Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: NUTUK Hakkında Kısa Bilgiler

  1. #1
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.401
    Ettiği Teşekkür
    55
    263 mesaja 305 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart NUTUK Hakkında Kısa Bilgiler

    Nutuk yeni Türkiye devletinin yazılan ilk tarihidir. Yazarı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yaptığı tarihi gelecekteki Türk insanına tanıtabilmek amacıyla bu kitabı kaleme almıştır.
    Nutuk: Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisinin 15-20 Ekim tarihleri arasında Ankara da toplanan İkinci Kongresinde okunmuştur. Konuşma otuz altı buçuk saat sürmüştür.
    Nutuk 1919’dan başlayarak 1927 ye kadar olan tarih dilimini incelemektedir. Bu dönem üç bölümde ele alınmıştır.


    1. Kuva-i Milliye (Ulusal güçler) Dönemi:
    Nutukta yeni Türkiye Devletinin kuruluşu anlatılmaktadır . Yeni Türk devletinin kurulmasındaki maksat da şu şekilde açıklanmıştır: Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu da tam bağımsız olmakla sağlanabilir. “Ne kadar zengin olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan ileriye gidemez.” demiştir ve Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri söylemiştir “Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.” Diyerek kurtuluş isteyenlerin parolasının “Ya bağımsızlık ya ölüm olduğunu “ söylemiştir.
    Burada devlet kurmanın zorlukları görülmektedir. Atatürk Samsun’a çıktığı anda ülkenin genel durumu; Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk savaşta yenilmiş Osmanlı Ordusu zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes imzalanmış, ulus yorgun ve bitkin bir durumda, ulusu ve ülkeyi savaşa sürükleyenler yurttan kaçmış, padişah ve halife soysuzlaşmış, kendini ve tahtını koruyacak alçakça önlemler araştırmakta, hükümet yüzsüz, onursuz, korkak, ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta, yurdun dört bir yanındaki topluluklar devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlardı. Bu şekilde açıkladıktan sonra ulus egemenliğine dayanan kayıtsız şartsız yeni bir devleti kurmak için izlediği politikayı, karşılaştığı güçlükleri bunalımları ve çatışmaları anlatmaktadır. Bu haliyle Nutuk, sömürgeci devletlerin altında yaşayan uluslara kurtuluş yolunu gösteren bir yapıt özelliği taşımaktadır.


    2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dönemi:
    Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açılmış ve o günden sonra tüm askeri ve sivil makamların ulusun başvuracağı en yüce katın Meclis olacağını halkına bildirmiş ve Meclis, Mustafa Kemal Atatürk’ün açık ve gizli oturumlardaki bir iki gün süren açıklamaları ve konuşmalarından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçmiştir.


    3. Cumhuriyet Dönemi :
    Atatürk, İsmet Paşa ile birlikte bir yasa tasarısı hazırladı. Bu tasarıdaki 20 Ocak 1921 tarihli anayasanın devlet biçimini saptar maddelerini değiştirerek birinci maddenin sonuna “Türkiye Devletinin Hükümet biçimi Cumhuriyettir” cümlesini ekleyerek maddeyi değiştirmiştir ve yapılan Meclis toplantısında Anayasanın Değiştirilmesi ile ilgili maddenin görüşülmesi kabul edildi. Toplantı sonunda yasa birçok milletvekilinin “Yaşasın Cumhuriyet” söylemleri ile kabul edildi ve böylece 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiş oldu. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Oylamada Mustafa Kemal Atatürk toplantıya katılan yüz elli sekiz kişinin tümünün oylarını alarak Cumhurbaşkanı seçildi.
    Nutuk sömürge ulusların bağımsızlıkları nı kazanmaya yardımcı olacak bir program niteliğindedir. Bu eser okunduğunda Türk kurtuluş savaşının bir askeri savaş olduğu kadar bir düşünce savaşı da olduğu görülmektedir.


    Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk’ün halkına verdiği bir hesap pusulasıdır. Çünkü ulusal kurtuluş savaşı boyunca o halkıyla birlikte olmuştu ve halkına “Hayat demek savaş ve çarpışma demektir. Hayatta başarı yüzde yüz savaşta, başarı kazanmakla elde edilebilir. Bu da manevi ve maddi güce dayanır. İnsanların uğraştığı tüm sorunlar, karşılaştığı tüm tehlikeler, elde ettiği başarılar toplumca yapılan genel savaşın dalgaları içinde doğar.” Sözlerini söylemiş ve halkından can istemiş, halk seve seve vermiş, mal istemiş, halk seve seve vermiştir. Bunlar nerede, nasıl, niçin, harcanmış ? Nutuk halkın kafasındaki bu sorulara da açıklık getirmiştir.


    Türk halkından alınan canın ve malın ülkenin işgalinden, ulusun kölelikten kurtularak onurlu, bağımsız, çağdaş bir devlet ve toplum olarak yaşaması için harcandığını belgeleriyle açıklamaktadır. Atatürk bu eserinde, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalışmış ve Türk gençliğine bıraktığı kutsal armağanı şu sözlerle noktalamıştır;“ Bu uzun ve ayrıntılı sözlerim tarihe mal olmuş bir devrin öyküsüdür, burada ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek kimi noktaları belirtmiş isem kendimi mutlu sayacağım” demiş. Nutuk, yeni Türkiye devletinin nasıl kurulduğunu merak eden tüm insanlarımızın okuması gereken bir başucu eseridir. Bundan dolayı siyasi yaşantımızda olduğu kadar, devlet felsefesinde de kullandığımız en baş eserdir.


    Nutuk’un bölümleri nelerdir?

    1- Anadolu’nun durumu ve kurtuluş çareleri
    2- Milli teşkilatların kurulması ve kongreler
    3- İstanbul hükumeti ile ilişkiler
    4- Milli teşkilatın yeniden düzenlenmesi
    5- Misak-ı Milli ve gelişmeler
    6- Büyük Millet Meclisi’nin toplanması
    7- İsyanlar ve Doğu cephesindeki gelişmeler
    8- Düzenli orduya geçme kararı
    9- İstanbul hükumetinin Ankara ile temas arayışları
    10- Batı cephesindeki gelişmeler ve Birinci İnönü Muharebesi
    11- Londra Konferansı ve İkinci İnönü Muharebesi
    12- Sakarya Meydan Muharebesi ve müteakip gelişmeler
    13- Büyük taarruz ve Başkomutanlık Savaşı, Mudanya Mütarekesi
    14- Lozan Barış Konferansı ve Saltanatın kaldırılması, Hilafet meselesi
    15- Halk Fırkası’nın kuruluş ve Lozan Barış Anlaşması ve müteakip gelişmeler
    16- Cumhuriyetin ilanı
    17- Hilafetin kaldırılması
    18- Mustafa Kemal’e karşı muhalefet, Paşalar meselesi ve Terakkiperver cumhuriyet Fırkası
    19- Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Gençliğe hitabesi


    NUTUK’u indirmek için[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

    http://www.ataturkum.com/nutuk-hakkinda-kisa-bilgi-nutuk-ozeti

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Şokeden İmam hatip okulu gerilimi!
    • » Diğer Sitelerde Zöhre Ana Mesajları
    • » 'Başbakan'ın yol arkadaşları,...
    • » CHP'nin adayı 10 yıldır köyde yaşıyor
    • » 30 Ağustos Zafer Bayramı Afişi
    • » Öğretmenlere çifte maaş...
    • » Hizbullah'a rekor hapis talebi...
    • » Şükrü Kaya
    • » Erbakan'dan cihat çağrısı!(İbretlik Bir...
    • » Çığır açan 10 işletim sistemi

