<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Alevi Örgütlenmesi]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:59:01 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Pir sultan’in, haci bektaş dergÃ¢hi ile ilişkisi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-pir-sultan-in-haci-bektas-derg%C3%A3%C2%A2hi-ile-iliskisi.html</link>
			<pubDate>Sun, 02 Jun 2019 12:54:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-pir-sultan-in-haci-bektas-derg%C3%A3%C2%A2hi-ile-iliskisi.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş Dergâhı ile İlişkisi</span><br />
27 Haziran (2015) Günü, Banaz’da, Pir Sultan Abdal Anma Etkinliğinde <br />
Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy’un Yaptığı Konuşma <br />
  <br />
  <br />
Merhaba dostlar, bir defa daha Banaz’da olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu etkinlikte bizleri buluşturan ve emeği geçen her cana teşekkürlerimi sunuyorum. <br />
  <br />
Pir Sultan’ı andığımızda, Hacı Bektaş adının geçmemesi mümkün değildir. Bir söylenceye göre, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli Dergâhında yedi yıl kalmış, dergâha hizmet ederek olgunlaşma dönemi yaşamıştır. <br />
  <br />
Pir Sultan’ın deyişlerinden de bunu çıkartmak mümkündür. Pir Sultan’ın yaşadığı dönem, Balım Sultan ve Kalender Çelebi (Şah Kalender) dönemidir. Balım Sultan 1500-1517 yıllarında Hacı Bektaş Veli Dergâhı postnişini olmuştur, Piri Sani yani ikinci Pir olarak adlandırılır. <br />
  <br />
Çok şükürler olsun Huda demine <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
Methi evsafi eyledim temine <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Gördüm güvercin donunda oturur <br />
Urum Abdalları hizmet yetürür <br />
Zemheride domurcuk gül bitirir <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Pir Sultan’ım biat ettik ol erden <br />
Muhabbet kokusu geliyor serden <br />
Katarından ayırma ey Şah-ı Merdan <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Bir başka nefeste: <br />
  <br />
Gevher alıp sattığımız <br />
Gözle gönül kattığımız <br />
İkrar ile tuttuğumuz <br />
Görülür Sultan Balımdan <br />
  <br />
Pir Sultan’ım çekme yası <br />
Nazar etmiş haslar hası <br />
Sınık gönüller aynası <br />
Silinir Sultan Balım’dan <br />
  <br />
Bir diğerinde: <br />
  <br />
Pir Sultan’ım kork Allah’ın işinden <br />
Tesellimiz aldık pınar başından <br />
Biz de geçtik ol delikli taşından <br />
Ziyaret eyledim Balım Sultan’ı <br />
  <br />
Bunlar ve benzeri deyişler, Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve Pir Sultan Abdal arasında çok güçlü bir bağ olduğunun kanıtlarıdır. <br />
  <br />
Pir Sultan Abdal, Balım Sultan’dan sonra Osmanlı tarihindeki en büyük köylü ayaklanmasının başında olan, Balım Sultan’ın kardeşi ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Kalender Çelebi ile de güçlü bir ilişki içerisindedir. <br />
  <br />
Pir Sultan’ım Çelebi’ye <br />
Eyvallahım var Veli’ye <br />
Yol oğluna yol diliyle <br />
Yolun sırrın soran gelsin <br />
  <br />
Bir diğer nefeste: <br />
  <br />
Kırk yılın başında bir nur doğuyor <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
Düldül eğerlenmiş Ali biniyor <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Sorarsanız bir elmadan çıkıptır <br />
Kâfirlerin kal’asını yıkıptır <br />
Sancakları Kazova’ya (1) dikiptir <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Pir Sultan’ım söyler özünden <br />
Kâfir kırar topuğunda dizinden <br />
Ahdim kaldı ol Mehdi’nin yüzünden <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Hacı Bektaş Veli’den sonra ülkenin her yanında bulunan ocakzadelerin, Hacı Bektaş Veli Dergâhında postnişin olan ve Hacı Bektaş Veli evladından bulunan kişiden icazet alma zorunluluğu vardı. Örneğin, Pir Sultan oğullarından İnce Mehmet’i talipler Pir Sultan evladı olarak kabul etmemişler; o da Hacı Bektaş Veli Dergâhına giderek, zamanın mürşidinden icazet almıştır. Ãşık İsmail olayı şöyle anlatıyor. <br />
  <br />
Aradılar Pir Sultan’ın aslını <br />
Görelim ki ne söyletir yaradan <br />
Dinleyin de şerh eyleyin vasfını <br />
Zuhur oldu Kazım Musa Rıza’dan <br />
  <br />
Hem Rıza hem Haşim hem Seyyid <br />
Bir başında vardır hem Ebu-Talib <br />
Bektaş-ı Veli’de yazılı kayıt <br />
İnanmayan haber alsın oradan <br />
  <br />
Halifeler bir araya geldiler <br />
Evlat kimdir diye meşveret kıldılar <br />
İnce Mehmed’i Pir’e saldılar <br />
On iki er sened aldı orada <br />
  <br />
İsmail’im ötesine ermezler <br />
Evlat olmayana senet vermezler <br />
Senede mühüre itimat kılmazlar <br />
Zanla güman böyle kaldı orada <br />
  <br />
Tüm Ocakların bir araya gelip el ele vermesi dileğiyle saygılar sunuyorum. <br />
 <br />
Not:<br />
1. Kalender Çelebi ayaklanmasının başladığı yer.<br />
<br />
<a href="http://hunkarvakfi.org/bilgi/Veliyettin-Hurrem-ULUSOY-MAKALELERI/Pir-Sultan%E2%80%99in-Haci-Bektas-Derg%C3%A2hi-ile-Iliskisi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Pir SultanâÂÂÃÂ±n, HacÃÂ± BektaÃ? DergÃÂ¢hÃÂ± ile ÃÂ°liÃ?kisi</a>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş Dergâhı ile İlişkisi</span><br />
27 Haziran (2015) Günü, Banaz’da, Pir Sultan Abdal Anma Etkinliğinde <br />
Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy’un Yaptığı Konuşma <br />
  <br />
  <br />
Merhaba dostlar, bir defa daha Banaz’da olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu etkinlikte bizleri buluşturan ve emeği geçen her cana teşekkürlerimi sunuyorum. <br />
  <br />
Pir Sultan’ı andığımızda, Hacı Bektaş adının geçmemesi mümkün değildir. Bir söylenceye göre, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli Dergâhında yedi yıl kalmış, dergâha hizmet ederek olgunlaşma dönemi yaşamıştır. <br />
  <br />
Pir Sultan’ın deyişlerinden de bunu çıkartmak mümkündür. Pir Sultan’ın yaşadığı dönem, Balım Sultan ve Kalender Çelebi (Şah Kalender) dönemidir. Balım Sultan 1500-1517 yıllarında Hacı Bektaş Veli Dergâhı postnişini olmuştur, Piri Sani yani ikinci Pir olarak adlandırılır. <br />
  <br />
Çok şükürler olsun Huda demine <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
Methi evsafi eyledim temine <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Gördüm güvercin donunda oturur <br />
Urum Abdalları hizmet yetürür <br />
Zemheride domurcuk gül bitirir <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Pir Sultan’ım biat ettik ol erden <br />
Muhabbet kokusu geliyor serden <br />
Katarından ayırma ey Şah-ı Merdan <br />
Hacı Bektaş Veli Sultan Balım var <br />
  <br />
Bir başka nefeste: <br />
  <br />
Gevher alıp sattığımız <br />
Gözle gönül kattığımız <br />
İkrar ile tuttuğumuz <br />
Görülür Sultan Balımdan <br />
  <br />
Pir Sultan’ım çekme yası <br />
Nazar etmiş haslar hası <br />
Sınık gönüller aynası <br />
Silinir Sultan Balım’dan <br />
  <br />
Bir diğerinde: <br />
  <br />
Pir Sultan’ım kork Allah’ın işinden <br />
Tesellimiz aldık pınar başından <br />
Biz de geçtik ol delikli taşından <br />
Ziyaret eyledim Balım Sultan’ı <br />
  <br />
Bunlar ve benzeri deyişler, Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve Pir Sultan Abdal arasında çok güçlü bir bağ olduğunun kanıtlarıdır. <br />
  <br />
Pir Sultan Abdal, Balım Sultan’dan sonra Osmanlı tarihindeki en büyük köylü ayaklanmasının başında olan, Balım Sultan’ın kardeşi ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Kalender Çelebi ile de güçlü bir ilişki içerisindedir. <br />
  <br />
Pir Sultan’ım Çelebi’ye <br />
Eyvallahım var Veli’ye <br />
Yol oğluna yol diliyle <br />
Yolun sırrın soran gelsin <br />
  <br />
Bir diğer nefeste: <br />
  <br />
Kırk yılın başında bir nur doğuyor <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
Düldül eğerlenmiş Ali biniyor <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Sorarsanız bir elmadan çıkıptır <br />
Kâfirlerin kal’asını yıkıptır <br />
Sancakları Kazova’ya (1) dikiptir <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Pir Sultan’ım söyler özünden <br />
Kâfir kırar topuğunda dizinden <br />
Ahdim kaldı ol Mehdi’nin yüzünden <br />
On’ki İmam Mehdi ile geliyor <br />
  <br />
Hacı Bektaş Veli’den sonra ülkenin her yanında bulunan ocakzadelerin, Hacı Bektaş Veli Dergâhında postnişin olan ve Hacı Bektaş Veli evladından bulunan kişiden icazet alma zorunluluğu vardı. Örneğin, Pir Sultan oğullarından İnce Mehmet’i talipler Pir Sultan evladı olarak kabul etmemişler; o da Hacı Bektaş Veli Dergâhına giderek, zamanın mürşidinden icazet almıştır. Ãşık İsmail olayı şöyle anlatıyor. <br />
  <br />
Aradılar Pir Sultan’ın aslını <br />
Görelim ki ne söyletir yaradan <br />
Dinleyin de şerh eyleyin vasfını <br />
Zuhur oldu Kazım Musa Rıza’dan <br />
  <br />
Hem Rıza hem Haşim hem Seyyid <br />
Bir başında vardır hem Ebu-Talib <br />
Bektaş-ı Veli’de yazılı kayıt <br />
İnanmayan haber alsın oradan <br />
  <br />
Halifeler bir araya geldiler <br />
Evlat kimdir diye meşveret kıldılar <br />
İnce Mehmed’i Pir’e saldılar <br />
On iki er sened aldı orada <br />
  <br />
İsmail’im ötesine ermezler <br />
Evlat olmayana senet vermezler <br />
Senede mühüre itimat kılmazlar <br />
Zanla güman böyle kaldı orada <br />
  <br />
Tüm Ocakların bir araya gelip el ele vermesi dileğiyle saygılar sunuyorum. <br />
 <br />
Not:<br />
1. Kalender Çelebi ayaklanmasının başladığı yer.<br />
<br />
<a href="http://hunkarvakfi.org/bilgi/Veliyettin-Hurrem-ULUSOY-MAKALELERI/Pir-Sultan%E2%80%99in-Haci-Bektas-Derg%C3%A2hi-ile-Iliskisi" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Pir SultanâÂÂÃÂ±n, HacÃÂ± BektaÃ? DergÃÂ¢hÃÂ± ile ÃÂ°liÃ?kisi</a>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İzmir'de bulunan Cemevleri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-izmir-de-bulunan-cemevleri.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Dec 2015 22:54:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-izmir-de-bulunan-cemevleri.html</guid>
			<description><![CDATA[ Limontepe Cemevi<br />
Küçük Çiğli Cemevi <br />
Uzundere Cemevi<br />
Buca Cemevi<br />
Dikili Cemevi<br />
Narlıdere Cemevi<br />
Yamanlar Cemevi<br />
Bornova Atatürk mahallesi Cemevi<br />
Menemen Asarlık Cemevi<br />
Güzeltepe Cemevi<br />
Kuruçeşme mahallesi Cemevi<br />
Aliağa Cemevi<br />
Karşıyaka Örnekköy Eskişehirliler derneği Cemevi<br />
Samed Dede Cemevi<br />
<br />
cemevi.com   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Limontepe Cemevi<br />
Küçük Çiğli Cemevi <br />
Uzundere Cemevi<br />
Buca Cemevi<br />
Dikili Cemevi<br />
Narlıdere Cemevi<br />
Yamanlar Cemevi<br />
Bornova Atatürk mahallesi Cemevi<br />
Menemen Asarlık Cemevi<br />
Güzeltepe Cemevi<br />
Kuruçeşme mahallesi Cemevi<br />
Aliağa Cemevi<br />
Karşıyaka Örnekköy Eskişehirliler derneği Cemevi<br />
Samed Dede Cemevi<br />
<br />
cemevi.com   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Imam hüseyin’e talip olan canlar]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-imam-huseyin-e-talip-olan-canlar.html</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2014 00:49:27 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=11100">SuLTann</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-imam-huseyin-e-talip-olan-canlar.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]AABF İNANÇ KURULU: İMAM HÜSEYİN’E TALİP OLAN CANLAR</span>  </span><br />
<br />
Kerbela olayının üzerinden 1375 yıl geçti ama Kerbela’da saltanat sahibi despotların Ehli-Beyt ailesine ve zalimin zulmü karşısındaki duruşa reva gördükleri vahşet ve katliam unutulmadı ve unutulmayacaktır. Dün Kerbela’da barbarca işlenen katliamlar bugün radikal İslamcı IŞİD ve türevi çeteler tarafından Ortadoğu’nun kadim halk ve inançları olan Alevilere, Ezidilere Türkmenlere, Kürtlere ve diğer halklara yöneldi.<br />
<br />
680’de İmam Hüseyin ve yoldaşlarına yönelik yapılan zulüm ve katliam bugün dünyanın değişik coğrafyalarında yaşıyor.<br />
<br />
Zalimin zulmü her dönemde, her yerde aynıdır. Onun derdi din, dil, ırk, kültür değildir. İnsansızlaşmadır.<br />
<br />
Bugün Lazkiye’de, Kobani’de, Musul’da, Şengal’de ve tüm kanlı coğrafyalarda yaşanan zulümleri yapanları, bu zulme destek sunanları lanetliyoruz. Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı katliamların, soykırımın ve insanlık suçunun yarattığı zulmün ortasında Muharrem ayı ve Kerbela Mateminin yasını çekeceğiz.<br />
<br />
12 gün oruç tutmak, o gün Kerbela’da ve bugün Ortadoğu’da işlenen barbarlığa karşıdır. Bu bizim tarihsel ve öğretimizden gelen bir duruştur.<br />
<br />
Bu tutumumuzu dün Kerbale’da, Bugün Ortadoğu’yu Kerbale’ya çevirenlere karşı ortaya koyduk ve koymaya devam edeceğiz.<br />
<br />
Günümüzün Emevi zihniyeti ve Yezidliği tarafından bugün Suriye’de ve Irak’ta yaşatılan zulümlerde, işgallerde yerleşik kadım haklar düşmanlaştırılıyor.Dün Suriye’de farklı kimlikler bir arada yaşarken bugün emperyalist ve cihatçı çetelerin işgalleri sonucu halklar, inançlara ve etnik kimliklere göre bölünüyor.<br />
<br />
Tam da bu noktada 72 millete aynı nazarla bakan Alevi inancı, öğretisinin ve inancının merkezine insanı koyarak, insanları ırkına, diline, rengine ve inancına göre bölünmesini ayıplar.<br />
<br />
Hakkın haksızlığa, adaletin adaletsizliğe, aydınlığın karanlığa karşı mücadelesinde biz haktan, adaletten ve aydınlıktan yanayız.<br />
<br />
İslam’ı kendileri için bir saltanat değneği haline getirmiş olan Muaviye-Yezit zihniyetine karşı verilen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="color: #000000;" class="mycode_color">’’Yezide biat etmeyeceğiz, bu yolda ölmek var dönmek yok’’ </span>  </span>diyerek, hak yolunun yorulmaz, başeğmez simgesi haline gelen İmam Hüseyin ve ona gönül vermiş olanların Yezit Despotizmine karşı verdikleri bir mücadele yolundadır.<br />
<br />
Bu mücadelenin bedelini İmam Hüseyin ve beraberindekiler canlarıyla ödediler, Kerbela’da verilen bu ölümsüz mücadele ezilen, sömürülen, zulüm görenlerin ellerinde meşale olup yolu aydınlattı. Bayrak olup zulüm kalelerinin burçlarına dikildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Senin Aşıkların Yanar Yakılur<br />
On İki İmam Katarına Katılur<br />
Bunda Yezid’lere La’net Okunur<br />
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn<br />
   </span><br />
İmam Hüseyin’in yaşamı, mücadelesi, davasına sahip çıkışı bizlere örnek olmalıdır, Ehlibeyt inancının neferleri olarak Hakk davayı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kerbela şehitlerini anmak! Haksızlığa boyun eğmemek ve her türden ihanete, bölüp parçalamaya, yok etmeye ve biatçı düşünceye karşı İmam Hüseyin’in duruşu sergilemekle eşanlamlıdır’<br />
<br />
Alevi inancında yedi ulu ozan olarakta değer bulmuş,Yavuza karşı vermiş olduğu mücadelede önemli ozanımız, Şah Hatayi’nin 500Â´üncü yılı dolayısıyla Cem evlerimizde mutlaka muharrem ayı içerisinde bir akşamı  Şah HatayiÂ´nin yaşamını anlatan anlatımlara ayrılmalıdır. Yine bu sene Ortadoğu’daki katliama uğrayan inançlar ve halkları da konu alacak anlatımlar yapılmalıdır.<br />
<br />
Bu değerler içerisinde  Muharrem Ayı, biz Aleviler için ÂMatem-Günleri’dir. Muharrem süresince, Düğün, eğlence, zevk, lüks ve keyfilikten kaçınılmalıdır. Matem ayı hürmetine kimseler incitilmemeli varsa dargınlıklar ve kırgınlıklar, barışılmalı, hoşgörülü ve sevecen olunmalı.<br />
