|
|
|||||||
| Kayıt ol | Üye Listesi | Andaç (Takvim) | Etiketler | Arama | Bugünkü İletiler | Forumları Okundu Kabul Et |
| Tartışmalar Alevilikle ilgili tartışmalar, yorumlar... |
| ||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler |
|
|
#41 (permalink) | |||
|
Yukarıdakilerin neredeyse çoğuna şahit olmadım.
Alıntı:
Alıntı:
Bektaşiliğe, "içki" çok uzakta bir kavramda değildir. Şer'i şerifi tağyir Etme sakın Harabi Zahitlerin helali Bizim haramımızdır Aşıklar haramdan, sevaptan...geçm iştir. O'nlar aşk yer aşk içerler. Herksin içtiğini bir sanmayın. Ağızdan ağıza fark var. Alıntı:
Ben demiyorum ki kendini "dede" olarak tanıtan herkes mükemmel insanlardır. İnsanın iyisi,kötüsü her yerde çıkar. Ancak, bu demek değildir ki "ocakların hepsi yoldan çıkmıştır". Kişilerin yaptığı yanlış kamuya mâl edilebilir mi? Hayır. Yanısıra bu "keramet" işine değinmek gerekise.. Biz kimseden doğaüstü bir hizmet beklemedik. Allah-u tealanın emri ile akan bir sistem vardır. Daha önce bir şey söylemiştim "Evliya o dur ki "can" ımızı dirilte, tenimiz zaten yalandır." Bakınız Fuzuli Dede buyurdu ki "Işk imiş her ne var alemde" "İlm bir kıl u kal imiş ancak" (Aşk imiş her ne var alemde, ilim bir dedikoduymuş ancak" Cansız duvarı yürütmek Hünkar'a mahsustur! Muhammed Mustafa kırklar ceminin kapısına geldi, kapıyı çaldı. İçeriden ses geldi "kimsin?" Habibullah "ben ahir zaman peygamberiyim dedi". Erenler "Bizim meclisimizde peygambere yer yok!" dediler. Muhammed Nebi dönüp giderken Nida geldik "Ey habibim geri dön o meclise" Muhammed Mustafa döndü ve kapıyı çaldı, tekrar. Ve sordular "kimsin?" Habibullah cevap verdi "Fakirem, yetimem"... Eyvallah... Ulular meclisine değil "kerametli nişanı" ile "peygamberl ik" nişanı ile gelsen faydasızdır. Kimseden ne bir keramet ne bir doğaüstü olay beklemişliğimiz vardır. "Allah, kalbi buruk olanlarla birliktedir" Erenler erdim demez, bilenler bildim demez. Sırrı Sırrullah bilir. Eğer ki gökteki ayı çekip ayağımızın altına çekse, benim umrumda değildir. Aşk makamında kalemler kırılır, diller kesilir, söz söylenmez. O makamda keramet beş para etmez! |
||||
|
|
|
| 2 Üyemiz bu mesajınıza teşekkür etti: |
T U N Ç (11.03.2010),
yesilgünes (12.03.2010)
|
|
|
#42 (permalink) |
|
Kıdemli Üyemiz
|
Yukarıdakilerin neredeyse çoğuna şahit olmadım.
Alıntı: Bugün bir Alevi dedesi elinde rakı kadehiyle ''Hüseyin'de gidip yezide çatmasaydı '' diyorsa Bunu bir alevi dedesi mi demiş? Hiç duymadığım şeyleri okuyorum. Alıntı: Ceme içki soktukları için Bu pek yaygın olmasa da Akyazılı Baba döneminde sokulduğu rivayet edilir. Balım Sultan ile de rivayetler vardır. bektaşiliğe, "içki" çok uzakta bir kavramda değildir. Şer'i şerifi tağyir Etme sakın Harabi Zahitlerin helali Bizim haramımızdır Aşıklar haramdan, sevaptan...geçm iştir. O'nlar aşk yer aşk içerler. Herksin içtiğini bir sanmayın. Ağızdan ağıza fark var. Alıntı: Türkiye'de yolu süren bir tek ocak bile kalmadı fakat yüzlerce binlerce dede vardı. Bu çok ciddi bir iddia. Bugün dedelerimiz halen diyanetten maaş alan insanlar değillerdir. Ben hiçbir aleviden de zorla para koparıldığını görmedim. Dedelerim demiştir ki "biz sazımızı Allah için çalarız" Ben demiyorum ki kendini "dede" olarak tanıtan herkes mükemmel insanlardır. İnsanın iyisi,kötüsü her yerde çıkar. Ancak, bu demek değildir ki "ocakların