Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: İşte Bir Dede'nin Ağzından Şeker Bayramı Gerçeği..

  1. #1
    Forum Gönüllüsü PELİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    ANKARA
    Yaş
    32
    Mesajlar
    6.509
    Ettiği Teşekkür
    1
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    54

    Arrow İşte Bir Dede'nin Ağzından Şeker Bayramı Gerçeği..

    Alevi inancı içerisinde asla kutlanmayan, köylerden şehirlere göç ile adından haberdar olduğumuz Ramazan Orucu ve Şeker Bayramı ne yazık ki bu günlerde camiamızın ikiye bölünmesine neden olmuştur. “Öyle bir oruç tutarız ki Ramazana benzemez” diyen Fuzuli Hazretleri acaba bu gün aramızda olsaydı ne derdi? Köylerimizi terk ettiğimiz 1950’li yıllarda dışlanmama ve baskı görmeme adına yeni tanıştığımız bu âdeti zamanla biz Alevi çocukları da sahipleniş bulunduk. İlk başlarda Ramazan orucunu tutmayıp sadece ay sonunda bayramı kutladık, ama zamanla orucunu da tutanlarımız oldu.

    Aklı karışan dostlarımızın bu karışıklığını gidermek adına bu yazımı kaleme almayı yerinde buldum. Dil bizden nutuk Pirimiz İmam Hüseyin’den olsun diyorum.

    Şeker bayramını daha iyi anlayabilmemiz için sizlere kısaca o günün içinde bulunduğu şartları azda olsa hatırlatmam gerekiyor.

    Halife Ömer ölmüş, onun yerine Halife Osman geçmişti. Ancak İslam âlemi içindeki karmaşa bitmemiş, içlerinde Halife Ömer’in de oğlunun bulunduğu bir gurup Halife Osman’nın evini basıp onu öldürmüştü.

    Halkın isteği ile Hz. İmam Ali yönetime getirilmiş, İslam âleminin yaşadığı karmaşayı gidermesi isteniyordu.

    Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra başta Muaviye olmak üzere fitne çevreleri Hz. İmam Ali’yi katilleri yakalamamakla suçluyordu. Halife Osman’ın kanlı gömleğini Şam Mescidi kapısına asan Muaviye halkı kışkırtıyor, Hz. İmam Ali’nin katilleri bilerek yakalamadığını söylüyordu. Halife Osman’a ağlayan kişileri Hz. İmam Ali’ye karşı ordusuna alıyordu. Yüksek maaşlarla tuttuğu askerlerini hem maddi hem de kini yönden yetiştiriyor ve destekliyordu.

    Hz. Ali’ye karşı ilk baş kaldırı M. 656’da Deve (Cemel) Savaşı diye bilinen, Aişe’nin bir deve sırtında kılıç kuşanıp Talha ve Zubeyr ile iş birliği yaptığı savaştır. Güçlü ordusu ile münafıkları dağıtan Hz. İmam Ali kısa süre sonra M. 657’de Muaviye ordusu ile Sıffeyn Savaşını yapmıştır. Bu sırada İslam âlemi üç kola ayrılmış, Muaviye’den yana olanlar, Hz. İmam Ali’den yana olanlar ve her ikisini de reddeden Hariciler. Bu savaş sonunda her iki ordudan da büyük zahiyatlar verilmiş, ancak her iki orduda bir birine galip gelememiştir. Muaviye bu savaş esnasında her türlü hileye başvurmuş, Hz. İmam Ali’nin ordusunu geri püskürtmek için Kuran sayfalarını dahi askerlerinin mızrakları ucuna taktırmaktan geri durmamıştır. Daha fazla kan akmaması için İslam tarihinde ilk defa hakemlerin vereceği ortak kararla savaşın bitirilmesi istenmiştir.

    Muaviye’yi temsilen Amr İbn-ül As hakem olmuş, Hz. İmam Ali’yi temsilen de Ebu Musa el-Eş’ari hakem olmuştur. O günlerde yaşananları kısaca da olsa dile getirmekte fayda görüyorum:

    İki hakem yetkilerini gösteren sahifeleri alarak M. 657'de bir araya geldiler. Erzuh'ta Dumetü'l-cendel'de her iki taraftan dörtyüzer kişilik birer grup hakem kararını almak üzere toplantıya katıldı. İki hakem önce niçin toplandıklarını konuşarak karara vardılar. Bunun amacı halkın arasındaki gerginliği azaltmaktı.

