<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - Engelliler Forumu]]></title>
		<link>https://www.zohreanaforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Pir Zöhre Ana Forum - https://www.zohreanaforum.com]]></description>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 11:01:52 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Engelliler sanatla tek yumruk oldu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-engelliler-sanatla-tek-yumruk-oldu.html</link>
			<pubDate>Fri, 06 Dec 2013 17:16:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-engelliler-sanatla-tek-yumruk-oldu.html</guid>
			<description><![CDATA[ Özel Eğitim Kurumlar Derneği ile AHİD Ankaralılar Derneği’nin ’3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ dolayısıyla düzenlediği gecede, engelli vatandaşlar yaptıkları görsel şov ve söyledikleri türkülerle engellerine engel tanımadılar.<br />
<br />
Ankara Mamak Prof.Dr.Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi Salonu’ndaki programa, engelli bireylerin aileleri yoğun ilgi gösterdi. Gece,saygı duruşu ve istiklal marşının ardından Sinevizyon gösterisi ile başladı. Konuşmacıların ardından engelli çocuklara başarılarından dolayı plaket verildi.<br />
<br />
Bu önemli geceye renk katan Türk Halk müziği sanatçısı Nazlı Öksüz Anadolunun en sevilen halk müziği eserlerini seslendirdi. Çeşitli çalgı aletlerini başarıyla çalan engelli çocuk hareketli parçalarla dinleyenleri mest etti. Daha sonra halk oyunları ekibi de yerel giysileriyle performans sergiledi. Dinleyiciler ise yöresel şarkılara yerlerinde oynayarak eşlik etti. Gecenin son bölümünde ise Devlet Halk Dansları Topluluğu Ses Sanatçısı Zafer Albayrak ve Modern Dans Gösteri grubu Engelli çocukların dans gösterisi ile eşlik ettiği konserde, farklı engelli gruplarındaki bireyler seslendirdiği solo ve koro şarkılarıyla dinleyenlerin beğenisini kazandı. Kimi zaman hareketli şarkılarla salonu eğlendiren engelliler, kimi zaman hüzünlü şarkılarla da katılanları duygulandırdı.<br />
<br />
sözcü<br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Özel Eğitim Kurumlar Derneği ile AHİD Ankaralılar Derneği’nin ’3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ dolayısıyla düzenlediği gecede, engelli vatandaşlar yaptıkları görsel şov ve söyledikleri türkülerle engellerine engel tanımadılar.<br />
<br />
Ankara Mamak Prof.Dr.Necmettin Erbakan Kültür ve Kongre Merkezi Salonu’ndaki programa, engelli bireylerin aileleri yoğun ilgi gösterdi. Gece,saygı duruşu ve istiklal marşının ardından Sinevizyon gösterisi ile başladı. Konuşmacıların ardından engelli çocuklara başarılarından dolayı plaket verildi.<br />
<br />
Bu önemli geceye renk katan Türk Halk müziği sanatçısı Nazlı Öksüz Anadolunun en sevilen halk müziği eserlerini seslendirdi. Çeşitli çalgı aletlerini başarıyla çalan engelli çocuk hareketli parçalarla dinleyenleri mest etti. Daha sonra halk oyunları ekibi de yerel giysileriyle performans sergiledi. Dinleyiciler ise yöresel şarkılara yerlerinde oynayarak eşlik etti. Gecenin son bölümünde ise Devlet Halk Dansları Topluluğu Ses Sanatçısı Zafer Albayrak ve Modern Dans Gösteri grubu Engelli çocukların dans gösterisi ile eşlik ettiği konserde, farklı engelli gruplarındaki bireyler seslendirdiği solo ve koro şarkılarıyla dinleyenlerin beğenisini kazandı. Kimi zaman hareketli şarkılarla salonu eğlendiren engelliler, kimi zaman hüzünlü şarkılarla da katılanları duygulandırdı.<br />
<br />
sözcü<br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akülü engelli araçları tamir servisi]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-akulu-engelli-araclari-tamir-servisi.html</link>
			<pubDate>Sun, 24 Nov 2013 09:16:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=4819">yalcin.41</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-akulu-engelli-araclari-tamir-servisi.html</guid>
			<description><![CDATA[Rezonans teknik servis hizmetleri olarak engelli araç tamiri konusundan hiçbir yerde yapamadığınız akülü araçlarınızı en profesyonel şekilde bizler yapıyoruz.Akülü araçlarınız için beyin yani elektronik kontrol kartı hakkındaki arızalarının için kesin çözümler sunmaktayız.Önce tamirini yapıp, tamiri mümkün olmayan beyinler için de aracınıza en uygun olan beyin modüllerini monter ediyoruz ve ayarlarını yapıyoruz.<br />
<br />
Hemen hemen her şirketin almakta olduğu arıza tespit ücretini kesinlikle almayıp, garantili parçalar ve hizmet sunuyoruz.Tek derdimiz olan müşteri memnuniyetini sağlamak için durmadan ve yılmadan çalışıyoruz.Akülü engelli araçlarda sık sık ortaya çıkan joistik arızlarına da kesin çözümler sunmaktayız.En kısa zamanda en düşük maliyete en yüksek kaliteyi sizlere sunmaya çalışıyoruz. Scooter ve sarj cihazı sıkıntıları için de kesin ve garantili çözümlerini siz değerli müşterilerimizi yılların getirdiği bir tecrübeyle ve profesyonel kadromuz ve tekniklerimizle birlikte sizlere sunmaktayız.<br />
<br />
Akülü araç beyin tamiri, akülü araç joistik tamiri, akülü engelli araç joistik tamiri, akülü golf arabaları tamiri, akülü araçlar için hız artırımı ve modifiyesi, sakat arabası tamiri, akülü şarj cihazı tamiri , akülü sandalye tamiri gibi bir çok teknik destek ve tamir konularında sizlere hizmet vermekteyiz.Sektörün öncü ve yenilikçi firmalarından olarak yılların getirdiği tecrübeyle en uygun fiyata en kaliteli hizmeti sunuyoruz.<br />
<br />
akulusandalyetamiri.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rezonans teknik servis hizmetleri olarak engelli araç tamiri konusundan hiçbir yerde yapamadığınız akülü araçlarınızı en profesyonel şekilde bizler yapıyoruz.Akülü araçlarınız için beyin yani elektronik kontrol kartı hakkındaki arızalarının için kesin çözümler sunmaktayız.Önce tamirini yapıp, tamiri mümkün olmayan beyinler için de aracınıza en uygun olan beyin modüllerini monter ediyoruz ve ayarlarını yapıyoruz.<br />
<br />
Hemen hemen her şirketin almakta olduğu arıza tespit ücretini kesinlikle almayıp, garantili parçalar ve hizmet sunuyoruz.Tek derdimiz olan müşteri memnuniyetini sağlamak için durmadan ve yılmadan çalışıyoruz.Akülü engelli araçlarda sık sık ortaya çıkan joistik arızlarına da kesin çözümler sunmaktayız.En kısa zamanda en düşük maliyete en yüksek kaliteyi sizlere sunmaya çalışıyoruz. Scooter ve sarj cihazı sıkıntıları için de kesin ve garantili çözümlerini siz değerli müşterilerimizi yılların getirdiği bir tecrübeyle ve profesyonel kadromuz ve tekniklerimizle birlikte sizlere sunmaktayız.<br />
<br />
Akülü araç beyin tamiri, akülü araç joistik tamiri, akülü engelli araç joistik tamiri, akülü golf arabaları tamiri, akülü araçlar için hız artırımı ve modifiyesi, sakat arabası tamiri, akülü şarj cihazı tamiri , akülü sandalye tamiri gibi bir çok teknik destek ve tamir konularında sizlere hizmet vermekteyiz.Sektörün öncü ve yenilikçi firmalarından olarak yılların getirdiği tecrübeyle en uygun fiyata en kaliteli hizmeti sunuyoruz.<br />
<br />
akulusandalyetamiri.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Resimlerle engellilerin yaşadığı sorunlar]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-resimlerle-engellilerin-yasadigi-sorunlar.html</link>
			<pubDate>Sun, 17 Oct 2010 21:34:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=8813">zamang</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-resimlerle-engellilerin-yasadigi-sorunlar.html</guid>
			<description><![CDATA[arkadaşlar aşağıdaki resimler engellilerin şehir mimarisinde karşılaştığı sorunları en yalın haliyle gözler önüne seriyor. bakınız.<br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/145.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 145.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/146.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 146.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/147.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 147.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/148.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 148.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[arkadaşlar aşağıdaki resimler engellilerin şehir mimarisinde karşılaştığı sorunları en yalın haliyle gözler önüne seriyor. bakınız.<br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/145.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 145.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/146.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 146.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/147.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 147.jpg]" class="mycode_img" /><br />
 <br />
<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2010/10/148.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 148.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşitme Engelli Çocuklarla Uğraşanlara Tavsiyeler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-isitme-engelli-cocuklarla-ugrasanlara-tavsiyeler.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 01:23:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-isitme-engelli-cocuklarla-ugrasanlara-tavsiyeler.html</guid>
			<description><![CDATA[ Kuzey İngiltere'deki bir işitme engelliler okulunda baş öğretmenlik yapan Morag Clark işitme kaybı erken saptanarak tedavi edilen çocukların konuşmasının daha normal gelişeceğini ve yaşıtlarınınkine yakın olacağını söyledi. <br />
<br />
Clark ODYOMED İşitme Konuşma Ses Bozuklukları Merkezi tarafından düzenlenen ''İşitme Engelli Çocuklarla Uğraşanlara ve Ailelerine Tavsiyeler'' konulu konferansta çocuklarda işitmenin ve konuşmanın değerlendirilerek varolabilecek rahatsızlıklarda erken tanı konulmasının önemine değindi. <br />
<br />
150 sene önce işitme cihazlarının günümüzdeki kadar yaygın olmadığını ve kullanılanların da büyük ebatlarda olduğunu belirten Clark bu nedenle işitme cihazının takılması konusunda özellikle bebeklerde büyük sorunlar yaşandığını kaydetti. <br />
<br />
Clark 1980 yılından itibaren uygulanmaya başlayan ve derin işitme kaybının düzeltilmesi için kullanılan biyonik kulak (koklear implant) yönteminin büyük bir başarı olduğunu vurguladı. <br />
<br />
Clark ''İşitme şu anda yeni doğan bebeklerde dahi değerlendirilebiliyor. İşitme kaybı erken saptanarak tedavi edilirse çocukların konuşması o kadar normal gelişir ve yaşıtlarınınkine yakın olur'' dedi. <br />
<br />
İşitme engelli doğan ve bu engeli fark edilemeyen bebeklerin dil gelişimlerinin durduğunu zihinsel sosyal ve ruhsal gelişimlerinin ise yavaşladığını ifade eden Clark yıllarca erken tanı konusunda çalıştıklarını söyledi. <br />
<br />
İngiliz öğretmen artık birçok Avrupa ülkesinde doğumdan sonra anne ile çocuk hastaneden ayrılmadan işitme taraması yapıldığını Türkiye'de de bu uygulamanın yaygınlaşmasını arzu ettiğini söyledi. <br />
<br />
-SÖZEL İLETİŞİMİN ÖNEMİ- <br />
<br />
İşitme kaybı olan çocuğun eğitiminde normal işiten bir çocuğun lisan gelişiminin temel alınması gerektiğine dikkat çeken Clark şunları kaydetti: <br />
<br />
''Konuşma diliyle iletişim kuran işitme engelli bir birey toplum içinde günlük ve aile yaşantısında daha bağımsız hareket eder. Yüksek okulda okuma iş olanakları sosyal güvence şansları artar. İşitme engelli çocuklar gerektiği gibi uyarılır ve yardım alırsa konuşmaların büyük kısmını algılayabilir normale yakın bir konuşma becerisi kazanabilir.''   ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Kuzey İngiltere'deki bir işitme engelliler okulunda baş öğretmenlik yapan Morag Clark işitme kaybı erken saptanarak tedavi edilen çocukların konuşmasının daha normal gelişeceğini ve yaşıtlarınınkine yakın olacağını söyledi. <br />
<br />
Clark ODYOMED İşitme Konuşma Ses Bozuklukları Merkezi tarafından düzenlenen ''İşitme Engelli Çocuklarla Uğraşanlara ve Ailelerine Tavsiyeler'' konulu konferansta çocuklarda işitmenin ve konuşmanın değerlendirilerek varolabilecek rahatsızlıklarda erken tanı konulmasının önemine değindi. <br />
<br />
150 sene önce işitme cihazlarının günümüzdeki kadar yaygın olmadığını ve kullanılanların da büyük ebatlarda olduğunu belirten Clark bu nedenle işitme cihazının takılması konusunda özellikle bebeklerde büyük sorunlar yaşandığını kaydetti. <br />
<br />
Clark 1980 yılından itibaren uygulanmaya başlayan ve derin işitme kaybının düzeltilmesi için kullanılan biyonik kulak (koklear implant) yönteminin büyük bir başarı olduğunu vurguladı. <br />
<br />
Clark ''İşitme şu anda yeni doğan bebeklerde dahi değerlendirilebiliyor. İşitme kaybı erken saptanarak tedavi edilirse çocukların konuşması o kadar normal gelişir ve yaşıtlarınınkine yakın olur'' dedi. <br />
<br />
İşitme engelli doğan ve bu engeli fark edilemeyen bebeklerin dil gelişimlerinin durduğunu zihinsel sosyal ve ruhsal gelişimlerinin ise yavaşladığını ifade eden Clark yıllarca erken tanı konusunda çalıştıklarını söyledi. <br />
<br />
İngiliz öğretmen artık birçok Avrupa ülkesinde doğumdan sonra anne ile çocuk hastaneden ayrılmadan işitme taraması yapıldığını Türkiye'de de bu uygulamanın yaygınlaşmasını arzu ettiğini söyledi. <br />
<br />
-SÖZEL İLETİŞİMİN ÖNEMİ- <br />
<br />
İşitme kaybı olan çocuğun eğitiminde normal işiten bir çocuğun lisan gelişiminin temel alınması gerektiğine dikkat çeken Clark şunları kaydetti: <br />
<br />
''Konuşma diliyle iletişim kuran işitme engelli bir birey toplum içinde günlük ve aile yaşantısında daha bağımsız hareket eder. Yüksek okulda okuma iş olanakları sosyal güvence şansları artar. İşitme engelli çocuklar gerektiği gibi uyarılır ve yardım alırsa konuşmaların büyük kısmını algılayabilir normale yakın bir konuşma becerisi kazanabilir.''   ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayattan Sıkılanlar için..Bakın hayata Nasıl Bağlılar..!!]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-hayattan-sikilanlar-icin-bakin-hayata-nasil-baglilar.html</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 01:21:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=12">GAMZE</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-hayattan-sikilanlar-icin-bakin-hayata-nasil-baglilar.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_02.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_02.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_01.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_01.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_03.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_03.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_04.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_04.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_05.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_05.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_06.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_06.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_07.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_07.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_08.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_08.jpg]" class="mycode_img" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_02.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_02.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_01.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_01.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_03.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_03.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_04.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_04.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_05.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_05.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_06.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_06.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_07.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_07.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<img src="http://images3.webpark.ru/uploads53/090702/Legs_08.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Legs_08.jpg]" class="mycode_img" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cam Kemik (Osteogenesis Imperfecta)]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-cam-kemik-osteogenesis-imperfecta.html</link>
			<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 23:28:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-cam-kemik-osteogenesis-imperfecta.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığı (Osteogenesis Imperfecta) nedir?<br />
</span>Cam kemik hastalığı, kemiklerde kolay ve sık kırılmanın yanısıra mavi sklera, diş bozuklukları ve işitme bozukluklarının da birlikte görülebildiği bir hastalıktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının nedenleri nelerdir?</span><br />
Cam kemik hastalığı kemik yapısında da bulunan tip 1 kollajenin yapı bozukluğu ile ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığında kalıtım faktörü</span><br />
Cam kemik hastalığı ailevi geçiş gösterdiği gibi, anne ve babanın genetik yapısı normal olduğu halde anne rahminde iken oluşan mutasyonlar sonucu bebekte hastalığa sebebiyet verebilir.<br />
Ailevi geçişte anne veya babadan biri hastalığa sahipse çocukta hastalık riski % 50 dir. Bunun yanı sıra mozaism denilen tabloda anne ve babanın genlerinin bir kısmında bu hastalık olmakta anne ve baba sağlam olmaktadır.<br />
Eğer bu hastalıklı genler çocuğa geçerse, bu da hastalığa sebebiyet verebilmektedir. Mozaismi olan anne ve babalarda hastalıklı çocuğa sahip olma riski % 2-7 arasındadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının teşhisi</span><br />
Cam kemik hastalığını teşhisi klinik olarak koyulabilmektedir. Ayrıca cilt biyopsisi, kanda genetik test ve intrauterin 14-18 haftalarda amniosentez ile de teşhis edilebilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının çeşitleri</span><br />
Cam kemik hastalığını başlıca 4 tipi mevcuttur. Tip 2 Cam Kemik hastalıklı çocuklar doğum sonrası erken dönemde kaybedilmektedirler. Yine bu tiplerde Skleraların (göz beyazlarının) beyaz veya mavi olduğu tiplerin yanında, diş bozukluğu olan yada olmayan, işitme bozukluğu ile seyreden cam kemik hastalığı çeşitleri mevcuttur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının gelişimi</span><br />
Cam kemik hastalığı tip 1 kollajen yapısında bozukluk şeklinde çocukluk çağında bulgu vermektedir. Çoğu zaman ilk bulgu tekrarlayan kırıklar, mavi sklera, diş bozuklukları şeklinde görülmektedir. Tip 4 formunda hastalık hafif seyretmekte ve bazı hastalarda tekrarlayan kırıklar görülmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının tedavisi</span><br />
Cam kemik hastalığında kırık olunca kırık tedavisi yapılmalı, gecikmiş olgularda gözlenen deformiteler düzeltilmelidir. Bunun yanısıra gen tedavisi ve büyüme hormonu ile tedavi konularında çalışmalar sürmektedir. Son yıllarda kırık sıklığını azaltmak için osteoporozda da kullanılan bifosfonatların belli doz ve aralıklarla cam kemik hastalıklı çocuklara verilmesi ile başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Bu çocukların mobilizasyonu konusunda fizik tedavi ve rehabilitasyona mutlak ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ülkemizdeki hasta sayısı</span><br />
Ülkemizdeki toplam hasta sayısı bilinmemektedir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyadaki hasta sayısı</span><br />
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kesin hasta sayısı da bilinmemekle birlikte Osteogenesis İmperfecta Foundation tarafından 20000 ile 50000 arasında cam kemik hastalıklı kişi olduğu öngörülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ülkemizde, Cam Kemik hastalığı konusunda uzman çalışma grupları var mı?</span><br />
Cam Kemik Hastalığı konusunda Üniversite Hastaneleri ve Acıbadem Hastanesi Bünyesinde bu konuda deneyimler uzmanlarca cam kemik hastalarının tanı, tedavi ve takibi yapılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastası olan kişilere öneriler</span><br />
Cam Kemik Hastalığı tanısı almış kişilere bakım uygulayan yakınlarının kemiklerdeki kolay kırılma riskini göz önüne alarak çocukların transferinde, eksersizlerini yaptırmada özen göstermeleri, herhangi bir hastalık durumunda hastaneye başvurduklarında yada çocuklarını okula kayıt ettirdiklerinde yetkililere hastalık hakkında bilgi vermeleri gerekmektedir. Bu hastalarda işitme kaybı, diş problemleri de uzmanlarca değerlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastası olmasına rağmen 10-15 senedir hiç bir tedavi görmeyen kişiler için yapılabilecek tedavi yöntemleri nelerdir?</span><br />
Bu hastaların olası gelişmiş deformitelerinin düzeltilmesi ve osteoporoz konusunda tedavi gerekliliği açılarından son durumları değerlendirilmelidir.<br />
<br />
Doç.Dr.Şeref AKTAŞ<br />
Acıbadem Hastanesi Kadıköy<br />
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığı (Osteogenesis Imperfecta) nedir?<br />
</span>Cam kemik hastalığı, kemiklerde kolay ve sık kırılmanın yanısıra mavi sklera, diş bozuklukları ve işitme bozukluklarının da birlikte görülebildiği bir hastalıktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının nedenleri nelerdir?</span><br />
Cam kemik hastalığı kemik yapısında da bulunan tip 1 kollajenin yapı bozukluğu ile ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığında kalıtım faktörü</span><br />
Cam kemik hastalığı ailevi geçiş gösterdiği gibi, anne ve babanın genetik yapısı normal olduğu halde anne rahminde iken oluşan mutasyonlar sonucu bebekte hastalığa sebebiyet verebilir.<br />
Ailevi geçişte anne veya babadan biri hastalığa sahipse çocukta hastalık riski % 50 dir. Bunun yanı sıra mozaism denilen tabloda anne ve babanın genlerinin bir kısmında bu hastalık olmakta anne ve baba sağlam olmaktadır.<br />
Eğer bu hastalıklı genler çocuğa geçerse, bu da hastalığa sebebiyet verebilmektedir. Mozaismi olan anne ve babalarda hastalıklı çocuğa sahip olma riski % 2-7 arasındadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının teşhisi</span><br />
Cam kemik hastalığını teşhisi klinik olarak koyulabilmektedir. Ayrıca cilt biyopsisi, kanda genetik test ve intrauterin 14-18 haftalarda amniosentez ile de teşhis edilebilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının çeşitleri</span><br />
Cam kemik hastalığını başlıca 4 tipi mevcuttur. Tip 2 Cam Kemik hastalıklı çocuklar doğum sonrası erken dönemde kaybedilmektedirler. Yine bu tiplerde Skleraların (göz beyazlarının) beyaz veya mavi olduğu tiplerin yanında, diş bozukluğu olan yada olmayan, işitme bozukluğu ile seyreden cam kemik hastalığı çeşitleri mevcuttur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının gelişimi</span><br />
Cam kemik hastalığı tip 1 kollajen yapısında bozukluk şeklinde çocukluk çağında bulgu vermektedir. Çoğu zaman ilk bulgu tekrarlayan kırıklar, mavi sklera, diş bozuklukları şeklinde görülmektedir. Tip 4 formunda hastalık hafif seyretmekte ve bazı hastalarda tekrarlayan kırıklar görülmemektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastalığının tedavisi</span><br />
Cam kemik hastalığında kırık olunca kırık tedavisi yapılmalı, gecikmiş olgularda gözlenen deformiteler düzeltilmelidir. Bunun yanısıra gen tedavisi ve büyüme hormonu ile tedavi konularında çalışmalar sürmektedir. Son yıllarda kırık sıklığını azaltmak için osteoporozda da kullanılan bifosfonatların belli doz ve aralıklarla cam kemik hastalıklı çocuklara verilmesi ile başarılı sonuçlar bildirilmektedir. Bu çocukların mobilizasyonu konusunda fizik tedavi ve rehabilitasyona mutlak ihtiyaç vardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ülkemizdeki hasta sayısı</span><br />
Ülkemizdeki toplam hasta sayısı bilinmemektedir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünyadaki hasta sayısı</span><br />
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kesin hasta sayısı da bilinmemekle birlikte Osteogenesis İmperfecta Foundation tarafından 20000 ile 50000 arasında cam kemik hastalıklı kişi olduğu öngörülmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ülkemizde, Cam Kemik hastalığı konusunda uzman çalışma grupları var mı?</span><br />
Cam Kemik Hastalığı konusunda Üniversite Hastaneleri ve Acıbadem Hastanesi Bünyesinde bu konuda deneyimler uzmanlarca cam kemik hastalarının tanı, tedavi ve takibi yapılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastası olan kişilere öneriler</span><br />
Cam Kemik Hastalığı tanısı almış kişilere bakım uygulayan yakınlarının kemiklerdeki kolay kırılma riskini göz önüne alarak çocukların transferinde, eksersizlerini yaptırmada özen göstermeleri, herhangi bir hastalık durumunda hastaneye başvurduklarında yada çocuklarını okula kayıt ettirdiklerinde yetkililere hastalık hakkında bilgi vermeleri gerekmektedir. Bu hastalarda işitme kaybı, diş problemleri de uzmanlarca değerlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Cam Kemik hastası olmasına rağmen 10-15 senedir hiç bir tedavi görmeyen kişiler için yapılabilecek tedavi yöntemleri nelerdir?</span><br />
Bu hastaların olası gelişmiş deformitelerinin düzeltilmesi ve osteoporoz konusunda tedavi gerekliliği açılarından son durumları değerlendirilmelidir.<br />
<br />
Doç.Dr.Şeref AKTAŞ<br />
Acıbadem Hastanesi Kadıköy<br />
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Görme Engelli Kimdir- Kim Değildir?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-gorme-engelli-kimdir-kim-degildir.html</link>
			<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 23:27:30 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-gorme-engelli-kimdir-kim-degildir.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlü Kimdir- Kim Değildir?</span>   </div>
 Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır. <br />
<br />
Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir. <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlü Olmak Önemli Bir Sorun mudur? </span>   </div>
 Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, sadece gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir. <br />
<br />
Eğer görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği, ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir. Bugün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef: herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır. <br />
<br />
Görme özürlü bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. Her iki anlayışında pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme özürlü kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme özürlüleri etkiler. <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler Nasıl Okuyup Yazmaktadırlar?</span>   </div>
 Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır . Bu yazı sistemi, 1825'de Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur. 1809'da Fransa'da doğan ve küçük yaşta gözlerini kaybeden Luis Braillle tarafından 1825 de icat edilmiş olan bu yazı resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşturmak yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır. Altı nokta sisteminden oluşan bu yazıya "Breyl yazı" denilmektedir. Breyl yazı, normal yazı gibi tükenmez yada kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılığıyla kabartılmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler İçin Özel Eğitim Veren Kurumlar Hangileridir?</span>   </div>
 Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Niğde, Tokat, Gelibolu da olmak üzere görme özürlü çocukların okuyabileceği 10 adet Körler Okulu bulunmaktadır. Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme özürlülere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. İki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara,.diğeri İstanbul'dadır. <br />
Bu merkezlerde, günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme özürlülerin devlet veya özel sektörde bir işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetiştirilmeleri amaçlanmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler Kendi Başlarına Gezip Dolaşabilirler mi? </span>   </div>
 Düzenli bir çevrede bazı koşulların ve olanakların sağlanması halinde görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşmak için beyaz renkli, ****lden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp çantaya yada cebe konulabilir. <br />
Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler. <br />
Görme özürlü çocuğu olan aileler küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaşmaya alıştırmalıdırlar. Okullarda da öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanmanın benimsetilmesi zorlaşmaktadır. Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır. <br />
Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlülerin Kullandığı Özel Araç-Gereçler Nelerdir? </span>   </div>
 Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar. Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece tansiyon, kan şekeri ölçen aletler,paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, geometri, coğrafya derslerinde kullanılan çeşitli özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar , mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı araçlardan bazılarıdır. <br />
Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış araçlar sayesinde görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler. <br />
<br />
Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönlerini kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlülere Karşı Nasıl Davranmalıyız?</span>   </div>
 Bir görme özürlüye yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgileri edinmeli ve onlara uygun olarak hareket etmelisiniz. <br />
<br />
* Yürürken siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Zira kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmelidir. Merdiven inerken eğer varsa tırabzandan yararlanmak isteyebilir. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir. <br />
<br />
* Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz. <br />
<br />
* Eğer size yol veya yön sorarsa sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah edeniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur. Görme özürlü birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rencide edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme özürlüye yardımcı olmaya kalkışmanız sadece size zaman kaybettirir. kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz. <br />
<br />
* Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz, yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz. <br />
<br />
* Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardırobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerlerini gösteriniz. Ayrıca lambaların açık olup olmadığını bilmek isteyebilir. <br />
<br />
* Eğer arzu ederseniz sizinle körlük hakkında konuşabilir ama bu eski bir hikayedir. Sizin olduğu gibi görmeyeninde ilgi duyduğu birçok konu vardır.<br />
<br />
Kaynak:     İbrahim Elibal.<br />
Dr. Rehber ve Psikolojik Danışman.  <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlü Kimdir- Kim Değildir?</span>   </div>
 Görme Özürlü kişi, himayeye muhtaç, acınacak ve çaresiz bir insan değildir. O, diğer insanlardan çok farklı, olağanüstü yetenekleri olan ve başkalarının duyamadığı sesleri duyan, mucizevi bir yaratık da değildir. Diğer insanların sahip olduğu olumlu ve olumsuz özelliklerin hepsi onda da mevcuttur. Görme özürlüler arasında da başarılı olan, başarısız olan, yetenekli olan, yeteneksiz olan, bencil olan veya toplumun çıkarlarını düşünen insanlar bulunabilmektedir. Yani görme özürlü de herkes gibi bir insandır. <br />
<br />
Farklı yazı sistemini kullanarak o da aynı kitapları okur. Farklı metotlarla aynı bilgileri ve aynı eğitimleri alır. Diğer insanlarla aynı okulları, aynı işyerlerini, aynı caddeleri, aynı eğlence yerlerini paylaşır. Kısacası görme özürlü olmak diğer insanlardan farklı bir kişiliğe sahip olmak demek değildir. <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlü Olmak Önemli Bir Sorun mudur? </span>   </div>
 Görme özürlü bir kişinin yaşadığı en önemli sorun, sadece gözlerinin görmemesi değil, toplumun görme özürlülerle ilgili yanlış anlayış ve ön yargılarıdır; kendisine sağlanan olanakların yetersizliği ve diğer insanlarla arasındaki fırsat eşitsizliğidir. <br />
<br />
Eğer görme özürlülere yaşamın her alanında gerekli fırsat eşitliği, ve yeterli olanaklar sağlanırsa, özürlü olmak o insanlar için basit bir fiziksel sorun düzeyine inecektir. Bugün ülkemizde görme özürlülerin ulaşmak istediği başlıca hedef: herkesle eşit hak ve olanaklara sahip olmak, toplumla kaynaşmak ve günlük yaşamlarını sürdürürken bağımsız ve özgür olabilecekleri koşullara sahip olmaktır. <br />
<br />
Görme özürlü bir kişinin, karşılaştığı her başarısızlık için körlüğünü bir mazeret olarak göstermesi ne kadar yanlışsa, toplumun da her başarının sağlanması için görmenin gerekli olduğunu ileri sürmesi o kadar yanlıştır. Her iki anlayışında pratik sonucu olumsuzdur. İnsanla toplum arasında sürekli bir etkileşim vardır. Bu nedenle görme özürlü kişilerin değerlendirmeleri toplumu, toplumun değerlendirmeleri ise görme özürlüleri etkiler. <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler Nasıl Okuyup Yazmaktadırlar?</span>   </div>
 Görme özürlülerin okuyup yazmak için kullandıkları, noktalardan oluşan kabartma bir yazı sistemi bulunmaktadır . Bu yazı sistemi, 1825'de Luis Braille adlı bir kişi tarafından bulunmuştur. 1809'da Fransa'da doğan ve küçük yaşta gözlerini kaybeden Luis Braillle tarafından 1825 de icat edilmiş olan bu yazı resim kartonuna benzer kağıtlar üzerine kabartılmış noktalardan oluşturmak yazı, görme özürlüler tarafından parmak uçlarıyla okunmaktadır. Altı nokta sisteminden oluşan bu yazıya "Breyl yazı" denilmektedir. Breyl yazı, normal yazı gibi tükenmez yada kurşun kalem kullanılarak yazılamaz. Çünkü kabartma noktaların belli aralıklarla düzenli bir şekilde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle yazı yazmak için tablet veya daktilo adı verilen özel yapılmış araçlar kullanılmaktadır. Tablete takılan kağıt, ucu sivri özel bir kalem aracılığıyla kabartılmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler İçin Özel Eğitim Veren Kurumlar Hangileridir?</span>   </div>
 Ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Gaziantep, Niğde, Tokat, Gelibolu da olmak üzere görme özürlü çocukların okuyabileceği 10 adet Körler Okulu bulunmaktadır. Ayrıca 15 ve üzerindeki yaşlarda bulunan görme özürlülere de temel ve mesleki eğitim veren rehabilitasyon merkezleri vardır. İki adet olan bu rehabilitasyon merkezlerinden biri Ankara,.diğeri İstanbul'dadır. <br />
Bu merkezlerde, günlük yaşam için gerekli beceriler, okuma-yazma, baston kullanma ve bağımsız hareket, daktilo, telefon santralciliği, makrome işleri gibi eğitimler verilmekte ve görme özürlülerin devlet veya özel sektörde bir işe girerek veya bağımsız bir iş kurarak topluma yararlı, üretici bireyler olarak yetiştirilmeleri amaçlanmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlüler Kendi Başlarına Gezip Dolaşabilirler mi? </span>   </div>
 Düzenli bir çevrede bazı koşulların ve olanakların sağlanması halinde görme özürlülerin de bir yerden bir yere kendi başlarına gidebilmeleri mümkündür. Görme özürlüler kendi başlarına gezip dolaşmak için beyaz renkli, ****lden veya plastikten yapılmış bir baston kullanırlar. Bu baston katlanıp çantaya yada cebe konulabilir. <br />
Baston kullanarak gezebilmek için özel bir eğitim gerekmektedir. Ancak bazı görme özürlüler herhangi bir eğitim almadan da kendi kendilerine beyaz baston kullanımını öğrenebilmektedirler. <br />
Görme özürlü çocuğu olan aileler küçük yaştan itibaren bu çocuklarını baston kullanarak gezip dolaşmaya alıştırmalıdırlar. Okullarda da öğretmenler birinci sınıftan itibaren bu gibi çocukların baston kullanma alışkanlığı kazanmalarını sağlamalıdırlar. Aksi takdirde onlara ileri yaşlarda baston kullanmanın benimsetilmesi zorlaşmaktadır. Baston kullanmadan gezip dolaşmak görme özürlü bir kişi için oldukça tehlikeli kazalara yol açmaktadır. <br />
Bazı gelişmiş ülkelerde görme özürlülerin rahatça gezebilmeleri için özel olarak yetiştirilmiş rehber köpeklerde kullanılmaktadır. Ancak bu uygulama ülkemizde henüz mevcut değildir <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlülerin Kullandığı Özel Araç-Gereçler Nelerdir? </span>   </div>
 Görme özürlüler günlük yaşamlarında, eğitimleri sırasında ve işyerlerinde özel olarak üretilmiş çeşitli araçlardan yararlanmaktadırlar. Örneğin, rakamları kabartma noktalarla gösterilen saatler, konuşan hesap makineleri, derece tansiyon, kan şekeri ölçen aletler,paraları renkleri sesli olarak belirten cihazlar, fen, matematik, geometri, coğrafya derslerinde kullanılan çeşitli özel araçlar, özel gözlükler, büyüteçler, bilgisayarlar , mutfak aletleri görme özürlülerin yararlandığı araçlardan bazılarıdır. <br />
Ancak bu araçların önemli bir kısmı yurt dışından temin edilebilmektedir. Özel yapılmış araçlar sayesinde görme özürlü insanlar bir çok işlerini başkalarına bağımlı olmadan kendi başlarına yapabilmektedirler. <br />
<br />
Görme özürlü bir kişi özel olarak yapılmış kabartma haritalar sayesinde ülkelerin, şehirlerin, dağların, denizlerin, nehirlerin bulunduğu yerleri ve yönlerini kafasında canlandırabilmekte; geometri çizim araçlarıyla her türlü şekil kavramını algılayabilmekte, konuşan elektronik araçlar yoluyla saatleri bilmek, hesap yapmak, çeşitli şeyleri ölçmek tartmak olanağına kavuşmaktadır <br />
  <br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görme Özürlülere Karşı Nasıl Davranmalıyız?</span>   </div>
 Bir görme özürlüye yardımcı olmak istiyorsanız aşağıdaki bilgileri edinmeli ve onlara uygun olarak hareket etmelisiniz. <br />
<br />
* Yürürken siz onun koluna değil, o sizin kolunuza girmelidir. Zira kaldırım kenarı veya merdiveni anlaması için yarım adım gerinizden gelmelidir. Merdiven inerken eğer varsa tırabzandan yararlanmak isteyebilir. Kaldırım iniş ve çıkışlarında sürekli sözlü uyarılara gerek yoktur. O sizi yarım adım geriden izlediği için biraz yavaşlamanız yeterlidir. <br />
<br />
* Ona ismiyle hitap ediniz. Aksi halde kiminle konuştuğunuzu anlamayabilir. Konuşurken görmek veya kör gibi kelimeleri kullanmaktan çekinmeyin ve yanından ayrılacağınız zaman sözlü olarak bildiriniz. <br />
<br />
* Eğer size yol veya yön sorarsa sözcüklerle kesin ve anlaşılır biçimde izah edeniz. El ile işaret etmenin veya göze hitap eden işaretler kullanmanın yararı yoktur. Görme özürlü birini uzaktan bağırarak yönlendirmeniz hem rencide edici hem de tehlike yaratıcı olabilir. Olanağınız varsa yardım etmek için yanına gidiniz. Duraklarda hangi otobüsün geldiğini öğrenmek isteyip istemediğini sorabilirsiniz. Sizin otobüsünüz daha önce gelirse ayrılacağınızı mutlaka belirtiniz. Yardıma ihtiyacı olmayan bir görme özürlüye yardımcı olmaya kalkışmanız sadece size zaman kaybettirir. kapıları yarı açık bırakmayınız. Onunla daha önce tanımadığı bir odaya girerseniz onu odanın ortasında yalnız bırakmayınız. Bir sandalye veya koltuğa kadar götürünüz. <br />
<br />
* Yemekte et varsa, kesmekte yardım isteyip istemediğini sorabilirsiniz, yemeklerin yerini ayrıntılı olarak tarif ediniz. <br />
<br />
* Yatılı konuk olarak evinize geldiğinde ona tuvaletin, gardırobun, pencerenin, prizin ve elektrik düğmesinin yerlerini gösteriniz. Ayrıca lambaların açık olup olmadığını bilmek isteyebilir. <br />
<br />
* Eğer arzu ederseniz sizinle körlük hakkında konuşabilir ama bu eski bir hikayedir. Sizin olduğu gibi görmeyeninde ilgi duyduğu birçok konu vardır.<br />
<br />
Kaynak:     İbrahim Elibal.<br />
Dr. Rehber ve Psikolojik Danışman.  <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zihinsel Yetersizlik Nedir?]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-zihinsel-yetersizlik-nedir.html</link>
			<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 00:18:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-zihinsel-yetersizlik-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> Doğumdan önce embriyonun gelişiminde, doğum sırasında veya doğum sonrası gelişim sürecinde; çeşitli nedenlerle merkezi sinir sistemini etkileyerek bellek, motor, sosyal olgunluk gelişim ve fonksiyonlarında kalıcı olarak duraklama, gerileme sonucu yaşıtlarından dörtte bir ya da daha yüksek oranda gerilik oluşturan durum zihinsel yetersizlik ( zeka geriliği ) olarak tanımlanmaktadır. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersizliğin Nitelikleri</span> <br />
  * Bir hastalık olarak tanımlanamaz, tedavisi yoktur, sürekli bir durumdur.<br />
* Bu tip çocukların zeka testleri ile ölçülebilen zeka düzeyleri yaşıtlarına göre süreklilik gösterir<br />
* Akademik başarısızlıkları yaşıtlarına göre belirgin bir gerilik gösterir, akademik gelişim çok yavaştır.<br />
* Çevrelerine uyumları yaşıtlarına göre geç ve güç olur, yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.<br />
* Öz bakımlarını yapmada, ince ve kaba motor gelişimlerinde yaşıtlarına göre geridirler ve beceriksizdirler. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersiz Çocuklarda Normal Çocuklara Göre Yetersizlik Görülen Alanlar Nelerdir?</span> <br />
  * Kendi kendini kontrol etme<br />
* Tuvalet alışkanlığı kazanma<br />
* Temizlik alışkanlığı kazanma<br />
* Öz bakımını yapma<br />
* İnce ve kaba motor gelişimi<br />
* Konuşma gelişimi ( Telaffuz, sözcükleri yerinde kullanma, cümle kurma ve anlatılanı anlama)<br />
* Duygusal gelişim (Bulunulan ortama uygun duygusal tepki göstermede yetersizlik) <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersizli Oluşturan Nedenler</span> <br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Kalıtsal Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Anne ve/ veya baba da zekada doğuştan olan bir zeka yetersizliği varsa Mendel Kanunları&#8217;na göre bu durum çocukta zihinsel yetersizlik için bir neden olması için yeterli bir neden olarak görülmektedir. Kalıtsal kökenli ****bolizma bozuklukları, içsalgı bezlerinin bozuklukları, hastalıklar ve anomaliler zeka geriliğine neden olabilmektedir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Organik Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Merkezi Sinir Sistemi (MSS) patolojisinde, kesin olarak kalıtsal olmadığı ortaya konmuş etkenler organik kökenli olarak değerlendirilir. Zihin gelişimini engelleyen, durduran MSS yıkımı doğum öncesi, doğum sırasında veya doğum sonrasında olabilir. <br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]a)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Vücut Biyokimyasında veya ****bolizmasındaki Bozukluklara Bağlı Nedenler:</span> Beslenme, iklim koşulları ve bilinmeyen nedenlerin etkileri ile vücut biyokimyasında ve ****bolizmasında bozukluklar olmaktadır. Bu bozukluklar birçok özür yanında, MSS&#8217; ni etkilemeye bağlı olarak her derecede zeka geriliğine neden olabilmektedir.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]b)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Bulaşıcı ve Ateşli Hastalıklara Bağlı Nedenler;</span> Hamileliği sırasında annenin ya da daha sonra çocuğun geçirdiği ateşli ve bulaşıcı hastalıkların şiddet ve etkileme derecesi ile orantılı olarak MSS&#8217;ni etkilediği ortaya çıkmıştır. Alman Kızamığı, ÇocuK Felci (Polio) Tüberküloz, Frengi, Menejit, şiddetli nezle, yüksek ateşli grip , Çicek, Su çiceği,Kızamık...<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]c) </span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]Annenin Hamilelik Dönemi</span> Yaşantısı; Annenin hamileliğinin ilk gününden itibaren bebeğin sağlığını düşünerek yaşamını düzenlemesi gerekir. Hamilelik döneminde kullanılan ilaçlar, çocuğu düşürme girişimleri, yaşanan bedeni ve psikolojik travmalar, anne ve babanın aşırı alkol alımı, madde kullanımı, annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi, annenin çalışma koşullarının uygun olmaması, dinlenmenin yeteri kadar yapılmaması, kansızlık,toxoplazma bebeğin sağlığı üzerinde etkilidir.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]d)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Erken Doğumlar; </span>Erken doğumun nedeni ne olursa olsun, çocuğun solunum organlarının tam olgunlaşmadan hava ile temasa geçmesi bazı sorunların yaşanmasına ve kalıcı zararların oluşmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Erken Doğum Nedenleri</span><br />
* Annenin yaşadığı psikolojik travmalar<br />
* Annenin geçirdiği kaza, travma ve yaptığı ağır işler<br />
* Zorunluluk nedeniyle bebeğin normalden önce sezeryanla alınması<br />
* Annenin gebeliğin son devresinde geçirdiği ciddi bir hastalık<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]e)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Geç Doğumlar;</span> Geç doğum nedeniyle normal zamanda yeterince alınamayan oksijen, beyinde yoksunluğun yarattığı zarara bağlı yıkım yapar.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]f)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Güç Doğumlar;</span> Annenin biyolojik yapısının uygun olmaması,, doğuma psikolojik olarak hazırlanılmamış olunması, bebeğin anne karnındaki duruşu vs. gibi nedenlerle güç doğumlar olmaktadır. <br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]g)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Travmalar, Kazalar; </span>Doğum öncesinde anne karnında uğranılan travmalar, doğum sırasında geçirilen travmalar ve kazalar çocuğun MSS&#8217;n de hasar oluşturabilir. Bu yaşanılan travmanın şiddeti ile orantılı olarak çocukta geriliğe neden olur.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]h)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Çocuğun Doğum Sonrasında Geçirdiği Ateşli Ve Bulaşıcı Hastalıklar;</span> Çocuğun geçirdiği çocukluk dönemi hastalıkları çok yüksek ve uzun süreli ateşli olduğunda MSS zarar görürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Zihinsel yetersizlik nedenlerine baktığımızda çocuğun daha doğmadan önceki sosyal ve kültürel çevresinin onun sağlığı ile ne derece ilişkili olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.<br />
Anne ve babanın bilgili olması, bilgilendirilmesi, bilgi almaya açık olması, annenin sağlıklı olması için uygun koşullara sahip olması, beslenmesine özen göstermesi, sağlıklı ve düzenli bir gebelik takibinin yapılması, doğumun uygun koşullarda yapılması, çocuğun doğum sonrası bakım koşullarının uygunluğu, sağlık kontrolleri, gelebilecek zararlardan korunması sosyal, kültürel ve ekonomik koşullara bağlıdır. Bu koşulların uygun olması zihinsel ve bedensel sağlığın korunması, sağlıklı bir gelişim için gereklidir.<br />
<br />
Kaynak:  <br />
Uzm.Psk.Gülden UMURTAK   </div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> Doğumdan önce embriyonun gelişiminde, doğum sırasında veya doğum sonrası gelişim sürecinde; çeşitli nedenlerle merkezi sinir sistemini etkileyerek bellek, motor, sosyal olgunluk gelişim ve fonksiyonlarında kalıcı olarak duraklama, gerileme sonucu yaşıtlarından dörtte bir ya da daha yüksek oranda gerilik oluşturan durum zihinsel yetersizlik ( zeka geriliği ) olarak tanımlanmaktadır. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersizliğin Nitelikleri</span> <br />
  * Bir hastalık olarak tanımlanamaz, tedavisi yoktur, sürekli bir durumdur.<br />
* Bu tip çocukların zeka testleri ile ölçülebilen zeka düzeyleri yaşıtlarına göre süreklilik gösterir<br />
* Akademik başarısızlıkları yaşıtlarına göre belirgin bir gerilik gösterir, akademik gelişim çok yavaştır.<br />
* Çevrelerine uyumları yaşıtlarına göre geç ve güç olur, yeni ortamlara girmekten hoşlanmazlar.<br />
* Öz bakımlarını yapmada, ince ve kaba motor gelişimlerinde yaşıtlarına göre geridirler ve beceriksizdirler. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersiz Çocuklarda Normal Çocuklara Göre Yetersizlik Görülen Alanlar Nelerdir?</span> <br />
  * Kendi kendini kontrol etme<br />
* Tuvalet alışkanlığı kazanma<br />
* Temizlik alışkanlığı kazanma<br />
* Öz bakımını yapma<br />
* İnce ve kaba motor gelişimi<br />
* Konuşma gelişimi ( Telaffuz, sözcükleri yerinde kullanma, cümle kurma ve anlatılanı anlama)<br />
* Duygusal gelişim (Bulunulan ortama uygun duygusal tepki göstermede yetersizlik) <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Yetersizli Oluşturan Nedenler</span> <br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Kalıtsal Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Anne ve/ veya baba da zekada doğuştan olan bir zeka yetersizliği varsa Mendel Kanunları&#8217;na göre bu durum çocukta zihinsel yetersizlik için bir neden olması için yeterli bir neden olarak görülmektedir. Kalıtsal kökenli ****bolizma bozuklukları, içsalgı bezlerinin bozuklukları, hastalıklar ve anomaliler zeka geriliğine neden olabilmektedir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Organik Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Merkezi Sinir Sistemi (MSS) patolojisinde, kesin olarak kalıtsal olmadığı ortaya konmuş etkenler organik kökenli olarak değerlendirilir. Zihin gelişimini engelleyen, durduran MSS yıkımı doğum öncesi, doğum sırasında veya doğum sonrasında olabilir. <br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]a)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Vücut Biyokimyasında veya ****bolizmasındaki Bozukluklara Bağlı Nedenler:</span> Beslenme, iklim koşulları ve bilinmeyen nedenlerin etkileri ile vücut biyokimyasında ve ****bolizmasında bozukluklar olmaktadır. Bu bozukluklar birçok özür yanında, MSS&#8217; ni etkilemeye bağlı olarak her derecede zeka geriliğine neden olabilmektedir.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]b)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Bulaşıcı ve Ateşli Hastalıklara Bağlı Nedenler;</span> Hamileliği sırasında annenin ya da daha sonra çocuğun geçirdiği ateşli ve bulaşıcı hastalıkların şiddet ve etkileme derecesi ile orantılı olarak MSS&#8217;ni etkilediği ortaya çıkmıştır. Alman Kızamığı, ÇocuK Felci (Polio) Tüberküloz, Frengi, Menejit, şiddetli nezle, yüksek ateşli grip , Çicek, Su çiceği,Kızamık...<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]c) </span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]Annenin Hamilelik Dönemi</span> Yaşantısı; Annenin hamileliğinin ilk gününden itibaren bebeğin sağlığını düşünerek yaşamını düzenlemesi gerekir. Hamilelik döneminde kullanılan ilaçlar, çocuğu düşürme girişimleri, yaşanan bedeni ve psikolojik travmalar, anne ve babanın aşırı alkol alımı, madde kullanımı, annenin yetersiz ve dengesiz beslenmesi, annenin çalışma koşullarının uygun olmaması, dinlenmenin yeteri kadar yapılmaması, kansızlık,toxoplazma bebeğin sağlığı üzerinde etkilidir.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]d)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Erken Doğumlar; </span>Erken doğumun nedeni ne olursa olsun, çocuğun solunum organlarının tam olgunlaşmadan hava ile temasa geçmesi bazı sorunların yaşanmasına ve kalıcı zararların oluşmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Erken Doğum Nedenleri</span><br />
* Annenin yaşadığı psikolojik travmalar<br />
* Annenin geçirdiği kaza, travma ve yaptığı ağır işler<br />
* Zorunluluk nedeniyle bebeğin normalden önce sezeryanla alınması<br />
