Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Çayı Rizeliler Üretir Ama Erzincanlılar Tüketir

  1. #1
    Üyemiz Erzincanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    20-07-2021
    Bulunduğu Yer
    Erzincan
    Yaş
    30
    Mesajlar
    102
    Ettiği Teşekkür
    12
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart Çayı Rizeliler Üretir Ama Erzincanlılar Tüketir


    ÇAYI RİZELİLER ÜRETİR AMA ERZİNCANLILAR TÜRKETİR

    Çayı Rizeliler üretir ancak Erzincanlılar Tüketir. Ülkemizde çayın bu denli sevilmesinde, kabul görmesinde Erzincanlıların, özellikle de Kemahlıların büyük katkıları vardır. Demleme, servis yapma, içim şekli gibi ritüeller bölgelere göre değişse de değişmeyen tek şey var; çayın muhabbete vesile olması…

    “O çaylar dağları bin parça eder getirir.
    Yaşamayı çağıl çağıl getirir.”

    Böyle diyordu Üstad Sezai Karakoç, “Çay” isimli şiirinde… Biz o zamanlar şiiri bilmez, üstadı da tanımazdık. Babalarımız gurbet ellerde çaycılık yaptığından biz de köyde kendimizi bu işe hazırlardık. Zira şehirle ilgili konuşmalarda hep çay kelimesi geçerdi. “Çay ocağı almış”, “Filancanın yanında çaycılık yapıyormuş”, “İki ortak çay ocağı devralmış” gibi…


    Üç tane düzgün taşı kafa kafaya verip, içerisine bir iki parça geven dikeni tıkıştırdık mı sistem tamamdır. Kibriti çaktığımız gibi kara demlik 3-5 dakika içerisinde fokurdamaya başlardı. O zamanlar çift demlik lükstü. Tek demlik işimizi görürdü. Şeker, çay sıkıntısı da vardı. Hatta bardaklarımızı arkadaşlarımızla sırayla yudumlardık. Bardak derken o ince belli cam bardağını kastetmiyorum. Maşrapa gibi bu işlevi görebilecek ne bulursak onunla içerdik. Kara demlikle, ocakla uğraşırken hem baba özlemimizi giderir hem de gelecekteki işimizin hayalini kurardık. Çünkü başka bir iş bilmezdik. Tabii olarak hayalini de kuramazdık…

    Köyden gelip, Beyoğlu İstiklal Caddesinde babama ait çay ocağında gözlerimi açtığım zaman takvim 1979 yılını gösteriyordu. İlkokulu yaşıtlarımdan bir sene önce bitirmiştim. Henüz 11 yaşındaydım. Su kazanının üstündeki çaydanlığa uzanmak için taburenin üzerine çıkardım. Bir bardak çay için yedi kat çıkıp inmek değil de hafta sonu merdivenleri Arap sabunu ile cilalamak, gerçekten sabır ve hüner gerektiriyordu.

    Aza kanaat edip ömürlerini bir merdivenin altında geçirerek helalinden kazanmayı şiar edinen hemşerilerimiz, İstanbul’da temiz, saf ve muteber insanlar olarak bilinir. Aynı zamanda birer insan sarrafı olmalarında bu çay ocaklarının büyük payı vardır. Düşünebiliyor musunuz? 10 kuruşluk çay parasını ödememek için çay bardaklarını, meşrubat şişelerini çöpe atan, evine götürmeye tenezzül eden insanları tanıyorsunuz!.. Bu tecrübelerin bizim için büyük bir sermaye olduğunu çok daha sonraları öğrendik. Nitekim bu çay ocaklarından mezun olan ikinci-üçüncü kuşaklar arasından Türkiye çapında önemli iş adamları çıkmıştır.

    Karadeniz bölgesinde yetişen çayın en çok üretildiği ilimiz Rize’dir. Çayın Karadeniz bölgesinde üretilmesine rağmen çaycılığı meslek haline getirenler ise Erzincanlılardır. Evet, çayı Rizeliler üretir ancak Kemahlılar pişirir. Ülkemizde çayın bu denli sevilmesinde, kabul görmesinde Erzincanlıların, özellikle de Kemahlıların büyük katkıları vardır. Çay, Kemahlıların işi, aşı, özlemi, hikâyesi, hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olmuş bir asrı aşkın zamandan beridir.

    Atalarımızın çaycılıktan önceki meslekleri sakalık idi. Uzun yıllar Hamidiye çeşmelerinden İstanbul halkına su taşıdılar. 1939 Erzincan depreminden sonra iş imkânı için büyük şehirlere giden büyüklerimiz biraz da birbirlerine öykünerek buralarda çaycılık işine yönelmişlerdir. Kastamonuluların pastanecilik, Çankırılıların kuruyemiş sektörüne odaklanmaları gibi… Pek çok ilimiz insanının büyükşehirlerde benzer yapılanması vardır. Her ne kadar azınlıklardan sonra çaycılık sektöründe Erzincanlılar bilinse de son yıllarda Adıyaman ve Malatya gibi bazı illerimizin de ismi ön plana çıkmaya başladı.

