alevi köyleri,alevi ünlüler,alevi türküleri,alevi nedir,alevi sözleri


Toplam 4 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 4 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Hz. HÜSEYİN’İN HAYATI

  1. #1
    Genel Sorumlu T U N Ç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    41
    İleti
    5.175
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart Hz. HÜSEYİN’İN HAYATI

    Hz. HÜSEYİN’İN HAYATI

    Hüseyin b. Ali b. Ebü Talib, Ali’nin Peygamberin kızı Fatıma’dan doğan ikinci oğludur. Zübeyr b. Bakkar’ın rivayetine göre, hicret’in dördüncü senesinde 5 şaban (M. 9 Ocak 626) günü Medine’de doğmuştur. Muhammed b. İshak’ın rivayetine göre, Ali, Hüseyin doğduğu zaman adını „Harb“ koydu. Hz. Muhammed geldi. «Bana oğlumu gösterin, adını ne koydunuz?» diye sordu. Ali: «Adını Harb koydum» deyince Hz. Muhammed: «Hayır olmaz, onun adı Hüseyin olsun.» buyurdu. Sonra da: «Ben onlara Harun’un oğullarının ismini (Şebre ve Şübeyre’nin Arapça karşılıklarını) verdim» diye ilave etti. Kaynak: Muhammed İbn İsahk (M. 704-769) Siyer, sa.310-311, A.K. İslam Ansiklopedisi, Leyden tabı ma.Hüyeyin, M.E.B.Y.

    Hüseyin’in ilk çocukluğu hakkında, ehli sünnet muhaddislerinin kitaplarında bulunan ve bundan dolayı mevsukiyetlerin den şüphe edilmesine sebep olmayan bilgilere sahibiz. Ebü Said’den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hasan ve Hüseyin haklarında, Hz. Muhammed şöyle buyurdu: «Hasan ve Hüseyin, cennet ehli delikanlılarını n efendileridirle r.» Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4018, Y.E.Y.

    Üsame b. Zeyd’den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hasan ve Hüseyin haklarında, Hz. Muhammed şöyle buyurdu: «Bunlar benim oğullarım ve kızımın oğullarıdır. Allahım! Ben onları seviyorum. Sen de onları sev ve onları sevenleri de sev.» Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4020 ve 4033, Y.E.Y.

    Abdullah b. Ömer’den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hasan ve Hüseyin haklarında, Hz. Muhammed şöyle buyurdu: «Hasan va Hüseyin, onlar benim dünyadan iki Reyhan’ımdır.» Kaynak: Sahih-i Buhari (M.810-869), hadis No: 1514, D.İ.B.Y. Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4021, Y.E.Y.

    Yala b. Murre'den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hüseyin hakında, Hz. Muhammed şöyle buyurdu: «Hüseyin bendedir ve ben Hüseyin’ denim. Allah, Hüseyin’i seveni sevsin. Hüseyin, ümmetlerden bir ümmettir.» Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4026, Y.E.Y.

    İbn-i Abbas’den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hz. Muhammed, Hüseyin b. Ali’yi omzunda taşımakta idi. Bunun üzerine bir adam, «ey çocuk!» dedi, «bindiğin binek ne güzel binektir!» Hz. Muhammed, o da ne güzel binicidir!» buyurdu. Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4034, Y.E.Y.

    Ümm-i Seleme’den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: Hz. Muhammed; Ali, Hasan, Hüseyin ve Fatime’yi bir örtü ile örttü ve sonra şöyle buyurdu: «Allahım, bunlar benim ehl-i beytim ve en yakınlarımdır! Onlardan kötülüğü gider ve onları tertemiz eyle.» Kaynak: Sünen-i Tirmizi (M.824-892), hadis No: 4125 ve 4037, Y.E.Y.

    Elhasıl Hüseyin’in ilk çocukluğu dedesi Peygamberin derin sevgi ve şevkati içinde geçti. Ancak bu hal çok sümedi, Hüseyin henuz 5 veya 6 yaşında iken, büyük babası Peygamberi ve az bir müddet sonra da, annesi Fatima’yi kaybetti. Bu kayıpların küçük Hüseyin üzerinde ne gibi bir tesir bıraktığını bilmiyoruz. Bununla beraber o zamanki bütün müslüman cemaatinin ona karşı duyduğu sevgi, şefekat ve hürmet hislerinin bu mahrümiyetlerin i oldukça telafi ettiği düşünülebilir.

