Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: 'Bir travma geçirdik ama...'
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tarihe yön
vermiş, iz bırakmış, tarih yazmış bir millet, bir ülkenin dünyadaki gelişmelere
seyirci kalamayacağını belirterek, "Bir travma geçirdik ama bunu atlatacağız.
Biz mevcutla yetinemeyiz, bizim birçok alanda binlerce yılı aşkın birikimimiz
var, biz bir kabile devleti değiliz. Büyük düşünmeye ve büyük adımlar atmaya
mecburuz" dedi.
Erdoğan, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde "demokratik
açılım" çalışmaları kapsamında rektörlerle kahvaltıda bir araya geldi. Burada
konuşan Erdoğan, milli birlik ve kardeşlik projesi kapsamında rektörlerle yaptığı
ikinci toplantının ülke ve millete hayırlı olmasını diledi.
Geçen hafta Pazar günü rektör ve üniversite camiasının değerli
mensuplarıyla verimli bir toplantı gerçekleştirdiklerini, üniversite sayısının
çokluğu nedeniyle görüş alışverişini daha sağlıklı ortamda yapmak, birbirlerini
daha iyi dinleyebilmek ve anlayabilmek adına rektörlerle toplantının iki bölüm
halinde düzenlendiğini anlatan Erdoğan, geçen hafta yaptıkları toplantı gibi
bunun da yükseköğretim alanındaki gelişmeler başta olmak üzere ülkenin önemli
meselelerine ufuk açmasını ve yol gösterici olmasını temenni etti.
Türkiye’de yükseköğretimin artık çok ciddi bir kıpırdanma içinde olduğunu
memnuniyetle müşahede ettiklerini belirten Erdoğan, geçen haftaki toplantıya
katılan rektörlerden bu izlenimi açık ve net şekilde aldıklarını söyledi.
Eğitime ve yükseköğretime ayırdıkları bütçedeki yüksek oranlı artışların
yeni üniversitelerin kurulması, AR-GE için ayırdıkları paylar, bunun yanında
üniversitelerin siyasetten arındırılması için verdikleri çabaların etkili
olduğuna, gelecek dönemde etkinin katlanarak artacağına inandığını belirten
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Takdir edersiniz ki, Türkiye her alanda değişirken, üniversitelerimizin
bu değişime ayak uyduramaması düşünülemez. Şu anda ekonomi noktasında küresel
ölçekte iddialı bir ülke konumuna yükseldik. 8 yıl önce dünyanın ekonomi alanında
26. büyük ülkesiyken, şimdi 17. büyük ekonomi durumuna geldik. Son 8 yılda
gerçekleştirilen bu köklü yapısal reformlar sayesinde hayranlıkla izlenen bir
ekonomik büyüme sergiledik, 8 yıl içinde 9 basamak çıkan bir Türkiye. İnanıyorum
ki, bu kalan 13 yıl içinde hedefimiz, 2023 yılında Cumhuriyetimizin kuruluşunun
100. yıldönümünde dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilmektir.
Türkiye ekonomisinin 2010 yılının ilk iki çeyreğinde yüzde 11 gibi bir
büyüme oranına ulaşması, üzerinde dikkatle durulması gereken son derece önemli
bir gelişmedir. İnşallah 3. çeyrek büyümenin de aynı şekilde devam edeceğini
inanıyorum. Belki çift haneli olacak ama bu çift haneye yakın bir rakamı
yakalayacağımıza inanıyorum. Şu anda başta ABD, Japonya, AB ülkeleri olmak üzere
gelişmiş ekonomiler küresel kriz sürecinde ekonominin bütün göstergelerinde ciddi
gerilemeler ve duraksamalar yaşıyor. Ekonomiler küçülüyor, ihracat daralıyor,
işsizlik rekor seviyelerde artıyor, sosyal harcamalar tarihi düzeyde kısılıyor.
Böyle bir süreçte Türkiye tam aksi bir grafik sergiliyor. İstikrarlı şekilde ve
rekor oranda büyüyor. İşsizliğini azaltıyor, ihracatını, turizm gelirlerini
artırıyor ve sosyal harcamalarda mümkün olduğunca en küçük bir kısıntı yapmıyor.
AB üyesi ülkeler arasında bugün, işçisinin, memurunun, onlarda böyle bir ayrım
yok ama maaşları yüzde 10, 20, 30 azaltılan ülkeler var. Emeklisine de aynı
şekilde kısmalar getiren ülkeler var, bizde tam aksine. Asla enflasyona
ezdirmediğimiz gibi, ’Enflasyon arttı’ deniyor, el vicdan diyoruz."