hepsi yoldan çıkmıştır". Kişilerin yaptığı yanlış kamuya mâl edilebilir mi? Hayır. Yanısıra bu "keramet" işine değinmek gerekise.. Biz kimseden doğaüstü bir hizmet beklemedik. Allah-u tealanın emri ile akan bir sistem vardır. Daha önce bir şey söylemiştim "Evliya o dur ki "can" ımızı dirilte, tenimiz zaten yalandır." Bakınız Fuzuli Dede buyurdu ki "Işk imiş her ne var alemde" "İlm bir kıl u kal imiş ancak" (Aşk imiş her ne var alemde, ilim bir dedikoduymuş ancak" Cansız duvarı yürütmek Hünkar'a mahsustur! Muhammed Mustafa kırklar ceminin kapısına geldi, kapıyı çaldı. İçeriden ses geldi "kimsin?" Habibullah "ben ahir zaman peygamberiyim dedi". Erenler "Bizim meclisimizde peygambere yer yok!" dediler. Muhammed Nebi dönüp giderken Nida geldik "Ey habibim geri dön o meclise" Muhammed Mustafa döndü ve kapıyı çaldı, tekrar. Ve sordular "kimsin?" Habibullah cevap verdi "Fakirem, yetimem"... Eyvallah... Ulular meclisine değil "kerametli nişanı" ile "peygamberl ik" nişanı ile gelsen faydasızdır. Kimseden ne bir keramet ne bir doğaüstü olay beklemişliğimiz vardır. "Allah, kalbi buruk olanlarla birliktedir" Erenler erdim demez, bilenler bildim demez. Sırrı Sırrullah bilir. Eğer ki gökteki ayı çekip ayağımızın altına çekse, benim umrumda değildir. Aşk makamında kalemler kırılır, diller kesilir, söz söylenmez. O makamda keramet beş para etmez! siz hayatınzda kaç tane dede tanıdınız önce onu düşünmeniz lazım,çevrenizd e gördüğünüz 5-10 tane dede dışında. iki kelime ezberleyip ortalarda dolaşan,Kur'and an bir kaç tane ayet gündeme getiren,tarihte anlatılan ve çoğu hikayeye dayanan bilgileri paylaşan dedeler... Oysa Zöhre Ana ummanda HAK'tan aldığı nefeslerini döker. ayrıca fuzuli dede degil, yüce bir PİR'dir.... ZÖHRE ANA'NIN KENDİ DİLİNDEN ANLATIMI Bildiren ,Yaşayan Tek Alevi Piri Zöhre Ana "Yolumuz, Muhammet Ali yoludur. Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali, bu yolu nefesleriyle, ibadetleriyle insanlığa miras olarak bırakmışlardır. Gösterdikleri yolun kurallarını yerine getiren ve Kırklar Dergâhındaki ibadetlerini bu şekilde yapan, bütün derviş, ermiş kişiler vasıtasıyla da insanlık adına Muhammed Ali’nin gösterdiği güzellikleri bizlere aktaran ve mezhep olarak Alevilik mezhebini getiren, İmam Cafer adıyla bilinen evliyadır. (Toplumda bilinen ismi İmam Caferi Sadık’tır.) Muhammed-Ali mezhebi olarak bilinen Alevilik, ayrı bir mezhep olarak görülemez. Görülemeyeceği gibi de kimsenin, yolumuzu başka mezheplerle karşılaştırarak , kişisel sorunlarıyla dışlamaya, çamur atmaya hakkı yoktur. Yani bu yolu mezhep olarak görmek istemeyen bir takım insanlar, İslamiyet Dışı ve Müslümanlık adı altında yargılayarak kirletemez. Alevilik mezhep olarak ilk defa Mavya katliamıyla tahriklere ve bölüntülere uğradı. 1500 yıl önce başlamış olan bu tahrikler halen devam etmektedir. Ehlibeyt yolunu benimsetmemek için Muhammed – Ali evlatlarına, insanlığa yakışmayan akıl almaz eziyet ve zulümler yaparak Kerbela’yı tahriklere uğrattılar. Muhammed-Ali Oniki İmam canlarını bitirmek isteyen münafık ve fesatlar, Allah yoluna düşman olanlar, birçok iftira atarak; çıkar ve amaçlarına ulaşmak için o dönemde yaşayan insanları da parçalara böldüler, inançlarını zedeleyerek toplumda mezhep ayrılığına sebep oldular. İslamiyeti din göstererek Müslümanlık adı altında yapmadıkları çirkeflik