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » Atamızın el yazısıyla Türk Milleti...
    • » Az Zamanda Çok Ve Büyük İşler Yaptık...
    • » Atatürkün Kadınlarla ilgili sözleri
    • » Şu an yanınızda olsa Atatürk'e ne...
    • » Atatürk'ün Çocuklar İçin Söylediği...
    • » Atatürk'ten son mektup
    • » Atamizin Yazdiği şiirler
    • » Atatürk Ve Bakara Suresi
    • » Ulusa Sesleniş...
    • » Atatürk'ün Doğa Sevgisi
    Konu SuLTann tarafından (16-10-2019 Saat 23:55 ) değiştirilmiştir.
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  2. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  3. #2
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.401
    Ettiği Teşekkür
    55
    263 mesaja 305 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Atatürk, Nutuk’ta haykırıyor:
    “Temel ilke Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam istiklâle (bağımsızlığa) sahip olmakla gerçekleştirilebilir… Yabancı bir devletin koruma ve kollayıcılığını kabul etmek, insanlık vasıflarından yoksunluğu, güçsüzlüğü ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir… Bu seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine asla ihtimal verilemez. Halbuki, Türk’ün haysiyeti, gururu ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, yok olsun daha iyidir!
    Öyleyse, ya istiklâl ya ölüm!”
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

  4. SuLTann üyemize teşekkür edenler:

  5. #3
    Forum Gönüllüsü SuLTann - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    13-07-2011
    Mesajlar
    6.401
    Ettiği Teşekkür
    55
    263 mesaja 305 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Atatürk, 15 Ekim 1927 Cumartesi günü okumaya başladığı Nutuk’u, günde altı saat okuyarak altı günde bitirdi. Yazmaya başlamadan önce; dokuz ay boyunca bilgilerini yeniledi, belge topladı ve mücadele arkadaşlarıyla sıkça bir araya geldi. Düşüncelerini yazıya dökerken, yakın çevresinin görüş ve değerlendirmelerini aldı. Anımsıyamadığı ayrıntılar için, olayları birlikte yaşadığı insanları bulduruyor, onların görüş ve değerlendirmelerini alıyordu. Değinmek istediği bir olayı birkaç kanaldan doğrulamadan kullanmıyordu. Gerçeği yansıtamama ya da yanlış kanı uyandırma kaygısı, çalışmasının her aşamasına egemendi. Doğruluğunu gördüğü uyarıları kesinlikle değerlendiriyor, uyarılara hak verdiğinde, günler süren çalışmasını yeniden ele almaktan çekinmiyordu. İçeriğe olduğu kadar yazılıma da önem veriyordu. Yazdığı notları derleyip son biçimini verirken, beş yüz sayfalık yapıtı kendi elleriyle yazdı; yüzlerce belgeyi, bizzat kendisi toplayıp değerlendirdi. Tümceler ve sözcükler üzerinde titizlikle duruyor, dil bilgisi kurallarına aşırı özen gösteriyor; uygun sözcük kullanımına önem veriyordu.

    Duygulu Ortam
    15 Ekim 1927 Cumartesi günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Toplantı Salonu’nda, tarihî bir gün yaşanıyordu. Ülkenin her yerinden, dört yüz delege Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Kongresi’ne katılmak için Ankara’ya gelmişti. Ancak, delegeler yalnızca bir parti kongresine katılmış olmayacaklar, ondan çok daha önemli olmak üzere, Mustafa Kemal’in vereceği Büyük Nutuk’u dinleyeceklerdi.
    Yoğun bir çalışmayla hazırlanan Nutuk’ta, 1918-1927 arasındaki dokuz yıllık olağanüstü dönem ele alınacak; döneme öncülük eden önder, gerçekleştirdiği bu büyük devrim dönemini, belgeleriyle birlikte tarihe mal edecekti. Delegeler, tarihsel bir olaya tanık olmanın, o ise, yüklendiği sorumluluğu yerine getirmenin heyecanı içindeydi. Salonda, anlamlı ve duygulu bir hava vardı.
    Saat 10’da, alkışlar arasında kürsüye geldi ve uzun süren alkışların dinmesini bekledi. Alkışlar durduktan sonra, kısa bir süre sessiz kaldı. Heyecanı duruşuna yansıyor ve bu durum delegeleri dolaysız etkiliyordu. Söylevine başlamadan önce yapacağı işin niteliğini açıklayan kısa bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “Geleceğe yönelik önlemler konusunda düşüncelerimi söylemeden önce, geçmişte kalan olaylar konusunda bilgi vermek ve yıllar süren davranış ve yöntemlerimizin hesabını milletimize vermek, ödevim olmuştur. Olaylarla dolu, dokuz yıllık bir döneme değinecek söylevim, uzun sürecektir. Yerine getirilmesi gereken bu iş, güç bir görev olduğu için, sözü uzatırsam, beni hoş karşılayacağınızı ve bağışlayacağınızı umarım”.1

