Cevat Abbas’ın, Atatürk’ün manevi evlatlarından biri olan Abdürrahim Tunçak ile Tunçak’ın annesi saydığı Zübeyde Hanım’ı Halep’e Mustafa Kemal’in yanına götürmesinin öyküsü; Tunçak’ın anılarından…

Mustafa Kemal Paşa onu üç yaşındayken İstanbul’a annesinin yanına getirip ona;

- "Bu çocuğu biz büyütelim. Bu çocuk bizim çocuğumuz olsun" demiş, aile onu kendilerinden saymıştır.

Abdürrahim Tunçak da aileye gelişini şöyle anlatmıştır.

- "Ben ana da bilmem baba da bilmem. Kendimi bildiğimde annem olarak Zübeyde Hanım’ı, abla olarak Makbule hanım’ı, birde Paşamız’ı tanıdım. Benim ailem bu aileydi. Ben kendimi bu ailenin çocuğu olarak kabul ettim. Hepte öyle kaldım. Gerçek annemin ve babamın kim olduğunu asla öğrenmedim."

Abdürrahim Tunçak, Zübeyde Hanım’la birlikte Halep’e Mustafa Kemal’in yanına gidişlerini anılarında şöyle dile getirmiştir:

- "Mustafa Kemal Paşa’nın Suriye’deki rahatsızlığı İstanbul’daki Akaretler’deki 76 numaralı eve başka biçimde yansımıştı. Annem Zübeyde hanım ağlıyordu."

- "Mustafam kör olmuş… Mustafam’ın gözleri görmüyormuş artık" diye.

- "Annemin duyduğuna göre Mustafa Kemal Paşa, çölde bir kum fırtınasına yakalanmış. Kum tanecikleri ok gibi gözüne girmiş. Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri görmez olmuş. Tam bir hafta durmaksızın ağladı."

Haber aldığımızın ikinci haftasında Cevat Abbas Bey geldi eve:

- "Halep’e dönüyorum Mustafa Kemal Paşa’ya sağlık haberlerinizi götürmeye geldim." dedi.

Mustafa Kemal Paşa’nın Çanakkale’de yaverliğini yapan, ondan sonra onun yanından hiç ayrılmayan Cevat Abbas Bey ailemizin bir ferdi gibiydi.

Annem onu bırakmadı.

- "Mustafam’ın gözleri kör olmuş. Benide götüreceksin onun yanına. Onu görmezsem ölürüm ben burada" demesi üzerine Cevat Abbas Bey’de:

- "Bu konuyu yarın görüşürüz" diyerek evden ayrıldı. Cevat Abbas Bey ertesi gün geldiğinde, müjdeli haberide beraberinde getirdi.

- "Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çektim. Sizin oraya gitmek istediğinizi söyledim. Biraz önce telgrafıma cevap geldi. Sizi getirmemi emrediyor. Abdürrahim’i de getirmemi emrediyor."

Cevat Abbas Bey bizi asker ve cephane taşıyan bir trene bindirdi.

Bir hafta süren bir yolculuktan sonra Halep’e geldik.

Annem, Mustafa Kemal Paşa’ya sarılıp öpüyordu.

- "Bak anne kör değilim" diyordu…

- "Biraz hastalık geçirdim, şimdi düzeldim" dedi. Bana sarıldı, kucağına aldı öpmeye başladı beni.

- "Bak Abdürrahim’i de görüyorum anne" diyor ve sevincini tekrar dile getiriyordu.

- "Ne güzel ikinizde buradasınız" diyordu.

Kaynak: Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, (Cepheden Meclise Büyük Önder İle 24 Yıl), Derleyen; Turgut Gürer, Yapım-C, 1. Baskı, Ekim 2006. ISBN: 9944-5856-0-2. Sayfa: 177-178

Tüm forumdan rastgele konular:

  • » Türkiye'yi yazılım merkezi yapacağız
  • » AKP laiklik ilkesini ayıkladı
  • » Indesign öğrenmek isteyenler buraya...
  • » Soma için 'insanlık nöbeti'
  • » Bu Caminin Alt Katı Cemevi
  • » Kırkkaşık Bedesteni
  • » İlaç yerine zehir içmeyin
  • » Bence En Komik X ?
  • » Çocuğumuz olmuyor
  • » Outcast’i tırnak, Damien’i cips yiyerek...

Aynı kategoriden rastgele konular:

  • » Atatürk'ün Türk Birliği
  • » Atatürk aşkı böyle bir şey..
  • » 'Adam' olmak nedir kime denir
  • » 19 MAYIS'a doğru...
  • » "Gözüm yaşararak hatırlarım"
  • » Atatürk Samsun'a doğru ilerliyor...
  • » İlk Türkçe Kuran’ı Ata okutmuş
  • » Atatürk'ün Dindarlığı
  • » İşte Mustafa Kemal Atatürk'ün huzur...
  • » Atatürk’ün Duası