alevi köyleri,alevi ünlüler,alevi türküleri,alevi nedir,alevi sözleri


Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Adnan menderesin kadınlarla yasak ilişkileri

  1. #1
    Forum Gönüllüsü adgan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    42
    İleti
    2.007
    Tecrübe Puanı
    31

    Thumbs up Adnan menderesin kadınlarla yasak ilişkileri

    İşte bir Adnan menderes klasiği; bir çok kere evlilik dışı yasak ilişki yaşamış. Hemde devletin ve milletin paralarıyla bunlara evler de almış. Alttaki bunlardan yanlızca birisidir. Diğerleri için en aşağıdaki linki tıklayınız...


    BEBEK DAVASI

    "Adnan Menderes'in gayri meşru çocuğu, Dr. Mükerrem Sarol tarafından alınarak öldürüldü." Gazetelerin kullandığı bu haberler Yassıada Savcılarınca delil telakki edilerek, Adnan Menderes hakkında tarihte Bebek Davası olarak anılan dava açıldı. bunun yanında Başbakanlık kasasından çıktığını iddia edilen kadın iç çamaşırı ve bir kutu da çıplak kadın fotoğrafı da delin olarak kullanıldı. Menderes ise bu tutum karşısında gönül ilişkisini yalanlamadığı gibi özür de dilemedi; çocuğun öldürülmediğini , doğum anında öldüğünü söyledi. Adnan Menderes'in gönül ilişkisine girdiği Ayhan Aydan, gerçekten de Menderes'ten hamile kalmış ancak bebekten kurtulmayı kesinlikle istemediği gibi, doğurmayı çok arzulamıştı. Doğuma giren Dr. Fahri Atabey de, "bebeğin boynunu saran kordon yüzünden ölü doğduğunu" saptamıştı.
    Türk siyasi tarihinde, kaçamağı göze alan, evliyken yaşadığı bir ilişki yüzünden kendini kamuoyu önünde savunmak durumunda kalan tek başbakan Adnan Menderes oldu.

    Ayhan Aydan ise, Yassıada duruşmalarında tanık olarak dinlendiği kürsüde şunları söylüyordu:
    "Adnan Menderes'i 1951'de tanıdım. Evli olmasına rağmen büyük bir aşkla sevdim. Bütün emelim ondan bir çocuk sahibi olmaktı. Bunu başaramadım. Ancak hangi vicdansız ana, üzerine titrediği bebeğinin öldürülmesine razı olabilir?" Mahkeme başkanı tarafından sevgilisini kurtarmaya çalışmakla suçlansa da, kamuoyu düşüncesini değiştirmeye, bu yasak ilişkideki masumiyete inanmaya, hatta sempati duymaya başladı. Tarihe "bebek davası" olarak geçen bu duruşmaların sonunda Adnan Menderes beraat etti. Menderes'in beraat ettiği tek dava da buydu. Fakat "devletin yüksek menfaatlerine ve istihbarat işlerine sarfedilmek üzere emrine tahsis edilen paraların bir kısmıyla opera sanatçısı Aydan Ayhan'a ev aldığı" iddiasıyla açılan davada suçlu bulundu.

    *****

    Arkadaşlar Diğer ilişkilerini buraya kopyalamayı beceremedim. Aşağıdaki linki tıklayıp görebilirsiniz. Becerebilirseni z o linke ait sayfanın yazılarını da bu sayfaya yapıştırabilirs eniz sevinirim...

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



    ******

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » İstanbul’u pazarlama planı
    • » Merhaba Aydınlık Yola Yürüyenler..
    • » Dünyanın en yaşlı insanı öldü
    • » Gürses'in doktoru: Her an kaybedebiliriz
    • » GS'de iletişim günleri
    • » Yataktaki en iyi 6 pozisyon!
    • » Hz. Ali’nin Oğullari Hasan Ve Hüseyin’e...
    • » Alevi kökenli öğrenciler puanları...
    • » Alevi sünni Kardeşliğimize can feda
    • » Yutak Felci

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Başbakan sevsin diye çileye bak!
    • » 'Tarım topraklarının satıldığı ülke yok'
    • » Kurultay, YSK'ye taşınıyor
    • » Claudia Roth: Erdoğan'a Şikayet edeceğim
    • » Kemal Kılıçdaroğlu: ‘Başbakan’ dan...
    • » Kılıçdaroğlu, AKP'ye oy verenlere...
    • » AKP'den istifa eden Fırat'tan Erdoğan'ı...
    • » 'Savaşın en acı sayfalarından biri...
    • » Davutoğlu K.Irak için Kürdistan dedi
    • » Bilge insan Feyzi İsbasaran: Başbakana...
    Mustafa dediler benim adıma
    Bir sıfatı Ali bindi atıma
    Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
    Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

    (PİR ZÖHRE ANA)

  2. #2
    Y A S A K L I
    Üyelik tarihi
    10-04-2010
    Bulunduğu yer
    Malezya
    İleti
    254
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Bebek davası bildiğimiz 1960 ta darbeciler tarafından Adnen Menderes"i halkın %55 tarafından sevildiği kişiyi küçük düşürmek için gerçek olmayan açılmış bir dava....


    Ayhan Aydan dönemin tanınmış bir şarkıcıydı ve halkın gözünde kahramanlaştırd ı .... ve bu dava Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Sayın Adnan Menderes ayak altına alınacak ve bir opera sanatçısı olan Ayhan Aydan yüceltiyordu halkın gözünde tarihimizin en utançı verici dava açılmıştı başbakan Adnan Menderes"i bitirmek için bunu da TSK yapmıştı


    Sankı sandalye de oturan kişiler: Adnan Menderes , Dr. Fahri Atalay İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi


    Suçlama: Yüksek Soruşturma Kurulu ,Adnan Menderes'in opera sanatçısı Ayhan Aydan yeni doğmuş gayrimeşru çocuğunu, Dr. Fahri Atabey'e Ankara'ya çağırarak öldürmeye azmettirmekle öldürttüğü iddia ediliyordu.


    31 Ekim de başlayan davada savcı Fahrettin Öztürk Başbakanlık kasasında çıktığı iddia ettiği (ve hiç bir şekilde gerçek olmayan) kadın çama..... ve bazı açık foroğrafları halka gösteriyor...



    Ve Mahkemede ilginç olaylar yaşanmaya devam ediyor yine fahrettin Öztürk bir zarkı içerisinde çıkartığı iddia edilen suç malzemelerini eliyle sallanıyor bu rezalet halkın gözleri onunde yapıyor savcı ve bunu yaptıktan sonra şov devam ediyor be sefer de bir kutu çıp... kadın fotoğraflarını halka gösteriyor..