    Konuşma Maratonu

    15 Ekim saat on da başladığı Nutuk’u, günde 6 saat okumak üzere, altı günde bitirdi. Toplam olarak, 36 saat 31 dakika konuşmuş; ana bölümleri kendisi, belgeleri Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey okumuştu. Yabancıların ‘Six-day Speech’ ya da ‘Marathon Speech’2 dediği bu uzun söylev; ‘Türk ulusunun kurtuluş mücadelesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, tarihsel akışı içindebelgeleriyle birlikte’ ortaya koyuyordu.3
    Kurtuluş Savaşı’yla başlayıp, Saltanat ve Hilafetin kaldırılmasından İzmir Suikastı’na dek geçen 9 yıl; tutucu tepkiler, beklenmedik karşıtlıklar ve sert çatışmalarla dolu, gerilimli bir dönemdi. Bu dönemin hesabı, Türk milletine ve tarihe karşı verilmeli; olaylar, nedenleri ve gerçek boyutuyla ortaya koyulmalıydı.

    Nasıl Yazıldı
    Çankaya’daki eski köşkün üst katındaki küçük odada, sürekli ve yoğun bir çalışma içine girdi. Söylevine temel oluşturacak belirlemeleri, uzun saatler boyunca, ayakta dolaşarak yazdırıyor, yazıcılar uyumak için evlerine gittiklerinde, banyo alıp giyiniyor ve çağırdığı konuklarına o günkü taslaktan okuyup tartışmak için aşağıya, sofraya iniliyordu.4
    Afet İnan’ın ‘tarihi, tarih yapanlardan öğreniyordum’ dediği5 uzun söyleşiler bittikten sonra, kısa bir uykuyla yetiniyor ve yeni günle birlikte, aynı yoğun çalışmaya dönüyordu. Bir keresinde, hiç uyumadan aralıksız 27 saat çalışmıştı.6
    Sözlerini kağıda geçiren yazıcılar, çalışma yoğunluğuna çoğu kez dayanamıyor, yorgunluktan bayılıyordu. O ise, sıradışı bir dirilik içindeydi. Yazıcılar gittikten sonra masasına oturuyor, ‘bütün bir gün, gece yarılarına, bazen şafak sökene dek’7 çalışıyordu. Ankara’daki çalışmaları sırasında, ‘aşırı yorgunluk nedeniyle kalp krizi geçirmiş’8; havası iyi gelir gerekçesiyle, çalışmalarını İstanbul’da sürdürmüştü.

    Yeniden Yaşamak
    30 Haziran 1927’de geldiği İstanbul’da, üç aylık son bir çalışmayla Nutuk’u 30 Eylül’de bitirdi. Kimi konuları ele alırken, geçmişteki olayları adeta yeniden yaşıyor, çekilen acıların anımsanması nedeniyle oluşan duygulu ortamda, hem kendisinin hem de arkadaşlarının gözleri sıkça yaşarıyordu.
    Örneğin, İzmitli Kuvayı Milliye önderi Yahya Kaptan’ın şehit oluşunu, resmi bir üslup içinde öyle duygulu anlatmıştı ki, kendisiyle birlikte bölümü okuyan Tevfik (Bıyıkoğlu) Bey’in de gözleri yaşarmıştı.
    Prof. Afet İnan, Nutuk’un son bölümünün ilk kez okunduğu geceyi ve orada yaşanan ortamı şöyle aktarır: “Sıcak bir yaz gecesi, çevresinde kalabalık bir aydınlar topluluğu vardı. Arkadaşlarına adeta bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde; ‘oturunuz ve dinleyiniz’ dedi. Dinleyenlerin nefes dahi almadıklarını sanmıştım. Çünkü ben kendimi öyle hissediyor ve milli bir heyecanın etkisi altında yaşıyordum. Metin okunup bittiği zaman, derin bir nefes almış, fakat iki damla gözyaşını bizden gizleyememişti. Bu bölüm, yani Gençliğe Hitabe, 1927 yılının yaz aylarında sürekli okundu. Atatürk, yeni gelen her konuğuna, önce kendisi okuyor, sonra bir başkasına okutuyor ve üzerinde konuşuyordu”.9

