<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Tarih]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 12:55:21 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa Kemal, Yunanlıların yaptığı zulmü anlatıyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-mustafa-kemal-yunanlilarin-yaptigi-zulmu-anlatiyor.html</link>
			<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 12:43:51 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-mustafa-kemal-yunanlilarin-yaptigi-zulmu-anlatiyor.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal, Yunanlıların yaptığı zulmü anlatıyor:</span><br />
<br />
’Esir olan on üç nefer Yunanlılar tarafından gözleri oyulmak ve şakaklarından süngülenmek suretiyle şehit edilmişlerdir.’<br />
<br />
12 Nisan 1921 - Mustafa Kemal Paşa'nın Yunan ordusunun Anadolu'daki mezalimine karşı "İnsanlık alemine beyannamesi."<br />
<br />
Atatürk'ün, Yunan ordusunun Anadolu'daki zulümlerini protesto etmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına insanlık âlemine bildirisi:<br />
<br />
"...Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, bu faciaları bütün insanlığın ders alıcı bilgisine arz eder ve bedbaht vatan parçalarımıza ve namus ve bağımsızlığını savunma gibi mukaddes bir görevi yerine getirmekte olan milletimize lâyık görülen bu zulümleri uygarlık âlemi önünde üzüntü ile protesto ederim."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Millet Meclisi Reisi<br />
Mustafa Kemal</span><br />
<br />
1-Düşman Kandra civarında Hoca köyünü işgalle ahaliye işkence yapmıştır.<br />
<br />
2-Düşman Kaymana nahiyesinde birçok köyleri yakmıştır. Akçay köyünü ihrak ederek ve Feyziye köyünün ahalisini ve hayvanlarını sürüp götürmüştür.<br />
<br />
3-Nazilli’deki tekmil islâm erkeklerini toplamakta ve eline geçenleri mahv ve itlaf eylemekte oldukları muharrer olup baladaki rapor muhteviyatı bu haberde teeyyüt eyliyor.<br />
<br />
4-İzmit mıntakasında asker kıyafetiyle Rum ve Ermeniden müteşekkil düşman, efradı ahalinin emvalini soyarak arabalarla geriye taşımışlardır.<br />
<br />
5-Düşman Söğüt ve Bozöyüğü yakmaktadır.<br />
<br />
6-Düşman Afyonkarahisar’ında ahaliye pek çok zulüm ve işkence yapmakta ve kadınların namuslarına taarruz etmektedir.<br />
<br />
7-Dün akşama doğru Afyonkarahisar’ı istikametinde ricat eden düşman Sülünlü ve Karaarslan istikametinde geçtiği yerlerdeki bütün büyük çiftlikleri yakmıştır.<br />
<br />
8- Düşman İzmit mıntıkasından firar ederken civar köyleri kamilen yakmaktadır.<br />
<br />
9-Söğüt ile Bilecik arasındaki İslam köyleri ve camileri kamilen yakılmış ve Bilecik kasabası da yakılmıştır. Düşman Söğütten çekilirken Ertuğrul Gazi Hazretlerinin türbesini bomba ile tahrip ettiği anlaşılmıştır.<br />
<br />
10-Yunanlılar süvarimizin tesir ve takibi haricinde<br />
geçtikleri ekseri köyleri yakıp yağma etmekte ve genç ihtiyar bütün köylüleri feci bir surette şehit etmektedir. 4 Nisanda da Yenişehir ovasında on kadar köyü yakmakta idi.<br />
<br />
11-Düşman Karahisardaki dükkanları yağma etmekte ve çekildiği köylerin bütün eşya ve mevaşisini sürüp götürmektedir.<br />
<br />
12-Düşman Afyonkarahisar mıntıkasında Mecidiye köyü ve bu civardaki bütün çiftlikleri yağma etmiş ve bütün vesaiti nakliyelerini beraber götürmüştür.<br />
<br />
13-İzmit mıntıkasında düşman geçtiği köylerin kısmı azamini yakmıştır.<br />
<br />
14-Kefken adası civarında bir Yunan torpidosu tarafından vuku bulan taarruzla kayıklar imha edilmiştir.<br />
<br />
15- Düşman Bilecik, küplü taraflarında ahalii islâmiyeye mezalim ve şenaatin derecei azamini yapmaktadır.<br />
<br />
b) Bir düşman müfrezesi Küplü kariyesinden cebren iki yüz lira almıştır.<br />
<br />
c) Bilecik civarındaki ahalii islamiye Yunan zulmünden kurtulmak için dağlara firar etmiştir.<br />
<br />
d) Bilecik’te Yunanlılar birçok gençleri katl ve kadınları depolara hapsederek envai şenaat ve mezalim icra eylemişlerdir.<br />
<br />
h) Bileciğin kısmı azamı ihrak edilmiştir. Yenişehir’de düşman mahalli müftüsünü şehit etmiştir.<br />
<br />
16- Bilecik kasabasının hemen tamamı ve çarşının umumu Yunanlılar tarafından yakılmıştır. Ahali ekmeksiz ve tuzsuz kalmıştır.<br />
<br />
17-Marmara mıntıkasında (Durullu) garbındaki üçyüz neferlik Yunan müfrezesi Orhangazi’yi işgal ile islam gençlerini katle başlamışlardır. Bursa ve havalisinde eşrafı mahalliye esir edilerek İzmir’e sevkolunmaktadır. (Çelinger), Piyolar, Yeniköy ve Ortaköy ahalii islâmiyesi katliama maruz kalarak dağılmışlardır.<br />
<br />
18- Mahalli Kumandanlığının işarına nazaran inönü muharebe meydanının sağ cenahında Gündüz Beyde düşmana esir olan on üç nefer Yunanlılar tarafından gözleri oyulmak ve şakaklarından süngülenmek suretiğle şehit edilmişlerdir.<br />
<br />
   (Anadolu Ajansı)<br />
H.M.: 13 Nisan 1921   <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mustafa Kemal, Yunanlıların yaptığı zulmü anlatıyor:</span><br />
<br />
’Esir olan on üç nefer Yunanlılar tarafından gözleri oyulmak ve şakaklarından süngülenmek suretiyle şehit edilmişlerdir.’<br />
<br />
12 Nisan 1921 - Mustafa Kemal Paşa'nın Yunan ordusunun Anadolu'daki mezalimine karşı "İnsanlık alemine beyannamesi."<br />
<br />
Atatürk'ün, Yunan ordusunun Anadolu'daki zulümlerini protesto etmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına insanlık âlemine bildirisi:<br />
<br />
"...Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, bu faciaları bütün insanlığın ders alıcı bilgisine arz eder ve bedbaht vatan parçalarımıza ve namus ve bağımsızlığını savunma gibi mukaddes bir görevi yerine getirmekte olan milletimize lâyık görülen bu zulümleri uygarlık âlemi önünde üzüntü ile protesto ederim."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük Millet Meclisi Reisi<br />
Mustafa Kemal</span><br />
<br />
1-Düşman Kandra civarında Hoca köyünü işgalle ahaliye işkence yapmıştır.<br />
<br />
2-Düşman Kaymana nahiyesinde birçok köyleri yakmıştır. Akçay köyünü ihrak ederek ve Feyziye köyünün ahalisini ve hayvanlarını sürüp götürmüştür.<br />
<br />
3-Nazilli’deki tekmil islâm erkeklerini toplamakta ve eline geçenleri mahv ve itlaf eylemekte oldukları muharrer olup baladaki rapor muhteviyatı bu haberde teeyyüt eyliyor.<br />
<br />
4-İzmit mıntakasında asker kıyafetiyle Rum ve Ermeniden müteşekkil düşman, efradı ahalinin emvalini soyarak arabalarla geriye taşımışlardır.<br />
<br />
5-Düşman Söğüt ve Bozöyüğü yakmaktadır.<br />
<br />
6-Düşman Afyonkarahisar’ında ahaliye pek çok zulüm ve işkence yapmakta ve kadınların namuslarına taarruz etmektedir.<br />
<br />
7-Dün akşama doğru Afyonkarahisar’ı istikametinde ricat eden düşman Sülünlü ve Karaarslan istikametinde geçtiği yerlerdeki bütün büyük çiftlikleri yakmıştır.<br />
<br />
8- Düşman İzmit mıntıkasından firar ederken civar köyleri kamilen yakmaktadır.<br />
<br />
9-Söğüt ile Bilecik arasındaki İslam köyleri ve camileri kamilen yakılmış ve Bilecik kasabası da yakılmıştır. Düşman Söğütten çekilirken Ertuğrul Gazi Hazretlerinin türbesini bomba ile tahrip ettiği anlaşılmıştır.<br />
<br />
10-Yunanlılar süvarimizin tesir ve takibi haricinde<br />
geçtikleri ekseri köyleri yakıp yağma etmekte ve genç ihtiyar bütün köylüleri feci bir surette şehit etmektedir. 4 Nisanda da Yenişehir ovasında on kadar köyü yakmakta idi.<br />
<br />
11-Düşman Karahisardaki dükkanları yağma etmekte ve çekildiği köylerin bütün eşya ve mevaşisini sürüp götürmektedir.<br />
<br />
12-Düşman Afyonkarahisar mıntıkasında Mecidiye köyü ve bu civardaki bütün çiftlikleri yağma etmiş ve bütün vesaiti nakliyelerini beraber götürmüştür.<br />
<br />
13-İzmit mıntıkasında düşman geçtiği köylerin kısmı azamini yakmıştır.<br />
<br />
14-Kefken adası civarında bir Yunan torpidosu tarafından vuku bulan taarruzla kayıklar imha edilmiştir.<br />
<br />
15- Düşman Bilecik, küplü taraflarında ahalii islâmiyeye mezalim ve şenaatin derecei azamini yapmaktadır.<br />
<br />
b) Bir düşman müfrezesi Küplü kariyesinden cebren iki yüz lira almıştır.<br />
<br />
c) Bilecik civarındaki ahalii islamiye Yunan zulmünden kurtulmak için dağlara firar etmiştir.<br />
<br />
d) Bilecik’te Yunanlılar birçok gençleri katl ve kadınları depolara hapsederek envai şenaat ve mezalim icra eylemişlerdir.<br />
<br />
h) Bileciğin kısmı azamı ihrak edilmiştir. Yenişehir’de düşman mahalli müftüsünü şehit etmiştir.<br />
<br />
16- Bilecik kasabasının hemen tamamı ve çarşının umumu Yunanlılar tarafından yakılmıştır. Ahali ekmeksiz ve tuzsuz kalmıştır.<br />
<br />
17-Marmara mıntıkasında (Durullu) garbındaki üçyüz neferlik Yunan müfrezesi Orhangazi’yi işgal ile islam gençlerini katle başlamışlardır. Bursa ve havalisinde eşrafı mahalliye esir edilerek İzmir’e sevkolunmaktadır. (Çelinger), Piyolar, Yeniköy ve Ortaköy ahalii islâmiyesi katliama maruz kalarak dağılmışlardır.<br />
<br />
18- Mahalli Kumandanlığının işarına nazaran inönü muharebe meydanının sağ cenahında Gündüz Beyde düşmana esir olan on üç nefer Yunanlılar tarafından gözleri oyulmak ve şakaklarından süngülenmek suretiğle şehit edilmişlerdir.<br />
<br />
   (Anadolu Ajansı)<br />
H.M.: 13 Nisan 1921   <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TÜRK  MiLLETi  ATA NA  DÖN  .]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-turk-milleti-ata-na-don.html</link>
			<pubDate>Thu, 07 Apr 2022 21:40:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=293">Y O L C U</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-turk-milleti-ata-na-don.html</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7AT6DcFQa3k" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/G9TIURV2Otc" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/7AT6DcFQa3k" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe><br />
<br />
<br />
<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/G9TIURV2Otc" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kurtuluş Savaşı'nın kahraman çocuklarından Nezahat Onbaşı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kurtulus-savasi-nin-kahraman-cocuklarindan-nezahat-onbasi.html</link>
			<pubDate>Sun, 03 Oct 2021 22:52:04 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kurtulus-savasi-nin-kahraman-cocuklarindan-nezahat-onbasi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Albay Hafız Halit Bey,</span> daha 24 yaşındayken eşini veremden kaybeder. Ve bir kızı vardır. 9 yaşında. Adı [BNezahat.[/B] Onu bir yere bırakamaz ve yanında cepheye götürür.<br />
<br />
Nezahat, babasıyla beraber Geyve Savaşı, Konya İsyanı, 1. ve 1. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebeleri'nde düşmanla çarpışır.<br />
Gösterdiği kahramanlıkla 70. Alayın simgesi olur. Hele ki Gediz Muharebesi’ndeki olay onu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’onbaşı’ </span>yapacaktır.<br />
<br />
Osmanlı askeri zor durumdadır. Yunan ordusunun saldırıdadır. Cephede karmaşa vardır. Kaçan askerlerin önüne dikilen Nezahat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?’ </span>diye bağırır. Bu tavır Mehmetçikleri çok etkiler ve geri dönerler.<br />
<br />
Nezahat Onbaşı’nın savaşlardaki kahramanlığı, Cumhuriyet'in ilânından sonra 30 Ocak 1921'de, TBMM'de gündeme gelir. Nezahat Onbaşı’ya İstiklal Madalyası verilmesi önerilir. Hatta Nezahat Onbaşı'nın asker yapılması, tuğgeneral rütbesiyle ödüllendirilip,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ’Paşa Hanım’</span> olması da gündeme getirilir.<br />
<br />