    Nitekim onun bundan sonraki çocukluğuna ait olması kuvvetle muhtemel olan bazı kayıtlar bunu tekid etmektedir. Mesela bir gün halife Ömer b. Hattab minberde hutbe okurken, Hüseyin çocukluk saikası ile, yanına çıkmış ve: «Babamın minberinden in ve babanın minberine git» demiş, Ömer: «babamın minberei yok idi» diyerek, onu almış yanına oturtmuş; o da hutbeye devam ettiği müddetçe, elindeki çakıl taşları ile oynamıştır. İlerde de görüleceği gibi, onun her zaman Peygamberin torunu olmak sureti ile hareket etmesi, bu vasfı ile her zaman müslümanlardan sevgi ve hürmet gördüğünü, adeta şımartıldığını göstermektedir.

    Hüseyin’in nasıl yetiştirildiği hakında elimizde bir bilgi yoktur. Ancak miladi 651 senesinde, Ömer b. Hattab’ın hilafeti zamanında, divan teşkil edilip, müslümanların tahsisatları tayin edilirken, Hüseyin’e, Bedir savaşına iştirak etmiş olanlara verilen miktarda, beş bin dirhem maaş bağladığını biliyoruz. Kaynak: İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.2, sa.461-464, B.Y.

    Hicret’in 30 (M. 651) senesinde, Osman b. Affan’ın hilafeti esnasında, Said b. As’ın Küfe’den Horasan üzerine yaptığı sefere, Hüseyin kardeşi Hasan ile birlikte, iştırak etti. Fakat bu seferde her hangi bir hareketi ile temaüz ettiği malum değildir. Beş sene sonra onu Medine’de buluyoruz. Hüseyin bundan sonra, babası ile birlikte, Küfe’ye gitti ve onun bütün seferlerine iştırak etti. Fakat bu seferde de, nazari dikkati celbedecek bir hareketi görülmiyor. Bir defa Sıffin savaşında, babasını öldürmek istiyen bir Emevi kölesini, kardeşi Muhammed ile birlikte, öldürdü.

    Hicret’in 40 senesi 17 Ramazan cuma (M. 23 ocak 661) günü Küfe’de Abdurrahman b. Mülcem tarafında babası Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra, Hüseyin yine ikinci palandadır. Bunun sebebi, belki Hz. Ali ölürken, ona kardeşi Hasan’a itaat etmesini söylemesidir.

    Hicret’in 40 senesi 20 Ramazan (M. 26 ocak 661) günü ıraklılar Hasan’a biat etmişlerdi. Suriyeliler ise, Muaviye taraftarı idiler. Hasan’ın tarafdarları onu suriyelilere karşı yeniden savaşa başlamağa mecbur etmek istiyorlardı. Bunların istekleri, daha o zaman Muaviye ile anlaşmağa çok istekli bu zatın hesaplarını bozuyordu. Bu haller kendisi ile ıraklılar arasında anlaşamamazlıkl ara sebep oldu. Iraklılar lafzen hükümdarları olan Hasan’ı fene halde kırdılar. Bu dakikadan itibaren Hasan münhasıran Muaviye’ye elçi günderip sulh diledi. Hasan bu kararını kardeşi Hüseyin ile Abdullah b. Cafer’e bildirerek: «Ben Muaviye’ye bir mektub yazıp onunla barış yapmayı kabul ettim.» diye söylemişti. Bunun üzerine Hüseyin: «Hay Allah affedesice! Sen Muaviye’nin yaptıklarını doğruluyorsun da babanın şımdiye kadar yaptıklarını yalanlıyor musun?» demiş, ancak Hasan ona: «Sen sus! Ben bu işleri senden daha iyi bilirim.» diye karşılık vermişti. Kaynak: İbnü’l-Esir (M.1160-1234), El-Kamil, c.3, sa.413, B.Y.

    Hz. Hüseyin, hicret’in 41 (M. 662) senesinde, kardeşi Hasan ile birlikte, Medine’ye döndü. Hasan tuttuğu yolda sonuna kadar yürüdü; hatta eşi tarafından zehirlendiğini zannetmesine rağmen, kimden şüphe ettiğini kendisinden soran kardeşine şüphelerini söyleyemedi; «Allah daha iyi intikam alacaktır» demekle iktifa etti. Böylece Hüseyin büyük kardeşinin hayatta bulunduğu ve öldüğü sıralarda, her hangi bir olay çıkarmadı ve kardeşi ona ihtilafa müsaid bir zemin de bırakmış değil idi. Bununla beraber, az bir müddet sonra, ciddi bir ihtilaf mevzuu çıkmakta gecikmedi.

