<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Çevremiz ve Diğer Canlılar]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 17:04:43 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Çevre ve tarım hakkında fikirler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cevre-ve-tarim-hakkinda-fikirler.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2019 14:52:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16674">hurti117</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cevre-ve-tarim-hakkinda-fikirler.html</guid>
			<description><![CDATA[Tarım ve orman bakanlığı çevre, hay-vancılık, doğa, tarım gibi konularda fikir topluyormuş. Bence güzel bi düşünce tarzı sonuçta herkes farklı bir fikir ortaya sunabilir ama bunların bazıları gerçekten bu sektörlerde ülkeyi ileriye taşıyabilecek fikirler olabilir. Şimdiye kadar bayağı bi görüş toplamışlar ben kendi fikrimi yazdım özellikle ******cılık hakkında belki sizinde fikirleriniz vardır bu konularda şuradan geleceğe dair fikirlerinizi yazabilirsiniz bence güzel dönüşü olabilir ülkemiz için]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tarım ve orman bakanlığı çevre, hay-vancılık, doğa, tarım gibi konularda fikir topluyormuş. Bence güzel bi düşünce tarzı sonuçta herkes farklı bir fikir ortaya sunabilir ama bunların bazıları gerçekten bu sektörlerde ülkeyi ileriye taşıyabilecek fikirler olabilir. Şimdiye kadar bayağı bi görüş toplamışlar ben kendi fikrimi yazdım özellikle ******cılık hakkında belki sizinde fikirleriniz vardır bu konularda şuradan geleceğe dair fikirlerinizi yazabilirsiniz bence güzel dönüşü olabilir ülkemiz için]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meğer turnalar Anadolu’ya aşıkmış]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-meger-turnalar-anadolu-ya-asikmis.html</link>
			<pubDate>Mon, 11 Apr 2016 18:12:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-meger-turnalar-anadolu-ya-asikmis.html</guid>
			<description><![CDATA[ [COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En eski Anadoluluyu bulduk. Adı, Anadolu dağ turnası’ Binlerce yıldır ülkemizin her yerinde dağa taşa, beşiğe mezara resminin yapılması meğerse boşuna değilmiş. Yaşadığı bütün sıkıntılara ve yok olmanın eşiğinde olmasına karşın uydu vericilerinden edinilen ilk bilgilere göre onlar diğer turna türlerinin aksine göç etmiyor ve yaşadıkları yerleri terk etmiyor.<br />
</span> <br />
[COLOR=#363636]Anadolu’da biri telliturna olmak üzere sadece iki turna türünün yaşadığı düşünülüyordu. Sonra 2008 yılında Anadolu’da bildiğimiz turnadan farklılaşarak alt tür haline gelen bir milli turnamız olduğunu keşfettik. Adı, Anadolu dağ turnası oldu. Bulduktan kısa bir süre sonra ise içimiz cız etti. Çünkü dünya nüfusunun 20 çiftten az olduğunu anladık. Kaybediyoruz derken bakanlık devreye girdi, bu nadir canlının geleceği için umutlar yeniden yeşerdi. Geçen yıl uydu vericisi takılan iki Anadolu dağ turnasının göç etmeyerek Anadolu’yu bütün zorluklarına karşın terk etmedikleri anlaşıldı. Sembolü dünya tarihini değiştiren Göbeklitepe’de de çıkan turnanın artık binlerce yıldır bu toprakları terk etmeyen en eski Anadolululardan olduğu kesinleşti.<br />
 <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ETLE TIRNAK GİBİYİZ</span> <br />
[COLOR=#363636]Yetkililerin verdiği bilgilere göre o, bu toprakların sadece en eskilerinden değil, bir de burada yaşamayı en çok isteyenlerinden. Yükseklerde yaşadığı küçük sulak alanların kurumasından tutun da isim-adres sormayan kurşunların dehşetine kadar birçok derdi var. Ama onlar bütün yaşadıkları hayati sorunlara karşın ve onları istedikleri yere götürecek kanatlara sahip olmalarına rağmen Anadolu’yu terk etmiyorlar. Yani göçmüyorlar. İleriki yıllarda yapılacak daha kapsamlı çalışmalarla bu kesinleşirse Anadolu dağ turnası kışın dahi göç edip sıcaklara gitmek istemeyen tek turna türü olacak. Anadolu dağ turnasını daha yakından tanıma süreci devam ediyor ve onları daha yakından tanımak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu nadir canlının kurtuluşuna dair umutları artırıyor. Yürütülen çalışmalar sonucunda edinilen bilgiler Anadolu dağ turnasının korunmasındabundan sonra kilit rol oynayacak. <br />
<br />
[COLOR=#363636]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2016/04/5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİZ AYRILAMAYIZ </span> <br />
[COLOR=#363636]Anadolu dağ turnaları, günümüzde yalnızca Muş, Van, Erzurum, Kars, Sivas, Ardahan ve Erzincan civarında bulunan sulak alanlarda yaşamını sürdürüyor. Sulak alanların kurutulması ve üreme döneminde çıkarılan saz yangınları dünyanın en nadir turna alttürünün varlığını tehdit ediyor. Adına türküler yaktığımız, kur dönemindeki hareketlerine bakarak dans figürleri ürettiğimiz sayısı 20 çiftin altındaki Anadolu dağ turnasının yaklaşık 12 çiftinin <a href="http://www.anahaber.gen.tr/tag/turkiye" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkiye</a>’de yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de yaşayan 6 çiftin, İran’da 1 çiftin ve Ermenistan’da 2 çiftin yuvaları biliniyor. Milli turnamızı diğer turnalardan ayıran en önemli özelliklerden biri yaşamlarının Anadolu’da insan yaşamıyla iç içe geçmiş olması. Dünyanın başka bir yerinde insanla bu kadar yakın yaşayan başka bir turna türü bilinmiyor.<br />
 <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÜNYESİ KALBİMİZE KAZILI</span> <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel özellikleri:</span> İri, uzun bacaklı, uzun boyunlu, kısa kuyruklu<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam alanı</span>: Nehir ve göl çevresindeki ıslak çayırlar, bataklıklar, sığ korunmalı körfezler, pirinç tarlaları, bozkırlar<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boyu:</span> Yerdeki boyu 150 cm, kanat açıklığı 220-250 cm.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağırlığı:</span> Ortalama 6-8 kg.âÂÂ Beslenme: Hem etçil hem de otçul. Genelde çimen kökleri ve filizleri, toprak altı gövdeleri, yumru kökler ile beslenir. Yediği hayvanlar arasında böcek, sinek, salyangoz, toprak solucanları, kurbağa, küçük balıklar bulunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durumu:</span> IUCN 2012 Kırmızı Liste’ye göre dünya genelinde ’Düşük Öncelikli’ ancak Türkiye popülasyonu ’Tehdit Altında’<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye’deki üreme alanları:</span> Kızılırmak Deltası, Bolu Yeniçağ Gölü ve Sivas, Erzurum, Erzincan, Muş, Ağrı, Van, Kars bölgelerindeki yüksek çayırlar ve küçük göl kenarları<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli göç noktaları</span>: İstanbul, Urfa, Zonguldak, Samsun, Sinop, Trabzon, Artvin, Kars, Hatay, Adana<br />
<br />
<a href="http://www.anahaber.gen.tr/meger-turnalar-anadoluya-asikmis" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Meğer turnalar Anadolu'ya aşıkmış | Ana Haber</a>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ [COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">En eski Anadoluluyu bulduk. Adı, Anadolu dağ turnası’ Binlerce yıldır ülkemizin her yerinde dağa taşa, beşiğe mezara resminin yapılması meğerse boşuna değilmiş. Yaşadığı bütün sıkıntılara ve yok olmanın eşiğinde olmasına karşın uydu vericilerinden edinilen ilk bilgilere göre onlar diğer turna türlerinin aksine göç etmiyor ve yaşadıkları yerleri terk etmiyor.<br />
</span> <br />
[COLOR=#363636]Anadolu’da biri telliturna olmak üzere sadece iki turna türünün yaşadığı düşünülüyordu. Sonra 2008 yılında Anadolu’da bildiğimiz turnadan farklılaşarak alt tür haline gelen bir milli turnamız olduğunu keşfettik. Adı, Anadolu dağ turnası oldu. Bulduktan kısa bir süre sonra ise içimiz cız etti. Çünkü dünya nüfusunun 20 çiftten az olduğunu anladık. Kaybediyoruz derken bakanlık devreye girdi, bu nadir canlının geleceği için umutlar yeniden yeşerdi. Geçen yıl uydu vericisi takılan iki Anadolu dağ turnasının göç etmeyerek Anadolu’yu bütün zorluklarına karşın terk etmedikleri anlaşıldı. Sembolü dünya tarihini değiştiren Göbeklitepe’de de çıkan turnanın artık binlerce yıldır bu toprakları terk etmeyen en eski Anadolululardan olduğu kesinleşti.<br />
 <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ETLE TIRNAK GİBİYİZ</span> <br />
[COLOR=#363636]Yetkililerin verdiği bilgilere göre o, bu toprakların sadece en eskilerinden değil, bir de burada yaşamayı en çok isteyenlerinden. Yükseklerde yaşadığı küçük sulak alanların kurumasından tutun da isim-adres sormayan kurşunların dehşetine kadar birçok derdi var. Ama onlar bütün yaşadıkları hayati sorunlara karşın ve onları istedikleri yere götürecek kanatlara sahip olmalarına rağmen Anadolu’yu terk etmiyorlar. Yani göçmüyorlar. İleriki yıllarda yapılacak daha kapsamlı çalışmalarla bu kesinleşirse Anadolu dağ turnası kışın dahi göç edip sıcaklara gitmek istemeyen tek turna türü olacak. Anadolu dağ turnasını daha yakından tanıma süreci devam ediyor ve onları daha yakından tanımak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu nadir canlının kurtuluşuna dair umutları artırıyor. Yürütülen çalışmalar sonucunda edinilen bilgiler Anadolu dağ turnasının korunmasındabundan sonra kilit rol oynayacak. <br />
<br />
[COLOR=#363636]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2016/04/5.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİZ AYRILAMAYIZ </span> <br />
[COLOR=#363636]Anadolu dağ turnaları, günümüzde yalnızca Muş, Van, Erzurum, Kars, Sivas, Ardahan ve Erzincan civarında bulunan sulak alanlarda yaşamını sürdürüyor. Sulak alanların kurutulması ve üreme döneminde çıkarılan saz yangınları dünyanın en nadir turna alttürünün varlığını tehdit ediyor. Adına türküler yaktığımız, kur dönemindeki hareketlerine bakarak dans figürleri ürettiğimiz sayısı 20 çiftin altındaki Anadolu dağ turnasının yaklaşık 12 çiftinin <a href="http://www.anahaber.gen.tr/tag/turkiye" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Türkiye</a>’de yaşadığı tahmin ediliyor. Türkiye’de yaşayan 6 çiftin, İran’da 1 çiftin ve Ermenistan’da 2 çiftin yuvaları biliniyor. Milli turnamızı diğer turnalardan ayıran en önemli özelliklerden biri yaşamlarının Anadolu’da insan yaşamıyla iç içe geçmiş olması. Dünyanın başka bir yerinde insanla bu kadar yakın yaşayan başka bir turna türü bilinmiyor.<br />
 <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÜNYESİ KALBİMİZE KAZILI</span> <br />
[COLOR=#363636]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel özellikleri:</span> İri, uzun bacaklı, uzun boyunlu, kısa kuyruklu<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaşam alanı</span>: Nehir ve göl çevresindeki ıslak çayırlar, bataklıklar, sığ korunmalı körfezler, pirinç tarlaları, bozkırlar<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boyu:</span> Yerdeki boyu 150 cm, kanat açıklığı 220-250 cm.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağırlığı:</span> Ortalama 6-8 kg.âÂÂ Beslenme: Hem etçil hem de otçul. Genelde çimen kökleri ve filizleri, toprak altı gövdeleri, yumru kökler ile beslenir. Yediği hayvanlar arasında böcek, sinek, salyangoz, toprak solucanları, kurbağa, küçük balıklar bulunur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Durumu:</span> IUCN 2012 Kırmızı Liste’ye göre dünya genelinde ’Düşük Öncelikli’ ancak Türkiye popülasyonu ’Tehdit Altında’<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkiye’deki üreme alanları:</span> Kızılırmak Deltası, Bolu Yeniçağ Gölü ve Sivas, Erzurum, Erzincan, Muş, Ağrı, Van, Kars bölgelerindeki yüksek çayırlar ve küçük göl kenarları<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Önemli göç noktaları</span>: İstanbul, Urfa, Zonguldak, Samsun, Sinop, Trabzon, Artvin, Kars, Hatay, Adana<br />
<br />
<a href="http://www.anahaber.gen.tr/meger-turnalar-anadoluya-asikmis" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Meğer turnalar Anadolu'ya aşıkmış | Ana Haber</a>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[#Artvin #Artvin #Artvin]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-artvin-artvin-artvin.html</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2016 10:08:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-artvin-artvin-artvin.html</guid>