Sonunda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstiklal Madalyası</span> ile ödüllendirilmesine karar verilir. Ancak bir türlü o madalya alınamaz.<br />
<br />
Aradan 65 yıl geçer ve bir gazeteci konuyu gündeme getirir. Dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, kendisine takdir beratı verir. Çocukluğu kahramanlıkla geçen Nezahat Onbaşı'ya Dolmabahçe Sarayı'nda törenle şükran plaketi verildiğinde tarihler 6 Temmuz 1986'yı gösterir. O zaman [BNezahat Onbaşı 78 yaşındadır.[/B] Kahraman 1994 yılında GATA’da yaşamını yitirir.<br />
<br />
Ve öldüğünde Türk bayrağına sarılmasını ister. Cenaze törenine gelen askerler <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bayrak Kanunu var" </span>der ve kahramanın bu talebini engeller. İsteği yerine getirilmez.<br />
<br />
Asker olan eşinin yanına Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilir.<br />
<br />
Nezahat Onbaşı'nın İstiklal Madalyası tarihler<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2013’ü gösterdiğinde torununun kızı Gizem Ünaldı’ya verilir.</span><br />
<br />
   [BNezahat Baysel’in[/B] kahramanlık hikayesi, çizgi roman olarak yayımlanmıştır.<br />
<br />
alıntıdır...   <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Albay Hafız Halit Bey,</span> daha 24 yaşındayken eşini veremden kaybeder. Ve bir kızı vardır. 9 yaşında. Adı [BNezahat.[/B] Onu bir yere bırakamaz ve yanında cepheye götürür.<br />
<br />
Nezahat, babasıyla beraber Geyve Savaşı, Konya İsyanı, 1. ve 1. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebeleri'nde düşmanla çarpışır.<br />
Gösterdiği kahramanlıkla 70. Alayın simgesi olur. Hele ki Gediz Muharebesi’ndeki olay onu <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’onbaşı’ </span>yapacaktır.<br />
<br />
Osmanlı askeri zor durumdadır. Yunan ordusunun saldırıdadır. Cephede karmaşa vardır. Kaçan askerlerin önüne dikilen Nezahat <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?’ </span>diye bağırır. Bu tavır Mehmetçikleri çok etkiler ve geri dönerler.<br />
<br />
Nezahat Onbaşı’nın savaşlardaki kahramanlığı, Cumhuriyet'in ilânından sonra 30 Ocak 1921'de, TBMM'de gündeme gelir. Nezahat Onbaşı’ya İstiklal Madalyası verilmesi önerilir. Hatta Nezahat Onbaşı'nın asker yapılması, tuğgeneral rütbesiyle ödüllendirilip,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ’Paşa Hanım’</span> olması da gündeme getirilir.<br />
<br />
Sonunda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstiklal Madalyası</span> ile ödüllendirilmesine karar verilir. Ancak bir türlü o madalya alınamaz.<br />
<br />
Aradan 65 yıl geçer ve bir gazeteci konuyu gündeme getirir. Dönemin TBMM Başkanı Necmettin Karaduman, kendisine takdir beratı verir. Çocukluğu kahramanlıkla geçen Nezahat Onbaşı'ya Dolmabahçe Sarayı'nda törenle şükran plaketi verildiğinde tarihler 6 Temmuz 1986'yı gösterir. O zaman [BNezahat Onbaşı 78 yaşındadır.[/B] Kahraman 1994 yılında GATA’da yaşamını yitirir.<br />
<br />
Ve öldüğünde Türk bayrağına sarılmasını ister. Cenaze törenine gelen askerler <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Bayrak Kanunu var" </span>der ve kahramanın bu talebini engeller. İsteği yerine getirilmez.<br />
<br />
Asker olan eşinin yanına Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilir.<br />
<br />
Nezahat Onbaşı'nın İstiklal Madalyası tarihler<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> 2013’ü gösterdiğinde torununun kızı Gizem Ünaldı’ya verilir.</span><br />
<br />
   [BNezahat Baysel’in[/B] kahramanlık hikayesi, çizgi roman olarak yayımlanmıştır.<br />
<br />
alıntıdır...   <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Şafka İnkilabı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-safka-inkilabi.html</link>
			<pubDate>Thu, 09 Sep 2021 13:17:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-safka-inkilabi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/09/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
ATATÜRÜN ŞAPKA İNKİLABI<br />
 </span><br />
 [FONT=verdana]Şapka İnkılâbı,Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından kısa süre sonra,1925 yılında düzenlenen bir yasadır.Bu yasada erkek vatandaşların kafasını örtme uygulamaları ve şapka takma şekli düzenlenmiştir.Osmanlı döneminde erkeklerin taktığı fes ve sarık yerine batılı erkeklerin kullandığı fötr şapka getirilmiştir.Fötr şapka 20.yüzyıl başlarında şıklığın simgesi olarak görülmüştür.  <br />
[FONT=verdana]Amerika'da fötr şapkalar takım elbisenin yanında bir aksesuar olarak erkeklerin gözdesi haline gelmiştir.  <br />
[FONT=verdana]Türkiye Cumhuriyeti'nde bu kanun sonunda kanuna itiraz eden ve eski adetlerini bırakmayan bir takım vatandaşların idam edildiği söylentisi yıllardır söylene durmuştur.Hiçbir vatandaşımızın Şapka Kanunu gerekçesiyle idam edildiğine dair bir belge yoktur.Dönemin İslam alimlerinden** İskilipli Mehmet Atıf Hoca**'nın yazmış olduğu, .''Frenk Mukallitliği ve Şapka'' adlı eseri yüzünden idam edildiği söylense de bu bilgi yanlıştır.İskilipli Atıf Hoca bu eseri kanun çıkarılmadan önce yazmıştır.İdamının sebebi Şapka Kanunu'na itiraz etmesi değil, İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin üyesi ve Teâli-i İslâm Cemiyeti'nin başkanı olması sebebiyle vatan hainliği suçuna çarptırılmasıdır.   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/09/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /> <br />
ATATÜRÜN ŞAPKA İNKİLABI<br />
 </span><br />
 [FONT=verdana]Şapka İnkılâbı,Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından kısa süre sonra,1925 yılında düzenlenen bir yasadır.Bu yasada erkek vatandaşların kafasını örtme uygulamaları ve şapka takma şekli düzenlenmiştir.Osmanlı döneminde erkeklerin taktığı fes ve sarık yerine batılı erkeklerin kullandığı fötr şapka getirilmiştir.Fötr şapka 20.yüzyıl başlarında şıklığın simgesi olarak görülmüştür.  <br />
[FONT=verdana]Amerika'da fötr şapkalar takım elbisenin yanında bir aksesuar olarak erkeklerin gözdesi haline gelmiştir.  <br />
[FONT=verdana]Türkiye Cumhuriyeti'nde bu kanun sonunda kanuna itiraz eden ve eski adetlerini bırakmayan bir takım vatandaşların idam edildiği söylentisi yıllardır söylene durmuştur.Hiçbir vatandaşımızın Şapka Kanunu gerekçesiyle idam edildiğine dair bir belge yoktur.Dönemin İslam alimlerinden** İskilipli Mehmet Atıf Hoca**'nın yazmış olduğu, .''Frenk Mukallitliği ve Şapka'' adlı eseri yüzünden idam edildiği söylense de bu bilgi yanlıştır.İskilipli Atıf Hoca bu eseri kanun çıkarılmadan önce yazmıştır.İdamının sebebi Şapka Kanunu'na itiraz etmesi değil, İngiliz Muhipler Cemiyeti'nin üyesi ve Teâli-i İslâm Cemiyeti'nin başkanı olması sebebiyle vatan hainliği suçuna çarptırılmasıdır.   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hazreti Muhammed Türk'tür - Namık Kemal Zeybek]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hazreti-muhammed-turk-tur-namik-kemal-zeybek.html</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2021 13:38:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hazreti-muhammed-turk-tur-namik-kemal-zeybek.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ESKİ KÜLTÜR BAKANI NAMIK KEMAL ZEYBEK, HZ. MUHAMMED'İN TÜRK OLDUĞUNU İDDİA ETTİ </span><br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<br />
 Alanya Türk Ocağı tarafından düzenlenen ’Yeni Dünya Düzeni ve Türkiye’ konulu konferansta konuşan Namık Kemal Zeybek, 8 bin yıllık dünya tarihinin en önemli milletinin Türk Milleti olduğunu, insanlığa medeniyeti öğretenin de Türkler olduğunu söyledi.<br />
<br />
Türk Milleti'nin kökünün Sümerlere dayandığını öne süren Zeybek, ’Peygamberimiz, Hazreti Muhammed'in kökü Sümerlerden gelmektedir. Dolayısıyla Hz. Muhammed de Türk'tür’ dedi.<br />
<br />
Dünyada ilk rüşveti de Sümerlerin başlattığını ileri süren Zeybek, şunları söyledi:<br />
<br />
’Dünyada uygarlığı başlatan toplum da Türk Milleti'dir. Dünya tarihi Türklerle başladı. 600 yıl boyunca dünyayı Osmanlı yönetti ve bugün dünyanın pek çok ülkesinde Osmanlı'ya herkes saygı duyuyor. Aslında bugünkü Batı ülkelerinde yaşayan vatandaşların da soyu Türk'tür. Batılılar mevcut dininden vazgeçip kendilerine yeni dinler aramaya çalışıyor. Kendi kiliseleri boş.’    <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Namık Kemal ZEYBEK </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <a href="https://www.youtube.com/watch?v=A6thl-IDKVE" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/watch?v=A6thl-IDKVE</a>   </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/9.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ESKİ KÜLTÜR BAKANI NAMIK KEMAL ZEYBEK, HZ. MUHAMMED'İN TÜRK OLDUĞUNU İDDİA ETTİ </span><br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<br />
 Alanya Türk Ocağı tarafından düzenlenen ’Yeni Dünya Düzeni ve Türkiye’ konulu konferansta konuşan Namık Kemal Zeybek, 8 bin yıllık dünya tarihinin en önemli milletinin Türk Milleti olduğunu, insanlığa medeniyeti öğretenin de Türkler olduğunu söyledi.<br />
<br />
Türk Milleti'nin kökünün Sümerlere dayandığını öne süren Zeybek, ’Peygamberimiz, Hazreti Muhammed'in kökü Sümerlerden gelmektedir. Dolayısıyla Hz. Muhammed de Türk'tür’ dedi.<br />
<br />
Dünyada ilk rüşveti de Sümerlerin başlattığını ileri süren Zeybek, şunları söyledi:<br />
<br />
’Dünyada uygarlığı başlatan toplum da Türk Milleti'dir. Dünya tarihi Türklerle başladı. 600 yıl boyunca dünyayı Osmanlı yönetti ve bugün dünyanın pek çok ülkesinde Osmanlı'ya herkes saygı duyuyor. Aslında bugünkü Batı ülkelerinde yaşayan vatandaşların da soyu Türk'tür. Batılılar mevcut dininden vazgeçip kendilerine yeni dinler aramaya çalışıyor. Kendi kiliseleri boş.’    <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Namık Kemal ZEYBEK </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <a href="https://www.youtube.com/watch?v=A6thl-IDKVE" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/watch?v=A6thl-IDKVE</a>   </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diego Maradona]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-diego-maradona.html</link>
			<pubDate>Fri, 27 Aug 2021 23:12:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-diego-maradona.html</guid>
			<description><![CDATA[[FONT="Trebuchet Ms"][FONT=verdana]<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   [FONT="Trebuchet Ms"][FONT=verdana]<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARJANTİNLİ EFSANE FUTBOLCU DİEGO MARADONA KALP KRİZİ GEÇİREREK HAYATINI KAYBETTİ.</span>  <br />
 <br />
 Arjantin’in önemli gazetelerinden Clarin, efsane futbolcu Diego Maradona’nın hayatını kaybettiğini duyurdu. Efsane futbolcunun beyin ameliyatı geçirdikten sonra yerleştiği Tigre’de kalp krizi geçirdiği belirtildi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MARADONA KİMDİR?</span> <br />
<br />
Diego Maradona Arjantinli teknik direktör ve eski futbolcudur. Tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak görülen Maradona, PelÃ© ile beraber FIFA 20. Yüzyılın Oyuncusu ödülü almıştır.  <br />
 <br />
 Futbol tarihinin en iyi oyuncuları arasında gösterilen Maradona, Arjantin Birinci Futbol Ligi takımlarından Gimnasia’nın teknik direktörlüğünü yapıyordu. <br />
Maradona, Arjantin Milli Takımı formasıyla 1986’da FIFA Dünya Kupası’nı kaldırmış, İtalyan kulübü Napoli ile de 2 kez lig şampiyonluğu yaşamıştı.  <br />
 <br />
