<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Önemli Günler, Etkinlikler]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 17:05:08 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Babalar Gününüz Kutlu Olsun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-babalar-gununuz-kutlu-olsun--53222.html</link>
			<pubDate>Sat, 17 Jun 2017 23:21:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-babalar-gununuz-kutlu-olsun--53222.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatımızın her anında emeği bulunan babalarımızın, babalar gününü kutlar; saygılar sunarız.</span><br />
   <br />
Ailenin direği, koca çınarıdır baba; eşini, evlatlarını korur kollar. Anneler kadar babalar da fedakardırlar. Babamıza verdiğimiz değer ve önem sadece bir güne sığdırılmamalı bir ömür olmalı. Ama yinede geleneksel olarak her yıl Babalar Günü kutlanmaktadır. Bir Amerikan İç Savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, Anneler Günü gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd'un babası annelerinin yokluğunda altı çocuğunu tek başına büyütmüştü. Babasının doğum günü olan 5 Haziran'ın Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar o tarihe yetişemeyerek kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelenmiştir.<br />
<br />
  <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/6JuwLgUTdNM" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe> <br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BABALAR GÜNÜ İLK NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI?</span><br />
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910'da Washington'un Spokane şehrinde kutlanmıştır. 1924 yılında ABD Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa başkan Richard Nixon'ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD'de resmi tatil ilan edilmiştir.<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EN GÜZEL BABALAR GÜNÜ MESAJLARI</span><br />
Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; babam derdim canım babam seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun.<br />
<br />
Gül kokulu ellerinden doya doya öperim. Canım babam seni çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun’<br />
<br />
Babalar günü mesajları Hiç bir şey üzmesin Seni, sakın ağlama, gözlerine yaş değmesin, gül yüzünden gülücükler eksik olmasın, kalbinden yerim eksilmesin, unutma Sen hep benim bir tanemsin babacığım. Babalar günün kutlu olsun.<br />
 <br />
Sevgili babacığım gurbet uzak olsa da sevgin o kadar yakın ki bilmelisin ellerinden öperim sevgiler.<br />
<br />
Babalar günü mesajları Yüreğin huzurlu, yüzün güleç, kazancın bereketli olsun canım babacığım. Babalar gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum.<br />
Dünyadaki en büyük varlığım. Canım babam. Bu özel günde seni ne kadar sevdiğimi söylemek istedim. Babalar günün kutlu olsun canım babam’<br />
<br />
Babam olduğun için mutluyum, sahip olduğum en iyi arkadaşsın. Babalar günün kutlu ol<br />
Babacığım bu kutlu günde ellerinden doya doya öper babalar gününü kutlarım. Seni çok ama çok seviyorum. Evladın.<br />
 <br />
Huzur ve dert ortağım babalar günün kutlu olsun.<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hayatımızın her anında emeği bulunan babalarımızın, babalar gününü kutlar; saygılar sunarız.</span><br />
   <br />
Ailenin direği, koca çınarıdır baba; eşini, evlatlarını korur kollar. Anneler kadar babalar da fedakardırlar. Babamıza verdiğimiz değer ve önem sadece bir güne sığdırılmamalı bir ömür olmalı. Ama yinede geleneksel olarak her yıl Babalar Günü kutlanmaktadır. Bir Amerikan İç Savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, Anneler Günü gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd'un babası annelerinin yokluğunda altı çocuğunu tek başına büyütmüştü. Babasının doğum günü olan 5 Haziran'ın Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar o tarihe yetişemeyerek kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelenmiştir.<br />
<br />
  <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/6JuwLgUTdNM" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe> <br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BABALAR GÜNÜ İLK NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI?</span><br />
Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910'da Washington'un Spokane şehrinde kutlanmıştır. 1924 yılında ABD Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa başkan Richard Nixon'ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD'de resmi tatil ilan edilmiştir.<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EN GÜZEL BABALAR GÜNÜ MESAJLARI</span><br />
Fedakârlık, sevgi, sabır ve güzellik ne demek tarif et derlerse; babam derdim canım babam seni bir gün değil her gün çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun.<br />
<br />
Gül kokulu ellerinden doya doya öperim. Canım babam seni çok seviyorum. Babalar günün kutlu olsun’<br />
<br />
Babalar günü mesajları Hiç bir şey üzmesin Seni, sakın ağlama, gözlerine yaş değmesin, gül yüzünden gülücükler eksik olmasın, kalbinden yerim eksilmesin, unutma Sen hep benim bir tanemsin babacığım. Babalar günün kutlu olsun.<br />
 <br />
Sevgili babacığım gurbet uzak olsa da sevgin o kadar yakın ki bilmelisin ellerinden öperim sevgiler.<br />
<br />
Babalar günü mesajları Yüreğin huzurlu, yüzün güleç, kazancın bereketli olsun canım babacığım. Babalar gününü kutluyor, ellerinden öpüyorum.<br />
Dünyadaki en büyük varlığım. Canım babam. Bu özel günde seni ne kadar sevdiğimi söylemek istedim. Babalar günün kutlu olsun canım babam’<br />
<br />
Babam olduğun için mutluyum, sahip olduğum en iyi arkadaşsın. Babalar günün kutlu ol<br />
Babacığım bu kutlu günde ellerinden doya doya öper babalar gününü kutlarım. Seni çok ama çok seviyorum. Evladın.<br />
 <br />
Huzur ve dert ortağım babalar günün kutlu olsun.<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/06/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk dili kurultayının ve dil devriminin 84. yıldönümünü kutluyoruz.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-turk-dili-kurultayinin-ve-dil-devriminin-84-yildonumunu-kutluyoruz.html</link>
			<pubDate>Mon, 26 Sep 2016 10:31:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-turk-dili-kurultayinin-ve-dil-devriminin-84-yildonumunu-kutluyoruz.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">]Türk dili kurultayının ve dil devriminin 84. yıldönümünü kutluyoruz. <br />
<br />
 </span>   İstanbul'da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.  ] Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932'de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nde dil ve tarih, Atatürk'ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931'de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara "Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?" diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine "Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun." diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.<br />
<br />
    <br />
] Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.<br />
<br />
<a href="http://www.anahaber.gen.tr/turk-dil-bayrami-hakkinda-genel-bilgi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türk Dil Bayramı hakkında genel bilgi | Ana Haber</a>    ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">]Türk dili kurultayının ve dil devriminin 84. yıldönümünü kutluyoruz. <br />
<br />
 </span>   İstanbul'da Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayının açılış günü olan 26 Eylül, Dil Bayramı olarak kutlanmaktadır.  ] Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kültür kurumlarından biri olan Türk Dil Kurumu 69 yıl önce, 12 Temmuz 1932'de kurulmuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nde dil ve tarih, Atatürk'ün en çok önem verdiği olgulardı. Önce 1931'de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kuruldu. Uluslaşmanın en önemli temellerinden bir diğeri de dil idi. Bunun bilincinde olan ulu önder Atatürk, 11 Temmuz 1932 gecesi sofrasında bulunanlara "Dil işlerini düşünmek zamanı gelmiştir. Ne dersiniz?" diye sorar. Oradakilerin bu düşünceye katılması üzerine "Öyle ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş bir dil cemiyeti kuralım. Adı Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun." diyerek Türk Dil Kurumunun temellerini atar. Ertesi gün Samih Rifat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri İçişleri Bakanlığına başvururlar. Sonradan adı Türk Dil Kurumuna çevrilecek olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti kurulur.<br />
<br />
    <br />
] Cemiyetin kuruluşuyla birlikte başlayan çalışmalar sürerken, Türk Dil Kurultayının hazırlıkları da başlamıştır. Bu coşku ve heyecan içerisinde Türk Dil Kurultayı toplanır. Kurultaya çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı katılır. Atatürk, Kurultayı baştan sona kadar izlemiştir. Türkçenin gelişmesi, özleşmesi, zenginleşmesi yolunda Türk Dil Kurultaylarının çok önemli yeri vardır.<br />
<br />
<a href="http://www.anahaber.gen.tr/turk-dil-bayrami-hakkinda-genel-bilgi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türk Dil Bayramı hakkında genel bilgi | Ana Haber</a>    ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya Meteoroloji Günü hakkında genel bilgi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dunya-meteoroloji-gunu-hakkinda-genel-bilgi.html</link>
			<pubDate>Wed, 23 Mar 2016 00:34:29 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dunya-meteoroloji-gunu-hakkinda-genel-bilgi.html</guid>
			<description><![CDATA[ Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşu olan Dünya Meteoroloji Teşkilatı (World Meteorological Organisation-WMO) ana sözleşmesi 23 Mart 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle, her yılın 23 Mart günü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Dünya Meteoroloji Günü" </span>olarak kutlanmaktadır. <br />
<br />
Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ve 186 ülkenin üye olduğu Dünya Meteoroloji Teşkilatı, her yıl güncel bir konu belirlemekte ve ülkelerin meteoroloji teşkilatlarınca bu konu çerçevesinde düzenlenen konferanslar; basın, radyo, televizyonlar tarafından sunulan konuyla ilgili haber, konuşma ve diğer etkinliklerle meteorolojinin halka daha iyi tanıtılması, halkın ve kurumların meteorolojik bilgi ve hizmetlerden daha fazla yararlanması, üniversiteler, kurum ve kuruluşlarla meteoroloji teşkilatı arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. <br />
<br />
Yakın geçmişte dünya üzerinde yaşanılan büyük doğal felaketler ve iklim bilimcilerin gelecek 100 yıl boyunca iklimde belirgin değişikliklerin olacağı yönündeki tahminleri dikkate alındığında, iklim ve havanın sağlık, çevre ve sosyo-ekonomik gelişime etkisi üzerinde durulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, bu yıl kutlanacak Dünya Meteoroloji Günü'nde, "Hava, İklim ve Sağlık" konusu ele alınarak, iklim ve havanın sağlık, çevre ve ekonomi ile yakın ilişkisi, önemi ve etkileri üzerinde durulacaktır. Genel ifadeyle, hava günlük olarak yaşadığımız ve karşılaştığımız meteorolojik olaylardır. İklim ise, hava olaylarının ortalamasıdır ki ay, mevsim, yıl veya yıllar itibariyle değişebilirliğe sahiptir. <br />
<br />
İnsanların, değişik çevre ve iklim koşullarına uyum sağlama kapasiteleri yüksek olmasına rağmen, meteorolojik koşulların kaydedilir ölçüde değişmesine karşı savunmasız kaldıkları da bilinen bir gerçektir. Nitekim, insanlar hava olaylarının ya çok soğuk, ya çok sıcak veya çok nemli ya da çok kuru olduğunda farkına varırlar ve etkilenirler. Ekstrem değerler ve olaylar insan sağlığı çevre ve ekonomi için önemli etkilere sahiptir. Örneğin, ekstrem sıcaklıklarda, güneş çarpması ya da donma gibi hadiselerle karşılaşmak mümkündür. İnsanın rahat edebileceği hava sıcaklığının artması, fizyolojik stres, kalp krizi, diğer hastalıklar ve hatta ölümlere yol açabilir. Ancak bu etki, bireyin fizyolojik yapısına, yaşına ve diğer nedenlere de bağlıdır.<br />
<br />