    Adnan Menderes ve Dr. Fahri Atabey, haklarında 5 ila 10 yıl arasında ağır hapis cezası isteniyordu.


    Savumalar 31 Ekim de başlamıştı savcı Öztürk e cevap veren Avukat Burhan Apaydın bir şiir"le cevap veriyordu


    Ve kahraman Ayhan Aydın ifadesinin bir yerinde "Adnan Menderes"i 1951 de tanıdım .çok sevdim.Bütün Emelim bir çocuk sahibi olmaktı.bunda muvaffak (Başarılı) olamadım. diyerek gerçeği ortaya koyuyordu.


    Karar: Yedi oturum süren bu davanın 22 kasım da karar verildi ikiside beraat edildi

    Ayhan Aydan Adnan Menderes"i seviyordu Ve Adnan Menderes Ayhan Aydan"ı sevdiği söylemek için ortada hiç bir dedil yok

  3. #3
    Forum Gönüllüsü adgan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    42
    İleti
    2.007
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    Alıntı Adnan Menderes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bebek davası bildiğimiz 1960 ta darbeciler tarafından Adnen Menderes"i halkın %55 tarafından sevildiği kişiyi küçük düşürmek için gerçek olmayan açılmış bir dava....


    Ayhan Aydan dönemin tanınmış bir şarkıcıydı ve halkın gözünde kahramanlaştırd ı .... ve bu dava Türkiye Cumhuriyeti başbakanı Sayın Adnan Menderes ayak altına alınacak ve bir opera sanatçısı olan Ayhan Aydan yüceltiyordu halkın gözünde tarihimizin en utançı verici dava açılmıştı başbakan Adnan Menderes"i bitirmek için bunu da TSK yapmıştı


    Sankı sandalye de oturan kişiler: Adnan Menderes , Dr. Fahri Atalay İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi


    Suçlama: Yüksek Soruşturma Kurulu ,Adnan Menderes'in opera sanatçısı Ayhan Aydan yeni doğmuş gayrimeşru çocuğunu, Dr. Fahri Atabey'e Ankara'ya çağırarak öldürmeye azmettirmekle öldürttüğü iddia ediliyordu.


    31 Ekim de başlayan davada savcı Fahrettin Öztürk Başbakanlık kasasında çıktığı iddia ettiği (ve hiç bir şekilde gerçek olmayan) kadın çama..... ve bazı açık foroğrafları halka gösteriyor...



    Ve Mahkemede ilginç olaylar yaşanmaya devam ediyor yine fahrettin Öztürk bir zarkı içerisinde çıkartığı iddia edilen suç malzemelerini eliyle sallanıyor bu rezalet halkın gözleri onunde yapıyor savcı ve bunu yaptıktan sonra şov devam ediyor be sefer de bir kutu çıp... kadın fotoğraflarını halka gösteriyor..


    Adnan Menderes ve Dr. Fahri Atabey, haklarında 5 ila 10 yıl arasında ağır hapis cezası isteniyordu.


    Savumalar 31 Ekim de başlamıştı savcı Öztürk e cevap veren Avukat Burhan Apaydın bir şiir"le cevap veriyordu


    Ve kahraman Ayhan Aydın ifadesinin bir yerinde "Adnan Menderes"i 1951 de tanıdım .çok sevdim.Bütün Emelim bir çocuk sahibi olmaktı.bunda muvaffak (Başarılı) olamadım. diyerek gerçeği ortaya koyuyordu.


    Karar: Yedi oturum süren bu davanın 22 kasım da karar verildi ikiside beraat edildi

    Ayhan Aydan Adnan Menderes"i seviyordu Ve Adnan Menderes Ayhan Aydan"ı sevdiği söylemek için ortada hiç bir dedil yok
    Konu başlığı bebek değil, menderesin yasak ilişkileri. Hani çok dindarya, çok namuslu ya...

    Ama başkalarının namusuna da göz dikmeden yapamıyor...

    Özellikle dikkat edilecek iki nokta var. Birincisi açık saçık giyinen kadınsılığı ön planda olan kadınlara takılıyor. Daha vahim olan ikinci nokta evli olan bayanlarla hep yasak ilişkiler yaşamış. Bir diğer vahim durum devletin kendisine özel devlet işleri için ayırdığı milletin parasıyla bu tezgahları çevirmesi...
    ,
    Şimdi diyorsunuz ya kapalılar namuslu açıklar tersi. O zaman açık kadınlarla oturup kalkan erkek hangi sınıfa giriyor. Özellikle de yasak ilişki şeklinde bunu yapması...

    Hadi bebek davası yalan diyelim, sunuçta beraat etmiş, ancak vatanın milletin parasıyla kadına ev mal mülk almış onda suçlu bulunmuş. Bu da demektir ki yasak aşk yaşadığı doğrudur. Zaten tv de çıkan belgeseller de de bunları doğrular şekilde belge ve görüntüler yayınlanıyor zaten. Ayrıca mahkemenin aldığı "kadına ev aldığı" suç kararı başlıbaşına bir belge...

    "MENDERES'L E YATTIM, KOCAMI KURTARDIM"


    Bu sözler olay yaratacak!...



