19/12/2008, 00:57
Bu yazımla bir tartışma açmak niyetindeyim.
Üyelerimizin bu konu dışına çıkmadan katkılarını bekliyorum.
GÜNÜMÜZ ALEVİLİĞİNDE DEDELER:
1-Toplumumuzun geçmişinde sosyal ve ekonomik hayatında dedeler her zaman var olmuştur. İnancımız gereği dedeler daima sevgi saygı ve kabul görmüşlerdir. Günümüzde Alevi toplumunun bu dedelere ve dedelik kurumuna ihtiyacı var mıdır?
2- Dedelik, halkın gözünde ruhsatını "ocakzade" olmakla alır. Bu ocakzadeler kerametleri ve lütuflarıyla evliyalığını ispat etmiş pirlerdir. Bu pirlerin hakka yürümesinden sonra yolu süren "ocakzade dedeler" halkın inanç dünyalarını aydınlatmaya devam etmişlerdir.
3- Cumhuriyetle birlikte sanayileşme ve kentleşme ile beraber Alevi toplumu da göç kervanına katılarak kentlerde mevziler kazandılar. Onlar kente geldiklerinde köydeki dedeleri de geldiler. Şehir ve mahallelerde oturan taliplerinde "hakkullah" adı altında haksız gelir elde etmeye başladılar. Ocağını yolunu süren dedeler ise köy ve kasabalarında yanlız ve ilgiye muhtaç olarak gayba girdiler. Bir süre sonra Türkiye'de yolu süren bir tek ocak bile kalmadı fakat yüzlerce binlerce dede vardı. Toplum artık dedelere saygıda kusur etmiyor ama dedelik makamına da inanmıyordu.
4- Şehirde yetişen Aleviler çocuklarını okuttular. Okuyan çocuklar dedeleri çoğunlukla benimsemedi. Genellikle sol siyaset ve franksiyonel hareketlere destek verdiler. İki kutuplu soğuk savaş döneminde taraf olan Alevi gençleri, okumuşları Hz. Ali'nin değil Che'nin, Mao'nun, Lenin'in resimlerini asıyordu odalarına. Aile büyüklerinin "dedelere" olan sevgi ve saygısını eleştiriyor onları alaycı gülümsemelerle dinliyorlardı. Hele bir türbeyi ziyaret etmek mum yakmak nerdeyse unutulmuştu şehirlerde.
5- Şimdi yeni bir konjonktür var. Sovyet bloğu çöktü. Tek kutuplu dünyada solculuk para etmiyor. Franksiyonel derneklerin levhaları indirildi. Yeni dernek levhalarında artık Pir Sultan Abdal'ın, Hacı Bektaşi Veli'nin, Anadolu erenlerinin adı yazıyordu. Yeni bir mücadele ve uğraş alanı keşfedildi. Bir zamanlar unutulan türbeler adına dernekler kuruldu. Türbelerin başında şenlikler tertip edildi. Herkes Alevilik üzerine yeni araştırmalar, açıklamalar, masallar yazmaya başladı. Bunlar Alevi araştırmacı, Alevi kanaat önderleri oldular.
6- Şehirlerdeki potansiyeli ve talebi farkettiler. Bağışlarla yapılan cem evlerine dede olmaya veya dede bulmaya başladılar. İnancına sahip çıkmadıkları, alaya aldıkları dedelik kurumu birden ihtiyaç olarak görüldü. Neden? Çünkü Alevi'nin dedesi olmazsa olmaz da ondan.
7- Peki şimdi başa dönmedik mi? Hani dedelik artık bitmiş bir kurumdu?Ayrıcalıklı bir dedeler sınıfını kendi ellerimizle yaratmış olmuyor muyuz? Bunlardan gelen çocukları "dedelik, babalık, analık" iddasında bulunurlarsa yeni bir halifelik makamı yaratmış olmaz mıyız?
Kerametiyle, icraatiyle, lütuflarıyla mürşitliğini ispat eden bir dede var mı? Yok.
O zaman dedelik bir meslek haline gelmektedir. Hocalığın meslek olması gibi "dedelik" de maaşa bağlanan sigortası olan bir meslek olmalı mıdır?
