Yandaş medyanın kalemşorları şimdi de, Balyoz Planı çerçevesinde, güya
gözaltına alınacak 800 sivil için çalışmalara başladılar. Anılan plan
kapsamında üçüncü dalganın sivil uzantısı olan basın, yayın ve diğer üst
düzey isimlerin de gözaltına alınacağı haberlerini pompalıyorlar.
Bu arada bazı Hâkimlerimizin de, tutukladıkları insan sayısını kaleme
alıyorlar ve adeta skor sayısı tespit edercesine, kimin rekor kıracağını
listelemeye başladılar. Yani, hangi hâkim kaç kişi tutukladı ve kim rekor
kırdı.
Böylesi acı ve ızdırap çeken insanlar üzerinden siyaset yapıp, korku
imparatorluğu kuruyorlar.
Yeni Dünya Düzeni tüm dünyayı etkisi altına aldı. Binlerce yıldan beri
kuşaktan kuşağa yapılandırılan bu ahlaksız kölelik düzeni, ülkemizde son
aşamaya gelmek üzere. Ilımlı İslam denilen bu plan, maalesef dinleri ortadan
kaldırmak isteyen şeytani bir güç tarafından kontrol ediliyor.
Bunların parolası, Özgürlük, Demokrasi ve Kardeşliktir. Aslına bakarsanız
Kölelik, Faşizm ve Kardeş kavgasıdır.
En önemli kavramları ise değişimdir. Değişim sözcüğü sizlere hiç yabancı
gelmedi değil mi? İnsanoğlu doğduğu günden bu yana sürekli gelişir. Gelişmek
zorundadır. Gelişmek bizim genlerimizde bulunan en önemli programdır. Bu
yüzden Değişim sözcüğü bizi her zaman heyecanlandırır.
İşte bu şeytani programcılar Değişim sözcüğünü kullanarak, Ulus Devlet
kavramını, Laik Devlet kavramını, Din Kavramını, Cumhuriyet, Evrensel Hukuk,
Demokrasi, İnsan hakları ve diğer kavramları kullanarak, insanlarımızın
belleğini karıştırıp, psikolojik harp teknikleri ile Ulus Devlet ve
İlkelerimizi ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar.
Bu planı birileri yazar, maalesef ülke içinde bulunanlar ise oynar. Yeni
Dünya Düzencilerinin planları bugüne kadar kusursuz uygulanmıştır.
İllüminati denilen bu şeytani örgüt maalesef bugün dünyayı yönetmektedir.
Hangi ülkede ne kadar demokrasi olacak, kim kiminle savaşacak, bunlar karar
verirler.
* *
*Biraz geçmişe gidip, **Yeni Dünya Düzeninin (New Word Order) Babası Albert
Pike'yi tanıyalım;** *
Yeni Dünya Düzeni'nin yaratıcı fikir babası olan Albert Pike, 29 Aralık
1809'da Boston'da doğdu. Harvard'da çalıştı. Amerikan iç savaşında güneyli
ordu'da, tuğgeneral olarak savaştı. Savaştan sonra tutuklandı ve hapse
girdi. Hapisten kurtulması bir freemason olan başkan Andrew Johnson'un
affıyla mümkün oldu. Ertesi gün beyaz saray'da birlikteydiler. Bu aftan
sonra başkan, İskoç riti tarafından 4. Dereceden 32. Dereceye terfi
ettirildi.
Bir 33. Derece mason olarak, eski ve kabul edilmiş İskoç ritinin kurucusu ve
babası, kuzey Amerika Freemasonary'nin büyük komutanı ve ku klux klan'ın
"top" lideridir. Tüm satanist luciferian grupların büyük ustası da olan bu
adamın, Lucifer' ile bir bilezik vasıtasıyla sürekli iletişim halinde olduğu
da söylenir. İlluminati'nin de tepe adamlarından biridir. Yeni Dünya
Düzeni'nin fikir babası ve planlayıcısıdır.33.Derece mason olmak onlara
göre, Tanrı'laşma demektir.
Bir gün Albert Pike, kendi ruhsal rehberi olan lucifer'dan aldığı bir
mesajı, dönemin İlluminati başkanı Mazzini'ye 1871'de yazdığı bir mektupta
anlatır. İlginçtir ki, bu mektup "Tek Dünya Düzeni"ni gerçekleştirmek için
yapılması gereken üç dünya savasını anlatır:
Bu mektup hala İngiltere'de bulunan bir müzede saklanmaktadır ve herkes
tarafından görülebilir.