 Transferde iki kez en yüksek ücret rekoru kıran tek futbolcu olan Maradona, 1986 Dünya Kupası’nda, İngiltere’ye attığı gollerle tarihe geçmiştir; Eliyle attığı gol ’Tanrı’nın eli’ olarak adlandırılırken aynı maçta topu 60 metre sürerken beş oyuncuyu geçerek attığı gol 2002 yılında FIFA.com tarafından ’Yüzyılın Golü’ seçilmiştir.  <br />
</div>
   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[FONT="Trebuchet Ms"][FONT=verdana]<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.jpg]" class="mycode_img" />  </div>
   [FONT="Trebuchet Ms"][FONT=verdana]<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ARJANTİNLİ EFSANE FUTBOLCU DİEGO MARADONA KALP KRİZİ GEÇİREREK HAYATINI KAYBETTİ.</span>  <br />
 <br />
 Arjantin’in önemli gazetelerinden Clarin, efsane futbolcu Diego Maradona’nın hayatını kaybettiğini duyurdu. Efsane futbolcunun beyin ameliyatı geçirdikten sonra yerleştiği Tigre’de kalp krizi geçirdiği belirtildi. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MARADONA KİMDİR?</span> <br />
<br />
Diego Maradona Arjantinli teknik direktör ve eski futbolcudur. Tüm zamanların en iyi futbolcularından biri olarak görülen Maradona, PelÃ© ile beraber FIFA 20. Yüzyılın Oyuncusu ödülü almıştır.  <br />
 <br />
 Futbol tarihinin en iyi oyuncuları arasında gösterilen Maradona, Arjantin Birinci Futbol Ligi takımlarından Gimnasia’nın teknik direktörlüğünü yapıyordu. <br />
Maradona, Arjantin Milli Takımı formasıyla 1986’da FIFA Dünya Kupası’nı kaldırmış, İtalyan kulübü Napoli ile de 2 kez lig şampiyonluğu yaşamıştı.  <br />
 <br />
 Transferde iki kez en yüksek ücret rekoru kıran tek futbolcu olan Maradona, 1986 Dünya Kupası’nda, İngiltere’ye attığı gollerle tarihe geçmiştir; Eliyle attığı gol ’Tanrı’nın eli’ olarak adlandırılırken aynı maçta topu 60 metre sürerken beş oyuncuyu geçerek attığı gol 2002 yılında FIFA.com tarafından ’Yüzyılın Golü’ seçilmiştir.  <br />
</div>
   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şamanizm Hakkında]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-samanizm-hakkinda.html</link>
			<pubDate>Sun, 22 Aug 2021 23:31:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-samanizm-hakkinda.html</guid>
			<description><![CDATA[ Orta Asya Türklerinde her şamanın kendisine ait özel bir ruhu olduğuna ve bunun da Kurt, Ayı, Tilki, Geyik, Kuş gibi ******larda tecessüm ettiğine inanılırdı. Altay Türkleri bu özel ruha töz, Yakut Türkleri emeget, Kırgız ve Kazak Türkleri arvak derlerdi. <br />
<br />
Ciydebey Bahadır ile Abılay Han birlikte seferlere çıkarken onların arvakları yani özel ruhları olan kızıl tilki ile kartal rehberlik ederlermiş. Bu hikayenin aynısı Anadolu Türkmen Dervişlerinden Orhan Gazi'nin çağdaşı Geyikli Baba'nın Geyikle birlikte orduya rehberlik etmesi hikayesi ile ayndır.<br />
<br />
Ahmet Yesevi'nin turna, Hacı Bektaş Veli'nin güvercin, Abdal Musa'nın geyik, Karaca Ahmet oğlu Hace Doğrul'un doğan, Hacim Sultan'ın güvercin donuna bürünmeleri Orta Asya Türk inançlarının Anadolu Türkmen Dervişleri üzerinde ki izlerinin devam ettiğinin kanıtıdır.<br />
<br />
Ciydebey Bahadırı'n kızıl tilkisi ile Abılay Han'ın kartalı kavgaya tutuşur ve Abılay Han'ın kartalı üstün çıkar. Hikayede anlatıldığı gibi  Şaman Türkleri'nde bu ruhların kendi aralarında kavga ettikleri görülür. Yine aynı şekilde Karaca Ahmet'in oğlu Hace Doğrul'un doğan süretine girip Hacim Sultan'ı yakalamak istemesi, Hacı Bektaş’ı Veli, Rum ülkesine ulaşmak için güvercin donuna girdiğinde, Hacı Tuğrul, bir doğan kılığında karşısına çıkması, Hünkar, insana dönerek, o doğanı yakalaması, Kaygusuz Abdal’ın geyik olan Abdal Musay'ı vurması ve sonrasında ona mürit olması Orta Asya Türk İnançlarının Anadolu'da devam ettiğinin belgesidir.<br />
<br />
   Tarihte ve Bugün Şamanizm<br />
Abdülkadir İNAN<br />
Türk Tarih Kurumu   <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Orta Asya Türklerinde her şamanın kendisine ait özel bir ruhu olduğuna ve bunun da Kurt, Ayı, Tilki, Geyik, Kuş gibi ******larda tecessüm ettiğine inanılırdı. Altay Türkleri bu özel ruha töz, Yakut Türkleri emeget, Kırgız ve Kazak Türkleri arvak derlerdi. <br />
<br />
Ciydebey Bahadır ile Abılay Han birlikte seferlere çıkarken onların arvakları yani özel ruhları olan kızıl tilki ile kartal rehberlik ederlermiş. Bu hikayenin aynısı Anadolu Türkmen Dervişlerinden Orhan Gazi'nin çağdaşı Geyikli Baba'nın Geyikle birlikte orduya rehberlik etmesi hikayesi ile ayndır.<br />
<br />
Ahmet Yesevi'nin turna, Hacı Bektaş Veli'nin güvercin, Abdal Musa'nın geyik, Karaca Ahmet oğlu Hace Doğrul'un doğan, Hacim Sultan'ın güvercin donuna bürünmeleri Orta Asya Türk inançlarının Anadolu Türkmen Dervişleri üzerinde ki izlerinin devam ettiğinin kanıtıdır.<br />
<br />
Ciydebey Bahadırı'n kızıl tilkisi ile Abılay Han'ın kartalı kavgaya tutuşur ve Abılay Han'ın kartalı üstün çıkar. Hikayede anlatıldığı gibi  Şaman Türkleri'nde bu ruhların kendi aralarında kavga ettikleri görülür. Yine aynı şekilde Karaca Ahmet'in oğlu Hace Doğrul'un doğan süretine girip Hacim Sultan'ı yakalamak istemesi, Hacı Bektaş’ı Veli, Rum ülkesine ulaşmak için güvercin donuna girdiğinde, Hacı Tuğrul, bir doğan kılığında karşısına çıkması, Hünkar, insana dönerek, o doğanı yakalaması, Kaygusuz Abdal’ın geyik olan Abdal Musay'ı vurması ve sonrasında ona mürit olması Orta Asya Türk İnançlarının Anadolu'da devam ettiğinin belgesidir.<br />
<br />
   Tarihte ve Bugün Şamanizm<br />
Abdülkadir İNAN<br />
Türk Tarih Kurumu   <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erzurumlu Kara Fatma]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-erzurumlu-kara-fatma.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 15:50:29 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-erzurumlu-kara-fatma.html</guid>
			<description><![CDATA[]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/7.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> MİLLİ MÜCADELE'NİN BAYRAKLAŞAN KAHRAMANI </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ...KARA FATMA EFSANESİ... </span></div>
 <br />
 ’Kara Fatma’ ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan Türk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, MüslümanÂTürk aile yapısını incelediğimizde hemen her ailede bir Fatma’nın bulunduğunu görürüz. Kimi evde Fatma o evin annesidir, kiminde gelindir Fatma, kiminde ise bacıdır. Hülasa Fatma’sı olmayan aile özellikle Anadolu’da neredeyse yoktur. Anadolu’nun hemen her karışında mutlaka bir Fatma’mız vardır. O bakımdan, vatanın işgal altında olduğu ve can emniyetinin, mal emniyetinin, ırz ve namus emniyetinin tehlikeye düştüğü savaş yıllarında Türk kadını da cephe gerisinde mücadele vermiş, milli heyecanın şahlandırdığı Fatma’lar, Ayşeler, Hatice’ler birer kahraman şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. İşte ’Kara Fatma’ da, vatanın ve milletin namusuna uzanan nâmahrem elleri kırmak için ortaya çıkmış, destanlaşmış Türk kadınıdır. İzmir’in ’Kara Fatma’sı vardır, Erzurum’un ’Kara Fatma’sı vardır, Sivas’ın, Hatay’ın, Kahramanmaraş’ın, Trabzon’un, Gaziantep’in kısacası memleketin her köşesinde bir ’Kara Fatma’mız vardır.<br />
<br />
]Vatanseverliğin Ve Kahramanlığın Yüce Abidesi <br />
Kara Fatma namı ile temayüz etmiş kadın kahramanımızın ilkine 93 Harbi’nde OsmanlıÂRus Savaşı sırasında rastlıyoruz. Kara Fatma, genç yaşında kendisi gibi vatansever ve mücadeleci kadınları etrafına toplayarak âdetâ gönüllü bir alay teşkil eder. Kâh cepheye lojistik destek veriyor, kâh cephe gerisi emniyeti sağlamak için manevra yapıyor kâh bizatihi disiplinli bir ordu efrâdı gibi hareket ederek cephede düşmanla boğuşuyordu Kara Fatma.<br />
’Kadınlar Dünyası’ isimli gazetenin 20 Temmuz 1913 tarihli nüshasında bu muhterem Kuva-yı Milliyeci validemizden şu şekilde bahsedilir:<br />
’Kara Fatma, Malatya'ya bağlı Aladağlı'dır. Zayıf, orta boylu ve esmer, gözleri ve kaşları siyahtır. Elbisesi, erkek elbiselerinin aynıdır. Entari yerine geniş bir şalvar, ceket yerine ise ’sarka’ tâbir olunan bir tür cepken giyerdi. Sesi erkek sesi gibi gür ve sertti. Yüzünü örtmez fakat, saçlarını boynuna dolar; başının, yüz kısmı dışında bütün kısımlarını ’Leçel’denilen beyaz bir bezle kat kat sararak örterdi. Maiyeti üzerinde son derece etkiye ve güce olup, İbrahim nâmındaki hizmetlisi dahi Kara Fatma'nın hışım ve heybetinden ürperirdi. Cengâver olduğu kadar da yumuşaktı lakin, şefkati lüzumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen sâbit olan en mühim ve parlak zaferlerini Rusya Muhârebesi dönemlerinde göstermiştir’. Meşhur Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma şu mısralarla anlatılır:<br />
<br />
]Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma <br />
<br />
Beş altı gün sonra geldi<br />
Kara Fatma-i gazi<br />
Nisâlar kahramanı, şeref-razı<br />
<br />
Beş altı yüz kişiyle geldi o an,<br />
Kamusu hep süvâri-i namdarân.<br />
<br />
Onların nâmı var Türkmen ilinde<br />
Kılıç belinde, kargı yollarında.<br />
<br />
Onlar çok kırdı düşman, döktü kanın<br />
Şehid oldu karındaşı nisânun.<br />
<br />
O hâtun kendi dahi yaralandı<br />
Onuldu yarası hoş varlandı.<br />
<br />
Ömer paşa olup ŞumnÃ»da kâim<br />
Onlara gönderir cephâne dâim.<br />
<br />
Kara Fatma bu harpte yüz bin kişilik düşman ordusunun karşısında geceli gündüzlü savaşmış, Türk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştır. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de geçmiştir.<br />
Allah şefaatinden mahrum eylemesin’<br />
<br />
]Yunan’ın Korkulu Rüyası <br />
<br />
Kuva-yı Milliye'nin ’Kara Fatma’ namlı kadın kahramanlarından bir diğeri de Batı Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Bu bölgede milletin ve memleketin kurtuluşu için kahramanca çarpışan Kara Fatma, Yunanlılara karşı gösterdiği mücadeleleriyle Mustafa Kemal Atatürk'ün de liyakatini kazanmıştır. Ülkenin o kara günlerinde, Müslüman Türk kimliğine sahip Anadolu kadınını gönülden temsil eden; vatan için, namus için, bayrak için, istiklâl için, varlık için, şeref için dövüşen ve adı sık sık gündeme gelen bu muhterem validemiz, nesiller boyunca iftihar ile hatırlayacağımız kahraman Türk kadınlarımızın önderlerindendir’ Muhârebe zamanlarında giydiği elbisesini ölünceye kadar sırtından çıkarmayan Kara Fatma’nın yakın zamanda "İstiklâl Madalyası" ile çoğu kez basında haberi çıkmış, cadde ve sokaklarda gelip geçenlerin dikkatini çekmiştir.<br />
<br />
]Muharebe Bana Düğün Gelir <br />
<br />
Memlekette can ve namus emniyetinin tehlikede olduğunu gören bu eli öpülesi validemiz, kadınlığın o ince yapılı karakterini hiç düşünmeden, ’Kadın isem de, Türk değil miyim?’ diyerek işgal kuvvetlerinin zulüm ve cinayetlerine karşı Kuva-yı Milliye hareketine katılmıştır. O da, isimleri tarih boyunca şan ve şerefle yad edilecek diğer kadın kahramanlarımız gibi vatanın bağımızlığı, milletin selameti için canı pahasına hizmet etmiştir. Kara Fatma, işgalcilerin zulümlerini artırdığı ve dayanılmaz olduğu bir dönem İstanbul'dan yola çıkarak dolu dizgin, gençlik ve memleket aşkının verdiği cesâretle Sivas'a gelir ve Mustafa Kemâl Paşa’nın huzuruna çıkar:<br />
Â ’Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim, iş göster, emret Paşam!’ der’<br />
Samimi ve içten gelen bu sözler Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz’<br />
Â ’Peki ama, sen ne iş görebilirsin ki? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?..’<br />
Kara Fatma’dan beklenilen cevap gelir:<br />
Â ’Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir Paşam, düğün’!’<br />
Bu Müslüman Türk kadınına hayran kalan Mustafa Kemal Paşa:<br />
