5. Sayfa - Toplam 5 Sayfa var BirinciBirinci ... 345
Gösterilen Sonuçlar: 41 ile 44 ve 44

Konu: Brek - Brek ( Elif-K'nın Bloğu )

  1. #41
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.262
    Ettiği Teşekkür
    52
    144 mesaja 167 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Alıntı N A S İ P Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    **************************************************************************************


    Ah şu ıhtıyarlık olmassaydı bende 5000 ni geçmışdım ben de kendı kendımı kutlama fırsatını bulurdum ...

    Tebrıkler Hocam ,başarılar dılerım .

    ********************************************************************************************



    Teşekkür ederim

    5000'e az kalmışsın..Ben de seni erken kutluyorum Nasip Abi...Başarılar...
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  2. Elif-K üyemize teşekkür edenler:

  3. #42
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.262
    Ettiği Teşekkür
    52
    144 mesaja 167 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Hünkâr'a bir gün, ikindi üstü, güzel yüzlü, tatlı özlü, Alevi saçlı, yeşil elbiseli bir azîz geldi.. Boz bir ata binmişti. Sarı İsmail karşıladı, atını tuttu.. O zat, teklifsizce doğru "Kızılca Halvet'e " yöneldi. İçeri girdi.

    Saru İsmail, acaba bu atını tuttuğum er kim ola, şimdiye dek bunun gibi bir nurlu, yüzü güzel ve heybetli er görmedim diye düşünceye daldı.. O sırada halifelerden biri geldi.

    -İsmail; "tut şu atı " diye atı ona verdi, Kızılca Halvet'in kapısına vardı. Baktı ki o aziz , Hünkâr'ın karşısında oturmakta. Tam bu esnada da Hünkâr; " ne yapalım Hızır'ım diyordu, "Ulu Tanrı, seni bu işe koşmuş, Tanrı kullarını zordan kurtarman gerek; şimdicek Karadeniz'de bir gemi batmak üzere, seni çağırdılar; sohbetini özlüyorum amma ne çare, tez dur, medetletine eriş, Tanrı izin verirse gene onurlanırız..

    Hızır Peygamber, hemen kalktı, Saru İsmail, dışarda atı tuttu. Hızır, dışarı çıkınca İsmail, Hızır'ın üzengisini tuttu, öptü. Saru İsmail, baktı ki Hızır atını sıçrattığı gibi at, bir adımını Karahöyük'ün üstüne bastı, öbür adımda güneşle beraber dolundu, gözden kayboldu, yalnız karşıdan atın nalının parıltısı göründü..

    Saru İsmail, vardı gördüğünü anlattı, Erenler Şahı Piri Hünkâr dedi; " bu giden Aziz kimdir..?
    Piri Hünkar; " Kardeşimiz Hızır Peygamber'dir. Karadeniz'de bir gemi, batmak üzere, oraya imdada koştu; onun yürüyüşü böyledir, dedi.."

    Saru İsmail Hızır'ı gördüğüne pek sevindi.."
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  4. #43
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.262
    Ettiği Teşekkür
    52
    144 mesaja 167 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: …’Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?’diye.
    ‘Bakın göstereyim’ demiş ermiş.
    Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
    Ermiş ‘Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz’ diye bir de şart koymuş. ‘Peki’ demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
    Bunun üzerine ‘ Şimdi…’ demiş ermiş.
    ‘Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. ‘ Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. ‘Buyurun’ deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını.
    Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. ‘İşte’ demiş ermiş.
    ‘Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
    Şunu da unutmayın:
    Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman …

    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  5. #44
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.262
    Ettiği Teşekkür
    52
    144 mesaja 167 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Hz. Ehlibeyt Darı ve Hz. İmam Hüseyin

    Birgün Hz. İmam Hasan ile İmam Hz. Hüseyin el ele tutuşur ve Medine çarşısına çıkarlar. Yaşları küçük olduğu için anne ve babasına gezmeye gidiyoruz bizleri merak etmeyin demeyi unuturlar. O dönemlerde kafirler Ehlibeyt´e devamlı düşmanlık besleyip, Hz. Ehlibeyt´e kast etmek için fırsat kolluyorlardı. Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin geze oynaya bir mezarlığın kenarına geldiler. Mezarlık Medine dışındaydı. Ulu bir ağacın gölgesinde oturup başladılar beş taş oynamaya. Oyuna kendilerini öyle kaptırmışlardı ki eve gitmeyi unutmuşlardı.

