<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Ortaöğretim]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 06:11:17 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[LYS sonuçları için geri sayım]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-lys-sonuclari-icin-geri-sayim.html</link>
			<pubDate>Mon, 18 Jul 2011 03:52:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=3">donanma44</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-lys-sonuclari-icin-geri-sayim.html</guid>
			<description><![CDATA[ÖSYM'nin, LYS ile ilgili değerlendirme  çalışmalarını tamamladığını bildirilse de, uzmanlar sınav sonuçlarının  ancak önümüzdeki hafta içinde açıklanabileceğini söyledi.<br />
<br />
18-19  ve 25-26 Haziran tarihleri arasında yapılan sınavlarda, LYS-1'e 624 bin  48, LYS-2'ye 293 bin 237, LYS-3'e 679 bin 639, LYS-4'e 377 bin 128,  LYS-5'e 41 bin 580 aday yarışmıştı.<br />
<br />
<br />
Sınav  sonuçları ÖSYM'nin internet sitesinden açıklanacak. Sınavı kazanan  adaylar, üniversite tercihlerini 25 Temmuz-5 Ağustos 2011 tarihleri  arasında yapabilecek. Üniversitelerin lisans ve ön lisans programlarına  toplam 759 bin 668 öğrenci alınacak. Bu öğrencilerin 657 bin 347'si  devlet üniversitelerine yerleştirilecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÖSYM'nin, LYS ile ilgili değerlendirme  çalışmalarını tamamladığını bildirilse de, uzmanlar sınav sonuçlarının  ancak önümüzdeki hafta içinde açıklanabileceğini söyledi.<br />
<br />
18-19  ve 25-26 Haziran tarihleri arasında yapılan sınavlarda, LYS-1'e 624 bin  48, LYS-2'ye 293 bin 237, LYS-3'e 679 bin 639, LYS-4'e 377 bin 128,  LYS-5'e 41 bin 580 aday yarışmıştı.<br />
<br />
<br />
Sınav  sonuçları ÖSYM'nin internet sitesinden açıklanacak. Sınavı kazanan  adaylar, üniversite tercihlerini 25 Temmuz-5 Ağustos 2011 tarihleri  arasında yapabilecek. Üniversitelerin lisans ve ön lisans programlarına  toplam 759 bin 668 öğrenci alınacak. Bu öğrencilerin 657 bin 347'si  devlet üniversitelerine yerleştirilecek.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[10.sınıf edebiyat 161 den sonraki cevaplar]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-10-sinif-edebiyat-161-den-sonraki-cevaplar--18020.html</link>
			<pubDate>Fri, 22 May 2009 23:01:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=103">ÖNDER</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-10-sinif-edebiyat-161-den-sonraki-cevaplar--18020.html</guid>
			<description><![CDATA[Sayfa 161 ve 162<br />
semai <br />
ilk dörtlükte -mez ler redif<br />
ikinci dörtlükte "-ımız" redif ,"-at" tam kafiye, -mez redif<br />
üçüncü dörtlükte "-acı" tunç kafiye -maz redif<br />
dördüncü dörtlükte "-ahri,-ehri,-ahrı" zengin kafiye -mez redif<br />
son dörtlük "-le" tam kafiye -maz redif<br />
<br />
birim değeri:dörtlük<br />
birim sayısı:5<br />
şiirin teması:gurbet<br />
mısra örgüsü:abab cccb dddb eeeb fffb<br />
<br />
birimde anlatılanlar<br />
1)Gurbete çıkmanın tehlikeli olduğunu ve her güzeli de sevmemesi gerektiğini dile getiriyor.<br />
2)Gurbet elde kimsenin kıymetimizi bilmeyeceğini belirtiyor<br />
3)Gurbete gönlündeki derdin ilacını bulmak için çıkmıştır ama bulamayacağını belirtiyor<br />
4)Gurbetin çok zor olduğunu ve kahrının çekilemeyeceğini anlatıyor<br />
5)Aşıkların sevdiklerine kavuşamadıklarını dile getiriyor.<br />
<br />
2.b.Şiiri şiir yapan vurgu ve tonlamadır.Bu  yüzden düz yazı okurken noktalama işaretlerinde yaptığımız vurgu ile şiir vurgusu arasında çok fark vardır<br />
<br />
3.a. gönül gurbet ele çıkma(teşhis)<br />
sunam gurbet elin kahrı(açık istiare)<br />
bülbül figan eder güle(teşhis, telmih, tenasüp)<br />
güzel sevmek sarp bir kale(teşbih, tenasüp)<br />
b.ahengi sağlamış ve şiiri çekici hale getirmiştir<br />
<br />
4.dil sade, imgeler suna ve bülbül<br />
bağlı olduğu gelenek: sözlü gelenek yani aşık etebiyatı<br />
<br />
5.Gurbet ellerin kimsenin yuvası gibi olmadığı ve çok zor olduğu...<br />
<br />
6. Divan tarzı şiirler söylemiştir.<br />
Hem hece nem aruzla yazmıştır.<br />
Asıl kişiliği hece ölçüsüyle yazdığı ölçüsüyle yazdığı koşma ve semailerde görülür.<br />
Gazel, murabba, muhammes tarzı şiirlerde yazmış.Ancak çok başarılı sayılmaz.<br />
<br />
7.saz şairi; halkın arasında olan bir kişidir. ilhamını halk zevkinden halkın hayal gücünden alır. halk şiirinde, günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.<br />
<br />
Sayfa 162<br />
6)Erzurumlu Emrah&#8217;ın fikri ve edebi kişiliği <br />
*Erzurumlu Emrah döneminin önemli saz şairlerindendir.<br />
*kendinden sonra gelen şairler üzerinde etkili olmuştur.<br />
*şiirlerinde kullandığı dil sade ve anlaşılır bir dildir.<br />
*şiirlerinde kafiye ve redifler sağlamdır.<br />
<br />
2.*halk şiiri ile konuşma dili arasında bir benzerlik söz konusudur.<br />
*saz şairi halkın arasında olan bir kişidir.ilhamını halk zevkinden,halkın hayal gücünden alır.<br />
*halk şiirinde,günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.<br />
<br />
Sayfa 163:<br />
<br />
3.etkinlik<br />
Kalem şairleri belli bir eğitim görmüş ve hem aruz hemde heceyle şiir yazabilen halk şairleridir.onların diğer halk şairlerinden ayrılan yönü divan edebiyatı mazmunlarından yararlanmaları ve belli bir eğitim görmüşl olmalarıdır.ayrıca bu şairlerin eserlerindeki dil ve uslup diğer halk şairlerinden farklıdır.kalem şairlerinin en ünlüleri Bayburtlu zihni ve aşık ömerdir.<br />
Halk şairi ise sistemli bir eğitime tabii olmamış usta-çırak ilişkisi ile yetişen şairlerdir.halk şairlerinin şiirleri halk şiirinin bütün özelliklerini tam anlamıyla yansıtır.<br />
<br />
1.a)bir halk şairi şiirlerini söylerken öncelikle halkın beğenisine uygun onun anlayacağı bir anlatım tarzı ve konular seçmiştir.bunları kendi birikimini de katarak soyut ve bir kişinin yaşayabileceği bir konu şeklinde ifade eder.<br />
<br />
1.b)KOŞMA;<br />
<br />
HALK BEĞENİSİ=halkın zevkine günlük yaşamına uygun&#8221;baharın gelişi&#8221;konusu;anlayabileceği dil ve anlatım ;kulağa hoş gelecek ses ve söyleyiş;günlük yaşamına uygun benzetmeler kullanılmıştır.<br />
<br />
SOYUTLUK=aşk,sevinç,çoşku,heyecan<br />
<br />
KİŞİSELLİK=şairirn bilgi,birikim ve hayata bakış açısı şiirin oluşmasında etkili olmuştur.şiirde anlataılanlar bir kişinin yaşayabileceği bir konudur.<br />
<br />
SEMAİ;<br />
<br />
HALK BEĞENİSİ=halkın günlük yaşamına uygun &#8220;gurbet&#8221;konusu;anlayabileceği dil ve anlatım;kulağa hoş gelecek ses ve söyleyiş;günlük yaşamına uygun benzetmeler kullanılmıştır.<br />
<br />
SOYUTLUK=gurbet,gurbet acısı,dert,özlem,sevgiliye hasret<br />
<br />
KİŞİSELLİK=şairin bilgi birikim ve hayata bakış açısı şiirin oluşmasında etkili olmuştur.şiirde anlatılanlar bir kişinin yaşayabileceği bir konudur.<br />
<br />
5.etkinlik<br />
<br />
SEMAİ=Bayburtlu celali<br />
AĞIT;Kağızmanlı hıfzi<br />
SEMAİ;aşık<br />
KOÇAKLAMA;Köroğlu<br />
GÜZELLEME;aşık ömer<br />
VARSAĞI;Karacaoğlan<br />
TAŞALAMA;everekli seyrani<br />
ATALAR SÖZÜ DESTANI;levni<br />
<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME<br />
<br />
1=-doğru<br />
-doğru<br />
-yanlış<br />
-doğru<br />
-doğru<br />
<br />
2=-doğru<br />
-doğru<br />
-yanlış<br />
-yanlış<br />
-yanlış<br />
3= D<br />
4= -güzelleme / koçaklama / taşlama<br />
<br />
5=Koşuk=koşma<br />
Sav=atasözü<br />
Mersiye=sagu<br />
<br />
Sayfa 164 ve 165 <br />
Bayburtlu celali = semai <br />
Kağızmanlı hıfzı = koşma(ağıt)<br />
aşık= semai<br />
kör oğlu= koşma<br />
aşık Ömer = koşma(güzelleme)<br />
karaca oğlan=varsağı<br />
everekli seyrani= koşma (taşlama)<br />
levni=destan<br />
<br />
sayfa 168.<br />
birimlerde anlatılanlar 1-şair pirinin güzelliğinin ve mak**ının güle benzediğini ifade ediyor<br />
2_şair pirinin dergahında herseyin gül gibi olduğunu belirtmekte<br />
3_şair dergahın her yerinin güle benzediğini belirtiyor<br />
4_şair dergahın sularının bile güle benzediğini belirtiyor<br />
5_şair dergahın güllerinin dikenlerinin bile güle benzediğini gül gibi olduğunu söylüyor<br />
6_şair pirinin nefsinin gül gibi olduğunu bülbülünde kendisi gibi gül için figan ettiğini ifade etmektedir<br />
Birim değeri:dörtlük<br />
Birim sayısı:6<br />
Şiirin teması:övgü(methiye)<br />
2_ kafiye ve redif abcb,dddb,eefb,gggb,hıib,jklb<br />
ölçü aruz ölçüsü<br />
ses ve söyleyiş vurgu ve tonl**alar ahengi sağl**ış<br />
3_ hissettiklerim dürüstlük sevinç sevgi bağlılık s**imiyet iyi niyet<br />
5_pir:methiyede tarikat şeyhi anl**ında <br />
taht mak**ı:şiirde şeyhlik mak**ı anl**ında<br />
hak nefesi: şiirde doğru söz anl**ında kullanılmış<br />
<br />
169. sayfa<br />
3.soru<br />
HİSSETTİKLERİM: dürüstlük,sevgi ve iyi niyet,samimiyet,bağlılık.....<br />
<br />
5.soru<br />
Pir=&gt; Methiyede tarikat şeyhi anlamında kullnılmıştır.<br />
Taht makamı=&gt; Şiirde şeyhlik makamı anlamında kullanılmıştır.<br />
Hak nefesi=&gt; Şiirde doğru söz anlamında kullanılmış.<br />
<br />
6.soru<br />
SEYYİT NESIMI<br />
*SADE DİL KULLANMIŞ<br />
*TASAVVUFİ KONULAR İŞLEMİŞ<br />
*MUSAVVUF BİR ŞAİİRDİR.<br />
<br />
SAYFA 170<br />
GAZEL<br />
NAZIM BİÇİMİ:GAZEL NAZIM BİRİMİ:BEYİT ÖLÇÜ:ARUZ TEMA:İLAHİ AŞK DİL:ARAPÇA FARSÇA SÖZCÜKLERİN KULLANILDIĞI AĞIR BİR DİL<br />
<br />
NUTUK<br />
NAZIM BİÇİMİ:NUTUK NAZIM BİRİMİ:dÖRTLÜK ÖLÇÜ:HECE ÖLÇÜSÜ TEMA:ÖĞÜT DİLADE BİR DİL AMA ARAPÇA VE FARSÇA KELİMELER VAR<br />
<br />
TÜRKÜ<br />
NAZIM BİÇİMİ:TÜRKÜ NAZIM BİRİMİ:İKİLİK(İKİ DİZELİK) ÖLÇÜ:HECE ÖLÇÜSÜ<br />
TEMA:AŞK DİL:ARAPÇA VE FARSÇA KELİMELERİN KULLANILDIĞI SADE BİR DİL<br />
<br />
2) ANAONİM: HALKIN YAŞAYIŞINI DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK İÇİN.<br />
AŞIK HALK EDEBİYATIAZ ŞAİRLERİ ARAFINDAN SÖYLENİR.BU ŞİİRLER HALK BEĞENİSİNİN KİŞİSEL DUYARLILIK İLE İFADE ETMEK AMACIYLA YAZILMIŞTIR.<br />
DİNİ TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI:ESERLER TASAVVUFİ DÜŞÜNCESİNİ YAYMAK İÇİN YAZILMIŞTIR<br />
<br />
SAYFA 171 <br />
<br />
1.MESNEVİ<br />
2.TÜRKÜ-MANİ-METHİYE-KOŞMA<br />
3.METHİYE<br />
4.*METHİYELER ....bektaşi TEKKELERINDE......<br />
*PİRLKERİN.... taviat erkan ... nutuk .......DENİR.<br />
5.Y-D-Y-Y<br />
<br />
Sayfa 176<br />
<br />
TAHİR İLE ZÜMRE<br />
<br />
=&gt;İnceleme<br />
<br />
2-)<br />
Karakter çözümleme tablosu<br />
<br />
=karakter nasıl bir insandır?<br />
<br />
Tahir= Aşkı sevdiği için ölmeyi dahi göze alan biridir.<br />
<br />
Zühre= Aşkı sevdiği için ölmeyi dahi göze alan biridir.<br />
<br />
Anne-baba= hırslarına yenilip kızlarını dinlemeyen zalim insanlardır.<br />
<br />
Karadiken= Aşkı için kötülük yapmayan zalim bir insandır.<br />
<br />
<br />
=Karakter durağan mıdır dinamik midir?<br />
<br />
Tahir= Olaylara en fazla yön veren karakterdir hikayenin en dinamik karakteridir.<br />
<br />
Zühre= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
Anne-baba= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
Karadiken= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
<br />
=Hikayenin hangi kısmı sizin karakter hakkında böyle düşünmenize neden oldu?<br />
<br />
Tahir= Hikayede birçok olayın Tahir&#8217;in başından geçmesi veya olayların yönünü değiştirmesi.<br />
<br />
Zühre= Tahir&#8217;le buluştuğu bölümler babasının tahirden kaçırdığı ona kötülük yaptığı bölümler.<br />
<br />
Anne-baba= Büyü yaptırdığı ve aşıkları birbirinden ayırdığı bölümler.<br />
<br />
Karadiken= Tahir ile Zührenin aşkını ve buluştukları haber verdiği bölümler.<br />
<br />
<br />
=Sosyal ortam ve çevre bu karakterleri nasıl etkilemiştir.<br />
<br />
Tahir= Sevdiğine kavuşma konusunda çevresinden bazen yardım alsa da bu yeterli olmamış yaptıklarının hayatına mal olmasına çevresi engel olamamıştır.<br />
<br />
Zühre= Sevdiğine kavuşma konusunda çevresinden bazen yardım alsa da bu yeterli olmamış yaptıklarının hayatına mal olmasına çevresi engel olamamıştır<br />
<br />
Anne-baba= Yaptıkları konusunda özellikle baba hikayenin başında uyarı alsada bunları dikkate almamıştır.Anne-baba çevreden kimse uyarmayınca yaptıklarında aşırıya kaçmışlar zulmetmişler ancak yaptıklarının bedelini de canlarıylada ödemişlerdir.<br />
<br />
Karadiken= zayıf- karakteri çevresine zarar vermesine neden olmuştur.<br />
<br />
<br />
=Bu karakterin sizin toplumsal yapınızdan farkı var mı?<br />
<br />
Tahir= Tahir gibi bir aşığı günümüz toplumumuzda bulmamız zor olsada imkansız değildir.<br />
<br />
Zühre= Zühre gibi bir aşığı günümüz toplumumuzda bulmamız zor olsada imkansız değildir. <br />
<br />
Anne-baba= Bugünkü toplumsal yapıda görülebilirler.<br />
<br />
Karadiken= bu tip insanlar her toplumda görülebilirler.<br />
<br />
<br />
=Bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi varmı?<br />
<br />
Tahir= Vazgeçemediği aşkı ile diğer karakterler üzerinde etkili olmuştur.<br />
<br />
Zühre= Vazgeçemediği aşkı ile diğer karakterler üzerinde etkili olmuştur<br />
<br />
Anne-baba= Tahir ile Zühre üzerinde etkileri vardır.<br />
<br />
Karadiken= Doğrudan Padişah dolaylı olarak Tahir ve Zühre üzerinde etkisi vardır.<br />
<br />
<br />
=Karakter kendi kişilğinin farkındamı? Yani sizin düşündüklerinizi kendi hakkında düşünüyormu?<br />
<br />
Tahir= Tahir kişiliğinin farkındadır.&#8221;aşkı için hayatını ortaya koyan ,sürekli zorluklarla mücadele eden&#8221; Tahir güçlü kişiliğinin farkındadır,özgüveni tamdır.<br />
<br />
Zühre= Zührede mücadeleci bir karakter olarak kişiliğinin farkındadır,özgüveni tamdır.<br />
<br />
Anne-baba= Anne-baba kişiliklerinin farkında değildir.çünkü hikayeye baktığımızda Anne-baba hep olumsuz davranışlar sergilerler ve bu davranışlarının olumsuzluğunu kabul etmezler.<br />
<br />
Karadiken=karadikende yaptığı kötülüklerin farkında değildir,dolayısıyla kişiliğindeki zafiyetin ve olumsuzluğun farkında değildir.<br />
<br />
<br />
=Sizce gerçek hayatta bu hikayedeki karakter gibi davranan biri olabilirmi?<br />
<br />
Tahir= gerçek hayatta Tahir gibi sevgisi uğruna her şeyini verecek biri olabilir.<br />
<br />
Zühre= gerçek hayatta Zühre gibi sevgisi uğruna her şeyini verecek biri olabilir<br />
<br />
Anne-baba= gerçek hayatta sevenleri hırsları uğruna ayıran Anne-baba olabilir.<br />
<br />
Karadiken= gerçek hayatta sevenlerin arasınada giren &#8220;kara dikenler&#8221; olabilir.<br />
<br />
Sayfa 177<br />
<br />
3.a-)<br />
<br />
Tahir ile Zühre hikayesindeki kahramanlar;<br />
<br />
1.Tahir<br />
<br />
2.Zühre<br />
<br />
3.Padişah<br />
<br />
4.Vezir<br />
<br />
5.Zührenin annesi (padişahın karısı)<br />
<br />
6.Belliboncuk<br />
<br />
7.Karadiken<br />
<br />
8.Derviş<br />
<br />
9.Zührenin dadısı<br />
<br />
10.Bahçıvanbaşı<br />
<br />
11.Keloğlan<br />
<br />
12.Çöl beyinin üç kızı <br />
<br />
13.Ak sakallı piir<br />
<br />
<br />
KAHRAMANLAR<br />
<br />
Çile çeken= Tahir Zühre<br />
<br />
Aşık= Tahir, çöl beyinin üç kızı, karadiken<br />
<br />
Halk ozanı= Tahir<br />
<br />
Sevgili= Zühre, Tahir<br />
<br />
Sadık= Tahir, Zühre, Keloğlan<br />
<br />
Fedakar= Tahir, Zühre<br />
<br />
Düşman= Karadiken, Padişah<br />
<br />
Büyücü= Belliboncuk<br />
<br />
Kindar= Padişah ve karısı, Karadiken<br />
<br />
Zalim= Padişah, karadiken<br />
<br />
Güç sahibi= Padişah, derviş, Ak sakallı piir<br />
<br />
Vefalı dost=Dadı, Bahcıvan başı<br />
<br />
İlahi güç= Allah<br />
<br />
Mücadeleci=Tahir, Zühre<br />
<br />
<br />
b-) Hikayenin baş kahramanları Tahir Zühre ve Padişahtır.hikayede baştan sona iyi-kötü mücadelesi yani Tahir ve Zühre ile Padişahın arasındaki mücadele anlatılır.Hikayede iyi ve kötü tarafında olanlar vardır.Padişahın karısı, Belliboncuk, Karadiken kötülük tarafında olup Padişaha kötülük yolunda yardım eden yardımcı kahramanlardır.<br />
Buna karşılık Derviş, Dadı, Ak aksallı piir, Keloğlan, Çöl beyinin kızları ve Bahcıvanbaşı iyilik tarafında olup Tahir ve zümreye yardım ederler.<br />
<br />
c-)Tahir ile Zühre bir halk hikayesidir.&#8221;Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslı,Ferhat ile Şirin&#8221; hikayelerinde de Tahir ile Zühre hikayesinde geçen kahramanlara benzer kahramanlar vardır.ancak günümüzde bu kahramanların bire bir benzeri olmasada bu kahramanları belli yönleriyle karşılayan kişiler içinde yaşadığımız toplumda ve çevremizde olabilir.<br />
<br />
4..a-)<br />
Tahir ile Zühre hikayesindeki mekanlar<br />
<br />
-Billurköşk<br />
<br />
-Saray<br />
<br />
-Hasbağçe<br />
<br />
-Köşk<br />
<br />
-Mardin kalesi<br />
<br />
-Şat nehri<br />
<br />
-Tahir&#8217;in memleketi<br />
<br />
-Tahir&#8217;in aşkından dolayı avare gezdiği dağ,bayır<br />
<br />
-Hasbahçedeki havuz<br />
<br />
-Zühre&#8217;nin köşkte kaldığı oda<br />
<br />
Mekanın işlevi= hikayede geçen mekanlarla hikayenin konusu birbirine uygundur.hikayenin yapı unsurlarından biri olan mekan diğer yapı unsurları ile birlikte hikayeyi oluşturur.<br />
<br />
b-)<br />
mekanların anlatılış tarzı=hikayede mekanlar olayların geçtiği yerlerdir.mekanların özellikleri ayrıntılı şekilde anlatılmamış mekanlar tasvir yapılmadan anlatılmışlardır.<br />
<br />
c-)<br />
tasvir edilen mekanlardan &#8220;Mardin kalesi&#8221; ve &#8220;şat(Dicle) nehri&#8221; gerçektede vardır.<br />
Ancak bunların dışındaki mekanlar gerçekte olabilecek hayali mekanlardır.<br />
<br />
5-)<br />
Zamanın işlevi= hikayedeki zxamanlar hikaye diline uygun olarak genellikle &#8220;bir gün,bir akşam,günlerden birgün&#8221; şeklinde kesin olmayan zamanlardır.hikayenin diğer bir yapı unsuru olan zaman genellik ifade etse de hikayeyi oluşturan bir diğer unsurdur.<br />
<br />
6-) <br />
Mekan zaman ve kişiler olay örgüsünün oluşmasında metnin iletisini ifade etmede ve somutlaşmayı gerçekleştirmede birer araçtırlar.buna göre Tahir ile Zühre nin yapısını oluşturan mekan zaman olay örgüsü ve kişilerden biri bile değiştirilemez ya da atılamaz. Böyle bir şey yapıldığında hikaye &#8220;Tahir ile zührenin hikayesi&#8221; olma özelliğini yitirir.<br />
<br />
<br />
Sayfa 178<br />
<br />
<br />
7.) halk hikayeleri sonradan &#8220;aşık&#8221; adı verilen saz şairleri tarafından anlatılan hikayelerdir.bu hikayelerde nazım ve nesir karışıktır hikaye genelde nesirle anlatılır ancak çoşkulu yerlerde hikayeci olayları sazı eşliğinde nazımla anlatır.bu şekilde hikaye tekdüzelikten kurtulur, dinleyicinin dikkati hikaye üzerinde yoğunlaşmış olur. Tahir ile Zühre hikayesinde de anlatıcı &#8220;duygu yoğunluğu olan bölümlerde olayları duygu ve düşüncelerini manzumelerle anlatmıştır.<br />
<br />
8.a-) <br />
<br />
ALDI TAHİR<br />
Benim yarim bir tane,<br />
Sarılmış mor mintana<br />
Canım kurban olsun<br />
Senin gibi sultana.<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
Yalanım yok sözümde<br />
Sevdası var özümde<br />
Tek Tahir benim olsun<br />
Sultanlık yok gözümde<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
Koncalar açıp doldu<br />
Ne kurudu Ne soldu<br />
Ben seninim Tahir im <br />
Bu benim ahdım oldu<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
İnan Tahir sözüme<br />
Ateş düştü özüme<br />
Sensiz yalan bu dünya<br />
Zindan olur gözüme<br />
<br />
<br />
<br />
b-)hikayenin teması : uğrunda hayatını dahi ortaya koyabilecek &#8220;AŞK&#8221; dır.<br />
<br />
c-)hikayenin teması (aşk) evrenseldir.çünkü : aşk teması insanoğlu var olduğu günden beri günlük yaşamından edebi hayatına kadar hayatının her alanında vardır.günümüzdede aşk temasının ele alındığı binlerce sinema filmi edebi eser vs.. vardır.<br />
<br />
9-)kurmaca özelliklere sahip olan hikayede anlatılan olaylar, durumlar, kişiler günümüzde aynısıyla olamaz.ancak benzer kişilere durumlara olaylara rastlayabiliriz.<br />
<br />
10-)<br />
a.)Tahir ile Zühre hikayesi halk hikayeciliği geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
b.)halk hikayeciliği geleneği özellikleri<br />
<br />
-Sonradan &#8220;aşık&#8221; adı verilen saz şairleri tarafından anlatılır.<br />
<br />
-Genellikle aşk yiğitlik gibi konular işlenir<br />
<br />
-Nazım ve nesir karışıktır.<br />
<br />
-hikayedeki zaman belirsizdir<br />
<br />
-mekan çoğunlukla hayel ürünüdür.<br />
<br />
-kişiler çoğunlukla kimliği bilinmeyen hayali kişilerdir.<br />
<br />
-usta çırak ilişkisi içerisinde kuşaktan kuşağa aktarılır.<br />
<br />
-aşk ayrılık gibi konular işlenir<br />
<br />
-dil son derece sade ve anlaşılırdır.<br />
<br />
-anlatımda halkın günlük diline ait unsurlar sıkça kullanılır.<br />
<br />
<br />
11-) hikayede anlatılan olaylar, kişiler, mekanlar günümüzden farklı özelliklere sahiptir.<br />
Günümüzde ne padişah ne de sultan vardır. Hikayedeki temel olayın yani sevenleri zorla ayırma olayının niteliği düşünüldüğünde günümüzde de bu gibi olaylarla karşılaşabiliriz.Ancak günümüzde ne bir nehre atma ne de bir kaleye hapsetme söz konusudur. Hikayedeki olaylar hikayenin geçtiği zamana uygun olaylardır, o zamanın gerçekliğini ifade ederler.<br />
<br />
<br />
12-) İlahi bakış açısı ile yazılmıştır.<br />
<br />
İlahi bakış açısı özellikleri<br />
<br />
-Anlatıcı her şeyi gören olaylara kişilere hakim durumda olan kişi konumundadır.<br />
<br />
-Anlatıcı karakterlerin zihinlerini okuyabilir.<br />
<br />
14-)Metindeki halk söyleyişleri ve kalıplaşmış ifadeler;<br />
<br />
-diyar diyar gezmek<br />
<br />
-sır olmak<br />
<br />
-figan etmek<br />
<br />
-sözü uzatmak<br />
<br />
-günaha girmek<br />
<br />
-maniler dizmek<br />
<br />
-maşallah maşallah<br />
<br />
-(manilerin) kalpten kalbe giden bir yol olması<br />
<br />
-kurban olmak<br />
<br />
-gönlü (birbirine) açmak<br />
<br />
-(kendini) dağlara vurmak<br />
<br />
-feleğe kahretmek<br />
<br />
-avareliğe vermek<br />
<br />
-kalbi dile aşkı tele getirmek<br />
<br />
-dağ bayır kır çayır dememek<br />
<br />
-mecnun misali<br />
<br />
-ah etmek<br />
<br />
-dağ başı duman duman<br />
<br />
-dünya gözüyle görmek<br />
<br />
-başını koltuğuna almak<br />
<br />
-kan ağlamak<br />
<br />
