Yaratılmış her şey nihayetinde bir gün aslına döner. Varlığın aslı görünen yahut görünmeyen cinsle muhakkak bir münasebeti ve ünsiyeti vardır. Bu asıl yani cinslik görünmez bir bağdır. Yaratılanın olduğu gibi düşüncelerinde bir cinsi vardır. Bir şeyin alakası cinsi iledir ve ona doğru yol alır akrabalık bağını kurar. Düşünceler ve inancımızda bunun gibidir. Fikirlerimiz ve inandıklarımızın aslı yani cinsi ya nurdur yahut ateş ..!
Bu hususta istisnalar kaideyi asla bozmaz. Çünkü bu sonucu bilinmez. Biz genele göre hükmederiz. Onu ancak Hak bilir. İşin özü iman kardeşliği kendi nur cinsi ve soyuyla, kin ve kr de kendi cins ve soyu ile bağ kurar. Herkes kendi soyu uğrunda mücadele eder. Geçmişine yani cinsine layık işlerde bulunur. Sahibini aslına yani kendini ait olduğu madenine çeker.


Ecdadımızın bize miras olarak bıraktığı bu topraklarda, içimizde ki hazımsız hainlerin millete ve devlete olan ''KİNİ'' Rum, Ermeni ve Yahudiler in kini ile aynı amaç doğrultusunda birleşmiş akabinde bu kin birlikteliği birçok evliliklere dönüşmüştür. Tarih de bu birliktelikten bir çok loca, fırka cemiyet ve cemaat kurulmuştur..


Şimdi başka bir evliliğin sonucun da yine bir çocuk meydana gelmiş. Çocuğun adına şu veya bu... oğlu adı konmuş, yeni bir çatı altında mücadeleye koyulmuştur. Kin kardeşliği ehli sünnettin son kalesi Türkiye'den intikam almak için bir çatı altında tüm dünyayı ve batılı arkalarına alarak toplamışdır.


Kin kardeşliği yaşadığımız bu Coğrafyanın manevi mimarları olan Ahmet Yesevi ve Bektaşiliği, Aleviliği ayrı ayrı gibi göstermiş Pir sultan aptal ve Hacı Bektaş velinin fikir ve söylemlerini kendi şahsi amaçları için kullanmış saptırmış, manası ve maksadından öte anlamlar yüklemiştir. Bunu yapanlar kendilerini sol, aydın, çağdaş ve ateist gibi göstererek alevi kimliğine sığınmalardır. Bu düşüncelerin gerçek alevi lik ve Bektaş ilikle hiç bir münasebeti ve bağı yoktur.


Kin kardeşliğinin hazımsızlığı Malazgirt savaşı yani Türklerin Anadolu akınından sonra başlamış gittikçe Sünnileşen Selçukluların, Arabların anlayışına tabi oldukları gerekçesiyle son dönem batı hayranları bunu içlerine sindirememişlerdir..


Halbuki Bektaşilik ile Sunniliğin ana kaynağı İslam dinidir. Yani Tevhid dinidir. Bu gerçeği saptırmak istemelerinin gayesi vahye olan kinleri ve düşmanlıkları yüzündendir. Tüm amaçları BEŞERİ AKLI ,VAHYE üstün göstermek içindir.


Her düşüncenin yaptığı iş ve söylem eseriyle ortaya çıkar.. Nihayetinde çıkmıştır da. Gören göze kılavuza gerek yoktur. Tablo ortadadır. Kin ve din kardeşliği birbirine zıt bir mücadele içindedir. Kin kardeşliği insanı alçalan kötü huya yani küfre doğru… diğerini ise yükselen ahlaka erdeme yani hakiki imana doğru insanı ulaştırır. Her şey bir kaynaktan çıkar ve yine asıl kaynağına geri döner.
Bu ateş kalıplarına dünyada mukayyet zaman izin verilmiştir. Zaman olur süret-i Cehil-nemrut-karun-kabil, zaman olur suret-i fetö, zaman olur sureti şu veya bu... oğlu şeklinde ortaya çıkar. Kendi cinsleriyle birleşir taraf olurlar… Kimi zaman yalan, iftira, ihanet dedikodu ve aldatmak şekline yani sahte manalara bürünürler…


Onlar her ne kadar bir gibi görünseler de aslında dağınıktırlar. Tabi Nur kalıpları da öyledir. Ama onlar gibi dağınık değildir. Dağınık görünseler de aslında onlar bir taraftadır ve saf saftırlar.. Onları şimdilik ''Hak'' görünmez nur bağları ile birbirlerine sıkı sıkıya bağlamış az bir zaman gözlerden gizlemiştir.


Bu mücadele ATEŞİN, NURA olan kininin yeryüzünde çeşitli şekillerde ve kalıplar da gizlenerek adem babamızdan günümüze dek sürdürdüğü bir üstünlük savaşıdır. Kin kardeşliği, dünyayı, parayı gücü maddeyi ve tüm şeytanlığı ardına almış onu tağut edinmiş ona güvenerek dayanarak tevhidin son kalesi olan ehli sünnet anlayışına kasd etmiştir.


