Pir Zöhre Ana Forum

Tam Versiyon: Yaşanmış hayat hikayeleri(HAYATIN GERCEKLERİ BUNLAR)
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Sayfalar: 1 2 3 4
]Herkesin bir hikayesi vardır.Yaşadıgınız veya şahit oldugunuz ilginçliğiyle ve güzelliğiyle bildiğiniz hikayeleri bizle paylaşın.

][B]İnan!
]Ama yalnızca bildiğin gerçeklere.
]Güven!
]Ama yalnızca içinde bağladıklarına.
]Sev!
]Ama yalnızca hak edenleri.
]Paylaş!
]Ama yalnızca değerini bilenlerle.
]Çalış!
]Ama yalnızca doğruluk yolunda.
]Yaşa!
]Ama SAKIN ÖLÜMÜ AKLINDAN ÇIKARMA!
MELİH SARIOĞLU [/B]]

Balkanların en güzel devletlerinden birinde (Bosna Hersek'tir tabi ki o zamanlar eski Yugoslavya devleti olarak geçiyordu) nenem hep kış akşamları torunlarını yanına toplayarak bizlere masAl anlatırdı. O akşam nedense "çocuklar size bu akşam gerçek bir hikaye anlatacağım" dedi. Biz de memnuniyetle dinlemeye başladık yaşlı kadını. Bosna'da üç samimi arkadaş varmış. Onlar çocukluktan beri arkadaşlar ve aynı mahallede büyümüşler aynı okullarda okumuşlar. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir tatil yöresine tatile çıkmak için karar vermişler. Tabi ki gün gelip çatmış. Emir isimli çocuk annesine "anne biz arkadaşlarla karar aldık, bu hafta sonu Paris'e tatile gidiyoruz" demiş. Annesi de "Olur oğlum" demiş. Gün gelmiş çatmış cumartesi günü Emir annesine akşamdan tembih etmiş eşyalarımı hazırla, yarın sabah saat sekizde beni uyandır diye. Annesi de "evet oğlum uyandırırım" demiş. Emir derin uykulardayken saat sekiz olmuş saat on olmuş annesi onu uyandırmamış. Annesin, uçakla yolculuk edecekleri için oğluma bir şey olur diye gönlü rahat etmemiş ve uyandırmamış. İki arkadaşı yola çıkıp Paris'e uçarken uçak havada arıza yapıp infilak etmiş ve iki arkadaşı gözlerini alevler arasında can vererek yummuş. Tabi ki Yugoslavya televizyonları, radyoları, basını bu haberi bültenlere taşırken isimleri TV ve radyolarda söylenirken Emir'in annesi şoka uğramış. Çünkü Emir'in en yakın iki dostunun da okunan haberlerde ismi geçiyormuş. Bir yandan acı bir yandan çok sevinçli annesi çünkü Emir'i iyi ki uyandırmadım düşüncesiyle Emir'in odasına koşuyor. "Oğlum kalk gör benim içime doğmuştu. Bu yolculuk hayırlı gelmeyecek sana oğlum. Kalk! Gör haberlerde iki arkadaşın uçağın infilak etmesi sonucu öldüler" diye haykırmış. Ama emir yatağından kıpırdamıyor. Annesi de eliyle uyandırmaya çalışırken yine orada kalıp yıkılıyor. Çünkü oğlunun cansız bedeniyle karşılaşınca yıkılmış ve son sözü şu olmuş; "kaderi onlarla beraber yazılmış"...!
Dünya malıyla övünen, kasım kasım kasılan bir adam varmış. Bir gün bu adamın yanına bir derviş gelmiş. Adam:
]"Ne istersin bire derviş" demiş. Derviş:
]"Bir çöle düştün ve susuz kaldın. Bir bardak su içemezsen öleceksin, malını mülkünü bir bardak suya verir misin?" demiş. Adam:
]"Veririm tabi." demiş. DervişSadsert bir sesle)
]"Bir yudumluk su bile etmeyen servetin için neden kasılırsın be adam" demiş.
Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında, daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp, buldu kendisine oturacak bir yer. Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran paketten birer birer kurabiye aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de. Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken, gözü saatteydi, " kurabiye hırsızı "yavaş yavaş tüketirken kurabiyelerini. Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini. Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydım, morartırdım şu adamın gözlerini!" Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca "Bakalım simdi ne yapacak?" dedi kendi kendine. Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye. Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına. Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve "Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam, üstelik bir teşekkür bile etmiyor!" Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında, Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla. Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına, dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı" na. Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna, sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına. Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla. Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye! Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!" Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle, Kaba ve cüretkar olan,"kurabiye hırsızı" kendisiydi işte.
Tanri bir gün peygamberin birine bir sandik hediye eder ve der ki;
- Bu sandigi sana emanet ediyorum ama sakin ola ki icini acip bakmayasin...
Tamam der peygamber. Aradan zaman gecer ve peygamberi bir merak sarar acaba sandikta ne vardir? Ici icini kemirmektedir. Sonunda dayanamaz ve sandigi azicik aralayip icine göz atar ama sandigi aralar aralamaz icinden bir sari güvercin ve bir mavi güvercin
insanoglu icin sonsuza dek yasamdi yani "ÖLÜMSÜZLÜK" tü.
Kacirdigin o mavi güvercin sonsuza dek mutluluk yani "BARIS" ti.
Peki der Peygamber icinde kalan beyaz olani nedir? Tanri cevap verir.
- O da sonsuza dek "UMUT" tur.
"Umutlarınızın uçup gitmemesi dilegiyle...."
ŞahımAlidir yazdı:Tanri bir gün peygamberin birine bir sandik hediye eder ve der ki;
- Bu sandigi sana emanet ediyorum ama sakin ola ki icini acip bakmayasin...
Tamam der peygamber. Aradan zaman gecer ve peygamberi bir merak sarar acaba sandikta ne vardir? Ici icini kemirmektedir. Sonunda dayanamaz ve sandigi azicik aralayip icine göz atar ama sandigi aralar aralamaz icinden bir sari güvercin ve bir mavi güvercin
insanoglu icin sonsuza dek yasamdi yani "ÖLÜMSÜZLÜK" tü.
Kacirdigin o mavi güvercin sonsuza dek mutluluk yani "BARIS" ti.
Peki der Peygamber icinde kalan beyaz olani nedir? Tanri cevap verir.
- O da sonsuza dek "UMUT" tur.
"Umutlarınızın uçup gitmemesi dilegiyle...."