-derdi bir iken iki olamk<br />
<br />
-güvendiği dallar kırılmak<br />
<br />
-ah ü vahı yeri göğü tutmak<br />
<br />
-yüreği sızlamak<br />
<br />
-ömrü günü tükenmek<br />
<br />
-Beddua üstüne beddua etmek<br />
<br />
-iple çekmek<br />
<br />
-el ayak çekilmek<br />
<br />
-kulaklarına inanamamak <br />
-yüreği kuş gibi çırpınmaya başlamak<br />
<br />
-baş başa konuşmak<br />
<br />
-el etmek<br />
<br />
buyrun arkadaşlar<br />
<br />
<br />
Sayfa 183<br />
<br />
1.) Leyla ile Mecnun hikayesindeki olayların oluş sıraları;<br />
<br />
* Oğlu olmayan kabile başkanının dua etmesi ve bir oğlunun olması<br />
<br />
* Kays&#8217;ın büyüyüp okula gitmesi ve okulda Kays ile Leyla&#8217;nın birbirlerine aşık olması<br />
<br />
* Leyla ile Kays&#8217;ın birbirlerine aşık olduklarını Leyla&#8217;nın annesinin öğrenmesi<br />
<br />
* Bu olaydan dolayı Leyla&#8217;nın annesi tarafından okula gitmesinin yasaklanması<br />
<br />
* Leyla&#8217;yı okulda göremeyen Kays&#8217;ın mecnun olup, başını alarak çöllere düşmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın babasının Leyla&#8217;yı oğluna istemesi, ancak Kays deli oldu diye Leyla&#8217;nın ailesinin bunu kabul etmemesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın aşk derdinden dolayı çöllerde güvercinlerle, ceylanlarla, ahularla arkadaşlık etmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın babasının iyileşmesi için onu Kabe&#8217;ye götürmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın aşk derdinin şiddetlenmesi için Kabe&#8217;de dua etmesi ve duasının kabul olması<br />
<br />
* Nevhel adlı bir yiğidin Mecnun&#8217;a (Kays&#8217;a) yardım etmek amacıyla Leyla&#8217;nın kabilesine savaş açıp Leyla&#8217;yı zorla almak istemesi ancak Mecnun tarafından istenmeyen bu olayın gerçekleşmemesi <br />
<br />
* İbn-i Selam adlı bir Arap beyinin Leyla&#8217;ya aşık olması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın ibn-i Selam ile evlenmesi<br />
<br />
* Mecnun&#8217;un arkadaşı Zeyd&#8217;den, Leyla&#8217;nın evlendiğini öğrenmesi<br />
<br />
* Mecnun ile Leyla&#8217;nın mektuplaşması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın ahından dolayı İbn-i Selam&#8217;ın ölmesi ve Leyla&#8217;nın baba evine dönmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın Mecnun için büyüp ızdıraplar yaşaması<br />
<br />
* Mecnun&#8217;un İbn-i Selam&#8217;ın öldüğünü duyması ve bu olaya üzülmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın çöllerde Mecnun&#8217;u aramaya başlaması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın, ilahi aşka ermiş Mecnun&#8217;u bulması ve Mecnun&#8217;un Leyla&#8217;yı tanımaması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın evine dönmesi ve ölmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın öldüğünü duyan Mecnun&#8217;un Leyla&#8217;nın mezarı başında ölmesi.<br />
<br />
2.) a<br />
<br />
Mecnun = Aşık<br />
<br />
Leyla = Maşuk (sevgili)<br />
<br />
Nevhel = Yardımsever<br />
<br />
Zeyd = Vefalı dost<br />
<br />
İbn-i Selam = Aşık<br />
<br />
Mecnun&#8217;un babası = Şefkatli<br />
<br />
Leyla&#8217;nın annesi ve babası = Zalim, Anlayışsız<br />
<br />
<br />
b.<br />
<br />
Mecnun = Hikayenin baş kahramanlarından birisidir.Olaylar genellikle Mecnun etrafında gelişir.<br />
<br />
Leyla = Hikayenin baş kahramanlarından birisidir.<br />
<br />
Nevhel = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
Zeyd = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
İbn-i Selam = Sevenlerin arasına girdiği için olumsuz özeliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin beli bir bir bölümünde vardır.<br />
<br />
Mecnun&#8217;un babası = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
Leyla&#8217;ın annesi ve babası = Sevenleri ayırdıkları için olumsuz özelliklere sahip kahramanlardır.<br />
<br />
<br />
c.) Leyla ile Mecnun mesnevi tarzında yazımlı bir halk hikayesidir. &#8220;Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin&#8221; hikayelerinde de Leyla ile mecnun hikayesinde geçen kahramanlara benzer kahramanlar vardır. Ancak günümüzde bu kahramanların bire bir benzerleri olmasa da bu kahramanları belli yönleriyle karşılayan kişiler içinde yaşadığımız toplumda ve çevremizde olabilir.<br />
<br />
<br />
3.a) Ahmet Yasevi peygambere duyduğu derin sevgiden dolayı <br />
(hz. Muhammet altmış üç yaşında vefat etmiştir.Bundan dolayı Ahmet Yasevi&#8217;de altmış üç yaşından sonra yeraltında bir mahzende yaşamıştır.)<br />
Mahzende yaşamış, Tahir kendini dağa vurmuş, Mecnun çöle düşmüştür.<br />
Ahmet Yasevi nin aşkı ilahi aşk iken, Tahir&#8217;in aşkı hep beşeri aşk olmuş, Mecnun&#8217;un aşkı ise beşeriden ilahi&#8217;ye dönmüştür. <br />
Üç aşığa da baktığımız da aşklarına kavuşamamanın acısıyla yanıp tutuşmuşlardır, bu nedenle kendilerini toplumdan soyutlaştırmışlardır.<br />
Aslında Tahir hariç Yesevi ve Mecnun bu hallerinden memnundur.Çünkü onlar ancak ölünce kavuşacakları bir sevgiliye aşık olmuşlardır.Yesevi ve Mecnun aşk duygusunu tattıkça aşkları artmış, sevgililerine kavuşamadıkça aşkları şiddetlenmiştir.<br />
<br />
<br />
b.) Mecnun Arap yarımadasında yaşamaktadır.Arap yarımadası topraklarında çok büyük alanlar çöl halindedir.Mecnun &#8220;o aşk yolunun üstadı, vasiyetini bitirdi sonra vahşet (yalnızlık) yolunu gözeterek arkadaşları ile ilgisini kesti.&#8221; Cümlesinde ifade edildiği gibi aşk çilesini insanlardan uzak bir yerde yaşamak istemektedir.Hikayenin geçtiği yer dikkate alındığında Mecnun&#8217;un insanlardan uzak kalabileceği yer çöldür. Bu nedenle Mecnun çölü seçmiştir.<br />
Bu gün Mecnun yaşasaydı nerede olursa olsun aşkını insanlardan uzak yerlerde yaşamak isterdi. Bu yerler dağ, orman, deniz, kutular vs. gibi mekanlar olabilir.<br />
<br />
<br />
c.) Leyla ile Mecnun hikayesinde geçen mekanlar;<br />
<br />
-Mektep ( mektepte onunla birçok melek gibi kız, arkadaş oldu)<br />
<br />
-Çöl ( Bütün vaktini çöllerde aşk derdiyle geçirir.)<br />
<br />
-Meclis ( Bu arada Nevhel adlı bir yiğit bir mecliste Mecnun&#8217;un bir şiirini duyar, çok etkilenir.)<br />
<br />
-Geçit ( Bir geçitte o güzele (Leyla&#8217;ya) ratladı ve yüzüne bir bakış attı.)<br />
<br />
-Leyla&#8217;nın babasının evi ( Leyla baba evine döner.)<br />
<br />
-Leyla ve Mecnun&#8217;un mezarı Mecnun&#8217;u derin bir keder içinde Leyla&#8217;nın yanına gömerler.Oraya bir mezar taşı dikerler.Zaman içinde hikaye dilden dile yayılır, bu mezar halk arasında kutsal bir yer haline dönüşür.)<br />
<br />
-Kabe (&#8220;Ey, küçük büyük her cins insanın, çatısı yüce değeri yüksek mihrabı!&#8221;;&#8221;Ey sevgilinin çadırının kumaşı rengindeki örtüsü vefa tohumunun kabuğu olan!&#8221;;&#8221;Ey göğsünde Hacer gibi taş basarak gözlerinden zemzem gibi yaş akıtan!&#8221;;&#8221;Ya Rabbi bu mukaddes beyt hakkı için; bu safalı mabed hakkı için bende aşkın binasını Kabenin temelleri gibi daim eyle.&#8221<img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/wink.png" alt="Wink" title="Wink" class="smilie smilie_2" /><br />
<br />
<br />
d.) Hikayedeki bazı mekanlar (kabe) gerçekte var olsa da kurmaca unsurlardan oluşan bu hikayede mekan da kurmacadır.Olay zincirini meydana getiren halkalarının niteliği ve ona iştirak eden şahıs kadrosundaki kişilerin içinde bulundukları şartlar Leyla ile Mecnundaki mekanın şekillenmesinde etkili olmuştur.Mekanla eserde anlatılan olay zinciri arasındaki ilgiyi dikkate almak gerekir.Metinde ifade edilen şartlarda belirli mekanlara ihtiyaç vardır.(örneğin çöl).<br />
Hikayedeki mekanlar . Hikayedeki mekanlar bu ihtiyaçtan ortaya çıkar.<br />
<br />
4.) Mekan zaman ve kişiler olay örgüsü ile birlikte bir kurmaca etrafında birleşip bu hikayeyi meydana getirmişlerdir.Mekan zaman olay örgüsü ve kişiler metnin iletisini ifade etmekte ve somutlaşmayı gerçekleştirmede bir araçtırlar.buna gör Leyla ile Mecnun&#8217;un yapısını oluşturan mekan zaman olay örgüsü ve kişilerden biri bile değiştirilemez ya da atılamaz.Böyle bir ey yapıldığında hikaye &#8220;Leyla ile Mecnun hikayesi&#8221; olma özelliğini yitirir.<br />
<br />
5.a)<br />
<br />
&#8220;Aşk, vuslat binasını sağlamca kurup mana aleminde seninle beni buluşturdu.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Bu görünüşe değer verme perdesi kalktı.Artık hiçbir zaman şekle esir olmam!)<br />
<br />
&#8220;Bende görünen sensin.Kendim yoğum; var olan şey senden ibarettir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Eğer ben, ben isem sen nesin ey yar? Ve eğer sen, sen isen ben zavallı, neyim?<br />
<br />
&#8220;Ey vefalı sevgili! Mecnun benim, divaneliğe de ben layığım.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Sen halini değiştirme, Leyla ne diye Mecnun olsun?&#8221;<br />
<br />
<br />
b.) hikayenin teması ; &#8220;aşk&#8221; kendi varlığını unutup, sevgilinin varlığında yok olmaktır.<br />
<br />
<br />
c.) Hikayenin teması (aşk) evrenseldir.&#8221;aşk&#8221; teması İnsanoğlu var olduğu günden beri günlük yaşamından, edebi hayatına kadar hayatının her alanında vardır.Günümüzde de aşk temasının ele alındığı binlerce sinema filmi, edebi eser vs. vardır.<br />
<br />
<br />
<br />
8.a) Leyla ile Mecnun hikayesi mesnevi geleneğine bağlı kalınarak yazılmıştır.<br />
<br />
b.) mesnevi geleneğini özellikleri<br />
<br />
-esas olarak iran edebiyatına ait bir nazım şeklidir.<br />
<br />
-Nazım birimi beyittir.<br />
<br />
-Kafiye örgüsü &#8220;aa bb cc dd ee ff..&#8221; şeklindedir.<br />
<br />
-Aruz vezni ile yazılır.(genellikle aruzun kısa kalıpları kullanılır.)<br />
<br />
-Beyit sınırlaması yoktur.<br />
<br />
-Genel olarak bir mesnevide şu bölümler bulunur; Dibace, (önsöz), tevhid, münacat, naat, miraciye, dört halifeye övgü, eserin sunulduğu kişiye övgü, eserin yazılış sebebi, hikayenin başlaması, bitiş.<br />
<br />
-Genel olarak aşk, kahramanlık, din, tasavvuf,ahlak, nasihat, şehir güzellikleri, mizah vb konular hakkında yazılırlar.<br />
<br />
-Mesnevide olayrın geçtiği mekanlar genellikle belirsizdir.<br />
<br />
-Mesnevide olayların meydana geldiği zaman belirsizdir.<br />
<br />
-Mesnevide hikayenin bütününe yön veren kahramanlar olduğu gibi ikinci, üçüncü derecede hikayede etkili olan kahramanlar da vardır.<br />
<br />
<br />
9.)hikayede anlatılan olaylar, hikayenin ortaya çıktığı dönemin gerçekliğinin bir ifadesidir.Bu nedenle Leyla ile Mecnun hikayesinde anlatılan olaylar günümüzden farklı özelliklere sahiptir.<br />
Günümüzde ne Mecnun gibi seven ve davranan ne de Leyla gibi seven biri vardır. Hikayedeki temel olayın yani sevenleri zorla ayırma olayının niteliği düşünüldüğünde günümüzde de bu olaylarla karşılaşabiliriz.Ancak günümüzde sevgiliye kavuşamayınca ne kendini çöle vurma ne de hayvanlara arkadaşlık yapma vardır.Günümüzde böyle davranan bir aşık için tek yer akıl hastenesidir.Hikayedeki olaylar hikayenin geçtiği zamanın zihniyetini bir yönüyle ifade eder.<br />
<br />
10.)<br />
İlahi bakış açısı ile yazılmıştır.<br />
<br />
İlahi bakış açısının özellikleri<br />
1.)Anlatıcı her şeyi gören olaylara, kişilere dışarıdan bakan ama olaylara ve kişilere hakim durumda olan kişi konumundadır.<br />
2.)Anlatıcı karakterin zihinlerini okuyabilir<br />
<br />
186 <br />
<br />
ÖLÇME DEĞERLENDİRME<br />
1) E<br />
2) D<br />
3) C<br />
4) D D Y D Y<br />
5) E<br />
6) E<br />
7) A<br />
8) E<br />
<br />
<br />
SAYFA 192<br />
<br />
1) İzleyicilere oyunun başladığını bildirmek ve izleyicilerin dikkatini perdeye yoğunlaştırmak amacıyla okunur.<br />
<br />
2) Karagöz, söylenenleri yanlış anlayan, neşeli, halktan birisidir.<br />
Hacivat ise okumuş, kültürlü, düzgün konuşan birisidir.<br />
(Hangisini kendinize yakın bulursanız onu seçin)<br />
<br />
3.a) Oyunda güldürü yanlış anlamalarla sağlanmaktadır.<br />
<br />
b) NOT: K: Karagöz, H: Hacivat<br />
K: Dur Hacivat şaka yaptım<br />
H: Bırak birader sakalımı yordun<br />
H: El-cinni melacinni, kör cini. Estane mestane kuru kuzu kestane<br />
K: Amin, amin&#8230; Kabak çekirdeği, sarı leblebi. Amin<br />
H: Aman Karagöz&#8217;üm, nedir bu işler<br />
K: Kafanı kırsın geyiklerle keşişler<br />
<br />
4) (Kişilik özellikleri 2. sorunun cevabında verilmiştir)<br />
<br />
5) HACİVAT: Of&#8230;<br />
KARAGÖZ: (Penceresinden)&#8230;<br />
HACİVAT: Bir yar-i&#8230;<br />
HACİVAT: Maşallah&#8230;<br />
KARAGÖZ: Lebbeyk?<br />
HACİVAT: Akşam-ı&#8230;<br />
KARAGÖZ: Senin de&#8230;<br />
<br />
SAYFA 193<br />
<br />
6.a) Verilen ifadeler, yanlış anlamanın yanı sıra imparatorluğun bazı milletlerinin de telaffuzları metnin güldürü unsurunu sağlayan ögelerdir.<br />
<br />
b) Halk söyleyişleri ve kullanımları ile sadelik açısından bir benzerlik vardır.<br />
<br />
7.a) (Karagöz&#8217;ün anlatımı forumumuzda mevcut. Bu sorunun cevabı da orda mevcuttur)<br />
<br />
b) Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun farklı din, ırk ve dillerin bir arada yaşadığı bir yapıya sahip olduğu hakkında bilgi verir.<br />
<br />
8) Türk Halk Tiyatrosu geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
9) Gülüp rahatlamanın ve neşelenmenin yanı sıra hiçbir ağacın kesilmemesi gerektiği kıssadan hisse olarak algılanmaktadır.<br />
<br />
SAYFA 195<br />
<br />
1) Ali Asker ile Sururi duydukları davul sesinden bir düğün olduğunu zannederler. Sorduklarında da onun bir düğünden değil, bir pehlivan güreşinden gelen davulun sesi olduğunu öğrenirler. Güreşleri izlemek için Pınarbaşı&#8217;na giderler ve orada gördükleri pehlivanlar hakkında konuşurlar.<br />
<br />
2) Ali Asker (Acem)<br />
Garson (Bursalı Göçmen)<br />
Yahudi<br />
<br />
3) Metne göre sesini (taklit) kullanmaktadır. Ayrıca bir mendil ve sopayı da araç olarak kullanırlar.<br />
<br />
4) Halk Tiyatrosu geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
5) Aralarındaki en büyük benzerlik yazılı bir metin olmadan sözlü olarak gösteri yapmalarıdır.<br />
<br />
<br />
SAYFA 199<br />
<br />
1)-Cücenin anahtarı kapının üzerinde bırakması<br />
-Kavuklu'nun düğün alayını yönetmesi<br />
-Kavuklu'nun yeni bir ev araması<br />
-I. Zenne'nin kocasını aramak için gelmesi<br />
-Pişekar'ın Kavuklu ile karısını barıştırması.<br />
<br />
2) Pişekar'dır.<br />
<br />
3) Pişekar: Baş aktördür. Hali vakti yerinde, bilgili, orta sınıfın temsilcisidir. Alaycı bir İstanbullu olarak yansır.<br />
<br />
Kavuklu: Başındaki kavuğu ile kurnaz ve zeki, komik hareketleri ve ince zekasıyla oyunu sürükleyen bir tipdir.<br />
<br />
(Hangisini kendine yakın bulursan onu seç)<br />
<br />
4) Taklit: Pişekar - Bir arabacıyı çağırır gibi yaparak hem onun yerinde hem de kendi yerinde konuşması.<br />
Benzetme: Kavuklu - Senin gibi tımarhane düşkünü<br />
Kavuklu - "İhtiyar" söz mü? Bir patlıcan dört değnek sok, işte bizim beygir.<br />
<br />
Yanlış Anlama: Pişekar - Efendim, "Bir müşkülünüz mü var?" dedim, yani bir işiniz mi var?<br />
Kavuklu - Evet, bir dişimiz var, iki babamız. Sen bizi hindi çobanı mı zannettin?<br />
<br />
Anlamazlıktan Gelme: Pişekar - Nasıl Ali?<br />
Kavuklu - Sade Ali.<br />
Pişekar - Maşallah, Sade Ali Efendi.<br />
<br />
5) Halk Tiyatrosu Geleneği'ne bağlıdır.<br />
<br />
SAYFA 200<br />
<br />
1) Sahne<br />
Modern Tiyatro: Bolca dekorların kullanıldığı bir sahne özelliği vardır.<br />
Karagöz: Beyaz bir perdeye ışık yansıtılmasıyla düzenlenen bir sahnede sergilenir.<br />
Meddah: Sen olmaksızın bir topluluk karşısında anlatıma dayanır.<br />
Orta Oyunu: Basit birkaç dekorun bulunduğu tam olarak sahne denemeyecek tarzda halk önünde oynanır.<br />
<br />
Müzik<br />
Modern Tiyatro: Opera, opera komik, operat, bale ve müzikli komedi müziğin kullanıldığı tiyatro eserleridir.<br />
Karagöz: Tef ve nereke kullanılır.<br />
Meddah: Müziksiz gerçekleştirilir.<br />
Orta Oyunu: Müzik kullanılarak gerçekleştirilir.<br />
<br />
Tipler<br />
Modern Tiyatro: Tiyatro eserine göre tipler değişir.<br />
Karagöz: Belli tipler vardır. (Karagöz, Hacivat, Ermeni, Rum, Yahudi, Bebe Ruhi, Tuzsuz Deli Bekir...)<br />
Meddah: Meddahın anlattığı hikayedeki tipler, onun taklidiyle canlanır.<br />
Orta Oyunu: Bilirli tipler vardır. (Kavuklu, Pişekar, Zenne, Cüce)<br />
<br />
Dekor<br />
Modern Tiyatro: Profesyonelce hazırlanmış, eserle ilgili bolca dekor kullanılır. (eşya, renk, ışık, araç, gereç)<br />
Karagöz: Beyaz perde arkasından ışık yansıtılmasıyla kurulan bir sahnesi vardır. Dekorlar içinde "göstermelik" denilen figürler kullanılır.<br />
Meddah: Dekor kullanılmaz.<br />
Orta Oyunu: Basit bir dekor kullanılır.<br />
<br />
2) Türk Tiyatrosu<br />
a) Geleneksel Türk Tiyatrosu<br />
1-Karagöz<br />
2-Orta Oyunu<br />
3- Meddah<br />
4- Köy Seyirlik Oyunu<br />
<br />
b) Modern Türk Tiyatrosu<br />
1-Komedi<br />
2-Trajedi<br />
3-Dram<br />
<br />
SAYFA 201<br />
<br />
1-E<br />
2-A<br />
3-B<br />
4-C<br />
5-C<br />
6-B<br />
7-E<br />
8-C<br />
9-C<br />
<br />
SAYFA 202<br />
<br />
9- Y D D D D Y<br />
<br />
10- Şeyh Muhammet Küşteri - Küşteri Meydanı<br />
Hacivat - semai<br />
fasıl<br />
şaman - baksı<br />
<br />
11-D Y Y Y D<br />
<br />
12) Karagöz, kararsız, rahat, gözü pek ve serbest olması bakımından orta oyunundaki Kavuklu ile benzerlik göstermektedir. Çünkü Kavuklu da deli dolu halleri ve şakalarıyla oyunu sürükleyen kişidir.<br />
<br />
Hacivat da medrese görmüş, nezaket düşkünü ve kibarlık budalası, ukala haliyle, orta oyununda okumuş, hali vakti yerinde, orta sınıfı temsil eden Pişekar'a benzer.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sayfa 161 ve 162<br />
semai <br />
ilk dörtlükte -mez ler redif<br />
ikinci dörtlükte "-ımız" redif ,"-at" tam kafiye, -mez redif<br />
üçüncü dörtlükte "-acı" tunç kafiye -maz redif<br />
dördüncü dörtlükte "-ahri,-ehri,-ahrı" zengin kafiye -mez redif<br />
son dörtlük "-le" tam kafiye -maz redif<br />
<br />
birim değeri:dörtlük<br />
birim sayısı:5<br />
şiirin teması:gurbet<br />
mısra örgüsü:abab cccb dddb eeeb fffb<br />
<br />
birimde anlatılanlar<br />
1)Gurbete çıkmanın tehlikeli olduğunu ve her güzeli de sevmemesi gerektiğini dile getiriyor.<br />
2)Gurbet elde kimsenin kıymetimizi bilmeyeceğini belirtiyor<br />
3)Gurbete gönlündeki derdin ilacını bulmak için çıkmıştır ama bulamayacağını belirtiyor<br />
4)Gurbetin çok zor olduğunu ve kahrının çekilemeyeceğini anlatıyor<br />
5)Aşıkların sevdiklerine kavuşamadıklarını dile getiriyor.<br />
<br />
2.b.Şiiri şiir yapan vurgu ve tonlamadır.Bu  yüzden düz yazı okurken noktalama işaretlerinde yaptığımız vurgu ile şiir vurgusu arasında çok fark vardır<br />
<br />
3.a. gönül gurbet ele çıkma(teşhis)<br />
sunam gurbet elin kahrı(açık istiare)<br />
bülbül figan eder güle(teşhis, telmih, tenasüp)<br />
güzel sevmek sarp bir kale(teşbih, tenasüp)<br />
b.ahengi sağlamış ve şiiri çekici hale getirmiştir<br />
<br />
4.dil sade, imgeler suna ve bülbül<br />
bağlı olduğu gelenek: sözlü gelenek yani aşık etebiyatı<br />
<br />
5.Gurbet ellerin kimsenin yuvası gibi olmadığı ve çok zor olduğu...<br />
<br />
6. Divan tarzı şiirler söylemiştir.<br />
Hem hece nem aruzla yazmıştır.<br />
Asıl kişiliği hece ölçüsüyle yazdığı ölçüsüyle yazdığı koşma ve semailerde görülür.<br />
Gazel, murabba, muhammes tarzı şiirlerde yazmış.Ancak çok başarılı sayılmaz.<br />
<br />
7.saz şairi; halkın arasında olan bir kişidir. ilhamını halk zevkinden halkın hayal gücünden alır. halk şiirinde, günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.<br />
<br />
Sayfa 162<br />
6)Erzurumlu Emrah&#8217;ın fikri ve edebi kişiliği <br />
*Erzurumlu Emrah döneminin önemli saz şairlerindendir.<br />
*kendinden sonra gelen şairler üzerinde etkili olmuştur.<br />
*şiirlerinde kullandığı dil sade ve anlaşılır bir dildir.<br />
*şiirlerinde kafiye ve redifler sağlamdır.<br />
<br />
2.*halk şiiri ile konuşma dili arasında bir benzerlik söz konusudur.<br />
*saz şairi halkın arasında olan bir kişidir.ilhamını halk zevkinden,halkın hayal gücünden alır.<br />
*halk şiirinde,günlük dilde konuşulan kelime ve deyimler yer alır.<br />
<br />
Sayfa 163:<br />
<br />
3.etkinlik<br />
Kalem şairleri belli bir eğitim görmüş ve hem aruz hemde heceyle şiir yazabilen halk şairleridir.onların diğer halk şairlerinden ayrılan yönü divan edebiyatı mazmunlarından yararlanmaları ve belli bir eğitim görmüşl olmalarıdır.ayrıca bu şairlerin eserlerindeki dil ve uslup diğer halk şairlerinden farklıdır.kalem şairlerinin en ünlüleri Bayburtlu zihni ve aşık ömerdir.<br />
Halk şairi ise sistemli bir eğitime tabii olmamış usta-çırak ilişkisi ile yetişen şairlerdir.halk şairlerinin şiirleri halk şiirinin bütün özelliklerini tam anlamıyla yansıtır.<br />
<br />
1.a)bir halk şairi şiirlerini söylerken öncelikle halkın beğenisine uygun onun anlayacağı bir anlatım tarzı ve konular seçmiştir.bunları kendi birikimini de katarak soyut ve bir kişinin yaşayabileceği bir konu şeklinde ifade eder.<br />
<br />
1.b)KOŞMA;<br />
<br />
HALK BEĞENİSİ=halkın zevkine günlük yaşamına uygun&#8221;baharın gelişi&#8221;konusu;anlayabileceği dil ve anlatım ;kulağa hoş gelecek ses ve söyleyiş;günlük yaşamına uygun benzetmeler kullanılmıştır.<br />
<br />
SOYUTLUK=aşk,sevinç,çoşku,heyecan<br />
<br />
KİŞİSELLİK=şairirn bilgi,birikim ve hayata bakış açısı şiirin oluşmasında etkili olmuştur.şiirde anlataılanlar bir kişinin yaşayabileceği bir konudur.<br />
<br />
SEMAİ;<br />
<br />
HALK BEĞENİSİ=halkın günlük yaşamına uygun &#8220;gurbet&#8221;konusu;anlayabileceği dil ve anlatım;kulağa hoş gelecek ses ve söyleyiş;günlük yaşamına uygun benzetmeler kullanılmıştır.<br />
<br />
SOYUTLUK=gurbet,gurbet acısı,dert,özlem,sevgiliye hasret<br />
<br />
KİŞİSELLİK=şairin bilgi birikim ve hayata bakış açısı şiirin oluşmasında etkili olmuştur.şiirde anlatılanlar bir kişinin yaşayabileceği bir konudur.<br />
<br />
5.etkinlik<br />
<br />
SEMAİ=Bayburtlu celali<br />
AĞIT;Kağızmanlı hıfzi<br />
SEMAİ;aşık<br />
KOÇAKLAMA;Köroğlu<br />