Kin kardeşliği gözle görünür dayanılacak dünya ****ına ve güce, din kardeşliği ise şimdilik elle tutulmaz gözle görünmez yüce bir manaya kudrete yani imana dayanmıştır.


Kendi manasından yoksun cahil akıl bura da yol azıtır. Çünkü ona göre görünene dayanmak ,görünmeyene nispetle pek isabetli en doğru karar gibi görünür. Onlara göre gaybe inanmak ve dayanmak boş ve karşılığı olmayan bir şeydir. Bu düşünce insanın kendi aklını ilah edinmesi ululamasından başka bir şey değildir.


Kardeş 300 YIL önce neredeydin ..!? ''Hıı anlamadım....! Hiç bir yerde ..!? O zaman madde miydin ,yoksa bir mana mı yahut bir düşünce hangi haldeydin..! '''İnk ''''.cevab yok..İşte orada verdiğin hiç bir yerde cevabın yok mu, biz müminler ona GAYB diyoruz. 300 yıl önceki emre mülaki olan varlığımızın hilkatine ise ilahi bir düşünce murad... Yani mana..! Ama kudretli bir mana.!Diyoruz..
İş başka göründüğü gibi değil. Yaman bir ferzin bend. Bu çahil akla, aklın nasıl bir şey olduğunu göster dense gösteremez ama kalkar tarif edemediği aklın fikrine dayanır güvenir. Ne müthiş bir çelişki.. garabet...


İşte insan kendindeki aklı görmeden fikrine nasıl dayanıyorsa, daha ötesi bir anlayışa sahib olan yani iman eden insanda, kendi aklına değil, insana akıl veren sonsuz aklın gerçek sabine inanır dayanır. Sen aklına inanırsan ,oda yetmezse başkasının aklına o zaman birileride çıkar o aklı gerçek sahibini arar ona inanır.. Bu aklın sonu yok ya canım.. ara dur...Daha akıllıca olanı bul..


Madem bu şehir sayısız güzellerle nam salmış burası güzellerin çok olduğu bir yer, o zaman ayrı ayrı güzelleri sevip seyredip oyalanmak sarhoş olmak yerine şehri sevmek daha isabetlidir. Ötesi bir anlayışla O şehri güzellerin şehri haline getireni yani hakiki güzellik madenini aramak daha doğru ve akıllıca. O düşünce ise bizi esas kaynağa alır götürür.. Sen Oraya bak..


Hak, insana akıl dan başka sayısı nimetler verendir. O can verir ..hayat verir,güzellik verir..iyilik verir...ömür verir ..sağlık verir..rızık verir ,yağmur verir...Nur verir bereket verir ama cezada verir haa..! Daha bilmediğimiz sayısız akla hayale gelmez görünen görünmeyen nicelerini verendir. O bütün güzel huyların ve nimetlerin sonsuz madenidir. Gayb hazinelerin anahtarı onun elinde ve emrindedir.
İmanın akıldan üstünlüğü sıfatların sonsuz ve kusursuz madeni elinde olan Allah'a olan inancı ve dayanmasından dolayıdır. Kin kardeşliğinin gözünü ancak toprak doldurur din kardeşliğinin gözünü ise sonsuz nur kaynağı doyurur.


İnsan başı boş yaratılmamış, başı boş da bırakılmamıştır. Hak dan başka kim olursa olsun, kendini ve kendi anlayışını yeryüzüne hakim kılmak iddiasıyla baş çekerse ve bu uğurda mücadele ederse, kimde onları taraf tutarsa bu kine ortak olursa, bu sonsuz aklın sahibine meydan okumak tan haddi aşmaktan başka bir şey değildir. Bu anlayış nihayetin de Hakkın gazabına müstehaktır.


Allah bizi nur ve din kardeşliğinden kılsın cehennem ateşinden ve kin kardeşliğinden korusun ..Hatalarımızı ,günahlarımızı avf etsin.. Şüphesiz hak bağişlaması bol olan ve avf madeni sonsuz olandır. Amin.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Zübeyde Hanım'ın Öptüğü El
  • » Başka Dünyalar
  • » Aleviler asimilasyona karşı toplanıyor
  • » Zerdari ve Karzai ABD'ye gidecek
  • » Minik yürekte Atatürk sevgisi
  • » Prof. Dr. Akdur: "Her Ailenin Bir Afet...
  • » Mürşidi Kamil Ne Demektir ?
  • » Banlayalım mı, eğlenelim mi?
  • » Söz bitti
  • » "İlk Kürt açılımını Yavuz Sultan Selim...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » İnsanın Yaratılışı- Video
  • » Hz. Muhammed nerede doğdu
  • » Asaösör Kutlu Doğumcuları Taşıyamadı...
  • » TRT Şeş'ten Kürtçe kandil kutlaması...
  • » Tok tutan bant oruç bozar mı?
  • » ömer'in Adaleti
  • » Bebek Allah Allah diye ağlıyor ...
  • » Komunizmin Kanlı Tarihi 1-2-3 Video
  • » “Müslümanl ar Allah'ın hayvanlarıdır'
  • » Sözde Türbede sırrı çözülemeyen yazıt