<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Diğer]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:19:21 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Aleviliğinin Tarihi Arka Planı-Prof. Dr. M. Saffet Sarıkaya]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-anadolu-aleviliginin-tarihi-arka-plani-prof-dr-m-saffet-sarikaya.html</link>
			<pubDate>Thu, 25 Jun 2020 13:26:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-anadolu-aleviliginin-tarihi-arka-plani-prof-dr-m-saffet-sarikaya.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. M. Saffet Sarıkaya'nın, "Anadolu Aleviliğinin Tarihi Arka Planı" adlı eseri Aleviliğin oluşumu ile ilgili önemli bilgiler sağlarken Türklerin İslâm'ı benimseme ve yaşama süreçlerindeki bazı müphem noktalara da ışık tutuyor.</span>    <br />
  <br />
 Alevilik hakkında söz söyleme önceliğinin Alevilere ait olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Saffet Sarıkaya "Dini bir oluşum ve yapılanma olan Aleviliğin ne'liği meselesi şüphesiz öncelikle bu yolun yolcusu Alevileri ilgilendirmektedir" dedikten sonra şu değerlendirmeyi yapıyor:<br />
<br />
  <br />
 Alevilik kendi ifadeleriyle "Biz bezm-i ezelde / elest bezminde kalu bela dediğimizde Ali'ye de ikrar verdik" sözünde ifadesini bulan kökleri tarihin derinlerine uzanan bir oluşumdur. Öte yandan Alevilik nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Ne zaman başlamıştır? Aleviliğin inanç yapısı nedir? Sünnilikten farkı nedir? Aleviliğin Şiilikle ilişkisi nedir? Alevilik mezhep midir tarikat mıdır? Diğer mezhep ve tarikatlarla ilişkisi nedir? gibi sorulara verilen cevaplar bir hayli farklıdır. Bu farklılıkta bilgisizlik, ön yargı, fikri taassup, ideolojik ve siyasi tavır, farklı bilimsel disiplinlere göre değişen ve kimi zaman birbirine zıt yaklaşım ve yorumlarla karşılaşılır.<br />
<br />
  <br />
  Bu satırların yazarı Alevilik meselesinin tarihi süreciyle ilgilenmiş, konuyla ilgili en eski kaynaklardan Fütüvvetnamelerle başlayan bir çalışma serüvenine girişmiş çalışılan alanın sınırlarını tayin etmek ve ne'liğini belirlemek için Alevilikle ilgili şu tanımı yapmıştır; "Alevilik XIII. yüzyılda Anadolu'daki sosyo-dini kaynaşmaların bir sonucu olarak oluşmaya başlayan ve XV-XVI. yüzyıllardaki HurÃ»fi ve Safevi tesirlerine maruz kalarak oluşumunu tamamlayan dini bir oluşumdur"<br />
  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" />  <br />
 Alevilik teriminin kullanımını XIX. yüzyılın ikinci yarısı olduğunu dikkate aldığımızda bu tanımın tarihi oluşum süreci çerçevesinde yapıldığını belirtmek gerekir. Anadolu'nun Türkler tarafından fethedilip İslamlaştırılması dünya tarihini değiştiren önemli olaylardan birisidir. Çünkü tarihin ilk dönemlerinden beri bu coğrafya, sahip olduğu jeopolitik konumuyla farklı milletlerin ilgisi çekmiştir. XI. yüzyılın son çeyreğinden itibaren de büyük ölçüde Oğuzlardan oluşan Türkmen boylarının ülkesi olmuş ve 1176 Miryokefalon Savaşından sonra da Batılılar tarafından Türk adıyla "Türkiye" diye adlandırılmıştır. Anadolu'da XI. yüzyıl öncesi Türk izleri görülmekle birlikte ilki fetih hareketleriyle birlikte XI. yüzyılda gerçekleştirilen göçlerin ikinci büyük dalgası XIII. yüzyılda Moğol istilasından kaçanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci dalga Türkiye'nin hem demografisini hem de sosyal yapısını belirgin ölçüde değiştirmiştir. Bu göçler sonucu Anadolu'da "Ocakzadeliler," Tahtacılar, Türkmenler, Çepni/Çetmiler, Abdallar gibi zümreler ortaya çıkmıştır. Türklerin İslâmlaşması sosyolojik bir gerçeklikle yerleşik kültür, göçebe ve yarı göçebe kültür grupları arasında farklı boyutlarda gelişmiştir.<br />
  <br />
 Çalışmada Anadolu'nun dini tarihinin geleneksel boyutu, mezhep ve tarikat eksenli olarak ele alınmış, Türkiye Aleviliğinin oluşum sürecinin başladığı XIII. yüzyıl öncesi tarihi-dini arka plan etraflıca irdelenmiştir. Bu eser Aleviliğin oluşumu ile ilgili önemli bilgiler sağlayacağı gibi, aynı zamanda Türklerin İslâm'ı benimseme ve yaşama süreçlerindeki bazı müphem noktalara ışık tutacak, günümüz Aleviliğinin tarihi ve fikri köklerini ortaya çıkarmaya katkı sağlayacaktır.<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Post Kitap</span>  <br />
 **  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çinlileşen Türklerin serüveni</span>  <br />
 Tabgaçlar, 386 yılında Çin'de Kuzey Wei İmparatorluğu'nu kurduktan kısa bir süre sonra tamamen Çinlileşen bir Türk topluluğudur. Onların erken tarihleri ve imparatorluk devirleri, Hunlardan Gök-Türklere kadar olan tarihi süreci anlamamız açısından çok önemlidir. Tabgaçlar, konar-göçer hayat süren kuzeydeki bozkırlı Türklerin hareketliliği ile güneyde yerleşik hayat süren Çinlilerin durağanlığı arasındaki tarihi çarpışmayı gösteren çarpıcı bir örnek, Türk ve Çin medeniyetlerinin ilişkilerini tüm çıplaklığıyla aksettiren harikulade bir tecrübedir. Merhum Pulat Otkan bu güzide eserinde, Çin kaynaklarına dayanarak, Türk ve bozkır kökenli bir hanedanın idaresi altındaki kadim yerleşiklerin toplumu ve ekonomisi üzerine isabetli tespitler ve yorumlar yapıyor. Türk ve Çin tarihinin çok önemli bir dönemi olan Kuzey Wei İmparatorluğu'nun Türk bakış açısıyla, daha çok sosyal tarih açısından ele alınan bu kıymetli eser, Ötüken Neşriyat'ın titiz çalışmalarıyla tozlu raflardan inerek tarih meraklılarının dikkatine sunuldu. 23 Ağustos 1942'de doğan Pulat Otkan, 1962-1966 yıllarında Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı. Mezuniyetinden bir yıl sonra Çin'e giderek Taiwan ve Zhengzi üniversitelerinde üç yıl boyunca eğitim gördü. Türkiye'ye dönüşünü müteakiben Türk Tarih Kurumunda ve ardından Ankara Üniversitesi Kütüphanesinde çalıştı. 1973 yılında M.S. IV Yüzyılda Hunların Önderliğinde Çin'de Başlayan Yabancı Kavimler Hareketinin Kültürel, Toplumsal ve Ekonomik Etkileri başlıklı doktora tezini tamamladı. 1976-1977 yıllarında Japonya'da çalışmalarını sürdürdü. 1986 yılında DTCF Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalını kurdu. <br />
<br />
Otkan, Japon hükümeti tarafından verilen "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı" sahibidir. Öğrencisi Gürhan Kırilen'in danışmanlığında Tabgaçlar adıyla yayımladığımız çalışmasının nüvesi, 1980'de savunduğu, T'opa Wei Döneminde Toplum ve Ekonomi başlıklı doçentlik tezine dayanmaktadır. Muhtelif defalar yurt dışında sinoloji çalışmalarını sürdüren Otkan, Sun Tzu'nin Savaş Sanatı'nı özgün dilinden Türkçeye çevirmiştir. 13 Nisan 2014'te vefat eden Otkan'ın, vefatından dört yıl sonra, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Tarihçinin Kayıtları'na (Shi Ji) Göre Hunlar başlıklı çalışması bir diğer öğrencisi Giray Fidan'ın danışmanlığında neşredilmiştir.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ötüken Neşriyat<br />
</span>  <br />
 ***  <br />
 [B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]HAFTANIN KİTABI<br />
</span>[/B]  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Laik devlet kurulurken</span>  <br />
 Araştırmacı Semih Kalkanoğlu, "İkinci Adamın Manevi Dünyası" adlı eseriyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş sürecinde Atatürk'ün en yakınında bulunmuş İsmet İnönü'nün din ve laiklik anlayışını mercek altına alıyor:<br />
  <br />
 Çağdaş laik bir devletin temellerinin atılmasında Atatürk'ün en büyük yardımcısı, destekçisi Mustafa İsmet İnönü'dür.  <br />
 Atatürk Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken, "sosyal ya*şamı" ilgilendiren bu konuları din dışına almış, kişilerin İnanç ve İbadet haklarına ise kesinlikle bir engelleme, yasaklama getirme*miştir. Atatürk'ün bu konuda "ne ki akla uygundur o dine de uygun*dur" deyişi önemlidir. İslâm Dini'nin temelde "akli" uyduğunu anlatmak istemiştir. Bu araştırmada, bir noktanın, çalışmanın temel özelliğini oluşturduğu görülecektir. Görüşme yaptığım ve bu konu ile ilgili pek çok kişinin de teyid ettiği üzere; laiklik olayına yalnızca din ve inanç çerçevesinde baktığımızda, laikliğin, Türkiye açısından anlamını ve önemini tam olarak verememekteyiz. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin temelindeki tek ve en önemli ilke madem ki laiklik, o halde; tüm devrimlerin de temeli laiklik olmaktadır.<br />
  <br />
 İsmet İnönü de dinsel inanç ve ibadet konusunda her tür bilgi*ye ve uygulamaya sahipti; ama her "laik" yurttaş gibi, bunu herkese göstermek amaçlı bir etkinlik içinde hiçbir zaman olmamıştı.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu Kitabevi <br />
</span>  <br />
 ***  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir kadın iki kimlik</span>  <br />
 Yazar, akademisyen Zehra İpşiroğlu, tek kişilik interaktif bir taşlama olarak kurduğu tiyatro oyunu, "Hayal Satıcısı"nda, evliliğindeki baskıdan kurtulmaya çabalayan bir kadının bulduğu çözümleri ve onun yaşam deneyimini mizahi bir dille, bir taşlama ve kara mizah örneği olarak karşımıza getiriyor.<br />
  <br />
 İçselleştirilmiş eril söylemlerin belirlediği benlik deformasyonunun içinde kaybolmuş bir kadının hikâyesi Hayal Satıcısı.  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı Kedi Yayınevi<br />
</span>  <br />
 ***   [B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]<br />
<br />
KÜTÜPHANEMDEN:<br />
</span>[/B]  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük millet olmanın kriterleri</span>  <br />
 Azerbaycan Kültür Derneği'nin 1986'da yayınladığı "Türk Devletleri Tarihi / Etnolojik Bir Deneme" adlı kitabın önsözünde Prof. Dr. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu'nun çarpıcı bir yazısı yer alıyor. Özetini aktaracağım  bu yazıda Baltacıoğlu peşpeşe soruyor:<br />
  <br />
 "Hangi millet dilinin kökleri Türkçe'nin kökleri kadar zengindir? Hangi millet dilinin ekleri Türkçe'nin ekleri kadar üreticidir? Hangi milletin efsanesi Oğuz Efsanesi kadar zengindir? Hangi milletin mimarlığı klasik Türk mimarisi kadar insancıdır? Hangi milletin tiyatrosu Türk halk oyunları kadar özlüdür? Hangi milletin halk mizahı Nasrettin Hoca'nın mizahı kadar canlıdır?"<br />
  <br />
 Tüm bu soruları Türk milletinin büyüklüğünü vurgulamak için sıralayan Baltacıoğlu, büyük millet olmanın bazı kriterlerini de şu sözlerle özetler:  <br />
 "Hangi millet sonsuz dil köklerine, dil eklerine sahip ise, hangi millet varlığın tümünü kendi eliyle adlandırabilirse o millet büyük millettir.  <br />
 Hangi millet efsanede, mimarlıkta, tiyatroda, felsefede yaratıcı ise o millet büyük millettir"<br />
  <br />