<br />
Matem süresince Alevi Kültür Merkezlerimizde yapılan Muharrem-Matem anmalarına, muhabetlerine bütün canlarımız katılmalı, zulme karşı bir başkaldırı olan İmam Hüseyin’in onurlu direnişi dünü ve bugünüyle inancımıza yakışır bir şekilde ele alınmalı ve anılmalıdır.<br />
<br />
Önemli diğer bir noktada,  AKP iktidarı yine TürkiyeÂ´den  AvrupaÂ´ya  Gri Pasaportlu yada kendilerince tasavvufu anlamda yetiştirilmiş sözüm ona DedeÂ´ler gönderecektir. Amacı  özellikle de AlmanyaÂ´daki AABFÂ´yi hedef alan bölme girişimini inançsal ayaktan deneyecektir.<br />
<br />
Bundan dolayı, AABFÂ´ye bağlı  Alevi Cemevlerimiz  AABF inanç kurulu ve bölge inanç kurullarımızla irtibata geçmeleri. Diğer yukarıda saydığımız AKP eksenli dedelerin cem- evlerimize kesinlikle konulmamaları gerekmektedir.<br />
<br />
MatemÂ´de oruç açımı saatinde güneş batımı dikkate alınır. Almanya geneli oruçlar her gün  takriben saat  18.00 de açılacaktır.  <br />
<br />
Hak’kın rızası için tuttuğunuz orucunuz ve yası- mateminiz   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="color: #000000;" class="mycode_color">ULU DİVANDA</span>  </span> kabul olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Cafer  Kaplan<br />
AABF İnanç Kurulu Başkanı   </span><br />
<br />
alevi.com/TR/aabf-inanc-kurulu-imam-huseyine-talip-olan-canlar/   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]AABF İNANÇ KURULU: İMAM HÜSEYİN’E TALİP OLAN CANLAR</span>  </span><br />
<br />
Kerbela olayının üzerinden 1375 yıl geçti ama Kerbela’da saltanat sahibi despotların Ehli-Beyt ailesine ve zalimin zulmü karşısındaki duruşa reva gördükleri vahşet ve katliam unutulmadı ve unutulmayacaktır. Dün Kerbela’da barbarca işlenen katliamlar bugün radikal İslamcı IŞİD ve türevi çeteler tarafından Ortadoğu’nun kadim halk ve inançları olan Alevilere, Ezidilere Türkmenlere, Kürtlere ve diğer halklara yöneldi.<br />
<br />
680’de İmam Hüseyin ve yoldaşlarına yönelik yapılan zulüm ve katliam bugün dünyanın değişik coğrafyalarında yaşıyor.<br />
<br />
Zalimin zulmü her dönemde, her yerde aynıdır. Onun derdi din, dil, ırk, kültür değildir. İnsansızlaşmadır.<br />
<br />
Bugün Lazkiye’de, Kobani’de, Musul’da, Şengal’de ve tüm kanlı coğrafyalarda yaşanan zulümleri yapanları, bu zulme destek sunanları lanetliyoruz. Ortadoğu’da yaşanan insanlık dışı katliamların, soykırımın ve insanlık suçunun yarattığı zulmün ortasında Muharrem ayı ve Kerbela Mateminin yasını çekeceğiz.<br />
<br />
12 gün oruç tutmak, o gün Kerbela’da ve bugün Ortadoğu’da işlenen barbarlığa karşıdır. Bu bizim tarihsel ve öğretimizden gelen bir duruştur.<br />
<br />
Bu tutumumuzu dün Kerbale’da, Bugün Ortadoğu’yu Kerbale’ya çevirenlere karşı ortaya koyduk ve koymaya devam edeceğiz.<br />
<br />
Günümüzün Emevi zihniyeti ve Yezidliği tarafından bugün Suriye’de ve Irak’ta yaşatılan zulümlerde, işgallerde yerleşik kadım haklar düşmanlaştırılıyor.Dün Suriye’de farklı kimlikler bir arada yaşarken bugün emperyalist ve cihatçı çetelerin işgalleri sonucu halklar, inançlara ve etnik kimliklere göre bölünüyor.<br />
<br />
Tam da bu noktada 72 millete aynı nazarla bakan Alevi inancı, öğretisinin ve inancının merkezine insanı koyarak, insanları ırkına, diline, rengine ve inancına göre bölünmesini ayıplar.<br />
<br />
Hakkın haksızlığa, adaletin adaletsizliğe, aydınlığın karanlığa karşı mücadelesinde biz haktan, adaletten ve aydınlıktan yanayız.<br />
<br />
İslam’ı kendileri için bir saltanat değneği haline getirmiş olan Muaviye-Yezit zihniyetine karşı verilen <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="color: #000000;" class="mycode_color">’’Yezide biat etmeyeceğiz, bu yolda ölmek var dönmek yok’’ </span>  </span>diyerek, hak yolunun yorulmaz, başeğmez simgesi haline gelen İmam Hüseyin ve ona gönül vermiş olanların Yezit Despotizmine karşı verdikleri bir mücadele yolundadır.<br />
<br />
Bu mücadelenin bedelini İmam Hüseyin ve beraberindekiler canlarıyla ödediler, Kerbela’da verilen bu ölümsüz mücadele ezilen, sömürülen, zulüm görenlerin ellerinde meşale olup yolu aydınlattı. Bayrak olup zulüm kalelerinin burçlarına dikildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Senin Aşıkların Yanar Yakılur<br />
On İki İmam Katarına Katılur<br />
Bunda Yezid’lere La’net Okunur<br />
Gel Dinim İmanım İmamı Hüseyn<br />
   </span><br />
İmam Hüseyin’in yaşamı, mücadelesi, davasına sahip çıkışı bizlere örnek olmalıdır, Ehlibeyt inancının neferleri olarak Hakk davayı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kerbela şehitlerini anmak! Haksızlığa boyun eğmemek ve her türden ihanete, bölüp parçalamaya, yok etmeye ve biatçı düşünceye karşı İmam Hüseyin’in duruşu sergilemekle eşanlamlıdır’<br />
<br />
Alevi inancında yedi ulu ozan olarakta değer bulmuş,Yavuza karşı vermiş olduğu mücadelede önemli ozanımız, Şah Hatayi’nin 500Â´üncü yılı dolayısıyla Cem evlerimizde mutlaka muharrem ayı içerisinde bir akşamı  Şah HatayiÂ´nin yaşamını anlatan anlatımlara ayrılmalıdır. Yine bu sene Ortadoğu’daki katliama uğrayan inançlar ve halkları da konu alacak anlatımlar yapılmalıdır.<br />
<br />
Bu değerler içerisinde  Muharrem Ayı, biz Aleviler için ÂMatem-Günleri’dir. Muharrem süresince, Düğün, eğlence, zevk, lüks ve keyfilikten kaçınılmalıdır. Matem ayı hürmetine kimseler incitilmemeli varsa dargınlıklar ve kırgınlıklar, barışılmalı, hoşgörülü ve sevecen olunmalı.<br />
<br />
Matem süresince Alevi Kültür Merkezlerimizde yapılan Muharrem-Matem anmalarına, muhabetlerine bütün canlarımız katılmalı, zulme karşı bir başkaldırı olan İmam Hüseyin’in onurlu direnişi dünü ve bugünüyle inancımıza yakışır bir şekilde ele alınmalı ve anılmalıdır.<br />
<br />
Önemli diğer bir noktada,  AKP iktidarı yine TürkiyeÂ´den  AvrupaÂ´ya  Gri Pasaportlu yada kendilerince tasavvufu anlamda yetiştirilmiş sözüm ona DedeÂ´ler gönderecektir. Amacı  özellikle de AlmanyaÂ´daki AABFÂ´yi hedef alan bölme girişimini inançsal ayaktan deneyecektir.<br />
<br />
Bundan dolayı, AABFÂ´ye bağlı  Alevi Cemevlerimiz  AABF inanç kurulu ve bölge inanç kurullarımızla irtibata geçmeleri. Diğer yukarıda saydığımız AKP eksenli dedelerin cem- evlerimize kesinlikle konulmamaları gerekmektedir.<br />
<br />
MatemÂ´de oruç açımı saatinde güneş batımı dikkate alınır. Almanya geneli oruçlar her gün  takriben saat  18.00 de açılacaktır.  <br />
<br />
Hak’kın rızası için tuttuğunuz orucunuz ve yası- mateminiz   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> <span style="color: #000000;" class="mycode_color">ULU DİVANDA</span>  </span> kabul olsun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> [COLOR="#000000"]Cafer  Kaplan<br />
AABF İnanç Kurulu Başkanı   </span><br />
<br />
alevi.com/TR/aabf-inanc-kurulu-imam-huseyine-talip-olan-canlar/   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Suşehri’nde Alevi Kültürünü Yaşatma Ve Tanıtma Derneği Kuruldu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-susehri-nde-alevi-kulturunu-yasatma-ve-tanitma-dernegi-kuruldu.html</link>
			<pubDate>Tue, 19 Aug 2014 01:33:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-susehri-nde-alevi-kulturunu-yasatma-ve-tanitma-dernegi-kuruldu.html</guid>
			<description><![CDATA[ Birinci olan genel kurulunu gerçekleştiren derneğin toplantısı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.Cem Vakfı Sivas Şube Başkanı Ali Akyıldız’ın divan başkanlığı yaptığı toplantıda derneğin kurucu üyesi İsmet Abay açık oylamada dernek başkanlığına seçildi.<br />
<br />
Dernek faaliyetleri hakkında bilgi veren İsmet Abay,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Sosyal, kültürel ve inançsal alanda hizmet suna bileceğimiz bir hizmet binamızın olmayışından dolayı Suşehri Alevi Kültürünü Yaşatma ve Tanıtma Derneğini kurmaya karar verdik.Amacımız gerek ilçemizdeki aleviler olsun, gerekse çevre ilçe ve köylerimizdeki aleviler olsun gereksinim hissedilen gelen bir hizmet binasının olmaması ve Alevilik kültürünün yediden yetmişe herkese daha iyi tanıtılmasını sağlamak ve gelecek nesillerimize en iyi mirası bırakmaktır.Aleviliği her yönü ile iyi yaşamalı ve yaşatmalıyız.Sünni kardeşlerimizle iyi diyaloglar kurup Aleviliği iyi tanıyabilmelerini sağlamak için gayret edeceğiz.Davamız insanlık davasıdır amaçlarımız doğrultusunda Yüce Allahtan temennimiz birlik, beraberlik ve kardeşçe yaşamaktır.’</span>dedi.<br />
<br />
Suşehri’nin en kısa zamanda bir cem evine kavuşmasını dilediklerini belirten Cem Vakfı Sivas Şube Başkanı Ali Akyıldız ise’Alevi dernekleri ülkede tabanda ayrıştırmayı değil barış ve sevgiyle hareket eden derneklerdir.Alevi kültürünü yaşamak Pir Sultanı, Hacı Bektaşı ve Yunus Emre’yi anlamak onları bizlere verdiği öğütleri anlamak gerekir buradan yola çıkarak kardeşlik içerisinde kimsenin çatısı altında olmadan kendi kararlarımızı verebilmektir.Bu gün dünyanın en saygın 18 üniversitesinde Alevi kürsüleri bulunmaktadır.Biz aleviler sevgiyi, dostluğu paylaşmak adına elimizden gelen gayreti göstereceğiz’ diye konuştu.<br />
<br />
<a href="http://www.haberfx.net/susehri-nde-alevi-kulturunu-yasatma-ve-tanitma-dernegi-kuruldu-haber-1700805/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Sivas Haber, Suşehri’nde Alevi Kültürünü Yaşatma Ve Tanıtma Derneği Kuruldu</a>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Birinci olan genel kurulunu gerçekleştiren derneğin toplantısı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.Cem Vakfı Sivas Şube Başkanı Ali Akyıldız’ın divan başkanlığı yaptığı toplantıda derneğin kurucu üyesi İsmet Abay açık oylamada dernek başkanlığına seçildi.<br />
<br />
Dernek faaliyetleri hakkında bilgi veren İsmet Abay,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">’Sosyal, kültürel ve inançsal alanda hizmet suna bileceğimiz bir hizmet binamızın olmayışından dolayı Suşehri Alevi Kültürünü Yaşatma ve Tanıtma Derneğini kurmaya karar verdik.Amacımız gerek ilçemizdeki aleviler olsun, gerekse çevre ilçe ve köylerimizdeki aleviler olsun gereksinim hissedilen gelen bir hizmet binasının olmaması ve Alevilik kültürünün yediden yetmişe herkese daha iyi tanıtılmasını sağlamak ve gelecek nesillerimize en iyi mirası bırakmaktır.Aleviliği her yönü ile iyi yaşamalı ve yaşatmalıyız.Sünni kardeşlerimizle iyi diyaloglar kurup Aleviliği iyi tanıyabilmelerini sağlamak için gayret edeceğiz.Davamız insanlık davasıdır amaçlarımız doğrultusunda Yüce Allahtan temennimiz birlik, beraberlik ve kardeşçe yaşamaktır.’</span>dedi.<br />
<br />
Suşehri’nin en kısa zamanda bir cem evine kavuşmasını dilediklerini belirten Cem Vakfı Sivas Şube Başkanı Ali Akyıldız ise’Alevi dernekleri ülkede tabanda ayrıştırmayı değil barış ve sevgiyle hareket eden derneklerdir.Alevi kültürünü yaşamak Pir Sultanı, Hacı Bektaşı ve Yunus Emre’yi anlamak onları bizlere verdiği öğütleri anlamak gerekir buradan yola çıkarak kardeşlik içerisinde kimsenin çatısı altında olmadan kendi kararlarımızı verebilmektir.Bu gün dünyanın en saygın 18 üniversitesinde Alevi kürsüleri bulunmaktadır.Biz aleviler sevgiyi, dostluğu paylaşmak adına elimizden gelen gayreti göstereceğiz’ diye konuştu.<br />
<br />
<a href="http://www.haberfx.net/susehri-nde-alevi-kulturunu-yasatma-ve-tanitma-dernegi-kuruldu-haber-1700805/" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">Sivas Haber, Suşehri’nde Alevi Kültürünü Yaşatma Ve Tanıtma Derneği Kuruldu</a>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABF: "Demokratik Anayasa Konferansı"]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-abf-demokratik-anayasa-konferansi.html</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jul 2012 12:28:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-abf-demokratik-anayasa-konferansi.html</guid>
			<description><![CDATA[17 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) tarafından düzenlenen ’Demokratik Anayasa Konferansı’na, inanç grupları, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, yerel dernekler, yazarlar ve sanatçılar katıldılar ve aşağıdaki açıklamayı yayınladılar.<br />
<br />
’Neden yeni bir Anayasa’ konusunda Prof. Mithat Sancar’ın, ’yeni bir Anayasa nasıl olmalı’ konusunda Rıza Türmen’in, ’yeni Anayasa nasıl hazırlanmalı’ konusunda ise Kamil Ateşoğulları’nın sunumundan sonra, yapılan oturumlarda, önce inanç grupları, daha sonra ise partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri yeni bir Anayasa ile ilgili görüşlerini açıklamışlardır.<br />
<br />
Konferansın son bölümünde ise Alevi kurumlarının temsilcileri bu yaklaşımlar üzerine kendi yaklaşımlarını dile getirerek aşağıdaki sonuç bildirisini yayınlamışlardır.<br />
<br />
* Tartışmaya açılan ’yeni Anayasa’nın gerçekten ’yeni’  ve ’demokratik’  olabilmesi, ancak tartışmalara en geniş kesimlerin katılabileceği, temsil edileceği yalnızca bu süreçle ilgili ve yeni Anayasa’nın kabulü ile görev süresi bitecek bir ’Anayasa Meclisi’ ile olanaklıdır.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa’nın hazırlanma süreci, toplumsal kesimler ve kimlikler arasında ayrımları değil, ortaklıkları öne çıkartan bir ’toplumsal barış projesi’ olarak değerlendirilmelidir.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa, bireysel ve kolektif hak ve özgürlüklerinin önündeki yasal ve fiili bütün engelleri kaldıran, toplumun bütün farklı kesimleri arasında diyalogların gelişmesine imkân sağlayan, vatandaşların evrensel temel hak ve özgürlüklerini koruyan ve güvence altına alan bir çerçeve metin olmalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa insanı merkeze alan bir anayasa olmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">]* Yeni Anayasa, tekçi anlayışlar yerine çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı bir Anayasa olmalıdır.[/color]</span><br />
<br />
*  Yeni Anayasa; Birleşmiş Milletler sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi evrensel sözleşmelerle güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere aykırı hiçbir hüküm içermemelidir. <br />
<br />
*  Hiçbir dayatıcı hüküm içermemesi gereken yeni Anayasa, ’anayasal vatandaşlık’ kavramını öne çıkartarak, kültürel çoğulculuğu bir zenginlik olarak algılamalı, farklı kimlik ve kültürlerin barış içinde eşit yurttaş olarak yaşamasını kolaylaştırıcı olmalı,  farklılıklarla birlikte barış içinde bir yaşamı açıkça teşvik etmeli ve güvence altına almalıdır.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa vatandaşlar arasında dil, din, ırk, etnik köken, her türlü düşünce, cinsiyet, yaş, medeni hal, cinsel kimlik gibi farklılıklara dayalı her türlü ayırımcılığı yasaklamalı ve bu ayrımcılıklara karşı vatandaşları eşit ve etkili şekillerde korumalıdır. Yine din, dil ve ırk eksenli olarak ortaya çıkan nefret suçlarına karşı cezai yaptırımlar artmalı, kamu kurumları ve medya nefret suçlama karşı projelerle donatılmalıdır.<br />
<br />
Yeni Anayasa, bu yaklaşıma uygun olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Anayasal bir kurum olmaktan çıkartmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Yeni Anayasa, yine bu yaklaşıma uygun olarak zorunlu din dersi ve benzeri yaklaşımları Anayasadan çıkartmalı, ana dilde eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alarak, yerel yönetimlere de ana dilde hizmet sunma hakkı tanımalıdır.</span></span><br />
<br />