Â ’Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma’<br />
Diyor ve bu sÃ»retle ’Fatma Hanım’, ’Kara Fatma’ lâkabını almış oluyor.<br />
<br />
]Bir Kurşun Yarası Ve Kırmızı Kurdelalı Bir Harp Madalyası <br />
<br />
Mustafa Kemal'den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul'a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına toplamıştır ve buradan Kocaeli'ne geçmektedir. Köylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başararak Geyve'de cephe tutar. Halid Bey Kumandası'nda bir yıl vatani görevde bulunur Kara Fatma ve bu sırada ilk defa yaralanır. Teşkilat lağvedilince orduya çavuş olarak katılır. Birçok korkulu savaşlarda orduya, istiklâle büyük hizmetler eden Kara Fatma'nın bu zaferlerden tek nişânesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyasıdır. Bu gururu ve iftiharı ömrü boyunca taşımıştır.<br />
<br />
]Kuva-yı Milliye'nin Yorulmaz Hizmetçisi <br />
<br />
Kara Fatma, bir basın mensubuna, KuvaÂyı Milliye dönemindeki hizmet ve faaliyetlerinden şu şekilde bahsetmiştir:<br />
Â ’İzmit, Adapazarı, Düzce ve civarına Yunanlılar sık sık baskınlar yapıyordu. Bir gün kumandan Halid Bey beni çağırdı ve dedi ki:<br />
Â ’Fatma Hanım, senin bugüne kadar yaptıklarından çok memnunum, sana kaymakamlık vereceğim’.<br />
Halid Bey'in bu sözlerinden anlamıştım ki, bana gene mühim bir iş verecek.<br />
Şu emri verdi.<br />
Â ’Şimdi adamlarını alıp İznik'e gideceksin!’.<br />
Â ’Ama ben on beş gün önce orada idim’.<br />
Â ’Gene gideceksin, orada bulun, işlerin var’.<br />
Emir, emirdi. Derhal hazırlandım, atlarımıza atladık, dağlardan bayırlardan dolu dizgin koşturuyorduk.<br />
Yolda nefes nefese iki köylüye rastladık. Bizi görünce:<br />
Â ’Aman’ dediler, ’İmdada gelin, köyümüzü bastılar, hepimizi öldürecekler’.<br />
Â ’Kimler bastı köyünüzü?’.<br />
Â Kimler olacak, Yunan gâvuru’.<br />
Öyle günler yaşıyorduk ki; kimseye inanmak caiz de değildi hani. Bu, düşmanın bir oyunu da olabilirdi, nitekim bu gibi hadiselerle çok karşılaşmıştık.<br />
Â ’Hangi köydensiniz?’.<br />
Â ’Elmacık Köyü'nden’.<br />
Hemen atlardan indik, kıyafetlerimizi değiştirdik. Ben eski püskü bir elbise giymiştim. Köye girdiğimiz zaman, manzara tüyler ürpertici idi. Meydanda bir papaz oturuyordu. Etrafında onbeş, onaltı kadar silâhlı vardı. Türkleri bir araya getirmişlerdi. Papaz, Yunanlılara sordu:<br />
Â ’Nasıl ceza verelim?’.<br />
Yunanlılardan biri:<br />
Â ’Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim edin, intikamımızı biz alırız’. Dediler.<br />
Benden şüphe edilmediği için yanlarına kadar yaklaşmıştım.<br />
Papaz, üç köylünün bir ağaca bağlanmasını emretti.<br />
Kardeşime yaklaştım:<br />
Â ’Hali görüyor musunuz?’ dedim; ’İyi ki gelmişiz, şimdi tabancamı adamların üzerine boşaltacağım’.<br />
Kardeşim sert bir ifade ile yüzüme baktı ve yavaş sesle:<br />
Â ’Acele etme, sonra işi bozarız’<br />
Cevabını kulağıma fısıldadı. Ben bekleyecek halde değildim. Heyecanımdan tir tir titriyordum. Oğlum da benim halimden şüphelenmişti. Yanıma yaklaştı o da fısıldadı:<br />
Â ’Acele etme anne’.<br />
Düşmanın rengi küle döndü...<br />
Ağaçlara bağlananların az sonra can vereceklerini anlayan köylüler ağlaşmaya, feryad etmeye başlamışlardı.<br />
Ne olursa olsun fazla sabredemeyecektim. Tabancamı çektim ve:<br />
Â ’Teslim olun!’ diye haykırdım.<br />
Tabii, adamlarım da silahlarını çekmişlerdi. Bu beklenmeyen hâl, düşmanı öylesine şaşırtmıştı ki... Hemen ağaçlara bağlananların iplerini çözdürdüm ve silahlı düşmanların silahlarını aldırdıktan sonra onları bağlattım. Papaza dönerek:<br />
Â ’Haydi’ dedim, ’Şimdi siz ölümlerden ölüm beğenin’.<br />
Hepsinin de rengi kül gibi olmuştu. Titriyorlardı. Oracıkta düşüp öleceklerdi.<br />
Adamlarıma döndüm:<br />
Â ’Hepsini Halid Bey'e götürünüz’ dedim, ’Cezalarını o verecektir’.<br />
İzmit'e döndüğümüz zaman Süvari Livası Hacı Arif Bey bu muvaffakiyetimizden dolayı bizim için büyük bir merasim hazırlamıştı. Köylüler, coşkun tezahürat yapıyordu. Fakat bu muvaffakiyet ile birlikte beni sükÃ»tu hayale gark eden bir mesele hasıl oldu. Meğer ’Kara Fatma tehlikeden sakınmıyor, başımıza bir iş açar’ diye beni, geri hizmetlere almaya karar vermişler. Kıyameti kopardım. Halid Bey:<br />
Â ’Bilmiyorum Fatma Hanım’ dedi, ’Ölümden korkmuyorsun, fakat ya şehid olmaz da esir düşersen ne olur?.. Bizimkilerin maneviyatı bozulur, düşmanın maneviyatı kuvvetlenir. Sen hiçbir tehlikeden kaçmıyorsun. Ya, Elmacık Köyü'ndeki düşman kuvvetli olsaydı da sizi esir etseydi ?...<br />
Tabii, o zaman kim tehlikeyi düşünüyordu. Lakin, bundan sonra daha ihtiyatlı davranacağımı vadederek vazifeme devam ettim’’<br />
Allah mübarek şefaatlerine nail eylesin’ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_ALINTIDIR_</span>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/7.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> MİLLİ MÜCADELE'NİN BAYRAKLAŞAN KAHRAMANI </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ...KARA FATMA EFSANESİ... </span></div>
 <br />
 ’Kara Fatma’ ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan Türk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, MüslümanÂTürk aile yapısını incelediğimizde hemen her ailede bir Fatma’nın bulunduğunu görürüz. Kimi evde Fatma o evin annesidir, kiminde gelindir Fatma, kiminde ise bacıdır. Hülasa Fatma’sı olmayan aile özellikle Anadolu’da neredeyse yoktur. Anadolu’nun hemen her karışında mutlaka bir Fatma’mız vardır. O bakımdan, vatanın işgal altında olduğu ve can emniyetinin, mal emniyetinin, ırz ve namus emniyetinin tehlikeye düştüğü savaş yıllarında Türk kadını da cephe gerisinde mücadele vermiş, milli heyecanın şahlandırdığı Fatma’lar, Ayşeler, Hatice’ler birer kahraman şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. İşte ’Kara Fatma’ da, vatanın ve milletin namusuna uzanan nâmahrem elleri kırmak için ortaya çıkmış, destanlaşmış Türk kadınıdır. İzmir’in ’Kara Fatma’sı vardır, Erzurum’un ’Kara Fatma’sı vardır, Sivas’ın, Hatay’ın, Kahramanmaraş’ın, Trabzon’un, Gaziantep’in kısacası memleketin her köşesinde bir ’Kara Fatma’mız vardır.<br />
<br />
]Vatanseverliğin Ve Kahramanlığın Yüce Abidesi <br />
Kara Fatma namı ile temayüz etmiş kadın kahramanımızın ilkine 93 Harbi’nde OsmanlıÂRus Savaşı sırasında rastlıyoruz. Kara Fatma, genç yaşında kendisi gibi vatansever ve mücadeleci kadınları etrafına toplayarak âdetâ gönüllü bir alay teşkil eder. Kâh cepheye lojistik destek veriyor, kâh cephe gerisi emniyeti sağlamak için manevra yapıyor kâh bizatihi disiplinli bir ordu efrâdı gibi hareket ederek cephede düşmanla boğuşuyordu Kara Fatma.<br />
’Kadınlar Dünyası’ isimli gazetenin 20 Temmuz 1913 tarihli nüshasında bu muhterem Kuva-yı Milliyeci validemizden şu şekilde bahsedilir:<br />
’Kara Fatma, Malatya'ya bağlı Aladağlı'dır. Zayıf, orta boylu ve esmer, gözleri ve kaşları siyahtır. Elbisesi, erkek elbiselerinin aynıdır. Entari yerine geniş bir şalvar, ceket yerine ise ’sarka’ tâbir olunan bir tür cepken giyerdi. Sesi erkek sesi gibi gür ve sertti. Yüzünü örtmez fakat, saçlarını boynuna dolar; başının, yüz kısmı dışında bütün kısımlarını ’Leçel’denilen beyaz bir bezle kat kat sararak örterdi. Maiyeti üzerinde son derece etkiye ve güce olup, İbrahim nâmındaki hizmetlisi dahi Kara Fatma'nın hışım ve heybetinden ürperirdi. Cengâver olduğu kadar da yumuşaktı lakin, şefkati lüzumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen sâbit olan en mühim ve parlak zaferlerini Rusya Muhârebesi dönemlerinde göstermiştir’. Meşhur Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma şu mısralarla anlatılır:<br />
<br />
]Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma <br />
<br />
Beş altı gün sonra geldi<br />
Kara Fatma-i gazi<br />
Nisâlar kahramanı, şeref-razı<br />
<br />
Beş altı yüz kişiyle geldi o an,<br />
Kamusu hep süvâri-i namdarân.<br />
<br />
Onların nâmı var Türkmen ilinde<br />
Kılıç belinde, kargı yollarında.<br />
<br />
Onlar çok kırdı düşman, döktü kanın<br />
Şehid oldu karındaşı nisânun.<br />
<br />
O hâtun kendi dahi yaralandı<br />
Onuldu yarası hoş varlandı.<br />
<br />
Ömer paşa olup ŞumnÃ»da kâim<br />
Onlara gönderir cephâne dâim.<br />
<br />
Kara Fatma bu harpte yüz bin kişilik düşman ordusunun karşısında geceli gündüzlü savaşmış, Türk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştır. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de geçmiştir.<br />
Allah şefaatinden mahrum eylemesin’<br />
<br />
]Yunan’ın Korkulu Rüyası <br />
<br />
Kuva-yı Milliye'nin ’Kara Fatma’ namlı kadın kahramanlarından bir diğeri de Batı Anadolu'da ortaya çıkmıştır. Bu bölgede milletin ve memleketin kurtuluşu için kahramanca çarpışan Kara Fatma, Yunanlılara karşı gösterdiği mücadeleleriyle Mustafa Kemal Atatürk'ün de liyakatini kazanmıştır. Ülkenin o kara günlerinde, Müslüman Türk kimliğine sahip Anadolu kadınını gönülden temsil eden; vatan için, namus için, bayrak için, istiklâl için, varlık için, şeref için dövüşen ve adı sık sık gündeme gelen bu muhterem validemiz, nesiller boyunca iftihar ile hatırlayacağımız kahraman Türk kadınlarımızın önderlerindendir’ Muhârebe zamanlarında giydiği elbisesini ölünceye kadar sırtından çıkarmayan Kara Fatma’nın yakın zamanda "İstiklâl Madalyası" ile çoğu kez basında haberi çıkmış, cadde ve sokaklarda gelip geçenlerin dikkatini çekmiştir.<br />
<br />
]Muharebe Bana Düğün Gelir <br />
<br />
Memlekette can ve namus emniyetinin tehlikede olduğunu gören bu eli öpülesi validemiz, kadınlığın o ince yapılı karakterini hiç düşünmeden, ’Kadın isem de, Türk değil miyim?’ diyerek işgal kuvvetlerinin zulüm ve cinayetlerine karşı Kuva-yı Milliye hareketine katılmıştır. O da, isimleri tarih boyunca şan ve şerefle yad edilecek diğer kadın kahramanlarımız gibi vatanın bağımızlığı, milletin selameti için canı pahasına hizmet etmiştir. Kara Fatma, işgalcilerin zulümlerini artırdığı ve dayanılmaz olduğu bir dönem İstanbul'dan yola çıkarak dolu dizgin, gençlik ve memleket aşkının verdiği cesâretle Sivas'a gelir ve Mustafa Kemâl Paşa’nın huzuruna çıkar:<br />
Â ’Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim, iş göster, emret Paşam!’ der’<br />
Samimi ve içten gelen bu sözler Mustafa Kemal'in gözünden kaçmaz’<br />
Â ’Peki ama, sen ne iş görebilirsin ki? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?..’<br />
Kara Fatma’dan beklenilen cevap gelir:<br />
Â ’Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir Paşam, düğün’!’<br />
Bu Müslüman Türk kadınına hayran kalan Mustafa Kemal Paşa:<br />
Â ’Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma’<br />
Diyor ve bu sÃ»retle ’Fatma Hanım’, ’Kara Fatma’ lâkabını almış oluyor.<br />
<br />
]Bir Kurşun Yarası Ve Kırmızı Kurdelalı Bir Harp Madalyası <br />
<br />
Mustafa Kemal'den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul'a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına toplamıştır ve buradan Kocaeli'ne geçmektedir. Köylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başararak Geyve'de cephe tutar. Halid Bey Kumandası'nda bir yıl vatani görevde bulunur Kara Fatma ve bu sırada ilk defa yaralanır. Teşkilat lağvedilince orduya çavuş olarak katılır. Birçok korkulu savaşlarda orduya, istiklâle büyük hizmetler eden Kara Fatma'nın bu zaferlerden tek nişânesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyasıdır. Bu gururu ve iftiharı ömrü boyunca taşımıştır.<br />
<br />
]Kuva-yı Milliye'nin Yorulmaz Hizmetçisi <br />
<br />