Tam karşılığı değil ama olası bir Alevi ruhban sınıfını yaratmış olmuyor muyuz?
Oysa dedelik bir meslek değildir.
Bu aynı zamanda bir sorunsaldır da. Cem evlerinde bu hizmeti görecek birilerine ihtiyaç var. Tarihte bunlar dedelerimizdi. Şehirli, okumuş, aydın Alevi genci her ilçede bir cem evi varsa her ilçede inanç hizmetini gören bir dede varsa hangi dedeyi "rehber" kabul edecek. Şimdi ne olacak? Her dede cem yürüttüğünde her birini pir kabul edip niyaz mı edeceğiz?
Benim önermem şudur:
Cem evlerinde inanca yönelik hizmetleri verecek olanlara "dede" yerine "önder" ve benzeri farklı bir isim verilebilir. Çünkü Alevi inancında "dede" Ehlibeytten gelenleri ifade eden ve kutsallığı bulunan bir kavramdır.
"Önder" derneğin veya vakıfın gönüllü bir hizmet eri de olabilir, sigortalı maaşlı bir personeli de olabilir. Dede denmediği için çocukları da "dedelik", "ocakzade" vb. haklar talep edemezler.
Cem evlerini okul kabul edersek bu okulun bir öğretmeni de olmalıdır.
Günümüzde Alevilik yolunun öğretmeni kerametleri ve verileriyle mürşitliğini ispatlamış olan Yüce Zöhre Ana'dır.
Post, keramet, asa, hırka, taç, umman ve lütuf Zöhre Ana'dadır.
Günümüzde pirlik, mürşitlik, dedelik, analık makamı onundur.
Böylece kavram karmaşasını önlemiş oluruz.
Günümüzde sayıları birden çoğalan dedeler hakkında neler düşünüyorsunuz.
İnanca yönelik hizmetler için ihtiyaç olan bu insanlara farklı bir isim verilmeli midir?
Görev tanımları ve hizmet koşulları nasıl olmalıdır?
Üyelerimizin bu konu dışına çıkmadan katkılarını bekliyorum.
GÜNÜMÜZ ALEVİLİĞİNDE DEDELER:
1-Toplumumuzun geçmişinde sosyal ve ekonomik hayatında dedeler her zaman var olmuştur. İnancımız gereği dedeler daima sevgi saygı ve kabul görmüşlerdir. Günümüzde Alevi toplumunun bu dedelere ve dedelik kurumuna ihtiyacı var mıdır?
2- Dedelik, halkın gözünde ruhsatını "ocakzade" olmakla alır. Bu ocakzadeler kerametleri ve lütuflarıyla evliyalığını ispat etmiş pirlerdir. Bu pirlerin hakka yürümesinden sonra yolu süren "ocakzade dedeler" halkın inanç dünyalarını aydınlatmaya devam etmişlerdir.
3- Cumhuriyetle birlikte sanayileşme ve kentleşme ile beraber Alevi toplumu da göç kervanına katılarak kentlerde mevziler kazandılar. Onlar kente geldiklerinde köydeki dedeleri de geldiler. Şehir ve mahallelerde oturan taliplerinde "hakkullah" adı altında haksız gelir elde etmeye başladılar. Ocağını yolunu süren dedeler ise köy ve kasabalarında yanlız ve ilgiye muhtaç olarak gayba girdiler. Bir süre sonra Türkiye'de yolu süren bir tek ocak bile kalmadı fakat yüzlerce binlerce dede vardı. Toplum artık dedelere saygıda kusur etmiyor ama dedelik makamına da inanmıyordu.
4- Şehirde yetişen Aleviler çocuklarını okuttular. Okuyan çocuklar dedeleri çoğunlukla benimsemedi. Genellikle sol siyaset ve franksiyonel hareketlere destek verdiler. İki kutuplu soğuk savaş döneminde taraf olan Alevi gençleri, okumuşları Hz. Ali'nin değil Che'nin, Mao'nun, Lenin'in resimlerini asıyordu odalarına. Aile büyüklerinin "dedelere" olan sevgi ve saygısını eleştiriyor onları alaycı gülümsemelerle dinliyorlardı. Hele bir türbeyi ziyaret etmek mum yakmak nerdeyse unutulmuştu şehirlerde.