    Adnan Menderes'in Ayhan Aydan dışında aşk yaşadığı kadınlardan biri de Suzan Sözen'di...
    Genç bir kadın. Henüz 25 yaşında. Bir gece, bir davette başbakanla tanışıyor. Daha doğrusu başbakan onu uzaktan görüyor, elinden tutuyor ve bahçeye çıkarıyor. Sonra saatlerce dolaşıyorlar. Film gibi değil mi? Opera sanatçısı Ayhan Aydan ve Adnan Menderes'in tanışmaları aynen böyle cereyan ediyor...
    Ancak Ayhan Aydan, bu ilişkiyle ilgili adeta sessizlik yemini etmişti. Birkaç istisna dışında kimseyle konuşmamıştı. Bunlardan biri eski bakan, yazar Yılmaz Karakoyunlu'ydu . "Hatırla Sevgili" dizisinin danışmanlığını da yapan Karakoyunlu, uzun uğraşları sonucunda Ayhan Aydan'la bir dizi görüşmede bulunmuş ve edindiği bilgilerle "Yorgun Mayıs Kısrakları" romanını yazmıştı.
    Böylece biz de kendisiyle geçen hafta sonsuz bir suskunluğa gömülen Ayhan Aydan'ı yani Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından birini konuşabilme fırsatı bulduk.
    Çok zeki, asil ve aranılan bir kadındı
    Cumhuriyet tarihinin en gizemli kadınlarından biriydi Ayhan Hanım. Siz onunla tanıştınız. Nasıl biriydi? Çok zekiydi. Sorduğum bir sorunun yanıtının başka hangi soruya varacağını tahmin eder, onu da kapsayarak konuşurdu. Müthiş bir gözlem yeteneği vardı. Hiçbir zaman gözü yaşlı olmadı. Yaşadıklarını anlatırken kendinden geçmedi. Vakur ve gururluydu. Ama en önemlisi olayları anlatırken, olayların içinde oturup çeperindekileri kendi etrafında döndürecek bir kabiliyete sahipti. Böyle bir kadından bir erkek çok hoşlanır. Çok da güzel bir kadındı. Tavırlarından da anlıyorsunuz ki her şeyiyle güzel bir kadındı. Ayrıca karşı tarafı kötüye kullanmayan... Ama darbe yemiş bir kadındı da. Bu darbe Adnan Bey'in diğer kadınla (Suzan Sözen) sürdürdüğü ilişkiydi...
    Neden?
    Adnan Bey, onunla tanışmadan önce de çapkındı. Hatta 1946'da dönemin derin devleti, Adnan Bey henüz başvekil değilken, çok iyi bir hatip, çok iyi muhalefet yapıyor diye "Nedir bu adamın hayatı, araştırın" demiş ve sevgilisi Mukaddes Hanım'la hangi saatte ne yapıyor öğrenilmişti. Bunlar devlet zabıtlarında vardır.
    Ayhan Hanım, Menderes'in diğer ilişkilerini nasıl karşılıyor?
    Çevresindekiler Adnan Bey'in ilişkilerinden onu haberdar ediyor. Ama Ayhan Hanım, Adnan Bey'i onu o kadar seviyor ki, "Yeter ki senden bir çocuğum olsun" diyor. Yani "Eşini boşa, beni al" gibi bir talebi yok. Şunu da unutmamak gerek; Türkiye'de başbakan sevmeye hazır, on binlerce değil yüz binlerce kadın bulursunuz. Türk kadını otoriteyi sever. 1950 koşullarında bir başbakanı sevmek ise fevkalade önemli bir hususiyet. Ayhan Hanım bunun da farkındaydı. Ama bu hiçbir zaman Adnan Bey'den bir şey talep etmek tarzında olmadı. Yani "Ahmet'i oradan al, buraya koy gibi."
    Her ne kadar Ayhan Hanım aşık olsa da bu çok zor bir ilişki. Onu bu ilişkide tutan ne?
    Ayhan Hanım, o sırada 25-26 yaşında. Adnan Bey ellilerinde... Onun yanında yaşadığı mutluluğu çok iyi tarif edip Ayhan Hanım'a hissettiriyor. Mesela Ayhan Hanım "Küpem kayboldu" diye anlatmıştı; oturup saatlerce arıyorlar. Dikmen'deki gazino kapatılıyor, korumalar falan hep birlikte arabaların farlarını yakıp, küpenin taşını arıyorlar. Ayhan Hanım "Benimle beraber gözlerime baka baka aradı" demişti.
    Aşırı kıskançtı, şoförsüz sokağa çıkarmazdı
    Tanışmaları da film gibi...
    Öyle. Ziraat Bankası Umum Müdürü Mithat Dülge'nin düzenlediği davette tanışıyorlar. Kendisinin ifadesiyle, 1950 senesinin Ekim ya da Kasım'ı. Adnan Bey, kalabalığın içinden Ayhan Hanım'ı görüyor. Yanında da Sakarya milletvekili Rıfat Kadızade var. "Kim bu?" diyor. O da "Mithat Bey'in yeğeni" deyince hiçbir şey demeden Ayhan Hanım'a doğru yürüyor. Tanışıyor, sonra da "Aaa, burada duman çok oldu" deyip elinden tutup bahçeye çıkarıyor. Gece boyunca dolaşıyorlar. Adnan Bey hiç elini bırakmıyor.
    Hollywood çekse "Amma abartmışlar" deriz. Başbakan gelecek, genç kadını kalabalıkta görecek, elinden tutacak, herkesin ortasında bahçeye çıkıp, liseliler gibi dolaşacaklar... Gerçekten öyle yazsanız kimseyi inandıramazsını z. Ama gerçek bu! O gece seni arayacağım diyor ve aramaya başlıyor. Kısa bir süre sonra da ona gri renk bir otomobil hediye ediyor. Şoförüyle... "Bundan sonra her yere bununla gideceksin" diyor. Çünkü Ayhan Hanım'ın sokak ortasında yürümesine müsaade edecek biri değil, aşikar bir kıskançlık değil bu, ama potansiyel olarak müthiş bir kıskançlık. Ben bu arabayı bir latife yaparak yüz görümlüğüne benzetirim.
    Eşi Ferit önemli bir müzisyendi!
    Ama bu arada sadece Adnan Menderes değil Ayhan Hanım da evli. Ünlü bir müzisyen olan (Türk Beşlileri'nden) Hasan Ferit Alnar'la... Evet. Ayhan Hanım'ın annesinin evinde görüşüyorlar, ilişkilerini orada yaşıyorlar. Yani annesi evde oluyor. Bir-iki üç birliktelikten sonra Ayhan Hanım bunun bir başkasıyla evliyken cereyan etmesini hazmedemiyor. Durumu Adnan Bey'e açıyor "Boşanma talep edeceğim" diyor. Adnan Bey de "Sen beceremezsin, ben konuşurum" diyor ve onu kocasından istiyor. "Boşa ben alacağım" diyor.
    Ferit Bey de çok önemli, değerli biri. Çok zor bir durumda kalmış...
    Ferit Bey büyük adamdır. Ama dünyanın da en talihsiz adamıdır. Türk Beşlileri dediklerimizin hepsi devlet sanatçısı ilan edilmiştir; Ahmed Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses... Hepsi! Hasan Ferit Anlar hariç! Halbuki onun mesleki tecrübesi diğerlerinden çok daha yüksekti. Üstelik alaturka eğitim görmüş bir adamdı, Viyana'ya gönderilmişti. Kanun virtüözüydü.
    Ferit Bey'den olan çocuğu da öldü
    Ama Ayhan Hanım'la evli olmak gibi bir kadersizliği vardı...
    Evet ve Ayhan Hanım'ın ondan çocuğu vardı. 15-16 yaşındayken Londra'da bir trafik kazasında öldü. Adnan Bey'in son yıllarına denk gelir ölümü. İlişkiye başladıklarında çocuk da 6 yaşındadır.
    Ayhan Hanım'ın çocuğunun olması ilişkilerini nasıl etkiliyor?