    Nutuk’un Niteliği
    Yakın geçmişi inceleyen Nutuk, içeriği bakımından siyasi bir belge ve tarihsel kaynaktır10, ancak başlıbaşına bir tarih yapıtı değildir. Okunmak üzere hazırlanan ve Türk hitabet sanatının erişilmesi güç en güzel örneğini11 oluşturan sözel bir yapıttır. Aynı zamanda temel bir kaynak kitaptır. Nutuk’a bir anı kitabı da denilebilir. Ancak Nutuk, ‘yolun sonuna gelmiş’ bir devlet adamının yazdığı anı kitabı değildir. Kırk altı yaşındaki devrimci bir önderin, yolun ortasından ve yüksek bir noktadan12 geçmişle geleceğe bakışı ve ulusuna yaptığı uyarıdır.
    Nutuk, ideolojik bir ağırlığa sahiptir ancak bir parti liderinin, toplumun tümüne benimsetmeğe çalıştığı, resmi bir ideoloji değildir.13 Nutuk’a egemen olan düşünce, ezilen ulusların bağımsızlık mücadelesini temsil eder. Bu nedenle, örneğin, Hitler’in Kavgam’ı gibi kitaplara benzemez14; gerçeği ve kitlelerin özgürlük istemini yansıtır.
    Nutuk, başarılı bir komutanın, savaşla ilgili görüşlerini açıkladığı, yalnızca bir belge de değildir. Bu özelliği vardır. Ancak, Nutuk esas olarak, strateji yapıcısı15 bir önderin, devlet ve siyaset adamı olarak, ülkenin kurtuluşunu ortaya koyduğu bir ulusal yapıttır. Yeni devletin nasıl kurulduğundan yola çıkılarak nasıl korunacağını gösteren bir tarih belgesidir.
    Nutuk, kendisinin ve hükümetlerin kalıcı olmadığını, Devrim’e karşı saldırıların süreceğini bilerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin korunmasını ve bu amaç için izlenecek yolu belirlemiştir.

    “Millete Yadigar”
    Devrim içindeki birliktelikleri, aymazlıkları ve ihanete varan karşıtlıkları; ayrıntılı biçimde ele aldı. Gelecek kuşakların bunlardan ders çıkarmasını istedi. “Türk milletine yadigarımdır”16 diye tanımladığı Nutuk için, ‘tarihi yaşadığımız gibi yazdık; fakat geleceği, Cumhuriyet’e inananlarla onu koruyanlara ve yaşatacaklara emanet edeceğiz’ diyordu.
    Gelecek ise, kuşkusuz gençlik demekti. Bu nedenle gençliği, Devrim’in ve onu anlatan Nutuk’un gerçek ve sürekli muhatabı17 saydı. Devrim’i, yalnızca 1927 yılı gençliğine değil, bütün zamanların Türk gençliğine emanet etti.18

    Gençliğe Sesleniş
    Sözcük seçimine gösterdiği özeni, Gençliğe Sesleniş bölümünde üst düzeye çıkarmıştı. Az sözcükle çok şey anlatmak, bunu yaparken ilerde yanlış anlaşılmamak için, Gençliğe Sesleniş’le çok uğraştı; onu, haftalar süren irdelemelerle olgunlaştırdı.
    Metin, kısa ancak çok etkiliydi ve gerçekten çok şey anlatıyordu. Geçmişten ders çıkararak gelecek için yapılan ve sonraki olaylarla kanıtlanan saptamalar, şaşırtıcı bir yerindelik ve biliciliğe (kehanete) varan öngörüler durumundaydı.
    ‘Dahili ve harici bedhahlardan’, ‘cebir ve hileyle zaptedilen kalelerden’, ‘girilen tersanelerden’ ya da ‘iktidar sahiplerinin ihanetinden’ söz edilebilmesi, dünyayı ve Türkiye’yi tanımaya dayanan, yüksek bir bilincin ürünüydü.