 Çevremizdeki hava, ev, büro, fabrika ve taşıtlar, petrol yanmaları vs. gibi kaynakların oluşturduğu zehirli gazlar, bitki polenleri, mantar sporları gibi partiküller ve diğer zararlı emisyonları içermekte ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Tropikal fırtınalar, şiddetli seller, anormal yağışlar ve kuraklık gibi doğal felaketler de insan yaşamı ve sağlık üzerinde olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Gelişmiş erken uyarı sistemleri, milyonlarca yaşamı bu tür felaketlerden önemli ölçüde korumaktadır. <br />
<br />
Ozon tabakası; bilindiği üzere insanlar, diğer canlılar ve bitkiler için zararlı olan ultraviyole ışınlarına karşı dünyayı bir kalkan gibi korumaktadır. Ozon incelmesi ve sera gazı birikimi sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır. Bu nedenle, ozon incelmesine neden olan gazların kullanımında tüm dünya kısıtlamaya gitmiştir. Yıllardır, ağır sanayileşme sonucu oluşan hava, su ve çevre kirliliği, ormanların tahribi ve diğer birçok olumsuz etki doğaya çok büyük zarar vermiştir. Daha fazla bilgi için <a href="http://www.meteor.gov.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.meteor.gov.tr</a> adresini ziyaret edebilirsiniz. <br />
<br />
DERSİMİZ.COM  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Birleşmiş Milletlerin bir uzmanlık kuruluşu olan Dünya Meteoroloji Teşkilatı (World Meteorological Organisation-WMO) ana sözleşmesi 23 Mart 1950 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle, her yılın 23 Mart günü <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Dünya Meteoroloji Günü" </span>olarak kutlanmaktadır. <br />
<br />
Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ve 186 ülkenin üye olduğu Dünya Meteoroloji Teşkilatı, her yıl güncel bir konu belirlemekte ve ülkelerin meteoroloji teşkilatlarınca bu konu çerçevesinde düzenlenen konferanslar; basın, radyo, televizyonlar tarafından sunulan konuyla ilgili haber, konuşma ve diğer etkinliklerle meteorolojinin halka daha iyi tanıtılması, halkın ve kurumların meteorolojik bilgi ve hizmetlerden daha fazla yararlanması, üniversiteler, kurum ve kuruluşlarla meteoroloji teşkilatı arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. <br />
<br />
Yakın geçmişte dünya üzerinde yaşanılan büyük doğal felaketler ve iklim bilimcilerin gelecek 100 yıl boyunca iklimde belirgin değişikliklerin olacağı yönündeki tahminleri dikkate alındığında, iklim ve havanın sağlık, çevre ve sosyo-ekonomik gelişime etkisi üzerinde durulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, bu yıl kutlanacak Dünya Meteoroloji Günü'nde, "Hava, İklim ve Sağlık" konusu ele alınarak, iklim ve havanın sağlık, çevre ve ekonomi ile yakın ilişkisi, önemi ve etkileri üzerinde durulacaktır. Genel ifadeyle, hava günlük olarak yaşadığımız ve karşılaştığımız meteorolojik olaylardır. İklim ise, hava olaylarının ortalamasıdır ki ay, mevsim, yıl veya yıllar itibariyle değişebilirliğe sahiptir. <br />
<br />
İnsanların, değişik çevre ve iklim koşullarına uyum sağlama kapasiteleri yüksek olmasına rağmen, meteorolojik koşulların kaydedilir ölçüde değişmesine karşı savunmasız kaldıkları da bilinen bir gerçektir. Nitekim, insanlar hava olaylarının ya çok soğuk, ya çok sıcak veya çok nemli ya da çok kuru olduğunda farkına varırlar ve etkilenirler. Ekstrem değerler ve olaylar insan sağlığı çevre ve ekonomi için önemli etkilere sahiptir. Örneğin, ekstrem sıcaklıklarda, güneş çarpması ya da donma gibi hadiselerle karşılaşmak mümkündür. İnsanın rahat edebileceği hava sıcaklığının artması, fizyolojik stres, kalp krizi, diğer hastalıklar ve hatta ölümlere yol açabilir. Ancak bu etki, bireyin fizyolojik yapısına, yaşına ve diğer nedenlere de bağlıdır.<br />
<br />
 Çevremizdeki hava, ev, büro, fabrika ve taşıtlar, petrol yanmaları vs. gibi kaynakların oluşturduğu zehirli gazlar, bitki polenleri, mantar sporları gibi partiküller ve diğer zararlı emisyonları içermekte ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Tropikal fırtınalar, şiddetli seller, anormal yağışlar ve kuraklık gibi doğal felaketler de insan yaşamı ve sağlık üzerinde olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Gelişmiş erken uyarı sistemleri, milyonlarca yaşamı bu tür felaketlerden önemli ölçüde korumaktadır. <br />
<br />
Ozon tabakası; bilindiği üzere insanlar, diğer canlılar ve bitkiler için zararlı olan ultraviyole ışınlarına karşı dünyayı bir kalkan gibi korumaktadır. Ozon incelmesi ve sera gazı birikimi sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratacaktır. Bu nedenle, ozon incelmesine neden olan gazların kullanımında tüm dünya kısıtlamaya gitmiştir. Yıllardır, ağır sanayileşme sonucu oluşan hava, su ve çevre kirliliği, ormanların tahribi ve diğer birçok olumsuz etki doğaya çok büyük zarar vermiştir. Daha fazla bilgi için <a href="http://www.meteor.gov.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.meteor.gov.tr</a> adresini ziyaret edebilirsiniz. <br />
<br />
DERSİMİZ.COM  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-29-ekim-cumhuriyet-bayrami-kutlu-olsun--50204.html</link>
			<pubDate>Thu, 29 Oct 2015 01:33:21 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-29-ekim-cumhuriyet-bayrami-kutlu-olsun--50204.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR=#555555] Bugün Cumhuriyetimizin doksan ikinci yıl dönümünü gururla,coşkuyla ve kıvançla  kutluyoruz.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’da  Milli Mücadeleyi başlatarak, eşine çok az rastlanır büyük bir zafer kazanmıştır. Cumhuriyete uzanan yolda, her türlü zorlu engelin aşılması konusunda milletimizin gösterdiği azim ve kararlılık bizlere halen güç vermektedir.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Ulusumuza kayıtsız şartsız millet egemenliği sağlayan Cumhuriyet, Ulu Önderin, ’Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.’ diyerek ilan ettiği  ve ’Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’sözü ile milletimize bıraktığı en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Ulu Önder,cumhuriyetin ilanı ile tarihin en büyük çağdaşlaşma ve değişim hamlesini de gerçekleştirmiştir. İlke ve devrimleri ile başta devlet, hukuk, aile, eğitim, ekonomi ve sosyal yaşam.. düzeninde değişiklikler ile ulusuna yakışır ve yaşanılır ülke bırakmıştır.    <br />
[COLOR=#555555] Milletimiz,Cumhuriyet kazanımlarını, vatanının bölünmez bütünlüğünü  ve ulus birlikteliğini tehdit eden sorunlarla karşılaştığında yine güçlü iradesi ile birlik ve beraberliğini korumayı başaracaktır.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Milletimiz, kendine emanet edilen çağdaş, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, Ata’sından aldığı ışıkla, ilke ve devrimlerine her zaman ve her konumda sahip çıkarak, sonsuza kadar yaşatma isteği ve kararlılığı içinde, al bayrağını göklerde dalgalandıracaktır.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Bu bilinçle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,silah arkadaşlarını ve  şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha saygıyla anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Yaşasın Cumhuriyet!    <br />
[COLOR=#555555] Yaşasın Mustafa Kemal!    <br />
[COLOR=#555555] Saygılarımla.<br />
<br />
Pir Zöhre ANA<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/29ekim-cumhuriyet-bayrami.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 29ekim-cumhuriyet-bayrami.jpg]" class="mycode_img" />  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR=#555555] Bugün Cumhuriyetimizin doksan ikinci yıl dönümünü gururla,coşkuyla ve kıvançla  kutluyoruz.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’da  Milli Mücadeleyi başlatarak, eşine çok az rastlanır büyük bir zafer kazanmıştır. Cumhuriyete uzanan yolda, her türlü zorlu engelin aşılması konusunda milletimizin gösterdiği azim ve kararlılık bizlere halen güç vermektedir.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Ulusumuza kayıtsız şartsız millet egemenliği sağlayan Cumhuriyet, Ulu Önderin, ’Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.’ diyerek ilan ettiği  ve ’Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’sözü ile milletimize bıraktığı en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Ulu Önder,cumhuriyetin ilanı ile tarihin en büyük çağdaşlaşma ve değişim hamlesini de gerçekleştirmiştir. İlke ve devrimleri ile başta devlet, hukuk, aile, eğitim, ekonomi ve sosyal yaşam.. düzeninde değişiklikler ile ulusuna yakışır ve yaşanılır ülke bırakmıştır.    <br />
[COLOR=#555555] Milletimiz,Cumhuriyet kazanımlarını, vatanının bölünmez bütünlüğünü  ve ulus birlikteliğini tehdit eden sorunlarla karşılaştığında yine güçlü iradesi ile birlik ve beraberliğini korumayı başaracaktır.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Milletimiz, kendine emanet edilen çağdaş, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’ni, Ata’sından aldığı ışıkla, ilke ve devrimlerine her zaman ve her konumda sahip çıkarak, sonsuza kadar yaşatma isteği ve kararlılığı içinde, al bayrağını göklerde dalgalandıracaktır.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Bu bilinçle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü,silah arkadaşlarını ve  şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha saygıyla anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı kutluyorum.<br />
    <br />
[COLOR=#555555] Yaşasın Cumhuriyet!    <br />
[COLOR=#555555] Yaşasın Mustafa Kemal!    <br />
[COLOR=#555555] Saygılarımla.<br />
<br />
Pir Zöhre ANA<br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/29ekim-cumhuriyet-bayrami.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 29ekim-cumhuriyet-bayrami.jpg]" class="mycode_img" />  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurban Bayramımız Kutlu Olsun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kurban-bayramimiz-kutlu-olsun--49912.html</link>
			<pubDate>Thu, 24 Sep 2015 23:35:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kurban-bayramimiz-kutlu-olsun--49912.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Gelin ey dostlarım bayramlaşalım<br />
Zöhre Ana olmuşum dağlar aşarım<br />
Derya umman gibi taşıp coşarım<br />
İsmailim söyler bu da benim başarım<br />
    <br />
[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Bugün arifedir kına yakarım<br />
Deve oldum her dergaha ıkarım<br />
Kesilir kurbanlar candan bıkarım<br />
Hak için kesen yok haram sayarım<br />
  <br />
 İsmailim söyler bağlandı kolum<br />
Kesildi kurbanım sebeplen kulum<br />
Çığrışır öksüzler yuvada dulum<br />
Cebinde yoktur ki metelik pulum<br />
  <br />
 Yatırdım İsmail’i taşın üstüne<br />
Cebrail selamın başım üstüne<br />
Kesildi Üseyin gönlüm töslüye<br />
Kanlı yaşlar saçar anam Hüsniye  <br />
 ***<br />
Halil İbrahim Peygamber’in çocuğu olmadığından dolayı, defalarca Allah’a yalvararak bir çocuğunun olmasını dilemiş ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuğum olduğu zaman da Allahım, tek sana kurban keseyim, yeter ki bu sevinci bana yaşat’</span> demiş ve bunun karşılığında İsmail (peygamber) isminde bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir.<br />
<br />
  <br />
 Ancak her an her gece verdiği ikrarı (Allah’a verdiği sözü) yerine getirmesi gerektiği aklından çıkmamış, içinin acısını da kimseyle paylaşamamıştır . Sonunda, Allah’a asi gelmemek için, bağrına taş basarak, Arafat dağında İsmail Peygamberi kurban etmek istemiştir. Kurban edeceği sırada, Halil Peygamber’in ikrarına sadık bu hareketinin Allah tarafından tekrar kabul edildiği bilinince, İsmail adına koç kurbanı gönderilmiştir.<br />
<br />
  <br />
 Halil İbrahim peygamberin aile efradı ve Onu seven Ehlibeyt soyları, iman getiren canlar, bu mucize karşısında sevinçlerinden bayram etmişlerdir. Bu koçu da Allah tarafından gelen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Kurban Lokması’</span> diyerek kendi aralarında şefaatını almak için birer lokma paylaşmışlardır . Gözaydınlığına gelen canlara kısmet olsun diyerek, lokma etmişlerdir.<br />
<br />
  <br />
 İşte bu nedenle yüzyıllardır İsmail peygamber adına insanlığa bir miras olarak kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KURBAN BAYRAMI</span> kutlanmaktadır. Hak katında kurban ve kanı çok değerlidir.<br />
<br />
  <br />
 Kurban etinin pikniklerde, içki masalarında tüketilmesi, kışlık kavurma sucuk yapılarak saklanması hem günah hem de İsmail peygamberin kanının yerine akıtıldığı düşünüldüğünde ayıptır...<br />
<br />
  <br />