    Akşam karanlığı kavuşmak üzereydi. Hz. Fatıma Anne´miz etrafta çocukları arıyordu. Büyük bir merak içinde sağa sola koşturarak, herkese sora izleye velhasıl çocukların olduğu yere geldi. Şefkatle çocuklarını kucakladı ve: “Yavrularım, biliyorsunuz her taraf Ehlibeyt düşmanları ile dolu, size birileri zarar verir diye ödüm koptu. Babanız Hz. Ali, dedeniz Hz. Muhammed Mustafa Aleyhi- sellam´lar ile birlikte sizi sabahtan beri arıyoruz, kalkın çabuk eve gidelim” dedi ve çocukların ellerinden tuttu. O zamana kadar oynanan oyunun sonunda, İmam Hasan bir el Hz. Hüseyin´e galipti.

    Hz. Hüseyin, annesinin ellerini öperek ricada bulundu: “Anneciğim az bekle ağabeyim Hasan´a karşı sıra bende, bir elde ben oynayayım oyun eşit sonuçlansın, hemen kalkalım” dedi.
    Hz. Fatıma Anne´miz itiraz etti ve; “Ya Hüseyin, kalk herkes merak içinde bizleri aramaktadır” dedi.
    Hz. Hüseyin, yine rica da bulundu: “Ne olur bir elcik oyunum kaldı, az bekle” dedi.
    Hz. Fatıma Anne´miz: “Mümkün değil ya Hz. Hüseyin mutlak gitmeliyiz” dedi.
    Bunun üzerine Hz. Hüseyin, annesi Fatıma´ya dönerek: “Ya sevgili
    Anne´ciğim, benim için beş dakikacık beklemiyorsun, peki yol mu
    ulu sen mi ulusun” dedi.
    Fatıma Hazret´leri: “Evet evladım yol uludur, yol Allah´ın yolu, 18 bin alemlerin bağlı olduğu Allah-u Teala´ya bağlanan yoldur” cevabını verdi.
    O zaman Hz. İmam Hüseyin: “Yol hakkı için özünü dara çek Anne´ciğim” dedi. Hz. Fatıma Anne´miz dara durdu.

    Bunun üzerine İmam Hasan koşa koşa eve geldi ki İmam Ali Aleyhisellam merakla kendilerini aramaktan yeni dönmüştü. Hemen İmam Hasan´ı kucaklayarak sorar: “Ya Hasan, kardeşin Hz. Hüseyin, Annen Hz. Fatıma nerdedir?” der.
    Hz. Hasan da: “Hz. Hüseyin Anne´mi dara çekti, orda beklemekledir” dedi.
    Bunun üzerine İmam Ali Aleyhisselam, Hz. Hasan´ı yanına alır doğruca Hz. Fatıma Anne´miz ile Hz. Hüseyin´in olduğu yere gelirler.
    Hz. Ali, Hz. Fatıma Anne´mizin Hz. Hüseyin´in karşısında darda durduğunu görünce: “Ya Hüseyin bu ne haldir, Annen üzülmez mi kalk hemen eve gidiyoruz, Anne´ni dardan indir” der.
    Hz. Hüseyin bu seferde babası Şah-ı Merdan´a şöyle der: “Babacığım yol babında sorup izlemeden sitem edilmez, şimdi sanada soruyorum, yol mu ulu sen mi ulusun?” der.
    Hz. Şah-ı Merdan İmam Ali efendimiz de: “Yol uludur evladım” der.
    Bunun üzerine Hz. Hüseyin: “Öyle ise sende özünü dara çek“ der.
    Hz. İmam Ali´de, Hz. Fatıma Anne´mizin yanına gelir ve O´da özünü birler dara durur.

    İmam Hasan bu durumu görünce tekrar koşa koşa eve gelir ki dedesi Hz. Muhammed (s.a.v.) merak içinde kendilerini aramaktadır.
    İmam Hz. Hasan dedesinin kucağına atılır, mübarek ellerini öperek: “Dedeciğim, Babam İmam Hz. Ali ile Annem Hz. Fatıma, Hz. Hüseyin´in darındadır koş onları kurtaralım” der.
    Hz. İmam Hasan ile iki cihan serveri Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimiz koşar adımlarla Hz. Hüseyin´in bulunduğu yere gelirler.
    Hz. Peygamber efendimiz mübarek yumuşak bir eda ile: “Ya Hüseyin, sen ne yapıyorsun? Yerlerin göklerin iki şefaatkanını dara çekmişsin. Annen bütün yaratılan kadınların şefaatkanı, Baban tüm evliyaların ser çeşme başı. Bunları nasıl dara çekersin?” diye sordu..
    Hz. İmam Hüseyin dedesine tebessümle bakarak: “Dedeciğim seni çok iyi anlıyorum, onları da benide canından çok seviyorsun ama sana da bir sorum olacak, yol mu ulu? sen mi ulusun? dedeciğim” der.
    Hz. Peygamber´de: “Yol uludur evladım” der.
    Bunun üzerine Hz. İmam Hüseyin: “Öyle ise dedeciğim sende özünü dara çek“ der.
    Hz. Peygamber efendimiz de Hz. İmam Ali ile Hz. Fatıma Anne´mizin sağ tarafına geçer O´da özünü dara çeker.