* Annenin gebeliğin son devresinde geçirdiği ciddi bir hastalık<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]e)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Geç Doğumlar;</span> Geç doğum nedeniyle normal zamanda yeterince alınamayan oksijen, beyinde yoksunluğun yarattığı zarara bağlı yıkım yapar.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]f)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Güç Doğumlar;</span> Annenin biyolojik yapısının uygun olmaması,, doğuma psikolojik olarak hazırlanılmamış olunması, bebeğin anne karnındaki duruşu vs. gibi nedenlerle güç doğumlar olmaktadır. <br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]g)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Travmalar, Kazalar; </span>Doğum öncesinde anne karnında uğranılan travmalar, doğum sırasında geçirilen travmalar ve kazalar çocuğun MSS&#8217;n de hasar oluşturabilir. Bu yaşanılan travmanın şiddeti ile orantılı olarak çocukta geriliğe neden olur.<br />
<br />
[B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">]h)</span>[/B<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">] Çocuğun Doğum Sonrasında Geçirdiği Ateşli Ve Bulaşıcı Hastalıklar;</span> Çocuğun geçirdiği çocukluk dönemi hastalıkları çok yüksek ve uzun süreli ateşli olduğunda MSS zarar görürür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Etkenlere Bağlı Nedenler</span><br />
Zihinsel yetersizlik nedenlerine baktığımızda çocuğun daha doğmadan önceki sosyal ve kültürel çevresinin onun sağlığı ile ne derece ilişkili olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz.<br />
Anne ve babanın bilgili olması, bilgilendirilmesi, bilgi almaya açık olması, annenin sağlıklı olması için uygun koşullara sahip olması, beslenmesine özen göstermesi, sağlıklı ve düzenli bir gebelik takibinin yapılması, doğumun uygun koşullarda yapılması, çocuğun doğum sonrası bakım koşullarının uygunluğu, sağlık kontrolleri, gelebilecek zararlardan korunması sosyal, kültürel ve ekonomik koşullara bağlıdır. Bu koşulların uygun olması zihinsel ve bedensel sağlığın korunması, sağlıklı bir gelişim için gereklidir.<br />
<br />
Kaynak:  <br />
Uzm.Psk.Gülden UMURTAK   </div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Engelliler Kanunu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-engelliler-kanunu.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:23:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-engelliler-kanunu.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Arkadaşlar devletimiz bu kanuna Özürlüler Kanunu demiş ama ben özürlüler kelimesini hiçbir zaman doğru bulmadım bulmayacağımda ve engellier diyeceğim ve sizlerdende aynı hassasiyeti bekliyorum...  </span></div>
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlüler Kanunu</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜLER VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNU</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GENEL KURULUNUN KABUL ETTİĞİ METİN <br />
(01 Temmuz 2005)<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esas No: 1/1029, 2/424, 2/437 </span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİRİNCİ BÖLÜM <br />
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Genel Esaslar</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amaç </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmaktır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsam </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 2.- Bu Kanun özürlüleri, ailelerini, özürlülere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanımlar </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 3.- Bu Kanunun uygulanmasında;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Özürlü<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/smilies/biggrin.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: biggrin.gif]" class="mycode_img" />oğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülük ölçütü:Uluslararası temel ölçütler esas alınarak hazırlanan ve gerek duyuldukça revize edilen ölçütleri,</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hafif özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, hafif özürlü olarak tanımlanan kişiyi, <br />
Ağır özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, ağır özürlü olarak tanımlanan kişiyi, <br />
e) Bakıma muhtaç özürlü: Özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişileri,</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">f) Korumalı işyeri: Normal işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlüler için, mesleki rehabilitasyon ve istihdam oluşturmak amacıyla Devlet tarafından teknik ve mali yönden desteklendiği ve çalışma ortamının özel olarak düzenlendiği işyerini, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">g) Korumalı işyeri statüsü:Çalışanlarının yönetmelikle belirlenen oranını özürlülerin oluşturduğu veya özürlülere yönelik çalışmaları ile korumalı işyerine sağlanan teknik ve mali destek sağlanma şartlarını taşımayı,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">h) Rehabilitasyon<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/smilies/biggrin.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: biggrin.gif]" class="mycode_img" />oğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle oluşan özrü ortadan kaldırmak veya özürlülüğün etkilerini mümkün olan en az düzeye indirmek, özürlüye yeniden fiziksel, zihinsel, psikolojik, ruhsal, sosyal, mesleki ve ekonomik yararlılık alanlarında başarabileceği en üst düzeyde yetenekler kazandırarak; evinde, işinde ve sosyal yaşamında kendine ve topluma yeterli olabilmesi ve özürlünün toplum ile bütünleşmesi, ayrımcılığa karşı tüm tedbirlerin alınması amacıyla verilen koruyucu, tıbbi, mesleki, eğitsel, rekreasyonal ve psiko-sosyal hizmetler bütününü,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">i) Sınıflandırma: Önemli bir sağlık öğesi olarak insan vücudunun fonksiyonu ve yetersizliğinin tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeve geliştirme çalışmasını, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İfade eder.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel esaslar </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 4.- Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her tür istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir. Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz; ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülere yönelik olarak alınacak kararlarda ve verilecek hizmetlerde özürlülerin, ailelerinin ve gönüllü kuruluşların katılımı sağlanır.</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır. <br />
Kurum ve kuruluşlarca özürlülere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşünün alınması zorunludur. <br />
İKİNCİ BÖLÜM </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sınıflandırma, Bakım, Rehabilitasyon, İstihdam, Eğitim, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İş ve Meslek Analizi </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sınıflandırma</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 5.- Özürlülerle ilgili derecelendirmeler, sınıflandırmalar, tanılamalar uluslararası özürlülük sınıflandırması temel alınarak hazırlanan özürlülük ölçütüne göre yapılır. Özürlülük ölçütünün tespiti ve uygulama esasları, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 6.- Özürlü kişilerin yaşamlarını öncelikle bulundukları ortamda sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hâle gelebilecek şekilde bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan ihtiyacı olanların geçici veya sürekli bakım altına alınması veya bunlara evde bakım hizmeti sunulması esastır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ruhsatlandırma </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 7.- Özürlülere yönelik bakım hizmetlerini, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünden ruhsat alan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları verebilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizmet sunumu </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 8.- Bakım hizmetlerinin sunumunda kişinin biyolojik, fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da dikkate alınır. Bakım hizmetlerinin standardizasyonu, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalar yürütülür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım hizmetleri ile bakımın nitelikli temini sağlanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım çeşitleri </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 9.- Bakım hizmetleri, evde bakım veya kurum bakımı modelleriyle sunulabilir. Öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinden ayrılmaksızın hizmetin sunulması esas alınır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyon </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 10.- Rehabilitasyon hizmetleri toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde özürlülerin bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak verilir. Rehabilitasyon kararının alınması, plânlanması, yürütülmesi, sonlandırılması dâhil her aşamasında özürlü ve ailesinin aktif ve etkili katılımı esastır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyonun her alanında ihtiyaç duyulan personelin yetiştirilmesine yönelik eğitim programları geliştirilir ve bu personelin istihdamı için gerekli önlemler alınır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken tanı ve koruyucu hizmetler </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 11.- Yeni doğan, erken çocukluk ve çocukluğun her dönemi fiziksel, işitsel, duyusal, sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinin sağlanması, özürlülüğün önlenmesi, var olan özrün şiddetinin olabilecek en düşük seviyeye çekilmesi ve ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin çalışmalar Sağlık Bakanlığınca planlanır ve yürütülür. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İş ve meslek analizi </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 12.- Özür türlerini dikkate alan iş ve meslek analizleri, Özürlüler İdaresi Başkanlığının koordinatörlüğünde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılır. Bu analizlerin ışığında, özürlülerin durumlarına uygun mesleki rehabilitasyon ve eğitim programları, anılan kurumlarca geliştirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesleki rehabilitasyon </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 13.- Özürlülerin yeteneklerine göre mesleğini seçme ve bu alanda eğitim alma hakkı kısıtlanamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin yetenekleri doğrultusunda yapabilecekleri bir işte eğitilmesi, meslek kazandırılması, verimli kılınarak ekonomik ve sosyal refahının sağlanması amacıyla mesleki rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması esastır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçek veya tüzel kişilerce açılacak olan özel mesleki rehabilitasyon merkezleri, yetenek geliştirme merkezleri ve korumalı işyerlerinin değişik tipleri ile özel işyerlerinde bireylerin bireysel gelişimleri ve yeteneklerine uygun iş veya becerilerini geliştirici tedbirler alınır. Bu alandaki hizmetler ihtiyaçlara göre iş ve meslek analizi yapılarak hizmet satın alınması suretiyle temin edilebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri belediyeler tarafından da verilir. Belediyeler bu hizmetlerin sunumu sırasında gerekli gördüğü hallerde, halk eğitim ve çıraklık eğitim merkezleri ile işbirliği yapar. Özürlünün rehabilitasyon talebinin karşılanamaması halinde, özürlü, hizmeti en yakın merkezden alır ve ilgili belediye her yıl bütçe talimatında belirlenen miktarı hizmetin satın alındığı merkeze öder. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihdam </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 14.- İşe alımda; iş seçiminden, başvuru formları, seçim süreci, teknik değerlendirme, önerilen çalışma süreleri ve şartlarına kadar olan safhaların hiçbirinde özürlülerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışan özürlülerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, özrüyle ilgili olarak diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışan veya iş başvurusunda bulunan özürlülerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve işyerinde fiziksel düzenlemelerin bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işyerleri tarafından yapılması zorunludur. Özürlülük durumları sebebiyle işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlülerin istihdamı, öncelikle korumalı işyerleri aracılığıyla sağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korumalı işyerleriyle ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitim ve öğretim</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 15.- Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezinin, çalışma usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme özürlülerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk Dil Kurumu Başkanlığı tarafından Türk işaret dili sistemi oluşturulur. Bu sistemin oluşturulmasına ve uygulanmasına yönelik çalışmaların esas ve usulleri Türk Dil Kurumu Başkanlığı koordinatörlüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin, her türlü eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kabartma, sesli, elektronik kitap; alt yazılı film ve benzeri materyal üretilmesini teminen gerekli işlemler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca müştereken yürütülür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitsel değerlendirme </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 16.- Özürlülerin eğitsel değerlendirme ve tanılaması il milli eğitim müdürlükleri rehberlik araştırma merkezlerinde uzman kişilerden oluşan ve özürlü ailesinin yer aldığı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından yapılır ve eğitim plânlaması geliştirilir. Bu plânlama her yıl yeniden değerlendirilerek, gelişmeler doğrultusunda gözden geçirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıraklık eğitimi almak isteyen özürlülerin ilgi, istek, yetenek ve becerileri doğrultusunda ve sağlık kurulu raporunu da dikkate almak suretiyle hangi meslek dalında eğitim alacaklarına kurul karar verir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurulun teşkili ve çalışma usul ve esasları Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜÇÜNCÜ BÖLÜM </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değiştirilen Hükümler </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 17.- 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 1 inci maddesinde yer alan &#8220;öğrenci etüd eğitim merkezleri&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,&#8221; ibaresi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 18 .- 625 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçici Madde 2.- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümleri gereği izin almış olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri 31.12.2007 tarihine kadar Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen hükümlere uygun olarak açılış izinlerini yenilerler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 19.- 23.6.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin yaşamı için zorunluluk göstermesi hâlinde, proje tadili kat maliklerinin en geç üç ay içerisinde yapacağı toplantıda görüşülerek sayı ve arsa payı çoğunluğu ile karara bağlanır. Toplantının bu süre içerisinde yapılamaması veya tadilat talebinin çoğunlukla kabul edilmemesi durumunda; ilgili kat malikinin talebi üzerine bina güvenliğinin tehlikeye sokulmadığını bildirir komisyon raporuna istinaden ilgili mercilerden alınacak tasdikli proje değişikliği veya krokiye göre inşaat, onarım ve tesis yapılır. İlgili merciler, tasdikli proje değişikliği veya kroki taleplerini en geç altı ay içinde sonuçlandırır.Komisyonun teşkili, çalışma usulü ile özürlünün kullanımından sonraki süreç ile ilgili usul ve esaslar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 20.- 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesinin başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8220;Özürlülerin Devlet memurluğuna alınmaları:&#8221;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevzuata uygun olmak kaydıyla; mesleği olan özürlülerin mesleklerine uygun münhal kadrolara atanması, mesleklerini icra veya infaza yardımcı araç ve gerecin kurumlarınca temin edilmesi esastır. Özürlülerin Devlet memurluğuna alınma şartları ile hangi işlerde çalıştırılacakları, mesleklerini icra ve infazda hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceği, zihinsel özürlülerin hangi görevlere atanmasında asgari eğitim şartından istisna edileceği hususları Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 21.- 657 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 39.- Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede özürlü olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmi veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 22.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan &#8220;gazilerin&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özürlülerin,&#8221; ibaresi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 23.- 18.1.1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 73 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olması: </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 73.- Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olduğunu anlarsa, işlemler özürlünün isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma özürlü olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 24.- 1512 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir noterlik işleminde imza atılmış veya imza yerine geçen el işareti yapılmış olmasına rağmen, ilgilisi ister veya adına işlem yapılan ve imza atabilen görme özürlüler hariç olmak üzere noter, işlemin niteliği, imzayı atan veya el işaretini yapan şahsın durumu ve kimliği bakımından gerekli görürse, yukarıdaki fıkradaki usul dairesinde ilgili, tanık, tercüman veya bilirkişinin parmağı da bastırılır. Mühür kullanılması hâlinde parmağın da bastırılması zorunludur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 25.-Madde 25 &#8211; 01.07.1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanuna 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 1- 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %300&#8217;ü tutarında,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200&#8217;ü tutarında,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200&#8217;ü tutarında aylık bağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas özürlülük oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Özürlülük oranı, bu kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşenler ile birinci fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarlarından fazla gelir elde etmeye başlayanların aylıkları kesilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aylık hakkından yararlanan 18 yaşından küçük özürlülerin yalnızca kendileri bu kanunun 7 nci maddesinde belirtilen tedavi hakkından yararlanır. Ancak bu madde hükümlerine göre aylık alanlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumunun tedavi yardımı kapsamında bulananlara tedavi yardımı yapılmaz. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanunun 2,3,4,5,6,7 ve 8 inci maddeleri 1 inci fıkra hükümlerine göre aylık ödenecekler hakkında da uygulanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan malül olmaları sebebiyle yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan, bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir. Ve bu şekilde yapılan tutarlar hazineden tahsil edilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 26.- 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3 üncü maddesinin &copy; bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (d) bendi ve (e) bendine onbirinci alt bendi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) &#8220;Bakıma Muhtaç Özürlü&#8221;; özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişiyi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11- &#8220;Çocuk Evleri&#8221;; 0-18 yaşlar arasındaki korunmaya muhtaç çocukların kaldığı ev birimlerini,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 27.- 2828 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Bu Kanun kaps..... giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür. Sunulacak bakım ve diğer hizmetlerin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 28.- 2828 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">g) Kuruma bağlı olanlar dışında kurulacak sosyal hizmet kuruluşlarının, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verenler hariç olmak üzere açılış iznine, her türlü standartlarına ve işleyişlerine ilişkin esasları, varsa ücret tarifelerini tespit etmek, onaylamak, denetimini yapmak ve bu esaslara uymayanların faaliyetlerini durdurmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 29 .-2828 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurum Merkez Teşkilatı (1) bir Genel Müdür (5) beş Genel Müdür Yardımcısı ile aşağıdaki esas birimlerden oluşur.</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hukuk Müşavirliği, <br />
Teftiş Kurulu Başkanlığı, <br />
Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, <br />
İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı, <br />
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Aile-Kadın ve Toplum Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Çocuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Özürlü Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Sosyal Hizmetler Eğitim Merkezi Başkanlığı, <br />
Yaşlı Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Sosyal Yardım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Döner Sermaye Merkez Müdürlüğü, <br />
Özel Kalem Müdürlüğü, <br />
Savunma Uzmanlığı.&#8221; <br />
MADDE 30.- 2828 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 7- Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan, bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametlerinde verilmesi sağlanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetlerinin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları, denetlenmeleri ile ücretlendirme ve ödemeleri Kurumun koordinatörlüğünde, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak her ay için kişi başına belirlenecek tutar, iki aylık net asgari ücretten fazla olamaz. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülerin, Kurumca bakılanlar dışındakilerin bakım ücreti bu amaçla Kurum bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 8- İşitme ve konuşma özürlülerine gerek görüldüğü hâllerde tercümanlık yapmak üzere illerde işaret dili bilen personel görevlendirilir. Personelin işaret lisanı öğrenmeleri için gerekli kursların düzenlenmesi sağlanır. Bu personelin görev ve yetkileri, çalışma koşulları ile ilgili usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün müştereken hazırlayacakları yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 31.- 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ve ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o) Özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(o) bendinin ihlâli hâlinde para cezası iki kat artırılır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 32 .- 25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">s) Özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 33.- 21.5.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesine (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (o) bendi eklenmiş ve mevcut (o) bendi (p) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o) Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 34.- 7.5.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">m)Rehabilite edici tıbbi hizmetlerde kullanılan yardımcı araç ve gereçleri üretmek amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulacak kuruluşların açılış iznini vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu kurum ve kuruluşların açılış izninin verilmesine, üretim ve personel standardına, işleyiş ve denetimi ile daha önce açılmış olan kurum ve kuruluşların durumlarına ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 35 .- 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 3.- Görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardanh özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin, her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 36.- 28.12.1993 tarihli ve 3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 1.- Devlet, kalıtsal kan hastalıklarından thalessemia ve orak hücreli anemi dahil olmak üzere, bütün kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele eder. Bunun için gerekli ödenek Sağlık Bakanlığı yılı bütçesine konulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele için gerekli önlemler ve bu konuda uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 37.- 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (u) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">u) Kadınlara, güçsüzlere, özürlülere ve çocuklara karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edilmemesi.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 38.- 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 348 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 39.- 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasının birinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 inci maddedeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları ise, doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 40.- 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 1.- Büyükşehir belediyelerinde özürlülerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini özürlülere hizmet amacıyla kurulmuş dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği hâlinde sürdürürler. Özürlü hizmet birimlerinin kuruluş, görev, yetki, sorumluluk ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 41.- 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen &#8220;dil, ırk, renk, cinsiyet,&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özürlülük,&#8221; ibaresi eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 42.- 25.3.1997 tarihli ve 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (h) bendine aşağıdaki paragraf eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkanlığın bağlı olduğu Bakanın onayı ile özürlü kimlik kartı hazırlama veya verme yetkisi, valiliklere devredilebilir. Özürlü kimlik kartı hazırlama ve verme usul ve esasları, İçişleri Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 43.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 7.- Başkanlığın ana hizmet birimleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Proje ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 44.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 8.- Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Özürlülerin rehabilitasyonu ve eğitimi sürecinde ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülerin rehabilitasyonuna yönelik her türlü standardın oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Rehabilitasyon alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlardaki yapılan çalışmaları takip etmek, sorunları ve çözüm yollarını araştırmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Rehabilitasyon ve eğitim alanları ile ilgili (panel, sempozyum, konferans vb.) etkinliklerde bulunmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">e) İstihdamı kısıtlayan engellerin kaldırılmasını, istihdam alanlarının genişletilmesini ve özürlülerin kendi işini kurmalarına yönelik çalışmaları takip etmek ve tekliflerde bulunmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">f) Özürlülerin günlük hayatlarında karşılaştıkları fiziki ve mimari engellerin kaldırılması ve bu konudaki standartların belirlenmesi için teklifler hazırlamak ve hazırlatmak. </span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> g) Kamuya açık sosyal, kültürel, sportif tesis ve alanlar ile kitle iletişim ve ulaşım araçlarından özürlülerin faydalanmasını sağlayıcı tedbirleri araştırmak, değerlendirmek ve teklifler hazırlamak. <br />