 Kurbanda kan akıtmanın amacı ; kursağından bir lokma et geçmeyen fakir insanlara yılda bir defa bile olsa nasip etmektir. Kurbanın sadece sağ budu aile efradına düşer onu da aile pişirir ve hak lokmasını kendisine nasip eder geriye kalan tüm etler fakirlere dağıtılır. Ayrıca hak adına kesilen kurbanlar birilerinin söylediği gibi "Sırat Köprüsünde" üstüne binip geçmek için değil Hakka verilen ikrar sonucunda Hak adına kan akıtmak ve İsmail peygamberi anmaktır. Bunu yaparken de yolumuz ve insanlık gereği dul, yetim, öksüz, fakir etrafımızda kim varsa yardım ederek hakkın gönlünü kazanmaktır !..<br />
<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EHLİBEYT ve İNSANLIK ADINA YAKIŞIR ŞEKİLDE GEÇİRECEĞİMİZ KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...</span> <br />
<br />
  <br />
 Halil İbrahim peygamber, Elif Ana ve İsmail peygamber bizleri şefaatından ayırmasın...<br />
<br />
  <br />
 Ehlibeyt'in Yaşayan tek Evliyası Pirimiz Zöhre Ana'nın KURBAN BAYRAMI RÖPORTAJI'nı okumak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8664-aleviligin-yasayan-tek-piri-zohre-ana-ile-kurban-bayrami-uzerine-bir-roportaj.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...ortaj.html</a>  <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Gelin ey dostlarım bayramlaşalım<br />
Zöhre Ana olmuşum dağlar aşarım<br />
Derya umman gibi taşıp coşarım<br />
İsmailim söyler bu da benim başarım<br />
    <br />
[COLOR=#141823][FONT=helvetica] Bugün arifedir kına yakarım<br />
Deve oldum her dergaha ıkarım<br />
Kesilir kurbanlar candan bıkarım<br />
Hak için kesen yok haram sayarım<br />
  <br />
 İsmailim söyler bağlandı kolum<br />
Kesildi kurbanım sebeplen kulum<br />
Çığrışır öksüzler yuvada dulum<br />
Cebinde yoktur ki metelik pulum<br />
  <br />
 Yatırdım İsmail’i taşın üstüne<br />
Cebrail selamın başım üstüne<br />
Kesildi Üseyin gönlüm töslüye<br />
Kanlı yaşlar saçar anam Hüsniye  <br />
 ***<br />
Halil İbrahim Peygamber’in çocuğu olmadığından dolayı, defalarca Allah’a yalvararak bir çocuğunun olmasını dilemiş ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Çocuğum olduğu zaman da Allahım, tek sana kurban keseyim, yeter ki bu sevinci bana yaşat’</span> demiş ve bunun karşılığında İsmail (peygamber) isminde bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir.<br />
<br />
  <br />
 Ancak her an her gece verdiği ikrarı (Allah’a verdiği sözü) yerine getirmesi gerektiği aklından çıkmamış, içinin acısını da kimseyle paylaşamamıştır . Sonunda, Allah’a asi gelmemek için, bağrına taş basarak, Arafat dağında İsmail Peygamberi kurban etmek istemiştir. Kurban edeceği sırada, Halil Peygamber’in ikrarına sadık bu hareketinin Allah tarafından tekrar kabul edildiği bilinince, İsmail adına koç kurbanı gönderilmiştir.<br />
<br />
  <br />
 Halil İbrahim peygamberin aile efradı ve Onu seven Ehlibeyt soyları, iman getiren canlar, bu mucize karşısında sevinçlerinden bayram etmişlerdir. Bu koçu da Allah tarafından gelen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Kurban Lokması’</span> diyerek kendi aralarında şefaatını almak için birer lokma paylaşmışlardır . Gözaydınlığına gelen canlara kısmet olsun diyerek, lokma etmişlerdir.<br />
<br />
  <br />
 İşte bu nedenle yüzyıllardır İsmail peygamber adına insanlığa bir miras olarak kalan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KURBAN BAYRAMI</span> kutlanmaktadır. Hak katında kurban ve kanı çok değerlidir.<br />
<br />
  <br />
 Kurban etinin pikniklerde, içki masalarında tüketilmesi, kışlık kavurma sucuk yapılarak saklanması hem günah hem de İsmail peygamberin kanının yerine akıtıldığı düşünüldüğünde ayıptır...<br />
<br />
  <br />
 Kurbanda kan akıtmanın amacı ; kursağından bir lokma et geçmeyen fakir insanlara yılda bir defa bile olsa nasip etmektir. Kurbanın sadece sağ budu aile efradına düşer onu da aile pişirir ve hak lokmasını kendisine nasip eder geriye kalan tüm etler fakirlere dağıtılır. Ayrıca hak adına kesilen kurbanlar birilerinin söylediği gibi "Sırat Köprüsünde" üstüne binip geçmek için değil Hakka verilen ikrar sonucunda Hak adına kan akıtmak ve İsmail peygamberi anmaktır. Bunu yaparken de yolumuz ve insanlık gereği dul, yetim, öksüz, fakir etrafımızda kim varsa yardım ederek hakkın gönlünü kazanmaktır !..<br />
<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EHLİBEYT ve İNSANLIK ADINA YAKIŞIR ŞEKİLDE GEÇİRECEĞİMİZ KURBAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN...</span> <br />
<br />
  <br />
 Halil İbrahim peygamber, Elif Ana ve İsmail peygamber bizleri şefaatından ayırmasın...<br />
<br />
  <br />
 Ehlibeyt'in Yaşayan tek Evliyası Pirimiz Zöhre Ana'nın KURBAN BAYRAMI RÖPORTAJI'nı okumak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız.<br />
<br />
<a href="http://www.zohreanaforum.com/roportajlar-basinda-zohre-ana/8664-aleviligin-yasayan-tek-piri-zohre-ana-ile-kurban-bayrami-uzerine-bir-roportaj.html" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">http://www.zohreanaforum.com/roportajlar...ortaj.html</a>  <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[19 Eylül Gaziler Günü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-19-eylul-gaziler-gunu.html</link>
			<pubDate>Sat, 19 Sep 2015 04:28:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-19-eylul-gaziler-gunu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun</span><br />
<br />
 Tarihin hiçbir döneminde esareti kabul etmeyen Yüce Milletimiz, şartlar ne olursa olsun, bağımsızlık ve hürriyetinden taviz vermeyeceğini, şehit ve gazilerimizin verdikleri mücadelelerle tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Vatanın bölünmez bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak adına canlarını ortaya koyan şehit ve gazilerimiz her zaman onur kaynağımız olmuşlardır. Bizler, aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde tarih sahnesinde millet olarak varlığımızı sürdürüyor ve bu vatan toprakları üzerinde onlardan aldığımız güç ve ilhamla, birlik ve bütünlük içinde hayatlarımızı idame ettiriyoruz. <br />
<br />
Bu bakımdan, şehit ve gazilerimize ne kadar dua etsek, ne kadar minnet ve şükran duysak azdır. Bu anlamlı günde, başta Ulu Önder <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk</span> olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyor, hayatta olan gazilerimize de minnet, sevgi ve saygılarımı sunuyoruz.<br />
<br />
<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">19 Eylül Gaziler Günü Kutlu Olsun</span><br />
<br />
 Tarihin hiçbir döneminde esareti kabul etmeyen Yüce Milletimiz, şartlar ne olursa olsun, bağımsızlık ve hürriyetinden taviz vermeyeceğini, şehit ve gazilerimizin verdikleri mücadelelerle tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Vatanın bölünmez bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumak adına canlarını ortaya koyan şehit ve gazilerimiz her zaman onur kaynağımız olmuşlardır. Bizler, aziz şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde tarih sahnesinde millet olarak varlığımızı sürdürüyor ve bu vatan toprakları üzerinde onlardan aldığımız güç ve ilhamla, birlik ve bütünlük içinde hayatlarımızı idame ettiriyoruz. <br />
<br />
Bu bakımdan, şehit ve gazilerimize ne kadar dua etsek, ne kadar minnet ve şükran duysak azdır. Bu anlamlı günde, başta Ulu Önder <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk</span> olmak üzere tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve şükranla anıyor, hayatta olan gazilerimize de minnet, sevgi ve saygılarımı sunuyoruz.<br />
<br />
<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutluyorum]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-1-eylul-dunya-baris-gununu-kutluyorum.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Sep 2015 00:31:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-1-eylul-dunya-baris-gununu-kutluyorum.html</guid>
			<description><![CDATA[ 1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutluyorum<br />
<br />
İkinci Dünya Savaşı, Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesiyle başladı.1945 yılında sona eren,insanlığın yaşadığı en kanlı ve acımasız savaşın başladığı 1 Eylül, Dünya’da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Dünya Barış Günü’</span> olarak kutlanmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barış, insanlık için;özgürlüktür,gelecektir,umuttur ve en önemlisi de yaşama hakkıdır.Tüm dünya halklarının yaşamının olmazsa olmazlarındandır. Ne yazık ki son yıllarda,Dünya’da ve yakın bölgemizde çatışmalar,savaşlar artmıştır.Savaşı haklı göstermek için, ’barış için’,demokrasi için’,özgürlük için ’’ gibi söylemler ile halklar çatışmaktadır.</span><br />
<br />
Uluslararası sermaye,emperyalistler,yeni oyunlar ve entrikalarla binlerce insana, kan ve gözyaşı döktürerek, anlamsız görevlerini yerine getirirken, insanlığa karşı yeni suçlar işlemektedirler.<br />
<br />
Bizler,güvenli ve huzurlu bir gelecek için, insanlık için, yılmadan;dostluğu,kardeşliği, barışı çağırmalıyız.Barış için birey olarak,halklar olarak,üzerimize düşen görevlerden kaçmadan, inatla,ısrarla ve de sürekli barış için mücadele etmeliyiz.<br />
<br />
Tüm Dünya halklarının huzur ve güven için de yaşadığı,insan olmanın faziletlerinin yüceltildiği, bir dünya dileğiyle, savaş ve karanlığa inat, barış ve aydınlık diyen, yüreğinde insanlık sevgisi olan herkesin, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’1 Eylül Dünya Barış Günü’</span>nü kutluyorum.<br />
<br />
Pir Zöhre ANA  <br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=17" target="_blank" data-tippy-content="">1-eylul-dunya-baris-gunu-zohre-ana.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 38.5 KB | İndirme Sayısı: 16)</span>
</div>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ 1 Eylül Dünya Barış Gününü Kutluyorum<br />
<br />
İkinci Dünya Savaşı, Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etmesiyle başladı.1945 yılında sona eren,insanlığın yaşadığı en kanlı ve acımasız savaşın başladığı 1 Eylül, Dünya’da <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Dünya Barış Günü’</span> olarak kutlanmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Barış, insanlık için;özgürlüktür,gelecektir,umuttur ve en önemlisi de yaşama hakkıdır.Tüm dünya halklarının yaşamının olmazsa olmazlarındandır. Ne yazık ki son yıllarda,Dünya’da ve yakın bölgemizde çatışmalar,savaşlar artmıştır.Savaşı haklı göstermek için, ’barış için’,demokrasi için’,özgürlük için ’’ gibi söylemler ile halklar çatışmaktadır.</span><br />
<br />
Uluslararası sermaye,emperyalistler,yeni oyunlar ve entrikalarla binlerce insana, kan ve gözyaşı döktürerek, anlamsız görevlerini yerine getirirken, insanlığa karşı yeni suçlar işlemektedirler.<br />
<br />
Bizler,güvenli ve huzurlu bir gelecek için, insanlık için, yılmadan;dostluğu,kardeşliği, barışı çağırmalıyız.Barış için birey olarak,halklar olarak,üzerimize düşen görevlerden kaçmadan, inatla,ısrarla ve de sürekli barış için mücadele etmeliyiz.<br />
<br />
Tüm Dünya halklarının huzur ve güven için de yaşadığı,insan olmanın faziletlerinin yüceltildiği, bir dünya dileğiyle, savaş ve karanlığa inat, barış ve aydınlık diyen, yüreğinde insanlık sevgisi olan herkesin, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’1 Eylül Dünya Barış Günü’</span>nü kutluyorum.<br />
<br />
Pir Zöhre ANA  <br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=17" target="_blank" data-tippy-content="">1-eylul-dunya-baris-gunu-zohre-ana.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 38.5 KB | İndirme Sayısı: 16)</span>
</div>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Ve Spor Bayramı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-19-mayis-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami--48880.html</link>
			<pubDate>Wed, 20 May 2015 00:32:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-19-mayis-ataturk-u-anma-genclik-ve-spor-bayrami--48880.html</guid>