    Çaycılık mesleğinin
    olmazsa olmazları

    Daha ziyade büyük hanların girişinde veya merdiven altlarında bulunan çay ocaklarına önceleri kahvehane denilirdi. Çayın gündemimize girmesiyle, kahvehaneler çayhaneye dönüştü. Vaktiyle kıraathane (okuma-tefekkür yeri) olan, günümüzde daha çok oturak kahve olarak adlandırılan oyun mekânlarına bu yazımızda fazla değinmeyeceğiz. Belki ayrı bir yazı konusu olabilir. Dışarıdan basit bir iş gibi görünmesine rağmen çaycılığın da kendine has bazı özellikleri ve incelikleri vardır.

    Hep sorarız; “İyi bir çay demlemenin sırrı nedir?” diye. Pek çok demlenme şekli vardır. Ancak en pratik ve bilinen yolu çay paketlerinin üzerinde zaten yazılıdır. Merak edenler buradan bakabilir. Her işte olduğu gibi çaycılık dediğimiz bu meslekte de kendinizi işinize vermezseniz, yaptığınız işe âşık olmazsanız verim alamazsınız. Biz Kemahlıların kahve pişirirken, çay demlerken beraber piştiğini, demlendiğini söylesem sanırım abartılı olmaz.

    Temizlik, sağlığa uygunluk, sunum, edep, adap, sır saklamak, tamahkâr olmamak ve süreklilik çaycılık mesleğinin olmazsa olmazlarıdır. Arkadan iple bele bağlanan, biri bozukluklar diğeri kâğıt para için ayrılmış önde iki cebi bulunan önlük kuşanmadan işe başlanmaz. Servis tam zamanında olacak. Kimin neyi, nasıl, hangi kıvamda içtiğini bileceksiniz. Kahve köpüksüz olmaz. Çayın belli bir zaman diliminde tüketilmesi gerekir. Şayet böyle olmazsa çay bir müddet sonra kendini bırakır, berraklığı ve tadı bozulur. Müşteri bunun farkındadır ve siz çayı sürekli aynı kıvamda tutmak zorundasınız.

    Kahve servisi yaparken yanında mutlaka bir bardak su olmalı. Şayet müşteri pazarlık halindeyse veya önemli bir toplantı varsa boş bardak, fincan ve meşrubat şişeleri toplanmaz. Bunun için müsait bir ortam, zaman gözetlenir. Hafta veya ay sonlarında hesap almaya giderken faturanın yanında mutlaka kahve ile birlikte gidilir.

    Bazı olumsuz tarafları da vardır çaycılık mesleğinin. Çok fazla sosyal olamazsınız. Hasta ziyaretine, çok yakınınız değilse cenazelere katılmanız biraz zordur. Çünkü iş boş bırakılmaya gelmeyecek bir sürekliliği gerektiriyor. Hele bir de yakınınızda halden anlamayan bir meslektaşınız varsa yandınız demektir. Sizin yokluğunuzu ganimete çevirmek isteyebilir. Müşteri bir sefer başka bir tarafa yönelmesin, gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bu, haksız rekabete de sebebiyet verir. Kısacası çaycılık hakikaten çileli bir iştir. Sabır ve sebat gerektirir…

    Çaysız sohbet
    ne mümkün!

    Bilinen hikâyesi M.Ö. 2737 yılına kadar uzanan çayın Avrupa ile buluşması 16. yüzyılın ilk çeyreğine rastlar. Osmanlı’ya gelişi 19. yy sonları, 20. yy başlarına doğrudur. Ancak Türklerin, Anadolu’ya gelmeden önce Orta Asya’da çayla tanıştıkları biliniyor. 1900’lü yıllara kadar çayı tanımayan ve tam bir “kahve tiryakisi” olan ülkemizde bugün çay, sudan sonra en çok tüketilen içecek maddesi haline gelmiş durumda…

    Bir asır önce kahvesiz yapamayan halkımız bugün ince belli cam bardaklarda çayını içmeden güne başlamaz. Bizim çayla buluşmamız biraz geç olmuş lakin onu en çok biz sevmişiz. Sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar çay içeriz. Misafire çay ikram ederiz. Çaysız sohbet yapılmaz. Dostluklar oluşmaz. Hasta ziyaretine veya taziyeye giderken dahi hediye olarak yanımıza iki paket çay almayı unutmayız. Şayet gurbette isek memlekete çıkın (Hediye) göndereceğimiz zaman çayı asla ihmal etmeyiz. Çay-simit ikilisi özellikle garibanın dar vakitlerinde yıllarca “can simidi” oldu.

    Çayında bir
    edebiyatı var!

