8. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var BirinciBirinci ... 678
Gösterilen Sonuçlar: 71 ile 79 ve 79

Konu: Yaşanmış Türkü Hikayeleri

  1. #71
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    28
    Mesajlar
    7.514
    Ettiği Teşekkür
    8
    9 mesaja 11 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    55

    Standart

    Bu türkünün hikayesi Çankırı'nın Çerkeş kazasının Hacı Bey köyünde yaşanmıştır. Altı çocuğuyla beraber yoksul bir hayat süren, bütün umutları toprağa bağlı bir aile vardır.

    Bu ailenin Gülbahar isimli bir de güzel kızları vardır. Henüz on beş yaşında olan Gülbahar'ın gönlünde köyün zenginlerinden bir ağanın oğlu ***** yatmaktadır. ***** bu sevgiden habersizdi.

    Gülbahar her gün testisini alır çeşmeye gider.Gider ama düşüncesiyle *****'ı da beraberinde götürür. Testisini doldurur.

    Penceresinin önündeki zerdali ağacını sular,ama bu işleri yaparken hep *****'ı düşünmektedir. Bir gün çeşme başında *****'ı gördü. Heyecanını gizleyemedi Gülbahar. Elleri titriyor, yüzü durmadan renk değiştiriyordu. ***** dayanamadı sordu.

    Beni sevdiğini söylüyorlar köyde doğrumu bu?

    Gülbahar bu sefer daha da heyecanlandı, bir şey diyemeden kaçamak bir bakışla *****'ın yüzüne baktı, hızla oradan uzaklaştı. Bakış o bakış *****'ında içine bir ateş düşmüştür. Her gün çeşme başında buluşmaya başlarlar. *****'ın babası bunu duyar. Oğlunun bir fakir kızıyla ilgilenmesini istemiyordur. Komşu köyden bir kızla *****'ın nikahını kıydırır. Bütün umudunu yitiren Gülbahar ekmekten aştan kesilir. Günlerce ağzına bir şey koymaz. Artık her şeyin bittiğine kanaat getirir ve kendisini, büyük bir umutla beslediği zerdali ağacına asar. Çünkü davul zurna sesleri köyün sessizliğini yıkmıştı, gelin geliyordu. Her şeyden habersiz ***** pek düşünceliydi. Haberi duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Kendisine ve insanlara dünyaya lanet ediyordu. Çok geçmeden aklini kaybetti. Bir daha da eski haline gelemedi.


    PENCEREMİN ALTINDA ZERDALİ DALIMISIN

    Penceremin altında da a beyim
    Zerdali dalı mısın?
    Düşkün düşkün duruyonda a beyim
    Benden sevdalımısın?

    Hep kara leylide bakışır aman
    Kaşları gözlere yakışır aman.

    Penceremin altında da a beyim
    Kitap açmış okuyor.
    Perçemine yağ sürmüşte a beyim
    Yel estikce kokuyor.

    Hep kara leylide bakışır aman
    Kaşları gözlere yakışır aman.

    Pencereden bakıyor da a beyim
    Şeker olmuş akıyor.
    Bu sevda nasıl sevda a beyim
    Beni candan yakıyor.

    Hep kara leylide bakışır aman
    Kaşları gözlere yakışır aman.


    Kaynak:
    Mehmet ÖZBEK
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  2. #72
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.424
    Ettiği Teşekkür
    53
    161 mesaja 193 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    UYAN SUNAM, DERİN UYKUDAN…