kalmadı. Muhammed – Ali yolu, Allah’ın, bizlere ışık tutması için, Muhammed’i rehber, Ali’yi mürşit kapısı olarak bildirmesidir. İnsanlığın yolu, ilimdir. İlmin kapısı, Hacı Bektaşi Velimizin dediği gibi; “Allah ışığı”dır. Bu ışığın sahibi de, bin bir dondan baş gösteren, insanlık sancağını çeken, bir ismiyle Hazreti Ali, bir ismiyle de Şahımerdan tanınan Allah’ın aslanıdır. Yolumuzun adı Müslümanlık değil insanlığa giden yoldur. Çünkü Allah birdir, Muhammed-Ali yolunda ikilik yoktur birlik vardır. Bizim sevgimiz, aşkımız, pirimiz, ışığımız, mürşit kapımız Hazreti Ali’dir. Ve Hak sancağını çeken bu canlardır. Bir insan nasıl doğduysa öyle olmalıdır. Sadece, büyük günahlarıyla Hakkın huzuruna vardığı zaman, mezhebinden değil kendi işlediği günahından sorulur. Bunu da ancak Allah’tan başka hiç kimse yargılayamaz. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bizim gözümüz ve özümüzde insanların hepsi birdir. Sadece inançları farklı farklıdır. Bu durum içinde de Alevilik ne İslam dışı ne de bir felsefe olarak görülmelidir. Bilhassa Müslümanlıkla değil de iman ve Kuran aşkıyla ibadet ederek bağlanıp o yola yürüyebilmek için bir kul olarak layık olunabilinirse ne mutlu. Alevilik de bu kapsamda Muhammed – Ali yoludur. Bu yolu kimse kendine yakıştırarak kullanamaz. Çünkü Allah Muhammed Ali, Oniki İmam, Ehlibeyt inancıyla; Kırklar adıyla, mürşitlik yapan, Allah’ın ulu nazar ettiği canlardır. En büyük Allah mirası bunlara lütfedilmiştir. Muhammed’e Kuran, Hazreti Ali’ye Zülfikar gönderilmiştir. Aynı sözümüz olarak, kıskançlık yaparak, dünya saltanatına erişmek isteyenler, zalim zulümlük altında işkenceler yapıp, acılar çektirerek Muhammed – Ali soyunu ve onlara biat eden insanları, katliamlar sonucunda bitirmek ve yok etmek istemişlerdir ve tarihe de ne için yapıldığını bildirmemek için hiçbir şeyi açıklamadan, İslam ve Müslümanlığı ortaya sürerek amaçlarına ulaşmak için çabalamışlardır . Sonra da bu insanlar arasında bin bir türlü felaketler ortaya çıkarılarak mezhepler kullanılmıştır. İmam Cafer mezhebi Muhammed – Ali ışığı altında bu günlere kadar gelmiştir. Bu mezhep ismine ise, asırlardan beri İslam tarihinde yer vermemişlerdir. Ve her şehit düşen evliyanın, Muhammed torunlarının, Hazreti Ali’nin şehitlik tarihlerini değiştirmişlerd ir. Bunlardan sonra gelen ve Hak tarafından yetişip yetiştirilen keramet sahiplerine (Hak âşıklarına ve maşuklarına) eziyetler yaparak, aynı acıları çektirerek gerçekleri yansıtmamış ve onları susturmaya çalışmışlardır. Fakat bu Gerçekler, isimleri dillerde, mucizetleri, kerametleri ve nefesleriyle her zaman bilindiler. Her birini kesip, asıp, yüzüp şehit ederek veya sürgüne yollayarak varlıklarını yok etmeye çalıştılar. Onların ışığını hiç bir zaman kimse söndüremez, sadece göç eden bedenleridir. Asla ruh ölmez, don (beden) değişir. Don değişenler, evliyalık mertebesinde insanlık adına ışık tutan yol gösteren, kerametleri ve ibadetleriyle öncülük yaparak gelen evliyalardır. Allah’ın insanlığa gönderdiği lütuflardır. Gerçekler, memleketin dört bir yanından yetişerek gelirler ve gayba gittikten sonra da, bunların soyundan gelenler ocakzade olarak bilinirler..." Hak şarabı içmiş olan evliyalar, ille de bir ocaktan gelmezler. Bir ocaktan da ikinci bir evliya gelmez. Ermişe yaş sorulmaz, baş sorulur. Erkek, kadın diye bir