 Şükrü Kaya Seferoğlu ve Adnan Müderrisoğlu'nun "Türk Devletleri Tarihi / Etnolojik Bir Deneme" adlı çalışması da Türk milletinin büyüklüğünü çeşitli yönleriyle ortaya koymak amacıyla hazırlanmış bir eser. Kitapta Türk etimolojisi ve ilişkilerine dair geniş bilgilere yer verilmiş. Doğu Anadolu Türklüğü'nün hangi boylardan, oymaklardan ve uruğlarından meydana geldiği ayrıntılı olarak anlatılıp kurdukları devletler, Türk devletleri tarihi kapsamında incelenmekte. Kitaba sözbaşı yazan Prof. Dr. Abdülhaluk Çay ise milli meselelere ilmi zeminde çözüm arama gayretini bu çalışmada görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.<br />
  <br />
                                                                                                                             <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ahmet Yabuloğlu)</span>  <br />
<br />
 Kaynak Yeniçağ: <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/anadolu-turkmen-boylarina-yurt-olurken-284330h.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Anadolu, Türkmen boylarına yurt olurken</a>  <br />
  <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Prof. Dr. M. Saffet Sarıkaya'nın, "Anadolu Aleviliğinin Tarihi Arka Planı" adlı eseri Aleviliğin oluşumu ile ilgili önemli bilgiler sağlarken Türklerin İslâm'ı benimseme ve yaşama süreçlerindeki bazı müphem noktalara da ışık tutuyor.</span>    <br />
  <br />
 Alevilik hakkında söz söyleme önceliğinin Alevilere ait olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Saffet Sarıkaya "Dini bir oluşum ve yapılanma olan Aleviliğin ne'liği meselesi şüphesiz öncelikle bu yolun yolcusu Alevileri ilgilendirmektedir" dedikten sonra şu değerlendirmeyi yapıyor:<br />
<br />
  <br />
 Alevilik kendi ifadeleriyle "Biz bezm-i ezelde / elest bezminde kalu bela dediğimizde Ali'ye de ikrar verdik" sözünde ifadesini bulan kökleri tarihin derinlerine uzanan bir oluşumdur. Öte yandan Alevilik nedir? Ne zaman ortaya çıkmıştır? Ne zaman başlamıştır? Aleviliğin inanç yapısı nedir? Sünnilikten farkı nedir? Aleviliğin Şiilikle ilişkisi nedir? Alevilik mezhep midir tarikat mıdır? Diğer mezhep ve tarikatlarla ilişkisi nedir? gibi sorulara verilen cevaplar bir hayli farklıdır. Bu farklılıkta bilgisizlik, ön yargı, fikri taassup, ideolojik ve siyasi tavır, farklı bilimsel disiplinlere göre değişen ve kimi zaman birbirine zıt yaklaşım ve yorumlarla karşılaşılır.<br />
<br />
  <br />
  Bu satırların yazarı Alevilik meselesinin tarihi süreciyle ilgilenmiş, konuyla ilgili en eski kaynaklardan Fütüvvetnamelerle başlayan bir çalışma serüvenine girişmiş çalışılan alanın sınırlarını tayin etmek ve ne'liğini belirlemek için Alevilikle ilgili şu tanımı yapmıştır; "Alevilik XIII. yüzyılda Anadolu'daki sosyo-dini kaynaşmaların bir sonucu olarak oluşmaya başlayan ve XV-XVI. yüzyıllardaki HurÃ»fi ve Safevi tesirlerine maruz kalarak oluşumunu tamamlayan dini bir oluşumdur"<br />
  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/1.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.jpg]" class="mycode_img" />  <br />
 Alevilik teriminin kullanımını XIX. yüzyılın ikinci yarısı olduğunu dikkate aldığımızda bu tanımın tarihi oluşum süreci çerçevesinde yapıldığını belirtmek gerekir. Anadolu'nun Türkler tarafından fethedilip İslamlaştırılması dünya tarihini değiştiren önemli olaylardan birisidir. Çünkü tarihin ilk dönemlerinden beri bu coğrafya, sahip olduğu jeopolitik konumuyla farklı milletlerin ilgisi çekmiştir. XI. yüzyılın son çeyreğinden itibaren de büyük ölçüde Oğuzlardan oluşan Türkmen boylarının ülkesi olmuş ve 1176 Miryokefalon Savaşından sonra da Batılılar tarafından Türk adıyla "Türkiye" diye adlandırılmıştır. Anadolu'da XI. yüzyıl öncesi Türk izleri görülmekle birlikte ilki fetih hareketleriyle birlikte XI. yüzyılda gerçekleştirilen göçlerin ikinci büyük dalgası XIII. yüzyılda Moğol istilasından kaçanlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci dalga Türkiye'nin hem demografisini hem de sosyal yapısını belirgin ölçüde değiştirmiştir. Bu göçler sonucu Anadolu'da "Ocakzadeliler," Tahtacılar, Türkmenler, Çepni/Çetmiler, Abdallar gibi zümreler ortaya çıkmıştır. Türklerin İslâmlaşması sosyolojik bir gerçeklikle yerleşik kültür, göçebe ve yarı göçebe kültür grupları arasında farklı boyutlarda gelişmiştir.<br />
  <br />
 Çalışmada Anadolu'nun dini tarihinin geleneksel boyutu, mezhep ve tarikat eksenli olarak ele alınmış, Türkiye Aleviliğinin oluşum sürecinin başladığı XIII. yüzyıl öncesi tarihi-dini arka plan etraflıca irdelenmiştir. Bu eser Aleviliğin oluşumu ile ilgili önemli bilgiler sağlayacağı gibi, aynı zamanda Türklerin İslâm'ı benimseme ve yaşama süreçlerindeki bazı müphem noktalara ışık tutacak, günümüz Aleviliğinin tarihi ve fikri köklerini ortaya çıkarmaya katkı sağlayacaktır.<br />
  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Post Kitap</span>  <br />
 **  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çinlileşen Türklerin serüveni</span>  <br />
 Tabgaçlar, 386 yılında Çin'de Kuzey Wei İmparatorluğu'nu kurduktan kısa bir süre sonra tamamen Çinlileşen bir Türk topluluğudur. Onların erken tarihleri ve imparatorluk devirleri, Hunlardan Gök-Türklere kadar olan tarihi süreci anlamamız açısından çok önemlidir. Tabgaçlar, konar-göçer hayat süren kuzeydeki bozkırlı Türklerin hareketliliği ile güneyde yerleşik hayat süren Çinlilerin durağanlığı arasındaki tarihi çarpışmayı gösteren çarpıcı bir örnek, Türk ve Çin medeniyetlerinin ilişkilerini tüm çıplaklığıyla aksettiren harikulade bir tecrübedir. Merhum Pulat Otkan bu güzide eserinde, Çin kaynaklarına dayanarak, Türk ve bozkır kökenli bir hanedanın idaresi altındaki kadim yerleşiklerin toplumu ve ekonomisi üzerine isabetli tespitler ve yorumlar yapıyor. Türk ve Çin tarihinin çok önemli bir dönemi olan Kuzey Wei İmparatorluğu'nun Türk bakış açısıyla, daha çok sosyal tarih açısından ele alınan bu kıymetli eser, Ötüken Neşriyat'ın titiz çalışmalarıyla tozlu raflardan inerek tarih meraklılarının dikkatine sunuldu. 23 Ağustos 1942'de doğan Pulat Otkan, 1962-1966 yıllarında Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümünde yüksek öğrenimini tamamladı. Mezuniyetinden bir yıl sonra Çin'e giderek Taiwan ve Zhengzi üniversitelerinde üç yıl boyunca eğitim gördü. Türkiye'ye dönüşünü müteakiben Türk Tarih Kurumunda ve ardından Ankara Üniversitesi Kütüphanesinde çalıştı. 1973 yılında M.S. IV Yüzyılda Hunların Önderliğinde Çin'de Başlayan Yabancı Kavimler Hareketinin Kültürel, Toplumsal ve Ekonomik Etkileri başlıklı doktora tezini tamamladı. 1976-1977 yıllarında Japonya'da çalışmalarını sürdürdü. 1986 yılında DTCF Japon Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalını kurdu. <br />
<br />
Otkan, Japon hükümeti tarafından verilen "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı" sahibidir. Öğrencisi Gürhan Kırilen'in danışmanlığında Tabgaçlar adıyla yayımladığımız çalışmasının nüvesi, 1980'de savunduğu, T'opa Wei Döneminde Toplum ve Ekonomi başlıklı doçentlik tezine dayanmaktadır. Muhtelif defalar yurt dışında sinoloji çalışmalarını sürdüren Otkan, Sun Tzu'nin Savaş Sanatı'nı özgün dilinden Türkçeye çevirmiştir. 13 Nisan 2014'te vefat eden Otkan'ın, vefatından dört yıl sonra, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Tarihçinin Kayıtları'na (Shi Ji) Göre Hunlar başlıklı çalışması bir diğer öğrencisi Giray Fidan'ın danışmanlığında neşredilmiştir.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ötüken Neşriyat<br />
</span>  <br />
 ***  <br />
 [B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]HAFTANIN KİTABI<br />
</span>[/B]  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/2.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Laik devlet kurulurken</span>  <br />
 Araştırmacı Semih Kalkanoğlu, "İkinci Adamın Manevi Dünyası" adlı eseriyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş sürecinde Atatürk'ün en yakınında bulunmuş İsmet İnönü'nün din ve laiklik anlayışını mercek altına alıyor:<br />
  <br />
 Çağdaş laik bir devletin temellerinin atılmasında Atatürk'ün en büyük yardımcısı, destekçisi Mustafa İsmet İnönü'dür.  <br />
 Atatürk Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken, "sosyal ya*şamı" ilgilendiren bu konuları din dışına almış, kişilerin İnanç ve İbadet haklarına ise kesinlikle bir engelleme, yasaklama getirme*miştir. Atatürk'ün bu konuda "ne ki akla uygundur o dine de uygun*dur" deyişi önemlidir. İslâm Dini'nin temelde "akli" uyduğunu anlatmak istemiştir. Bu araştırmada, bir noktanın, çalışmanın temel özelliğini oluşturduğu görülecektir. Görüşme yaptığım ve bu konu ile ilgili pek çok kişinin de teyid ettiği üzere; laiklik olayına yalnızca din ve inanç çerçevesinde baktığımızda, laikliğin, Türkiye açısından anlamını ve önemini tam olarak verememekteyiz. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin temelindeki tek ve en önemli ilke madem ki laiklik, o halde; tüm devrimlerin de temeli laiklik olmaktadır.<br />
  <br />
 İsmet İnönü de dinsel inanç ve ibadet konusunda her tür bilgi*ye ve uygulamaya sahipti; ama her "laik" yurttaş gibi, bunu herkese göstermek amaçlı bir etkinlik içinde hiçbir zaman olmamıştı.  <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğu Kitabevi <br />
</span>  <br />
 ***  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/3.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir kadın iki kimlik</span>  <br />
 Yazar, akademisyen Zehra İpşiroğlu, tek kişilik interaktif bir taşlama olarak kurduğu tiyatro oyunu, "Hayal Satıcısı"nda, evliliğindeki baskıdan kurtulmaya çabalayan bir kadının bulduğu çözümleri ve onun yaşam deneyimini mizahi bir dille, bir taşlama ve kara mizah örneği olarak karşımıza getiriyor.<br />
  <br />
 İçselleştirilmiş eril söylemlerin belirlediği benlik deformasyonunun içinde kaybolmuş bir kadının hikâyesi Hayal Satıcısı.  <br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı Kedi Yayınevi<br />
</span>  <br />
 ***   [B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]<br />
<br />
KÜTÜPHANEMDEN:<br />
</span>[/B]  <br />
 <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2020/06/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Büyük millet olmanın kriterleri</span>  <br />
 Azerbaycan Kültür Derneği'nin 1986'da yayınladığı "Türk Devletleri Tarihi / Etnolojik Bir Deneme" adlı kitabın önsözünde Prof. Dr. İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu'nun çarpıcı bir yazısı yer alıyor. Özetini aktaracağım  bu yazıda Baltacıoğlu peşpeşe soruyor:<br />
  <br />
 "Hangi millet dilinin kökleri Türkçe'nin kökleri kadar zengindir? Hangi millet dilinin ekleri Türkçe'nin ekleri kadar üreticidir? Hangi milletin efsanesi Oğuz Efsanesi kadar zengindir? Hangi milletin mimarlığı klasik Türk mimarisi kadar insancıdır? Hangi milletin tiyatrosu Türk halk oyunları kadar özlüdür? Hangi milletin halk mizahı Nasrettin Hoca'nın mizahı kadar canlıdır?"<br />