			<description><![CDATA[ [COLOR=#555555]Bugün 19 Mayıs, gençlerimizin bayramı var.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]19 Mayıs, Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Ya istiklal, ya ölüm’ parolası ile emperyalizme karşı, halk egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir devlet kurmak amacıyla başlattığı,  kuvayi milliyeci hareketin ilk adımıdır. 19 Mayıs 1919’da başlatılan milli mücadelemiz, aynı zamanda emperyalizmin sömürüsü ve saldırısı altında ezilen, bağımsızlık isteyen tüm uluslara da örnek olmuştur.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]Gençler, Büyük Önderimiz’ in size güvenerek armağan ettiği yarınlarımızda, devrim ve ilkelerinin uygulayıcısı olarak ;önünüze çıkacak her türlü engelle mücadele ederek, cumhuriyetimizin temel değerlerine, laik ve demokratik kazanımlarına sahip çıkarak, tehlike anında üzerinize düşeni yapacağınıza inanıyorum.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]Unutmayın ki, Ata’mızın Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku ; sizlere görevinizi bildirirken, aynı zamanda sizlere olan inancın ve güvenin sembolüdür. Sizler, yapay kutlama ve sözlerle değil; her gün becerilerinizi ve çalışkanlığınızı arttırarak, zihinlerinizi geliştirerek, Ata’mızın sizlere olan inancını boşa çıkartmayacaksınız.<br />
   <br />
 [COLOR=#555555]  Her gencimizin bir ’Mustafa Kemal’ olduğu inancıyla ve sizlere duyduğum güvenle; Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı kutluyor, varlığımızı borçlu olduğumuz başta yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bizlere bağımsızlığımızı kazandıran Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını saygı ile anıyorum. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir Zöhre Ana</span><br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/19-mayis-ZOHRE-ANA.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 19-mayis-ZOHRE-ANA.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
    ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ [COLOR=#555555]Bugün 19 Mayıs, gençlerimizin bayramı var.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]19 Mayıs, Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Ya istiklal, ya ölüm’ parolası ile emperyalizme karşı, halk egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir devlet kurmak amacıyla başlattığı,  kuvayi milliyeci hareketin ilk adımıdır. 19 Mayıs 1919’da başlatılan milli mücadelemiz, aynı zamanda emperyalizmin sömürüsü ve saldırısı altında ezilen, bağımsızlık isteyen tüm uluslara da örnek olmuştur.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]Gençler, Büyük Önderimiz’ in size güvenerek armağan ettiği yarınlarımızda, devrim ve ilkelerinin uygulayıcısı olarak ;önünüze çıkacak her türlü engelle mücadele ederek, cumhuriyetimizin temel değerlerine, laik ve demokratik kazanımlarına sahip çıkarak, tehlike anında üzerinize düşeni yapacağınıza inanıyorum.<br />
   <br />
[COLOR=#555555]Unutmayın ki, Ata’mızın Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku ; sizlere görevinizi bildirirken, aynı zamanda sizlere olan inancın ve güvenin sembolüdür. Sizler, yapay kutlama ve sözlerle değil; her gün becerilerinizi ve çalışkanlığınızı arttırarak, zihinlerinizi geliştirerek, Ata’mızın sizlere olan inancını boşa çıkartmayacaksınız.<br />
   <br />
 [COLOR=#555555]  Her gencimizin bir ’Mustafa Kemal’ olduğu inancıyla ve sizlere duyduğum güvenle; Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı kutluyor, varlığımızı borçlu olduğumuz başta yüce önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bizlere bağımsızlığımızı kazandıran Kurtuluş Savaşı’nın tüm kahramanlarını saygı ile anıyorum. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir Zöhre Ana</span><br />
<br />
  <img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/19-mayis-ZOHRE-ANA.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 19-mayis-ZOHRE-ANA.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
    ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[23 Nisan 1920’de Hangi Olay Gerçekleşti]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-23-nisan-1920-de-hangi-olay-gerceklesti.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2015 01:05:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-23-nisan-1920-de-hangi-olay-gerceklesti.html</guid>
			<description><![CDATA[ 23 Nisan 1920 tarihinde kurulan TBMM tarihimizde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. O gün 23 Nisan ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI adı altında tüm dünya çocuklarına armağan edilmiştir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünden yola çıkarak milletimiz kendi kaderini kendi eline alarak var olma yok olma mücadelesini egemenlik hakkını kendisi kullanarak kazandı. Bütün dünyaya kendi kendini yönetebilecek büyük bir millet olduğunu gösterdi.<br />
<br />
23 Nisan’ın bize kazandırdığı cumhuriyet ve istiklalimizi gelecek kuşaklara emanet eden büyük önderimiz ATATÜRK bu ulusal bayramımızı çok sevdiği biz çocuklara emanet ederek ona daha güzel bir anlam katmıştır. 23 Nisan’da dünya’nın dört bir yanından gelen çocuklarla bayramımız kutlanır. ATATÜRK bu günü tüm dünya çocuklarına armağan etmekte ne güzel bir iş yapmıştır ki meyvelerini halen daha görmekteyiz. Bütün dünya çocuklarının kaynaşıp arkadaş olduğu ve insanlığın temelini attığı gün dostluk kardeşlik ve sevginin doyasıya yaşandığı 23 Nisan’dır. Bütün bu güzel duyguları bizlere yaşattığın için teşekkürler büyük insan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. Biliyorum ki beni duyuyorsun biliyorum ki bunları hissediyorsun seni her zamanki gibi saygıyla anıyorum.<br />
<br />
  <br />
 Yazan: Meral Nur Yücel, Şht. Alb. İbrahim Karaoğlanoğlu İ.Ö.O, 6/D Sınıfı Öğrencisi Â 2012  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ 23 Nisan 1920 tarihinde kurulan TBMM tarihimizde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. O gün 23 Nisan ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI adı altında tüm dünya çocuklarına armağan edilmiştir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünden yola çıkarak milletimiz kendi kaderini kendi eline alarak var olma yok olma mücadelesini egemenlik hakkını kendisi kullanarak kazandı. Bütün dünyaya kendi kendini yönetebilecek büyük bir millet olduğunu gösterdi.<br />
<br />
23 Nisan’ın bize kazandırdığı cumhuriyet ve istiklalimizi gelecek kuşaklara emanet eden büyük önderimiz ATATÜRK bu ulusal bayramımızı çok sevdiği biz çocuklara emanet ederek ona daha güzel bir anlam katmıştır. 23 Nisan’da dünya’nın dört bir yanından gelen çocuklarla bayramımız kutlanır. ATATÜRK bu günü tüm dünya çocuklarına armağan etmekte ne güzel bir iş yapmıştır ki meyvelerini halen daha görmekteyiz. Bütün dünya çocuklarının kaynaşıp arkadaş olduğu ve insanlığın temelini attığı gün dostluk kardeşlik ve sevginin doyasıya yaşandığı 23 Nisan’dır. Bütün bu güzel duyguları bizlere yaşattığın için teşekkürler büyük insan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK. Biliyorum ki beni duyuyorsun biliyorum ki bunları hissediyorsun seni her zamanki gibi saygıyla anıyorum.<br />
<br />
  <br />
 Yazan: Meral Nur Yücel, Şht. Alb. İbrahim Karaoğlanoğlu İ.Ö.O, 6/D Sınıfı Öğrencisi Â 2012  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[21 Mart 1973- Aşık Veysel'in ölüm yıldönümü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-21-mart-1973-asik-veysel-in-olum-yildonumu.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Mar 2015 00:16:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-21-mart-1973-asik-veysel-in-olum-yildonumu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi Ozanları-Aşık Veysel Şatıroğlu Hayatı ve Eserleri </span><br />
<br />
Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür. <br />
<br />
Veysellere yörede ’Şatıroğulları’ derler. Babası ’Karaca’ lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. <br />
<br />
Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: ’Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.’ <br />
<br />
Bu düşmeden sonra Veysel’in belleğine bir de renk işler: Kırmızı. Düşerken büyük bir olasılıkla elinde sıyrık oluyor, kanıyor. Bunu eşi Gülizar Ana şöyle anlatıyor: ’Bilinmez değilsin, renklerden yalnız kırmızıyı hatırladı. Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce düşmüştü. Kan görmüştü. Kanın rengini hatırlardı yalnız. Kırmızıyı... Yeşili de elleriyle bulur ve severdi.’ <br />
<br />
Sağ gözünün görme şansı varmış, ışığı seçebiliyormuş bu gözüyle o sıralar. Yalnız yakınlardaki Akdağmağdeni’nde doktor varmış. Babasına ’Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var’ demişler. Sevinmiş babası. <br />
<br />
Ne var ki, olumsuzluklar yakasını bırakmamış Veysel’in. ’Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; babasının elinde bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece.’ <br />
<br />
Ali adında bir ağabeyisi ve Elif adında bir kızkardeşi varmış Veysel’in. Tüm aile çok üzülmüş, günlerce gözyaşı dökmüş bu hale. Bundan böyle bacısı elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar Veysel’i. Gittikçe içine kapanmaktadır Veysel. Emlek yöresi olarak adlandırılan Sivas’ın bu âşığı/ozanı bol diyarında, Veysel’in babası da şiire meraklı, tekkeyle içli-dışlı biriymiş. Veysel’in dertlerini birazcık da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye bir saz verir eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Ayrıca yöre ozanları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış. <br />
<br />
Imageİlk saz derslerini babasının arkadaşı olan Divriği’nin köylerinden Çamışıhlı Ali Ağa’dan (Ãşık Alâ) almış. Kendini de iyice saza vermiş; usta malı şiirlerden çalıp söylemeye başlamış. Karanlık dünyasını aydınlatan ozanlar dünyasıyla Çamışıhlı Ali tanıştırıyor daha çok Veysel’i. Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışıyor böylece. <br />
<br />
’Ãşık Veysel’in hayatında ikinci mühim değişiklik seferberlikte başlamıştır. Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık telli sazıyla yalnız kalmıştır. Harp patladıktan sonra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye koşuyorlar. Veysel bundan da mahrum... <br />
<br />
Böylece münzevi olan ruhunda ikinci bir inziva da açılmıştır. Arkadaşsızlık acısı, sefalet, onu çok bedbin, umutsuz ve mahzun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacının altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta tepelerine çıkarak içindeki derdini göklere ve karanlıklara bırakmaktadır.’ <br />
<br />
O günlerini Aşık Veysel şöyle anlatır Enver Gökçe’ye; <br />
<br />
’Eve girerim, yüzüm asık: anam babam halimi bilmez. Ben onlara derdimi, dokunmasın diye, açamam. Onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim, öyle ki, sazdan bile farır gibi oldum.’ <br />
<br />
Bunda biraz Anadolu’da ’erkek oğlan’ olgusunun etkisi varsa, daha çok Veysel’in vatanseverliğinin, vatana olan borcunu ödeme duygusunun ağırlığı vardır. Sonradan şöyle dizeleştirir bunu: <br />
<br />
’Ne yazık ki bana olmadı kısmet <br />
Düşmanı denize dökerken millet <br />
Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet <br />
Kılıç vurmak için düşman başına. <br />
<br />
Bugünler müyesser olsaydı bana <br />
Minnet etmez idim bir kaşık kana <br />
Mukadder harici gelmez meydana <br />
Neler geldi bu Veysel’in başına.’ <br />
<br />
Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru ’belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz’ düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölüyor... Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor.1921’in 24 Şubat’ında annesi bir gün ondan onsekiz ay sonra da babası ölüyor. Bu arada bağ, bostan işleriyle uğraşıyor. Köye de bir çok âşık gelip gitmekte, Karacaoğlan’dan, Emrah’tan, Ãşık Sıtkı, Ãşık Veli gibi saz şairlerinden çalıp söylemektedirler. Köy odalarındaki bu âşık fasıllarından Veysel de geri kalmamaktadır. <br />
<br />
Ağabeysi Ali’nin bir kız çocuğu daha olunca çocuklara ve işlere bakması için bir azap (hizmetkar) tutuyorlar. Bu hizmetkar ileride Veysel’in bağrında açılacak başka yaranın sebebi olacaktır. Bir gün Veysel hasta yatarken, kardeşi Ali de keven toplamakta iken, Veysel’in ilk eşi olan Esma’yı kandırarak kaçırıyor bu yanaşma. Veysel’in acılı yaşamına bir acı daha ekleniyor böylece. <br />
<br />
Karısı bir başına bırakıp gittiğinde Veysel’in kucağında henüz altı aylık kızı varmış. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel onu, ne çare o da yaşamamış. <br />
<br />
Bir şiirinde dile getirdiği gibi: <br />
<br />
’Talih çile kadar sözü bir etmiş, <br />