  </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Arkadaşlar devletimiz bu kanuna Özürlüler Kanunu demiş ama ben özürlüler kelimesini hiçbir zaman doğru bulmadım bulmayacağımda ve engellier diyeceğim ve sizlerdende aynı hassasiyeti bekliyorum...  </span></div>
<br />
<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlüler Kanunu</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÖZÜRLÜLER VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNU</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ GENEL KURULUNUN KABUL ETTİĞİ METİN <br />
(01 Temmuz 2005)<br />
</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Esas No: 1/1029, 2/424, 2/437 </span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİRİNCİ BÖLÜM <br />
Amaç, Kapsam, Tanımlar ve Genel Esaslar</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amaç </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 1.- Bu Kanunun amacı; özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmaktır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kapsam </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 2.- Bu Kanun özürlüleri, ailelerini, özürlülere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tanımlar </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 3.- Bu Kanunun uygulanmasında;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Özürlü<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/smilies/biggrin.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: biggrin.gif]" class="mycode_img" />oğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülük ölçütü:Uluslararası temel ölçütler esas alınarak hazırlanan ve gerek duyuldukça revize edilen ölçütleri,</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hafif özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, hafif özürlü olarak tanımlanan kişiyi, <br />
Ağır özürlü: Özürlülük ölçütüne göre, ağır özürlü olarak tanımlanan kişiyi, <br />
e) Bakıma muhtaç özürlü: Özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişileri,</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">f) Korumalı işyeri: Normal işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlüler için, mesleki rehabilitasyon ve istihdam oluşturmak amacıyla Devlet tarafından teknik ve mali yönden desteklendiği ve çalışma ortamının özel olarak düzenlendiği işyerini, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">g) Korumalı işyeri statüsü:Çalışanlarının yönetmelikle belirlenen oranını özürlülerin oluşturduğu veya özürlülere yönelik çalışmaları ile korumalı işyerine sağlanan teknik ve mali destek sağlanma şartlarını taşımayı,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">h) Rehabilitasyon<img src="http://www.zohreanaforum.com/images/smilies/biggrin.gif" loading="lazy"  alt="[Resim: biggrin.gif]" class="mycode_img" />oğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle oluşan özrü ortadan kaldırmak veya özürlülüğün etkilerini mümkün olan en az düzeye indirmek, özürlüye yeniden fiziksel, zihinsel, psikolojik, ruhsal, sosyal, mesleki ve ekonomik yararlılık alanlarında başarabileceği en üst düzeyde yetenekler kazandırarak; evinde, işinde ve sosyal yaşamında kendine ve topluma yeterli olabilmesi ve özürlünün toplum ile bütünleşmesi, ayrımcılığa karşı tüm tedbirlerin alınması amacıyla verilen koruyucu, tıbbi, mesleki, eğitsel, rekreasyonal ve psiko-sosyal hizmetler bütününü,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">i) Sınıflandırma: Önemli bir sağlık öğesi olarak insan vücudunun fonksiyonu ve yetersizliğinin tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeve geliştirme çalışmasını, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İfade eder.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel esaslar </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 4.- Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Devlet, insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, özürlülerin ve özürlülüğün her tür istismarına karşı sosyal politikalar geliştirir. Özürlüler aleyhine ayrımcılık yapılamaz; ayrımcılıkla mücadele özürlülere yönelik politikaların temel esasıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülere yönelik olarak alınacak kararlarda ve verilecek hizmetlerde özürlülerin, ailelerinin ve gönüllü kuruluşların katılımı sağlanır.</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülere yönelik hizmetlerin sunumunda aile bütünlüğünün korunması esastır. <br />
Kurum ve kuruluşlarca özürlülere yönelik mevzuat düzenlemelerinde Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşünün alınması zorunludur. <br />
İKİNCİ BÖLÜM </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sınıflandırma, Bakım, Rehabilitasyon, İstihdam, Eğitim, </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İş ve Meslek Analizi </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sınıflandırma</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 5.- Özürlülerle ilgili derecelendirmeler, sınıflandırmalar, tanılamalar uluslararası özürlülük sınıflandırması temel alınarak hazırlanan özürlülük ölçütüne göre yapılır. Özürlülük ölçütünün tespiti ve uygulama esasları, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 6.- Özürlü kişilerin yaşamlarını öncelikle bulundukları ortamda sağlık, huzur ve güven içinde sürdürmesi, toplum içinde kendi kendilerini idare edebilecek ve üretken hâle gelebilecek şekilde bakım ve rehabilitasyonlarının yapılması, bunlardan ihtiyacı olanların geçici veya sürekli bakım altına alınması veya bunlara evde bakım hizmeti sunulması esastır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ruhsatlandırma </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 7.- Özürlülere yönelik bakım hizmetlerini, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünden ruhsat alan gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşları verebilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hizmet sunumu </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 8.- Bakım hizmetlerinin sunumunda kişinin biyolojik, fiziksel, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları da dikkate alınır. Bakım hizmetlerinin standardizasyonu, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalar yürütülür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım hizmetleri ile bakımın nitelikli temini sağlanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakım çeşitleri </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 9.- Bakım hizmetleri, evde bakım veya kurum bakımı modelleriyle sunulabilir. Öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinden ayrılmaksızın hizmetin sunulması esas alınır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyon </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 10.- Rehabilitasyon hizmetleri toplumsal hayata katılım ve eşitlik temelinde özürlülerin bireysel ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak verilir. Rehabilitasyon kararının alınması, plânlanması, yürütülmesi, sonlandırılması dâhil her aşamasında özürlü ve ailesinin aktif ve etkili katılımı esastır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyonun her alanında ihtiyaç duyulan personelin yetiştirilmesine yönelik eğitim programları geliştirilir ve bu personelin istihdamı için gerekli önlemler alınır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Erken tanı ve koruyucu hizmetler </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 11.- Yeni doğan, erken çocukluk ve çocukluğun her dönemi fiziksel, işitsel, duyusal, sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinin sağlanması, özürlülüğün önlenmesi, var olan özrün şiddetinin olabilecek en düşük seviyeye çekilmesi ve ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin çalışmalar Sağlık Bakanlığınca planlanır ve yürütülür. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İş ve meslek analizi </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 12.- Özür türlerini dikkate alan iş ve meslek analizleri, Özürlüler İdaresi Başkanlığının koordinatörlüğünde Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılır. Bu analizlerin ışığında, özürlülerin durumlarına uygun mesleki rehabilitasyon ve eğitim programları, anılan kurumlarca geliştirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesleki rehabilitasyon </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 13.- Özürlülerin yeteneklerine göre mesleğini seçme ve bu alanda eğitim alma hakkı kısıtlanamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin yetenekleri doğrultusunda yapabilecekleri bir işte eğitilmesi, meslek kazandırılması, verimli kılınarak ekonomik ve sosyal refahının sağlanması amacıyla mesleki rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanmasının sağlanması esastır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gerçek veya tüzel kişilerce açılacak olan özel mesleki rehabilitasyon merkezleri, yetenek geliştirme merkezleri ve korumalı işyerlerinin değişik tipleri ile özel işyerlerinde bireylerin bireysel gelişimleri ve yeteneklerine uygun iş veya becerilerini geliştirici tedbirler alınır. Bu alandaki hizmetler ihtiyaçlara göre iş ve meslek analizi yapılarak hizmet satın alınması suretiyle temin edilebilir. Buna ilişkin usul ve esaslar, Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri belediyeler tarafından da verilir. Belediyeler bu hizmetlerin sunumu sırasında gerekli gördüğü hallerde, halk eğitim ve çıraklık eğitim merkezleri ile işbirliği yapar. Özürlünün rehabilitasyon talebinin karşılanamaması halinde, özürlü, hizmeti en yakın merkezden alır ve ilgili belediye her yıl bütçe talimatında belirlenen miktarı hizmetin satın alındığı merkeze öder. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İstihdam </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 14.- İşe alımda; iş seçiminden, başvuru formları, seçim süreci, teknik değerlendirme, önerilen çalışma süreleri ve şartlarına kadar olan safhaların hiçbirinde özürlülerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunulamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışan özürlülerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, özrüyle ilgili olarak diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışan veya iş başvurusunda bulunan özürlülerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve işyerinde fiziksel düzenlemelerin bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işyerleri tarafından yapılması zorunludur. Özürlülük durumları sebebiyle işgücü piyasasına kazandırılmaları güç olan özürlülerin istihdamı, öncelikle korumalı işyerleri aracılığıyla sağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korumalı işyerleriyle ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitim ve öğretim</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 15.- Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezinin, çalışma usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme özürlülerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk Dil Kurumu Başkanlığı tarafından Türk işaret dili sistemi oluşturulur. Bu sistemin oluşturulmasına ve uygulanmasına yönelik çalışmaların esas ve usulleri Türk Dil Kurumu Başkanlığı koordinatörlüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin, her türlü eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kabartma, sesli, elektronik kitap; alt yazılı film ve benzeri materyal üretilmesini teminen gerekli işlemler, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca müştereken yürütülür.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eğitsel değerlendirme </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 16.- Özürlülerin eğitsel değerlendirme ve tanılaması il milli eğitim müdürlükleri rehberlik araştırma merkezlerinde uzman kişilerden oluşan ve özürlü ailesinin yer aldığı özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından yapılır ve eğitim plânlaması geliştirilir. Bu plânlama her yıl yeniden değerlendirilerek, gelişmeler doğrultusunda gözden geçirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çıraklık eğitimi almak isteyen özürlülerin ilgi, istek, yetenek ve becerileri doğrultusunda ve sağlık kurulu raporunu da dikkate almak suretiyle hangi meslek dalında eğitim alacaklarına kurul karar verir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurulun teşkili ve çalışma usul ve esasları Milli Eğitim Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ÜÇÜNCÜ BÖLÜM </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Değiştirilen Hükümler </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 17.- 8.6.1965 tarihli ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 1 inci maddesinde yer alan &#8220;öğrenci etüd eğitim merkezleri&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri,&#8221; ibaresi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 18 .- 625 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Geçici Madde 2.- 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümleri gereği izin almış olan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri 31.12.2007 tarihine kadar Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen hükümlere uygun olarak açılış izinlerini yenilerler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 19.- 23.6.1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özürlülerin yaşamı için zorunluluk göstermesi hâlinde, proje tadili kat maliklerinin en geç üç ay içerisinde yapacağı toplantıda görüşülerek sayı ve arsa payı çoğunluğu ile karara bağlanır. Toplantının bu süre içerisinde yapılamaması veya tadilat talebinin çoğunlukla kabul edilmemesi durumunda; ilgili kat malikinin talebi üzerine bina güvenliğinin tehlikeye sokulmadığını bildirir komisyon raporuna istinaden ilgili mercilerden alınacak tasdikli proje değişikliği veya krokiye göre inşaat, onarım ve tesis yapılır. İlgili merciler, tasdikli proje değişikliği veya kroki taleplerini en geç altı ay içinde sonuçlandırır.Komisyonun teşkili, çalışma usulü ile özürlünün kullanımından sonraki süreç ile ilgili usul ve esaslar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 20.- 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 53 üncü maddesinin başlığı ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8220;Özürlülerin Devlet memurluğuna alınmaları:&#8221;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mevzuata uygun olmak kaydıyla; mesleği olan özürlülerin mesleklerine uygun münhal kadrolara atanması, mesleklerini icra veya infaza yardımcı araç ve gerecin kurumlarınca temin edilmesi esastır. Özürlülerin Devlet memurluğuna alınma şartları ile hangi işlerde çalıştırılacakları, mesleklerini icra ve infazda hangi yardımcı araç ve gereçlerin kurumlarınca temin edileceği, zihinsel özürlülerin hangi görevlere atanmasında asgari eğitim şartından istisna edileceği hususları Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 21.- 657 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 39.- Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede özürlü olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmi veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 22.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan &#8220;gazilerin&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özürlülerin,&#8221; ibaresi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 23.- 18.1.1972 tarihli ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 73 üncü maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olması: </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 73.- Noter, ilgilinin işitme, konuşma veya görme özürlü olduğunu anlarsa, işlemler özürlünün isteğine bağlı olmak üzere iki tanık huzurunda yapılır. İlgilinin işitme veya konuşma özürlü olması ve yazı ile anlaşma imkânının da bulunmaması hâlinde, iki tanık ve yeminli tercüman bulundurulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 24.- 1512 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir noterlik işleminde imza atılmış veya imza yerine geçen el işareti yapılmış olmasına rağmen, ilgilisi ister veya adına işlem yapılan ve imza atabilen görme özürlüler hariç olmak üzere noter, işlemin niteliği, imzayı atan veya el işaretini yapan şahsın durumu ve kimliği bakımından gerekli görürse, yukarıdaki fıkradaki usul dairesinde ilgili, tanık, tercüman veya bilirkişinin parmağı da bastırılır. Mühür kullanılması hâlinde parmağın da bastırılması zorunludur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 25.-Madde 25 &#8211; 01.07.1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanuna 8 inci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 1- 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %300&#8217;ü tutarında,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200&#8217;ü tutarında,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200&#8217;ü tutarında aylık bağlanır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">65 yaşın doldurulmasından önce bu madde hükümlerine göre bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da birinci fıkranın (a) bendine göre aylık bağlanır. Aylık bağlanmasına esas özürlülük oranı değişenlerin aylıkları durumlarına göre yeniden tespit olunur. Özürlülük oranı, bu kanuna göre aylık bağlanması gereken oranın altına düşenler ile birinci fıkrada belirtilen aylık ortalama gelir tutarlarından fazla gelir elde etmeye başlayanların aylıkları kesilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aylık hakkından yararlanan 18 yaşından küçük özürlülerin yalnızca kendileri bu kanunun 7 nci maddesinde belirtilen tedavi hakkından yararlanır. Ancak bu madde hükümlerine göre aylık alanlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumunun tedavi yardımı kapsamında bulananlara tedavi yardımı yapılmaz. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kanunun 2,3,4,5,6,7 ve 8 inci maddeleri 1 inci fıkra hükümlerine göre aylık ödenecekler hakkında da uygulanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan malül olmaları sebebiyle yetim olarak aylık veya gelir almakta olan çocuklardan, bu kurumlardan aldıkları aylık veya gelir toplamı tutarları bu madde gereğince durumlarına göre ödenebilecek tutardan daha az olanlara; aradaki fark ilgili sosyal güvenlik kurumu tarafından (birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık veya gelir alanlar için yalnızca tercih edecekleri bir sosyal güvenlik kurumu tarafından) ödenir. Ve bu şekilde yapılan tutarlar hazineden tahsil edilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 26.- 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3 üncü maddesinin &copy; bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (d) bendi ve (e) bendine onbirinci alt bendi eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) &#8220;Bakıma Muhtaç Özürlü&#8221;; özürlülük sınıflandırmasına göre resmi sağlık kurulu raporu ile ağır özürlü olduğu belgelendirilenlerden, günlük hayatın alışılmış, tekrar eden gereklerini önemli ölçüde yerine getirememesi nedeniyle hayatını başkasının yardımı ve bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede düşkün olan kişiyi,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">11- &#8220;Çocuk Evleri&#8221;; 0-18 yaşlar arasındaki korunmaya muhtaç çocukların kaldığı ev birimlerini,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 27.- 2828 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Bu Kanun kaps..... giren sosyal hizmetlere ilişkin faaliyetler, Devletin denetim ve gözetiminde, sivil toplum kuruluşları ile halkın gönüllü katkı ve katılımı da sağlanarak bir bütünlük içinde yürütülür. Sunulacak bakım ve diğer hizmetlerin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları ve diğer hususlar Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 28.- 2828 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin (g) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">g) Kuruma bağlı olanlar dışında kurulacak sosyal hizmet kuruluşlarının, özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti verenler hariç olmak üzere açılış iznine, her türlü standartlarına ve işleyişlerine ilişkin esasları, varsa ücret tarifelerini tespit etmek, onaylamak, denetimini yapmak ve bu esaslara uymayanların faaliyetlerini durdurmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 29 .-2828 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurum Merkez Teşkilatı (1) bir Genel Müdür (5) beş Genel Müdür Yardımcısı ile aşağıdaki esas birimlerden oluşur.</span><br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hukuk Müşavirliği, <br />
Teftiş Kurulu Başkanlığı, <br />
Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı, <br />
İnsan Kaynakları Dairesi Başkanlığı, <br />
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Yapı İşleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Aile-Kadın ve Toplum Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Çocuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Gençlik Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Özürlü Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Sosyal Hizmetler Eğitim Merkezi Başkanlığı, <br />
Yaşlı Bakım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Sosyal Yardım Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, <br />
Döner Sermaye Merkez Müdürlüğü, <br />
Özel Kalem Müdürlüğü, <br />
Savunma Uzmanlığı.&#8221; <br />