  <br />
 Tüm bu soruları Türk milletinin büyüklüğünü vurgulamak için sıralayan Baltacıoğlu, büyük millet olmanın bazı kriterlerini de şu sözlerle özetler:  <br />
 "Hangi millet sonsuz dil köklerine, dil eklerine sahip ise, hangi millet varlığın tümünü kendi eliyle adlandırabilirse o millet büyük millettir.  <br />
 Hangi millet efsanede, mimarlıkta, tiyatroda, felsefede yaratıcı ise o millet büyük millettir"<br />
  <br />
 Şükrü Kaya Seferoğlu ve Adnan Müderrisoğlu'nun "Türk Devletleri Tarihi / Etnolojik Bir Deneme" adlı çalışması da Türk milletinin büyüklüğünü çeşitli yönleriyle ortaya koymak amacıyla hazırlanmış bir eser. Kitapta Türk etimolojisi ve ilişkilerine dair geniş bilgilere yer verilmiş. Doğu Anadolu Türklüğü'nün hangi boylardan, oymaklardan ve uruğlarından meydana geldiği ayrıntılı olarak anlatılıp kurdukları devletler, Türk devletleri tarihi kapsamında incelenmekte. Kitaba sözbaşı yazan Prof. Dr. Abdülhaluk Çay ise milli meselelere ilmi zeminde çözüm arama gayretini bu çalışmada görmekten duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.<br />
  <br />
                                                                                                                             <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Ahmet Yabuloğlu)</span>  <br />
<br />
 Kaynak Yeniçağ: <a href="https://www.yenicaggazetesi.com.tr/anadolu-turkmen-boylarina-yurt-olurken-284330h.htm" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Anadolu, Türkmen boylarına yurt olurken</a>  <br />
  <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dört Kapıda Paylaşımlar]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dort-kapida-paylasimlar.html</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jan 2019 23:28:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16689">İNSANIKAMİL</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dort-kapida-paylasimlar.html</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba Canlar..<br />
<br />
Sitede Alevi ögretisi 4kapı'ya maalesef uygun yer bulamadım.<br />
<br />
Büyük eksiğimiz olan organize olmayı uygun yer olarak gördüğüm için burayı seçtim.<br />
<br />
Konu mümkünse burada kalsın.<br />
<br />
Burada 4KAPI 'da paylaşımlarım olacak inşALLAH.<br />
<br />
Paylaşımlara başlayalım.<br />
<br />
Aşk ile sevgiler!<br />
<br />
ME]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba Canlar..<br />
<br />
Sitede Alevi ögretisi 4kapı'ya maalesef uygun yer bulamadım.<br />
<br />
Büyük eksiğimiz olan organize olmayı uygun yer olarak gördüğüm için burayı seçtim.<br />
<br />
Konu mümkünse burada kalsın.<br />
<br />
Burada 4KAPI 'da paylaşımlarım olacak inşALLAH.<br />
<br />
Paylaşımlara başlayalım.<br />
<br />
Aşk ile sevgiler!<br />
<br />
ME]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli Hazret'lerinin Türbedarı Arife Ana]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-haci-bektasi-veli-hazret-lerinin-turbedari-arife-ana.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Jul 2017 18:38:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-haci-bektasi-veli-hazret-lerinin-turbedari-arife-ana.html</guid>
			<description><![CDATA[ -TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSMİ NASIL KONULDU ?<br />
<br />
-ATATÜRK VE CEMALETTİN ÇELEBİ 3 GÜNLÜK BULUŞMASINDA HANGİ DİYALOGLAR YAŞANDI ?<br />
<br />
-CEMALETTİN ÇELEBİ EFENDİ   KİMDİR ?  <br />
<br />
-TEKKE VE ZAVİYELER NEDEN KAPATILMAK ZORUNDA   KALINDI ?  ]<br />
<br />
[video=youtube]https://www.youtube.com/watch?v=  Hv35dLKtH0k][/video]<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ -TÜRKİYE CUMHURİYETİ İSMİ NASIL KONULDU ?<br />
<br />
-ATATÜRK VE CEMALETTİN ÇELEBİ 3 GÜNLÜK BULUŞMASINDA HANGİ DİYALOGLAR YAŞANDI ?<br />
<br />
-CEMALETTİN ÇELEBİ EFENDİ   KİMDİR ?  <br />
<br />
-TEKKE VE ZAVİYELER NEDEN KAPATILMAK ZORUNDA   KALINDI ?  ]<br />
<br />
[video=youtube]https://www.youtube.com/watch?v=  Hv35dLKtH0k][/video]<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Din Dersleri" Kitabı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-din-dersleri-kitabi.html</link>
			<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 17:25:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-din-dersleri-kitabi.html</guid>
			<description><![CDATA[Din Dersleri" Kitabı ! Basım 1943 <br />
<br />
çok ilginç geldi [ATTACH=CONFIG]466[/ATTACH]<br />
günümüzde kutlu doğum haftası diye kutlanılan tarih çok önceden bu kitapta yazılıymış<br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=30" target="_blank" data-tippy-content="">Ads&#305;z.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 9.73 KB | İndirme Sayısı: 20)</span>
</div>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Din Dersleri" Kitabı ! Basım 1943 <br />
<br />
çok ilginç geldi [ATTACH=CONFIG]466[/ATTACH]<br />
günümüzde kutlu doğum haftası diye kutlanılan tarih çok önceden bu kitapta yazılıymış<br />
<div class="inline-flex items-center w-full px-4 py-3 space-x-4 text-sm bg-gray-100 rounded-md post-attachment__item">
	
<img class="w-auto h-4" src="https://www.zohreanaforum.com/images/attachtypes/image.png" height="16" width="16" data-tippy-content="JPG Image" alt=".jpg" loading="lazy">

	<span class="flex-1 truncate">
		<a href="attachment.php?aid=30" target="_blank" data-tippy-content="">Ads&#305;z.jpg</a>
	</span>
	<span class="hidden sm:inline">(Dosya Boyutu: 9.73 KB | İndirme Sayısı: 20)</span>
</div>
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beş senelik bir kara sevdanın sonucunda yakalandığım hastalığın sonuçları ...]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bes-senelik-bir-kara-sevdanin-sonucunda-yakalandigim-hastaligin-sonuclari.html</link>
			<pubDate>Wed, 19 Jul 2017 16:27:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16308">namud84</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bes-senelik-bir-kara-sevdanin-sonucunda-yakalandigim-hastaligin-sonuclari.html</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba canlar ... belki açtığım konu buraya uygun değil, yönetim uygun görürse yerini daha iyi bir yere taşıyabilir. ... Lafı fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum. Yazımın bitiminde sizlerden gelen eleştiri ve yardımlarınızı dikkate alacağım.<br />
<br />
Yıl 2007 Her zamanki gibi işime rutin olarak gidip gelmekte idim. Sonra çalıştığım sanayi sitesinde bize hemşeri olan bir komşunun en küçük kız kardeşini gördüm. ( iki erkek bir kız ) Komşuluk ilişkilerimiz gayet iyi olduğu için arada bir gidip gelme imkanımız oluyordu. Kızı orada gördüğüm zaman, kendi kendime dedim ki, sakın ola buna gönül verme, senin canını çok yakar.  ... büyük lokma yemişim meğer. Kız harbi canımı çok yaktı. Ben bilgisayar üzerine mesleğim vardı ( grafiker ) o da kendi matbaalarında grafiker olmayı istiyordu. Sıkça yanıma gider gelir bana methiyeler düzerdi. ... gel zaman git zaman 2009 a kadar bu böyle devam etti. Sonra kalbimin ona karşı çok hassas bir konumda olduğunu hissettim. Durumu ona izah ettim. O da olmaz dedi. Unutursun, herşey zamanla dedi. İstersen görüşmeyelim, senin için daha iyi olacaksa dedi. Tabi unuttuğum bir ayrıntı daha var. Kız üstüne üstlük bir ataistti. ... Sevdiğim bir insan ataist olamazdı benim için. Dışardaki insanlar ne olursa olsunlar ... saygım vardı. Ama o olamazdı. Dedim, kerbelada İmam Hüseyin akıllı değildi sen akıllısın öylemi dedim. O boşuna şehit oldu o zaman dedim. Eğer Allah seni yola getirmek istiyorsa ( o an yumruğumu sıkmış ona gösteriyordum ) işte bölye seni sıkar yola getirir dedim. Demez olaydım. Büyük lokma yedim. ... Allah beni sıktı. Ha yola geldim mi orasını bilemiyorum. ... Gel zaman git zaman kalbimin ateşi yükselmeye başladı. Yükseldikçe ağlıyor, ağladıkça rahatlıyordum. Sonra yine doluyor yine ağlıyor yine doluyordum. Bu hiç bitmeyecekmiydi Allahım diyordum. ... Ama kalbim yandıkça da ayrı bir haz alıyordum. Mutluluk veriyordu bana ... Çok garip. Delirmiş olabileceğimi düşünmeye başlamıştım. Bir gün fırından ısıtılmış bir yemek çıkarıyordum. Sol elimin Baş parmağı sen git kırmızı demire yapış ... tıss diye bir ses duydum. Bir baktım elim demire yapışmış, ben birşey hissetmiyorum. Çok garipsedim. hiç birşey hissetmemiştim. Elime hiç birşey olmadı. Normal bir anım olsa, bir ay geçmeyecek bir yara oluşabilirdi. Her bir tını ya ağlıyordum. Dolduğum zaman iş yerinden kaçar, kimse beni görmesin diye tenhalarda ağlardım. ... Yıl oldu 2011 aralık. Evde tek başımayım. Akşam yatakta uyumak üzereyim. Ama yine dolmuşum. Ağlıyorum. Derken kalbilimin ateşini serbest bıraktım gibi birşey oldu. Kalbimdeki ateş bütün vücuduma dağıldı. Bütün vücudum ısınıyordu sanki ... çok garip. En garip olanına geliyorum. ... Artık sesler duymaya başlamıştım. İnsanlar ve cinler diyebilirim. Sesler artık hiç gitmiyordu. Sonra bari ses duyuyorsam iyi olanları duyayım dedim. Çünkü biliyordum, kötü ve iyi olanlar da vardı. İyi Cinleri duymak onlarla konuşmak istedim. Birtanesi geldi, yattığım yerden beni ( ruhumu ) tuttu götürdü, buna astral seyahat de dediklerini duydum. O olabilir mi bilmiyorum. Bir grup cin toplanmış kuran okuyorlardı. Beni aralarına aldılar. Birtanesi, sessiz ol. Yoksa seni aramızdan atarız. Tamam dedim. Ama kendimi düşüncelerimi tutamıyordum. Olmuyordu. Çok gevezelik ediyordum. sonra kendimi dışarda buldum. O zamanlar öyle hassastım ki, ağlamaya başladım. Sonra bu durumu görünce yine içlerine aldılar beni. Derken yuvarlak oluşturulmuş grubun ortasına gökten gül yaprakları yağdırmaya başladım. Bunu görenler sustular, ses kesildi. İçlerinden bir tanesi bunu nasıl yaptın sorusunu yöneltti. Bilmiyorum dedim. Sonra sen cin yarattın dedi. Ben hayır, öyle birşey mümkün değil dedim. Sonra çok duygusal bir anım oldu, o ortamın ortasına havadan bir yuvarlak bir beyaz ışık indirdim. Bembeyazdı. Çok garip. Sonra içlerinden bir tanesi bana şöyle seslendi ... bizde bu uğurda ölmek istiyoruz dediler. Meğer oradaki çoğu cini öldürmüşüm. Ne kadar doğru bilemem. Sonra o olayın ardından siyah köpek silüetine benzeyen cinler saldırmaya başladılar. Bunlar kötü cinlerdi. Korktum. O korkuyla, yine o ışığı en şiddetli haliyle indirdim. ... Sonuç, ortada hiçbirşey kalmadı. Öldüler mi biryerlere mi gittiler, yoksa delirmişmiydim ... bilemiyorum. Sonrasında ben ses çıksın diye beklerken birşey beni tutup kabeye götürdü. ... Kabenin üst kısmında manevi dünyasında diyeyim daha doğrusu, yaşadığım için bir şekilde açıklamak zorunda hissediyorum kendimi. Beyaz ışıklar, gök yüzü bem beyaz. Ve onun altında duran insanlar gördüm. Ben o ışığa bağlı kaldığım