Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: Köşeli Yazılar...
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Gizli tanık tutanağı...

Yılmaz ÖZDİL

Yılmaz Özdil gazetecilik litaratürüne 'sokuşturmacı gazetecilik' tabirini de soktu. Nedir bu 'sokuştumacı gazetecilik'?

Gizli tanık tutanağı...


Araştırmacı gazetecilik var.


Soruşturmacı gazetecilik var.

¡

Şimdi yeni moda çıktı:

“Sokuşturmacı” gazetecilik!

¡

Geçen salı sabahı Star Haber’de Uğur Dündar yönetiminde toplantıdayız... Özel haber müdürümüz Turgut Erat, “Erzincan Başsavcısı’nın içeri tıkılmasına vesile olan gizli tanıklar telefon etti, söylemedikleri laflar tutanağa geçirilmiş, ifadeler palavraymış, Star Haber’e çıkıp anlatmak istiyorlarmış” dedi... “Sen ne cevap verdin?” dedik... Uğur Dündar’ın habercilik ve yayıncılık kriterlerini iyi bilen Turgut, “Birincisi, gizli tanık olup olmadıklarını bilemeyiz. İkincisi, gizli tanıkları deşifre etmek suçtur. Üçüncüsü, derhal savcıya gidin, basına değil, savcıya anlatın dedim” dedi... “Ağzına sağlık” dedik.

¡

Çarşamba sabahı toplantı halindeyiz, Uğur Dündar’ın asistanı Türkan içeri girdi, “Hayırdır?” dedik... “Erzincan’daki gizli tanıklar arıyor, itiraflarda bulunacaklarmış, Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış” dedi.
Uğur Dündar, “Söyle
onlara, derhal savcıya gitsinler” dedi.

¡

Perşembe sabahı toplantıdayız, Ankara haber müdürümüz Esat Pala, “Erzincan’daki gizli tanıklar 38 defa filan telefon etti, ifadeleri yalanmış, illa yüz yüze Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış” dedi. “Sen ne yaptın?” dedik... “Kardeşim siz ne biçim gizli tanıksınız? Biz savcı değiliz, gazeteciyiz, savcıya gidin, ona anlatın dedim” dedi... “Ha yaşa” dedik.

¡

Cuma sabahı toplantı halindeyiz, Star Televizyonu’nun dış kapısındaki güvenlikten sorumlu olan arkadaşlar aradı, “Gizli tanık olduğunu söyleyen birileri geldi, Uğur Dündar’la görüşmek istiyorlar” dedi... “En yakın adliyenin adresini ver, gidip savcıya anlatsınlar” dedik.

¡

Cumartesi sabahı, Uğur Dündar yakında piyasaya çıkacak olan kitabı için çalışıyor, ben spor yazılarımı yazıyorum, toplantıya girmiyoruz... Bülteni hazırlayan Nazlı Öztarhan geldi, “Gizli tanıklar aradı, Uğur Dündar olmasa bile, Uğur Dündar’ın kadrosundan birileriyle görüşmek istiyorlar” dedi. “E-ee?” dedik... “Lütfen savcıya gidin, ne biliyorsanız savcıya anlatın dedim” dedi... “Biz bu cümleyi bir yerden hatırlıyoruz galiba” dedik, güldük.

¡

Biz önde...

Gizli tanıklar arkada.

Mevzu komediye döndü.

Kaçıyoruz, kovalıyorlar.

¡

Ve, pazar sabahı...

Uğur Dündar yok, ben izinliyim, haber koordinatörümüz Mustafa Sağlamer aradı, “Gazeteleri gördün mü?” dedi.
“Yo-oo” dedim. “Gizli tanıkların çarşaf çarşaf fotoğrafları yayınlanmış, internet sitelerinde de
var, adamları ruh gibi takip etmişler, güya ifadelerinin değiştirilmesi için baskı yapılıyormuş, eğer görüşseydik veya
binadan içeri alsaydık, yanmıştık” dedi.

¡

Uğur Dündar’ın pazar
günü Ruhat Mengi’nin programına çıkıp anlattığı “kumpas” işte bu.

¡

Yani?

¡

“Sokuşturmacı gazetecilik” yapılıyor... Eğer “hukuka” inanmasaydık, “gazeteciliğin sınırlarını” bilmeseydik, tıpış tıpış kapımıza gelen ve hatta peşimizden koşan gizli tanıkların üstüne balıklama atlasaydık, şu anda yandaş medyanın manşetlerine “ampul” gibi konmuştuk!