    Değerli okurlar,

    Geçen yazımda bir Selanik türküsünün hikayesini konu edinmiştim… Buradan kilometrelerce uzaklarda sevdalıya yazılan türkülerin hikayelerini yazarken, doğduğum topraklarda sevgiliye yakılmış bir türküyü tanıtmamak, onun hikayesini sizlerle paylaşmamak bu türküyü daha da anlamlı hale getiren hikayeyi aktarmamak olmazdı…
    Yazarını Malatyalılar çok iyi tanır: Yani, Fahri Kayhan’ı… Gelelim anlatmaya türkülere konu olan ve dilden dile aktarılan bu dramı:
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
    Suna, Fahri Kayhan’ın eşidir. Çok sevmektedir Fahri Bey Suna’yı… Devir, o zamanın Malatya’sı… Ancak sevdiğine sevdiğini söylemenin bile ayıp karşılandığı o dönemde Fahri Bey her daim söyler Suna’ya, ona olan sadakatini ve bağlılığını… Ve bilir karısının gözlerinin başka kimselere bakmadığını…
    O dönemin kadınlarının en büyük eğlencesidir, haftada bir yapılan hamam sefaları… Kendilerine ayrılan günde toplanıp hamama gider mahallenin tüm kadınları… İşte o hamam sefalarından birinde Suna’nın sırtında bulunan ve normal şartlarda kıyafetinden asla görünme ihtimali olmayan bir ben dikkatini çeker hamamda bulunan ve sunanın yakın arkadaşı olan Neriman Hanım’ın…
    Neriman Hanım, akşam eve geldiğinde laf arasında eşi Mustafa Bey’e, Suna’nın sırtında ben olduğunu anlatır… Aradan zaman geçer… Fahri Kayhan bir gün evlerinin yakınında bulunan kahvede Mustafa Bey ile karşılaşır… Aralarındaki sohbet belli bir süre sonra tartışmaya dönüşür ve olay karşılıklı hakarete kadar gider… Fahri Kayhan hiddetle cevap verir Mustafa Bey’e: “Bir daha karşıma çıkma, seni el aleme rezil ederim.” Bu söylem karşısında sinirlerine hakim olamayan ve sırf Fahri Kayhan’ı yaralamak gayesiyle hareket eden Mustafa Bey’in dudaklarından şu sözler dökülüverir: “Sen benimle uğraşacağına kendi karına sahip çık, ben senin karının sırtındaki beni bile bilirim.”
    Fahri Kayhan beyninden vurulmuşa döner… Evet inanamaz biricik Suna’sının kendisine ihanet ettiğine, ama bu başına gelen neyin nesidir? Elin adamı, Suna’nın sırtındaki beni nerden bilecektir? Bu sorular kafasında iken eve varır, dayanamaz ve karşısına alıp Suna’yı durumu anlatır… Suna iki gözü iki çeşme yeminler eder Fahri Kayhan’a: “Aman beyim etme” der, “Bakar mıyım senden bir başkasına?” O gece konuşurlar, konuşurlar… Fahri Kayhan eşine sarılır, ve ikna olduğunu söyleyip bir daha hiç açmamacasına konuyu kapatır… Lakin durum hiç de öyle olmamıştır… O günden sonra istemeden de olsa aklında hep o şüphe, Fahri Bey karısına kötü davranır…
    Yine bir akşam yemekte sudan bir sebeple çıkan tartışma sonrasında Fahri Kayhan ceketini alır ve başlar Malatya sokaklarında dolaşmaya… Eve geldiğinde neredeyse güneş doğmak üzeredir… Eve girer ve gördüğü manzara karşısında dona kalır… Biricik karısı Suna, kendini asmıştır… Sallanan ayağının dibinde elinden düşmüş bir mektup durmaktadır. O mektupta Suna son sözlerinde şunları yazmıştır: “Kusura bakma beyim, ama günlerdir kafandaki soru işaretlerinin sebebini bilmekteyim… Kendimi temize çıkarmak için başka yol göremedim. Şunu bil ki, ben sana hiç ihanet etmedim… “
    Fahri Kayhan gözyaşları içinde eşinin cansız bedenini yağlı urgandan ayırır, yere yatırır… Islak gözlerini silerken bir bakar ki hava aydınlanmıştır… İçindeki yangın öyle büyüktür ki, sözün bittiği yerde, kelimelerin küllerinden o meşhur türküyü yakmıştır:

    “Şafak söktü, Suna’m yine uyanmaz
    Hasret çeken gönül derde dayanmaz
    Çağırırım Suna’m sesim duyulmaz
    Uyan Suna’m uyan, derin uykudan

    Nice diyar gezdim gözlerin için
    Niye kızdın bana el sözü için
    Dilerim Allah’tan sızlasın için
    Uyan Suna’m uyan derin uykudan

    Çektiğim gönül elinden
    Usandım gurbet elinden
    Hiç kimse bilmez halimden
    Uyan Suna’m, derin uykudan…”



    ( 1 ) Bu hikayede geçen Neriman Hanım ve Mustafa Bey, gerçek isimler olmayıp hikayenin bütünlüğü içerisinde yazar tarafından kullanılan farazi isimlerdir.



    flashabermalatya.com
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  3. #73
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    08-11-2016
    Yaş
    21
    Mesajlar
    16
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    YARİM İSTANBUL'U MESKENMİ TUTTUN ? Çok güzel..

  4. #74
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    30-11-2016
    Yaş
    24
    Mesajlar
    15
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Güzel hikayeler.