MADDE 30.- 2828 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 7- Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan, bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametlerinde verilmesi sağlanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetlerinin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları, denetlenmeleri ile ücretlendirme ve ödemeleri Kurumun koordinatörlüğünde, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak her ay için kişi başına belirlenecek tutar, iki aylık net asgari ücretten fazla olamaz. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bakıma muhtaç özürlülerin, Kurumca bakılanlar dışındakilerin bakım ücreti bu amaçla Kurum bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 8- İşitme ve konuşma özürlülerine gerek görüldüğü hâllerde tercümanlık yapmak üzere illerde işaret dili bilen personel görevlendirilir. Personelin işaret lisanı öğrenmeleri için gerekli kursların düzenlenmesi sağlanır. Bu personelin görev ve yetkileri, çalışma koşulları ile ilgili usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünün müştereken hazırlayacakları yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 31.- 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasına (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ve ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o) Özürlülerin araçları için ayrılmış park yerlerinde,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(o) bendinin ihlâli hâlinde para cezası iki kat artırılır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 32 .- 25.10.1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">s) Özürlülerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 33.- 21.5.1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 nci maddesine (n) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (o) bendi eklenmiş ve mevcut (o) bendi (p) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">o) Özürlü bireylerin spor yapabilmelerini sağlamak ve yaygınlaştırmak üzere; spor tesislerinin özürlülerin kullanımına da uygun olmasını sağlamak, spor eğitim programları ve destekleyici teknolojiler geliştirmek, gerekli malzemeyi sağlamak, konu ile ilgili bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları ile yayınlar yapmak, spor adamları yetiştirmek, özürlü bireylerin spor yapabilmesi konusunda ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği yapmak,</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 34.- 7.5.1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3 üncü maddesine aşağıdaki bent eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">m)Rehabilite edici tıbbi hizmetlerde kullanılan yardımcı araç ve gereçleri üretmek amacıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulacak kuruluşların açılış iznini vermeye Sağlık Bakanlığı yetkilidir. Bu kurum ve kuruluşların açılış izninin verilmesine, üretim ve personel standardına, işleyiş ve denetimi ile daha önce açılmış olan kurum ve kuruluşların durumlarına ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 35 .- 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 3.- Görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardanh özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin, her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 36.- 28.12.1993 tarihli ve 3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanununun 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 1.- Devlet, kalıtsal kan hastalıklarından thalessemia ve orak hücreli anemi dahil olmak üzere, bütün kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele eder. Bunun için gerekli ödenek Sağlık Bakanlığı yılı bütçesine konulur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele için gerekli önlemler ve bu konuda uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 37.- 13.4.1994 tarihli ve 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (u) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">u) Kadınlara, güçsüzlere, özürlülere ve çocuklara karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edilmemesi.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 38.- 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 348 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 39.- 22.5.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasının birinci cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 inci maddedeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 inci madde kapsamındaki idari para cezaları ise, doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 40.- 10.7.2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ek Madde 1.- Büyükşehir belediyelerinde özürlülerle ilgili bilgilendirme, bilinçlendirme, yönlendirme, danışmanlık, sosyal ve mesleki rehabilitasyon hizmetleri vermek üzere özürlü hizmet birimleri oluşturulur. Bu birimler, faaliyetlerini özürlülere hizmet amacıyla kurulmuş dernek ve bunların üst kuruluşlarıyla işbirliği hâlinde sürdürürler. Özürlü hizmet birimlerinin kuruluş, görev, yetki, sorumluluk ve işleyişine ilişkin usul ve esaslar Özürlüler İdaresi Başkanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 41.- 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen &#8220;dil, ırk, renk, cinsiyet,&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;özürlülük,&#8221; ibaresi eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 42.- 25.3.1997 tarihli ve 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (h) bendine aşağıdaki paragraf eklenmiştir. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başkanlığın bağlı olduğu Bakanın onayı ile özürlü kimlik kartı hazırlama veya verme yetkisi, valiliklere devredilebilir. Özürlü kimlik kartı hazırlama ve verme usul ve esasları, İçişleri Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığı ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce müştereken hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 43.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 7 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 7.- Başkanlığın ana hizmet birimleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülük Araştırmaları ve İstatistik Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Proje ve Koordinasyon Dairesi Başkanlığı.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MADDE 44.- 571 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığı</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Madde 8.- Rehabilitasyon ve Eğitim Dairesi Başkanlığının görevleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">a) Özürlülerin rehabilitasyonu ve eğitimi sürecinde ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">b) Özürlülerin rehabilitasyonuna yönelik her türlü standardın oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">c) Rehabilitasyon alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlardaki yapılan çalışmaları takip etmek, sorunları ve çözüm yollarını araştırmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">d) Rehabilitasyon ve eğitim alanları ile ilgili (panel, sempozyum, konferans vb.) etkinliklerde bulunmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">e) İstihdamı kısıtlayan engellerin kaldırılmasını, istihdam alanlarının genişletilmesini ve özürlülerin kendi işini kurmalarına yönelik çalışmaları takip etmek ve tekliflerde bulunmak. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">f) Özürlülerin günlük hayatlarında karşılaştıkları fiziki ve mimari engellerin kaldırılması ve bu konudaki standartların belirlenmesi için teklifler hazırlamak ve hazırlatmak. </span><br />
  <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> g) Kamuya açık sosyal, kültürel, sportif tesis ve alanlar ile kitle iletişim ve ulaşım araçlarından özürlülerin faydalanmasını sağlayıcı tedbirleri araştırmak, değerlendirmek ve teklifler hazırlamak. <br />
  </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşitme HAkkında]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-isitme-hakkinda.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:17:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-isitme-hakkinda.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme Hakkında<br />
 Kulak nasıl çalışır?<br />
<br />
Kulak üç bölümde incelenir : <br />
1-Dışkulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşur. Kulak kepçesi sesleri toplayarak dış kulak yoluyla kulak zarına gönderir. Kulak kepçesi tam karşımızdan gelen sesleri diğer yönlerden gelen seslere göre daha kuvvetli işitmemizi sağlar. Böylece bir sesin geldiği yönü kolaylıkla saptayabiliriz. Dış kulak yolunun hemen giriş kısmında küçük kıllar ve serümen salgı bezleri vardır. Bunlar tozların içeri girmesini önler. Özellikle balmumuna çok benzeyen serümen salgısının kötü bir pislik olmadığını, kulak için toz, mikrop ve mantarlardan koruyucu özellikleri olduğunu bilmek gerekir.</span><br />
<br />
 <br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-Orta kulak: kulak zarı, çekiç-örs-üzengi kemikçikleri zinciri, östaki borusu ve orta kulak boşluğundan oluşur. Orta kulağın işi, dış kulaktan gelen seslerin oluşturduğu zar titreşimlerini kemikçikler yoluyla içkulağa aktarmaktır. Vucuttaki en küçük üç kemik olan çekiç-örs ve üzengi kemikleri, eşşiz birer sanat eseridir ve işlerini kusursuz yaparlar. Sadece esnerken ve yutkunurken açılan östaki borusu ortakulağın havalanmasını ve kulak zarının her iki tarafındaki basıncın hep aynı olmasını sağlar. <br />
<br />
3-İçkulakta işitme ile ilgili koklea (cochlea) ve denge ile ilgili yarım-daire-kanalları vardır. Koklea latince salyangoz gibi demektir ve biçimi nedeniyle bu adı almıştır. Koklea içindeki 20 000 kadar "işitme hücreleri" (=saçlı hücreler) ortakulaktan gelen ses titreşimlerini elektriksel uyarılara çevirerek işitme sinirini (=koklear sinir) uyarır ve sesin beyine gitmesini sağlar. <br />
<br />
İşitme sistemi nedir?<br />
<br />
İşitme sistemi dışkulaktan beyinin işitme alanına (=akustik korteks) kadar olan tüm yapıları kapsar. İşitme siniri ve yaptığı bağlantılar bu yapıya dahildir. İşitme sistemi beynin diğer yapılarıyla çok zengin bağlantılar içerir. Kulak ses titreşimlerini sezer ve sinir uyarılarına çevirerek beyne yollar. Gerçek ses algılaması beyinde olur. Örneğin komadaki bir hastanın kulağı çalışır fakat ses algılaması olmaz. <br />
<br />
İşitme kaybı nasıl oluşur?<br />
<br />
-doğuştan...-iş hayatınızda maruz kaldığınız yüksek gürültüden...-çocuk yaşta geçirilen ateşli bir hastalıktan... -kulak enfeksiyonlarından; Ve daha birçok nedenden dolayı işitmeniz yitirilmekte veya işitme kaybına mağruz kalabilmektesiniz. İşitme kayıpları fizyolojik bir engel olmakla birlikte pisikolojik olarakta insanların yaşamlarını zorlaştırmaya başlar. Birçok işitme kayıplı kişilerde bu olumsuz etki, sinirli davranışlar, içe kapanıklık ve toplum yaş..... uyum sağlayamama gibi olumsuz etkilerle kendini hissettirir. <br />
<br />
İç kulak tipi (sensori-nöral) işitme kaybım olduğu söylendi. Tedavisi mümkün müdür?<br />
<br />
Sensori-nöral işitme kaybı terimi iç kulak, işitme siniri veya merkezi sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklanan işitme kayıplarını genel olarak tanımlar.Bunlardan hangisinde problem olduğunu anlamak için işitme fonksiyonu ile ilgili bir dizi detaylı incelemenin yapılması gerekir. İç kulak tipi işitme kayıpları yaşlanmaya, vücudun genelini ilgilendiren hastalıklara (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, bağışıklık sistemi hastalıkları, vb. gibi), ani veya sürekli yüksek şiddette gürültüye maruz kalmaya, mikrobik hastalıklara, çeşitli ilaç ve madde kullanımlarına veya onlarca başka nedene bağlı olarak gelişebilir. Nedene yönelik araştırmaların yapılmasına rağmen, büyük bir kısmı iç kulaktaki işitme hücrelerinin harabiyetine bağlı olan sensori-nöral işitme kayıplarının nedenini ortaya çıkartmak da her zaman mümkün olmayabilir. Kendini yenilemeyen iç kulak ve işitme siniri hücrelerinin harabiyeti durumunda, mümkün olabilirse nedene yönelik tedavilerle hastalığın neden olduğu kulak sorunu durdurulmaya veya tedavi edilmeye çalışılır. İç kulak hasarı nedeniyle oluşan işitme kayıplarının ameliyatlarla geri döndürülmesi mümkün değildir. Harabiyetin kalıcı olduğuna karar verildiği noktada, hastalara işitme cihazı kullanmaları önerilerek günlük hayatlarını sürdürmelerinde yardımcı olunmaya çalışılır. <br />
<br />
Eskiden akıntılı orta kulak iltihabı geçirmiştim. Artık akıntı olmuyor, fakat işitme kaybım var. Düzeltilmesi mümkün mü?<br />
<br />
Kronik orta kulak iltihabının sekeli olarak kalan kulak zarındaki kapanmayan delikler, sesi orta kulaktan iç kulağa ileten çekiç-örs-üzengi kemikçiklerinde erimeler veya kireçlenmeler işitme kaybına neden olabilir. Kulak akıntısının olmadığı sekel durumundaki bu bozuklukların ameliyatla tedavisi, dolayısıyla işitmenin de düzeltilmesi mümkündür ve başarı oranı akıntılı kulaklarda olduğundan daha da yüksektir. Her hastanın orta kulağındaki durumun bir diğerinden farklı olduğu burada da geçerlidir; nasıl bir ameliyat gerektiği ve bu ameliyatın başarı oranı, ancak hastanın muayene edilmesi ve bazı testler yapılması sonucunda belirlenebilir. Bu nedenle, hastaların kesin ameliyat bilgilerini muayene oldukları hekimden almaları gerekir. <br />
<br />
Odyometre ile saf ses işitme testi (odyogram) nasıl yapılır?<br />
<br />
İşitmesi ölçülecek kişi ses geçirmez bir özel odaya oturtulur ve kulaklıklar takılır. 250-500-1000-2000-4000-8000 Hz frekanslarındaki saf ton sesler sırasıyla dinletilir. Her sesin ancak işitilebildiği seviye o frekanstaki işitme eşiğidir. Bu işitme eşiklerinin bir grafik üzerine noktalar şeklinde işaretlenip yakın noktaların birleştirilmesiyle odyogram denilen işitme eğrileri elde edilir. Bu, hava yolu ile işitme ölçümüdür. Kulak arkasındaki kemiğe vibratör yerleştirilerek benzer şekilde kemik yolu işitmesi de ölçülür. <br />
<br />
Tinnitus (Kulak Çınlaması) nedir?<br />
<br />
Dışarıdan hiç bir ses veya elektriksel uyaran gelmediği halde kulakta veya başta işitilen çınlama, uğultu veya gürültü gibi her türlü sese Tinnitus diyoruz. Tinnitus, latince "tinnire" kelimesinden türetilmiştir. "Tinnire", çan çalmak, zil çalmak anlamlarına gelen bir sözcüktür. Tinnitus, tek başına bir hastalık ismi değil, işitme sistemindeki bir bozukluğun işaretidir; iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, başağrısı, başdönmesi, işitme kaybı gibi bir yakınmadır ve Kulak, Burun, Boğaz polikliniklerinde en sık duyulan yakınmalar arasındadır. "Tinnitus" kelimesinin karşılığı olarak "Kulak Gürültüsü" sözcükleri daha anlamlı olmasına rağmen, alışılmış olduğu için, "Kulak Çınlaması" terimi tercih edilmektedir. <br />
<br />
Kulağımda işitme kaybı ve çınlama var. Hiç iltihaplı bir orta kulak hastalığı geçirmedim. Doktorum üzengi kemiğinde kireçlenme bulunduğunu ve hastalığın adının "otoskleroz" olduğunu belirterek ameliyat önerdi. Başarı şansı nedir? <br />
<br />
Otoskleroz, orta kulak ile iç kulağın birleştiği noktada üzengi kemiğinin çevresinde kireçlenme ile oluşan, ortaya çıkma nedeni iyi bilinmeyen, ailesel olabilen, nadir görülen bir hastalıktır. İç kulağın ileri derecede etkilenmediği, sorunun daha çok orta kulakta olduğu durumlarda otosklerozun tedavisi kireçlenme nedeniyle hareket etmeyen üzengi kemiğinin ameliyatla çıkartılarak yerine bir protez konulması şeklinde yapılır ve bu ameliyat %90 civarında oldukça yüksek başarıda sonuçlar verir. <br />
<br />
Ani işitme kaybı nasıl bir hastalıktır?<br />
<br />
İşitme sisteminde birkaç günde, odyogramda üç komşu frekansta en az 30dB işitme kaybı meydana gelmesine Ani İşitme Kaybı denir. Kulağın "acil" hastalıklarından biridir. Sağırlık hafif, orta veya çok ağır olabilir. Genellikle tek taraftadır. Sebebi bilinmez ise de viral iç kulak enfeksiyonu olduğu sanılmaktadır ve ona uygun acil tedavi uygulanır. Ani işitme kaybında tinnitus çoğu kez ilk farkedilen rahatsızlıktır. Bu hastaların başka sağlık sorunlarıgenellikle yoktur. Ani işitme kaybı her üç hastadan ikisinde iyileşir. İyileşenlerin %70 inde tinnitus şikayeti devam eder. Maskeleme tedavisiyle başarılı sonuçlar alınır. <br />
<br />
Tinnitusun sebepleri nelerdir?<br />
<br />
Subjektif tinnitusun çok değişik sebepleri olabilir ve bazılarının hiç önemi yoktur.Örneğin çoğu kez kulak kiri diye adlandırılan fakat aslında kulağın koruyucu salgısı olan serümenin kulak yolunu tıkaması geçici ve en basit Tinnitus sebebidir. Serümen salgısı dış kulak yolunda tabii olarak üretilir ve miktarı bazı kişilerde gerçekten çok fazladır. Serümenin birikerek dışkulak yolunu tıkaması en basit tinnitus ve işitme kaybı sebebidir. Dışkulak yolunun derinlerine itilen bir pamuk parçası da aynı etkiyi yaratır. Bazı kişiler bunu kulağı temizlemek için yaparlar. Ucu pamuklu çubuk, saç tokası veya kibrit çöpü gibi araçlarla kulağı temizleme gayretlerinin sonu hemen hemen daima serümenin, dışkulak yolunun zara yakın kısımlarında birikip, tıkamasıdır. Eğer kurcalamazsanız kulağınız kendi kendine temizleyecek yapıdadır. Tinnitus bazen enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi, ve orta kulak kemikçiklerini hareketsizleştiren otoskleroz ve timpanoskleroz gibi hastalıkların bir semptomu olabilir. Tinnitus bazen bir akustik tümör veya baş ve boyundaki damarlardan birinin anevrizmasının (=damar duvarının hastalıklı şekilde balon gibi genişlemesi) bir semptomu olabilir. Bu her iki patolojik (hastalıklı) durum da yaşamı doğrudan tehdit eder. Bu sorunlar genellikle bir miktar işitme kaybına da yol açar. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, baş ve boyun travmaları, aspirin ve benzeri ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar, çeşitli antibiyotikler, bazı sedatif/antidepresan ilaçlar da bazen Tinnitus sebebi olabilir. Tedavi her durumda farklı olacaktır. Tinnitusun sebebinin aydınlatılması ve varsa tedavisi için konuya ilgili bir KBB uzmanına başvurmanız gerekir</span>  </div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme Hakkında<br />
 Kulak nasıl çalışır?<br />
<br />
Kulak üç bölümde incelenir : <br />
1-Dışkulak, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşur. Kulak kepçesi sesleri toplayarak dış kulak yoluyla kulak zarına gönderir. Kulak kepçesi tam karşımızdan gelen sesleri diğer yönlerden gelen seslere göre daha kuvvetli işitmemizi sağlar. Böylece bir sesin geldiği yönü kolaylıkla saptayabiliriz. Dış kulak yolunun hemen giriş kısmında küçük kıllar ve serümen salgı bezleri vardır. Bunlar tozların içeri girmesini önler. Özellikle balmumuna çok benzeyen serümen salgısının kötü bir pislik olmadığını, kulak için toz, mikrop ve mantarlardan koruyucu özellikleri olduğunu bilmek gerekir.</span><br />
<br />
 <br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-Orta kulak: kulak zarı, çekiç-örs-üzengi kemikçikleri zinciri, östaki borusu ve orta kulak boşluğundan oluşur. Orta kulağın işi, dış kulaktan gelen seslerin oluşturduğu zar titreşimlerini kemikçikler yoluyla içkulağa aktarmaktır. Vucuttaki en küçük üç kemik olan çekiç-örs ve üzengi kemikleri, eşşiz birer sanat eseridir ve işlerini kusursuz yaparlar. Sadece esnerken ve yutkunurken açılan östaki borusu ortakulağın havalanmasını ve kulak zarının her iki tarafındaki basıncın hep aynı olmasını sağlar. <br />
<br />
3-İçkulakta işitme ile ilgili koklea (cochlea) ve denge ile ilgili yarım-daire-kanalları vardır. Koklea latince salyangoz gibi demektir ve biçimi nedeniyle bu adı almıştır. Koklea içindeki 20 000 kadar "işitme hücreleri" (=saçlı hücreler) ortakulaktan gelen ses titreşimlerini elektriksel uyarılara çevirerek işitme sinirini (=koklear sinir) uyarır ve sesin beyine gitmesini sağlar. <br />
<br />
İşitme sistemi nedir?<br />
<br />
İşitme sistemi dışkulaktan beyinin işitme alanına (=akustik korteks) kadar olan tüm yapıları kapsar. İşitme siniri ve yaptığı bağlantılar bu yapıya dahildir. İşitme sistemi beynin diğer yapılarıyla çok zengin bağlantılar içerir. Kulak ses titreşimlerini sezer ve sinir uyarılarına çevirerek beyne yollar. Gerçek ses algılaması beyinde olur. Örneğin komadaki bir hastanın kulağı çalışır fakat ses algılaması olmaz. <br />
<br />
İşitme kaybı nasıl oluşur?<br />
<br />
-doğuştan...-iş hayatınızda maruz kaldığınız yüksek gürültüden...-çocuk yaşta geçirilen ateşli bir hastalıktan... -kulak enfeksiyonlarından; Ve daha birçok nedenden dolayı işitmeniz yitirilmekte veya işitme kaybına mağruz kalabilmektesiniz. İşitme kayıpları fizyolojik bir engel olmakla birlikte pisikolojik olarakta insanların yaşamlarını zorlaştırmaya başlar. Birçok işitme kayıplı kişilerde bu olumsuz etki, sinirli davranışlar, içe kapanıklık ve toplum yaş..... uyum sağlayamama gibi olumsuz etkilerle kendini hissettirir. <br />
<br />
İç kulak tipi (sensori-nöral) işitme kaybım olduğu söylendi. Tedavisi mümkün müdür?<br />
<br />
Sensori-nöral işitme kaybı terimi iç kulak, işitme siniri veya merkezi sinir sistemindeki sorunlardan kaynaklanan işitme kayıplarını genel olarak tanımlar.Bunlardan hangisinde problem olduğunu anlamak için işitme fonksiyonu ile ilgili bir dizi detaylı incelemenin yapılması gerekir. İç kulak tipi işitme kayıpları yaşlanmaya, vücudun genelini ilgilendiren hastalıklara (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, bağışıklık sistemi hastalıkları, vb. gibi), ani veya sürekli yüksek şiddette gürültüye maruz kalmaya, mikrobik hastalıklara, çeşitli ilaç ve madde kullanımlarına veya onlarca başka nedene bağlı olarak gelişebilir. Nedene yönelik araştırmaların yapılmasına rağmen, büyük bir kısmı iç kulaktaki işitme hücrelerinin harabiyetine bağlı olan sensori-nöral işitme kayıplarının nedenini ortaya çıkartmak da her zaman mümkün olmayabilir. Kendini yenilemeyen iç kulak ve işitme siniri hücrelerinin harabiyeti durumunda, mümkün olabilirse nedene yönelik tedavilerle hastalığın neden olduğu kulak sorunu durdurulmaya veya tedavi edilmeye çalışılır. İç kulak hasarı nedeniyle oluşan işitme kayıplarının ameliyatlarla geri döndürülmesi mümkün değildir. Harabiyetin kalıcı olduğuna karar verildiği noktada, hastalara işitme cihazı kullanmaları önerilerek günlük hayatlarını sürdürmelerinde yardımcı olunmaya çalışılır. <br />
<br />
Eskiden akıntılı orta kulak iltihabı geçirmiştim. Artık akıntı olmuyor, fakat işitme kaybım var. Düzeltilmesi mümkün mü?<br />
<br />
Kronik orta kulak iltihabının sekeli olarak kalan kulak zarındaki kapanmayan delikler, sesi orta kulaktan iç kulağa ileten çekiç-örs-üzengi kemikçiklerinde erimeler veya kireçlenmeler işitme kaybına neden olabilir. Kulak akıntısının olmadığı sekel durumundaki bu bozuklukların ameliyatla tedavisi, dolayısıyla işitmenin de düzeltilmesi mümkündür ve başarı oranı akıntılı kulaklarda olduğundan daha da yüksektir. Her hastanın orta kulağındaki durumun bir diğerinden farklı olduğu burada da geçerlidir; nasıl bir ameliyat gerektiği ve bu ameliyatın başarı oranı, ancak hastanın muayene edilmesi ve bazı testler yapılması sonucunda belirlenebilir. Bu nedenle, hastaların kesin ameliyat bilgilerini muayene oldukları hekimden almaları gerekir. <br />
<br />
Odyometre ile saf ses işitme testi (odyogram) nasıl yapılır?<br />
<br />
İşitmesi ölçülecek kişi ses geçirmez bir özel odaya oturtulur ve kulaklıklar takılır. 250-500-1000-2000-4000-8000 Hz frekanslarındaki saf ton sesler sırasıyla dinletilir. Her sesin ancak işitilebildiği seviye o frekanstaki işitme eşiğidir. Bu işitme eşiklerinin bir grafik üzerine noktalar şeklinde işaretlenip yakın noktaların birleştirilmesiyle odyogram denilen işitme eğrileri elde edilir. Bu, hava yolu ile işitme ölçümüdür. Kulak arkasındaki kemiğe vibratör yerleştirilerek benzer şekilde kemik yolu işitmesi de ölçülür. <br />
<br />
Tinnitus (Kulak Çınlaması) nedir?<br />
<br />
Dışarıdan hiç bir ses veya elektriksel uyaran gelmediği halde kulakta veya başta işitilen çınlama, uğultu veya gürültü gibi her türlü sese Tinnitus diyoruz. Tinnitus, latince "tinnire" kelimesinden türetilmiştir. "Tinnire", çan çalmak, zil çalmak anlamlarına gelen bir sözcüktür. Tinnitus, tek başına bir hastalık ismi değil, işitme sistemindeki bir bozukluğun işaretidir; iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, başağrısı, başdönmesi, işitme kaybı gibi bir yakınmadır ve Kulak, Burun, Boğaz polikliniklerinde en sık duyulan yakınmalar arasındadır. "Tinnitus" kelimesinin karşılığı olarak "Kulak Gürültüsü" sözcükleri daha anlamlı olmasına rağmen, alışılmış olduğu için, "Kulak Çınlaması" terimi tercih edilmektedir. <br />
<br />
Kulağımda işitme kaybı ve çınlama var. Hiç iltihaplı bir orta kulak hastalığı geçirmedim. Doktorum üzengi kemiğinde kireçlenme bulunduğunu ve hastalığın adının "otoskleroz" olduğunu belirterek ameliyat önerdi. Başarı şansı nedir? <br />
<br />
Otoskleroz, orta kulak ile iç kulağın birleştiği noktada üzengi kemiğinin çevresinde kireçlenme ile oluşan, ortaya çıkma nedeni iyi bilinmeyen, ailesel olabilen, nadir görülen bir hastalıktır. İç kulağın ileri derecede etkilenmediği, sorunun daha çok orta kulakta olduğu durumlarda otosklerozun tedavisi kireçlenme nedeniyle hareket etmeyen üzengi kemiğinin ameliyatla çıkartılarak yerine bir protez konulması şeklinde yapılır ve bu ameliyat %90 civarında oldukça yüksek başarıda sonuçlar verir. <br />
<br />
Ani işitme kaybı nasıl bir hastalıktır?<br />
<br />
İşitme sisteminde birkaç günde, odyogramda üç komşu frekansta en az 30dB işitme kaybı meydana gelmesine Ani İşitme Kaybı denir. Kulağın "acil" hastalıklarından biridir. Sağırlık hafif, orta veya çok ağır olabilir. Genellikle tek taraftadır. Sebebi bilinmez ise de viral iç kulak enfeksiyonu olduğu sanılmaktadır ve ona uygun acil tedavi uygulanır. Ani işitme kaybında tinnitus çoğu kez ilk farkedilen rahatsızlıktır. Bu hastaların başka sağlık sorunlarıgenellikle yoktur. Ani işitme kaybı her üç hastadan ikisinde iyileşir. İyileşenlerin %70 inde tinnitus şikayeti devam eder. Maskeleme tedavisiyle başarılı sonuçlar alınır. <br />
<br />
Tinnitusun sebepleri nelerdir?<br />
<br />
Subjektif tinnitusun çok değişik sebepleri olabilir ve bazılarının hiç önemi yoktur.Örneğin çoğu kez kulak kiri diye adlandırılan fakat aslında kulağın koruyucu salgısı olan serümenin kulak yolunu tıkaması geçici ve en basit Tinnitus sebebidir. Serümen salgısı dış kulak yolunda tabii olarak üretilir ve miktarı bazı kişilerde gerçekten çok fazladır. Serümenin birikerek dışkulak yolunu tıkaması en basit tinnitus ve işitme kaybı sebebidir. Dışkulak yolunun derinlerine itilen bir pamuk parçası da aynı etkiyi yaratır. Bazı kişiler bunu kulağı temizlemek için yaparlar. Ucu pamuklu çubuk, saç tokası veya kibrit çöpü gibi araçlarla kulağı temizleme gayretlerinin sonu hemen hemen daima serümenin, dışkulak yolunun zara yakın kısımlarında birikip, tıkamasıdır. Eğer kurcalamazsanız kulağınız kendi kendine temizleyecek yapıdadır. Tinnitus bazen enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi, ve orta kulak kemikçiklerini hareketsizleştiren otoskleroz ve timpanoskleroz gibi hastalıkların bir semptomu olabilir. Tinnitus bazen bir akustik tümör veya baş ve boyundaki damarlardan birinin anevrizmasının (=damar duvarının hastalıklı şekilde balon gibi genişlemesi) bir semptomu olabilir. Bu her iki patolojik (hastalıklı) durum da yaşamı doğrudan tehdit eder. Bu sorunlar genellikle bir miktar işitme kaybına da yol açar. Allerji, yüksek veya düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, baş ve boyun travmaları, aspirin ve benzeri ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar, çeşitli antibiyotikler, bazı sedatif/antidepresan ilaçlar da bazen Tinnitus sebebi olabilir. Tedavi her durumda farklı olacaktır. Tinnitusun sebebinin aydınlatılması ve varsa tedavisi için konuya ilgili bir KBB uzmanına başvurmanız gerekir</span>  </div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Engellilerin ulaşım hakları]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-engellilerin-ulasim-haklari.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:16:34 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-engellilerin-ulasim-haklari.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> [COLOR=darkslategray]Günlük ulaşımda engellinin ulaşım ihtiyacı için ithal edilen araçlardan hiç bir şekilde gümrük vergisi talep edilemez. <br />