Her nereye gitsem gezer peşimde.’ <br />
<br />
Bin katmerli acılar silsilesi kısacası. <br />
’O artık alemden, bu diyardan uzaklaşmak, göçmek isteyen bir ruh haleti içindedir.1928’de en iyi arkadaşı olan İbrahim ile Adana’ya gitmeye karar veriyorlar. Fakat Sivas’ın Karaçayır köyünde Deli Süleyman isminde birisi âşığı bu ilk seyahatinden vazgeçiriyor. Veysel’i dinleyelim: <br />
<br />
’Bu adam, saz çalarım dinler, söze başlarım keser. Gideyim derim, ’ah kivra, çoluk çocuk ağlaşıyor, gel gitme’ diye elime ayağıma düşer. Nihayet dayanamadım, gitmiyorum vesselam diye bu seyahatten vazgeçtim.’ <br />
<br />
Veysel’in köyünden ilk ayrılışı şöyledir: Zara’nın Barzan Baleni köyünden Kasım adında birisi Veysel’i köyüne götürerek iki üç ay beraber yaşıyorlar. Kendisini Adana’ya göndermeyen Deli Süleyman, Sivas’lı Kalaycı Hüseyin, Veysel’e yol arkadaşlığı ediyorlar. Dönüşte Veysel, Hafik’in Yalıncak köyüne ve Zara’nın Girit köyüne uğrayarak 9 liraya güzel bir saz alıyor; Sivas’tan Sivrialan’a dönerlerken arkadaşları bir ’üç kağıtçı’ grubuna yakalanarak bütün paralarını kaybediyorlar. Arkadaşları Veysel’in 9 lirasını da alarak kumara veriyorlar. Veysel bu hadiseden bir müddet sonra Hafik’in Karayaprak köyünden Gülizar adlı bir kadınla evleniyor.’ <br />
<br />
1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları ’Halk Şairlerini Koruma Derneği’ni kuruyorlar. Ve 5 Aralık 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı’nı düzenliyorlar. Böylece Veysel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası işlemeye başlıyor. Denebilir ki, Veysel için A.Kutsi Tecer’le tanışması hayatında yeni bir başlangıcı işaretliyor. <br />
<br />
1933’e kadar usta ozanlarından şiirlerinden çalıp söylüyor. Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde A. Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler düzmüşler. Bunlar arasında Veysel de var. Veysel’in günışığına çıkan ilk şiiri böylece ’Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası’... dizesiyle başlayan şiir oluyor. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’in de köyünden dışarıya çıkması oluyor. <br />
<br />
O zaman Sivrialan’ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Rıza Bey, Veysel’in bu destanını çok beğeniyor, ’Ankara’ya gönderelim’ diye istiyor. Veysel de ’Ata’ya ben giderim’ diye vefalı arkadaşı İbrahim ile yayan yola düşüyor. Karakışta yalınayak, başı kabak yola çıkan bu iki arı gönül, bu iki insan örneği, üç ay yol çiğneyerek ImageAnkara’ya geliyorlar. Veysel Ankara’da konuksever tanıdıkların evlerinde kırkbeş gün misafir kalıyor. Destanı Atatürk’e getirmek hevesiyle geldiğini söylüyorsa da destanı Atatürk’e okumak kısmet olmuyor. Eşi Gülizar Ana: ’Ata’ya gidemediğine bir, askere gidemediğine iki; yanardı ki o kadar olur...’ diyor. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basımevinde destanı gazeteye veriliyor. Destan gazetede üç gün boyunca yayınlanıyor. Bundan sonra da bütün yurdu dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp-söylemeye başlıyor, seviliyor, saygı görüyor. <br />
<br />
O günleri şöyle anlatıyor: ’Köyden çıktık. Yaya olarak Yozgat köylerinden Çorum-Çankırı köylerinden geçip üç ayda Ankara’ya gelebildik. Otele gitsek para yok. ’Nere gidek? Nasıl Edek? ’ diye düşünüyoruz. Dediler ki: ’Burada Erzurumlu bir Paşa Dayı var. O adam misafirperverdir.’ O zamanlar Dağardı diyorlardı, (şimdiki Atıf Bey Mahallesi) orada ev yaptırmış Paşa Dayı. Gittik oraya. Adamcağız hakikaten misafir etti. Birkaç gün kaldık o zaman, Ankara’da, şimdiki gibi kamyon filan yok. Bütün işler at arabalarıyla görülüyor. At arabaları olan, Hasan Efendi adında bir adamla tanıştık. O, bizi evine götürdü. Kırkbeş gün Hasan Efendi’nin evinde kaldık. Gideriz, gezeriz, geliriz; adam yemeğimizi, yatağımızı, herşeyimizi sağlar. Dedim ki: -’Hasan Efendi biz buraya gezmek için gelmedik! Bizim bir destanımız var. Bunu, Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz! Nasıl ederiz? Ne yaparız? ’ <br />
<br />
Dedi ki: -’Vallahi ben böyle işlerle ilgili değilim. Burada bir milletvekili var. Adı Mustafa Bey, soyadını unuttum. Bu işi ona anlatmak gerek. Belki size o yardımcı olabilir.’ <br />
<br />
Gittik Mustafa Bey’e derdimizi anlattık. Öyle böyle bir destanımız var. Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz. ’Bize yardım et! ’ dedik. <br />
<br />
Dedi ki: -’Amaan! Şimdi şaire falan önem veren yok. Kıyıda köşede çalın çağırın. Geçin gidin! ’ <br />
<br />
-’Yok öyle değil dedik. Biz destanımızı okuyacağız, Mustafa Kemal’e! ’ <br />
<br />
Milletvekili Mustafa Bey, ’okuyun da bir dinleyeyim bakayım’ dedi. Okuduk dinledi. O zamanlar Ankara’da çıkan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’yle konuşacağını söyledi. ’Yarın bana gelin! ’ dedi. Gittik. ’Ben karışmam’ dedi. Sonunda kesti attı. Biz ordan döndük geldik. ’Ne yapsak? ’ diye düşünüyoruz. Sonunda, ’Matbaaya biz gidelim’ dedik. Saza, tel alıp takmak eski telleri yenilemek de gerekti. Ulus Meydanı’ndaki çarşıya, o zamanlar Karaoğlan Çarşısı diyorlardı. Saz teli almak için Karaoğlan Çarşısı’na yürüdük. <br />
<br />
Ayağımızda çarık. Bacağımızda şal-şalvar, şal-ceket, belimizde kocaman bir kuşak.! Efendim polis geldi: -’Girmeyin’ dedi. ’Çarşıya girmek yasak! ’ Bizi tel alacağımız çarşıya sokmadı. <br />
<br />
Polis: -’Yasak diyoruz. Siz yasaktan anlamaz mısınız? Orası kalabalık. Kalabalığa girmeyin! ’ diye diretti. <br />
<br />
-’Peki girmeyelim’ dedik. Polisi güya salmış gibi yürümeye devam ettik. Adam geldi, arkadaşım İbrahim’e çıkıştı. Â’Kafadan gayri müsellah mısın? Girmeyin diyorum. Beynini patlatırım senin! ’ diye çıkıştı. <br />
<br />
-’Beyefendi biz dinlemiyoruz! Biz çarşıdan saz teli alacağız! ’ dedik. O zaman polis, İbrahim’e: -’Tel alacaksan bu adamı bir yere oturt. Git telini al! ’ Neyse gitti İbrahim teli aldı geldi. Tel taktık. Ama sabahleyin çarşıdan da geçemiyoruz. Sonunda matbaayı bulduk. <br />
<br />
-’Ne istiyorsunuz? ’ dedi müdür. <br />
-’Bir destanımız var. Gazeteye vereceğiz! ’ dedik. <br />
-’Çalın bakayım; bir dinleyeyim! ’ dedi. Çaldık dinledi! <br />
- ’Ooo! Çok iyi’ dedi. ’Çok güzel.’ <br />
<br />
Yazdılar. ’Yarın gazetede çıkar’ dediler. ’Gelin de gazete alın! ’ Orada bize telif hakkı olarak biraz da para verdiler. Sabahleyin gidip 5-6 gazete aldık. Çarşıya çıktık. Polisler: <br />
<br />
- ’Oooo! Ãşık Veysel siz misiniz? Rahat edin efendim! Kahvelere girin! Oturun! ’ dediler. Bir iltifat başladı ki sormayın! Çarşıda bir zaman gezdik. Fakat yine Mustafa Kemal’den ses yok. Dedik: ’Bu iş olmayacak.’ Amma Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde destanımı üç gün birbiri üstüne yayınladılar. Mustafa Kemal’den yine ses çıkmadı. Köye dönmeye karar verdik. Fakat cebimizde yol paramız da yok. Ankara’da bir avukatla tanışmıştık. <br />
<br />
Avukat: - ’Ben belediye başkanına bir mektup yazayım. Belediye sizi köyünüze parasız gönderir! ...’ dedi. Elimize bir mektup verdi. Belediyeye gittik. Orada bize dediler ki: - ’Siz sanatkâr adamsınız. Nasıl geldinizse öyle gidersiniz! ’ <br />
<br />
Döndük avukata geldik. ’Ne yaptınız? ’dedi. Anlattık. ’Durun bir de valiye yazalım! ’ dedi. Valiye de dilekçe yazdı. Valiye dilekçemizi imzalayıp yine Belediyeye buyurdu. Belediyeye ilettik. Belediye bize: -’Yok! ’ dedi. ’Paramız yok! Sizi gönderemeyiz! ’ dedi. <br />
<br />
Avukat içerledi ve kahretti: - ’Gidin! İşinize gidin! ’ dedi. ’Ankara Belediyesi’nin sizin için parası yokmuş; tükenmiş! ’ dedi. Acıdım avukata. <br />
<br />
’Nasıl edelim? Ne edelim? ’ derken bir de ’Halkevi’ne uğrayalım bakalım. Belki oradan bir şey çıkar’ diye düşündük. Mustafa Kemal’e gidemiyok. Halkevine gidek. Bu defa, Halkevine, bizi kapıcılar bırakmıyor ki girelim. Orada dinelip duruyorduk. <br />
<br />
İçeriden bir adam çıktı: -’Ne geziyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz? ’ diye sordu. <br />
<br />
-’Halkevine gireceğiz ama bırakmıyorlar! ’ diye cevap verdik. <br />
-’Bırakın! bu adamlar, tanınmış adamlar! Ãşık Veysel bu! ’ dedi. <br />
<br />
O içeriden çıkan adam, bizi edebiyat şubesi müdürüne gönderdi. Orada: -’Ooo! Buyurun! Buyurun! dediler. Halkevinde bazı milletvekilleri varmış. Şube müdürü onları çağırdı: -’Gelin halk şairleri var, dinleyin.’ dedi. <br />
<br />
Eski milletvekillerinden Necib Ali Bey: -’Yahu dedi bunlar fakir adamlar. Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbise de yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler! ’ <br />
<br />
Hakikaten bize, birer takım elbise aldılar. Biz de o Pazar günü Ankara Halkevi’nde bir konser verdik. Konserden sonra cebimize para da koydular. Ankara’dan köyümüze işte o parayla döndük. <br />
<br />
Plağa okuduğu ilk türkü ise, Emlek yöresinin ünlü ozanlarından Ãşık İzzeti’nin: <br />
<br />
’Mecnunum, Leyla’mı gördüm <br />
Bir kerrece baktı geçti. <br />
Ne söyledi ne de sordum <br />
Kaşlarını yıktı geçti <br />
<br />
Soramadım bir çift sözü <br />
Ay mıydı gün müydü, yüzü <br />
Sandım ki zühre yıldızı <br />
Şavkı beni yaktı geçti. <br />
<br />
Ateşinden duramadım <br />
Ben bu sırra eremedim <br />
Seher vakti göremedim <br />
Yıldız gibi aktı geçti. <br />
<br />
Bilmem hangi burç yıldızı<br />
Bu dertler yareler bizi <br />
Gamzen oku bazı bazı <br />
Yar sineme çaktı geçti.. <br />
<br />
İzzeti, bu ne hikmet iş <br />
Uyur iken gördüm bir düş<br />
Zülüflerin kement etmiş, <br />
Yar bonuma taktı geçti.’ şiiridir. <br />
<br />
Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yapıyor. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı buluyor, şiirini iyiden iyiye geliştiriyor. <br />
<br />
1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ãşık Veysel</span>’e, ’Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü’ 500 lira aylık bağlanmıştır. <br />
<br />
21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ãşık Veysel</span>’in yaşamını özetlemek gerekirse, Erdoğan Alkan’ın şu betimlemesi en güzel cümleleri oluşturur: ’Kızılırmak soru işaretine benzer, Zara’dan doğar, Hafik ve Şarkışla’dan sonra Sivas topraklarını terkeder. Bir yay çizip Kayseri’yi, Nevşehir’i, Kırşehir’i, Ankara’yı ve Çorum’u sular, Samsun’un Bafra ilçesinde denize dökülür, Ãşık Veysel’in yaşam öyküsü Kızılırmak gibidir. Bir ucu Bafra’dadır, bir ucu da Zara’da. Bafra’ya dek uzanan acılı bir yaşam Zara’nın doğusundaki Kızıldağ’ın gür sularıyla beslenip sona erer.’ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Şatıroğlu ESERLERİ:</span><br />
<br />
En güzel şiirlerinden bazılarını ölümünden hemen önce yazdı. Şimdi Şarkışla’da her yıl adına bir şenlik yapılır. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimi kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Uzun ince bir yoldayım türküsü</span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7YZ2JmMUUg8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Kara toprak türküsü </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/2cGANgDZPj8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Güzelliğin on para etmez Türküsü </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/mvGkJag5r6c" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alevi Ozanları-Aşık Veysel Şatıroğlu Hayatı ve Eserleri </span><br />
<br />
Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür. <br />
<br />
Veysellere yörede ’Şatıroğulları’ derler. Babası ’Karaca’ lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir. <br />
<br />
Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: ’Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.’ <br />
<br />
Bu düşmeden sonra Veysel’in belleğine bir de renk işler: Kırmızı. Düşerken büyük bir olasılıkla elinde sıyrık oluyor, kanıyor. Bunu eşi Gülizar Ana şöyle anlatıyor: ’Bilinmez değilsin, renklerden yalnız kırmızıyı hatırladı. Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce düşmüştü. Kan görmüştü. Kanın rengini hatırlardı yalnız. Kırmızıyı... Yeşili de elleriyle bulur ve severdi.’ <br />
<br />
Sağ gözünün görme şansı varmış, ışığı seçebiliyormuş bu gözüyle o sıralar. Yalnız yakınlardaki Akdağmağdeni’nde doktor varmış. Babasına ’Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var’ demişler. Sevinmiş babası. <br />
<br />
