<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Ehli Kamil Grup]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 03:59:44 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Birilerine Batan 10. Yıl Marşımız]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-birilerine-batan-10-yil-marsimiz.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jul 2013 10:15:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-birilerine-batan-10-yil-marsimiz.html</guid>
			<description><![CDATA[Cumhuriyet&#8217;in 10. yıl Marşı<br />
<br />
10. Yıl Marşı, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılıp, Cemal Reşit Rey tarafından 1933 yılında bestelendi. Cumhuriyet&#8217;in 10. yıl kutlamaları için düzenlenen yarışmada birinci seçilmişti. <br />
<br />
<br />
 Çıktık açık alınla on yılda her savaştan<br />
 On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan<br />
 Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan<br />
 Demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan<br />
<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
 Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız<br />
 Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız<br />
<br />
 Türk&#8217;üz bütün başlardan üstün olan başlarız<br />
 Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
<br />
 Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını<br />
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını<br />
Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını<br />
Bütün dünya öğrendi, Türklüğü saymasını<br />
<br />
Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
 Örnektir milletlere açtığımız yeni iz<br />
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz<br />
<br />
 Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülkeye biz<br />
 Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cumhuriyet&#8217;in 10. yıl Marşı<br />
<br />
10. Yıl Marşı, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar tarafından yazılıp, Cemal Reşit Rey tarafından 1933 yılında bestelendi. Cumhuriyet&#8217;in 10. yıl kutlamaları için düzenlenen yarışmada birinci seçilmişti. <br />
<br />
<br />
 Çıktık açık alınla on yılda her savaştan<br />
 On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan<br />
 Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan<br />
 Demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan<br />
<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
 Bir hızla kötülüğü geriliği boğarız<br />
 Karanlığın üstüne güneş gibi doğarız<br />
<br />
 Türk&#8217;üz bütün başlardan üstün olan başlarız<br />
 Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
<br />
 Çizerek kanımızla öz yurdun haritasını<br />
Dindirdik memleketin yıllar süren yasını<br />
Bütünledik her yönden istiklâl kavgasını<br />
Bütün dünya öğrendi, Türklüğü saymasını<br />
<br />
Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri<br />
 Örnektir milletlere açtığımız yeni iz<br />
İmtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kütleyiz<br />
<br />
 Uyduk görüşte bilgiye, gidişte ülkeye biz<br />
 Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz<br />
 Türk&#8217;üz Cumhuriyet&#8217;in göğsümüz tunç siperi<br />
 Türk&#8217;e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Okullarda korkulan oldu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-okullarda-korkulan-oldu.html</link>
			<pubDate>Wed, 10 Apr 2013 16:29:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-okullarda-korkulan-oldu.html</guid>
			<description><![CDATA[Okullarda korkulan oldu: İlköğretim ve lisede kıyafet serbest bırakıldı, öğrenciler arasında ayrışma başladı.<br />
<br />
Eğitim-Bir-Sen&#8217;in kamuda türbana özgürlük kampanyası ile AKP &#8217;nin okullarda kıyafeti serbest bırakmasının ardından okullarda öğrenci ve öğretmenler arasında ayrışma başladı. Bağcılar İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde bazı öğrenciler okula türbanla gelince, bir başka öğrenci grubu da yakasında siyah kurdele ve Atatürk rozetiyle derslere girdi. Esenler Atatürk İlkokulu&#8217;nda küçük çocukların derslere türbanla girmesine izin verildi. Cumhuriyet gazetesinden Ali Açar'ın haberine göre; Yenibosna Lisesi&#8217;nde okul müdürü türbanlı öğretmenler hakkında tutanak tutunca, Eğitim-Bir-Sen&#8217;li müdür yardımcıları da Eğitim-Sen&#8217;li kadın öğretmenlerin etek boyu, giydikleri ayakkabı ve elbiselerini inceleyerek tutanak tuttu. Eğitim-Sen İstanbul 1 No&#8217;lu Şube Başkanı Barış Uluocak, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki ayrışmaların tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek önlem alınmasını istedi. Veliler de gerginliğin sürmesi durumunda çocuklarını okul önünde bekleyeceklerini belirtti. <br />
<br />
Bağcılar İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde geçen hafta türbanla öğrencilerin derse girmesine tepki gösteren bir grup öğrenci, yakasına siyah kurdele ve Atatürk rozeti takarak geldi. Öğrencilerin yakalarına rozet ve kurdele takmasına kızan okul idaresi, rozet ve kurdelelerin çıkarılması konusunda öğrencileri uyardı. Esenler Atatürk İlkokulu&#8217;nda ise küçük yaştaki kız çocukları kafalarındaki türbanla okula geldi. Birçok veli duruma tepki gösterirken okul idaresi öğrencinin derse girmesine izin verdi. <br />
<br />
ÖĞRETMENLERE UYARI<br />
<br />
Türbanla derslere girilen okullarda görev yapan Eğitim-Sen&#8217;li öğretmenler de öğrenciler hakkında tutanak tutmamaları için uyarıldı. Okullarda yaşanan bu ayrışmaya dikkat çeken Eğitim-Sen İstanbul 1 No&#8217;lu Şube Başkanı Barış Uluocak, &#8220;Naci Ekşi Anadolu Lisesi ve İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde okul müdürleri türban gündemli toplantılar yapıyor. Bu okullarda okula spor ayakkabısı ile dahi içeri girmek yasakken türban serbest bırakıldı. Buna tepki gösteren bazı öğrencilerde yakalarına siyah kurdele ve Atatürk rozeti takarak okula gitmiş ancak öğrenciler okul yönetiminin sözlü uyarısı ve tacizi ile karşılaşmışlar. Bazı öğrenciler ise din kültür dersinde &#8216;Alevilerin yemeği yenmez&#8217;, &#8216;Alevilerden kız alınmaz&#8217; diye öğretmene soru soruyor ve öğretmen de &#8216;Var öyle şeyler&#8217; diyor. Öğrenci ağlayarak durumu velisine anlatınca, aile çocuğunu okuldan almaya kalkıyor&#8221; dedi. <br />
<br />
ÖNLEM ALINMIYOR <br />
<br />
Uluocak, okul yönetimi ile görüştüklerini önlem alınacağının söylenmesine karşı herhangi bir adım atılmadığını söyledi. Naci Ekşi Anadolu Lisesi&#8217;nde de geçen günlerde türbana tepki amacıyla okula taytla gelen öğrencilerin müdür yardımcısı tarafından &#8220;ahlaksızlıkla&#8221; suçlandığını anımsatan Uluoacak, Gelinen nokta şu; yırtık, dar giymek yasak, türban serbest. Yasaklar baki kaldı, türban serbest bırakıldı&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Okullarda korkulan oldu: İlköğretim ve lisede kıyafet serbest bırakıldı, öğrenciler arasında ayrışma başladı.<br />
<br />
Eğitim-Bir-Sen&#8217;in kamuda türbana özgürlük kampanyası ile AKP &#8217;nin okullarda kıyafeti serbest bırakmasının ardından okullarda öğrenci ve öğretmenler arasında ayrışma başladı. Bağcılar İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde bazı öğrenciler okula türbanla gelince, bir başka öğrenci grubu da yakasında siyah kurdele ve Atatürk rozetiyle derslere girdi. Esenler Atatürk İlkokulu&#8217;nda küçük çocukların derslere türbanla girmesine izin verildi. Cumhuriyet gazetesinden Ali Açar'ın haberine göre; Yenibosna Lisesi&#8217;nde okul müdürü türbanlı öğretmenler hakkında tutanak tutunca, Eğitim-Bir-Sen&#8217;li müdür yardımcıları da Eğitim-Sen&#8217;li kadın öğretmenlerin etek boyu, giydikleri ayakkabı ve elbiselerini inceleyerek tutanak tuttu. Eğitim-Sen İstanbul 1 No&#8217;lu Şube Başkanı Barış Uluocak, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki ayrışmaların tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek önlem alınmasını istedi. Veliler de gerginliğin sürmesi durumunda çocuklarını okul önünde bekleyeceklerini belirtti. <br />
<br />
Bağcılar İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde geçen hafta türbanla öğrencilerin derse girmesine tepki gösteren bir grup öğrenci, yakasına siyah kurdele ve Atatürk rozeti takarak geldi. Öğrencilerin yakalarına rozet ve kurdele takmasına kızan okul idaresi, rozet ve kurdelelerin çıkarılması konusunda öğrencileri uyardı. Esenler Atatürk İlkokulu&#8217;nda ise küçük yaştaki kız çocukları kafalarındaki türbanla okula geldi. Birçok veli duruma tepki gösterirken okul idaresi öğrencinin derse girmesine izin verdi. <br />
<br />
ÖĞRETMENLERE UYARI<br />
<br />
Türbanla derslere girilen okullarda görev yapan Eğitim-Sen&#8217;li öğretmenler de öğrenciler hakkında tutanak tutmamaları için uyarıldı. Okullarda yaşanan bu ayrışmaya dikkat çeken Eğitim-Sen İstanbul 1 No&#8217;lu Şube Başkanı Barış Uluocak, &#8220;Naci Ekşi Anadolu Lisesi ve İbni Sina Anadolu Lisesi&#8217;nde okul müdürleri türban gündemli toplantılar yapıyor. Bu okullarda okula spor ayakkabısı ile dahi içeri girmek yasakken türban serbest bırakıldı. Buna tepki gösteren bazı öğrencilerde yakalarına siyah kurdele ve Atatürk rozeti takarak okula gitmiş ancak öğrenciler okul yönetiminin sözlü uyarısı ve tacizi ile karşılaşmışlar. Bazı öğrenciler ise din kültür dersinde &#8216;Alevilerin yemeği yenmez&#8217;, &#8216;Alevilerden kız alınmaz&#8217; diye öğretmene soru soruyor ve öğretmen de &#8216;Var öyle şeyler&#8217; diyor. Öğrenci ağlayarak durumu velisine anlatınca, aile çocuğunu okuldan almaya kalkıyor&#8221; dedi. <br />
<br />
ÖNLEM ALINMIYOR <br />
<br />
Uluocak, okul yönetimi ile görüştüklerini önlem alınacağının söylenmesine karşı herhangi bir adım atılmadığını söyledi. Naci Ekşi Anadolu Lisesi&#8217;nde de geçen günlerde türbana tepki amacıyla okula taytla gelen öğrencilerin müdür yardımcısı tarafından &#8220;ahlaksızlıkla&#8221; suçlandığını anımsatan Uluoacak, Gelinen nokta şu; yırtık, dar giymek yasak, türban serbest. Yasaklar baki kaldı, türban serbest bırakıldı&#8221; diye konuştu.<br />
<br />
Cumhuriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ankara'da, 3 Mart'ta Dev Miting]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ankara-da-3-mart-ta-dev-miting.html</link>
			<pubDate>Thu, 21 Feb 2013 16:13:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ankara-da-3-mart-ta-dev-miting.html</guid>
			<description><![CDATA[Ankara, 3 Mart 2013 günü saat 13.00&#8217;de Tandoğan Meydanı&#8217;nda yapılacak olan mitinge hazırlanıyor.  <br />
                      <br />
Flas Gazetesi<br />
<br />
   &#8216;Karanlığa karşı haklarımız için YURTTAŞ BULUŞMASI&#8217; adı verilen mitingle ilgili olarak Etkinli Kurulu  yazılı bir açıklama yaparak tüm yurtseverleri mitinge beklediklerini belirttiler. <br />
<br />
İşte Kurul tarafından yapılan o açıklama:<br />
<br />
             <br />
      &#8220;Uzun zamandır inanç ve köken farkımızı acımasızca siyasetin aracı yapanlar, 90 yıllık cumhuriyetle hesaplaşmakta; Atatürk&#8217;e, laik cumhuriyetin kurucularına, aydınlanmacılara akıl, bilim ve ahlakdışı saldırılar yoğunlaşmaktadır.  Oysa cumhuriyetimiz, başlı başına bir kültür devrimidir. Kılık kıyafeti, yazıyı, dili, ölçüyü, takvimi yenileştiren devrimlerle &#8220;kul&#8221; olmaktan kurtulup &#8220;yurttaş&#8221; kimliği kazanan halkımız, çağdaş dünyayla yarışa başlamıştır. 3 Mart 1924&#8217;te kabul edilen ve cumhuriyet tarihine &#8220;3 Mart Devrim Yasaları&#8221; olarak yazılan;<br />
<br />
      * Hilafetin Kaldırılması, <br />
      * Şer&#8217;iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, <br />
      * Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları&#8221;yla<br />
<br />
halk egemenliğinin özü olan laikliğin toplumsal temelleri atılmış; yurttaşlık bilincimizin kökleşmesi sağlanmıştır. Ne ki son zamanlarda 90yıllık kültürel birikimimiz yok sayılıyor. Tarihin akışı, akıl ve  bilimdışı yalanlarla değiştirilerek, çocuklar ve kadınlar kullanılarak cumhuriyetin tüm değerleri birer birer siliniyor.<br />