¡

“Tıraştırmacı gazeteci” arkadaşlar da, keyifle yazardı artık: “Vay vay vay, görüyor musunuz şunların yaptığını, gizli tanıklarla gizli gizli görüşüp, ifadelerini değiştirmeye çalışmışlar...”

¡

Başka kapıya!



NOT:

Villalarda giyeriz galoş, memleketimin gerçeği gakkoş... “Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı, binayı kurar iken gördüm leylayı” yarın!
LİStE


Siyasetten daraldık gari.

Başka mevzu konuşalım bugün.



*

Almanya Başbakanı geldi ya, bi “Alman Lisesi” lafıdır gidiyor bugünlerde... Sanırım Başbakanımız özledi kendisini... Çünkü, bildiğim en ünlü Alman liseli Cem Uzan’dır!

*

Ya öbürleri?

*

Abdullah Gül, Kayseri Lisesi. Tayyip Erdoğan, Fatih İmam Hatip Lisesi. Deniz Baykal, Antalya Lisesi. Devlet Bahçeli, Etiler Ata Koleji. Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Ali Emiri Lisesi. Gülten Kışanak, Elazığ Öğretmen Lisesi. Numan Kurtulmuş, Fatih İmam Hatip Lisesi. Hüsamettin Cindoruk, Ankara Atatürk Lisesi. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas Şarkışla Lisesi. Doğu Perinçek, Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi.

*

Bülent Arınç, Manisa Lisesi. Cemil Çiçek, Yozgat Lisesi. Ali Babacan, Ankara TED Koleji. İçişleri Bakanı, Kırıkkale Lisesi. Dışişleri Bakanı, İstanbul Erkek Lisesi. Kemal Kılıçdaroğlu, Elazığ Ticaret Lisesi. Oktay Vural, Diyarbakır Anadolu Lisesi. Kamer Genç, Ankara Maliye Lisesi. Maliye deyince, kendi payıma burnumda tüttü bi an, Kemal Unakıtan, Milli Piyango Edirne Ticaret Meslek Lisesi.

*

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yozgat Lisesi. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Ankara Gazi Lisesi. Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Kırıkkale Lisesi. Sayıştay Başkanı Recai Akyel, Kırşehir Lisesi. Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesi. Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Kabataş Erkek Lisesi.

*

İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fatih İmam Hatip Lisesi. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, Gaziantep Lisesi. İzmir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Malatya Lisesi. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Diyarbakır Lisesi. Adana Belediye Başkanı -koltuğu alındı ama tahminim geri döner- Aytaç Durak, Adana Erkek Lisesi.

*

Nostalji yaparsak... “Benim Cumhurbaşkanım” Ahmet Necdet Sezer, Afyon Lisesi. Süleyman Demirel, Afyon Lisesi. Turgut Özal, Konya Lisesi’nde başladı, Kayseri Lisesi’nde tamamladı. Bülent Ecevit, Robert Kolej. [BNecmettin Erbakan, İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdi. [/B]Alpaslan Türkeş, Kuleli Askeri Lisesi. Mesut Yılmaz, İstanbul Erkek Lisesi. Tansu Çiller, Robert Kolej. Yıldırım Akbulut, Erzincan Lisesi. Recai Kutan, Malatya Lisesi. Erdal İnönü, Ankara Gazi Lisesi. Mehmet Ağar, Haydarpaşa Lisesi.

*

Aydın Doğan, Erzincan Lisesi. Hürriyet’teki patroniçem Vuslat Doğan Sabancı, Nişantaşı İngiliz Kız Lisesi. Star’daki patroniçem Begümhan Doğan Faralyalı, İstek Vakfı Kemal Atatürk Lisesi. (Öbür patroniçeler kusura bakmasın, transfer ettiniz de çalışmadık mı?) Uğur Dündar, Vefa Lisesi. Ertuğrul Özkök, İzmir Namık Kemal Lisesi. Enis Berberoğlu, Avusturya Lisesi.

