Aleviler ve Osmanlı İmparatorluğu
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
- Bursa’nın Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Osmanlıların Balkan fetihleri başladı.Osmanlı lar ile Alevi zümreler Balkanlarda da dayanışma içinde oldular mı ?
Osmanlı’nın Bursa’yı ele geçirmesi ile Batı Anadolu’da önemli bir batini nüfus ve kimi önemli Bogomil dergâhlar, Bizans egemenliğinden kurtuldular. Ancak Bizans hegemonyası altındaki en önemli Bogomil dergahı,bugünkü adı ile Kızıl Deli Sultan dergâhıydı.Kızı ldeli Sultan dergahı ve bu bugün olduğu yerde Dimetoka’ydı.
Dimetoka Dergâhı tüm Balkanların, Bosna’nın, Arnavutluk’un ve Bizans egemenliğindeki Batı Anadolu dergâhlarının asıl merkeziydi. Ve Osmanlı ile işbirliği yapan Alevilerin asıl muradı bu dergahlarının Bizans egemenliğinden kurtulmasıydı.B atı Anadolu Alevileri tutku ile bu hedefe kitliydiler.
On dördüncü yüzyılın başlarında Danişmentli devletinin uzantısı bir küçük Alevi beyliği Kuzey Batı Anadolu’da Balıkesir, Çanakkale ve Edremit bölgelerinde hüküm sürmekteydi. Karasiler olarak adlandırılan bu Alevi beyliği Dimetoka’yı kurtarmak üzere 1341 ve 1342 yıllarında iki defa Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmış, ancak başarılı olamamış geri dönmüştü.
Devrin önemli Alevi önderlerinden olan ve Bursa’nı alınmasında unutulmaz hizmetleri olan Balabancık Bey, Şeyh Edebâli’nin de desteğini alarak Sultan Orhan’ı Dimetoka’ya sefer yapmaya ikna etti.Ancak Osmanlının, on dördüncü yüzyılda donanması ve denizcilik tecrübesi yoktu. Araya giren Alevi önderleri, Karesi Beyliğinin 1345 yılında Osmanlı’ya katılmasını sağladılar.
Karesi Beyliği, donanması, ordusu ve deneyimli komutanları ile Osmanlı Beyliği’ne büyük güç ve tecrübe aktardı.Bu katılımla Osmanlı Beyliği bir donanmaya, Ece Bey gibi bir donanma amiraline sahip oldu. Evrenos Bey, İlbey ve Fazıl Bey gibi ünlü Karesi Komutanları da Osmanlı’nın hizmetine girdiler. Osmanlı Ordusu, Karesililerin katılımı ile güçlendi.
Orhan Bey, oğlu Süleyman Paşa’yı Dimetoka’yı fetihle görevlendirdi. Balabancık Bey’in oğlu ince Balaban Bey de Süleyman Paşa’nın yanında yer aldı.
Süleyman Paşa 1354 yılında Gelibolu’ya ayak bastı. Süleyman Paşa’nın komuta ettiği Rumeli fetih ordusunu Anadolu’dan Gelibolu’ya, Ece Bey komutasındaki Karesi Donanması taşıdı. Ordunun önde gelen komutanları Emir Sultan, Abdal Samed, Evrenos Bey, İlbey, Fazıl Bey, Cendereli Kara Halil, Seyit Ali Sultan ve Rüstem Gazi gibi Alevi Beyleriydiler.
Süleyman Paşa’nın ordusunda bulunan Danişmentli soyundan olan bu askerler, tarihi kaynaklarda “Karesi Gazileri” olarak tanımlanırlar.
Osmanlı Süleyman Paşa komutasında Rumeli’de girişilen fetihlerde büyük başarı sağlandı. Üç yıl içinde Çorlu ve Lüleburgaz’a kadar olan bölgeler Osmanlı Devleti’ne katıldı. Süleyman Paşa 1360 yılında avlanırken attan düşerek öldü.
Dimetoka, 1363 yılında Danişmentli soyundan Evrenos Bey’in Bulgar ve Bizanslılardan oluşan kuvvetli bir orduyu bozguna uğrattığı çetin bir savaştan sonra 1363 yılında kurtarıldı.