    Darda iken Hz. Peygamber efendimizin aklından şöyle sorular geçer: “Yahu Hz. Hüseyin tıfıl bir çocuktur, yeryüzünün en yüce varlıkları olan bizleri dara çekti. Hüseyin biraz çocukluk sınırını aştı galiba” diye düşünür ve Hz. Hüseyin´e sitem eder.
    Bunun üzerine Hz. Cenabı Allah-u Teala´dan şu nida gelir; ´Ya Muhammed, siz şu anda benim divanı makamımda oturmakta olan, Hz. Hüseyin´ime ne sitem edip durursunuz? Benim Hz. Hüseyin´im ki O kanlı Kerbela´da 73 tane en sevdiği canlarını benim yolumda şehit verecek de, yine sizin gibi en ufak bir sitemde bulunma- yacaktır” diyerek şöyle devam etti; “Ey benim nurum, Ehlibeyt´im izzeti celalim hakkı için, Hz. Hüseyin şehidlerin en yücesi ve en şereflisi ve en seçkinidir. Hakk ile batılın arasındaki çizgiyi Hz. Hüseyin´im kendi şehitlik kanı ile çizecektir. Hüseyin´imin darı benim darımdır, Hüseyin´imin didarı benim didarımdır. Hüseyin- imin darına duran benim şefaatıma nail olacaktır” demiştir.

    İmam Hasan´da dara durup Hz. Hüseyin´in duasını alarak darda beklemişlerdir.
    Tüm Ehlibeyt, Hz. İmam-ı Hüseyin darında durarak Cenabı Hakk´ın emrini beklemeye başlamışlardır. O ara Cenabı Hakk´ın emri ile Hz. Cebrail Aleyhisselam oraya gelerek Cenabı Hakk´ın sonsuz rahmetini Ehlibeyt´in üzerine saçarak, Hz. İmam-ı Hüseyin´e Cenabı Hakk´ın selamını iletir ve: “Ya Hüseyin Cenabı Hakk´ın sana selamı var, Hz. Ehlibeyt´in sitemini kes dardan indir” demiştir.
    Hz İmam Hüseyin´de atası Şah-ı Merdan´a dönerek: “Ya Ata sen Velayet nurusun, yerler gökler sana bağlı, yarın ruzi mahşer gününde Velayet nuru olarak mizam terazisi senin elinde olacak. Dedem Hz. Muahammed Mustafa Nübüvvet nuru olarak arasatta kalanlara şefaat yetkisini elinde bulunduracak.
    Annem Hz. Fatıma-tı Zehra Hakk´ın Hidayet nuru olarak Cenabı Hakk´ın berat fermanını elinde bulunduracak. Kardeşim Hz. İmam Hasan İnayet nuru olarak sekiz uçmağın anahtarını elinde bulunduracaktır.
    Şimdi bana hep beraber söz verin ki, Sizler´den sonra biz yaren- lerimiz ile kanlı Kerbela´da tüm Ehlibeyt hane halkı ile birlikte kundaktaki bebelerimize varana kadar, çoçuk çoluk, yaren eş ve
    dostlarımızla birlikte bir damla su dahi içmeden kafirler bizleri şehit
    ettiklerinde, bizimle şehit olanlara, bizi sevenlere, biz Kerbela şehitlerinin yasını çekip matemlerimizi tutanlara şefeat edeceğinize bana söz verirseniz sizleri dardan indiririm”
    demiştir.

    O an bizzat Cenabı yüce Tanrı´dan fecr süresi 1´ci ayetten - 8´ci ayete kadar nazil oldu; ´Ya Hüseyin izzeti celalim hakkı için seninle o acıyı, o 10 geceyi hanedanın çift olarak Kerbela´ya gelip, şehit- lerin eşlerinizin esir olarak tek tek döndükleri, sizlerin tüm acıları- nızı Allah ne unutacak, nede sevgili kullarına unutturacaktır. Senin acılarının takipcisi bizzat Ben olacağım´ demiştir.
    Hz Ehlibeyt kanlı göz yaşları içerisin de Hz. İmam Hüseyin´e hep beraber söz vererek; ´Ya Hüseyin Allah ve Cebrail şahidimiz olsun ki Senin acını paylaşanlara, Senin yasını çekenlere, Senin yasını ve matemini tutanlara her iki cihanda da bizlerde şefaat edeceğiz” diyerek, Cebrail´in şahidliği üzerine Hz. Hüseyin onları dardan indirmiştir.

    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.