    Önce Amr söz aldı. "Halife Osman'ın haksız olarak öldürüldüğü fikrine katılıyor musun?" Ebû musa "evet" dedi. Amr; İsrâ suresi 33. âyette haksız yere insan öldürülemeyeceğini gösteren delilini ileri sürdü. O halde ey Ebû Musa! Seni Halife Osman'ın velisi Muâviye'ye karşı çıkaran nedir? O, Halife Osman’ın katilini ortaya çıkarmak için çaba harcamaktadır ve Kureyş'tendir deyince Ebu Musa’da; Hz. İmam Ali'nin Peygamber'in soyundan olduğunu ve damadı olarak Muâviye’den önce geldiğine işaret etti. Çekişmeler uzun bir süre daha devam etti. Onlar sulhun böyle devam edemeyeceğini, hem Hz. İmam Ali hem de Muâviye'ye bey'at edilmemesi gerektiğine inanarak fikir birliğine vardılar. O halde yeni halife müslümanlar tarafından seçilmeliydi. Amr, olayların gitgide karıştığını anlayınca, Ebu Musa ile yaptığı gizli görüşmede ona garanti sunarak, Hz. İmam Ali’yi halife ilan etmelerinin daha sağlıklı olacağını söyledi. Ancak halkın huzuruna çıktıklarında Ebu Musa’nın hem Hz. İmam Ali’yi hem e Muaviye’yi hilafetten azletmesini, bu karar ardından kendisinin söz alacağını ve Hz. İmam Ali’yi İslam’ın başına getireceğini söyledi. Şimdi yapılacak iş bu kararlarını müslümanlara bildirmeye gelmişti.

    Bu kararı cemaate açıklamak üzere Ebu Musa minbere çıktı ve Allah’a hamd ve senadan sonra "Ey halk! Biz ümmetin durumunu düşünüp bir çözüm bulmakta epey zorlandık. Hem benim, hem de Amr'ın görüşü şudur: Hz. İmam Ali ve Muâviye'yi hilâfetten uzaklaştırmak ve ümmetin kendisinin istediği birisini halife tayin etmelerini sağlamak gerekir. Bundan dolayı ben, Hz. İmam Ali ve Muâviyeyi parmağımdaki şu yüzüğü çıkardığım gibi hilâfet görevinden alıyorum" dedi. Sıra Amr'a gelince o da minbere çıktı ve söyle konuştu; "Şüphesiz Ebu Musa'nın söylediklerini duydunuz. O Ali'yi görevden almıştır. Ben de onun yerine Muâviye'yi elimdeki şu yüzüğü parmağıma taktığım gibi halife tayin ettim" deyince herkes şaşkınlıktan ne yapacağını, ne diyeceğini bilemedi.

    Bu karara Ebu Musa derhal itiraz ederek "Sana ne oluyor ki anlaşmaya ihanet ediyorsun, sen fitneci oldun. Bana söylediğin bu değildi” diyerek orayı terk etti. Her iki gurup arasındaki hoşnutsuzluk şiddetini arttırarak devam ediyordu.

    Tarihe Hakem Olayı diye geçen bu ihanet vakası ardından Hariciler bir araya gelerek, Muaviye ve Hz. İmam Ali’yi öldürmeye karar verdiler. Berk bin Abdullah, Amr İbn-ül As’ı da öldürmeleri gerektiğini, fitnenin başının o olduğunu söyledi. Böylece sıra suikastları gerçekleştirecek kişileri seçmeye gelmişti. Muaviye için Amr bin Bekir, Hz. İmam Ali’ye suikast yapması için kendi isteği ile Abdurrahman bin Mülcem, Amr İbn-ül As için Berk bin Abdullah görev aldı.