zaman beni içlerine alıyorlardı. Ama bağlı kalmak çok zordu. Kalamadığım zaman beni içlerinden atıyorlardı. Sonra yine bağlı kalma kalmama arasında olduğum için beni içlerine bir şekilde aldılar. Çok garip değil mi ? ... delice. Sonrasında içlerinden bir tanesi beni süzmeye başladı. Elinde bir ok vardı. Onu bana fırlattı. İnanmazsınız, o okun acısını bedenimde hissettim. Yumruk yemiş gibi oldum. Sonra kalbimin ateşiyle o oku yeşillendirim. Oradakiler iyice şaşırmış olmalılar ki ellerinde ne varsa bana fırlattılar. Bende acılar içinde kaldım bir an. Sonra yine kalbimdeki o aşk ateşi ile hepsini yemyeşil yaptım. Sonrasında beni korkuttular, nasıl oldu bilmiyorum. Karşıma bir timsah mı desem ejderha mı desem ne bileyim, karışık bir yaratık çıktı. O korkuyla kendimi bir insanın yanına kaçırdım. Beyaz giyimli bir insanın yanında çocuk gibi kalmış biri gibi gördüm kendimi. Sonra içlerinden bir tanesinin sesini duydum. Bu Mehdi ... Sadece Mehdi kendini Peygamberin yanına kaçırabilir diye bir ses duydum ... ( tövbe tövbe ... ) Değilim tabi. Ama yinede başımdan geçenleri anlatmak maksadındayım. Derken, o esnada, elektrik direği boyunda kazıklar, uçları sivri bana doğru geliyorlardı. Bir tanesi beni tuttu ve ıssız sessiz bir mekana götürdü, hiçbirşey görmüyorum tabi ... Bin türlü sorular sormaya başladı. ... hepsinin ardından verdiğim öylesine cevaplar sonunda doğru bildin diyordu. Dedim sen kimsin ne için bu soruları soruyorsun dedim. Dedi, ( haşa ... ) Ben Cebrail. Senin Mehdi olup olmadığını anlamak için sorular soruyorum. zaten belli ama tefferrutalar bunlar dedi. Gel zaman git zaman bu yalanlarlar yaşadım. Güya Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil ile görüştüm. O zamanlar çok duygusal bir yapıya sahiptim. Yine geçirdiğim zamanlar içinde şöyle bir anı daha var ve asıl hastalığım burda başlıyor. Cebrail ile güya konuşurken, O an Gök gürültüsüne benzen bir ses duydum. Ağır ağır bir tonla, Doğru, Doğru, Doğru. Diyordu. Cebrail bir hata yapmış ve onu düzelmişti. ... ( bu kelimeleri anlatırken kendime inanamıyorum. Çok zaman geçti.) Sonra ben dedim kimin sesini duydum. Cebrail de Onun sesini duydun dedi. Allah'ın ( Ha şa ... ) Sonra bir an kalbimi Allaha adadım o an. Ağladım ağladım ağladım. Sonra kulaklarımda şu sesi duydum, dost senin derdinden ben yana yana, ya dost ya dost ya dost dost ... Sonra bir ses daha çıktı karşıma, Cebrail, melek yoktu artık. Dedi ben kimim. ... Dedim bilmem. ( aslında tahmin ediyorumda ... sorun yaratıyorum işte )  Yine sordu. Ben kimim. Dedim sen O 'sun. Doğru dedi. Ben senim, sen bensin dedi ... ( tövbe haşa ... ) Sen benim dünyadaki insan rolümsün dedi. Ben dünyaya geldim çünkü kıyamet çok yakın. Yeni bir düzen getireceğim ve sen öldükden sonra bu düzeni bozacaklar, sonra ise kıyameti hak etmiş olacaklar dedi... Bu çok uzun bir hikaye ... biraz kısa kestim. Artık alıştığım için yazmak kolay geliyor, kusuruma bakmayın. Sıradan bir deliyim işte.  ... Size onun başka neler söylediği hakkında bilgi vermek istiyorum. Diyor ki Melek diye birşey yoktur. ... Benim meleklere ihtiyacım yoktur. Herşeyi tek elimle ben yönetirim diyor. Ben hem hötü, hem iyi, hem celalim diyor. hakkım üçtür. Ama ben birim diyor. ... Dedim hayırdır ... Neden bunca zaman melekleri kitaplarda öne sürdün şimdi geri çekiyorsun. ... İnsanlar beni küçümsemesinler diye diyor. Dedim madem ben senim. Sen bensin, neden kendi kendine konuşuyorsun ... Dedi, delilerin Allah'ı yok mu ? En büyük deli benim diyor.  Şöyle bir iddiasi daha var bu sesin. Diyor ki, Adem ve Havva yoktur. Uydurdum. İnsanlar bir tek kardeşlik altında birleşsinler diye diyor. Ben insanları kardeş olarak üretecek kadar ahlaksızlık yapmam diyor ... Bir iddiası da şöyle, Nuh peygamber var, ama Nuh tufanı yoktur diyor. Bütün hayvanların toplanıp bir gemiye sığabileceğini düşünebiliyor musun diyor. O bir yalan. İnsanların ikinci bir kardeşlik altında toplanmasını sağlamak için uydurduğum bir yalandır diyor. Dedim sen komple kuranı silip atıyorsun ? ... Hayır diyor, komple değil, o yalanlar benim yalanlarımdır, o kitap yine kutsal bir kitaptır diyor. İnsanları doğru yola eriştirebilmek için hazırladığım yalanlarla dolu bir kitaptır diyor ... ( haşa ... inanmak mı ... asla ) Atom diye birşey yoktur diyor. Herşey benden ibarettir diyor. Benden başka nesne yoktur diyor herşey benim diyor. ... Ama sen tam olarak bensin diyor. Diğer bütün herşeyin farkılıkları var diyor. Yani ben ona göre insan değil Tanrıymışım. ( töbe töbe ... ) Dedim hayırdır ... sana ulaşmak için sadece bir kuru aşk yeterli oluyormu ? ... hayır diyor. O kız sadece bir sebebdi diyor. Gelelim, benim bakırköy sinir ve ruh hastanesinde yatma sebebine ... bu sesler sadece ses olarak kalsaydı yine iyiydi. İçimdeki güya tanrı, Kendine İlah diyor. İçimdeki bu ses abimle arabada eve giderken bana seslendi, dedi seni kullanacağım. Dedim olur, ( tabi inanmıyorum ya ... kullanamaz dedim kendi kendime ) sonra üçden geriye saydı ve beni bedenimin içine hapsetti. Görüyor duyuyor hissediyordum ama hareketlerim konuşmam bana ait deildi. O an ipler koptu. Arabayı süren abimin hafifçi yüzüne yaklaştı. Ben senin ilahınım yavrum dedi. O an ben içerde korkudan kopuyorum. Neler yapabileceğini bilmiyorum. Sonra abimden bir ton laflar falan ... Abim yolda bir arkadaşını daha aradı, o da arabaya bindi, Arabaya bindi, biraz ara sonra kolduğun arkasına dönerek, ona kalın bir ses tonuyla şöyle dedi, Lan ... nasıl yedin lan sen o paraları ha ... Seni Cehennemde köpeklerimin önüne atmazsam ... Sonra bir yandan da abimi susturmaya çalışıyordu. Sus lan sus. Seni nasıl yaratmışım ben böyle. ( bir görseniz, inanın beni tanıyamazdınız. ) Sonra yine abimin arkadaşına dönerek şöyle dedi, abimi işaret etti ve benim sevgiye ihtiyacım var ... anladın değil mi ... Yani kuru namaz falan hikaye diyor ... orasını ben bilmiyorum. En azından cehennnemi garantiledim diyebilirim. Şimdi kurtulmak için savaşıyorum. Hastaneye götürmeden önce evime götürdüler. Orada sakinleştirmeye çalıştırtılar ama nafile ... ben içerde korkuyorum. Yapma diyorum. .... herşeyi görüp duyuyorum. Ama beden kontrolu sıfır. O kontrol ediyor, her ne ise ... Merdivenden çıkarken şöyle bağırdığını iyi hatırlıyorum. Ben Mehdii ... Dünyayı hak ile lyarattım, hak ile sonlandıracağım. Evde ise abim ve ablam beni sakinleştirmeye çalışırken abimin arkadaşı ise aşağıda ambulansı çağırmış. Neyse, polisler ve sağlıkçılar içeri girdiler, Ben içerde şoku sindirmeye çalışırken o bedenimi ustalıkla kullanıyordu. Gelen sağlıkçıların bütün isimlerini bildi. Hepsi şaşırdılar. Polislerin bile. Sonra aşağı inip ambulansa bindim. Acilde indim. içeriye girerken yine bağırıyordu. Sonra bu durumu gören güvenlikler boğazıma sarılım beni yarı baygın duruma getirdiler, yatağa bağlandım. Bu olanlara inanamıyordum. Sonra orada bir güvenlik görevlisine, Lan, sen ne yaptın lan o gün kahve hane de ha ... güvenlik görevlisi ise şaşkın bir biçimde, ermişmisin ne sin olum sen. Nerden biliyorsun. Lafı fazla tırmalamaya gerek yok. Son bir anımı daha paylaşıp eleştiri oklarını almak istiyorum. Beni içeriye aldıklarında ( hastahane gözlem yeri ) orada iki ermişle daha tanıştım. Benim gibi telepati yapıyorlardı. birisinin kolunu çarptı ... dedi çarpmak öyle olmaz böyle olur dedi. diğerinin ise kulağına fısıldadı, dedi, yavrum ben o çocuklara ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Dedi. Ben normale dönünce sordum. Dedidm o çocuklar sanami ait. hayır dedi. yiğenlerim dedi ve sana inanıyorum dedi ... Sizin değerli yorumlarınızı ve eleştirilerini bekliyorum. Bu hastalık yani cin hala içimde. Onunla konuşmuyorum. ... Ama arada bir kendini belli ediyor. Durumum ortada. Lütfen yardım, yardım, yardım. Allah'a emanet olun. Benide ona emanet edin. <br />
<br />
Saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba canlar ... belki açtığım konu buraya uygun değil, yönetim uygun görürse yerini daha iyi bir yere taşıyabilir. ... Lafı fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum. Yazımın bitiminde sizlerden gelen eleştiri ve yardımlarınızı dikkate alacağım.<br />
<br />
Yıl 2007 Her zamanki gibi işime rutin olarak gidip gelmekte idim. Sonra çalıştığım sanayi sitesinde bize hemşeri olan bir komşunun en küçük kız kardeşini gördüm. ( iki erkek bir kız ) Komşuluk ilişkilerimiz gayet iyi olduğu için arada bir gidip gelme imkanımız oluyordu. Kızı orada gördüğüm zaman, kendi kendime dedim ki, sakın ola buna gönül verme, senin canını çok yakar.  ... büyük lokma yemişim meğer. Kız harbi canımı çok yaktı. Ben bilgisayar üzerine mesleğim vardı ( grafiker ) o da kendi matbaalarında grafiker olmayı istiyordu. Sıkça yanıma gider gelir bana methiyeler düzerdi. ... gel zaman git zaman 2009 a kadar bu böyle devam etti. Sonra kalbimin ona karşı çok hassas bir konumda olduğunu hissettim. Durumu ona izah ettim. O da olmaz dedi. Unutursun, herşey zamanla dedi. İstersen görüşmeyelim, senin için daha iyi olacaksa dedi. Tabi unuttuğum bir ayrıntı daha var. Kız üstüne üstlük bir ataistti. ... Sevdiğim bir insan ataist olamazdı benim için. Dışardaki insanlar ne olursa olsunlar ... saygım vardı. Ama o olamazdı. Dedim, kerbelada İmam Hüseyin akıllı değildi sen akıllısın öylemi dedim. O boşuna şehit oldu o zaman dedim. Eğer Allah seni yola getirmek istiyorsa ( o an yumruğumu sıkmış ona gösteriyordum ) işte bölye seni sıkar yola getirir dedim. Demez olaydım. Büyük lokma yedim. ... Allah beni sıktı. Ha yola geldim mi orasını bilemiyorum. ... Gel zaman git zaman kalbimin ateşi yükselmeye başladı. Yükseldikçe ağlıyor, ağladıkça rahatlıyordum. Sonra yine doluyor yine ağlıyor yine doluyordum. Bu hiç bitmeyecekmiydi Allahım diyordum. ... Ama kalbim yandıkça da ayrı bir haz alıyordum. Mutluluk veriyordu bana ... Çok garip. Delirmiş olabileceğimi düşünmeye başlamıştım. Bir gün fırından ısıtılmış bir yemek çıkarıyordum. Sol elimin Baş parmağı sen git kırmızı demire yapış ... tıss diye bir ses duydum. Bir baktım elim demire yapışmış, ben birşey hissetmiyorum. Çok garipsedim. hiç birşey hissetmemiştim. Elime hiç birşey olmadı. Normal bir anım olsa, bir ay geçmeyecek bir yara oluşabilirdi. Her bir tını ya ağlıyordum. Dolduğum zaman iş yerinden kaçar, kimse beni görmesin diye tenhalarda ağlardım. ... Yıl oldu 2011 aralık. Evde tek başımayım. Akşam yatakta uyumak üzereyim. Ama yine dolmuşum. Ağlıyorum. Derken kalbilimin ateşini serbest bıraktım gibi birşey oldu. Kalbimdeki ateş bütün vücuduma dağıldı. Bütün vücudum ısınıyordu sanki ... çok garip. En garip olanına geliyorum. ... Artık sesler duymaya başlamıştım. İnsanlar ve cinler diyebilirim. Sesler artık hiç gitmiyordu. Sonra bari ses duyuyorsam iyi olanları duyayım