Kızıldeli Sultan ocağının kurtulması ile birlikte Sultan I. Murat, karargâhını Dimetoka’ya taşıdı.
Tarih kitapları pek yazmaz ama Aleviliğin Avrupa’daki serçeşmesi olan Kızıldeli Sultan dergahı Osmanlı devletinin Avrupa’daki ilk payitahtıdır.
-Osmanlıların Balkanlardaki bu hızlı ilerleyişinde Balkanlarda yerleşik olan ve asırlardır Bizans ile yıldızları bir türlü barışmamış Anadolu’lu göçmenlerin,yan i Bogomillerin rolü oldu mu?
Osmanlı’nın Balkanlar’daki fetih sürecinde yerel halkın Osmanlılara direniş göstermemesi ve onların önünü açması,. Bu durum Balkan Alevilerini Osmanlıya daha da yakınlaştırdı. Osmanlının işini çok kolaylaştı. Öyle ki Osmanlı Ordusu Bosna’da bir hafta içinde yetmiş muhkem kale ve şehri ele geçirdi. Bu kale ve şehirlerin neredeyse tamamı, coğrafi bakımdan kuşatılması ve alınması çok zor ve son derece engebeli yerlerdeydi.
Osmanlı’nın ilk üç padişahı Osman Bey, Orhan Bey ve I. Murad, Batı Anadolu ve Balkanlarda Kilise ile çatışma halinde yaşayan yerleşik halkın desteği, dört yüz çadırlık bir aşireti, dünya imparatorluğuna doğru uzun bir yolculuğa çıkardılar.
-Kuruluş yıllarında Osmanlı’ya destek veren Aleviler bunun karşılığını aldılar mı ?
Başlangıçta evet. Osmanlı fetihleri ile birlikte kuruluş ve yükselme dönemlerinde Anadolu yarımadasının dışında birdenbire onlarca Alevi dergahı ortaya çıktı.
-Nerelerde ortaya çıktı bu dergahlar ?
Başta Dimetoka’daki Kızıldeli Sultan dergahı olmak üzere, Trakya’da İstanbul, Babaeski, Gelibolu, Edirne Pınarhisar, Keşan ve Domuzdere’de, Bulgaristan’da Kırcali, Hasköy, Lazgrad, Ruscuk’da ve Tırnıva’da, Girit’te Kendid, Resmo ve Hanya’da, Espir’de, Arnavutluk’ta Erguri, Tepedelen, Klıssura, Leskovile, Gorice, Kesarake, Fraşei ve Elbasan’da;
Romanya’da Babadağı, Kılgra ve Balçık’ta, Sırbistan ve Bosna’da Manastır, Kışova, Kanatlar, Üsküp, Kalkandelen, Tekkeköy, Istrumcu, Yakova, İpek, Prilend ve Dibra’da,
Burada şunu ifade etmek gerek ki; Bazı Alevi dergâhları Osmanlı’nın getirdiği serbestlikle ilk defa saklılıktan kurtulup gün yüzüne çıktılar. Bir kısım dergâh da Hıristiyan görünümlü Bogomil dergâhlar iken kendilerini yeniden tanımladılar.
Bulgaristan-Kılgra, Babaeski, Ohri, Arnavutluk-Korfu’daki Sarı Saltuk makamları geçmişlerinde Aziz Nikola, Aziz Naum ve Aziz Spriydın’ın makamları olarak Osmanlı’dan önce de halk tarafından ziyaret edilirlerdi.
Üsküp’te Karacaahmet dergahı Aya Yorgi, Kalkandelen Sersem Ali dergahı, Aya Elyas, Teselya’da Yunus Baba dergahı, Aziz Euplos, Romanya Balçık’ta Akyazılı Baba dergahı, Aya Atanasyon, Pınarhisar’da Ahmet Paşa dergahı Aya Nikolave Silivri Bektâşi dergahı, Aya Eusebia adları ile bu bölgelerin Osmanlıya katılmasından yüzyıllar öncesinde de vardılar.
-Alevilerin Osmanlı ile yolları ne zaman ayrıldı ?