*  Yeni Anayasa, çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev yapma hakları önündeki engelleri kaldırmalı, lokavtı yasaklamalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa, vatandaşların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve barınma hakları gibi temel hakları güvence altına almalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığını dikkate alacak şekilde düzenlenmeli, askeri kurumların toplumsal hayata müdahalesini engelleyici yaptırımlar koymalı, siyasi partiler yasası başta olmak üzere, sendikal ve mesleki örgütlenmelerle ilgili yasalar katılımcılık ve demokrasi eksenli olarak yeniden düzenlenmelidir.<br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı bu yaklaşımlar paralelinde ve yeni Anayasa’nın ruhuna uygun olarak, Aleviler için şu yasal düzenlemeleri de zorunlu görür:<br />
<br />
*  Alevi kimliği yasal olarak tanınmalıdır.<br />
<br />
*  Cemevleri inanç merkezi olarak kabul edilmeli, buna uygun yasal düzenlemeler yapılmalı ve ’ibadet yeri’ kapsamına ’Cemevi’ de alınmalıdır.<br />
<br />
* Başta Hacı Bektaş Dergahı olmak üzere Alevilere ve Bektaşilere ait bütün dergahlar müze statüsünden çıkartılmalı, bu dergahlara ait bina, arazi gibi taşınmazları ilgili kişi ve kurumlara devredilmelidir.<br />
<br />
* 1826 ve 1925’de yağmalanan, bir çok simgesel değerde eşya ve kitabı satılan dergahların bu ürünlerinin bulunup iadesinin sağlanması için bir ’araştırma komisyonu’ kurulması sağlanmalıdır.<br />
<br />
* 667 sayılı Tekke ve Zaviyeler kanunu kaldırılmalı, bu alandaki yasal düzenlemeler, laiklik ekseninde, devletin bütün inançlara eşit mesafede duracağı ve hakem rolünü üstleneceği yaklaşımına uygun olarak yeniden yapılmalı, devlet bütün inanç merkezlerine eşit mesafede durmalıdır.<br />
<br />
*  Alevi köylerine yapılan camiler kaldırılmalı, buralara atanan imamlar geri çağrılmalıdır.<br />
<br />
* Aşure günü ve Arap Alevileri için özel bir öneme sahip Gadir Hum Bayramı resmi tatil ilan edilmelidir.<br />
<br />
* Ders kitapları ve sözlük, ansiklopedi, yardımcı kaynak gibi, ilgili bütün yazılı alan, özellikle de tarih kitapları yeniden yazılarak, Aleviler ve tüm inançları, kimlikleri aşağılayan, nefret aşılayan bölümler çıkartılmalıdır.<br />
<br />
* Medya ile ilgili yasalar eşit yurttaşlık yaklaşımına uygun yeniden düzenlenmeli, ayrımcılık ve nefret suçlarına yönelik cezai yaptırımlar arttırılmalı, farklı kültürler ve inançlar arasında barışı ve kardeşliği öne çıkaran programlar teşvik edilmelidir.<br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı bu yaklaşımlar paralelinde ve yeni Anayasa’nın ruhuna uygun olarak, tüm inanç grupları için de şu yasal düzenlemeleri de zorunlu görür:<br />
<br />
* Ülkemizde birden fazla etnik ve dinsel grubun varlığını resmen tanınmalı, vatandaşları arasındaki her türlü ayrımcılığa son verilmeli ve bütün yasal düzenlemeler bu doğrultuda yapılmalıdır.<br />
<br />
* Lozan anlaşmasından bu yana kullanılan ve ayrımcılığa dönüşen ’azınlık’ kavramı kaldırılarak, ’eşit yurttaşlık hakkı’ temel yaklaşıma dönüştürülmelidir.<br />
<br />
* Ülkemizde çoğunluk inancı dışındaki bütün inançların, kimliklerin sayısına bakılmaksızın, kamunun olanaklardan eşit şekilde yararlanmaları sağlanmalı. Bütün vatandaşların dillerini, dinlerini, kültürlerini özgürce kullanmaları anayasal olarak güvence altına alınmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">* Ermenilerin, Rumların, Musevilerin, Süryanilerin bütün mal varlıkları iade edilmeli, örneğin 1971’den bu yana kapalı olan Heybeliada’daki Rum Ortodoks Ruhban Okulu açılmalı, Süryanilerin Mor Gabriyel kilisesi başta olmak üzere dini eğitim yapmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.</span></span><br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı, bu yaklaşımlar ışığında, konferansa katılan bütün kişi ve kuruluşların vurguladığı gibi ortak mücadele ve dayanışmanın yükseltilmesinin, gerçek anlamda demokratik bir Anayasa için zorunlu olduğunu kamuoyuna açıklar ve demokrasi güçlerini ortak mücadeleye davet eder’<br />
<br />
<br />
17 Aralık 2011, Ankara<br />
Alevi Bektaşi Federasyonu<br />
Demokratik Anayasa Konferansı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[17 Aralık 2011 tarihinde Ankara’da Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) tarafından düzenlenen ’Demokratik Anayasa Konferansı’na, inanç grupları, siyasi partiler, sendikalar, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, yerel dernekler, yazarlar ve sanatçılar katıldılar ve aşağıdaki açıklamayı yayınladılar.<br />
<br />
’Neden yeni bir Anayasa’ konusunda Prof. Mithat Sancar’ın, ’yeni bir Anayasa nasıl olmalı’ konusunda Rıza Türmen’in, ’yeni Anayasa nasıl hazırlanmalı’ konusunda ise Kamil Ateşoğulları’nın sunumundan sonra, yapılan oturumlarda, önce inanç grupları, daha sonra ise partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri yeni bir Anayasa ile ilgili görüşlerini açıklamışlardır.<br />
<br />
Konferansın son bölümünde ise Alevi kurumlarının temsilcileri bu yaklaşımlar üzerine kendi yaklaşımlarını dile getirerek aşağıdaki sonuç bildirisini yayınlamışlardır.<br />
<br />
* Tartışmaya açılan ’yeni Anayasa’nın gerçekten ’yeni’  ve ’demokratik’  olabilmesi, ancak tartışmalara en geniş kesimlerin katılabileceği, temsil edileceği yalnızca bu süreçle ilgili ve yeni Anayasa’nın kabulü ile görev süresi bitecek bir ’Anayasa Meclisi’ ile olanaklıdır.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa’nın hazırlanma süreci, toplumsal kesimler ve kimlikler arasında ayrımları değil, ortaklıkları öne çıkartan bir ’toplumsal barış projesi’ olarak değerlendirilmelidir.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa, bireysel ve kolektif hak ve özgürlüklerinin önündeki yasal ve fiili bütün engelleri kaldıran, toplumun bütün farklı kesimleri arasında diyalogların gelişmesine imkân sağlayan, vatandaşların evrensel temel hak ve özgürlüklerini koruyan ve güvence altına alan bir çerçeve metin olmalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa insanı merkeze alan bir anayasa olmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">]* Yeni Anayasa, tekçi anlayışlar yerine çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı bir Anayasa olmalıdır.[/color]</span><br />
<br />
*  Yeni Anayasa; Birleşmiş Milletler sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi evrensel sözleşmelerle güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere aykırı hiçbir hüküm içermemelidir. <br />
<br />
*  Hiçbir dayatıcı hüküm içermemesi gereken yeni Anayasa, ’anayasal vatandaşlık’ kavramını öne çıkartarak, kültürel çoğulculuğu bir zenginlik olarak algılamalı, farklı kimlik ve kültürlerin barış içinde eşit yurttaş olarak yaşamasını kolaylaştırıcı olmalı,  farklılıklarla birlikte barış içinde bir yaşamı açıkça teşvik etmeli ve güvence altına almalıdır.<br />
<br />
*  Yeni Anayasa vatandaşlar arasında dil, din, ırk, etnik köken, her türlü düşünce, cinsiyet, yaş, medeni hal, cinsel kimlik gibi farklılıklara dayalı her türlü ayırımcılığı yasaklamalı ve bu ayrımcılıklara karşı vatandaşları eşit ve etkili şekillerde korumalıdır. Yine din, dil ve ırk eksenli olarak ortaya çıkan nefret suçlarına karşı cezai yaptırımlar artmalı, kamu kurumları ve medya nefret suçlama karşı projelerle donatılmalıdır.<br />
<br />
Yeni Anayasa, bu yaklaşıma uygun olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Anayasal bir kurum olmaktan çıkartmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Yeni Anayasa, yine bu yaklaşıma uygun olarak zorunlu din dersi ve benzeri yaklaşımları Anayasadan çıkartmalı, ana dilde eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alarak, yerel yönetimlere de ana dilde hizmet sunma hakkı tanımalıdır.</span></span><br />
<br />
*  Yeni Anayasa, çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev yapma hakları önündeki engelleri kaldırmalı, lokavtı yasaklamalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa, vatandaşların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve barınma hakları gibi temel hakları güvence altına almalıdır. <br />
<br />
*  Yeni Anayasa, yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığını dikkate alacak şekilde düzenlenmeli, askeri kurumların toplumsal hayata müdahalesini engelleyici yaptırımlar koymalı, siyasi partiler yasası başta olmak üzere, sendikal ve mesleki örgütlenmelerle ilgili yasalar katılımcılık ve demokrasi eksenli olarak yeniden düzenlenmelidir.<br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı bu yaklaşımlar paralelinde ve yeni Anayasa’nın ruhuna uygun olarak, Aleviler için şu yasal düzenlemeleri de zorunlu görür:<br />
<br />
*  Alevi kimliği yasal olarak tanınmalıdır.<br />
<br />
*  Cemevleri inanç merkezi olarak kabul edilmeli, buna uygun yasal düzenlemeler yapılmalı ve ’ibadet yeri’ kapsamına ’Cemevi’ de alınmalıdır.<br />
<br />
* Başta Hacı Bektaş Dergahı olmak üzere Alevilere ve Bektaşilere ait bütün dergahlar müze statüsünden çıkartılmalı, bu dergahlara ait bina, arazi gibi taşınmazları ilgili kişi ve kurumlara devredilmelidir.<br />
<br />
* 1826 ve 1925’de yağmalanan, bir çok simgesel değerde eşya ve kitabı satılan dergahların bu ürünlerinin bulunup iadesinin sağlanması için bir ’araştırma komisyonu’ kurulması sağlanmalıdır.<br />
<br />
* 667 sayılı Tekke ve Zaviyeler kanunu kaldırılmalı, bu alandaki yasal düzenlemeler, laiklik ekseninde, devletin bütün inançlara eşit mesafede duracağı ve hakem rolünü üstleneceği yaklaşımına uygun olarak yeniden yapılmalı, devlet bütün inanç merkezlerine eşit mesafede durmalıdır.<br />
<br />
*  Alevi köylerine yapılan camiler kaldırılmalı, buralara atanan imamlar geri çağrılmalıdır.<br />
<br />
* Aşure günü ve Arap Alevileri için özel bir öneme sahip Gadir Hum Bayramı resmi tatil ilan edilmelidir.<br />
<br />
* Ders kitapları ve sözlük, ansiklopedi, yardımcı kaynak gibi, ilgili bütün yazılı alan, özellikle de tarih kitapları yeniden yazılarak, Aleviler ve tüm inançları, kimlikleri aşağılayan, nefret aşılayan bölümler çıkartılmalıdır.<br />
<br />
* Medya ile ilgili yasalar eşit yurttaşlık yaklaşımına uygun yeniden düzenlenmeli, ayrımcılık ve nefret suçlarına yönelik cezai yaptırımlar arttırılmalı, farklı kültürler ve inançlar arasında barışı ve kardeşliği öne çıkaran programlar teşvik edilmelidir.<br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı bu yaklaşımlar paralelinde ve yeni Anayasa’nın ruhuna uygun olarak, tüm inanç grupları için de şu yasal düzenlemeleri de zorunlu görür:<br />
<br />
* Ülkemizde birden fazla etnik ve dinsel grubun varlığını resmen tanınmalı, vatandaşları arasındaki her türlü ayrımcılığa son verilmeli ve bütün yasal düzenlemeler bu doğrultuda yapılmalıdır.<br />
<br />
* Lozan anlaşmasından bu yana kullanılan ve ayrımcılığa dönüşen ’azınlık’ kavramı kaldırılarak, ’eşit yurttaşlık hakkı’ temel yaklaşıma dönüştürülmelidir.<br />
<br />
* Ülkemizde çoğunluk inancı dışındaki bütün inançların, kimliklerin sayısına bakılmaksızın, kamunun olanaklardan eşit şekilde yararlanmaları sağlanmalı. Bütün vatandaşların dillerini, dinlerini, kültürlerini özgürce kullanmaları anayasal olarak güvence altına alınmalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">* Ermenilerin, Rumların, Musevilerin, Süryanilerin bütün mal varlıkları iade edilmeli, örneğin 1971’den bu yana kapalı olan Heybeliada’daki Rum Ortodoks Ruhban Okulu açılmalı, Süryanilerin Mor Gabriyel kilisesi başta olmak üzere dini eğitim yapmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır.</span></span><br />
<br />
Demokratik Anayasa Konferansı, bu yaklaşımlar ışığında, konferansa katılan bütün kişi ve kuruluşların vurguladığı gibi ortak mücadele ve dayanışmanın yükseltilmesinin, gerçek anlamda demokratik bir Anayasa için zorunlu olduğunu kamuoyuna açıklar ve demokrasi güçlerini ortak mücadeleye davet eder’<br />
<br />
<br />
17 Aralık 2011, Ankara<br />
Alevi Bektaşi Federasyonu<br />
Demokratik Anayasa Konferansı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu Ramazan İftarı veriyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-anadolu-alevi-bektasi-federasyonu-ramazan-iftari-veriyor.html</link>
			<pubDate>Tue, 10 Jul 2012 01:48:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-anadolu-alevi-bektasi-federasyonu-ramazan-iftari-veriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[26 Temmuz tarihinde Polat Renaissance Oteli&#8217;nde verilecek iftar yemeği Aleviler arasında şimdiden tartışmaları başlattı&#8230; &#8220;Alevi Bektaşi Federasyonları ve dernekleri&#8221; tarafından verileceği iddia edilen iftarın arkasından bakın hangi dernek çıktı.<br />
<br />
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda Ramazan ayının gelmesiyle, Alevi toplumunda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8220;iftar&#8221;</span> tartışmaları yeniden alevlendi. Bu yıl <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün katılımıyla gerçekleştirilecek olan iftar yemeği</span> ise bu tartışmaların ana konusunu oluşturdu. &#8220;Alevi Bektaşi Federasyonları ve dernekleri&#8220; tarafından verileceği iddia edilen iftarın arkasından bakın hangi dernek çıktı?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu</span><br />
<br />
Polat Renaissance Oteli&#8217;nde verilmesi planlanan ve yaklaşık 800 davetlinin katılacağı iftarı düzenleyen kurum: Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu&#8230; 2010 yılında Anadolu Alevi Derneği adıyla kurulan oluşumun merkez binası İstanbul - Ataşehir&#8217;de yer alıyor.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Kurumun Genel Başkanı eski Gaziantep AKP İl Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Hortoğlu... </span></span>İki yıl içerisinde &#8220;muazzam&#8221; bir şekilde büyüyen federasyonun, Türkiye çapında 15 temsilciliğe ulaştığı belirtiliyor. Derneğin 2010 yılında sonra kurulmuş olması, 2000&#8217;li yılların başında filizlenen ve Alevi açılımı ile hız kazanan &#8216;Gülen Cemaati &#8211; AKP&#8217; çevrelerinin naylon Alevi dernekleri kurma çalışmalarını akla getiriyor.<br />
<br />
Önalan: &#8220;Türkiye mozaiğini yansıtmak istiyoruz&#8221;<br />
<br />
Verilecek iftar yemeğiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Hüseyin Önalan, &#8220;Türkiye&#8217;deki kardeşlik mozaiğini yansıtan bir tabloyu toplumumuza göstermek için böylesi bir iftar veriyoruz&#8221; dedi. Alevi toplumunun bu etkinlikten rahatsızlık duymayacağını ifade eden Önalan, benzeri bir iftar organizasyonunu Muharrem ayı içerisinde de gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.<br />
<br />
İbrahim Polat ve Zeynel Abidin Erdem<br />
<br />
Dağıtılan davetiyelerde Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu&#8217;nun adı geçmiyor. Onun yerine davetiyelerde tertip komitesi adına iki isim yer alıyor: İbrahim Polat ve Dr. Zeynel Abidin Erdem&#8230; Polat Holding&#8217;in kurucularından ve Adnan Polat&#8217;ın babası olan İbrahim Polat&#8217;ın, Alevi kurumlarında üstlendiği aktif bir görev bulunmuyor&#8230;<br />
<br />
Uzun süre Türk-Amerikan İşadamları Derneği Başkanlık görevini yürüten Dr Zeynel Abidin Erdem&#8217;in ise hiçbir Alevi kurumunda aktif bir görevde de bulunmadığı gibi Alevi kökenli olmaması da dikkat çeken ayrı bir nokta&#8230; Seyit soyundan geldiği için Alevi kurumlarına yakınlık duyduğu ifade edilen Erdem&#8217;in, TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından 2006 tarihinde verilen bir &#8220;TBMM Üstün Hizmet Ödülü&#8221; var&#8230;<br />