GÜZELLEME;aşık ömer<br />
VARSAĞI;Karacaoğlan<br />
TAŞALAMA;everekli seyrani<br />
ATALAR SÖZÜ DESTANI;levni<br />
<br />
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME<br />
<br />
1=-doğru<br />
-doğru<br />
-yanlış<br />
-doğru<br />
-doğru<br />
<br />
2=-doğru<br />
-doğru<br />
-yanlış<br />
-yanlış<br />
-yanlış<br />
3= D<br />
4= -güzelleme / koçaklama / taşlama<br />
<br />
5=Koşuk=koşma<br />
Sav=atasözü<br />
Mersiye=sagu<br />
<br />
Sayfa 164 ve 165 <br />
Bayburtlu celali = semai <br />
Kağızmanlı hıfzı = koşma(ağıt)<br />
aşık= semai<br />
kör oğlu= koşma<br />
aşık Ömer = koşma(güzelleme)<br />
karaca oğlan=varsağı<br />
everekli seyrani= koşma (taşlama)<br />
levni=destan<br />
<br />
sayfa 168.<br />
birimlerde anlatılanlar 1-şair pirinin güzelliğinin ve mak**ının güle benzediğini ifade ediyor<br />
2_şair pirinin dergahında herseyin gül gibi olduğunu belirtmekte<br />
3_şair dergahın her yerinin güle benzediğini belirtiyor<br />
4_şair dergahın sularının bile güle benzediğini belirtiyor<br />
5_şair dergahın güllerinin dikenlerinin bile güle benzediğini gül gibi olduğunu söylüyor<br />
6_şair pirinin nefsinin gül gibi olduğunu bülbülünde kendisi gibi gül için figan ettiğini ifade etmektedir<br />
Birim değeri:dörtlük<br />
Birim sayısı:6<br />
Şiirin teması:övgü(methiye)<br />
2_ kafiye ve redif abcb,dddb,eefb,gggb,hıib,jklb<br />
ölçü aruz ölçüsü<br />
ses ve söyleyiş vurgu ve tonl**alar ahengi sağl**ış<br />
3_ hissettiklerim dürüstlük sevinç sevgi bağlılık s**imiyet iyi niyet<br />
5_pir:methiyede tarikat şeyhi anl**ında <br />
taht mak**ı:şiirde şeyhlik mak**ı anl**ında<br />
hak nefesi: şiirde doğru söz anl**ında kullanılmış<br />
<br />
169. sayfa<br />
3.soru<br />
HİSSETTİKLERİM: dürüstlük,sevgi ve iyi niyet,samimiyet,bağlılık.....<br />
<br />
5.soru<br />
Pir=&gt; Methiyede tarikat şeyhi anlamında kullnılmıştır.<br />
Taht makamı=&gt; Şiirde şeyhlik makamı anlamında kullanılmıştır.<br />
Hak nefesi=&gt; Şiirde doğru söz anlamında kullanılmış.<br />
<br />
6.soru<br />
SEYYİT NESIMI<br />
*SADE DİL KULLANMIŞ<br />
*TASAVVUFİ KONULAR İŞLEMİŞ<br />
*MUSAVVUF BİR ŞAİİRDİR.<br />
<br />
SAYFA 170<br />
GAZEL<br />
NAZIM BİÇİMİ:GAZEL NAZIM BİRİMİ:BEYİT ÖLÇÜ:ARUZ TEMA:İLAHİ AŞK DİL:ARAPÇA FARSÇA SÖZCÜKLERİN KULLANILDIĞI AĞIR BİR DİL<br />
<br />
NUTUK<br />
NAZIM BİÇİMİ:NUTUK NAZIM BİRİMİ:dÖRTLÜK ÖLÇÜ:HECE ÖLÇÜSÜ TEMA:ÖĞÜT DİLADE BİR DİL AMA ARAPÇA VE FARSÇA KELİMELER VAR<br />
<br />
TÜRKÜ<br />
NAZIM BİÇİMİ:TÜRKÜ NAZIM BİRİMİ:İKİLİK(İKİ DİZELİK) ÖLÇÜ:HECE ÖLÇÜSÜ<br />
TEMA:AŞK DİL:ARAPÇA VE FARSÇA KELİMELERİN KULLANILDIĞI SADE BİR DİL<br />
<br />
2) ANAONİM: HALKIN YAŞAYIŞINI DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİ İFADE ETMEK İÇİN.<br />
AŞIK HALK EDEBİYATIAZ ŞAİRLERİ ARAFINDAN SÖYLENİR.BU ŞİİRLER HALK BEĞENİSİNİN KİŞİSEL DUYARLILIK İLE İFADE ETMEK AMACIYLA YAZILMIŞTIR.<br />
DİNİ TASAVVUFİ HALK EDEBİYATI:ESERLER TASAVVUFİ DÜŞÜNCESİNİ YAYMAK İÇİN YAZILMIŞTIR<br />
<br />
SAYFA 171 <br />
<br />
1.MESNEVİ<br />
2.TÜRKÜ-MANİ-METHİYE-KOŞMA<br />
3.METHİYE<br />
4.*METHİYELER ....bektaşi TEKKELERINDE......<br />
*PİRLKERİN.... taviat erkan ... nutuk .......DENİR.<br />
5.Y-D-Y-Y<br />
<br />
Sayfa 176<br />
<br />
TAHİR İLE ZÜMRE<br />
<br />
=&gt;İnceleme<br />
<br />
2-)<br />
Karakter çözümleme tablosu<br />
<br />
=karakter nasıl bir insandır?<br />
<br />
Tahir= Aşkı sevdiği için ölmeyi dahi göze alan biridir.<br />
<br />
Zühre= Aşkı sevdiği için ölmeyi dahi göze alan biridir.<br />
<br />
Anne-baba= hırslarına yenilip kızlarını dinlemeyen zalim insanlardır.<br />
<br />
Karadiken= Aşkı için kötülük yapmayan zalim bir insandır.<br />
<br />
<br />
=Karakter durağan mıdır dinamik midir?<br />
<br />
Tahir= Olaylara en fazla yön veren karakterdir hikayenin en dinamik karakteridir.<br />
<br />
Zühre= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
Anne-baba= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
Karadiken= Bazı bölümlerde olaylara yön verir hikayenin bazı bölümlerinde dinamiktir.<br />
<br />
<br />
=Hikayenin hangi kısmı sizin karakter hakkında böyle düşünmenize neden oldu?<br />
<br />
Tahir= Hikayede birçok olayın Tahir&#8217;in başından geçmesi veya olayların yönünü değiştirmesi.<br />
<br />
Zühre= Tahir&#8217;le buluştuğu bölümler babasının tahirden kaçırdığı ona kötülük yaptığı bölümler.<br />
<br />
Anne-baba= Büyü yaptırdığı ve aşıkları birbirinden ayırdığı bölümler.<br />
<br />
Karadiken= Tahir ile Zührenin aşkını ve buluştukları haber verdiği bölümler.<br />
<br />
<br />
=Sosyal ortam ve çevre bu karakterleri nasıl etkilemiştir.<br />
<br />
Tahir= Sevdiğine kavuşma konusunda çevresinden bazen yardım alsa da bu yeterli olmamış yaptıklarının hayatına mal olmasına çevresi engel olamamıştır.<br />
<br />
Zühre= Sevdiğine kavuşma konusunda çevresinden bazen yardım alsa da bu yeterli olmamış yaptıklarının hayatına mal olmasına çevresi engel olamamıştır<br />
<br />
Anne-baba= Yaptıkları konusunda özellikle baba hikayenin başında uyarı alsada bunları dikkate almamıştır.Anne-baba çevreden kimse uyarmayınca yaptıklarında aşırıya kaçmışlar zulmetmişler ancak yaptıklarının bedelini de canlarıylada ödemişlerdir.<br />
<br />
Karadiken= zayıf- karakteri çevresine zarar vermesine neden olmuştur.<br />
<br />
<br />
=Bu karakterin sizin toplumsal yapınızdan farkı var mı?<br />
<br />
Tahir= Tahir gibi bir aşığı günümüz toplumumuzda bulmamız zor olsada imkansız değildir.<br />
<br />
Zühre= Zühre gibi bir aşığı günümüz toplumumuzda bulmamız zor olsada imkansız değildir. <br />
<br />
Anne-baba= Bugünkü toplumsal yapıda görülebilirler.<br />
<br />
Karadiken= bu tip insanlar her toplumda görülebilirler.<br />
<br />
<br />
=Bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi varmı?<br />
<br />
Tahir= Vazgeçemediği aşkı ile diğer karakterler üzerinde etkili olmuştur.<br />
<br />
Zühre= Vazgeçemediği aşkı ile diğer karakterler üzerinde etkili olmuştur<br />
<br />
Anne-baba= Tahir ile Zühre üzerinde etkileri vardır.<br />
<br />
Karadiken= Doğrudan Padişah dolaylı olarak Tahir ve Zühre üzerinde etkisi vardır.<br />
<br />
<br />
=Karakter kendi kişilğinin farkındamı? Yani sizin düşündüklerinizi kendi hakkında düşünüyormu?<br />
<br />
Tahir= Tahir kişiliğinin farkındadır.&#8221;aşkı için hayatını ortaya koyan ,sürekli zorluklarla mücadele eden&#8221; Tahir güçlü kişiliğinin farkındadır,özgüveni tamdır.<br />
<br />
Zühre= Zührede mücadeleci bir karakter olarak kişiliğinin farkındadır,özgüveni tamdır.<br />
<br />
Anne-baba= Anne-baba kişiliklerinin farkında değildir.çünkü hikayeye baktığımızda Anne-baba hep olumsuz davranışlar sergilerler ve bu davranışlarının olumsuzluğunu kabul etmezler.<br />
<br />
Karadiken=karadikende yaptığı kötülüklerin farkında değildir,dolayısıyla kişiliğindeki zafiyetin ve olumsuzluğun farkında değildir.<br />
<br />
<br />
=Sizce gerçek hayatta bu hikayedeki karakter gibi davranan biri olabilirmi?<br />
<br />
Tahir= gerçek hayatta Tahir gibi sevgisi uğruna her şeyini verecek biri olabilir.<br />
<br />
Zühre= gerçek hayatta Zühre gibi sevgisi uğruna her şeyini verecek biri olabilir<br />
<br />
Anne-baba= gerçek hayatta sevenleri hırsları uğruna ayıran Anne-baba olabilir.<br />
<br />
Karadiken= gerçek hayatta sevenlerin arasınada giren &#8220;kara dikenler&#8221; olabilir.<br />
<br />
Sayfa 177<br />
<br />
3.a-)<br />
<br />
Tahir ile Zühre hikayesindeki kahramanlar;<br />
<br />
1.Tahir<br />
<br />
2.Zühre<br />
<br />
3.Padişah<br />
<br />
4.Vezir<br />
<br />
5.Zührenin annesi (padişahın karısı)<br />
<br />
6.Belliboncuk<br />
<br />
7.Karadiken<br />
<br />
8.Derviş<br />
<br />
9.Zührenin dadısı<br />
<br />
10.Bahçıvanbaşı<br />
<br />
11.Keloğlan<br />
<br />
12.Çöl beyinin üç kızı <br />
<br />
13.Ak sakallı piir<br />
<br />
<br />
KAHRAMANLAR<br />
<br />
Çile çeken= Tahir Zühre<br />
<br />
Aşık= Tahir, çöl beyinin üç kızı, karadiken<br />
<br />
Halk ozanı= Tahir<br />
<br />
Sevgili= Zühre, Tahir<br />
<br />
Sadık= Tahir, Zühre, Keloğlan<br />
<br />
Fedakar= Tahir, Zühre<br />
<br />
Düşman= Karadiken, Padişah<br />
<br />
Büyücü= Belliboncuk<br />
<br />
Kindar= Padişah ve karısı, Karadiken<br />
<br />
Zalim= Padişah, karadiken<br />
<br />
Güç sahibi= Padişah, derviş, Ak sakallı piir<br />
<br />
Vefalı dost=Dadı, Bahcıvan başı<br />
<br />
İlahi güç= Allah<br />
<br />
Mücadeleci=Tahir, Zühre<br />
<br />
<br />
b-) Hikayenin baş kahramanları Tahir Zühre ve Padişahtır.hikayede baştan sona iyi-kötü mücadelesi yani Tahir ve Zühre ile Padişahın arasındaki mücadele anlatılır.Hikayede iyi ve kötü tarafında olanlar vardır.Padişahın karısı, Belliboncuk, Karadiken kötülük tarafında olup Padişaha kötülük yolunda yardım eden yardımcı kahramanlardır.<br />
Buna karşılık Derviş, Dadı, Ak aksallı piir, Keloğlan, Çöl beyinin kızları ve Bahcıvanbaşı iyilik tarafında olup Tahir ve zümreye yardım ederler.<br />
<br />
c-)Tahir ile Zühre bir halk hikayesidir.&#8221;Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslı,Ferhat ile Şirin&#8221; hikayelerinde de Tahir ile Zühre hikayesinde geçen kahramanlara benzer kahramanlar vardır.ancak günümüzde bu kahramanların bire bir benzeri olmasada bu kahramanları belli yönleriyle karşılayan kişiler içinde yaşadığımız toplumda ve çevremizde olabilir.<br />
<br />
4..a-)<br />
Tahir ile Zühre hikayesindeki mekanlar<br />
<br />
-Billurköşk<br />
<br />
-Saray<br />
<br />
-Hasbağçe<br />
<br />
-Köşk<br />
<br />
-Mardin kalesi<br />
<br />
-Şat nehri<br />
<br />
-Tahir&#8217;in memleketi<br />
<br />
-Tahir&#8217;in aşkından dolayı avare gezdiği dağ,bayır<br />
<br />
-Hasbahçedeki havuz<br />
<br />
-Zühre&#8217;nin köşkte kaldığı oda<br />
<br />
Mekanın işlevi= hikayede geçen mekanlarla hikayenin konusu birbirine uygundur.hikayenin yapı unsurlarından biri olan mekan diğer yapı unsurları ile birlikte hikayeyi oluşturur.<br />
<br />
b-)<br />
mekanların anlatılış tarzı=hikayede mekanlar olayların geçtiği yerlerdir.mekanların özellikleri ayrıntılı şekilde anlatılmamış mekanlar tasvir yapılmadan anlatılmışlardır.<br />
<br />
c-)<br />
tasvir edilen mekanlardan &#8220;Mardin kalesi&#8221; ve &#8220;şat(Dicle) nehri&#8221; gerçektede vardır.<br />
Ancak bunların dışındaki mekanlar gerçekte olabilecek hayali mekanlardır.<br />
<br />
5-)<br />
Zamanın işlevi= hikayedeki zxamanlar hikaye diline uygun olarak genellikle &#8220;bir gün,bir akşam,günlerden birgün&#8221; şeklinde kesin olmayan zamanlardır.hikayenin diğer bir yapı unsuru olan zaman genellik ifade etse de hikayeyi oluşturan bir diğer unsurdur.<br />
<br />
6-) <br />
Mekan zaman ve kişiler olay örgüsünün oluşmasında metnin iletisini ifade etmede ve somutlaşmayı gerçekleştirmede birer araçtırlar.buna göre Tahir ile Zühre nin yapısını oluşturan mekan zaman olay örgüsü ve kişilerden biri bile değiştirilemez ya da atılamaz. Böyle bir şey yapıldığında hikaye &#8220;Tahir ile zührenin hikayesi&#8221; olma özelliğini yitirir.<br />
<br />
<br />
Sayfa 178<br />
<br />
<br />
7.) halk hikayeleri sonradan &#8220;aşık&#8221; adı verilen saz şairleri tarafından anlatılan hikayelerdir.bu hikayelerde nazım ve nesir karışıktır hikaye genelde nesirle anlatılır ancak çoşkulu yerlerde hikayeci olayları sazı eşliğinde nazımla anlatır.bu şekilde hikaye tekdüzelikten kurtulur, dinleyicinin dikkati hikaye üzerinde yoğunlaşmış olur. Tahir ile Zühre hikayesinde de anlatıcı &#8220;duygu yoğunluğu olan bölümlerde olayları duygu ve düşüncelerini manzumelerle anlatmıştır.<br />
<br />
8.a-) <br />
<br />
ALDI TAHİR<br />
Benim yarim bir tane,<br />
Sarılmış mor mintana<br />
Canım kurban olsun<br />
Senin gibi sultana.<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
Yalanım yok sözümde<br />
Sevdası var özümde<br />
Tek Tahir benim olsun<br />
Sultanlık yok gözümde<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
Koncalar açıp doldu<br />
Ne kurudu Ne soldu<br />
Ben seninim Tahir im <br />
Bu benim ahdım oldu<br />
<br />
ALDI ZÜHRE<br />
İnan Tahir sözüme<br />
Ateş düştü özüme<br />
Sensiz yalan bu dünya<br />
Zindan olur gözüme<br />
<br />
<br />
<br />
b-)hikayenin teması : uğrunda hayatını dahi ortaya koyabilecek &#8220;AŞK&#8221; dır.<br />
<br />
c-)hikayenin teması (aşk) evrenseldir.çünkü : aşk teması insanoğlu var olduğu günden beri günlük yaşamından edebi hayatına kadar hayatının her alanında vardır.günümüzdede aşk temasının ele alındığı binlerce sinema filmi edebi eser vs.. vardır.<br />
<br />
9-)kurmaca özelliklere sahip olan hikayede anlatılan olaylar, durumlar, kişiler günümüzde aynısıyla olamaz.ancak benzer kişilere durumlara olaylara rastlayabiliriz.<br />
<br />
10-)<br />
a.)Tahir ile Zühre hikayesi halk hikayeciliği geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
b.)halk hikayeciliği geleneği özellikleri<br />
<br />
-Sonradan &#8220;aşık&#8221; adı verilen saz şairleri tarafından anlatılır.<br />
<br />
-Genellikle aşk yiğitlik gibi konular işlenir<br />
<br />
-Nazım ve nesir karışıktır.<br />
<br />
-hikayedeki zaman belirsizdir<br />
<br />
-mekan çoğunlukla hayel ürünüdür.<br />
<br />
-kişiler çoğunlukla kimliği bilinmeyen hayali kişilerdir.<br />
<br />
-usta çırak ilişkisi içerisinde kuşaktan kuşağa aktarılır.<br />
<br />
-aşk ayrılık gibi konular işlenir<br />
<br />
-dil son derece sade ve anlaşılırdır.<br />
<br />
-anlatımda halkın günlük diline ait unsurlar sıkça kullanılır.<br />
<br />
<br />
11-) hikayede anlatılan olaylar, kişiler, mekanlar günümüzden farklı özelliklere sahiptir.<br />
Günümüzde ne padişah ne de sultan vardır. Hikayedeki temel olayın yani sevenleri zorla ayırma olayının niteliği düşünüldüğünde günümüzde de bu gibi olaylarla karşılaşabiliriz.Ancak günümüzde ne bir nehre atma ne de bir kaleye hapsetme söz konusudur. Hikayedeki olaylar hikayenin geçtiği zamana uygun olaylardır, o zamanın gerçekliğini ifade ederler.<br />
<br />
<br />
12-) İlahi bakış açısı ile yazılmıştır.<br />
<br />
İlahi bakış açısı özellikleri<br />
<br />
-Anlatıcı her şeyi gören olaylara kişilere hakim durumda olan kişi konumundadır.<br />
<br />
-Anlatıcı karakterlerin zihinlerini okuyabilir.<br />
<br />
14-)Metindeki halk söyleyişleri ve kalıplaşmış ifadeler;<br />
<br />
-diyar diyar gezmek<br />
<br />
-sır olmak<br />
<br />
-figan etmek<br />
<br />
-sözü uzatmak<br />
<br />
-günaha girmek<br />
<br />
-maniler dizmek<br />
<br />
-maşallah maşallah<br />
<br />
-(manilerin) kalpten kalbe giden bir yol olması<br />
<br />
-kurban olmak<br />
<br />
-gönlü (birbirine) açmak<br />
<br />
-(kendini) dağlara vurmak<br />
<br />
-feleğe kahretmek<br />
<br />
-avareliğe vermek<br />
<br />
-kalbi dile aşkı tele getirmek<br />
<br />
-dağ bayır kır çayır dememek<br />
<br />
-mecnun misali<br />
<br />
-ah etmek<br />
<br />
-dağ başı duman duman<br />
<br />
-dünya gözüyle görmek<br />
<br />
-başını koltuğuna almak<br />
<br />
-kan ağlamak<br />
<br />
-derdi bir iken iki olamk<br />
<br />
-güvendiği dallar kırılmak<br />
<br />
-ah ü vahı yeri göğü tutmak<br />
<br />
-yüreği sızlamak<br />
<br />
-ömrü günü tükenmek<br />
<br />
-Beddua üstüne beddua etmek<br />
<br />
-iple çekmek<br />
<br />
-el ayak çekilmek<br />
<br />
-kulaklarına inanamamak <br />
-yüreği kuş gibi çırpınmaya başlamak<br />
<br />
-baş başa konuşmak<br />
<br />
-el etmek<br />
<br />
buyrun arkadaşlar<br />
<br />
<br />
Sayfa 183<br />
<br />
1.) Leyla ile Mecnun hikayesindeki olayların oluş sıraları;<br />
<br />
* Oğlu olmayan kabile başkanının dua etmesi ve bir oğlunun olması<br />
<br />
* Kays&#8217;ın büyüyüp okula gitmesi ve okulda Kays ile Leyla&#8217;nın birbirlerine aşık olması<br />
<br />
* Leyla ile Kays&#8217;ın birbirlerine aşık olduklarını Leyla&#8217;nın annesinin öğrenmesi<br />
<br />
* Bu olaydan dolayı Leyla&#8217;nın annesi tarafından okula gitmesinin yasaklanması<br />
<br />
* Leyla&#8217;yı okulda göremeyen Kays&#8217;ın mecnun olup, başını alarak çöllere düşmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın babasının Leyla&#8217;yı oğluna istemesi, ancak Kays deli oldu diye Leyla&#8217;nın ailesinin bunu kabul etmemesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın aşk derdinden dolayı çöllerde güvercinlerle, ceylanlarla, ahularla arkadaşlık etmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın babasının iyileşmesi için onu Kabe&#8217;ye götürmesi<br />
<br />
* Kays&#8217;ın aşk derdinin şiddetlenmesi için Kabe&#8217;de dua etmesi ve duasının kabul olması<br />
<br />
* Nevhel adlı bir yiğidin Mecnun&#8217;a (Kays&#8217;a) yardım etmek amacıyla Leyla&#8217;nın kabilesine savaş açıp Leyla&#8217;yı zorla almak istemesi ancak Mecnun tarafından istenmeyen bu olayın gerçekleşmemesi <br />
<br />
* İbn-i Selam adlı bir Arap beyinin Leyla&#8217;ya aşık olması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın ibn-i Selam ile evlenmesi<br />
<br />
* Mecnun&#8217;un arkadaşı Zeyd&#8217;den, Leyla&#8217;nın evlendiğini öğrenmesi<br />
<br />
* Mecnun ile Leyla&#8217;nın mektuplaşması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın ahından dolayı İbn-i Selam&#8217;ın ölmesi ve Leyla&#8217;nın baba evine dönmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın Mecnun için büyüp ızdıraplar yaşaması<br />
<br />
* Mecnun&#8217;un İbn-i Selam&#8217;ın öldüğünü duyması ve bu olaya üzülmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın çöllerde Mecnun&#8217;u aramaya başlaması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın, ilahi aşka ermiş Mecnun&#8217;u bulması ve Mecnun&#8217;un Leyla&#8217;yı tanımaması<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın evine dönmesi ve ölmesi<br />
<br />
* Leyla&#8217;nın öldüğünü duyan Mecnun&#8217;un Leyla&#8217;nın mezarı başında ölmesi.<br />
<br />
2.) a<br />
<br />
Mecnun = Aşık<br />
<br />
Leyla = Maşuk (sevgili)<br />
<br />
Nevhel = Yardımsever<br />
<br />
Zeyd = Vefalı dost<br />
<br />
İbn-i Selam = Aşık<br />
<br />
Mecnun&#8217;un babası = Şefkatli<br />
<br />
Leyla&#8217;nın annesi ve babası = Zalim, Anlayışsız<br />
<br />
<br />
b.<br />
<br />
Mecnun = Hikayenin baş kahramanlarından birisidir.Olaylar genellikle Mecnun etrafında gelişir.<br />
<br />
Leyla = Hikayenin baş kahramanlarından birisidir.<br />
<br />
Nevhel = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
Zeyd = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
İbn-i Selam = Sevenlerin arasına girdiği için olumsuz özeliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin beli bir bir bölümünde vardır.<br />
<br />
Mecnun&#8217;un babası = Olumlu özelliklere sahip bir kahramandır. Hikayenin belli bir bölümünde vardır<br />
<br />
Leyla&#8217;ın annesi ve babası = Sevenleri ayırdıkları için olumsuz özelliklere sahip kahramanlardır.<br />
<br />
<br />
c.) Leyla ile Mecnun mesnevi tarzında yazımlı bir halk hikayesidir. &#8220;Tahir ile Zühre, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin&#8221; hikayelerinde de Leyla ile mecnun hikayesinde geçen kahramanlara benzer kahramanlar vardır. Ancak günümüzde bu kahramanların bire bir benzerleri olmasa da bu kahramanları belli yönleriyle karşılayan kişiler içinde yaşadığımız toplumda ve çevremizde olabilir.<br />
<br />
<br />
3.a) Ahmet Yasevi peygambere duyduğu derin sevgiden dolayı <br />
(hz. Muhammet altmış üç yaşında vefat etmiştir.Bundan dolayı Ahmet Yasevi&#8217;de altmış üç yaşından sonra yeraltında bir mahzende yaşamıştır.)<br />
Mahzende yaşamış, Tahir kendini dağa vurmuş, Mecnun çöle düşmüştür.<br />
Ahmet Yasevi nin aşkı ilahi aşk iken, Tahir&#8217;in aşkı hep beşeri aşk olmuş, Mecnun&#8217;un aşkı ise beşeriden ilahi&#8217;ye dönmüştür. <br />
Üç aşığa da baktığımız da aşklarına kavuşamamanın acısıyla yanıp tutuşmuşlardır, bu nedenle kendilerini toplumdan soyutlaştırmışlardır.<br />
Aslında Tahir hariç Yesevi ve Mecnun bu hallerinden memnundur.Çünkü onlar ancak ölünce kavuşacakları bir sevgiliye aşık olmuşlardır.Yesevi ve Mecnun aşk duygusunu tattıkça aşkları artmış, sevgililerine kavuşamadıkça aşkları şiddetlenmiştir.<br />
<br />
<br />
b.) Mecnun Arap yarımadasında yaşamaktadır.Arap yarımadası topraklarında çok büyük alanlar çöl halindedir.Mecnun &#8220;o aşk yolunun üstadı, vasiyetini bitirdi sonra vahşet (yalnızlık) yolunu gözeterek arkadaşları ile ilgisini kesti.&#8221; Cümlesinde ifade edildiği gibi aşk çilesini insanlardan uzak bir yerde yaşamak istemektedir.Hikayenin geçtiği yer dikkate alındığında Mecnun&#8217;un insanlardan uzak kalabileceği yer çöldür. Bu nedenle Mecnun çölü seçmiştir.<br />
Bu gün Mecnun yaşasaydı nerede olursa olsun aşkını insanlardan uzak yerlerde yaşamak isterdi. Bu yerler dağ, orman, deniz, kutular vs. gibi mekanlar olabilir.<br />
<br />
<br />
c.) Leyla ile Mecnun hikayesinde geçen mekanlar;<br />
<br />
-Mektep ( mektepte onunla birçok melek gibi kız, arkadaş oldu)<br />
<br />
-Çöl ( Bütün vaktini çöllerde aşk derdiyle geçirir.)<br />
<br />
-Meclis ( Bu arada Nevhel adlı bir yiğit bir mecliste Mecnun&#8217;un bir şiirini duyar, çok etkilenir.)<br />
<br />
-Geçit ( Bir geçitte o güzele (Leyla&#8217;ya) ratladı ve yüzüne bir bakış attı.)<br />
<br />
-Leyla&#8217;nın babasının evi ( Leyla baba evine döner.)<br />
<br />
-Leyla ve Mecnun&#8217;un mezarı Mecnun&#8217;u derin bir keder içinde Leyla&#8217;nın yanına gömerler.Oraya bir mezar taşı dikerler.Zaman içinde hikaye dilden dile yayılır, bu mezar halk arasında kutsal bir yer haline dönüşür.)<br />
<br />
-Kabe (&#8220;Ey, küçük büyük her cins insanın, çatısı yüce değeri yüksek mihrabı!&#8221;;&#8221;Ey sevgilinin çadırının kumaşı rengindeki örtüsü vefa tohumunun kabuğu olan!&#8221;;&#8221;Ey göğsünde Hacer gibi taş basarak gözlerinden zemzem gibi yaş akıtan!&#8221;;&#8221;Ya Rabbi bu mukaddes beyt hakkı için; bu safalı mabed hakkı için bende aşkın binasını Kabenin temelleri gibi daim eyle.&#8221<img src="https://www.zohreanaforum.com/images/smilies/wink.png" alt="Wink" title="Wink" class="smilie smilie_2" /><br />