 <br />
      Bizler, 90 yıllık cumhuriyetin kazanımlarıyla farklılıklarımızı varsıllık olarak içselleştiren bireyleriz. Ulusal bayramları yasaklayan, yargı bağımsızlığını yok eden, üniversiteyi susturan, inanç ve köken farkımızı sömüren, &#8220;4+4+4&#8217;lük ucube&#8221;yle eğitimi dinselleştiren, kız çocuklarını <br />
toplumsal yaşamdan koparan; gençleri, kadınları ve engellileri çaresizliğe iten, basın yayını etkisizleştiren, gericiliği aklayan, sanatı &#8220;muhafazakârlaştırma&#8221;yı düşleyen, adları bile değiştirilen cumhuriyet kurumlarında inanç odaklı kadrolaşmaya hız veren, aydınları zindana tıkan; siyasal bağımsızlığımızı yok sayan emperyalisti füzesi, askeriyle topraklarımıza sokan, ülkeyi savaşa sürükleyen olumsuzluklara seyirci kalamayız! Bu duygularla ve yurttaşlık bilinciyle tüm &#8220;HAKLARIMIZ İÇİN YURTTAŞ BULUŞMASI&#8221; bir zorunluluk olmuştur!<br />
<br />
3.03.2013; saat 13.00&#8217;te, Ankara&#8217;nın Tandoğan Meydanında buluşacağız!Bağımsızlığımız için; çağdaş eğitim için; bilim ve sanat için; adalet ve demokrasi için; her yaştaki çocuklarımız, kadınlarımız, engellilerimiz için; emek ve emekçi için; emekliler için; insanca yaşamak hakça bölüşmek için; yok pahasına satılan yeraltı ve üstü zenginliklerimiz için; derelerimiz gibi kurutulan tüm değerlerimiz ve ulusal onurumuz için &#8220;Üç Devrim Yasası&#8221;nın 89. yılında laik cumhuriyetimiz için meydanda olacağız! Kadın erkek hepimiz, cumhuriyet devrimleriyle elde ettiğimiz kazanımları korumakta; aklın, bilimin ve sanatın ışığında geleceğe taşımakta kararlıyız! <br />
<br />
Sizin ve tüm yurtseverlerin bu kararlılığımıza ortak ve destek olmasını bekliyoruz! Destek ve ilginizi esirgemeyeceğinize inanarak saygılar sunuyoruz.&#8221;<br />
       <br />
      HAKLARIMIZ İÇİN YURTTAŞ BULUŞMASI!<br />
<br />
       3 MART 2013,  SAAT 13.00 TANDOĞANDAYIZ!<br />
       <br />
      Düzenleme Kurulu Adına Kitle Örgütlerinin Temsilcileri Şenal Sarıhan, Sevgi Özel, Nazım Mutlu, Yıldırım Kılınçaslan, Meral Özaygen, Şenel İke, Cengiz Gülebay]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ankara, 3 Mart 2013 günü saat 13.00&#8217;de Tandoğan Meydanı&#8217;nda yapılacak olan mitinge hazırlanıyor.  <br />
                      <br />
Flas Gazetesi<br />
<br />
   &#8216;Karanlığa karşı haklarımız için YURTTAŞ BULUŞMASI&#8217; adı verilen mitingle ilgili olarak Etkinli Kurulu  yazılı bir açıklama yaparak tüm yurtseverleri mitinge beklediklerini belirttiler. <br />
<br />
İşte Kurul tarafından yapılan o açıklama:<br />
<br />
             <br />
      &#8220;Uzun zamandır inanç ve köken farkımızı acımasızca siyasetin aracı yapanlar, 90 yıllık cumhuriyetle hesaplaşmakta; Atatürk&#8217;e, laik cumhuriyetin kurucularına, aydınlanmacılara akıl, bilim ve ahlakdışı saldırılar yoğunlaşmaktadır.  Oysa cumhuriyetimiz, başlı başına bir kültür devrimidir. Kılık kıyafeti, yazıyı, dili, ölçüyü, takvimi yenileştiren devrimlerle &#8220;kul&#8221; olmaktan kurtulup &#8220;yurttaş&#8221; kimliği kazanan halkımız, çağdaş dünyayla yarışa başlamıştır. 3 Mart 1924&#8217;te kabul edilen ve cumhuriyet tarihine &#8220;3 Mart Devrim Yasaları&#8221; olarak yazılan;<br />
<br />
      * Hilafetin Kaldırılması, <br />
      * Şer&#8217;iye ve Evkaf Vekâletinin Kaldırılması, <br />
      * Eğitim ve Öğretim Birliği Yasaları&#8221;yla<br />
<br />
halk egemenliğinin özü olan laikliğin toplumsal temelleri atılmış; yurttaşlık bilincimizin kökleşmesi sağlanmıştır. Ne ki son zamanlarda 90yıllık kültürel birikimimiz yok sayılıyor. Tarihin akışı, akıl ve  bilimdışı yalanlarla değiştirilerek, çocuklar ve kadınlar kullanılarak cumhuriyetin tüm değerleri birer birer siliniyor.<br />
 <br />
      Bizler, 90 yıllık cumhuriyetin kazanımlarıyla farklılıklarımızı varsıllık olarak içselleştiren bireyleriz. Ulusal bayramları yasaklayan, yargı bağımsızlığını yok eden, üniversiteyi susturan, inanç ve köken farkımızı sömüren, &#8220;4+4+4&#8217;lük ucube&#8221;yle eğitimi dinselleştiren, kız çocuklarını <br />
toplumsal yaşamdan koparan; gençleri, kadınları ve engellileri çaresizliğe iten, basın yayını etkisizleştiren, gericiliği aklayan, sanatı &#8220;muhafazakârlaştırma&#8221;yı düşleyen, adları bile değiştirilen cumhuriyet kurumlarında inanç odaklı kadrolaşmaya hız veren, aydınları zindana tıkan; siyasal bağımsızlığımızı yok sayan emperyalisti füzesi, askeriyle topraklarımıza sokan, ülkeyi savaşa sürükleyen olumsuzluklara seyirci kalamayız! Bu duygularla ve yurttaşlık bilinciyle tüm &#8220;HAKLARIMIZ İÇİN YURTTAŞ BULUŞMASI&#8221; bir zorunluluk olmuştur!<br />
<br />
3.03.2013; saat 13.00&#8217;te, Ankara&#8217;nın Tandoğan Meydanında buluşacağız!Bağımsızlığımız için; çağdaş eğitim için; bilim ve sanat için; adalet ve demokrasi için; her yaştaki çocuklarımız, kadınlarımız, engellilerimiz için; emek ve emekçi için; emekliler için; insanca yaşamak hakça bölüşmek için; yok pahasına satılan yeraltı ve üstü zenginliklerimiz için; derelerimiz gibi kurutulan tüm değerlerimiz ve ulusal onurumuz için &#8220;Üç Devrim Yasası&#8221;nın 89. yılında laik cumhuriyetimiz için meydanda olacağız! Kadın erkek hepimiz, cumhuriyet devrimleriyle elde ettiğimiz kazanımları korumakta; aklın, bilimin ve sanatın ışığında geleceğe taşımakta kararlıyız! <br />
<br />
Sizin ve tüm yurtseverlerin bu kararlılığımıza ortak ve destek olmasını bekliyoruz! Destek ve ilginizi esirgemeyeceğinize inanarak saygılar sunuyoruz.&#8221;<br />
       <br />
      HAKLARIMIZ İÇİN YURTTAŞ BULUŞMASI!<br />
<br />
       3 MART 2013,  SAAT 13.00 TANDOĞANDAYIZ!<br />
       <br />
      Düzenleme Kurulu Adına Kitle Örgütlerinin Temsilcileri Şenal Sarıhan, Sevgi Özel, Nazım Mutlu, Yıldırım Kılınçaslan, Meral Özaygen, Şenel İke, Cengiz Gülebay]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şeyh nedir? Sadık nedir? Muhip nedir? Aşık nedir?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-seyh-nedir-sadik-nedir-muhip-nedir-asik-nedir.html</link>
			<pubDate>Thu, 24 Jan 2013 11:37:24 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-seyh-nedir-sadik-nedir-muhip-nedir-asik-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[DÜNYA GÜZELİ<br />
<br />
Dervişi Güvenç Abdal Hacı Bektaş Veli hz.lerinin hizmetinde bulunan bir derviş idi, canı gönülden bağlıydı. Birgün Hacı Bektaş&#8217;a bir soru yöneltti:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">-Şeyh nedir? Sadık nedir? Muhip nedir? Aşık nedir?</span> Erenler bize anlatır mı?<br />
<br />
Hacı Bektaş hz.leri hiç cevap vermedi, anlatmadı da. Dervişlerden birini çağırıp sordu.<br />
<br />
-Kara Reis&#8217;te bizim adımıza adanmış bir para vardır gidip onu al gel. Derviş,-Nereye gideyim, Kara Reis&#8217;i nerde bulayım? Diye sordu. Hacı Bektaş tamam der ve onu gönderir. Başka bir derviş çağırır. Ona da aynı soruyu sorar ve aynı cevap ile karşılaşınca yine &#8220;tamam&#8221; der ve onu da gönderir. Hacı Bektaş Veli soruyu soran Güvenç Abdal&#8217;a döner ve aynı soruyu ona sorar: Güvenç Abdal emri duyar duymaz Pirin önünde boynunu eğer, ağzını açıp tek bir söz söylemeden,yollara düşer. Üç günde Anadolu&#8217;dan Hindistan&#8217;a ulaşır. Oranın sahibi kimdir diye soracak iken , birden birinin ona el salladığını görür.<br />
<br />
-Beri gel derviş.<br />
<br />
Meğer aradığı Kara Reis bu adammış. Kara Reis Güvenç Abdal&#8217;a bin altın verir. Sebebini sorunca da şöyle anlatır.<br />
<br />
-Hint denizinde seferdeydim. Ansızın bir rüzgar esti, şiddetlendi.Deniz kabardı, gemi az kalsın batıyordu.Biz de ölecektik. Velayet erenlerini imdada çağırdım.Bin altın adadım. O saat bir er çıkageldi ve gemiyi kurtardı. İleri varıp elini öptüm, adını ve yerini sordum. Rum diyarından Bektaş Hünkar olduğunu öğrendim. Adağımı nasıl ulaştırayım diye sorduğumda zamanı gelir, sana birini yollayacağım diye cevap verdi. Uzun zamandır bekliyordum ve sen çıkageldin.<br />
<br />
Kara Reis verdiği bin altınla beraber iki bin altın daha verir. Güvenç Abdal üç bin altını alır ve oradan ayrılır. Sokakta yürürken güzeller güzeli bir kız görür. Ona bin can ile aşık olur. Üç gün üç gece kızın evinin pencere önünden ayrılmaz olur. Onun bu halini görenler derler ki: O ulu bir hocanın kızıdır. Bol altının olmadan kızını sana vermez. Yüzyıl burda dursan yine kızını sana vermez.<br />
<br />
Güvenç Abdal hemen  üç bin altını meydana koyar ve eve kabul edilir. Görüşme esnasında derviş ile kız arasında duvar birden yıkılır. Yeşil bir el çıkar ve dervişi göğsünden itekler ve derviş yere yıkılır. Kız bu hali görünce aklı başından gider. Düşer, bayılır. Kendine geldiğinde bu yeşil elin kime ait olduğunu sorar. Güvenç Abdal: Gördüğün pirimin elidir. Anadolu&#8217;dan Hindistan&#8217;a uzanmıştır elini. Küstahlık ettiğimden yalnış yolda olduğumu göstermek istedi ve altınları size vermeme rıza göstermedi. Kız bu anlatılanları duyunca velayeti gözüyle gördü. Gönül gözü açıldı. Bulunduğu yerden Rum diyarını gördü, kokladı, içine çekti. Uzaktan aşık olup Hz. Hünkar&#8217;ı görmek, ayağına yüz sürmek istedi.<br />
<br />
-Beni o erenin huzuruna ilet,mübarek cemalini göreyim, yüz süreyim.<br />
<br />
Kız aldığı üç bin altını Güvenç Abdal&#8217;a geri verdikten sonra akşam üzeri gizlice yola çıkarlar. Sabah olur, kalkarlar bir de bakarlar ki Anadolu&#8217;ya gelmişler. Güvenç Abdal; Erenler bizim eksik halimize acıyıp yol zahmeti çekmemizi istemediler. Bizi bir an once Rum vilayetine ilettiler der.<br />
<br />
Güvenç Abdal kız ile birlikte dergaha girer. Üç bin altını çıkarıp Pirine teslim ederler. Kız ileri yürür ve Hünkar&#8217;ın elini öper.<br />
<br />
Hacı Bektaş Veli, dervişi güvenç Abdal&#8217;a döner ve der ki &#8220;Hiç hikmet nedir bildin mi, Rıza nedir bildin mi? sırrına erdin mi?&#8221;<br />
<br />
Güvenç Abdal cevabı öğrenmek için yalvarır.<br />
<br />
Hacı Bektaş hz.leri şöyle buyurur:<br />
<br />
-Sen bizden sordun,şeyh nedir, sadık nedir, muhip nedir, aşık nedir diye. Biz de sana anlatarak değil, yaşatarak cevap verdik. Şimdi, sadık sensin. Senin gibi sadık yoktur. Biz seni bir hizmete gönderdik, bir görev verdik ama hiç sormadın kime varayım, nerdedir diye. Gittin, gönlünün aşkı seni yönlendirdi.Ulaştırdı.<br />
<br />
Muhip nedir diye sormuştun; Muhip te Kara Reisdir. Seni görünce bildi. Kimsin nesin diye sormadı.<br />
<br />
Aşık kimdir diye sormuştun; Aşıkta şu yanındaki kızdır. Velayeti görmeden gördü, bizi bilmeden bildi. Duramadı, gönül gözüyle gördüğünü dünya gözüyle görmek istedi. Herşeyi göze alıp seninle yola çıktı.<br />
<br />
Gerçek aşık nedir bilir misin? Gerçek aşık Hak olana yönlendiren, ışık tutan , yol gösterendir. Kendi nefsine çekmez. Gerçek aşık nefsten, masivadan geçer, maşuk ile bir olur hem olur. Gerçek aşık görmeden gören, bilmeden bilendir. Gönül gözüyle gördüğüne ulaşandır. Ulaşmak için herşeyi göze alandır. İşte o an , her zerre can bulur, seferber olur. Aşıkı sırra ulaştırır. Gerçek aşık hiç bir şey bilmediğini bilir,  ulaşılacak bir yer olmadığını bilendir. İşte aşık budur.<br />
<br />
Şeyh nedir diye sordun. Şeyhliği biz sana ettik. Seni kolaylıkla ilettik, gitmekte ve gelmekte hiç zorlanmadın. Zahmet çekmedin.<br />
<br />
Hem ayrıca yalnış yola sapacaktın ki engel olduk. Elimiz senin olduğun yere ulaştı, yalnışı önledi.<br />
<br />
Güvenç Abdal yere yüz sürüp tekrar erenlerin elini öptü, özür diledi, niyaz eyledi. Hünkarın rızası ile de  bin altını Güvenç Abdal&#8217;a geri verdiler.<br />
<br />
Rıza nedir, diye sormuştun işte budur. Üç bin altının dergaha ulaşması ve içinden rıza ile bin altının sana geri verilmesidir. Rıza olmadan o bin altının sana helal olmamasıdır. Rıza lokmasını, gönül rızası olmadan yiyemezsin.<br />
<br />
Kırkbudağın efsaneleşmiş hikayesi budur.<br />
<br />
Hacı Bektaşı Veli hz.leri şöyle buyurur:<br />
<br />
Sevgi, muhabbet kaynar ocağımızda, bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda, hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda, arslanla ceylan dosttur kucağımızda.<br />
<br />