    Adnan Bey'in bulunduğu yerde çocuk görünmüyor. Ayhan Hanım'ın annesi çok dirayetli bir kadın... Doğması muhtemel bütün sıkıntıları önceden fark ederek önlem alıyor. Ayhan Hanım Adnan Bey'i çok sevdiği için ondan da çocuk istiyor. Adnan Bey bunu uzun süre reddediyor. Ama Ayhan Hanım hamile kalınca, biraz da geç söyler, "Doğur" diyor.
    Bebekleri erken doğdu...
    Doğan bu çocuk Bebek davasına konu oluyor?
    Ayhan Hanım'ın kendisinden dinledim. "Çocuğun kolunu kırdılar" iddiasını sordum. "Doktorları n yapabileceği bir şey yoktu. Hastanede olması gereken bir doğumdu, ben evde doğurmuştum" dedi. Erken doğum çünkü.
    Hastaneye niye gitmiyor?
    Hadisenin duyulacağını, Adnan Bey'in zedeleneceğini düşündüğü için. Olay Adnan Bey'e intikal edince o da Dr. Alaattin Bey'in yanı sıra en yakın arkadaşlarından Mükerrem Sarol'u da (o da jinekolog) haberdar ediyor. Zeynep Kamil Hastanesi'nin Başhekimi Fahri Atabey'i de. Gittiklerinde çocuğun yaşama şansı olmadığını görüyorlar. Kuvöz olsaydı bile. Çocuk yedi-sekiz saat yaşıyor. Ölünce kayda geçirmeden Cebeci Mezarlığı'na gömüyorlar, mezarın kaydını da sanırım Ayhan Hanım'ın ismiyle yazıyorlar.
    Ayhan Aydan'ı bu kadar özel kılan ne? Yani hakkında roman yazmanızın, bizim bu röportajı yapmamızın nedeni?
    İlişki içindeki duruşu ama en önemlisi Yassıada duruşmalarındak i tavrı. O davaya Ayhan Hanım'ı Adnan Bey'i aşağılamak için çağırdılar; "Bu adam seni zorluyor muydu?" diye soruyorlardı. Ama o, "Ben bu adamı sevdim" demişti. Bu yiğit bir ifadedir. İhtilal mahkemelerini karanlığa gömecek bir nur idrakinin cesur ve fedakâr iradesi. Deseydi ki "Gençtim, güzeldim, başbakandı, beni kandırdı" deseydi, orada biterdi Ayhan Hanım. Bir daha lafı bile olmazdı. Ne siz burada olurdunuz, ne de ben bunları anlatırdım.
    Ayaklarını yıkardı...
    Adnan Bey, çok da kıskançmış...
    Hem de nasıl. Hanımefendinin anlattıklarını kendimde mahfuz tutarak, romanda hafifçe hissettirdim. Ama neredeyse şiddet gösterecek kadar.
    Ailesini kaybetmiş bir hukuk fakültesi öğrencisinin Ayhan Hanım'dan yardım istemesi üzerine Adnan Bey'in "Kimdi o" diye başlayan şiddetini mi kastediyorsunuz ? Evet. Kadını "Sen nereye gidiyorsun" deyip çektiğinde elbisesi elinde kalıyor, yırtılıyor, neredeyse çırılçıplak kalıyor. Operadan istifa etmesini istiyor. Önüne istifasını hazırlayıp koyuyor.
    Yani evinin kadını olmasını, onun için süslemesini, kimseyle görüşmemesini, eve geldiğinde de ayaklarını yıkamasını istiyor.
    Adnan Bey Ayhan Hanım'ı evinin kadını gibi değerlendiriyor . Büyük sevdaların içinde başka koşullarda yadırganacak şeyler doğal bir görünüm kazanır. Adnan Bey'in ayaklarını yıkıyor olması gibi. Bunlar ayıplanacak şeyler değil.
    Celal Bayar galalarına giderdi
    Ayhan Hanım bu ilişkiden ötürü hiç mi gururlanmıyor?
    Gururlandığı yerler var. Mesela "Benim primadonnası olduğum her operanın galasına cumhurbaşkanı geldi" derdi. Adnan Bey gelmiyor! Onun operada tek fotoğrafı yoktur. Ama Celal Bayar gidiyor. "Kulise gelir, yanıma oturur, elimi tutar, fotoğraf çektirdi" diye anlatmıştı. Yani cumhurbaşkanı bu ilişkiden haberdar; "Gideyim şu kızı bir de ben göreyim" diyor. Yanına alıp, oturtup, elini tutup gazetecilere "Çekin bakalım fotoğrafımızı" demesinin anlamı ise şu; "Bu kız benim başbakanıma layık bir değerdir!"
    Biri hanım, diğeri o kadın!
    Olanlar karşısında Berrin Hanım ne hissediyor sizce?
    Bir rahatsızlık hissettiği şüphesiz. Ama bana bunu aileden biri söylemişti; Ayhan Hanım'ın bahsi geçtiğinde "Ayhan Hanım", Menderes'in diğer sevgilisi Suzan Sözen'in adı geçtiğinde ise "O kadın" deniyor. Bu iki tanım arasında Lut gölü ile Everest tepesi kadar fark vardır. Oğluyla da konuştum, Aydın Bey'le parlamento arkadaşlığım vardı, bu ilişki hakkında en ufak imada dahi bulunmazdı. "Yaşanmış bir olaydır, tarafları ilgilendirir, her ikisi için de saygıdeğerdir" derdi. Bu da Aydın Bey'in olgun kişiliğini yansıtır.
    Suzan Sözen bir şehvet fırtınasıydı
    Suzan Sözen nasıl biriydi?
    Lacivert gözlü bir kadındı. Bir kere Maçka'da gördüm. Bir haziran günü güneşin en yoğun olduğu saatte gökyüzü ne kadar maviyse gözleri o kadar mavileşiyor, gece bastığı zaman ne kadar lacivert olursa o kadar lacivert oluyordu. Çok güzeldi. Hafif göğüs çatalı göstermeye meraklıydı. Seksi görünen bir kadın havasından çok, sakin görünen bir şehvet fırtınasıydı. Çok güzel omuzları vardı. Dorothy Lamour'a benzerdi...
    Suzan Hanım da evli değil mi? Onun da eşinin adı Ferit...
    Adnan Bey'in çok enteresan bir yanı var. Bence bunu psikologların tahlil etmesinde fayda var. Beraber olduğu kadınların kocaları evdeyken bile onları ziyarete gidiyor. Düşünsenize Ayhan Hanım'a "Seni kocandan ben boşayacağım" diyor. Suzan Hanım'ın oturduğu Belveder Apartmanı'nına gidip zili çalıyor. Suzan Hanım, sokakta Adnan Bey'in arabasını gördüğünde de kocasına "Hadi Ferit sen arka odaya geç" diyor, o da geçiyor. Ferit dediğimiz İstanbul Emniyet Müdürü! Sizce bunun tahlil edilmesi gerekmez mi! Adam geliyor, evden içeri giriyor, eşi arka odaya gidiyor.
    Sizce bunun nedeni ne?
    Benim Adnan Bey'in ilişkilerine yönelik bir rahatsızlığım yok. Bir tabiat kendini böyle ortaya koymuş. Ama kadının kocası oradayken gitmesi... Kadının kocasına "Sen arka odaya geç" demesi. Bu nasıl bir kadın? Mahkeme zabıtlarında vardır; savcı sorar; "Nasıl tanıştınız" diye. O da başlar anlatmaya; "Kocamı Bitlis'e tayin etmişlerdi. Bir arkadaşım da Adnan Bey'le temasımı temin etti. Adnan Bey beni aradı, geldi, bende kaldı, ertesi gün kocamın İstanbul'da kalması sağlandı..."
    Bugünkü siyasetçiler ilişkileri ucuzlattı!
    Eski siyasetçilerin ilişkileri ile bugün kasetleri çıkanlarınki arasında fark var mı?
    Fatin Rüştü Zorlu'nun da birlikte olduğu bir Vuslat Hanım vardır. Bir büyükelçinin eşiydi. Kürşat Başar'ın "Başucumda Müzik" romanında bahsi geçen kadın... Tarihimizde böyle çok örnek vardır. Bugünkülere gelince... Şimdikiler ucuza düştüler. Eskiden bir siyasetçi, üst düzey bir bürokrat vasfı olmayan bir kadınla birlikte olmazdı. Hepsi vasıflıydı kadınların. Ayhan Hanım opera sanatçısıydı!
    Buket AŞÇI/ Vatan

