Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: Hikaye Oyunu
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7
aslıcan yazdı:koştu koştu koştuu çok yorulmuş adeta nefes nefese kalmıştı. o da ne karşısında zavallı küçük bir kurbacık vardı. kurbacık zıplayamıyordu. çünkü vahşi bir yaratık onun zıplamasını sağlayan ayağının birini yemişti. çok duyğulandı ona nasıl yardım edebilirim diye kara kara düşünmeye başladıı...

(sakın bu da ne demeyin ya kafam karıştı hikayeyi şekilden şekile sokmuşsunuz ne yapayım bende azcık şekillendirem dedimBig GrinBig Grin)


içindeki o nefret gitmiş yerine sadece ne yapabilirim diye düşünen bi ses gelmişti. Hiç zaman kaybetmeden minik kurbağanın yanına gitti. Onu görünce birden irkilen kurbağıcık karşısındaki sıcacık gülümsemeyle , rahatladı ve olan biten herşeyi anlatmya başladı. Nedenini bilmeden saatlerce sohbet ettiler.Zaman hızla akıp gidiyordu.
Öyleki gecenin nasıl olduğunu anlamadılar bile...
Çok uykuları gelmişti. Esnemekten çenelerine ağrılar giriyordu. Birbirlerine iyi geceler diyip, oldukları yere kıvrılıverdiler.
Yarın başka bir gün gün olacak ve her şey daha güzel olacak,dedi adam gözleri kapanırken.
Sabahın ilk ışıkları ile uyandığında, içindeki çoşkuyu hissetti. Kuçük kurbağa yoktu. Demek ki benden önce uyanıp gitmiş diye düşündü. Etrafına bakındı, orman o kadar da korkutucu değilmiş, bakmasını bilmek gerekmiş dedi.
Dönüş vakti gelmişti artık, bunun farkındaydı. Ormandan çıkmak için yürümeye başladı. Yol boyunca gördüğü böğürtlenlerden yiyerek yoluna devam ediyordu.
Ama bir şey olmuştu... Neydi bu?... Neler oluyordu?....Bu karanlık.... Sanki ayakları yere basmıyordu. Sanki boşluktaydı. Ama uçmuyordu. Tanrım dedi, düşüyorum!...
Bir kuyunun dibindeydi. Çok sert vurmuştu başını... Yarı açık gözkapakları, tamamen kapanmıştı....
İşte tamda o anda aslında neden burada olduğunu düşünmeye başladı...evden ilk çıktığı anı düşündü onu buralara iten sebep neydi...ve birden irkildi evet işte orda tekrar öfkenlendi...Babasının cebinden para çalınmıştı parayı evdeki kuzeninin aldığını görmesine rağmen kimseye diyememişti.Zoruna gidense bu yapılan hırsızlıgın kendi üzerine atılmasıydı...evet asi olabilirdi serseri olarak nitelendirilebilridi ama asla hırsızlık yapmazdı...Daha kötüsü hırsızlıgı yapanı gormesine rağmen bu haksızlığı kaldıramamış doğruyu sölememişti ve evden kaçması onu suçla hale getrimişti..Okadar hızla çıktı ve koşmaya başaldıki ormanın içerisinde derinlere kadar gitti...Arkasına baktığında heryer ,her ağaç birbirinin aynıydı...oanda karar verdi geri dönmeliyim kendimi temize çıkarmalıyım dedi ama nasıl olucaktı..geldiği yolu kaybetmişti....ve bu sırada Kurbağayla karşılaştı kurbağaya derdini anlatınca ben seni götürürüm evine ben ormanı iyi biliyorum dedi....yola koyuldular.......hatırlamıştı işte....ve o kuyudan çıkıp ailesinin bilgisini düzeltmek ve kendini temize çıakrmak için hemen evin yolunu bulmalıydı....