Kara Fatma, bir basın mensubuna, KuvaÂyı Milliye dönemindeki hizmet ve faaliyetlerinden şu şekilde bahsetmiştir:<br />
Â ’İzmit, Adapazarı, Düzce ve civarına Yunanlılar sık sık baskınlar yapıyordu. Bir gün kumandan Halid Bey beni çağırdı ve dedi ki:<br />
Â ’Fatma Hanım, senin bugüne kadar yaptıklarından çok memnunum, sana kaymakamlık vereceğim’.<br />
Halid Bey'in bu sözlerinden anlamıştım ki, bana gene mühim bir iş verecek.<br />
Şu emri verdi.<br />
Â ’Şimdi adamlarını alıp İznik'e gideceksin!’.<br />
Â ’Ama ben on beş gün önce orada idim’.<br />
Â ’Gene gideceksin, orada bulun, işlerin var’.<br />
Emir, emirdi. Derhal hazırlandım, atlarımıza atladık, dağlardan bayırlardan dolu dizgin koşturuyorduk.<br />
Yolda nefes nefese iki köylüye rastladık. Bizi görünce:<br />
Â ’Aman’ dediler, ’İmdada gelin, köyümüzü bastılar, hepimizi öldürecekler’.<br />
Â ’Kimler bastı köyünüzü?’.<br />
Â Kimler olacak, Yunan gâvuru’.<br />
Öyle günler yaşıyorduk ki; kimseye inanmak caiz de değildi hani. Bu, düşmanın bir oyunu da olabilirdi, nitekim bu gibi hadiselerle çok karşılaşmıştık.<br />
Â ’Hangi köydensiniz?’.<br />
Â ’Elmacık Köyü'nden’.<br />
Hemen atlardan indik, kıyafetlerimizi değiştirdik. Ben eski püskü bir elbise giymiştim. Köye girdiğimiz zaman, manzara tüyler ürpertici idi. Meydanda bir papaz oturuyordu. Etrafında onbeş, onaltı kadar silâhlı vardı. Türkleri bir araya getirmişlerdi. Papaz, Yunanlılara sordu:<br />
Â ’Nasıl ceza verelim?’.<br />
Yunanlılardan biri:<br />
Â ’Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim edin, intikamımızı biz alırız’. Dediler.<br />
Benden şüphe edilmediği için yanlarına kadar yaklaşmıştım.<br />
Papaz, üç köylünün bir ağaca bağlanmasını emretti.<br />
Kardeşime yaklaştım:<br />
Â ’Hali görüyor musunuz?’ dedim; ’İyi ki gelmişiz, şimdi tabancamı adamların üzerine boşaltacağım’.<br />
Kardeşim sert bir ifade ile yüzüme baktı ve yavaş sesle:<br />
Â ’Acele etme, sonra işi bozarız’<br />
Cevabını kulağıma fısıldadı. Ben bekleyecek halde değildim. Heyecanımdan tir tir titriyordum. Oğlum da benim halimden şüphelenmişti. Yanıma yaklaştı o da fısıldadı:<br />
Â ’Acele etme anne’.<br />
Düşmanın rengi küle döndü...<br />
Ağaçlara bağlananların az sonra can vereceklerini anlayan köylüler ağlaşmaya, feryad etmeye başlamışlardı.<br />
Ne olursa olsun fazla sabredemeyecektim. Tabancamı çektim ve:<br />
Â ’Teslim olun!’ diye haykırdım.<br />
Tabii, adamlarım da silahlarını çekmişlerdi. Bu beklenmeyen hâl, düşmanı öylesine şaşırtmıştı ki... Hemen ağaçlara bağlananların iplerini çözdürdüm ve silahlı düşmanların silahlarını aldırdıktan sonra onları bağlattım. Papaza dönerek:<br />
Â ’Haydi’ dedim, ’Şimdi siz ölümlerden ölüm beğenin’.<br />
Hepsinin de rengi kül gibi olmuştu. Titriyorlardı. Oracıkta düşüp öleceklerdi.<br />
Adamlarıma döndüm:<br />
Â ’Hepsini Halid Bey'e götürünüz’ dedim, ’Cezalarını o verecektir’.<br />
İzmit'e döndüğümüz zaman Süvari Livası Hacı Arif Bey bu muvaffakiyetimizden dolayı bizim için büyük bir merasim hazırlamıştı. Köylüler, coşkun tezahürat yapıyordu. Fakat bu muvaffakiyet ile birlikte beni sükÃ»tu hayale gark eden bir mesele hasıl oldu. Meğer ’Kara Fatma tehlikeden sakınmıyor, başımıza bir iş açar’ diye beni, geri hizmetlere almaya karar vermişler. Kıyameti kopardım. Halid Bey:<br />
Â ’Bilmiyorum Fatma Hanım’ dedi, ’Ölümden korkmuyorsun, fakat ya şehid olmaz da esir düşersen ne olur?.. Bizimkilerin maneviyatı bozulur, düşmanın maneviyatı kuvvetlenir. Sen hiçbir tehlikeden kaçmıyorsun. Ya, Elmacık Köyü'ndeki düşman kuvvetli olsaydı da sizi esir etseydi ?...<br />
Tabii, o zaman kim tehlikeyi düşünüyordu. Lakin, bundan sonra daha ihtiyatlı davranacağımı vadederek vazifeme devam ettim’’<br />
Allah mübarek şefaatlerine nail eylesin’ <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_ALINTIDIR_</span>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gazi Osman Paşa Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-gazi-osman-pasa-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 15:45:21 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-gazi-osman-pasa-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> GAZİ OSMAN PAŞA EFSANESİ </span>  <br />
<br />
 [COLOR=#4f4f4f]Sırp yenilgisinden sonra Ruslar tekrar Osmanlıya savaş ilan edince, Osman Paşa, Vidin ve Rahova'yı savunmakla görevlendirildi. Osman Paşa, bunun üzerine Tuna'ya ilerleyerek Plevne'yi ele geçirdi.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Rus ve Romanya'lı askerlerden oluşan büyük ordunun Plevne'yi kuşatması karşısında, yaklaşık beş ay süren ve tüm dünyanın askerlik uzmanlarını şaşırtan büyük bir savunma yaptı.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Fakat savaşırken yaralandı ve esir düştü. Rus Çarı 2. Aleksandır bu büyük Türk askerine saygı gösterip kılıcını almadı. Sonra İstanbul'a dönünce Sultan 2. Abdülhamid, O'na 'Gazi' ünavı ile bir kılıç hediye etmiştir.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Bir süre sonra da Mabeyn Muşavirliği'ne getirildi. Gazi Osman Paşa, 05/04/1900 yılında vefat etti. Ölünceye kadar büyük bir şerefle yaşadı. Vasiyeti üzerine Fatih Camii Haziresi'ne gömüldü.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Gazi Osman Paşa Türbesi. 1900 yılında Sultan 2. Abdülhamid tarafından, Mimar Kemaleddin'e yaptırılmıştır. Fatih camii avlusunda bulunan türbe neo-klasik üsluptadır. Kare planlıdır.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Giriş cephesi ise iki sütun üzerine bir kemerle ve en üstte üçgen taç ile süslenmiştir. Sütunlar mukarnas başlıklıdır. Türbe içte sadedir. Süs unsuru olarak sadece sandukanın etrafını çeviren ahşap şebeke bulunmaktadır.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Gazi Osman Paşa tarihin şahit olduğu önde gelen askeri şahsiyetlerden biri olmuştur. Gerek yurt içinde gerekse yurt adından, şanından ve arka arkaya kazanmış olduğu zaferlerden sitayişle bahsedilmiştir.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Onun tarihe mal olan üstün başarıları ve yüksek şahsiyeti, adının dün olduğu gibi bugün de her fert tarafından saygı ve hürmetle anılmasına ve anılacak olmasına sebep olmuştur.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]İlçemize adını veren Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa'yı rahmetle ve hürmetle yadediyoruz.   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> GAZİ OSMAN PAŞA EFSANESİ </span>  <br />
<br />
 [COLOR=#4f4f4f]Sırp yenilgisinden sonra Ruslar tekrar Osmanlıya savaş ilan edince, Osman Paşa, Vidin ve Rahova'yı savunmakla görevlendirildi. Osman Paşa, bunun üzerine Tuna'ya ilerleyerek Plevne'yi ele geçirdi.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Rus ve Romanya'lı askerlerden oluşan büyük ordunun Plevne'yi kuşatması karşısında, yaklaşık beş ay süren ve tüm dünyanın askerlik uzmanlarını şaşırtan büyük bir savunma yaptı.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Fakat savaşırken yaralandı ve esir düştü. Rus Çarı 2. Aleksandır bu büyük Türk askerine saygı gösterip kılıcını almadı. Sonra İstanbul'a dönünce Sultan 2. Abdülhamid, O'na 'Gazi' ünavı ile bir kılıç hediye etmiştir.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Bir süre sonra da Mabeyn Muşavirliği'ne getirildi. Gazi Osman Paşa, 05/04/1900 yılında vefat etti. Ölünceye kadar büyük bir şerefle yaşadı. Vasiyeti üzerine Fatih Camii Haziresi'ne gömüldü.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Gazi Osman Paşa Türbesi. 1900 yılında Sultan 2. Abdülhamid tarafından, Mimar Kemaleddin'e yaptırılmıştır. Fatih camii avlusunda bulunan türbe neo-klasik üsluptadır. Kare planlıdır.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Giriş cephesi ise iki sütun üzerine bir kemerle ve en üstte üçgen taç ile süslenmiştir. Sütunlar mukarnas başlıklıdır. Türbe içte sadedir. Süs unsuru olarak sadece sandukanın etrafını çeviren ahşap şebeke bulunmaktadır.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Gazi Osman Paşa tarihin şahit olduğu önde gelen askeri şahsiyetlerden biri olmuştur. Gerek yurt içinde gerekse yurt adından, şanından ve arka arkaya kazanmış olduğu zaferlerden sitayişle bahsedilmiştir.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]Onun tarihe mal olan üstün başarıları ve yüksek şahsiyeti, adının dün olduğu gibi bugün de her fert tarafından saygı ve hürmetle anılmasına ve anılacak olmasına sebep olmuştur.  <br />
[COLOR=#4f4f4f]İlçemize adını veren Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa'yı rahmetle ve hürmetle yadediyoruz.   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Orhan Gazi Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-orhan-gazi-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 15:44:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-orhan-gazi-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ORHAN GAZİ EFSANESİ </span><br />
<br />
 [COLOR=#022032] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, 1281 yılında Söğüt’te dünyaya geldi.</span> 1326 ile 1359 yılları arasında beylik yapmıştır. Babası Osman Gazi’den 16.000 kmÂ² olarak aldığı devleti, oğlu I. Murad’a 95.000 kmÂ² olarak bırakmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey’in çocukluğu ve gençliği bilinmemektedir. Nasıl yetiştiği, nasıl eğitim aldığı, hatta okur yazar olup olmadığı bile bilinmemektedir. Osmanlı tarihlerinde adının ilk geçişi 1298’de Nilüfer Hatun (Yarhisar Tekfuru kızı Holofira) ile evlendirilmesi nedeniyle olmuştur. 1300’de Köprühisar’ın fethinde bulunmuş ve Karacahisar uç beyliği verilmiştir. Osman Bey oğlunu emir-I kebir (beylerbeyi) rütbesi ile küçük beylik ordusuna komutan atamış ve bundan sonraki babasının her askeri eylemine katılmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey’in beylik yıllarının ilk dönemi Anadolu’da fetihlerle geçmiştir. Beyliği sırasında bütün diğer Anadolu beylikleri gibi İran’da kurulu İhanlılar’I metbu sayıp yıllık vergi ödemekte devam etmiştir. Diğer yandan da Bizans topraklarına yönelik akınlar ve fetihlerle Osmanlı Beyliği daha güç kazanmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey 1321'de Mudanya'yı fethederek beyliğini Marmara Denizi kıyısına ulaştırmıştır. 1323 yılında Gebze de kendi adında camii yaptırmıştır. 1321 ve 1326'ya kadar Gazi komutanlar emri altında Osmanlı beylik birlikleri beylik sınırlarına sevkedilmiş; Konur Alp Batı Karadeniz dolaylarına, Akça Koca İzmit dolaylarına, Abdurrahman Gazi Yalova (Yalakabad) dolaylarına akınlar yaparak Yalova, Akyazı, Mudurnu, Pazaryeri (Ermenipazarı), Sapanca (Ayangölü), Kandıra, Samandra fetihleri yapılmıştır.<br />
<br />
Karesi Beyliği'ndeki hükümdarlık kavgasında arayı bulmak amacıyla, önce 1342 senesinde Ulubad, Karacabey (Mihaliç) ve Kırmastı kalelerini feth etmiştir.<br />
<br />
Sonrasında ise, önemli bir askeri kuvvetle 1345 senesinde Karesi Seferi'ne çıkmıştır. Böylelikle Karesi Beyliğine ait geniş topraklar ve Balıkesir, Manyas, Edincik ve Erdek kentleri Orhan Gazi idaresine geçmiştir.<br />
<br />
Orhan Gazi, bir iç isyan sonrası imparatorluk tahtına geçen VI. Yannis Kantakuzenos'la kurulan yakın ilişkiler münasebetiyle Bizans'a yardım etmeye başlamıştı.1344 senesinde Selanik'teki vali Yannis Apocausus durumlara hakim olamamış ve ’bağnaz fanatik’ler (Selanikli Zealotlar) olarak anılan bir parti tekrar idareyi eline almıştı. Sırp Kralı IV. Stefan Duşan tekrar Bizans aleyhine dönmüş ve tüm Makedonya'yı istila etmek niyetiyle Serez kalesini kuşatma altına almıştı.<br />
<br />