    Mustafa dediler benim adıma
    Bir sıfatı Ali bindi atıma
    Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
    Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

    (PİR ZÖHRE ANA)

  4. #4
    Y A S A K L I
    Üyelik tarihi
    10-04-2010
    Bulunduğu yer
    Malezya
    İleti
    254
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Kaynak vatan yani yandaşı gazete yalan haberlerin gazetesi Doğan holding"e aitı bir gazete Adnan Menderes"in karısı var neden gidip kapıcı karısıyla yatsın gece gece ve darbeciler bu kadınlara iyi para vermiş darbecilerin istediğini söyler

  5. #5
    Forum Gönüllüsü adgan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24-02-2008
    Yaş
    42
    İleti
    2.007
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart

    Alıntı Adnan Menderes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kaynak vatan yani yandaşı gazete yalan haberlerin gazetesi Doğan holding"e aitı bir gazete Adnan Menderes"in karısı var neden gidip kapıcı karısıyla yatsın gece gece ve darbeciler bu kadınlara iyi para vermiş darbecilerin istediğini söyler
    Güzel kardeşim geç bu yandaşlığı. Bunları yanlız vatan yazsa neyse. Bir sürü kaynak bunları yazıyor. Ben bunu rastgele seçtim. Gir internetten bunlarla ilgili bir sürü yazılar göreceksin. Hepsi de üç aşağı beş yukarı aynısını yazıyor. Üstelik tv lerde çokça çıkıyor belgesellerde.
    En yukarda mahkeme kararıyla belirlenmiş menderesin yasak aşk yaşadığı gerçeği var. Bu illa kapıcı karısı olması şart değil...

    Kim olursa olsun, önemli olan bir devletin başkanı devlet işlerini bırakıp, uçkurunun derdine düşmesi aşk meşk işleriyle uğraşmasının neresi dürüst, namuslu ve de dindar devlet adamlığıyla bağdaşır...


    *******

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
    Posted by gizem on Mar 9, 2009 in [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
    Adnan Menderes konusunda araştırma yaparken, çok çarpıcı bir bilgiye ulaştım. Çarpraz araştırma yapınca doğruluğu konusunda kanaatim oluştu. Dün akşam yayınlanan tarihçi Murat Bardakçı ve Fatih Altaylının sunduğu Teke Tek programında bu konu tartışıldı. Menderes’in avukatı Hüsamettin Cindoruk ve Murat Bardakçı bu konuda bilgi verdiler.
    Önce şunu söyliyeyim Menderes’in askerler tarafından bir darbe sonucu asılmak için yargılanması ve sonucunda asılması Türk demokrasi tarihinde, kara bir utanç sayfasıdır. Bu utanç sayfasının sorumluluğu askerler ve İnönü’ye aittir.
    Fakat fakat fakat
    Menderes emrinde çalışan memurlarının güzel eşlerine göz koymuştur.
    O memurları eşleri ile beraber olmak için devlet örtülü ödeneğinden yurtdışı görevlere göndermiştir
    Kocaları evlerinde yokken , devlet tarafından görevlendirilmi şken, o zavallı adamların kendi evinde, karılarını becermiştir
    Üstelik bunu bir değil başka başka, hepsi de evli ve kendi mahiyetinde çalışan adamların, hoşuna giden eşlerini devletin de imkanlarını kullanarak defalarca yapmıştır.
    O adamların karılarını becerirken, devletin polisi kapıda nöbet tutmaktadır.
    O adamların karılarını becermek için devletin uçağı Ankara’dan havalanmakta, Devletin arabası ile o malum eve gidilmekte, devletin üst düzey beceren beceremeyen memurları kapıda doğum sancısında bekleyen adam misali nöbet tutmaktadır
    bir ileri bir geri.
    İçeride ise becerikli başbakan boş durmaz
    bir ileri bir geri
    devletin çarkı işlemekte, odunu aday gösterse seçilmketedir. Halkın teveccühü bu şekilde
    Üstelik bununlada kalmayıp, son sevgilisi Aydan Ayhan’dan olan çocuğun şaibeli bir biçimde ölümü de gözönüne alınırsa Menderes’e sivil bir ve bağımsız bir mahkeme de ne ceza verilmeli idi diye hep düşünmüşümdür.
    Şimdi glelelim detaylara
    Bebek davasında üç doktorun adı vardı: Doğumu yaptıran tıp fakültesi doçenti Alaeddin Orhon… Bebeği muayene eden Ankara Üniversitesi çocuk hastalıkları profesörü Bahtiyar Demirağ… Ve sonradan gelen, bebeği gömen ve sanık olarak yargılanan İstanbul Zeynep Kamil Hastanesi başhekimi doğum mütehassısı Fahri Atabey…
    İlk ikisi tanık, sonuncusu sanıktı. Atabey, Başbakan’ın talimatıyla İstanbul’dan Ankara’ya gidip bebeği öldürmekle suçlanıyordu.
    Savcı “esas hakkındaki mütalaa”sında bu iddiayı, yine sefil bir dille ortaya koymuştu:

