8. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var BirinciBirinci ... 678
Gösterilen Sonuçlar: 71 ile 74 ve 74

Konu: Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )

  1. #71
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.656
    Ettiği Teşekkür
    56
    292 mesaja 338 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası.

    Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini…

    Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.

    Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış.

    Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı, terzinin yanına yaklaşıp,
    “Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.

    Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.

    “Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “Ben terziyim” yanıtını alınca “Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.

    Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş.

    Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.

    Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için.
    Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama kendi anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.

    Ve başlamış anlatmaya:
    “Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.

    Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş.

    Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.

    Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…”

    Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş…

    Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle…….
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  2. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  3. #72
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.656
    Ettiği Teşekkür
    56
    292 mesaja 338 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bir kartalı gagalamaya cesaret eden tek kuş kargadır...
    Kartalın üstüne oturur ve boynunu ısırır.
    Ancak kartal yanıt vermez, karga ile savaşmaz; kartal zaman veya enerji israf etmez.
    Sadece kanatlarını açar ve göklerde yükselmeye başlar.
    Uçuş ne kadar yüksekse, karganın nefes alması o kadar zorlaşır ve karga oksijen eksikliğinden sersemleyerek düşer.
    Kargalarla vakit kaybetmeyi bırakın.
    Sadece onları yükseklere çıkarın ve yolunuza devam edin.
    Bırakın gerisini kargalar düşünsün...

    (Alıntıdır)
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  4. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  5. #73
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.656
    Ettiği Teşekkür
    56
    292 mesaja 338 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Kitap okumak şunun için güzeldir;

    Senden asırlar önce yaşamış biri, senin de içini kemiren ve genellikle ifade edemediğin duyguları tarif etmiştir bir yerlerde. Varlığından haberdar olmayan birinin, senin yerine sıkıntı çekmiş olduğunu görmek rahatlatır. Anlarsın, yalnız değilsindir...

    Charles Bukowski...
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  6. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  7. #74
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.656
    Ettiği Teşekkür
    56
    292 mesaja 338 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    HER DERDİN BİR ÇARESİ VAR

    Lokman Hekim laboratuvarında çeşit çeşit renkte ilaçlar hazırlar, bunları şişelerle raflara dizermiş. Ne zaman ki bir hasta kapıdan girer, o hastanın derdine derman olan ilaç şişesi olduğu yerde titrermiş. Lokman Hekim de bu şişeyi hastaya verir ve derdine derman olurmuş.

    Bir gün Lokman Hekim’in laboratuvarından içeriye bir adam girmiş. Adamın tüm vücudu yaralar içindeymiş. Bu yaraların ıstırabıyla bitkin düşen adam Lokman Hekim’den deva istemiş. Lakin bu kez raftaki şişelerden hiçbiri titrememiş. Bunun üzerine Lokman Hekim adama dönmüş ve derdine bir dermanın bulunmadığını söylemiş. Tavsiye olarak, at üzerinde seyahat etmesini; dağları, yaylaları gezmesini söylemiş. Lokman Hekim gibi bir alimden böylesi ümitsiz bir cevap alan hasta bitap halde laboratuvardan ayrılmış. Gün gün ölüme yaklaştığını bilen hasta kendini dağlara vurmuş. Güneşli bir gün dağlık bir alanda uzanıp uyuyakalmış. Bir süre sonra koyun sesleriyle uyanmış. Hemen yanında bir koyun sürüsü görmüş. Çobanı koyunlar içinde kara koyunun sütünü bir kaseye sağarken görmüş.

    Sağmayı bitiren çoban belli ki daha sonra almak üzere kaseyi bir kayanın üzerine bırakmış ve yeniden sürünün arasına karışmış. Yorgun halde olan biteni seyreden hasta az sonra çalıların arasından beliren bir yılanı fark ederek irkilmiş. Yılan sakince gelip, kayanın üzerinde duran kasedeki sütten içmiş ve sonra zehrini bu kaseye kusmuş. Kasedeki süt renkten renge girmiş. Yılan yeniden çalıların arasında kaybolmuş. Yaralarının ağrısından iyice yorgun düşen adam bu zehri içip bir an önce ölmeye karar vermiş. Bu tastaki zehri bir çırpıda içen adam olduğu yere yığılmış. Bir süre sonra uyanan adam vücudunda bir kaşıntı hissetmiş. Kaşıdığı yerlerindeki yaraları pul pul dökülmüş. Ayağa kalkan adam gücünün de yerine geldiğini farketmiş. Zehir diye içtiği kendisine şifa olmuş. Yeniden Lokman Hekim’in yanına gelen adam, “iyileşmez” dediği hastalıktan kurtulduğunu anlatmış. Adam henüz başından geçenleri anlatmamışken Lokman Hekim;


    “Dünyada her derdin bir devası vardır!” demiş. “Ben kara koyunun sütünü yılana içirip onu nasıl kusturacaktım? Allah isterse her şey mümkündür.”

    alıntıdır...

    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

Gizlilik Politikası