			<description><![CDATA[Cerattepe Direnişine neredeyse tüm Artvin halkı katıldı. Artvinliler: Bizler madene izin vermeyeceğiz. Biz dağı, taşı, kuşu, böceği, yaşamı seven insanlarız!<br />
<br />
BURCU CANSU / Birgün - Artvinliler, Cengiz Holding’in cehenneme çevirmeye çalıştığı kentlerini gece gündüz demeden koruyor. Hepsi bir öğretmen sabrında, bir militan cesaretinde olan Artvinliler karşımıza geçip herkesin anlayacağı netlikte Cerattepe’yi aktardı:<br />
Biber gazı ile tanıştık<br />
<br />
Hatice Nur Ersöz: (Haber Müdürü ve Engelliler Dernek Başkanı)<br />
İlk defa biber gazı ile karşılaştık. Ne yapacağımızı bilemedik. Kendi memleketimizde, kendi vatanımızda düşmanla savaşır gibiydik.<br />
Gecenin üç buçuğunda üç yaşında çocuğu ile gelen aileden, köpeği ile gelen aileye kadar herkes oradaydı.<br />
<br />
Ali Saraç: (Esnaf)<br />
Cerattepe yaşam alanımız, nefes aldığımız ve doğup büyüdüğümüz yerdir. Ömrümüzde ilk defa biber gazı ile tanıştık. Plastik merminin ne olduğunu bilmezken sırtımdan 12 plastik mermi yedim. Herkes Artvin için kenetlendi.<br />
Duygusal tepki değil<br />
<br />
Bilgehan Erdem: (Öğretmen)<br />
<br />
’Maden yapılırsa Artvin yok olur’ diyor olmak bizim duygusal tepkimiz değil. Bilim insanlarının tespitidir.<br />
Ayrıca Rize İdare Mahkemesi’nin oluşturduğu bağımsız heyet tarafından da tespit edilmiş, mahkeme tutanaklarına geçmiş Yargıtay’ın onamasını beklediğimiz davanın gerekçesi de budur.<br />
<br />
25 yıldır izin vermedik<br />
<br />
Sercan Dede: (Haziran Üyesi)<br />
Artvin halkının madenciye, yağmacıya karşı mücadelesi amansız bir şekilde sürüyor. Artvin halkının 25 senelik maden mücadelesi bir haftadır en yoğun günlerini yaşıyor.<br />
Artvin’de bir haftadır hükümet tarafından yaşatılan abluka var. Hükümet adeta savaşa gider bir yığınak yaptı. Ne pahasına olursa olsun direnmeye devam edeceğiz.<br />
Artvin halkının tamamen karşı olduğu bir konuda hükümetin bu kadar ısrarcı olması anlaşılabilir değildir. Nöbet barakamıza geri döneceğiz. Orada anılarımız var, anılarımıza sahip çıkacağız. Cerattepe sadece bizim değil orada yaşayan böceklerin, kuşların..<br />
İnsanlar perişan<br />
<br />
İsrafil Subaşı (Alabalık köyünden)<br />
Cumhurbaşkanı da dahil bunlar hiç düşündüğümüz gibi değilmiş.<br />
Böyle bir şey olur mu? İnsanları burada perişan ettiler. Cengiz midir nedir, bu küfürbazı alsınlar başımızdan.<br />
<br />
Erol Çağal: (Artvin halkı)<br />
İstanbul deprem beklerken biz de ne zaman heyelan gelecek diye bekler olduk. Tabiat yok olursa Artvin’in üzerine çamur gelecektir. Ağaç olduğu halde heyelan geliyor. Ağaç olmazsa ne yaparız.<br />
Maden ’ölüm’ demek<br />
<br />
Melek Hanım: (Artvin halkından)<br />
Burada maden çalışması yapılması demek, ölüm demek. Burada yapılacak maden çalışması siyanür demek, su yok demek, Artvin yok olacak demektir. Biz dağı, taşı, kuşu, böceği, yaşamı seven insanlarız. Direnmeye devam edeceğiz.<br />
Vatan savunması mı?<br />
<br />
Nurcan Ay Katırcı (Öğretmen)<br />
Ormanımızı, börtü böceği korumaya çalışıyoruz. Vatan sevgisi doğa sevgisidir. Ben bunu öğrencilerime böyle anlatıyorum. Buradaki herkes bunu çocuklarına böyle anlatıyor. Peki siz bunu çocuklarınıza nasıl anlatıyorsunuz. Halkın karşısına geçip copla, TOMA’yla gazla halka saldırıp ’Ben vatanı savundum’ mu diyecekler.<br />
Şirket korunuyor<br />
<br />
Ayten İpek: (Büfeci)<br />
Bize diyorlar ki ’Yaptığınız, ettiğiniz yasal değil.’ Cengiz’in adamlarını korumak yasal mı? Bir şirket asker, polis ve TOMA ile korunuyor. Biz memleketimizi koruyoruz.<br />
Maden istemiyoruz<br />
<br />
Şaziye Dönmez: (Artvin halkından)<br />
İstemiyoruz biz maden. Ha insan kesmişler ha ağaç kesmişler. Marjinal kim, ben miyim. Terörist kim bizler miyiz? Bizler ne marjinaliz ne teröristiz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cerattepe Direnişine neredeyse tüm Artvin halkı katıldı. Artvinliler: Bizler madene izin vermeyeceğiz. Biz dağı, taşı, kuşu, böceği, yaşamı seven insanlarız!<br />
<br />
BURCU CANSU / Birgün - Artvinliler, Cengiz Holding’in cehenneme çevirmeye çalıştığı kentlerini gece gündüz demeden koruyor. Hepsi bir öğretmen sabrında, bir militan cesaretinde olan Artvinliler karşımıza geçip herkesin anlayacağı netlikte Cerattepe’yi aktardı:<br />
Biber gazı ile tanıştık<br />
<br />
Hatice Nur Ersöz: (Haber Müdürü ve Engelliler Dernek Başkanı)<br />
İlk defa biber gazı ile karşılaştık. Ne yapacağımızı bilemedik. Kendi memleketimizde, kendi vatanımızda düşmanla savaşır gibiydik.<br />
Gecenin üç buçuğunda üç yaşında çocuğu ile gelen aileden, köpeği ile gelen aileye kadar herkes oradaydı.<br />
<br />
Ali Saraç: (Esnaf)<br />
Cerattepe yaşam alanımız, nefes aldığımız ve doğup büyüdüğümüz yerdir. Ömrümüzde ilk defa biber gazı ile tanıştık. Plastik merminin ne olduğunu bilmezken sırtımdan 12 plastik mermi yedim. Herkes Artvin için kenetlendi.<br />
Duygusal tepki değil<br />
<br />
Bilgehan Erdem: (Öğretmen)<br />
<br />
’Maden yapılırsa Artvin yok olur’ diyor olmak bizim duygusal tepkimiz değil. Bilim insanlarının tespitidir.<br />
Ayrıca Rize İdare Mahkemesi’nin oluşturduğu bağımsız heyet tarafından da tespit edilmiş, mahkeme tutanaklarına geçmiş Yargıtay’ın onamasını beklediğimiz davanın gerekçesi de budur.<br />
<br />
25 yıldır izin vermedik<br />
<br />
Sercan Dede: (Haziran Üyesi)<br />
Artvin halkının madenciye, yağmacıya karşı mücadelesi amansız bir şekilde sürüyor. Artvin halkının 25 senelik maden mücadelesi bir haftadır en yoğun günlerini yaşıyor.<br />
Artvin’de bir haftadır hükümet tarafından yaşatılan abluka var. Hükümet adeta savaşa gider bir yığınak yaptı. Ne pahasına olursa olsun direnmeye devam edeceğiz.<br />
Artvin halkının tamamen karşı olduğu bir konuda hükümetin bu kadar ısrarcı olması anlaşılabilir değildir. Nöbet barakamıza geri döneceğiz. Orada anılarımız var, anılarımıza sahip çıkacağız. Cerattepe sadece bizim değil orada yaşayan böceklerin, kuşların..<br />
İnsanlar perişan<br />
<br />
İsrafil Subaşı (Alabalık köyünden)<br />
Cumhurbaşkanı da dahil bunlar hiç düşündüğümüz gibi değilmiş.<br />
Böyle bir şey olur mu? İnsanları burada perişan ettiler. Cengiz midir nedir, bu küfürbazı alsınlar başımızdan.<br />
<br />
Erol Çağal: (Artvin halkı)<br />
İstanbul deprem beklerken biz de ne zaman heyelan gelecek diye bekler olduk. Tabiat yok olursa Artvin’in üzerine çamur gelecektir. Ağaç olduğu halde heyelan geliyor. Ağaç olmazsa ne yaparız.<br />
Maden ’ölüm’ demek<br />
<br />
Melek Hanım: (Artvin halkından)<br />
Burada maden çalışması yapılması demek, ölüm demek. Burada yapılacak maden çalışması siyanür demek, su yok demek, Artvin yok olacak demektir. Biz dağı, taşı, kuşu, böceği, yaşamı seven insanlarız. Direnmeye devam edeceğiz.<br />
Vatan savunması mı?<br />
<br />
Nurcan Ay Katırcı (Öğretmen)<br />
Ormanımızı, börtü böceği korumaya çalışıyoruz. Vatan sevgisi doğa sevgisidir. Ben bunu öğrencilerime böyle anlatıyorum. Buradaki herkes bunu çocuklarına böyle anlatıyor. Peki siz bunu çocuklarınıza nasıl anlatıyorsunuz. Halkın karşısına geçip copla, TOMA’yla gazla halka saldırıp ’Ben vatanı savundum’ mu diyecekler.<br />
Şirket korunuyor<br />
<br />
Ayten İpek: (Büfeci)<br />
Bize diyorlar ki ’Yaptığınız, ettiğiniz yasal değil.’ Cengiz’in adamlarını korumak yasal mı? Bir şirket asker, polis ve TOMA ile korunuyor. Biz memleketimizi koruyoruz.<br />
Maden istemiyoruz<br />
<br />
Şaziye Dönmez: (Artvin halkından)<br />
İstemiyoruz biz maden. Ha insan kesmişler ha ağaç kesmişler. Marjinal kim, ben miyim. Terörist kim bizler miyiz? Bizler ne marjinaliz ne teröristiz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Büyük tehlike... Yeryüzünden silinebilirler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-tehlike-yeryuzunden-silinebilirler.html</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2016 08:45:31 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-buyuk-tehlike-yeryuzunden-silinebilirler.html</guid>
			<description><![CDATA[İngiliz Telegraph gazetesinin haberine göre, araştırmacılar Lüksemburg'un tamamından daha büyük bu buzdağının, beslenebilmek için yaklaşık 112 kilometre yürümeleri gereken bölgedeki Adelie türü penguen kolonisini yok edeceğinden şüpheleniyor.<br />
<br />
Yeni Zelanda ve Avusturalyalı araştırmacılar, Commonwealth Körfezi'ndeki buzdağının karaya oturmasından sonra penguenlerin kapana kısıldığı ve buz kütlesinin engellemesi sebebiyle gıdaya ulaşamadığını, sadece 10 bin penguenin hayatta kalabildiğini söyledi.<br />
<br />
Eğer buzdağı dağılmaz ya da yer değiştirmezse, 20 yıl içinde bölgedeki Adelie kolonisi yeryüzünden silinebilir.<br />
<br />
Küresel ısınma tehdidi altında olduğu vurgulanan Antarktika'da kopup karaya oturan buzul dağları, kapana kısalan yüz binlerce penguenin yaşamını tehdit ediyor.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiliz Telegraph gazetesinin haberine göre, araştırmacılar Lüksemburg'un tamamından daha büyük bu buzdağının, beslenebilmek için yaklaşık 112 kilometre yürümeleri gereken bölgedeki Adelie türü penguen kolonisini yok edeceğinden şüpheleniyor.<br />
<br />
Yeni Zelanda ve Avusturalyalı araştırmacılar, Commonwealth Körfezi'ndeki buzdağının karaya oturmasından sonra penguenlerin kapana kısıldığı ve buz kütlesinin engellemesi sebebiyle gıdaya ulaşamadığını, sadece 10 bin penguenin hayatta kalabildiğini söyledi.<br />
<br />
Eğer buzdağı dağılmaz ya da yer değiştirmezse, 20 yıl içinde bölgedeki Adelie kolonisi yeryüzünden silinebilir.<br />
<br />
Küresel ısınma tehdidi altında olduğu vurgulanan Antarktika'da kopup karaya oturan buzul dağları, kapana kısalan yüz binlerce penguenin yaşamını tehdit ediyor.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Depreme Karşı Alınması Gereken Önlemler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-depreme-karsi-alinmasi-gereken-onlemler.html</link>
			<pubDate>Sun, 14 Feb 2016 20:28:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-depreme-karsi-alinmasi-gereken-onlemler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Depreme Karşı Alınması Gereken Önlemler Maddeler Halinde<br />
<br />
 </span><br />
 <br />
  <br />
 Deprem öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenler<br />
 <br />
 <br />
    DEPREM NEDİR? <br />
 <br />
   Deprem yer sarsıntısıdır. Yeryüzü, birbirini tamamlayan parçalardan oluşur. Bunu    yapboz <a href="http://www.forumlordum.net/oyunlar-galerisi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">oyun</a>undaki parçalara benzetebiliriz. Bu parçalara levha adını veriyoruz.    Levhalar zamanla kırılarak depremlere neden olur.<br />
    Deprem önce hafif bir sarsıntı ve uğultuyla başlar. Sarsıntı birden  şiddetlenir.    Sarsıntı şiddetlenice en çok zararı verir. Deprem  sonucunda can ve mal kaybı    olabilir. <br />
 <br />
 <br />
 <br />
DEPREM ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER <br />
 <br />
   Evlerimiz depreme dayanıklı olmalıdır. Deprem, dayanıklı yapılmış  konutlara zarar    vermez. Oturduğumuz binaların depreme dayanıklı olup  olmadığını kontrol    ettirmeliyiz. Gerekirse, dayanıklı duruma  getirmeliyiz.<br />
    Bir deprem planı hazırlamalıyız. Bu planda güvenli yerleri ve deprem  sonrası,    binadan çıkış yollarını belirlemeliyiz. Sarsıntı anında  devrilebilecek kitaplık, vitrin    gibi eşyaları sabit duruma  getirmeliyiz.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
DEPREM ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER <br />
 <br />
   Depremden sonra aile bireylerinin <a href="http://www.forumlordum.net/bilim-teknoloji-kesifler-ve-buluslar/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">buluş</a>acağı  bir yer belirlemeliyiz. Buluşacağımız    yerleri açık alanlardan  seçmeliyiz. Elektrik direklerinden ve binalardan uzak    durmalıyız.<br />