ayrım yapmaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü veren, ilahi gücü büyük, Allah’tan okuyandır. Allah, evliyanın dilindedir. Onun ilim deryası, imanı, kuranı, Allah’tandır. Allah ilmi, evliyanın derya ummanıdır, Hak nefesini dilinden dökmesidir Hak’tan gelen Hak’tır ve derya ummandır. Türbe başı beklemekle, namazla, abdestle, oruçla, şekilciliklerle ve zahirdeki okumayla, kendi kendine şiir yazmakla, rüya gibi hayal âleminde yaşamakla, dedelik-babalık, şeyhlik – şıhlık yapmakla, tarikatlarda derviş olmaya çalışmakla, hiçbir inançla ve ibadetle kişi evliyalık mertebesine ulaşamaz. Evliyalarda şekilcilik aranmaz. Evliyanın ışığı, kerametleri ve gösterdiği mucizeleri Allah tarafından bildirilir ve gösterilir. Evliyadan, “inandım veya inanmıyorum” diyerek mucize bekleyen kişiler, geçmişte de aynı hataları yapanların durumuna düşerler. Öyle insanlar var ki ermiş canları bırakın, Allah’ı bile inkâr ediyorlar. Her insan kendinden sorumludur. Kimse kimsenin inancına karışamaz ama doğrulara da çamur atamaz. Ve geçmiş tarihlerde de olduğu gibi, her gelen ermiş kişiye karalamalar yapılmış, susturulmaya çalışılmıştır. Kimi insan, Allah’ın varlığını yok bilir, kimi insanlar da Allah için güzellikler yapar. Hakka ve halka yakışan hizmeti veren ve inancıyla, vicdanıyla insanlığa yürüyen bu insanlara da saygı duyulmalıdır. Muhammed – Ali yolunda evliyaları hiç bir kimse kendi şahsına kullanıp sahiplenemez. İnanan insan, Allah aşkıyla, onların yüzü-suyu hürmetine, himmetlerini isteyerek o yola yürümelidir. Muhammed-Ali, “Bize hakikatleri inkâr eden değil, yolumuza yürüyen lazım” demiştir. “Batın yolu” dedikleri söz, Allah’ın gözle görülmeyen, sırlarına erilemeyen yoludur. Evliyalar da bu deryadan Hak şarabı içenlerdir. Onların Abu Kevser Irmağı gibi coşarak akmalarıdır. “Hak şarabı”nın manası ise, Allah’tan gelen ilim deryasından, elif sözlerini okuyarak dökmesidir. Bunun bir ismi de Kevser Şarabı denilen Allah’ın nefesleridir. Bu şarap, dem niyetine kullanılan şarap değildir. Bazı yörelerde, bazı insanların, Muhammed-Ali ibadetlerinde (Cemevlerinde) dolu, bade, dem adı altında verdikleri alkol, Allah demi olarak kabul edilemez. Alkol, sadece insanların kendi özel hayatlarındaki alışkanlıklarıd ır. Bu alışkanlıkların ı Hacı Bektaş Veli adıyla, inanç yollarına layık ederek kullanamazlar. Bu kesinlikle Hak demi değildir. Dem Allah’ın evliyaya verdiği nefesidir. Bu nefesleri de çoğu kişiler Duvazı İmam, beyit ve şiir olarak bilirler. Allah’ın bin bir isminden biri de Elif’tir ve bu sözleridir. Allah’la bütünleşmiş olan ermişlerin nefesleri bitmek tükenmek bilmez, bunların kitabı kalbi, dili kalemidir ve can gözleri açıktır, dört kapı kırk makam olarak bilinen ibadetleri, Kırklar ismini zikrederek coşup, Kırklar semahında, Allah semasına yükselerek, derya ummana dalıp, semah tutmalarıdır. “Semah”, evliyanın Hak aşkıyla coşup, kolunu kanadını çırparak uğunmasıdır ve Kırklar katında en büyük ibadetten biridir. Çünkü Hak semasıdır. Bu kutsal ibadet, bir takım insanlar tarafından layık olmayan yerlerde, (mesela, eğlence yerlerinde, gösteri amaçlı, halk oyunlarına benzetilerek) uygulanmamalıdı r. Semah, Muhammed – Ali yoluna yakışan bir ibadettir. Bu yola gönül veren insanların ibadet için toplandıkları yere de Cemevi denir. “Ermiş makamına serilen post”; o