O anda ne düşünüyordu sizce?
(Atatürk taarruz öncesi Kocatepe sırtlarında.)


Birazdan büyük bir savaş daha başlayacaktı.
Bir milletin belki de tarih sahnesinden silinip gideceği bir savaş…
Ve o milletin varıyla yoğuyla yaratılan ordunun, başkumandanı düşünüyor.

Peki, ama neyi?
Sorumuza; “savaşın sonucunu düşünüyordur ve ya düşmanın hangi yönde direnç gösterebileceğini düşünüyordur.” yanıtını vermek mantıklı görünebilir.

Ancak; taarruzdan birkaç gün önce dostlarına “15 gün sonra İzmir’de görüşürüz” demişti.
Sonuç olarak da; ordu, 14 gün sonra İzmir halkı tarafından karşılandı.
Demek ki kendinden, subaylarından ve askerlerinden emindi.
Zaten Mehmetçiği O’ndan iyi kimse tanıyamazdı.
Çanakkale’de savaşın seyrini, süngü ile savaşan bu vatan evlatları ile değiştirmişti.

Henüz 1919 yılında Ankara yolunda Mazhar Müfit’e yazdırdıklarından, sadece zaferden emin olmadığını anlıyoruz. Ufkun ötesini gören bu insanın kafasında farklı şeyler vardı ve;
—Cumhuriyet kurulacak
—Padişahlık kaldırılacak
—Örtünme kalkacak
—Şapka kullanılacak
—Latin harflerine geçilecek diye yazdırmıştı Mazhar Müfit’e.

Evet, henüz ordusu bile olmayan bir ülke için hayal sayılabilecek bu düşünceler, hiçbir sıfatı olmayan bir sivilin aklından geçiyordu.
“Bu defteri sakla ve kimseye gösterme!” dedi.

Düşünsel anlamda; Olmayan orduya savaş kazandırmış, olmayan meclise Cumhuriyet’i kurdurmuştu.

O halde tekrar soralım; O anda ne düşünüyordu sizce?
Yanıtı bulabilmek için tarih sayfaları içinde biraz daha gezinmemiz gerekiyor.

Taarruz sonuç verip de Ordu İzmir’e ulaştığında herkes bayram havasındayken,
o; “Asıl savaş şimdi başlıyor.” dedi.
Askeri zaferi siyasi ve ekonomik zaferle perçinlemek düşüncesindeydi.
Ama maalesef etrafında misyonunu tamamlamış birçok şahsiyet vardı.
Ta Sivas günlerinde mandacıları saf dışı bırakan Mustafa kemal şimdi de kurtuluştan Cumhuriyet’e giden uzun yolda birer birer saltanat yanlılarından koptu.
Yanında bir avuç devrim kadrosu kalmıştı.
Ve yıl henüz 1923’tü…

Bunu mu düşünüyordu sizce orada?
Cumhuriyet fikrinden sonra yanında kimlerin kalacağını mı?
Belki de…

“Elime bir güç geçerse gereken devrimleri bir anda yaparım.” diyen Mustafa Kemal, o güce ulaştığında dediği gibi yaptı.
Saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyet’in ilanından sonra sırasıyla;

—Hilafet kaldırıldı.
—Şapka devrimi yapıldı.
—Laiklik kabul edildi.
—Uluslar arası rakamlardan sonra Latin harfleri de kabul edildi.
—Soyadı kanunu kabul edildi.
—Kadınlara seçme-seçilme hakkı verildi.

Bir toplumun evrimini yüz yıl kadar ( belki daha da fazla ) hızlandırmıştı.
Ama ideallerindeki toplum ve ülkeye ulaşmak için her adım atışında, yaptığı her devrimde yanından birileri koptu gitti.

İşin gizemi, henüz 1919’da zafer dahi kazanılmamışken söylediği şu sözdedir;

“Başımıza neler örülmek istenildiği ve nasıl karşı koyduğumuz ve daha doğrusu milletin arzu ve emellerine uyarak ve onun yardımıyla nasıl çalıştığımız görülmeli ve gelecek kuşaklar için ibret ve uyanıklığı gerektirmelidir. Zaten her şey unutulur. Fakat biz her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün umudum gençliktedir!”

Henüz gerçekleşmemiş başarılarının, yapılmamış devrimlerin bile unutulup gidebileceğini ta 1919’da sezmiş, o yıllarda bile ümidini gençliğe bağlamıştı.
O halde rahatlıkla diyebiliriz ki; devrimlerin hızına yetişemeyenlerin kendisinden kopup gideceğini biliyordu!

O gün Kocatepe’de yıllar sonrasını düşünüyordu belki de.
Belki elli, belki yüz yıl sonrasını…
“Ümit bağladığım gençlikten ne kadarı beni anlayabilecek?
Ne kadarı emanetimi koruyabilecek, ne kadarı manevi mirasçım olabilecek?”
Sorularını o gece kendine sormuş olamaz mı?

Kim bilir…

Kendi kurduğu devletin; askerinin, polisinin ve hatta hükümetlerinin bile günün birinde ihanet edebileceğini öngören bir devrimci düşünün…

O’nun idealleri uğruna yaptıklarını…

Ve bizim yap(a)madıklarımızı düşünün…

Kazanılan zaferlere, yapılan devrimlere sözde değil özde sahip çıkmak kolay iş değildir.
Mustafa Kemal’in “Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, kuvvetli, bedenen sağlam, yüksek karakterli muhafızlar ister!” sözünde açıkça belirttiği gibi çok yönlülük ve birikim ister.

Rehberimiz/önderimiz Mustafa Kemal’e yaraşır bir gençlik olmak dileğiyle;
Büyük önderimizi, silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor,

Zafer Haftanızı en içten dileklerimle kutluyorum.

HALİL İLHAN AYDOĞDU

(Kaynak : Tarihtarih.com)

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » IŞİD'den Türkiye'ye büyük hakaret!
  • » KEY alacaklılarına müjde
  • » Bilgisayarınızı kapatın, biraz insan...
  • » Suçluların parmak izine 'nano takip'
  • » Hz. Mevlana’yı anma etkinlikleri...
  • » Sivas Davasında muhabirin sorusu...
  • » Canlar bu resime anlam veremedim,ya siz?
  • » 'Demokratikleşm e paketi bölücü bir...
  • » Meksika ekonomisi yüzde 6.5 küçüldü
  • » Sağlık Bakanlığı bin 750 personel alacak

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Halk isterse kovar !
  • » Atatür ve Celal Güzelses
  • » Atatürk’ün, yalan söylenmesini...
  • » Binbaşı Mustafa Kemal
  • » ''Morfin''
  • » Anılarla Mustafa Kemal Atatürk
  • » Atatürk Trabzon'da
  • » spor nedir
  • » Gökten düğme yağıyor...
  • » Lâkap ve Unvanların kaldırılması ile...