You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ahmet Altan'in Alevilikle İlgili Yazısı!!

Ahmet Altan'in Alevilikle İlgili Yazısı!!

Posting Freak
Ahmet Altan'in Alevilikle İlgili Yazısı!!
Ahmet Altan'in Alevilikle İlgili Yazısı!!
Alevilerden mektuplar alıyorum.
Bazıları, tam bir Alevi’ye yakıştığı gibi fevkalade hoşgörülü, kibar, aynı fikirde olmasa bile bunu dostane bir şekilde anlatıyor.
Bazıları ise inanılmaz bir öfke ve daha da şaşırtıcısı küfürlerle dolu.
Böyle küfürlü mektuplar yazan Alevilerin en kızdığı konu, “özgürlükleri parçalamadan, herkesin bütün özgürlüklere ortaklaşa sahip çıkmasını” öneren yazılar.
Başörtüsü serbestliğinden nefret ediyorlar.
AKP, Anayasa Mahkemesi’nin hedefi olduğunda bu partinin hukuksal haklarını savunmaya çalışmamız da onları kızdırıyor.
Arada bir bazı Alevi yazarların bizim hakkımızda yazdığı yazıları da getirip gösteriyorlar.
Üslupları inanılmaz derecede düzeysiz.
Aleviliğin neredeyse bütün felsefesini “hoşgörü” üzerine oturttuğunu düşünürseniz, bu garip üslup, Alevilerin arasında onların “inançlarını” bile bazen geri planda bırakabilen bir öfkenin yaygınlaştığını gösteriyor.
Niye bu kadar öfkeliler?
Ciddi sıkıntıları ve korkuları var çünkü.
Sanırım öncelikle çocuklarının okullarda “Sünnileştirilmesinden”, bir anlamda “dinsel bir asimilasyona” tâbi tutulmasından rahatsızlar.
İnançlarına ve kültürlerine saygı gösterilmesini istiyorlar.
Kim istemez?
Bence bu konuda çok haklılar.
Sünniler, çocuklarının başka bir mezhebin ya da dinin etkisine sokulmasından hoşlanır mı?
Hoşlanmaz.
Alevilerin kendi aralarındaki tartışmalardan anlayabildiğim kadarıyla bazı Aleviler, Aleviliğin ayrı bir din olduğunu, bazıları da Müslümanlığın bir mezhebi olduğunu savunuyor.
İster ayrı bir din olarak görsünler, ister ayrı bir mezhep, neticede onların farklı bir ibadet biçimi, farklı bir kültürü, farklı bir görüşü var, buna karışmaya da kimsenin hakkı yok.
Bu, çok anlaşılabilir bir şikâyet.
Benim anlayamadığım şu:
Sünnilerin de Alevilerin de bu ülkede sorunları var.
Biri kızının başındaki örtüye uzanan elden, diğeri çocuğunun inancının değiştirilmesinden şikâyetçi.
Ama dertlerini birlikte çözmek yerine, birbirlerine karşı dostane olmayan bir tutum içindeler.
Peki, bu anlaşmazlığı kim çözecek?
Bana sorarsanız bu işi çözmek Sünnilere düşer.
Birincisi onlar daha kalabalıklar.
İkincisi iktidarda Sünni ağırlıklı bir parti var.
AKP, “başörtüsü” özgürlüğü için kendi varlığını bile tehlikeye atabildiği, inanç özgürlüğünü böyle önemser gözüktüğü halde neden bir başka mezhebin inanç özgürlüğüne böyle sağır duruyor?
Bunun bir cevabı var mı?
Eğer Aleviler yığınlar halinde “Cumhuriyet mitinglerine” katılıyorsa, onları Diyanet’ten dışlayanın aslında “devlet” olduğunu unutup devletin yanında yer alıyorsa, hatta “darbe destekçisi” gibi gözüküyorsa, gençleri şiddete eğilimli davranıyorsa, bunda AKP’nin rolü yok mu?
İkisinin de sorunu aslında aynı.
İkisi de kendi inanç özgürlüğünü savunuyor.
İkisi de devletten aynı oranda dışlanıyor.
Bugün “ben Aleviyim” diyerek düzenli olarak cemevinde ibadete giden biri, ya da “ben Sünniyim” diyerek her hafta Cumaya katılan biri bu ülkede general olabilir mi?
Ya da böyle biri Dışişleri’nde yükselebilir mi?
Bu iki kuruluşta da Sünniler ve Aleviler vardır ama dinlerini ve inançlarını açıkça ortaya koymamak zorundadır onlar.
Bu topraklarda yaşayan insanların tümü, hep birlikte özgür olmadıkça, kimse özgür olamayacak.
Alevilerin haklarına aldırmayan Sünniler, başörtüsü özgürlüğünü kazanamazlar.
Başörtüsü özgürlüğünün fikrinden bile nefret eden Aleviler, kendi haklarını koruyamazlar.
“Sadece benim özgürlüğüm önemli” diyen hiç kimse bu ülkede özgür olmayacak.
Her dinden, her mezhepten, her dilden, her ırktan insanın bir arada özgür olabilmesinden başka hiçbir şans yok.
Alevinin özgürlüğünü engelleyen Sünni de, Sünninin özgürlüğüne karşı çıkan Alevi de, aslında kendi özgürlüğünü buduyor.
Sünni özgürlüğü, Alevi özgürlüğü, Türk özgürlüğü, Kürt özgürlüğü yoktur.
Özgürlük vardır sadece.
Ve, özgürlük geldiğinde ya herkese birden gelir ya da hiç kimseye gelmez.
Buradaki insanların birbirlerine düşman olarak, birbirlerinden nefret ederek, birbirlerinden kuşkulanarak, birbirlerinin özgürlüğüne set çekerek “özgürleşmeye” çabalamaları seksen beş yıl boyunca bir sonuç vermedi.
Bundan sonra da vermez.
Sünni kızı başörtüsünü takamadığı sürece Aleviler özgür olamayacak.
Alevilerin çocuklarının inançlarına saygı gösterilmediği sürece, Sünniler başörtüsü özgürlüğünü elde edemeyecek.
Mezhepler farklı olabilir.
Ama özgürlükler aynıdır.
AKP, başörtüsü özgürlüğünü gerçekten ciddiye alıyorsa, bunu bir inanç özgürlüğü olarak görüp önce Alevilerin sorununu çözmeli.
Emin olun AKP, Alevilerin inanç özgürlüğü için adım attığında başörtüsü özgürlüğü için de büyük bir adım atılmış olacak.
İstediğiniz kadar birbirinize kızın, birbirinizden nefret edin, bunları yazdığım için bana sitemkâr ya da küfürbaz mektuplar gönderin, kader bu ülkenin bütün “ezilenlerini” kalın zincirlerle birbirine bağlamış.
Ya hep beraber özgür olacaksınız.
Ya hep beraber köle kalacaksınız.
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
Ahmet Altan'in Alevilikle İlgili Yazısı!!
AHMET ALTAN:"Eğer Aleviler yığınlar halinde “Cumhuriyet mitinglerine” katılıyorsa, onları Diyanet’ten dışlayanın aslında “devlet” olduğunu unutup devletin yanında yer alıyorsa, hatta “darbe destekçisi” gibi gözüküyorsa, gençleri şiddete eğilimli davranıyorsa, bunda AKP’nin rolü yok mu? "