<br />
Fuat Ateş &#8211; Alevilerin Sesi Dergisi Özel Haber<br />
<br />
9 Temmuz 2012 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[26 Temmuz tarihinde Polat Renaissance Oteli&#8217;nde verilecek iftar yemeği Aleviler arasında şimdiden tartışmaları başlattı&#8230; &#8220;Alevi Bektaşi Federasyonları ve dernekleri&#8221; tarafından verileceği iddia edilen iftarın arkasından bakın hangi dernek çıktı.<br />
<br />
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda Ramazan ayının gelmesiyle, Alevi toplumunda <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8220;iftar&#8221;</span> tartışmaları yeniden alevlendi. Bu yıl <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün katılımıyla gerçekleştirilecek olan iftar yemeği</span> ise bu tartışmaların ana konusunu oluşturdu. &#8220;Alevi Bektaşi Federasyonları ve dernekleri&#8220; tarafından verileceği iddia edilen iftarın arkasından bakın hangi dernek çıktı?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu</span><br />
<br />
Polat Renaissance Oteli&#8217;nde verilmesi planlanan ve yaklaşık 800 davetlinin katılacağı iftarı düzenleyen kurum: Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu&#8230; 2010 yılında Anadolu Alevi Derneği adıyla kurulan oluşumun merkez binası İstanbul - Ataşehir&#8217;de yer alıyor.  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">Kurumun Genel Başkanı eski Gaziantep AKP İl Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Hortoğlu... </span></span>İki yıl içerisinde &#8220;muazzam&#8221; bir şekilde büyüyen federasyonun, Türkiye çapında 15 temsilciliğe ulaştığı belirtiliyor. Derneğin 2010 yılında sonra kurulmuş olması, 2000&#8217;li yılların başında filizlenen ve Alevi açılımı ile hız kazanan &#8216;Gülen Cemaati &#8211; AKP&#8217; çevrelerinin naylon Alevi dernekleri kurma çalışmalarını akla getiriyor.<br />
<br />
Önalan: &#8220;Türkiye mozaiğini yansıtmak istiyoruz&#8221;<br />
<br />
Verilecek iftar yemeğiyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Hüseyin Önalan, &#8220;Türkiye&#8217;deki kardeşlik mozaiğini yansıtan bir tabloyu toplumumuza göstermek için böylesi bir iftar veriyoruz&#8221; dedi. Alevi toplumunun bu etkinlikten rahatsızlık duymayacağını ifade eden Önalan, benzeri bir iftar organizasyonunu Muharrem ayı içerisinde de gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.<br />
<br />
İbrahim Polat ve Zeynel Abidin Erdem<br />
<br />
Dağıtılan davetiyelerde Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu&#8217;nun adı geçmiyor. Onun yerine davetiyelerde tertip komitesi adına iki isim yer alıyor: İbrahim Polat ve Dr. Zeynel Abidin Erdem&#8230; Polat Holding&#8217;in kurucularından ve Adnan Polat&#8217;ın babası olan İbrahim Polat&#8217;ın, Alevi kurumlarında üstlendiği aktif bir görev bulunmuyor&#8230;<br />
<br />
Uzun süre Türk-Amerikan İşadamları Derneği Başkanlık görevini yürüten Dr Zeynel Abidin Erdem&#8217;in ise hiçbir Alevi kurumunda aktif bir görevde de bulunmadığı gibi Alevi kökenli olmaması da dikkat çeken ayrı bir nokta&#8230; Seyit soyundan geldiği için Alevi kurumlarına yakınlık duyduğu ifade edilen Erdem&#8217;in, TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından 2006 tarihinde verilen bir &#8220;TBMM Üstün Hizmet Ödülü&#8221; var&#8230;<br />
<br />
Fuat Ateş &#8211; Alevilerin Sesi Dergisi Özel Haber<br />
<br />
9 Temmuz 2012 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABF Genel Kurulu yapıldı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-abf-genel-kurulu-yapildi.html</link>
			<pubDate>Sun, 03 Jun 2012 21:28:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=10386">DEMAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-abf-genel-kurulu-yapildi.html</guid>
			<description><![CDATA[Izettinlerin ve gizli izzettinlerin korkulu rüyasi, Sinan Işık gibi bir dava adamini bünyesine dahil eden ABF Genel Yönetim KuruluÂ´nun basarili olacagindan eminim :ok:<br />
<br />
<br />
ABF Genel Kurulu yapıldı	<br />
ABF tarafından yazıldı.	<br />
<br />
Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Genel Kurul&#8217;u dün Ankara&#8217;da Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı salonunda yapıldı. Selahattin Özel&#8217;in başkanlığında tek liste halinde gerçekleşen Genel Kurul&#8217;da 21 kişilik Genel Yönetim Kurulu ile 9&#8217;ar kişiden oluşan Disiplin ve Denetleme Kurulu üyelikleri belirlendi.<br />
<br />
Genel Yönetim Kurulu: Selahattin Özel, Engin Gündük, Kemal Bülbül, Hüseyin Yıldırım, Servet Demir, Muhterem Aktaş, Ersin Gedik, Mustafa Aslan, Hüseyin Kaya, Miktat Öztürk, Oktay Kandemir, Muharrem Erkan, Murtaza Demir, Mehmet Yenisoy, Hıdır Temel, Adnan Özdemir, Hüseyin Olgun, Kelime Ata, Sinan Işık, Hüseyin Elmas<br />
<br />
Disiplin Kurulu: Fevzi Gümüş, Ali Yıldırım, Necati Şahin, Necdet Saraç, Hıdır Çam, <br />
Orhan Gazi Türkyılmaz, Eyüp Tek, Serdar Karaduman, Hüseyin Yılmaz<br />
<br />
Denetleme Kurulu: Ali Rıza Yıldırım, Şükrü Göktepe, Şahin Kurt, Halil Aksu, Remzi Çelik, Ayhan Yerli, Emel sungur, Mustafa Aslan, İmam Hüseyin Mor<br />
<br />
alevifederasyonu.org.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Izettinlerin ve gizli izzettinlerin korkulu rüyasi, Sinan Işık gibi bir dava adamini bünyesine dahil eden ABF Genel Yönetim KuruluÂ´nun basarili olacagindan eminim :ok:<br />
<br />
<br />
ABF Genel Kurulu yapıldı	<br />
ABF tarafından yazıldı.	<br />
<br />
Alevi Bektaşi Federasyonu 6. Genel Kurul&#8217;u dün Ankara&#8217;da Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı salonunda yapıldı. Selahattin Özel&#8217;in başkanlığında tek liste halinde gerçekleşen Genel Kurul&#8217;da 21 kişilik Genel Yönetim Kurulu ile 9&#8217;ar kişiden oluşan Disiplin ve Denetleme Kurulu üyelikleri belirlendi.<br />
<br />
Genel Yönetim Kurulu: Selahattin Özel, Engin Gündük, Kemal Bülbül, Hüseyin Yıldırım, Servet Demir, Muhterem Aktaş, Ersin Gedik, Mustafa Aslan, Hüseyin Kaya, Miktat Öztürk, Oktay Kandemir, Muharrem Erkan, Murtaza Demir, Mehmet Yenisoy, Hıdır Temel, Adnan Özdemir, Hüseyin Olgun, Kelime Ata, Sinan Işık, Hüseyin Elmas<br />
<br />
Disiplin Kurulu: Fevzi Gümüş, Ali Yıldırım, Necati Şahin, Necdet Saraç, Hıdır Çam, <br />
Orhan Gazi Türkyılmaz, Eyüp Tek, Serdar Karaduman, Hüseyin Yılmaz<br />
<br />
Denetleme Kurulu: Ali Rıza Yıldırım, Şükrü Göktepe, Şahin Kurt, Halil Aksu, Remzi Çelik, Ayhan Yerli, Emel sungur, Mustafa Aslan, İmam Hüseyin Mor<br />
<br />
alevifederasyonu.org.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[üç koldan asimilasyon ve cellatlarımız !]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-uc-koldan-asimilasyon-ve-cellatlarimiz.html</link>
			<pubDate>Thu, 16 Jun 2011 01:33:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=10386">DEMAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-uc-koldan-asimilasyon-ve-cellatlarimiz.html</guid>
			<description><![CDATA[ÜÇ KOLDAN ASİMİLASYON VE CELLATLARIMIZ !<br />
<img src="http://www.psakd.org/resim/kazim_engin.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kazim_engin.jpg]" class="mycode_img" /><br />
2007 yılı itibarı ile ülkemiz yeni bir sürece ve bu sürecin çok önemli bir dönemecine girmiş bulunuyor. Devletin,AKP'nin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Alevi politikası giderek netleşti ve yıllarca sinsi ve gizli bir şekilde yürütülen plan 2007 yılında iyice açığa çıktı.<br />
<br />
Bilindiği gibi Alevilik ülkemizde anayasal ve yasal bir kimlik olarak tanınmıyor. Devletin genel politikası tek inanç olarak sünnilik üzerine kurulmuş durumdadır. Zorunlu din dersleri adı altında asimilasyon daha küçük yaşlardan okul marifetiyle uygulanıyor. gerek belediyeler kanununda, gerek imar kanununda gerekse köy kanununda Alevi inancının yaşandığı yerler olan Cem evleri ile ilgili hiç bir yasal düzenleme yapılmamaktadır. Yani bazıları görkemli ve devasa yapılar olan Cem evlerimiz maalesef hukuken gecekondu statüsündedir. Yapılması , kullanılması tamamen yöneticilerin insafına ve icazetine kalan Cem evlerimiz Alevilerin kültür ve inanç merkezi olarak yasal bir şekilde adlandırılmadıkça bu " yasadışılık" devam edecek gibi görünüyor. Her ne kadar bazı belediyeler arsa verip, bazıları da yapımına ve tefrişine katkı koysalar da sonuçta hep "kültür" bab'ından yardım etmekteler ve kayıtlarına da öyle geçmektedir.<br />
<br />
Devletin asimilasyon politikaları yeni değil elbette. Ama 1993 Sivas Madımak katliamından sonra asimilasyon özel bir önem ve hız kazandı. Yaşanan kitleselleşmeye ve dernekleşmeye paralel olarak karşı politikalar da gecikmeden devreye sokuldu. Bir yandan farklı örgütlenmeler yaratıldı , ve asimilasyon bunların aracılığı ile ince ince uygulamaya konuldu. Aslında bu plan 1989 yılında "meşhur ABANT GÖLÜ" toplantısında atılmıştı. O zaman Almanya Alevi Federasyonu Dedeler Kurulu Başkanı sayın Derviş Tur idi. Bu toplantıya "O" da katılmıştı. 2000'e doğru adlı dergide bu toplantı ile ilgili yazıları okumuştuk. Kimlerin katıldığını ve o toplantıda ne gibi kararlara imzalar atılıdığını en iyi bilenlerdendir. Ama gelişen süreçte dikkat ettiğim kadarı ile Derviş dede örgütlenmeden daha çok "ERKANNAME" adlı eserinin hazırlığı ile uğraştı. Faydalı bir eser olduğuna kuşku duymadığım yoğun emek ürünü bir çalışma ortaya koydu, iyi de etti bence. Bu toplantıda dikkatli gözlerden başka kimsenin umurunda olmadı, unutuldu, unutturuldu...Daha sonraki MGK kararlarına da yansıyan sonuçlarını yine dikkatli gözler görebildi! Bu planın 1. dönemi idi.<br />
<br />
Sivas katliamından bir -iki yıl sonra sayın İzzettin Doğan'dan bizzat dinlediğim politikaya göre 15 yıllık bir plan sözkonusu idi.( Abant toplantısını sayarsak 25 yıllık bir plan oluyor ! ) Bu plana göre önce "DEDE" ler bir araya getirilecek, ki bu 1. ve 2. inanç önderleri kurulu ile gerçekleşti. Ardından Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı adlı gayri resmi "Alevi Diyaneti" oluşturuldu. Devlet bu kuruluşu resmen tanımadı ama Cem evlerinde olduğu gibi gayri resmi olarak göz yumdu. Hatta bu kuruluşu maddi ve manevi olarak destekledi. Sonra Alevi Vakıflar Federasyonu adı altında aynı paraleldeki kuruluşlar bir araya getirildi. Bu Federasyona ve Cem Vakfına bağlı olan İstanbulda ve Anadolu'nun başka yerlerindeki bazı Cem evlerine gayri resmi Kur'an kursları açıldı. Buralarda yapılan dede yetiştirme sertifika programında "uzman" adı altında Diyanet'ten görevli kişiler de bulundu ! Böylece bir çok Cem evinde (Pir Sultan Abdal Dernekleri- Hacı Bektaş Veli Dernekleri'ne ait Cem evleri de dahil !) görev yapan dedeler Cem Vakfından Diyanet gözetiminde yetiştirilen sertifikalı dedelerden oluştu. Dedelik eğitim programında yer alan "uzman"lar kimdi? resmi sıfatları neydi? henüz bu soru açıklığa kavuşmuş değil ! Pir Abdal Musa'yı anma törenlerinde yapılan etkinlikler Türk-İslam sentezi çalışmalarının Alevi versiyonunu ve yapılan işbirliğinin somut sonuçlarını göstermesi açısından ilginç ve ibret verici idi. Artık boynunda "bozkurt" kolyeli gençler, Cem Vakfı görevlileri ile birlikte diğer Alevi derneklerinin kurdukları standları dağıtıyor ve dernek üyelerine fiili saldırılar yapıyorlardı. Bir yandan bunlar olurken bir yandan da Ulu Pir'in makamında, mezarının başında Menzil tarikatı üyeleri toplu namaz kılma eylemi yapıyor, dergahı ziyarete gelenleri adeta tahrik ediyorlardı. Yine yakalarında Cem Vakfı görevli yazan bir takım kişiler tarafından da korunuyorlardı. Bir Mevlevi Tarikatı semazeni de Pir'in mezarı başında Mevlevi semaı dönerek ziyaretçileri hayretler içerisinde bırakıyordu. Yapılan panellerde diğer kurumlara, yöneticilerine sövülüp sayılıyor ve Türk-islam sentezinin akıl hocaları toplantılarda, , türbanlı ve bozkurt kolyeli milletvekilleri de kürsülerde "Tanrı Dağı kadar Türk ve Hira Dağı kadar Müslüman" olduklarını haykırıyorlardı.<br />
<br />
Bu da yetmiyormuş gibi MHP'nin ideologlarından Namık Kemal Zeybek, Ankara'da yapılan sözüm ona "Cem töreninde" baş konuşmacı olarak yer alıyor, M. Ali Ağca'nın ve Abdullah Çatlı'nın yakın arkadaşı Ülkü ocakları Avrupa sorumlusu Musa Serdar Çelebi de en önemli konuklar arasında sayın İzzettin Doğan'ın misafiri olarak oturuyordu.<br />
<br />
2007 ye kadar gelinen süreçte ana başlıkları ile işte bunlar oldu. Devlet -Diyanet ve Cem Vakfı işbirliği ile asimilasyon "İNANÇ" ayağından şekillenmeye başlamış ve epeyce yol alınmıştı. Gerek Türkiye'deki ABF'nin gerekse Avrupa'daki AABK'nin Dedelik Kurumu ve bilim -araştırma kurulu konusundaki aymaz ve sorumsuz tutumları; aslında Cem Vakfına ve asimilasyoncu politikalara sıcak bakmayan Dedeleri tabir caizse ortada bıraktı. Bu arkadaşlar için politika daha öncelikli olduğundan toplum elden gidiyormuş, Kur'an kursları açılıyormuş, bu kurslarda ya da din derslerinde verilen bilgilerle erkek çocuklar "na mahrem" diyerek annelerine dahi sarılamaz olmuşlar 2. derecede önemli olaylardı. Kendimizi kandırmayalım, bu gün gelinen noktada Devletin-Diyanetin rolü ve sorumluluğu ne ise, duyarlı davranmayıp ne kadar nitelikli olurlarsa olsunlar sadece görüntü yaratan bir iki dede ile vaziyeti kurtarmaya çalışan yöneticilerin de sorumluluğu aynı derecededir!<br />
<br />
Yıllardır ABF'de ve bağlı derneklerde, çeşitli platformlarda söylediklerimiz havaya gitti! Türkiye ABF'de bir Dedeler Kurulu dahi oluşturulamadı yada oluşturulmadı ! Alevilerin Cem - Cenaze ihtiyaçlarını karşılayacak , bilgili eğitimli az sayıda dahi olsa "dede"yetiştirilemedi-yetiştirilmedi. Gönüllü olduğumuz halde görev verilmedi,GYK toplantılarında bu acil toplumsal ihtiyaç, yönetimlerce dikkate alınmadı ve alttan alta toplum Cem Vakfı'na ve onların "sertifikalı dedelerine" teslim edildi!<br />
<br />
Muharrem ayında gördük ki Alevi- İslam adı altında uygulanan asimilasyon planının son evresine girilmiştir. Bu evrede Cem evlerine resmi Kur'an Kursları açılacaktır. Bir kişinin yeşil ya da gri pasaport alabilmesinin ön koşulları yasada bellidir. Diyanete kadrolu olarak alınan dedeler de ortaya çıkmış ve kendilerine "GRİ" pasaport verilerek resmi yoldan ve vizesiz Almanya'ya gönderilmiştir. Devletin resmen tanımadığı bir kurumun dedelerine gri pasaport vererek yurt dışına "Din Görevlisi " adı altında göndermesi bu politikanın değiştiğinin ayrı bir işaretidir. Demek ki her ne kadar açıklanmasa da; ya Devlet Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı'nı tanıyor , ya da bu "dedeler" tanınmasalar dahi Diyanet veya devlet "dedesi" olmayı içine sindirmişler anlaşılan. Başbakan'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı İzmir ziyaretinde bakanlarına talimat vererek "sertifikalı dedeler" ile görüşülmesi de politika değişikliğinin işaretidir. Her ne kadar sayın İzzettin Doğan Başbakan'ın kendisine randevu vermemesinden şikayetçi oluyorsa da sonuçta gelinen nokta muhabbetlerini göstermesi bakımından da ibret vericidir! Peki bu durumu halk içine sindirecek mi onu da göreceğiz tabii ki !<br />
<br />
Muharremin 10 . günü Küçükçekmece'deki Garip Dede türbesinden Fetullah Hoca'ya ait Samanyolu Tv tam da Camilerde yapılan kandilleri aratmayan bir naklen yayın gerçekleştirdi. Tek istisnası bir iki kişinin bağlama çalıp deyiş ve mersiye okuması dışında her şey tam bir kandil gecesine benzetilmişti ! Naklen yayını yapan Fetullah'ın televizyonu, yaptıran Alevi Vakıflar Federasyonu alın size kültürler arası diyalog!<br />