Alıntıdır;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[DÜNYA GÜZELİ<br />
<br />
Dervişi Güvenç Abdal Hacı Bektaş Veli hz.lerinin hizmetinde bulunan bir derviş idi, canı gönülden bağlıydı. Birgün Hacı Bektaş&#8217;a bir soru yöneltti:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">-Şeyh nedir? Sadık nedir? Muhip nedir? Aşık nedir?</span> Erenler bize anlatır mı?<br />
<br />
Hacı Bektaş hz.leri hiç cevap vermedi, anlatmadı da. Dervişlerden birini çağırıp sordu.<br />
<br />
-Kara Reis&#8217;te bizim adımıza adanmış bir para vardır gidip onu al gel. Derviş,-Nereye gideyim, Kara Reis&#8217;i nerde bulayım? Diye sordu. Hacı Bektaş tamam der ve onu gönderir. Başka bir derviş çağırır. Ona da aynı soruyu sorar ve aynı cevap ile karşılaşınca yine &#8220;tamam&#8221; der ve onu da gönderir. Hacı Bektaş Veli soruyu soran Güvenç Abdal&#8217;a döner ve aynı soruyu ona sorar: Güvenç Abdal emri duyar duymaz Pirin önünde boynunu eğer, ağzını açıp tek bir söz söylemeden,yollara düşer. Üç günde Anadolu&#8217;dan Hindistan&#8217;a ulaşır. Oranın sahibi kimdir diye soracak iken , birden birinin ona el salladığını görür.<br />
<br />
-Beri gel derviş.<br />
<br />
Meğer aradığı Kara Reis bu adammış. Kara Reis Güvenç Abdal&#8217;a bin altın verir. Sebebini sorunca da şöyle anlatır.<br />
<br />
-Hint denizinde seferdeydim. Ansızın bir rüzgar esti, şiddetlendi.Deniz kabardı, gemi az kalsın batıyordu.Biz de ölecektik. Velayet erenlerini imdada çağırdım.Bin altın adadım. O saat bir er çıkageldi ve gemiyi kurtardı. İleri varıp elini öptüm, adını ve yerini sordum. Rum diyarından Bektaş Hünkar olduğunu öğrendim. Adağımı nasıl ulaştırayım diye sorduğumda zamanı gelir, sana birini yollayacağım diye cevap verdi. Uzun zamandır bekliyordum ve sen çıkageldin.<br />
<br />
Kara Reis verdiği bin altınla beraber iki bin altın daha verir. Güvenç Abdal üç bin altını alır ve oradan ayrılır. Sokakta yürürken güzeller güzeli bir kız görür. Ona bin can ile aşık olur. Üç gün üç gece kızın evinin pencere önünden ayrılmaz olur. Onun bu halini görenler derler ki: O ulu bir hocanın kızıdır. Bol altının olmadan kızını sana vermez. Yüzyıl burda dursan yine kızını sana vermez.<br />
<br />
Güvenç Abdal hemen  üç bin altını meydana koyar ve eve kabul edilir. Görüşme esnasında derviş ile kız arasında duvar birden yıkılır. Yeşil bir el çıkar ve dervişi göğsünden itekler ve derviş yere yıkılır. Kız bu hali görünce aklı başından gider. Düşer, bayılır. Kendine geldiğinde bu yeşil elin kime ait olduğunu sorar. Güvenç Abdal: Gördüğün pirimin elidir. Anadolu&#8217;dan Hindistan&#8217;a uzanmıştır elini. Küstahlık ettiğimden yalnış yolda olduğumu göstermek istedi ve altınları size vermeme rıza göstermedi. Kız bu anlatılanları duyunca velayeti gözüyle gördü. Gönül gözü açıldı. Bulunduğu yerden Rum diyarını gördü, kokladı, içine çekti. Uzaktan aşık olup Hz. Hünkar&#8217;ı görmek, ayağına yüz sürmek istedi.<br />
<br />
-Beni o erenin huzuruna ilet,mübarek cemalini göreyim, yüz süreyim.<br />
<br />
Kız aldığı üç bin altını Güvenç Abdal&#8217;a geri verdikten sonra akşam üzeri gizlice yola çıkarlar. Sabah olur, kalkarlar bir de bakarlar ki Anadolu&#8217;ya gelmişler. Güvenç Abdal; Erenler bizim eksik halimize acıyıp yol zahmeti çekmemizi istemediler. Bizi bir an once Rum vilayetine ilettiler der.<br />
<br />
Güvenç Abdal kız ile birlikte dergaha girer. Üç bin altını çıkarıp Pirine teslim ederler. Kız ileri yürür ve Hünkar&#8217;ın elini öper.<br />
<br />
Hacı Bektaş Veli, dervişi güvenç Abdal&#8217;a döner ve der ki &#8220;Hiç hikmet nedir bildin mi, Rıza nedir bildin mi? sırrına erdin mi?&#8221;<br />
<br />
Güvenç Abdal cevabı öğrenmek için yalvarır.<br />
<br />
Hacı Bektaş hz.leri şöyle buyurur:<br />
<br />
-Sen bizden sordun,şeyh nedir, sadık nedir, muhip nedir, aşık nedir diye. Biz de sana anlatarak değil, yaşatarak cevap verdik. Şimdi, sadık sensin. Senin gibi sadık yoktur. Biz seni bir hizmete gönderdik, bir görev verdik ama hiç sormadın kime varayım, nerdedir diye. Gittin, gönlünün aşkı seni yönlendirdi.Ulaştırdı.<br />
<br />
Muhip nedir diye sormuştun; Muhip te Kara Reisdir. Seni görünce bildi. Kimsin nesin diye sormadı.<br />
<br />
Aşık kimdir diye sormuştun; Aşıkta şu yanındaki kızdır. Velayeti görmeden gördü, bizi bilmeden bildi. Duramadı, gönül gözüyle gördüğünü dünya gözüyle görmek istedi. Herşeyi göze alıp seninle yola çıktı.<br />
<br />
Gerçek aşık nedir bilir misin? Gerçek aşık Hak olana yönlendiren, ışık tutan , yol gösterendir. Kendi nefsine çekmez. Gerçek aşık nefsten, masivadan geçer, maşuk ile bir olur hem olur. Gerçek aşık görmeden gören, bilmeden bilendir. Gönül gözüyle gördüğüne ulaşandır. Ulaşmak için herşeyi göze alandır. İşte o an , her zerre can bulur, seferber olur. Aşıkı sırra ulaştırır. Gerçek aşık hiç bir şey bilmediğini bilir,  ulaşılacak bir yer olmadığını bilendir. İşte aşık budur.<br />
<br />
Şeyh nedir diye sordun. Şeyhliği biz sana ettik. Seni kolaylıkla ilettik, gitmekte ve gelmekte hiç zorlanmadın. Zahmet çekmedin.<br />
<br />
Hem ayrıca yalnış yola sapacaktın ki engel olduk. Elimiz senin olduğun yere ulaştı, yalnışı önledi.<br />
<br />
Güvenç Abdal yere yüz sürüp tekrar erenlerin elini öptü, özür diledi, niyaz eyledi. Hünkarın rızası ile de  bin altını Güvenç Abdal&#8217;a geri verdiler.<br />
<br />
Rıza nedir, diye sormuştun işte budur. Üç bin altının dergaha ulaşması ve içinden rıza ile bin altının sana geri verilmesidir. Rıza olmadan o bin altının sana helal olmamasıdır. Rıza lokmasını, gönül rızası olmadan yiyemezsin.<br />
<br />
Kırkbudağın efsaneleşmiş hikayesi budur.<br />
<br />
Hacı Bektaşı Veli hz.leri şöyle buyurur:<br />
<br />
Sevgi, muhabbet kaynar ocağımızda, bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda, hırslar, kinler yok olur aşkla meydanımızda, arslanla ceylan dosttur kucağımızda.<br />
<br />
Alıntıdır;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Papaz okuluna Evet Cemevine Hayır]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-papaz-okuluna-evet-cemevine-hayir.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Jan 2013 13:42:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-papaz-okuluna-evet-cemevine-hayir.html</guid>
			<description><![CDATA[Papaz okuluna Evet Cemevine Hayır<br />
<br />
TBMM Başkanı "Çiçek Cemil", CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün TBMM'de cemevi açılma talebini reddetti. Ret gerekçesi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "...İslam dininin ibadet yerleri camilerdir" şeklindeki fetvası. Cemevine hayır diyen Diyanet İşleri Başkanı, birkaç gün evvel Fener Rum Patriği'nin ayağına kadar giderek, ayaküstü konuşmasında Papaz Okulu'nun açılmasından yana olduğunu Patrik'le kucaklaşarak cümle alemi müjdeledi. Zaten bunların ağababaları da hatırlayacaksınız, Vatikan'da Papa'nın kollarında "medeniyetler ittifakı"nın şarkısını besteliyorlardı. Haçlıyla sarmaş dolaş olan bu kutsal (!) ittifak tayfası, hızlarını alamayarak, şimdilik sahip çıktıkları görüntüsü veren cami için yazılmış mevlidi şerifi de kiliseye sokup, kilise müziği olan "kantat" formatında besteletmişlerdir. Parasını da Kültür Bakanlığı bütçesinden yani senin benim paramdan ödemişlerdir. <br />
<br />
Yine bu zihniyet kiliseleri ihya edip yeniden ayinlerin başlamasına önayak olmuştur. Gerekçeleri hazırdır kültüre katkı vede medeniyetler ittifakı. Peki, Büyükada'daki dünyanın en büyük ikincisi ahşap yapısı olan "yetimhane"yi Patrikhane'ye niye kaptırdınız? Bunu ne kültürle ne de ittifakla açıklayabilirsiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Patrikhane'ye karşı kaybedilen davada Türk Hükümeti yeterli savunmayı yapmamıştır. <br />
<br />
Gayrimüslimler için kollarını açan, dahası onların kollarınagirerek İslam ülkelerinin işgaline destek veren bu arkadaşlar Müslüman olan Alevi kardeşlerimize karşı nefret suçuna davetiye çıkarmaktadırlar. Kiliseleri ihya eden mevlidi kiliseye sokanların kültür gerekçeleri aslında çok daha fazlasıyla Alevi  Bektaşi kültürü için geçerlidir. Çünkü öncelikle özümüze ait olanı kazanma ve muhafaza etmek ulusal kimliğimizin namus borcudur. Gel gör ki, batılıların dümen suyunda milli kültür mirasımızı bir kenara itip, onlara yaranma gayretkeşliği bir yandan, popüler kültür uğruna kurban edilmiş, medya destekli yozlaşmış ortam bir yandan ortalık olmuş toz duman.<br />
 <br />
Bu kirlilikten arınarak cemevi konusunu yoklamaya çalıştığımızda şunları görebilmekteyiz. Alevi kültürünü geçmişten bugüne ve geleceğe taşıyacak, bir iletişim ve üretim ortamı, cem kültür evleri ile gerçekleşebilir. <br />
<br />
Alevi toplumun dini ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde cem salonu, lokma evi, toplantı  eğitim bölümü, konaklama bölümü ve idare bölümü, ayrıca dede evi, açık yemek nevağı da cem kültür evi için mekânsal çözümdür. <br />
Tabii ki mekânsal çözümden çok daha önemli olan zihinsel çözümdür. <br />
<br />
Yeni Mesaj Gazetesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Papaz okuluna Evet Cemevine Hayır<br />
<br />
TBMM Başkanı "Çiçek Cemil", CHP milletvekili Hüseyin Aygün'ün TBMM'de cemevi açılma talebini reddetti. Ret gerekçesi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın "...İslam dininin ibadet yerleri camilerdir" şeklindeki fetvası. Cemevine hayır diyen Diyanet İşleri Başkanı, birkaç gün evvel Fener Rum Patriği'nin ayağına kadar giderek, ayaküstü konuşmasında Papaz Okulu'nun açılmasından yana olduğunu Patrik'le kucaklaşarak cümle alemi müjdeledi. Zaten bunların ağababaları da hatırlayacaksınız, Vatikan'da Papa'nın kollarında "medeniyetler ittifakı"nın şarkısını besteliyorlardı. Haçlıyla sarmaş dolaş olan bu kutsal (!) ittifak tayfası, hızlarını alamayarak, şimdilik sahip çıktıkları görüntüsü veren cami için yazılmış mevlidi şerifi de kiliseye sokup, kilise müziği olan "kantat" formatında besteletmişlerdir. Parasını da Kültür Bakanlığı bütçesinden yani senin benim paramdan ödemişlerdir. <br />
<br />
Yine bu zihniyet kiliseleri ihya edip yeniden ayinlerin başlamasına önayak olmuştur. Gerekçeleri hazırdır kültüre katkı vede medeniyetler ittifakı. Peki, Büyükada'daki dünyanın en büyük ikincisi ahşap yapısı olan "yetimhane"yi Patrikhane'ye niye kaptırdınız? Bunu ne kültürle ne de ittifakla açıklayabilirsiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Patrikhane'ye karşı kaybedilen davada Türk Hükümeti yeterli savunmayı yapmamıştır. <br />
<br />
Gayrimüslimler için kollarını açan, dahası onların kollarınagirerek İslam ülkelerinin işgaline destek veren bu arkadaşlar Müslüman olan Alevi kardeşlerimize karşı nefret suçuna davetiye çıkarmaktadırlar. Kiliseleri ihya eden mevlidi kiliseye sokanların kültür gerekçeleri aslında çok daha fazlasıyla Alevi  Bektaşi kültürü için geçerlidir. Çünkü öncelikle özümüze ait olanı kazanma ve muhafaza etmek ulusal kimliğimizin namus borcudur. Gel gör ki, batılıların dümen suyunda milli kültür mirasımızı bir kenara itip, onlara yaranma gayretkeşliği bir yandan, popüler kültür uğruna kurban edilmiş, medya destekli yozlaşmış ortam bir yandan ortalık olmuş toz duman.<br />
 <br />
Bu kirlilikten arınarak cemevi konusunu yoklamaya çalıştığımızda şunları görebilmekteyiz. Alevi kültürünü geçmişten bugüne ve geleceğe taşıyacak, bir iletişim ve üretim ortamı, cem kültür evleri ile gerçekleşebilir. <br />
<br />
Alevi toplumun dini ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde cem salonu, lokma evi, toplantı  eğitim bölümü, konaklama bölümü ve idare bölümü, ayrıca dede evi, açık yemek nevağı da cem kültür evi için mekânsal çözümdür. <br />
Tabii ki mekânsal çözümden çok daha önemli olan zihinsel çözümdür. <br />
<br />
Yeni Mesaj Gazetesi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eşekten Kral Olurmu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-esekten-kral-olurmu.html</link>
			<pubDate>Fri, 11 Jan 2013 13:20:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-esekten-kral-olurmu.html</guid>
			<description><![CDATA[Eşek kardeş böyle şen şakrak anırarak ve neşeyle çifte atarak, nereye gidiyorsun?<br />