<br />
<br />
d.) Hikayedeki bazı mekanlar (kabe) gerçekte var olsa da kurmaca unsurlardan oluşan bu hikayede mekan da kurmacadır.Olay zincirini meydana getiren halkalarının niteliği ve ona iştirak eden şahıs kadrosundaki kişilerin içinde bulundukları şartlar Leyla ile Mecnundaki mekanın şekillenmesinde etkili olmuştur.Mekanla eserde anlatılan olay zinciri arasındaki ilgiyi dikkate almak gerekir.Metinde ifade edilen şartlarda belirli mekanlara ihtiyaç vardır.(örneğin çöl).<br />
Hikayedeki mekanlar . Hikayedeki mekanlar bu ihtiyaçtan ortaya çıkar.<br />
<br />
4.) Mekan zaman ve kişiler olay örgüsü ile birlikte bir kurmaca etrafında birleşip bu hikayeyi meydana getirmişlerdir.Mekan zaman olay örgüsü ve kişiler metnin iletisini ifade etmekte ve somutlaşmayı gerçekleştirmede bir araçtırlar.buna gör Leyla ile Mecnun&#8217;un yapısını oluşturan mekan zaman olay örgüsü ve kişilerden biri bile değiştirilemez ya da atılamaz.Böyle bir ey yapıldığında hikaye &#8220;Leyla ile Mecnun hikayesi&#8221; olma özelliğini yitirir.<br />
<br />
5.a)<br />
<br />
&#8220;Aşk, vuslat binasını sağlamca kurup mana aleminde seninle beni buluşturdu.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Bu görünüşe değer verme perdesi kalktı.Artık hiçbir zaman şekle esir olmam!)<br />
<br />
&#8220;Bende görünen sensin.Kendim yoğum; var olan şey senden ibarettir.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Eğer ben, ben isem sen nesin ey yar? Ve eğer sen, sen isen ben zavallı, neyim?<br />
<br />
&#8220;Ey vefalı sevgili! Mecnun benim, divaneliğe de ben layığım.&#8221;<br />
<br />
&#8220;Sen halini değiştirme, Leyla ne diye Mecnun olsun?&#8221;<br />
<br />
<br />
b.) hikayenin teması ; &#8220;aşk&#8221; kendi varlığını unutup, sevgilinin varlığında yok olmaktır.<br />
<br />
<br />
c.) Hikayenin teması (aşk) evrenseldir.&#8221;aşk&#8221; teması İnsanoğlu var olduğu günden beri günlük yaşamından, edebi hayatına kadar hayatının her alanında vardır.Günümüzde de aşk temasının ele alındığı binlerce sinema filmi, edebi eser vs. vardır.<br />
<br />
<br />
<br />
8.a) Leyla ile Mecnun hikayesi mesnevi geleneğine bağlı kalınarak yazılmıştır.<br />
<br />
b.) mesnevi geleneğini özellikleri<br />
<br />
-esas olarak iran edebiyatına ait bir nazım şeklidir.<br />
<br />
-Nazım birimi beyittir.<br />
<br />
-Kafiye örgüsü &#8220;aa bb cc dd ee ff..&#8221; şeklindedir.<br />
<br />
-Aruz vezni ile yazılır.(genellikle aruzun kısa kalıpları kullanılır.)<br />
<br />
-Beyit sınırlaması yoktur.<br />
<br />
-Genel olarak bir mesnevide şu bölümler bulunur; Dibace, (önsöz), tevhid, münacat, naat, miraciye, dört halifeye övgü, eserin sunulduğu kişiye övgü, eserin yazılış sebebi, hikayenin başlaması, bitiş.<br />
<br />
-Genel olarak aşk, kahramanlık, din, tasavvuf,ahlak, nasihat, şehir güzellikleri, mizah vb konular hakkında yazılırlar.<br />
<br />
-Mesnevide olayrın geçtiği mekanlar genellikle belirsizdir.<br />
<br />
-Mesnevide olayların meydana geldiği zaman belirsizdir.<br />
<br />
-Mesnevide hikayenin bütününe yön veren kahramanlar olduğu gibi ikinci, üçüncü derecede hikayede etkili olan kahramanlar da vardır.<br />
<br />
<br />
9.)hikayede anlatılan olaylar, hikayenin ortaya çıktığı dönemin gerçekliğinin bir ifadesidir.Bu nedenle Leyla ile Mecnun hikayesinde anlatılan olaylar günümüzden farklı özelliklere sahiptir.<br />
Günümüzde ne Mecnun gibi seven ve davranan ne de Leyla gibi seven biri vardır. Hikayedeki temel olayın yani sevenleri zorla ayırma olayının niteliği düşünüldüğünde günümüzde de bu olaylarla karşılaşabiliriz.Ancak günümüzde sevgiliye kavuşamayınca ne kendini çöle vurma ne de hayvanlara arkadaşlık yapma vardır.Günümüzde böyle davranan bir aşık için tek yer akıl hastenesidir.Hikayedeki olaylar hikayenin geçtiği zamanın zihniyetini bir yönüyle ifade eder.<br />
<br />
10.)<br />
İlahi bakış açısı ile yazılmıştır.<br />
<br />
İlahi bakış açısının özellikleri<br />
1.)Anlatıcı her şeyi gören olaylara, kişilere dışarıdan bakan ama olaylara ve kişilere hakim durumda olan kişi konumundadır.<br />
2.)Anlatıcı karakterin zihinlerini okuyabilir<br />
<br />
186 <br />
<br />
ÖLÇME DEĞERLENDİRME<br />
1) E<br />
2) D<br />
3) C<br />
4) D D Y D Y<br />
5) E<br />
6) E<br />
7) A<br />
8) E<br />
<br />
<br />
SAYFA 192<br />
<br />
1) İzleyicilere oyunun başladığını bildirmek ve izleyicilerin dikkatini perdeye yoğunlaştırmak amacıyla okunur.<br />
<br />
2) Karagöz, söylenenleri yanlış anlayan, neşeli, halktan birisidir.<br />
Hacivat ise okumuş, kültürlü, düzgün konuşan birisidir.<br />
(Hangisini kendinize yakın bulursanız onu seçin)<br />
<br />
3.a) Oyunda güldürü yanlış anlamalarla sağlanmaktadır.<br />
<br />
b) NOT: K: Karagöz, H: Hacivat<br />
K: Dur Hacivat şaka yaptım<br />
H: Bırak birader sakalımı yordun<br />
H: El-cinni melacinni, kör cini. Estane mestane kuru kuzu kestane<br />
K: Amin, amin&#8230; Kabak çekirdeği, sarı leblebi. Amin<br />
H: Aman Karagöz&#8217;üm, nedir bu işler<br />
K: Kafanı kırsın geyiklerle keşişler<br />
<br />
4) (Kişilik özellikleri 2. sorunun cevabında verilmiştir)<br />
<br />
5) HACİVAT: Of&#8230;<br />
KARAGÖZ: (Penceresinden)&#8230;<br />
HACİVAT: Bir yar-i&#8230;<br />
HACİVAT: Maşallah&#8230;<br />
KARAGÖZ: Lebbeyk?<br />
HACİVAT: Akşam-ı&#8230;<br />
KARAGÖZ: Senin de&#8230;<br />
<br />
SAYFA 193<br />
<br />
6.a) Verilen ifadeler, yanlış anlamanın yanı sıra imparatorluğun bazı milletlerinin de telaffuzları metnin güldürü unsurunu sağlayan ögelerdir.<br />
<br />
b) Halk söyleyişleri ve kullanımları ile sadelik açısından bir benzerlik vardır.<br />
<br />
7.a) (Karagöz&#8217;ün anlatımı forumumuzda mevcut. Bu sorunun cevabı da orda mevcuttur)<br />
<br />
b) Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun farklı din, ırk ve dillerin bir arada yaşadığı bir yapıya sahip olduğu hakkında bilgi verir.<br />
<br />
8) Türk Halk Tiyatrosu geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
9) Gülüp rahatlamanın ve neşelenmenin yanı sıra hiçbir ağacın kesilmemesi gerektiği kıssadan hisse olarak algılanmaktadır.<br />
<br />
SAYFA 195<br />
<br />
1) Ali Asker ile Sururi duydukları davul sesinden bir düğün olduğunu zannederler. Sorduklarında da onun bir düğünden değil, bir pehlivan güreşinden gelen davulun sesi olduğunu öğrenirler. Güreşleri izlemek için Pınarbaşı&#8217;na giderler ve orada gördükleri pehlivanlar hakkında konuşurlar.<br />
<br />
2) Ali Asker (Acem)<br />
Garson (Bursalı Göçmen)<br />
Yahudi<br />
<br />
3) Metne göre sesini (taklit) kullanmaktadır. Ayrıca bir mendil ve sopayı da araç olarak kullanırlar.<br />
<br />
4) Halk Tiyatrosu geleneğine bağlıdır.<br />
<br />
5) Aralarındaki en büyük benzerlik yazılı bir metin olmadan sözlü olarak gösteri yapmalarıdır.<br />
<br />
<br />
SAYFA 199<br />
<br />
1)-Cücenin anahtarı kapının üzerinde bırakması<br />
-Kavuklu'nun düğün alayını yönetmesi<br />
-Kavuklu'nun yeni bir ev araması<br />
-I. Zenne'nin kocasını aramak için gelmesi<br />
-Pişekar'ın Kavuklu ile karısını barıştırması.<br />
<br />
2) Pişekar'dır.<br />
<br />
3) Pişekar: Baş aktördür. Hali vakti yerinde, bilgili, orta sınıfın temsilcisidir. Alaycı bir İstanbullu olarak yansır.<br />
<br />
Kavuklu: Başındaki kavuğu ile kurnaz ve zeki, komik hareketleri ve ince zekasıyla oyunu sürükleyen bir tipdir.<br />
<br />
(Hangisini kendine yakın bulursan onu seç)<br />
<br />
4) Taklit: Pişekar - Bir arabacıyı çağırır gibi yaparak hem onun yerinde hem de kendi yerinde konuşması.<br />
Benzetme: Kavuklu - Senin gibi tımarhane düşkünü<br />
Kavuklu - "İhtiyar" söz mü? Bir patlıcan dört değnek sok, işte bizim beygir.<br />
<br />
Yanlış Anlama: Pişekar - Efendim, "Bir müşkülünüz mü var?" dedim, yani bir işiniz mi var?<br />
Kavuklu - Evet, bir dişimiz var, iki babamız. Sen bizi hindi çobanı mı zannettin?<br />
<br />
Anlamazlıktan Gelme: Pişekar - Nasıl Ali?<br />
Kavuklu - Sade Ali.<br />
Pişekar - Maşallah, Sade Ali Efendi.<br />
<br />
5) Halk Tiyatrosu Geleneği'ne bağlıdır.<br />
<br />
SAYFA 200<br />
<br />
1) Sahne<br />
Modern Tiyatro: Bolca dekorların kullanıldığı bir sahne özelliği vardır.<br />
Karagöz: Beyaz bir perdeye ışık yansıtılmasıyla düzenlenen bir sahnede sergilenir.<br />
Meddah: Sen olmaksızın bir topluluk karşısında anlatıma dayanır.<br />
Orta Oyunu: Basit birkaç dekorun bulunduğu tam olarak sahne denemeyecek tarzda halk önünde oynanır.<br />
<br />
Müzik<br />
Modern Tiyatro: Opera, opera komik, operat, bale ve müzikli komedi müziğin kullanıldığı tiyatro eserleridir.<br />
Karagöz: Tef ve nereke kullanılır.<br />
Meddah: Müziksiz gerçekleştirilir.<br />
Orta Oyunu: Müzik kullanılarak gerçekleştirilir.<br />
<br />
Tipler<br />
Modern Tiyatro: Tiyatro eserine göre tipler değişir.<br />
Karagöz: Belli tipler vardır. (Karagöz, Hacivat, Ermeni, Rum, Yahudi, Bebe Ruhi, Tuzsuz Deli Bekir...)<br />
Meddah: Meddahın anlattığı hikayedeki tipler, onun taklidiyle canlanır.<br />
Orta Oyunu: Bilirli tipler vardır. (Kavuklu, Pişekar, Zenne, Cüce)<br />
<br />
Dekor<br />
Modern Tiyatro: Profesyonelce hazırlanmış, eserle ilgili bolca dekor kullanılır. (eşya, renk, ışık, araç, gereç)<br />
Karagöz: Beyaz perde arkasından ışık yansıtılmasıyla kurulan bir sahnesi vardır. Dekorlar içinde "göstermelik" denilen figürler kullanılır.<br />
Meddah: Dekor kullanılmaz.<br />
Orta Oyunu: Basit bir dekor kullanılır.<br />
<br />
2) Türk Tiyatrosu<br />
a) Geleneksel Türk Tiyatrosu<br />
1-Karagöz<br />
2-Orta Oyunu<br />
3- Meddah<br />
4- Köy Seyirlik Oyunu<br />
<br />
b) Modern Türk Tiyatrosu<br />
1-Komedi<br />
2-Trajedi<br />
3-Dram<br />
<br />
SAYFA 201<br />
<br />
1-E<br />
2-A<br />
3-B<br />
4-C<br />
5-C<br />
6-B<br />
7-E<br />
8-C<br />
9-C<br />
<br />
SAYFA 202<br />
<br />
9- Y D D D D Y<br />
<br />
10- Şeyh Muhammet Küşteri - Küşteri Meydanı<br />
Hacivat - semai<br />
fasıl<br />
şaman - baksı<br />
<br />
11-D Y Y Y D<br />
<br />
12) Karagöz, kararsız, rahat, gözü pek ve serbest olması bakımından orta oyunundaki Kavuklu ile benzerlik göstermektedir. Çünkü Kavuklu da deli dolu halleri ve şakalarıyla oyunu sürükleyen kişidir.<br />
<br />
Hacivat da medrese görmüş, nezaket düşkünü ve kibarlık budalası, ukala haliyle, orta oyununda okumuş, hali vakti yerinde, orta sınıfı temsil eden Pişekar'a benzer.  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İç ve Dış Kuvvetler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-ic-ve-dis-kuvvetler.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 20:08:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-ic-ve-dis-kuvvetler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İÇ kuvvetler<br />
kaynağını yerin iç kesiminden<br />
alan kuvvetlerdir.Yeryüzünün<br />
ana görünümünü oluşturmuş-<br />
lardır.Bunların oluşturdukları<br />
araziler dış kuvvetler tarafın-<br />
dan değiştirilmeye devam et-<br />
mektedir.<br />
<br />
DIŞ KUVVETLER<br />
Kaynağını Güneş,<br />
dolayısı ile iklim<br />
ortamından alan<br />
kuvvetlerdir.<br />
<br />
<br />
<br />
orojenez(dağ oluşumu)<br />
yerkabuğunu oluşturan levha<br />
denilen büyük blokların yatay<br />
yönde hareketi sonucu arada<br />
sıkışan birikim alanları dağ-<br />
ları oluşturmuşlardır.Sert ya-<br />
pılı olan birikim alanları kırıl-<br />
mışlardır.Bu tür arazilerde:<br />
-Volkanizma<br />
-sıcak su kaynakları<br />
-Deprem<br />
aktivitesi yüksektir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
AKARSULAR<br />
<br />
<br />
Akım(debi):Akarsu-<br />
yun bir kesitinden<br />
belli zamanda geçen<br />
su miktarıdır.Su mik-<br />
tarını etkileyen her<br />
durum akımıda etkiler.<br />
ör:Buharlaşma<br />
Rejim:Akarsuyun akımı-<br />
nın yıl içinde gösterdiği<br />
değişme durumudur.Akım<br />
fazla değimiyorsa rejim<br />
düzenlidir.<br />
Ör:Ekvator'da ki Amazon<br />
nehri<br />
Aşındırma:Her dış kuvvet-<br />
de olduğu gibi akarsularda<br />
güçleri oranında yataklarını<br />
aşındırırlar.Yataklarından<br />
parça koparmalarına meka-<br />
nik,yataklarını eriterek aşın-<br />
dırmalarına kimyasal aşındır-<br />
ma denir.Bu farklılık daha çok<br />
iklim ortamından kaynaklanır.<br />
Biriktirme:Akarsular güçleri-<br />
nin azaldığı yerde yüklerini<br />
bırakırlar yani biriktirme ya-<br />
parlar.Akarsu güçlü olduğu<br />
bir yerden veya dönemden gel-<br />
mişse biriktirdiği yükler iri<br />
taneli olur.<br />
Deprem Erozyon<br />
Arazinin denge oluştururken<br />
meydana getirdiği ,hangi ara-<br />
zilerde oluşabileceği ve ne<br />
tür önlemlerle yaratacağı za-<br />
rarı en aza indireceğimizi<br />
bildiğimiz bir doğa olayıdır.<br />
oluştuğu araziler:kırıklı(fay),<br />
altı erime sonucu boşluk duru-<br />
mu almış ve volkanik arazilerde<br />
olmak üzere oluşma ortamı de-<br />
ğişir.<br />
Önlem: Mümkün olduğunca<br />
yukarıda ki koşulların bulundu-<br />
ğu alanlarda alüvyal dolgulu<br />
zeminlerde konut yapmamak,<br />
yapılsa dahi çok katlıdan kaçın-<br />
mak ve bir yağmur olayı için<br />
şemsiyemizi hazırlar gibi<br />
bu doğa olayınında bilicinde<br />
olmak .<br />
<br />
EROZYON<br />
Dış kuvvetlerin etkisi ile<br />
toprağın yüzeysel süpürülmesidir.<br />
Bu olay sonucunda üst tabakada ki<br />
humuslu bölüm götürüldüğünden<br />
arazi verimsizleşir ve zamanla<br />
çoraklaşır.<br />
Etki alanları:<br />
-Bitki örtüsünden yoksun veya<br />
bitki örtüsünün seyrek olduğu<br />
alanlar<br />
(Bu koşullara sahip olan yer-<br />
lerde eğim bu olayın şiddetini<br />
arttırır.)<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
İÇ ve DIŞ KUVVETLER<br />
- Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)<br />
- Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)<br />
- İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.<br />
- İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.<br />
- Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.<br />
<br />
Yer kabuğunun hareketleri :<br />
- Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.<br />
- Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.<br />
DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE&#8217;DE DAĞ OLUŞUMU<br />
1) Dağ Oluşumu :<br />
- Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.<br />
- Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)<br />
- Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)<br />
<br />
2) Kıta Oluşumu :<br />
- Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.<br />
- Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.<br />
3) Volkanizma :<br />
- Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.<br />
- Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)<br />
- Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)<br />
- Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.<br />
4) Deprem :<br />
- Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.<br />
- Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.<br />
- Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.<br />
- Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.<br />
TÜRKİYE&#8217;DE OVALAR VE PLATOLAR<br />
Ova ve Türkiye&#8217;de Ovalar :<br />
Ova akarsuların derince yer etmediği eğik olmaya, varsa da az olan çevresine göre alçakta olan düz yerlere ova denir.<br />
1) Oluşumlarına Göre Ovalar :<br />
a) Aşıntı Ovalar : Dış güçler tarafından aşırı dereceden aşındırıp, düzleştirilmesi sonucu oluşur. Bu ovalara Türkiye&#8217;de rastlanmaz. Doğu Avrupa bu konuya en belirgin örnek olarak bilinmektedir.<br />
b) Çöküntü Ovalar : Yeryüzündeki çöküntü hendeklerin, dış güçlerin taşıyıp getirdiği taklarla dolması sonucu oluşur. (Iğdır ovası)<br />
c) Birikinti Ovası : İç kesimlerdeki ya da kıyılarda ki çukur alanların, dış güçlerin taşıyıp getirdiği tortulların dolması sonucu oluşur. (Konya ve Malatya ovaları)<br />
<br />
d) Karstik Ovalar : Çökebilir taşların uzandığı alanlarda, suyun taşları çözümlemesi sonucunda oluşan ovalardır. Bu çanakların tabanının tortullarla dolup düzleşmesi ile karstik ovalar oluşur. (Teke ve Taşeli platoları)<br />
2) Bulunduklarına göre ovalar :<br />
- Ovalar kıyıya yakın ya da uzak olma durumlarına göre kıyı ovalar ve iç ovalar diye ikiye ayrılır.<br />
- Kıyı ovalar; Bafra, Finike vb.<br />
- İç ovalar; Eskişehir, Muş vb.<br />
3) Yükseltilerine göre ovalar :<br />
- Bazı ovalar deniz seviyesine yakın iken, bazı ovalarda denizden 1000-2000 metre yüksektir. Bunlar grubuna göre ikiye ayrılır.<br />
- Alçak ova; Çukurova, Çarşamba vb.<br />
- Yüksek ova; Konya, Malatya vb<br />
PLATOLAR<br />
a) Aşıntı Platoları : Dış güçler tarafından yüzeyi aşındırılmış, akarsuların derin vadiler kazdığı düzlüklerdir.<br />
b) Kırılma (Tektonik) Platolar : Dikey yönlü basınçların etkili olduğu alanlarda, eski kütlelerin kırılması ile oluşur. (İç Batı Anadolu platoları)<br />
c) Volkanik Platolar : Geniş alanlara yayılan tüf ve akışkan lavların düzleştirdiği alanların, akarsularla yarılması sonucu oluşur.<br />
d) Karstik Ovalar : Kireç taşı gibi çözünebilen taşların bulunduğu alanlarda oluşmuş platolardır. (Obruk, Taşeli platoları)<br />
<br />
<br />
YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ (DIŞ KUVVETLER)<br />
1) Mekanik (Fiziksel) Çözünme :<br />
- Günlük sıcaklık farkının fazla olduğu yerlerde görülür.<br />
- Günlük sıcaklığa bağlı olarak taşların ısınıp sonra soğuması sonucu oluşur. (Çöllerde görülebilir)<br />
2) Kimyasal Çözünme :<br />
- Suyun taşları eritmesi, aşındırması, ve çürütmesi sonucu oluşur.<br />
- Sıcaklığın etkisiyle bu çözünme daha da artar.<br />
- Nemli bölgelerde daha da yaygındır.<br />
3) Biyolojik Çözünme : Bitki köklerinin, kayalarının çatlaklarına girerek zamanla büyümesi ve bunun sonucu genişleyerek kayaların çatlamasına denir.<br />
<br />
TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ<br />
- Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.<br />
- Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.<br />
- Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.<br />
a) Taşınmış Topraklar :<br />
- Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.<br />
- Üç çeşittir.<br />
Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.<br />
Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.<br />
Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış ince ögelerden oluşan toprak.<br />
b) Yerli Topraklar :<br />
- Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.<br />
- İki gruba ayrılır.<br />
Nemli Bölge Toprakları : Bu topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.<br />
Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.<br />
<br />
YER GÖÇMELERİ ve KAYMALAR<br />
Yer göçmeleri ve yer kaymalarını oluşturan etmenler :<br />
Yer göçmesi : Kayaların, taş parçalarının, toprağın, büyük kütleli tabakaların birbirine kayarak yer değiştirme olayıdır<br />
Yer Kayması : Üstteki geçirimli tabakaların, alttaki geçirimsiz ve kaygan tabakalar üzerinde, eğim doğrultusunda kaynamasıdır.<br />
- Yer kaymasının yaygın adı heyelandır.<br />
- Yer göçmeleri eğimin çokluğu, şiddetli yağış, sebeplerinden olur.<br />
Heyelan oluşumunu etkileyen unsurlardan biride; toprakların yapısal özelliğidir.<br />
Heyelan olaylarının en çok görüldüğü mevsim; ilkbahar sonrası kar erime zamanıdır.<br />
EROZYON ve KORUNMA YOLLARI<br />
Toprak Erozyonu : Toprak erozyonun oluşturan etmenler;<br />
- Toprağın sular tarafından aşındırılması<br />
- Rüzgarlar - Bitki örtüsü<br />
- Buzullar - Sel<br />
- Eğim - Yangın<br />
Korunma yolları :<br />
- Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj gölleri yapma,<br />
- Tarlalar eğime yatay sürülmeli<br />
- Ağaç kesimlerine karşı tedbirler<br />
AKARSULAR<br />
a) Akarsuyun oluşumu : Yeryüzündeki yatakların değişik büyüklüklerdeki yataklar içerisinde su toplanır ve bu yatak boyunca akmasına akarsu denir.<br />
- Akarsuların, küçüklerine dere denir. Büyüklerine ise çay, nehir denir.<br />
- Akarsuyun, çıktığı yere kaynak. Akarsuyun aktığı yere yatak denir.<br />
- Akarsuyun birim zamanda aldığı yola akarsuyun hızı denir. Bu hız mualine denilen araçla ölçülür.<br />
b) Akarsuyun ağları, Su bölümü ve Akarsu Havzaları :<br />
- En küçük dereden ana ırmağa kadar bir akarsuyun beslenme havzası içinde tüm kollarıyla birlikte oluşturduğu su yolu örgüsüne akarsu ağı denir.<br />
- Havzaları birbirinden ayıran doğal sınıra su bölümü çizgisi denir.<br />
- Akarsuyun denize ulaştırabilen havzalara açık havza, ulaştıramayan havzalara ise kapalı havza denir.<br />
c) Akarsuyun debisi ve rejimi :<br />
- Bir akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinde bir saniyede geçen suyun m3 cinsinden miktarına debi denir.<br />
- Bir akarsuyun debisinde yıl boyunca değişmeye rejim denir.<br />
d) Selintiler ve Akarsular :<br />
- Yüzeyleri kaplarcasına akan sulara selinti denir.<br />
- Bir akarsuyun aşındırma gücü; su miktarı, eğim, bitki örtüsü, akış hızı, yük miktarıdır.<br />
A) TÜRKİYE&#8217;DE SELİNTİLERİN OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA ve BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ :<br />
a) Kırgıbayır : Kimi yerleri yüksekçe, kimi yerleri yarıntılar biçiminde olan şekillere denir. (Nevşehir yöresi)<br />
b) Peri Bacaları : Volkan tüflerinin yaygın olduğu bir arazide sellenme sonucu oluşmuş yer şekilleridir. Üstteki dirençli kayalar aşınmadığı için şapka şeklinde bir görünüm oluşmuştur. (Afyon)<br />
c) Birikinti Konileri : Bir dağ yamacında aşağıya inen akarsuyun eğimi azaldığında taşıma gücüde azalır ve taşıdığı alüvyonları koni şeklinde biriktirir. Buna denir.<br />
- Birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan ovalara Dağ eteği ovası denir.<br />
<br />