dedim. Çünkü biliyordum, kötü ve iyi olanlar da vardı. İyi Cinleri duymak onlarla konuşmak istedim. Birtanesi geldi, yattığım yerden beni ( ruhumu ) tuttu götürdü, buna astral seyahat de dediklerini duydum. O olabilir mi bilmiyorum. Bir grup cin toplanmış kuran okuyorlardı. Beni aralarına aldılar. Birtanesi, sessiz ol. Yoksa seni aramızdan atarız. Tamam dedim. Ama kendimi düşüncelerimi tutamıyordum. Olmuyordu. Çok gevezelik ediyordum. sonra kendimi dışarda buldum. O zamanlar öyle hassastım ki, ağlamaya başladım. Sonra bu durumu görünce yine içlerine aldılar beni. Derken yuvarlak oluşturulmuş grubun ortasına gökten gül yaprakları yağdırmaya başladım. Bunu görenler sustular, ses kesildi. İçlerinden bir tanesi bunu nasıl yaptın sorusunu yöneltti. Bilmiyorum dedim. Sonra sen cin yarattın dedi. Ben hayır, öyle birşey mümkün değil dedim. Sonra çok duygusal bir anım oldu, o ortamın ortasına havadan bir yuvarlak bir beyaz ışık indirdim. Bembeyazdı. Çok garip. Sonra içlerinden bir tanesi bana şöyle seslendi ... bizde bu uğurda ölmek istiyoruz dediler. Meğer oradaki çoğu cini öldürmüşüm. Ne kadar doğru bilemem. Sonra o olayın ardından siyah köpek silüetine benzeyen cinler saldırmaya başladılar. Bunlar kötü cinlerdi. Korktum. O korkuyla, yine o ışığı en şiddetli haliyle indirdim. ... Sonuç, ortada hiçbirşey kalmadı. Öldüler mi biryerlere mi gittiler, yoksa delirmişmiydim ... bilemiyorum. Sonrasında ben ses çıksın diye beklerken birşey beni tutup kabeye götürdü. ... Kabenin üst kısmında manevi dünyasında diyeyim daha doğrusu, yaşadığım için bir şekilde açıklamak zorunda hissediyorum kendimi. Beyaz ışıklar, gök yüzü bem beyaz. Ve onun altında duran insanlar gördüm. Ben o ışığa bağlı kaldığım zaman beni içlerine alıyorlardı. Ama bağlı kalmak çok zordu. Kalamadığım zaman beni içlerinden atıyorlardı. Sonra yine bağlı kalma kalmama arasında olduğum için beni içlerine bir şekilde aldılar. Çok garip değil mi ? ... delice. Sonrasında içlerinden bir tanesi beni süzmeye başladı. Elinde bir ok vardı. Onu bana fırlattı. İnanmazsınız, o okun acısını bedenimde hissettim. Yumruk yemiş gibi oldum. Sonra kalbimin ateşiyle o oku yeşillendirim. Oradakiler iyice şaşırmış olmalılar ki ellerinde ne varsa bana fırlattılar. Bende acılar içinde kaldım bir an. Sonra yine kalbimdeki o aşk ateşi ile hepsini yemyeşil yaptım. Sonrasında beni korkuttular, nasıl oldu bilmiyorum. Karşıma bir timsah mı desem ejderha mı desem ne bileyim, karışık bir yaratık çıktı. O korkuyla kendimi bir insanın yanına kaçırdım. Beyaz giyimli bir insanın yanında çocuk gibi kalmış biri gibi gördüm kendimi. Sonra içlerinden bir tanesinin sesini duydum. Bu Mehdi ... Sadece Mehdi kendini Peygamberin yanına kaçırabilir diye bir ses duydum ... ( tövbe tövbe ... ) Değilim tabi. Ama yinede başımdan geçenleri anlatmak maksadındayım. Derken, o esnada, elektrik direği boyunda kazıklar, uçları sivri bana doğru geliyorlardı. Bir tanesi beni tuttu ve ıssız sessiz bir mekana götürdü, hiçbirşey görmüyorum tabi ... Bin türlü sorular sormaya başladı. ... hepsinin ardından verdiğim öylesine cevaplar sonunda doğru bildin diyordu. Dedim sen kimsin ne için bu soruları soruyorsun dedim. Dedi, ( haşa ... ) Ben Cebrail. Senin Mehdi olup olmadığını anlamak için sorular soruyorum. zaten belli ama tefferrutalar bunlar dedi. Gel zaman git zaman bu yalanlarlar yaşadım. Güya Cebrail, Mikail, Azrail, İsrafil ile görüştüm. O zamanlar çok duygusal bir yapıya sahiptim. Yine geçirdiğim zamanlar içinde şöyle bir anı daha var ve asıl hastalığım burda başlıyor. Cebrail ile güya konuşurken, O an Gök gürültüsüne benzen bir ses duydum. Ağır ağır bir tonla, Doğru, Doğru, Doğru. Diyordu. Cebrail bir hata yapmış ve onu düzelmişti. ... ( bu kelimeleri anlatırken kendime inanamıyorum. Çok zaman geçti.) Sonra ben dedim kimin sesini duydum. Cebrail de Onun sesini duydun dedi. Allah'ın ( Ha şa ... ) Sonra bir an kalbimi Allaha adadım o an. Ağladım ağladım ağladım. Sonra kulaklarımda şu sesi duydum, dost senin derdinden ben yana yana, ya dost ya dost ya dost dost ... Sonra bir ses daha çıktı karşıma, Cebrail, melek yoktu artık. Dedi ben kimim. ... Dedim bilmem. ( aslında tahmin ediyorumda ... sorun yaratıyorum işte )  Yine sordu. Ben kimim. Dedim sen O 'sun. Doğru dedi. Ben senim, sen bensin dedi ... ( tövbe haşa ... ) Sen benim dünyadaki insan rolümsün dedi. Ben dünyaya geldim çünkü kıyamet çok yakın. Yeni bir düzen getireceğim ve sen öldükden sonra bu düzeni bozacaklar, sonra ise kıyameti hak etmiş olacaklar dedi... Bu çok uzun bir hikaye ... biraz kısa kestim. Artık alıştığım için yazmak kolay geliyor, kusuruma bakmayın. Sıradan bir deliyim işte.  ... Size onun başka neler söylediği hakkında bilgi vermek istiyorum. Diyor ki Melek diye birşey yoktur. ... Benim meleklere ihtiyacım yoktur. Herşeyi tek elimle ben yönetirim diyor. Ben hem hötü, hem iyi, hem celalim diyor. hakkım üçtür. Ama ben birim diyor. ... Dedim hayırdır ... Neden bunca zaman melekleri kitaplarda öne sürdün şimdi geri çekiyorsun. ... İnsanlar beni küçümsemesinler diye diyor. Dedim madem ben senim. Sen bensin, neden kendi kendine konuşuyorsun ... Dedi, delilerin Allah'ı yok mu ? En büyük deli benim diyor.  Şöyle bir iddiasi daha var bu sesin. Diyor ki, Adem ve Havva yoktur. Uydurdum. İnsanlar bir tek kardeşlik altında birleşsinler diye diyor. Ben insanları kardeş olarak üretecek kadar ahlaksızlık yapmam diyor ... Bir iddiası da şöyle, Nuh peygamber var, ama Nuh tufanı yoktur diyor. Bütün hayvanların toplanıp bir gemiye sığabileceğini düşünebiliyor musun diyor. O bir yalan. İnsanların ikinci bir kardeşlik altında toplanmasını sağlamak için uydurduğum bir yalandır diyor. Dedim sen komple kuranı silip atıyorsun ? ... Hayır diyor, komple değil, o yalanlar benim yalanlarımdır, o kitap yine kutsal bir kitaptır diyor. İnsanları doğru yola eriştirebilmek için hazırladığım yalanlarla dolu bir kitaptır diyor ... ( haşa ... inanmak mı ... asla ) Atom diye birşey yoktur diyor. Herşey benden ibarettir diyor. Benden başka nesne yoktur diyor herşey benim diyor. ... Ama sen tam olarak bensin diyor. Diğer bütün herşeyin farkılıkları var diyor. Yani ben ona göre insan değil Tanrıymışım. ( töbe töbe ... ) Dedim hayırdır ... sana ulaşmak için sadece bir kuru aşk yeterli oluyormu ? ... hayır diyor. O kız sadece bir sebebdi diyor. Gelelim, benim bakırköy sinir ve ruh hastanesinde yatma sebebine ... bu sesler sadece ses olarak kalsaydı yine iyiydi. İçimdeki güya tanrı, Kendine İlah diyor. İçimdeki bu ses abimle arabada eve giderken bana seslendi, dedi seni kullanacağım. Dedim olur, ( tabi inanmıyorum ya ... kullanamaz dedim kendi kendime ) sonra üçden geriye saydı ve beni bedenimin içine hapsetti. Görüyor duyuyor hissediyordum ama hareketlerim konuşmam bana ait deildi. O an ipler koptu. Arabayı süren abimin hafifçi yüzüne yaklaştı. Ben senin ilahınım yavrum dedi. O an ben içerde korkudan kopuyorum. Neler yapabileceğini bilmiyorum. Sonra abimden bir ton laflar falan ... Abim yolda bir arkadaşını daha aradı, o da arabaya bindi, Arabaya bindi, biraz ara sonra kolduğun arkasına dönerek, ona kalın bir ses tonuyla şöyle dedi, Lan ... nasıl yedin lan sen o paraları ha ... Seni Cehennemde köpeklerimin önüne atmazsam ... Sonra bir yandan da abimi susturmaya çalışıyordu. Sus lan sus. Seni nasıl yaratmışım ben böyle. ( bir görseniz, inanın beni tanıyamazdınız. ) Sonra yine abimin arkadaşına dönerek şöyle dedi, abimi işaret etti ve benim sevgiye ihtiyacım var ... anladın değil mi ... Yani kuru namaz falan hikaye diyor ... orasını ben bilmiyorum. En azından cehennnemi garantiledim diyebilirim. Şimdi kurtulmak için savaşıyorum. Hastaneye götürmeden önce evime götürdüler. Orada sakinleştirmeye çalıştırtılar ama nafile ... ben içerde korkuyorum. Yapma diyorum. .... herşeyi görüp duyuyorum. Ama beden kontrolu sıfır. O kontrol ediyor, her ne ise ... Merdivenden çıkarken şöyle bağırdığını iyi hatırlıyorum. Ben Mehdii ... Dünyayı hak ile lyarattım, hak ile sonlandıracağım. Evde ise abim ve ablam beni sakinleştirmeye çalışırken abimin arkadaşı ise aşağıda ambulansı çağırmış. Neyse, polisler ve sağlıkçılar içeri girdiler, Ben içerde şoku sindirmeye çalışırken o bedenimi ustalıkla kullanıyordu. Gelen sağlıkçıların bütün isimlerini bildi. Hepsi şaşırdılar. Polislerin bile. Sonra aşağı inip ambulansa bindim. Acilde indim. içeriye girerken yine bağırıyordu. Sonra bu durumu gören güvenlikler boğazıma sarılım beni yarı baygın duruma getirdiler, yatağa bağlandım. Bu olanlara inanamıyordum. Sonra orada bir güvenlik görevlisine, Lan, sen ne yaptın lan o gün kahve hane de ha ... güvenlik görevlisi ise şaşkın bir biçimde, ermişmisin ne sin olum sen. Nerden biliyorsun. Lafı fazla tırmalamaya gerek yok. Son bir anımı daha paylaşıp eleştiri oklarını almak istiyorum. Beni içeriye aldıklarında ( hastahane gözlem yeri ) orada iki ermişle daha tanıştım. Benim gibi telepati yapıyorlardı. birisinin kolunu çarptı ... dedi çarpmak öyle olmaz böyle olur dedi. diğerinin ise kulağına fısıldadı, dedi, yavrum ben o çocuklara ne yapacağımı çok iyi biliyorum. Dedi. Ben normale dönünce sordum. Dedidm o çocuklar sanami ait. hayır dedi. yiğenlerim dedi ve sana inanıyorum dedi ... Sizin değerli yorumlarınızı ve eleştirilerini bekliyorum. Bu hastalık yani cin hala içimde. Onunla konuşmuyorum. ... Ama arada bir kendini belli ediyor. Durumum ortada. Lütfen yardım, yardım, yardım. Allah'a emanet olun. Benide ona emanet edin. <br />
<br />
Saygılarımla.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bakara-185 bakara-187]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bakara-185-bakara-187.html</link>
			<pubDate>Mon, 29 May 2017 23:31:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bakara-185-bakara-187.html</guid>
			<description><![CDATA[]Ramazan Orucu 185 ayette geçiyor<br />
<br />
BAKARA-185 (2/BAKARA-185: (Oruç tutmanız gereken o sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, Kur'an, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, eğri ile doğruyu birbirinden ayırt edici olarak o ayda indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde (aynı sayıda oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez. Bu da oruç günlerini tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz içindir. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir.)<br />
<br />
<br />