Günlük ulaşımda engellinin ulaşım ihtiyacı için ithal edilen araçlardan hiç bir şekilde gümrük vergisi talep edilemez. H sınıfı sürücü belgesine sahip olan özürlüler yurt içinden aldıkları özel tertibatlı otomobillerde, katma değer vergisi indiriminden yararlanmakta ve taşıt alım vergisinden muaf tutulmaktadır. %40 ve üzeri ortopedik engellilere otomobil tipi araç alımlarında engel durumuna göre araçı hareket ettirici düzenek yer alan (modifiye edilmiş) kullanıma uygun hale getirilmişedilmiş araçlardan ÖTV talep edilemez. <br />
Kara ulaşımı için engelli vatandaşlar, şehir içi yolculuklarda, yerel yönetimlere bağlı toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilirler. Belediyeler toplu taşıma araçlarından özürlüleri ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırmak zorundadır.[2] Ayrıca İstanbul'da İ.E.T.T. engelli ve refakatçisiyle birlikte ücretsiz ulaşımdan yararlanabilmektedir.[3] <br />
Şehirler arası yolculuklarda, ilgili yasadaki tebliğe göre özel firmalarda normal harici engelli yolcu taşıma zorunluluğu vardır. Bunun dışında ulaşım açısında %50 ye yakın bir indirim yapması önerilmektedir. Bu indirimi yapmayan firmalara cezai işlem uygulanmaktadır. Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 48. maddesi "I bendine göre yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti %50 indirimli düzenlenir" demektedir. Yine şehirlerarası yolculuklarda 6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, 6-12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti %50 indirimli düzenlenmektedir.[4] <br />
Çalışma gücünün %40 oranında fazlasını (%40 dahil) kaybetmiş özürlü vatandaşlara, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'ndan alınmış kimlik belgesi veya özür oranının işlendiği nüfus cüzdanı ile %20 bilet fiyat indirimi yapılmaktadır.[5] Boğaz trafiğinin özellikle İstanbul'da oluşu nedeniyle deniz seferleri İETT'den aklınan ücretsiz geçiş kartı geçerlidir. <br />
Türk Hava Yolları (THY), yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olan yolculara, uygulanabilir ücretler üzerinden tüm iç ve dış hatlarda yüzde 25 indirim sağlanmaktadır. İndirimden faydalanmak isteyen yolcularımızın, yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olduğunu belgeleyen, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş olan özürlü kimlik kartı veya sağlık kurulu raporu veya ÖZÜRLÜ ibaresi bulunan nüfus cüzdanlarını ibraz etmeleri gerekmektedir. <br />
Ayrıca, refakatçi ile seyahat etmelidir ibaresi bulunan doktor raporunun ibraz edilmesi halinde, özürlü yolcu ile aynı seferde seyahat edecek bir refakatçisine tüm iç ve dış hatlarda uygulanabilir ücretler üzerinden yüzde 25 oranında indirim sağlanmaktadır. 24 saat öncesinden belirtilmek suretiyle isteyen tüm yolcularımıza ücretsiz olarak tekerlekli sandalye hizmeti sunulmaktadır.[6] Özel havayolu işletmelerinde THY kadar pahalı uçuş bileti satmadıklarını ifade ederek çok cüzzi oranlarda bilet fiyatı indirimlerinde bulunurlarki bu açıdan 1 ay önceden yer ayırtan normal bir yolcuya yapılan indirim kadar bir indirim söz konusu olabilmektedir. <br />
Yararlanma koşulları [değiştir]Bedensel engelliler: %40 ve üzeri derecede özürlü bulunan ve Nüfus Cüzdanı'na özürlülük durumu yazılmış olan kişiler, bilgisayardan bilet kesilen dış hatlarda indirimli, İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli ulaşım haklarına erişebilmektedir. <br />
Malul vatandaşlar: 2022 sayılı kanuna göre maaş alan 65 yaşını doldurmuş bakıma muhtaç malul durumdaki kişiler, durumlarını belgelemek kaydıyla dış hatlarda indirimli, İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli istifade edebilmektedir. <br />
60 yaş üzeri yaşlılar: 4736 sayılı kanuna göre 60 yaş ve üzeri olanlar, İstanbul'da ikamet ettiklerini belgelemek şartıyla İETT'den alacakları indirimli seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle, yalnız akbilli hatlarda indirimli istifade edebilmektedir.[7]   </div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"> [COLOR=darkslategray]Günlük ulaşımda engellinin ulaşım ihtiyacı için ithal edilen araçlardan hiç bir şekilde gümrük vergisi talep edilemez. <br />
Günlük ulaşımda engellinin ulaşım ihtiyacı için ithal edilen araçlardan hiç bir şekilde gümrük vergisi talep edilemez. H sınıfı sürücü belgesine sahip olan özürlüler yurt içinden aldıkları özel tertibatlı otomobillerde, katma değer vergisi indiriminden yararlanmakta ve taşıt alım vergisinden muaf tutulmaktadır. %40 ve üzeri ortopedik engellilere otomobil tipi araç alımlarında engel durumuna göre araçı hareket ettirici düzenek yer alan (modifiye edilmiş) kullanıma uygun hale getirilmişedilmiş araçlardan ÖTV talep edilemez. <br />
Kara ulaşımı için engelli vatandaşlar, şehir içi yolculuklarda, yerel yönetimlere bağlı toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz yararlanabilirler. Belediyeler toplu taşıma araçlarından özürlüleri ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırmak zorundadır.[2] Ayrıca İstanbul'da İ.E.T.T. engelli ve refakatçisiyle birlikte ücretsiz ulaşımdan yararlanabilmektedir.[3] <br />
Şehirler arası yolculuklarda, ilgili yasadaki tebliğe göre özel firmalarda normal harici engelli yolcu taşıma zorunluluğu vardır. Bunun dışında ulaşım açısında %50 ye yakın bir indirim yapması önerilmektedir. Bu indirimi yapmayan firmalara cezai işlem uygulanmaktadır. Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nin 48. maddesi "I bendine göre yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti %50 indirimli düzenlenir" demektedir. Yine şehirlerarası yolculuklarda 6 yaş ve üzeri tüm yolcuların ayrı koltukta seyahat etmesi zorunlu olup, 6-12 yaş arası çocuklar ile yaş şartı aranmaksızın özürlüler için bilet ücreti %50 indirimli düzenlenmektedir.[4] <br />
Çalışma gücünün %40 oranında fazlasını (%40 dahil) kaybetmiş özürlü vatandaşlara, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'ndan alınmış kimlik belgesi veya özür oranının işlendiği nüfus cüzdanı ile %20 bilet fiyat indirimi yapılmaktadır.[5] Boğaz trafiğinin özellikle İstanbul'da oluşu nedeniyle deniz seferleri İETT'den aklınan ücretsiz geçiş kartı geçerlidir. <br />
Türk Hava Yolları (THY), yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olan yolculara, uygulanabilir ücretler üzerinden tüm iç ve dış hatlarda yüzde 25 indirim sağlanmaktadır. İndirimden faydalanmak isteyen yolcularımızın, yüzde 40 ve üzeri oranda özürlü olduğunu belgeleyen, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş olan özürlü kimlik kartı veya sağlık kurulu raporu veya ÖZÜRLÜ ibaresi bulunan nüfus cüzdanlarını ibraz etmeleri gerekmektedir. <br />
Ayrıca, refakatçi ile seyahat etmelidir ibaresi bulunan doktor raporunun ibraz edilmesi halinde, özürlü yolcu ile aynı seferde seyahat edecek bir refakatçisine tüm iç ve dış hatlarda uygulanabilir ücretler üzerinden yüzde 25 oranında indirim sağlanmaktadır. 24 saat öncesinden belirtilmek suretiyle isteyen tüm yolcularımıza ücretsiz olarak tekerlekli sandalye hizmeti sunulmaktadır.[6] Özel havayolu işletmelerinde THY kadar pahalı uçuş bileti satmadıklarını ifade ederek çok cüzzi oranlarda bilet fiyatı indirimlerinde bulunurlarki bu açıdan 1 ay önceden yer ayırtan normal bir yolcuya yapılan indirim kadar bir indirim söz konusu olabilmektedir. <br />
Yararlanma koşulları [değiştir]Bedensel engelliler: %40 ve üzeri derecede özürlü bulunan ve Nüfus Cüzdanı'na özürlülük durumu yazılmış olan kişiler, bilgisayardan bilet kesilen dış hatlarda indirimli, İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli ulaşım haklarına erişebilmektedir. <br />
Malul vatandaşlar: 2022 sayılı kanuna göre maaş alan 65 yaşını doldurmuş bakıma muhtaç malul durumdaki kişiler, durumlarını belgelemek kaydıyla dış hatlarda indirimli, İETT'den alacakları ücretsiz seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle akbilli hatlarda indirimli istifade edebilmektedir. <br />
60 yaş üzeri yaşlılar: 4736 sayılı kanuna göre 60 yaş ve üzeri olanlar, İstanbul'da ikamet ettiklerini belgelemek şartıyla İETT'den alacakları indirimli seyahat kartları üzerine taktıracakları indirimli akbillerini kullanmak suretiyle, yalnız akbilli hatlarda indirimli istifade edebilmektedir.[7]   </div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sakatliğin Belli Başli Nedenleri]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-sakatligin-belli-basli-nedenleri.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:14:01 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-sakatligin-belli-basli-nedenleri.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakatliğin Belli Başli Nedenleri <br />
<br />
<br />
<br />
 Sakatlarla, sakatlıklarla ilgili çeşitli sorunlar vardır. Sakatlığı doğuran nedenler, sakatların eğitimi bunların başlıcalarıdır.<br />
<br />
]Sakatlığın Nedenleri: <br />
Sakatlıklar akraba evliliği, gebelik öncesi tedbirsizlik, aşıların zamanında yapılmaması, kazalar gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır..<br />
<br />
<br />
<br />
]a) Akraba evliliği: <br />
Doğuştan sakatlıkların önemli bir bölümü akra*ba evliliklerinden ortaya çıkar. Yakın akrabaların teyze, hala, amca, dayı çocuklarının evliliği sonunda çok sayıda kör, sağır, dilsiz ve geri zekalı çocuk doğmaktadır. <br />
Ankara ilinde yapılan bir araştırma sonucunda 100 sakat çocuktan 30'unun yakın akraba evliliğinden doğan çocuklar olduğu görülmüştür.<br />
<br />
]b) Gebelik öncesi tedbirsizlikler: <br />
Bebek bekleyen annelerin sık sık röntgen filmi çektirmesi, doktora gitmeden ilaç alması çok sık sigara ve alkollü içki içmesi doğan çocuğun sakat olmasına neden olur.<br />
<br />
]c) Aşıların zamanında yapılmaması: <br />
Doğumdan sonraki ilk yılda verem, çocuk felci aşılarının zamanında yaptırılması gerekir. Aşılar zamanında yaptırılmazsa türlü sakatlıklar ortaya çıkar. Trahom, çocuk felci, romatizma, kalp ve damar hastalıklarının koruyucu, iyileştirici ilaç ve aşıları vardır. Bu aşı ve ilaçların doktor denetiminde verilmesine özen gösterilmelidir.<br />
<br />
]d) Kazalar: <br />
İş kazaları, tarım kazaları, trafik kazaları, yangınlar, ateşli silahlar belli başlı sakatlık nedenleridir. Trafik kurallarına uyulmama sonucu her yıl ülkemizde çok sayıda trafik kazaları oluyor. Bu kazalarda çok sayıda yurttaşımız ölüyor. Yukarda sayılan her tür kazadan korunmak, ve sakat kalmamak için dikkatli olalım. Kurallara uyalım. Uymayanları uyaralım.<br />
<br />
]SAKATLARIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE EĞİTİMİ <br />
<br />
Sakatların iyileştirilmesi: Sakatlık yapan hastalık ve kazalardan sonra hemen önlem alınmalıdır. Özellikle trafik kazalarında ilk yardım çok önemlidir. Kazalardaki ölümlerin yarıdan çoğu ilk yarım saat içinde olur. Kaza sonrası hiç zaman geçirmeden yaralıyı en yakın hastaneye ya da doktora ulaştırmalıdır. Hastanelerde Acil Yardım Servisleri vardır. Bu bölümde günün her saatinde doktor bulunur. Kazaya uğrayanlara ilk tedavileri burada yapılır. <br />
<br />
Sakatların Eğitimi: Sakatların eğitimi denilince daha çok özürlü (sakat) çocuklar akla gelir. Yurdumuzda; görmeyen, işitmeyen, hareket edemeyen, zihinsel, ruhsal dengesi bozuk 4.500.000 yurttaşımız var. Bu sayının 1.400.000 kadarı çocuktur. Sakat çocuklarımızdan; görmeyenler için 7, işitmeyenler için 21, ortopedik özürlüler için l okul açılmıştır. Zihinsel ve ruhsal özürlüler ise belirli okullarda özel dershanelerde öğrenim görmektedir.<br />
<br />
<br />
Sakatlar da yaşamlarını sürdürmek için çalışmak ve gelir sağlamak zorundadır. Çalışmak, severek çalışmak yaşamı güzelleştirir, insanı mutlu eder.<br />
<br />
Sakatlara acımak, onlara bakarak duygulanmak soruna çözüm getirmez. Sakatların da yapabileceği işler vardır. Sakatlara çalışabilecekleri alanlarda iş vermek gerekir. Yasalarımız her yüz işçi çalıştıran işyerinin iki sakat işçi çalıştırması zorunluluğunu getirmiştir.<br />
<br />
Bütün ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da sakatlar korunur. Örneğin ülkemizde çalışan sakatlar gelir vergisini indirimli öderler. Hareketlerini kolaylaştırmak için yurt dışından getirilen araç ve gereçlere gümrük vergisi ödemezler. Çalışan sakatlar isterlerse erken emekli olabilirler.<br />
<br />
Okulda, sokakta gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim, gülmeyelim. Hiç bir sakatlığın isteyerek olmadığını bilelim. Sakatlara yolda, geçitlerde, taşıt araçlarında yardımcı olalım. Onları üzmemeye, kırmamaya özen gösterelim.</span> <br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sakatliğin Belli Başli Nedenleri <br />
<br />
<br />
<br />
 Sakatlarla, sakatlıklarla ilgili çeşitli sorunlar vardır. Sakatlığı doğuran nedenler, sakatların eğitimi bunların başlıcalarıdır.<br />
<br />
]Sakatlığın Nedenleri: <br />
Sakatlıklar akraba evliliği, gebelik öncesi tedbirsizlik, aşıların zamanında yapılmaması, kazalar gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır..<br />
<br />
<br />
<br />
]a) Akraba evliliği: <br />
Doğuştan sakatlıkların önemli bir bölümü akra*ba evliliklerinden ortaya çıkar. Yakın akrabaların teyze, hala, amca, dayı çocuklarının evliliği sonunda çok sayıda kör, sağır, dilsiz ve geri zekalı çocuk doğmaktadır. <br />
Ankara ilinde yapılan bir araştırma sonucunda 100 sakat çocuktan 30'unun yakın akraba evliliğinden doğan çocuklar olduğu görülmüştür.<br />
<br />
]b) Gebelik öncesi tedbirsizlikler: <br />
Bebek bekleyen annelerin sık sık röntgen filmi çektirmesi, doktora gitmeden ilaç alması çok sık sigara ve alkollü içki içmesi doğan çocuğun sakat olmasına neden olur.<br />
<br />
]c) Aşıların zamanında yapılmaması: <br />
Doğumdan sonraki ilk yılda verem, çocuk felci aşılarının zamanında yaptırılması gerekir. Aşılar zamanında yaptırılmazsa türlü sakatlıklar ortaya çıkar. Trahom, çocuk felci, romatizma, kalp ve damar hastalıklarının koruyucu, iyileştirici ilaç ve aşıları vardır. Bu aşı ve ilaçların doktor denetiminde verilmesine özen gösterilmelidir.<br />
<br />
]d) Kazalar: <br />
İş kazaları, tarım kazaları, trafik kazaları, yangınlar, ateşli silahlar belli başlı sakatlık nedenleridir. Trafik kurallarına uyulmama sonucu her yıl ülkemizde çok sayıda trafik kazaları oluyor. Bu kazalarda çok sayıda yurttaşımız ölüyor. Yukarda sayılan her tür kazadan korunmak, ve sakat kalmamak için dikkatli olalım. Kurallara uyalım. Uymayanları uyaralım.<br />
<br />
]SAKATLARIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE EĞİTİMİ <br />
<br />
Sakatların iyileştirilmesi: Sakatlık yapan hastalık ve kazalardan sonra hemen önlem alınmalıdır. Özellikle trafik kazalarında ilk yardım çok önemlidir. Kazalardaki ölümlerin yarıdan çoğu ilk yarım saat içinde olur. Kaza sonrası hiç zaman geçirmeden yaralıyı en yakın hastaneye ya da doktora ulaştırmalıdır. Hastanelerde Acil Yardım Servisleri vardır. Bu bölümde günün her saatinde doktor bulunur. Kazaya uğrayanlara ilk tedavileri burada yapılır. <br />
<br />
Sakatların Eğitimi: Sakatların eğitimi denilince daha çok özürlü (sakat) çocuklar akla gelir. Yurdumuzda; görmeyen, işitmeyen, hareket edemeyen, zihinsel, ruhsal dengesi bozuk 4.500.000 yurttaşımız var. Bu sayının 1.400.000 kadarı çocuktur. Sakat çocuklarımızdan; görmeyenler için 7, işitmeyenler için 21, ortopedik özürlüler için l okul açılmıştır. Zihinsel ve ruhsal özürlüler ise belirli okullarda özel dershanelerde öğrenim görmektedir.<br />
<br />
<br />
Sakatlar da yaşamlarını sürdürmek için çalışmak ve gelir sağlamak zorundadır. Çalışmak, severek çalışmak yaşamı güzelleştirir, insanı mutlu eder.<br />
<br />
Sakatlara acımak, onlara bakarak duygulanmak soruna çözüm getirmez. Sakatların da yapabileceği işler vardır. Sakatlara çalışabilecekleri alanlarda iş vermek gerekir. Yasalarımız her yüz işçi çalıştıran işyerinin iki sakat işçi çalıştırması zorunluluğunu getirmiştir.<br />
<br />
Bütün ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da sakatlar korunur. Örneğin ülkemizde çalışan sakatlar gelir vergisini indirimli öderler. Hareketlerini kolaylaştırmak için yurt dışından getirilen araç ve gereçlere gümrük vergisi ödemezler. Çalışan sakatlar isterlerse erken emekli olabilirler.<br />
<br />
Okulda, sokakta gördüğümüz sakatlarla alay etmeyelim, gülmeyelim. Hiç bir sakatlığın isteyerek olmadığını bilelim. Sakatlara yolda, geçitlerde, taşıt araçlarında yardımcı olalım. Onları üzmemeye, kırmamaya özen gösterelim.</span> <br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zeki Otistikler/Savant Sendromu]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-zeki-otistikler-savant-sendromu.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:12:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-zeki-otistikler-savant-sendromu.html</guid>
			<description><![CDATA[ ]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zeki Otistikler/Savant Sendromu<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAVANT Nedir?:</span> Savantın kelime anlamı "bilgin" olarak cevrilebilir.Savantlar sadece bir veya birkac konu üzerine düsünebiliyor ve o konuda ileri derecede basarı gösterebiliyorlar.savantların bircogu engelli. bircoguda otistik veya otizmin daha hafif bir turu olan Asperger Se ndromun'dan muztarip. Bazı bilim adamlarının iddiasına göre bu hastalıgın belirtilerine Mozart, Beethoven,Newtonve Einstein gibi dahilerdede rastlanmıstır.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KİM PEEK(yagmur adam):</span> 55 yasındaki savant 12.000 kitabı ezberlemiş.Aynı anda iki sayfayı;birini sag digerini sol gozuyle paralel okuyabiliyor. ancak gunluk hayatta babasına muhtac.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">STEPHEN WİLTSHİRE:</span> Roma uzerinde helikopterlerle yanlızca bir kez uctuktan sonra üç gun içerisinde sehrin 5 metre kare buyuklukte panoromik bir resmini yapmıs. tabloda binaların pencere sayılarına kadar tum detaylar mevcut. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kim Peek - The Real Rain Man </span> <br />
   ]Gercek Yagmur Adam. Dustin Hoffman`in muhtesem filmi olan, RainMan(Yagmur Adam) filmini hatirlarsiniz. Oradaki rolünde, Dustin Hofman bir otistigin hayatini canlandirmisti. Iste bu rolü icin asagidaki Kim Peek`i örnek almis. Kim Peek`e yürüyen kütüphane diyebiliriz. Öyle güclü hafizasi var ki, okudugu hicbir seyi unutmuyor.<br />
Nasa, Yagmur Adamin Sirrini Çözüyor...  <br />
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, Dustin Hoffman&#8217;ın canlandırdığı &#8216;Yağmur Adam&#8217; karakterine esin kaynağı olan ve hafızasında 9 bin kitap bulunan 54 yaşındaki otistik Kim Peek&#8217;i incelemeye aldı. <br />
İNSAN beyninin sırlarına ermeye çalışan NASA, aritmetik hafızası ile herkesi şaşırtan ve bu yeteneğiyle Oscar ödüllü &#8216;Yağmur Adam&#8217; filmine konu olan Kim Peek&#8217;in beynini incelemeye başladı. <br />
Kitapları kısa bir sürede okuma yeteneğine sahip olan Kim Peek&#8217;in hafızasında 9 bin kitap bulunuyor. ABD&#8217;deki pek çok kentin haritasını da ezbere bilen Peek, dünyada yaşanmış bütün büyük olayları da tarihleriyle hatırlayabiliyor. <br />
Scientific  American dergisinde yayınlanan konuyla ilgili makalenin yazarlarından Darold Treffert, &#8216;Kim&#8217;in hikayesi, bize insan beyninin düşündüğümüzden daha yetenekli olduğunu ortaya koyuyor. Tıpkı diğer bilginlerde olduğu gibi, beyninin bir kısmı devre dışı kalırken, öteki taraflarda yaşanan gelişmeler dikkat çekici yeni kabiliyetler kazandırmış. Bu da bize hepimizin kayda değer bir gizli entelektüel potansiyelimiz olduğunu gösteriyor. Ancak Kim ve diğer dahileri inceleyerek, bu güçlerimizi nasıl uyandırabileceğimizi öğrenebiliriz&#8217; dedi. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IQ TESTİNDE VASAT</span> <br />
NASA da uzun uzay yolculuklarında astronotların beyninin nasıl çalıştığını çözebilmek için Kim&#8217;in beyninin nasıl çalıştığını deşifre etmek istiyor. Şimdi 54 yaşında olan Kim&#8217;in doğduğunda beyin kökünde bulunan beyinciği tam gelişmemişti, ayrıca iki beyin lobunu birbirine bağlayan köprücüklerden bulunmuyordu. 4 yaşına kadar konuşamayan ve küçüklüğünde özürlü olduğu sanılan Peek, ileriki yaşlarda yetenekleriyle herkesi şaşırtmaya başladı. Gerçi IQ testlerinde vasat sayılacak 87 puana ulaşabiliyor, ama bazı alanlarda zirve yaparken, bazı alanlarda da hiç performans sergileyemiyor. Gömleğinin düğmelerini bile ilikleyemeyen ancak hafızasına aldığı kitapları, hangi tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini şıp diye söyleyebilen Kim Peek için babası, &#8216;Okuduklarının yüzde 98&#8217;ini hatırlıyor. Hard diske yazılım kopyalamak gibi, ama Kim&#8217;in hafızası asla çökmüyor&#8217; diyor. <br />
Neler yapabiliyor <br />
* Hafızasında 9 bin kitap bulunuyor. <br />
* Herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini söyleyebiliyor. <br />
* ABD&#8217;deki bazı kentlerin haritalarını olduğu gibi hafızasına almış durumda. <br />
* Klasik müziğe özel ilgisi var. Dinlediği parçanın hangi bestekara ait olduğunu, ne zaman yazılmış olduğunu hemen söylüyor. <br />
* Dünya tarihindeki büyük olayları, tarihlerini, aktörlerini hatırlıyor. <br />
* Telefon kodlarını, posta kodlarını ezbere biliyor. <br />
   ]* Filmleri, konuları ve oyuncularıyla hatırlıyor.<br />
Savant sendromu, Otistik savant, matematik, müzik veya görsel alanda yetenekli otistik hastaların yaşadığı sendroma verilen addır. <br />
Bu hastalar için Fransızca "İdiot/ Savant" terimi kullanılır. Çok haneli sayıların çarpımını kısa sürede hesaplayabilmek ya da gün ay yıl olarak verilen bir tarihin haftanın hangi gününe rastladığını bulabilmek gibi zihinsel becerilere sahiptirler. Fakat neden yetenekli odukları tamamen açıklanabilmiş değildir. Bazı savantlarda açıkça nörolojik anormallik vardır. Birçok savantın, beyninin sol hemisferinde anormaliteye sahip olduğu bilinir. <br />
Dünyada 50-100 kadar müthiş savant tanınır. <br />
  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ ]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zeki Otistikler/Savant Sendromu<br />
</span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">SAVANT Nedir?:</span> Savantın kelime anlamı "bilgin" olarak cevrilebilir.Savantlar sadece bir veya birkac konu üzerine düsünebiliyor ve o konuda ileri derecede basarı gösterebiliyorlar.savantların bircogu engelli. bircoguda otistik veya otizmin daha hafif bir turu olan Asperger Se ndromun'dan muztarip. Bazı bilim adamlarının iddiasına göre bu hastalıgın belirtilerine Mozart, Beethoven,Newtonve Einstein gibi dahilerdede rastlanmıstır.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KİM PEEK(yagmur adam):</span> 55 yasındaki savant 12.000 kitabı ezberlemiş.Aynı anda iki sayfayı;birini sag digerini sol gozuyle paralel okuyabiliyor. ancak gunluk hayatta babasına muhtac.  <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">STEPHEN WİLTSHİRE:</span> Roma uzerinde helikopterlerle yanlızca bir kez uctuktan sonra üç gun içerisinde sehrin 5 metre kare buyuklukte panoromik bir resmini yapmıs. tabloda binaların pencere sayılarına kadar tum detaylar mevcut. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kim Peek - The Real Rain Man </span> <br />
   ]Gercek Yagmur Adam. Dustin Hoffman`in muhtesem filmi olan, RainMan(Yagmur Adam) filmini hatirlarsiniz. Oradaki rolünde, Dustin Hofman bir otistigin hayatini canlandirmisti. Iste bu rolü icin asagidaki Kim Peek`i örnek almis. Kim Peek`e yürüyen kütüphane diyebiliriz. Öyle güclü hafizasi var ki, okudugu hicbir seyi unutmuyor.<br />
Nasa, Yagmur Adamin Sirrini Çözüyor...  <br />
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, Dustin Hoffman&#8217;ın canlandırdığı &#8216;Yağmur Adam&#8217; karakterine esin kaynağı olan ve hafızasında 9 bin kitap bulunan 54 yaşındaki otistik Kim Peek&#8217;i incelemeye aldı. <br />
İNSAN beyninin sırlarına ermeye çalışan NASA, aritmetik hafızası ile herkesi şaşırtan ve bu yeteneğiyle Oscar ödüllü &#8216;Yağmur Adam&#8217; filmine konu olan Kim Peek&#8217;in beynini incelemeye başladı. <br />
Kitapları kısa bir sürede okuma yeteneğine sahip olan Kim Peek&#8217;in hafızasında 9 bin kitap bulunuyor. ABD&#8217;deki pek çok kentin haritasını da ezbere bilen Peek, dünyada yaşanmış bütün büyük olayları da tarihleriyle hatırlayabiliyor. <br />
Scientific  American dergisinde yayınlanan konuyla ilgili makalenin yazarlarından Darold Treffert, &#8216;Kim&#8217;in hikayesi, bize insan beyninin düşündüğümüzden daha yetenekli olduğunu ortaya koyuyor. Tıpkı diğer bilginlerde olduğu gibi, beyninin bir kısmı devre dışı kalırken, öteki taraflarda yaşanan gelişmeler dikkat çekici yeni kabiliyetler kazandırmış. Bu da bize hepimizin kayda değer bir gizli entelektüel potansiyelimiz olduğunu gösteriyor. Ancak Kim ve diğer dahileri inceleyerek, bu güçlerimizi nasıl uyandırabileceğimizi öğrenebiliriz&#8217; dedi. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">IQ TESTİNDE VASAT</span> <br />
NASA da uzun uzay yolculuklarında astronotların beyninin nasıl çalıştığını çözebilmek için Kim&#8217;in beyninin nasıl çalıştığını deşifre etmek istiyor. Şimdi 54 yaşında olan Kim&#8217;in doğduğunda beyin kökünde bulunan beyinciği tam gelişmemişti, ayrıca iki beyin lobunu birbirine bağlayan köprücüklerden bulunmuyordu. 4 yaşına kadar konuşamayan ve küçüklüğünde özürlü olduğu sanılan Peek, ileriki yaşlarda yetenekleriyle herkesi şaşırtmaya başladı. Gerçi IQ testlerinde vasat sayılacak 87 puana ulaşabiliyor, ama bazı alanlarda zirve yaparken, bazı alanlarda da hiç performans sergileyemiyor. Gömleğinin düğmelerini bile ilikleyemeyen ancak hafızasına aldığı kitapları, hangi tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini şıp diye söyleyebilen Kim Peek için babası, &#8216;Okuduklarının yüzde 98&#8217;ini hatırlıyor. Hard diske yazılım kopyalamak gibi, ama Kim&#8217;in hafızası asla çökmüyor&#8217; diyor. <br />
Neler yapabiliyor <br />
* Hafızasında 9 bin kitap bulunuyor. <br />
* Herhangi bir tarihin haftanın hangi gününe denk geldiğini söyleyebiliyor. <br />