    Depremle ilgili kitap ve broşürler bulup okumalıyız. Okulumuzda  depremle ilgili    toplantılar yapılırsa, bu toplantılara katılarak  depremle ilgili bilgi edinebiliriz.<br />
 <br />
 <br />
     <ul class="mycode_list"><li>Binalarımız mutlaka mevcut deprem yönetmeliğine uygun esaslarla inşa edilmiş olmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Elektrik ve doğal gaz sistemlerine erken uyarı sistemi yerleştirilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Denize kıyısı bulunan yerleşim yerlerinde ikamet  edenler , deprem esnasında denizden gelebilecek büyük dalgalara karşı  uyarılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Fabrikalar, barajlar, yollar ve tünellerin depreme karşı dayanıklı olarak inşaa edilmesi sağlanmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Konut yerleşimleri zeminin nisbeten daha gevşek olduğu ova, bataklık gibi yerlere kurulmamalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Deprem konusunda uzman, resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Depremde oluşabilecek yangınlara karşı binalarımızda yangın merdiveni olmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Binalarda deprem sırasında düşme olasılığı olan tüm eşyalar mutlaka duvara monte edilerek sabitlenmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>İlk yardım konusunda eğitim alınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Acil durum çantası hazırlanmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yataklar kesinlikle cam kenarlarından, asılı cisimlerden ve eşyalardan uzakta bir yere alınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Binanın her odasında önceden planlama yapılmalı, sığınılabilecek güvenli bir yer seçilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Deprem esnasında yapılması gerekenler</span><br />
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Kesinlikle paniğe kapılmamalı ve sakin olmaya çalışılmalıdır. Önceden hazırlanan deprem plânı doğrultusunda hareket edilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yangın ihtimaline karşı elektrik ve gaz vanaları öncelikli olarak kapatılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yüksek katlardaysak balkon, pencere, asansör ve  merdivenlerden uzak durulmalı ve kesinlikle aşağıya atlanmamalıdır ( ilk  maddeye bakınız). <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Gaz sızıntısı olabilme ihtimaline karşı çakmak ve kibrit kullanılmamalıdır. El feneri kullanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Eğer güvenli bir şekilde evden dışarıya çıkma olanağı  varsa çıkılmalı, evden dışarıya çıkmak mümkün değilse evdeki beyaz eşya  cinsinden büyük eşyaların yanına yan yatılarak uzanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Olaki deprem sırasında araç içinde bulunuluyorsa araç  bina, ağaç, elektrik direkleri gibi yerlerden uzakta açık bir alana  çekilmeli ve deprem sona erene kadar beklenmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Deprem sonrasında yapılması gerekenler </span><br />
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Kesinlikle paniğe kapılmamalı ve sakin olmaya çalışılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Her deprem artçıları ile beraber gelir, artçı depremlere karşı hazırlıklı olunmalı, kesinlikle binalara girilmemelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Acil yardım araçlarının (İtfaiye ve ambulans gibi) geçişini kolaylaştıracak şekilde diğer araçlar çekilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Telefon hatlarında çok fazla yoğunluk oluşacağından yalnızca acil durumlar için telefon kullanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Çevremizdeki enkazlarda kurtarma ve ilkyardım çalışmalarına bilinçli bir şekilde katılınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Radyo ve benzeri çalışabilir durumdaki araçlardan yetkililerin açıklamaları takip edilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Zarar görmüş binalardan dışarı çıkarken düşebilecek cisimlere karşı dikkatli olunmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Vücudumuzda eğer yaralanma yoksa oluşabilecek  yaralanmalara karşın pantolon, ceket, eldiven ve ayakkabı gibi sağlam  giysiler giyilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Deprem sonrasında binanın uğramış olduğu hasar, mutlaka  konusunun uzmanları tarafından tespit edilmelidir.Gerekiyorsa  yapılabilecek desteklerle zarar görmüş bina sağlamlaştırılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
  <br />
<br />
     <br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Depreme Karşı Alınması Gereken Önlemler Maddeler Halinde<br />
<br />
 </span><br />
 <br />
  <br />
 Deprem öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenler<br />
 <br />
 <br />
    DEPREM NEDİR? <br />
 <br />
   Deprem yer sarsıntısıdır. Yeryüzü, birbirini tamamlayan parçalardan oluşur. Bunu    yapboz <a href="http://www.forumlordum.net/oyunlar-galerisi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">oyun</a>undaki parçalara benzetebiliriz. Bu parçalara levha adını veriyoruz.    Levhalar zamanla kırılarak depremlere neden olur.<br />
    Deprem önce hafif bir sarsıntı ve uğultuyla başlar. Sarsıntı birden  şiddetlenir.    Sarsıntı şiddetlenice en çok zararı verir. Deprem  sonucunda can ve mal kaybı    olabilir. <br />
 <br />
 <br />
 <br />
DEPREM ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER <br />
 <br />
   Evlerimiz depreme dayanıklı olmalıdır. Deprem, dayanıklı yapılmış  konutlara zarar    vermez. Oturduğumuz binaların depreme dayanıklı olup  olmadığını kontrol    ettirmeliyiz. Gerekirse, dayanıklı duruma  getirmeliyiz.<br />
    Bir deprem planı hazırlamalıyız. Bu planda güvenli yerleri ve deprem  sonrası,    binadan çıkış yollarını belirlemeliyiz. Sarsıntı anında  devrilebilecek kitaplık, vitrin    gibi eşyaları sabit duruma  getirmeliyiz.<br />
 <br />
 <br />
 <br />
DEPREM ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER <br />
 <br />
   Depremden sonra aile bireylerinin <a href="http://www.forumlordum.net/bilim-teknoloji-kesifler-ve-buluslar/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">buluş</a>acağı  bir yer belirlemeliyiz. Buluşacağımız    yerleri açık alanlardan  seçmeliyiz. Elektrik direklerinden ve binalardan uzak    durmalıyız.<br />
    Depremle ilgili kitap ve broşürler bulup okumalıyız. Okulumuzda  depremle ilgili    toplantılar yapılırsa, bu toplantılara katılarak  depremle ilgili bilgi edinebiliriz.<br />
 <br />
 <br />
     <ul class="mycode_list"><li>Binalarımız mutlaka mevcut deprem yönetmeliğine uygun esaslarla inşa edilmiş olmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Elektrik ve doğal gaz sistemlerine erken uyarı sistemi yerleştirilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Denize kıyısı bulunan yerleşim yerlerinde ikamet  edenler , deprem esnasında denizden gelebilecek büyük dalgalara karşı  uyarılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Fabrikalar, barajlar, yollar ve tünellerin depreme karşı dayanıklı olarak inşaa edilmesi sağlanmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Konut yerleşimleri zeminin nisbeten daha gevşek olduğu ova, bataklık gibi yerlere kurulmamalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Deprem konusunda uzman, resmi ve özel kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Depremde oluşabilecek yangınlara karşı binalarımızda yangın merdiveni olmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Binalarda deprem sırasında düşme olasılığı olan tüm eşyalar mutlaka duvara monte edilerek sabitlenmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>İlk yardım konusunda eğitim alınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Acil durum çantası hazırlanmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yataklar kesinlikle cam kenarlarından, asılı cisimlerden ve eşyalardan uzakta bir yere alınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Binanın her odasında önceden planlama yapılmalı, sığınılabilecek güvenli bir yer seçilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Deprem esnasında yapılması gerekenler</span><br />
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Kesinlikle paniğe kapılmamalı ve sakin olmaya çalışılmalıdır. Önceden hazırlanan deprem plânı doğrultusunda hareket edilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yangın ihtimaline karşı elektrik ve gaz vanaları öncelikli olarak kapatılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Yüksek katlardaysak balkon, pencere, asansör ve  merdivenlerden uzak durulmalı ve kesinlikle aşağıya atlanmamalıdır ( ilk  maddeye bakınız). <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Gaz sızıntısı olabilme ihtimaline karşı çakmak ve kibrit kullanılmamalıdır. El feneri kullanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Eğer güvenli bir şekilde evden dışarıya çıkma olanağı  varsa çıkılmalı, evden dışarıya çıkmak mümkün değilse evdeki beyaz eşya  cinsinden büyük eşyaların yanına yan yatılarak uzanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Olaki deprem sırasında araç içinde bulunuluyorsa araç  bina, ağaç, elektrik direkleri gibi yerlerden uzakta açık bir alana  çekilmeli ve deprem sona erene kadar beklenmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Deprem sonrasında yapılması gerekenler </span><br />
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Kesinlikle paniğe kapılmamalı ve sakin olmaya çalışılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Her deprem artçıları ile beraber gelir, artçı depremlere karşı hazırlıklı olunmalı, kesinlikle binalara girilmemelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Acil yardım araçlarının (İtfaiye ve ambulans gibi) geçişini kolaylaştıracak şekilde diğer araçlar çekilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Telefon hatlarında çok fazla yoğunluk oluşacağından yalnızca acil durumlar için telefon kullanılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Çevremizdeki enkazlarda kurtarma ve ilkyardım çalışmalarına bilinçli bir şekilde katılınmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Radyo ve benzeri çalışabilir durumdaki araçlardan yetkililerin açıklamaları takip edilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Zarar görmüş binalardan dışarı çıkarken düşebilecek cisimlere karşı dikkatli olunmalıdır. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Vücudumuzda eğer yaralanma yoksa oluşabilecek  yaralanmalara karşın pantolon, ceket, eldiven ve ayakkabı gibi sağlam  giysiler giyilmelidir. <br />
</li>
</ul>
 <br />
 <ul class="mycode_list"><li>Deprem sonrasında binanın uğramış olduğu hasar, mutlaka  konusunun uzmanları tarafından tespit edilmelidir.Gerekiyorsa  yapılabilecek desteklerle zarar görmüş bina sağlamlaştırılmalıdır. <br />
</li>
</ul>
  <br />
<br />
     <br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İztuzu Kumsalı sürekli yer değiştiriyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-iztuzu-kumsali-surekli-yer-degistiriyor.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Feb 2016 12:37:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-iztuzu-kumsali-surekli-yer-degistiriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[İztuzu Plajı'na Dalyan Kanalı'ndan yolcu getiren teknelerin iskelesi, 2002 yılında görülen kuraklık ve bu doğa olayı nedeniyle denizin getirdiği kumların boğazın önüne kapatması nedeniyle karada kaldı. <br />
<br />
Kış aylarında denizden su girişi azaldığı için mevcut iskelenin bulunduğu yerde sular 25 metre kadar çekildi. Bunun üzerine yeni bir iskele yapılmasına ihtiyaç duyuldu. <br />
<br />
3 yıl sonra mevcut iskeleninin yanına kaymakamlık tarafından şu an halen kullanılmakta olan ahşap iskele yapıldı. Türkiye'nin denize açılan tek gölü olan Köyceğiz'in, Dalyan Kanalı'yla yla buluştuğu noktadaki kum hareketliliği nedeniyle yaşanan doğa olayı görenlerin ilgisini çekerken, bilim adamları tarafından da inceleme konusu oluyor.<br />
<br />
<br />
