklı değildir. Rejimi devirip, arzu ettikleri yönetim sistemini adım adım gerçekleştirmeyi kendilerine amaç ve ilke edinen bazı çevreler, son hamlelerini yapmak, yargıyı bütünü ile ele geçirmek ve Cumhuriyetimizi mat etmek üzeredirler" dedi.<br />
Referandumdan önce Facebook'taki kişisel sayfasında yayınladığı yazısıyla dikkat çeken, 'kolu kanadı kırılmış bağımlı ve cüce yargının mensubu olarak siyasi iktidarların robotu haline getirilmek istendiğini' ifade eden Çetin Canbazoğlu, önceki gün kişisel sayfasında yayınladığı yazıda HSYK seçimlerini eleştirdi. HSYK'ya aday olan hakim ve savcıların asli görevlerini bir kenara bırakarak oy kapmanın peşine ve telaşına düştüklerini belirten Canbazoğlu, yazısında şu ifadelere yer verdi:<br />
 <br />
"17 Ekim tarihinde adli ve idari yargı hakim ve cumhuriyet savcıları arasından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği için yapılacak seçimlerde adaylığını açıklayan kimi hakim ve cumhuriyet savcıları (kuşkusuz hepsi değil), ne yazık ki asli görevlerini bir kenara bırakmış ve adliyelerde kapı kapı dolaşmak suretiyle oy kapmanın peşine ve telaşına düşmüştür. Yakın bir gelecekte, meydanlarda ateşli nutuklar atan, seçmenlerine broşür, el ilanı, hediye ve eşantiyon dağıtan, flama ve poster asıp, billboard kiralayan, cadde ve sokaklarda tantanalı konvoy geçişleri düzenleyen HSYK üyesi adayı hakim ve savcılar görüldüğünde şaşırmamalıdır! Ne yazık ki siyaset, bütün haşmetiyle Türk yargısına tebelleş olmuştur! Şüphesiz, siyasi ayak oyunları sergilemenin kaçınılmaz olduğu bu süreçte, ülkemizde 'bağımsız yargı' idealine ulaşma koşullarının yaratıldığından söz edebilmek olanaklı değildir. Rejimi devirip, arzu ettikleri yönetim sistemini adım adım gerçekleştirmeyi kendilerine amaç ve ilke edinen bazı çevreler, son hamlelerini yapmak, yargıyı bütünü ile ele geçirmek ve Cumhuriyetimizi mat etmek üzeredirler! Bu ahvalde, 'daha elim ve daha vahim olmak üzere', yargı mensuplarının nerede ise tamamına yakın bölümü, siyasetin yargı erkine bulaşmış olmasına ve HSYK'na atılan yeni formatın, bağımsız yargının özgür ve aydınlık geleceği önünde adeta bir 'takoz rolü' oynamasına sessiz kalmayı tercih etmektedirler! Oysa, yargıda yaşanan kaygı verici bu gelişmeler, sadece hakim ve savcıları değil, yargının adil, tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini savunan vicdan sahibi her insanı tavır almaya zorlamaktadır."<br />
 <br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">DÖRT GRUBA BÖLÜNME</span><br />
 <br />
Bir süreden beri kamuoyunda, yargıda yaşanan sorunların giderek kanayan bir yara haline geldiği endişesinin hakim olduğunu ifade eden Canbazoğlu, yazısına şöyle devam etti:<br />
 <br />
"Bu olgunun doğal bir sonucu olarak, HSYK üyeliğine adaylığını açıklayan 167 adli yargı hakim ve cumhuriyet savcısı arasında, sürecin başından bu yana, ayrışmalar ve bloklaşmalar meydana gelmiştir. Anılan 167 adli yargı hakim ve cumhuriyet savcısı, kendi aralarında resmi olmasa da gayri resmi bir biçimde 'Bakanlıkçılar', 'Yarsavcılar', 'Demokratik Yargı'cılar' ve 'Bağımsızlar' olmak üzere dört gruba ayrılmışlardır. 'Bağımsızlar' dışında her bir grubun elinde, daha şimdiden, adli yargı hakim-savcılarının seçecekleri (yedi asıl, dört yedek olmak üzere) onbir kişilik aday listeleri oluşmuş ve bu listeler gayrı resmi yollarla ve en azından kulaktan kulağa bütün teşkilata ulaştırılmış bulunmaktadır. Geriye kalan ve herhangi bir blokta yer almayan 134 bağımsız adayın kanaatimce seçilebilme şansı yok denecek kadar azdır! Çünkü, bazı gruplar, kendi aday listesindeki isimlere blok halinde oy verilmesini istemekte; hakim ve savcılardan oluşan seçmen kitlesine oyların bölünmemesi/ziyan olmaması için illegal yollardan, bağımsız adaylara 'oy verilmemesi' yönünde telkin ve tavsiyelerde