B) AKARSULARIN AŞINDIRMASI İLE OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ<br />
a) Vadiler : İçinde akarsuların aktığı, kaynaktan ağza doğru sürekli inişli olan uzun çukur alanlarıdır. Dört çeşit vadi vardır<br />
- V vadi; V harfi biçimindeki vadilere denir.<br />
- Tabanlı vadi; orta çığırlarda;eğim az, su miktarı fazladır. Derinlemesine hem de yanlamasına aşındırma yapar.<br />
- Yayvan Vadi; yanlama, aşındırma ile vadi yamaçları aşınıp yatıklarşır.<br />
- Yarma vadi; Bir düzlükte akmakta olan akarsu, önüne çıkan kabarıklığı dar ve derin bir biçimde yardıktan sonra yeniden düzeyi çıkarsa olur.<br />
- Kanyon vadi; çözünebilir taşların bulunduğu arazilerde akarsu bir yandan aşındırma yaparken bir yandan da taşlar çöker. Sonuçta dar derin ve dik duvarlı vadiler oluşur.<br />
b) Dev Kazanı : Akarsuların, çağlayan ve çavlanların yaparak döküldükleri yerlerde, aşınma sonucu oluşan çukurluklara dev kazanı (büğet) denir. Türlü Büyüklükte olabilir.<br />
c) Sekiler : Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda görülen basamak biçimindeki yer şekilleridir.. bu derinleştirme sonucu eski vadi tabanı yukarıda bir basamak halinde kalır ki buna seki denir.<br />
d) Yontuk düzler (Peneplen) : Akarsuların aşındırma faaliyetlerinin son döneminde oluşan dalgalı düzlüklere denir.<br />
C) AKARSU BİRİKTİRMESİ İLE OLUŞAN YERŞEKİLLERİ<br />
Akarsu biriktirmesi sonucu oluşan başlıca şekiller şunlardır;<br />
a) Deltalar : Akarsuyun göle yada deniz ulaştığı yerde, taşıdığı alüvyonları biriktirmesi sonucu oluşur.<br />
Bir deltanın oluşabilmesi için;<br />
- Akarsuyun belli büyüklükte olması<br />
- Denizin çok derin olması<br />
- Kıyı boyunca güçlü akıntıların olmaması gerekir. (Çukurova, Bafra)<br />
a) Birikinti Ovası : İç kısımlardaki alanların alüvyonlarla dolması sonucu oluşur. 2 çeşittir.<br />
- Dağ içi ovaları : Dağlık alanların iç kısımlarda az eğimli yerlerde, karstik çanaklarda ya da tektonik çöküntülerde birikme sonucu oluşur. (Erzincan ovası)<br />
- Dağ eteği ovaları : Bir dağın yamacından aşağı inen akarsu ve sellenme sularının oluşturduğu birikinti ovasıdır.<br />
c) Birikinti Konileri : Akarsuyun taşıdığı alüvyonların yelpaze biçiminde çökelir. Bu çökmeye denir.<br />
- Menderesler: Akarsuyun aşındırma ve biriktirme sonucu faaliyetlerin ortak sonucu oluşan yer şekillerinin en yaygın olanları mendereslerdir.<br />
- Yatak eğimi azalmış olan bir akarsu, düzenli büklümler yaparak sağa sola dolana dolana akar. Buna menderes denir. (Gediz nehri, B.Menderes)<br />
<br />
YER ALTI SULARI ve KAYNAKLAR<br />
- Dağınık tortulların içerisinde ya da kaya oyuklarında toplanmış suya rastlanır. Buna yer altı suyu denir.<br />
Kaynaklar : Yer altı sularının kendiliğinden yer yüzüne çıkmasına denir. IV çeşittir.<br />
- Kırıklı yapıların bulunduğu yerlerde fay kaynağı, yamaçların yer altı suyu tablasını kestiği yerlerde yamaç kaynağı, kalkerli yapıların bulunduğu yerlerde ise karstik kaynaklar, yer altı sularının bulunduğu yerlerde, insanların sondaj yapmasıyla artezyen kaynaklar oluşur.<br />
<br />
TÜRKİYE&#8217;DE KARSTİK SULAR, AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ<br />
- Kolayca çözünen taşların yaygın olduğu yerlerde oluşan yer şekillerine karstik şekiller denir. (Toroslar)<br />
- Yanları dik, ağız kısımları türlü genişlikte olabilen, derin doğal kaynaklara obruk denir. (Obruk gölü)<br />
- Dolinler (düdenler, koyaklar) : Kalkerli arazilerde çözünmeler ya da çözünme ile birlikte çökmeler sonucu oluşmuş çukurlardır. Çapları birkaç yüz metre arası değişir. Bunun diğer adı da &#8220;su yutan&#8221;dır.<br />
- Dolinlerin genişleyip birleşmesi sonucu göl-ovalar (polyeler) oluşur.<br />
- Kör Vadiler : Suların bir su yatağından yer altına daldığı vadilerdir.<br />
- Karstik arazilerin yaygın şekillerinden biri de lapyalardır.<br />
- Kireç taşlarının çözünmesiyle mağaralar oluşur.<br />
- Mağaralarda sarkıt ve dikitler bulunur.<br />
- Yer altı sularının çözündürdüğü maddelerin çökelmesi sonucu oluşan yer şekillerine travertenlerdir.<br />
- Bunların beyaz olmasının nedeni üzerinde kalker tüflerinin olmasıdır.<br />
GÖLLERİN OLUŞUMU<br />
- Karalarda ki çanak ve tekne gibi küçük alanlarda birikmiş sulara denir.<br />
- Kara içerisinde ne kadar çok büyük olursa olsun, eğer denize bağlı değil ise göl olur. Göller oluşumlarına göre beş gruba ayrılır.<br />
a) Tektonik göller : Yer hareketleri sırasındaki kırılmalar, kıvrılmalar ve epirojenik hareketler sonucu oluşur. (Hazar gölü)<br />
b) Volkanik göller : Volkanik çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller sönmüş volkanların kraterlerinden oluşur.<br />
c) Karstik göller : Çözünebilir taşlardan oluşmuş çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller kireç taşı ve alçı taşının olduğu yerlerde görülür (Dalmaçya)<br />
d) Buzul ve sirk gölleri : Örtü buzulları ile dağ buzullarının oluşturduğu çanaklarda yer alan göllerdir. (İsviçre&#8217;de var)<br />
e) Karma yapılı göller : İç ya da dış gücün etkisiyle oluşan çanak, bir başka gücün etkisiyle büyütülüp derinleştirilmesine denir. (Van gölü)<br />
- Karma yapılı göllerin çoğu, bir çanağın önünün; dış güçler, iç güçler ve insanlar tarafından kapatılmasına set gölleri denir.<br />
- Karma yapılı göller arasında altı gruba ayrılır;<br />
Volkan, Akarsu, Kıyı, Heyelan, Buzul taş, Baraj gölleri gibi.<br />
1) Tektonik-volkan set gölleri ; Bir çanağın, volkanlardan çıkan lav ve katı maddelerin kaplanması ile oluşan göllerdir. (Van gölü)<br />
2) Akarsu set gölleri ; Akarsuların, taşıdıkları alüvyon ve tortulların bir çanağın önünü tıkaması sonucu oluşur. (Çamiçi)<br />
3) Kıyı set gölleri ; Dalga biriktirmesi ile oluşan kıyı okların veya kordonların kıyı önünü kapatmasıyla oluşur. (B.Çekmece gölü)<br />
4) Heyelan set gölleri ; Yer göçmeleri ve kaymaların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur. (Tortum, Abant vb.)<br />
5) Buzul taş set gölleri ; Buzul taşların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur.<br />
6) Baraj gölleri ; insanların bir vadinin önüne set yaparak oluşturduğu gölleridir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İÇ kuvvetler<br />
kaynağını yerin iç kesiminden<br />
alan kuvvetlerdir.Yeryüzünün<br />
ana görünümünü oluşturmuş-<br />
lardır.Bunların oluşturdukları<br />
araziler dış kuvvetler tarafın-<br />
dan değiştirilmeye devam et-<br />
mektedir.<br />
<br />
DIŞ KUVVETLER<br />
Kaynağını Güneş,<br />
dolayısı ile iklim<br />
ortamından alan<br />
kuvvetlerdir.<br />
<br />
<br />
<br />
orojenez(dağ oluşumu)<br />
yerkabuğunu oluşturan levha<br />
denilen büyük blokların yatay<br />
yönde hareketi sonucu arada<br />
sıkışan birikim alanları dağ-<br />
ları oluşturmuşlardır.Sert ya-<br />
pılı olan birikim alanları kırıl-<br />
mışlardır.Bu tür arazilerde:<br />
-Volkanizma<br />
-sıcak su kaynakları<br />
-Deprem<br />
aktivitesi yüksektir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
AKARSULAR<br />
<br />
<br />
Akım(debi):Akarsu-<br />
yun bir kesitinden<br />
belli zamanda geçen<br />
su miktarıdır.Su mik-<br />
tarını etkileyen her<br />
durum akımıda etkiler.<br />
ör:Buharlaşma<br />
Rejim:Akarsuyun akımı-<br />
nın yıl içinde gösterdiği<br />
değişme durumudur.Akım<br />
fazla değimiyorsa rejim<br />
düzenlidir.<br />
Ör:Ekvator'da ki Amazon<br />
nehri<br />
Aşındırma:Her dış kuvvet-<br />
de olduğu gibi akarsularda<br />
güçleri oranında yataklarını<br />
aşındırırlar.Yataklarından<br />
parça koparmalarına meka-<br />
nik,yataklarını eriterek aşın-<br />
dırmalarına kimyasal aşındır-<br />
ma denir.Bu farklılık daha çok<br />
iklim ortamından kaynaklanır.<br />
Biriktirme:Akarsular güçleri-<br />
nin azaldığı yerde yüklerini<br />
bırakırlar yani biriktirme ya-<br />
parlar.Akarsu güçlü olduğu<br />
bir yerden veya dönemden gel-<br />
mişse biriktirdiği yükler iri<br />
taneli olur.<br />
Deprem Erozyon<br />
Arazinin denge oluştururken<br />
meydana getirdiği ,hangi ara-<br />
zilerde oluşabileceği ve ne<br />
tür önlemlerle yaratacağı za-<br />
rarı en aza indireceğimizi<br />
bildiğimiz bir doğa olayıdır.<br />
oluştuğu araziler:kırıklı(fay),<br />
altı erime sonucu boşluk duru-<br />
mu almış ve volkanik arazilerde<br />
olmak üzere oluşma ortamı de-<br />
ğişir.<br />
Önlem: Mümkün olduğunca<br />
yukarıda ki koşulların bulundu-<br />
ğu alanlarda alüvyal dolgulu<br />
zeminlerde konut yapmamak,<br />
yapılsa dahi çok katlıdan kaçın-<br />
mak ve bir yağmur olayı için<br />
şemsiyemizi hazırlar gibi<br />
bu doğa olayınında bilicinde<br />
olmak .<br />
<br />
EROZYON<br />
Dış kuvvetlerin etkisi ile<br />
toprağın yüzeysel süpürülmesidir.<br />
Bu olay sonucunda üst tabakada ki<br />
humuslu bölüm götürüldüğünden<br />
arazi verimsizleşir ve zamanla<br />
çoraklaşır.<br />
Etki alanları:<br />
-Bitki örtüsünden yoksun veya<br />
bitki örtüsünün seyrek olduğu<br />
alanlar<br />
(Bu koşullara sahip olan yer-<br />
lerde eğim bu olayın şiddetini<br />
arttırır.)<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
İÇ ve DIŞ KUVVETLER<br />
- Enerjisini yerin içinden alan kuvvetlere iç kuvvetler denir. (dağ oluşumu, kıta oluşumu ve volkanizma dır.)<br />
- Enerjisini güneşten alan kuvvetlere ise dış kuvvetler denir. (akarsular, rüzgarlar, dalgalar)<br />
- İç ve dış kuvvetler birbiriyle sürekli mücadele halindedir.<br />
- İç kuvvetler yeryüzünün kabartılarını meydana getirirken; dış kuvvetler ise bunları aşındırarak ortadan kaldırmaya ve seviyesine yakın az engebeli düzlüklere (peneplen) dönüştürürler.<br />
- Dış kuvvetlerin yer yüzünün yüksek kesimlerinin aşındırmasıyla elde ettiği malzemeler yer yüzünün çukur yerlerinde (okyanus, deniz) biriktirmesi ile jeoseklinaller oluşur. Bunların kalınlığı binlerce metreyi bulur.<br />
<br />
Yer kabuğunun hareketleri :<br />
- Yer kabuğu bir bütün değildir. Çatlaklardan ve kırık boşluklardan oluşur. Yer kabuğu bir birinden ayrı parçalardan oluşur. Bu her bir parçaya levha denir.<br />
- Bu levhalar manto üzerinde yüzer haldedirler. Yaklaşık yılda 1-2 cm hareket ederler.<br />
DAĞ OLUŞUMU ve TÜRKİYE&#8217;DE DAĞ OLUŞUMU<br />
1) Dağ Oluşumu :<br />
- Okyanus ve deniz diplerinde biriken kalın tortul tabakalar (jeosenklinal) kıtalarının levha birbirine yaklaşması sonucu yan basınçlara maruz kalırlar.<br />
- Bu yan basınçlar sonucunda jeosenklinal eğer esnek yapıdaysa kıvrılarak yükselir ve yer yüzünün kıvrım dağlarını oluşturur. (Toros dağı)<br />
- Jeosenklinal eğer sert yapıdaysa veya önceden yükselmiş kıvrım dağları tekrar yan basınçlara maruz kalırsa kırılma olur. Yükselen bölümlere horst, alçakta kalan kısımlara ise grabent denir. Yüksekte kalan horstlar dağı oluştururken, alçakta kalan kısımlar, daha sonra akarsuların gelişmesiyle ovaları oluşturur. (Ege bölgesi kıyı kesimleri. Burada yer alan boz dağlar kırılma sonucu oluşan horstlardır. Bu dağlar arasında bulun ve üzerinde aynı isimli akarsıların geçtiği bakırçay, b.menderes , ovalarında birer çöküntü (grabent) alanlarıdır.)<br />
<br />
2) Kıta Oluşumu :<br />
- Yer kabuğunun geniş tabanlı alçalma ve yükselme hareketleridir. Bu alçalma ve yükselme hareketleri çeşitli biçimlerde olabilir.<br />
- Kıtaların yükselmesi sonucunda su seviyesi geri çekilir. Bu olaya denizlerin çekilmesi yani reogresyon denir. Tam tersi durumuna da transregsiyon denir.<br />
3) Volkanizma :<br />
- Yer kabuğu altındaki kızgın mağmanın yer kabuğunun çatlak ve kırık yerlerinden yeryüzüne çıkmasına denir.<br />
- Bu sırada yeryüzüne katı gaz ve akıcı maddeler çıkarır. (karbondioksit, taş, kaya)<br />
- Lavların üst üste birikmesiyle zamanlar volkanik dağlar meydana gelir. (K.Ağrı, Tendirek, Nemrut vb.)<br />
- Volkan küllerinin yıllık birikmesiyle tüf tabakaları oluşur.<br />
4) Deprem :<br />
- Yerkabuğunu oluşturan katmanların yerlerinden oynamalarıyla hissedilen sarsıntılardır.<br />
- Oluşumlarına göre yerel depremler ve tektonik depremler olarak ikiye ayrılır.<br />
- Yerel depremler kısa sürede ve dar alanda etkili olan yıkıcı etkileri az olan sarsıntılardır.<br />
- Tektonik depremler daha şiddetli etkili alanı daha fazla dolayısıyla tahrip gücü daha fazla olandır.<br />
TÜRKİYE&#8217;DE OVALAR VE PLATOLAR<br />
Ova ve Türkiye&#8217;de Ovalar :<br />
Ova akarsuların derince yer etmediği eğik olmaya, varsa da az olan çevresine göre alçakta olan düz yerlere ova denir.<br />
1) Oluşumlarına Göre Ovalar :<br />
a) Aşıntı Ovalar : Dış güçler tarafından aşırı dereceden aşındırıp, düzleştirilmesi sonucu oluşur. Bu ovalara Türkiye&#8217;de rastlanmaz. Doğu Avrupa bu konuya en belirgin örnek olarak bilinmektedir.<br />
b) Çöküntü Ovalar : Yeryüzündeki çöküntü hendeklerin, dış güçlerin taşıyıp getirdiği taklarla dolması sonucu oluşur. (Iğdır ovası)<br />
c) Birikinti Ovası : İç kesimlerdeki ya da kıyılarda ki çukur alanların, dış güçlerin taşıyıp getirdiği tortulların dolması sonucu oluşur. (Konya ve Malatya ovaları)<br />
<br />
d) Karstik Ovalar : Çökebilir taşların uzandığı alanlarda, suyun taşları çözümlemesi sonucunda oluşan ovalardır. Bu çanakların tabanının tortullarla dolup düzleşmesi ile karstik ovalar oluşur. (Teke ve Taşeli platoları)<br />
2) Bulunduklarına göre ovalar :<br />
- Ovalar kıyıya yakın ya da uzak olma durumlarına göre kıyı ovalar ve iç ovalar diye ikiye ayrılır.<br />
- Kıyı ovalar; Bafra, Finike vb.<br />
- İç ovalar; Eskişehir, Muş vb.<br />
3) Yükseltilerine göre ovalar :<br />
- Bazı ovalar deniz seviyesine yakın iken, bazı ovalarda denizden 1000-2000 metre yüksektir. Bunlar grubuna göre ikiye ayrılır.<br />
- Alçak ova; Çukurova, Çarşamba vb.<br />
- Yüksek ova; Konya, Malatya vb<br />
PLATOLAR<br />
a) Aşıntı Platoları : Dış güçler tarafından yüzeyi aşındırılmış, akarsuların derin vadiler kazdığı düzlüklerdir.<br />
b) Kırılma (Tektonik) Platolar : Dikey yönlü basınçların etkili olduğu alanlarda, eski kütlelerin kırılması ile oluşur. (İç Batı Anadolu platoları)<br />
c) Volkanik Platolar : Geniş alanlara yayılan tüf ve akışkan lavların düzleştirdiği alanların, akarsularla yarılması sonucu oluşur.<br />
d) Karstik Ovalar : Kireç taşı gibi çözünebilen taşların bulunduğu alanlarda oluşmuş platolardır. (Obruk, Taşeli platoları)<br />
<br />
<br />
YERYÜZÜNÜN BİÇİMLENMESİ (DIŞ KUVVETLER)<br />
1) Mekanik (Fiziksel) Çözünme :<br />
- Günlük sıcaklık farkının fazla olduğu yerlerde görülür.<br />
- Günlük sıcaklığa bağlı olarak taşların ısınıp sonra soğuması sonucu oluşur. (Çöllerde görülebilir)<br />
2) Kimyasal Çözünme :<br />
- Suyun taşları eritmesi, aşındırması, ve çürütmesi sonucu oluşur.<br />
- Sıcaklığın etkisiyle bu çözünme daha da artar.<br />
- Nemli bölgelerde daha da yaygındır.<br />
3) Biyolojik Çözünme : Bitki köklerinin, kayalarının çatlaklarına girerek zamanla büyümesi ve bunun sonucu genişleyerek kayaların çatlamasına denir.<br />
<br />
TOPRAK OLUŞUMU ve TOPRAK TÜRLERİ<br />
- Toprağın oluşması için önce kayaların çözünmesi gerekir.<br />
- Canlı kalıntılarıyla oluşabilir.<br />
- Toprağın oluşumuna etki eden faktörler; iklim, bitki örtüsü, yer şekilleri, taşların özelliğidir.<br />
a) Taşınmış Topraklar :<br />
- Dış kuvvetlerin taşıyıp getirdiği malzemelerin birikmesiyle oluşur.<br />
- Üç çeşittir.<br />
Alüvyonlar : Kum ve çakıl gibi maddelerin oluşumuyla oluşan topraklardır.<br />
Morenler (Buzul Taşlar) : Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çoğu kez parıltılı yada çizikli taşlardan oluşur.<br />
Lösler : Rüzgarların, kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp yığdıkları, katmanlaşmış ince ögelerden oluşan toprak.<br />
b) Yerli Topraklar :<br />
- Bu topraklar, kayaların çözüldüğü yerde oluşan topraklardır.<br />
- İki gruba ayrılır.<br />
Nemli Bölge Toprakları : Bu topraklar nemin gür olduğu yerlerde, gür bitki örtüsüyle kaplıdır.<br />
Kurak ve yarı kurak bölge toprakları : Kestane ve kahverengi bozkır topraklarıdır yani çöl toprakları.<br />
<br />
YER GÖÇMELERİ ve KAYMALAR<br />
Yer göçmeleri ve yer kaymalarını oluşturan etmenler :<br />
Yer göçmesi : Kayaların, taş parçalarının, toprağın, büyük kütleli tabakaların birbirine kayarak yer değiştirme olayıdır<br />
Yer Kayması : Üstteki geçirimli tabakaların, alttaki geçirimsiz ve kaygan tabakalar üzerinde, eğim doğrultusunda kaynamasıdır.<br />
- Yer kaymasının yaygın adı heyelandır.<br />
- Yer göçmeleri eğimin çokluğu, şiddetli yağış, sebeplerinden olur.<br />
Heyelan oluşumunu etkileyen unsurlardan biride; toprakların yapısal özelliğidir.<br />
Heyelan olaylarının en çok görüldüğü mevsim; ilkbahar sonrası kar erime zamanıdır.<br />
EROZYON ve KORUNMA YOLLARI<br />
Toprak Erozyonu : Toprak erozyonun oluşturan etmenler;<br />
- Toprağın sular tarafından aşındırılması<br />
- Rüzgarlar - Bitki örtüsü<br />
- Buzullar - Sel<br />
- Eğim - Yangın<br />
Korunma yolları :<br />
- Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj gölleri yapma,<br />
- Tarlalar eğime yatay sürülmeli<br />
- Ağaç kesimlerine karşı tedbirler<br />
AKARSULAR<br />
a) Akarsuyun oluşumu : Yeryüzündeki yatakların değişik büyüklüklerdeki yataklar içerisinde su toplanır ve bu yatak boyunca akmasına akarsu denir.<br />
- Akarsuların, küçüklerine dere denir. Büyüklerine ise çay, nehir denir.<br />
- Akarsuyun, çıktığı yere kaynak. Akarsuyun aktığı yere yatak denir.<br />
- Akarsuyun birim zamanda aldığı yola akarsuyun hızı denir. Bu hız mualine denilen araçla ölçülür.<br />
b) Akarsuyun ağları, Su bölümü ve Akarsu Havzaları :<br />
- En küçük dereden ana ırmağa kadar bir akarsuyun beslenme havzası içinde tüm kollarıyla birlikte oluşturduğu su yolu örgüsüne akarsu ağı denir.<br />
- Havzaları birbirinden ayıran doğal sınıra su bölümü çizgisi denir.<br />
- Akarsuyun denize ulaştırabilen havzalara açık havza, ulaştıramayan havzalara ise kapalı havza denir.<br />
c) Akarsuyun debisi ve rejimi :<br />
- Bir akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinde bir saniyede geçen suyun m3 cinsinden miktarına debi denir.<br />
- Bir akarsuyun debisinde yıl boyunca değişmeye rejim denir.<br />
d) Selintiler ve Akarsular :<br />
- Yüzeyleri kaplarcasına akan sulara selinti denir.<br />
- Bir akarsuyun aşındırma gücü; su miktarı, eğim, bitki örtüsü, akış hızı, yük miktarıdır.<br />
A) TÜRKİYE&#8217;DE SELİNTİLERİN OLUŞTURDUĞU AŞINDIRMA ve BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ :<br />
a) Kırgıbayır : Kimi yerleri yüksekçe, kimi yerleri yarıntılar biçiminde olan şekillere denir. (Nevşehir yöresi)<br />
b) Peri Bacaları : Volkan tüflerinin yaygın olduğu bir arazide sellenme sonucu oluşmuş yer şekilleridir. Üstteki dirençli kayalar aşınmadığı için şapka şeklinde bir görünüm oluşmuştur. (Afyon)<br />
c) Birikinti Konileri : Bir dağ yamacında aşağıya inen akarsuyun eğimi azaldığında taşıma gücüde azalır ve taşıdığı alüvyonları koni şeklinde biriktirir. Buna denir.<br />
- Birikinti konilerinin birleşmesiyle oluşan ovalara Dağ eteği ovası denir.<br />
<br />
B) AKARSULARIN AŞINDIRMASI İLE OLUŞAN YER ŞEKİLLERİ<br />
a) Vadiler : İçinde akarsuların aktığı, kaynaktan ağza doğru sürekli inişli olan uzun çukur alanlarıdır. Dört çeşit vadi vardır<br />
- V vadi; V harfi biçimindeki vadilere denir.<br />
- Tabanlı vadi; orta çığırlarda;eğim az, su miktarı fazladır. Derinlemesine hem de yanlamasına aşındırma yapar.<br />
- Yayvan Vadi; yanlama, aşındırma ile vadi yamaçları aşınıp yatıklarşır.<br />
- Yarma vadi; Bir düzlükte akmakta olan akarsu, önüne çıkan kabarıklığı dar ve derin bir biçimde yardıktan sonra yeniden düzeyi çıkarsa olur.<br />
- Kanyon vadi; çözünebilir taşların bulunduğu arazilerde akarsu bir yandan aşındırma yaparken bir yandan da taşlar çöker. Sonuçta dar derin ve dik duvarlı vadiler oluşur.<br />
b) Dev Kazanı : Akarsuların, çağlayan ve çavlanların yaparak döküldükleri yerlerde, aşınma sonucu oluşan çukurluklara dev kazanı (büğet) denir. Türlü Büyüklükte olabilir.<br />
c) Sekiler : Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda görülen basamak biçimindeki yer şekilleridir.. bu derinleştirme sonucu eski vadi tabanı yukarıda bir basamak halinde kalır ki buna seki denir.<br />
d) Yontuk düzler (Peneplen) : Akarsuların aşındırma faaliyetlerinin son döneminde oluşan dalgalı düzlüklere denir.<br />
C) AKARSU BİRİKTİRMESİ İLE OLUŞAN YERŞEKİLLERİ<br />
Akarsu biriktirmesi sonucu oluşan başlıca şekiller şunlardır;<br />
a) Deltalar : Akarsuyun göle yada deniz ulaştığı yerde, taşıdığı alüvyonları biriktirmesi sonucu oluşur.<br />
Bir deltanın oluşabilmesi için;<br />
- Akarsuyun belli büyüklükte olması<br />
- Denizin çok derin olması<br />
- Kıyı boyunca güçlü akıntıların olmaması gerekir. (Çukurova, Bafra)<br />
a) Birikinti Ovası : İç kısımlardaki alanların alüvyonlarla dolması sonucu oluşur. 2 çeşittir.<br />
- Dağ içi ovaları : Dağlık alanların iç kısımlarda az eğimli yerlerde, karstik çanaklarda ya da tektonik çöküntülerde birikme sonucu oluşur. (Erzincan ovası)<br />
- Dağ eteği ovaları : Bir dağın yamacından aşağı inen akarsu ve sellenme sularının oluşturduğu birikinti ovasıdır.<br />
c) Birikinti Konileri : Akarsuyun taşıdığı alüvyonların yelpaze biçiminde çökelir. Bu çökmeye denir.<br />
- Menderesler: Akarsuyun aşındırma ve biriktirme sonucu faaliyetlerin ortak sonucu oluşan yer şekillerinin en yaygın olanları mendereslerdir.<br />
- Yatak eğimi azalmış olan bir akarsu, düzenli büklümler yaparak sağa sola dolana dolana akar. Buna menderes denir. (Gediz nehri, B.Menderes)<br />
<br />
YER ALTI SULARI ve KAYNAKLAR<br />
- Dağınık tortulların içerisinde ya da kaya oyuklarında toplanmış suya rastlanır. Buna yer altı suyu denir.<br />
Kaynaklar : Yer altı sularının kendiliğinden yer yüzüne çıkmasına denir. IV çeşittir.<br />
- Kırıklı yapıların bulunduğu yerlerde fay kaynağı, yamaçların yer altı suyu tablasını kestiği yerlerde yamaç kaynağı, kalkerli yapıların bulunduğu yerlerde ise karstik kaynaklar, yer altı sularının bulunduğu yerlerde, insanların sondaj yapmasıyla artezyen kaynaklar oluşur.<br />
