Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: Gazi'de vur emrini verenler nerede?
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
[Resim: 1331379319.jpg]

12 Mart 1995'de İstanbul Gazi Mahallesi'nde Alevi yurttaşların ağırlıkta gittiği kahvelerin otomatik silahlarla taranması sonucu 22 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi katliamı üzerinden tam 17 yıl geçti. Vahşetin tanıkları ve mağdurları, "Katilleriniz sizin olsun, vur emrini verenler nerede?" diyerek, sorumluların yargılanmasını istiyor.

Türkiye'de "devlet eliyle gerçekleşen katliamlar" tarihinin unutulmazlarından biri olan Gazi Mahallesi katliamının üzerinden tam 17 yıl geçti. İstanbul Sultangazi İlçesi'ne bağlı Gazi Mahallesi'nde 12 Mart 1995 tarihinde otomatik silahlarla Alevi yurttaşların gittiği kahvelerin taranması sonucu 22 kişi hayatını kaybetmişti. Katliamın tanıklarından Şefket Yavuz o güne ilişkin verdiği bilgilere göre, sarı renkli bir aracın içinden sakallı kişilerce otomatik silahlarla halkın üzerine ateş açılmıştı. Üzerinde tam 17 yıl geçen Gazi katliamının sorumlusu olarak gösterilen iki sanık polis, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada suçlu bulunarak toplam 4 yıl 32 ay hapis cezası almıştı. Ancak verilen cezalar, infaz yasası kapsamında olduğu için polis memurları hapis yatmamıştı. Katliamın gerçekleştiği Gazi Mahallesi'nde yaşamını yitirenlerin yakınları tarafından anma törenleri yapılırken, aileler dönemin yöneticileri Tansu Çiller, Necdet Menzir gibi isimleri sorumlu tutarak adalet taleplerini yineledi.

'KATİLLERİNİZİ SİZİN OLSUN VER EMRİ VERENLER NEREDE?'
Dicle Haber Ajansı'ndan Evrim Kepenek'in haberine göre, her 12 Mart'ta acılarını birbirileri ile paylaşan katliamın tanıkları ve mağdurları, "Katilleriniz sizin olsun, vur emrini verenler nerede?" diye sordu. Sivas'ın Zara İlçesi'nden 40 yıl önce Gazi Mahallesi'ne göç eden o dönem taranan kahvenin sahibi olan Şefket Yavuz, "Sakallı adamı bulmak yerine bize suçlu gibi davrandılar" dedi. Katliam gecesi yapılan insanlık dışı kıyımın sonraki nesillere aktarılması için yaşananları an be an anlatan Yavuz, silahla taranan kahvesinin o gece tıka basa dolu olduğunu çünkü, bir çok kişinin dönemin önemli spor karşılaşmalarını izlemek için kahveye geldiğini belirtti. Sarı renkli araçların içinden sakallı adamların otomatik silahlarla kahveyi taradığını evinin balkonundan tanık olan Yavuz, bu olay üzerine Gazi Karakolu'na gittiklerini ancak karakolda sadece bir polisin olduğunu söyledi. Sonra polisin anons geçmesi ile mahallenin polisler tarafından panzerlerle abluka altına alındığını belirten Yavuz, kahveyi tarayanların bulunmasını isterken polisin kendilerine olayın suçlusu gibi davrandıklarını ifade etti.

'YARALILARI HASTANE YERİNE ÖLÜME GÖNDERDİLER'

Katliam günü onlarca yaralı olduğunu vurgulayan Yavuz, yaralıları hastanelere götürmek istediklerinde polisin kendilerine engel olduğunu belirtti. Yavuz, karakolda yaşadıklarını şu sözlerle özetledi: "Yaralıları hastaneye götürmek için polisle mücadele ediyorduk. Kahveler taranmış, biz koşa koşa karakola gittik ama karakolda derin bir sessizlik vardı. Öyle bir sessizlik ki ya burada bir şey olmadı dedirtiyor ya da bir şey oldu ama herkes sussun dedirten bir sessizlik."