gerçeğin makamının yüceliğini, ışığını, gittiği yolların büyüklüğünü temsil ettiği için mucize ve kerametleriyle Muhammet Ali makamının her zaman keramet sahiplerince sahiplenilmesid ir. Can gözü açılan ermişlerin önünde Allah Muhammet Ali, Onikiİmam, Ehlibeyt adına verilen bir saygıdır ve Allah için secdeye inilmesidir. Bu post niyazları ise gelmiş geçmiş keramet sahiplerinin makamlarının yüceliğinin kabul edilmesidir ve hak bilerek ona verilen bir saygıdır. Yer ve ayak öpme olarak değerlendirilem ez. Bu güzelliği hak eden bir canın eli de öpülür. Muhammet Ali’den, Hacı Bektaş Veli’den bu günlere kadar gelen her ermişin evliyanın da makamı, saltanat koltuğu değil, Allah’ın verdiği bir post mekânıdır. Bu post makamlarının gerçek sahipleri de ermişlerdir. Batıl ise, hocalık, hacılık, şıhlık, şeyhlik, müritlik, el alıp-el vermeler, tekke ve türbe adı altında yürütülen bir yoldur. Ayrıca da muska, büyü, fal, medyumluk, üfürükçülük gibi boş işler de bunlarla alakalıdır. Bunların hiçbir zaman gerçek keramet gösteren ermişlerin yolunda yeri olamaz, hiçbir zaman da bunları savunanlar Hakikatten ilim alıp veremezler. Sadece inandıkları kişilerin kendi yazdıkları gibi kulaktan dolma aktarımlarla bugüne kadar gelinmiştir. Abdest ve namaz belli bir inanca ait değildir. Kimse kendisine mal edemez. Sadece Muhammed – Ali, Hak divanına durarak insanların doğru yola yürümeleri ve bütün kötülüklerden kendilerini uzak tutabilmeleri için, Hacı Bektaş-i Veli’nin dediği gibi, “İnsanları n eline, diline, beline sahip çıkarak”, Hakkın buyruğundan dışarı çıkmadan, yaşadığı müddetçe Allah’a söz vererek, divanında ibadetini yerine getirmesidir. Abdest ve namaz, Muhammed – Ali’nin, onlara gönül veren ve onların yolundan gitmek isteyen insanlara bıraktığı bir ışıktır, ibadettir. Gerçek ibadetlerden de insanlığa zarar gelmez. Hakikat yolundan gitmeyenlerin sonu karanlıktır. Her dönemde ve her toplumda olduğu gibi, bugünlerde de, gerçekleri ve gerçek yolları, yürümeden, kabullenemeden, gerçek yüzleri tanımadan, gerçeklerden alıntı yaparak, kendi birtakım önyargılarıyla, “çamur atalım, izi kalsın” gibi art niyetli yaklaşımlarla gerçekleri gördüğü halde, her zaman doğruları çarpıtarak, aktarmışlardır. Gerçekler, yalnızca gerçeklerden öğrenilir. Gerçekleri yalnızca gerçekler bildirir. O gerçekler de can gözü açık olan erenler, evliyalar, ermişlerdir. Zöhre Ana olarak, insanlık adına her zaman güzellik, birlik beraberlikten yanayım. Hurafeye, ibadetin, dini inançların istismar edilmesine karşıyım. Allah’ın bana verdiği bir ışıktır. Sahtekârlık, yalancılık gibi amaçlarım asla olmamıştır, olamaz da… İnsanlığa ait olan her yolda insanlara el uzatıp onların yanında oldum ve olmaya devam edeceğim. Ben, hiçbir zaman din, dil, ırk ayrımı yapmadım ve yapanların da daima karşısındayım. Dedelik ya da aileden, toplumdan, herhangi bir kişiden herhangi bir din eğitimi almadım, bu yolda kimseyi tanımadım, herhangi bir dede soyundan gelmiyorum. Rüya gibi hayal âleminde gezen insanlar gibi de gelmedim. İnsanlar beni farklı bakış açılarıyla değerlendirebil ir. Bana önyargıyla yaklaşan insanlara ben önyargıyla yaklaşmam. Onlar hangi gözle görürse görsün ben önyargılı gözlerin gördüğü ve anlattıkları gibi değilim. Her zaman toplumun birlik ve beraberliğinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin, Türk