Akdeniz Kıyı Vakfı Başkanı Prof.Dr. Erdal Özhan, 1 yıl önce metrelerce uzunluktaki kumsalın birkaç saat içinde denizle kaplanıp başka bölümde yeni bir karanın oluşmasıyla ilgili incelemeler yaptı. <br />
<br />
Prof.Dr. Özhan bölgede 3 yıl boyunca yıllık ve mevsimsel değişiklikleri incelediğini anlatırken şöyle dedi: "Değişkenlik; meteorolojik koşulların mevsimsel ve yıldan yıla değişmesine bağlı gerçekleşiyor. Mevsimsel olarak baktığımız zaman Akdeniz Bölgesinde Mayıs- Ekim ayları arasında yağmur yağmadığından Köyceğiz Gölü'nün seviyesi düşer. <br />
<br />
Gölden denize olan akıntı tamamen biter. O dönemde egemen olan kuvvet, denizden gelen dalgalar ve gelgitlerdir. <br />
<br />
Bu nedenle kum boğaza doğru itilerek denize doğru uzanan bir dil oluşturur. Kışın da yağışlar nedeniyle Köyceğiz Gölü kabarıp akıntı oluşturduğunda denize açılan boğaz derinleşerek kumu denize doğru atar. Kara sürekli yer değiştirir."<br />
<br />
<br />
'EKOSİSTEM İÇİN SORUN YOK'<br />
<br />
Prof.Dr. Özhan, İztuzu Kumsalı'nın boğaz ağzındaki kumsal topoğrafyasında görülen mevsimsel ve yıldan yıla değişimlerin doğal süreçler sonucunda oluştuğunun altını çizip, şunları söyledi: "Bu nedenle doğal denge açısından sıkıntılı bir durum olduğunu söylemek doğru olmaz. Doğal sistemler bu tür kısa süreli değişimlere kendilerini uyarlama becerilerine sahiptir. <br />
<br />
Canlılar açısından baktığımız zaman ekosistemler doğal nedenlerle oluşan bu tür kısa süreli değişimlerle başa çıkabilecek becerilere sahiptir. Bu nedenle ciddi bir sorun değil."<br />
<br />
<br />
'TEK SORUN TEKNE GEÇİŞLERİ'<br />
<br />
<br />
Bu doğa olayında tek sıkıntının tekne geçişleri olduğunu belirten Prof.Dr. Özhan, özellikle Nisan ve Mayıs aylarında Köyceğiz Gölü'nden boşalan boğazdaki kumun, kumsal ile Delikada arasındaki alana yayılması sonucu sığlaşma oluştuğunu anlattı.<br />
<br />
 Prof.Dr. Özhan, şöyle dedi: "Her yıl giderek büyüyen ve daha derin su kesimine gerek duyan tekneler bu bölgeye giriş ve çıkışlarda ister istemez kuma oturuyor. <br />
<br />
Tekne trafiğinin yoğun olduğu bu tür nehir ağızlarındaki kum birikmeleri kıyı yapılarıyla kontrol altına alınır.<br />
<br />
 Ancak İztuzu Kumsalı gibi çok değerli ve özel olan bir yerde bu tür kıyı yapılarını uygulamak doğru olmadığından sürekli yer değiştiren karaya kaptanların çok dikkat etmesi gerekir."<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İztuzu Plajı'na Dalyan Kanalı'ndan yolcu getiren teknelerin iskelesi, 2002 yılında görülen kuraklık ve bu doğa olayı nedeniyle denizin getirdiği kumların boğazın önüne kapatması nedeniyle karada kaldı. <br />
<br />
Kış aylarında denizden su girişi azaldığı için mevcut iskelenin bulunduğu yerde sular 25 metre kadar çekildi. Bunun üzerine yeni bir iskele yapılmasına ihtiyaç duyuldu. <br />
<br />
3 yıl sonra mevcut iskeleninin yanına kaymakamlık tarafından şu an halen kullanılmakta olan ahşap iskele yapıldı. Türkiye'nin denize açılan tek gölü olan Köyceğiz'in, Dalyan Kanalı'yla yla buluştuğu noktadaki kum hareketliliği nedeniyle yaşanan doğa olayı görenlerin ilgisini çekerken, bilim adamları tarafından da inceleme konusu oluyor.<br />
<br />
<br />
Akdeniz Kıyı Vakfı Başkanı Prof.Dr. Erdal Özhan, 1 yıl önce metrelerce uzunluktaki kumsalın birkaç saat içinde denizle kaplanıp başka bölümde yeni bir karanın oluşmasıyla ilgili incelemeler yaptı. <br />
<br />
Prof.Dr. Özhan bölgede 3 yıl boyunca yıllık ve mevsimsel değişiklikleri incelediğini anlatırken şöyle dedi: "Değişkenlik; meteorolojik koşulların mevsimsel ve yıldan yıla değişmesine bağlı gerçekleşiyor. Mevsimsel olarak baktığımız zaman Akdeniz Bölgesinde Mayıs- Ekim ayları arasında yağmur yağmadığından Köyceğiz Gölü'nün seviyesi düşer. <br />
<br />
Gölden denize olan akıntı tamamen biter. O dönemde egemen olan kuvvet, denizden gelen dalgalar ve gelgitlerdir. <br />
<br />
Bu nedenle kum boğaza doğru itilerek denize doğru uzanan bir dil oluşturur. Kışın da yağışlar nedeniyle Köyceğiz Gölü kabarıp akıntı oluşturduğunda denize açılan boğaz derinleşerek kumu denize doğru atar. Kara sürekli yer değiştirir."<br />
<br />
<br />
'EKOSİSTEM İÇİN SORUN YOK'<br />
<br />
Prof.Dr. Özhan, İztuzu Kumsalı'nın boğaz ağzındaki kumsal topoğrafyasında görülen mevsimsel ve yıldan yıla değişimlerin doğal süreçler sonucunda oluştuğunun altını çizip, şunları söyledi: "Bu nedenle doğal denge açısından sıkıntılı bir durum olduğunu söylemek doğru olmaz. Doğal sistemler bu tür kısa süreli değişimlere kendilerini uyarlama becerilerine sahiptir. <br />
<br />
Canlılar açısından baktığımız zaman ekosistemler doğal nedenlerle oluşan bu tür kısa süreli değişimlerle başa çıkabilecek becerilere sahiptir. Bu nedenle ciddi bir sorun değil."<br />
<br />
<br />
'TEK SORUN TEKNE GEÇİŞLERİ'<br />
<br />
<br />
Bu doğa olayında tek sıkıntının tekne geçişleri olduğunu belirten Prof.Dr. Özhan, özellikle Nisan ve Mayıs aylarında Köyceğiz Gölü'nden boşalan boğazdaki kumun, kumsal ile Delikada arasındaki alana yayılması sonucu sığlaşma oluştuğunu anlattı.<br />
<br />
 Prof.Dr. Özhan, şöyle dedi: "Her yıl giderek büyüyen ve daha derin su kesimine gerek duyan tekneler bu bölgeye giriş ve çıkışlarda ister istemez kuma oturuyor. <br />
<br />
Tekne trafiğinin yoğun olduğu bu tür nehir ağızlarındaki kum birikmeleri kıyı yapılarıyla kontrol altına alınır.<br />
<br />
 Ancak İztuzu Kumsalı gibi çok değerli ve özel olan bir yerde bu tür kıyı yapılarını uygulamak doğru olmadığından sürekli yer değiştiren karaya kaptanların çok dikkat etmesi gerekir."<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Azap Gölü köpürdü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-azap-golu-kopurdu.html</link>
			<pubDate>Tue, 09 Feb 2016 12:34:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-azap-golu-kopurdu.html</guid>
			<description><![CDATA[Beşparmak Dağları'nın eteklerindeki, zengin bitki ve hayvan çeşitlliğine evsahipliği yapan Azap Gölü, kirlilikle boğuşuyor. <br />
<br />
Söke'nin kırsal Yeşilköy ve Avşar mahalleleri arasındaki sakarmeke, bahri, tepeli pelikan, yeşilbaş, küçük akbalıkçıl, küçük karabatak, angıt ve turna gibi pek çok kuş türüne evsahipliği yapan gölde son günlerde yaşanan köpürme çevrecileri ve yöre halkını endişlendirdi. <br />
<br />
<br />
Geçtiğimiz yıllarda kirlilik ve oksijensizlikten dolayı yaşanan toplu balık ölümleri ile gündeme gelen Aydın bölgesinin en önemli üç sulak alanından Azap Gölü'ndeki bu durum EKODOSD'u harekete geçirdi.<br />
<br />
 Ulusal Sulak Alan adayı olan 25 kilometrekare büyüklüğündeki gölde inceleme yapan EKODOSD, yaşanan tehlikeye dikkat çekti. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, göldeki köpürmenin en büyük etkenlerden birinin aşırı zirai ilaç kullanımı olduğunu söyledi. Azap Gölü'nde ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını belirten Sürücü, dernek bilim danışmanlarının köpürme konusunda gerekli araştırmaları yapıp, bir rapor hazırlayacağını kaydetti. <br />
<br />
Kirlenen göl suyunun sert esen rüzgarlarla köpürdüğünü gözlemlediklerini aktaran Sürücü, "Azap Gölü'nün bu hale gelmesindeki önemli etkenlerden arasında zirai ilaç kulanımının yanı sıra kum ocaklarından gelen kumlar, maden ocaklarından derelerle taşınan silisli topraklarda yer almaktadır. <br />
<br />
Yıllardır, 'Nasıl olsa sahipsiz' denilerek bir türlü durdurulamayan, vicdansız insanların attığı çöpler, fazla yağışın olmaması nedeniyle Büyük Menderes Nehri'nin gölle buluşamaması da kirliliğin boyutunun büyümesinin etkenlerinden biri oldu" dedi<br />
<br />
.<br />
'AZAP GÖLÜ MUTLAKA YASALARLA KORUMA ALTINA ALINMALI'<br />
<br />
EKODOSD Bilim Danışmanı ve üyesi Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici de Azap Gölü'nün köpürmesiyle ilgili su bilgileri verdi: "Göldeki kirlilik kaynağı, burayı besleyen sularla, gölün topoğrafik yapısına bağlı olarak yağış ve taşkınlarla göle taşınan azot, fosfor gibi elementlerle yüklü yüzey suları ve gölün etrafında çok yoğun tarım alanlarında kullanılan gübre, böcek yabani ot öldürücülerinin aşırı kullanımıdır. Yapılan araştırmalarda gölde aşırı oranda mavi yeşil alg oluşumu ve baskınlığının belirlenmesi; gölün evsel, sanayi ve tarımsal kirliliğin etkisinde olduğunun göstergesidir. Göle gelen dış kaynaklı fosfor ve azot miktarları ne kadar azalırsa ve gölün mevcut topografik ve hidrodinamik yapısı korunursa, su kalitesi açısından kendi kendini yenilemesi de o kadar kolay olacaktır. <br />
<br />
Göle kirlilik taşınımını azaltmak için öncelikle, göle ulaşan su kaynaklarının girişlerine atıksu arıtma tesislerinin yapılması ve havzadaki tarımsal aktivitelerde kullanılan gübre ve pestisit miktarlarının azaltılması gerekmektedir. Azap Gölü Havzası'nda, bitkisel ve hayvansal ürünlerin, ekolojik yöntemler kullanılarak elde edilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. <br />
<br />
Azap Gölü barındırdığı canlı türleri, su seviye- bütçesi, yörenin mikro klimasının, korunması ve çevredeki ekolojik tarımın geliştirilmesi için mutlaka yasalarla koruma altına alınmalıdır."<br />
<br />
Dha]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Beşparmak Dağları'nın eteklerindeki, zengin bitki ve hayvan çeşitlliğine evsahipliği yapan Azap Gölü, kirlilikle boğuşuyor. <br />
<br />
Söke'nin kırsal Yeşilköy ve Avşar mahalleleri arasındaki sakarmeke, bahri, tepeli pelikan, yeşilbaş, küçük akbalıkçıl, küçük karabatak, angıt ve turna gibi pek çok kuş türüne evsahipliği yapan gölde son günlerde yaşanan köpürme çevrecileri ve yöre halkını endişlendirdi. <br />
<br />
<br />
Geçtiğimiz yıllarda kirlilik ve oksijensizlikten dolayı yaşanan toplu balık ölümleri ile gündeme gelen Aydın bölgesinin en önemli üç sulak alanından Azap Gölü'ndeki bu durum EKODOSD'u harekete geçirdi.<br />
<br />
 Ulusal Sulak Alan adayı olan 25 kilometrekare büyüklüğündeki gölde inceleme yapan EKODOSD, yaşanan tehlikeye dikkat çekti. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, göldeki köpürmenin en büyük etkenlerden birinin aşırı zirai ilaç kullanımı olduğunu söyledi. Azap Gölü'nde ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını belirten Sürücü, dernek bilim danışmanlarının köpürme konusunda gerekli araştırmaları yapıp, bir rapor hazırlayacağını kaydetti. <br />
<br />
Kirlenen göl suyunun sert esen rüzgarlarla köpürdüğünü gözlemlediklerini aktaran Sürücü, "Azap Gölü'nün bu hale gelmesindeki önemli etkenlerden arasında zirai ilaç kulanımının yanı sıra kum ocaklarından gelen kumlar, maden ocaklarından derelerle taşınan silisli topraklarda yer almaktadır. <br />
<br />
Yıllardır, 'Nasıl olsa sahipsiz' denilerek bir türlü durdurulamayan, vicdansız insanların attığı çöpler, fazla yağışın olmaması nedeniyle Büyük Menderes Nehri'nin gölle buluşamaması da kirliliğin boyutunun büyümesinin etkenlerinden biri oldu" dedi<br />
<br />
.<br />
'AZAP GÖLÜ MUTLAKA YASALARLA KORUMA ALTINA ALINMALI'<br />
<br />
EKODOSD Bilim Danışmanı ve üyesi Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici de Azap Gölü'nün köpürmesiyle ilgili su bilgileri verdi: "Göldeki kirlilik kaynağı, burayı besleyen sularla, gölün topoğrafik yapısına bağlı olarak yağış ve taşkınlarla göle taşınan azot, fosfor gibi elementlerle yüklü yüzey suları ve gölün etrafında çok yoğun tarım alanlarında kullanılan gübre, böcek yabani ot öldürücülerinin aşırı kullanımıdır. Yapılan araştırmalarda gölde aşırı oranda mavi yeşil alg oluşumu ve baskınlığının belirlenmesi; gölün evsel, sanayi ve tarımsal kirliliğin etkisinde olduğunun göstergesidir. Göle gelen dış kaynaklı fosfor ve azot miktarları ne kadar azalırsa ve gölün mevcut topografik ve hidrodinamik yapısı korunursa, su kalitesi açısından kendi kendini yenilemesi de o kadar kolay olacaktır. <br />
<br />
Göle kirlilik taşınımını azaltmak için öncelikle, göle ulaşan su kaynaklarının girişlerine atıksu arıtma tesislerinin yapılması ve havzadaki tarımsal aktivitelerde kullanılan gübre ve pestisit miktarlarının azaltılması gerekmektedir. Azap Gölü Havzası'nda, bitkisel ve hayvansal ürünlerin, ekolojik yöntemler kullanılarak elde edilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır. <br />