*

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Nişantaşı İngiliz Kız Lisesi. Vehbi Koç, Ankara Atatürk Lisesi. Rahmi Koç, Robert Kolej. Mustafa Koç, İsviçre Lyceum Alpinum Zuoz. Güler Sabancı, Ankara TED Koleji. Ferit Şahenk, İsviçre Tasis. Bülent Eczacıbaşı, Alman Lisesi. Murat Ülker, İstanbul Erkek Lisesi. Hüsnü Özyeğin, Robert Kolej. Cem Boyner, Robert Kolej.

*

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Uşak Ulubey Lisesi. BBDK Başkanı Tevfik Bilgin, Ankara Yenimahalle Mustafa Kemal Lisesi.

*

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Düzce Lisesi. Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Fevziye Mektepleri Özel Işık Lisesi. Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören, Etiler Ata Koleji. Trabzonspor Başkanı Sadri Şener, Ankara Atatürk Lisesi. Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Atatürk Lisesi.

*

Bekir Coşkun, Urfa Lisesi. Melih Aşık, Saint Benoit. Selahattin Duman, Afyon Lisesi. Hıncal Uluç, Ankara Kurtuluş Lisesi. Ali Kırca, Deniz Lisesi. Umur Talu, Galatasaray Lisesi. Fatih Çekirge, Ankara Deneme Lisesi. Mustafa Sağlamer, Diyarbakır Anadolu Lisesi. Nazlı Öztarhan, İsviçre Tasis. Mehmet Ali Birand, Galatasaray Lisesi. Fatih Altaylı, Galatasaray Lisesi. İskender Baydar, Galatasaray Lisesi. Emin Çölaşan, Ankara TED Koleji. Mehmet Yılmaz, TED İstanbul Koleji. Ayşe Arman, Tarsus Amerikan Koleji. Yaşar Nuri Öztürk, Trabzon İmam Hatip Lisesi. Fehmi Koru, İzmir İmam Hatip Lisesi. Nazlı Ilıcak, Notre Dame de Sion. Mustafa Balbay, Nazilli Lisesi. Tuncay Özkan, Ankara Tuzluçayır Lisesi. Hulki Cevizoğlu, Ankara Demetevler Lisesi. Ankara Atatürk Lisesi’ne geniş bir cümle ayırmak gerekiyor... Güneri Cıvaoğlu, Altan Öymen, Can Dündar, Erman Toroğlu, Hasan Cemal, İlber Ortaylı, Mehmet Barlas, Tayfun Talipoğlu, Turgut Özakman, Ankara Atatürk Lisesi... Kardeşinizi sorarsanız, övünmek gibi olmasın ama, İzmir Atatürk Lisesi.

*

Diyeceksiniz ki, e-ee?

*

E’si şu.

*

Çocuklarımızı kamçılaya kamçılaya yarış atına çevirdik ama, nerede okuduğun değil...
Hayatı nasıl okuduğun önemli aslında.

Yılmaz Özdil
[COLOR=#ac0000] ]Ana, yasa

Ahalinin kıçında don yokken...

En az üç çocuk yapın denir.



*

“Ana” üç tane yapar.

“Yasa”ya uyar yani.

*

Çocuklar “ana” der, bizi dershaneye yazdır, “ana” yüreği bu, üçünü de yazdırır... “Ana”nın eşi şoför, işten atılır, taksitler ödenemez, “yasa” gereği haciz gelir... “Ana” eşyalarımı almayın, evimi satayım ödeyeyim der, avukatlar “yasa” gereği “ana”ya senet imzalatır, 45 gün süre tanır... “Ana” çoluğu çocuğu toplar, “ana”dan üryan kiraya çıkar, evine satılık levhası asar, alıcı çıkmaz, “yasa”l süre dolar, pi“yasa” ekonomisi çalışır, 1800 liralık borç “yasa”l faizle 5 bin 250 lira olur... “Yasa” gereği “ana”yı içeri atarlar... “Ana”sının hapse tıkılmasına sebep olduğunu düşünen evlat, satılık levhasını çıkarır, yerine kendini asar... “Ana” hiç olmazsa cenazeye katılmak ister, “ana”lar ağlamasın ayaklarıyla teröriste hoşgörü gösterilen ülkede, “ana”ya “yasa”k derler, “yasa” gereği izin vermezler. Mahalle “yasa” bürünür, gazetelere haber olur, yetkililerin anca haberi olur! Kaymakamlık “yasa” gereği devreye girer, Milli Eğitim “yasa”ya dayanarak borcu öder, dershane “yasa”l olarak şikâyetinden vazgeçer, iş işten geçer, “ana, yasa”l olarak tahliye edilir.