Ordusunun, Laikliğin ve ona sahip çıkan insanların yanındayım. Devletimizin, milletimizin bütünlüğünü bozmaya ve onu parçalamaya çalışan insanların daima karşısındayım. Ne mutlu ki bana Mustafa Kemal’e gönül vermişim… Ne mutlu Mustafa Kemal’e gönül verenlere… Bütün dünya bilir Türk Ordusunu Egemenlik kurdum yurt ulusunu Dillerde söylenir Allah doğrusu Cihana getirdim barışı sulhu Gökyüzünde uçar turna katarı Türkiye unutma güzel Atanı Memleket kurtaran bunca vatanı Her gelen gerçeğe çamur atanı Zöhre Ana, Allah’ın verdiği bitmez tükenmez bir derya ummandır, bilgilenmek ve aydınlanmak isteyen insanlara kapısı her zaman açıktır. Zöhre Ana’nın deryasından bir damla nefesi: İnsan isen yola gel Bülbül isen güle gel İkilik yoktur bizde Kâfir isen dine gel Şüphe etme gel imana bizlere Batın haberini verem sizlere Gün biter bir anda vurun dizlere Dinle can kulakla bildirir Zöhre Üçler beşler dükkânından alanım Allah’ın yoluna pazar kuranım Zöhre Ana donunda gelin olanım Kevser Elifinden ilim alanım Bezirgânsız kervan gitmez. Alisiz derviş ötmez. Gerçeksiz de ocak tütmez… Arı her çiçekten yapıyor balı O yeşil güneşte gördüm kırmızı alı Bu dünya fanidir boş göçer Salı Fatıma Zöhre Ana, sıfatı garı… Pir Zöhre Ana |
|
|
|
| 9 Üyemiz bu mesajınıza teşekkür etti: |
adgan (11.03.2010),
esen doğan (12.03.2010),
Hatayli Hasan (12.03.2010),
Heyder (11.03.2010),
mehmeni60 (11.03.2010),
NECLA (12.03.2010),
SahimAlidir (12.03.2010),
T U N Ç (11.03.2010),
yesilgünes (12.03.2010)
|
|
|
#43 (permalink) | |||
|
Yeni Üye
|
Benim Zöhre Ana'ya diyeceğim yoktur. Bir şey demekten de kaçınırım.
Şarap meselesine gelince... Aşk, aşığı hangi kalıba koyarsa, aşık o kalıba girer. Herkesin elindeki şarap bir değildir Dedelik soyu meselesine gelince
Dertli Divani Dede meseleyi burada güzelce açıklıyor. |
|||
|
|
|
|||
| 4 Üyemiz bu mesajınıza teşekkür etti: |
esen doğan (12.03.2010),
SahimAlidir (12.03.2010),
T U N Ç (11.03.2010),
yesilgünes (12.03.2010)
|
|
|
#44 (permalink) | |
|
Kıdemli Üyemiz
|
Alıntı:
Fatimadir hey anasi Allahin bir vesikasi Muhammed dogdu bu gece........Pir Zöhre Ana
__________________
YESILDIR GÖKYÜZÜNDE GÖRDÜGÜN GÜNES SICAKLIGI SENI,HAKIKATI BENI YAKAR... "ZAMANA ZAMAN EVLIYASI" Bir sıfatı Allah olan Bir sıfatı Ali inan Bir donu var Şahımerdan Duyanlara Helal Olsun |
|
|
|
|
| 4 Üyemiz bu mesajınıza teşekkür etti: |
esen doğan (12.03.2010),
Hatayli Hasan (12.03.2010),
mehmeni60 (16.03.2010),
SahimAlidir (12.03.2010)
|
|
|
#45 (permalink) |
|
Kıdemli Üyemiz
|
Heyder Nickli Üyeden Alıntı [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Ulular meclisine değil "kerametli nişanı" ile "peygamberl ik" nişanı ile gelsen faydasızdır. Kimseden ne bir keramet ne bir doğaüstü olay beklemişliğimiz vardır. "Allah, kalbi buruk olanlarla birliktedir. Kimseden keramet beklemiyorsunuz sözünü kullanmışsınız, o zaman soruyorum size,anladığım kadarıyla dedelik yapıyorsunuz,Oc akzade olan dedeler,keramet sahibi evliyaların bıraktığı ocaklar değilmidir? eğer değil diyorsanız,dede olmanın ne gibi bir esprisi kalıyor söyleyebilirmis iniz. Dertli divani dede olsa ne olur olmasa ne olur. Yaşayan Alevi Pir'i Zöhre Ana gibi GÜNEŞ varken,dedeler Pir'in yanında kibrit çöpü gibi kalırlar... Benim de size tavsiyem Zöhre Ana'nın sohbetine katılın ,ne kadar boş olduğunuzu göreceksiniz.