 Bay Tilki bugün biliyorsun ki seçim var.<br />
 Her vatandaş gibi oyumu kullanmaya gidiyorum.<br />
-Eşek kardeş dur, dur!<br />
 Sen on sekiz yaşını doldurdun mu?<br />
 On sekizimi devireli iki sene oluyor yani şu gördüğün zati muhterem tam yirmi yaşında,olgun bir merkep.<br />
-Valla ne yalan söyleyeyim!<br />
 Benim gözümde, sen hala genç bir sıpa gibi görünüyorsun.<br />
-Tilki Bey sen bu ormanın en centilmen kişisiniz, bir bayana nasıl kompliman yapılacağını senden iyi bilen, inan ki okyanusun öteki yakasında bile hiç kimse yok.<br />
-Eşek kardeş, Teşekkür ederim.<br />
 Güzele bakmak sevapmış, bende sevap kazanmak için, güzele güzel olduğunu söyleme görevimi nezaket içinde yapmaya çalışıyorum.<br />
-Tilki Bey ne kadar güzel konuşuyorsunuz, eğer aynı familyadan olsaydık, size kesin aşık olurdum.<br />
-Eşek kardeş!<br />
Sakıncası yoksa söyler misin?<br />
 Oyunu kime vereceksin.<br />
- Bak işte! Bunu söyleyemem.<br />
-Neden söyleyemiyorsun?<br />
 Bu balta girmemiş, ormanın sırrı mı?<br />
-Hayır ama yerin kulağı var.<br />
 Bak! şu yerde gezinen karıncaları, çiçeklerin üzerinde ki, kelebekleri ve benim üzerime konmuş, karasinekleri görmüyor musun?<br />
İşte onlar hemen kralımızın kulağına benim kime oy verdiğimi fısıldarlar.<br />
-Eşek kardeş bu ormanda demokrasi var!<br />
 Herkes vereceği oyda hür iradesini kullanma hakkına sahip.<br />
-Tilki Bey sen öyle san.<br />
 Bayanlara çok güzel iltifat yapmasını biliyorsun ama kusura bakma!<br />
 Politika denen, çok bilinmeyen denklemden bir habersin.<br />
Şimdi ben oyumu Krala vermeyeceğimi söylersem, ne olur biliyor musun?<br />
-Eşek kardeş sende bu küçük olayı, Birleşmiş milletlerin bile çözemeyeceği mesele haline getirdin.<br />
-Kral benim kendisine oy vermediğimi duyarsa, bu balta girmemiş ormanda orman kanunlarını uygular.<br />
İlk önce şu gördüğün şırıl, şırıl akan derenin suyunu kurutur.<br />
 O zaman su içecek yer bulamayız.<br />
-Peki bunu nasıl yapacak ?<br />
-Bundan kolay ne var.<br />
 Hemen kilometrelerce uzağa, kunduzlara bir baraj yaptırır, al işte dere kurudu.<br />
 Artık kilometrelerce su içmek için, karda, kışta sıcakta yürü dur.<br />
 Baraja gelince de su içmek ücrete tabidir diye karşımıza, bir tabela dikilir.<br />
-Bak! Bunu hiç düşünmemiştim, para kazanmak içinde ilk önce iş bulmamız lazım öyle değil mi?<br />
-İş kral aslanımızın artık ağzında değil, taa!<br />
 Midesinde sıkıyorsa gidipte iş iste...<br />
-Yok! Eşek kardeş, benim canım tatlı, ben işsiz gezmeye razıyım.<br />
-Bay Tilki kral benim kendisine oy vermediğimi duyarsa, şu sırtıma beş kişiyi bindirir ve onları bana gece gündüz taşıtır.<br />
-Desene altta kalanın canı çıksın.<br />
-Aynen öyle.<br />
-Daha kızarsa ne yapar biliyor musun?<br />
-Ne Yapar?<br />
-Burayı sit alanı ilan eder ve bizlere de hadi başka kapıda otlayın der.<br />
 Bırak! Şu yeşil çimenleri, vallahi kuru saman bile bulamayız.<br />
 Resmen bize kış günü ot yoldurur.<br />
 Kış değince aklıma geldi.<br />
İstik hakkımız olan, yakacak odunlarımızı ya bize parayla satarsa.<br />
-Parayı veren düdüğü çalar yani.<br />
-Aynen öyle!<br />
 Parası olanlar düdük değil de piyano eşliğinde yanan ateşin karşısında keyifle dans ederlerken, bizlerde soğuktan kardan eşek veya kardan tilki oluruz.<br />
-Yaa!<br />
 Eşek kardeş birde sana cahil derler.<br />
 Billahi bu anlattıklarını üç tavuk yiyinceye kadar düşünsem, aklıma gelmezdi.<br />
 Hay! Aklınla bin yaşa emi.<br />
 Bu kadar bilge olduğuna göre her halde okuma yazma biliyor sundur?<br />
-Üniversite mezunuyum!<br />
-Ne! Üniversite mi?<br />
 Ne zamandan beri üniversiteye eşekleri alıyorlar?<br />
-Yok! Beni almadılar da, sahibim üniversitede okuyordu.<br />
 Sabah gün ışırken üzerime biner ve sırtımda giderken de, yolda yüksek sesle ders çalışırdı.<br />
Bende pür dikkat onu dinlerdim, okula varınca beni üniversitenin kapısına bağlardı ve akşama kadar, onun çıkmasını beklerken,öğrencilerin kendi aralarında ki konuşmalara kulak misafiri olurdum.<br />
 Tam tamına beş senem bu akademik ortamda geçti ve sonunda sahibim üniversite diplomasını alıp, sevinçle dağa, taşa ,havada ki uçan kuşa gösterirken, elinden diplomasını yere düşürdü.<br />
-Eşek kardeş bir eşeklik yapmasaydın.<br />
-Yaptım! Diplomayı saman zannederek, afiyetle yedim.<br />
-Sonra ne oldu?<br />
-Ne olacak sahibim, beni eşek sudan gelinceye kadar dövdü.<br />
-Boş ver! Öğretmenin vurduğu yerde gül bitermiş<br />
-Ben okuyarak değil de, hazmederek diploma sahibi oldum.<br />
-Eşek kardeş merakımı mazur gör, senin gibi üniversite mezunu bu balta girmemiş ormanda niye yaşar, sen büyük kentlere layıksın.<br />
-Yaramı deşme ah, ah!<br />
 Diplomayı yeğince sahibim beni dövmüştü ya!<br />
-Evet!<br />
-Dövmesi hadi neyse de,o sözü bana söylemiyecekti,çok zoruma gitti.<br />
-Seni bu kadar üzecek ne söylemiş olabilir ki?<br />
-Bu hatama babamı da karıştırdı ve bana eşekoğlu eşek dedi.<br />
 Bende ona hayvan haklarını bir çifte darbesi ile hatırlatmak istedim.<br />
-Adamı yoksa! eşek cennetine mi yolladın?<br />
-Yok! Cennete gitmedi de suratı bendenizden düşmüş,karpuza döndü, bende bu dayağı gurur meselesi yaparak ahırdan kaçtım ve senin anlayacağın, esaret zincirlerini kırıp, özgürlüğümü seçtim.<br />
-Eşek kardeş!<br />
Senin bilge kişiliğinden çok etkilendim, ne olursun oyunu kime vereceğini kulağıma söyle.<br />
 O zaman kimse duymaz ve krala söyleyemez.<br />
 Sen kime oy vereceksen, bende ona oyumu vermek istiyorum.<br />
-Tilki Bey!<br />
 Sen bu eşeğe uyma!<br />
 Kendi hür iradenle oyunu kullan.<br />
-Ben oyumu kime vereceğimi buldum!<br />
 Oyumu sana vereceğim, eski kral öldü.<br />
 Yaşasın yeni kral!<br />
 Bütün orman beni duydu mu?<br />
 Yaşasın yeni karalımız.<br />
-Tilki Bey, ne yapıyorsunuz?<br />
 Bir eşekten, hiç kral olur mu?<br />
 Bu ormanda, aslanlar, kaplanlar, ayılar, çakallar var.<br />
 Vallahi benim kral olmaya aday olduğumu duyarlarsa, bırak etlerimi, kemiklerimi bile yerler.<br />
-Eşek kralım sen hiç merak etme!<br />
 Biliyorsun ben hayvanların içinde kurnazlığım ile tanınırım.<br />
 Karga kardeşe şimdi haber yollarım.<br />
 O bizim kılavuzumuz olur ve seni bütün ormana tanıtarak oy ister.<br />
-Kılavuzumuz karga mı olacak?<br />
-Evet, evet!<br />
 O bed sesiyle ondan iyi propaganda yapan kimseyi bulamayız.<br />
 Hadi! Vakit kaybetmeden, önce seni şöyle güzel bir boyayalım,<br />
 Milletin karşısına değişik bir imajla çıkman gerekiyor, yani senin anlayacağın<br />
 Eşek olduğunu kimse çakmasın.<br />
Şu andan itibaren, ismini de değiştiriyoruz ve sana kulağa daha hoş gelen, Uzunkulak diyoruz.<br />
-Tilki Bey, bana ister Karakaçan, ister Uzunkulak deyin ama benim eşek olduğumu anlarlarsa, beni o tahta oturtmazlar.<br />
 Centilmen beyefendi, sizden istirham ediyorum, lütfen benim aklına karpuz kabuğunu getiripte,<br />
 Olmayacak duaya amin demeyelim.<br />
-Oooo!<br />
 Sen onları boş ver!<br />
 Senin eşek olduğunu onlar, ancak on yıl sonra anlarlar.;,ü<br />
<br />
 CENGİZ DAMAR ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eşek kardeş böyle şen şakrak anırarak ve neşeyle çifte atarak, nereye gidiyorsun?<br />
 Bay Tilki bugün biliyorsun ki seçim var.<br />
 Her vatandaş gibi oyumu kullanmaya gidiyorum.<br />
-Eşek kardeş dur, dur!<br />
 Sen on sekiz yaşını doldurdun mu?<br />
 On sekizimi devireli iki sene oluyor yani şu gördüğün zati muhterem tam yirmi yaşında,olgun bir merkep.<br />
-Valla ne yalan söyleyeyim!<br />
 Benim gözümde, sen hala genç bir sıpa gibi görünüyorsun.<br />
-Tilki Bey sen bu ormanın en centilmen kişisiniz, bir bayana nasıl kompliman yapılacağını senden iyi bilen, inan ki okyanusun öteki yakasında bile hiç kimse yok.<br />
-Eşek kardeş, Teşekkür ederim.<br />
 Güzele bakmak sevapmış, bende sevap kazanmak için, güzele güzel olduğunu söyleme görevimi nezaket içinde yapmaya çalışıyorum.<br />
-Tilki Bey ne kadar güzel konuşuyorsunuz, eğer aynı familyadan olsaydık, size kesin aşık olurdum.<br />
-Eşek kardeş!<br />
Sakıncası yoksa söyler misin?<br />
 Oyunu kime vereceksin.<br />
- Bak işte! Bunu söyleyemem.<br />
-Neden söyleyemiyorsun?<br />
 Bu balta girmemiş, ormanın sırrı mı?<br />
-Hayır ama yerin kulağı var.<br />
 Bak! şu yerde gezinen karıncaları, çiçeklerin üzerinde ki, kelebekleri ve benim üzerime konmuş, karasinekleri görmüyor musun?<br />
İşte onlar hemen kralımızın kulağına benim kime oy verdiğimi fısıldarlar.<br />
-Eşek kardeş bu ormanda demokrasi var!<br />
 Herkes vereceği oyda hür iradesini kullanma hakkına sahip.<br />
-Tilki Bey sen öyle san.<br />
 Bayanlara çok güzel iltifat yapmasını biliyorsun ama kusura bakma!<br />
 Politika denen, çok bilinmeyen denklemden bir habersin.<br />
Şimdi ben oyumu Krala vermeyeceğimi söylersem, ne olur biliyor musun?<br />
-Eşek kardeş sende bu küçük olayı, Birleşmiş milletlerin bile çözemeyeceği mesele haline getirdin.<br />
-Kral benim kendisine oy vermediğimi duyarsa, bu balta girmemiş ormanda orman kanunlarını uygular.<br />
İlk önce şu gördüğün şırıl, şırıl akan derenin suyunu kurutur.<br />
 O zaman su içecek yer bulamayız.<br />
-Peki bunu nasıl yapacak ?<br />
-Bundan kolay ne var.<br />
 Hemen kilometrelerce uzağa, kunduzlara bir baraj yaptırır, al işte dere kurudu.<br />
 Artık kilometrelerce su içmek için, karda, kışta sıcakta yürü dur.<br />
 Baraja gelince de su içmek ücrete tabidir diye karşımıza, bir tabela dikilir.<br />
-Bak! Bunu hiç düşünmemiştim, para kazanmak içinde ilk önce iş bulmamız lazım öyle değil mi?<br />
-İş kral aslanımızın artık ağzında değil, taa!<br />
 Midesinde sıkıyorsa gidipte iş iste...<br />
-Yok! Eşek kardeş, benim canım tatlı, ben işsiz gezmeye razıyım.<br />
-Bay Tilki kral benim kendisine oy vermediğimi duyarsa, şu sırtıma beş kişiyi bindirir ve onları bana gece gündüz taşıtır.<br />
-Desene altta kalanın canı çıksın.<br />
-Aynen öyle.<br />
-Daha kızarsa ne yapar biliyor musun?<br />
-Ne Yapar?<br />
-Burayı sit alanı ilan eder ve bizlere de hadi başka kapıda otlayın der.<br />
 Bırak! Şu yeşil çimenleri, vallahi kuru saman bile bulamayız.<br />
 Resmen bize kış günü ot yoldurur.<br />
 Kış değince aklıma geldi.<br />
İstik hakkımız olan, yakacak odunlarımızı ya bize parayla satarsa.<br />
-Parayı veren düdüğü çalar yani.<br />
-Aynen öyle!<br />
 Parası olanlar düdük değil de piyano eşliğinde yanan ateşin karşısında keyifle dans ederlerken, bizlerde soğuktan kardan eşek veya kardan tilki oluruz.<br />
-Yaa!<br />
 Eşek kardeş birde sana cahil derler.<br />
 Billahi bu anlattıklarını üç tavuk yiyinceye kadar düşünsem, aklıma gelmezdi.<br />
 Hay! Aklınla bin yaşa emi.<br />
 Bu kadar bilge olduğuna göre her halde okuma yazma biliyor sundur?<br />
-Üniversite mezunuyum!<br />
-Ne! Üniversite mi?<br />
 Ne zamandan beri üniversiteye eşekleri alıyorlar?<br />
-Yok! Beni almadılar da, sahibim üniversitede okuyordu.<br />
 Sabah gün ışırken üzerime biner ve sırtımda giderken de, yolda yüksek sesle ders çalışırdı.<br />
Bende pür dikkat onu dinlerdim, okula varınca beni üniversitenin kapısına bağlardı ve akşama kadar, onun çıkmasını beklerken,öğrencilerin kendi aralarında ki konuşmalara kulak misafiri olurdum.<br />
 Tam tamına beş senem bu akademik ortamda geçti ve sonunda sahibim üniversite diplomasını alıp, sevinçle dağa, taşa ,havada ki uçan kuşa gösterirken, elinden diplomasını yere düşürdü.<br />
-Eşek kardeş bir eşeklik yapmasaydın.<br />
-Yaptım! Diplomayı saman zannederek, afiyetle yedim.<br />
-Sonra ne oldu?<br />
-Ne olacak sahibim, beni eşek sudan gelinceye kadar dövdü.<br />
-Boş ver! Öğretmenin vurduğu yerde gül bitermiş<br />
-Ben okuyarak değil de, hazmederek diploma sahibi oldum.<br />
-Eşek kardeş merakımı mazur gör, senin gibi üniversite mezunu bu balta girmemiş ormanda niye yaşar, sen büyük kentlere layıksın.<br />
-Yaramı deşme ah, ah!<br />
 Diplomayı yeğince sahibim beni dövmüştü ya!<br />
-Evet!<br />
-Dövmesi hadi neyse de,o sözü bana söylemiyecekti,çok zoruma gitti.<br />
-Seni bu kadar üzecek ne söylemiş olabilir ki?<br />