    Muaviye suikastçısından ufak bir yara alarak kurtulmuş, lakin kılıcın zehirli olması nedeniyle yatağa düşmüştü. Amr İbn-ül As yerine suikastçı yanlışlıkla bir mahsumu öldürmüş, o da böylelikle kurtulmuştu. Mülcem çocukken annesi ve babası ölünce yetim kalmış, Kufe’de Hz. İmam Ali’nin yardım ve şefkati ile büyümüştü. Yapacağı bu suikast sonucu alacağı altınlar, ekmeğini yediği İmama ihanet etmesini engelleyemiyordu. Ramazan ayının 17. günü Kufe’ye gelmiş, halktan bilgi alabilmek için girdiği mescitte gördüğü Kuttema’ya aşık olmuştu. Mülcem kapıldığı bu kadına evlenme teklif etmiş, Kuttema bu teklife karşılık üç istekte bulunmuştu. Birinci isteği; üç bin dirhem altın, ikinci isteği; biri erkek biri kadın iki köle, üçüncü isteği; Hz. İmam Ali’yi öldürmesi idi. Mülcem son isteğini duyunca bir adım geri çekilmiş, Ali’yi öldürürse kendisini de öldüreceklerini, bunu yapamayacağını söyledi. Kuttema, Ali’yi öldürmek cennete gitmektir diyince Mülcem asıl niyetinin zaten onu öldürmek olduğunu söyledi. Kuttema’nın babası, kardeşi ve kocası Uhud savaşında Hz. İmam Ali tarafından öldürülmüştü. Olan kini de bunun içindi. Kuttema’nın evine yerleşen Mülcem Ramazan ayının 18. günü yanına aldığı iki kişi ile Hz. İmam Ali’nin evinin etrafında planlar yapmış, ertesi gün sabah şafak vakti evinden dışarı çıkan Hz. İmam Ali’yi evinin kapısı önünde ağır şekilde yaralamıştı. Devesine binip kaçarken Hz. Celal Abbas tarafından yakalanmış ve bir odaya hapsedilmişti. İmam Ali yaralanmasından iki gün sonra Ramazan ayı 21. günü hakka yürümüştür.

    Bu haber kısa sürede her yere yayılmıştı. Üçe bölünen İslam âlemi yasa bürünmüş, karmaşa daha da içinden çıkılmaz bir durum almıştı. Mervan hasta yatan Muaviye’ye gelerek; “Ey Efendimiz, size sevineceğiniz bir haber vereyim, düşmanınız Ali bin Ebu Talib’in öldüğü haberini aldım. Bu ulu günü bayram ilan edelim mi? Dedi. Muaviye hasta yatağından sevinerek başını doğrulttu; “Şuan bayram etmeyin, daha iyileşmedim, eğer iyileşmezde ölür isem Ali’nin taraftarları da arkamdan bayram eder” diye ikaz etti Mervan’ı.

    Ramazan ayının 29. günü iyileşerek hasta yatağından kalkan Muaviye bayram ilan etti. Şeker kamışından yapılmış şekerleri çocuklara dağıttırdı. Günlerce eğlenceler tertip edildi. Şarabın olup oluk akıtıldığı, dansözlerin oynatıldığı gecelerde Hz. İmam Ali’ye ve ailesine lanetler ve küfürler edildi. Etmeyenler öldürülüyor, işkencelere tabi tutuluyordu. Her yıl günü geldikçe bu katillik bayramı kutlanıyor, Ehli Beyt’e duyulan kin pekiştiriliyordu. Emeviler döneminde aksatılmadan devam edilmiş, Abbasiler döneminde de dini bir zorunlulukmuş gibi kesintiye uğratılmadan yapılmıştır.

    Ramazan yirmi birdir, bu gün doğmasın güneş
    Şahın bendeki acısı cümle dertlerime eş.

    Münafıklar eğlenirler kurtulduk Ali’den deyu
    Ele bayram bana matem ol Ramazan ayı.

    Çıka geldi ol zamanda yüzü peçeli bir Arap
    Yıkadı kefenledi ol Şahı götürüyor hiç durmayarak…

    İslamiyet içerisinde olmayan, Hz. Muhammed Mustafa zamanında kutlanmayan, Muaviye döneminde Mervan’ın icat ettiği katillik bayramı ne yazık ki şuan İslami bir emirmiş gibi kutlanmaktadır. Bu yazımdaki amacım, birilerinin inancına karışmak değil, Alevi inancının başkalaştırılmaması ve zedelenmemesi içindir.