  Fakat 187. Ayette çok köklü bir değişikliğe gidildiği görülüyor. Peki neden bu değişikliğe gidildi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAKARA-187: Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah, sizin nefslerinize ihanet ettiğinizi bildi. Bunun üzerine tövbelerinizi kabul etti ve sizi affetti. Şimdi artık onlara (eşlerinize) yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) şeyleri isteyin. Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâfta iseniz onlarla (kadınlarınızla) mübaşeret etmeyin. Bu Allah’ın hudududur (yasaklarıdır). Artık ona (yasaklara) yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece onlar takva sahibi olurlar. </span> <br />
Çünkü bir şey yaşandı. <br />
Hattap oğlu Ömer, (Halife Ömer)  bir yatsı vakti mescitte ibadetten sonra peygamberin yanına gidip ona şöyle dedi: <br />
’Ey Allah’ın elçisi, ben dün gece yasak olmasına rağmen yatsı ibadetinden sonra eşimle birlikte oldum.’ Peygamber, Hattap oğlu Ömer’e; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Bu sana yakışmadı ey Ömer!’</span> dedi. <br />
Bu konuşmaya tanık olanlardan bazıları da geceleri eşleriyle birlikte olduklarını itiraf ettiler. Peygamber üzüntü ve kızgınlıkla oradan ayrıldı. Daha sonra işte bu yaşanan olay üzerine 187. Ayet geldi ve oruç gecelerinde cinsel ilişki serbest bırakıldı. (2) <br />
Görüleceği üzere Hattap oğlu Ömer’in yaşadığı bir hadise nedeniyle orucun kuralları değişti ve yasak olan cinsellik serbest bırakıldı.<br />
<br />
Oda tv den özetleyerek yazdım  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]Ramazan Orucu 185 ayette geçiyor<br />
<br />
BAKARA-185 (2/BAKARA-185: (Oruç tutmanız gereken o sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, Kur'an, insanlara yol gösterici, doğru yola iletici, eğri ile doğruyu birbirinden ayırt edici olarak o ayda indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse orucunu tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde (aynı sayıda oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez. Bu da oruç günlerini tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz içindir. Şükredesiniz diye bu kolaylığı gösterir.)<br />
<br />
<br />
  Fakat 187. Ayette çok köklü bir değişikliğe gidildiği görülüyor. Peki neden bu değişikliğe gidildi?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BAKARA-187: Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helâl kılındı. Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah, sizin nefslerinize ihanet ettiğinizi bildi. Bunun üzerine tövbelerinizi kabul etti ve sizi affetti. Şimdi artık onlara (eşlerinize) yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığı (takdir ettiği) şeyleri isteyin. Fecr vaktinde beyaz iplik, siyah iplikten tebeyyün edinceye (size belli oluncaya, gündüzün aydınlığı, gecenin karanlığından sıyrılıncaya) kadar yeyin ve için. Sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikâfta iseniz onlarla (kadınlarınızla) mübaşeret etmeyin. Bu Allah’ın hudududur (yasaklarıdır). Artık ona (yasaklara) yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece onlar takva sahibi olurlar. </span> <br />
Çünkü bir şey yaşandı. <br />
Hattap oğlu Ömer, (Halife Ömer)  bir yatsı vakti mescitte ibadetten sonra peygamberin yanına gidip ona şöyle dedi: <br />
’Ey Allah’ın elçisi, ben dün gece yasak olmasına rağmen yatsı ibadetinden sonra eşimle birlikte oldum.’ Peygamber, Hattap oğlu Ömer’e; <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Bu sana yakışmadı ey Ömer!’</span> dedi. <br />
Bu konuşmaya tanık olanlardan bazıları da geceleri eşleriyle birlikte olduklarını itiraf ettiler. Peygamber üzüntü ve kızgınlıkla oradan ayrıldı. Daha sonra işte bu yaşanan olay üzerine 187. Ayet geldi ve oruç gecelerinde cinsel ilişki serbest bırakıldı. (2) <br />
Görüleceği üzere Hattap oğlu Ömer’in yaşadığı bir hadise nedeniyle orucun kuralları değişti ve yasak olan cinsellik serbest bırakıldı.<br />
<br />
Oda tv den özetleyerek yazdım  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evliya Ne Demek]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-evliya-ne-demek.html</link>
			<pubDate>Sat, 20 May 2017 15:40:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-evliya-ne-demek.html</guid>
			<description><![CDATA["Ol Kişidir, Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir."<br />
<br />
Bu sözün hikayesini anlatacağım <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/wink.png" alt="Wink" title="Wink" class="smilie smilie_2" /><br />
<br />
Bundan yıllar önce dine merak sardım okuyor araştırıyor konuşuyor tartışıyordum hiper aktifim yani. Tabi bu aktiflik için bir de rakip lazım ki tartışalım öğrenelim diye, bi arkadaş vardı anne tarafı alevi baba tarafı sünni, bu arkadaşla her öğrendiğim şeyi tartışır hale geldim <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />  neyse günlerden bir gün "Ali Allah" sözünü duydum daha o zaman ufağız kafa almıyor bi oraya bi buraya geziyorum beynim almıyor Ali nasıl Allah olur içimde ateş var deli danalar gibi geziyorum, aileme söyledim onlar bile he tamam diyip geçiştirdiler, birinden birilerinden teyit alsam rahatlayacağım <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />  ama nerde  herkes ağzını burunu eğip de get diyip geçiştirdi. Neyse bizim rakibe gittim bu arkadaşa dedim<br />
<br />
-la oğlum Ali Allah <br />
<br />
-Hadi lan abartma kafayı mı yedin diyip kestirip attı<br />
<br />
Günler böyle geçiyor daha beynime aklıma oturmuş değil sadece dilim de Ali Allah cümlesi, günler geçti bi süre kimseye bu konuyu tekrar açmadım (deli diyecekler) içime atıp bekledim.<br />
<br />
Bizim bu rakip olan arkadaş kitap almaya okumaya başladı bir gün iş yerine ilmihal getirmiş okuyordu bende yanına gittim ne okuyorsun dedim ilmihal dedi.<br />
<br />
-Ver bakayım ne yazıyor dedim. Aldım arkada sözlük kısmı vardı Evliya kısmını açtım<br />
<br />
Evliya; Ol Kişidir,Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir yazıyordu sonra<br />
<br />
Hz. Aliyi açtım ; Evliyaların başıdır yazıyordu<br />
<br />
-Lan lannnnnnnnnn diye bağırdım bak sana şuna burada da yazıyor <br />
<br />
Evliyalar Ol Kişidir, Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir.  <br />
<br />
Hz. Aliyi Evliyaların başıdır.  <br />
<br />
Bu iki cümleyi birleştir  evliya kelimesinin yerine Hz.Ali yi koy "Ol Kişidir,Hz.Ali yi görmek Allahı görmek gibidir. " dedim bak senin kitabında da yazıyor  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Ben böyle diyince bu tabi kitaba bakmadan elimden hışımla aldığı gibi fırlattı kitabı <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />)) bi şey demedim<br />
<br />
Siniri geçsin diye ben bi tur attım bi sigara yaktım 20-25 dk sonra geri geldim kitabı attığı yerde duruyor aldım tekrar kitabı elime tekrar aynı yerleri açtım <br />
<br />
Evliya; Evliyayı görünce Allah hatırlanır<br />
<br />
Hz.Ali: Evliyaların büyüğüdür<br />
<br />
değişmişti...<br />
<br />
Bu sözde bana kaldı böylece]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Ol Kişidir, Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir."<br />
<br />
Bu sözün hikayesini anlatacağım <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/wink.png" alt="Wink" title="Wink" class="smilie smilie_2" /><br />
<br />
Bundan yıllar önce dine merak sardım okuyor araştırıyor konuşuyor tartışıyordum hiper aktifim yani. Tabi bu aktiflik için bir de rakip lazım ki tartışalım öğrenelim diye, bi arkadaş vardı anne tarafı alevi baba tarafı sünni, bu arkadaşla her öğrendiğim şeyi tartışır hale geldim <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />  neyse günlerden bir gün "Ali Allah" sözünü duydum daha o zaman ufağız kafa almıyor bi oraya bi buraya geziyorum beynim almıyor Ali nasıl Allah olur içimde ateş var deli danalar gibi geziyorum, aileme söyledim onlar bile he tamam diyip geçiştirdiler, birinden birilerinden teyit alsam rahatlayacağım <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />  ama nerde  herkes ağzını burunu eğip de get diyip geçiştirdi. Neyse bizim rakibe gittim bu arkadaşa dedim<br />
<br />
-la oğlum Ali Allah <br />
<br />
-Hadi lan abartma kafayı mı yedin diyip kestirip attı<br />
<br />
Günler böyle geçiyor daha beynime aklıma oturmuş değil sadece dilim de Ali Allah cümlesi, günler geçti bi süre kimseye bu konuyu tekrar açmadım (deli diyecekler) içime atıp bekledim.<br />
<br />
Bizim bu rakip olan arkadaş kitap almaya okumaya başladı bir gün iş yerine ilmihal getirmiş okuyordu bende yanına gittim ne okuyorsun dedim ilmihal dedi.<br />
<br />
-Ver bakayım ne yazıyor dedim. Aldım arkada sözlük kısmı vardı Evliya kısmını açtım<br />
<br />
Evliya; Ol Kişidir,Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir yazıyordu sonra<br />
<br />
Hz. Aliyi açtım ; Evliyaların başıdır yazıyordu<br />
<br />
-Lan lannnnnnnnnn diye bağırdım bak sana şuna burada da yazıyor <br />
<br />
Evliyalar Ol Kişidir, Evliyayı görmek Allahı görmek gibidir.  <br />
<br />
Hz. Aliyi Evliyaların başıdır.  <br />
<br />
Bu iki cümleyi birleştir  evliya kelimesinin yerine Hz.Ali yi koy "Ol Kişidir,Hz.Ali yi görmek Allahı görmek gibidir. " dedim bak senin kitabında da yazıyor  <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Ben böyle diyince bu tabi kitaba bakmadan elimden hışımla aldığı gibi fırlattı kitabı <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" />)) bi şey demedim<br />
<br />
Siniri geçsin diye ben bi tur attım bi sigara yaktım 20-25 dk sonra geri geldim kitabı attığı yerde duruyor aldım tekrar kitabı elime tekrar aynı yerleri açtım <br />
<br />
Evliya; Evliyayı görünce Allah hatırlanır<br />
<br />
Hz.Ali: Evliyaların büyüğüdür<br />
<br />
değişmişti...<br />
<br />
Bu sözde bana kaldı böylece]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hicret]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hicret.html</link>
			<pubDate>Thu, 18 May 2017 15:01:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hicret.html</guid>
			<description><![CDATA[Bu konu hakkında bir bilgi yok sitede Ebu bekir hakkında da bilgi yok.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu konu hakkında bir bilgi yok sitede Ebu bekir hakkında da bilgi yok.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nevruz]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-nevruz.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 00:11:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-nevruz.html</guid>
			<description><![CDATA[Ben bu konuyu öğlen yazdıydım ya benim beceriksizliğimden yada başka bir şey konu yok ortada bi daha yazıyorum <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Son günde nevruz kutlamaları var kutlayan var kutlamayan var. kutlayanlara sordum neden kutluyorsunuz diye 3 başlık çıktı<br />
<br />
1. Türklerin ergenekondan çıkışı bunu milliyetçiler söylüyor.<br />
2. Bahar bayramı bunu solcular ve kürtler ve konuyu bilmeyen normal vatandaş<br />