Osmanlılarla Aleviler arasındaki ilk ayrılıklar 1402 yılında, Yıldırım Beyazıt’ın Ankara Çubuk Ovası’nda Timur’a yenilip esir düşmesinden sonra, Beyazıt’ın oğulları arasında yaşanan iktidar mücadeleleri sırasında esnasında çıktı.
1402–1413 yılları arasında Osmanlı’da, Yıldırım Beyazıt’ın oğulları, Süleyman Çelebi, İsa Çelebi, Mehmet Çelebi ve Musa Çelebi’nin taht kavgaları ile geçen karışıklık dönemi yaşandı.Bu kargaşa döneminde, Musa Çelebi Rumeli’yi ele geçirerek burada devletini ilan etti ve İstanbul’u kuşattı Alevilerin Bizans’a karşı sonsuz husumetlei vardı.Doğal olarak, Musa Çelebi’nin yanında yer aldılar.
Musa Çelebi’nin kuşatması altındaki İstanbul’da oturan, Bizans İmparatoru Manuel, diğer iki kardeşin bertaraf edilmesinden sonra Anadolu’daki Osmanlı topraklarına egemen olan Mehmet Çelebi ile ittifak yaptı. Bu ittifaka içerden de destek aldılar. Musa Çelebi yenildi.
Sultan I. Mehmet, Osmanlı Devleti’nin tek hâkimi olduktan sonra devlet içinde büyük bir Alevi tasfiyesine girişti.
Osmanlı’ya karşı ilk Alevi isyanı devrin en ünlü bilgesi ve Musa Çelebi’nin kazaskeri, Alevi mürşidi Şeyh Bedrettin’in, Musa Çelebi’nin ölümünden sonra sürgüne gönderildiği 1416 yılında İznik’ten ayrılarak Rumeli’ye geçmesi ile başladı
1416 yılı, Osmanlı coğrafyasında yaşayan Aleviler için acılı bir yıl oldu. Şeyh Bedrettin müritlerinden Börklüce Mustafa’ya bağlı geniş bir Alevi zümresi, Aydın’da, Osmanlı Ordusu tarafından kılıçtan geçirildi. Aynı sene Osmanlı Ordusu, Manisa’da Bedrettin müritlerinden Torlak Kemal ve yandaşı Alevi topluluklarını imha etti.
Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile Eğe’deki Alevi zümrelerin uğradıkları soykırımın ardından Şeyh Bedrettin yakalanıp yargılandı ve 18 Aralık 1416 tarihinde Serez çarşısında asıldı.
Osmanlı’da I. Mehmet döneminde filizlenen Alevilere karşı duyulan öfkenin en üst noktasına 1444 yılında Fatih Sultan Mehmet’in ilk saltanatında ulaşıldı. On iki yaşındaki çocuk padişah, bir Sırp prensesi olan annesi Despina’nın teşviki ve Ortodoks anne-babadan olma Vezir-i Azam Mahmut Paşa ve Acem müftü Fahrettin’in telkini ile Edirne’de binlerce Alevi’yi diri, diri ateşlerde yaktırdı.
Despina, Padişah annesi olmasına rağmen inancından hiç ayrılmamış, Fatih’in kendisine tahsis ettiği bir Ortodoks manastırında yaşamını bir rahibe olarak sürdürmüş, inançlı bir Ortodoks’tu. Osmanlı’yı kesin olarak Alevilerden koparma girişimleri onun ve Ortodoks anne,babadan olma Vezir-i Azam Mahmut Paşa eliyle başlatıldı. Alevilik üzerindeki Şii istilası da bu tarihten sonra gelişti.
-Osmanlı ile Aleviler arasında başlayan çatışmalar karşısında Alevilerin tutumu ne oldu ?
Aleviler birinci ihanetlerini Selçuklularda yaşamışlardı. Bu onların uğradığı ikinci ihanetti.
Osmanlıların Alevi kıyımı ilk önce Balkanlarda ve Batı Anadolu’da başladı. Alevilerin ilk tepkisi tersine doğuya doğru göç etmek oldu.
On beşinci yüzyılın sonundan başlayarak Balkanlardan ve Batı Anadolu’dan Orta Anadolu’ya, ana yurda geri dönüşler başladı.