5- Şimdi yeni bir konjonktür var. Sovyet bloğu çöktü. Tek kutuplu dünyada solculuk para etmiyor. Franksiyonel derneklerin levhaları indirildi. Yeni dernek levhalarında artık Pir Sultan Abdal'ın, Hacı Bektaşi Veli'nin, Anadolu erenlerinin adı yazıyordu. Yeni bir mücadele ve uğraş alanı keşfedildi. Bir zamanlar unutulan türbeler adına dernekler kuruldu. Türbelerin başında şenlikler tertip edildi. Herkes Alevilik üzerine yeni araştırmalar, açıklamalar, masallar yazmaya başladı. Bunlar Alevi araştırmacı, Alevi kanaat önderleri oldular.
6- Şehirlerdeki potansiyeli ve talebi farkettiler. Bağışlarla yapılan cem evlerine dede olmaya veya dede bulmaya başladılar. İnancına sahip çıkmadıkları, alaya aldıkları dedelik kurumu birden ihtiyaç olarak görüldü. Neden? Çünkü Alevi'nin dedesi olmazsa olmaz da ondan.
7- Peki şimdi başa dönmedik mi? Hani dedelik artık bitmiş bir kurumdu?Ayrıcalıklı bir dedeler sınıfını kendi ellerimizle yaratmış olmuyor muyuz? Bunlardan gelen çocukları "dedelik, babalık, analık" iddasında bulunurlarsa yeni bir halifelik makamı yaratmış olmaz mıyız?
Kerametiyle, icraatiyle, lütuflarıyla mürşitliğini ispat eden bir dede var mı? Yok.
O zaman dedelik bir meslek haline gelmektedir. Hocalığın meslek olması gibi "dedelik" de maaşa bağlanan sigortası olan bir meslek olmalı mıdır?
Tam karşılığı değil ama olası bir Alevi ruhban sınıfını yaratmış olmuyor muyuz?
Oysa dedelik bir meslek değildir.
Bu aynı zamanda bir sorunsaldır da. Cem evlerinde bu hizmeti görecek birilerine ihtiyaç var. Tarihte bunlar dedelerimizdi. Şehirli, okumuş, aydın Alevi genci her ilçede bir cem evi varsa her ilçede inanç hizmetini gören bir dede varsa hangi dedeyi "rehber" kabul edecek. Şimdi ne olacak? Her dede cem yürüttüğünde her birini pir kabul edip niyaz mı edeceğiz?
Benim önermem şudur:
Cem evlerinde inanca yönelik hizmetleri verecek olanlara "dede" yerine "önder" ve benzeri farklı bir isim verilebilir. Çünkü Alevi inancında "dede" Ehlibeytten gelenleri ifade eden ve kutsallığı bulunan bir kavramdır.
"Önder" derneğin veya vakıfın gönüllü bir hizmet eri de olabilir, sigortalı maaşlı bir personeli de olabilir. Dede denmediği için çocukları da "dedelik", "ocakzade" vb. haklar talep edemezler.
Cem evlerini okul kabul edersek bu okulun bir öğretmeni de olmalıdır.
Günümüzde Alevilik yolunun öğretmeni kerametleri ve verileriyle mürşitliğini ispatlamış olan Yüce Zöhre Ana'dır.
Post, keramet, asa, hırka, taç, umman ve lütuf Zöhre Ana'dadır.
Günümüzde pirlik, mürşitlik, dedelik, analık makamı onundur.
Böylece kavram karmaşasını önlemiş oluruz.
Günümüzde sayıları birden çoğalan dedeler hakkında neler düşünüyorsunuz.
İnanca yönelik hizmetler için ihtiyaç olan bu insanlara farklı bir isim verilmeli midir?
Görev tanımları ve hizmet koşulları nasıl olmalıdır?
nasıl olsa bende de hacılık,hocalıkda var artık dede olmak benim için kolay oldu. nasıl olsa arkamda AKP- dıger yamyamlar partısı var
seçimlerden sonra İmanın şartını,İslamın şartını bilmeyene cennet tapusu yokdur.