    Hakk-Muhammed-Ali bizleri Sıratel Mustakiminden yani dosdoğru yolundan ayırmasın diyor, cümlenizi Ehli Beyt’in muhabbeti ile niyaz ediyorum. Gerçeğe Hü.


    İnternet ortamından alıntıdır.

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » İsrail Büyükelçisi Dışişleri'nden...
    • » Ünlülerden ortak çağrı: Tatile değil...
    • » Sağır Kaplumbağa...
    • » Alevi Vatandaşlardan Chp'li Başkan...
    • » Lütfen Herkes Baksın Ve Bi Yorum Yapsın...
    • » 'Erdoğan dünyanın en cahil adamı''
    • » Bisiklet tamircisine Cumhurbaşkanı'n a...
    • » Vivaldi
    • » Fethullah Gülen İzmir' de!
    • » Diyanet'ten Erdoğan'a 'fıtrat' cevabı

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Deniz GEZMİŞ
    • » Alevilik bir “gen-genetik”dir.
    • » ''Eline, diline, beline sahip ol.''
    • » Hacı Bektaş Veli...
    • » eyy canlar bakın nette ne buldum !!!!
    • » Hz. Muhammed’in Hz. Ali ve Ehlibeyt...
    • » Kerbela Katliamı ve Türklerde Ehl-i...
    • » nefsi bilmek
    • » Fetullah Gülen'in sitesinden "mum...
    • » 'Alevi' Kitaplarımız...



    Ben göremem daha uzun boyunu
    Ahret derler kısaltamam yolunu
    Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
    Yetis Ya Üseyin baban gidiyo

  2. #2
    Genel Sorumlu T U N Ç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    Ankara
    Yaş
    48
    Mesajlar
    5.121
    Ettiği Teşekkür
    0
    4 mesaja 4 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    En azından şeker bayramı konusunda varılan sonuç doğru, değil mi?

  3. #3
    Genel Sorumlu T U N Ç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    Ankara
    Yaş
    48
    Mesajlar
    5.121
    Ettiği Teşekkür
    0
    4 mesaja 4 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart Aleviler ve Ramazan Bayramı

    Aleviler ve Ramazan Bayramı

    Alevi-Bektaşi Kültür ve İnanç sisteminde Ramazan Bayramı diye bir kabul yoktur. Ramazan bayramı Hz.Ali'nin Ramazan ayının 27.günü kiralık katil Mülcem tarafından zehirli bir kılıç ile evinden çıkıp bir kaç adım attığı sırada arkadan vurulması sonucu üç gün sonra yani ramazan ayının otuzuncu günü Hakk'a yürümesi ile Muaviye'nin (lanet olsun) "Çok şükür , çok şükür Ali'den kurtuldum!" diyerek üç gün üç gece bayram ilan etmesi ve sokaklarda davul zurna çaldırıp, "rakkase"ler oynatması çoluk çocuğa şeker dağıtması ile "ŞEKER BAYRAMI" ilan edilmiştir. Aynı Muaviye oğlu Yezid'e (lanet olsun) "Ben Ali ile Hasan'ın işini bitirdim, sen de Hüseyin'in ve Ali'nin soyundan olanların işini bitir!" diye vasiyettte bulunmuştur.

    Daha sonra halifeliği alan Yezid Hz.Hüseyin'i Kerbela'da 10 Muharrem günü 72 can yoldaşı ile acımasızca şehit etmiştir.

    İşte Ramazan Bayramı Aleviler açısından Hz. Ali'nin şehit edildiği bir matem günü, Muaviye açısından ise Bayram günüdür gerçekte... Aradan geçen yüzyıllar Alevilere ve ehl-i beyti sevenlere zulüm dolu yüz yıllar olmuştur. Bir yandan Alevi-Bektaşiler katledilirken , bir yandan da asimile edilmeye çalışılmıştır.