<br />
TÜRKİYE&#8217;DE KARSTİK SULAR, AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ<br />
- Kolayca çözünen taşların yaygın olduğu yerlerde oluşan yer şekillerine karstik şekiller denir. (Toroslar)<br />
- Yanları dik, ağız kısımları türlü genişlikte olabilen, derin doğal kaynaklara obruk denir. (Obruk gölü)<br />
- Dolinler (düdenler, koyaklar) : Kalkerli arazilerde çözünmeler ya da çözünme ile birlikte çökmeler sonucu oluşmuş çukurlardır. Çapları birkaç yüz metre arası değişir. Bunun diğer adı da &#8220;su yutan&#8221;dır.<br />
- Dolinlerin genişleyip birleşmesi sonucu göl-ovalar (polyeler) oluşur.<br />
- Kör Vadiler : Suların bir su yatağından yer altına daldığı vadilerdir.<br />
- Karstik arazilerin yaygın şekillerinden biri de lapyalardır.<br />
- Kireç taşlarının çözünmesiyle mağaralar oluşur.<br />
- Mağaralarda sarkıt ve dikitler bulunur.<br />
- Yer altı sularının çözündürdüğü maddelerin çökelmesi sonucu oluşan yer şekillerine travertenlerdir.<br />
- Bunların beyaz olmasının nedeni üzerinde kalker tüflerinin olmasıdır.<br />
GÖLLERİN OLUŞUMU<br />
- Karalarda ki çanak ve tekne gibi küçük alanlarda birikmiş sulara denir.<br />
- Kara içerisinde ne kadar çok büyük olursa olsun, eğer denize bağlı değil ise göl olur. Göller oluşumlarına göre beş gruba ayrılır.<br />
a) Tektonik göller : Yer hareketleri sırasındaki kırılmalar, kıvrılmalar ve epirojenik hareketler sonucu oluşur. (Hazar gölü)<br />
b) Volkanik göller : Volkanik çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller sönmüş volkanların kraterlerinden oluşur.<br />
c) Karstik göller : Çözünebilir taşlardan oluşmuş çanaklarda biriken suların oluşturduğu göllerdir. Bu göller kireç taşı ve alçı taşının olduğu yerlerde görülür (Dalmaçya)<br />
d) Buzul ve sirk gölleri : Örtü buzulları ile dağ buzullarının oluşturduğu çanaklarda yer alan göllerdir. (İsviçre&#8217;de var)<br />
e) Karma yapılı göller : İç ya da dış gücün etkisiyle oluşan çanak, bir başka gücün etkisiyle büyütülüp derinleştirilmesine denir. (Van gölü)<br />
- Karma yapılı göllerin çoğu, bir çanağın önünün; dış güçler, iç güçler ve insanlar tarafından kapatılmasına set gölleri denir.<br />
- Karma yapılı göller arasında altı gruba ayrılır;<br />
Volkan, Akarsu, Kıyı, Heyelan, Buzul taş, Baraj gölleri gibi.<br />
1) Tektonik-volkan set gölleri ; Bir çanağın, volkanlardan çıkan lav ve katı maddelerin kaplanması ile oluşan göllerdir. (Van gölü)<br />
2) Akarsu set gölleri ; Akarsuların, taşıdıkları alüvyon ve tortulların bir çanağın önünü tıkaması sonucu oluşur. (Çamiçi)<br />
3) Kıyı set gölleri ; Dalga biriktirmesi ile oluşan kıyı okların veya kordonların kıyı önünü kapatmasıyla oluşur. (B.Çekmece gölü)<br />
4) Heyelan set gölleri ; Yer göçmeleri ve kaymaların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur. (Tortum, Abant vb.)<br />
5) Buzul taş set gölleri ; Buzul taşların bir çanağın önünü kapatması ile oluşur.<br />
6) Baraj gölleri ; insanların bir vadinin önüne set yaparak oluşturduğu gölleridir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.::Küresel Simetri ::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kuresel-simetri.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:54:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kuresel-simetri.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÜRESEL SİMETRİ</span><br />
<br />
Aynı enerji düzeyindeki orbitaller dolu ve yarı dolu iken küresel simetriktirler. Yani OOO veya OOO şeklindeyken küresel simetriktir. Bu durumdaki atom daha kararlıdır. <br />
<br />
<br />
<br />
9Z 1s 2s 2p <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O O OOO</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
15Y 1s 2s 2p 3s 3p<br />
<br />
O O OOO O OOO<br />
<br />
<br />
<br />
Küresel simetrik olmayan atomları küresel simetrik getirebiliriz. s orbitalinden d orbitaline elektron geçirerek atomu küresel simetrik yapabiliriz.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖRNEK:</span> 47W 1s 2s 2p 3s 3p 4s 3d 4p 5s 4d<br />
<br />
O O OOO O OOO O OOOOO OOO O OOOOO kür. sim.değil<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
1s 2s 2p 3s 3p 4s 3d 4p 5s 4d<br />
<br />
O O OOO O OOO O OOOOO OOO O OOOOO kür.simetrik]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KÜRESEL SİMETRİ</span><br />
<br />
Aynı enerji düzeyindeki orbitaller dolu ve yarı dolu iken küresel simetriktirler. Yani OOO veya OOO şeklindeyken küresel simetriktir. Bu durumdaki atom daha kararlıdır. <br />
<br />
<br />
<br />
9Z 1s 2s 2p <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">O O OOO</span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
15Y 1s 2s 2p 3s 3p<br />
<br />
O O OOO O OOO<br />
<br />
<br />
<br />
Küresel simetrik olmayan atomları küresel simetrik getirebiliriz. s orbitalinden d orbitaline elektron geçirerek atomu küresel simetrik yapabiliriz.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖRNEK:</span> 47W 1s 2s 2p 3s 3p 4s 3d 4p 5s 4d<br />
<br />
O O OOO O OOO O OOOOO OOO O OOOOO kür. sim.değil<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
1s 2s 2p 3s 3p 4s 3d 4p 5s 4d<br />
<br />
O O OOO O OOO O OOOOO OOO O OOOOO kür.simetrik]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.::çekirdek ::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cekirdek.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:54:01 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cekirdek.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇEKİRDEK</span><br />
<br />
<br />
<br />
Çekirdek<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atomun yarıçapının onbinde biri kadardır. <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maddenin yapıtaşı olan atom<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ve bu çekirdeğin etrafinda durmadan dönen elektronlardan meydana gelir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
Atomun kütlesini oluşturan yoğunluk tüm atoma eşit olarak dağılmamıştır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yani atomun bütün kütlesi atomun çekirdeğinde birikmiştir.<br />
<br />
Çekirdekteki protonların hepsi pozitif yüklüdür ve elektromanyetik kuvvet nedeniyle birbirlerini iterler. Fakat güçlü nükleer kuvvet onların itme gücünden 100 kat daha büyük olduğundan<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> elektromanyetik kuvvet etkisiz hale gelir. Böylece protonlar birarada tutunabilirler. <br />
<br />
Kısacası gözle göremeyeceğimiz kadar küçük bir atomun içinde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> parçalanır ve maddeyi oluşturamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çekirdeğin İçi: Proton ve Nötronlar</span><br />
<br />
<br />
<br />
1932 yılına dek<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> çekirdeğin proton ve elektronlardan oluştuğu sanılıyordu. Çekirdeğin içinde protonla beraber elektronların değil nötronların olduğu ancak o tarihte keşfedilebildi. (Ünlü bilimadamı Chadwick 1932 yılında çekirdeğin içinde nötronun varlığını ispatladı ve bu keşfiyle Nobel ödülü kazandı.)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÇEKİRDEK</span><br />
<br />
<br />
<br />
Çekirdek<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atomun yarıçapının onbinde biri kadardır. <br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maddenin yapıtaşı olan atom<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ve bu çekirdeğin etrafinda durmadan dönen elektronlardan meydana gelir.</span><br />
<br />
<br />
<br />
Atomun kütlesini oluşturan yoğunluk tüm atoma eşit olarak dağılmamıştır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yani atomun bütün kütlesi atomun çekirdeğinde birikmiştir.<br />
<br />
Çekirdekteki protonların hepsi pozitif yüklüdür ve elektromanyetik kuvvet nedeniyle birbirlerini iterler. Fakat güçlü nükleer kuvvet onların itme gücünden 100 kat daha büyük olduğundan<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> elektromanyetik kuvvet etkisiz hale gelir. Böylece protonlar birarada tutunabilirler. <br />
<br />
Kısacası gözle göremeyeceğimiz kadar küçük bir atomun içinde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> parçalanır ve maddeyi oluşturamaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çekirdeğin İçi: Proton ve Nötronlar</span><br />
<br />
<br />
<br />
1932 yılına dek<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> çekirdeğin proton ve elektronlardan oluştuğu sanılıyordu. Çekirdeğin içinde protonla beraber elektronların değil nötronların olduğu ancak o tarihte keşfedilebildi. (Ünlü bilimadamı Chadwick 1932 yılında çekirdeğin içinde nötronun varlığını ispatladı ve bu keşfiyle Nobel ödülü kazandı.)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evrendeki Çeşitliliğin Kaynağı]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-evrendeki-cesitliligin-kaynagi.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:53:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-evrendeki-cesitliligin-kaynagi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrendeki Çeşitliliğin Kaynağı</span><br />
<br />
<br />
<br />
Bilimin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> dünyamız canlı-cansız bütün varlıklar bu 109 elementin çeşitli biçimlerde birleşmeleriyle oluşmuştur. Buraya kadar tüm elementlerin birbirinin benzeri atomlardan oluştuğunu gördük; atomlar da birbirinin aynı parçacıklardan oluşuyordu. <br />
<br />
Elementleri temelde birbirlerinden farklı kılan şey<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> katı-sıvı her şey... Bunların hepsi sonuçta aynı proton-nötron-elektronlardan meydana gelmiştir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrendeki Çeşitliliğin Kaynağı</span><br />
<br />
<br />
<br />
Bilimin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> dünyamız canlı-cansız bütün varlıklar bu 109 elementin çeşitli biçimlerde birleşmeleriyle oluşmuştur. Buraya kadar tüm elementlerin birbirinin benzeri atomlardan oluştuğunu gördük; atomlar da birbirinin aynı parçacıklardan oluşuyordu. <br />
<br />
Elementleri temelde birbirlerinden farklı kılan şey<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> katı-sıvı her şey... Bunların hepsi sonuçta aynı proton-nötron-elektronlardan meydana gelmiştir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.:: Maddeye Giden Ikinci Basamak: Moleküller ::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-maddeye-giden-ikinci-basamak-molekuller.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:37:24 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-maddeye-giden-ikinci-basamak-molekuller.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDEYE GİDEN İKİNCİ BASAMAK: MOLEKÜLLER</span><br />
<br />
<br />
<br />
Maddeye giden ilk basamak olan atomlardan sonra ikinci basamak da moleküllerdir. Moleküller<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atomlardan meydana gelen moleküllerin çeşitli biçimlerde biraraya gelmeleriyle oluşmuştur. <br />
<br />
Atomların molekülleri oluşturması veya moleküllerin ayrışarak atomlarına ayrılması<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atmosferde vs. heryerde ve her an gerçekleşmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDEYE GİDEN İKİNCİ BASAMAK: MOLEKÜLLER</span><br />
<br />
<br />
<br />
Maddeye giden ilk basamak olan atomlardan sonra ikinci basamak da moleküllerdir. Moleküller<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atomlardan meydana gelen moleküllerin çeşitli biçimlerde biraraya gelmeleriyle oluşmuştur. <br />
<br />
Atomların molekülleri oluşturması veya moleküllerin ayrışarak atomlarına ayrılması<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> atmosferde vs. heryerde ve her an gerçekleşmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kimyasal Bağlar]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-kimyasal-baglar.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:30:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-kimyasal-baglar.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimyasal Bağlar</span><br />
<br />
<br />
<br />
Atomlar son yörüngelerindeki elektron sayılarını maksimuma tamamlama amacındadırlar. Bu amaçlarını da<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> 2 hidrojen atomu da birbirlerinin tek elektronlarını 2. elektron olarak kullanır. Böylece H2 molekülü oluşur. <br />
<br />
Eğer çok sayıda atom<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> birbirlerinin elektronlarını ortaklaşa kullanarak birleşiyorlarsa bu kez &#8220;****lik bağ&#8221; sözkonusudur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kimyasal Bağlar</span><br />
<br />
<br />
<br />
Atomlar son yörüngelerindeki elektron sayılarını maksimuma tamamlama amacındadırlar. Bu amaçlarını da<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> 2 hidrojen atomu da birbirlerinin tek elektronlarını 2. elektron olarak kullanır. Böylece H2 molekülü oluşur. <br />
<br />
Eğer çok sayıda atom<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> birbirlerinin elektronlarını ortaklaşa kullanarak birleşiyorlarsa bu kez &#8220;****lik bağ&#8221; sözkonusudur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.::Sodyum Ve Hidrojen İyon Değiştiricilerinin Birlikte Kullanılması ::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-sodyum-ve-hidrojen-iyon-degistiricilerinin-birlikte-kullanilmasi.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:11:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-sodyum-ve-hidrojen-iyon-degistiricilerinin-birlikte-kullanilmasi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sodyum Ve Hidrojen İyon Değiştiricilerinin Birlikte Kullanılması </span><br />
<br />
Bazı iyon değiştirme işlemleri sonucu ortaya çıkan alkalinite izin verilemez düzeydedir. Bu durumda biri Na+ formunda reçineyle öteki H+ formunda reçineyle yüklenmiş iki kolon kullanılır. Yumuşatılacak su önce birinci kolondan (Na formundaki reçineyle dolu olan) sonrada ikinci kolondan geçirilir. Sonuç olarak sodyum ve hidrojen iyon değiştiricilerde vukubulan reaksiyonlar ortaya çıkar.<br />
<br />
Ca(HCO3)2 + H2R Ã  2H2O + 2CO2 +CaR<br />
<br />
Reaksiyonduda oluşan CO2 <img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> gaz gidericileriyle uzaklaştırılırlar. <br />
<br />
Bu arada H2SO4 ve HCl oluşur. İki kolondan çıkan su uygun oranlarda karıştırılarak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ikinvi kolonda oluşan asitler ilk kolondan çıkan sudaki sodyum bikarbonat ile nötralleştirilirler. <br />
<br />
2NaHCO3 + H2SO4 Â« Na2SO4 + 2H2O + CO2<br />
<br />
NaHCO3 + HCl Â« NaCl + H2O + CO2<br />
<br />
İlk kolonun rejenerasyonu NaCl<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ikinci kolonunki ise %1* luk HCl ile yapılır. İki kolonsan çıkan su aşağıdaki denkleme uyularak karıştırılır.<br />
<br />
<br />
<br />
X=N - m <br />
<br />
M + N<br />
<br />
X : Hidrojen iyon değiştiricisinden geçirilmesi gereken su yüzdesi<br />
<br />
m : iki kolondan çıkan suların karıştırılması sonucu toplanan suyun istenilen <br />
<br />
toplam alkalinitesi <br />
<br />
M : Yumuşatılacak suyun toplam alkalinitesi<br />
<br />
N : Yumuşatılacak sudaki nötr tuzlarının (Cl- + SO42-) yüzdesi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sodyum Ve Hidrojen İyon Değiştiricilerinin Birlikte Kullanılması </span><br />
<br />
Bazı iyon değiştirme işlemleri sonucu ortaya çıkan alkalinite izin verilemez düzeydedir. Bu durumda biri Na+ formunda reçineyle öteki H+ formunda reçineyle yüklenmiş iki kolon kullanılır. Yumuşatılacak su önce birinci kolondan (Na formundaki reçineyle dolu olan) sonrada ikinci kolondan geçirilir. Sonuç olarak sodyum ve hidrojen iyon değiştiricilerde vukubulan reaksiyonlar ortaya çıkar.<br />
<br />
Ca(HCO3)2 + H2R Ã  2H2O + 2CO2 +CaR<br />
<br />
Reaksiyonduda oluşan CO2 <img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> gaz gidericileriyle uzaklaştırılırlar. <br />
<br />
Bu arada H2SO4 ve HCl oluşur. İki kolondan çıkan su uygun oranlarda karıştırılarak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ikinvi kolonda oluşan asitler ilk kolondan çıkan sudaki sodyum bikarbonat ile nötralleştirilirler. <br />
<br />
2NaHCO3 + H2SO4 Â« Na2SO4 + 2H2O + CO2<br />
<br />
NaHCO3 + HCl Â« NaCl + H2O + CO2<br />
<br />
İlk kolonun rejenerasyonu NaCl<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ikinci kolonunki ise %1* luk HCl ile yapılır. İki kolonsan çıkan su aşağıdaki denkleme uyularak karıştırılır.<br />
<br />
<br />
<br />
X=N - m <br />
<br />
M + N<br />
<br />
X : Hidrojen iyon değiştiricisinden geçirilmesi gereken su yüzdesi<br />
<br />
m : iki kolondan çıkan suların karıştırılması sonucu toplanan suyun istenilen <br />
<br />
toplam alkalinitesi <br />
<br />
M : Yumuşatılacak suyun toplam alkalinitesi<br />
<br />
N : Yumuşatılacak sudaki nötr tuzlarının (Cl- + SO42-) yüzdesi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.::Nükleer Reaktörler ::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-nukleer-reaktorler.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:10:10 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-nukleer-reaktorler.html</guid>
			<description><![CDATA[enerjisinin kontrollü bir şekilde ortaya çıkarıldığı sistemlerdir. Genel olarak nükleer reaktörleri iki sınıfa ayırabiliriz. Ticari olarak ısı ya da elektrik kaynağı olarak nükleer reaktörler iki şekilde kullanılır. Ayrıca sentetik element üretiminde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> nükleer füzelerin yapımında kullanılır.<br />
<br />
Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan reaktörlerde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> öz tankı vardır. Çoğu reaktörde nötronları yavaşlatıp zincir reaksiyonu başlatabilmek için moderatör ortamlar vardır.<br />
<br />
Reaktörlerde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> radyoaktif yan ürünlerin kullanılmasında ve tehlikeli atıkların atılmasında çok katı güvenlik kuralları uygulanır.<br />
<br />
Nükleer reaktörler<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> içerisinde gerçekleşen reaksiyon türüne göre iki gruba ayrılabilirler:<br />
<br />
1. Fizyon reaktörleri<br />
<br />
2. Füzyon reaktörleri <br />
<br />
Hâlihazırda füzyon reaksiyonu ile çalışan bir nükleer reaktör mevcut değildir. Fikir olarak Haziran 1942&#8217;de ortaya atılan füzyon olayı ancak 1952&#8217;de bomba olarak denenebilmiştir. Bu büyük gücün kontrol altına alınması<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu konudaki çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir. <br />
<br />
Günümüzde farklı şekillerde tasarlanmalarına rağmen temel olarak fizyon reaksiyonuna dayanan yüzlerce nükleer reaktör mevcuttur. Atom bombasında çok kısa sürede gerçekleşen fizyon reaksiyonu<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> nükleer reaktörlerde daha uzun sürede gerçekleştirilerek olay kontrol altına alınır. <br />
<br />
Nükleer reaktörü oluşturan en önemli elemanlardan birincisi uranyum yakıttır. (239Pu&#8217;da yakıt olarak kullanılabilir.)Uranyum radyoaktif özelliği düşük olan bir elementtir. Reaktörde reaksiyona girmeden önce lastik bir eldivenle bile tutulabilir. Ancak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan ürünlerin çoğu oldukça radyoaktiftir. Nükleer reaktör çalışmaya başladıktan sonra ne içine girmek ne de reaktörden çıkan yakıt atıklarına yaklaşmak imkansızdır. <br />
<br />
Yakıt olarak kullanılacak uranyumun reaktöre girmeden önce her türlü safsızlıktan arındırılması gerekir. Ayrıca yapısındaki 235U oranı %3 dolayına yükseltilmiş yani izotopik olarak zenginleştirilmiş uranyum daha kullanışlıdır. Günümüzde yakıt olarak UO2 tercih edilmektedir. Uranyum dioksit önce toz haline getirilip sonra 1 cm çap ve yüksekliğinde küçük silindirler şeklinde sıkıştırılır. Daha sonra fırında pişirilerek seramik yakıt lokması haline getirilen bu silindirler 4 m uzunluğunda ince bir ****l zarf içine yerleştirilerek yakıt çubukları elde edilir. Büyük bir reaktörde bu yakıt çubuklarından yaklaşık 50.000 tane vardır. <br />
<br />
Reaktörün ikinci temel elemanı nötron yavaşlatıcısıdır. Bunun için ise su kullanılır. Uranyum yakıt reaktörde bir su banyosuna daldırılmış çubuklar şeklindedir. Fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan nötronlar yakıt çubuklarından su banyosuna geçerler. Su tarafından yavaşlatılan nötronların fizyon yapma yeteneği artar. Bu yavaş nötronların yeniden uranyum yakıt ile çarpışmaları ise fizyon olayının zincirleme reaksiyon şeklinde sürmesini sağlar.<br />
<br />
Fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan büyük ısının<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yakıtın kızışmasını önlemek için ortamdan transfer edilmesi gerekir. Bunun için ise nötronları yavaşlatmak için ortamda bulunan suyun bir pompa ile devredilmesi sağlanır. Yaklaşık 300Â°C&#8217;de olan sıcak su borular yardımı ile soğuk su içeren bir hazneden geçirilir. Bu esnada ısı transferi ile soğuk su ısınarak buhar oluşur. Elde edilen buhar bir buhar türbininden geçirilerek ısı enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülür. <br />
<br />
Nükleer reaktörlerin en önemli elemanlarından bir diğeri ise kontrol çubuklarıdır. Reaktörün kontrolü ortamdaki nötron sayısının kontrolü ile mümkündür. Eğer<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> reaktöre kadmiyum veya bordan yapılan ve nötronları soğuran kontrol çubukları yerleştirilir. Bu çubuklar reaktörde istenilen derinliğe indirilerek reaksiyon kontrol altında tutulur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[enerjisinin kontrollü bir şekilde ortaya çıkarıldığı sistemlerdir. Genel olarak nükleer reaktörleri iki sınıfa ayırabiliriz. Ticari olarak ısı ya da elektrik kaynağı olarak nükleer reaktörler iki şekilde kullanılır. Ayrıca sentetik element üretiminde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> nükleer füzelerin yapımında kullanılır.<br />