    Rivayetlere göre, Muaviye b. Ebü Süfyan siyasi dehası ile, memleket içinde sükün ve asayişi temin ettikten sonra, hicret’in 56 (M. 676) senesinde oğlu Yezid’e biat edilmesini istedi. Böyle bir hal, o zamana kadar araplar’ın ve müslümanların telakkilerine muvafak olmadığı gibi, Yezid de, serbest hareketlerinden dolayi, fasık sayılıyordu ve böyle bir kimsenin halifeliğe namzetliğini kabul etmek mümkün değildi. Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Ömer, Abdurrahman b. Ebü Bekir, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Abbas, tabi’i olarak, bunu kabul etmediler. Muaviye ise, uzağı gören siyaseti ile, bu hususta çok ileri gitmedi.

    Muaviye ölüp, yerine oğlu Yezid halife olunca, Medine valisi Velid b. Utbe b. Ebü Süfyan’a gönderdiği mektuba ilave ettiği boş bir kağıda, her ne bahasına olursa-olsun, o zamana kadar kendisine biat etmemiş olanları biat etmesini emretti. Velid b. Utbe, Hicaz’da bulunan Emaviler’in reisi vaziyetinden olan Mervan b. Hakem ile istişare ettikten sonra, evvela Hüseyin b. Ali ile Abdullah b. Zübeyr’i çağırıp, Muaviye b. Ebü Süfyan’nın ölüm haberi yayılmadan, onları biata ikna etmek istedi. Fakat Hüseyin b. Ali, kendisi gibi bir adamın gizlice biat edemiyeceğini ve kararını ertesi günü halkın önünde bildireceğini anlattı. Yanlarında bulunan Mervan b. Hakem onun tevkifini istedi isede, Velid b. Utbe razı olmadı. Hüseyin b. Ali de, geceden istifade ederek, bütün aile efradını yanına alıp, Mekk’ye gitti (M. Nisan 680); yanlız kardeşi Muhammed onunla beraber gitmeğe razı olmadı; çocuklarını da yollamadığı gibi, Hüseyin’e de ihtiyatlı hareket etmesini tavsiye etti

    Küfe halkı Hüseyin’in Yezid’e biat etmediğini ve halifelik makamındaki hakkını elde etmek üzere, Mekk’ye geldiğini haber alınca, ona davet mektubları yağdırdılar ve Ebü Abdullah el-Cadali’nin riyasetinde elçiler gönderdiler. Şabas b. Ribi, Süleyman b. Şurad v.s. gibi Küfe ileri gelenleri de ona mektup göndermişler ve kendisine biat edeceklerini bildirmişlerdi. Hüseyin b. Ali, vaziyeti yerinde tetkik etmek üzere, amca-zadesi Müslim b. Akil’i, elçiler ile beraber, Küfe’ye günderdi. Müslim, şahsi cesareti ve şecaatine rağmen, yolda karşılaştığı ahvalden teşeüm etmiş ve bu vazifeden vazgeçmek istemişti. Fakat Hüseyin’in israrı üzerine, vazifesine devam etti. Müslim b. Akil Küfe’ye gelince, taraftarlarında n ibn Avsaca adlı birinin evine misavir oldu ve Hüseyin namına biat almağa başladı. Taberi’nin rivayetine göre, 12 bin kişi ona biat etti. Müslim b. Akil’de bu neticeyi Hüseyin’e bildirdi.

    Bu arada Yezid’in adamlar vatiyeti ona bildirmişlerdi. Yezid, kendisine şahsan kızgın olmasına rahmen, Basra valisi Ubeydullah b. Ziyad’ı Küfe’ye vali tayin ve Müslim b. Akil’i ele geçirerek, öldürmesini emretti. Ubeydullah b. Ziyad derhal Küfe’ye geldi. Bunu haber alan Müslim b. Akil yerini değiştirip, daha nufuzlu olan Hani b. Urva el-Muradi’nin evine geldi ve faaliyetine kendisini istemiyerek kabül eden Hani’nin evinden devam etti. Fakat Ubeydullah b. Ziyad, çok geçmeden, onun yerini buldu ve Hani’i çağırarak, Müslim b. Akil’i, kendisine teslim etmesini istedi; kabül etmeyince, tevkif etti. Müslim bunu anlayınca, halkı isyana çağırdı ve Ubeydullah b. Ziyad’ı muhasara altına aldı. Fakat valinin yanında bulunan Küfe eşrafının nasihat ve tehditleri üzerine, isyan edenler dağılmağa başladı ve akşam namazından sonra, Müslim’in yanında 10 kişi kalmamış idi. Geceleyin ise, tamamiyle yalnız kaldı ve bir kadının evine iltica etti. Ertesi günü bu yer, Aşas b. Kays tarafındn, Ubeydullah b. Ziyad’a bildirildi. Hicret’in 60 senesi 10 Zilhicce (M. 10 Eylül 680) günü Müslim b. Akil yakalanıp, başı kesildi, cesedi kasırdan aşağı atıldı. Kaynak: Taberi (M.839-923), Tarih-i Taberi, c.3, sa.233-237, E.O.Y.

