2. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var BirinciBirinci 12
Gösterilen Sonuçlar: 11 ile 15 ve 15

Konu: Psikolojik Rahatsızlıklar ve Sağlık Önerileri

  1. #11
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    58

    Standart Narsisistik Kişilik Bozukluğu

    Farklı kişilik bozuklukları arasında belki de en ilginçlerinden biri "Narsisistik Kişilik Bozukluğu" ya da NPD. Bu grubun "farklı" olarak tanımlanmasının kökeninde yatan diğer ana sınıflandırmalardan hiçbirine giremeyen bozuklukların burada gruplanmış olması; NPD Eksantrik Olgunlaşmamış Pasif-Agresif Psikonörotik gibi birkaç kişilik bozukluğu ile birlikte "farklı" olarak değerlendirilir.

    Freud tarafından geçtiğimiz yüzyılın başlarında tanımlandığında "megalomani" başlığında geniş bir bulgular bütünü olarak bakılmıştı bu hastalığa. Doğal olarak hem tanı hem de sağaltım açısından fazlasıyla geniş bir kapsamdı söz konusu olan. "Sağlıklı Narsizm" tanımının yapılması ve megalomani içerisinden ayıklanması çok daha yakın bir zamanda gerçekleşti...

    DSM IV. sınıflandırmasına göre dokuz kriterden en az beşinin birarada olmasını gerektirir NPD tanısı - anımsadığım kadarıyla şöyleydi tanı kriterleri:

    1 - Kişinin kendisinin çok önemli olduğunu düşünmesi. Tekdir özeldir önderdir en iyisini yapar en iyisini bilir kendine göre.

    2 - Olumlu kriterlerin sınırsız düşlerini kurar. En başarılı en romantik en zeki en güzel en güçlü en iyi en muhteşem aşık olmaktır düşlediği arzuladığı uğraştığı...

    3 - Beğenilmek tutkusu sınır tanımaz. Ortaya koyduğu çalışmaların ana ekseni çalışmanın içeriğinden çok beğenilmek arzusunu yansıtmaktadır. Olumlanmadığı anda bu daha da belirgin hale gelir sonucu değil ama çalışması takdir edilmiyormuş sanrısına kapılır.

    4 - Herşeye hakkı olduğu duygusu vardır - her durumda kendisine ayrıcalıklı davranılacağını doğal bir yasa olarak kabul eder. Reddedilmeyi asla kabul edemez aklı almaz. Üstünlüğünün kabul edilmemesi mümkün değildir.

    5 - Özeldir eşi bulunmazdır. Bunun yansıması da geçerlidir onunla olabilmek "iç çember"de yer alabilmek ayrıcalıktır gözünde. Kendisi bunu bir paye bir üstünlük olarak dağıtır "kendisini anlayabilme yeteneğine sahip(!)" olan toplumun "üst sınıfına".. Ancak bu "seçilmişler" yardımcıları sağ kolları sırdaşları merkez komite üyeleri olabilirler.

    6 - İlişkilerini çıkarları için kullanır amaçları için insanları maşa olarak kullanmaktan çekinmez.

    7 - Empati yoksunudur. Başkalarının duygularını ve ihtiyaçlarını anlamak istemez. (Klasik empati yoksunluğundaki "anlamaz" tanımı yerine "anlamak istemez"in geçirilmesinin altını çizmişti hocam. "unable" yerine "unwilling"...)

    8 - Kıskançlık hayatın merkezindedir. Kıskanır ya da kıskanıldığını sanar. Kıskandığını kendisine bile itiraf edemez bu genellikle ikincil belirtilerle saptanır.

    9 - Küstah ve kendini beğenmiş davranışlar sergiler. En iyisini bilir işine gelen herşeyi her zaman kanıtlayabilir aşağılamaktan hakaretten kaçınmaz.
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  2. #12
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    58

    Standart Histerionik Kişilik Ve Tedavisi

    Histerionik Kişilik ve tedavisi

    Gösterişli oyuncu dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen
    Nedir?
    Gösterişli oyuncu dikkat çekmeye çalışan ve sadece kendilerini düşünen kişiler bu gruba girer. Genelde yaygın olarak ve yanlış bir yargı ile kadınlara yönelik olduğu düşünülür. Fakat araştırmalar Histerionik kişilik bozukluğunun eşit olarak erkeklerde de var olduğunu göstermektedir.