-Bu hatama babamı da karıştırdı ve bana eşekoğlu eşek dedi.<br />
 Bende ona hayvan haklarını bir çifte darbesi ile hatırlatmak istedim.<br />
-Adamı yoksa! eşek cennetine mi yolladın?<br />
-Yok! Cennete gitmedi de suratı bendenizden düşmüş,karpuza döndü, bende bu dayağı gurur meselesi yaparak ahırdan kaçtım ve senin anlayacağın, esaret zincirlerini kırıp, özgürlüğümü seçtim.<br />
-Eşek kardeş!<br />
Senin bilge kişiliğinden çok etkilendim, ne olursun oyunu kime vereceğini kulağıma söyle.<br />
 O zaman kimse duymaz ve krala söyleyemez.<br />
 Sen kime oy vereceksen, bende ona oyumu vermek istiyorum.<br />
-Tilki Bey!<br />
 Sen bu eşeğe uyma!<br />
 Kendi hür iradenle oyunu kullan.<br />
-Ben oyumu kime vereceğimi buldum!<br />
 Oyumu sana vereceğim, eski kral öldü.<br />
 Yaşasın yeni kral!<br />
 Bütün orman beni duydu mu?<br />
 Yaşasın yeni karalımız.<br />
-Tilki Bey, ne yapıyorsunuz?<br />
 Bir eşekten, hiç kral olur mu?<br />
 Bu ormanda, aslanlar, kaplanlar, ayılar, çakallar var.<br />
 Vallahi benim kral olmaya aday olduğumu duyarlarsa, bırak etlerimi, kemiklerimi bile yerler.<br />
-Eşek kralım sen hiç merak etme!<br />
 Biliyorsun ben hayvanların içinde kurnazlığım ile tanınırım.<br />
 Karga kardeşe şimdi haber yollarım.<br />
 O bizim kılavuzumuz olur ve seni bütün ormana tanıtarak oy ister.<br />
-Kılavuzumuz karga mı olacak?<br />
-Evet, evet!<br />
 O bed sesiyle ondan iyi propaganda yapan kimseyi bulamayız.<br />
 Hadi! Vakit kaybetmeden, önce seni şöyle güzel bir boyayalım,<br />
 Milletin karşısına değişik bir imajla çıkman gerekiyor, yani senin anlayacağın<br />
 Eşek olduğunu kimse çakmasın.<br />
Şu andan itibaren, ismini de değiştiriyoruz ve sana kulağa daha hoş gelen, Uzunkulak diyoruz.<br />
-Tilki Bey, bana ister Karakaçan, ister Uzunkulak deyin ama benim eşek olduğumu anlarlarsa, beni o tahta oturtmazlar.<br />
 Centilmen beyefendi, sizden istirham ediyorum, lütfen benim aklına karpuz kabuğunu getiripte,<br />
 Olmayacak duaya amin demeyelim.<br />
-Oooo!<br />
 Sen onları boş ver!<br />
 Senin eşek olduğunu onlar, ancak on yıl sonra anlarlar.;,ü<br />
<br />
 CENGİZ DAMAR ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ebu Suud Efendi: Yunus'un Şiirlerini Okumak Açıkça Küfürdür]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ebu-suud-efendi-yunus-un-siirlerini-okumak-acikca-kufurdur.html</link>
			<pubDate>Tue, 18 Dec 2012 10:14:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ebu-suud-efendi-yunus-un-siirlerini-okumak-acikca-kufurdur.html</guid>
			<description><![CDATA[Ebu Suud Efendi Yunus'un Şiirlerini Okumak Açıkça Küfürdür <br />
<br />
Star TV'de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinde Mehmet Ebu Suud Efendi Yunus Emre'nin şiirleri için "yunus'un şiirlerini okumak açıkça küfürdür" dedi.<br />
<br />
<br />
Şeyhulİslam Ebu 's Suud Efend'nin, Yunus Emre'nin Şiirine Küfür Fetvası<br />
<br />
(İskilip 30.12.1490 &#8211; İstanbul 22.08.1574) / H.638 (M.1240) - H.720 (1320)<br />
&#8220;İkinci Ebu Hanife&#8221; namıyla anılan alim, hukukçu ve tefsirci. / Tasavvuf, felseve Şairi<br />
. . .<br />
Bu kanunlar ve fetvalarla ehl-i sünnet inancına ve Hanefi fıkhına dayalı bir devlet ve toplum düzeni oluşturulmuştur. Bu inanç ve düzene ters düşen her tür davranış ve düşünce akımlarına Ebussud Efendi şiddetle karşı çıkmıştır.<br />
<br />
Tüm batıni (içrek) inanç ve davranışların yanı sıra vahdet-i vucud (varlık birliği) inancına dayalı bir tasavvuf (gizemcilik) anlayışını bile zındıklık (dinsizlik) ve ilhad (dinden çıkma) saymış, bu inanç sahiplerinin şer&#8217;an öldürülmelerinin gerektiği yolunda fetvalar vermiştir.<br />
<br />
Ebu's Suud Efendi, Oğlanşeyhi diye anılan İsmail Mâşuki&#8217;nin katli için İbn Kemal&#8217;in verdiği fetvayı desteklediği gibi, şeyhulislamken kendisi de Melâmi Bayrami tarikatından şeyh Husameddin Ankaravi&#8217;nin halifesi Bosnalı şeyh Hamza Bali&#8217;nin ve Halvetiye tarikatının Gülşeni kolundan şeyh Karamani&#8217;nin öldürülmeleri yolunda fetva vermiştir.<br />
<br />
Yunus Emre'nin Şiirine Küfür Fetvası Bunda o kadar ileri gitmiş ki Yunus Emre&#8217;nin kimi şiirlerini açıkça dinden çıkma (kufr-i sarih) saymış, okuyanların öldürülmelerinin şer&#8217;an mubah olduğu yolunda fetva vermiştir. (İstanbul Millet Kütüphanesi şeriye no. 80&#8217;de kayıtlı Fetâvâ-yi Ebu's Suud adlı esrin 217a ve 217 b&#8217;de kayıtlı bulunan bu fetvanın metni şudur) <br />
<br />
Mesele: &#8220;Bir zaviyenin mescidinde eşhâs-ı muhtelife ile oğlanlar muhtelit olup envâı teganniyat ile tevhid ederler iken kelime-i tehvidi tağyir edip gâh dil men, gâh canmen ve gâh<br />
<br />
<br />
Sen bir ulu sultansın<br />
Canlar içinde cansın<br />
çün âyan gördüm seni<br />
Pinhan kayusu değil<br />
<br />
<br />
Deyüp ve gâh<br />
<br />
<br />
Cennet cennet dedikleri<br />
Bir ev ile birkaç hÃ»ri<br />
İsteyene ver sen anı<br />
Bana seni gerek seni<br />
<br />
<br />
Deyü göğüslerini döğüp evzâ-ı garibe ettiklerinde ahâli-i mahalleden bazı kimesneler zâviye-i mezbÃ»rede şeyh olan Zeyd&#8217;e;<br />
<br />
<br />
- Bu makule evzâa niçün râzı olursun? Dediklerinde, Zeyd:<br />
- Ne lazım gelir? Ve mâ haleket-el cinne vel inse illa liyabudün demekle cevap verse şer&#8217;an Zeyd&#8217;e ne lazım gelir?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El cevap: Evza ve akval-i mezbure kemal mertebe fuhuş olduğundan gayri, cennet hakkında söyledikleri kelime-i şenia küfr-i sarihtir. Katilleri mübahtır.</span><br />
<br />
şeyhleri olan bi-din hikâyet olan ef&#8217;al ve akvâl men&#8217;e mübaşeret olunmazsa dahi ne lazım gelür demekle kâfir olduğundan gayrı o kabayihi ibadet kabilinden addedüp âyet-i kerimeyi ana delil getirmekle tekrar kâfir olur. Ve bu itikattan rücu etmezse katilleri vâcip olur.&#8221;<br />
<br />
<br />
KAYNAK :<br />
İstanbul Millet Kütüphanesi şeriye no. 80&#8217;de kayıtlı Fetâvâ-yi Ebussuud adlı esrin 217a ve 217b&#8217;de kayıtlı bulunan bu fetvanın metni  <br />
<br />
Alıntı : İnternet Haber<br />
<br />
Yorum :<br />
<br />
" Görüldüğü gibi, Osmanlı&#8217;nın yükseliş döneminin en büyük şeyhülislamlarından kabul edilen Ebussuud Efendi tarafından, kadınlı-erkekli ve müzikli bir ibadet biçimi "fuhuş&#8220; olarak nitelendirilmekte, Yunus&#8217;un tasavvuf içerikli deyişlerine bile tahammül edilmemekte ve bu yolun sâliklerinin katlinin şer&#8217;an helâl olduğu yolunda fetva verilmektedir&#8230;"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ebu Suud Efendi Yunus'un Şiirlerini Okumak Açıkça Küfürdür <br />
<br />
Star TV'de yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisinde Mehmet Ebu Suud Efendi Yunus Emre'nin şiirleri için "yunus'un şiirlerini okumak açıkça küfürdür" dedi.<br />
<br />
<br />
Şeyhulİslam Ebu 's Suud Efend'nin, Yunus Emre'nin Şiirine Küfür Fetvası<br />
<br />
(İskilip 30.12.1490 &#8211; İstanbul 22.08.1574) / H.638 (M.1240) - H.720 (1320)<br />
&#8220;İkinci Ebu Hanife&#8221; namıyla anılan alim, hukukçu ve tefsirci. / Tasavvuf, felseve Şairi<br />
. . .<br />
Bu kanunlar ve fetvalarla ehl-i sünnet inancına ve Hanefi fıkhına dayalı bir devlet ve toplum düzeni oluşturulmuştur. Bu inanç ve düzene ters düşen her tür davranış ve düşünce akımlarına Ebussud Efendi şiddetle karşı çıkmıştır.<br />
<br />
Tüm batıni (içrek) inanç ve davranışların yanı sıra vahdet-i vucud (varlık birliği) inancına dayalı bir tasavvuf (gizemcilik) anlayışını bile zındıklık (dinsizlik) ve ilhad (dinden çıkma) saymış, bu inanç sahiplerinin şer&#8217;an öldürülmelerinin gerektiği yolunda fetvalar vermiştir.<br />
<br />
Ebu's Suud Efendi, Oğlanşeyhi diye anılan İsmail Mâşuki&#8217;nin katli için İbn Kemal&#8217;in verdiği fetvayı desteklediği gibi, şeyhulislamken kendisi de Melâmi Bayrami tarikatından şeyh Husameddin Ankaravi&#8217;nin halifesi Bosnalı şeyh Hamza Bali&#8217;nin ve Halvetiye tarikatının Gülşeni kolundan şeyh Karamani&#8217;nin öldürülmeleri yolunda fetva vermiştir.<br />
<br />
Yunus Emre'nin Şiirine Küfür Fetvası Bunda o kadar ileri gitmiş ki Yunus Emre&#8217;nin kimi şiirlerini açıkça dinden çıkma (kufr-i sarih) saymış, okuyanların öldürülmelerinin şer&#8217;an mubah olduğu yolunda fetva vermiştir. (İstanbul Millet Kütüphanesi şeriye no. 80&#8217;de kayıtlı Fetâvâ-yi Ebu's Suud adlı esrin 217a ve 217 b&#8217;de kayıtlı bulunan bu fetvanın metni şudur) <br />
<br />
Mesele: &#8220;Bir zaviyenin mescidinde eşhâs-ı muhtelife ile oğlanlar muhtelit olup envâı teganniyat ile tevhid ederler iken kelime-i tehvidi tağyir edip gâh dil men, gâh canmen ve gâh<br />
<br />
<br />
Sen bir ulu sultansın<br />
Canlar içinde cansın<br />
çün âyan gördüm seni<br />
Pinhan kayusu değil<br />
<br />
<br />
Deyüp ve gâh<br />
<br />
<br />
Cennet cennet dedikleri<br />
Bir ev ile birkaç hÃ»ri<br />
İsteyene ver sen anı<br />
Bana seni gerek seni<br />
<br />
<br />
Deyü göğüslerini döğüp evzâ-ı garibe ettiklerinde ahâli-i mahalleden bazı kimesneler zâviye-i mezbÃ»rede şeyh olan Zeyd&#8217;e;<br />
<br />
<br />
- Bu makule evzâa niçün râzı olursun? Dediklerinde, Zeyd:<br />
- Ne lazım gelir? Ve mâ haleket-el cinne vel inse illa liyabudün demekle cevap verse şer&#8217;an Zeyd&#8217;e ne lazım gelir?<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">El cevap: Evza ve akval-i mezbure kemal mertebe fuhuş olduğundan gayri, cennet hakkında söyledikleri kelime-i şenia küfr-i sarihtir. Katilleri mübahtır.</span><br />
<br />
şeyhleri olan bi-din hikâyet olan ef&#8217;al ve akvâl men&#8217;e mübaşeret olunmazsa dahi ne lazım gelür demekle kâfir olduğundan gayrı o kabayihi ibadet kabilinden addedüp âyet-i kerimeyi ana delil getirmekle tekrar kâfir olur. Ve bu itikattan rücu etmezse katilleri vâcip olur.&#8221;<br />
<br />
<br />
KAYNAK :<br />
İstanbul Millet Kütüphanesi şeriye no. 80&#8217;de kayıtlı Fetâvâ-yi Ebussuud adlı esrin 217a ve 217b&#8217;de kayıtlı bulunan bu fetvanın metni  <br />
<br />
Alıntı : İnternet Haber<br />
<br />
Yorum :<br />
<br />
" Görüldüğü gibi, Osmanlı&#8217;nın yükseliş döneminin en büyük şeyhülislamlarından kabul edilen Ebussuud Efendi tarafından, kadınlı-erkekli ve müzikli bir ibadet biçimi "fuhuş&#8220; olarak nitelendirilmekte, Yunus&#8217;un tasavvuf içerikli deyişlerine bile tahammül edilmemekte ve bu yolun sâliklerinin katlinin şer&#8217;an helâl olduğu yolunda fetva verilmektedir&#8230;"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Böceğe Atatürk İsmi Verdiler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bocege-ataturk-ismi-verdiler.html</link>
			<pubDate>Thu, 06 Dec 2012 15:37:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bocege-ataturk-ismi-verdiler.html</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye'nin önemli tarihi şahsiyetlerinin isimleri yeni keşfedilen böceklere verilince tartışma çıktı. Önce Sütçü İmam'ın ardından da Atatürk'ün adının yeni keşfedilen bir böceğe verilmesi tepkilere neden oldu.<br />
<br />
ÇÖLAŞAN: "BÖCEK ATATÜRKLE ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ"<br />
<br />
<br />
Erzurum'da bir böceğe Pedinpompilus Atatuerki adı verilince tartışmalar daha da yükseldi. Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde yeni bulunan böceklere Atatürk ile padişahların Latince'ye uyarlanmış isimlerinin verilince Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan "Karafatmaya Atatürk ismi konulamaz. Böcek Atatürk ile özdeşleştirilemez" diyerek tepki gösterdi.<br />
<br />
"O PROF'UN TÜRKLÜĞÜNDEN ŞÜPHE EDİYORUM"<br />
<br />
CHP İl Başkanı Şahin Cananoğlu ise "Ben o profesörün Türklüğünden şüphe duyarım" diye konuştu. MHP İl Başkanı Zekai Kaya art niyet olduğunu belirtirken Erzurum Kalkınma Vakfı Başkanı Erdal Güzel ise "Kendi ismini versin" dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendi Babasının İsmini Versin</span><br />
<br />
Not : Bu tür böcek kafalılara Tepkimizi gösterelim]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye'nin önemli tarihi şahsiyetlerinin isimleri yeni keşfedilen böceklere verilince tartışma çıktı. Önce Sütçü İmam'ın ardından da Atatürk'ün adının yeni keşfedilen bir böceğe verilmesi tepkilere neden oldu.<br />