    Diğer taraftan Hüseyin, Müslim’den aldğı haberlere güvenerek, Küfe’ye harekete karar verdi. Bu fikrini bildirdiği şahıslardan Abdullah b. Abbas, Küfelilere itimat edilemiyeceğini ileri sürüp, babası ile kardeşinin başına gelenleri hatırlatarak, onu vazgeçirmeğe çalıştı; hiç olmazsa Müslim’in orada bilfiil idareyi eline almasını ve ondan sonra hareket etmesini veyahut daha ihtiyatlı olarak, kuvvetli kaleleri bulunan ve halkı kendisine taraftar olan Yemen’e gitmesini tavsiye etti. Fakat Hüseyin, onun bu hayırhah tavsiyelerini dinlemedi. Yezid b. Muaviye’nin halifeliğini tanımamış olan Abdullah b. Zübeyr ise, Hicaz’daki hareketlerinde müstakil kalmak istediği için, ona derhal hareket etmesini söyledi; «benim bu kadar taraftarım olsa idi, hiç durmazdım» diyordu; sonra onun her hangi bir şeyden şüphe etmemesini temin için, istediği taktirde kendisi için Hicaz’da bir hareket hazırlayacağını ve kendisine biat edeceğini ilave ediyordu. Hüseyin, onun niyetini bilmesine ve maksadını anlamasına rağmen, kararında vazgeçemedi.

    Bunun üzerine Abdullah b. Abbas yanlız başına hareket etmesini tavsiye etti. Fakat Hüseyin bunu da dinlemeyerek, hac menasikini tamamladıktan sonra, kadın ve çocuklar dahil, bütün aile efradı ile birlikte, Küfe’ye doğru yola koyuldu. Yeni tayin edilmiş olan Medine valisi Amr b. Said, bunu geç haber aldığından, Hüseyin’i geri çeviremedi. Peygamber’in tornunun giriştiği hareketlerin doğurabileceği feci neticeler herkesi endişeye duşürüyordu. Bilhassa aile efradı ile birlikte gitmesi üzerine, Abdullah b. Cafer b. Ebü Talib, ailenin sönmesinden korktuğundan, Amr b. Said’e gidip, ondan aman aldı ve Hüseyin’in itimat etmesi için, valinin kardeşi Yahya b. Said ile götürdü. Fakat Hüseyin rüyasında Peygamberi gördüğünü ve başladığı işi ister lehinde, ister alehinde olsun, dönmeyeceğini bildirdi. Tam bu sırada, Müslim b. Akil Küfe’de öldürülmüş bulunuyordu.

    Makale yazarı: Pir Ali Baba

    (Alıntıdır ve sitemizle bir ilgisi bulunmamaktadır )

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Türk bayrağına çirkin saldırı
    • » Seyit Rıza'yı Atatürk astırmadı - Zülfü...
    • » Zeki Arslantürk
    • » Mor ve Ötesi'nin yeni albümünün ilk...
    • » Bakan Günay'dan şok açıklama
    • » Atatürk'ün İzmit'teki konuşmaları...
    • » Dinlemekten Zevk Alırım
    • » İstanbul Tuning Show 2009
    • » AKP'li Çetinkaya iddiaları reddetti
    • » Ikinci Halife ömer Hz. Muhammede asla...