    Bu psikolojik rahatsızlığa sahip kişiler genelde Individuals with histrionic personality disorders generally have çalkantılı ve tatmin olamadıkları ilişkiler yaşarlar.
    Pek çok kişi çocukken dolaylı baştan çıkarıcı ve manipule etmeye yönelik davranışları iletişim kurma yolu olarak öğrenir. Eğer bu hastalığa sahipseniz yüksek ihtimalle insanları size çeken cazibeli baştan çıkarıcı girişken ve aşırıya kaçan bir karakteriniz vardır.

    Genel olarak görünümünüz canlıdır ve zaman zaman sıradan duyguları biraz daha abartılı ve renkli olarak gösterirsiniz: örneğin sıcaklık şehvete kızgınlık öfkeye üzüntü kedere ve hayal kırıklığı trajediye dönüşür. Çoğunlukla flört eden bir tarza sahipsinizdir.

    Her ne kadar Histerionik kişilik özellikleri başkalarına çekici gelsede kişi kendisini sahtekar olarak görür ve oynadığı rol kendisine yüzeysel sahte ve utanç verici gelir. Gösterişli görünümün altında genelde derin duygusal boşluk ve açlık yatar. Sürekli olarak başkalarının dikkatini üzerinde toplayamamak ve başkalarının onayını alamamak kişinin mutsuz olmasına ve tükenmesine yol açar.

    Histerionik kişilik bozukluğuna sahip insanlar çoğu zaman ilginin merkezi olma sürekli iltifat edilmesi övülme fiziksel olarak sürekli çekici olma arzuları içinde hapis kalmış hissederler. Çok uzun bir zaman giyinmek ve süslenmek için kullanılır. Aynı zamanda kişi kendisini bir sahtekar olarak gördüğü için oyunun anlaşılmasından korkar.

    Bu probleme sahip bireyler kolayca sinirlenir arzularını geciktirmekte ve sabırlı olmakta çok zorlanırlar. Genelde Histerionik kişilik bozukluğu olan insanlar içsel boşluklarını gidermek ve sorunlarını çözmek için başka insanlara özellikle güçlü ve idareci kişilere yaklaşırlar.

    Belirtiler
    1.Kaçınılmaz bir boşluk hissi ve çaresizlik

    2.Başkalarının dikkatini çekmek ve onaylanmak için fiziksel görünüme ve baştan çıkarıcı davranışlara eğilim

    3.Sürekli olarak ilginin merkezi olma ihtiyacı

    4.Ani değişimler ve nisbeten yüzeysel ifade şekli

    5.Gösterişli olmaya oyunculuğa ve acındırıcı davranışlara eğilim

    6.Başkalarının etkisine fazlası ile açık olma ve kendi değerini diğer insanların yaklaşımlarına göre ölçme.

    Tedavi
    Kişilik hastalıklarının erken yaşlarda gelişiyor olması ve insanların kendilerini bu hastalık ile tanımlıyor olması tedavinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Psikolojik yada psikiyatrik tedavinin başarılı olabilmesi için kişinin kökleşmiş davranış şekline yaklaşımlarına bakış açılarına ilişki yapılarına ve kapasitelerine değinilmesi gerekir.

    Genelde kişilik problemleri psikoterapi ile çözümlenebilmesine rağmen uzun zaman içinde yerleşmiş olan bu duygu düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

    Bazı zamanlar özellikle kriz anlarında kişi intihar teşebüssünde bulunabilir. Bu durumda kişinin kısa bir süreliğine hastaneye yatırılması gerekebilir. Eğer kişinin hastalığı ilerlerse ve evde ihtiyacı olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.
    Araştırmalar bazı kişilik sorunlarının kişide devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir.

    Görünüşe göre hayat tecrübeleri ile birlikte kişi karakterinin temel özelliklerini değiştirmeyi öğreniyor. Bir psikolog yada psikiyatrist tarafından tedavi uygulandığı zaman ise hastalığın gelişmesi hızlanıyor. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa iyileşmek için çaba sarfediyorsa ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı oluyor.
    Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  3. #13
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    58

    Standart Fazla Alıngan Olmayın !

    Fazla alıngan olmayın

    Alınganlık ilginç bir duygu durumudur. Pek çoğumuzun yaşadığı sosyal bir fobi olarak değerlendirilir ve içerdiği anlamlar bakımından yön değiştirir. Genel inanışa göre yaşlılıkla beraber görülür ve bu özelliği nedeniyle kişilik bozulması olarak da sınıflandırılmaktadır.
    Ancak görünen o ki aslında hepimiz bir ölçüde alınganız. Üstelik ilginç olan yönü şu ki alınganlık düzeyimizi belirleyen de yaşadığımız kültür ve toplumun yapısı. Kendimizi ve alınganlığımızı tuhaf bir şekilde bu ölçütlere göre belirliyoruz. Yani eğer çevremiz en küçük sorunda şiddetli tepki veriyorsa biz de o ölçüde alıngan davranıyoruz ya da genel yapı olarak daha rahat esnek davranan bir çevrede yaşıyorsak biz de daha rahat davranabiliyoruz.