'ÖNCE KEŞİF YAPTILAR'

Katliam gecesinden 15 gün önce mahallede tanımadıkları araçların sürekli keşif yaptığını ve mahalleyi gözaltında tutuklarını anlatan Yavuz, 'başımıza gelecekleri biliyor gibiydik. Cemevi'ne gidip nöbet tutuyorduk" ifadesini kullandı. Katliam gecesi cenazelerinin bile verilmek istenmediğini ifade eden Yavuz, şöyle devam etti: "Direndik ve cenazelerimizi aldık. Bizi katledenler, gözünü kırpmadan çocuklarımızı, kardeşlerimizi öldürenler, bu kez de ölülerimizi vermek istemedi. Direniş sonucu aldığımız cenazeleri defnederken üzerimize panzerler sürdüler."

'DEVLETİN ADALETİ YOK'
Katliamda yaşamını yitiren 25 yaşındaki Zeynep Poyraz'ın annesi Menekşe Poyraz, gözyaşları içerisinde "17 yıldır adalet arıyoruz. Çocuklarımızın katili devlettir. Benim kızım çok güzel bir insandı. O'nu düşman 25 yaşında elimden aldı. Devleti affetmiyorum. Ben devleti vicdanımda yargılıyorum" diyerek katliamın sanıklarının yargılanmasındaki hukuksuzluğa dikkat çekti.

Kızı Zeynep'in siyasal görüşlerinden dolayı devlet tarafından planlı bir şekilde katledildiğini düşünen Menekşe Poyraz, "Devlet çocuklarımızı bilerek taradı. Belden yukarı bilinçli olarak çocuklarımız tarandı. Bu devleti hiçbir zaman affetmeyeceğim. Son nefesime kadar gözüme toprak düşene kadar bu katillerin peşini bırakmayacağım. Ben ölürsem çocuklarım devam edecek. Ya bu devlet utanır alnındaki çirkinliği, kara lekeyi siler ve bu halklarla barışır. Ya da bu kinim devam eder" şeklinde isyanını dile getirdi.

'DÜN NEYSE BUGÜN AYNI'

Dün katliam yapan devletin bugün de katliamlar yaptığını ifade eden Poyraz, "Dün yerde otomatik silahlarla çocuklarımızı taradılar, Roboski'de havadan çocuklarımızı taradılar. Devlet katildir. Bunu her zaman haykıracağız. O zamanın emniyet müdürleri vali oldu, milletvekili oldu. Tetikçiler yargılandı ama vur emrini verenler yargılanmadı. Biz vur emrini verenlerin de yargılanmasını istedik" diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE HUKUK YOK'

Katliamda yaşamını yitirenlerden 18 yaşındaki Sezgin Engin'in babası Muhammet Engin ise, her yıl 12 Mart'ta acılarının yeniden yeşerdiğini belirterek, "Türkiye'de bir hukuk yok. Bu nedenle de çocuklarının katilleri hiçbir zaman cezalandırılamayacak" dedi.

'GAZETE ALMAYA GİTMİŞTİ CENAZESİ GELDİ'

Oğlu Sezgin'in olay gecesi gazete almak için evden çıktığını ancak ayaklarına isabet eden kurşunla kan kaybından yaşamını yitirdiğini anlatan Engin, "Oğlumu öldürenler 18 ay sonra tahliye oldu. Biz bu haksızlığa direniyoruz. Halen evimiz gözaltında. Sanki biz öldürdük gibi halen daha evlerimiz basılıyor. Sanki katliamı biz yaptık gibi gelip bizim evlerimizi aradılar" şeklinde konuştu.

'ADALETSİZLİK DEVAM EDİYOR'
Katliamın bir başka tanığı ve o dönem de mahallenin muhtarı olan Sivaslı Nevzat Altun da, yaşananları şöyle özetledi: "Yetkililer sadece popülist söylemlerde bulunuyor. Biraz vicdanları olsa katliamı yapanları çıkarıp deşifre ederlerdi. Olayı 3-5 tetikçinin yapmadığını herkes biliyor. Emri verenler yargılanmalı. Güvenlik güçlerinin büyük kısmı halka ateş etti" diyerek tepkisini dile getiriyor.

Öte yandan Gazi katliamını unutmayan, çok sayıda demokratik kitle örgütü 11-12 Mart tarihlerinde anma törenleri ve paneller düzenleyeceklerinin duyurusunu yaptı.



10 Mart 2012
Kaynak: birgun.net