    Anadolu Alevileri olarak bizler tarihi çok iyi bilmek zorundayız.
    Yapılan katliamlar unutturulmaya, zulümler hafızalardan silinmeye çalışılmaktadır. Bu yüzleşmeyi aydın ve onurlu "sünni" araştırmacıların da yaptığını artık görmekteyiz. Ama bir yandan da içimizden çıkan "keklikler" nedense gerçekler orta yerde dururken koşar adım bu bayramı kutlamaya kalkışmakta ve Cem evlerimizi neredeyse minaresiz birer camiye çevirmektedirler.

    Okuyan, araştıran sorumluluk duyan ve vicdani muhasebesini yapan Alevi dedeleri bu duruma kayıtsız kalamazlar, kalmamalıdırlar.
    Yüzyıllar boyunca Ramazan süresince içki içmekten dolayı yargılanmış ve cezalandırılmış bir tarih önümüzde durmaktadır.

    Bu nedenle yaşanan acılar kadar "kanıksanmış" ve dirençle karşılanmıştır ki, yüzlerce – binlerce Bektaşi fıkrasına konu olmuştur.

    Yıllardır uyarmamıza rağmen bazı Alevi-Bektaşi Canların hala şeker resimleri ile süslü Ramazan Bayramı tebrik mesajlarını görmekteyiz.Bu gerçekler orta yerde dururken kendine Alevi-Bektaşi diyen insanların diğer Alevi-Bektaşi canlara (Sünnilere gönderilebilir) Ramazan bayramı tebrik mesajları göndermeleri iki temel yanlışa bağlıdır.

    Birincisi ve esas tehlikeli olanı sinsice Alevilerde bir davranış kültürü oluşturur, bunun üzerine asimilasyona biraz daha hizmet etmektir.
    Bunun daha çok egemen olan anlayışın, kültürün ve inancın hegemonyasını kabule götürdüğünü ve kendi geçmişimize ‘ihanet’ olduğunu unutmamak gerekir.

    İkincisi ise "aidiyet duygusu" ile "kabul edilmek duygusu" ile ve "riyakârlıkla" dolu olan "yalvarış ve yakarıştır” ki, bu durumda olanlara üzülmek ve acımak gerekir. Bu yenilginin kabulü, ezilmişliğin sonuçlarının kabulü ve teslim olmak anlamına gelir.

    Bu teslim olmanın devamında "bakın biz de sizin gibiyiz, bizi de aranıza alın, dışlamayın, kabul edin" anlayışıdır. Özgüven eksikliğinden, tembellikten, inançsızlıktan ve riyakarlıktan kaynaklanan bu tip davranışları bir kısım kişiler de rant için yapmaktadırlar.

    Bunların bir kısmı oruç tutmayıp, nedense bayrama koşar adım gitmekteler, çok az olsa da bir kısmı ise hem oruç tutup, hem bayram yaparak "sünnilerden" ne kadar az farkları olduğunu ispat etmeye çalışmaktadırlar.
    Bu tip insanların "iki rekat bayram namazından ne çıkar?" yollu davranışlarına bazı kurum yöneticilerinin bilinçsiz, ilkesiz ve omurgasız tavırları halk dalkavukluğu çizgileri ve kitleselliği kaybetme endişeleri neden olmaktadır.
    Ozan İbreti bakın ne diyor :
    İlme değer verdim, uykudan kalktım,
    Sarık seccadeyi elden bıraktım,
    Vaazın her günkü vaazından bıktım,
    Ramazanı sele verdim de geldim…

    Sünnilerin ramazan bayramı kutlamaları doğaldır ve saygı duyulmalıdır. Ama Alevi-Bektaşi’lerin ‘yüzyılların direncini ihanet edercesine’ başkalarına sunmalarına bu fakirin gönlü razı değildir.

    Acizane bana göre Ramazan Orucu tutmak ve Ramazan Bayramı yapmak, hele hele bu bayrama Cemevlerinde, Ramazan Bayram Namazı yaparak girmek tam anlamı ile bir ”Yol Düşkünlüğüdür” Yolun yolcusu ve sahibi olması en başta gereken dedelerin Ramazan Orucunun esasını ve Bayramının nedenini detaylı ve bilgiye, belgeye dayalı açıklma mecburiyetleri vardır. Sorundan kaçmak sorunu ortadan kaldırmıyor aksine artırıyor, bu böyle bilinmelidir.