<br />
Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan reaktörlerde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> öz tankı vardır. Çoğu reaktörde nötronları yavaşlatıp zincir reaksiyonu başlatabilmek için moderatör ortamlar vardır.<br />
<br />
Reaktörlerde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> radyoaktif yan ürünlerin kullanılmasında ve tehlikeli atıkların atılmasında çok katı güvenlik kuralları uygulanır.<br />
<br />
Nükleer reaktörler<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> içerisinde gerçekleşen reaksiyon türüne göre iki gruba ayrılabilirler:<br />
<br />
1. Fizyon reaktörleri<br />
<br />
2. Füzyon reaktörleri <br />
<br />
Hâlihazırda füzyon reaksiyonu ile çalışan bir nükleer reaktör mevcut değildir. Fikir olarak Haziran 1942&#8217;de ortaya atılan füzyon olayı ancak 1952&#8217;de bomba olarak denenebilmiştir. Bu büyük gücün kontrol altına alınması<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu konudaki çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir. <br />
<br />
Günümüzde farklı şekillerde tasarlanmalarına rağmen temel olarak fizyon reaksiyonuna dayanan yüzlerce nükleer reaktör mevcuttur. Atom bombasında çok kısa sürede gerçekleşen fizyon reaksiyonu<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> nükleer reaktörlerde daha uzun sürede gerçekleştirilerek olay kontrol altına alınır. <br />
<br />
Nükleer reaktörü oluşturan en önemli elemanlardan birincisi uranyum yakıttır. (239Pu&#8217;da yakıt olarak kullanılabilir.)Uranyum radyoaktif özelliği düşük olan bir elementtir. Reaktörde reaksiyona girmeden önce lastik bir eldivenle bile tutulabilir. Ancak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan ürünlerin çoğu oldukça radyoaktiftir. Nükleer reaktör çalışmaya başladıktan sonra ne içine girmek ne de reaktörden çıkan yakıt atıklarına yaklaşmak imkansızdır. <br />
<br />
Yakıt olarak kullanılacak uranyumun reaktöre girmeden önce her türlü safsızlıktan arındırılması gerekir. Ayrıca yapısındaki 235U oranı %3 dolayına yükseltilmiş yani izotopik olarak zenginleştirilmiş uranyum daha kullanışlıdır. Günümüzde yakıt olarak UO2 tercih edilmektedir. Uranyum dioksit önce toz haline getirilip sonra 1 cm çap ve yüksekliğinde küçük silindirler şeklinde sıkıştırılır. Daha sonra fırında pişirilerek seramik yakıt lokması haline getirilen bu silindirler 4 m uzunluğunda ince bir ****l zarf içine yerleştirilerek yakıt çubukları elde edilir. Büyük bir reaktörde bu yakıt çubuklarından yaklaşık 50.000 tane vardır. <br />
<br />
Reaktörün ikinci temel elemanı nötron yavaşlatıcısıdır. Bunun için ise su kullanılır. Uranyum yakıt reaktörde bir su banyosuna daldırılmış çubuklar şeklindedir. Fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan nötronlar yakıt çubuklarından su banyosuna geçerler. Su tarafından yavaşlatılan nötronların fizyon yapma yeteneği artar. Bu yavaş nötronların yeniden uranyum yakıt ile çarpışmaları ise fizyon olayının zincirleme reaksiyon şeklinde sürmesini sağlar.<br />
<br />
Fizyon reaksiyonu sonucunda oluşan büyük ısının<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yakıtın kızışmasını önlemek için ortamdan transfer edilmesi gerekir. Bunun için ise nötronları yavaşlatmak için ortamda bulunan suyun bir pompa ile devredilmesi sağlanır. Yaklaşık 300Â°C&#8217;de olan sıcak su borular yardımı ile soğuk su içeren bir hazneden geçirilir. Bu esnada ısı transferi ile soğuk su ısınarak buhar oluşur. Elde edilen buhar bir buhar türbininden geçirilerek ısı enerjisi elektrik enerjisine dönüştürülür. <br />
<br />
Nükleer reaktörlerin en önemli elemanlarından bir diğeri ise kontrol çubuklarıdır. Reaktörün kontrolü ortamdaki nötron sayısının kontrolü ile mümkündür. Eğer<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> reaktöre kadmiyum veya bordan yapılan ve nötronları soğuran kontrol çubukları yerleştirilir. Bu çubuklar reaktörde istenilen derinliğe indirilerek reaksiyon kontrol altında tutulur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[.::Rutherford Atom Modeli::.]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-rutherford-atom-modeli.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:09:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-rutherford-atom-modeli.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rutherford Atom Modeli: </span><br />
<br />
<br />
<br />
(1911) güneş sistemine benzeyen atom modeli;<br />
<br />
Thomson'm mode*line pek inanmayan Rutherford ün*lü alfa saçılması deneyi ile kimya tarihine nükleer atom kavramım so*karak yeni çığır aç*mıştır. İnce altın levhayı radyoaktif atomların yayınladıkları alfa ışınlarıyla bombardımana tabii tutan Lord Ernest Rutherford gözlemlerine ve deneyle*rinin sonuçlarına dayanarak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> topta ge*zegenlerin Güneş'in etrafında gravitasyon kuvve*tinin etkisiyle dolandıkları gibi gibi elektronlum da pozitif yüklü bir çekirdeğin etrafında elektrik*sel çekim kuvvetinin etkisi alanda dolanmakta ol*duğu dinamik bir model olarak açıkladı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rutherford Atom Modeli: </span><br />
<br />
<br />
<br />
(1911) güneş sistemine benzeyen atom modeli;<br />
<br />
Thomson'm mode*line pek inanmayan Rutherford ün*lü alfa saçılması deneyi ile kimya tarihine nükleer atom kavramım so*karak yeni çığır aç*mıştır. İnce altın levhayı radyoaktif atomların yayınladıkları alfa ışınlarıyla bombardımana tabii tutan Lord Ernest Rutherford gözlemlerine ve deneyle*rinin sonuçlarına dayanarak<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> topta ge*zegenlerin Güneş'in etrafında gravitasyon kuvve*tinin etkisiyle dolandıkları gibi gibi elektronlum da pozitif yüklü bir çekirdeğin etrafında elektrik*sel çekim kuvvetinin etkisi alanda dolanmakta ol*duğu dinamik bir model olarak açıkladı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dalton atom modeli]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-dalton-atom-modeli.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:08:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-dalton-atom-modeli.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.1. DALTON ATOM MODELİ<br />
<br />
<br />
<br />
</span>Sabit oranlar kanunu ve katlı oranlar kanunu olarak gördüğümüz bileşik-i terdeki kütlesel ilişkilere bakarak 1803 yılında John Dalton<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> fikrini ileri sürdü. Dalton atom teorisi olarak ortaya konulan temel özellikler şunlar*dır;<br />
<br />
1. Maddelerin özelliklerini gösteren birim parçacıklar atomlar veya atom gruplarıdır.<br />
<br />
2. Aynı cins elementlerin atomları birbirleriyle tamamen aynıdır.<br />
<br />
3. Atomlar içi dolu kürelerdir.<br />
<br />
4. Farklı cins atomlar farklı kütlelidir.<br />
<br />
5. Maddenin en küçük yapıtaşı atomdur. Atomlar parçalanamaz.<br />
<br />
6. Atomlar belli sayılarda birleşerek molekülleri oluştururlar. Örneğin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> l atom X ile 2 atom Y den XY2 bile*şiği oluşur. Oluşan bileşikler ise standart özellikteki moleküller top*luluğudur.<br />
<br />
Atomla ilgili günümüzdeki bilgiler dikkate alındığında Dalton atom modelin*deki eksikliklere ek olarak üç önemli yanlış hemen fark edilir.<br />
<br />
1. Atomlar<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> içi dolu küreler değildir. Boşluklu yapıdadırlar.<br />
<br />
2. Aynı cins elementlerin atomları tam olarak aynı değildir. Kütleleri farklı (İzotop) olanları vardır.<br />
<br />
3. Maddelerin en küçük parçasının atom olduğu ve atomların parçala*namaz olduğu doğru değildir. Radyoaktif olaylarda atomlar parçala*narak daha farklı kimyasal özellikte başka atomlara ayrışabilir; pro*ton<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> elektron gibi parçacıklar saçabilirler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">.1. DALTON ATOM MODELİ<br />
<br />
<br />
<br />
</span>Sabit oranlar kanunu ve katlı oranlar kanunu olarak gördüğümüz bileşik-i terdeki kütlesel ilişkilere bakarak 1803 yılında John Dalton<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> fikrini ileri sürdü. Dalton atom teorisi olarak ortaya konulan temel özellikler şunlar*dır;<br />
<br />
1. Maddelerin özelliklerini gösteren birim parçacıklar atomlar veya atom gruplarıdır.<br />
<br />
2. Aynı cins elementlerin atomları birbirleriyle tamamen aynıdır.<br />
<br />
3. Atomlar içi dolu kürelerdir.<br />
<br />
4. Farklı cins atomlar farklı kütlelidir.<br />
<br />
5. Maddenin en küçük yapıtaşı atomdur. Atomlar parçalanamaz.<br />
<br />
6. Atomlar belli sayılarda birleşerek molekülleri oluştururlar. Örneğin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> l atom X ile 2 atom Y den XY2 bile*şiği oluşur. Oluşan bileşikler ise standart özellikteki moleküller top*luluğudur.<br />
<br />
Atomla ilgili günümüzdeki bilgiler dikkate alındığında Dalton atom modelin*deki eksikliklere ek olarak üç önemli yanlış hemen fark edilir.<br />
<br />
1. Atomlar<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> içi dolu küreler değildir. Boşluklu yapıdadırlar.<br />
<br />
2. Aynı cins elementlerin atomları tam olarak aynı değildir. Kütleleri farklı (İzotop) olanları vardır.<br />
<br />
3. Maddelerin en küçük parçasının atom olduğu ve atomların parçala*namaz olduğu doğru değildir. Radyoaktif olaylarda atomlar parçala*narak daha farklı kimyasal özellikte başka atomlara ayrışabilir; pro*ton<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> elektron gibi parçacıklar saçabilirler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aminler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-aminler.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:06:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-aminler.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aminler<br />
<br />
<br />
<br />
Aminler</span> (ana atom olarak azota sahip olan organik bileşikler ve fonksiyonel gruplardır. Yapısal olarak aminler amonyağa benzerler<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> lityum dimetilamid'dir.<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<br />
Aminin kimyasal yapısı<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alifatik aminler </span><br />
<br />
<br />
<br />
Aşağıdaki şekillerde gösterildiği üzere<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bunu dengeleyen tersyükünlerin (counterion) varlığı nedeniyle bunlara dördüncül (kuaterner) amonyum tuzları da denir.<br />
<br />
<br />
<br />
Birincil amin İkincil amin Üçüncül amin<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/2.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.png]" class="mycode_img" /> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.png]" class="mycode_img" /> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Benzer şekilde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> v.b. adlandırılırlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aromatik aminler</span><br />
<br />
<br />
<br />
Aromatik aminlerde azot atomu bir aromatik halkaya bağlıdır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> takılı olduğu aromatik halkanın reaktivitesini kuvvetle arttırır. Aromatik aminlerin rol oynadığı bir organik tepkime Goldberg tepkimesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adlandırma konvansiyonları </span><br />
<br />
"N-" öneki azot atomunun ornatığını belirtir<br />
"amino-" öneki<br />
"-amin" soneki<br />
Kimyasal bileşiklerin ismi özel isim değildir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> dolayısıyla isimde büyük harf kullanılmaz.<br />
Bazı yaygın aminlerin sistematik adları:<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Küçük aminler-amin soneki ile adlandırılırlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">methylamine</span><br />
<br />
Büyük aminlerde fonksiyonel grup olarak amino öneki olur.<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-aminopentane</span><br />
<br />
(veya bazen: pent-2-yl-amine veya pentane-2-amine)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birincil aminler</span>:metilamin<br />
etanolamin veya 2-aminoetanol<br />
trisamin (veya daha yaygın olarak tris) (bu bileşiğin HCl tuzu biyokimyada bir pH tampon ayıracı olarak kullanılır)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkincil aminler</span>:dimetilamin<br />
metiletanolamin or 2-(metilamino)etanol<br />
Halkalı aminler:aziridin (3-üyeli halka)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
azetidine (4-üyeli halka)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
pirolidin (5-üyeli halka) ve<br />
piperidin (6-üyeli halka)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üçüncül aminler</span>:trimetilamin<br />
dimetiletanolamin veya 2-(dimetilamino)etanol<br />
bis-tris (Biyokimyada kullanılan bir pH tampon ayıracı)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel özellikler </span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel özellikler </span>Hidrojen bağlanması birincil ve ikincil aminlerin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> aminlere benzerler ama NR2 yerine bir -OH grubuna sahiptirler. Oksijen azottan daha elektronegatif olduğundan RO-H kendisine benzeyen R2N-H bileşiğine kıyasla daha asidiktir.<br />
Metilamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> oysa dietilamin ve trietilamin sıvıdırlar. Çoğu diğer alkil aminler sıvıdırlar; yüksek molekül ağırlıklı aminler tabii katıdırlar.<br />
Gaz aminlerin karakteristik bir amonyak kokusu vardır. Sıvı aminlerin kendilerine has "balığımsı" bir kokuları vardır.<br />
Çoğu alifatik amin hidrojen bağı kurma yeteneğnden dolayı suda çözünebilir. Karbon atomu sayısı arttıkça çözünrlük azalır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> özellikle 6'dan sonra.<br />
Alifatik aminler organik çözücülerde önemli derecede çözünürlüğe sahiptirler. Birincil aminler ketonlarla (aseton gibi) tepkirler ve çoğu amin kloroform ve karbon tetraklorür ile uyumsuzdur.<br />
Anilin gibi aromatik aminlerdeki elektron çiftleri benzen halkası ile eşleniklenir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu yüzden hidrojen bağı kurma yetenekleri azalmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kirallik</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
NHR'R ve NRR'R" tipinde aminler kiraldirler: azot grubunun dört ornatığı vardır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> and R" grupları halkalı yapılar içinde sabitlendiklerinde ayırdedilebilirler.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Baz özellikleri </span><br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak gibi aminler de nispeten kuvvetli bazdırlar. Eşlenik asit Ka değerleri için tabloya bakınız). Aminlerin bazlıkları belirleyen faktörler:Azot üzerindeki yalın elektron çiftinin serbestlik derecesi<br />
Ornatıkların elektrnik özellikleri (alkil gruplar balığı pekiştirir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ariller onu azaltır).<br />
Protonlaşmış aminin su moleküllerine bağlanma (solvation) derecesi.<br />
Azot atomunda bir yalın elektron çifti bulunur<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> buna H+ bağlanarak R3NH+ şeklinde bir amonyum iyonu oluşur. Bu metinde yalın elektron çifti N'nin yanında iki nokta olarak gösterilmektedir. Aminlerin suda çözünürlüğü büyük ölçüde su moleküllerindeki protonlar ile bu elektron çiftleri arasında hidrojen bağı oluşmasına bağlıdır.<br />
<br />
Alkil grupların Endüktif etkileri<br />
Bileşiğin iyonu Kb <br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak NH3 1.8Â·10-5 M <br />
<br />
Metilamin CH3NH2 4.4Â·10-4 M <br />
<br />
propilamin CH3CH2CH2NH2 4.7Â·10-4 M 2<br />
<br />
-propilamin (CH3)2CHNH2 5.3Â·10-4 M <br />
<br />
dietilamin (CH3)2NH 9.6Â·10-4 M Alkil grupların +I etkisi yalın elektron çiftinin enerjisini yükselterek bazlığını yükselmesine neden olur. Aromatik sistemlerin Mesomerik etkisi<br />
Bileşiğin iyonu Kb <br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak NH3 1.8Â·10-5 M <br />
<br />
Aniline C6H5NH2 3.8Â·10-10 M <br />
<br />
4-metilfenylamin 4-CH3C6H4NH2 1.2Â·10-9 M Aromatik halkanın +M etkisi yalın elektron çiftini halkaya doğru yersizleştirerek (delokalize ederek) bazlığını azalmasına neden olur. Protonlaşmış aminlerin protonlaşma derecesi:<br />
bileşiğin iyonu - En çok H-bağı <br />
<br />
NH4+ 4 H2O'da çözünürlüğü çok <br />
<br />
RNH3+ 3 - <br />
<br />
R2NH2+ 2 -<br />
<br />
R3NH+ 1 - H2O en az çözünür<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sentez </span><br />
<br />
<br />
<br />
Laboratuvarda aminlerin hazırlanması için aşağıdaki yöntemler vardır.Gabriel sentezi<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Staudinger indirgemesi ile azid yoluyla<br />
Alil aminler iminlerden Aza-Baylis-Hillman tepkimesi ile hazırlanabilirler.<br />
Amidlerin Hoffman bozulumuyla/ Bu tepk'me yalnizca birincil aminlerin hazırlanması için geçerlidir. Başka aminler karışmadan yüksek randımanlı olarak birincil aminler verir.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/9.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.png]" class="mycode_img" />Dördüncül amonyum tuzları kuvvetli bir bazla tepkiyince Hofmann eliminasyonu meydana gelir.<br />
Nitril<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> amid ve nitro bileşiklerinin indirgenmesi ile:<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/10.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Nitriller nikel katalizör kullanarak aminlere indirgenirler, amidleri aminlere indirger:<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/21.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 21.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Nitro bileşiklerinin aminlere indirgenmesi için asitle çinko, bunların çeşitli R grupları ve pek çok halojenür ve psödohalojenür anyonu olabilir.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/11.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/12.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Delepine tepkimesi ile, halojenürler ve heksaminden.<br />
Aril aminler aminler ve aril halojenürlerden Buchwald-Hartwig tepkimesi ile elde edilebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepkimeler</span><br />
<br />
<br />
<br />
Aminler çeşitli yollarla tepkirler:Nükleofilik asil ornatımı ile. Asil klorürler ve asit anhidrürler birincil ve ikincil aminlerle soğukta tepkiyerek amidler oluştururlar. Üçüncül aminler yer değişebilecek bir hidrojene sahip olmadıklarından asillenemezler. Çok daha az etkin olan Benzoyl klorür durumunda asilleşme tepkimesini kolaylaştırmak için alkali kullanılır.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/22.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 22.gif]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Aminler bazik oldukları için karboksilik asitleri nötürleştirip amonyum karboksilat tuzları oluştururlar. 200 Â°C'de ısıtılınca birincil ve ikincil tuzlar su kaybedip amidlere dönüşürler.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/13.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Amonyum tuzu oluşmasıyla. Üçüncül aminler (R3N) hidroiyodik asit<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> hidroklorik asit veya hidrobromik asit gibi kuvvetli asitlerle nötürleşme tepkimelerine girip R3NH+ amonyum tuzları oluşturular.<br />
Diazonyum tuzu oluşumu ile. Nitröz asit (HNO2) çok kararsız olduğu için onu dolaylı olarak üretmek için NaNO2 ve deriçik hidroklorik asit veya sülfürik asit kullanılır. Nitröz asit ile birincil alifatik aminler tepkiyince çok kararsız olan diazonium tuzları oluştururlar bunlar da N2 kaybederek kendiliklerinden yılıma uğrayarak karbonyum iyonuna dönüşürler. Karbonyum iyonu başlıca alkanollar olmak üzere alken<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> alkanol ve alkil halojenürlerden oluşan bir karışım oluşturur. Bu tepkime sentez için önemli değildir çünkü oluşan diazonyum tuzu soğuk çözeltilerde dahi çok kararsızdır.<br />
NaNO2 + HCl &#8594; HNO2 + NaCl <br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/23.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 23.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Birincil aromatik aminler, fenol gibi etkinleştirilmiş bir aromatik bileşik ile birleşerek azo bileşikleri olulşturabilir. <br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/24.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 24.gif]" class="mycode_img" />İmin oluşumu ile. Birincil aminler keton ve aldehitlerle tepkiyip iminler oluştururlar. Formaldehit durumunda (R' = H)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu ürünler halkalı trimerler olur.<br />
RNH2 + R'2C=O &#8594; R'2C=NR + H2O ikincil aminler keton ve aldehitlerlertepkiyip enaminler oluşturur.<br />
R2NH + R'(R"CH2)C=O &#8594; R"CH=C(NR2)R' + H2O Aminler yükseltgenerek nitroso bileşikleri oluştururlar, örneğin peroksimonosülfürik asit ile tepkiyerek.<br />
Emde bozunumunda dördüncül amonyum iyonları üçüncül aminlere indirgenirler.<br />
Hofmann-Martius düzenlenmesinde N-alkil anilinler aril ornatıklanmış anilinlere dönüşürler.<br />
Zincke tepkimesinde birincil ve ikincil aminler piridinium tuzları ile tepkir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biyolojik etkileri</span><br />
<br />
<br />
<br />
Amınlerin kendilerine has, çürüyen et ve sperm kokuları aminlerden oluşur. Pek çok biyolojik etkinlik amino asitlerin parçalanması sonucu aminler oluşturur.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aminlerin kullanımı </span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boyalar </span><br />
