20/10/2008, 19:24
Dört Kapı Kırk Makam tasavvufi düşüncede Bektaşiliğin erkanı olarak tarif edilmektedir.
Biz Aleviler genellikle yolumuzu bu tasnife göre anlatmaya çalışırız.
Ancak bu yol tasavvuf yolu değil, hak yoludur. Pirimiz Zöhre Ana'nın bir sözü şöyledir: "Tassavvuf değil hak ilmi."
Öyleyse yaşayan evliya zöhre Ana'nın verilerine göre dört kapı ve kırk makamı nasıl anlamalıyız.
[COLOR="red"]Mehtaptaki Erenler kitabından Dört Kapı ile ilgili hikmetlerini okuyalım:
Bildiren: Zöhre Ana
HIDIR ABDAL
İstanbul yoluna ordumu koydum
Gözcü Karaahmet'tir pirimi buldum
Dörk kapı kırk makam postumu koydum
Ecel fermanı hergün okudum.(sayfa:185)
GÖKÇE DEDE
Muhammed adına Mustafa dendi
Kırkların içine semaye indi
Dört kitap yazıldı niyaz verildi
Katibi Ali'den el olmadıkça.(179)
KEVSER ANA
Dört kapı üstünde Kırklar duruyo
Yeşerir dalları yaprak kuruyo
Susamış toprağa sular suluyo
Dünya senin olsa yine kalıyo.(163)
DERVİŞ MUHAMMED
Dört kapı adına postumu koydum
Bir ayak üstünde kırk saat durdum
Bugün Zöhre Ana'ya soyumu sordum
İşte kimliğimi duydum erenler
Bu nefeslerde dört kapının insanlara hakkı bilmek için gönderilen Dört Kutsal Kitap ve Peygamberleri olduğu anlaşılmaktadır.
İnanç yolunda müridin geçeceği kapılar değildir.
Kırklarla ilgili hikmetleri okuyunca bunun eren- evliyanın dolayısıyla Hz. Ali'nin makamları olduğu çok net olarak anlaşılmaktadır.
YUNUS EMRE
Karadan okumuş akı bilemez
Kırklar Dergahı'nda her kul gezemez
Abukevser ırmağından içemez
Dilden Allah Allah, kalpten sevemez.(61)
HAYRETTİN BABA
Muhammed üstadım pirim Ali'dir
Kırkların evinde cemde yeridir
İman ikrar bir karar verilir
En sonunda cesat yere serilir.(77)
Kara giymiş derviş hakka gezinir
Gece yatmaz gündüz kula ezilir
Kırkların darına duran dizilir
Hz. Hüseyin niye kesilir.(78)
HAYDAR SULTAN
Kırkların cemine erenler indi
Divanı Muhammed, teni Ali'ydi
Göç eden kervanı Arap belliydi
Sıfatı divandan gidendin haydar.(92)
HALİL DEDE
Akibetin Hak'tır yeri
Kırkların binası Ali
Gökyüzünde kanat çırpmış
Halil Dede Hak'tır dili.(104)
HIZIR HATEM
Muhip yar olursan candan bellidir
Hızır'ın bir adı Bektaş Veli'dir
Yeşil seccadeye niyaz verilir
Dört Kapı Kırk Makam erler yeridir.(107)
ÇOBAN ALİ
Dört kapı adına Kırklar dediler
Kırkların binasına ser vermediler
Çoban Ali gezer Hak bilmediler
Zöhre Ana bildirir gül Çoban Ali.(248)
HALİL PEYGAMBER
Memleketim yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırkları binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana, Ali'dir dilim.(305)
Her gelen evliya Kırklar'dan gelmektedir.
Bu nedenle her pirin dergahı zahirdeki "Kırklar Dergahı'dır."
Kırkların piri de Hz. Ali'dir. Onun için "Kırk bir kere maaşallah." deriz. Anlamı "Kırkı da bir, maaşallah." demektir. Bu, Kırkların Hz. Ali olduğunu vurgulayan bir sözdür.
"İlim şehri'nin kapısı- anahtarı veya eşiği Hz. Ali'dir. Biz gerçeği onunla buluruz. Onunla Hak bize anlaşılır hale gelir, yaratıcı yüce varlığı onunla idrak ederiz.
Bizim kapısında beklediğimiz O'dur. "Sohbeti nasip olsun." diye dilediğimiz O'dur, lokmasını şifa niyetine bize sunan O'dur. O hakkın bir sıfatıdır. Hakkın dili ve gönlü ondadır. Hak, alemi onunla seyreder. Hak onun aşkına rahmet yağdırır.
Uzaklara gidince aradığımız, aya yıldıza bakıp seslendiğimiz, bizi duyan, bilen, niyetlerimize göre veren O'dur. Hz. Muhammed'e Aslan görünen O'dur. İbrahim'e kurban gönderen O'dur.
O'nun bin bir sıfatı vardır.
Bugün de karşımızda Zöhre Ana'dır.