    “Bir piç sahibi…”
    “Vicdan, ahlak ve fazilet hissinden bigane olan sanık (Menderes), artık dillere destan olan bu gayri meşru münasebetinden (…) bir piç sahibi olduğu anlaşılınca, kendisine rey verenlere ne diyecekti? O muhayyel (hayali) evliyalık postu da elden gidecekti. İşte kendisini bu cinayeti işlemeye sevk eden amillerin başında, bu ihtiras ve koltuğunu kaybetme korkusu gelmekte idi.”
    Savcı, çocuğun sağlıklı doğduğunu ancak Atabey tarafından Başbakan’ın talimatıyla öldürüldüğünü ve yine Başbakan’ın makam otosuyla mezarlığa götürülerek alelacele gömüldüğünü iddia ediyordu ama bunu kanıtlayacak yeterli delil olmadığını kendisi de kabul ediyordu.

    “Çıplak resimler Koraltan’dan”
    Menderes ilk duruşmada iddiayı reddetti. “Bunu yapacak insan değilim” dedi: “Çocuğun doğumu arızalı. Çocuk vakitsiz doğdu, kısa bir müddet yaşadı ve öldü. Ben Fahri Atabey’i aramadım. Zaten Atabey’in çocuğun vefatından çok sonra geldiği, şahitlerin ifadesi ile sabittir.”
    Menderes, Savcı’nın gündeme getirdiği, kasasında bulunan “müstehcen fotoğraflar”ı ise şöyle açıkladı: “Bir gün Refik Koraltan elinde küçük bir oyuncakla geldi. Gösterdi, baktık, bıraktı, gitti. Atamadım, satamadım, oraya koydum. Bunlar müstehcen resim değildi, küçük aletlerle gösterilen artistik resimlerdi. Bütün evlerde tablo diye kullanılabilir. Başsavcı beyefendi, bana ‘Aman onu bulduğumuz ne iyi oldu, bütün bu evrak içinde bunaldığımız zamanlarda onlarla meşgul olarak eğleniyoruz’ demişlerdi. (Başsavcı’ya hitaben) Beyefendi, resimler müstehcen mi idi?”

    Ya külot?
    Savcı’nın buna cevabı, “Niçin külottan bahsetmiyor?” şeklinde oldu: “Elimizde onu çok daha hacil (mahçup) duruma düşürecek şeyler var; haya ettiğimiz için söylemiyoruz” dedi.
    Menderes kendisini suçlayacak delil olmadığından beraatını istiyordu.
    Gerçekten de hem deliller hem tanık ifadeleri çelişkiliydi. Bebeği Alaeddin Orhon doğurtmuş, Bahtiyar Demirağ muayene etmiş, Fahri Atabey gömmüştü. Ölüm raporuna göre bebek, 6 saat yaşadıktan sonra kalp yetmezliğinden ölmüştü.
    Tartışma, çocuğun sağlıklı doğup doğmadığı ve Atabey gelmeden önce mi sonra mı öldüğü sorularında düğümleniyordu.

    Kafa karıştıran ifadeler
    O gün Ayhan Aydan’ın yanında olanlardan Bedriye Tuğberk “Çocuğun boynuna kordonlar dolanmıştı” diyordu.
    Evin hizmetçisi Rinda “Doğum zor oldu. Çocuk kordonlarla ters geldi. Doğduktan sonra ağzından kan geldi. Durumu ağırdı. Ağır nefes alıyordu. İniltiler vardı” diye tanıklık ediyordu.
    Ayhan Aydan’ın annesi Naciye Aydan “çocuğun ağzından kan aktığını” doğruluyordu.
    Mahkeme kuşkulandı. Acaba tanıklar “Çocuk sonradan öldürülmedi, zaten ölmek üzereydi” izlenimi yaratmak için mi bu ayrıntıları veriyorlardı?
    Dikkatler doktorların ifadelerine çevrildi.

    ALAEDDİN ORHON
    “Ben yetişmesem çocuk içeride ölecekti”

    - Bir akşam acele doğum haberi geldi. Hemen verilen adrese gittim. Eve girdiğim zaman yatak odasında yatan hastanın Ayhan Aydan olduğunu gördüm. Doğum sancıları içinde kıvranıyordu. Muayene ettim. Doğumun çok ilerlemiş olduğunu, rahmin tamamen açılmış bulunduğunu, çocuğun bacaklarından geldiğini, su kesesinin önceden patlamış bulunduğunu müşahede ettim. Çocuğun kalp sesleri bozuktu. Bu hali görünce çok telaşlandım. Çünkü böyle bir tazyik altında bulunan çocuğun her an ölmesi mümkündü. Bu, Ayhan Hanım’ın ikinci doğumu idi. Çocuk prematüre idi ve küçüktü. Bundan dolayı da kolaylıkla çocuğu çıkardım. Çocuk, geçirmiş olduğu asfeksi (doğum sırasında oksijensiz kalma) dolayısıyla yeni doğmuş olan bir çocuğun göstermiş olduğu refleksi göstermiyordu. Sondayı tatbik etmek suretiyle boğazını temizledim. Ancak bu suretle çocuğu hayata iade etmek mümkün oldu. (…) Prematür çocukların hayatı kaprislidir. Yaşama imkanları normal çocuklar kadar değildir. Ben yetişmemiş olsaydım çocuk içeride ölecekti. Bilgisine ve maharetine itimat ettiğim Bahtiyar Demirağ’ı tavsiye ettim. Çocuk, Demirağ’ın ihtimamına tevdi edildi. Bundan sonraki safhalar benim için müphem…”
    - Çocuğun boynuna kordon dolaşmış.
    - Teferruatı hatırlamıyorum. Olabilir. Kordon dolaşmış veya dolaşmamış olmasının ehemmiyeti yoktur.
    - Siz de burada dürüst hareket etmemişsiniz, iyi tetkik etmemişsiniz, saklamışsınız gibi geliyor bana…
    - Hayır, ben karakterim itibariyle böyle bir şey yapmam. (..) Çocuk ölürken başında değildim. Ben orada Ayhan Hanım’a bakmak için kaldığım müddet zarfında şöyle bir istirahat için uzandığımı hatırlıyorum. Bu esnada ölmüş olabilir.
    - “Ölüm haberi verilince benim için şok tesiri yaptı” demişsiniz.
    - Kendimden geçmiş bir vaziyette iken kalkıp “Çocuk öldü” denirse tabii reaksiyon yapar.