<br />
Azap Gölü barındırdığı canlı türleri, su seviye- bütçesi, yörenin mikro klimasının, korunması ve çevredeki ekolojik tarımın geliştirilmesi için mutlaka yasalarla koruma altına alınmalıdır."<br />
<br />
Dha]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye, çevre ve doğa korumada en son sıralarda]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cevre-ve-doga-korumada-en-son-siralarda.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Feb 2016 12:11:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-turkiye-cevre-ve-doga-korumada-en-son-siralarda.html</guid>
			<description><![CDATA[Bu yılki Davos zirvesinde yayınlanan raporda 10 üzerinden 0.1 puan alarak çevre hassasiyetinde 60 ülke arasında 59'uncu olan Türkiye'ye bir kötü haber de, dünyanın en önemli üniversitelerinden Yale'den geldi. İki yılda bir yayımlanan Yale Üniversitesi Dünya Çevre Performansı Endeksi'nde (Environmental Performance Index - EPI) iki yılda 33 basamak geri giderek genelde 99'uncu olan Türkiye, Doğa ve Yaban Hayatı Koruma (Biodiversity and Habitat) kategorisinde ise 100 üzerinden 22.5 puan alarak 180 ülke içinde 177'nci oldu. Bu, EPI'nın 9 ana kategorisi arasında Türkiye'nin en kötüye gittiği kategori oldu. Bu kategoride Sao Tome Principe son sırada yer alırken, onun önünde sırasıyla Somali, Afganistan, Türkiye, Haiti, Libya, Lesotho, Barbados, Suriye ve Irak yer aldı.<br />
<br />
EN İYİ 3 ÜLKE FİNLANDİYA, İZLANDA, İSVEÇ<br />
<br />
Yale Üniversitesi Dünya Çevre Performansı Endeksi'nde en iyi ülke yüzde 90.68 ilerleme kaydeden Finlandiya oldu. Yüzde 90 üzerinde ilerleme kaydeden İzlanda ikinci, İsveç üçüncü oldu. Bu ülkeleri ilk 10'da sırasıyla Danimarka, Slovenya, İspanya, Portekiz, Estonya, Malta ve Fransa takip etti.<br />
<br />
IRAK, SURİYE VE LİBYA'NIN BİLE GERİSİNDE KALDI<br />
<br />
Doğa ve yaban hayatı korumada 10 yıl öncesine göre yüzde 23.4 geriye giden Türkiye, iç savaş ve diğer felaketlerle mücadele eden Irak, Suriye, Libya ve Haiti'nin bile gerisinde kaldı. Dünya Çapında Önemli Türleri Koruma (Species Protection - Global) kategorisinde ise Somali ve Afganistan'ın da gerisinde kalan Türkiye, 100 üzerinden 6.6 puan alarak 180 ülke arasında 179'uncu oldu. 177'nci olduğu milli parklar ve diğer korunan alanlar kategorisinde ise 10 yıl öncesine göre yüzde 30 geriye giden Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmayı arttıran karbondioksit emisyonlarındaki hızlı artış yüzünden de bu kategoride 164'üncü oldu.<br />
<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu yılki Davos zirvesinde yayınlanan raporda 10 üzerinden 0.1 puan alarak çevre hassasiyetinde 60 ülke arasında 59'uncu olan Türkiye'ye bir kötü haber de, dünyanın en önemli üniversitelerinden Yale'den geldi. İki yılda bir yayımlanan Yale Üniversitesi Dünya Çevre Performansı Endeksi'nde (Environmental Performance Index - EPI) iki yılda 33 basamak geri giderek genelde 99'uncu olan Türkiye, Doğa ve Yaban Hayatı Koruma (Biodiversity and Habitat) kategorisinde ise 100 üzerinden 22.5 puan alarak 180 ülke içinde 177'nci oldu. Bu, EPI'nın 9 ana kategorisi arasında Türkiye'nin en kötüye gittiği kategori oldu. Bu kategoride Sao Tome Principe son sırada yer alırken, onun önünde sırasıyla Somali, Afganistan, Türkiye, Haiti, Libya, Lesotho, Barbados, Suriye ve Irak yer aldı.<br />
<br />
EN İYİ 3 ÜLKE FİNLANDİYA, İZLANDA, İSVEÇ<br />
<br />
Yale Üniversitesi Dünya Çevre Performansı Endeksi'nde en iyi ülke yüzde 90.68 ilerleme kaydeden Finlandiya oldu. Yüzde 90 üzerinde ilerleme kaydeden İzlanda ikinci, İsveç üçüncü oldu. Bu ülkeleri ilk 10'da sırasıyla Danimarka, Slovenya, İspanya, Portekiz, Estonya, Malta ve Fransa takip etti.<br />
<br />
IRAK, SURİYE VE LİBYA'NIN BİLE GERİSİNDE KALDI<br />
<br />
Doğa ve yaban hayatı korumada 10 yıl öncesine göre yüzde 23.4 geriye giden Türkiye, iç savaş ve diğer felaketlerle mücadele eden Irak, Suriye, Libya ve Haiti'nin bile gerisinde kaldı. Dünya Çapında Önemli Türleri Koruma (Species Protection - Global) kategorisinde ise Somali ve Afganistan'ın da gerisinde kalan Türkiye, 100 üzerinden 6.6 puan alarak 180 ülke arasında 179'uncu oldu. 177'nci olduğu milli parklar ve diğer korunan alanlar kategorisinde ise 10 yıl öncesine göre yüzde 30 geriye giden Türkiye, iklim değişikliği ve küresel ısınmayı arttıran karbondioksit emisyonlarındaki hızlı artış yüzünden de bu kategoride 164'üncü oldu.<br />
<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelebekler baharı bekliyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kelebekler-bahari-bekliyor.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2016 15:59:00 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kelebekler-bahari-bekliyor.html</guid>
			<description><![CDATA[[FONT=System]<br />
<br />
Kelebek Park Genel Müdürü Barış Dursun, kelebeklerin nisan ayında ipek kozalarından çıkarak park içinde özgürce uçacağını söyledi. Parkta 12 türde yüzlerce kelebek bulunduğunu kaydeden Dursun, parkta yaşamın canlanması için birtakım öncelikler olduğunu, bu kapsamda tesis içersindeki bitki örtüsünü yeni sezon için yenilediklerini söyledi.<br />
<br />
Kelebeklerin yaşamına yönelik, onların özgürce uçacağı bir atmosfer yarattıklarını anlatan Dursun, "Kelebek popülasyonu baharla birlikte canlanacak. Havaların ısınmasıyla kozalarından çıkacak kelebekleri 10 bin ayrı tür ve özellikteki bitki örtüsü karşılayacak" dedi. Parktaki kelebek döngüsünün pupa evresiyle (kelebeğin doğumundan bir önceki dönem) başladığına değinen Barış Dursun, "Kelebek pupadan çıktıktan sonra yaklaşık bir gün kanatlarını kurutmak için bekler. Ardından uçmaya başlar ve çiçek nektarlarıyla beslenerek hayatını sürdürür" diye konuştu.<br />
<br />
30 GÜNDE KELEBEK OLUYORLAR<br />
<br />
Ücretle gezilebilen Kelebek Park'ta 25 farklı ülkede yaşayan Attacus Atlas, Cethosia Cyane, Graphium Agamennon, Hypolimnas Bolina, Idea Leuconea, Papilio Demoleus, Papilio Polinurus, Papilio Polytes, Papilio Rumanzoia, Parthenos Sylvia cinsi kelebek bulunduğunu kaydeden Dursun, "Burada eşleşen dişi kelebekler sadece kendi bitkisine 100 ila 1000 arasında yumurta bırakıyor. Yumurta evresinden kelebek olma süresine geçen zaman ise yaklaşık 30 gün" dedi.<br />
 DHA ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[FONT=System]<br />
<br />
Kelebek Park Genel Müdürü Barış Dursun, kelebeklerin nisan ayında ipek kozalarından çıkarak park içinde özgürce uçacağını söyledi. Parkta 12 türde yüzlerce kelebek bulunduğunu kaydeden Dursun, parkta yaşamın canlanması için birtakım öncelikler olduğunu, bu kapsamda tesis içersindeki bitki örtüsünü yeni sezon için yenilediklerini söyledi.<br />
<br />
Kelebeklerin yaşamına yönelik, onların özgürce uçacağı bir atmosfer yarattıklarını anlatan Dursun, "Kelebek popülasyonu baharla birlikte canlanacak. Havaların ısınmasıyla kozalarından çıkacak kelebekleri 10 bin ayrı tür ve özellikteki bitki örtüsü karşılayacak" dedi. Parktaki kelebek döngüsünün pupa evresiyle (kelebeğin doğumundan bir önceki dönem) başladığına değinen Barış Dursun, "Kelebek pupadan çıktıktan sonra yaklaşık bir gün kanatlarını kurutmak için bekler. Ardından uçmaya başlar ve çiçek nektarlarıyla beslenerek hayatını sürdürür" diye konuştu.<br />
<br />
30 GÜNDE KELEBEK OLUYORLAR<br />
<br />
Ücretle gezilebilen Kelebek Park'ta 25 farklı ülkede yaşayan Attacus Atlas, Cethosia Cyane, Graphium Agamennon, Hypolimnas Bolina, Idea Leuconea, Papilio Demoleus, Papilio Polinurus, Papilio Polytes, Papilio Rumanzoia, Parthenos Sylvia cinsi kelebek bulunduğunu kaydeden Dursun, "Burada eşleşen dişi kelebekler sadece kendi bitkisine 100 ila 1000 arasında yumurta bırakıyor. Yumurta evresinden kelebek olma süresine geçen zaman ise yaklaşık 30 gün" dedi.<br />
 DHA ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bodrum Tuzla Sulak Alanı kuş cennetine döndü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bodrum-tuzla-sulak-alani-kus-cennetine-dondu.html</link>
			<pubDate>Mon, 25 Jan 2016 15:56:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bodrum-tuzla-sulak-alani-kus-cennetine-dondu.html</guid>
			<description><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte İç Anadolu ve Kuzey Ege'den Bodrum'daki Tuzla Sulak Alanı'na gelen başta flamingo olmak üzere göçmen kuşların sayısının on bine yaklaştığı belirtildi. Sulak alan üzerinde balıkçıl, pelikan, su tavuğu, karabatak benzeri kırka yakın kuş türü ile birlikte yemlenen flamingolar, görsel şölen oluşturdu. <br />
<br />
Tabloları aratmayan görüntüler ortaya çıktı. Sulak alandaki kuşları görmek isteyen başta kuş gözlemcileri olmak üzere hayvanseverler, bölgeye akın etti. Bol bol fotoğraflar çekildi.<br />
<br />
<br />
Emekli Büyükelçi ve Yaban Hayatı Eylem Grubu Başkanı Süha Umar, sulak alanın etrafında koruma bandı oluşturduklarını ve 24 saat kaçak avcılara yönelik denetim yaptıklarını belirterek, "Tuzla sulak alanı son yıllarda çevredeki yapılaşmaya rağmen başta flamingoların olmak üzere onlarca kuş türünün barınma alanı haline geldi. Güvenli bir ortamda yemlenen ve barınan flamingolara yöre halkının ilgisi ve korumacı bilincinin gelişmiş olması önemli" dedi. <br />
<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte İç Anadolu ve Kuzey Ege'den Bodrum'daki Tuzla Sulak Alanı'na gelen başta flamingo olmak üzere göçmen kuşların sayısının on bine yaklaştığı belirtildi. Sulak alan üzerinde balıkçıl, pelikan, su tavuğu, karabatak benzeri kırka yakın kuş türü ile birlikte yemlenen flamingolar, görsel şölen oluşturdu. <br />
<br />
Tabloları aratmayan görüntüler ortaya çıktı. Sulak alandaki kuşları görmek isteyen başta kuş gözlemcileri olmak üzere hayvanseverler, bölgeye akın etti. Bol bol fotoğraflar çekildi.<br />
<br />
<br />
Emekli Büyükelçi ve Yaban Hayatı Eylem Grubu Başkanı Süha Umar, sulak alanın etrafında koruma bandı oluşturduklarını ve 24 saat kaçak avcılara yönelik denetim yaptıklarını belirterek, "Tuzla sulak alanı son yıllarda çevredeki yapılaşmaya rağmen başta flamingoların olmak üzere onlarca kuş türünün barınma alanı haline geldi. Güvenli bir ortamda yemlenen ve barınan flamingolara yöre halkının ilgisi ve korumacı bilincinin gelişmiş olması önemli" dedi. <br />
<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rabia Ana kazandı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-rabia-ana-kazandi.html</link>
			<pubDate>Fri, 22 Jan 2016 12:11:39 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-rabia-ana-kazandi.html</guid>
			<description><![CDATA[TEMA Vakfı’nın açtığı davada Danıştay’ın Yeşil Yol Projesi’ni de kapsayan Karadeniz Bölgesi’ndeki 6 ilin Çevre Düzeni Planı’nda ’yürütmeyi durdurma’ kararı vermesi bölge halkınca sevinçle karşılandı.<br />
<br />
Direnişin simgesi haline dönüşen ’Rabia Ana’ ismiyle ünlenen Rabia Özcan Cumhuriyet’e konuştu. Mücadeleye devam edeceğini belirten Özcan, ’Hukuka sığınmıştık. Olması gereken bir netice. Beklediğimiz sonuç. Bütün annelerin adına mutlu oldum. Gelecekteki tüm torunlar için sevindim’ diye konuştu.<br />
<br />
Emsal karar olmalı<br />
<br />
Özcan’ın oğlu Bülent Bekar da Danıştay’ın kararının kendi açtıkları diğer davalar için emsal bir karar oluşturacağını vurgulayarak ’Açtığımız davalarda da aynı sonucu bekliyoruz. Danıştay’ın verdiği karar örnek teşkil ediyor’ ifadesini kullandı. Bundan sonraki süreçte de mahkemenin kararlarını ’olumlu’ beklediklerini belirten Bekar, ’Mahkeme kararlarına uyulmasını bekliyoruz’ dedi.<br />
<br />
Fırtına İnsiyatifi adına konuşan avukat Yakup Okumuşoğlu ise TEMA Vakfı’nı tebrik ederek şöyle konuştu:<br />
<br />
’Çevre düzeni planları, planlama sırasında anayasa görevi görür. Çevre düzeni planında olmayan bir projenin planlanması hukuka uygun değildir. Mahkeme kararı da bizim yıllardır söylediğimiz şeyi doğruladı. Bu yöndeki eksikliğe vurgu yaptı. Alınan tüm izin ve ruhsatları çökertti.’<br />
Danıştay bizi doğruladı<br />