* *
*"1. Dünya savası, İlluminati'ye Rus Çarlığı'nı yıkarak, bu ülkeyi ateistik
komünizmin bir kalesi yapmak için gereklidir. Britanya ve Alman
imparatorluğu içindeki örgütümüz bu savası tetiklemeli, savasın sonunda
komünizm kurulmalı ve dinleri zayıflatmak amacıyla diğer hükümetleri
yıkmakta kullanılmalıdır..."*
* *
*"2. Dünya savası, fasitler ve Siyonistler arasındaki farklılıkların
kışkırtılmasıyla tetiklenmelidir. Bu savaşın sonunda faşizm yıkılmalı ve
Siyonizm Filistin'de bağımsız bir İsrail devleti kuracak kadar
güçlenmelidir. Enternasyonal komünizm, savaştan Hıristiyan dünyasıyla denge
içinde bir güç olarak çıkmalıdır ki, ona çıkaracağımız son karışıklıkta
ihtiyacımız olacak..."
*
**
*"3. Dünya savası, Siyonistlerle İslam âlemi arasında İlluminati ajanlığının
sebep olacağı farklılıkların körüklenmesiyle tetiklenmeli. Bu savaş öyle bir
savaş olmalı ki İslam ve Siyonizm birbirini yiyerek yok etmeli. Bu arada
diğer uluslar, fiziki, ahlaki, ruhsal, ekonomik yıkımlara sürüklenerek
bölünmeli. Öyle bir sosyal kaos yaratılmalı ki, herkes dinleri kanlı
şiddetin temel sebebi olarak görmeli ve insanlar mutlak ateizme yönelmeli.
Son olarak lucifer'in saf ve mutlak doktrininin manifestosuyla Hıristiyanlık
ve ateizm de silinmeli..."
*
Mektup bizim medyamızda bugüne kadar birçok yerde yayınlandı, bu yüzden bu
satırları okuyan okuyucularıma hiç yabancı gelmeyecektir. İlginç olan nokta
ise, o yıllarda yazılan mektubun gerçek olduğu ve yazılan öngörülerin satır
satır gerçekleştiği görülmüştür.
İran sorunu ve İsrail'in yapmayı planladığı bir operasyonun yankıları tüm
dünyada sürmektedir. Bütün dünya kendi coğrafyaları dışında oluşacak böyle
bir kanlı savaşa maalesef seyirci kalacaktır.
Küresel ekonomik kriz ile Avrupa teslim alınmıştır. Yeni Dünya Düzeni'nin
bölgemizdeki ismi olan BOP planı ile ilgili tüm gelişmeler yerli yerine
oturmaktadır. Bu bağlamda adamlar bundan sonra hata yapmak istememektedir.*
*
* *
*Kurtuluş Savaşı yıllarında, Mustafa Kemal'in kafalarına vurduğu tekme hala
akıllarındadır. Bu bağlamda tek korkuları ise, TÜRK ORDUSUDUR.*
Mustafa Kemal'in askerlerine oynanan bu oyunu, okuyucularım ve ilgili
birimler takdir edeceklerdir. Yandaş medyada yer alan kalemler acaba
bunların farkında mı?
Televizyon ekranlarında her akşam konuşmacı olarak konuşan muhteremler,
Askere saldırırken, üç beş kuruş kazanacağım diye bunlara çanak tutan iş
adamlarımız, Asker Camilere bomba koyacak diyen köşe yazarlarımız, Din elden
gidiyor diyerek bugüne kadar sayısız isyan olayını gerçekleştiren, Dinden
anlamaz bezirgânlar,
*Biliyor musunuz, olacakları? *
* *
*Mezopotamya'da yaşanacak ARMEGEDDON'u, (İbranilere göre büyük kutsal
savaş.) *
* *
*İnsanlığın yok oluşunu.*
Bilmiyorsanız televizyonlarda ahkâm keserken bizi de alın karşınıza, Muammer
Karabulut anlatsın size, Vedat Yenerer anlatsın sizlere, anlatalım bakalım
bizim karşımızda konuşabilecek misiniz?
*Orhan Tunç*