    FAHRİ ATABEY
    “Makam aracıyla mezara götürdük”

    - Ayhan Aydan 1944′ten beri hastamdır. 1951 veya 1952 senelerinde İstanbul’da bana geldi. Gebe idi. Bir kanaması vardı. Bir doktor arkadaşın tavassutu ile doçent Kazım Araş’ı hastaneye çağırdım. İkimizin müşterek tetkiki ile bir kürtaj yapıldı. Bu, bir cinai kürtaj değildi. Hastanın hayatını kurtarmak için bir tahliye yapılmıştı.
    - İfadelerinize göre Ayhan Aydan’ın Adnan Menderes’le olan münasebetini biliyorsunuz.
    - Evet, biliyorum ama bu çocuğun ondan olup olmadığını bilmiyorum.
    - 1951′de Adnan Menderes ile münasebet tesis etmiş olduğuna göre bir başkası ile de münasebette bulunabilir miydi?
    - Onu bilmiyorum. Ama bir doktor olarak gelen hastalara ‘Bu çocuk kimdendir?’ diye sormak adetimiz değildir.

    “Çocuk öldü”
    “18 Haziran 1955 Cumartesi günü öğleyin hastaneye telefon ettiğim zaman öğrendim ki Ankara’dan Ayhan Hanım telefon etmiş, beni bulamamış. İkinci telefonda Alaeddin Bey’in kendisini muayene ettiğini, makat ihtilatı (karışması) olduğunu söyledi. Bana yalvarıyordu, ‘Fahri Bey, yalvarırım doğumuma gelebilir misin’ diye… ‘Gelirim’ dedim. Bir müddet sonra bir telefon daha geldi, bir erkek çocuk doğurduğunu söylediler. (..)
    “Ankara’ya geldiğimiz zaman kapıda 2 numaralı araba duruyordu. Ben hemşire ile yukarı çıktım. Odaya girdiğimiz zaman teessürlü bir hava esiyordu. Dediler ki ‘Çocuk öldü’. Yanımdaki hemşireyle Ayhan Hanım’ın yanına girdik. Beni görünce ağlamaya başladı. Üzülmemesini, daha genç olduğunu söyledim.
    “Çocuğu muayene ettim. Çocuğun üzerinde dışarıdan boğma, bağlama yahut da başına bir şey vurulmak suretiyle öldürme alametlerini katiyen görmedim, yoktu.
    “Sabaha kadar arabada geldiğim için yorgundum. Bir doktor arkadaşın evine gittim. Orada 2-3 saat istirahat ettim. Sonra tekrar Ayhan Hanım’ın evine geldim. Gittiğim zaman şoför Hayri eline çocuğu almış gidiyordu. Herkes ağlaşıyordu. Ankara’ya doğuma yardım etmek ve çocuğu kurtarmak için gelmiştim, ama hiçbirini yapamamıştım. Eski dostuma yardım edebilmek için aklıma çocuğun mezara götürülüşünde bulunmak geldi. Otomobile bindim. Hakikaten 2 numaralı araba karşıma çıktı. Mezarlığa gittiğimiz zaman da çocuğu Hayri Efendi aldı. Zaten normal rapor verildiği için oradan normal formalitelere göre ve imamın bir takım muamelesinden sonra çocuk mezara götürüldü. Ben mezarın numarasını almak için gittim ve aldım. Döndüğümüz zaman Ayhan Hanım’ın komodininin başucuna koydum.”

    VE SÜRPRİZ TANIK
    “Bebek sağlamdı. Babam meslektaşlarını korumak için öyle ifade verdi”

    Yassıada savcısı ve yargıcı, çocuğun Menderes’in talimatıyla Fahri Atabey tarafından öldürüldüğünü kanıtlayabilmek için tanıkları ve doktorları sıkıştırdılar.
    Atabey ise, Menderes’in değil, Aydan’ın ricasıyla Ankara’ya gittiğini, sabah ulaştığında çocuğun geceden ölmüş olduğunu söylüyordu. Bir ara meslektaşlarını suçladı:
    “Çocuğun doğumundan ölümüne kadar bu hadisenin şahidi, bu iki doktordur. Bu iki doktor, bütün hakikatleri ketmediyorlar (gizliyorlar), beni sanık çıkarıyorlar. Eğer hakikati olduğu gibi anlatmış olsalardı, çocuğun doğum ve ölümünün normal olduğunu ve yapılan tedaviye rağmen iyi olmadığından eceliyle ölmüş olduğunu ispat etmiş olsalardı, bugün huzurunuza bir bebek davası gelmeyecekti. Dr. Alaeddin’in endişesi, ölümün, doğumda yapılan bir hataya hamledilir (yüklenir) olmasıdır.”
    Sonunda mahkeme, Atabey’in Ankara’ya gidişinde ve bebeğin ölümünde Menderes’in rolüne dair bir delil bulunmadığına hükmetti. Bebek, Atabey’in varışından önce, “anlaşılam ayan bir nedenle” ölmüştü.
    Gerekçeli kararda, “Doğumun zor olup olmadığı konusunda şahit beyanları ile Dr. Alaeddin Orhon’un beyanları arasında çelişki olduğuna” dikkat çekildi; ama “Bu, görüş farkındandır” denildi.
    Dava böyle sonuçlandı. Ama geçen hafta, önemli bir tanık, tarihi bir gerçeği açıkladı.
    Alaeddin Orhon’un, GATA’da kendisi gibi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan oğlu Prof. Dr. Esat Orhon, beni arayıp babasından dinlediği olayı ilk kez anlattı:
    “O gece babam portatif masası ile doğuma gitmiş. Anlatıldığı gibi zor bir doğum olmamış. Bebek çıkınca ağlamış; damağında bir kanama olmuş, ama sıhhatli ve pırıl pırılmış. Prematüre olduğu için babam, bir çocuk uzmanının görmesini tavsiye etmiş. Sonradan çocuğun öldüğü haberini alınca da şok olmuş” dedi.
    “Çocuğu ben sapasağlam teslim ettim. Sonra ölmüş” gibi bir ifadenin, Yassıada’nın politik ikliminde diğer meslektaşlarını mahkumiyete götüreceğini bildiği için temkinli konuştuğunu söyledi.
    Bu tanıklık, mahkemenin soruşturmasına konu olan kuşkuyu derinleştiriyor .
    58 yıl önceki bir ilişki, 54 yıl önceki bir ölüm, 49 yıl önceki bir dava, yeni bir boyut kazanıyor.
    “Bebek Davası”, utanç sayfaları ve soru işaretleriyle tarihe gömülüyor.
    Mustafa dediler benim adıma
    Bir sıfatı Ali bindi atıma
    Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
    Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

    (PİR ZÖHRE ANA)

  6. #6
    Forum Gönüllüsü FadimeBK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28-03-2008
    İleti
    2.508
    Tecrübe Puanı
    27

    Standart

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]2 Mayıs 2009 Özdemir İNCE

    Adnan Menderes ve bir zihinsel yapının otopsisi

    KİMSENİN cinsel hayatı ve tercihleri ilgilendirmez beni. Ancak, 1 Mart 2009 tarihli Pazar Vatan'da yayınlandığı için, gazetenin kamusal alana aktardığı bilgileri kullanacağım. Kullanacağım bilgi 1950-1960 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlığını yapmış olan Adnan Menderes'le ilgili.