Çok güzelSmile

Zaten bizim
Yaşama küsme hakkınız yoktur.
Neden böylesine mutsuzsunuz ?
Nasıl bu denli karamsar olabiliyorsunuz ?
Belki işinizden memnun değilsiniz,belki çevrenizden...
Maaşınızı az buluyor,ya da kendinizi beğenmiyorsunuz...
Oysa...
Öylesine değerlisiniz ki.
Örneğin gözleriniz...
Gözlerinizi kaça satarsınız?
1 trilyon?
2 trilyon?
5 trilyon?

Satarsınız...

İşte zenginsiniz...

Ama...
Bu servetle erişeceğiniz dünyayı görmedikten sonra, paranın bir değeri var mı?
Ya da derdiniz para değil...

Başarı ve saygınlık.

Size gözlerinizin karşılığında bulunduğunuz şirketin genel müdürlüğünü verseler kabul eder misiniz?
Cevabınız "Hayır" değil mi?
O halde siz; aslında hem zengin, hem başarılısınız.
Yeter ki,
Allah'ın size verdiği bu değerlerin bilincinde olun.

Bunları görebileceğiniz bir başarı için hayata geçiriniz.

O halde....

ASLA UMUTSUZLUK YOK !
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olması gerekiyordu. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, fakat gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne büyük talihsizlikti!... İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. �Bu ev senin� dedi, �Sana benden hediye� . Marangoz, şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman böyle yapar mıydı hiç! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. �Hayat bir kendin yap, tasarımıdır� demiştir biri. Bugün yaptığınız davranışlar ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. Unutmayın... Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın. Hiç incinmemiş gibi sevin. Kimse izlemiyormuş gibi dans edin.
Sayfalar: 1 2 3 4