Yakın tarihte yitirdiğimiz, ünlü araştırmacı Irene Melikoff, Balkanlarda Anadolu’ya olan bu göçlerin on birinci yüzyılda başladığını öne sürmüştü Balkanlar’dan Ege Bölgesi’ne göçlerini anlatırken, aynı zamanda bu göçlerin çok doğru bir tespitle Bektâşiliğin yeniden yapılanmasına kaynaklık ettiğini, oldukça açık sayılabilecek şekilde ifade ediyor:
“Aynı yüzyılda (on birinci yüzyılı kast ediyor) Pavlikanlara yakın olan Bogomiller Ege Bölgesine yerleşmeye başladılar. Bu yerler eski zamanlardan beri Heteredoks idiler. Nitekim Menderes havzasında bulunan Alaşehir ve İzmir civarları Bogomil merkezi idiler. Bogomilizm Antalya Körfezi’ne kadar yayıldı. Daha sonra Antalya’da en önemli Bektâşi tekkesinden biri, Abdal Musa Tekkesi gelişecektir.”
Neresinden bakarsanız bakın. Aslında Alevi tarihi tam bir hüzün hikayesidir.Onl ar dördüncü yüzyıldan bu yana hep bir varlık-yokluk kavgasının içinde oldular.Her zaman direnmeyi bildiler,her dem destan tadında mücadele ettiler. Çok savaşlar kaybettiler,çok ateşlerde yandılar.Dokuzu ncu yüzyılda Divriği’de başlarına gelen o büyük felaketten sonra, bir bölümü zorla Batı’ya sürüldü. Bir bölümü de kötü bir rüzgarın önünde Doğu’ya savruldu. Gittikleri yerlerde telef olanlar, vahşetlere kurban edilenler çok oldu. Geriye dönüş on birinci yüzyılda Doğu’dan Danişmendliler’ le başladı. On beşinci yüzyıl sonlarında Batı’ya gidenlerden de dönüşler başladı.
Alevi toplumsal belleğinde geri dönüşün anıları henüz tazedir.. Sivas’ta, Divriği’de, Malatya’da, Erzincan’da, Tokat’ta bulunan Alevi ocakzadeler atalarının bulundukları yerlere, unutulmuş eski bir tarihte Batı Anadolu’dan göçtüklerini veya yakın akrabalarının hâlâ oralarda yaşadıklarını, yeni kuşaklara aktarmaya devam ediyorlar.
İzmir Cumaovası, Manisa, Akhisar, Alaşehir, Muğla Yatağan ve Denizli gibi verimli topraklardan kalkıp, gümüş koşumlu atlarıyla Orta ve Doğu Anadolu’nun bozkır yoksulluğuna dönen Alevi beylerini bu göçe zorlayan tutkunun içinde uğranılan ihanetin payı olsa da.asıl sebep belli ki sıla hasretiydi.
Ben Alevilerin bu geri dönüşünü Okyanuslara açılmış balıkların yüksek şelaleleri tersine yüzerek doğdukları yerlere geri dönmelerine benzetiyorum.
Onlar bin yılın yorgunu ve bin bir meşakkatle donatılmış uzak sürgünlerin gurbetçileriydi ler.Geri döndüler. Bıraktıkları yerden kaderlerine ve kederlerine razı, sorgusuz sualsiz yaşamaya devam ettiler.
-Alevilerin Şah İsmail’in iktidar yıllarında Safeviler ile işbirliği yaparak Osmanlıya başkaldırdıklar ına inanılır. Bütün Alevi isyanları ve Osmanlının Alevilere uyguladığı mezalimler Alevi-Safevi işbirliğinin sonucu imiş gibi gösterilir.
Osmanlı Safevi savaşları sırasında, Aleviler Safevilerin yanında yer aldılar mı ? II.Bayezıt ile başlayan Yavuz ile şiddetini arttıran ve tüm Osmanlı tarihi boyunca devam eden Alevi kıyımlarının sebebi neydi ?
Alevilerin Safeviler ile birleşip Osmanlıya karşı ittifak ettikleri çok büyük bir yalandır.
Şeyh Bedrettin olayından sonra Osmanlıya karşı girişilen ilk Alevi hareketi 1511 yılında Akdeniz’de Antalya civarında Tekeli sancağında ortaya çıktı.