    Bu değerler karıştığında işler de tersine dönüyor. Daha hassas olan bir çevrede rahat davranıyorsak bu defa duyarsız olmakla suçlanıyoruz ya da esnek bir çevrede titiz takıntılı olmakla eleştirilebiliyoruz. Bu dengeler arasında uyum sağlayamadığımızda ise durum gerçekten abartılı bir hal alıyor ve aşırı alınganlık dediğimiz sorun ortaya çıkıyor. Bu da bizi başka bir sonuca ulaştırıyor.

    Az ya da çok aslında hepimizin alıngan olması gerekiyor ya da böyle olması bekleniyor. İşin bu sosyal tarafı bir yana alınganlık zaman zaman sıkıntı yaratan bir durum. Özellikle ikili ilişkilerde can sıkıcı olabiliyor. Taraflardan birinin gereksiz yere ya da anlamsız alınganlıkları ilişkiyi yaralayabiliyor çünkü alınganlık farklı duyguları da içeriyor; şüphecilik ve öz güven eksikliği gibi.

    Çevremizde gördüğümüz alıngan insan örnekleri genel olarak bu iki duygu durumuyla yakından ilişkilidir. Olur olmaz her şeye kuşkuyla yaklaşırlar ya da kişilik sorunları vardır. Kendine güvensiz insanların yaşadıkları en yoğun duygu da alınganlıktır.

    Hemen hemen herkesin davranışlarından ve sözlerinden farklı anlamlar çıkarmak ama özellikle de kendisine karşı olumsuz anlamlara yormak tam da bu tip alıngan insanlara özgü bir tavırdır. Bu tip insanlara karşı savunmanız ne olursa olsun ikna etmeniz mümkün değildir. O bildiğini okumaya devam eder. İşin uzmanı değilseniz karşınızdaki insanın alıngan yapısı üzerine yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur. Onu değiştiremezsiniz ancak kendi alınganlığınızla başa çıkma becerisini kazanabilirsiniz.

    Öncelikle alıngan insanlardaki ortak nokta genellikle pek çoğunun mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olmaları. Bu noktayı bildikten sonra da mükemmel kavramının tek bir karşılığı olmadığını da bileceğiz. Mükemmel olan doğanın ve Tanrı'nın yarattığı her şey aslında. Böyle düşündüğümüzde ve duruma böyle baktığımızda tek bir mükemmel olmadığını da görmek mümkün. Herkes ve her şey kendi içinde muhteşem tek biricik. Daha ötesi de yok.

    Yaşanılan yere ve kültüre göre bütün kavramlar değişiyor değerler değişiyor. Hayat bu kadar çok çeşitlilik gösteriyorken biz de başkalarının ne dediğine ne düşündüğüne takılıp kalıyoruz. Bu başkaları bizim hayatlarımız üzerinde bu kadar etkili olmamalı. Başkaları bizden daha önemli değil. Hayatlarımızın amacı da bu dünyada yaşama nedenimiz de diğerlerinin ne düşündüğüyle ne söylediğiyle ilgili değil.

    Hepimiz kendi hayatımızın amacını bulmaya çalışsak ve ne istediğimizle ne olmak ve ne yapmak istediğimizle uğraşsak pek çok şey de anlamını bulacak aslında.

    Alınganlık başkalarının hayatımıza müdahale etmesine izin vermektir. Aynı zamanda başkalarının hayatlarına da girmektir. Öyle olmasaydı diğerlerinin sözleri ve davranışları o kadar önemli olmazdı. Alınganlık ederken bir de bu yönüyle düşünmek gerekir.