Ne var ki, olumsuzluklar yakasını bırakmamış Veysel’in. ’Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; babasının elinde bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece.’ <br />
<br />
Ali adında bir ağabeyisi ve Elif adında bir kızkardeşi varmış Veysel’in. Tüm aile çok üzülmüş, günlerce gözyaşı dökmüş bu hale. Bundan böyle bacısı elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar Veysel’i. Gittikçe içine kapanmaktadır Veysel. Emlek yöresi olarak adlandırılan Sivas’ın bu âşığı/ozanı bol diyarında, Veysel’in babası da şiire meraklı, tekkeyle içli-dışlı biriymiş. Veysel’in dertlerini birazcık da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye bir saz verir eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Ayrıca yöre ozanları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış. <br />
<br />
Imageİlk saz derslerini babasının arkadaşı olan Divriği’nin köylerinden Çamışıhlı Ali Ağa’dan (Ãşık Alâ) almış. Kendini de iyice saza vermiş; usta malı şiirlerden çalıp söylemeye başlamış. Karanlık dünyasını aydınlatan ozanlar dünyasıyla Çamışıhlı Ali tanıştırıyor daha çok Veysel’i. Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışıyor böylece. <br />
<br />
’Ãşık Veysel’in hayatında ikinci mühim değişiklik seferberlikte başlamıştır. Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık telli sazıyla yalnız kalmıştır. Harp patladıktan sonra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye koşuyorlar. Veysel bundan da mahrum... <br />
<br />
Böylece münzevi olan ruhunda ikinci bir inziva da açılmıştır. Arkadaşsızlık acısı, sefalet, onu çok bedbin, umutsuz ve mahzun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacının altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta tepelerine çıkarak içindeki derdini göklere ve karanlıklara bırakmaktadır.’ <br />
<br />
O günlerini Aşık Veysel şöyle anlatır Enver Gökçe’ye; <br />
<br />
’Eve girerim, yüzüm asık: anam babam halimi bilmez. Ben onlara derdimi, dokunmasın diye, açamam. Onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim, öyle ki, sazdan bile farır gibi oldum.’ <br />
<br />
Bunda biraz Anadolu’da ’erkek oğlan’ olgusunun etkisi varsa, daha çok Veysel’in vatanseverliğinin, vatana olan borcunu ödeme duygusunun ağırlığı vardır. Sonradan şöyle dizeleştirir bunu: <br />
<br />
’Ne yazık ki bana olmadı kısmet <br />
Düşmanı denize dökerken millet <br />
Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet <br />
Kılıç vurmak için düşman başına. <br />
<br />
Bugünler müyesser olsaydı bana <br />
Minnet etmez idim bir kaşık kana <br />
Mukadder harici gelmez meydana <br />
Neler geldi bu Veysel’in başına.’ <br />
<br />
Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru ’belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz’ düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölüyor... Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor.1921’in 24 Şubat’ında annesi bir gün ondan onsekiz ay sonra da babası ölüyor. Bu arada bağ, bostan işleriyle uğraşıyor. Köye de bir çok âşık gelip gitmekte, Karacaoğlan’dan, Emrah’tan, Ãşık Sıtkı, Ãşık Veli gibi saz şairlerinden çalıp söylemektedirler. Köy odalarındaki bu âşık fasıllarından Veysel de geri kalmamaktadır. <br />
<br />
Ağabeysi Ali’nin bir kız çocuğu daha olunca çocuklara ve işlere bakması için bir azap (hizmetkar) tutuyorlar. Bu hizmetkar ileride Veysel’in bağrında açılacak başka yaranın sebebi olacaktır. Bir gün Veysel hasta yatarken, kardeşi Ali de keven toplamakta iken, Veysel’in ilk eşi olan Esma’yı kandırarak kaçırıyor bu yanaşma. Veysel’in acılı yaşamına bir acı daha ekleniyor böylece. <br />
<br />
Karısı bir başına bırakıp gittiğinde Veysel’in kucağında henüz altı aylık kızı varmış. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel onu, ne çare o da yaşamamış. <br />
<br />
Bir şiirinde dile getirdiği gibi: <br />
<br />
’Talih çile kadar sözü bir etmiş, <br />
Her nereye gitsem gezer peşimde.’ <br />
<br />
Bin katmerli acılar silsilesi kısacası. <br />
’O artık alemden, bu diyardan uzaklaşmak, göçmek isteyen bir ruh haleti içindedir.1928’de en iyi arkadaşı olan İbrahim ile Adana’ya gitmeye karar veriyorlar. Fakat Sivas’ın Karaçayır köyünde Deli Süleyman isminde birisi âşığı bu ilk seyahatinden vazgeçiriyor. Veysel’i dinleyelim: <br />
<br />
’Bu adam, saz çalarım dinler, söze başlarım keser. Gideyim derim, ’ah kivra, çoluk çocuk ağlaşıyor, gel gitme’ diye elime ayağıma düşer. Nihayet dayanamadım, gitmiyorum vesselam diye bu seyahatten vazgeçtim.’ <br />
<br />
Veysel’in köyünden ilk ayrılışı şöyledir: Zara’nın Barzan Baleni köyünden Kasım adında birisi Veysel’i köyüne götürerek iki üç ay beraber yaşıyorlar. Kendisini Adana’ya göndermeyen Deli Süleyman, Sivas’lı Kalaycı Hüseyin, Veysel’e yol arkadaşlığı ediyorlar. Dönüşte Veysel, Hafik’in Yalıncak köyüne ve Zara’nın Girit köyüne uğrayarak 9 liraya güzel bir saz alıyor; Sivas’tan Sivrialan’a dönerlerken arkadaşları bir ’üç kağıtçı’ grubuna yakalanarak bütün paralarını kaybediyorlar. Arkadaşları Veysel’in 9 lirasını da alarak kumara veriyorlar. Veysel bu hadiseden bir müddet sonra Hafik’in Karayaprak köyünden Gülizar adlı bir kadınla evleniyor.’ <br />
<br />
1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları ’Halk Şairlerini Koruma Derneği’ni kuruyorlar. Ve 5 Aralık 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı’nı düzenliyorlar. Böylece Veysel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası işlemeye başlıyor. Denebilir ki, Veysel için A.Kutsi Tecer’le tanışması hayatında yeni bir başlangıcı işaretliyor. <br />
<br />
1933’e kadar usta ozanlarından şiirlerinden çalıp söylüyor. Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde A. Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler düzmüşler. Bunlar arasında Veysel de var. Veysel’in günışığına çıkan ilk şiiri böylece ’Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası’... dizesiyle başlayan şiir oluyor. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’in de köyünden dışarıya çıkması oluyor. <br />
<br />
O zaman Sivrialan’ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Rıza Bey, Veysel’in bu destanını çok beğeniyor, ’Ankara’ya gönderelim’ diye istiyor. Veysel de ’Ata’ya ben giderim’ diye vefalı arkadaşı İbrahim ile yayan yola düşüyor. Karakışta yalınayak, başı kabak yola çıkan bu iki arı gönül, bu iki insan örneği, üç ay yol çiğneyerek ImageAnkara’ya geliyorlar. Veysel Ankara’da konuksever tanıdıkların evlerinde kırkbeş gün misafir kalıyor. Destanı Atatürk’e getirmek hevesiyle geldiğini söylüyorsa da destanı Atatürk’e okumak kısmet olmuyor. Eşi Gülizar Ana: ’Ata’ya gidemediğine bir, askere gidemediğine iki; yanardı ki o kadar olur...’ diyor. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basımevinde destanı gazeteye veriliyor. Destan gazetede üç gün boyunca yayınlanıyor. Bundan sonra da bütün yurdu dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp-söylemeye başlıyor, seviliyor, saygı görüyor. <br />
<br />
O günleri şöyle anlatıyor: ’Köyden çıktık. Yaya olarak Yozgat köylerinden Çorum-Çankırı köylerinden geçip üç ayda Ankara’ya gelebildik. Otele gitsek para yok. ’Nere gidek? Nasıl Edek? ’ diye düşünüyoruz. Dediler ki: ’Burada Erzurumlu bir Paşa Dayı var. O adam misafirperverdir.’ O zamanlar Dağardı diyorlardı, (şimdiki Atıf Bey Mahallesi) orada ev yaptırmış Paşa Dayı. Gittik oraya. Adamcağız hakikaten misafir etti. Birkaç gün kaldık o zaman, Ankara’da, şimdiki gibi kamyon filan yok. Bütün işler at arabalarıyla görülüyor. At arabaları olan, Hasan Efendi adında bir adamla tanıştık. O, bizi evine götürdü. Kırkbeş gün Hasan Efendi’nin evinde kaldık. Gideriz, gezeriz, geliriz; adam yemeğimizi, yatağımızı, herşeyimizi sağlar. Dedim ki: -’Hasan Efendi biz buraya gezmek için gelmedik! Bizim bir destanımız var. Bunu, Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz! Nasıl ederiz? Ne yaparız? ’ <br />
<br />
Dedi ki: -’Vallahi ben böyle işlerle ilgili değilim. Burada bir milletvekili var. Adı Mustafa Bey, soyadını unuttum. Bu işi ona anlatmak gerek. Belki size o yardımcı olabilir.’ <br />
<br />
Gittik Mustafa Bey’e derdimizi anlattık. Öyle böyle bir destanımız var. Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz. ’Bize yardım et! ’ dedik. <br />
<br />
Dedi ki: -’Amaan! Şimdi şaire falan önem veren yok. Kıyıda köşede çalın çağırın. Geçin gidin! ’ <br />
<br />
-’Yok öyle değil dedik. Biz destanımızı okuyacağız, Mustafa Kemal’e! ’ <br />
<br />
Milletvekili Mustafa Bey, ’okuyun da bir dinleyeyim bakayım’ dedi. Okuduk dinledi. O zamanlar Ankara’da çıkan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’yle konuşacağını söyledi. ’Yarın bana gelin! ’ dedi. Gittik. ’Ben karışmam’ dedi. Sonunda kesti attı. Biz ordan döndük geldik. ’Ne yapsak? ’ diye düşünüyoruz. Sonunda, ’Matbaaya biz gidelim’ dedik. Saza, tel alıp takmak eski telleri yenilemek de gerekti. Ulus Meydanı’ndaki çarşıya, o zamanlar Karaoğlan Çarşısı diyorlardı. Saz teli almak için Karaoğlan Çarşısı’na yürüdük. <br />
<br />
Ayağımızda çarık. Bacağımızda şal-şalvar, şal-ceket, belimizde kocaman bir kuşak.! Efendim polis geldi: -’Girmeyin’ dedi. ’Çarşıya girmek yasak! ’ Bizi tel alacağımız çarşıya sokmadı. <br />
<br />
Polis: -’Yasak diyoruz. Siz yasaktan anlamaz mısınız? Orası kalabalık. Kalabalığa girmeyin! ’ diye diretti. <br />
<br />
-’Peki girmeyelim’ dedik. Polisi güya salmış gibi yürümeye devam ettik. Adam geldi, arkadaşım İbrahim’e çıkıştı. Â’Kafadan gayri müsellah mısın? Girmeyin diyorum. Beynini patlatırım senin! ’ diye çıkıştı. <br />
<br />
-’Beyefendi biz dinlemiyoruz! Biz çarşıdan saz teli alacağız! ’ dedik. O zaman polis, İbrahim’e: -’Tel alacaksan bu adamı bir yere oturt. Git telini al! ’ Neyse gitti İbrahim teli aldı geldi. Tel taktık. Ama sabahleyin çarşıdan da geçemiyoruz. Sonunda matbaayı bulduk. <br />
<br />
-’Ne istiyorsunuz? ’ dedi müdür. <br />
-’Bir destanımız var. Gazeteye vereceğiz! ’ dedik. <br />
-’Çalın bakayım; bir dinleyeyim! ’ dedi. Çaldık dinledi! <br />
- ’Ooo! Çok iyi’ dedi. ’Çok güzel.’ <br />
<br />
Yazdılar. ’Yarın gazetede çıkar’ dediler. ’Gelin de gazete alın! ’ Orada bize telif hakkı olarak biraz da para verdiler. Sabahleyin gidip 5-6 gazete aldık. Çarşıya çıktık. Polisler: <br />
<br />
- ’Oooo! Ãşık Veysel siz misiniz? Rahat edin efendim! Kahvelere girin! Oturun! ’ dediler. Bir iltifat başladı ki sormayın! Çarşıda bir zaman gezdik. Fakat yine Mustafa Kemal’den ses yok. Dedik: ’Bu iş olmayacak.’ Amma Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde destanımı üç gün birbiri üstüne yayınladılar. Mustafa Kemal’den yine ses çıkmadı. Köye dönmeye karar verdik. Fakat cebimizde yol paramız da yok. Ankara’da bir avukatla tanışmıştık. <br />
<br />
Avukat: - ’Ben belediye başkanına bir mektup yazayım. Belediye sizi köyünüze parasız gönderir! ...’ dedi. Elimize bir mektup verdi. Belediyeye gittik. Orada bize dediler ki: - ’Siz sanatkâr adamsınız. Nasıl geldinizse öyle gidersiniz! ’ <br />
<br />
Döndük avukata geldik. ’Ne yaptınız? ’dedi. Anlattık. ’Durun bir de valiye yazalım! ’ dedi. Valiye de dilekçe yazdı. Valiye dilekçemizi imzalayıp yine Belediyeye buyurdu. Belediyeye ilettik. Belediye bize: -’Yok! ’ dedi. ’Paramız yok! Sizi gönderemeyiz! ’ dedi. <br />
<br />
Avukat içerledi ve kahretti: - ’Gidin! İşinize gidin! ’ dedi. ’Ankara Belediyesi’nin sizin için parası yokmuş; tükenmiş! ’ dedi. Acıdım avukata. <br />
<br />
’Nasıl edelim? Ne edelim? ’ derken bir de ’Halkevi’ne uğrayalım bakalım. Belki oradan bir şey çıkar’ diye düşündük. Mustafa Kemal’e gidemiyok. Halkevine gidek. Bu defa, Halkevine, bizi kapıcılar bırakmıyor ki girelim. Orada dinelip duruyorduk. <br />
<br />
İçeriden bir adam çıktı: -’Ne geziyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz? ’ diye sordu. <br />
<br />
-’Halkevine gireceğiz ama bırakmıyorlar! ’ diye cevap verdik. <br />
-’Bırakın! bu adamlar, tanınmış adamlar! Ãşık Veysel bu! ’ dedi. <br />
<br />
O içeriden çıkan adam, bizi edebiyat şubesi müdürüne gönderdi. Orada: -’Ooo! Buyurun! Buyurun! dediler. Halkevinde bazı milletvekilleri varmış. Şube müdürü onları çağırdı: -’Gelin halk şairleri var, dinleyin.’ dedi. <br />
<br />
Eski milletvekillerinden Necib Ali Bey: -’Yahu dedi bunlar fakir adamlar. Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbise de yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler! ’ <br />