bulunmaktadır. Başka bir deyişle, HSYK üyeliği seçiminde 'adaylar' değil, 'listeler' yarışmakta ve iyi organize olup, blok oyları garantileyen kesim, seçimi kazanma şansını arttırmaktadır. Bu yarışta, özellikle, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölgelerde görev yapan ve sayıca üstün olan hakim-savcı seçmenlerin, bakanlık listesinden yana oy kullanma ihtimallerinin daha yüksek oluşu nazara alındığında, anılan listesin 'blok halinde' seçimi kazanacağını şimdiden iddia etmek, kehanet sayılmamalıdır. Evet! Siyaset, bütün görkemiyle Türk yargısına musallat olmuştur!"<br />
 <br />
Canbazoğlu yazısının sonunda amacının, yargısal sorunların tespitine yönelik kişisel kaygı ve düşüncelerini, eleştirel bir yöntemle kamuoyu ile paylaşmak olduğunu ifade etti.<br />
 <br />
Haber Kaynağı: dha]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner tahliye edildi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cumhuriyet-bassavcisi-ilhan-cihaner-tahliye-edildi.html</link>
			<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 16:32:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=4">T U N Ç</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cumhuriyet-bassavcisi-ilhan-cihaner-tahliye-edildi.html</guid>
			<description><![CDATA[Cihaner tahliye edildi						<br />
		<br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/06/96.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 96.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 <br />
Yargıtay, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner&#8217;in Erzurum dosyası ile 'görevi kötüye kullanmak' dosyasını birleştirdi. Bugün görülen duruşmada mahkeme, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve 9 tutuklu sanığın koşulsuz tahliyesine karar verdi. Tahliye kararı, duruşmalarda her fırsatta en çok kızını özlediğini söyleyen İlhan Cihaner'e en güzel Babalar Günü hediyesi oldu.<br />
<br />
<br />
CİHANER YARGITAY'A BÖYLE GETİRİLMİŞTİ / WEB TV<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tahliyesine karar verdi. Daire, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki &#8220;Ergenekon terör örgütüne üye olmak&#8221; suçlamasıyla yargılanan tutuklu sanıkların tahliyesine hükmetti.<br />
<br />
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in &#8220;görevi kötüye kullanma, evrakta sahtecilik ve imar kirliliğine neden olmak&#8221; suçlamasıyla yargılandığı davaya Yargıtay 11. Ceza Dairesinde devam edildi.<br />
<br />
Davanın bugünkü duruşması, izleyicilerin çok olması nedeniyle Yargıtay Konferans Salonu'nda yapıldı.<br />
<br />
DAVA DOSYALARI BİRLEŞTİRİLDİ<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Cihaner'in Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde &#8220;Ergenekon terör örgütüne üye olmak&#8221; suçlamasıyla yargılandığı dava ile &#8220;görevi kötüye kullanmak&#8221;, &#8220;evrakta sahtecilik&#8221; ve &#8220;imar kirliliğine neden olmak&#8221; iddialarıyla Yargıtayda yargılandığı davanın birleştirilmesinin ardından duruşmaya verilen kısa aradan sonra ara kararı açıkladı.<br />
<br />
Ülker, her iki dava dosyasının birleştirilmesinin ardından, birleştirilen dosyanın incelendiğini açıkladı.<br />
<br />
CİHANER'E TAHLİYE<br />
<br />
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada tutuklanan İlhan Cihaner, Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Erkut, Murat Yıldız, Sabri Barkın İnce, Kıvılcım Üstel, Şenol Bozkurt, Şinasi Demir ve Orhan Esirgen hakkında &#8220;isnat edilen suçlamaların tutuklama için tek başına yeterli olup olmayacağı gözetilmeden&#8221; tutuklama kararı verildiğini belirten Daire Başkanı Ülker, &#8220;dosyadaki hukuki bulgu ve belgeler gereği koşulları oluşmayan tutuklama kararının kaldırıldığını ve Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Ekurt, Murat Yıldız, Sabri İnce, Şenol Bozkurt, Kıvılcım Üstel, Şinasi Demir, Orhan Esirger adlı sanıkların koşulsuz tahliyelerine karar verildiğini&#8221; açıkladı.<br />