__________________
Şu dünyada üç beş arşın bezine Eyvah çeken birgün vurun dizine Sen inanman niye Zöhrem sözüne Sonun gelmez dokunduysan gözüne
Konu alikulu tarafından (12.03.2010 Saat 04:48 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
| 4 Üyemiz bu mesajınıza teşekkür etti: |
esen doğan (12.03.2010),
mehmeni60 (16.03.2010),
SahimAlidir (12.03.2010),
T U N Ç (12.03.2010)
|
|
|
#46 (permalink) | |||||
|
Yeni Üye
|
Alıntı:
Alıntı:
Bakınız [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bizim cesede minnetimiz yoktur. Eren o dur ki "can" versin. Teni yamamak işini bilim adamları pek güzel icra ediyorlar. Erenin kerameti ruha ulaşmaktır. Alıntı:
Gerçekten komik olur.Alıntı:
İnsanların içinde en alçakgönüllüsü ol. Hakk divanında da Hakk ile Hakk ol! Her şey Allah'ın bir parçasıdır! Allah'ın bir parçası diğerinden üstün ya da düşük değildir. Bu üstünlük, düşüklük...yaln ız zahiri bir kavramdır. Batının da "her şey Allah" idir. Tasavvufun ipi bir kuyu ipi gibidir. Sarıldıkça seni "aşağılara" indirir. Şu dünyadaki bir saf deliden bir gram fazla bilgi bildiğinizi sandığınız anda "kibir" etmiş olursunuz. Alıntı:
"Bazen olur bomboşum ben" "Ben doluyum ben doluya akarım" (Şah Hatai) İnşallah, inşallah.... |
|||||
|
|
|
| Teşekkürler |
T U N Ç (12.03.2010)
|
|
|
#47 (permalink) |
|
Kıdemli Üyemiz
|
Alıntı:alikulu
Oc akzade olan dedeler,keramet sahibi evliyaların bıraktığı ocaklar değilmidir? En büyük keramet insanın nefsini tanımasıdır. Allah'ı, kerametlerde, doğaüstü...olay larda değil, doğanın ta kendisinde bulmak gerekir. Doğa,başlı başına zaten Allah'ın kerametidir.Ban a," insanın nefsi'nin tanıması"tanıml amasını yaparmısnız,bak alım ne kadar keramete ihtiyacı varmış.Keramet insanda mı, nefiste mi,doğada mı, yoksa kainatın sahibi Allah'ta mı? Bakınız [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Bizim cesede minnetimiz yoktur. Eren o dur ki "can" versin. Teni yamamak işini bilim adamları pek güzel icra ediyorlar. Erenin kerameti ruha ulaşmaktır. Zöhre Ana'nın,yanına getirdikleri ölmüş kişileri "CAN"landırdığı nı gözleriyle görenler var.Hadi ona inanmadın diyelim,bir elma'dan çocuk veren,doğan çocukta muhakkak mührü olan Zöhre Ana ,sizce "ruh"a ulaşmamışmıdır. Erenler isterse herkesi kendine inandırır ama bunu insanın özgür iradesine bırakmışlardır, çünkü insan olan varlığa "akıl" ,"izan" vermişlerdir. Alıntı:alikulu dede olmanın ne gibi bir esprisi kalıyor söyleyebilirmis iniz. Şimdi düşünüyorumda, bir meydanda dedeleri toplamışız, diyoruz ki "dede seçeceğiz kermet gösterin!" Biri havada bir şeyler uçuyor, biri hasta iyileşetiriyor. ..falan yarışma şeklinde Gerçekten komik olur.Dedelerin bunu yapamayacağını, siz bizden daha iyi biliyorsunuz.Ak si takdirde sizde "keramet"i savunurdunuz. Alıntı: Yaşayan Alevi Pir'i Zöhre Ana gibi GÜNEŞ varken,dedeler Pir'in yanında kibrit çöpü gibi kalırlar... Hoca Ahmed Yeseviden, Hünkar'a öğüttür (Hacı Bektaşi Veli Vasiyetnamesi) İnsanların içinde en alçakgönüllüsü ol. Hakk divanında da Hakk ile Hakk ol! Gerçekleri söylemek,HAK'kı n ışığını gördüğümüz ,yıllarca kerametlerine şahit olduğumuz, dileklerimizi,m uratlarımızi,ha stalıklarımızın çaresini bulduğumuz Zöhre Ana'mızı savunmak alçakgönüllülüğ ün de alçakgönüllülüğ üdür. Her şey Allah'ın bir parçasıdır! Allah'ın bir parçası diğerinden üstün ya da düşük değildir. Bu üstünlük, düşüklük...yaln ız zahiri bir kavramdır. Batının da "her şey Allah" idir. Tasavvufun ipi bir kuyu ipi gibidir. Sarıldıkça seni "aşağılara" indirir. Sizi,insanoğlu ile HAK evliyasını aynı kefeye koyan fikrinizden dolayı bilgisiz buldum.Kişi odurki "gerçekleri görebilsin". Batın,gayıp erenlerin nefesleri ,sözleridir.bu sözler ancak Zahirdeki evliyayla dilleşirken yani konuşurken "umman"da aktarılır. Şu dünyadaki bir saf deliden bir gram fazla bilgi bildiğinizi sandığınız anda "kibir" etmiş olursunuz. Bu kadar şey yazdınız,çok bildiğinizi düşünerek... Alıntı: Benim de size tavsiyem Zöhre Ana'nın sohbetine katılın ,ne kadar boş olduğunuzu göreceksiniz. "Yazıcoğlum bir hoşum ben" "Bazen olur bomboşum ben" Fikirlerinizi okuyunca gerçektende boş olduğunuzu anladım,umarım dedeyim diye bu fikirlerinizi saf ve inançlı insanlar üzerinde kullanmazsınız. yoksa nasıl bir nesil yetişir tasavvur edemiyorum. "Ben doluyum ben doluya akarım" (Şah Hatai) Bu sözün sahibi Şah Hatayi olduğu için,tabiki "dolu". Pir Sultan da "Pir Sultan'ım şu dünyaya dolu geldim,dolu benim"der Umarım kendinizi kıyaslamıyorsun uzdur.