Onun için 1345'in ilk aylarında VI. Yannis Kantakuzenos Orhan Bey'le yakın ilişkiler kurmak için temaslara başlamıştır. Yakınlık kurmak maksadıyla Kantekuzanos, biraz Türkçe öğrenmiş; iki hükümdar birbirleri ile yakın şahsi bağlantı kurmuşlar ve Orhan Bey'le şahsi görüşmeleri sırasında birbirinden güzel üç kızını da Orhan Bey'le tanıştırmıştır. İkinci kızı olan Teodora'yı Orhan Bey ile evlendirmek için anlaşmışlardır.<br />
<br />
1352 senesinde Yannis Kantakuzenos'un ortak imparator olan V. Yannis Palaiologos ile arası açılmış ve V. Yannis, Edirne'de hüküm süren Matthaios'a Sırplar yardımı ile hücum edip şehrin idaresini eline almıştır. Buna karşılık VI. Yannis Kantakuzenos damadı Orhan Gazi'den askeri destek istemiştir. Orhan Gazi bunun üzerine komutanlığını oğlu olan Süleyman Paşa'nın yaptığı bir büyük Osmanlı birliğini VI. Yannis emrine girmek üzere göndermiştir. Bu Osmanlı birliği ile takviyeli Bizans ordusu Bizans İmparatoru VI. Yannis başkomutanlığı altında Edirne'ye yürüyüp bu şehri kurtarmıştır. Aynı Osmanlı birliği birkaç ay sonra bir karışık Sırp-Bulgar ordusunu, donmuş olan Meriç Nehri kıyılarında yenik düşürmüştür.<br />
<br />
Orhan Gazi, son yıllarında Osmanlı Devleti'nin idaresini, oğlu şehzade Murat`a bırakarak hayatını Bursa'da geçirmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm nedeni</span> ve yılı hakkında tarihçiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Zamanının tarihçisi olan Ãşıkpaşazâde, Orhan Bey'in Süleyman Bey'le aynı yılda, 1358'de, öldüğünü yazmaktadır. Bazı tarihçiler 1360 yılında 79 yaşında iken vefat ettiğini bildirirler ve diğerleri ise ölümünün 1362'de olduğunu belirtir.     ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ORHAN GAZİ EFSANESİ </span><br />
<br />
 [COLOR=#022032] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Orhan Gazi, 1281 yılında Söğüt’te dünyaya geldi.</span> 1326 ile 1359 yılları arasında beylik yapmıştır. Babası Osman Gazi’den 16.000 kmÂ² olarak aldığı devleti, oğlu I. Murad’a 95.000 kmÂ² olarak bırakmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey’in çocukluğu ve gençliği bilinmemektedir. Nasıl yetiştiği, nasıl eğitim aldığı, hatta okur yazar olup olmadığı bile bilinmemektedir. Osmanlı tarihlerinde adının ilk geçişi 1298’de Nilüfer Hatun (Yarhisar Tekfuru kızı Holofira) ile evlendirilmesi nedeniyle olmuştur. 1300’de Köprühisar’ın fethinde bulunmuş ve Karacahisar uç beyliği verilmiştir. Osman Bey oğlunu emir-I kebir (beylerbeyi) rütbesi ile küçük beylik ordusuna komutan atamış ve bundan sonraki babasının her askeri eylemine katılmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey’in beylik yıllarının ilk dönemi Anadolu’da fetihlerle geçmiştir. Beyliği sırasında bütün diğer Anadolu beylikleri gibi İran’da kurulu İhanlılar’I metbu sayıp yıllık vergi ödemekte devam etmiştir. Diğer yandan da Bizans topraklarına yönelik akınlar ve fetihlerle Osmanlı Beyliği daha güç kazanmıştır.<br />
<br />
Orhan Bey 1321'de Mudanya'yı fethederek beyliğini Marmara Denizi kıyısına ulaştırmıştır. 1323 yılında Gebze de kendi adında camii yaptırmıştır. 1321 ve 1326'ya kadar Gazi komutanlar emri altında Osmanlı beylik birlikleri beylik sınırlarına sevkedilmiş; Konur Alp Batı Karadeniz dolaylarına, Akça Koca İzmit dolaylarına, Abdurrahman Gazi Yalova (Yalakabad) dolaylarına akınlar yaparak Yalova, Akyazı, Mudurnu, Pazaryeri (Ermenipazarı), Sapanca (Ayangölü), Kandıra, Samandra fetihleri yapılmıştır.<br />
<br />
Karesi Beyliği'ndeki hükümdarlık kavgasında arayı bulmak amacıyla, önce 1342 senesinde Ulubad, Karacabey (Mihaliç) ve Kırmastı kalelerini feth etmiştir.<br />
<br />
Sonrasında ise, önemli bir askeri kuvvetle 1345 senesinde Karesi Seferi'ne çıkmıştır. Böylelikle Karesi Beyliğine ait geniş topraklar ve Balıkesir, Manyas, Edincik ve Erdek kentleri Orhan Gazi idaresine geçmiştir.<br />
<br />
Orhan Gazi, bir iç isyan sonrası imparatorluk tahtına geçen VI. Yannis Kantakuzenos'la kurulan yakın ilişkiler münasebetiyle Bizans'a yardım etmeye başlamıştı.1344 senesinde Selanik'teki vali Yannis Apocausus durumlara hakim olamamış ve ’bağnaz fanatik’ler (Selanikli Zealotlar) olarak anılan bir parti tekrar idareyi eline almıştı. Sırp Kralı IV. Stefan Duşan tekrar Bizans aleyhine dönmüş ve tüm Makedonya'yı istila etmek niyetiyle Serez kalesini kuşatma altına almıştı.<br />
<br />
Onun için 1345'in ilk aylarında VI. Yannis Kantakuzenos Orhan Bey'le yakın ilişkiler kurmak için temaslara başlamıştır. Yakınlık kurmak maksadıyla Kantekuzanos, biraz Türkçe öğrenmiş; iki hükümdar birbirleri ile yakın şahsi bağlantı kurmuşlar ve Orhan Bey'le şahsi görüşmeleri sırasında birbirinden güzel üç kızını da Orhan Bey'le tanıştırmıştır. İkinci kızı olan Teodora'yı Orhan Bey ile evlendirmek için anlaşmışlardır.<br />
<br />
1352 senesinde Yannis Kantakuzenos'un ortak imparator olan V. Yannis Palaiologos ile arası açılmış ve V. Yannis, Edirne'de hüküm süren Matthaios'a Sırplar yardımı ile hücum edip şehrin idaresini eline almıştır. Buna karşılık VI. Yannis Kantakuzenos damadı Orhan Gazi'den askeri destek istemiştir. Orhan Gazi bunun üzerine komutanlığını oğlu olan Süleyman Paşa'nın yaptığı bir büyük Osmanlı birliğini VI. Yannis emrine girmek üzere göndermiştir. Bu Osmanlı birliği ile takviyeli Bizans ordusu Bizans İmparatoru VI. Yannis başkomutanlığı altında Edirne'ye yürüyüp bu şehri kurtarmıştır. Aynı Osmanlı birliği birkaç ay sonra bir karışık Sırp-Bulgar ordusunu, donmuş olan Meriç Nehri kıyılarında yenik düşürmüştür.<br />
<br />
Orhan Gazi, son yıllarında Osmanlı Devleti'nin idaresini, oğlu şehzade Murat`a bırakarak hayatını Bursa'da geçirmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölüm nedeni</span> ve yılı hakkında tarihçiler arasında ihtilaf bulunmaktadır. Zamanının tarihçisi olan Ãşıkpaşazâde, Orhan Bey'in Süleyman Bey'le aynı yılda, 1358'de, öldüğünü yazmaktadır. Bazı tarihçiler 1360 yılında 79 yaşında iken vefat ettiğini bildirirler ve diğerleri ise ölümünün 1362'de olduğunu belirtir.     ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Osman Gazi Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-osman-gazi-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Tue, 17 Aug 2021 15:42:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-osman-gazi-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> OSMAN GAZİ EFSANESİ <br />
      </span><br />
 Osman Gazi kimdir? İşte Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin hayatı’<br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi , 1258 yılında Söğüt’te doğdu. Osman Gazi’nin yaşam ve savaşları tarihsellikten çok, masalsı destansı bir örtüntü içinde, halk söylentileri, ermişlik öyküleri ve mitolojik lejantlarla renklendirilmiştir. İşte Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin hayatı... <br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi, Osmanlı Beyliğini kurmuştur. Babası Ertuğrul Gazi, annesi Halime Hanımdır. Hayatı boyunca birçok şehir fethetmiş ve savaşlar kazanmıştır. Kurduğu beylik 600 yıllık hüküm sürecek bir imparatorluğa erişmiştir. Osman Gazi’nin türbesi günümüzde Bursa’da yer almaktadır. İşte Osman Gazi’nin hayatı’ <br />
[FONT=system-ui]OSMAN GAZİ’NİN HAYATI <br />
[FONT=system-ui]Babası Ertuğrul Gazi, Batı Anadolu’da Söğüt Ovası ile Domaniç Yaylasında yaşayan Oğuz Türkleri'nin Bozok boyunun Kayı kolundan olan büyük kalabalık bir obaya başkanlık etmekte idi. <br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi onun küçük oğlu idi. Tarihçi İbn-i Kemal (ö. 1534) Tevarih-i Al-i Osman adlı eserinde Ertuğrul Bey'in Anadolu'ya (Rum'a) geldiğinde iki oğlu bulunduğunu, Söğüt'te göçebe yaşamının sürdürürken 1254'te (hicri 652'de) ’aslan yapılı ay yüzlü’ küçük oğlu Osman'ın doğduğunu bildirir. Halk söylentilerine göre annesi (ya da babaannesi), Hayma Ana'dır. <br />
[FONT=system-ui]Yine tarihçi İbn-i Kemal, Osman'ın gençliğinde ’yiğitler arasına girdiğini’ ve ’vurmada tutmada ve durmada ve oturmada herkesi kendine uydurduğunu’ belirtir ve kardeşlerden en küçüğü olmakla beraber ’şimşir (kılıç) ve tedbirle cümlesinden evvel olduğunu’ bildirir. Bu anlatımın Oğuz destanının temalarına benzer şekilde işlenmiş olduğu barizdir. <br />
[FONT=system-ui]1281 yılında 23 yaşında iken Ahi'lerden olan Şeyh Edebali'nin kızı Malhun Hatun ile evlendi. Bu evlilikten daha sonra Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan Orhan Gazi doğdu. <br />
[FONT=system-ui]OSMANLI BEYLİĞİ'NİN KURULUŞU <br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi'nin hangi tarihte, ileride Osmanlı Devleti olacak uçbeyliğini kurduğu tarihçiler arasında tartışmalıdır. Kulaca Hisar ve Karacahisar kalelerini fetihleri takiben 1299 yılında İnegöl'ü alması Osmanlı Devleti'nin kuruluşu olarak kabul edilir. Birçok tarihçi 1299 yılında Anadolu Selçuklular Devleti'nin yıkılışı ile Osman Gazi'nin, Anadolu’nun diğer Türk beylikleri arasında istiklâlini ilan ederek, Osmanlı Devleti’ni kurduğunu kabul ederler. Diğer tarihçiler 1299'da Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud'in Osman Gazi'ye tabl ve bayrak göndermiş olduğunu ve bu tabl ve bayrak ödülleri ile üç beyliğine sembolik olarak istiklâl verdiğini iddia ederler. <br />
[FONT=system-ui]Bir ipekçilik ve demircilik merkezi olan Bilecik kalesinin eline geçmesi ile Osman Gazi'nin yetmiş yıllık hayatının üçüncü evresine girmiş olduğu tarihçilerce kabul edilir. Bu hayatının bu evresinde de savaşlar önemli roller oynarlar. <br />
[FONT=system-ui]Bu evrede ilk başarı Köprühisar'ın beylik güçleri eline geçirilmesi ile başlamıştır. Bu dönemde hedef önemli bir Bizans şehri olan ve Üçüncü Haçlı Seferi'nde Latin Haçlıların ele geçirdikleri Konstantinopolis'e karşı Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu direniş merkezi olan ve 1261'de tekrar Konstantinopolis'i eline geçirip imparatorluk kuran ve o zamanlar hala imparatorluk tahtında bulunan Paleologos Hanedanı'nın merkezi sayılan İznik idi. İznik Gölü'nün doğusunda bulunan İznik şehrine karşı olmak üzere golün batı kısmına 1301'de Türkmen nüfuslu Yenişehir kurulmuştur. Osman Bey Yenişehir'i beylik merkezi yapmıştır. <br />
[FONT=system-ui]Tarihçi Mehmet Nesri'nin 1500'lerde kalem aldığı tarihe göre aynı yıl Osman Bey adına ilk hutbe Şeyh Edebali'nin müritlerinden olan Karamanlı Dursun Fakih tarafından Karacahisar'da bir kiliseden çevrilmiş olan camide verilmiştir. <br />
[FONT=system-ui]Osman Bey beyliği arazisini Oğuz töresine uyarak yakın akraba ve silah arkadaşlarına ’dirlik’ olarak vermiştir. Böylece Eskişehir kardeşi Gündüz Bey'e, Karacahisar oğlu Orhan Bey'e, Yarhisar Hasan Alp'e ve İnegöl Turgut Alp'e verilmiştir. <br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi son yıllarında yaşının ilerlemesi ve ’damla illeti’ yani gut hastalığı yüzünden tarihçilerin bildirdiklerine göre, beylik idaresini oğlu olan Orhan Bey'e bırakmıştı.          ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> OSMAN GAZİ EFSANESİ <br />
      </span><br />
 Osman Gazi kimdir? İşte Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin hayatı’<br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi , 1258 yılında Söğüt’te doğdu. Osman Gazi’nin yaşam ve savaşları tarihsellikten çok, masalsı destansı bir örtüntü içinde, halk söylentileri, ermişlik öyküleri ve mitolojik lejantlarla renklendirilmiştir. İşte Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin hayatı... <br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi, Osmanlı Beyliğini kurmuştur. Babası Ertuğrul Gazi, annesi Halime Hanımdır. Hayatı boyunca birçok şehir fethetmiş ve savaşlar kazanmıştır. Kurduğu beylik 600 yıllık hüküm sürecek bir imparatorluğa erişmiştir. Osman Gazi’nin türbesi günümüzde Bursa’da yer almaktadır. İşte Osman Gazi’nin hayatı’ <br />