<br />
Daire Başkanı Ülker, tüm sanıkların derhal salıverilmeleri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına ve sanıklar hakkında adli kontrol uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.<br />
<br />
ERZURUM'DAKİ MAHKEME İÇİN SUÇ DUYURUSU<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yargılama sürecinde Cihaner'in Erzurum'da yargılandığı dava dosyasının değişik aşamalarda istenmesine rağmen Yargıtay 11. Ceza Dairesine göndermeyen Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi sorumluları hakkında yasal gereğinin yapılması için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.<br />
<br />
CİHANER'İN TAHLİYE İŞLEMLERİ TAMAMLANDI<br />
<br />
Yargıtay 11&#8217;inci Ceza Dairesi'nin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner&#8217;in tahliye kararına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Sincan'daki Yenikent F tipi Ankara Ceza İnfaz Kurumu&#8217;na gönderilen evrakın imzasının tamamlandığı, tahliye işleminin sonuçlandığı bildirildi. <br />
<br />
DURUŞMADAN NOTLAR<br />
<br />
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in Yargıtay 11. Ceza Dairesi&#8217;nde görülen duruşmasına, katılım çok yoğundu. Daire Başkanı Ülker, Cihaner&#8217;in duruşma salonuna alınmasından önce salonda bulunanlara &#8220;Cihaner'in salona girdiğinde alkışlanmaması&#8221; uyarısında bulundu. Uyarıyı dikkate alan Cihaner&#8217;in yakınları, Cihaner duruşma salonuna girdiğinde desteklerini ayağa kalkarak gösterdiler. Duruşma salonuna sığmayan bir grup vatandaş da Yargıtay Binası'nın önünde ellerinde Cihaner&#8217;e destek veren yazıların olduğu pankartlarla beklediler. Cihaner&#8217;in tahliye kararının verilmesiyle birlikte, duruşma salonunda ve dışında bulunanlar kararı uzun süre alkışladılar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cihaner tahliye edildi						<br />
		<br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/06/96.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 96.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 <br />
Yargıtay, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner&#8217;in Erzurum dosyası ile 'görevi kötüye kullanmak' dosyasını birleştirdi. Bugün görülen duruşmada mahkeme, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve 9 tutuklu sanığın koşulsuz tahliyesine karar verdi. Tahliye kararı, duruşmalarda her fırsatta en çok kızını özlediğini söyleyen İlhan Cihaner'e en güzel Babalar Günü hediyesi oldu.<br />
<br />
<br />
CİHANER YARGITAY'A BÖYLE GETİRİLMİŞTİ / WEB TV<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in tahliyesine karar verdi. Daire, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki &#8220;Ergenekon terör örgütüne üye olmak&#8221; suçlamasıyla yargılanan tutuklu sanıkların tahliyesine hükmetti.<br />
<br />
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in &#8220;görevi kötüye kullanma, evrakta sahtecilik ve imar kirliliğine neden olmak&#8221; suçlamasıyla yargılandığı davaya Yargıtay 11. Ceza Dairesinde devam edildi.<br />
<br />
Davanın bugünkü duruşması, izleyicilerin çok olması nedeniyle Yargıtay Konferans Salonu'nda yapıldı.<br />
<br />
DAVA DOSYALARI BİRLEŞTİRİLDİ<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker, Cihaner'in Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinde &#8220;Ergenekon terör örgütüne üye olmak&#8221; suçlamasıyla yargılandığı dava ile &#8220;görevi kötüye kullanmak&#8221;, &#8220;evrakta sahtecilik&#8221; ve &#8220;imar kirliliğine neden olmak&#8221; iddialarıyla Yargıtayda yargılandığı davanın birleştirilmesinin ardından duruşmaya verilen kısa aradan sonra ara kararı açıkladı.<br />