* ABD&#8217;deki bazı kentlerin haritalarını olduğu gibi hafızasına almış durumda. <br />
* Klasik müziğe özel ilgisi var. Dinlediği parçanın hangi bestekara ait olduğunu, ne zaman yazılmış olduğunu hemen söylüyor. <br />
* Dünya tarihindeki büyük olayları, tarihlerini, aktörlerini hatırlıyor. <br />
* Telefon kodlarını, posta kodlarını ezbere biliyor. <br />
   ]* Filmleri, konuları ve oyuncularıyla hatırlıyor.<br />
Savant sendromu, Otistik savant, matematik, müzik veya görsel alanda yetenekli otistik hastaların yaşadığı sendroma verilen addır. <br />
Bu hastalar için Fransızca "İdiot/ Savant" terimi kullanılır. Çok haneli sayıların çarpımını kısa sürede hesaplayabilmek ya da gün ay yıl olarak verilen bir tarihin haftanın hangi gününe rastladığını bulabilmek gibi zihinsel becerilere sahiptirler. Fakat neden yetenekli odukları tamamen açıklanabilmiş değildir. Bazı savantlarda açıkça nörolojik anormallik vardır. Birçok savantın, beyninin sol hemisferinde anormaliteye sahip olduğu bilinir. <br />
Dünyada 50-100 kadar müthiş savant tanınır. <br />
  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Engelli çocuk ve oyun]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-engelli-cocuk-ve-oyun.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:10:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-engelli-cocuk-ve-oyun.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Engelli çocuk ve oyun<br />
<br />
<br />
</span>Sosyal Hizmet Uzmanı. Ali Rıza DOĞAN yazısıdır...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimle Oynar Mısın?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su olsam ateş olsam göklerdeki güneş olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konuşmasam taş olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sus olsam kusur olsam ağızdaki küfür olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğuştan esir olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sayılmasam kaç olsam topraktaki güç olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aptal gibi suç olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimle oynar mısın benimle oynar mısın</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bülent Ortaçgil Hangimizin yoktur ki oyun ile ilgili bir anısı. Kimimiz ilk oyuncağımızı belki unutmamışızdır, kimimiz ilk oyun arkadaşlıklarını, ilk oyuncağımızın kayboluşunu, ya da sitemli bir ses ile hiç oyuncağımızın olmadığını&#8230;. Oyun doğuştan itibaren hayatımıza girer ve ömrümüzün sonuna kadar hayatımızda yer almaya devam eder.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun nedir diye sorduğumuzda eminim herkes kendince bir çok oyun tanım yapacaktır. Örneğin; oyuncaklarımız ile oynanan oyunlar, tiyatro, sinema, müzik eşliğinde oynanan oyunlar, yapılan spor müsabakaları, tavla vb. geniş bir yelpazeye sahip oyun tanımları aklımıza gelecektir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuklar açısından oyunu düşündüğümüzde bir çok yetişkinin aklına boşa harcanan gereksiz zaman gelir, oysa oyunun çocuklar için ne kadar ciddi bir uğraş olduğunu ve neler kazandırdıklarını birazdan ele alacağız.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyunu çocuklar açısından detaylı incelemeden önce birkaç oyun tanımına bakalım:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUN NEDİR?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, çocuğun kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan , kurallı veya kuralsız gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve en etkin öğrenme sürecidir. (Dönmez,2000, s.111)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, çocuğun kendini ifade etme biçimidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUN ÇEŞİTLERİ</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Piaget (1962) &#8216;nin oyun sınıflaması, alıştırma, sembolik ve kurallı oyun olmak üzere üç grupta ele alınmıştır. Bunlar;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Alıştırma Oyunu : Duyu-hareket döneminde, ilk iki yaş civarında görülmektedir. Çocuk, Piaget&#8217;in bilişsel gelişim kuramında yer alan birincil, ikincil ve üçüncül devresel tepkilerle birlikte basit tekrarlar aracılığıyla hem kendi bedeni hem de dış çevre üzerinde uzmanlaşmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sembolik Oyun : Yaklaşık iki yaş dolaylarında ortaya çıkmaktadır. Sembolik oyunda, cansız nesneye canlıymış gibi davranılması, bir nesnenin bir diğeri ile yer değiştirmesi ve taklit etme görülmektedir. Sembolik oyunlar, duyu-motor döneminde kazanılmış becerilerin pekiştirilerek, bilişsel sistemin içinde yer almasına yardımcı olur. Toplumsallaşmanın artması, ben merkezliğinde azalması ile çocuk kuralların gerekliliğini ve önemini kavramaya başlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Kurallı Oyun : Oyunun amacına göre belirlenen kurallardır. Grup tarafından önceden belirlenir ve bu kurallara göre bir düzenleme yapılır. Kurallar grup tarafından konulur ya da kaldırılabilir. (Güney, 2002, s.15)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Parten (1932), olayın sosyal boyutuna odaklaşmış ve oyun kategorilerini bilişsel ve sosyal işlevlere dayalı olarak sınıflamıştır; bu sınıflama altı ardışık oyun kategorisinden oluşmaktadır;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Uğraşsız oyun: Dikkatini çeken herhangi bir şey ile ilgilenme, odada dolaşma, kendi el ve ayakları ile oynama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Yalnız oyun : Diğer çocuklar ile iletişime girmeden, belirli bir mesafede diğerlerinden farklı oyuncaklar ile oynama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. İzleyici davranış : Diğerlerini izleme, belki konuşma ama oyunlarına katılmama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Paralel oyun : Diğerlerinin oyuncaklarına benzer oyuncaklarla yakınlarında bağımsız oynama, diğerlerinin oyununa katılmama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Katılımcı oyun : Diğer çocuklar ile oynama, aktiviteleri organize etme fakat rol dağılımına katılmama olarak tanımlanmaktadır. Organize olmuş bir grup içinde oynama ve grubun belirlenen kurallarına uyma yoktur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. İşbirlikçi oyun : Organize olmuş bir grup içinde oynama olarak tanımlanmaktadır. Bu oyun, grubun belirlenen kurallarına ve işbölümüne uyma özelliği taşımaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Piaget&#8217;ye göre oyun; kendi içende bir sona sahiptir, kendiliğindedir, zevk için yapılan bir etkinliktir, organizasyondan yoksundur ve dışsal baskı ve kurallardan bağımsızdır. (özenmiş,2000, s.11-12)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ENGELLİ ÇOCUKLAR VE OYUN</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Engel: Doğum öncesinde, doğum anında ve sonrasında çeşitli nedenlere bağlı olarak merkezi sinir sisteminde, daha doğrusu beyinde meydana gelen tahribatlar sonucu, beyin fonksiyonlarındaki yetersizlik veya bozukluk durumudur. (Oymak,1998:9)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı araştırmacılar, zihinsel engelli olan ve olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştırmışlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan çocuklar takvim yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında, zihinsel engelli çocukların işlevsel oyun, yalnız, sembolik oyun gibi daha alt düzeydeki oyunlara yönlendikleri gözlenmiştir. Fogel ve Melson (1987), zihinsel engelli okul öncesi çocukların oyunlarının, engelli olmayan yaşıtlarına göre daha az aktif, daha az esnek ve sembolik olduğunu bulmuşlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan çocuklar zeka yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında ise iki grubun oyunlarının türü ve düzeylerinin farklılaşmadığı görülmemektedir. Aynı türde yada düzeyde oyun organizasyonları aynı zeka yaşında ya da aynı gelişimsel yaşta görülebilmektedir. Engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi zihinsel engelli çocuklarda da sembolik oyunun ortaya çıkmasının en temel koşulu zeka yaşının 20 ay olmasıdır. (özenmiş,2000, s.27)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Engelli çocukların beyin fonksiyonlarındaki yetersizlikten dolayı bilişsel, bedensel ve sosyal alanlarda bazı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Oyun ile bu çocuklarımızın; kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlayabiliriz. Oynanan oyunlar ve kullanılacak oyuncaklar çocuğun seviyesine uygun olarak seçilmelidir. Karmaşık ve çocuğun anlamayacağı oyunlar ve oyuncaklar seçilmemelidir. Oyun ve oyunda kullanılan oyuncakları reddeden engelli çocuğun hemen pes etmemesi için destek olunmalı ve gerektiğinde model olunmalıdır. Çocuğa model olduktan sonra aşama aşama oyunun hakimiyeti çocuğa bırakılmalıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel Eğitime yeni başlayan ve tüm ürkekliği ile sizi reddeden bir çocuğun ,ilgisini çeken bir oyun-oyuncak ile çocukla aranızda kurulmuş olan buzdan duvarları eritebilirsiniz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir çok engel grubu gibi Zihinsel Engelli çocukların eğitiminde de oyunun çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Kavramlar (renk, sayı vb.), özbakım becerileri (el-yüz yıkama, soyunma-giyinme vb.), dil ve konuşma becerileri (obje sürekliliği, taklit etme, sıra alma, dinleme,vb.) kazandırılırken oyun ve oyuncaklar en iyi yardımcılarımızdır ve işimizi oldukça kolaylaştırırlar. Oyun ile zihinsel engelli çocuklar paylaşmayı, iletişim kurmayı, sosyalleşmeyi, kurallara uymayı öğrenirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOWN SENDROMLU ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Down Sendromu: İnsan vücudunda normalde 23 ü anneden 23 ü babadan olmak üzere 46 kromozom bulunmaktadır. Down Sendromlu çocuklarda 21.kromozomun 3 adet olmasından dolayı toplam 47 kromozom bulunmaktadır. Kromozom sayısının 47 olması genetik bir farklılıktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beeghly ve ark. (1989) Down sendromlu çocukların oyunlarının gelişimsel sırasının ve yapısının engelli olmayan yaşıtlarına oldukça benzer olduğunu vurgularken; Down Sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklar ile takvim yaşlarına göre ya da zeka yaşlarına göre eşleştiren bazı araştırmalarda, Down sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklara göre nesneye daha fazla baktıkları ve keşfetme davranışının daha az olduğu vurgulanmaktadır. (Akt. Ruskin, Mundy, Kasari ve Sigman, (1994) Erken yıllarda Down Sendromlu çocuklarda dikkat gelişimini inceleyen araştırmacılar, bu çocukların oyuncaklara bakma ve keşfetme davranışlarında güçlükleri olduğunu bulmuşlardır. Yaşadıkları bu dikkat yetersizliği Down Sendromlu çocukların erken sosyal etkileşimlerini ve bağımsız oyunlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yaşamın ilk bir iki ayında engelli olmayan çocuklar iletişimin en erken yoluyla, anneleri ile etkileşimde bulunmakta, yaklaşık 6 ay civarında oyuncaklara olan ilgileri artarken , bu çocukların anneleri ile olan etkileşimleri yüz yüze olmaktan çıkarak oyuncak merkezli hale gelmektedir. Down sendromlu çocuklar ise dikkat yetersizliğine bağlı olarak , yüz yüze ve oyuncak merkezli etkileşimde güçlükler yaşamaktadırlar. (özenmiş,2000, s.29-30)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Down sendromlu çocuklar fiziksel görüntüleri ve dildeki gecikme ve yetersizlikten dolayı her ortamda kendilerine oyun arkadaşları bulamayabilirler. Dikkat eksikliğinden dolayı oyunlardan çok çabuk sıkılıp oyunu bırakabilirler. Oyunlardaki arkadaş ortamının oluşması için aileler ve eğitimciler çocuklara rehberlik etmelilerdir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTİZM VE OTİSTİK ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTİZM: Otistik sendrom, değişik edinsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak, 3 yaş öncesinde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile karakterize olan bir bozukluktur. (Aydın,2003:18)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik, zihinsel engelli ve engelli olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştıran araştırmalardan biri DeMeyer tarafından 1967 yılında yapılmış ve yaşları 2 ile 7 arasında değişen 30 otistik ve 30 engelli olmayan çocuğun yaşa uygun oyun davranışları karşılaştırılmıştır. Bu çalışma sonucunda, engelli olmayan çocuklar yaşlarına uygun oyun davranışları gösterirken, otistik çocukların oyunlarının stereotip bir nitrlik gösterdikleri ve oyuncakları keşfetme ve işlevsel olarak kullanma yerine ağza alma, çevirme ve yere vurma gibi tekrarlı davranışlar sergiledikleri bulunmuştur. (Akt. Wulff, 1985) Araştırmaların çoğunda otistik çocuklar zihinsel engelli ve engelli olmayan çocuklarla zeka yaşına göre eşleştirildiğinde, otistik çocukların serbest oyun ortamında nesnelerle keşif davranışlarını diğer iki gruba göre daha az kullandıkları bulunmuştur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik çocukların sembolik oyun yetersizliklerinin taklit yetersizliklerine bağlanarak açıklanmaya çalışılmasının yanı sıra, bu çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal işlevlerinin engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi bir bütünlük içinde çalışmadığı vurgulanmaktadır. (özenmiş,2000, s.31-32)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik çocuklar çoğunlukla grup dışında bireysel oyunlar ile zamanını geçirirler. Bireysel oyunlarında kullandıkları oyuncakları genelde amacına uygun kullanmayabilirler. (Örneğin oyuncak arabayı ters çevirip tekerlerini döndürmek, verilen oyuncakları birbirine vurarak ses çıkarttırmak, oyuncağı döndürüp izlemek gb.) Aynı zamanda bir çok otistik su ile oynamayı sevmektedir. Tercih ettikleri oyuncaklar renkli, hareket eden, görsellikleri ön planda olan oyuncaklardır. Hayal gücüne dayanan oyunları hayal güçleri yeterince gelişmediği için oynayamazlar. Görsel hafızaları iyi olan otistikler yapbozlar ve inşa gerektiren oyunlara ilgi gösterirler. Taklit etmeye dayalı oyunları oynarken zorlanırlar. Bazı Otistik çocuklar bilgisayar oyunlarını sevebilirler. Ancak bu oyunlar çocukta saplantı haline gelebilir ve aile için sıkıntı yaratabilir anne babaların buna dikkat etmesi gerekir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu çocukların diğer engel gruplarındaki ve gören çocuklara göre oyunlarında anlamlı bir gecikme olduğu vurgulanmaktadır. Görme engelli çocuklar, özellikle duyu-motor gelişim ve sembolik oyunda gecikme yaşamaktadırlar. Gören yaşıtları üst düzey oyun türlerine yönelirken görme engelli çocuklar, oyuncaklar ile ses çıkaran etkinliklere odaklaşmaktadırlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugün olumlu şartlar oluşturulduğunda görme engellilerin imkanları ölçüsünde oyunlara katıldıkları bilinmektedir. Yaşamın ilk yıllarından dokunma duygusunu geliştirici oyunlar oynanır. Daha sonraki süreçlerde satranç, hafıza oyunları, üçer kişilik iki takımla içinde zil bulunan bir topla oynanan torball isimli oyun bunlardan sadece bir kaçıdır. Aynı zamanda hareket gerektiren oyunlar bu çocukların kaslarının gelişimi için çok önemlidir. Bir çok kez bahsettiğimiz gibi, aile bireylerinin çocuklarını iyi tanımaları onların ilgi alanlarını iyi tespit etmeleri bu yönde oyunlar seçmeleri ve bu oyunların oynanması için onları cesaretlendirmeleri gerekmektedir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sosyal oyun davranışlarına bakıldığında işitme engelli çocukların işiten çocuklardan daha fazla yalnız oynadıkları, işiten çocukların ise işbirlikçi oyunu tercih ettikleri ve paralel ya da katılımcı oyun gibi etkileşimin en az düzeyde kullanılabildiği oyun türlerinde iki grubun farklılaşmadığı bulunmuştur. Bilişsel oyun davranışlarına bakıldığında ise, işitme engelli çocukların zamanlarının büyük bir kısmını inşa oyununa harcadıkları, işiten yaşıtlarının ise zamanlarının büyük bir kısmını işlevsel ve sembolik oyunla geçirdikleri görülmüştür. (özenmiş,2000, s.33)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme engelli çocuklar bir çok oyuna katılmaktadırlar. İşaret dilini öğrenen çocuklar büyük oranda toplumsal hayata uyum sağlamaktadırlar. İşitme engelli çocuklar görselliği ön planda olan oyunları tercih ederler. Yaşıtları ile oynarken gerekli güven duygusu kazanılmamış ise oyunlarda çekingenlik gösterebilirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BEDENSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bedensel engelliler engellerinin el verdiği ölçüde oyunlara katılırlar. Hareket engeli olan bebekler çevrelerine ilgi göstermeyebilirler.Bu durumda bebeğin daha çok uyarılmaya ihtiyacı vardır. Görerek ,dokunarak,işiterek ve tadarak oynayabileceği oyunlar &#8211;oyuncaklar tasarlanabilir.( içinde farklı nesnelerin olduğu dokunma torbaları,ışıldak, değişik sesler çıkaran ziller, çıngıraklar, minik ritm araçları,ağza alınabilecek emebileceği ısırabileceği farklı dokulardaki nesneler vb.) Kaslarının gelişimini destekleyici oyunlarda hareket engeli olan çocuklar için çok faydalı olabilir(küvette suyla oynanan oyunlar,oyun hamuru ile oynanan oyunlar,bul taklar,iç içe geçen kovalar vb.) Çocuğunuz ile oynayacağınız taklit oyunları çocuğunuzun dikkatini artırarak öğrenmesini hızlandıracaktır. Konuşma problemi olan çocuk ile ayna karşısında dil, dudak, çene egzersizleri çocuğun konuşma organlarının işlevselliğini artıracaktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hiperaktif çocuklar gerek çok hareketli olmaları gerekse dikkatlerinin çok çabuk dağılmasından dolayı grup oyunlarına gereken ilgiyi göstermeyebilirler. Grup oyunlarına çok ilgi göstermeyen Hiperaktif çocuklar ilgisini çeken oyunlara saatlerini verebilirler. (Örneğin Bilgisayar Oyunları) Daha çok bireysel oyunları oynayan Hiperaktif çocuklar dikkatleri kolay dağıldığı için sık sık oyun değiştirirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğumumuzla birlikte hayatımıza giren oyun ömrümüzün sonuna kadar bize eşlik eder. Oyun engelli çocukların hayatında da çok önemli bir yere sahiptir. Engelli çocuklar zor ve karmaşık oyunları oynamaktan çekinirler. Bunun yerine karmaşık olmayan basit oyunları tercih ederler. Tercih edilen oyun ve oyuncaklar engelli çocuğun zeka seviyesine, engel durumuna göre farklılık gösterir. Engelli çocuklar engelinin el verdiği ölçüde oyunlar oynarlar. Engelli çocuklar basit oyunları tercih ederler bu basit oyunlar oynandıkça kendilerine olan güven duyguları gelişir. Kendine güvenen çocuk daha karmaşık oyunları aşama aşama oynamaya başlar. Bu çocukların oyunlarda her zaman olduğu gibi en iyi yardımcısı aileleridir. Aile çocuğunun kapasitesini bilmeli ve seçilecek oyunları-oyuncakları bu yönde belirlemelidir. Çocuğunu cesaretlendirmeli gerektiğinde fiziksel yardım ile destek olmalıdır. Özellikle bazı engel gruplarında sosyal oyunlar çok önemli olduğu için aileler çocuklarının sosyal oyunlar oynaması için ortamlar oluşturmalı çocuklarını bu yönde desteklemelidirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUNUN ENGELLİ ÇOCUKLARA KAZANDIRDIKLARI</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Dikkatinin ve farkındalığının artmasını sağlar</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; El &#8211; Göz koordinasyonunun gelişimine katkıda bulunur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Birikmiş enerjisini kabul gören bir şekilde atmasını sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Kavramları daha kolay öğrenmesini sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Özbakım becerilerini daha kolay öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Problem çözmeyi daha kolay öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; İlgi ve yetenekleri daha objektif değerlendirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Oyun hamuru, kil gibi malzemeler kullanılarak yapılan oyunlar çocukların el kaslarını gelişmesine yardımcı olur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Kurallara uymayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Oyun ve oyuncaklar sayesinde sorumluluk almayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Dil gelişimine katkıda bulunur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Daha kolay iletişim kurar, paylaşmayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuğun daha az problem davranışlar sergilemesini sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Öğrendiklerini pekiştirir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuklar oyun yolu ile yansıtamadığı duyguları yansıtarak içsel durumları hakkında bilgi verirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Eğitime yeni başlayan engelli çocuğun kaygıları oyun ile ortadan kaldırılabilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA :</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- AYDIN, Aydan. Otizmde İlk Adım. Birinci Basım. İstanbul: Epilson Yayıncılık, 2003.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Dönmez, Necate BAYKOÇ ve diğerleri, okul öncesi dönemde DİL GELİŞİMİ ETKİNLİKLERİ. 3. Baskı. İstanbul:ya-pa yayın,2000.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Güney, NESLİHAN, (2002). OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNA DEVAM EDEN 5-6 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN BİLİŞSEL ÜSLUPLARI İLE OYUN DAVRANIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi.Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Eğitim Ana Bilim Dalı.Ankara</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Oymak, VEYSEL. Zeka Özürlü Çocukların Yetiştirilmesi.ikinci baskı.Ankara:SABEV Yayınları,1998.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Özenmiş, PINAR. (2000).ZİHİNSEL ENGELLİ OLAN VE OLMAYAN ÇOCUKLARIN NESNE İLE OYUN DAVRANIŞLARININ KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı. Ankara.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Wing, Lorna . Otizm El rehberi Çeviren: Semra Kunt , Doğan Kitap,2005</span>  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Engelli çocuk ve oyun<br />
<br />
<br />