<br />
ÇÖLAŞAN: "BÖCEK ATATÜRKLE ÖZDEŞLEŞTİRİLEMEZ"<br />
<br />
<br />
Erzurum'da bir böceğe Pedinpompilus Atatuerki adı verilince tartışmalar daha da yükseldi. Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde yeni bulunan böceklere Atatürk ile padişahların Latince'ye uyarlanmış isimlerinin verilince Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan "Karafatmaya Atatürk ismi konulamaz. Böcek Atatürk ile özdeşleştirilemez" diyerek tepki gösterdi.<br />
<br />
"O PROF'UN TÜRKLÜĞÜNDEN ŞÜPHE EDİYORUM"<br />
<br />
CHP İl Başkanı Şahin Cananoğlu ise "Ben o profesörün Türklüğünden şüphe duyarım" diye konuştu. MHP İl Başkanı Zekai Kaya art niyet olduğunu belirtirken Erzurum Kalkınma Vakfı Başkanı Erdal Güzel ise "Kendi ismini versin" dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendi Babasının İsmini Versin</span><br />
<br />
Not : Bu tür böcek kafalılara Tepkimizi gösterelim]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erdoğanâın gündeminde neden sürekli okul ve ordu var]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-erdogan%C3%A2%C2%80%C2%99in-gundeminde-neden-surekli-okul-ve-ordu-var.html</link>
			<pubDate>Sat, 01 Dec 2012 10:56:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-erdogan%C3%A2%C2%80%C2%99in-gundeminde-neden-surekli-okul-ve-ordu-var.html</guid>
			<description><![CDATA[Tespit 1) <br />
<br />
Önce &#8220;andımızı&#8221; gündeme getirdiler, &#8220;kaldırılsın&#8221; dediler.<br />
<br />
Sonra 4+4+4 sistemine geçildi. Müfredat değişti. Son olarak kılık-kıyafet yönetmeliği hayata geçirildi. İmam Hatip meselesine hiç girmeyelim&#8230;<br />
<br />
Tespit 2) <br />
<br />
&#8220;Dijital terör&#8221; ile mensupları internetle, mahkemelerle gözden düşürüldü. Profesyonel orduya geçildi. Ordu para kazanma ocağına dönüştürüldü. Vs. Vs.<br />
<br />
Tüm bunlar niye?<br />
<br />
Anlatalım:<br />
<br />
Batı&#8217;da modern &#8220;vatandaşlık&#8221; bilinci okul ve ordu dediğimiz iki kurumsal yapı potasında şekillendi.<br />
<br />
Dominique Sehnapper, 1994&#8217;de uluslaşma sürecini anlatan (La Communaute des Citoyens) eserinde şöyle yazdı:<br />
<br />
&#8220;Tüm ulus kuramcıları &#8211;Rousseau, Kant, Fichte, Mauss- okul üzerinde ısrar ettiler; çünkü bu, okulun teknik bilgiler vermesinden ziyade vatandaş yetiştirme özelliğindendir.&#8221;<br />
<br />
Ulus-devlet oluşumunun en önemli araçlarından biri de; rüştüne ermiş her erkeğin askerlik görevini yapmak üzere orduya katılmasıdır.<br />
<br />
Bu kez sözü J. Habermas&#8217;a bırakalım:<br />
<br />
&#8220;Askerlik görevinin genelleşmesi vatandaşlık haklarının karşılığından başka bir şey değildir. Vatan için savaşmaya ve ölmeye hazır olmak suretiyle ulusal bilinç ve cumhuriyetçi espri ortaya konmuştur.&#8221;<br />
<br />
Şimdi Erdoğan&#8217;ın son yıllardaki okul-ordu üzerindeki icraatlarını bir kez daha hatırlayınız! Bunlar, modern ulus-devlet olgusuna ne derece uygundur?<br />
<br />
Bakınız:<br />
<br />
Ulus-devlet, Aydınlanmanın ürünüdür.<br />
<br />
Aydınlanmanın temel düsturu, insanların özellikle din konularındaki vesayetten çıkmalarıdır&#8230;<br />
<br />
Erdoğan&#8217;ın amacı tarihi tersine çevirmektir; vatandaşlıktan tebaaya geçiş sağlamaktır!<br />
<br />
Ulusal bilincin araçları bu nedenle hedeftedir&#8230;<br />
<br />
Okul-ordu bu nedenle hep gündemlerindedir.<br />
<br />
Ve çünkü: gizli ajandalarında bu yazmaktadır&#8230;<br />
<br />
Odatv.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tespit 1) <br />
<br />
Önce &#8220;andımızı&#8221; gündeme getirdiler, &#8220;kaldırılsın&#8221; dediler.<br />
<br />
Sonra 4+4+4 sistemine geçildi. Müfredat değişti. Son olarak kılık-kıyafet yönetmeliği hayata geçirildi. İmam Hatip meselesine hiç girmeyelim&#8230;<br />
<br />
Tespit 2) <br />
<br />
&#8220;Dijital terör&#8221; ile mensupları internetle, mahkemelerle gözden düşürüldü. Profesyonel orduya geçildi. Ordu para kazanma ocağına dönüştürüldü. Vs. Vs.<br />
<br />
Tüm bunlar niye?<br />
<br />
Anlatalım:<br />
<br />
Batı&#8217;da modern &#8220;vatandaşlık&#8221; bilinci okul ve ordu dediğimiz iki kurumsal yapı potasında şekillendi.<br />
<br />
Dominique Sehnapper, 1994&#8217;de uluslaşma sürecini anlatan (La Communaute des Citoyens) eserinde şöyle yazdı:<br />
<br />
&#8220;Tüm ulus kuramcıları &#8211;Rousseau, Kant, Fichte, Mauss- okul üzerinde ısrar ettiler; çünkü bu, okulun teknik bilgiler vermesinden ziyade vatandaş yetiştirme özelliğindendir.&#8221;<br />
<br />
Ulus-devlet oluşumunun en önemli araçlarından biri de; rüştüne ermiş her erkeğin askerlik görevini yapmak üzere orduya katılmasıdır.<br />
<br />
Bu kez sözü J. Habermas&#8217;a bırakalım:<br />
<br />
&#8220;Askerlik görevinin genelleşmesi vatandaşlık haklarının karşılığından başka bir şey değildir. Vatan için savaşmaya ve ölmeye hazır olmak suretiyle ulusal bilinç ve cumhuriyetçi espri ortaya konmuştur.&#8221;<br />
<br />
Şimdi Erdoğan&#8217;ın son yıllardaki okul-ordu üzerindeki icraatlarını bir kez daha hatırlayınız! Bunlar, modern ulus-devlet olgusuna ne derece uygundur?<br />
<br />
Bakınız:<br />
<br />
Ulus-devlet, Aydınlanmanın ürünüdür.<br />
<br />
Aydınlanmanın temel düsturu, insanların özellikle din konularındaki vesayetten çıkmalarıdır&#8230;<br />
<br />
Erdoğan&#8217;ın amacı tarihi tersine çevirmektir; vatandaşlıktan tebaaya geçiş sağlamaktır!<br />
<br />
Ulusal bilincin araçları bu nedenle hedeftedir&#8230;<br />
<br />
Okul-ordu bu nedenle hep gündemlerindedir.<br />
<br />
Ve çünkü: gizli ajandalarında bu yazmaktadır&#8230;<br />
<br />
Odatv.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yurt Gazetesinde Yayınlanan Muharrem sohbetinden inciler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-yurt-gazetesinde-yayinlanan-muharrem-sohbetinden-inciler.html</link>
			<pubDate>Wed, 21 Nov 2012 12:52:35 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-yurt-gazetesinde-yayinlanan-muharrem-sohbetinden-inciler.html</guid>
			<description><![CDATA[Yurt Gazetesinde Necdet Saraç ve Ali Yıldırım'ın ortak hazırladığı Muharrem sohbetinden bir kaç aktarım yapmak istedim.<br />
<br />
İşte bu sohbetten alıntılar:<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Anadolu Alevi - Bektaşileri 10 Muharrem&#8217;i bir matem günü olarak değerlendirirler. Çünkü Hz. Hüseyin 10 Muharrem (18 Ekim) 680&#8217;de Yezit orduları tarafından Kerbela&#8217;da önce susuz bırakılıp daha sonra da başı kesilmek sureti ile şehit edilmiştir.  Bundan dolayı Muharrem ayının ilk 12 günü yas-ı matem günleridir.</blockquote>
<br />
12 İmam Orucundan Hz Üseyin Yasınına döndük şükür.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Muharrem&#8217;in başlangıcı takvimlerde belirtilmekle beraber, geleneksel olarak Muharrem&#8217;e Kurban bayramının son gününden 17 gün sayarak başlanır.</blockquote>
<br />
Bu Başlangıç Açıklaması <br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>İsa&#8217;nın Doğumundan 680 yıl sonra 18 Ekim&#8217;de yaşanmış bu vahşetin yasının tutulduğu tarihin her yıl değişmesi Arapların kullandığı ay takviminden kaynaklanır. Hicri veya Kameri de denilen bu ay takviminde bir yıl 354 gün olduğundan dolayı Muharrem ayı her yıl 11 gün önce gelir; &#8220;ÃşÃ»râ - On Muharrem günü&#8221;de  bu yüzden her yılın değişik zaman dilimlerinde gelir. </blockquote>
<br />
Sürekli Tarihinin değişmesinede Uydurulan Kılıf, Hiç Bir Mantığı yok.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>ORUÇ SÜRESİNCE NELER YAPILMAZ?<br />
<br />
-Su içilmez (Ancak hoşaf, ayran vb. sulu gıdalar alınabilir ama bardakla, tasla kafaya dikilerek içilmez, kaşık kullanılarak içilir.)<br />
-Çamaşır yıkanmaz.<br />
-Tıraş olunmaz.<br />
-Sigara, içki içilmez.<br />
-Hayvan kesilmez, et yenilmez.-<br />
-Ağaç kesilmez.<br />
-Böcek öldürülmez.<br />
-Kokulu maddeler koklanmaz.<br />
-Cinsel ilişki olmaz. (Oruç açıldıktan sonra da)<br />
-Süslenilmez.<br />
-Aynaya bakılmaz.<br />
-Türkü söylenmez.<br />
-Oyun oynanmaz.<br />
-Düğün olmaz. <br />
-Cem yapılmaz. (Cemlerin 48 Perşembe yapılmasının nedeni de budur) l Kimi yörelerde oruç tuz yalayarak açılır.</blockquote>
<br />
Sorum sizin..! Söylenecek söz cok. Gerçi Cevab vermiş Aklınca..<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Geleneksel kesimde hala Muharrem ayına özgü uygulamalar olarak varlığını koruyan (banyo yapmama, tıraş olmama, aynaya bakmama, çamaşır yıkamama gibi) kimi pratiklerin çağdaş yaşam içerisindeki uygulama zorluğu nedeni ile uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.</blockquote>
<br />
Pir'in sözleri adrese ulaşmış demekki.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Muharremin yedinci günü, ki bu gün Kerbela&#8217;da İmam Hüseyin ve yanındakilerin sularının tamamen tükendiği, Fırat nehrine ulaşmanın imkânsız olduğu yani tam anlamıyla susuzluğun başladığı gündür. İşte bu yedinci günde talipler oruç açma saatlerine yakın bir vakitte köyde bulunan bir Dede ailesinin evine gelerek bir kap ile su alırlar. Gelirken elleri boş olarak gelmez, hangi kap ile su alacaksa o kabın içine imkânları dâhilinde yiyecek, içecek cinsinden bir şeyler koyarak onu dede evine bırakır. Getirdiği kabı da su ile doldurup, dedenin duasını da alarak evine götürür. Evde bulananlar akşam orucunu o suyla açardı...  </blockquote>
<br />
Bu Uygulamayı ilk kez duydum... Eeee Hani su İçilmezdi..<br />
<br />
<br />
Devam edecek yazı dizisi 12 gün boyunca bende sizlere aktarım yapmaya devam edeceğim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yurt Gazetesinde Necdet Saraç ve Ali Yıldırım'ın ortak hazırladığı Muharrem sohbetinden bir kaç aktarım yapmak istedim.<br />
<br />
İşte bu sohbetten alıntılar:<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Anadolu Alevi - Bektaşileri 10 Muharrem&#8217;i bir matem günü olarak değerlendirirler. Çünkü Hz. Hüseyin 10 Muharrem (18 Ekim) 680&#8217;de Yezit orduları tarafından Kerbela&#8217;da önce susuz bırakılıp daha sonra da başı kesilmek sureti ile şehit edilmiştir.  Bundan dolayı Muharrem ayının ilk 12 günü yas-ı matem günleridir.</blockquote>
<br />
12 İmam Orucundan Hz Üseyin Yasınına döndük şükür.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Muharrem&#8217;in başlangıcı takvimlerde belirtilmekle beraber, geleneksel olarak Muharrem&#8217;e Kurban bayramının son gününden 17 gün sayarak başlanır.</blockquote>
<br />
Bu Başlangıç Açıklaması <br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>İsa&#8217;nın Doğumundan 680 yıl sonra 18 Ekim&#8217;de yaşanmış bu vahşetin yasının tutulduğu tarihin her yıl değişmesi Arapların kullandığı ay takviminden kaynaklanır. Hicri veya Kameri de denilen bu ay takviminde bir yıl 354 gün olduğundan dolayı Muharrem ayı her yıl 11 gün önce gelir; &#8220;ÃşÃ»râ - On Muharrem günü&#8221;de  bu yüzden her yılın değişik zaman dilimlerinde gelir. </blockquote>
<br />
Sürekli Tarihinin değişmesinede Uydurulan Kılıf, Hiç Bir Mantığı yok.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>ORUÇ SÜRESİNCE NELER YAPILMAZ?<br />
<br />
-Su içilmez (Ancak hoşaf, ayran vb. sulu gıdalar alınabilir ama bardakla, tasla kafaya dikilerek içilmez, kaşık kullanılarak içilir.)<br />
-Çamaşır yıkanmaz.<br />
-Tıraş olunmaz.<br />
-Sigara, içki içilmez.<br />
-Hayvan kesilmez, et yenilmez.-<br />
-Ağaç kesilmez.<br />
-Böcek öldürülmez.<br />
-Kokulu maddeler koklanmaz.<br />
-Cinsel ilişki olmaz. (Oruç açıldıktan sonra da)<br />
-Süslenilmez.<br />
-Aynaya bakılmaz.<br />
-Türkü söylenmez.<br />
-Oyun oynanmaz.<br />
-Düğün olmaz. <br />
-Cem yapılmaz. (Cemlerin 48 Perşembe yapılmasının nedeni de budur) l Kimi yörelerde oruç tuz yalayarak açılır.</blockquote>
<br />
Sorum sizin..! Söylenecek söz cok. Gerçi Cevab vermiş Aklınca..<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Geleneksel kesimde hala Muharrem ayına özgü uygulamalar olarak varlığını koruyan (banyo yapmama, tıraş olmama, aynaya bakmama, çamaşır yıkamama gibi) kimi pratiklerin çağdaş yaşam içerisindeki uygulama zorluğu nedeni ile uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.</blockquote>