    Psikolog Serap Duygulu
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  4. #14
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    58

    Standart şizotipal kişilik bozukluğu

    şizotipal kişilik bozukluğu

    Aşağıdaki belirtilerden en az 5 adedinin varlığı ile giden genç eriskenlik döneminde başlayan düşünsel ya da algısal çarpıklıkların ve olağandışı davranışların yanı sıra yakın ilişkilerde aniden rahatsızlık duyma sıcak ilişkilere girme becerisinde azalmanın olduğu sosyal ve kişilerarası yetersizlikler durumudur.
    Referans fikirleri
    (olayların ve bazı durumların kendisi ile ilişkili olduıu özel ve olanğandışı bir anlamının olduğu şeklinde yanlış yorumlar).
    2 -Davranışlarını etkileyecek boyutta yetiştiği kültürel değerlerle uyumlu olmayan garip inanışlar ya da büyüsel düşünce (örneğin gaipten haber vermeye inanmak falcılık ve medyumlarla temas ruh çağırma seanslarına katılmak altınci his telepati gibi)
    3 -Olagandışı algı yaşantıları (illuzyonlar gibi)
    4 -Garip bir düşünüş biçimi ve konuşma (konudan uzaklaşan belirsiz fazla ayrıntıcı gibi)
    5 -Kuşkuculuk paranoid düşünceler
    6 -Yüz ifadelerinin kişinin içinde olduğu duygusal durumunu yansıtamaması bunun kısıtlı olması ya da uygunsuz (duyguya zıt bir yüz ifadesi gibi) olması
    7 -Acayip alışılmadık kendine özgü davranış ya da gorunum
    8 -Birinci derece akrabalar hariç yakın dostların olmaması
    9 -Yakın ilişki ile de azalmayan aşırı sosyal kaygı paranoid korkular

    Bu kişiler olaylar oluşmadan önce bunları bilebileceklerini özel yetenekleri olup başkalarının düşüncelerini okuyabileceklerini düşünebilirler. Olayların gerisinde kimsenin anlayamadığı özel manalar olduğunu düşünebilirler. Başkalarına karşı büyüsel kontrol uygulayabileceklerini düşünebilirler. Farklı olağandışı algıları olabilir.

    Yanlarında görünmeyen birinin varlığı görüntü ve mırıldanmalar işitme bunu kullanarak medyumluk ve vantriloglukla para kazanan kimseler vardır. Başkalarıyla sert kısıtlı sosyal ilişki açısından uygunsuz bir tarzda iletişim kurarlar. Başkaları ile sadece gerektiği anda iletişime girerler.

    Birlikte geçirilen süre uzadıkça başkalarından farklı olarak rahatlayacakları yerde daha tedirgin ve kuşkucu olurlar. Uygun olmayan şekilde giyinip insanların dikkatini çekebilirler.
    Görülme oranı:
    Genel nüfusta % 3-5 oranında rastlanmaktadır. Erkeklerde hafifçe daha cok görülmektedir.
    Eşlik eden psikiyatrik bozukluklar:
    Major depresyon (bu bozukluğu olup kliniğe başvuranlarda % 30-50 oraninda saptanmıştır)
    Özellikle paranoid k.b. olmak üzere sizoid çekingen ve sınırda kişilik boz.
    Ailesinde şizofreni olanlarda bu kişilik bozukluğunun olma riskinin genel nüfusa oranla daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bir çalışmaya göre % 10 kadar vakanın intihar ettiği saptanmıştır.
    Tedavi:
    Psikoterapi yanında depresif belirtiler belirdiğinde antidepresan; hezeyanlar varlığında antipsikotik tedavi eklenebilir.
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  5. #15
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    31
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    58

    Standart MAJÖR DEPRESYON (Ağır depresyon)

    Ağır depresyon diyebilmek için aşağıdaki belirtilerden en az dördünün en az iki haftadır sürüyor olması gerekir:
    1- Uyku bozuklukları sıktır. Uykusuzluk gece sık sık uykudan uyanma tekrar uykuya dalamama sabah erken uyanıp tekrar uyuyamama veya fazla uyuma şeklinde olabilir.

    2- Yeme sorunları sıktır. Az yeme ve buna bağlı kilo kaybı veya fazla yemeye bağlı kilo alımı olabilir.

    3- Değersizlik umutsuzluk ve suçluluk duyguları olur. Hastalar genelde bir işe yaramadıklarını düşünürler. Gelecek ümitsiz ve karanlıktır. Hiçbir şey iyiye gitmeyecektir. Depresyona bağlı oluşan üzüntü ve umutsuzluk o kadar şiddetlidir ki hastalar yaşama olan ilgisini kaybeder hiçbir şeyden zevk alamaz olur.

    Cinsel isteksizlik görülür ve hastalar çoğu zaman yataktan çıkmak ve yemek yemek istemezler Hastaların kendini suçlama eğilimi yoğundur. Suçluluk duyguları genelde yersizdir. Örneğin çok eskiden yaşanmış olaylar ve yapılan hatalar tekrar hatırlanır ve bunlara karşı suçluluk duyguları hissedilir.