</span>Sosyal Hizmet Uzmanı. Ali Rıza DOĞAN yazısıdır...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimle Oynar Mısın?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Su olsam ateş olsam göklerdeki güneş olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Konuşmasam taş olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sus olsam kusur olsam ağızdaki küfür olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğuştan esir olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sayılmasam kaç olsam topraktaki güç olsam</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aptal gibi suç olsam yine de oynar mısın benimle</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimle oynar mısın benimle oynar mısın</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bülent Ortaçgil Hangimizin yoktur ki oyun ile ilgili bir anısı. Kimimiz ilk oyuncağımızı belki unutmamışızdır, kimimiz ilk oyun arkadaşlıklarını, ilk oyuncağımızın kayboluşunu, ya da sitemli bir ses ile hiç oyuncağımızın olmadığını&#8230;. Oyun doğuştan itibaren hayatımıza girer ve ömrümüzün sonuna kadar hayatımızda yer almaya devam eder.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun nedir diye sorduğumuzda eminim herkes kendince bir çok oyun tanım yapacaktır. Örneğin; oyuncaklarımız ile oynanan oyunlar, tiyatro, sinema, müzik eşliğinde oynanan oyunlar, yapılan spor müsabakaları, tavla vb. geniş bir yelpazeye sahip oyun tanımları aklımıza gelecektir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çocuklar açısından oyunu düşündüğümüzde bir çok yetişkinin aklına boşa harcanan gereksiz zaman gelir, oysa oyunun çocuklar için ne kadar ciddi bir uğraş olduğunu ve neler kazandırdıklarını birazdan ele alacağız.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyunu çocuklar açısından detaylı incelemeden önce birkaç oyun tanımına bakalım:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUN NEDİR?</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları, çocuğun kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, belli bir amaca yönelik olan veya olmayan , kurallı veya kuralsız gerçekleştirilen fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan gerçek hayatın bir parçası ve en etkin öğrenme sürecidir. (Dönmez,2000, s.111)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oyun, çocuğun kendini ifade etme biçimidir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUN ÇEŞİTLERİ</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Piaget (1962) &#8216;nin oyun sınıflaması, alıştırma, sembolik ve kurallı oyun olmak üzere üç grupta ele alınmıştır. Bunlar;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Alıştırma Oyunu : Duyu-hareket döneminde, ilk iki yaş civarında görülmektedir. Çocuk, Piaget&#8217;in bilişsel gelişim kuramında yer alan birincil, ikincil ve üçüncül devresel tepkilerle birlikte basit tekrarlar aracılığıyla hem kendi bedeni hem de dış çevre üzerinde uzmanlaşmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Sembolik Oyun : Yaklaşık iki yaş dolaylarında ortaya çıkmaktadır. Sembolik oyunda, cansız nesneye canlıymış gibi davranılması, bir nesnenin bir diğeri ile yer değiştirmesi ve taklit etme görülmektedir. Sembolik oyunlar, duyu-motor döneminde kazanılmış becerilerin pekiştirilerek, bilişsel sistemin içinde yer almasına yardımcı olur. Toplumsallaşmanın artması, ben merkezliğinde azalması ile çocuk kuralların gerekliliğini ve önemini kavramaya başlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Kurallı Oyun : Oyunun amacına göre belirlenen kurallardır. Grup tarafından önceden belirlenir ve bu kurallara göre bir düzenleme yapılır. Kurallar grup tarafından konulur ya da kaldırılabilir. (Güney, 2002, s.15)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Parten (1932), olayın sosyal boyutuna odaklaşmış ve oyun kategorilerini bilişsel ve sosyal işlevlere dayalı olarak sınıflamıştır; bu sınıflama altı ardışık oyun kategorisinden oluşmaktadır;</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Uğraşsız oyun: Dikkatini çeken herhangi bir şey ile ilgilenme, odada dolaşma, kendi el ve ayakları ile oynama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Yalnız oyun : Diğer çocuklar ile iletişime girmeden, belirli bir mesafede diğerlerinden farklı oyuncaklar ile oynama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. İzleyici davranış : Diğerlerini izleme, belki konuşma ama oyunlarına katılmama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4. Paralel oyun : Diğerlerinin oyuncaklarına benzer oyuncaklarla yakınlarında bağımsız oynama, diğerlerinin oyununa katılmama olarak tanımlanmaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5. Katılımcı oyun : Diğer çocuklar ile oynama, aktiviteleri organize etme fakat rol dağılımına katılmama olarak tanımlanmaktadır. Organize olmuş bir grup içinde oynama ve grubun belirlenen kurallarına uyma yoktur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6. İşbirlikçi oyun : Organize olmuş bir grup içinde oynama olarak tanımlanmaktadır. Bu oyun, grubun belirlenen kurallarına ve işbölümüne uyma özelliği taşımaktadır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Piaget&#8217;ye göre oyun; kendi içende bir sona sahiptir, kendiliğindedir, zevk için yapılan bir etkinliktir, organizasyondan yoksundur ve dışsal baskı ve kurallardan bağımsızdır. (özenmiş,2000, s.11-12)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ENGELLİ ÇOCUKLAR VE OYUN</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ZİHİNSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Engel: Doğum öncesinde, doğum anında ve sonrasında çeşitli nedenlere bağlı olarak merkezi sinir sisteminde, daha doğrusu beyinde meydana gelen tahribatlar sonucu, beyin fonksiyonlarındaki yetersizlik veya bozukluk durumudur. (Oymak,1998:9)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bazı araştırmacılar, zihinsel engelli olan ve olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştırmışlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan çocuklar takvim yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında, zihinsel engelli çocukların işlevsel oyun, yalnız, sembolik oyun gibi daha alt düzeydeki oyunlara yönlendikleri gözlenmiştir. Fogel ve Melson (1987), zihinsel engelli okul öncesi çocukların oyunlarının, engelli olmayan yaşıtlarına göre daha az aktif, daha az esnek ve sembolik olduğunu bulmuşlardır. Zihinsel engelli olan ve olmayan çocuklar zeka yaşlarına göre karşılaştırıldıklarında ise iki grubun oyunlarının türü ve düzeylerinin farklılaşmadığı görülmemektedir. Aynı türde yada düzeyde oyun organizasyonları aynı zeka yaşında ya da aynı gelişimsel yaşta görülebilmektedir. Engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi zihinsel engelli çocuklarda da sembolik oyunun ortaya çıkmasının en temel koşulu zeka yaşının 20 ay olmasıdır. (özenmiş,2000, s.27)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zihinsel Engelli çocukların beyin fonksiyonlarındaki yetersizlikten dolayı bilişsel, bedensel ve sosyal alanlarda bazı sıkıntılar yaşamaktadırlar. Oyun ile bu çocuklarımızın; kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlayabiliriz. Oynanan oyunlar ve kullanılacak oyuncaklar çocuğun seviyesine uygun olarak seçilmelidir. Karmaşık ve çocuğun anlamayacağı oyunlar ve oyuncaklar seçilmemelidir. Oyun ve oyunda kullanılan oyuncakları reddeden engelli çocuğun hemen pes etmemesi için destek olunmalı ve gerektiğinde model olunmalıdır. Çocuğa model olduktan sonra aşama aşama oyunun hakimiyeti çocuğa bırakılmalıdır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özel Eğitime yeni başlayan ve tüm ürkekliği ile sizi reddeden bir çocuğun ,ilgisini çeken bir oyun-oyuncak ile çocukla aranızda kurulmuş olan buzdan duvarları eritebilirsiniz.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir çok engel grubu gibi Zihinsel Engelli çocukların eğitiminde de oyunun çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Kavramlar (renk, sayı vb.), özbakım becerileri (el-yüz yıkama, soyunma-giyinme vb.), dil ve konuşma becerileri (obje sürekliliği, taklit etme, sıra alma, dinleme,vb.) kazandırılırken oyun ve oyuncaklar en iyi yardımcılarımızdır ve işimizi oldukça kolaylaştırırlar. Oyun ile zihinsel engelli çocuklar paylaşmayı, iletişim kurmayı, sosyalleşmeyi, kurallara uymayı öğrenirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DOWN SENDROMLU ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Down Sendromu: İnsan vücudunda normalde 23 ü anneden 23 ü babadan olmak üzere 46 kromozom bulunmaktadır. Down Sendromlu çocuklarda 21.kromozomun 3 adet olmasından dolayı toplam 47 kromozom bulunmaktadır. Kromozom sayısının 47 olması genetik bir farklılıktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beeghly ve ark. (1989) Down sendromlu çocukların oyunlarının gelişimsel sırasının ve yapısının engelli olmayan yaşıtlarına oldukça benzer olduğunu vurgularken; Down Sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklar ile takvim yaşlarına göre ya da zeka yaşlarına göre eşleştiren bazı araştırmalarda, Down sendromlu çocukların engelli olmayan çocuklara göre nesneye daha fazla baktıkları ve keşfetme davranışının daha az olduğu vurgulanmaktadır. (Akt. Ruskin, Mundy, Kasari ve Sigman, (1994) Erken yıllarda Down Sendromlu çocuklarda dikkat gelişimini inceleyen araştırmacılar, bu çocukların oyuncaklara bakma ve keşfetme davranışlarında güçlükleri olduğunu bulmuşlardır. Yaşadıkları bu dikkat yetersizliği Down Sendromlu çocukların erken sosyal etkileşimlerini ve bağımsız oyunlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Yaşamın ilk bir iki ayında engelli olmayan çocuklar iletişimin en erken yoluyla, anneleri ile etkileşimde bulunmakta, yaklaşık 6 ay civarında oyuncaklara olan ilgileri artarken , bu çocukların anneleri ile olan etkileşimleri yüz yüze olmaktan çıkarak oyuncak merkezli hale gelmektedir. Down sendromlu çocuklar ise dikkat yetersizliğine bağlı olarak , yüz yüze ve oyuncak merkezli etkileşimde güçlükler yaşamaktadırlar. (özenmiş,2000, s.29-30)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Down sendromlu çocuklar fiziksel görüntüleri ve dildeki gecikme ve yetersizlikten dolayı her ortamda kendilerine oyun arkadaşları bulamayabilirler. Dikkat eksikliğinden dolayı oyunlardan çok çabuk sıkılıp oyunu bırakabilirler. Oyunlardaki arkadaş ortamının oluşması için aileler ve eğitimciler çocuklara rehberlik etmelilerdir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTİZM VE OTİSTİK ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OTİZM: Otistik sendrom, değişik edinsel ve gelişimsel nedenlere bağlı olarak, 3 yaş öncesinde çocuklarda ortaya çıkan, sözel ve sözel olmayan iletişim, sembolik etkinlik, oyun ve sosyal ilişki alanlarında bozukluk ve stereotipiler ile karakterize olan bir bozukluktur. (Aydın,2003:18)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik, zihinsel engelli ve engelli olmayan çocukların oyun türü ve düzeylerini karşılaştıran araştırmalardan biri DeMeyer tarafından 1967 yılında yapılmış ve yaşları 2 ile 7 arasında değişen 30 otistik ve 30 engelli olmayan çocuğun yaşa uygun oyun davranışları karşılaştırılmıştır. Bu çalışma sonucunda, engelli olmayan çocuklar yaşlarına uygun oyun davranışları gösterirken, otistik çocukların oyunlarının stereotip bir nitrlik gösterdikleri ve oyuncakları keşfetme ve işlevsel olarak kullanma yerine ağza alma, çevirme ve yere vurma gibi tekrarlı davranışlar sergiledikleri bulunmuştur. (Akt. Wulff, 1985) Araştırmaların çoğunda otistik çocuklar zihinsel engelli ve engelli olmayan çocuklarla zeka yaşına göre eşleştirildiğinde, otistik çocukların serbest oyun ortamında nesnelerle keşif davranışlarını diğer iki gruba göre daha az kullandıkları bulunmuştur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik çocukların sembolik oyun yetersizliklerinin taklit yetersizliklerine bağlanarak açıklanmaya çalışılmasının yanı sıra, bu çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal işlevlerinin engelli olmayan çocuklarda olduğu gibi bir bütünlük içinde çalışmadığı vurgulanmaktadır. (özenmiş,2000, s.31-32)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Otistik çocuklar çoğunlukla grup dışında bireysel oyunlar ile zamanını geçirirler. Bireysel oyunlarında kullandıkları oyuncakları genelde amacına uygun kullanmayabilirler. (Örneğin oyuncak arabayı ters çevirip tekerlerini döndürmek, verilen oyuncakları birbirine vurarak ses çıkarttırmak, oyuncağı döndürüp izlemek gb.) Aynı zamanda bir çok otistik su ile oynamayı sevmektedir. Tercih ettikleri oyuncaklar renkli, hareket eden, görsellikleri ön planda olan oyuncaklardır. Hayal gücüne dayanan oyunları hayal güçleri yeterince gelişmediği için oynayamazlar. Görsel hafızaları iyi olan otistikler yapbozlar ve inşa gerektiren oyunlara ilgi gösterirler. Taklit etmeye dayalı oyunları oynarken zorlanırlar. Bazı Otistik çocuklar bilgisayar oyunlarını sevebilirler. Ancak bu oyunlar çocukta saplantı haline gelebilir ve aile için sıkıntı yaratabilir anne babaların buna dikkat etmesi gerekir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GÖRME ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu çocukların diğer engel gruplarındaki ve gören çocuklara göre oyunlarında anlamlı bir gecikme olduğu vurgulanmaktadır. Görme engelli çocuklar, özellikle duyu-motor gelişim ve sembolik oyunda gecikme yaşamaktadırlar. Gören yaşıtları üst düzey oyun türlerine yönelirken görme engelli çocuklar, oyuncaklar ile ses çıkaran etkinliklere odaklaşmaktadırlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bugün olumlu şartlar oluşturulduğunda görme engellilerin imkanları ölçüsünde oyunlara katıldıkları bilinmektedir. Yaşamın ilk yıllarından dokunma duygusunu geliştirici oyunlar oynanır. Daha sonraki süreçlerde satranç, hafıza oyunları, üçer kişilik iki takımla içinde zil bulunan bir topla oynanan torball isimli oyun bunlardan sadece bir kaçıdır. Aynı zamanda hareket gerektiren oyunlar bu çocukların kaslarının gelişimi için çok önemlidir. Bir çok kez bahsettiğimiz gibi, aile bireylerinin çocuklarını iyi tanımaları onların ilgi alanlarını iyi tespit etmeleri bu yönde oyunlar seçmeleri ve bu oyunların oynanması için onları cesaretlendirmeleri gerekmektedir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sosyal oyun davranışlarına bakıldığında işitme engelli çocukların işiten çocuklardan daha fazla yalnız oynadıkları, işiten çocukların ise işbirlikçi oyunu tercih ettikleri ve paralel ya da katılımcı oyun gibi etkileşimin en az düzeyde kullanılabildiği oyun türlerinde iki grubun farklılaşmadığı bulunmuştur. Bilişsel oyun davranışlarına bakıldığında ise, işitme engelli çocukların zamanlarının büyük bir kısmını inşa oyununa harcadıkları, işiten yaşıtlarının ise zamanlarının büyük bir kısmını işlevsel ve sembolik oyunla geçirdikleri görülmüştür. (özenmiş,2000, s.33)</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İşitme engelli çocuklar bir çok oyuna katılmaktadırlar. İşaret dilini öğrenen çocuklar büyük oranda toplumsal hayata uyum sağlamaktadırlar. İşitme engelli çocuklar görselliği ön planda olan oyunları tercih ederler. Yaşıtları ile oynarken gerekli güven duygusu kazanılmamış ise oyunlarda çekingenlik gösterebilirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BEDENSEL ENGELLİ ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bedensel engelliler engellerinin el verdiği ölçüde oyunlara katılırlar. Hareket engeli olan bebekler çevrelerine ilgi göstermeyebilirler.Bu durumda bebeğin daha çok uyarılmaya ihtiyacı vardır. Görerek ,dokunarak,işiterek ve tadarak oynayabileceği oyunlar &#8211;oyuncaklar tasarlanabilir.( içinde farklı nesnelerin olduğu dokunma torbaları,ışıldak, değişik sesler çıkaran ziller, çıngıraklar, minik ritm araçları,ağza alınabilecek emebileceği ısırabileceği farklı dokulardaki nesneler vb.) Kaslarının gelişimini destekleyici oyunlarda hareket engeli olan çocuklar için çok faydalı olabilir(küvette suyla oynanan oyunlar,oyun hamuru ile oynanan oyunlar,bul taklar,iç içe geçen kovalar vb.) Çocuğunuz ile oynayacağınız taklit oyunları çocuğunuzun dikkatini artırarak öğrenmesini hızlandıracaktır. Konuşma problemi olan çocuk ile ayna karşısında dil, dudak, çene egzersizleri çocuğun konuşma organlarının işlevselliğini artıracaktır.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLAR</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hiperaktif çocuklar gerek çok hareketli olmaları gerekse dikkatlerinin çok çabuk dağılmasından dolayı grup oyunlarına gereken ilgiyi göstermeyebilirler. Grup oyunlarına çok ilgi göstermeyen Hiperaktif çocuklar ilgisini çeken oyunlara saatlerini verebilirler. (Örneğin Bilgisayar Oyunları) Daha çok bireysel oyunları oynayan Hiperaktif çocuklar dikkatleri kolay dağıldığı için sık sık oyun değiştirirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Doğumumuzla birlikte hayatımıza giren oyun ömrümüzün sonuna kadar bize eşlik eder. Oyun engelli çocukların hayatında da çok önemli bir yere sahiptir. Engelli çocuklar zor ve karmaşık oyunları oynamaktan çekinirler. Bunun yerine karmaşık olmayan basit oyunları tercih ederler. Tercih edilen oyun ve oyuncaklar engelli çocuğun zeka seviyesine, engel durumuna göre farklılık gösterir. Engelli çocuklar engelinin el verdiği ölçüde oyunlar oynarlar. Engelli çocuklar basit oyunları tercih ederler bu basit oyunlar oynandıkça kendilerine olan güven duyguları gelişir. Kendine güvenen çocuk daha karmaşık oyunları aşama aşama oynamaya başlar. Bu çocukların oyunlarda her zaman olduğu gibi en iyi yardımcısı aileleridir. Aile çocuğunun kapasitesini bilmeli ve seçilecek oyunları-oyuncakları bu yönde belirlemelidir. Çocuğunu cesaretlendirmeli gerektiğinde fiziksel yardım ile destek olmalıdır. Özellikle bazı engel gruplarında sosyal oyunlar çok önemli olduğu için aileler çocuklarının sosyal oyunlar oynaması için ortamlar oluşturmalı çocuklarını bu yönde desteklemelidirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">OYUNUN ENGELLİ ÇOCUKLARA KAZANDIRDIKLARI</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Dikkatinin ve farkındalığının artmasını sağlar</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; El &#8211; Göz koordinasyonunun gelişimine katkıda bulunur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Birikmiş enerjisini kabul gören bir şekilde atmasını sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Kavramları daha kolay öğrenmesini sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Özbakım becerilerini daha kolay öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Problem çözmeyi daha kolay öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; İlgi ve yetenekleri daha objektif değerlendirilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Oyun hamuru, kil gibi malzemeler kullanılarak yapılan oyunlar çocukların el kaslarını gelişmesine yardımcı olur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Kurallara uymayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Oyun ve oyuncaklar sayesinde sorumluluk almayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Dil gelişimine katkıda bulunur.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Daha kolay iletişim kurar, paylaşmayı öğrenir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuğun daha az problem davranışlar sergilemesini sağlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Öğrendiklerini pekiştirir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Çocuklar oyun yolu ile yansıtamadığı duyguları yansıtarak içsel durumları hakkında bilgi verirler.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">&#8226; Eğitime yeni başlayan engelli çocuğun kaygıları oyun ile ortadan kaldırılabilir.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KAYNAKÇA :</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- AYDIN, Aydan. Otizmde İlk Adım. Birinci Basım. İstanbul: Epilson Yayıncılık, 2003.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Dönmez, Necate BAYKOÇ ve diğerleri, okul öncesi dönemde DİL GELİŞİMİ ETKİNLİKLERİ. 3. Baskı. İstanbul:ya-pa yayın,2000.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Güney, NESLİHAN, (2002). OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMUNA DEVAM EDEN 5-6 YAŞ GRUBU ÇOCUKLARIN BİLİŞSEL ÜSLUPLARI İLE OYUN DAVRANIŞLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi.Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Eğitim Ana Bilim Dalı.Ankara</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- Oymak, VEYSEL. Zeka Özürlü Çocukların Yetiştirilmesi.ikinci baskı.Ankara:SABEV Yayınları,1998.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- Özenmiş, PINAR. (2000).ZİHİNSEL ENGELLİ OLAN VE OLMAYAN ÇOCUKLARIN NESNE İLE OYUN DAVRANIŞLARININ KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ. Yüksek Lisans Tezi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı. Ankara.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6- Wing, Lorna . Otizm El rehberi Çeviren: Semra Kunt , Doğan Kitap,2005</span>  ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eğitilebilir Zihinsel Engelliler]]></title>
			<link>https://www.zohreanaforum.com/konu-egitilebilir-zihinsel-engelliler.html</link>
			<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 01:07:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://www.zohreanaforum.com/member.php?action=profile&uid=57">zümre</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://www.zohreanaforum.com/konu-egitilebilir-zihinsel-engelliler.html</guid>
			<description><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oturma, emekleme ve yürüme yaşıtlarına göre biraz geç gelişir. Dikkat, bellekte tutma ve hatırlama gibi öğrenme süreçlerinde yetersizlikler görülür. Dış uyaranların etkisiyle dikkati çabuk dağılır ve yeniden dikkatini yoğunlaştırması için zamana gereksinim duyar. Kısa süreli hafızadaki bilgileri uzun süreli hafızaya aktarmada güçlükler yaşar, yani bilgiyi transfer etme yöntemlerinde eksikliklere sahiptir. Dil ve konuşma becerilerini öğrenmesi normal aşamalardan geçerek gerçekleşir; ama yaşıtlarına göre biraz yavaştır.<br />
Genellikle bu çocuklarda gelişim geriliği az olduğu için 5-6 yaşlarına kadar fark edilmeyebilirler. Normal zamanında okula başlarlar; fakat çok çabuk fark edilip özel eğitim sınıflarına gönderilirler. Bütün gelişim alanlarında öğretilebilir düzeydeki çocuklardan daha iyi gelişirler. Akademik, sosyal, motor, iletişim ve öz bakım becerilerinde yaşamlarını bağımsız sürdürebilecekleri bir duruma gelebilirler. Okuma-yazmayı öğrenebilir ve basit hesapları yapabilirler. Birçok işi yapabilir ve evlenip yaşamlarını bağımsızca sürdürebilirler. Çoğu zaman normal olarak bilinirler. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belli bir yaşa kadar özel eğitime ihtiyaç duyarlar. Performans düzeyi biraz daha yüksek olan çocuklar normal sınıflara kaynaştırma öğrencisi olarak gönderilirler. Bu sınıflardaki öğretmenler, çocuğun performans düzeyi, öğrenme ve gelişim hızı gibi bireysel özelliklerini dikkate alarak çocuğa özgü bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlarlar; çünkü normal sınıf ortamında bireysel eğitim çalışmaları yapılmazsa çocuk, gruba verilen bilgilerden yeterince yararlanamaz. Not verme gibi değerlendirme çalışmaları çocuğun gelişim hızına ve performans düzeyine göre yapılır. Çocuk, belli aralıklarla gelişim ve değerlendirilme ölçütleriyle değerlendirilir ve gelişme gösterdiği alanlar sürekli kaydedilir; çünkü çocuğun gelişim seviyesine göre eğitime yön verilir.  </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne baba yoğun ilgi gösterirse ve bireysel özelliklerine uygun özel eğitim verilirse çocuk, ilköğretim programından sonra meslek edindirme okullarına yönlendirilebilir. Bu okullarda yetersiz çocukların gereksinim duydukları bütün beceriler, çocukların düzeyine uygun olarak kazandırılır ve yaşamlarını bağımsız sürdürebilmeleri için yapabilecekleri işler öğretilir.  </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne baba, sabır ve sevgiyle çocuğun eğitimine ağırlık vermelidir; çünkü bunlar diğer çocuklardan daha çok ilgiye ve sevgiye gereksinim duyarlar.  </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel Özellikleri </span>   <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağır öğrenir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Konuşması geç ama normal gelişir.    </span><br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel gelişim alanlarında yaşamını bağımsızca sürdürebilecek kadar ilerleme gösterebilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evlenir ve çocuk sahibi olur. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ev işlerini yapar. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendinden küçüklerle oynamayı tercih eder. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duygu kontrolü sınırlıdır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok kolay yönlendirilebilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suç işlemeye yatkındır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal çocukları az geride takip eder. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok çeşitli işlerde çalışabilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma-yazma öğrenir; ama okuduklarını anlamada sorunlarla karşılaşır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Basit hesaplar yapar. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Yetişkinlikte çoğu zaman ayırt edilmez.   </span><br />
</li>
</ul>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Oturma, emekleme ve yürüme yaşıtlarına göre biraz geç gelişir. Dikkat, bellekte tutma ve hatırlama gibi öğrenme süreçlerinde yetersizlikler görülür. Dış uyaranların etkisiyle dikkati çabuk dağılır ve yeniden dikkatini yoğunlaştırması için zamana gereksinim duyar. Kısa süreli hafızadaki bilgileri uzun süreli hafızaya aktarmada güçlükler yaşar, yani bilgiyi transfer etme yöntemlerinde eksikliklere sahiptir. Dil ve konuşma becerilerini öğrenmesi normal aşamalardan geçerek gerçekleşir; ama yaşıtlarına göre biraz yavaştır.<br />
Genellikle bu çocuklarda gelişim geriliği az olduğu için 5-6 yaşlarına kadar fark edilmeyebilirler. Normal zamanında okula başlarlar; fakat çok çabuk fark edilip özel eğitim sınıflarına gönderilirler. Bütün gelişim alanlarında öğretilebilir düzeydeki çocuklardan daha iyi gelişirler. Akademik, sosyal, motor, iletişim ve öz bakım becerilerinde yaşamlarını bağımsız sürdürebilecekleri bir duruma gelebilirler. Okuma-yazmayı öğrenebilir ve basit hesapları yapabilirler. Birçok işi yapabilir ve evlenip yaşamlarını bağımsızca sürdürebilirler. Çoğu zaman normal olarak bilinirler. </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Belli bir yaşa kadar özel eğitime ihtiyaç duyarlar. Performans düzeyi biraz daha yüksek olan çocuklar normal sınıflara kaynaştırma öğrencisi olarak gönderilirler. Bu sınıflardaki öğretmenler, çocuğun performans düzeyi, öğrenme ve gelişim hızı gibi bireysel özelliklerini dikkate alarak çocuğa özgü bireyselleştirilmiş eğitim programı hazırlarlar; çünkü normal sınıf ortamında bireysel eğitim çalışmaları yapılmazsa çocuk, gruba verilen bilgilerden yeterince yararlanamaz. Not verme gibi değerlendirme çalışmaları çocuğun gelişim hızına ve performans düzeyine göre yapılır. Çocuk, belli aralıklarla gelişim ve değerlendirilme ölçütleriyle değerlendirilir ve gelişme gösterdiği alanlar sürekli kaydedilir; çünkü çocuğun gelişim seviyesine göre eğitime yön verilir.  </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne baba yoğun ilgi gösterirse ve bireysel özelliklerine uygun özel eğitim verilirse çocuk, ilköğretim programından sonra meslek edindirme okullarına yönlendirilebilir. Bu okullarda yetersiz çocukların gereksinim duydukları bütün beceriler, çocukların düzeyine uygun olarak kazandırılır ve yaşamlarını bağımsız sürdürebilmeleri için yapabilecekleri işler öğretilir.  </span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Anne baba, sabır ve sevgiyle çocuğun eğitimine ağırlık vermelidir; çünkü bunlar diğer çocuklardan daha çok ilgiye ve sevgiye gereksinim duyarlar.  </span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel Özellikleri </span>   <ul class="mycode_list"><li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ağır öğrenir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Konuşması geç ama normal gelişir.    </span><br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Genel gelişim alanlarında yaşamını bağımsızca sürdürebilecek kadar ilerleme gösterebilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evlenir ve çocuk sahibi olur. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ev işlerini yapar. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kendinden küçüklerle oynamayı tercih eder. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duygu kontrolü sınırlıdır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok kolay yönlendirilebilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suç işlemeye yatkındır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Normal çocukları az geride takip eder. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çok çeşitli işlerde çalışabilir. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Okuma-yazma öğrenir; ama okuduklarını anlamada sorunlarla karşılaşır. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Basit hesaplar yapar. </span>   <br />
</li>
<li><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Yetişkinlikte çoğu zaman ayırt edilmez.   </span><br />
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>