<br />
Pir'in sözleri adrese ulaşmış demekki.<br />
<br />
<br />
<blockquote class="mycode_quote"><cite>Alıntı:</cite>Muharremin yedinci günü, ki bu gün Kerbela&#8217;da İmam Hüseyin ve yanındakilerin sularının tamamen tükendiği, Fırat nehrine ulaşmanın imkânsız olduğu yani tam anlamıyla susuzluğun başladığı gündür. İşte bu yedinci günde talipler oruç açma saatlerine yakın bir vakitte köyde bulunan bir Dede ailesinin evine gelerek bir kap ile su alırlar. Gelirken elleri boş olarak gelmez, hangi kap ile su alacaksa o kabın içine imkânları dâhilinde yiyecek, içecek cinsinden bir şeyler koyarak onu dede evine bırakır. Getirdiği kabı da su ile doldurup, dedenin duasını da alarak evine götürür. Evde bulananlar akşam orucunu o suyla açardı...  </blockquote>
<br />
Bu Uygulamayı ilk kez duydum... Eeee Hani su İçilmezdi..<br />
<br />
<br />
Devam edecek yazı dizisi 12 gün boyunca bende sizlere aktarım yapmaya devam edeceğim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Laiklik Ve Atatürk Vurgusu Milletvekili yemininden kaldırılıyor]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-laiklik-ve-ataturk-vurgusu-milletvekili-yemininden-kaldiriliyor.html</link>
			<pubDate>Thu, 15 Nov 2012 10:21:50 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-laiklik-ve-ataturk-vurgusu-milletvekili-yemininden-kaldiriliyor.html</guid>
			<description><![CDATA[Ak Parti, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu&#8217;na sunduğu &#8220;yasama&#8221; bölümüne ilişkin yazılı önerileri arasında çarpıcı düzenlemeler yer aldı. Ak Parti, milletvekili yemininde radikal değişikliğe gitti. Başkan, başkan yardımcısı, bakanlar ve milletvekillerinin göreve başlarken yapacağı yemin metnine &#8220;mukaddesat&#8221; ifadesini ekleyen Ak Parti&#8217;nin yemin metni şöyle:<br />
<br />
&#8220;İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı kalacağıma, devletin bağımsızlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma mukaddesatım ve şerefim üzerine yemin ederim.&#8221;<br />
<br />
Böylece Ak Parti, mevcut anayasa metnindeki, &#8220;Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma&#8221; ve &#8220;Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma, büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim&#8221; ifadelerine yer vermedi.<br />
<br />
Ak Parti, yasama bölümünde &#8220;başkanlık sistemi&#8221; talebini açıkça önerisine yazdı. &#8220;Cumhurbaşkanı&#8221; kelimesi yerine &#8220;başkan&#8221; ifadesini kullanan Ak Parti, TBMM&#8217;den kabul edilen kanunların başkan tarafından onaylanmasını öngördü.<br />
Ak Parti&#8217;nin yasama bölümüne ilişkin önerileri şöyle:<br />
<br />
- TBMM&#8217;nin tatilde olduğu dönemde ülkeye yönelik ani bir saldırı olduğu takdirde TSK&#8217;nın kullanımına başkan karar verecek. Başkan, tatil döneminde Meclis&#8217;i doğrudan doğruya toplantıya çağırabilecek.<br />
<br />
- Başkanın veto yetkisi bulunacak. Başkan onaylamadığı kanunları yeniden görüşülmek üzere &#8220;gerekçeli&#8221; olarak TBMM&#8217;ye geri gönderecek. TBMM, geri gönderilen kanunu, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu yani 330 ile geri gönderirse, başkan 7 gün içinde kanunu yayımlayacak.<br />
<br />
- TBMM&#8217;ye iade edilen ve 330 oy çokluğu ile kabul edilen anayasa değişiklikleri referanduma gitmeyecek.<br />
<br />
- Sadece milletvekilleri yasa teklifi verebilecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ak Parti, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu&#8217;na sunduğu &#8220;yasama&#8221; bölümüne ilişkin yazılı önerileri arasında çarpıcı düzenlemeler yer aldı. Ak Parti, milletvekili yemininde radikal değişikliğe gitti. Başkan, başkan yardımcısı, bakanlar ve milletvekillerinin göreve başlarken yapacağı yemin metnine &#8220;mukaddesat&#8221; ifadesini ekleyen Ak Parti&#8217;nin yemin metni şöyle:<br />
<br />
&#8220;İnsan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye bağlı kalacağıma, devletin bağımsızlığını, ülkenin bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma mukaddesatım ve şerefim üzerine yemin ederim.&#8221;<br />
<br />
Böylece Ak Parti, mevcut anayasa metnindeki, &#8220;Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma&#8221; ve &#8220;Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma, büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim&#8221; ifadelerine yer vermedi.<br />
<br />
Ak Parti, yasama bölümünde &#8220;başkanlık sistemi&#8221; talebini açıkça önerisine yazdı. &#8220;Cumhurbaşkanı&#8221; kelimesi yerine &#8220;başkan&#8221; ifadesini kullanan Ak Parti, TBMM&#8217;den kabul edilen kanunların başkan tarafından onaylanmasını öngördü.<br />
Ak Parti&#8217;nin yasama bölümüne ilişkin önerileri şöyle:<br />
<br />
- TBMM&#8217;nin tatilde olduğu dönemde ülkeye yönelik ani bir saldırı olduğu takdirde TSK&#8217;nın kullanımına başkan karar verecek. Başkan, tatil döneminde Meclis&#8217;i doğrudan doğruya toplantıya çağırabilecek.<br />
<br />
- Başkanın veto yetkisi bulunacak. Başkan onaylamadığı kanunları yeniden görüşülmek üzere &#8220;gerekçeli&#8221; olarak TBMM&#8217;ye geri gönderecek. TBMM, geri gönderilen kanunu, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu yani 330 ile geri gönderirse, başkan 7 gün içinde kanunu yayımlayacak.<br />
<br />
- TBMM&#8217;ye iade edilen ve 330 oy çokluğu ile kabul edilen anayasa değişiklikleri referanduma gitmeyecek.<br />
<br />
- Sadece milletvekilleri yasa teklifi verebilecek.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün ortadoğu öngörüsü sosyal medyada paylaşım rekoru kırıyor...]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-ortadogu-ongorusu-sosyal-medyada-paylasim-rekoru-kiriyor.html</link>
			<pubDate>Mon, 08 Oct 2012 23:32:19 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ataturk-un-ortadogu-ongorusu-sosyal-medyada-paylasim-rekoru-kiriyor.html</guid>
			<description><![CDATA[Atatürk'ün ortadoğu öngörüsü sosyal medyada paylaşım rekoru kırıyor... <br />
Türkiye'nin Ortadoğu politikası ve Suriye ile savaşın eşiğine gelmesi, yapılan açıklamalardan sonra sosyal medyada Ulu Önder Atatürk'ün Ortadoğu ile ilgili öngörüsü paylaşım rekoru kırdı. Özellikle Başbakan Erdoğan'ın Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözüne atıfta bulunarak "Ne barışı" demesi Atatürk'ün 1923 yılında Amerikalı gazeteci Isaac F.Marcosson'a verdiği mülakatı internette paylaşım rekoru kırdı.<br />
<br />
ATATÜRK NE DEMİŞTİ?<br />
<br />
Bir gün, birinci cihan harbinden sonra Ortadoğu'da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O dönem geldiğinde yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri bu halkların değil, emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve kurtuluş savaşında yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onlarında hakkından gelecektir.'']]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Atatürk'ün ortadoğu öngörüsü sosyal medyada paylaşım rekoru kırıyor... <br />
Türkiye'nin Ortadoğu politikası ve Suriye ile savaşın eşiğine gelmesi, yapılan açıklamalardan sonra sosyal medyada Ulu Önder Atatürk'ün Ortadoğu ile ilgili öngörüsü paylaşım rekoru kırdı. Özellikle Başbakan Erdoğan'ın Atatürk'ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" sözüne atıfta bulunarak "Ne barışı" demesi Atatürk'ün 1923 yılında Amerikalı gazeteci Isaac F.Marcosson'a verdiği mülakatı internette paylaşım rekoru kırdı.<br />
<br />
ATATÜRK NE DEMİŞTİ?<br />
<br />
Bir gün, birinci cihan harbinden sonra Ortadoğu'da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır. O dönem geldiğinde yeni kurduğumuz cumhuriyetimizin yöneticileri bu halkların değil, emperyalist güçlerin yanında yer alırsa aynı akıbete kendileri uğrayacaktır ve kurtuluş savaşında yedi düvele haddini bildiren Türk halkı onlarında hakkından gelecektir.'']]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siz Potomya'yı bilir misiniz?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-siz-potomya-yi-bilir-misiniz.html</link>
			<pubDate>Fri, 05 Oct 2012 14:08:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-siz-potomya-yi-bilir-misiniz.html</guid>
			<description><![CDATA[Siz Potomya'yı bilir misiniz? <br />
<br />
Nereden bileceksiniz Karadeniz'in bu şirin kasabasını.. <br />
<br />
Ama Karadenizliler iyi bilir, Potomya'yı ve öyküsünü.. <br />
<br />
Biri var ki; O Potomya'yı herkesten daha iyi bilirdi: Mustafa Kemal Atatürk. <br />
<br />
Cumhuriyetin ilk yılları.. Devrimler peşi sıra geliyor, şapka devrimi henüz uygulamaya konmuş... <br />
<br />
Hilafetçiler durumdan rahatsız. Derken şeyh Sait doğuda hilafet kisvesi altında bilinen Kürt isyanını başlatıyor. <br />
<br />
Vatan toprağının hiç bir köşesinden destek bulamazken, Potomya'da bir sivri zekalı, halkı örgütleyip " hilafet isterük" diye şeyh Sait isyanına destek veriyor. <br />
<br />
Atatürk, önceleri bunları ciddiye almıyor. Ancak "Cumhuriyet istemezük,devrimleri tanımazük" diye sesleri yükselmeye başlayınca duruma el koymak mecburiyeti doğuyor. Donanmanın " Hamidiye" gemisi Potomya sahillerine gönderiliyor. <br />
<br />
Hamidiye , Potomya'yı kuru-sıkı bombalamaya başlayınca isyancı halk çil yavrusu gibi kaçışmaya başlıyor.. <br />
<br />
Hamidiye susmuyor.. Taa ki Potomya'lılar sahilde saf tutarak Hamidiye gemisine secde edip hep bir ağızdan; <br />
<br />
"Atma Hamidiye atma... şapka da giyeceğum, vergi da vereceğum " diyene kadar. <br />
<br />
Potomya neresidir, bilir misiniz? <br />
<br />
Rizenin şirin bir ilçesi.. <br />
<br />
Bugünkü adıyla; Güneysu kazası. <br />
<br />
Güneysu neresidir bilir misiniz? <br />
Recep' in köyü.. <br />
<br />
Şimdi de "Recep kimdir?" diye sormayınız lütfen... Kaydet <br />
Kapat<br />
<br />
Mynet Alıntı;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Siz Potomya'yı bilir misiniz? <br />
<br />
Nereden bileceksiniz Karadeniz'in bu şirin kasabasını.. <br />
<br />
Ama Karadenizliler iyi bilir, Potomya'yı ve öyküsünü.. <br />
<br />
Biri var ki; O Potomya'yı herkesten daha iyi bilirdi: Mustafa Kemal Atatürk. <br />
<br />
Cumhuriyetin ilk yılları.. Devrimler peşi sıra geliyor, şapka devrimi henüz uygulamaya konmuş... <br />
<br />
Hilafetçiler durumdan rahatsız. Derken şeyh Sait doğuda hilafet kisvesi altında bilinen Kürt isyanını başlatıyor. <br />
<br />
Vatan toprağının hiç bir köşesinden destek bulamazken, Potomya'da bir sivri zekalı, halkı örgütleyip " hilafet isterük" diye şeyh Sait isyanına destek veriyor. <br />
<br />
Atatürk, önceleri bunları ciddiye almıyor. Ancak "Cumhuriyet istemezük,devrimleri tanımazük" diye sesleri yükselmeye başlayınca duruma el koymak mecburiyeti doğuyor. Donanmanın " Hamidiye" gemisi Potomya sahillerine gönderiliyor. <br />
<br />
Hamidiye , Potomya'yı kuru-sıkı bombalamaya başlayınca isyancı halk çil yavrusu gibi kaçışmaya başlıyor.. <br />
<br />
Hamidiye susmuyor.. Taa ki Potomya'lılar sahilde saf tutarak Hamidiye gemisine secde edip hep bir ağızdan; <br />
<br />
"Atma Hamidiye atma... şapka da giyeceğum, vergi da vereceğum " diyene kadar. <br />
<br />
Potomya neresidir, bilir misiniz? <br />
<br />
Rizenin şirin bir ilçesi.. <br />
<br />
Bugünkü adıyla; Güneysu kazası. <br />
<br />
Güneysu neresidir bilir misiniz? <br />
Recep' in köyü.. <br />
<br />
Şimdi de "Recep kimdir?" diye sormayınız lütfen... Kaydet <br />
Kapat<br />
<br />
Mynet Alıntı;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anlatacak Muhalefet İsterim]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-anlatacak-muhalefet-isterim.html</link>
			<pubDate>Wed, 03 Oct 2012 11:37:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-anlatacak-muhalefet-isterim.html</guid>
			<description><![CDATA[Eksiksiz, kusursuz, çok çalışan, söylediğini dinleten &#8220;muhalefet olma&#8221; zamanı geldi, geçiyor.<br />
<br />
Yapılanlar zam mıdır?<br />
<br />
Deli Dumrul haracı mı?<br />
<br />
İktidar riyakar.<br />
<br />
İkiyüzlü. Murai.<br />