3. Hz Alinin doğum günü bunu da bir kısım aleviler dillendiriyor.<br />
<br />
Şimdi,<br />
<br />
Eğer olay Ergenekon ise Türklerden çok Kürtler neden kutluyor sahipleniyor? ergenekondan beraber mi çıktık ?<br />
<br />
Bahar bayramı ise bir bayram hele ki doğa bayramı ise neden bu kadar kargaşa olup insanlar geriliyor devlet yasakladığı zaman ortalık kan gölüne dönüyor bahar bayramı için bu mücadele yapılır mı? Hem neden çoğunlukta Kürtler kutluyor sadece onlara mı bahar?<br />
<br />
Hz. Alinin doğum günü ise  sünni kesimin bu kadar hassas,duyarlı ve tarihinde emin olması şaşırtıcı değil mi? Hz Alinin doğum gününü nerden biliyorlar da kutluyorlar? Kutlayanlar Hz Aliyi bu kadar çok mu seviyorlar? Kutlayanlara bakınca bu da pek inandırıcı gelmiyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ben bu konuyu öğlen yazdıydım ya benim beceriksizliğimden yada başka bir şey konu yok ortada bi daha yazıyorum <img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
<br />
Son günde nevruz kutlamaları var kutlayan var kutlamayan var. kutlayanlara sordum neden kutluyorsunuz diye 3 başlık çıktı<br />
<br />
1. Türklerin ergenekondan çıkışı bunu milliyetçiler söylüyor.<br />
2. Bahar bayramı bunu solcular ve kürtler ve konuyu bilmeyen normal vatandaş<br />
3. Hz Alinin doğum günü bunu da bir kısım aleviler dillendiriyor.<br />
<br />
Şimdi,<br />
<br />
Eğer olay Ergenekon ise Türklerden çok Kürtler neden kutluyor sahipleniyor? ergenekondan beraber mi çıktık ?<br />
<br />
Bahar bayramı ise bir bayram hele ki doğa bayramı ise neden bu kadar kargaşa olup insanlar geriliyor devlet yasakladığı zaman ortalık kan gölüne dönüyor bahar bayramı için bu mücadele yapılır mı? Hem neden çoğunlukta Kürtler kutluyor sadece onlara mı bahar?<br />
<br />
Hz. Alinin doğum günü ise  sünni kesimin bu kadar hassas,duyarlı ve tarihinde emin olması şaşırtıcı değil mi? Hz Alinin doğum gününü nerden biliyorlar da kutluyorlar? Kutlayanlar Hz Aliyi bu kadar çok mu seviyorlar? Kutlayanlara bakınca bu da pek inandırıcı gelmiyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yunanistan da Alevilik]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-yunanistan-da-alevilik.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jan 2017 17:40:33 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-yunanistan-da-alevilik.html</guid>
			<description><![CDATA[[COLOR=#292F33]"ALLAH'IN ASLANI ALİ'NİN YENİDEN DOĞUŞU"isimli parça!  <br />
<br />
  <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/kZCB92tNzZo" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[COLOR=#292F33]"ALLAH'IN ASLANI ALİ'NİN YENİDEN DOĞUŞU"isimli parça!  <br />
<br />
  <iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/kZCB92tNzZo" frameborder="0" allowfullscreen="true"></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[abdest]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-abdest--52878.html</link>
			<pubDate>Sat, 14 Jan 2017 17:02:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=16038">j3urak</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-abdest--52878.html</guid>
			<description><![CDATA[Ab-su dest-el vermek yemin etmek  Abdest= Su ile yemin etmektir. <br />
<br />
Ellerin yıkanması= Elime sahip olacağım<br />
Ağzın yıkanması= Dilime sahip olacağım<br />
Burnun yıkanması= Kötü pis kokulu ortamda bulunmayacağım<br />
Başın mesh edilmesi= Aklıma kötü düşünce getirmeyeceğimi<br />
Ayakların yıkanması= Kötü yola gitmeyeceğim<br />
<br />
Bunların tersi yapıldığında abdest bozulur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ab-su dest-el vermek yemin etmek  Abdest= Su ile yemin etmektir. <br />
<br />
Ellerin yıkanması= Elime sahip olacağım<br />
Ağzın yıkanması= Dilime sahip olacağım<br />
Burnun yıkanması= Kötü pis kokulu ortamda bulunmayacağım<br />
Başın mesh edilmesi= Aklıma kötü düşünce getirmeyeceğimi<br />
Ayakların yıkanması= Kötü yola gitmeyeceğim<br />
<br />
Bunların tersi yapıldığında abdest bozulur]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevilik Nedir Kısaca?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-alevilik-nedir-kisaca.html</link>
			<pubDate>Wed, 16 Mar 2016 11:16:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-alevilik-nedir-kisaca.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu alevilik nedir yahu? ’dinsiz misiniz nesiniz kardeşim’ diyenler oluyordur elbette. Alevilik sizin gibi insanlara bile insan muamelesi yapmaktır elbette. </span><br />
<br />
<br />
Dini İslam, kitabı Kur’an’ı Kerim, Allah’a kul, Hz.Muhammet Mustafa’ya bağlı, Hz.Ali’ye talip ehlibeyt yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli’nin  ’Eline, beline, diline sahip ol’ sözünü kendinde benimseyen, Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur’anı Kerim’in şekline değil özüne inen, din,dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmayan akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoluna Alevilik denir. Alevilik kesinlikle ne bir ’Din’ ne de bir ’Mezhep’ tir. Alevilik bir inançtır.<br />
<br />
Yahu Ne istiyorsunuz Alevilerden?<br />
<br />
Maraş’ta vurdunuz, Sivas’ta yaktınız, Çorum’da tecavüz ettiniz hunharca katlettiniz, Gazi’de kurşunladınız, Güneydoğudan ve Doğu’dan sürgün ettiniz. Ne yaptı bu Aleviler size kardeşim? Vuran siz, katleden siz, hor gören siz, ötekileştiren siz, ceremesini çeken Aleviler.  Alevilerin yemeği yenmezmiş, yeme kardeşim, size helal lokma dokunur yeme! Siz değil miydiniz, ümmetiyiz dediğiniz koskaca Peygamberimiz Hz.Muhammet’in cenazesine bile gitmeyen ? Hatırlatma yapayım size, Hz.Muhammet’in cenazesi 17 kişi ile kılınmıştır.<br />
<br />
Siz değil misiniz Hz.Muhammet’in mirası Ehlibeyt’e sahip çıkmayan?!<br />
<br />
<br />
Allah buyuruyor ki ; ’Köl lâ es’elüküm Aleyhi ecren ille’l meveddete fi’l kurba-<br />
<br />
De ki (Ya Muhammed) :  sizden peygamberliğim için bir ücret istemiyorum ancak Ehl-i Beyt’imi (akrabamı) seviniz’. (Şura-23)<br />
<br />
<br />
Peygamberimiz Hz.Muhammet diyor ki ; Benim Ehlibeyt’im Nuh’un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur, ondan ayrılan helak olur.<br />
<br />
Nedir bu Mumsöndü olayı ?  <br />
<br />
Çerağ hizmetlisi gelir, meydanda hazır olan mumların yakılması için önüne diz üstü oturur. Nur suresinin 35 ve 36. Ayetleri okunur. (<a href="http://www.fatmaanacemevi.com/cerag-duasi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Â» ÇERAĞ DUASIÂ» Fatma Ana Cem Ve Kültür Evi</a>)<br />
<br />
İşte her şey bu ayetlerin eşliğinde yakılan mumlardan ya ışıklardan ibaret. Yıllarca iftiralara uğrayan, hor görülen, dövülen,sövülen, ekmeği yenmeyen bizler, mazlum, suçsuz olan sizlersiniz. <br />
<br />
Bu satırları bile yazıyor olmam bile bu iftiraları katliamları yapan insanları cani olduğunun ve hala toplumda kendine yer bulamayan, ibadethane olarak görülen ’Cem evi’nin devlet tarafından ibadethane statüsüne konmayışı Alevilerin hangi dertleri çektiğinin bir kanıtıdır. Alevilerden alınan vergiler ile Camiiler yapılışı bunun bir açıklamasıdır. .. Sanmayın ki Aleviler camilere , kiliselere ya da başka ibadethanelere karşı çıkıyor. Aleviler hakkını arıyor be arkadaşım. <br />
<br />
Aslında yazacak o kadar çok şey var ki, Cem evi avlusunda katledilen Uğur Kurt’tan, mülakatlarda ’Alevi misin’ sorusuna varana kadar, fakat daha fazla bir şey anlatmanın bir faydası olacağını sanmıyorum, sonuç yine hüsran olacak.<br />
<br />
Yaşar Kemal : ’Alevileri çok seviyorum’<br />
<br />
Alevileri yazdım çokça. Onlar da çok zulüm görmüş insanlardır. Ben zulüm gören insandan yanayım yazar olarak. Çünkü onlar zulüm gördüler, onları öldürdüler, onları dövdüler. Yine de o sevgi dininden vazgeçmediler, onlar çok cesur insanlar. O nedenle Alevileri çok seviyorum.’<br />
<br />
 Alican Kösedağ/ Blog Yazarı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu alevilik nedir yahu? ’dinsiz misiniz nesiniz kardeşim’ diyenler oluyordur elbette. Alevilik sizin gibi insanlara bile insan muamelesi yapmaktır elbette. </span><br />
<br />
<br />
Dini İslam, kitabı Kur’an’ı Kerim, Allah’a kul, Hz.Muhammet Mustafa’ya bağlı, Hz.Ali’ye talip ehlibeyt yolunu süren, Hacı Bektaş-ı Veli’nin  ’Eline, beline, diline sahip ol’ sözünü kendinde benimseyen, Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kur’anı Kerim’in şekline değil özüne inen, din,dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımı yapmayan akıl ve gönül ile ruhsal olgunlaşma yoluna Alevilik denir. Alevilik kesinlikle ne bir ’Din’ ne de bir ’Mezhep’ tir. Alevilik bir inançtır.<br />
<br />
Yahu Ne istiyorsunuz Alevilerden?<br />
<br />
Maraş’ta vurdunuz, Sivas’ta yaktınız, Çorum’da tecavüz ettiniz hunharca katlettiniz, Gazi’de kurşunladınız, Güneydoğudan ve Doğu’dan sürgün ettiniz. Ne yaptı bu Aleviler size kardeşim? Vuran siz, katleden siz, hor gören siz, ötekileştiren siz, ceremesini çeken Aleviler.  Alevilerin yemeği yenmezmiş, yeme kardeşim, size helal lokma dokunur yeme! Siz değil miydiniz, ümmetiyiz dediğiniz koskaca Peygamberimiz Hz.Muhammet’in cenazesine bile gitmeyen ? Hatırlatma yapayım size, Hz.Muhammet’in cenazesi 17 kişi ile kılınmıştır.<br />
<br />
Siz değil misiniz Hz.Muhammet’in mirası Ehlibeyt’e sahip çıkmayan?!<br />
<br />
<br />
Allah buyuruyor ki ; ’Köl lâ es’elüküm Aleyhi ecren ille’l meveddete fi’l kurba-<br />
<br />
De ki (Ya Muhammed) :  sizden peygamberliğim için bir ücret istemiyorum ancak Ehl-i Beyt’imi (akrabamı) seviniz’. (Şura-23)<br />
<br />
<br />
Peygamberimiz Hz.Muhammet diyor ki ; Benim Ehlibeyt’im Nuh’un gemisi gibidir. Ona binen kurtulur, ondan ayrılan helak olur.<br />
<br />
Nedir bu Mumsöndü olayı ?  <br />
<br />
Çerağ hizmetlisi gelir, meydanda hazır olan mumların yakılması için önüne diz üstü oturur. Nur suresinin 35 ve 36. Ayetleri okunur. (<a href="http://www.fatmaanacemevi.com/cerag-duasi/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Â» ÇERAĞ DUASIÂ» Fatma Ana Cem Ve Kültür Evi</a>)<br />
<br />
İşte her şey bu ayetlerin eşliğinde yakılan mumlardan ya ışıklardan ibaret. Yıllarca iftiralara uğrayan, hor görülen, dövülen,sövülen, ekmeği yenmeyen bizler, mazlum, suçsuz olan sizlersiniz. <br />
<br />
Bu satırları bile yazıyor olmam bile bu iftiraları katliamları yapan insanları cani olduğunun ve hala toplumda kendine yer bulamayan, ibadethane olarak görülen ’Cem evi’nin devlet tarafından ibadethane statüsüne konmayışı Alevilerin hangi dertleri çektiğinin bir kanıtıdır. Alevilerden alınan vergiler ile Camiiler yapılışı bunun bir açıklamasıdır. .. Sanmayın ki Aleviler camilere , kiliselere ya da başka ibadethanelere karşı çıkıyor. Aleviler hakkını arıyor be arkadaşım. <br />
<br />