Karardan umutlandıklarını söyleyen O komuşoğlu ’Bu sonuç, şu anki ve bundan sonraki tüm davalara temel olacaktır. Bizim davalarımızda da yakında bu yönde bir sonuç çıkmasını bekliyoruz. Şu anda mahkeme kararının uygulanmasını sağlamaya çalışacağız. Uygulamaya geçirilen birtakım projeler var, onların durdurulmasını talep edeceğiz. Türkiye ekolojisi açısından değerli bir kazanım. İdarelerin keyfi uygulamalarının önü kapanmış oldu’ dedi.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TEMA Vakfı’nın açtığı davada Danıştay’ın Yeşil Yol Projesi’ni de kapsayan Karadeniz Bölgesi’ndeki 6 ilin Çevre Düzeni Planı’nda ’yürütmeyi durdurma’ kararı vermesi bölge halkınca sevinçle karşılandı.<br />
<br />
Direnişin simgesi haline dönüşen ’Rabia Ana’ ismiyle ünlenen Rabia Özcan Cumhuriyet’e konuştu. Mücadeleye devam edeceğini belirten Özcan, ’Hukuka sığınmıştık. Olması gereken bir netice. Beklediğimiz sonuç. Bütün annelerin adına mutlu oldum. Gelecekteki tüm torunlar için sevindim’ diye konuştu.<br />
<br />
Emsal karar olmalı<br />
<br />
Özcan’ın oğlu Bülent Bekar da Danıştay’ın kararının kendi açtıkları diğer davalar için emsal bir karar oluşturacağını vurgulayarak ’Açtığımız davalarda da aynı sonucu bekliyoruz. Danıştay’ın verdiği karar örnek teşkil ediyor’ ifadesini kullandı. Bundan sonraki süreçte de mahkemenin kararlarını ’olumlu’ beklediklerini belirten Bekar, ’Mahkeme kararlarına uyulmasını bekliyoruz’ dedi.<br />
<br />
Fırtına İnsiyatifi adına konuşan avukat Yakup Okumuşoğlu ise TEMA Vakfı’nı tebrik ederek şöyle konuştu:<br />
<br />
’Çevre düzeni planları, planlama sırasında anayasa görevi görür. Çevre düzeni planında olmayan bir projenin planlanması hukuka uygun değildir. Mahkeme kararı da bizim yıllardır söylediğimiz şeyi doğruladı. Bu yöndeki eksikliğe vurgu yaptı. Alınan tüm izin ve ruhsatları çökertti.’<br />
Danıştay bizi doğruladı<br />
Karardan umutlandıklarını söyleyen O komuşoğlu ’Bu sonuç, şu anki ve bundan sonraki tüm davalara temel olacaktır. Bizim davalarımızda da yakında bu yönde bir sonuç çıkmasını bekliyoruz. Şu anda mahkeme kararının uygulanmasını sağlamaya çalışacağız. Uygulamaya geçirilen birtakım projeler var, onların durdurulmasını talep edeceğiz. Türkiye ekolojisi açısından değerli bir kazanım. İdarelerin keyfi uygulamalarının önü kapanmış oldu’ dedi.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Filler neden kanser olmuyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-filler-neden-kanser-olmuyor.html</link>
			<pubDate>Tue, 03 Nov 2015 11:59:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-filler-neden-kanser-olmuyor.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR=#222222]Yeryüzünde birçok hayvan türü insanlar gibi kansere yakalanıyor. Fakat bazı gizemli hayvan türleri var ki, kanser ile savaşmanın şaşırtıcı yollarını kullanıyorlar.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Filler insanlardan trilyonlarca daha fazla hücreye sahip ve daha uzun bir ömür yaşıyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Fakat kansere yakalanma oranları insanlara oranla çok daha düşük.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Bu örnek Richard Peto’dan ismini alan Peto’nun paradoksunun da açıkladığı gibi, kanser yaygınlığının vücut büyüklüğüyle bağlantılı olmadığını gözler önüne seriyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Fil nüfusunun yalnızca yüzde beşi kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. [COLOR=#222222]Beş insandan birinin kanserden öldüğü düşünülünce bu oran son derece az.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FİLLER KANSERE NEDEN YAKALANMIYOR?<br />
</span> <br />
[COLOR=#222222]Geçtiğimiz ay, fil genomunun bol miktarda kanserle savaşan gen içerdiği saptandı. <br />
[COLOR=#222222]p53 isimli tümör bastırıcı gen birçok hayvanda bulunuyor. <br />
[COLOR=#222222]İnsanların genomunda sadece bir adet bulunurken, fillerde yirmi p53 saptandı. <br />
[COLOR=#222222]Chicago Üniversitesi’ndn Vincent Lynch bu genin iki görevini açıklıyor: <br />
[COLOR=#222222]’Gen öncelikle hücrenin çoğalmasını engelleyerek kendini onarması için süre sağlıyor. <br />
[COLOR=#222222]Eğer hücrenin iyileşmesi imkansız ise, p53 hücreyi kendisini yok etmesi için zorluyor.’ <br />
[COLOR=#222222]Bu sürece apoptoz ismi veriliyor. <br />
[COLOR=#222222]Teorik olarak, kanser hastaları için fillerdeki süreci taklit edecek ilaçlar üretebileceğini ekliyor. <br />
[COLOR=#222222]Nutlin isimli bir ilaç şu anda test aşamasında. <br />
[COLOR=#222222]İlaç, p53 proteinini koruyup, işini devam ettirebilmesini sağlıyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KUTUP BALİNALARININ SIRRI HALA BİLİNMİYOR</span> <br />
[COLOR=#222222]Kutup balinalarının kansere yakalanma oranı fillerden bile düşük. <br />
[COLOR=#222222]Yaşayan en büyük canlı olmalarının yanı sıra, 200 yıla aşkın ömürleri boyunca kansere yakalanmamaları aslında çok şaşırtıcı. <br />
[COLOR=#222222]Bilim insanları kutup balinalarının genlerini taradıklarında DNA’larının hasar görmesini önleyen mutasyonlarla karşılaştı. <br />
[COLOR=#222222]Bu da balinaların kansere yakalanma riskini düşürüyor. <br />
[COLOR=#222222]Laboratuvarında kutup balina hücreleriyle çalışan Rochester Üniversitesi’nden Vera Gorbunova henüz balinalara kanser bulaştırmanın yolunu bulamadı. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunava "Kutup balinası hücrelerini kanserli yapmak insanlarınkini yapmaktan çok daha zor. Bunun nedenini bilmiyoruz" diyor. <br />
[COLOR=#222222]Henüz kutup balinalarını kanserden hangi genin koruduğu bilinmiyor. <br />
[COLOR=#222222]Liverpool Üniversitesi’nden JoÃ£o Pedro de MagalhÃ£es, kutup balinası genlerinin farelere aktarılarak hangi genin faydalı olduğunu bulabileceğini söylüyor. <br />
[COLOR=#222222]MagalhÃ£es, "Farelerle çalışarak hangi genlerin hastalıklarla savaşıp uzun bir yaşamı sağladığını bulabiliriz" diyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİYALÜRONİK ASİDİN GÖREVİ NE?</span> <br />
[COLOR=#222222]Gelecekteki kanser tedavisine bir diğer umut da tüysüz köstebek fareleri. <br />
[COLOR=#222222]Böylesine küçük bir hayvan için oldukça uzun 30 yıllık bir ömüre sahip tüysüz köstebek fareleri, kansere karşı doğal bir korunma mekanizmasına sahip. <br />
[COLOR=#222222]Yıllardır süren çalışmalar sonucunda hiçbir tüysüz köstebek faresi tümöre yakalanmadı. <br />
[COLOR=#222222]2013 yılında Gorbunova ve çalışma arkadaşları tüysüz köstebek farelerin tümöre yakalanmaktan koruyan özel bir molekül ürettiğini saptadı. <br />
[COLOR=#222222]Yoğun ve şekerli Hiyalüronik asit isimli bu madde hücrelerin arasında yer alıyor. <br />
[COLOR=#222222]Hücreler mutasyona uğrasa bile asit hücrelerin arasında yapışkan, koruyucu bir cam görevi yaparak daha fazla bölünmelerini önlüyor. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunova’ya göre bu işleyişin esas alındığı tedavi yöntemi beş yıl içinde uygulanabilir. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunova "İnsanlar da hiyalüronik asit üretse de bizim ürettiğimiz tüysüz köstebek farelerinkinden oldukça farklı. Fareler asiti daha yoğun ve büyük miktarlarda üretiyor. Bu molekülü insanlarda kullanmanın yollarını arıyoruz" diyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AYNI YÖNTEM İNSANLARDA KULLANILABİLİR Mİ?</span> <br />
[COLOR=#222222]Tüm bu gelişmeler ümit verici görünse de, kanserin tamamen önlenmesi umuduna kapılmak için çok erken. <br />
[COLOR=#222222]Sorun, bu tedavi yöntemlerinin insanlara uygun olup olmadığı. <br />
[COLOR=#222222]Tüysüz köstebek fareleri insanlardan farklı olduğu için, fazladan hiyalüronik asidin insan vücudunu nasıl etkileyeceği bilinmiyor. <br />
[COLOR=#222222]Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Kanser uzmanı David Vail şöyle konuşuyor: <br />
[COLOR=#222222]"Vücudumuzda daha az hiyalüronik asit olmasının bir nedeni olabilir. Daha yüksek orandaki asit vücudumuzu zehirleyebilir.’’ <br />
[COLOR=#222222]BBC Türkçe’nin yansıttığı habere göre aynı durum genetik manipülasyon için de geçerli. <br />
[COLOR=#222222]Tüysüz köstebek farelerinde kanserle savaşan bir gen insanlarda tamamen yeni bir hastalığa neden olabilir. <br />
[COLOR=#222222]Vail ekliyor: ’Genetik manipülasyonu deneyene kadar insanoğlunun ne kaybedeceğini bilmiyoruz. Bir canlı türünde sihirli görünen şeyler başka bir türle uyumlu olmayabilir.’ <br />
[COLOR=#222222]Bu teorik bir sorun değil, çünkü daha önce benzer örneklerin yaşandığı biliniyor. <br />
[COLOR=#222222]2002 yılında yapılan bir araştırmada farelere birden fazla p53 geni aktarıldı. <br />
[COLOR=#222222]Kansere karşı direnç kazansalar da çok hızlı yaşlanmaya ve genç yaşta üreyememeye başladı. <br />
[COLOR=#222222]İç organlarından bazıları da büyük oranda küçüldü. <br />
[COLOR=#222222]Bu beklenmeyen sonuç, sadece farelere fazladan p53 verilmesiyle açıklanabilirdi. <br />
[COLOR=#222222]2007’de devam eden aynı araştırmada bu sefer farelere bir tane p53 eklendi ve yan etkiler olmadan daha uzun bir hayat yaşamaları sağlandı. <br />
[COLOR=#222222]Fakat Lynch insanlara fazladan gen aktarılmasının nasıl sonuçlara yol açacağından emin değil. <br />
[COLOR=#222222]Lynch, bu genler yararlı olsaydı, yüzbinlerce yıldır evrim geçiren insanlarda çoktan ortaya çıkacağı görüşünde.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Odatv.com</span> ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR=#222222]Yeryüzünde birçok hayvan türü insanlar gibi kansere yakalanıyor. Fakat bazı gizemli hayvan türleri var ki, kanser ile savaşmanın şaşırtıcı yollarını kullanıyorlar.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Filler insanlardan trilyonlarca daha fazla hücreye sahip ve daha uzun bir ömür yaşıyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Fakat kansere yakalanma oranları insanlara oranla çok daha düşük.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Bu örnek Richard Peto’dan ismini alan Peto’nun paradoksunun da açıkladığı gibi, kanser yaygınlığının vücut büyüklüğüyle bağlantılı olmadığını gözler önüne seriyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]Fil nüfusunun yalnızca yüzde beşi kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. [COLOR=#222222]Beş insandan birinin kanserden öldüğü düşünülünce bu oran son derece az.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">FİLLER KANSERE NEDEN YAKALANMIYOR?<br />
</span> <br />
[COLOR=#222222]Geçtiğimiz ay, fil genomunun bol miktarda kanserle savaşan gen içerdiği saptandı. <br />
[COLOR=#222222]p53 isimli tümör bastırıcı gen birçok hayvanda bulunuyor. <br />
[COLOR=#222222]İnsanların genomunda sadece bir adet bulunurken, fillerde yirmi p53 saptandı. <br />
[COLOR=#222222]Chicago Üniversitesi’ndn Vincent Lynch bu genin iki görevini açıklıyor: <br />
[COLOR=#222222]’Gen öncelikle hücrenin çoğalmasını engelleyerek kendini onarması için süre sağlıyor. <br />
[COLOR=#222222]Eğer hücrenin iyileşmesi imkansız ise, p53 hücreyi kendisini yok etmesi için zorluyor.’ <br />
[COLOR=#222222]Bu sürece apoptoz ismi veriliyor. <br />
[COLOR=#222222]Teorik olarak, kanser hastaları için fillerdeki süreci taklit edecek ilaçlar üretebileceğini ekliyor. <br />
[COLOR=#222222]Nutlin isimli bir ilaç şu anda test aşamasında. <br />
[COLOR=#222222]İlaç, p53 proteinini koruyup, işini devam ettirebilmesini sağlıyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KUTUP BALİNALARININ SIRRI HALA BİLİNMİYOR</span> <br />
[COLOR=#222222]Kutup balinalarının kansere yakalanma oranı fillerden bile düşük. <br />
[COLOR=#222222]Yaşayan en büyük canlı olmalarının yanı sıra, 200 yıla aşkın ömürleri boyunca kansere yakalanmamaları aslında çok şaşırtıcı. <br />
[COLOR=#222222]Bilim insanları kutup balinalarının genlerini taradıklarında DNA’larının hasar görmesini önleyen mutasyonlarla karşılaştı. <br />
[COLOR=#222222]Bu da balinaların kansere yakalanma riskini düşürüyor. <br />