Bilenlere selam olsun.
Biz Aleviler genellikle yolumuzu bu tasnife göre anlatmaya çalışırız.
Ancak bu yol tasavvuf yolu değil, hak yoludur. Pirimiz Zöhre Ana'nın bir sözü şöyledir: "Tassavvuf değil hak ilmi."
Öyleyse yaşayan evliya zöhre Ana'nın verilerine göre dört kapı ve kırk makamı nasıl anlamalıyız.
[COLOR="red"]Mehtaptaki Erenler kitabından Dört Kapı ile ilgili hikmetlerini okuyalım:
Bildiren: Zöhre Ana
HIDIR ABDAL
İstanbul yoluna ordumu koydum
Gözcü Karaahmet'tir pirimi buldum
Dörk kapı kırk makam postumu koydum
Ecel fermanı hergün okudum.(sayfa:185)
GÖKÇE DEDE
Muhammed adına Mustafa dendi
Kırkların içine semaye indi
Dört kitap yazıldı niyaz verildi
Katibi Ali'den el olmadıkça.(179)
KEVSER ANA
Dört kapı üstünde Kırklar duruyo
Yeşerir dalları yaprak kuruyo
Susamış toprağa sular suluyo
Dünya senin olsa yine kalıyo.(163)
DERVİŞ MUHAMMED
Dört kapı adına postumu koydum
Bir ayak üstünde kırk saat durdum
Bugün Zöhre Ana'ya soyumu sordum
İşte kimliğimi duydum erenler
Bu nefeslerde dört kapının insanlara hakkı bilmek için gönderilen Dört Kutsal Kitap ve Peygamberleri olduğu anlaşılmaktadır.
İnanç yolunda müridin geçeceği kapılar değildir.
Kırklarla ilgili hikmetleri okuyunca bunun eren- evliyanın dolayısıyla Hz. Ali'nin makamları olduğu çok net olarak anlaşılmaktadır.
YUNUS EMRE
Karadan okumuş akı bilemez
Kırklar Dergahı'nda her kul gezemez
Abukevser ırmağından içemez
Dilden Allah Allah, kalpten sevemez.(61)
HAYRETTİN BABA
Muhammed üstadım pirim Ali'dir
Kırkların evinde cemde yeridir
İman ikrar bir karar verilir
En sonunda cesat yere serilir.(77)
Kara giymiş derviş hakka gezinir
Gece yatmaz gündüz kula ezilir
Kırkların darına duran dizilir
Hz. Hüseyin niye kesilir.(78)
HAYDAR SULTAN
Kırkların cemine erenler indi
Divanı Muhammed, teni Ali'ydi
Göç eden kervanı Arap belliydi
Sıfatı divandan gidendin haydar.(92)
HALİL DEDE
Akibetin Hak'tır yeri
Kırkların binası Ali
Gökyüzünde kanat çırpmış
Halil Dede Hak'tır dili.(104)
HIZIR HATEM
Muhip yar olursan candan bellidir
Hızır'ın bir adı Bektaş Veli'dir
Yeşil seccadeye niyaz verilir
Dört Kapı Kırk Makam erler yeridir.(107)
ÇOBAN ALİ
Dört kapı adına Kırklar dediler
Kırkların binasına ser vermediler
Çoban Ali gezer Hak bilmediler
Zöhre Ana bildirir gül Çoban Ali.(248)
HALİL PEYGAMBER
Memleketim yozgat Yemen'dir ilim
Horasan köyünden geliyor pirim
Kırkları binasında var oldu yerim
Sıfatı Zöhre Ana, Ali'dir dilim.(305)
Her gelen evliya Kırklar'dan gelmektedir.
Bu nedenle her pirin dergahı zahirdeki "Kırklar Dergahı'dır."
Kırkların piri de Hz. Ali'dir. Onun için "Kırk bir kere maaşallah." deriz. Anlamı "Kırkı da bir, maaşallah." demektir. Bu, Kırkların Hz. Ali olduğunu vurgulayan bir sözdür.
"İlim şehri'nin kapısı- anahtarı veya eşiği Hz. Ali'dir. Biz gerçeği onunla buluruz. Onunla Hak bize anlaşılır hale gelir, yaratıcı yüce varlığı onunla idrak ederiz.
Bizim kapısında beklediğimiz O'dur. "Sohbeti nasip olsun." diye dilediğimiz O'dur, lokmasını şifa niyetine bize sunan O'dur. O hakkın bir sıfatıdır. Hakkın dili ve gönlü ondadır. Hak, alemi onunla seyreder. Hak onun aşkına rahmet yağdırır.
Uzaklara gidince aradığımız, aya yıldıza bakıp seslendiğimiz, bizi duyan, bilen, niyetlerimize göre veren O'dur. Hz. Muhammed'e Aslan görünen O'dur. İbrahim'e kurban gönderen O'dur.
O'nun bin bir sıfatı vardır.
Bugün de karşımızda Zöhre Ana'dır.
Bilenlere selam olsun.