<br />
Bundan sonra artık gelsin Alevi İmam Hatipler ve Alevi İlahiyatlar. Nasılsa karşı çıkanı aforoz edecek bir "Din Hizmetleri Başkanlığı" da var ! Bir eli "devlette", bir eli "Diyanet'te", bir eli "Fetullah'ta", bir eli " bozkurtlarda" bir sistem Alevilerin başına ucube gibi çökmüş durumdadır!<br />
<br />
HIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN !<br />
<br />
11.02.2007<br />
<br />
KAZIM ENGİN<br />
<br />
(Kureyşan Ocağı)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÜÇ KOLDAN ASİMİLASYON VE CELLATLARIMIZ !<br />
<img src="http://www.psakd.org/resim/kazim_engin.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: kazim_engin.jpg]" class="mycode_img" /><br />
2007 yılı itibarı ile ülkemiz yeni bir sürece ve bu sürecin çok önemli bir dönemecine girmiş bulunuyor. Devletin,AKP'nin ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Alevi politikası giderek netleşti ve yıllarca sinsi ve gizli bir şekilde yürütülen plan 2007 yılında iyice açığa çıktı.<br />
<br />
Bilindiği gibi Alevilik ülkemizde anayasal ve yasal bir kimlik olarak tanınmıyor. Devletin genel politikası tek inanç olarak sünnilik üzerine kurulmuş durumdadır. Zorunlu din dersleri adı altında asimilasyon daha küçük yaşlardan okul marifetiyle uygulanıyor. gerek belediyeler kanununda, gerek imar kanununda gerekse köy kanununda Alevi inancının yaşandığı yerler olan Cem evleri ile ilgili hiç bir yasal düzenleme yapılmamaktadır. Yani bazıları görkemli ve devasa yapılar olan Cem evlerimiz maalesef hukuken gecekondu statüsündedir. Yapılması , kullanılması tamamen yöneticilerin insafına ve icazetine kalan Cem evlerimiz Alevilerin kültür ve inanç merkezi olarak yasal bir şekilde adlandırılmadıkça bu " yasadışılık" devam edecek gibi görünüyor. Her ne kadar bazı belediyeler arsa verip, bazıları da yapımına ve tefrişine katkı koysalar da sonuçta hep "kültür" bab'ından yardım etmekteler ve kayıtlarına da öyle geçmektedir.<br />
<br />
Devletin asimilasyon politikaları yeni değil elbette. Ama 1993 Sivas Madımak katliamından sonra asimilasyon özel bir önem ve hız kazandı. Yaşanan kitleselleşmeye ve dernekleşmeye paralel olarak karşı politikalar da gecikmeden devreye sokuldu. Bir yandan farklı örgütlenmeler yaratıldı , ve asimilasyon bunların aracılığı ile ince ince uygulamaya konuldu. Aslında bu plan 1989 yılında "meşhur ABANT GÖLÜ" toplantısında atılmıştı. O zaman Almanya Alevi Federasyonu Dedeler Kurulu Başkanı sayın Derviş Tur idi. Bu toplantıya "O" da katılmıştı. 2000'e doğru adlı dergide bu toplantı ile ilgili yazıları okumuştuk. Kimlerin katıldığını ve o toplantıda ne gibi kararlara imzalar atılıdığını en iyi bilenlerdendir. Ama gelişen süreçte dikkat ettiğim kadarı ile Derviş dede örgütlenmeden daha çok "ERKANNAME" adlı eserinin hazırlığı ile uğraştı. Faydalı bir eser olduğuna kuşku duymadığım yoğun emek ürünü bir çalışma ortaya koydu, iyi de etti bence. Bu toplantıda dikkatli gözlerden başka kimsenin umurunda olmadı, unutuldu, unutturuldu...Daha sonraki MGK kararlarına da yansıyan sonuçlarını yine dikkatli gözler görebildi! Bu planın 1. dönemi idi.<br />
<br />
Sivas katliamından bir -iki yıl sonra sayın İzzettin Doğan'dan bizzat dinlediğim politikaya göre 15 yıllık bir plan sözkonusu idi.( Abant toplantısını sayarsak 25 yıllık bir plan oluyor ! ) Bu plana göre önce "DEDE" ler bir araya getirilecek, ki bu 1. ve 2. inanç önderleri kurulu ile gerçekleşti. Ardından Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı adlı gayri resmi "Alevi Diyaneti" oluşturuldu. Devlet bu kuruluşu resmen tanımadı ama Cem evlerinde olduğu gibi gayri resmi olarak göz yumdu. Hatta bu kuruluşu maddi ve manevi olarak destekledi. Sonra Alevi Vakıflar Federasyonu adı altında aynı paraleldeki kuruluşlar bir araya getirildi. Bu Federasyona ve Cem Vakfına bağlı olan İstanbulda ve Anadolu'nun başka yerlerindeki bazı Cem evlerine gayri resmi Kur'an kursları açıldı. Buralarda yapılan dede yetiştirme sertifika programında "uzman" adı altında Diyanet'ten görevli kişiler de bulundu ! Böylece bir çok Cem evinde (Pir Sultan Abdal Dernekleri- Hacı Bektaş Veli Dernekleri'ne ait Cem evleri de dahil !) görev yapan dedeler Cem Vakfından Diyanet gözetiminde yetiştirilen sertifikalı dedelerden oluştu. Dedelik eğitim programında yer alan "uzman"lar kimdi? resmi sıfatları neydi? henüz bu soru açıklığa kavuşmuş değil ! Pir Abdal Musa'yı anma törenlerinde yapılan etkinlikler Türk-İslam sentezi çalışmalarının Alevi versiyonunu ve yapılan işbirliğinin somut sonuçlarını göstermesi açısından ilginç ve ibret verici idi. Artık boynunda "bozkurt" kolyeli gençler, Cem Vakfı görevlileri ile birlikte diğer Alevi derneklerinin kurdukları standları dağıtıyor ve dernek üyelerine fiili saldırılar yapıyorlardı. Bir yandan bunlar olurken bir yandan da Ulu Pir'in makamında, mezarının başında Menzil tarikatı üyeleri toplu namaz kılma eylemi yapıyor, dergahı ziyarete gelenleri adeta tahrik ediyorlardı. Yine yakalarında Cem Vakfı görevli yazan bir takım kişiler tarafından da korunuyorlardı. Bir Mevlevi Tarikatı semazeni de Pir'in mezarı başında Mevlevi semaı dönerek ziyaretçileri hayretler içerisinde bırakıyordu. Yapılan panellerde diğer kurumlara, yöneticilerine sövülüp sayılıyor ve Türk-islam sentezinin akıl hocaları toplantılarda, , türbanlı ve bozkurt kolyeli milletvekilleri de kürsülerde "Tanrı Dağı kadar Türk ve Hira Dağı kadar Müslüman" olduklarını haykırıyorlardı.<br />
<br />
Bu da yetmiyormuş gibi MHP'nin ideologlarından Namık Kemal Zeybek, Ankara'da yapılan sözüm ona "Cem töreninde" baş konuşmacı olarak yer alıyor, M. Ali Ağca'nın ve Abdullah Çatlı'nın yakın arkadaşı Ülkü ocakları Avrupa sorumlusu Musa Serdar Çelebi de en önemli konuklar arasında sayın İzzettin Doğan'ın misafiri olarak oturuyordu.<br />
<br />
2007 ye kadar gelinen süreçte ana başlıkları ile işte bunlar oldu. Devlet -Diyanet ve Cem Vakfı işbirliği ile asimilasyon "İNANÇ" ayağından şekillenmeye başlamış ve epeyce yol alınmıştı. Gerek Türkiye'deki ABF'nin gerekse Avrupa'daki AABK'nin Dedelik Kurumu ve bilim -araştırma kurulu konusundaki aymaz ve sorumsuz tutumları; aslında Cem Vakfına ve asimilasyoncu politikalara sıcak bakmayan Dedeleri tabir caizse ortada bıraktı. Bu arkadaşlar için politika daha öncelikli olduğundan toplum elden gidiyormuş, Kur'an kursları açılıyormuş, bu kurslarda ya da din derslerinde verilen bilgilerle erkek çocuklar "na mahrem" diyerek annelerine dahi sarılamaz olmuşlar 2. derecede önemli olaylardı. Kendimizi kandırmayalım, bu gün gelinen noktada Devletin-Diyanetin rolü ve sorumluluğu ne ise, duyarlı davranmayıp ne kadar nitelikli olurlarsa olsunlar sadece görüntü yaratan bir iki dede ile vaziyeti kurtarmaya çalışan yöneticilerin de sorumluluğu aynı derecededir!<br />
<br />
Yıllardır ABF'de ve bağlı derneklerde, çeşitli platformlarda söylediklerimiz havaya gitti! Türkiye ABF'de bir Dedeler Kurulu dahi oluşturulamadı yada oluşturulmadı ! Alevilerin Cem - Cenaze ihtiyaçlarını karşılayacak , bilgili eğitimli az sayıda dahi olsa "dede"yetiştirilemedi-yetiştirilmedi. Gönüllü olduğumuz halde görev verilmedi,GYK toplantılarında bu acil toplumsal ihtiyaç, yönetimlerce dikkate alınmadı ve alttan alta toplum Cem Vakfı'na ve onların "sertifikalı dedelerine" teslim edildi!<br />
<br />
Muharrem ayında gördük ki Alevi- İslam adı altında uygulanan asimilasyon planının son evresine girilmiştir. Bu evrede Cem evlerine resmi Kur'an Kursları açılacaktır. Bir kişinin yeşil ya da gri pasaport alabilmesinin ön koşulları yasada bellidir. Diyanete kadrolu olarak alınan dedeler de ortaya çıkmış ve kendilerine "GRİ" pasaport verilerek resmi yoldan ve vizesiz Almanya'ya gönderilmiştir. Devletin resmen tanımadığı bir kurumun dedelerine gri pasaport vererek yurt dışına "Din Görevlisi " adı altında göndermesi bu politikanın değiştiğinin ayrı bir işaretidir. Demek ki her ne kadar açıklanmasa da; ya Devlet Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı'nı tanıyor , ya da bu "dedeler" tanınmasalar dahi Diyanet veya devlet "dedesi" olmayı içine sindirmişler anlaşılan. Başbakan'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı İzmir ziyaretinde bakanlarına talimat vererek "sertifikalı dedeler" ile görüşülmesi de politika değişikliğinin işaretidir. Her ne kadar sayın İzzettin Doğan Başbakan'ın kendisine randevu vermemesinden şikayetçi oluyorsa da sonuçta gelinen nokta muhabbetlerini göstermesi bakımından da ibret vericidir! Peki bu durumu halk içine sindirecek mi onu da göreceğiz tabii ki !<br />
<br />
Muharremin 10 . günü Küçükçekmece'deki Garip Dede türbesinden Fetullah Hoca'ya ait Samanyolu Tv tam da Camilerde yapılan kandilleri aratmayan bir naklen yayın gerçekleştirdi. Tek istisnası bir iki kişinin bağlama çalıp deyiş ve mersiye okuması dışında her şey tam bir kandil gecesine benzetilmişti ! Naklen yayını yapan Fetullah'ın televizyonu, yaptıran Alevi Vakıflar Federasyonu alın size kültürler arası diyalog!<br />
<br />
Bundan sonra artık gelsin Alevi İmam Hatipler ve Alevi İlahiyatlar. Nasılsa karşı çıkanı aforoz edecek bir "Din Hizmetleri Başkanlığı" da var ! Bir eli "devlette", bir eli "Diyanet'te", bir eli "Fetullah'ta", bir eli " bozkurtlarda" bir sistem Alevilerin başına ucube gibi çökmüş durumdadır!<br />
<br />
HIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN !<br />
<br />
11.02.2007<br />
<br />
KAZIM ENGİN<br />
<br />
(Kureyşan Ocağı)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cem Vakfını Devlet Kurdurttu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cem-vakfini-devlet-kurdurttu.html</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jun 2011 21:16:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=10386">DEMAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cem-vakfini-devlet-kurdurttu.html</guid>
			<description><![CDATA[Süleyman Demirel: Cem Vakfını İzzettin Doğan’a devlet kurdurttu<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile yapığı bir sohbet sırasında Demirel’in 2 Temmuz 1993 katliamından sonra yükselen Alevi muhalefetinin Kürtlerle buluşmaması ve Alevilerin devletin güdümünden ayrılmaması için İzzettin Doğan’a toparlama görevi verildiğini, bu amaçla Cem Vakfının kurdurulduğunu söylediğini belirtti. Doğan, daha önce Tansu Çiller döneminde örtülü ödenekten yüklü miktarda para alması, ANAP’ın belediye başkanlıklarını kazandığı belediyelerden cemevleri için verilen arsaları satmasıyla gündeme gelmişti.<br />
Doğan, Cem Vakfı genel başkanı, Alevi Vakıfları Federasyonu onursal başkanı, Cem Radyo, Cem TV ve Habercem kurucusu. Önceki seçimlerde Alevileri MHP’ye oy vermeye davet etmesi, İstanbul’da yapılan büyük alevi mitingini, öncesini-sonrasını haber olarak bile vermezken aynı gün yapılan MHP kongresini canlı olarak yayınlaması ile dikkatleri üzerine çekmişti. <br />
<br />
Kısaca İzzettin Doğan: Atı olmayan kovboy <br />
<br />
Bir Alevi dedesi, Cem Vakfı Başkanı ve Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanı İzzettin Doğan aynı zamanda uluslararası hukuk profesörü bir akademisyen. Ne ilginçtir ki Doğan’ın yayınlanmış bir eseri dahi yok.Kimine göre pragmatik bir fırsatçı, ancak uzun yıllardan beri Alevi topluluğunu kapalı kapılar ardında sistemin içine çekmeye çalışan bir işbirlikçi. Mustafa Özcivan’ın sözleri bu açıdan önemli. Ve üstelik Doğan ailesinin Demirel ile geçmişi 1960’lı yıllara kadar uzanır.Doğan ailesinin ileri gelenleri kendilerini Hz Ali soyundan geldiğini iddia ederler. Malatya ve çevresinde cem törenleri düzenleyerek Alevi toplumunda sosyal statü elde etmeleriyle sivrilirler.Ailenin en önemli kişiliği İzzettin Doğan’ın babası Hüseyin Doğandır. 1950’de CHP’den milletvekili seçilerek Alevi kesimin tanıdığı isim haline gelir. Daha sonra CHP’den ayrılarak Demokrat Partiye geçer. Bu durum Alevi toplumunda hoş karşılanmaz, sert eleştirilere muhatap kalır. Bu eleştiriler feodal alevi toplumunda etkin olan sosyal dedelik statüsüyle savuşturmayı başarır.<br />
<br />
Demirel İle İlişkilerin Geçmişi<br />
<br />
1960 yılından sonra Demirel’in Adalet Partisine girerek birkaç dönem milletvekilliği yapar. Oğlu Doğan Doğan’ı da (İzzettin Doğan’ın abisi) Adalet partisi Malatya il başkanı olur.<br />
Milletvekilliği döneminde adından tek bahsettirdiği olay Alevi Birlik Partisi’nden 8 milletvekilini kopararak Adalet Partisi’ne transfer etmesidir. Bu sırada oğlu İzzettin Doğan İsviçre’de mastırını yaparak aralarında Galatasaray üniversitesinin de olduğu okullarda hukuk hocası olarak dersler vermeye başlar.<br />
Daha sonra Hüseyin Doğan geçirdiği bir kalp krizi sonucunda yerini oğlu İzzettin Doğan’a bırakarak vefat eder.Bu dönem Alevi topluluğu sosyo ekonomik ve iktisadi sebeplerden dolayı şehirlere akın ettiği dönemdir ve ülkede gelişen politik olaylardan dolayı askeri cuntaya doğru adım adım yaklaşılmaktadır.<br />
<br />
General Sunalp’ın Yakın Dostu<br />
<br />
12 eylül askeri darbesiyle Alevi, Kürt binlerce ilerici demokrat yurtsever işkence tezgahlarından geçirilir. Sokaklarda yargısız infazlar ve sivil faşist saldırılardan dolayı onlarca yurtseverin katledildiği karanlık günlerdir. Rejim için tehlike çanlarının çaldığı bu günlerde Alevi toplumun radikal sol ve yurtsever hareketi yoğun olarak desteklemesi sonucunda cuntacı generaller Milliyetçi Demokrat Partisine (MDP) kurarlar. Alevi halkın devrimci dinamizmi tasfiye edilmek için partinin kurucularında Alevilere de yer verilir. Bu kurucu ve yöneticiler içinde dikkat çeken bir isim vardır. İzzettin Doğan’Onu bu kadar etkin hale getiren sosyal etken babasının sisteme yaptığı hizmetler ve devlete Alevi burjuvazisinin sisteme nasıl çekileceği ve yoksul Alevilerin devrimci dinamizminin nasıl kırılıp tasfiye edileceğiyle ilgili verdiği seminerlerdir. Ve cunta tarafından verilen Alevi topluluğun temsilciliğini kabul eder. Ancak iki tarafta bu sefer yanılmıştır. Generaller toplumda istedikleri çıkışı yakalayamazlar. Bu ve sosyo psikolojik etkenlerden dolayı İzzettin Doğan’la, general Turgut Sunalp’ın yolları ayrılır.<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Fetullah Gülen’i bir filozof olarak görüyor<br />
<br />
Vatan Gazetesi’nin kendisiyle yaptığı röportajda: ’Fethullah Hoca’yı tanırım. Saydığım bir insan. Onu İslam’la ilgilenen bir düşünür, bir filozof olarak görüyorum. Birkaç defa görüştük, konuştuk, kendisi geldi. Cemevlerinin yapımında olumlu bir katkısı vardır. Hatırlarsınız, yıllar önce ’Camilerin yanında cemevleri de yapılmalı’ diye beyanat vermişti.’ diyor.<br />
<br />
Alevi Burjuvazisi Siteme Entegre Ediliyor<br />
<br />
Alevilerin 1965’den sonra hızlı kentleşmesi toplumsal yapısında köklü dönüşümlere yol açar. Kırsal kesimden şehirlere gelen eğitim görmüş Alevilerinin sayısında büyük artış olur. Bu durum beraberinde cılız da olsa bir Alevi burjuvazisini ortaya çıkmasını sağlar. Sistemin katı islami din anlayışı sonucu bu kitleye bakışta tereddüt yaşanmasına sebep olur.Zamanla alevi küçük burjuvazisinin kendi yapısal olarak değiştirip faaliyet gösterdikleri iş kollarında holdingleşmeye başlamasıyla beraber (Süzer holding, Polat holding, Kkale kilit) sistemle ilişkilerinin yürütecek ve ona yardımcı olacak hem tüm siyasi bürokrasinin, hem de askeri bürokrasinin sorun çıkarmayacağı bir alevi entelektüeline ihtiyaç duyulur.Bu da Alevi toplumunda hukuk Profesörü kariyerine sahip olup kendini MDP’nin kurulmasında ispatlamış, yaptığı çalışmalarla devletin güvenin kazanarak bu misyonu yüklenecek olan İzzettin Doğan’dır. Fakat gerek Alevi burjuvazinin kendi içinden kurumsallaşmayı başaramaması, gerekse İzzettin Doğan’ın alternatifi bulunmaması sonucu pragmatik davranması bu süreçte kısmen tıkanmış olsa da Alevi burjuvazisi sisteme entegrasyonu sağlamıştır. Hatta Alevi burjuvazisi sistem tarafından teşvik kredileri, faizsiz verilen banka kredileriyle desteklenip gelişmesi de sağlanmıştır.<br />