[FONT=system-ui]OSMAN GAZİ’NİN HAYATI <br />
[FONT=system-ui]Babası Ertuğrul Gazi, Batı Anadolu’da Söğüt Ovası ile Domaniç Yaylasında yaşayan Oğuz Türkleri'nin Bozok boyunun Kayı kolundan olan büyük kalabalık bir obaya başkanlık etmekte idi. <br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi onun küçük oğlu idi. Tarihçi İbn-i Kemal (ö. 1534) Tevarih-i Al-i Osman adlı eserinde Ertuğrul Bey'in Anadolu'ya (Rum'a) geldiğinde iki oğlu bulunduğunu, Söğüt'te göçebe yaşamının sürdürürken 1254'te (hicri 652'de) ’aslan yapılı ay yüzlü’ küçük oğlu Osman'ın doğduğunu bildirir. Halk söylentilerine göre annesi (ya da babaannesi), Hayma Ana'dır. <br />
[FONT=system-ui]Yine tarihçi İbn-i Kemal, Osman'ın gençliğinde ’yiğitler arasına girdiğini’ ve ’vurmada tutmada ve durmada ve oturmada herkesi kendine uydurduğunu’ belirtir ve kardeşlerden en küçüğü olmakla beraber ’şimşir (kılıç) ve tedbirle cümlesinden evvel olduğunu’ bildirir. Bu anlatımın Oğuz destanının temalarına benzer şekilde işlenmiş olduğu barizdir. <br />
[FONT=system-ui]1281 yılında 23 yaşında iken Ahi'lerden olan Şeyh Edebali'nin kızı Malhun Hatun ile evlendi. Bu evlilikten daha sonra Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan Orhan Gazi doğdu. <br />
[FONT=system-ui]OSMANLI BEYLİĞİ'NİN KURULUŞU <br />
<br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi'nin hangi tarihte, ileride Osmanlı Devleti olacak uçbeyliğini kurduğu tarihçiler arasında tartışmalıdır. Kulaca Hisar ve Karacahisar kalelerini fetihleri takiben 1299 yılında İnegöl'ü alması Osmanlı Devleti'nin kuruluşu olarak kabul edilir. Birçok tarihçi 1299 yılında Anadolu Selçuklular Devleti'nin yıkılışı ile Osman Gazi'nin, Anadolu’nun diğer Türk beylikleri arasında istiklâlini ilan ederek, Osmanlı Devleti’ni kurduğunu kabul ederler. Diğer tarihçiler 1299'da Anadolu Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Mesud'in Osman Gazi'ye tabl ve bayrak göndermiş olduğunu ve bu tabl ve bayrak ödülleri ile üç beyliğine sembolik olarak istiklâl verdiğini iddia ederler. <br />
[FONT=system-ui]Bir ipekçilik ve demircilik merkezi olan Bilecik kalesinin eline geçmesi ile Osman Gazi'nin yetmiş yıllık hayatının üçüncü evresine girmiş olduğu tarihçilerce kabul edilir. Bu hayatının bu evresinde de savaşlar önemli roller oynarlar. <br />
[FONT=system-ui]Bu evrede ilk başarı Köprühisar'ın beylik güçleri eline geçirilmesi ile başlamıştır. Bu dönemde hedef önemli bir Bizans şehri olan ve Üçüncü Haçlı Seferi'nde Latin Haçlıların ele geçirdikleri Konstantinopolis'e karşı Doğu Roma/Bizans İmparatorluğu direniş merkezi olan ve 1261'de tekrar Konstantinopolis'i eline geçirip imparatorluk kuran ve o zamanlar hala imparatorluk tahtında bulunan Paleologos Hanedanı'nın merkezi sayılan İznik idi. İznik Gölü'nün doğusunda bulunan İznik şehrine karşı olmak üzere golün batı kısmına 1301'de Türkmen nüfuslu Yenişehir kurulmuştur. Osman Bey Yenişehir'i beylik merkezi yapmıştır. <br />
[FONT=system-ui]Tarihçi Mehmet Nesri'nin 1500'lerde kalem aldığı tarihe göre aynı yıl Osman Bey adına ilk hutbe Şeyh Edebali'nin müritlerinden olan Karamanlı Dursun Fakih tarafından Karacahisar'da bir kiliseden çevrilmiş olan camide verilmiştir. <br />
[FONT=system-ui]Osman Bey beyliği arazisini Oğuz töresine uyarak yakın akraba ve silah arkadaşlarına ’dirlik’ olarak vermiştir. Böylece Eskişehir kardeşi Gündüz Bey'e, Karacahisar oğlu Orhan Bey'e, Yarhisar Hasan Alp'e ve İnegöl Turgut Alp'e verilmiştir. <br />
[FONT=system-ui]Osman Gazi son yıllarında yaşının ilerlemesi ve ’damla illeti’ yani gut hastalığı yüzünden tarihçilerin bildirdiklerine göre, beylik idaresini oğlu olan Orhan Bey'e bırakmıştı.          ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Efsane Nedir]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-efsane-nedir.html</link>
			<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 12:19:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-efsane-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] [COLOR=#a52a2a]<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EFSANE</span><br />
</div>
      </div>
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<br />
 Bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiat elemanlarından birinde olan bir değişikliği, olağanüstü hakikat ve akıldışı açıklamalarla anlatan hikaye. Efsanenin temeli olan olay, halkın hayalinde şekil değiştirerek ağızdan ağıza, nesilden nesile geçer.<br />
Her milletin kendi dilinde birçok efsanesi vardır.<br />
Bunlardan bazıları birçok millet tarafından benimsenmiş ve aynı efsane başka isimlerle birçok dilde yerleşmiştirefsane    <br />
 [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Efsan ve fesane şekillerinde de görülen kelime aslen Farsçadır. hikaye ve sergüzeşt manasına gelmektedir. Geçmiş halleri nakil ve anlatmak için kullanılmıştır. Zamanla hakikatlar görünmez olmuş, halk, mesel muharrefi olarak masal şeklinde söylemiştir. Kelime; meşhur ve şayi manalarına da kullanılmıştır. Bu yönüyle dillerde destan olmuş manasına gelmiştir. Gerçekte efsane asılsız, boş mesel; kıssa ve hikaye demektir.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Bu şekilde sözlü gelenekteki masallara Osmanlı Türkçesinde Arapça usture kelimesinin çokluk şekli olan esatir denmiştir. Yunancada "mitos, mit" kelimeleri zamanla dilimize girmiş, kelime mythe şekliyle batı dillerine de geçmiştir. Türkçede, Fransızcadan geçen legende kelimesinin yer yer kullanıldığı görülmüştür.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Başladığı tarih belli olmamakla birlikte bir efsanenin, bir masalın veya bir destanın çeşitli değişikliklere uğratılarak zamanımızda ayrı ayrı deyişlerle yaşadığı bir gerçektir. Bu söyleyiş şekillerindeki farklılığı asıl mevzuyu kaybetmemekle birlikte efsanelerde de görmek mümkündür. Efsaneler daha ziyade inançla ilgili hususlarda ortaya çıkmış, hemen her yer üzerine söylenmiş; kainattaki varlıkların ve hadiselerin oluş şekillerini, gerçek olsun ya da olmasın, bir sebebe bağlayarak izah etmeye çalışan halk edebiyatı mahsulleridir. Kaynaklarını tarihe, dine dayandırmakla birlikte, masalları da beslenme sahasına alan efsanelerin, inanç yönü asıl ağırlığı teşkil eder. Fakat efsanelerde verilen inançla ilgili meseleler; insanlığın asıl doğru inancı çerçevesinde olduğu gibi, mahalli ve milli inançların, hurafelerin de tesirinde kaldığı görülür. Anlatılan hadiseler insanoğlunu belirli bir yere bağlamakla birlikte mekanla ilgili isimlerin de verilmesine sebep olmuştur.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Varlıkların yaratılışında ve hadiselerin ortaya çıkmasında efsaneler:<br />
Teogoni (çok tanrıcılık), kozmogoni (kainatın nasıl meydana geldiği), antropogoni (insanın nasıl varolduğu), eskatoloji (insan ve dünyanın geleceği) olmak üzere dört kolda toplanmaktadır.     ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] [COLOR=#a52a2a]<div style="text-align: center;" class="mycode_align">[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">EFSANE</span><br />
</div>
      </div>
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]<br />
 Bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiat elemanlarından birinde olan bir değişikliği, olağanüstü hakikat ve akıldışı açıklamalarla anlatan hikaye. Efsanenin temeli olan olay, halkın hayalinde şekil değiştirerek ağızdan ağıza, nesilden nesile geçer.<br />
Her milletin kendi dilinde birçok efsanesi vardır.<br />
Bunlardan bazıları birçok millet tarafından benimsenmiş ve aynı efsane başka isimlerle birçok dilde yerleşmiştirefsane    <br />
 [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Efsan ve fesane şekillerinde de görülen kelime aslen Farsçadır. hikaye ve sergüzeşt manasına gelmektedir. Geçmiş halleri nakil ve anlatmak için kullanılmıştır. Zamanla hakikatlar görünmez olmuş, halk, mesel muharrefi olarak masal şeklinde söylemiştir. Kelime; meşhur ve şayi manalarına da kullanılmıştır. Bu yönüyle dillerde destan olmuş manasına gelmiştir. Gerçekte efsane asılsız, boş mesel; kıssa ve hikaye demektir.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Bu şekilde sözlü gelenekteki masallara Osmanlı Türkçesinde Arapça usture kelimesinin çokluk şekli olan esatir denmiştir. Yunancada "mitos, mit" kelimeleri zamanla dilimize girmiş, kelime mythe şekliyle batı dillerine de geçmiştir. Türkçede, Fransızcadan geçen legende kelimesinin yer yer kullanıldığı görülmüştür.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Başladığı tarih belli olmamakla birlikte bir efsanenin, bir masalın veya bir destanın çeşitli değişikliklere uğratılarak zamanımızda ayrı ayrı deyişlerle yaşadığı bir gerçektir. Bu söyleyiş şekillerindeki farklılığı asıl mevzuyu kaybetmemekle birlikte efsanelerde de görmek mümkündür. Efsaneler daha ziyade inançla ilgili hususlarda ortaya çıkmış, hemen her yer üzerine söylenmiş; kainattaki varlıkların ve hadiselerin oluş şekillerini, gerçek olsun ya da olmasın, bir sebebe bağlayarak izah etmeye çalışan halk edebiyatı mahsulleridir. Kaynaklarını tarihe, dine dayandırmakla birlikte, masalları da beslenme sahasına alan efsanelerin, inanç yönü asıl ağırlığı teşkil eder. Fakat efsanelerde verilen inançla ilgili meseleler; insanlığın asıl doğru inancı çerçevesinde olduğu gibi, mahalli ve milli inançların, hurafelerin de tesirinde kaldığı görülür. Anlatılan hadiseler insanoğlunu belirli bir yere bağlamakla birlikte mekanla ilgili isimlerin de verilmesine sebep olmuştur.<br />
  <br />
    [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Varlıkların yaratılışında ve hadiselerin ortaya çıkmasında efsaneler:<br />
Teogoni (çok tanrıcılık), kozmogoni (kainatın nasıl meydana geldiği), antropogoni (insanın nasıl varolduğu), eskatoloji (insan ve dünyanın geleceği) olmak üzere dört kolda toplanmaktadır.     ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Altın Dokunuş / Midas Dokunuşu Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-altin-dokunus-midas-dokunusu-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Wed, 04 Aug 2021 12:18:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-altin-dokunus-midas-dokunusu-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[<a href="https://www.turkiyeforumlari.net/attachments/image-jpeg.6922/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ANTİK DOKUNUŞ / MİDAS DOKUNUŞU EFSANESİ </span><br />
<br />