  5. #75
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.424
    Ettiği Teşekkür
    53
    161 mesaja 193 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Türkünün Adı : Debreli Hasan
    Türkünün Yöresi : Batı Trakya

    TÜRKÜNÜN SÖZLERİ


    Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
    Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez
    At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin

    Mezar taşlarını Hasan koyun mu sandın
    Adam öldürmeyi Hasan oyun mu sandın
    At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin

    Drama köprüsü Hasan dardır daracık
    Çok istemem Yanko Corbaci bin beş yüz liracık
    At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin

    Drama köprüsünü Hasan gece mi geçtin
    Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin
    At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin.

    HİKAYESİ

    Debreli Hasan, Drama'da yetişmiş. Debreli namıyla mübadele öncesi donemde Drama-Serez-Sarisaban bölgelerinde faaliyet göstermiş bir halk kahramanı eşkıyadır.
    Drama köprüsünü,o devrin haksızlıkla para kazanan halkı ezen zenginlerinden aldığı haraçla yaptırmıştır. Debreli Hasan'ın yaşadığı,donem kesinlikle bilinmemekle beraber Cakircali Efe ile çağdaş olduğu görüşleri,hatta atıştıklarına dair hikayeler onun 1870-1920 yılları arasında Makedonya dağlarında egemen olduğunu göstermektedir. Bu konuda halk arasında söylenen menkıbeye göre;Selanikli Yahudi bir tüccar ticaret için İzmir'e gidecektir."Eğer bu civar dağlarda hükümran olan Debreli'den geçsen, Ege dağlarında Cakircali'dan geçemezsin. "denir, kendisine. Nitekim de öyle olur.
    Debreli'nin çetesinde pek çok kişi yoktur. Bilinen Kara kedi namıyla bir tek kızanı olduğudur. Halka onu sevdiren eşkıya kişiliğinin en ustun tarafı ise fakirlere yardim etmesi,bilhassa birbirini seven yoksul gençleri evlendirmesidir. Bu konuda şöyle bir menkıbe de vardır. "Evlenmek niyetinde olan dağlı bir genç,tek danasını almış, İskece pazarına inmektedir. Yolu, Debreli Hasan tarafından kesilir. Delikanlının evlenmek için parası olmadığını anlayanca Debreli kendisine düğün için yetecek parayı verir ve ayrıca danasını satmamasını salık verip uğurlar."
    Makedon dağlarının Debreli'si sonunda padişah affına uğrar veya söylentiye göre mübadelede güvenlik güçlerinin elinden kaçmayı başarır ve Türkiye'ye göç eder.
    Kısacası Rumeli Türklerinin gönlüne yerleşmiştir efsanesiyle Debreli Hasana.




    orum.donanimhaber.com
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  6. #76
    Yeni Üye
    Üyelik Tarihi
    08-11-2016
    Yaş
    21
    Mesajlar
    16
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Hikayeler efsane..

  7. #77
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.424
    Ettiği Teşekkür
    53
    161 mesaja 193 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Zahide

    Halk arasında “Zahidem” adıyla ün yapan türkünün şairi Aşık Arap Mustafa, 1901 yılında Çiçekdağı’na bağlı Orta Hacı Ahmetli köyünde dünyaya gelmiştir. Babasını annesini çok küçük yaşlarda yitirdi. İlk önce bir akrabasının himayesinde, daha sonraları da onun bunun yanında büyüdü.

    Arap Mustafa’nın babası düğünlerde, toplantılarda “Koca Oyunu” adı verilen oyunda “Arap” rolünü üstlenirdi. Bu nedenle Mustafa’ya da “Arap” lakabı takılmıştır. Kimsesiz kalan Arap Mustafa 10 yaşına gelince Yukarı Hacı Ahmetli köyünden Hacı Bürozadeler’den Mehmet’e çiftçi durdu. Zaman içinde çalışkan, babayiğit, giyimine özen gösteren yakışıklı bir delikanlı olan Arap Mustafa, Ağasının yeni yetişen Zahide’ye gönlünü kaptırdı. Fakir ve kimsesiz olduğundan bu sırrını bir türlü açığa vuramadı.

    20’sinde askere giden Mustafa’nın aklı, deliler gibi sevdiği Zahide’de kalmıştı. Köydeki dostlarına mektuplar göndererek Zahide’den haber almaya çalışan Arap Mustafa, Zahide’nin başka biriyle evlendirildiğini ve düğünün’ün de bir hafta sonra olacağını duyunca üzüntüsünü aşağıda içli mısralara dökmüştür. Türküyü Neşet Ertaş plağa okuyup tanıtmıştır. (1)

    Zahide Kurbanım n'olacak Halim
    Gene bir laf duydum kırıldı belim
    Gelenden gidenden haber sorarım
    Zahidem bu hafta oluyor gelin

    Hezeli de deli gönül hezeli
    Çiçekdağı döktü m'ola gazeli
    Dolaştım alemi gurbet gezeli
    Bulamadım Zahidem'den güzeli

    Ay ile doğar da gün ile aşar,
    Zahide’mi görenin tebdili şaşar
    İyinin kaderi kötüye düşer,
    Diken arasında kalmış gül gibi.