<br />
<br />
<br />
Birincil aromatik aminler azo boyalarının yapımı için başlangıç malzemesi olarak kullanılır. Nitrik (III) asit ile tepkiyip diazonyum tuzları oluşturur<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu da birleşme tepkimesi sonucunda azo bileşiği oluşturur. Azo bileşikleri renkli olduklarından boya endüstrisinde yaygın olarak kullanılırlar. Bu maddelere bazı örnekler:Metil turuncu<br />
Gün batımı sarısı<br />
Ponceau kırmızısı<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlaçlar</span>Klorfeniramin bir antihistamindir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> böcek sokması gibi durumlar için kullanılır.<br />
Klorpromazin bir sakinleştiricidir. Anksiete<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yerinde durama ve hatta akıl hastalıklarında kullanılır.<br />
Amfetamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ****mfetamin illegal ilaçlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gaz arıtımı </span>Suda çözünmüş monoetanolamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> doğal gaz hatlarından ve rafineri artıklarından karbon dioksit ve hidrojen sülfür gazlarını arıtmak için. Ayrıca bacalardan CO2'nin arıtılması için de kullanılabilirler ve sera etkisinin önüne geçme potansiyelleri vardır.<br />
wikipedia]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aminler<br />
<br />
<br />
<br />
Aminler</span> (ana atom olarak azota sahip olan organik bileşikler ve fonksiyonel gruplardır. Yapısal olarak aminler amonyağa benzerler<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> lityum dimetilamid'dir.<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/1.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 1.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<br />
Aminin kimyasal yapısı<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alifatik aminler </span><br />
<br />
<br />
<br />
Aşağıdaki şekillerde gösterildiği üzere<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bunu dengeleyen tersyükünlerin (counterion) varlığı nedeniyle bunlara dördüncül (kuaterner) amonyum tuzları da denir.<br />
<br />
<br />
<br />
Birincil amin İkincil amin Üçüncül amin<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/2.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 2.png]" class="mycode_img" /> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/3.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 3.png]" class="mycode_img" /> <img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/4.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Benzer şekilde<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> v.b. adlandırılırlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aromatik aminler</span><br />
<br />
<br />
<br />
Aromatik aminlerde azot atomu bir aromatik halkaya bağlıdır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> takılı olduğu aromatik halkanın reaktivitesini kuvvetle arttırır. Aromatik aminlerin rol oynadığı bir organik tepkime Goldberg tepkimesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Adlandırma konvansiyonları </span><br />
<br />
"N-" öneki azot atomunun ornatığını belirtir<br />
"amino-" öneki<br />
"-amin" soneki<br />
Kimyasal bileşiklerin ismi özel isim değildir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> dolayısıyla isimde büyük harf kullanılmaz.<br />
Bazı yaygın aminlerin sistematik adları:<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Küçük aminler-amin soneki ile adlandırılırlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/5.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 5.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">methylamine</span><br />
<br />
Büyük aminlerde fonksiyonel grup olarak amino öneki olur.<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/6.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 6.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-aminopentane</span><br />
<br />
(veya bazen: pent-2-yl-amine veya pentane-2-amine)<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birincil aminler</span>:metilamin<br />
etanolamin veya 2-aminoetanol<br />
trisamin (veya daha yaygın olarak tris) (bu bileşiğin HCl tuzu biyokimyada bir pH tampon ayıracı olarak kullanılır)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkincil aminler</span>:dimetilamin<br />
metiletanolamin or 2-(metilamino)etanol<br />
Halkalı aminler:aziridin (3-üyeli halka)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
azetidine (4-üyeli halka)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /><br />
pirolidin (5-üyeli halka) ve<br />
piperidin (6-üyeli halka)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üçüncül aminler</span>:trimetilamin<br />
dimetiletanolamin veya 2-(dimetilamino)etanol<br />
bis-tris (Biyokimyada kullanılan bir pH tampon ayıracı)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fiziksel özellikler </span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel özellikler </span>Hidrojen bağlanması birincil ve ikincil aminlerin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> aminlere benzerler ama NR2 yerine bir -OH grubuna sahiptirler. Oksijen azottan daha elektronegatif olduğundan RO-H kendisine benzeyen R2N-H bileşiğine kıyasla daha asidiktir.<br />
Metilamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> oysa dietilamin ve trietilamin sıvıdırlar. Çoğu diğer alkil aminler sıvıdırlar; yüksek molekül ağırlıklı aminler tabii katıdırlar.<br />
Gaz aminlerin karakteristik bir amonyak kokusu vardır. Sıvı aminlerin kendilerine has "balığımsı" bir kokuları vardır.<br />
Çoğu alifatik amin hidrojen bağı kurma yeteneğnden dolayı suda çözünebilir. Karbon atomu sayısı arttıkça çözünrlük azalır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> özellikle 6'dan sonra.<br />
Alifatik aminler organik çözücülerde önemli derecede çözünürlüğe sahiptirler. Birincil aminler ketonlarla (aseton gibi) tepkirler ve çoğu amin kloroform ve karbon tetraklorür ile uyumsuzdur.<br />
Anilin gibi aromatik aminlerdeki elektron çiftleri benzen halkası ile eşleniklenir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu yüzden hidrojen bağı kurma yetenekleri azalmıştır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kirallik</span><br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/7.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 7.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
NHR'R ve NRR'R" tipinde aminler kiraldirler: azot grubunun dört ornatığı vardır<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> and R" grupları halkalı yapılar içinde sabitlendiklerinde ayırdedilebilirler.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Baz özellikleri </span><br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak gibi aminler de nispeten kuvvetli bazdırlar. Eşlenik asit Ka değerleri için tabloya bakınız). Aminlerin bazlıkları belirleyen faktörler:Azot üzerindeki yalın elektron çiftinin serbestlik derecesi<br />
Ornatıkların elektrnik özellikleri (alkil gruplar balığı pekiştirir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ariller onu azaltır).<br />
Protonlaşmış aminin su moleküllerine bağlanma (solvation) derecesi.<br />
Azot atomunda bir yalın elektron çifti bulunur<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> buna H+ bağlanarak R3NH+ şeklinde bir amonyum iyonu oluşur. Bu metinde yalın elektron çifti N'nin yanında iki nokta olarak gösterilmektedir. Aminlerin suda çözünürlüğü büyük ölçüde su moleküllerindeki protonlar ile bu elektron çiftleri arasında hidrojen bağı oluşmasına bağlıdır.<br />
<br />
Alkil grupların Endüktif etkileri<br />
Bileşiğin iyonu Kb <br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak NH3 1.8Â·10-5 M <br />
<br />
Metilamin CH3NH2 4.4Â·10-4 M <br />
<br />
propilamin CH3CH2CH2NH2 4.7Â·10-4 M 2<br />
<br />
-propilamin (CH3)2CHNH2 5.3Â·10-4 M <br />
<br />
dietilamin (CH3)2NH 9.6Â·10-4 M Alkil grupların +I etkisi yalın elektron çiftinin enerjisini yükselterek bazlığını yükselmesine neden olur. Aromatik sistemlerin Mesomerik etkisi<br />
Bileşiğin iyonu Kb <br />
<br />
<br />
<br />
Amonyak NH3 1.8Â·10-5 M <br />
<br />
Aniline C6H5NH2 3.8Â·10-10 M <br />
<br />
4-metilfenylamin 4-CH3C6H4NH2 1.2Â·10-9 M Aromatik halkanın +M etkisi yalın elektron çiftini halkaya doğru yersizleştirerek (delokalize ederek) bazlığını azalmasına neden olur. Protonlaşmış aminlerin protonlaşma derecesi:<br />
bileşiğin iyonu - En çok H-bağı <br />
<br />
NH4+ 4 H2O'da çözünürlüğü çok <br />
<br />
RNH3+ 3 - <br />
<br />
R2NH2+ 2 -<br />
<br />
R3NH+ 1 - H2O en az çözünür<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sentez </span><br />
<br />
<br />
<br />
Laboratuvarda aminlerin hazırlanması için aşağıdaki yöntemler vardır.Gabriel sentezi<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/8.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 8.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Staudinger indirgemesi ile azid yoluyla<br />
Alil aminler iminlerden Aza-Baylis-Hillman tepkimesi ile hazırlanabilirler.<br />
Amidlerin Hoffman bozulumuyla/ Bu tepk'me yalnizca birincil aminlerin hazırlanması için geçerlidir. Başka aminler karışmadan yüksek randımanlı olarak birincil aminler verir.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/9.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 9.png]" class="mycode_img" />Dördüncül amonyum tuzları kuvvetli bir bazla tepkiyince Hofmann eliminasyonu meydana gelir.<br />
Nitril<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> amid ve nitro bileşiklerinin indirgenmesi ile:<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/10.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 10.png]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Nitriller nikel katalizör kullanarak aminlere indirgenirler, amidleri aminlere indirger:<br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/21.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 21.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<br />
<br />
Nitro bileşiklerinin aminlere indirgenmesi için asitle çinko, bunların çeşitli R grupları ve pek çok halojenür ve psödohalojenür anyonu olabilir.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/11.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 11.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/12.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 12.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Delepine tepkimesi ile, halojenürler ve heksaminden.<br />
Aril aminler aminler ve aril halojenürlerden Buchwald-Hartwig tepkimesi ile elde edilebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tepkimeler</span><br />
<br />
<br />
<br />
Aminler çeşitli yollarla tepkirler:Nükleofilik asil ornatımı ile. Asil klorürler ve asit anhidrürler birincil ve ikincil aminlerle soğukta tepkiyerek amidler oluştururlar. Üçüncül aminler yer değişebilecek bir hidrojene sahip olmadıklarından asillenemezler. Çok daha az etkin olan Benzoyl klorür durumunda asilleşme tepkimesini kolaylaştırmak için alkali kullanılır.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/22.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 22.gif]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Aminler bazik oldukları için karboksilik asitleri nötürleştirip amonyum karboksilat tuzları oluştururlar. 200 Â°C'de ısıtılınca birincil ve ikincil tuzlar su kaybedip amidlere dönüşürler.<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/13.png" loading="lazy"  alt="[Resim: 13.png]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
Amonyum tuzu oluşmasıyla. Üçüncül aminler (R3N) hidroiyodik asit<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> hidroklorik asit veya hidrobromik asit gibi kuvvetli asitlerle nötürleşme tepkimelerine girip R3NH+ amonyum tuzları oluşturular.<br />
Diazonyum tuzu oluşumu ile. Nitröz asit (HNO2) çok kararsız olduğu için onu dolaylı olarak üretmek için NaNO2 ve deriçik hidroklorik asit veya sülfürik asit kullanılır. Nitröz asit ile birincil alifatik aminler tepkiyince çok kararsız olan diazonium tuzları oluştururlar bunlar da N2 kaybederek kendiliklerinden yılıma uğrayarak karbonyum iyonuna dönüşürler. Karbonyum iyonu başlıca alkanollar olmak üzere alken<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> alkanol ve alkil halojenürlerden oluşan bir karışım oluşturur. Bu tepkime sentez için önemli değildir çünkü oluşan diazonyum tuzu soğuk çözeltilerde dahi çok kararsızdır.<br />
NaNO2 + HCl &#8594; HNO2 + NaCl <br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/23.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 23.gif]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Birincil aromatik aminler, fenol gibi etkinleştirilmiş bir aromatik bileşik ile birleşerek azo bileşikleri olulşturabilir. <br />
<br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2009/04/24.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: 24.gif]" class="mycode_img" />İmin oluşumu ile. Birincil aminler keton ve aldehitlerle tepkiyip iminler oluştururlar. Formaldehit durumunda (R' = H)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu ürünler halkalı trimerler olur.<br />
RNH2 + R'2C=O &#8594; R'2C=NR + H2O ikincil aminler keton ve aldehitlerlertepkiyip enaminler oluşturur.<br />
R2NH + R'(R"CH2)C=O &#8594; R"CH=C(NR2)R' + H2O Aminler yükseltgenerek nitroso bileşikleri oluştururlar, örneğin peroksimonosülfürik asit ile tepkiyerek.<br />
Emde bozunumunda dördüncül amonyum iyonları üçüncül aminlere indirgenirler.<br />
Hofmann-Martius düzenlenmesinde N-alkil anilinler aril ornatıklanmış anilinlere dönüşürler.<br />
Zincke tepkimesinde birincil ve ikincil aminler piridinium tuzları ile tepkir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Biyolojik etkileri</span><br />
<br />
<br />
<br />
Amınlerin kendilerine has, çürüyen et ve sperm kokuları aminlerden oluşur. Pek çok biyolojik etkinlik amino asitlerin parçalanması sonucu aminler oluşturur.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aminlerin kullanımı </span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Boyalar </span><br />
<br />
<br />
<br />
Birincil aromatik aminler azo boyalarının yapımı için başlangıç malzemesi olarak kullanılır. Nitrik (III) asit ile tepkiyip diazonyum tuzları oluşturur<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu da birleşme tepkimesi sonucunda azo bileşiği oluşturur. Azo bileşikleri renkli olduklarından boya endüstrisinde yaygın olarak kullanılırlar. Bu maddelere bazı örnekler:Metil turuncu<br />
Gün batımı sarısı<br />
Ponceau kırmızısı<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlaçlar</span>Klorfeniramin bir antihistamindir<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> böcek sokması gibi durumlar için kullanılır.<br />
Klorpromazin bir sakinleştiricidir. Anksiete<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> yerinde durama ve hatta akıl hastalıklarında kullanılır.<br />
Amfetamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> ****mfetamin illegal ilaçlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gaz arıtımı </span>Suda çözünmüş monoetanolamin<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> doğal gaz hatlarından ve rafineri artıklarından karbon dioksit ve hidrojen sülfür gazlarını arıtmak için. Ayrıca bacalardan CO2'nin arıtılması için de kullanılabilirler ve sera etkisinin önüne geçme potansiyelleri vardır.<br />
wikipedia]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lif Bileşiği (Lityum Florür) Hakkında]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-lif-bilesigi-lityum-florur-hakkinda.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:03:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-lif-bilesigi-lityum-florur-hakkinda.html</guid>
			<description><![CDATA[LiF&#8594;Lityum(Li)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bağlanmamış durumdakinden daha düşüktür.Böylece lityum ve flor elementleri bileşik oluştururken iyonik bağ yaparlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LİTYUM FLORÜR</span><br />
<br />
Belirli bir oksidasyon veya redüksiyon yarı-reaksiyonu <a href="http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http%3A%2F%2Fwww.nuveforum.net%2Fvbseocp.php" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">i</a>çin &#8220;redüksiyon potansiyeli&#8221; adıyla bilinen rakamsal bir değer mevcuttur. Sembolü EÂ° olup standart termodinamik şartlar altında (tüm gazların 25Â°C<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> reaksiyon gerçekleşmekten o kadar uzaktır.<br />
<br />
Örneğin;<br />
<br />
Li(s) Â» Li+ + e- ..........EÂº = 3.05 V<br />
<br />
F2 + 2 e- Â» 2 F- ........EÂº = 2.87 V<br />
<br />
reaksiyonlarında<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> her iki atomun da elektronları kolayca uzaklaştırılabilir:<br />
<br />
Zn(s) Â» Zn2+(**) + 2 e-...........EÂ° = 0.763 V<br />
<br />
Mn(s) Â» Mn2+(**) + 2 e-.........EÂ° = 1.18 V<br />
<br />
Redüksiyon potansiyelleri karşılaştırıldığında<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> aşağıdaki yarı-reaksiyonlar oluşacaktır:<br />
<br />
Zn2+(**) + 2 e- Â» Zn(s)...........EÂ° = - 0.763 V<br />
<br />
Mn(s) Â» Mn2+(**) + 2 e-.........EÂ° = 1.18 V<br />
<br />
Burada çinko redüklenmek istememesine rağmen<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> çinkoyu fazla elektronları absorbe etmesi için zorlayacaktır.<br />
<br />
Zn2+(**) + Mn(s) Â» Zn(s) + Mn2+(**)........EÂ° = 0.417<br />
<br />
Bazı redüksiyon potansiyellerinin pozitif<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> H+ iyonlarının hidrojen gazına redüksiyonuna ilişkin redüksiyon potansiyelinin 0.00 V olduğunu kabul etmiştir.<br />
<br />
2H+ + 2e- Â» H2..........EÂ° = 0.00 V<br />
<br />
Bu sistem<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu değerlerin standart şartlar için geçerli olduğu unutulmamalıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[LiF&#8594;Lityum(Li)<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bağlanmamış durumdakinden daha düşüktür.Böylece lityum ve flor elementleri bileşik oluştururken iyonik bağ yaparlar.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">LİTYUM FLORÜR</span><br />
<br />
Belirli bir oksidasyon veya redüksiyon yarı-reaksiyonu <a href="http://www.msxlabs.org/forum/ext.php?ref=http%3A%2F%2Fwww.nuveforum.net%2Fvbseocp.php" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">i</a>çin &#8220;redüksiyon potansiyeli&#8221; adıyla bilinen rakamsal bir değer mevcuttur. Sembolü EÂ° olup standart termodinamik şartlar altında (tüm gazların 25Â°C<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> reaksiyon gerçekleşmekten o kadar uzaktır.<br />
<br />
Örneğin;<br />
<br />
Li(s) Â» Li+ + e- ..........EÂº = 3.05 V<br />
<br />
F2 + 2 e- Â» 2 F- ........EÂº = 2.87 V<br />
<br />
reaksiyonlarında<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> her iki atomun da elektronları kolayca uzaklaştırılabilir:<br />
<br />
Zn(s) Â» Zn2+(**) + 2 e-...........EÂ° = 0.763 V<br />
<br />
Mn(s) Â» Mn2+(**) + 2 e-.........EÂ° = 1.18 V<br />
<br />
Redüksiyon potansiyelleri karşılaştırıldığında<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> aşağıdaki yarı-reaksiyonlar oluşacaktır:<br />
<br />
Zn2+(**) + 2 e- Â» Zn(s)...........EÂ° = - 0.763 V<br />
<br />
Mn(s) Â» Mn2+(**) + 2 e-.........EÂ° = 1.18 V<br />
<br />
Burada çinko redüklenmek istememesine rağmen<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> çinkoyu fazla elektronları absorbe etmesi için zorlayacaktır.<br />
<br />
Zn2+(**) + Mn(s) Â» Zn(s) + Mn2+(**)........EÂ° = 0.417<br />
<br />
Bazı redüksiyon potansiyellerinin pozitif<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> H+ iyonlarının hidrojen gazına redüksiyonuna ilişkin redüksiyon potansiyelinin 0.00 V olduğunu kabul etmiştir.<br />
<br />
2H+ + 2e- Â» H2..........EÂ° = 0.00 V<br />
<br />
Bu sistem<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> bu değerlerin standart şartlar için geçerli olduğu unutulmamalıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bakalit]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-bakalit.html</link>
			<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 17:02:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=268">PELİN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-bakalit.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakalit<br />
<br />
</span>Leo Hendrik Baekland (1863-1944) adlı Belçikalı kimyacı tarafından 1909 yılında bulunmuştur. Formaldehit ve fenolün<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> boyalar gibi dolgu maddeleri ile karıştırılarak kalıplara konur ve tekrar ısıtılarak sertleştirilir. Bu son haline ise C bakaliti denir. Böylelikle istenilen biçimde ve istenilen yerde kullanılacak duruma getirilmiş olur.<br />
<br />
Elektrik malzemesi ve eşyası yapımlarında kullanılan önemli sentetik maddelerden biridir.<br />
<br />
<br />
<br />
Vikipedi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakalit<br />
<br />
</span>Leo Hendrik Baekland (1863-1944) adlı Belçikalı kimyacı tarafından 1909 yılında bulunmuştur. Formaldehit ve fenolün<img src="http://www.zohreanaforum.com/" loading="lazy"  alt="[Resim: www.zohreanaforum.com]" class="mycode_img" /> boyalar gibi dolgu maddeleri ile karıştırılarak kalıplara konur ve tekrar ısıtılarak sertleştirilir. Bu son haline ise C bakaliti denir. Böylelikle istenilen biçimde ve istenilen yerde kullanılacak duruma getirilmiş olur.<br />
<br />
Elektrik malzemesi ve eşyası yapımlarında kullanılan önemli sentetik maddelerden biridir.<br />
<br />
<br />
<br />
Vikipedi]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>