    Çaydan bahsedilir de bunun edebiyatından söz edilmez mi? Çay hakkında araştırmalar yapılmış, önemli sayılabilecek oranda yazı yazılmış ve bunlar kitap haline getirilmiş. Bu arada çaycılık veya kahvecilik ile ilgili bazı sözler ve kavramlar da oluşmuş. Çay ocaklarında bunlardan bazılarına rastlamak mümkün… İşte çay-muhabbet ilişkisinin ilginç bir yorumu: “Gönül ne çay ister ne çayhane, gönül muhabbet ister çay bahane…” Çay tabaklarının farklı amaçlarla kullanılmasını protesto niteliğinde manidar bir cevap: “Sigarasını bardakta söndüren, çayını küllükte içer…”

    Şair ve yazarlarımız çay temasını edebi eserlerinde severek kullanmış. İşte ünlü edebiyatçılarımızın çay üzerine söylenmiş sözlerinden bazıları: “Çay bulaşıcıdır, efkâr da…” (Bekir Erdoğan) “Çay henüz her şey bitmedi demektir…” (Cezmi Ersöz) “Biz, çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz. Avuçlarken ince belli bardağı, hücrelere kadar hissettiren sıcaklığında unuttuk yalnızlığı…” (Oğuz Atay) “Şimdi ölsek en fazla kahvede çaylar soğur…” (Yılmaz Odabaşı)

    Robotun çayı
    içilir mi?

    Demleme, servis yapma, içim şekli gibi ritüeller bölgelere göre değişse de değişmeyen tek şey var; çayın muhabbete vesile olması. Zira bir çay içimi de olsa endişeden, üzüntüden uzak keyifli bir zaman dilimi herkese iyi gelir. Hangi biçimde içerse içsin insanımızın ortak tutkusu ise cam bardaktır. Çay içerken rengini görmek, sıcaklığını hissetmek hatta çayı karıştırırken o camdan çıkan büyüleyici sesi duymak isteriz.

    Günümüzde çayın insan biyolojisi ve psikolojisine olumlu katkısı bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmış durumda. Buna göre çayda bulunan theanine maddesi, çaydaki kafein ile dengeli bir şekildedir. Theanine maddesi, çayı içenin sinirlerini rahatlatır ve tansiyonu dengeler.

    Hasılı çay günümüzde, üretiminden paketlenmesine, içiminden muhabbetine hatta edebiyatımıza kadar bütün safhalarıyla hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.
    Ne yazık ki çay ocakları da günümüzde robot ve ketıl gibi endüstriyel ürünlerin kıskacı altında. Pek çok meslek dalı gibi onlar da kapitalizmin acımasız pazar istilasından nasibini aldı. Hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Köşede bucakta kalanlar çoktandır piyasadan çekildi. Beyoğlu-Karaköy, Eminönü-Kapalıçarşı gibi önemli merkezlerde, büyük hanların içerisinde zamana direnen, geleneği sürdüren çay ocakları bir nebze de olsa yüreğimize su serpiyor. Bunlar bize göre artık yaşayan birer efsane…

    İyi ki sevda yüklü
    kara demliklerimiz var

    Fırsat buldukça her yıl yaklaşık 1100 kilometrelik yolu göze alıp Kemah’a gitmeye, eskiden olduğu gibi yine kara demlikte çay içmeye çalışırım. Geçmişi yâd ederim. Diyebilirim ki şu fani hayatta en büyük lüksüm budur. Kemah’a giderim gitmesine lakin şairin dediği gibi: “Çay içilen her yer bizim memleketimizdir.” İyi ki çayımız, çaycılarımız, sevda yüklü kara demliklerimiz var…

    İki Çay! Biri Demli Olsun…

    Nidai SEVİM

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » İngilizce Gramer....
    • » Anjiyo gerçekten masum mu?
    • » 'Adaletten Kaçanlar Partisisiniz'
    • » ‘Resmi dil Türkçe olmalı’
    • » Next Çocuk Modası
    • » Eski gazetelerinizi atmayıp...
    • » Malatya Arguvan Alevi Köylerinin Kökeni
    • » ölüm sonrasi
    • » Füze kalkanına Montrö engeli
    • » While-Do Döngüsü

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » yürüyen duvar efsanesi
    • » Yaşanmış hayat hikayeleri(HAYATIN...
    • » Solar Gezegeni
    • » Sevgimizi Paylaşmayı Biliyor muyuz -...
    • » Yilan Daği Efsanesi
    • » "uğradım bulamadım"
    • » Dogumdan sonra hayat var mı?
    • » Munzur Dağlarında Gülabioğulları -...
    • » İstediğini Görebilmek
    • » GELİNCİK HİKÂYESİ ___okumadan...
    CAN ERZİNCANLI

  2. #2
    Üyemiz Erzincanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    20-07-2021
    Bulunduğu Yer
    Erzincan
    Yaş
    30
    Mesajlar
    102
    Ettiği Teşekkür
    12
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Eskiden hanların çay ocaklarını hep Erzincan-Kemahlılar çalıştırıyorlarmış.
    CAN ERZİNCANLI

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.

Gizlilik Politikası