    Hünkar’dan nasip almış canlar bunun bilincindedirler. Alamayanlara da bu Serçeşme’nin Suyundan içmelerini dilerim.
    Unutmak ve Unutturmaya çalışmak ‘ihanett’tir.
    Aşk-ı muhabbetle, sevgiyle kalın…


    Musa Kazım Engin

  4. #4
    Forum Gönüllüsü adgan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    49
    Mesajlar
    2.555
    Ettiği Teşekkür
    62
    57 mesaja 63 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    40

    Standart

    Uzun yıllar hep şeker bayramı diyerek ramazan bayramını kutladık. Neden ise hiç bir dede o zaman çıkıp da bu şeker bayramı bizim bayramımız değildir demedi. Ancak görüyoruz ki Zöhre Ana'dan sonra bazı insanlar bunu kendilerine mal etmek için değişik karışık hikayeler uydurarak, şeker bayramı konusunda Zöhre Ana'ya farkında olmadan biat etmeye başlamışlar...

    Ne kadar Zöhre Ana'yı görmezlikten gelseler de Pir'in ışığı beyinlerinin içine kadar sızıyor. Bir güneşin ışığını görmemek için istediğiniz kadar gözlerinizi yumun, ancak içinize verdiği sıcaklıktan kaçamazsınız...

    Şeker bayramı ömerin yalandan öldüğünü ilan ederek insanlara üç gün yasını tutturmak için oruç tutturması sonunda ölmediğinin anlaşılmasıyla ömerin adına şenlikler düzenlenip, eğlence alemleri dalıp içkiler içilip, dansözler oynatılıp, hediyelerin dağıtılmasıyla bugüne kadar gelmiştir. O üç günlük oruç sonradan otuz gün olmuş adına ramazan orucu denmiş, yapılan eğlenceler de sonradan adı ramazan bayramı(şeker bayramı) olmuştur...

    Yani ramazan orucunu tutan ömerin yasını tutmuş olur, şeker bayramını kutlayan ömerin varlığını kutlamış olur...
    Mustafa dediler benim adıma
    Bir sıfatı Ali bindi atıma
    Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
    Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

    (PİR ZÖHRE ANA)

  5. #5
    Üyemiz Şahin Sah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    30-12-2009
    Bulunduğu Yer
    Erzincanliyim
    Yaş
    55
    Mesajlar
    202
    Ettiği Teşekkür
    0
    2 mesaja 2 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    Ben kendimi bildim bileli,aile büyüklerimden gördügüm kadariyla hic ramazan orucu tutmadik ve bayramini kutlamadik.
    Hatirliyorum;cocuklugumdaki ramazan bayramlarinda köydeki evimizde dedemiz gelirdi,sabaha kadar oturup Ehlelbeyt icin aglardik.Cocuktum,annem babam aglayinca bende aglardim.Eskiden hersey cok farkliydi.cok sahit oldum,simdi ise Aleviler birbirlerine
    smsler atarak bayram kutluyolar.yazik...
    git gide yozlasip,özümüzü yitiriyoruz..

  6. #6
    Söz Ola Beri Gele donanma44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    Hakkari
    Mesajlar
    10.006
    Ettiği Teşekkür
    120
    230 mesaja 284 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Aleviler olarak ne Ramazan orucunu tutarız ne de onun bayramını kutlarız.

    Bazı arkadaşlarımın şakayla "eziyeti onlar çeker sefasını biz süreriz" mantığı doğru değildir.

    Toplusal dışlanma nedeniyle bazı canlarımızın çekingen davranışları vardır biliyoruz ama bütün Alevilerin bu konuda cesur olmaları gerekir. Tutmadığımız orucun bayramı da olmaz !!!

    Bu mesele 50-60 yıllık bir mesele değildir. Dip atalarımızdan bu yana bütün yol Uluları, ocakları, dedeleri bunu söylemiştir. Bu bütün dedelerin içinde geçmişteki Enderun mektepleri gibi devşirilen düşkün dedeler hariç. Onlar kendilerini iyi biliyor.