<br />
Ülker, her iki dava dosyasının birleştirilmesinin ardından, birleştirilen dosyanın incelendiğini açıkladı.<br />
<br />
CİHANER'E TAHLİYE<br />
<br />
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada tutuklanan İlhan Cihaner, Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Erkut, Murat Yıldız, Sabri Barkın İnce, Kıvılcım Üstel, Şenol Bozkurt, Şinasi Demir ve Orhan Esirgen hakkında &#8220;isnat edilen suçlamaların tutuklama için tek başına yeterli olup olmayacağı gözetilmeden&#8221; tutuklama kararı verildiğini belirten Daire Başkanı Ülker, &#8220;dosyadaki hukuki bulgu ve belgeler gereği koşulları oluşmayan tutuklama kararının kaldırıldığını ve Recep Gençoğlu, Nedim Ersan, Ersin Ekurt, Murat Yıldız, Sabri İnce, Şenol Bozkurt, Kıvılcım Üstel, Şinasi Demir, Orhan Esirger adlı sanıkların koşulsuz tahliyelerine karar verildiğini&#8221; açıkladı.<br />
<br />
Daire Başkanı Ülker, tüm sanıkların derhal salıverilmeleri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına ve sanıklar hakkında adli kontrol uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.<br />
<br />
ERZURUM'DAKİ MAHKEME İÇİN SUÇ DUYURUSU<br />
<br />
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yargılama sürecinde Cihaner'in Erzurum'da yargılandığı dava dosyasının değişik aşamalarda istenmesine rağmen Yargıtay 11. Ceza Dairesine göndermeyen Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi sorumluları hakkında yasal gereğinin yapılması için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.<br />
<br />
CİHANER'İN TAHLİYE İŞLEMLERİ TAMAMLANDI<br />
<br />
Yargıtay 11&#8217;inci Ceza Dairesi'nin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner&#8217;in tahliye kararına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Sincan'daki Yenikent F tipi Ankara Ceza İnfaz Kurumu&#8217;na gönderilen evrakın imzasının tamamlandığı, tahliye işleminin sonuçlandığı bildirildi. <br />
<br />
DURUŞMADAN NOTLAR<br />
<br />
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'in Yargıtay 11. Ceza Dairesi&#8217;nde görülen duruşmasına, katılım çok yoğundu. Daire Başkanı Ülker, Cihaner&#8217;in duruşma salonuna alınmasından önce salonda bulunanlara &#8220;Cihaner'in salona girdiğinde alkışlanmaması&#8221; uyarısında bulundu. Uyarıyı dikkate alan Cihaner&#8217;in yakınları, Cihaner duruşma salonuna girdiğinde desteklerini ayağa kalkarak gösterdiler. Duruşma salonuna sığmayan bir grup vatandaş da Yargıtay Binası'nın önünde ellerinde Cihaner&#8217;e destek veren yazıların olduğu pankartlarla beklediler. Cihaner&#8217;in tahliye kararının verilmesiyle birlikte, duruşma salonunda ve dışında bulunanlar kararı uzun süre alkışladılar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük birader SGK]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-birader-sgk.html</link>
			<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 17:21:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=75">Dogan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-birader-sgk.html</guid>
			<description><![CDATA[Cumhuriyet <br />
07.12.2009 <br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu, çıkardığı iki tebliğle yurttaşın sırlarını öğrenme hakkına kavuştu<br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">Büyük birader SGK</span><br />
<br />
<span style="color: Blue;" class="mycode_color">Bilgiler nasıl korunacak?<br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) 28 Eylül&#8217;de sessiz sedasız çıkardığı iki tebliğ, yurttaşın banka hesaplarından kredi kartı harcamalarına kadar bütün bilgilerinin SGK&#8217;ye bildirilmesini zorunlu kılıyor. SGK&#8217;ye aktarılacak bilgilerin nasıl korunacağına ilişkin belirsizlik olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu verilerin siyasi amaçlarla kullanılabileceğine ya da basına sızdırılabileceğine dikkat çekiyor. <br />