 [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Sanat. eğlence ve Ş  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">arap TanrısıDionysos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] ve alayı   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Frigya</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] yaylarında oradan oraya dolaşırken, yaşlı Silenos, yorulur bir ağaç gölgesinde uyuya kalır.  <br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Bulanlar alay edip aşağılayarak   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kral Midas’</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]a getirirler.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Midas</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI],  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Silenos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]’u on gün krallar gibi ağırlar ve Dionysos’a götürür. Tanrı çok memnun olur ve Midas’a ’ dile benden ne dilersen ’ der.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Midas</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]; ’Her tuttuğum altın olsun’ diye yanıtlar Midas’ın her tuttuğu hakikaten altın olur. Kral çok sevinçlidir. Akşam olur, büyük bir iştahla sofraya oturur. Evet her tuttuğu altın olmaktadır. Ekmeği, yemeği hatta sevmek için sarıldığı güzel kızı’da altına dönüşmüştür’  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Kral pişman olur ve isteğinin yanlışlığını anlar. Tanrıdan, dileğini geri almasını ister. Tanrı. Paktolos* ırmağında yıkanmasını söyler. Midas, Paktolos Irmağında yıkanır, dileğinden kurtulur, ırmağın kumları altın olur. Irmağın kıyısında yer alan   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SARDES</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]kenti, ırmaktan topladığı altınla zengin olur.  <br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Dünyada ki ilk parayı basarlar. ’Karun gibi zengin’ sözü.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SARDES Kralı Kraisos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] için söylenmiştir.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]*DIONYSOS Üzüm. şarap, eğlence, sanat tanrısı, Antik tiyatrolarda,Dionysos Sunağı bulunurdu. Önce bu sunağa adaklar sunulur sonra gösteriye geçilirdi. *DIONYSOS, çocukluğunda Silenos’un himayesinde büyüdüğü için, ona çok değer verirdi. DIONYSOS, Çoğu kez genç ve güzel bir delikanlı olarak gösterilir. Dionysos Alayı; Geceleri dağarda meşalelerle ve dans ederek dolaşırlar. Bir sevinç fırtınası koparırlardı.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]*SİLENOS, İhtiyar ama akıllı ve müzik ustasıdır. Yaşlanmış Satyr’lere verilen genel bir isimdir.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]* PAKTOLOS Irmağı, Gediz Nehri * SARDES Kenti; Salihli’ye bağlı Sart köyü  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arkeoloji Dünyası</span>   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="https://www.turkiyeforumlari.net/attachments/image-jpeg.6922/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2021/08/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /></a><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ANTİK DOKUNUŞ / MİDAS DOKUNUŞU EFSANESİ </span><br />
<br />
 [COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Sanat. eğlence ve Ş  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">arap TanrısıDionysos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] ve alayı   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Frigya</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] yaylarında oradan oraya dolaşırken, yaşlı Silenos, yorulur bir ağaç gölgesinde uyuya kalır.  <br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Bulanlar alay edip aşağılayarak   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kral Midas’</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]a getirirler.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Midas</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI],  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Silenos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]’u on gün krallar gibi ağırlar ve Dionysos’a götürür. Tanrı çok memnun olur ve Midas’a ’ dile benden ne dilersen ’ der.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Midas</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]; ’Her tuttuğum altın olsun’ diye yanıtlar Midas’ın her tuttuğu hakikaten altın olur. Kral çok sevinçlidir. Akşam olur, büyük bir iştahla sofraya oturur. Evet her tuttuğu altın olmaktadır. Ekmeği, yemeği hatta sevmek için sarıldığı güzel kızı’da altına dönüşmüştür’  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Kral pişman olur ve isteğinin yanlışlığını anlar. Tanrıdan, dileğini geri almasını ister. Tanrı. Paktolos* ırmağında yıkanmasını söyler. Midas, Paktolos Irmağında yıkanır, dileğinden kurtulur, ırmağın kumları altın olur. Irmağın kıyısında yer alan   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SARDES</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]kenti, ırmaktan topladığı altınla zengin olur.  <br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]Dünyada ki ilk parayı basarlar. ’Karun gibi zengin’ sözü.   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SARDES Kralı Kraisos</span>[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI] için söylenmiştir.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]*DIONYSOS Üzüm. şarap, eğlence, sanat tanrısı, Antik tiyatrolarda,Dionysos Sunağı bulunurdu. Önce bu sunağa adaklar sunulur sonra gösteriye geçilirdi. *DIONYSOS, çocukluğunda Silenos’un himayesinde büyüdüğü için, ona çok değer verirdi. DIONYSOS, Çoğu kez genç ve güzel bir delikanlı olarak gösterilir. Dionysos Alayı; Geceleri dağarda meşalelerle ve dans ederek dolaşırlar. Bir sevinç fırtınası koparırlardı.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]*SİLENOS, İhtiyar ama akıllı ve müzik ustasıdır. Yaşlanmış Satyr’lere verilen genel bir isimdir.  <br />
<br />
[COLOR=#141414][FONT=Segoe UI]* PAKTOLOS Irmağı, Gediz Nehri * SARDES Kenti; Salihli’ye bağlı Sart köyü  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Arkeoloji Dünyası</span>   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hala Deresi Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hala-deresi-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2021 14:20:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hala-deresi-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[  HALA DERESİ EFSANESİ <br />
<br />
Zamanın birinde kendisine yurt tutup oturacak yer arayan bir aile. Ayder yolu üzerinde boş bir yer bulur. Oraya yerlesir. Aradan yillar geçer. Bir gece derenin karsisinda sönük bir isik görürler. Uzun zamandır, yalniz yasadiklari bu yerde bir komsu sahibi olmak onları sevindirmis, tanismislar. Kendilerinin Hala isimli bir kizlari varmis. Komsunun da bir oglu. Zamanla birbirlerine asik olup, nisanlanmislar. Oglan evlenme parasi kazanmak için gurbete gitmis. Gidis o gidis oglan`dan üç dört sene ses seda çikmayinca uimut kesilmiş, kiz bir baskasina nisanlanmis. Dügün dernek kurulmus. Tam dügün gününde düğün evine oglanin gurbetten döndügü haberi ulasmis. Kiz bunu duyunca eski sevgisi depreşmiş. Gelinligi ile dügün evinden kosa kosa çikmis. Dere geçilecek gibi degilmis. Ama o heyecanla kendini dereye atmis. Dere o kadar azginmiski, karsiya geçmeyi basaramamis. Dere almış götürmüs Hala Gelini. O gün bugündür derenin adi Hala Deresi, Köyün adi da Hala Köyü olmuş.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[  HALA DERESİ EFSANESİ <br />
<br />
Zamanın birinde kendisine yurt tutup oturacak yer arayan bir aile. Ayder yolu üzerinde boş bir yer bulur. Oraya yerlesir. Aradan yillar geçer. Bir gece derenin karsisinda sönük bir isik görürler. Uzun zamandır, yalniz yasadiklari bu yerde bir komsu sahibi olmak onları sevindirmis, tanismislar. Kendilerinin Hala isimli bir kizlari varmis. Komsunun da bir oglu. Zamanla birbirlerine asik olup, nisanlanmislar. Oglan evlenme parasi kazanmak için gurbete gitmis. Gidis o gidis oglan`dan üç dört sene ses seda çikmayinca uimut kesilmiş, kiz bir baskasina nisanlanmis. Dügün dernek kurulmus. Tam dügün gününde düğün evine oglanin gurbetten döndügü haberi ulasmis. Kiz bunu duyunca eski sevgisi depreşmiş. Gelinligi ile dügün evinden kosa kosa çikmis. Dere geçilecek gibi degilmis. Ama o heyecanla kendini dereye atmis. Dere o kadar azginmiski, karsiya geçmeyi basaramamis. Dere almış götürmüs Hala Gelini. O gün bugündür derenin adi Hala Deresi, Köyün adi da Hala Köyü olmuş.  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Horasanlı Genç Efsanesi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-horasanli-genc-efsanesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2021 14:12:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16975">Erzincanlı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-horasanli-genc-efsanesi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HORASANLI GENÇ EFSANESİ</span> <br />
<br />
Horasanlı bir genç vakti ile Irak’a giderek ilim peşinde bir Hayli koştuktan ve Bir Hayli şeyler öğrendikten sonra, memleketine dönmek üzere hazırlanmış. Fakat Tam bu sırada ariflerden biri ile karşılaşmış. Bu Arif onu şöyle imtihan etmiş.<br />
<br />
Oğlum demiş Horasan’da şeytan var mı demiş. Arif tekrar sormuş orada şeytanla nasıl savaşıyorlar. ona karşı gelmekle şeytan tekrar gelirse, yine ona karşı gelirler o halde bütün ömrünüz şeytanla savaşmakla, didişmekle geçiyor desene.<br />
<br />
Genç adam gözünü açarak sormuş O halde ne yapmalı. Arif Adam anlatmış yolda bir çoban köpeğine rast gelirsen köpeği kovalamak onunla uğraşmak fayda vermez *****ten kurtulmanın en kestirme çaresi sahibini çağırmaktır, çünkü sahibi ona hem söz dinlettirir, hem de sizi korur.<br />
<br />
Derinin en meşhur Vaizi olan ibni semmak bir gün Harun reşidin yanına girmiş ve ona öğüt vererek demiş ki ’eşi ortağı olmayan Allah’tan kork ve Yalnız ondan kork bil ki bir gün onun karşısına çıkacak huzurunda duracak ve o zaman iki yerden birine göndereceksin ki bu ya cennettir ya Cehennem.<br />
<br />
Halife’nin gözleri yaşarmış Bu hali Gören ve vezir Fadıl söze karışmış, ve vaize demiş ki Harun reşidin Allah’ın kulları arasında adaleti gözetmesi kıyamet günü cennete gideceğine şüphe mi bırakır. Fakat ibni semmak şöyle devam etmiş<br />
<br />
-Ey Harun demiş o gün bu adam senin yanında bulunmayacak onun için Allah’tan kork da işlerine o gözle bak. Vezir Söyleyecek başka bir söz bulamamış. Harun Reşit ise büsbütün müteessir olmuş.<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HORASANLI GENÇ EFSANESİ</span> <br />
<br />
Horasanlı bir genç vakti ile Irak’a giderek ilim peşinde bir Hayli koştuktan ve Bir Hayli şeyler öğrendikten sonra, memleketine dönmek üzere hazırlanmış. Fakat Tam bu sırada ariflerden biri ile karşılaşmış. Bu Arif onu şöyle imtihan etmiş.<br />
<br />
Oğlum demiş Horasan’da şeytan var mı demiş. Arif tekrar sormuş orada şeytanla nasıl savaşıyorlar. ona karşı gelmekle şeytan tekrar gelirse, yine ona karşı gelirler o halde bütün ömrünüz şeytanla savaşmakla, didişmekle geçiyor desene.<br />
<br />
Genç adam gözünü açarak sormuş O halde ne yapmalı. Arif Adam anlatmış yolda bir çoban köpeğine rast gelirsen köpeği kovalamak onunla uğraşmak fayda vermez *****ten kurtulmanın en kestirme çaresi sahibini çağırmaktır, çünkü sahibi ona hem söz dinlettirir, hem de sizi korur.<br />
<br />
Derinin en meşhur Vaizi olan ibni semmak bir gün Harun reşidin yanına girmiş ve ona öğüt vererek demiş ki ’eşi ortağı olmayan Allah’tan kork ve Yalnız ondan kork bil ki bir gün onun karşısına çıkacak huzurunda duracak ve o zaman iki yerden birine göndereceksin ki bu ya cennettir ya Cehennem.<br />
<br />
Halife’nin gözleri yaşarmış Bu hali Gören ve vezir Fadıl söze karışmış, ve vaize demiş ki Harun reşidin Allah’ın kulları arasında adaleti gözetmesi kıyamet günü cennete gideceğine şüphe mi bırakır. Fakat ibni semmak şöyle devam etmiş<br />
<br />
-Ey Harun demiş o gün bu adam senin yanında bulunmayacak onun için Allah’tan kork da işlerine o gözle bak. Vezir Söyleyecek başka bir söz bulamamış. Harun Reşit ise büsbütün müteessir olmuş.<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>