Aslında yazacak o kadar çok şey var ki, Cem evi avlusunda katledilen Uğur Kurt’tan, mülakatlarda ’Alevi misin’ sorusuna varana kadar, fakat daha fazla bir şey anlatmanın bir faydası olacağını sanmıyorum, sonuç yine hüsran olacak.<br />
<br />
Yaşar Kemal : ’Alevileri çok seviyorum’<br />
<br />
Alevileri yazdım çokça. Onlar da çok zulüm görmüş insanlardır. Ben zulüm gören insandan yanayım yazar olarak. Çünkü onlar zulüm gördüler, onları öldürdüler, onları dövdüler. Yine de o sevgi dininden vazgeçmediler, onlar çok cesur insanlar. O nedenle Alevileri çok seviyorum.’<br />
<br />
 Alican Kösedağ/ Blog Yazarı ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ali bizim Şahımız, yüzüdür kıblegahımız]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ali-bizim-sahimiz-yuzudur-kiblegahimiz.html</link>
			<pubDate>Mon, 07 Mar 2016 11:26:30 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ali-bizim-sahimiz-yuzudur-kiblegahimiz.html</guid>
			<description><![CDATA[Ali bizim sahimiz<br />
yuzudur kiblegahimiz<br />
mirac'da ki muhammed<br />
o bizim padişahımız<br />
<br />
<br />
ALİ; <br />
1-Yüce ulu, yüksek,<br />
2- Eki Türk inanclarından gelen GÖK TANRInın bedenleşmesi bağamında Hz.Ali yi simgelediiğine inanılan GÜNEŞ,<br />
3-Tanrının sonuç üretmesi bağlamında tanrısal özün görünüşe taşınmasında araçılık eden GÜNEŞ IŞIĞINI bize yansıtan ve tanrının velisinin bedenleşmesi.<br />
<br />
ŞAH: <br />
1- Manevvi dünyanın , batını bilgi dünyasının sultanı Hz.Ali ye diğer İmamlara ve yol ulularına verilen uvan.<br />
2-hem bu dünyanın, hem öbür dünyanın sultanı anlamında<br />
3-Bütün evrnin eşsiz ve ortaksız yöneticisi.<br />
<br />
MİRAÇ:<br />
<br />
1- Hak yüzünü görme anlamında İKRAR Verme.<br />
2-Ham ervahlıkdan çıkıp KAMİL İNSAN durumuna gele " Enel hakk" olma, içsel yoculuk, Cebrail (AKIL) ile yapılan düşsel yolculuk,<br />
<br />
Bu tanımlardan sonra, bu deyişi, bu dörtlüğü yorumlarsak,<br />
<br />
Ali Bizim şahımız,<br />
<br />
Ali,bütün evrenin eşsiz ve ortaksız yönetisi, (Burda takkiye var, ALi iletarihsel isim söylenirken, Batını anlamda, TANRI /İNSAN bedenselleşmiş İNSAN) Tanrısal ALİ anlatılıyor,<br />
<br />
Daim kıbleğahımız, veya<br />
Yüzü Kıblegahımız.<br />
<br />
alevi öğretisinde, İNSAN kıblegahtır, yani TANRININ insanda beden bulması nedeniyle insan yüzü, cemal, TANRISAL kabul edilip, KIBLE olarak algılanmakta, ve alevi ibadeti, yüz yüze cemal cemala yapılmaktadır.<br />
<br />
Miraçdaki Muhammed,<br />
<br />
İşte burda Tarihsel Muhammedden bahsedilmiyor, MİRAC a çıkan MUHAMMEDden bahsediliyor,<br />
BU dizede, ORTODOKS İslama karşı bir duurş var, ve Muhammedi, ŞERİAT kapısından çıkararak, onu bu MİRAÇLA KAMİL İNSAN , MÜRŞİT konumuna getiriyor,<br />
Bilimdiği gibi, alevilkdeki 40 lar Cemi söylencesinde, MUHAMMED, Peygamber olarak 40 lar MECLİSİNE, CEMİNE alınmıyor, öğretimiz İSLAM şeritatını burda RET ediyor, ve MUHAMMEDİ ayrı bir konuma getirerek, onu KAMİL İNSAN metebesine getiriyor,<br />
<br />
İşte O MUHAMMED de, bizim PADİŞAHIMIZ,<br />
<br />
Miraç daki MUHAMMED bizim, hükümdarımız, beyiiz, ulumuz olarak ,dile getiriliyor.<br />
<br />
Alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ali bizim sahimiz<br />
yuzudur kiblegahimiz<br />
mirac'da ki muhammed<br />
o bizim padişahımız<br />
<br />
<br />
ALİ; <br />
1-Yüce ulu, yüksek,<br />
2- Eki Türk inanclarından gelen GÖK TANRInın bedenleşmesi bağamında Hz.Ali yi simgelediiğine inanılan GÜNEŞ,<br />
3-Tanrının sonuç üretmesi bağlamında tanrısal özün görünüşe taşınmasında araçılık eden GÜNEŞ IŞIĞINI bize yansıtan ve tanrının velisinin bedenleşmesi.<br />
<br />
ŞAH: <br />
1- Manevvi dünyanın , batını bilgi dünyasının sultanı Hz.Ali ye diğer İmamlara ve yol ulularına verilen uvan.<br />
2-hem bu dünyanın, hem öbür dünyanın sultanı anlamında<br />
3-Bütün evrnin eşsiz ve ortaksız yöneticisi.<br />
<br />
MİRAÇ:<br />
<br />
1- Hak yüzünü görme anlamında İKRAR Verme.<br />
2-Ham ervahlıkdan çıkıp KAMİL İNSAN durumuna gele " Enel hakk" olma, içsel yoculuk, Cebrail (AKIL) ile yapılan düşsel yolculuk,<br />
<br />
Bu tanımlardan sonra, bu deyişi, bu dörtlüğü yorumlarsak,<br />
<br />
Ali Bizim şahımız,<br />
<br />
Ali,bütün evrenin eşsiz ve ortaksız yönetisi, (Burda takkiye var, ALi iletarihsel isim söylenirken, Batını anlamda, TANRI /İNSAN bedenselleşmiş İNSAN) Tanrısal ALİ anlatılıyor,<br />
<br />
Daim kıbleğahımız, veya<br />
Yüzü Kıblegahımız.<br />
<br />
alevi öğretisinde, İNSAN kıblegahtır, yani TANRININ insanda beden bulması nedeniyle insan yüzü, cemal, TANRISAL kabul edilip, KIBLE olarak algılanmakta, ve alevi ibadeti, yüz yüze cemal cemala yapılmaktadır.<br />
<br />
Miraçdaki Muhammed,<br />
<br />
İşte burda Tarihsel Muhammedden bahsedilmiyor, MİRAC a çıkan MUHAMMEDden bahsediliyor,<br />
BU dizede, ORTODOKS İslama karşı bir duurş var, ve Muhammedi, ŞERİAT kapısından çıkararak, onu bu MİRAÇLA KAMİL İNSAN , MÜRŞİT konumuna getiriyor,<br />
Bilimdiği gibi, alevilkdeki 40 lar Cemi söylencesinde, MUHAMMED, Peygamber olarak 40 lar MECLİSİNE, CEMİNE alınmıyor, öğretimiz İSLAM şeritatını burda RET ediyor, ve MUHAMMEDİ ayrı bir konuma getirerek, onu KAMİL İNSAN metebesine getiriyor,<br />
<br />
İşte O MUHAMMED de, bizim PADİŞAHIMIZ,<br />
<br />
Miraç daki MUHAMMED bizim, hükümdarımız, beyiiz, ulumuz olarak ,dile getiriliyor.<br />
<br />
Alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dem nedir?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dem-nedir--51589.html</link>
			<pubDate>Tue, 23 Feb 2016 11:31:40 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dem-nedir--51589.html</guid>
			<description><![CDATA[Dem gerek genel olarak Ortadoğu’da ve özel olarak Anadolu Alevi-Bektaşiliğinde önemli bir yeri vardır. Ömer Hayam’dan tutun da Osmanlı sarayında ki şairlere kadar, hemen hemen herkesçe farklı anlamlar çerçevesinde kullanmışlardır. Dem yazısını ele almamdaki en önemli sebep farklı toplum ve de farklı inançların ortak olarak kutsal kılmalarıdır. Bütün inançların gerek dini rintlerinde; gerek efsanelerinde; gerekse de şiirlerinde sık rastlamaktayız.<br />
<br />
Sözcük ya bazı şairlerce yerinde kullanılmaması nedeni ile ya da okuyucunun anlamı farklı algılaması nedeni ile zaman zaman özünden uzaklaşmış, gerçek anlamından saptırılmıştır. Bilgi eksikliği ve batini anlamdan uzaklaşılması nedeni ile sadece bir meyhane terimi haline getirilmiştir. ışin en üzücü taraflarından biri de meyhane sözcüğü bile anlamından uzaklaştırılıp farklı bir anlam kazandırılmasıdır.<br />
<br />
Büyük tasavvuf ustalarına yazılarına baktığımızda; (gerek rubaileri gerekse de şiirlerinde) ilk bakışta görünen bir sarhoşluk terimidir. Gerek diğer din alimleri gerek yazar ve eleştirmenler bu ilk görüntüye göre hareket edip eleştirilerini ve Dem ile ilgili yazılarını bu çerçevede yazmayı tercih etmişlerdir.<br />
<br />
Tabi bu kabuk görüntüsü altına onu derinlemesine araştırmayan da yok değil. Birçok etimolog,  morfolog ve Antropologlar bu sözcüğün farklı anlamları üzerinde durmuşlardır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dem gerek genel olarak Ortadoğu’da ve özel olarak Anadolu Alevi-Bektaşiliğinde önemli bir yeri vardır. Ömer Hayam’dan tutun da Osmanlı sarayında ki şairlere kadar, hemen hemen herkesçe farklı anlamlar çerçevesinde kullanmışlardır. Dem yazısını ele almamdaki en önemli sebep farklı toplum ve de farklı inançların ortak olarak kutsal kılmalarıdır. Bütün inançların gerek dini rintlerinde; gerek efsanelerinde; gerekse de şiirlerinde sık rastlamaktayız.<br />
<br />
Sözcük ya bazı şairlerce yerinde kullanılmaması nedeni ile ya da okuyucunun anlamı farklı algılaması nedeni ile zaman zaman özünden uzaklaşmış, gerçek anlamından saptırılmıştır. Bilgi eksikliği ve batini anlamdan uzaklaşılması nedeni ile sadece bir meyhane terimi haline getirilmiştir. ışin en üzücü taraflarından biri de meyhane sözcüğü bile anlamından uzaklaştırılıp farklı bir anlam kazandırılmasıdır.<br />
<br />
Büyük tasavvuf ustalarına yazılarına baktığımızda; (gerek rubaileri gerekse de şiirlerinde) ilk bakışta görünen bir sarhoşluk terimidir. Gerek diğer din alimleri gerek yazar ve eleştirmenler bu ilk görüntüye göre hareket edip eleştirilerini ve Dem ile ilgili yazılarını bu çerçevede yazmayı tercih etmişlerdir.<br />
<br />
Tabi bu kabuk görüntüsü altına onu derinlemesine araştırmayan da yok değil. Birçok etimolog,  morfolog ve Antropologlar bu sözcüğün farklı anlamları üzerinde durmuşlardır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hazreti Ali'den Özlü ve Güzel Sözler-Alevi Sözleri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hazreti-ali-den-ozlu-ve-guzel-sozler-alevi-sozleri.html</link>
			<pubDate>Sun, 08 Mar 2015 10:23:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hazreti-ali-den-ozlu-ve-guzel-sozler-alevi-sozleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Yola düşmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor. <br />
</li>
<li>Yumuşak ahlak, soyluluk ve büyüklüktendir. <br />
</li>
<li>Yumuşak konuş, sevilirsin. <br />
</li>
<li>Yüce kişinin aç kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısından korkun. <br />
</li>
<li>Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllülük yükseltir. <br />
</li>
<li>Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır. <br />
</li>
<li>Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken çalış. <br />
</li>
<li>Zayıfları ziyaret etmek alçak gönüllüğünün dendir.  <br />
</li>
<li>Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner. <br />
</li>
<li>Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmektir. <br />
</li>
<li>Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayan daha belasına uğrar. <br />
</li>
</ol>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li>Yola düşmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor. <br />
</li>
<li>Yumuşak ahlak, soyluluk ve büyüklüktendir. <br />
</li>
<li>Yumuşak konuş, sevilirsin. <br />
</li>
<li>Yüce kişinin aç kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısından korkun. <br />
</li>
<li>Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllülük yükseltir. <br />
</li>
<li>Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır. <br />
</li>
<li>Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken çalış. <br />
</li>
<li>Zayıfları ziyaret etmek alçak gönüllüğünün dendir.  <br />
</li>
<li>Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner. <br />
</li>
<li>Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmektir. <br />
</li>
<li>Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayan daha belasına uğrar. <br />
</li>
</ol>
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>