<br />
[color=blue]&#8216;Tebliğler gizleniyor&#8217;</span><br />
<br />
Tebliğlerin bir ilk olduğunu belirten sosyal güvenlik uzmanı Tezel, uygulamanın yasal olmadığı için gizlenmeye çalışıldığını söyledi. <span style="color: Red;" class="mycode_color">ABD&#8217;deki McCarthy dönemini </span>çağrıştıran düzenlemelerin iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Tezel, &#8220;Aile gizliliğini içeren bilgilerin ortaya saçılması, fişleme gibi olaylar ortaya çıkabilecek. Telefonda kimle konuştuğumuz bile SGK&#8217;ye gidecek&#8221; dedi<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cumhuriyet <br />
07.12.2009 <br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu, çıkardığı iki tebliğle yurttaşın sırlarını öğrenme hakkına kavuştu<br />
<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">Büyük birader SGK</span><br />
<br />
<span style="color: Blue;" class="mycode_color">Bilgiler nasıl korunacak?<br />
<br />
Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;nun (SGK) 28 Eylül&#8217;de sessiz sedasız çıkardığı iki tebliğ, yurttaşın banka hesaplarından kredi kartı harcamalarına kadar bütün bilgilerinin SGK&#8217;ye bildirilmesini zorunlu kılıyor. SGK&#8217;ye aktarılacak bilgilerin nasıl korunacağına ilişkin belirsizlik olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu verilerin siyasi amaçlarla kullanılabileceğine ya da basına sızdırılabileceğine dikkat çekiyor. <br />
<br />
[color=blue]&#8216;Tebliğler gizleniyor&#8217;</span><br />
<br />
Tebliğlerin bir ilk olduğunu belirten sosyal güvenlik uzmanı Tezel, uygulamanın yasal olmadığı için gizlenmeye çalışıldığını söyledi. <span style="color: Red;" class="mycode_color">ABD&#8217;deki McCarthy dönemini </span>çağrıştıran düzenlemelerin iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Tezel, &#8220;Aile gizliliğini içeren bilgilerin ortaya saçılması, fişleme gibi olaylar ortaya çıkabilecek. Telefonda kimle konuştuğumuz bile SGK&#8217;ye gidecek&#8221; dedi<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[âRecm edilmemi istedilerâ]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-%C3%A2%C2%80%C2%98recm-edilmemi-istediler%C3%A2%C2%80%C2%99.html</link>
			<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 16:34:16 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=75">Dogan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-%C3%A2%C2%80%C2%98recm-edilmemi-istediler%C3%A2%C2%80%C2%99.html</guid>
			<description><![CDATA[.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet 03.12.2009 <br />
Yargıç Kaçmaz<br />
<br />
&#8216;Recm edilmemi istediler&#8217;<br />
<br />
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kaçmaz, HSYK&#8217;ye sunduğu savunmada Cumhurbaşkanı ve Başbakan hakkında verdiği yargılama kararlarını anımsatarak hakkında &#8220;adeta intikam duygusuyla&#8221; soruşturma başlatıldığını söyledi. Adalet Bakanlığı&#8217;nca hakkında yalan bilgilerin servis edildiğini belirten Kaçmaz, &#8220;Recm edilmemi sağlamak istediler&#8221; dedi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhuriyet 03.12.2009 <br />
Yargıç Kaçmaz<br />
<br />
&#8216;Recm edilmemi istediler&#8217;<br />
<br />
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kaçmaz, HSYK&#8217;ye sunduğu savunmada Cumhurbaşkanı ve Başbakan hakkında verdiği yargılama kararlarını anımsatarak hakkında &#8220;adeta intikam duygusuyla&#8221; soruşturma başlatıldığını söyledi. Adalet Bakanlığı&#8217;nca hakkında yalan bilgilerin servis edildiğini belirten Kaçmaz, &#8220;Recm edilmemi sağlamak istediler&#8221; dedi.</span><br />
<br />
<br />
<br />
.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>