<br />
Cem Vakfının Rant Aracına Dönüşmesi<br />
<br />
Tarih 2 temmuz 1993 binlerce ilerici alevi Sivas’ta Pir Sultan şenliklerinde buluşur. Düzenlenen bu şenliğe devlet destekli gerici faşistlerin saldırması sonucu 33 muhalif aydın yakılarak öldürülür. Sistem bu katliamla birbirinden değerli aydınları katlederek Türkiye’de gelişmeye başlayan aydın olgusunun halkçılaşmasını tasfiye etmiştir. Bu katliamdan sonra neo faşist ve islamcı tehdide karşı Alevi topluluğu hızla dernekler, vakıflar etrafında örgütlenmeye başlar.Bu durum karşısında devlet yeniden İzzettin Doğan faktörünü devreye sokar. Doğan’ın bu süreçte devreye girmesi oldukça önemlidir.2 temmuz katliamından sonra hızla örgütlenen alevi toplumun dernekler ve vakıflar vasıtasıyla haklı isteklerini sistemin kurum ve kuruluşlarıyla göğüslemek yerine Cem Vakfı üzerinden karşılar. İlk önce sorun ve talepleri öne süren kurumlar arası çelişkinin çıkmasını sağlayıp Cem Vakfı’yla bunu derinleştirir. Bu haklı taleplerin dile getirilme sürecini Cem Vakfı’nın çıkardığı polemiklerle gündemden düşürerek toplum içinde etkisini yitirmesini sağlamıştır.<br />
<br />
İzzettin Doğan’a Örtülü Ödenekten Para<br />
<br />
DYP ve SHP hükümetinin iktidarı döneminde Tansu Çiller Alevi toplumun oylarının alabilmek ve Cem Vakfı’nın gelişmesini sağlamak amacıyla örtülü ödenekten yüklü miktarda para aktarır. Devletin bu desteği Tansu Çiller’le sınırlı kalmaz. Yapılan bu yardımlarla Cem Vakfı güçlendirilip çekim merkezi yapılmak istenir. İzzettin Doğan’ı destekleyen tek siyasetçi Tansu Çiller değildir. Mesut Yılmaz zamanında ANAP’ın belediye başkanlıklarını kazandığı belediyelerden arsalar vererek sözde cemevlerine taksim edilir. Elbette bunlar İzzettin Doğan ve ekibi tarafından sonra birer birer elden çıkarılarak satılır.Süleyman Demirel’in o dönemdeki Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan’a ’’İzzettin Doğan’a cemevini biz kurdurduk’’ sözleri aslında bilinen bu gerçeğin resmi olarak itirafı anlamında önemlidir.<br />
<br />
Maraş’ın Katili Musa Serdar Çelebiyle Kol Kola<br />
<br />
Musa Serdar Çelebi ismi 1980 yılları yaşamış çoğu devrimci ve yurtsever için tanıdık gelecektir.Maraş katliamı mimarlarından olduğu daha sonra ispatlanan beş kişiden biri Musa Serdar Çelebi’dir. Musa Serdar Çelebi’nin icraatları bununla da sınırlı kalmaz. MİT’in görevlendirmesiyle 1980 sonrası Avrupa’da Kürtlere karşı gerçekleştirilen bütün saldırılarda onun ve başkanı olduğu Avrupa Türk Federasyonun izi vardır.Musa Serdar Çelebi ve İzzettin Doğan’ın yolları ise Avrupa Cem Vakfı’nın düzenlediği cemde kesişir. Çelebi’nin İzzettin Doğan tarafından davet edilmesi cem törenine katılan diğer alevi kurumlarınca protesto edilince töreni terk etmesiyle açığa çıkar. Olayın açığa çıkmasından sonra alevi kurumların tepki göstermesi üzerine Tempo dergisine verdiği röportajında İzzettin Doğan şunları söyler:’’Bu soruda ısrarlısınız: ’80 öncesi bir katliama karışmış biriyle nasıl el sıkışırsınız’, demek istiyorsunuz. 80âÂÂ²den bu yana kaç sene geçti? 28 yıl değil mi? Bu muhterem zatın, o tarihlerde ne yaptığını da bilmiyorum. Siz söylüyorsunuz. 2002-2003âÂÂ²ten sonra bu arkadaşı tanıdım. Tanıdığım dönemdeki konuşmalarını, ben olumlu bir yaklaşım olarak gördüm. Almanya’da çalıştığını, Alevi-Sünni ayrımının kaldırılmasının doğru olacağını, çünkü orada herkesin ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü söylüyor. Bunun dışında, öyle uzunlamasına, derinlemesine bir olay gelişmemiş. Otuz sene önce katildi! Olabilir. İnsanlar affediliyor.’’İzzettin Doğan’ın bir tek görüştüğü ülkücü faşist Musa Serdar Çelebi değildir. Son zamanlarda alevi Türk İslam sentezinin savunucusu Namık Kemal Zeybek’te bunlardan biridir.<br />
<br />
İzzettin Doğan Tasfiye Hareketi<br />
<br />
İzzettin Doğan’ın devletle karanlık ilişkileri zamanla deşifre olması sonucunda Alevi kurum ve kuruluşları Cem Vakfı dışında kurumlar oluşturup taleplerini yüksek sesle dile getirmeye başlayınca İzzettin Doğan faktörü yineden ortaya sürülür. Bu haklı taleplerin pasifsize edilmesi için Doğan sürekli Alevi kurumlarını polemik içine çekerek bir tasfiye hareketi başlatır.Alevi örgütleri ’Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın’ diyerek radikal çıkışlar yaparken, İzzetin Doğan ’Diyanette bizlerde temsil edilelim’ diyerek farkını ortaya koymuştur.<br />
Alevi örgütleri zorunlu din dersleri kaldırılmasını gündeme getirirken, İzzettin Doğan ’Alevilik ders olarak okutulsun’ der.<br />
Alevi örgütleri ’devlet inançlar için para harcamasın’ derken, Doğan Alevilere bütçeden pay ayrılmasını öne sürer.<br />
Alevi örgütleri ’Alevilik sistem tarafından tanınsın, Cemevleri yasal statüye kavuşsun’ derken Doğan sessizce dinler.<br />
Doğan, çatışmalarda yaşamını yitiren yurtsever Alevi devrimcilerin cenazelerin Cemevleri’nden kaldırılmasına şiddetle karşı çıkar.2 temmuz Madımak Oteli önündeki anmalar karşı çıkar kimseyi göndermez. Olay gündeme geldiğinde sürekli Pir Sultan Derneği ve Aziz Nesini suçlar ama önceki yıl ki törenlere katılır. Ve Madımak Oteli müze olsun der.<br />
<br />
<br />
İzzettin Doğan ve Sol Parti Çalışmaları<br />
<br />
İzzettin Doğan portesini canlı ve dinamik tutan etken siyasi ve bürokrasinin ona verdiği destek ve imtiyazdır. İzzettin Doğan’ın dışında da Alevi kurumların siyasi bürokrasiyi etkilemeye yönelik çalışmalar yapmasından en çok rahatsız olacak insan kuskusuz ki İzzettin Doğan’dır.Fakat etkisini Alevi toplumda gün geçtikçe yitirmesi ve misyonun deşifre olmasından dolayı her sistemin sınırsız destek verdiği figürler de zamanla yok olmaya muhtaçtır. Ve anılırken Alevilere verdiklerinden çok bu topluluktan neler götürdükleri gündeme gelirler. Bir toplumun asimilasyonu için ahlak kurallarını dahi ayaklar altına almaktan çekinmeyen İzzettin Doğan artık çöküş ve tasfiye sürecine girmiştir.<br />
<br />
Haber: Fuat Doğansoy<br />
<br />
KAYNAK: cafrande.org/suleyman-demirel-cem-vakfini-izzettin-dogana-devlet-kurdurttu/]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Süleyman Demirel: Cem Vakfını İzzettin Doğan’a devlet kurdurttu<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile yapığı bir sohbet sırasında Demirel’in 2 Temmuz 1993 katliamından sonra yükselen Alevi muhalefetinin Kürtlerle buluşmaması ve Alevilerin devletin güdümünden ayrılmaması için İzzettin Doğan’a toparlama görevi verildiğini, bu amaçla Cem Vakfının kurdurulduğunu söylediğini belirtti. Doğan, daha önce Tansu Çiller döneminde örtülü ödenekten yüklü miktarda para alması, ANAP’ın belediye başkanlıklarını kazandığı belediyelerden cemevleri için verilen arsaları satmasıyla gündeme gelmişti.<br />
Doğan, Cem Vakfı genel başkanı, Alevi Vakıfları Federasyonu onursal başkanı, Cem Radyo, Cem TV ve Habercem kurucusu. Önceki seçimlerde Alevileri MHP’ye oy vermeye davet etmesi, İstanbul’da yapılan büyük alevi mitingini, öncesini-sonrasını haber olarak bile vermezken aynı gün yapılan MHP kongresini canlı olarak yayınlaması ile dikkatleri üzerine çekmişti. <br />
<br />
Kısaca İzzettin Doğan: Atı olmayan kovboy <br />
<br />
Bir Alevi dedesi, Cem Vakfı Başkanı ve Alevi Vakıflar Federasyonu Onursal Başkanı İzzettin Doğan aynı zamanda uluslararası hukuk profesörü bir akademisyen. Ne ilginçtir ki Doğan’ın yayınlanmış bir eseri dahi yok.Kimine göre pragmatik bir fırsatçı, ancak uzun yıllardan beri Alevi topluluğunu kapalı kapılar ardında sistemin içine çekmeye çalışan bir işbirlikçi. Mustafa Özcivan’ın sözleri bu açıdan önemli. Ve üstelik Doğan ailesinin Demirel ile geçmişi 1960’lı yıllara kadar uzanır.Doğan ailesinin ileri gelenleri kendilerini Hz Ali soyundan geldiğini iddia ederler. Malatya ve çevresinde cem törenleri düzenleyerek Alevi toplumunda sosyal statü elde etmeleriyle sivrilirler.Ailenin en önemli kişiliği İzzettin Doğan’ın babası Hüseyin Doğandır. 1950’de CHP’den milletvekili seçilerek Alevi kesimin tanıdığı isim haline gelir. Daha sonra CHP’den ayrılarak Demokrat Partiye geçer. Bu durum Alevi toplumunda hoş karşılanmaz, sert eleştirilere muhatap kalır. Bu eleştiriler feodal alevi toplumunda etkin olan sosyal dedelik statüsüyle savuşturmayı başarır.<br />
<br />
Demirel İle İlişkilerin Geçmişi<br />
<br />
1960 yılından sonra Demirel’in Adalet Partisine girerek birkaç dönem milletvekilliği yapar. Oğlu Doğan Doğan’ı da (İzzettin Doğan’ın abisi) Adalet partisi Malatya il başkanı olur.<br />
Milletvekilliği döneminde adından tek bahsettirdiği olay Alevi Birlik Partisi’nden 8 milletvekilini kopararak Adalet Partisi’ne transfer etmesidir. Bu sırada oğlu İzzettin Doğan İsviçre’de mastırını yaparak aralarında Galatasaray üniversitesinin de olduğu okullarda hukuk hocası olarak dersler vermeye başlar.<br />
Daha sonra Hüseyin Doğan geçirdiği bir kalp krizi sonucunda yerini oğlu İzzettin Doğan’a bırakarak vefat eder.Bu dönem Alevi topluluğu sosyo ekonomik ve iktisadi sebeplerden dolayı şehirlere akın ettiği dönemdir ve ülkede gelişen politik olaylardan dolayı askeri cuntaya doğru adım adım yaklaşılmaktadır.<br />
<br />
General Sunalp’ın Yakın Dostu<br />
<br />
12 eylül askeri darbesiyle Alevi, Kürt binlerce ilerici demokrat yurtsever işkence tezgahlarından geçirilir. Sokaklarda yargısız infazlar ve sivil faşist saldırılardan dolayı onlarca yurtseverin katledildiği karanlık günlerdir. Rejim için tehlike çanlarının çaldığı bu günlerde Alevi toplumun radikal sol ve yurtsever hareketi yoğun olarak desteklemesi sonucunda cuntacı generaller Milliyetçi Demokrat Partisine (MDP) kurarlar. Alevi halkın devrimci dinamizmi tasfiye edilmek için partinin kurucularında Alevilere de yer verilir. Bu kurucu ve yöneticiler içinde dikkat çeken bir isim vardır. İzzettin Doğan’Onu bu kadar etkin hale getiren sosyal etken babasının sisteme yaptığı hizmetler ve devlete Alevi burjuvazisinin sisteme nasıl çekileceği ve yoksul Alevilerin devrimci dinamizminin nasıl kırılıp tasfiye edileceğiyle ilgili verdiği seminerlerdir. Ve cunta tarafından verilen Alevi topluluğun temsilciliğini kabul eder. Ancak iki tarafta bu sefer yanılmıştır. Generaller toplumda istedikleri çıkışı yakalayamazlar. Bu ve sosyo psikolojik etkenlerden dolayı İzzettin Doğan’la, general Turgut Sunalp’ın yolları ayrılır.<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Fetullah Gülen’i bir filozof olarak görüyor<br />
<br />
Vatan Gazetesi’nin kendisiyle yaptığı röportajda: ’Fethullah Hoca’yı tanırım. Saydığım bir insan. Onu İslam’la ilgilenen bir düşünür, bir filozof olarak görüyorum. Birkaç defa görüştük, konuştuk, kendisi geldi. Cemevlerinin yapımında olumlu bir katkısı vardır. Hatırlarsınız, yıllar önce ’Camilerin yanında cemevleri de yapılmalı’ diye beyanat vermişti.’ diyor.<br />
<br />
Alevi Burjuvazisi Siteme Entegre Ediliyor<br />
<br />
Alevilerin 1965’den sonra hızlı kentleşmesi toplumsal yapısında köklü dönüşümlere yol açar. Kırsal kesimden şehirlere gelen eğitim görmüş Alevilerinin sayısında büyük artış olur. Bu durum beraberinde cılız da olsa bir Alevi burjuvazisini ortaya çıkmasını sağlar. Sistemin katı islami din anlayışı sonucu bu kitleye bakışta tereddüt yaşanmasına sebep olur.Zamanla alevi küçük burjuvazisinin kendi yapısal olarak değiştirip faaliyet gösterdikleri iş kollarında holdingleşmeye başlamasıyla beraber (Süzer holding, Polat holding, Kkale kilit) sistemle ilişkilerinin yürütecek ve ona yardımcı olacak hem tüm siyasi bürokrasinin, hem de askeri bürokrasinin sorun çıkarmayacağı bir alevi entelektüeline ihtiyaç duyulur.Bu da Alevi toplumunda hukuk Profesörü kariyerine sahip olup kendini MDP’nin kurulmasında ispatlamış, yaptığı çalışmalarla devletin güvenin kazanarak bu misyonu yüklenecek olan İzzettin Doğan’dır. Fakat gerek Alevi burjuvazinin kendi içinden kurumsallaşmayı başaramaması, gerekse İzzettin Doğan’ın alternatifi bulunmaması sonucu pragmatik davranması bu süreçte kısmen tıkanmış olsa da Alevi burjuvazisi sisteme entegrasyonu sağlamıştır. Hatta Alevi burjuvazisi sistem tarafından teşvik kredileri, faizsiz verilen banka kredileriyle desteklenip gelişmesi de sağlanmıştır.<br />
<br />
Cem Vakfının Rant Aracına Dönüşmesi<br />
<br />
Tarih 2 temmuz 1993 binlerce ilerici alevi Sivas’ta Pir Sultan şenliklerinde buluşur. Düzenlenen bu şenliğe devlet destekli gerici faşistlerin saldırması sonucu 33 muhalif aydın yakılarak öldürülür. Sistem bu katliamla birbirinden değerli aydınları katlederek Türkiye’de gelişmeye başlayan aydın olgusunun halkçılaşmasını tasfiye etmiştir. Bu katliamdan sonra neo faşist ve islamcı tehdide karşı Alevi topluluğu hızla dernekler, vakıflar etrafında örgütlenmeye başlar.Bu durum karşısında devlet yeniden İzzettin Doğan faktörünü devreye sokar. Doğan’ın bu süreçte devreye girmesi oldukça önemlidir.2 temmuz katliamından sonra hızla örgütlenen alevi toplumun dernekler ve vakıflar vasıtasıyla haklı isteklerini sistemin kurum ve kuruluşlarıyla göğüslemek yerine Cem Vakfı üzerinden karşılar. İlk önce sorun ve talepleri öne süren kurumlar arası çelişkinin çıkmasını sağlayıp Cem Vakfı’yla bunu derinleştirir. Bu haklı taleplerin dile getirilme sürecini Cem Vakfı’nın çıkardığı polemiklerle gündemden düşürerek toplum içinde etkisini yitirmesini sağlamıştır.<br />
<br />
İzzettin Doğan’a Örtülü Ödenekten Para<br />
<br />
DYP ve SHP hükümetinin iktidarı döneminde Tansu Çiller Alevi toplumun oylarının alabilmek ve Cem Vakfı’nın gelişmesini sağlamak amacıyla örtülü ödenekten yüklü miktarda para aktarır. Devletin bu desteği Tansu Çiller’le sınırlı kalmaz. Yapılan bu yardımlarla Cem Vakfı güçlendirilip çekim merkezi yapılmak istenir. İzzettin Doğan’ı destekleyen tek siyasetçi Tansu Çiller değildir. Mesut Yılmaz zamanında ANAP’ın belediye başkanlıklarını kazandığı belediyelerden arsalar vererek sözde cemevlerine taksim edilir. Elbette bunlar İzzettin Doğan ve ekibi tarafından sonra birer birer elden çıkarılarak satılır.Süleyman Demirel’in o dönemdeki Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan’a ’’İzzettin Doğan’a cemevini biz kurdurduk’’ sözleri aslında bilinen bu gerçeğin resmi olarak itirafı anlamında önemlidir.<br />
<br />
Maraş’ın Katili Musa Serdar Çelebiyle Kol Kola<br />
<br />