    Zahide’m kurbanım kurtar bu dardan
    Baban anlamadı bizim bu haldan
    Kekiline sürmüş kokulu yağdan,
    Derdin beni del’ediyor Zahide’m.

    Ziyaret’ten çıktım Cender’in özü
    Kum gibi kaynıyor Zahide’m gözü
    Aslını sorarsan esalet yerden
    Hacı Bürolardan Mehmet’in kızı.

    Gurbet ellerinde esinim esir
    Zahide’m kurbanım hep bende kusur
    Eğer baban seni bana verirse
    Nemize yetmiyor el kadar hasır.

    Çiçekdağı’nda da hiç gitmez duman
    Zahide’rn kurbanım hallarım yaman
    Yapamadım şu babayın gönlünü
    Fakir diye bana vermedi baban.

    Anamdan doğalı çok çektim cefa,
    Şu yalan dünyada sürmedim sefa,
    Adımı namımı soran olursa,
    Orta Hacı Ahmetli Arap Mustafa.

    Neşet Ertaş-Zahidem



    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  8. #78
    Söz Ola Beri Gele donanma44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    Şırnak
    Mesajlar
    9.074
    Ettiği Teşekkür
    104
    145 mesaja 185 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart Aşık Mahzuni Şerif'in ''Dom Dom Kurşunu'' Adlı Türküsünün Göz Yaşartan Hikayesi

    Aşık Mahzuni Şerif'in ''Dom Dom Kurşunu'' Adlı Türküsünün Göz Yaşartan Hikayesi


    Büyük halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif'in, herkesin bir yerlerden duyduğu, bildiği 'Dom Dom Kurşunu' türküsü hepimize eğlenceli bir türkü gibi geliyordur. Fakat Mahzuni Şerif'e bu türküyü yazdıran asıl olayı öğrenince her şey değişiyor...

    Mahzuni Şerif, doğup büyüdüğü memleketinde istenmemiş, defalarca evi yakılmış ve kurşunlanmış.




    Fakat Mahzuni Şerif, öleceksem de memleketimde öleyim diyerek köyünü terk etmemiş.




    Her seferinde evini, kendi emeğiyle yeniden onarmış.




    Bir gün köy kahvesinde arkadaşlarıyla otururken bir grup, ellerinde silahlarla kahveye girip ateş açmışlar.




    Asıl amaçları, Mahzuni Şerif'i öldürmekmiş fakat kurşun en yakın arkadaşını bulmuş.




    Kurşun, arkadaşının alnına isabet etmiş. Arkadaşı oturduğu sandalyede öylece kalmış, sadece başı yana düşmüş.




    Arkadaşını vurdukları kurşun domuz avında kullanılan bir fişekmiş..




    Bu fişeğe ''Dom Dom Kurşunu'' deniyormuş
    Aşkları, mutlulukları, mücadeleleri gibi bu büyük acısı da sazına dökülmüş...




    Eskiden, kendi acılarıyla da eğlendirebiliyormuş insanlar...

    Kemal Sunal'ın 'Garip' filminden...


    Kemal Sunal gibi bir ustanın bizi bu türküyle hüzünlendirmesinden anlamalıydık
    Asik Mahzuni Serif- Dom Dom Kursunu


    Türküyü daha sonra Selda Bağcan, Edip Akbayram, İbrahım Tatlıses gibi sanatçılar da seslendirdi. Bir de hikayesini dinledikten sonra dinleyelim.
    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] -[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] - [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

  9. #79
    Forum Gönüllüsü Elif-K - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    5.424
    Ettiği Teşekkür
    53
    161 mesaja 193 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Meyrik Türküsü ve Hikayesi

    Meyrik Pazarcık ‘ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir

    Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.

    Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif köye gelerek Meyrik Türküsü’nü besteler. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü birçok sanatçı tarafından söylenmiştir
    söylenmeye de devam etmektedir.





    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 7 kullanıcı var. (0 üye ve 7 konuk)

Benzer Konular

  1. Türkü türkü Türkiyem!
    donanma44 - forum Müzik
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-03-2014, 10:05
  2. Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 09-07-2009, 13:12
  3. Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 09-07-2009, 13:12
  4. ödüllü Fotoğraflar Ve Hikâyeleri
    Döne - forum Agora (Meydan Yeri)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29-11-2008, 23:19
  5. Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 30-07-2008, 11:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.