-"GÜÇLÜ, İTİBARLI VE İDDİALI BİR ÜLKEYİZ"-
Başbakan Erdoğan, ekonominin bugün ulaştığı seviyelerin içeride pek dile
getirilmese de uluslararası platformlarda, kuruluş ve yayınlar nezdinde sıkça
vurgulandığını belirterek, Türkiye’nin küresel krizde gösterdiği performansla tüm
dünyaya örnek gösterildiğini söyledi.
Ekonomi ile birlikte Türkiye’nin dış politikasıyla artık güçlü, itibarlı
ve iddialı bir ülke konumuna yükseldiğini ifade eden Erdoğan, bir yandan AB ile
katılım müzakerelerini yürüttüğünü, diğer yandan Balkanlar, Ortadoğu, Orta Asya
ve farklı bölgelerle ilişkileri güçlendirdiklerini bildirdi.
Türkiye’nin bir yandan uluslararası örgütlerde kilit görevler
üstlenirken, bir yandan da Medeniyetler İttifakı gibi yüzyılın projelerine
öncülük ettiğini, barışı, güvenliği, uluslararası hukuk ve adaleti güçlü bir
şekilde savunduğunu, yoksulluğun azaltılması, terörün sona erdirilmesi,
çatışmaların bitirilmesi için etkin politikalar yürüttüğünü anlatan Erdoğan,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Geçen hafta bizim medeniyetin bilime verdiği değeri ve katkıları özet
bir şekilde hatırlattım. Bizim hiçbir alanda küçük düşünmek gibi bir lüksümüz
olamaz. Böyle bir seçeneğimiz yok. Tarihe yön vermiş, iz bırakmış, tarih yazmış
bir millet, bir ülke, açık ve inanarak söylüyorum, dünyadaki gelişmelere seyirci
kalamaz. Bir travma geçirdik ama bunu atlatacağız. Biz mevcutla yetinemeyiz,
bizim birçok alanda binlerce yılı aşkın birikimimiz var, biz bir kabile devleti
değiliz. Biz yüzyıllarca devlet deneyimine sahip ve bir imparatorluk bakiyesi
üzerine kurulu bir devletiz. Böyle güçlü bir devletin küçük düşünme gibi bir
lüksü olabilir mi? Büyük düşünmeye ve büyük adımlar atmaya mecburuz. Türkiye’ye
yakışan budur. Ben bunu başaracağımıza inanıyorum ama bunun temel taşları
hocalarımız sizlersiniz. Biz bu işin hizmetkarı olacağız, sizler de bu işin beyni
olacaksınız. Vakıf müessesesini kurmuş, Ahilik teşkilatını başarıyla işletmiş,
ombudsmanlık sistemine öncülük etmiş, ekonomide, devlet yönetiminde, toplumsal
barışta, siyasette, askeriyede, sanatta ve bilimde öncülük etmiş, dünyada ilkleri
kazandırmış bir medeniyete sahibiz. Aynı zamanda, geniş bir coğrafya ile tarih
bağımız, kültür bağımız var. Dikkatinizi çekiyorum, 13. yüzyılda çok geniş bir
coğrafya üzerinde seyahat eden İbni Batuta, Türkçe bilen bir insanın Endülüs’ten
Hindistan’a kadar iletişim sıkıntısı çekmeden yolculuk edebileceğini ifade
ediyor. Şimdi siz böyle bir geçmişe, böyle bir tarihe sahip olduğunuz kadar,
istesek de istemesek de böyle bir tarihin yükünü, sorumluluğunu, birikimini de
üzerimizde taşımak durumundayız. Ben, milletimizin her ferdinin, en küçüğünden en
büyüğüne kadar böyle bir misyonun farkında olduğunu, böyle bir vizyona sahip
olduğunu büyük bir memnuniyetle görüyorum."

-WIKILEAKS BELGELERİ-
Başbakan Erdoğan, ancak, toplumun önünde gidemeyen, toplumla paralel
ilerlemeyen, hatta toplumun gerisinde kalan kurumların, Türkiye’ye de, millete de
bir yük teşkil ettiğini, yol üzerinde engel teşkil ettiğini, Türkiye’nin ayağına
adeta bir pranga olduğunu da üzülerek gördüklerini ifade ederek, şunları
söyledi:
"Çok güncel bir konu üzerinden örnek vermek istiyorum: Amerika Birleşik
Devletleri Hariciyesi’nin gizli yazışmaları bir süredir ortalığa saçılıyor.
ABD’li diplomatların, dedikodu, magazin, iddia ve iftiralardan oluşan gayri ciddi
yazışmaları internet yoluyla tüm dünyaya yayılıyor. Şimdi biz, bu yazışmalar
yayınlanmaya başlandığı andan itibaren, devlet ciddiyetinin ve soğukkanlılığın
gerektirdiği bir tavır içinde, gelişmelerin izlenmesi, etekteki taşların tamamen
dökülmesinin beklenmesini ifade ettik. Çünkü yapılanın ne olduğunu tam olarak
görmek istedik. Gerçekten yaşanmış olayların, bir kısım devlet sırlarının ifşa
edilmesi mi var, yoksa bu işin arkasında bir niyet, bir gaye, farklı bir hedef mi
var? Bu yazışmaların yayınlanması, sitenin iddia ettiği gibi tüm sırların ifşa
edilmesi, bir şeffaflaşma mı? Yoksa belli belgelerin, belli takvim çerçevesinde,
belli süzgeçlerden geçirilerek, bir sansür dahilinde dolaşıma sokularak birtakım
operasyonların gerçekleştirilmesi mi, örtülü bir kara propagandanın yürütülmesi
mi? Bu yolla acaba belli ülkeler arasındaki ilişkiler etkinlenmeye, maniple
edilmeyi ya da yeniden etkilendirilmeye mi çalışılıyor? Şu anda bu yazışmaların
içeriğinden ziyade artık bunları kendilerine göre bir yorumla yayınlayanların
özellikle niyetleri sorgulanıyor. Kullandıkları semboller, yöntem, hedef, gaye
tartışılıyor."


gazetevatan.com