*

Bu satırların yazarı, son cümlede “ana” fikir olarak, ben böyle düzenin taa “ana”sını demek ister... Gazetenin avukatları müdahale edip, aman sakın tamamlama derler, “yasa” gereği.

]Yılmaz Özdil
]Satış tamam memleket süt’liman


“Duydun mu lan, Rıdvan Tanju’yu dinletmiş, şeytanekon olmuş” filan derken, öbürü de “vay be, n’oluyo lan memlekette” diye şaşırırken, Samsun Limanı’nı sattılar iyi mi!


*

(Diyeceksiniz ki, o liman zaten iki sene önce satılmamış mıydı? Satılmıştı ama, ah o Danıştay yok mu Danıştay, durduruyordu... Anca iki sene durdurabildi. İttir kaktır sattılar.)

*

Mustafa Samsun’a bi varacak ki “özel mülkiyettir” levhası, girilmez... “Madem öyle, Ordu Limanı’na yanaşalım” dese... Satıldı. “Çek Trabzon’a” dese, satıldı. Rize? Gitti. Hopa? Çoktan. Dön Sinop’a? Satıldı. Peki ya Ereğli? Geçmiş olsun. “Yarımca da mı yoksa?” Yarımca da.

*

“Bana millete ait liman bulun kardeşim” dese, Anadolu’ya Karadeniz üzerinden ayak basabilmesi mümkün değil maalesef... “Öbür tarafa giderim anasını satayım, Tekirdağ Limanı’na çıkarım, oradan yüze yüze karşıya geçerim” dese... Satıldı.

*

“Kır dümeni Ege’ye” dese... Dikili, İzmir, Kuşadası, Marmaris’ten haberi yok tabii garibimin, komple.

*

“İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” dese... Antalya gitti, Alanya gitti, Mersin gitti, İskenderun gitti, boydan boya... “Ana olmuyorsa, yavruya çıkayım” dese, Talat itiraz eder, BM filan der.

*

Demem o ki... İsmet araya girip “illa millete ait olsun diye tutturma, liman limandır, çıkalım gitsin işte” diye ikna etmezse, Mustafa’nın işi zor.
---------------------------------------
NOT:
“Bir numara” belli oldu...
Ergenekon’un bir numarası.
Taraf’a baktım, yok.
Sabah’a baktım, yok.
Atlamışlar haberi...
İhbar edeyim bari.
Çarşamba günü Adana’da 4 yaşlı Arap taylarının katıldığı Ergenekon Koşusu yapıldı... Kim “birinci” oldu biliyor musunuz?
Özdil Smile


]Yılmaz Özdil
Yılmaz özdil yine kendine yakışan marjinal açıklamalarıyla gündemi özetlemiş keşke herkesin kalemi şu ortamda böyle keskin ve adil yazabilse........
Susma Sustukça...

Devleti baba bilen, hayatının tamamını kelle koltukta yaşayan, evlatlarına haram lokma yedirmeyen bu polisi yediler.

“Ailem çiftçiydi. Adapazarı’nda köyde doğdum. Elektriği suyu yoktu. İlkokulda beş sınıf birlikte okuyorduk. Ortaokulu İstanbul’da amcamın yanında okudum.

Dayım Ankara’da toplum polisiydi, sınava gir dedi, Polis Koleji’ni kazandım. Devletin ekmeğiyle büyüdüm. Ayakkabıyı orada gördüm. Diş macununu, bornozu ilk orada gördüm. Hatta çok ilginçtir, sınava girerken 44 kilo olmam gerekiyormuş, basküle çıktım, bir kilom eksik... Çocuğum tabii, korkuyorum... Bir amca geldi, sınav kuruluna bağırdı, beni kolumdan tuttu, kantine götürdü, iki tane kola içirdi, geri getirip basküle çıkardı, kilom tam geldi... ‘İşte kazandı’ dedi. Meğer kolejin müdürüymüş, tanımam etmem, rahmetli sayesinde polis oldum.”

*

Hiç tanımadığı adaletli bir emniyet mensubu sayesinde polis olan bu gariban çocuk kim?

*

Az sabır...