Osmanlıya karşı girişilen bu kalkışmanın önderi Şahkulu adı ile de anılan Baba Tekeli idi.Bu Osmanlı karşıtı hareketin tek bir nedeni vardı. O da Osmanlının Tekeli sancağındaki toprak yönetimi politikasıydı.
Osmanlı Devleti’nde, fethedilen topraklar padişah mülkü sayılır, arazilerin yönetimi savaş sırasında devlete asker temin etmesi koşulu ile ‘sipahi’ adı verilen yöneticilere bırakılırdı. Yönetimi sipahiye bırakılmış verimli topraklara ‘tımar’ denirdi. Tımarda yaşayan köylüler bir çeşit köle sayılırlar, bulundukları topraklardan ve sipahinin hizmetinden ‘çift bozan akçesi’ adı verilen yüklüce bir tazminat ödemeden ayrılamazlardı
Osmanlılar fetih ettikleri ülkelerde bulunan yüksek ekonomik değere sahip toprakları da hanedan mensuplarına ‘has’ olarak devredilirdi. Tekeli sancağı, on beş ve on altıncı yüzyıllarda sahip olduğu zengin üretim, ulaşım ve ihraç potansiyeli nedeniyle sürekli olarak şehzadeler arasında el değiştirdi. Tekeli Sancağı, Padişah Yıldırım Bayezıt tarafından önce oğlu İsa Çelebi’ye, sonra da oğlu Mustafa Çelebi’ye ‘has’ olarak verildi, II. Bayezıt zamanında da bu defa Şehzade Korkut’a ‘has’ olarak aktarıldı.
Baba Tekeli Başkaldırısının yegane sebebi, Tekeli Sancağı’nın tüm zenginlikleri, içinde köleleştirilmiş insanları ile birlikte, Osmanlı Devleti’nin imtiyazlı sınıfları arasında pay edilmesiydi.Tek eli Alevileri, Osmanlı toprak yönetiminin kendilerine dayattığı, toprakla beraber insanların alınıp satıldığı toprağa bağlı kölelik düzenini kabul etmedikleri için baş kaldırdılar.
Çetin Yetkin’in konuyla ilgili yaptığı araştırmadan son kitabıma aldığım bir bölüm var.Tekrar aktarayım size;
“… Nerede maldar etrak (varlıklı Türk) taifesi varsa, bezirgân oğulları varsa, kadı oğulları, mütevelli oğulları varsa cümlesi ehli tımar oldular. Padişahın ne kadar ahçısı, seyisi, mehteri ve sair hüddamı varsa cümlesi ehli tımar oldular, yoldaşa dirlik kalmadı”
Özetlemek gerekirse; ‘yoldaşa dirlik kalmaması’ Baba tekeli başkaldırısının asıl sebebi idi. Bu hareketin İran şahı İsmail’in kışkırtmaları ile ortaya çıktığı iddiası Osmanlı tarihçilerinin uydurmasıdır.
aleviforumlari. com

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Felsefenin doğuşu, ortaya çıkışı
  • » Kılıçdaroğlu 'nun mal varlığı açıklandı
  • » Diyet koladaki tehlike
  • » 'Çocuğuna 21 gün askerlik yaptıranın...
  • » Kayseri'de yaşanan fıkra gibi hırsızlık
  • » Faizler düştü, konutta kredi transferi...
  • » Kurban Bayramımız Kutlu Olsun
  • » Film değil gerçek!
  • » Türkiye'deki Antik Kentler - Daskyleion
  • » Hava sıcaklıkları mevsim normallerinin...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » 'Örnek vatandaş'ı Diyanet seçecek!
  • » Aşık Gülabi - Biri Hacı Bektaş, Biri...
  • » Danişmend Alevî Devleti (1071-1178)
  • » Kerbela...
  • » Hz.Hüseyin’in Şehadeti ve Aşura Günü...
  • » 1 Alevi 1 Alim 1 Gafil
  • » A t a t ü r k Resimleri Cemevlerinden...
  • » Makedonya TETOVA (KALKANDELEN) Gezisi
  • » Allah Muhammed Ali Hünkar Hacıbektaş...
  • » Allah Muhammed Ali