    Gazetenin elemanlarından Buket Aşçı, roman yazarı Yılmaz Karakoyunlu ile bir söyleşi yapmış. Söyleşinin konusu Adnan Menderes'in aşkları.

    Bugün bu konuda yazacağım, ama bir başka düzlemde yazacağım. Aşk faslını kısa keseceğim.

    Yalnız bir şey itiraf edeceğim: 1956-1960 yılları arasında Ankara'da yaşadım. Öğrenciydim. İkinci Yenici Pazar Pastası ve Salim (Şengil) Amca'nın Seçilmiş Hikayeler ve Dost dergileri yüzünden haftanın birkaç günü Rüzgárlı Sokak'taydım. Rüzgárlı Sokak o yıllarda Ankara'nın Babıáli'si idi. Gazeteci arkadaşlarım vardı. Bazen Ahmed Arif'in çalıştığı gazetede sabahlardım. Ama Adnan Menderes'in aşklarını 27 Mayıs'tan önce duymamıştım.

    AYAK YIKATMA

    Adnan Menderes'in aşkları Yassıada duruşmalarında ne yazık ki dava konusu oldu. Ayhan Aydan tanık olarak dinlendi ama Suzan Sözen'in tanık olarak dinlenip dinlenmediğini hatırlamıyorum.

    Yıllardır basında bu konuda birçok yazı ve söyleşi okuduk. En sonuncusu olan Yılmaz Karakoyunlu söyleşisi öyküyü bir kez daha hatırlatıyor.

    Adnan Menderes'in Ayhan Aydan ve Suzan Sözen ile ilişkilerinin ortak özelliği bu iki hanımın da ilişki döneminde fiilen evli olmaları.

    Kendi ifadesine göre Suzan Sözen, Menderes'in koynuna girerek Emniyet Müdürü olan kocasının atama yerini değiştirtmiş.

    Benim tuhafıma giden, Adnan Menderes'in eve geldiği zaman sevgilisi soprano Ayhan Aydan'a ayaklarını yıkatması. Neden acaba? Bir maço fantezisi mi?

    KİMSE AŞAĞILAMADI

    Bu ilişkiler üzerine romanlar yazılmadıysa yakında yazılır, film yapılmadıysa yakında yapılır. Belki de yapılmıştır. Sinema izlemediğim için bilemiyorum.

    Fakat dikkatimi bir şey çekti: Adnan Menderes'in aşklarını diline dolayan, Menderes ve sevgililerini küçük düşüren gazete yazılarına rastlamadım. Adnan Menderes ve temsil ettiği politikayı sevmeyen, dahası bunlardan nefret eden onlarca gazeteci var ülkede. Bunların hiçbirinin ne Hürriyet'te, ne Milliyet'te, ne Cumhuriyet'te, ne Akşam'da, ne Vatan'da bu aşk ilişkileri konusunda aşağılayıcı bir yazısına rastlamadım. Bu hoşuma gitti!

    MUSTAFA KEMAL OLSAYDI

    Şimdi düşünüyorum da Mustafa Kemal'in (ya da İsmet İnönü'nün) sevgilileri olsaydı, sevgililerinin kocaları bu ilişkiyi bilselerdi; Mustafa Kemal'in, kocalar evdeyken sevgililerinin evine gittiği şu günler ortaya çıksaydı, İslamcı, dinci, muhafazakár sağcı gazeteler ve televizyonlar yeri göğü inletmezler miydi? Neden susuyorlar?

    Bir zamanlar Çetin Altan'ın viskisini, şimdilerde Ertuğrul Özkök'ün şarabını dillerine dolayanlar bu konuda neden sustular her zaman? Susmaları çok iyi aslında, ama benim anladığım anlamda susmuyorlar, "Bizden" kaygısıyla susuyorlar.

    Onların her şeyleri iyidir, hastır! Hırsızları da, dolandırıcıları da, hortumcuları da, hoca efendileri de, oğlancıları da, zamparaları da, mahbûbeleri de. Hepsi birbirinden iyidir!

    Veyl ki veyl, vay ki vay, cumhuriyetçiler e, solculara ve devrimcilere!.. . alikulu not:Mustafa Kemal kısmına haşa haşa haşa diyorum...
    Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

    “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”



    Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibe yt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

    Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsa n yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldı ğı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsa n en büyük mutluluk budur.
    (Pir Zöhre Ana)

  7. #7
    Forumun Kıpkıdemlisi GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu yer
    İsTaNbUl
    Yaş
    25
    İleti
    7.071
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    Alıntı Adnan Menderes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kaynak vatan yani yandaşı gazete yalan haberlerin gazetesi Doğan holding"e aitı bir gazete Adnan Menderes"in karısı var neden gidip kapıcı karısıyla yatsın gece gece ve darbeciler bu kadınlara iyi para vermiş darbecilerin istediğini söyler

    [I] sevgili Adnan menderes sizinki kaynakta bizimki kaynak değil mi.Yanlışlığını idda ediyorsunuz.Biz de size bizim yücemize laf söylerken bakın bunlar yanlış idda diyorduk.Benim tarihi bilgilerim var diyordunuz gülerek.tarih yalan söylemez diyordunuz.Bizd e şimdi size gülerek diyoruz ki tarih adnan menderes gibi adamlar için yanlış kalem kullanmaz.Ne çizmiş yazmıssa doğrudur.Tarih yalan söylemez.Bu lafı sizden öğrendik

    soru:1
    Yanlış olduğunu söyliyorsunuz.O zaman haberin çıkma nedenini söyleyin.Elbet biliyorsunuzdur .Adnan menderes aşığı olarak...[/
    I]
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...][Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...],[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...],[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...], [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]


LinkBacks (?)

  1. 27-07-2014, 10:49

Thread Information

Users Browsing this Thread

There are currently 1 users browsing this thread. (0 members and 1 guests)

Benzer Konular

  1. Adnan Menderes dönemi
    By Adnan Menderes in forum Siyaset
    Cevaplar: 11
    Son İleti: 13-04-2010, 17:53

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, zohreana@zohreana.com mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.