__________________
Şu dünyada üç beş arşın bezine Eyvah çeken birgün vurun dizine Sen inanman niye Zöhrem sözüne Sonun gelmez dokunduysan gözüne
Konu alikulu tarafından (12.03.2010 Saat 16:31 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#48 (permalink) |
|
Yeni Üye
|
Mesele artık konunun ötesine çıkmış, kişisel yorumlara dönüşmüş, o yüzden uzatmanın mantığı yok.
Bir konunun altını yeniden çizmem gerek Benim Zöhre Ana Hakkında kişisel bir yorumum bulunmamaktadır . Yaptığım hiçbir yorum Zöhre Anaya yahut buradaki hiçbir üyeye mâl edilmesin. Yalnızca konu "keramet" üzerine yorum yaptım, konu sapınca da yorum yapmayı bırakıyorum. Teşekkürler. |
|
|
|
|
|
#49 (permalink) |
|
Üyemiz
|
Keramet nefsi tanimaksa eger,isik olmadan size biri isik tutmadan hicbirseyi taniyamayiz.Dem em o ki;mürsitsiz ne nefsimizi ne de Hakki göremeyiz.
Ickiyle ibadet olmaz.malesef ictigi ickinin etkisiyle deyisleri agzinda yuvarlayarak konusan dedeleri görüp cogu cemi yarida birakip kalktigim cok oldu.Su da varki eli göysünde gözyasiyla cem yürüten icki icmeyen dedelerimizde var. Deyinmek istedigim bir baska konuda;cemler hicbir zaman sandalyede masada oturarak yapilamaz.bu kocaman bir sacmalik.Ben konferansa mi geldim yoksa ceme mi ?Ibadetimizi gecmiste atalarimiz nasil yaptiysa öyle yapmaliyiz.Vide olarda seyrettigim üzre sanirim Zöhre Ana cemi canlari yere oturtarak yapiyor.Olmasi gerekende budur.
__________________
La fetta illa Ali, la seyfe illa Zülfikâr |
|
|
|
| Teşekkürler |
alikulu (16.03.2010)
|
|
|
#50 (permalink) |
|
Kıdemli Üyemiz
|
Zöhre Ana'nın cem'i aşağıdaki linkte görüntü olarak sadece bir kısmı verilmiştir.Zöh re Ana'nın kendi deyiş ve nefesleriyle gerçekleştirili r.Gerçi Zöhre Anam buna cem degil sadece sohbet diyor.Asıl cem,Kırklar cem'idir ve her zaman yapılmaz...
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] linkte beyaz kıyafetli semah ekibinin oluğu görüntüler...
__________________
Şu dünyada üç beş arşın bezine Eyvah çeken birgün vurun dizine Sen inanman niye Zöhrem sözüne Sonun gelmez dokunduysan gözüne
Konu alikulu tarafından (16.03.2010 Saat 19:14 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| cemevi, çocuk, dedelik, mürşit, pir, yol, zöhre ana |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son İleti |
| Günümüz öğretmenleri daha az zeki | zümre | Eğitim - Öğretim | 0 | 29.11.2008 01:33 |
| ‘‘Günümüz Meselelerine Fetvalar’’ | Aliekber | Din | 2 | 24.11.2008 20:02 |
| Dedeler Ummandır, Klavuzdur... | T U N Ç | Tartışmalar | 0 | 30.09.2008 11:24 |
| Alevi dedeler Sav'a tepkili | T U N Ç | Güncel Olaylar | 0 | 15.06.2008 09:56 |
| Seçenekler | |
|
|