    Veya nedensiz yere bir takım olaylardan kendisinin sorumlu olduğu ve suçun kendisinde olduğu düşünceleri gelişir. Hastalar genelde bu düşüncelerden uzaklaşamadıklarını beyinlerinin sürekli eski hatalarla meşgul olduğunu bunun çok saçma olduğunu bildiklerini ancak düşüncelerini frenleyemediklerini söylerler.

    4- Konsantrasyon güçlüğü karar verme güçlüğü vardır. İşe veya derse konsantre olmak güçleşmiştir. Örneğin hastalar ders çalışırken bir sayfanın sonuna geldiğinde dalıp gittiğini ve ne okuduğunu anlamamış olduğunu görür aynı sayfayı tekrar tekrar okurlar. En ufak konularda karar verme güçlüğü içinde olduklarını hissederler.

    5- Enerji azlığı sürekli yorgun hissetme her şeye karşı isteğini kaybetme duygusal olarak birşey hissedememe. Genelde sabahları yataktan yorgun kalkılır. Gün boyunca yorgunluk hissi devam eder. Eskiden zevkle yaptıkları işleri yapmak istemez yalnız kalmayı tercih ederler. Hastalar bazen çocuklarına ve eşlerine karşı birşey hissedemediklerini sanki duygularının öldüğünü söylerler ve bu durumdan dolayı suçluluk duyduklarını ifade ederler.

    6- Ölme isteği olabilir. En hafif şeklinde hastalar “allahım canımı al da kurtulayım” diye düşünürler. İntihar düşünceleri veya intihar girişimi olabilir. Çoğu hasta intihar düşüncelerinin yoğun olduğunu ancak dini açıdan intiharın kabul edilemez olduğunu bildikleri için girişimde bulunmadığını ifade eder. Veya ölürlerse çocuklarına kimin bakacağını bilmedikleri için yaşamak zorunda olduklarını ifade ederler. Bazıları ne yolla intihar edeceğinin planlarını yapar. Bazıları da ancak intihar girişiminde bulunduktan sonra tedaviye gelir.

    Bu hastalığa bağlı ortaya çıkan belirtiler genelde başka hastalıkları akla getirir ve çoğu kişi bu belirtilerin depresyona bağlı olarak ta oluşabileceğini düşünmez. Sıklıkla bu hastalar psikiyatri dışında doktorlara başvururlar veya kendi başlarına tedavi etmeye çalışırlar. Psikiyatriye başvuran hastaların çoğu başka bölümlerde çalışan hekimler tarafından bize yönlendirilmiştir.

    Çoğu hastada diğer hekimler tarafından psikiyatriye yönlendirildikleri için öfkelidir. Bazıları toplumsal baskıdan çekinip gelmek istemez gelenler de bir an önce işini bitirip gitmek ister. Ancak çağımızın en sık görülen hastalıklarından biri olan ve tedavi edilmediği taktirde ölümle sonuçlanabilen bu hastalığın tedavisi için uzmana başvurmak şarttır.

    Uygun tedavi edildiği taktirde tamamiyle düzelen bu hastalık uzun sürdüğü taktirde kişinin aile iş ve sosyal uyumunu bozmakta kişinin evliliğinin yıkılmasına işinden ayrılmaya arkadaş ilişkilerinin bozulmasına yol açabilmektedir. Son yıllarda üzerinde durulan bir başka konuda depresyon geçirmekte olan anne ve babaların çocuklarının bundan nasıl etkilendiğidir.

    Yapılan araştırmalar bu çocuklarda küçük yaşlarda kaygıda artma olduğunu ergenlik döneminde olan kız çocuklarında görülen depresyon oranında artma olduğunu gençlik dönemindeki erkek çocuklarda ise alkol ve madde kullanımına yönelme olduğunu göstermektedir.. Bir an önce tedavi olmak çocukların maruz kaldıkları bu travmanın süresini kısaltacak ve dolayısı ile yaşamın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkan bu bozuklukların oranında düşme olacaktır.
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Zara’dan Kombin Önerileri
    HüsniyeDuman - forum Kadınca
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13-10-2009, 20:53
  2. Kontakt Lens kullananlara makyaj önerileri
    HüsniyeDuman - forum Kadınca
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-06-2009, 16:19
  3. Kılıçdaroğlu'nun başarı önerileri
    HüsniyeDuman - forum Siyaset
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-04-2009, 16:39
  4. Ekonomik krize karşı çözüm önerileri
    HüsniyeDuman - forum Ekonomi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-03-2009, 14:04
  5. Yerel Seçim için Afiş Önerileri
    TÜLAY - forum Gülmece (Nam-ı Diğer Mizah)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22-04-2008, 12:00

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.