Eleştirim:
1-Aleviler diğer sünni kardeşleriyle birlikte cumhuriyet mitinglerine katılmışlardır. Ulusal birliğe sahip çıkmışlardır.
2- Aleviler "devlet" kavramından Atatürk2ün kurduğu "Laik Türkiye Cumhuriyeti Devletini" anlamaktadır. Karşı olduğumuz "parti devleti"dir.
3- Aleviler hiç bir zaman darbe destekçisi olmamıştır. Karşı devrimle mücadelede Atatürk'ün ocağı olan Türk ordusunun da taraf olmasını her zaman beklemişlerdir.
4-"Alevi gençleri şiddete eğilimli davranıyorlar." önermesi subjektif bir değerlendirmedir. Sünni ve Şafii gençlerin şiddet eğilimlerini ölçmüş mü? Elinde istatistiki veriler mi var? İlkokul çocuklarını bile polise taş attıran zihniyeti görmezden mi geleceğiz?

]AHMET ALTAN: "Başörtüsü özgürlüğünün fikrinden bile nefret eden Aleviler, kendi haklarını koruyamazlar."[/color]

Eleştirim:
1- "başörtüsü özgürlüğü" özgürlük hareketlerinin hiç bir döneminde siyasi bir talep olmamıştır. Karşı devrim ve gericiliğe hizmet eden hareketleri "özgürlük" kelimesiyle süsleyerek gizlemek kabul edilemez.
2."türban" ve "sıkmabaş" yobazlığını "Başörtüsü özgürlüğü" diye sunmak 2. cumhuriyetçilerin bir takiyesidir.

]AHMET ALTAN: "Ama dertlerini birlikte çözmek yerine, birbirlerine karşı dostane olmayan bir tutum içindeler."[/color]

Eleştirim:
1- Aleviler dertlerini birlikte çözme konusunda çok temiz ve onurlu bir geçmişe sahiptir.
2- Kurtuluş savaşı, Kore Savaşı, Kıbrıs Savaşı bunun en görkemli örnekleriyle doludur. Maraş, Çorum, Sivas olayları da Kara Parti'nin ümmetçi yaklaşımı da tarihe yapılan en büyük ihanetlerdir. Aleviler, varlıklarının kaderiyle Laik Türkiye Cumhuriyetinin kaderini "bir"lemişlerdir. O nedenle "dostane olmayan tutum"un tarafı bellidir. Ahmet Altan bilerek "eşit"leme yaparak bizleri bu ihanete ortak göstermeye çalışmasın.
3- Ahmet Altan, Sünniyi tanımak için cami cematinin içine girsin. Alevilerin birinci dereceden düşman algılandığını görecektir. Alevilerin sorunu Sünniler veya sünnilik değildir. Yobazlık gericilik, şeriatçılık ve dinin siyasete alet edilmesidir. Tüm sünniler kardeşimiz, bacımız, Atatürk yolunda yoldaşımızdır.

Sonuç:
1-Alevi sorunu Atatürk ilkelerine bağlı Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin sorunlarıdır. Tek başına "Alevilik" bu devlete karşı direnç noktası olmamıştır.
2-Aleviler hiç bir zaman inançlarını öne sürerek "devlete" cephe açmamışlardır. Buna rağman ezilmekten kurtulamamışlardır. Bunun sebebi partizanlkık ve "sünni devlet" anlayışıdır.
3- Aleviliği kullanarak ABD ve AB ihsanlarından faydalanmak için ayrılıkçı unsurların değirmenine su taşıyanlar olabilir. Onlar tüm topluma mal edilemez.
4- Atatürk ilkelerini uygulayan laik, sosyal ve hukuk devleti işlerse Alevinin de Aleviliğin de sorunları çözülür. Laik Cumhuriyetin yaşama özgürlüğü olmazsa Alevinin de özgürlüğünden söz edilemez.
5-Sorunları iyi niyetle ve doğru teşhis etmek aydın olmanın en önemli sorumluluklarından biridir. Bunu 2. cumhuriyetçilerde nedense göremiyorum.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.