[COLOR=#222222]Laboratuvarında kutup balina hücreleriyle çalışan Rochester Üniversitesi’nden Vera Gorbunova henüz balinalara kanser bulaştırmanın yolunu bulamadı. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunava "Kutup balinası hücrelerini kanserli yapmak insanlarınkini yapmaktan çok daha zor. Bunun nedenini bilmiyoruz" diyor. <br />
[COLOR=#222222]Henüz kutup balinalarını kanserden hangi genin koruduğu bilinmiyor. <br />
[COLOR=#222222]Liverpool Üniversitesi’nden JoÃ£o Pedro de MagalhÃ£es, kutup balinası genlerinin farelere aktarılarak hangi genin faydalı olduğunu bulabileceğini söylüyor. <br />
[COLOR=#222222]MagalhÃ£es, "Farelerle çalışarak hangi genlerin hastalıklarla savaşıp uzun bir yaşamı sağladığını bulabiliriz" diyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HİYALÜRONİK ASİDİN GÖREVİ NE?</span> <br />
[COLOR=#222222]Gelecekteki kanser tedavisine bir diğer umut da tüysüz köstebek fareleri. <br />
[COLOR=#222222]Böylesine küçük bir hayvan için oldukça uzun 30 yıllık bir ömüre sahip tüysüz köstebek fareleri, kansere karşı doğal bir korunma mekanizmasına sahip. <br />
[COLOR=#222222]Yıllardır süren çalışmalar sonucunda hiçbir tüysüz köstebek faresi tümöre yakalanmadı. <br />
[COLOR=#222222]2013 yılında Gorbunova ve çalışma arkadaşları tüysüz köstebek farelerin tümöre yakalanmaktan koruyan özel bir molekül ürettiğini saptadı. <br />
[COLOR=#222222]Yoğun ve şekerli Hiyalüronik asit isimli bu madde hücrelerin arasında yer alıyor. <br />
[COLOR=#222222]Hücreler mutasyona uğrasa bile asit hücrelerin arasında yapışkan, koruyucu bir cam görevi yaparak daha fazla bölünmelerini önlüyor. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunova’ya göre bu işleyişin esas alındığı tedavi yöntemi beş yıl içinde uygulanabilir. <br />
[COLOR=#222222]Gorbunova "İnsanlar da hiyalüronik asit üretse de bizim ürettiğimiz tüysüz köstebek farelerinkinden oldukça farklı. Fareler asiti daha yoğun ve büyük miktarlarda üretiyor. Bu molekülü insanlarda kullanmanın yollarını arıyoruz" diyor.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">AYNI YÖNTEM İNSANLARDA KULLANILABİLİR Mİ?</span> <br />
[COLOR=#222222]Tüm bu gelişmeler ümit verici görünse de, kanserin tamamen önlenmesi umuduna kapılmak için çok erken. <br />
[COLOR=#222222]Sorun, bu tedavi yöntemlerinin insanlara uygun olup olmadığı. <br />
[COLOR=#222222]Tüysüz köstebek fareleri insanlardan farklı olduğu için, fazladan hiyalüronik asidin insan vücudunu nasıl etkileyeceği bilinmiyor. <br />
[COLOR=#222222]Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Kanser uzmanı David Vail şöyle konuşuyor: <br />
[COLOR=#222222]"Vücudumuzda daha az hiyalüronik asit olmasının bir nedeni olabilir. Daha yüksek orandaki asit vücudumuzu zehirleyebilir.’’ <br />
[COLOR=#222222]BBC Türkçe’nin yansıttığı habere göre aynı durum genetik manipülasyon için de geçerli. <br />
[COLOR=#222222]Tüysüz köstebek farelerinde kanserle savaşan bir gen insanlarda tamamen yeni bir hastalığa neden olabilir. <br />
[COLOR=#222222]Vail ekliyor: ’Genetik manipülasyonu deneyene kadar insanoğlunun ne kaybedeceğini bilmiyoruz. Bir canlı türünde sihirli görünen şeyler başka bir türle uyumlu olmayabilir.’ <br />
[COLOR=#222222]Bu teorik bir sorun değil, çünkü daha önce benzer örneklerin yaşandığı biliniyor. <br />
[COLOR=#222222]2002 yılında yapılan bir araştırmada farelere birden fazla p53 geni aktarıldı. <br />
[COLOR=#222222]Kansere karşı direnç kazansalar da çok hızlı yaşlanmaya ve genç yaşta üreyememeye başladı. <br />
[COLOR=#222222]İç organlarından bazıları da büyük oranda küçüldü. <br />
[COLOR=#222222]Bu beklenmeyen sonuç, sadece farelere fazladan p53 verilmesiyle açıklanabilirdi. <br />
[COLOR=#222222]2007’de devam eden aynı araştırmada bu sefer farelere bir tane p53 eklendi ve yan etkiler olmadan daha uzun bir hayat yaşamaları sağlandı. <br />
[COLOR=#222222]Fakat Lynch insanlara fazladan gen aktarılmasının nasıl sonuçlara yol açacağından emin değil. <br />
[COLOR=#222222]Lynch, bu genler yararlı olsaydı, yüzbinlerce yıldır evrim geçiren insanlarda çoktan ortaya çıkacağı görüşünde.<br />
 <br />
[COLOR=#222222]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Odatv.com</span> ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırıkkale'de 30 bin pullu sazan gölete bırakıldı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kirikkale-de-30-bin-pullu-sazan-golete-birakildi.html</link>
			<pubDate>Wed, 13 Aug 2014 22:33:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=14">HüsniyeDuman</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kirikkale-de-30-bin-pullu-sazan-golete-birakildi.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2014/08/6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 2014 yılı Balıklandırma Programı kapsamında Keskin ilçesinde Cinali Göleti'ne balık bırakılmasının ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Recep Kırbaş, yaptığı açıklamada, bu çalışmayı Bakanlığın Stratejik Kalkınma Planı çerçevesinde ekolojik dengeyi sağlayarak, doğadaki canlı varlıkları zenginleştirmek amacıyla yaptıklarını söyledi.<br />
<br />
Kırbaş, balık yavrularının Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretim ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğünden temin edildiğini belirterek, bu çalışmayla balık popülasyonunda artışların olacağını vurguladı.<br />
<br />
30 bin pullu sazan yavrusunu Cinali göletine bıraktıklarını ifade eden Kırbaş, şöyle devam etti:<br />
<br />
"Sazan balığı hem kültür balıkçılığında hem de doğal suların aşılanmasında kullanılmaktadır. Balıklandırma çalışması ile su kaynaklarımızda biyolojik çeşitliliğin arttırılması ve amatör avcılığın geliştirilmesini hedefliyoruz. Gelecek nesle su ürünleri varlığımızı miras bırakmak adına da bölge halkımızın su ürünleri yasaklarına uymaları gerekmektedir."<br />
<br />
Kırbaş, göl, gölet, akarsu ve nehirlerde mevcut balık stoklarının korunması, yerli balık ırklarının varlığının devamı, ekonomik değeri yüksek balık türlerinin artırılmasını sağlamak amacıyla sürdürülen balıklandırma çalışmalarının il genelinde artarak devam edeceğini kaydetti.<br />
<br />
Balık stoklarının korunması ve yerel balık ırklarının devamlılığının sağlanması için balıklandırma çalışmalarının önemine dikkati çeken Kırbaş, iç su kaynaklarında, iç bölgelerde balık tüketiminin artırılması ve tüketime bağlı istihdam oluşturmak amacıyla yapılan balıklandırma çalışmalarında doğal bir tür olan 'pullu sazan' kullandıklarını kaydetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 Ağustos 2014 Çarşamba<br />
cumhuriyet.com.tr</span>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2014/08/6.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
 2014 yılı Balıklandırma Programı kapsamında Keskin ilçesinde Cinali Göleti'ne balık bırakılmasının ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Recep Kırbaş, yaptığı açıklamada, bu çalışmayı Bakanlığın Stratejik Kalkınma Planı çerçevesinde ekolojik dengeyi sağlayarak, doğadaki canlı varlıkları zenginleştirmek amacıyla yaptıklarını söyledi.<br />
<br />
Kırbaş, balık yavrularının Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretim ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğünden temin edildiğini belirterek, bu çalışmayla balık popülasyonunda artışların olacağını vurguladı.<br />
<br />
30 bin pullu sazan yavrusunu Cinali göletine bıraktıklarını ifade eden Kırbaş, şöyle devam etti:<br />
<br />
"Sazan balığı hem kültür balıkçılığında hem de doğal suların aşılanmasında kullanılmaktadır. Balıklandırma çalışması ile su kaynaklarımızda biyolojik çeşitliliğin arttırılması ve amatör avcılığın geliştirilmesini hedefliyoruz. Gelecek nesle su ürünleri varlığımızı miras bırakmak adına da bölge halkımızın su ürünleri yasaklarına uymaları gerekmektedir."<br />
<br />
Kırbaş, göl, gölet, akarsu ve nehirlerde mevcut balık stoklarının korunması, yerli balık ırklarının varlığının devamı, ekonomik değeri yüksek balık türlerinin artırılmasını sağlamak amacıyla sürdürülen balıklandırma çalışmalarının il genelinde artarak devam edeceğini kaydetti.<br />
<br />
Balık stoklarının korunması ve yerel balık ırklarının devamlılığının sağlanması için balıklandırma çalışmalarının önemine dikkati çeken Kırbaş, iç su kaynaklarında, iç bölgelerde balık tüketiminin artırılması ve tüketime bağlı istihdam oluşturmak amacıyla yapılan balıklandırma çalışmalarında doğal bir tür olan 'pullu sazan' kullandıklarını kaydetti.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">13 Ağustos 2014 Çarşamba<br />
cumhuriyet.com.tr</span>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyanın en ilginç bilgileri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dunyanin-en-ilginc-bilgileri.html</link>
			<pubDate>Sat, 28 Jun 2014 13:25:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dunyanin-en-ilginc-bilgileri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Sıcak su soğuk sudan daha ağırdır.<br />
<br />
Bir insan hayatı boyunca ortalama 22 kilogram deri kaybediyor.<br />
<br />
Karıncalar uyumaz...<br />
<br />
Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor.<br />
<br />
Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.<br />
<br />
Dünyada çıkan savaşların çoğu doğal kaynakları ele geçirme amacı nedeniyle çıkmaktadır.<br />
<br />
Suudi ArabistanÂ´da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.<br />
<br />
Yunuslar gözleri açık uyurlar.<br />
<br />
Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter.<br />
<br />
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.<br />
<br />
RusyaÂ´nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.<br />
<br />
Eğer bir insan 8 sene, 7 ay ve 6 gün bağırabilseydi (aralıksız), bu bir kahveyi ısıtabilecek olan enerjiye eş bir enerji oluştururdu.<br />
<br />
Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır.<br />
<br />
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.<br />
<br />
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.<br />
<br />
Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.<br />
<br />
Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler.<br />
<br />
Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.<br />
<br />
AvustralyaÂ´daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.<br />
<br />
Ortalama bir erkek, hayatının 3350 saatini tıraş olmak için harcar.<br />
<br />
Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.<br />
<br />
Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.<br />
<br />
Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.<br />
<br />
Timsahlar renk körüdür.<br />
<br />
Ayı inlerinin girişleri herzaman kuzeye bakar.<br />
<br />
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.<br />
<br />
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.<br />
<br />
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.<br />
<br />
Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı KübaÂ´dır<br />
<br />
Eiffel KulesiÂ´nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.<br />
<br />
Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.<br />
<br />
Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz!<br />
<br />
Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.<br />
<br />
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.<br />
<br />
Sümüklü böceklerin dört tane burnu vardır.<br />
<br />
Salatalığın yüzde 96Â´sı sudur.<br />
<br />
Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.<br />
<br />
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.<br />
<br />
Geçen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.<br />
<br />
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.<br />
<br />
Donald Duck çizgi fılmleri FinlandiyaÂ´da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.<br />
<br />
Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı zamanda hayvanlar âleminin en hızlı büyüyen hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır.<br />
<br />
Bir fare bir deveye oranla daha uzun sure susuzluğa dayanabilir.<br />
<br />
El tırnakları ayak tırnaklarına oranla 4 kat daha hızlı uzarlar.<br />