Musa Serdar Çelebi ismi 1980 yılları yaşamış çoğu devrimci ve yurtsever için tanıdık gelecektir.Maraş katliamı mimarlarından olduğu daha sonra ispatlanan beş kişiden biri Musa Serdar Çelebi’dir. Musa Serdar Çelebi’nin icraatları bununla da sınırlı kalmaz. MİT’in görevlendirmesiyle 1980 sonrası Avrupa’da Kürtlere karşı gerçekleştirilen bütün saldırılarda onun ve başkanı olduğu Avrupa Türk Federasyonun izi vardır.Musa Serdar Çelebi ve İzzettin Doğan’ın yolları ise Avrupa Cem Vakfı’nın düzenlediği cemde kesişir. Çelebi’nin İzzettin Doğan tarafından davet edilmesi cem törenine katılan diğer alevi kurumlarınca protesto edilince töreni terk etmesiyle açığa çıkar. Olayın açığa çıkmasından sonra alevi kurumların tepki göstermesi üzerine Tempo dergisine verdiği röportajında İzzettin Doğan şunları söyler:’’Bu soruda ısrarlısınız: ’80 öncesi bir katliama karışmış biriyle nasıl el sıkışırsınız’, demek istiyorsunuz. 80âÂÂ²den bu yana kaç sene geçti? 28 yıl değil mi? Bu muhterem zatın, o tarihlerde ne yaptığını da bilmiyorum. Siz söylüyorsunuz. 2002-2003âÂÂ²ten sonra bu arkadaşı tanıdım. Tanıdığım dönemdeki konuşmalarını, ben olumlu bir yaklaşım olarak gördüm. Almanya’da çalıştığını, Alevi-Sünni ayrımının kaldırılmasının doğru olacağını, çünkü orada herkesin ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü söylüyor. Bunun dışında, öyle uzunlamasına, derinlemesine bir olay gelişmemiş. Otuz sene önce katildi! Olabilir. İnsanlar affediliyor.’’İzzettin Doğan’ın bir tek görüştüğü ülkücü faşist Musa Serdar Çelebi değildir. Son zamanlarda alevi Türk İslam sentezinin savunucusu Namık Kemal Zeybek’te bunlardan biridir.<br />
<br />
İzzettin Doğan Tasfiye Hareketi<br />
<br />
İzzettin Doğan’ın devletle karanlık ilişkileri zamanla deşifre olması sonucunda Alevi kurum ve kuruluşları Cem Vakfı dışında kurumlar oluşturup taleplerini yüksek sesle dile getirmeye başlayınca İzzettin Doğan faktörü yineden ortaya sürülür. Bu haklı taleplerin pasifsize edilmesi için Doğan sürekli Alevi kurumlarını polemik içine çekerek bir tasfiye hareketi başlatır.Alevi örgütleri ’Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın’ diyerek radikal çıkışlar yaparken, İzzetin Doğan ’Diyanette bizlerde temsil edilelim’ diyerek farkını ortaya koymuştur.<br />
Alevi örgütleri zorunlu din dersleri kaldırılmasını gündeme getirirken, İzzettin Doğan ’Alevilik ders olarak okutulsun’ der.<br />
Alevi örgütleri ’devlet inançlar için para harcamasın’ derken, Doğan Alevilere bütçeden pay ayrılmasını öne sürer.<br />
Alevi örgütleri ’Alevilik sistem tarafından tanınsın, Cemevleri yasal statüye kavuşsun’ derken Doğan sessizce dinler.<br />
Doğan, çatışmalarda yaşamını yitiren yurtsever Alevi devrimcilerin cenazelerin Cemevleri’nden kaldırılmasına şiddetle karşı çıkar.2 temmuz Madımak Oteli önündeki anmalar karşı çıkar kimseyi göndermez. Olay gündeme geldiğinde sürekli Pir Sultan Derneği ve Aziz Nesini suçlar ama önceki yıl ki törenlere katılır. Ve Madımak Oteli müze olsun der.<br />
<br />
<br />
İzzettin Doğan ve Sol Parti Çalışmaları<br />
<br />
İzzettin Doğan portesini canlı ve dinamik tutan etken siyasi ve bürokrasinin ona verdiği destek ve imtiyazdır. İzzettin Doğan’ın dışında da Alevi kurumların siyasi bürokrasiyi etkilemeye yönelik çalışmalar yapmasından en çok rahatsız olacak insan kuskusuz ki İzzettin Doğan’dır.Fakat etkisini Alevi toplumda gün geçtikçe yitirmesi ve misyonun deşifre olmasından dolayı her sistemin sınırsız destek verdiği figürler de zamanla yok olmaya muhtaçtır. Ve anılırken Alevilere verdiklerinden çok bu topluluktan neler götürdükleri gündeme gelirler. Bir toplumun asimilasyonu için ahlak kurallarını dahi ayaklar altına almaktan çekinmeyen İzzettin Doğan artık çöküş ve tasfiye sürecine girmiştir.<br />
<br />
Haber: Fuat Doğansoy<br />
<br />
KAYNAK: cafrande.org/suleyman-demirel-cem-vakfini-izzettin-dogana-devlet-kurdurttu/]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cemevi Gardiyanları]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cemevi-gardiyanlari.html</link>
			<pubDate>Sat, 30 Apr 2011 14:59:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=75">Dogan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cemevi-gardiyanlari.html</guid>
			<description><![CDATA[Bazı Cem Evleri, inancına düşkün Alevi gençleri için tehlikeli tuzaklarla dolu dışa kapalı mekanlara dönmüş durumdadır. Gerçeğe ulaşmayı engelleyen <span style="color: Red;" class="mycode_color">gardiyanlar</span> bu mekanları kendi amaçları için kullanmakta, kendi görüşlerini Alevilik diye sunmaktadırlar. <br />
1- Cem evlerinin kütüphanelerinde dinci ve şeriatçı yayınlar, herhangi bir tasnife tabi tutulmadan bulundurulmaktadır.<br />
2- Cem yapan hocalardan bazıları ateist olup Muhammed- Ali sevgisinden yoksundur. İki yüzlülük yapmaktadırlar.<br />
3- Cem evlerini yöneten bazı dernek başkanları kurumlarını ve toplumu siyasi ikbal için kullanmaktadırlar.<br />
4- Bazı Hocalar (dedeler!) dernek başkanlarının otoritesi altında, menfaat için yanlışlıklara boyun eğmektedirler.<br />
5- Cem ibadetleri yanlış tarihlerde ve yanlış şekilde yürütülerek Alevilik yolu hafife alınmaktadır.<br />
6- Bazı Dede- hocalar toplumla beraber ortak kurbana girmektedirer. Ortak kurban kesmek inancımızda yoktur.<br />
7- Bir çok cem evine yapılan ayni ve nakdi bağışlarla ilgili gelir- gider hesapları her ay açıkça yayınlanmamakta bu ortam bağışların akışına mani olmaktadır.<br />
8- Cenazelerde, cami cemaati gibi bisküvi kutularında hesabı verilmeyen makbuzsuz paralar toplanmaktadır. <br />
9- Cenazelerimiz cem evlerine gelmekte ancak cenaze namazları cami ritüeline uygun olarak icra edilmektedir. <br />
10- Bazı cem evlerinde kadınların örtünmesi inancın gereği gibi sunulmaktadır.<br />
11- Kimi zaman, Cem evi inşaatları için,  yolumuza hakaret edenlerden dahi hiç bir ilke gözetilmeksizin yardım alınmakta, para için muhanete boyun eğilmektedir.<br />
12- İzmir örneğinde olduğu gibi bazı hocalar toplumun yolunu kesmekte, insanların Zöhre Ana'ya ulaşmalarına engel olmakta, ]toplumun gardiyanı [/color]görevini üstlenmektedirler.<br />
<br />
Alevi insanının, <br />
Allahın evliyasına ulaşmasına mani olan,<br />
inanç ve imanla hiç ilgisi olmayan,<br />
rakı- tavuk görmeden dili dönmeyen<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">cem evi gardiyanları </span><br />
(onlar kendilerini bilirler)<br />
Alevi toplumuna zarardan başka bir şey veremezler.<br />
Dürüst, namuslu, iyi niyetle görev yapan insanları ise <br />
Zöhre Ana'mızın okuluna ve desturunu almaya davet ediyorum. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bazı Cem Evleri, inancına düşkün Alevi gençleri için tehlikeli tuzaklarla dolu dışa kapalı mekanlara dönmüş durumdadır. Gerçeğe ulaşmayı engelleyen <span style="color: Red;" class="mycode_color">gardiyanlar</span> bu mekanları kendi amaçları için kullanmakta, kendi görüşlerini Alevilik diye sunmaktadırlar. <br />
1- Cem evlerinin kütüphanelerinde dinci ve şeriatçı yayınlar, herhangi bir tasnife tabi tutulmadan bulundurulmaktadır.<br />
2- Cem yapan hocalardan bazıları ateist olup Muhammed- Ali sevgisinden yoksundur. İki yüzlülük yapmaktadırlar.<br />
3- Cem evlerini yöneten bazı dernek başkanları kurumlarını ve toplumu siyasi ikbal için kullanmaktadırlar.<br />
4- Bazı Hocalar (dedeler!) dernek başkanlarının otoritesi altında, menfaat için yanlışlıklara boyun eğmektedirler.<br />
5- Cem ibadetleri yanlış tarihlerde ve yanlış şekilde yürütülerek Alevilik yolu hafife alınmaktadır.<br />
6- Bazı Dede- hocalar toplumla beraber ortak kurbana girmektedirer. Ortak kurban kesmek inancımızda yoktur.<br />
7- Bir çok cem evine yapılan ayni ve nakdi bağışlarla ilgili gelir- gider hesapları her ay açıkça yayınlanmamakta bu ortam bağışların akışına mani olmaktadır.<br />
8- Cenazelerde, cami cemaati gibi bisküvi kutularında hesabı verilmeyen makbuzsuz paralar toplanmaktadır. <br />
9- Cenazelerimiz cem evlerine gelmekte ancak cenaze namazları cami ritüeline uygun olarak icra edilmektedir. <br />
10- Bazı cem evlerinde kadınların örtünmesi inancın gereği gibi sunulmaktadır.<br />
11- Kimi zaman, Cem evi inşaatları için,  yolumuza hakaret edenlerden dahi hiç bir ilke gözetilmeksizin yardım alınmakta, para için muhanete boyun eğilmektedir.<br />
12- İzmir örneğinde olduğu gibi bazı hocalar toplumun yolunu kesmekte, insanların Zöhre Ana'ya ulaşmalarına engel olmakta, ]toplumun gardiyanı [/color]görevini üstlenmektedirler.<br />
<br />
Alevi insanının, <br />
Allahın evliyasına ulaşmasına mani olan,<br />
inanç ve imanla hiç ilgisi olmayan,<br />
rakı- tavuk görmeden dili dönmeyen<br />
<span style="color: Red;" class="mycode_color">cem evi gardiyanları </span><br />
(onlar kendilerini bilirler)<br />
Alevi toplumuna zarardan başka bir şey veremezler.<br />
Dürüst, namuslu, iyi niyetle görev yapan insanları ise <br />
Zöhre Ana'mızın okuluna ve desturunu almaya davet ediyorum. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Veliyettin Ulusoyâdan Alevi örgütlerine çağrı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-veliyettin-ulusoy%C3%A2%C2%80%C2%99dan-alevi-orgutlerine-cagri.html</link>
			<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 23:19:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=4">T U N Ç</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-veliyettin-ulusoy%C3%A2%C2%80%C2%99dan-alevi-orgutlerine-cagri.html</guid>
			<description><![CDATA[Veliyettin Ulusoy&#8217;dan Alevi örgütlerine çağrı <br />
<br />
Hacı Bektaş Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy Alevi kanaat önderlerine toplantı çağrısı yaptı. İşte o çağrı;<br />
<br />
<br />
Değerli Canlar,<br />
<br />
Serçeşme&#8217;de buluşmak, halleşmek, geleceğimiz üzerine ortak Yol&#8217;umuzda birlikte hareket etmek üzere ; Alevi Ocak temsilcilerimizi, Kurum yöneticilerimizi, Akademisyenlerimizi, Sanatçılarımızı, İşverenlerimizi, Medya mensuplarımızı ve Hukukçularımızı,15 Ağustos 2010 Pazar günü Hacı Bektaş kasabasına mihman olmaya davet ediyorum.<br />
<br />
Program, yer ve saat önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşılacaktır.<br />
<br />
Saygılarımla. <br />
<br />
Veliyettin H. Ulusoy<br />
<br />
Not : Katılımcı Canların, Ad ve Soyad, Temsil ettiği kurum veya çalışma alanı, ülke ve şehir, e-mail adresi, telefon numarası bilgilerini <a href="mailto:ulusoyvh@gmail.com" class="mycode_email">ulusoyvh@gmail.com</a> adresine bildirmeleri rica olunur.<br />
<br />
<br />
Alevi Gündem]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Veliyettin Ulusoy&#8217;dan Alevi örgütlerine çağrı <br />
<br />
Hacı Bektaş Dergahı Postnişi Veliyettin Ulusoy Alevi kanaat önderlerine toplantı çağrısı yaptı. İşte o çağrı;<br />
<br />
<br />
Değerli Canlar,<br />
<br />
Serçeşme&#8217;de buluşmak, halleşmek, geleceğimiz üzerine ortak Yol&#8217;umuzda birlikte hareket etmek üzere ; Alevi Ocak temsilcilerimizi, Kurum yöneticilerimizi, Akademisyenlerimizi, Sanatçılarımızı, İşverenlerimizi, Medya mensuplarımızı ve Hukukçularımızı,15 Ağustos 2010 Pazar günü Hacı Bektaş kasabasına mihman olmaya davet ediyorum.<br />
<br />
Program, yer ve saat önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşılacaktır.<br />
<br />
Saygılarımla. <br />
<br />
Veliyettin H. Ulusoy<br />
<br />
Not : Katılımcı Canların, Ad ve Soyad, Temsil ettiği kurum veya çalışma alanı, ülke ve şehir, e-mail adresi, telefon numarası bilgilerini <a href="mailto:ulusoyvh@gmail.com" class="mycode_email">ulusoyvh@gmail.com</a> adresine bildirmeleri rica olunur.<br />
<br />
<br />
Alevi Gündem]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Alevi Sünni kardeşliği 'Biz bir kilimin desenleriyiz' projesiyle pekişecek]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-alevi-sunni-kardesligi-biz-bir-kilimin-desenleriyiz-projesiyle-pekisecek.html</link>
			<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 09:27:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-alevi-sunni-kardesligi-biz-bir-kilimin-desenleriyiz-projesiyle-pekisecek.html</guid>
			<description><![CDATA[Toros Yörükleri Kültür ve Diyalog Derneği (TOYÖKÜD), Alevi-Sünni kardeşliğini pekiştirmek için <span style="color: Red;" class="mycode_color">'Biz bir kilimin desenleriyiz' </span>adlı diyalog kampanyası başlattı. <br />
<br />
TOYÖKÜD Başkanı Avukat Mücahit Gündoğdu, kampanya çerçevesinde Torosların eteğinde yaşayan Alevileri ziyaret edip birlikte yaşam kültürüyle ilgili ortak projeler geliştireceklerini söyledi. Alevi-Sünni kardeşliğinin temelini Hz. Ali sevgisi ile Ehl-i Beyt sevgisinin oluşturduğunu kaydetti. Gündoğdu, "Biz bir kilimin desenleriyiz' projesi çerçevesinde Toroslar'da yaşayan Alevi kardeşlerimizle kucaklaşmak istiyoruz. Projemizi ev ziyaretleriyle pekiştirmek istiyoruz. Antalya bölgesinde Alevi-Sünnü kardeşliğine en güzel model yer Korkuteli'nin Büyükköy beldesi. Bu tür ziyaretlerle toplumda Alevi Sünni çatışması çıkaranlara izin vermeyeceğiz. Toplumumuz asırlarca Alevisi ile Sünnisiyle etle tırnak gibi bir arada yaşadı. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görüyoruz. Tıpkı bir kilimin farklı desenleri gibi. Çanakkale'de şehit düşen atalarımızın mezar taşları Alevi, Sünni diye yazmıyor." dedi.<br />
<br />
Avukat Mücahit Gündoğdu, önümüzdeki günlerde Konya'nın Beyşehir ilçesi Dumanlı Yaylası'nda kuracakları Yörük çadırlarında Alevi -Sünni kardeşliğini pekiştirecek etkinlik düzenleyeceklerini belirtti. Gündoğdu, dostluk ve diyalog adına Antalya Elmalı'da Abdal Musa ile Nevşehir'ın Hacıbekteş ilçesinde Anadolu erenlerinden Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma etkinliklerine katılacaklarını kaydetti. <br />
<br />
Serik Alevilerinden olduğunu belirten Ahmet Koç ise geçimlerini yıllarca ormancılıktan kazandıkları için yöre insanının kendilerini Tahtacı diye isimlendirdiklerini belirtti. Aleviliğin temelinde Hz. Ali ve Hz. Fatıma sevgisinin bulunduğunu belirten Ahmet Koç, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in damadı Haydar-ı Kerrar Hz.Ali'siz bir Aleviliği kabul etmediklerini söyledi. Koç, <span style="color: Red;" class="mycode_color">Anadolu insanının Alevisi ile Sünnisiyle etle tırnak gibi ayrılmaz bir parça olduğunu dile getirdi</span>.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Toros Yörükleri Kültür ve Diyalog Derneği (TOYÖKÜD), Alevi-Sünni kardeşliğini pekiştirmek için <span style="color: Red;" class="mycode_color">'Biz bir kilimin desenleriyiz' </span>adlı diyalog kampanyası başlattı. <br />
<br />
TOYÖKÜD Başkanı Avukat Mücahit Gündoğdu, kampanya çerçevesinde Torosların eteğinde yaşayan Alevileri ziyaret edip birlikte yaşam kültürüyle ilgili ortak projeler geliştireceklerini söyledi. Alevi-Sünni kardeşliğinin temelini Hz. Ali sevgisi ile Ehl-i Beyt sevgisinin oluşturduğunu kaydetti. Gündoğdu, "Biz bir kilimin desenleriyiz' projesi çerçevesinde Toroslar'da yaşayan Alevi kardeşlerimizle kucaklaşmak istiyoruz. Projemizi ev ziyaretleriyle pekiştirmek istiyoruz. Antalya bölgesinde Alevi-Sünnü kardeşliğine en güzel model yer Korkuteli'nin Büyükköy beldesi. Bu tür ziyaretlerle toplumda Alevi Sünni çatışması çıkaranlara izin vermeyeceğiz. Toplumumuz asırlarca Alevisi ile Sünnisiyle etle tırnak gibi bir arada yaşadı. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görüyoruz. Tıpkı bir kilimin farklı desenleri gibi. Çanakkale'de şehit düşen atalarımızın mezar taşları Alevi, Sünni diye yazmıyor." dedi.<br />
<br />
Avukat Mücahit Gündoğdu, önümüzdeki günlerde Konya'nın Beyşehir ilçesi Dumanlı Yaylası'nda kuracakları Yörük çadırlarında Alevi -Sünni kardeşliğini pekiştirecek etkinlik düzenleyeceklerini belirtti. Gündoğdu, dostluk ve diyalog adına Antalya Elmalı'da Abdal Musa ile Nevşehir'ın Hacıbekteş ilçesinde Anadolu erenlerinden Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma etkinliklerine katılacaklarını kaydetti. <br />
<br />