    Toplumbilim Ustası
    Olayları nedenleriyle ele alıp, geleceğe dönük sonuç çıkarmada ustaydı. Batı’nın Türkiye politikasını, emperyalizmi, ekonomik tutsaklığı ve işbirlikçi alışkanlıkları biliyordu. Özgür ve güçlü olmak için, askerî başarının yeterli olmayacağını, kendi kendine yeten bir ülke yaratmadan ulusal bağımsızlığın korunamayacağını söylüyordu.
    Türk ulusunu, savaşla kovulan düşmanın para ve politikayla geri gelerek işbirlikçilerini yeniden yönetime getirebileceği yönünde sürekli uyarıyordu. Gençliğe Sesleniş, bu uyarının en çarpıcı ve en özlü anlatımıydı.

    Neden Gençlik
    ‘Gaflet, dalalet ve hatta ihanet’ içinde olanların iktidara gelmesini, kendi döneminde olanaksız kıldığı için, uyarılarını kendisinden sonraki kuşaklara, yani gençliğe yapmak zorundaydı. Devrim’i gençler sürdürebilir, Cumhuriyet’i onlar koruyabilirdi. Gençlik; bir sınıf, bir örgüt ya da siyasi bir kadro değildi. Ancak, ulusun en devimsel (dinamik) kesimini oluşturan büyük bir güçtü. Bu nedenle, geleceği onlar belirleyecekti.
    Gençliğe yönelttiği açık ileti, Cumhuriyet’e sahip çıkarken ‘her ortam ve koşulda’ yalnızca kendi gücüne dayanması ve savaşım için gerekli özgüvene sahip olmasıydı. Ulus ve yurt bilinciyle donanmış; öğrenci, işçi, köylü ya da asker gençlik; gereksinim duyacağı özgüveni, Türk toplumuna özgü törelerde ve özgürlükçü geleneklerde bulacaktı. ‘Damarlardaki soylu kanda’ var olduğunu söylediği ana güç, bu geleneklerin biçim verdiği özyapının anlatımından başka bir şey değildi.

    Coşku ve Bilimsellik
    Anlatımda, doğruluktan ve haklılıktan kaynaklanan duru bir yalınlık, güçlü bir özgüven vardır. Türk ulusunun acı çektiği çileli bir dönem, dönemin aşılmasını sağlayan önderin içten ve coşkulu duygularıyla anlatılmıştır. Coşku ve içtenlik belgelerle dengelenmiş ve ortaya bilimsel değeri olan olgun bir yapıt çıkmıştır. Nutuk, yalnızca okunduğu dönemde değil, benzer olaylar aşılmadığı sürece, önemini her zaman koruyacaktır.
    Nutuk’u yazma amacını açıkladığı son bölüm ve hemen ardından okuduğu Gençliğe Sesleniş, duygululuğun, en yüksek düzeye çıktığı andır. Bu bölümü okurken, kendisi ve dört yüz delege ağlıyordu. Nutuk’u şöyle bitirmişti: “Muhterem Efendiler, sizi günlerce işgal eden, uzun ve ayrıntılı sözlerim, en nihayet, mazi olmuş bir devrin hikayesidir. Bunda, milletim için, gelecekteki evlatlarımız için, dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları gösterebilmişsem, kendimi bahtiyar sayacağım. Söylevimde, milli hayatı son bulmuş kabul edilen büyük bir milletin, istiklalini nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan, milli ve çağdaş bir devleti, nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığıuyanmanın ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin yegâne temeli budur...”19

    alıntıdır...
    Konu SuLTann tarafından (17-10-2019 Saat 00:51 ) değiştirilmiştir.
    ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

    Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

    MUSTAFA ŞEREF,
    KEMAL GURUR,
    ATATÜRK ONURDUR...

    Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
    Horasan köyünden geliyor pirim
    Kırklar binasında var oldu yerim
    Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
    Pir Zöhre Ana

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.