Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: Atatürk'ün attan düşerek bir kaburga kemiği kirildi.
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile birlikte Polatlı'daki cephe karargahına gitti. Cepheyi denetledikten sonra geri dönerken bineceği at ürktü ve Mustafa Kemal düştü, bir kaburga kemiği kırıldı. (1)

Atatürk'ü tedavi eden Mim Kemal Öke olayı şöyle anlatıyor:
"Bir gün ata binerken yanındakilerden biri Ata'nın sigarasını yakmak için kibrit çakmış, ****** da ürkünce Atatürk'ü yere düşürmüş.

İşte bu kaza neticesi Mustafa Kemal'in üç (diğer kaynaklarda bir) kaburga kemiği kırıldı. Kendisini köşke getirdiler. Ben de derhal Çankaya'ya geldim. Atatürk'ün tedavisi ile bizzat meşgul oldum. Kemikleri sardık. Güçlükle nefes alabiliyordu. Buna rağmen cepheye gitmekte ısrar etti. Mani olmaya çalıştık. Katiyen dinlemedi.

Bir taraftan inliyor, bir taraftan da cepheyi idare ediyordu. Bu esnada büyük bir yağmur başlamıştı. Atatürk:
"-Allah bu sefer de Konstantin'e yardım etti." diyordu. Halbuki netice Konstantin'in yüzünü güldürmedi. Mustafa Kemal üç kırık kaburgası ile tarihin istikametini değiştirmişti."(2)

Kılıç Ali, anılarında Atatürk'ün attan düşmesinin "hafif bir baş dönmesi" sonucu olduğunu söylüyor. (3)

Bu olaydan sonra askerler arasında Mustafa Kemal'in "Bu, Tanrı'nın bir işaretidir. Kemiğim nasıl kırıldıysa, düşmanın direnci de aynı yerde kırılacaktır." dediği söylenti olarak dolaşıyor.(4)

Tedavi için 16 Ağustos'ta Ankara'ya giden Mustafa Kemal Paşa, Kılıç Ali'nin anlattığına göre aynı gün bir nikâh törenine katılıyor:

"Mustafa Kemal Paşa'nın muayene için Ankara'ya geldiği gün, bir rastlantı olarak kızkardeşim Naime'nin Maraş Mebusu Mithat Bey ile nikâhı yapılacaktı. Paşa, muayeneden sonra, Rauf Bey'i de yanına alarak nikâha gelmek nezaketini göstermişti.

Hatta kendisi kız kardeşimin vekili, Rauf Bey de şahidi olmuşlardı. Gazi, sevdiklerinin özel hayatıyla ilgilenmekten ayrı bir zevk alırdı. O tarihlerde eski usul nikâh kıyıldığı için mihr-i müeccel ve mihr-i muaccel olarak bir kuruştan bahsolonuyordu. Paşa:

"Vekâletim hasebiyle ben bir kuruşa kız vermem!" demiş ve nikâhı on lira üzerinden kıydırmıştı."
O gün çok ıstırap çekmesine rağmen, geceyi de bizimle geçirmek lütfunda bulundu. Hiç unutmam: Kendisi minderin üzerinde oturuyordu. Rahatsız olmaması ve acısının azalması için, etrafını yastıklarla doldurmuştuk. Bu şekilde gecenin geç saatine kadar bizimle kaldı..."(5)

Mustafa Kemal, 17 Ağustos'ta yine Ankara'dan cepheye hareket etti.(6)

Paşa'nın hasta halde cepheye hareketi hakkında Fahri Belen, Mustafa Kemal Paşa'nın Muhafız Komutanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey'den şöyle bir anı aktarıyor:

"Muhafız Komutanı Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey (General Tekçe) bu olayı bana şöyle anlattı: "Biz Paşa'nın bir süre istirahat edeceğini sanıyorduk. Birgün seferi kıyafetle yanımıza gelerek, derhal harekete hazırlanmamızı emretti. Ve dedi ki, " benim kemiklerim zedelendi, ben de düşmanın kafasını ezeceğim.""(7)
.
.
.
Kaynakça:
(1) Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü, C.III, 2.baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1995, s.649
(2) "Ord. Prof. Mim Kemal, Atatürk'ü Anlatıyor", Akşam Gazetesi, 10.11.1951
(3) Hulusi Turgut, Atatürk'ün Sırdaşı Kılıç Ali'nin Anıları, 17.basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2015, s.150
(4) Lord Kinross, Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Çev. Necdet Sander, 28.basım, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2016, s.325
(5) Hulusi Turgut, age., s.151
(6) Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, 3.baskı, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2015, s.262
(7) Fahri Belen, Türk Kurtuluş Savaşı, Yayına Hazırlayan: Enis Şahin, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2014, s.347