<br />
Kangurular geri geri yürüyemezler.<br />
<br />
Ketçap 1830Â´lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.<br />
<br />
Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.<br />
<br />
Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır. 1950Â´den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.<br />
<br />
Yılanlar duyamaz.<br />
<br />
Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.<br />
<br />
İnsan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.<br />
<br />
Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.<br />
<br />
Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.<br />
<br />
Hergün doğan çocukların ortalama 12Â´si yanlış anne babaya verilmektedir.<br />
<br />
Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.<br />
<br />
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.<br />
<br />
Denizatları, erkekleri hamile olan tek canlı grubudur.<br />
<br />
Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çikolata küçük bir köpeği öldürebilir.<br />
<br />
Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını sağlıyor... Sivrisineğin kulağımıza işkence gibi gelen vızıltı sesi onun saniyede 500 kez kanat çırpması yüzünden oluşur.<br />
<br />
İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.<br />
<br />
Marilyn MonroeÂ´nun altı ayak parmağı vardı.<br />
<br />
Kanada, Kızılderili dilinde 'büyük köy' anlamına gelmektedir.   </span><br />
<br />
<br />
sözcü.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Sıcak su soğuk sudan daha ağırdır.<br />
<br />
Bir insan hayatı boyunca ortalama 22 kilogram deri kaybediyor.<br />
<br />
Karıncalar uyumaz...<br />
<br />
Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor.<br />
<br />
Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut fonksiyonlarınız bir an için durur.<br />
<br />
Dünyada çıkan savaşların çoğu doğal kaynakları ele geçirme amacı nedeniyle çıkmaktadır.<br />
<br />
Suudi ArabistanÂ´da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.<br />
<br />
Yunuslar gözleri açık uyurlar.<br />
<br />
Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter.<br />
<br />
Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.<br />
<br />
RusyaÂ´nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır.<br />
<br />
Eğer bir insan 8 sene, 7 ay ve 6 gün bağırabilseydi (aralıksız), bu bir kahveyi ısıtabilecek olan enerjiye eş bir enerji oluştururdu.<br />
<br />
Kedilerin her bir kulağında 32 adale vardır.<br />
<br />
Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.<br />
<br />
Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.<br />
<br />
Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.<br />
<br />
Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler.<br />
<br />
Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.<br />
<br />
AvustralyaÂ´daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.<br />
<br />
Ortalama bir erkek, hayatının 3350 saatini tıraş olmak için harcar.<br />
<br />
Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.<br />
<br />
Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.<br />
<br />
Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.<br />
<br />
Timsahlar renk körüdür.<br />
<br />
Ayı inlerinin girişleri herzaman kuzeye bakar.<br />
<br />
Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.<br />
<br />
Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.<br />
<br />
Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.<br />
<br />
Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı KübaÂ´dır<br />
<br />
Eiffel KulesiÂ´nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.<br />
<br />
Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.<br />
<br />
Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz!<br />
<br />
Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.<br />
<br />
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.<br />
<br />
Sümüklü böceklerin dört tane burnu vardır.<br />
<br />
Salatalığın yüzde 96Â´sı sudur.<br />
<br />
Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.<br />
<br />
Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.<br />
<br />
Geçen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.<br />
<br />
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.<br />
<br />
Donald Duck çizgi fılmleri FinlandiyaÂ´da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.<br />
<br />
Dünyanın en büyük hayvanı mavi balinadır. Aynı zamanda hayvanlar âleminin en hızlı büyüyen hayvanıdır. Kilosu 22 ayda 26 tona kadar ulaşır.<br />
<br />
Bir fare bir deveye oranla daha uzun sure susuzluğa dayanabilir.<br />
<br />
El tırnakları ayak tırnaklarına oranla 4 kat daha hızlı uzarlar.<br />
<br />
Kangurular geri geri yürüyemezler.<br />
<br />
Ketçap 1830Â´lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.<br />
<br />
Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.<br />
<br />
Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır. 1950Â´den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.<br />
<br />
Yılanlar duyamaz.<br />
<br />
Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.<br />
<br />
İnsan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.<br />
<br />
Baykuş, mavi rengi görebilen tek kuştur.<br />
<br />
Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar.<br />
<br />
Hergün doğan çocukların ortalama 12Â´si yanlış anne babaya verilmektedir.<br />
<br />
Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.<br />
<br />
Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat daha uzundur.<br />
<br />
Denizatları, erkekleri hamile olan tek canlı grubudur.<br />
<br />
Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çikolata küçük bir köpeği öldürebilir.<br />
<br />
Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor. Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuzu anlamamalarını sağlıyor... Sivrisineğin kulağımıza işkence gibi gelen vızıltı sesi onun saniyede 500 kez kanat çırpması yüzünden oluşur.<br />
<br />
İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit miktarda yiyecek tüketiyorlar.<br />
<br />
Marilyn MonroeÂ´nun altı ayak parmağı vardı.<br />
<br />
Kanada, Kızılderili dilinde 'büyük köy' anlamına gelmektedir.   </span><br />
<br />
<br />
sözcü.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[5 Haziran Çevre Günü]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-5-haziran-cevre-gunu.html</link>
			<pubDate>Thu, 05 Jun 2014 13:04:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=203">SerkanDgn</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-5-haziran-cevre-gunu.html</guid>
			<description><![CDATA[TEMA Ordu Temsilcisi Nilgün Gözükan, atık kağıtların geri dönüşümle, tekrar kullanılmasının sağlanmasının ekonomiye büyük oranda katkısı olduğunu belirterek, "Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında 16 çam ağacı, bir ton gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 çam ağacı kesilmekten kurtuluyor" dedi.<br />
<br />
Türkiye'de yılda bir milyon ton kağıt ile, gereksiz yazışmaların yapıldığını, gereksiz yazışmaların yapılmaması halinde 2 milyon 500 bin ağacın kesilmesinin engelleneceğini vurgulayan Gözükan, Orman Ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporu örnek göstererek, "Bir büro elemanı yılda 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe atıyor. İnsanların birbirine gönderdiği mektupların yüzde 44'ü okunmuyor. Yalnızca 100 bin ailenin gereksiz yazışmaları durdurması halinde her yıl 150 bin ağacın kesilmesi önlenecek" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
GERİ DÖNÜŞÜM İLKEL ŞARTLARDA YAPILIYOR<br />
<br />
Gözükan, sözlerine şöyle devam etti: "Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında 16 çam ağacının, bir ton gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 çam ağacının kesilmesi önlenmiş olacak. Ancak doğanın yaşaması için önemi ifade edilemeyecek geri dönüşüm olayının yüzde 70'i ilkel şartlarda, çöp toplayıcıları tarafından gerçekleştiriliyor. Ülke genelinde çöplerden geçimini sağlayan 200 bin kişi bulunuyor. Dolayısıyla daha sağlıklı ve verimli geri kazanım için kağıt atıkların okul, konut, işyeri ve benzeri sahalarda diğer çöplerden ayrı toplanması gerekir."<br />
<br />
HER GÜN 20 BİN AĞAÇ ÇÖPE ATILIYOR!<br />
<br />
Atık kağıtların geri dönüşümünün, ormanları kurtarmasının yanı sıra, hava ve su kirliliğini önemli oranda azalttığına dikkat çeken Gözükan, şunları söyledi: "Atık kağıt yerine yeni ağaçlar kullanmak 2 kat daha fazla enerji ve 3 kat daha fazla su kullanımına sebep oluyor. Mesela, araştırmalar İstanbul'da günde 9 bin ton çöp toplandığını gösteriyor. Bu çöpün bin 300 tonu yeniden değerlendirilebilir, kullanılmış kağıtlardan oluşuyor. 300 ton kağıdın üretimi için Türkiye'de her gün 20 bin yetişkin ağaç kesiliyor. Dolayısıyla her gün 20 bin adet yetişkin ağaç çöpe atılıyor ve 80 bin metrekare orman alanı tahrip ediliyor. Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında ise, 17 adet yetişkin ağacın kesilmesinin ve 70 metrekare ormanlık alanın tahrip edilmesinin önüne geçilmiş oluyor. Böylece 4 bin 100 kwh elektrik enerjisi, 32 bin litre su, bin 700 litre fuel-oil tasarrufu yapılıyor. 270 kg gazın atmosfere karışması önleniyor."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TEMA Ordu Temsilcisi Nilgün Gözükan, atık kağıtların geri dönüşümle, tekrar kullanılmasının sağlanmasının ekonomiye büyük oranda katkısı olduğunu belirterek, "Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında 16 çam ağacı, bir ton gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 çam ağacı kesilmekten kurtuluyor" dedi.<br />
<br />
Türkiye'de yılda bir milyon ton kağıt ile, gereksiz yazışmaların yapıldığını, gereksiz yazışmaların yapılmaması halinde 2 milyon 500 bin ağacın kesilmesinin engelleneceğini vurgulayan Gözükan, Orman Ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bir raporu örnek göstererek, "Bir büro elemanı yılda 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe atıyor. İnsanların birbirine gönderdiği mektupların yüzde 44'ü okunmuyor. Yalnızca 100 bin ailenin gereksiz yazışmaları durdurması halinde her yıl 150 bin ağacın kesilmesi önlenecek" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
GERİ DÖNÜŞÜM İLKEL ŞARTLARDA YAPILIYOR<br />
<br />
Gözükan, sözlerine şöyle devam etti: "Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında 16 çam ağacının, bir ton gazete kağıdı geri kazanıldığında ise 8 çam ağacının kesilmesi önlenmiş olacak. Ancak doğanın yaşaması için önemi ifade edilemeyecek geri dönüşüm olayının yüzde 70'i ilkel şartlarda, çöp toplayıcıları tarafından gerçekleştiriliyor. Ülke genelinde çöplerden geçimini sağlayan 200 bin kişi bulunuyor. Dolayısıyla daha sağlıklı ve verimli geri kazanım için kağıt atıkların okul, konut, işyeri ve benzeri sahalarda diğer çöplerden ayrı toplanması gerekir."<br />
<br />
HER GÜN 20 BİN AĞAÇ ÇÖPE ATILIYOR!<br />
<br />
Atık kağıtların geri dönüşümünün, ormanları kurtarmasının yanı sıra, hava ve su kirliliğini önemli oranda azalttığına dikkat çeken Gözükan, şunları söyledi: "Atık kağıt yerine yeni ağaçlar kullanmak 2 kat daha fazla enerji ve 3 kat daha fazla su kullanımına sebep oluyor. Mesela, araştırmalar İstanbul'da günde 9 bin ton çöp toplandığını gösteriyor. Bu çöpün bin 300 tonu yeniden değerlendirilebilir, kullanılmış kağıtlardan oluşuyor. 300 ton kağıdın üretimi için Türkiye'de her gün 20 bin yetişkin ağaç kesiliyor. Dolayısıyla her gün 20 bin adet yetişkin ağaç çöpe atılıyor ve 80 bin metrekare orman alanı tahrip ediliyor. Bir ton kullanılmış kağıt geri kazanıldığında ise, 17 adet yetişkin ağacın kesilmesinin ve 70 metrekare ormanlık alanın tahrip edilmesinin önüne geçilmiş oluyor. Böylece 4 bin 100 kwh elektrik enerjisi, 32 bin litre su, bin 700 litre fuel-oil tasarrufu yapılıyor. 270 kg gazın atmosfere karışması önleniyor."]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>