<br />
Hakikaten bize, birer takım elbise aldılar. Biz de o Pazar günü Ankara Halkevi’nde bir konser verdik. Konserden sonra cebimize para da koydular. Ankara’dan köyümüze işte o parayla döndük. <br />
<br />
Plağa okuduğu ilk türkü ise, Emlek yöresinin ünlü ozanlarından Ãşık İzzeti’nin: <br />
<br />
’Mecnunum, Leyla’mı gördüm <br />
Bir kerrece baktı geçti. <br />
Ne söyledi ne de sordum <br />
Kaşlarını yıktı geçti <br />
<br />
Soramadım bir çift sözü <br />
Ay mıydı gün müydü, yüzü <br />
Sandım ki zühre yıldızı <br />
Şavkı beni yaktı geçti. <br />
<br />
Ateşinden duramadım <br />
Ben bu sırra eremedim <br />
Seher vakti göremedim <br />
Yıldız gibi aktı geçti. <br />
<br />
Bilmem hangi burç yıldızı<br />
Bu dertler yareler bizi <br />
Gamzen oku bazı bazı <br />
Yar sineme çaktı geçti.. <br />
<br />
İzzeti, bu ne hikmet iş <br />
Uyur iken gördüm bir düş<br />
Zülüflerin kement etmiş, <br />
Yar bonuma taktı geçti.’ şiiridir. <br />
<br />
Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yapıyor. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı buluyor, şiirini iyiden iyiye geliştiriyor. <br />
<br />
1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ãşık Veysel</span>’e, ’Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü’ 500 lira aylık bağlanmıştır. <br />
<br />
21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ãşık Veysel</span>’in yaşamını özetlemek gerekirse, Erdoğan Alkan’ın şu betimlemesi en güzel cümleleri oluşturur: ’Kızılırmak soru işaretine benzer, Zara’dan doğar, Hafik ve Şarkışla’dan sonra Sivas topraklarını terkeder. Bir yay çizip Kayseri’yi, Nevşehir’i, Kırşehir’i, Ankara’yı ve Çorum’u sular, Samsun’un Bafra ilçesinde denize dökülür, Ãşık Veysel’in yaşam öyküsü Kızılırmak gibidir. Bir ucu Bafra’dadır, bir ucu da Zara’da. Bafra’ya dek uzanan acılı bir yaşam Zara’nın doğusundaki Kızıldağ’ın gür sularıyla beslenip sona erer.’ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Şatıroğlu ESERLERİ:</span><br />
<br />
En güzel şiirlerinden bazılarını ölümünden hemen önce yazdı. Şimdi Şarkışla’da her yıl adına bir şenlik yapılır. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimi kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınlandı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Uzun ince bir yoldayım türküsü</span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7YZ2JmMUUg8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Kara toprak türküsü </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/2cGANgDZPj8" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşık Veysel Güzelliğin on para etmez Türküsü </span><br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/mvGkJag5r6c" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dunya-insan-haklari-gunu-mesaji.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Dec 2014 09:33:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dunya-insan-haklari-gunu-mesaji.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı</span><br />
<br />
Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 66. yıldönümü.<br />
<br />
Büyük Atatürk’ün ’Milletimizin hedefi, milletimizin ideali bütün dünyada tam anlamı ile medeni bir sosyal toplum olmaktır’ sözü, birçok söylevinde hedef gösterdiği çağdaş uygarlığın, sadece bilim ve teknolojiden ibaret olmadığının ifadesidir. Sosyal toplumun unsurları; insan ve sahip olduğu toplumsal değerlerdir. Bu değerlerin en önemlisi de, özgürlükler ve insan haklarıdır.<br />
<br />
Ulu önder, Enversel Bildiri yayınlanmadan yıllar önce, ’Her fert istediğini düşünmek,  istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak,seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına sahip olunamaz(1930)’ sözünde, temel   insan hak ve özgürlüklerini ifade etmiştir.<br />
<br />
20.yüzyıldaki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve uluslararası sözleşmeler ile  güvence altına alınan, insanlığın erdemi ve onuru sayılan, hak ve özgürlüklere dayalı bir düzen hala kurulamamıştır.<br />
<br />
İnsan hakları ile ilgili uluslararası belgelere imza atan, anayasalarında ’insan haklarına saygılı’ ifadesi ile haklara bağlılıklarını bildiren ülkelerde dahi ; adaletsiz, eşit olmayan, ırkçı, gerici hareketlerde yaşanan  hak ihlallerinin, zulüm ve sefalet gibi insan onurunu zedeleyen birçok uygulamanın devam ediyor olması,hakların kağıt üzerinde kaldığının göstergesidir.  Atılan imzaların inandırıcılığı hakkında ise  olumlu bir yargıya varmamızı mümkün kılmamaktadır.<br />
<br />
Dolayısıyla, halen insanların ırkından, renginden, cinsinden, dilinden, din ve mezhebinden, inancından, etnik kimliğinden ve siyasi-vicdani düşüncelerinden, bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları, dokunulmazlıkları olduğu temel fikrinin, dünya çapında yeteri kadar anlaşılamamış ve benimsenmemiş olması, hakların tanınıp güvenceye bağlanmaları yolundaki çabaların ve mücadelenin sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır.<br />
<br />
Bu çabalar sonucu kazanılacak başarı için ise; demokratik düzen bağlamında öngörülen, birlikte yaşamın kaynağı olan hukuk kurallarına ve bu kuralları uygulayacak, özgür, bilimsel düşünen bireyler ile hukukun üstünlüğüne saygı duyan, aklın ve bilimin rehberliğini esas alarak düşünerek üreten, insan haklarına saygılı  devlet adamlarının, kamu yöneticilerinin var olduğu, uygar bir topluma ihtiyacımız olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.<br />
<br />
Demokratik düzen uygulayıcısı iktidarlar; halkın verdiği yetkileri, demokratik uygulamaları ile taçlandırarak, ülkelerinde insan haklarını uygulamak ve korumak için çalışmaktadırlar.<br />
<br />
Öte yandan Dünya’da antidemokratik iktidarlar, uyguladıkları politikalar ile; başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere, inanç, vicdan, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi bir çok hakları ihlal ederek vatandaşlarına acılar yaşatmışlardır. Bunları yaparken de toplumun güvenliği ve diğer insanların özgürlüğünden bahisle,  savunmalarını yapmaları düşündürücüdür. Bu haksız uygulamaların sonucunda ortaya çıktığını söyleyebileceğimiz iç savaşlar nedeniyle de insanlar büyük hak ihlallerine maruz kalmışlardır. Silah tüccarlığını dahi, hak ihlallerinin ve vahşetin önüne geçilmesi için,  alınan bir önlem olarak göstermeleri düşündürücüdür.<br />
<br />
İnsan hakları ihlalleri yaşanmışken ve yaşanıyorken,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 66. Yıldönümünde; Dünya’ da ve Türkiye’de evrensel insan hakları değerlerine ulaşılması mümkün değilmiş gibi görünse de, mücadele edenler var oldukça,  umutlarımız sürecek, birlikte yaşayışı ve toplumu  güçlendirmeye yönelik çabalarımız artarak devam edecektir.<br />
<br />
Ulu önder  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün insanlık ideali ve sevgisini belirttiği ’Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız’ düşüncesinin savunucusu ve uygulayıcısı olacağım.<br />
<br />
Süheyla GÜLEN<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/dunya-insan-haklari-gunu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dunya-insan-haklari-gunu.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı</span><br />
<br />
Bugün, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilişinin 66. yıldönümü.<br />
<br />
Büyük Atatürk’ün ’Milletimizin hedefi, milletimizin ideali bütün dünyada tam anlamı ile medeni bir sosyal toplum olmaktır’ sözü, birçok söylevinde hedef gösterdiği çağdaş uygarlığın, sadece bilim ve teknolojiden ibaret olmadığının ifadesidir. Sosyal toplumun unsurları; insan ve sahip olduğu toplumsal değerlerdir. Bu değerlerin en önemlisi de, özgürlükler ve insan haklarıdır.<br />
<br />
Ulu önder, Enversel Bildiri yayınlanmadan yıllar önce, ’Her fert istediğini düşünmek,  istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak,seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına sahip olunamaz(1930)’ sözünde, temel   insan hak ve özgürlüklerini ifade etmiştir.<br />
<br />
20.yüzyıldaki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve uluslararası sözleşmeler ile  güvence altına alınan, insanlığın erdemi ve onuru sayılan, hak ve özgürlüklere dayalı bir düzen hala kurulamamıştır.<br />
<br />
İnsan hakları ile ilgili uluslararası belgelere imza atan, anayasalarında ’insan haklarına saygılı’ ifadesi ile haklara bağlılıklarını bildiren ülkelerde dahi ; adaletsiz, eşit olmayan, ırkçı, gerici hareketlerde yaşanan  hak ihlallerinin, zulüm ve sefalet gibi insan onurunu zedeleyen birçok uygulamanın devam ediyor olması,hakların kağıt üzerinde kaldığının göstergesidir.  Atılan imzaların inandırıcılığı hakkında ise  olumlu bir yargıya varmamızı mümkün kılmamaktadır.<br />
<br />
Dolayısıyla, halen insanların ırkından, renginden, cinsinden, dilinden, din ve mezhebinden, inancından, etnik kimliğinden ve siyasi-vicdani düşüncelerinden, bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları, dokunulmazlıkları olduğu temel fikrinin, dünya çapında yeteri kadar anlaşılamamış ve benimsenmemiş olması, hakların tanınıp güvenceye bağlanmaları yolundaki çabaların ve mücadelenin sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır.<br />
<br />
Bu çabalar sonucu kazanılacak başarı için ise; demokratik düzen bağlamında öngörülen, birlikte yaşamın kaynağı olan hukuk kurallarına ve bu kuralları uygulayacak, özgür, bilimsel düşünen bireyler ile hukukun üstünlüğüne saygı duyan, aklın ve bilimin rehberliğini esas alarak düşünerek üreten, insan haklarına saygılı  devlet adamlarının, kamu yöneticilerinin var olduğu, uygar bir topluma ihtiyacımız olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.<br />
<br />
Demokratik düzen uygulayıcısı iktidarlar; halkın verdiği yetkileri, demokratik uygulamaları ile taçlandırarak, ülkelerinde insan haklarını uygulamak ve korumak için çalışmaktadırlar.<br />
<br />
Öte yandan Dünya’da antidemokratik iktidarlar, uyguladıkları politikalar ile; başta yaşam hakkı ihlali olmak üzere, inanç, vicdan, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi bir çok hakları ihlal ederek vatandaşlarına acılar yaşatmışlardır. Bunları yaparken de toplumun güvenliği ve diğer insanların özgürlüğünden bahisle,  savunmalarını yapmaları düşündürücüdür. Bu haksız uygulamaların sonucunda ortaya çıktığını söyleyebileceğimiz iç savaşlar nedeniyle de insanlar büyük hak ihlallerine maruz kalmışlardır. Silah tüccarlığını dahi, hak ihlallerinin ve vahşetin önüne geçilmesi için,  alınan bir önlem olarak göstermeleri düşündürücüdür.<br />
<br />
İnsan hakları ihlalleri yaşanmışken ve yaşanıyorken,  İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 66. Yıldönümünde; Dünya’ da ve Türkiye’de evrensel insan hakları değerlerine ulaşılması mümkün değilmiş gibi görünse de, mücadele edenler var oldukça,  umutlarımız sürecek, birlikte yaşayışı ve toplumu  güçlendirmeye yönelik çabalarımız artarak devam edecektir.<br />
<br />
Ulu önder  Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün insanlık ideali ve sevgisini belirttiği ’Biz kimsenin düşmanı değiliz! Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız’ düşüncesinin savunucusu ve uygulayıcısı olacağım.<br />
<br />
Süheyla GÜLEN<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/dunya-insan-haklari-gunu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dunya-insan-haklari-gunu.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.html</link>
			<pubDate>Fri, 05 Dec 2014 13:13:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.html</guid>
			<description><![CDATA[Dünya tarihine bakıldığında çoğu zaman kadın yok sayılmış, horlanmış, dışlanmıştır. Tarih içinde bu gidişata dur diyebilecek aydınlar, devrimciler çıkmışsa da yakın zamana kadar kadınlar hak ettikleri değere ulaşamamışlardır. Türk kadınına çoğu Avrupa ülkesinden önce haklarını vererek bu gidişe dur diyen Mustafa Kemal Atatürk birçok ülkenin de kadınlara haklarının verilmesinde öncü olmuştur. Günümüze baktığımızda bazı ülkelerin ve çevrelerin kadını orta çağ karanlığına sürüklemeye yönelik çabaları dikkatten kaçmamalıdır. Bu noktada bizlere çok görevler düşmektedir.<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Atatürk’ün ''Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın’ sözü bize bir ışıktır. Türkiye hedeflediği muassır medeniyetler seviyesinin üzerine cinsiyet ayrımı yapmaksızın eşit haklarla çıkabilir. Bu da kadınlara verilen hakların korunması ve genişletilmesiyle mümkündür. Bugün, Türk kadının her alanda elde ettiği haklarının korunmasında, bu ülküye inanmış herkesin - kadınıyla, erkeğiyle- bu mücadelenin içinde yer alacağına olan inancım tamdır.<br />