<br />
Başbakan bilgi kirletiyor.<br />
<br />
İşte tam muhalefet zamanı.<br />
<br />
Halk kulağını açtı bekliyor.<br />
<br />
Muhalefet anlatsın isterim.<br />
<br />
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Bölge Başkanlığını 9 yıl (1980&#8217;de başlayıp 1989&#8217;a kadar) yaptı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1986&#8217;da  Dünya Enerji Kongresi için istatistikleri hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Ünal Erdoğan, &#8220;yapılanın zam değil halka bindirilmiş Deli Dumrul haracı&#8221; olduğunu hesapladı.<br />
<br />
İşte hesap:<br />
<br />
Doğal gaz:<br />
<br />
İthal ediliyor.<br />
<br />
(Yılda 46 milyar metreküp)<br />
<br />
8 milyar TL&#8217;na mal ediliyor..<br />
<br />
Halka 55 milyar TL&#8217;ye satılıyor.<br />
<br />
Gazda Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
47 milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Petrol:<br />
<br />
İthal ediliyor.<br />
<br />
(Yılda 34 milyon Ton)<br />
<br />
17 milyar TL&#8217;ye mal ediliyor.<br />
<br />
Halka 93 milyar TL&#8217;ye satılıyor.<br />
<br />
Petrolde Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
76 milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Elektrik:<br />
<br />
İthal değil. Ülke üretiyor.<br />
<br />
(Yılda 200 milyar kilovat saat)<br />
<br />
17 milyar TL&#8217;ye mal ediyor.<br />
<br />
Halka 76 milyar TL&#8217;ye satıyor.<br />
<br />
Elektrikte Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
59 Milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Üç kalem malda (doğal gaz, petrol yani akaryakıt, elektrik) mal oluş fiyatı ile halka satış fiyatı arasındaki fark (doğal gazda 47 milyar- petrolde  76 milyar- elektrikte 59 milyar TL) 182 milyar TL&#8217;ye çıkıyorsa bunun adı &#8220;zam değil&#8221; olsa olsa gizli, ikiyüzlü, riyakar ve sömürücü vergi olabilir.<br />
<br />
Yukarda size yazdığım tabloyu çıkartıp bana gönderen enerji politikaları uzmanı yüksek elektrik mühendisi Ünal Erdoğan, &#8220;doğal gaz, petrol ve elektriğin halka satış fiyatları içine 20-25 ad altında (parakende satış hizmet bedeli, enerji fonu bedeli, tüketim vergisi, ileri kullanım vergisi, TRT payı gibi) vergi bindirildiğini&#8221; de söylüyor.<br />
<br />
Nisan ayından Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Doğal gaza yüzde 30 zam geldi.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan bugüne:<br />
<br />
Elektriğe yüzde 19 zam yapıldı.<br />
<br />
İthal edilen doğalgazın fiyatı mı artı ki, hem doğalgaza ve hem elektriğe bu yüksek zamlar (gizli sömürücü vergi- Deli Dumrul haracı) biniyor.<br />
<br />
Hayır doğal gaz fiyatı artmadı.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Doların değeri mi arttı?<br />
<br />
Hayır dolar değeri artmadı.<br />
<br />
Tersine: 1.87&#8217;den 1.79&#8217;a indi.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Ham petrolün fiyatı mı arttı?<br />
<br />
Hayır o da artmadı.<br />
<br />
Mal oluş fiyatları artmadığı halde satış fiyatları yükseltilerek, &#8220;gizli sömürücü vergilerle&#8221; toplanan paralar niçin? Nerede nasıl harcanıyor? Türkiye, 15-16 ailenin HES santrali sömürgesi haline neden getirildi? 1 kilovaat saat elektrik; su santralinden 1&#8217;e elde edilirken, doğal gaz santralinden 16&#8217;ya elde ediliyor. Türkiye kendi su kaynaklarından ucuz elektrik üretmek yerine pahalı ve dışa bağımlı ithal doğalgazdan elektrik üretmede niçin ısrar ediyor? Bu sömürücü yapıdan kimler yemleniyor?<br />
<br />
Muhalefet anlatsın isterim.<br />
<br />
Halk kulağını açtı bekliyor.<br />
<br />
KUTU<br />
<br />
(uyan borusu)<br />
<br />
Sözcü<br />
<br />
Necati Doğru]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eksiksiz, kusursuz, çok çalışan, söylediğini dinleten &#8220;muhalefet olma&#8221; zamanı geldi, geçiyor.<br />
<br />
Yapılanlar zam mıdır?<br />
<br />
Deli Dumrul haracı mı?<br />
<br />
İktidar riyakar.<br />
<br />
İkiyüzlü. Murai.<br />
<br />
Başbakan bilgi kirletiyor.<br />
<br />
İşte tam muhalefet zamanı.<br />
<br />
Halk kulağını açtı bekliyor.<br />
<br />
Muhalefet anlatsın isterim.<br />
<br />
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Bölge Başkanlığını 9 yıl (1980&#8217;de başlayıp 1989&#8217;a kadar) yaptı. Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 1986&#8217;da  Dünya Enerji Kongresi için istatistikleri hazırlayan ekibin içinde yer aldı. Ünal Erdoğan, &#8220;yapılanın zam değil halka bindirilmiş Deli Dumrul haracı&#8221; olduğunu hesapladı.<br />
<br />
İşte hesap:<br />
<br />
Doğal gaz:<br />
<br />
İthal ediliyor.<br />
<br />
(Yılda 46 milyar metreküp)<br />
<br />
8 milyar TL&#8217;na mal ediliyor..<br />
<br />
Halka 55 milyar TL&#8217;ye satılıyor.<br />
<br />
Gazda Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
47 milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Petrol:<br />
<br />
İthal ediliyor.<br />
<br />
(Yılda 34 milyon Ton)<br />
<br />
17 milyar TL&#8217;ye mal ediliyor.<br />
<br />
Halka 93 milyar TL&#8217;ye satılıyor.<br />
<br />
Petrolde Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
76 milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Elektrik:<br />
<br />
İthal değil. Ülke üretiyor.<br />
<br />
(Yılda 200 milyar kilovat saat)<br />
<br />
17 milyar TL&#8217;ye mal ediyor.<br />
<br />
Halka 76 milyar TL&#8217;ye satıyor.<br />
<br />
Elektrikte Deli Dumrul Haracı:<br />
<br />
59 Milyar TL&#8217;ye ulaştı.<br />
<br />
Üç kalem malda (doğal gaz, petrol yani akaryakıt, elektrik) mal oluş fiyatı ile halka satış fiyatı arasındaki fark (doğal gazda 47 milyar- petrolde  76 milyar- elektrikte 59 milyar TL) 182 milyar TL&#8217;ye çıkıyorsa bunun adı &#8220;zam değil&#8221; olsa olsa gizli, ikiyüzlü, riyakar ve sömürücü vergi olabilir.<br />
<br />
Yukarda size yazdığım tabloyu çıkartıp bana gönderen enerji politikaları uzmanı yüksek elektrik mühendisi Ünal Erdoğan, &#8220;doğal gaz, petrol ve elektriğin halka satış fiyatları içine 20-25 ad altında (parakende satış hizmet bedeli, enerji fonu bedeli, tüketim vergisi, ileri kullanım vergisi, TRT payı gibi) vergi bindirildiğini&#8221; de söylüyor.<br />
<br />
Nisan ayından Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Doğal gaza yüzde 30 zam geldi.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan bugüne:<br />
<br />
Elektriğe yüzde 19 zam yapıldı.<br />
<br />
İthal edilen doğalgazın fiyatı mı artı ki, hem doğalgaza ve hem elektriğe bu yüksek zamlar (gizli sömürücü vergi- Deli Dumrul haracı) biniyor.<br />
<br />
Hayır doğal gaz fiyatı artmadı.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Doların değeri mi arttı?<br />
<br />
Hayır dolar değeri artmadı.<br />
<br />
Tersine: 1.87&#8217;den 1.79&#8217;a indi.<br />
<br />
Nisan&#8217;dan Eylül&#8217;e:<br />
<br />
Ham petrolün fiyatı mı arttı?<br />
<br />
Hayır o da artmadı.<br />
<br />
Mal oluş fiyatları artmadığı halde satış fiyatları yükseltilerek, &#8220;gizli sömürücü vergilerle&#8221; toplanan paralar niçin? Nerede nasıl harcanıyor? Türkiye, 15-16 ailenin HES santrali sömürgesi haline neden getirildi? 1 kilovaat saat elektrik; su santralinden 1&#8217;e elde edilirken, doğal gaz santralinden 16&#8217;ya elde ediliyor. Türkiye kendi su kaynaklarından ucuz elektrik üretmek yerine pahalı ve dışa bağımlı ithal doğalgazdan elektrik üretmede niçin ısrar ediyor? Bu sömürücü yapıdan kimler yemleniyor?<br />
<br />
Muhalefet anlatsın isterim.<br />
<br />
Halk kulağını açtı bekliyor.<br />
<br />
KUTU<br />
<br />
(uyan borusu)<br />
<br />
Sözcü<br />
<br />
Necati Doğru]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yol Haritası]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-yol-haritasi.html</link>
			<pubDate>Fri, 28 Sep 2012 13:02:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=20">Zekai</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-yol-haritasi.html</guid>
			<description><![CDATA[Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den çok çarpıcı bir yazı daha! Özdil AKP'nin yol haritasını bakın nasıl yerden yere vurdu?<br />
<br />
Yol haritası<br />
&#8220;Güzel şeyler olacak...&#8221;<br />
<br />
Hayırdır inşallah?<br />
&#8220;Analar ağlamasın.&#8221;<br />
İnşallah.<br />
&#8220;Açılım başlatıyoruz.&#8221;<br />
Bismillah.<br />
&#8220;Bedeli ne olursa olsunnn!&#8221;<br />
Ya Allah!<br />
&#8220;Habur.&#8221;<br />
Allahh Allahh Allahh...<br />
&#8220;Değerli kardeşlerim, hayır cephesinde kimler var, cehape var, mehape var, Kandil var, Kandil!&#8221;<br />
Allah Allah?<br />
&#8220;Yetmez ama evet.&#8221;<br />
Maaşallah.<br />
&#8220;Genelkurmay başkanı terörist.&#8221;<br />
Elhamdüllillah.<br />
&#8220;Her kürtaj Uludere&#8217;dir.&#8221;<br />
Hafazanallah.<br />
&#8220;Zana: Bu işi başbakan çözer.&#8221;<br />
Evelallah.<br />
&#8220;Bi Obama&#8217;ya danışıp geleyim.&#8221;<br />
Eyvallah.<br />
&#8220;Ramazana hürmeten sabrediyoruz, bıçak kemiğe dayandı, kükremiş sel olur, bendimizi çiğner aşarız.&#8221;<br />
Alimallah.<br />
&#8220;Gazabımız şiddetli ve kahredicidir.&#8221;<br />
Maazallah.<br />
&#8220;Reaksiyon gösteremedim.&#8221;<br />
Hasbinallah.<br />
&#8220;Hindistan&#8217;da Pakistan&#8217;da olur böyle şeyler, tanıtım potansiyeli olan popüler kişi&#8217;ye kilim hediye edilmesi, sucuk ikram edilmesi normaldir, lokum bile dağıtılır, halay çekseydi yadırgardık.&#8221;<br />
Fesuphanallah.<br />
&#8220;Şehitlik nasip işidir.&#8221;<br />
İllallah.<br />
<br />
*<br />
<br />
&#8220;Biz, terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da masaya oturmayacağız, biz buyuz.&#8221;<br />
Vallah billah.<br />
&#8220;Bunlarla masaya oturduğumuzu söyleyenler, bu alçakça iftirada bulunanlar, müfteridir, şerefsizdir.&#8221;<br />
Estağfurullah.<br />
&#8220;Evet, görüştük, gene görüşeceğiz.&#8221;<br />
Hay Allah!<br />
<br />
*<br />
<br />
E güzergâhı öğrendiğinize göre...<br />
Beraber yürüyün bu yollarda.<br />
Yallah.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil'den çok çarpıcı bir yazı daha! Özdil AKP'nin yol haritasını bakın nasıl yerden yere vurdu?<br />
<br />
Yol haritası<br />
&#8220;Güzel şeyler olacak...&#8221;<br />
<br />
Hayırdır inşallah?<br />
&#8220;Analar ağlamasın.&#8221;<br />
İnşallah.<br />
&#8220;Açılım başlatıyoruz.&#8221;<br />
Bismillah.<br />
&#8220;Bedeli ne olursa olsunnn!&#8221;<br />
Ya Allah!<br />
&#8220;Habur.&#8221;<br />
Allahh Allahh Allahh...<br />
&#8220;Değerli kardeşlerim, hayır cephesinde kimler var, cehape var, mehape var, Kandil var, Kandil!&#8221;<br />
Allah Allah?<br />
&#8220;Yetmez ama evet.&#8221;<br />
Maaşallah.<br />
&#8220;Genelkurmay başkanı terörist.&#8221;<br />
Elhamdüllillah.<br />
&#8220;Her kürtaj Uludere&#8217;dir.&#8221;<br />
Hafazanallah.<br />
&#8220;Zana: Bu işi başbakan çözer.&#8221;<br />
Evelallah.<br />
&#8220;Bi Obama&#8217;ya danışıp geleyim.&#8221;<br />
Eyvallah.<br />
&#8220;Ramazana hürmeten sabrediyoruz, bıçak kemiğe dayandı, kükremiş sel olur, bendimizi çiğner aşarız.&#8221;<br />
Alimallah.<br />
&#8220;Gazabımız şiddetli ve kahredicidir.&#8221;<br />
Maazallah.<br />
&#8220;Reaksiyon gösteremedim.&#8221;<br />
Hasbinallah.<br />
&#8220;Hindistan&#8217;da Pakistan&#8217;da olur böyle şeyler, tanıtım potansiyeli olan popüler kişi&#8217;ye kilim hediye edilmesi, sucuk ikram edilmesi normaldir, lokum bile dağıtılır, halay çekseydi yadırgardık.&#8221;<br />
Fesuphanallah.<br />
&#8220;Şehitlik nasip işidir.&#8221;<br />
İllallah.<br />
<br />
*<br />
<br />
&#8220;Biz, terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, hiçbir zaman da masaya oturmayacağız, biz buyuz.&#8221;<br />
Vallah billah.<br />
&#8220;Bunlarla masaya oturduğumuzu söyleyenler, bu alçakça iftirada bulunanlar, müfteridir, şerefsizdir.&#8221;<br />
Estağfurullah.<br />
&#8220;Evet, görüştük, gene görüşeceğiz.&#8221;<br />
Hay Allah!<br />
<br />
*<br />
<br />
E güzergâhı öğrendiğinize göre...<br />
Beraber yürüyün bu yollarda.<br />
Yallah.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>