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Alevi biri solcu olmak zorunda mıdır?
    • » AleviLik :S
    • » Alevilikte Sır Nedir?
    • » Ölüm Bir Son Değildir, Yeni Bir...
    • » Alevilikte Kurban ve Kurban Bayramının...
    • » Alevilik kur’anın bir yorumu mudur?
    • » Alevilikte Tanrı İnancı
    • » Alevilik Nedir ?
    • » Hz Muhammedin hayatina giren kadinlar
    • » İsmail Beşikçi Alevilerin Büyük Sırrı

  2. #2
    Forumla Bütünleşmiş MERDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-01-2008
    İleti
    1.925
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart

    ŞAH ÜSEYİN'nin hayatı asla bu değil !..
    ŞAHIM,Hak için,Kuran için can fedakarlığı yaptı..
    ''Kuran,dedemin bana mirasıdır,Canım kanım feda olsun ona..''diyerekt en şehit ettiler,Allahın PİRİNİ !..
    Bütün PİRLERİN derdidir,ŞAH ÜSEYİN !..
    ''binen de güzel binekte güzel'' sözünü HZ.MUHAMMED,HZ. ÜSEYİN'i ve HZ.HASAN'ı sırtında,evin içinde gezdirirken söylemiştir..

    YOLUMSUN YA ÜSEYİN..
    IŞIĞIMSIN YA ÜSEYİN..
    AŞKIMSIN YA ÜSEYİN
    YAVRUM YA ÜSEYİN..

    HZ.FATMA
    Mustafa Kemal ölmedi...Güneş kimin doğar üstüne Kerkük...!

  3. #3
    . . .Ete kemiğe büründüm . . . Yunus diye göründüm . . . Dogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-02-2008
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Yaş
    51
    İleti
    3.347
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    "Fakat Hüseyin bunu da dinlemeyerek, hac menasikini tamamladıktan sonra, kadın ve çocukla r dahil, büt&#252 ;n aile efradı ile birlikte, Küfe’ye doğru yola koyuldu. Yeni tayin edilmiş olan Medine valisi Amr b. Said, bunu geç haber aldığından, Hüseyin’ i geri çeviremedi . Peygamber’in tornunun giriştiği hareketlerin doğurabileceğ i feci neticeler herkesi endişeye duşür&#252 ;yordu."

    Yazıdan kopyaladığım yukardaki alıntıya göre Kerbela katliamının sorumlusu Hz. Hüseyin'mi ş. Kimseyi dinlememiş, tüm ailesini ateşe atmış. İnsaf artık.

    Hz. Hüseyin abdest alırken balık ağı atılarak esir alındı. Tek başınaydı. 12 gün aç- susuz bırakılarak, kendilerine Kuranı Kerimi teslim etmesi için işkence ettiler. O mübarek te "Bre yezit kuranı elimden alırsın ama dilimden nasıl alacaksın!" diyerek karşılık vermiştir. Cellat boynunu ensesinden vurduktan sonra yuvarlanan başı Kuran Okumaya başlamıştır. Bunu görenler panikle sağa sola kaçışmışla rdır. Daha sonra kelleyi isteyen Muaviye'nin askerlerine Seyit Mitrullah 5 oğlunu şehit verniştir. Sonunda eşi ve kendisi de bu yüzden şehit edilmişlerdir.

    Muaviye toplumu içki, para ve dansözlerl e oyalamış üstelik Hz. Hüseyin' e bir de namus iftirası atmıştır. O mübarekler i savunan insanları da kılıçta n geçirmişle r yerini yuvalarını dağıtmışlar, sürgü n etmişlerdir. Muaviye diye bilinen bu Allah düşmanın ın yolunu sürenler , Aleviler neden camiye gitmiyor diyenler, Aleviler neden Ramazan'ı tutmuyor diyenler, aynı zulüm senin ailene yapılsa yine de Muaviye'nin yolunu sürer miydin? Kitaplarda, sobetlerde Muaviye'ye Hazret der miydin , "Efendim Yezit'e lanet okumanın bir yararı yoktur." der miydin?

    Bizim kaynağımız sırları açan Zöhre Ana'mızdır.
    Biz ona inanır ona güveniri z.
    Onun için biz Alevi'yiz.
    Konu Dogan tarafından (17-05-2008 Saat 12:09 ) değiştirilmiştir.

    "İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

    "İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

    "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


    Söz bir, söyleyen bir.

  4. #4
    Üyemiz öz-gür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20-11-2008
    Bulunduğu yer
    çorlu
    Yaş
    39
    İleti
    40
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Muhammed mustafanın çiğni döşünde
    Gece gündüz gezer idi peşinde
    Sırat köprüsünde mizan başında
    Şefaat kıl bize İMAM ÜSEYİN

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, zohreana@zohreana.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.