Serik Alevilerinden olduğunu belirten Ahmet Koç ise geçimlerini yıllarca ormancılıktan kazandıkları için yöre insanının kendilerini Tahtacı diye isimlendirdiklerini belirtti. Aleviliğin temelinde Hz. Ali ve Hz. Fatıma sevgisinin bulunduğunu belirten Ahmet Koç, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in damadı Haydar-ı Kerrar Hz.Ali'siz bir Aleviliği kabul etmediklerini söyledi. Koç, <span style="color: Red;" class="mycode_color">Anadolu insanının Alevisi ile Sünnisiyle etle tırnak gibi ayrılmaz bir parça olduğunu dile getirdi</span>.  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[alevisesi.com'u n İmam Ali Mescidi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-alevisesi-com-u-n-imam-ali-mescidi.html</link>
			<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 10:14:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-alevisesi-com-u-n-imam-ali-mescidi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">ALINTIDIR......!</span></span><br />
<br />
ÇORUMDA İMAM ALİ MESCİDİ İNŞAATİNE BAŞLANDI. <br />
 <br />
Çorum Ehli Beyt vakfına bağlı ikinci caminin inşaati için yardım toplanıyor.<br />
Bilindiği gibi Çorum Ehli beyt kültürünü tanıtma geliştirme ve yayma vakfına ait Ehli Beyt cami Çorum milönü mahallesinde yıllardır Alevilere hizmet vermekte ve vakıf merkezindeki bu camide yıllardır Caferi fıkhına göre ibadet yapılmaktaydı.<br />
 <br />
Ehli Beyt vakfı şimdi yine alevilerin yaşadığı Şenyurt-Karşıyaka bölgesinde ikinci caminin inşaatine başladı,<br />
Vakıf yöneticilerinden aldığımız habere göre burada yapılacak cami daha küçük boyutta ve minaresiz olacak ve bir tarafına İmam evi yapılacak.<br />
Caminin isminin İMAM ALİ MESCİDİ olduğunu söyleyen yöneticiler ilk ALİYYEN VELİYULLAH EZANINI sabırla beklediklerini belirtiyorlar.<br />
Yine burada Alimlik imamlık yapacak ÖZGÜR hocayıda sabırsızlıkla beklediklerini belirttiler.<br />
Vakıf başkanı Şükrü Kolukısa Tüm Ehli Beyt dostlarını İMAM ALİ MESCİDİNE yardıma çağırdı,<br />
 <br />
<br />
 <br />
Hesap sahibi...:Ehli Beyt Kültürünü tanıtma geliştirme ve yayma vakfı <br />
 <br />
<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img197.imageshack.us/img197/922/dsc0437l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0437l.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img697.imageshack.us/img697/2738/dsc0451pf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0451pf.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img248.imageshack.us/img248/1105/dsc0450z.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0450z.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img532.imageshack.us/img532/6854/dsc0449ir.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0449ir.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img175.imageshack.us/img175/4740/dsc0448o.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0448o.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img571.imageshack.us/img571/8021/dsc0447n.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0447n.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img42.imageshack.us/img42/5747/dsc0446q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0446q.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img687.imageshack.us/img687/180/dsc0445ro.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0445ro.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img571.imageshack.us/img571/8373/dsc0444i.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0444i.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img687.imageshack.us/img687/1236/dsc0443sp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0443sp.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img143.imageshack.us/img143/9436/dsc0442f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0442f.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img708.imageshack.us/img708/651/dsc0441p.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0441p.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img405.imageshack.us/img405/8534/dsc0440h.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0440h.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img708.imageshack.us/img708/9393/dsc0439d.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0439d.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img683.imageshack.us/img683/3576/dsc0438zu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0438zu.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: Red;" class="mycode_color">ALINTIDIR......!</span></span><br />
<br />
ÇORUMDA İMAM ALİ MESCİDİ İNŞAATİNE BAŞLANDI. <br />
 <br />
Çorum Ehli Beyt vakfına bağlı ikinci caminin inşaati için yardım toplanıyor.<br />
Bilindiği gibi Çorum Ehli beyt kültürünü tanıtma geliştirme ve yayma vakfına ait Ehli Beyt cami Çorum milönü mahallesinde yıllardır Alevilere hizmet vermekte ve vakıf merkezindeki bu camide yıllardır Caferi fıkhına göre ibadet yapılmaktaydı.<br />
 <br />
Ehli Beyt vakfı şimdi yine alevilerin yaşadığı Şenyurt-Karşıyaka bölgesinde ikinci caminin inşaatine başladı,<br />
Vakıf yöneticilerinden aldığımız habere göre burada yapılacak cami daha küçük boyutta ve minaresiz olacak ve bir tarafına İmam evi yapılacak.<br />
Caminin isminin İMAM ALİ MESCİDİ olduğunu söyleyen yöneticiler ilk ALİYYEN VELİYULLAH EZANINI sabırla beklediklerini belirtiyorlar.<br />
Yine burada Alimlik imamlık yapacak ÖZGÜR hocayıda sabırsızlıkla beklediklerini belirttiler.<br />
Vakıf başkanı Şükrü Kolukısa Tüm Ehli Beyt dostlarını İMAM ALİ MESCİDİNE yardıma çağırdı,<br />
 <br />
<br />
 <br />
Hesap sahibi...:Ehli Beyt Kültürünü tanıtma geliştirme ve yayma vakfı <br />
 <br />
<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img197.imageshack.us/img197/922/dsc0437l.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0437l.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img697.imageshack.us/img697/2738/dsc0451pf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0451pf.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img248.imageshack.us/img248/1105/dsc0450z.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0450z.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img532.imageshack.us/img532/6854/dsc0449ir.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0449ir.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img175.imageshack.us/img175/4740/dsc0448o.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0448o.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img571.imageshack.us/img571/8021/dsc0447n.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0447n.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img42.imageshack.us/img42/5747/dsc0446q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0446q.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img687.imageshack.us/img687/180/dsc0445ro.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0445ro.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img571.imageshack.us/img571/8373/dsc0444i.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0444i.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img687.imageshack.us/img687/1236/dsc0443sp.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0443sp.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img143.imageshack.us/img143/9436/dsc0442f.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0442f.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img708.imageshack.us/img708/651/dsc0441p.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0441p.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img405.imageshack.us/img405/8534/dsc0440h.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0440h.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img708.imageshack.us/img708/9393/dsc0439d.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0439d.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://img683.imageshack.us/img683/3576/dsc0438zu.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: dsc0438zu.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["alevileriz .biz " yayın hayatına son verdi...]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-alevileriz-biz-yayin-hayatina-son-verdi.html</link>
			<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 20:05:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=4">T U N Ç</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-alevileriz-biz-yayin-hayatina-son-verdi.html</guid>
			<description><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Sevgili Canlar,,<br />
<br />
Forum sitemiz bildiğiniz gibi 4 yıldır Alevilikle ilgili hizmet vermek için elinden geldiğince gayret etmiştir. Kimi zaman yapılan yanlışların karşısında dim dik durmuş, kimi zaman da tepkisini dile getirmiştir. <br />
<br />
Bazı kesimleri rahatsız eden bu tavrımız yüreğimizdeki Anadolu Alevi inancından gelmektedir. Alevilik adına yapılan hiçbir yanlışa boyun eğmemek, karşı durmak, doğru olanı göstermek bizim boynumuzun her zaman borcudur. Zaman zaman bazı arkadaşların tepkilerine maruz kaldık, hakkımızda sağda solda demediklerini bırakmadılar,çeşitli iftiralara başvurdular. Bu haksız itamların asılsız olduğu süreç içinde görüldü ve anlaşıldı. <br />
<br />
Yapmak istediğimiz tek şey Alevi inancını arkadaşlarımıza doğru şekilde aktarmaktı. 2010 yılında 4. Yaşımızı doldurduğumuz şu günlerde, sanal alemin kocaman bir kuyuya dönüşmesi, kimin ne yazdığının belli olmaması, doğruyla yanlışın ayırt edilemez hale gelmesinden dolayı, Alevileriz Forum bu anlamda Aleviliği anlatmaktaki forum misyonunu doldurmuştur. <br />
<br />
Alevileriz Forum olarak sürdürdüğümüz yayın hayatına şu andan itibaren son vermiş bulunmaktayız. Elimizde istediğimiz anda ulaşabileceğimiz 35,000&#8217;den fazla üye gücü bulunmasına rağmen, yol adına bundan vazgeçmeyi görev biliyoruz.<br />
<br />
 Forum sitemizdeki tüm yazılar, mesajlar kalıcı olarak silinecektir. <br />
<br />
Forum kapatıldıktan sonra Alevilik adına önemli gördüğümüz bilgi içerikli konular portal şeklinde aynı adres üzerinde yer alacak ve canların yararlanması sağlanacaktır. <br />
<br />
Bugüne kadar yürüdüğümüz yolda bizleri yalnız bırakmayan tüm canlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. <br />
 <br />
<br />
Soru ve sorunlarınız için : <br />
<br />
<br />
<br />
ALEVİLERİZ FORUM</blockquote>
<br />
İlk gördüğümüzde bir şaka sandık.<br />
<br />
Rahatsızlığın ne olduğunu tam olarak anlayamadık. <br />
<br />
Aldığı bir karar neticesinde, çoğumuzun üye olduğu, netteki en eski alevi forum sitelerinden  "alevileriz.biz" yayın hayatına son verdi.  <br />
<br />
zohreanaforum.com olarak aldıkları son derece süpriz, zor, sorumluluk gerektiren, bir örneği olmayan; ayrıca kesinlikle sağduyulu bir şekilde bir daha gözden geçirilmesi  gereken bu kararın; bu aşamada yine de her yönü ile iyice değerlendirilmiş olduğunu umuyor ve alınan karara saygı duyuyoruz. <br />
<br />
Geride bıraktıkları 4 yıl içinde Yol adına verdikleri mücadele ve harcadıkları emek için kendilerini kutluyoruz. <br />
<br />
Portal yayınlarında başarılar diliyoruz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Sevgili Canlar,,<br />
<br />
Forum sitemiz bildiğiniz gibi 4 yıldır Alevilikle ilgili hizmet vermek için elinden geldiğince gayret etmiştir. Kimi zaman yapılan yanlışların karşısında dim dik durmuş, kimi zaman da tepkisini dile getirmiştir. <br />
<br />
Bazı kesimleri rahatsız eden bu tavrımız yüreğimizdeki Anadolu Alevi inancından gelmektedir. Alevilik adına yapılan hiçbir yanlışa boyun eğmemek, karşı durmak, doğru olanı göstermek bizim boynumuzun her zaman borcudur. Zaman zaman bazı arkadaşların tepkilerine maruz kaldık, hakkımızda sağda solda demediklerini bırakmadılar,çeşitli iftiralara başvurdular. Bu haksız itamların asılsız olduğu süreç içinde görüldü ve anlaşıldı. <br />
<br />
Yapmak istediğimiz tek şey Alevi inancını arkadaşlarımıza doğru şekilde aktarmaktı. 2010 yılında 4. Yaşımızı doldurduğumuz şu günlerde, sanal alemin kocaman bir kuyuya dönüşmesi, kimin ne yazdığının belli olmaması, doğruyla yanlışın ayırt edilemez hale gelmesinden dolayı, Alevileriz Forum bu anlamda Aleviliği anlatmaktaki forum misyonunu doldurmuştur. <br />
<br />
Alevileriz Forum olarak sürdürdüğümüz yayın hayatına şu andan itibaren son vermiş bulunmaktayız. Elimizde istediğimiz anda ulaşabileceğimiz 35,000&#8217;den fazla üye gücü bulunmasına rağmen, yol adına bundan vazgeçmeyi görev biliyoruz.<br />
<br />
 Forum sitemizdeki tüm yazılar, mesajlar kalıcı olarak silinecektir. <br />
<br />
Forum kapatıldıktan sonra Alevilik adına önemli gördüğümüz bilgi içerikli konular portal şeklinde aynı adres üzerinde yer alacak ve canların yararlanması sağlanacaktır. <br />
<br />
Bugüne kadar yürüdüğümüz yolda bizleri yalnız bırakmayan tüm canlara sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. <br />
 <br />
<br />
Soru ve sorunlarınız için : <br />
<br />
<br />
<br />
ALEVİLERİZ FORUM</blockquote>
<br />
İlk gördüğümüzde bir şaka sandık.<br />
<br />
Rahatsızlığın ne olduğunu tam olarak anlayamadık. <br />
<br />
Aldığı bir karar neticesinde, çoğumuzun üye olduğu, netteki en eski alevi forum sitelerinden  "alevileriz.biz" yayın hayatına son verdi.  <br />
<br />
zohreanaforum.com olarak aldıkları son derece süpriz, zor, sorumluluk gerektiren, bir örneği olmayan; ayrıca kesinlikle sağduyulu bir şekilde bir daha gözden geçirilmesi  gereken bu kararın; bu aşamada yine de her yönü ile iyice değerlendirilmiş olduğunu umuyor ve alınan karara saygı duyuyoruz. <br />
<br />
Geride bıraktıkları 4 yıl içinde Yol adına verdikleri mücadele ve harcadıkları emek için kendilerini kutluyoruz. <br />
<br />
Portal yayınlarında başarılar diliyoruz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şah Hatayi Cemevi Ve Kültür Derneği Kuruldu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-sah-hatayi-cemevi-ve-kultur-dernegi-kuruldu.html</link>
			<pubDate>Fri, 05 Mar 2010 22:44:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3205">depremix</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-sah-hatayi-cemevi-ve-kultur-dernegi-kuruldu.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">M.Cemil KILIÇ'ın teşvikleriyle, Turan Güner öncülüğünde, İstanbul Sultangazi ilçesinde 50.Yıl Mahallesinde ŞAH HAYATİ CEM EVİ'ni yaptırmak için kurulan dernek arsa talebinde bulunmak amacıyla belediyeye başvuracak.Konu ile ilgili dilekçeye şimdiye değin 3 bin imza toplandı.ilk imza M.Cemil KILIÇ tarafından verildi.<br />
<br />
  ŞAH HAYATİ CEM EVİ VE KÜLTÜR DERNEĞİ geçici yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:<br />
<br />
Turan Günay<br />
Hikmek Kıan<br />
Nuri Arapalık<br />
Haydar Çıkrıkçıoğlu<br />
Bekir Ak<br />
Bektaş Durademir<br />
<br />
Duyurulur...!!!</span>   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">M.Cemil KILIÇ'ın teşvikleriyle, Turan Güner öncülüğünde, İstanbul Sultangazi ilçesinde 50.Yıl Mahallesinde ŞAH HAYATİ CEM EVİ'ni yaptırmak için kurulan dernek arsa talebinde bulunmak amacıyla belediyeye başvuracak.Konu ile ilgili dilekçeye şimdiye değin 3 bin imza toplandı.ilk imza M.Cemil KILIÇ tarafından verildi.<br />
<br />
  ŞAH HAYATİ CEM EVİ VE KÜLTÜR DERNEĞİ geçici yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:<br />
<br />
Turan Günay<br />
Hikmek Kıan<br />
Nuri Arapalık<br />
Haydar Çıkrıkçıoğlu<br />
Bekir Ak<br />
Bektaş Durademir<br />
<br />
Duyurulur...!!!</span>   ]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>