Biraz uzunmu oldu Smile)))
hayat ne ilginç diye düşündü nefret ettigim kurbacık şimdi benim en yakın dostum.
demekki önyarğı hayattta yapılabilecvek en büyük yanlışlardan biriydi.
nefret etmek kolay,sevmek zor,kınamak kolay, anlamak hak vermek zor.
ve biz hep kolayına kaçıyoruz hayatın tıpkı bana haksızlık yapıldığı gibi bende başkalarına haksızlık yapıyorum.
derhal bundan vaz geçmeliyim dedi. ve artık hayat onun için bamabaşka bir anlam kazanmıştı.
belkide sevgi,merhamet,şevkat daha önce hiç tatmadığı duygulardı.,o kadar büyük bir huzur vardıki içinde derin bir nefes aldı ve ilk defa dedi ki şükürler olsunn tanrımmm sana şükürler olsunn
ve yüzünde bir tebessümle yola devam etti.(umarım saçmalamadımBig Grin)
aslıcan yazdı:hayat ne ilginç diye düşündü nefret ettigim kurbacık şimdi benim en yakın dostum.
demekki önyarğı hayattta yapılabilecvek en büyük yanlışlardan biriydi.
nefret etmek kolay,sevmek zor,kınamak kolay, anlamak hak vermek zor.
ve biz hep kolayına kaçıyoruz hayatın tıpkı bana haksızlık yapıldığı gibi bende başkalarına haksızlık yapıyorum.
derhal bundan vaz geçmeliyim dedi. ve artık hayat onun için bamabaşka bir anlam kazanmıştı.
belkide sevgi,merhamet,şevkat daha önce hiç tatmadığı duygulardı.,o kadar büyük bir huzur vardıki içinde derin bir nefes aldı ve ilk defa dedi ki şükürler olsunn tanrımmm sana şükürler olsunn
ve yüzünde bir tebessümle yola devam etti.(umarım saçmalamadımBig Grin)

Fakat henüz bir arpa boyu yol alamadan kurbağa vücudundaki nem kaybından dolayı ölüvermiiiş... Kurbağanın ölmesi demek onun da ormanda kalması demek değildi...Babası O'na daima çok zor durumda kaldığında,aşılması zor engellerle karşılaştığında şöyle derdi;"karanlığın en koyu olduğu vakit , aydınlığın en yakın olduğuna işarettir...Bu sözü aklına gelmiş ve yola devam etmiş....
emine_g86 yazdı:Fakat henüz bir arpa boyu yol alamadan kurbağa vücudundaki nem kaybından dolayı ölüvermiiiş... Kurbağanın ölmesi demek onun da ormanda kalması demek değildi...Babası O'na daima çok zor durumda kaldığında,aşılması zor engellerle karşılaştığında şöyle derdi;"karanlığın en koyu olduğu vakit , aydınlığın en yakın olduğuna işarettir...Bu sözü aklına gelmiş ve yola devam etmiş....

(hele şükür öldü kurbağa) ..Smile

kurbağanın ölüsü oracıkta duruyorken, o an nasıl olduysa bir prenses peyda oldu. Yerde cansız yatmakta olan kurbağaya yaklaştı, seslendi ama malesef.. kurbağa tepkisizdi. Evirdi, çevirdi ama nafile.. Bir de suni solumun yapmayı deneyim dedi kendi kendine. Fakat o da sonuç vermedi. Prensesin aklına birden prenses olduğu geldi : ) Aman dedi neden bukadar ilgilendim ki bu kendine bile faydası olmayan yeşil yaratıkla.. Ben ki koskoca hükümdarın asil hanımefendisi.. diye kendi kendine konuşarak yoluna kaldığı yerden devam ediyordu ki.. o anda karşısında dört atlının karaltısı belirdi.. Kim olduklarını seçemiyordu...
gelen atlılar hükümdarın perensesi bulması için görevlendirdiği muhafızlardı.prenses hemen çalılıkların arkasına saklandı. artık o saraya tıkılıp kalmak istemiyordu beyaz atlı perensini bulacaktı onu arıyordu. ama saraydaki o koca duvarların arkasında bunu yapması imkansızdı.
onun için saklanmalıydı.muhafızlar bütün heryeri didik didik arıyorlardı ve perensese çok yaklaşmışlardı. penses nefes almaya korkuyordu. o da ne ensesinde bir el hissetti tam çığlık atacaktı kii
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7