<br />
Büyük Atatürk’ün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 80. yılı vesileyle tüm kadınlarımızın ’5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’ kutlar; sahip oldukları haklarını her alanda kullanarak başarılı olmalarında ve cumhuriyetimizin yüceltilmesi için yapacakları çalışmalarda bütün gücümle yanlarında olduğumu, her zaman da yanlarında olacağımı belirtmek isterim.<br />
<br />
Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu ona sahip çıkan Türk halkına’ <br />
<br />
Pir Zöhre ANA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünya tarihine bakıldığında çoğu zaman kadın yok sayılmış, horlanmış, dışlanmıştır. Tarih içinde bu gidişata dur diyebilecek aydınlar, devrimciler çıkmışsa da yakın zamana kadar kadınlar hak ettikleri değere ulaşamamışlardır. Türk kadınına çoğu Avrupa ülkesinden önce haklarını vererek bu gidişe dur diyen Mustafa Kemal Atatürk birçok ülkenin de kadınlara haklarının verilmesinde öncü olmuştur. Günümüze baktığımızda bazı ülkelerin ve çevrelerin kadını orta çağ karanlığına sürüklemeye yönelik çabaları dikkatten kaçmamalıdır. Bu noktada bizlere çok görevler düşmektedir.<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5-aralik-dunya-kadin-haklari-gunu.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Atatürk’ün ''Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın’ sözü bize bir ışıktır. Türkiye hedeflediği muassır medeniyetler seviyesinin üzerine cinsiyet ayrımı yapmaksızın eşit haklarla çıkabilir. Bu da kadınlara verilen hakların korunması ve genişletilmesiyle mümkündür. Bugün, Türk kadının her alanda elde ettiği haklarının korunmasında, bu ülküye inanmış herkesin - kadınıyla, erkeğiyle- bu mücadelenin içinde yer alacağına olan inancım tamdır.<br />
<br />
Büyük Atatürk’ün Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 80. yılı vesileyle tüm kadınlarımızın ’5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’ kutlar; sahip oldukları haklarını her alanda kullanarak başarılı olmalarında ve cumhuriyetimizin yüceltilmesi için yapacakları çalışmalarda bütün gücümle yanlarında olduğumu, her zaman da yanlarında olacağımı belirtmek isterim.<br />
<br />
Ne mutlu bir Atatürk yetiştiren Türk kadınına, ne mutlu ona sahip çıkan Türk halkına’ <br />
<br />
Pir Zöhre ANA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zöhre Ana'dan 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlama Mesajı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-zohre-ana-dan-24-kasim-ogretmenler-gunu-kutlama-mesaji.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Nov 2014 01:59:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-zohre-ana-dan-24-kasim-ogretmenler-gunu-kutlama-mesaji.html</guid>
			<description><![CDATA[Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona basit bir kütle denir, millet denmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk<br />
</span><br />
" Başöğretmen Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine çıkarabilmek ve bu çizgiden kopmadan, milletçe kenetlenerek yolumuza devam edebilmenin yolunun, eğitimden geçtiğini kesinlikle unutmamalıyız. Türk toplumunda, öğretmen hakkı, ana baba hakkıyla bir tutulmuş ve kutsal sayılmıştır. Bizim kültürümüzde öğrencilerini geleceğe hazırlayan öğretmen, öğrencilerinin gözünde ana ve baba kadar kutsaldır. Bu durum öğretmenlerimize, çok özel ve büyük bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu sorumluluk, geleceğimizin bizatihi kendisi olan çocuklarımızı en iyi şekilde ve çağdaş donanımlarla bezerken, en zor koşullarda dahi, ülkesine ve milletine olan bağlılık ve hizmet anlayışından kopmadan, erdemli, hoşgörü sahibi, demokratik, laik ve insani değerlere bağlı, sorgulayıcı ve araştırmayı ilke edinmiş bireyler olarak hayata hazırlamayı gerektirmektedir. Bu vesileyle, başta Başöğretmenimiz Atatürk olmak üzere, bugün aramızda bulunmayan tüm öğretmenlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerimizin ' Öğretmenler Günü'nü, içtenlikle kutluyor, aile bireyleriyle birlikte, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam diliyorum."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açık Kapı Derneği Onursal Başkanı Zöhre Ana</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/ogretmenler-gunu-mesaji-zohre-ana.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ogretmenler-gunu-mesaji-zohre-ana.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini elde edememiştir. Ona basit bir kütle denir, millet denmez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal Atatürk<br />
</span><br />
" Başöğretmen Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine çıkarabilmek ve bu çizgiden kopmadan, milletçe kenetlenerek yolumuza devam edebilmenin yolunun, eğitimden geçtiğini kesinlikle unutmamalıyız. Türk toplumunda, öğretmen hakkı, ana baba hakkıyla bir tutulmuş ve kutsal sayılmıştır. Bizim kültürümüzde öğrencilerini geleceğe hazırlayan öğretmen, öğrencilerinin gözünde ana ve baba kadar kutsaldır. Bu durum öğretmenlerimize, çok özel ve büyük bir sorumluluk da yüklemektedir. Bu sorumluluk, geleceğimizin bizatihi kendisi olan çocuklarımızı en iyi şekilde ve çağdaş donanımlarla bezerken, en zor koşullarda dahi, ülkesine ve milletine olan bağlılık ve hizmet anlayışından kopmadan, erdemli, hoşgörü sahibi, demokratik, laik ve insani değerlere bağlı, sorgulayıcı ve araştırmayı ilke edinmiş bireyler olarak hayata hazırlamayı gerektirmektedir. Bu vesileyle, başta Başöğretmenimiz Atatürk olmak üzere, bugün aramızda bulunmayan tüm öğretmenlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor, tüm öğretmenlerimizin ' Öğretmenler Günü'nü, içtenlikle kutluyor, aile bireyleriyle birlikte, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam diliyorum."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Açık Kapı Derneği Onursal Başkanı Zöhre Ana</span><br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/yukle/img/ogretmenler-gunu-mesaji-zohre-ana.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: ogretmenler-gunu-mesaji-zohre-ana.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[1 Temmuz Kabotaj Bayramı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-1-temmuz-kabotaj-bayrami.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jul 2014 19:00:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-1-temmuz-kabotaj-bayrami.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Kabotaj; Fransızca'da yakın kıyılarda, özellikle de bir ülkenin kendi limanları arasında yapılan ticari denizcilik anlamını taşımaktadır. <br />
<br />
Türkiye’de, 20 Nisan 1926 Tarihinde kabul edilmiş olan kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmiş ve bu Kanun, ’Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır’ hükmünü getirerek daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetleri bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceğini belirtmiştir.<br />
<br />
Bu nedenle her yıl 1 Temmuz gününü ’Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ olarak kutluyoruz.<br />
<br />
Kabotaj Yasası ile amaçlanan Türk denizciliğinin gelişmesidir. Daha önceden kapitülasyonlarla yabancılara verilen haklar böylelikle denizde kendi vatandaşlarımız adına geri alınmaktadır.<br />
<br />
Ancak, Kabotaj Kanunu ile kazandığımız avantajı, denizcilik sektörümüzün her alanında layıkıyla kullandığımızı söylemek de ne yazık ki mümkün değildir. Gerek yük taşımacılığında, gerekse yolcu taşımacılığında denizyollarını gerektiği gibi kullanamadık. Halbuki, 8333 km'lik sahil şeridi ve üç yanının denizlerle çevrili olması açısından ülkemiz, en ucuz ve en çevre dostu taşımacılık türü olan deniz taşımacılığını geliştirmek için her türlü avantaja sahiptir. <br />
<br />
Yüz yıllardır Rumların 'orada cinler var, uzak durun' yalanlarına inanıp denize sırtını dönen vatandaşımıza denizi sevdirmeliyiz. Bu önemli günde doğru denizcilik politikalarıyla kabotaj taşımacılığını canlandırmanın yollarını aramalıyız. <br />
   </span><br />
denizcigunlugu.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Kabotaj; Fransızca'da yakın kıyılarda, özellikle de bir ülkenin kendi limanları arasında yapılan ticari denizcilik anlamını taşımaktadır. <br />
<br />
Türkiye’de, 20 Nisan 1926 Tarihinde kabul edilmiş olan kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girmiş ve bu Kanun, ’Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk Vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır’ hükmünü getirerek daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetleri bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceğini belirtmiştir.<br />
<br />
Bu nedenle her yıl 1 Temmuz gününü ’Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ olarak kutluyoruz.<br />
<br />
Kabotaj Yasası ile amaçlanan Türk denizciliğinin gelişmesidir. Daha önceden kapitülasyonlarla yabancılara verilen haklar böylelikle denizde kendi vatandaşlarımız adına geri alınmaktadır.<br />
<br />
Ancak, Kabotaj Kanunu ile kazandığımız avantajı, denizcilik sektörümüzün her alanında layıkıyla kullandığımızı söylemek de ne yazık ki mümkün değildir. Gerek yük taşımacılığında, gerekse yolcu taşımacılığında denizyollarını gerektiği gibi kullanamadık. Halbuki, 8333 km'lik sahil şeridi ve üç yanının denizlerle çevrili olması açısından ülkemiz, en ucuz ve en çevre dostu taşımacılık türü olan deniz taşımacılığını geliştirmek için her türlü avantaja sahiptir. <br />
<br />
Yüz yıllardır Rumların 'orada cinler var, uzak durun' yalanlarına inanıp denize sırtını dönen vatandaşımıza denizi sevdirmeliyiz. Bu önemli günde doğru denizcilik politikalarıyla kabotaj taşımacılığını canlandırmanın yollarını aramalıyız. <br />
   </span><br />
denizcigunlugu.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[19 Mayıs Kutlu Olsun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-19-mayis-kutlu-olsun.html</link>
			<pubDate>Sun, 18 May 2014 16:59:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-19-mayis-kutlu-olsun.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"] 19 Mayıs 1919, Türk Ulusunun uyandığı, emperyalizme başkaldırdığı Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun'a ayak basarak bağımsızlık meşalesini yaktığı gündür....<br />
 <br />
19 Mayıs 1919, Samsun’da başlayan özgürlük hareketinin, tüm yurda yayılarak milletimizin azim ve kararlılığıyla birleşip milli mücadelenin zaferle taçlandırıldığı gündür.<br />
<br />
Yüce Atam,senin varlığın ve ışığın Allahı'ın bizim üzerimize ebediyen yaktığı bir meşaledir..Biz Cumhuriyet ışığınla aydınlandık ve geleceğimizin teminatı olarak gördüğün gençler de o ışık ile aydınlanmaya devam edecektir..<br />
<br />
Cumhuriyet ışığında, sancağının gölgesinde, açtığın ilim yolunda daha nice 19 Mayıs'lar dileğimiz olsun...19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun..<br />
<br />
  Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bütün şehitlerimize şükranlarımı sunarım...   </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"] 19 Mayıs 1919, Türk Ulusunun uyandığı, emperyalizme başkaldırdığı Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun'a ayak basarak bağımsızlık meşalesini yaktığı gündür....<br />
 <br />
19 Mayıs 1919, Samsun’da başlayan özgürlük hareketinin, tüm yurda yayılarak milletimizin azim ve kararlılığıyla birleşip milli mücadelenin zaferle taçlandırıldığı gündür.<br />
<br />
Yüce Atam,senin varlığın ve ışığın Allahı'ın bizim üzerimize ebediyen yaktığı bir meşaledir..Biz Cumhuriyet ışığınla aydınlandık ve geleceğimizin teminatı olarak gördüğün gençler de o ışık ile aydınlanmaya devam edecektir..<br />
<br />
Cumhuriyet ışığında, sancağının gölgesinde, açtığın ilim yolunda daha nice 19 Mayıs'lar dileğimiz olsun...19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun..<br />
<br />
  Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve bütün şehitlerimize şükranlarımı sunarım...   </span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>