*
“Akademi’de çok kaliteli hocalarla eğitildik; Hukuk Fakültesi’nden, Siyasal’dan profesörler geliyordu. 70’li yıllar, sıkıntılıydı... Polisler sağcı solcu diye bölünmüştü. Güvenlik zafiyetine yol açıyordu. Polisin güvenilirliği zedelendi. Hükümetler değişiyor, odacıdan müdüre tüm polisler sürülüyordu. Baba diye baktığımız devlet, evlatlarını öz ve üvey diye ayırıyordu. O dönemki tayinleri yapanlar, şimdi sağda solda avukatlık yapıyor; yine de canları
sağ olsun.”

*

Bu sözlerin sahibi, Ankara’da, Ordu’da, Erzurum’da, Hakkâri’de, Batman’da, Denizli’de görev yaptı. Karakolda da çalıştı, istihbaratta da... Lisan öğrenmeye ABD’ye giden ilk ekiptendi. Hırsızlığa da baktı, teröre de... Polis Akademisi’nde ders verdi. Hücreevi de bastı, bar pavyon da... Lojmanı karakolun üst katında olmasına rağmen, bir hafta evine gidemediği, çocuklarını günlerce göremediği dönemler oldu. Sadece işini yaptı, daima takdir edildi, hep yükseldi, sicili tertemiz... Dev-Yol, Dev-Sol, İBDA-C, Hizbullah, PKK’yla mücadele etti.

*

İyi de kim?

Az daha devam...

*

“Terörün sağcısı solcusu olmaz. İnsan öldüren, siyasi amaçla yapıyorsa bu işi, teröristtir.”

*

“İBDA-C’yle Hizbullah’la karşılaştığımızda şaşırdık. Polisin o zamanlar, dini referans alan örgütler hakkında bilgisi yoktu. Kimdir, nasıl yaşarlar, nasıl örgütlenirler, bilmiyorduk. Camileri okul yaptılar, çocukları aşıladılar.
Doğu’da yeşerip, Batı’ya ilerlediler. İnanılmaz profesyoneldiler. Kavramları yerli yerine koyabilmek için aylarımızı yıllarımızı harcadık.”

*

Gaffar Okkan adı geçince, gözleri doluyor... Bölgeyi anlatmaya devam ediyor.

*

“Sorunun sosyolojik boyutu var. Her sakallı bunlardandır, her Kürt PKK’lıdır demek çok yanlış... Vatandaş, potansiyel tehlike olarak görülmemeli. Biz gençken, bunları görünce terörist, onlar bizi görünce faşist diye bakıyordu. Böyle bir yere varmak mümkün değil. Devlet olarak kollarımızı herkese açmalıyız. Vatandaşın tümünü kucaklamalıyız.”

*

“Doğal gelişime izin verirsek, her şeyin hallolacağını düşünüyorum. Otuz yıllık meslek hayatımda, bu düşüncemi doğrulayan yüzlerce olay gördüm. İnsanları anlamak lazım. Topluma saygı göstermek lazım. Her şeye rağmen, ülkemin geleceğini parlak görüyorum.”

*

Evet... Kimdir?

*

Samsun Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan... Görevden alınan emniyet müdürü.

*

Yukarıdaki sözlerini, 2005 yılında, Polis Bilimleri Dergisi için yapılan “Türkiye’de Terör Üzerine Sözlü Tarih Çalışması”ndan aldım.

*

Tanımam etmem...

*

Bu polisi yediler.

*

Köyden çıkan, namuslu polisler tarafından elinden tutulan, devleti baba bilen, hayatının tamamını kelle koltukta yaşayan, evlatlarına haram lokma yedirmeyen... “Sorunun sosyolojik boyutu var, insanları kucaklamalıyız” diyen
polisi, yediler.

*
Söyledik...

Böyle bu işler.

Gazeteci, prof, sendikacı, hukukçu, işadamı, asker...

Sıra namuslu polise geldi.

YILMAZ ÖZDİL
Gaffar OKAN'a ALLAH'tan rahmet Eylesin yattığı yerler incitmesin Gaffar Okan gibi olan canlarımızıda PİR'im esir gesin koruyucusu olsun.
[COLOR=#800080]
[COLOR=#800080] namussuzların arasındayız herkesin yavrularını ALLAHI'm ŞAHIMERDAN ALİ'm PİR ZÖHRE ANA'm koruyucusu olur inşallah bu yol Hak kapısı doğruluk kapısı PİR'im inananlarını korur inşallah.