    Sap ile samanı, inançları birbirine karıştırıp ortaya dikine karışık, ortacı bir inanç, alevilik yaratma çabası içinde olan Akil dedeler var. Yuhh olsun. Ecdadımız tez zamanda bunun hesabını sorar inşallah...


    Aleviler Ramazanı tutmadıkları için bu onların ibadetleri olmadığını göstermez tabi ki.

    Alevilerin orucu Muharrem Yası Matem Orucudur.

    Aleviler bu orucu cennete gitmek, hurilerle oynaşmak, günahlarını affettirmek için değil İki cihanın yeryüzündeki temsilcisi Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nın torunu, İmamlar İmamı, Evliyaların hocası Şahırmerdan ve Fatıma Ana'mızın göz bebeklerinden Hz.İmam Üseyin'in Kerbela'da yakalanıp Şam'da insanlık dışı uygulamaların neticesinde mübarek başının gövdesinden ayrılması, 12 gün boyuca eziyet, hakaretlere maruz kalması ve susuz bırakılması nedeniyle böyle iki cihanda da kutsal olan bir ibadet yaparlar.

    Acıkça söylüyoruz ; kimsenin Muharrem Yası Matemini haşa boş veya olmazsa da olur gibi bir bakış açısıyla görmeye ne hakkı ne de haddi vardır.

    Biz kimsenin inançlarına karışmıyoruz , içine birşeyler eklemek gibi gayret gütmüyoruz. Herkes haddini bilsin, herkes atasını ecdadını tanısın.

    Muhammed Ali yolu sizin oyuncağınız değildir.

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] -[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

  7. #7
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    52
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    9 mesaja 10 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Arkadaşlar, yukarıda yaklaşık 10 yıl önce yayınlanan bu yazının altında "Sinan BOZTEPE Dede Çerkezköy Erenler Cemevi Dedesi" şeklinde bir bilgi vardı. Bu yazının Sinan Boztepe Dede tarafından, "kendisine ait olmadığı" bizzat bildirilmiştir. Alıntı olduğu belli olan yazının kaynağını bilmiyorum ama araştırıyorum. Sinan Dedenin adını alıntıdan siliyorum. Yanlışlığı düzeltiyorum. Kendisine de kibarlığı ve anlayışından dolayı teşekkür ediyorum.


  8. #8
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.644
    Ettiği Teşekkür
    56
    291 mesaja 337 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Alıntı EKİN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaşlar, yukarıda yaklaşık 10 yıl önce yayınlanan bu yazının altında "Sinan BOZTEPE Dede Çerkezköy Erenler Cemevi Dedesi" şeklinde bir bilgi vardı. Bu yazının Sinan Boztepe Dede tarafından, "kendisine ait olmadığı" bizzat bildirilmiştir. Alıntı olduğu belli olan yazının kaynağını bilmiyorum ama araştırıyorum. Sinan Dedenin adını alıntıdan siliyorum. Yanlışlığı düzeltiyorum. Kendisine de kibarlığı ve anlayışından dolayı teşekkür ediyorum.
    Teşekkür ederiz Ekin abi..Yazının kime ait olduğu konusunda ben de takipteyim..
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  9. #9
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    52
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    9 mesaja 10 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Ayrıca Sinan Boztepe'nin Alevi olmadığı konusunda da bilgi vardır. Bu da ayrı bir muamma.


Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Şeker Bayramı Emevi Bayramıdır
    donanma44 - forum Din
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29-04-2015, 17:20
  2. Şeker Bayramı Emevi Bayramıdır
    donanma44 - forum Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-10-2012, 02:24
  3. Vip Turizimden Şeker Bayramı Turları
    diyojen - forum Turizm, Seyahat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20-07-2011, 23:45
  4. İşte özür diliyorum gerçeği
    PELİN - forum Güncel Olaylar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22-12-2008, 13:10
  5. İşte şeker hastalığının kaynağı
    AliRengi - forum Sağlık - Yaşam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-11-2008, 12:54

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

Gizlilik Politikası