2. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
Gösterilen Sonuçlar: 11 ile 20 ve 33

Konu: .::Atatürk Kütüphanesi::.

  1. #11
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Atatürk ve ismet inönü

    Yıl : 1957



    İsmet inönü aleyhine söylenmiş bir söz nedeniyle :



    Ismet paşa (inönü) hakkında söz söylenmesine katlanamayan barutçu söz etmişse de söz hakkı verilmeyince meclisi terketmiş, yazıhaneye gelmişti. üzerinde hırsını yenememiş bir insanın hali vardı. Sık sık dudaklarını ısırıyor ve emiyordu.



    - bugün eğer bana söz verselerdi, ağaoğluna şu anıyı anlatacak ve ismet paşa'nın (inönü) nasıl bir insan olduğunu kendisine öğretecektim. Anının gözlemcisi refik koraltan idi ve barutçu’ya o anlatmıştı.



    Serbest fırka’nın kurulduğu günlerde imiş. Fırka reisi fethi bey, vapurla istanbul’dan izmir’e doğru geliyormuş. Gemi ayvalık açıklarında iken, izmir valisi kazım paşa (dirik) atatürk’e gönderdiği telgraflarda fethi bey’in izmir’e ayak basmamasını, zira izmir’de önemli olaylar çıkabileceğini ve belki de fethi bey’in (okyar) hayatına dahi kastedilebileceğini, izmir’lilerin kendisine karşı büyük bir antipati duyduklarını, belirtiyormuş. Atatürk:



    - telgrafı fethi bey’e (okyar) gönderiniz, hareketini tayinde serbesttir, emir buyurmuşlardır.

    Vapur izmir açıklarına geldiği zaman bir de bakılıyor ki, olaylar hiç de kazım paşa’nın anlattığı gibi geçmiyor. Onbinlerce kalabalık kordonboyu’nu doldurmuş ve fethi bey’i karşılamaya hazırlanıyorlar. Fethi bey izmir’e ayak basınca yapılan büyük gösteriler arasında izmir kemeraltı bölgesindeki kahvelerde asılı bulunan atatürk’ün ve ismet inönü’nün resimleri ayaklar altına atılıyor, yırtılıyor ve çiğneniyor.



    Bütün bu olaylar, vaktinde atatürk’e iletiliyor ve pek tabii ki, atatürk üzülüyor. O günün akşamı milletvekillerinden oluşan bir kurul atatürk’ü yatıştırmak için çankaya’ya çıkıyorlar. Atatürk’ün bu olay nedeniyle söylediği söz şu oluyor:



    - benim resimlerimin yırtılmasına, çiğnenmesine üzülmedim desem yalan söylemiş olurum. Fakat asıl beni üzen nokta nedir bilir misiniz? O izmir’i kurtarmak için canını dişine takmış batı cephesi komutanı ismet paşa’nın resimlerinin yırtılıp çiğnenmesidir. Bari bu davranış ona uygulanmasaydı.









    Arıburnu, age, s: 338-339
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  2. #12
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Dış politika ve sorumluluk

    Bir akşam, daha sofraya henüz oturmuştu. Tevfik rüştü aras ile bilardo oynuyorlardı. Aras’ı telefondan çağırdılar. Içeriye dönerken :



    - atatürk, dedi, size canınızı sıkacak bir haber vereceğim : Yugoslavya kıralını öldürmüşler.



    üzüntülerini daima içinde saklamayı bilen ebedi şef kıpkırmızı olmuştu, ayakta duramadı. Gelin, sofrada konuşalım dedi. O gece, sabahın yedisinden akşamın tam yedisine kadar büyüklerimizi çağırtarak onlarla ne kadar titiz bir dikkatle konuştuğunu, onlara direktifler verdiğini görerek hayret içinde kalmıştım. O gece alınması kendilerince gerekli gerekli görülen tedbirler ne kadar derin bir görüş eseri olduğunu sonradan çıkan olaylar bize pek iyi anlatmıştı. O akşam bu tedbirleri alnının çizgileriyle; erken ve anlaşılmaz bir sakınma gibi karşılayanlardan değerli bir kişi yine bir gün bunun bir keramet olduğunu huzurlarında açıklamıştı.



    Ancak sabah olmuş, gün yayılmıştı. Sofrada dört beş kişi kalmıştık :



    - acıktınız galiba, dedi.



    Harp okulundan beri çok sevdiğini söylediği fasulyeli pilavla muhallebi ve kavun geldi. Sabahın tam yedisinde böyle tatlı ikinci bir akşam yemeğinden sonra :



    - uykunuz, geldi, artık size müsaade. Ben, çakmak’ın, (sayın mareşalimiz o gece istanbul’da yavuz zırhlısında bulunuyorlarmış) izlemlerini almadan yatmayacağım, demişlerdi.

    Arıburnu, age s:322-323
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  3. #13
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart laiklik üzerine olan gerçek yaşam öyküleri

    ATATÜRK'ÜN
    LAİKLİK ÜZERİNE OLAN GERÇEK YAŞAM ÖYKÜLERİ



    Ölmeyi tercih ederiz

    General pershing'in kurmay başkanı olan general harbord sivas'ta mustafa kemal'le görüşürken der ki;



    - türk tarihini okudum. Milletiniz büyük komutanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta almanya müttefikinizle dört yıl harbettiniz, yenildiniz, dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit vakit görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?



    Mustafa kemal generale " teşekkür ederim dedi. Tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişsiniz. Fakat, şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz."



    general ve arkadaşları sezsizce ayağa kalktılar.



    - bizde olsa böyle yapardık!



    F.rıfkı atay,çankaya
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  4. #14
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Efkarı yoklamak.


    Birgün sohbetin ilerlediği bir zamanda, atatürk bir ara şu suali sordu:



    - "ben artık cumhurbaşkanlığından çekilmek, parti başkanı olarakçalışmak istiyorum.

    Siz ne dersiniz?"



    ata bu soruyu sorarken etrafında bulunanların teker teker yüzüne bakıyordu. Herkes sorunun kendisine yöneltildiğini sanmış; şaşkınlık içine düşmüştü, rahmetli rıfat bey'de böyle sanarak cevabın akıbetini hiç düşünmeden;



    - "muvafık efendim" deyi verdi.



    Birden yüzündeki yumuşak ifade silinen atatürk sert bir şekilde ona doğru baktı ve sonra merhum ziya bey'e döndü onun cevabını bekledi. Fakat ziya bey;



    - "efendimiz bilir!" diyerek işin içinden sıyrıldı. Imtihan sırası bana gelmişti.



    - "henüz göreviniz bitmemiştir. Inkılaplar tamam olmamıştır. Tamam olunca biz size (artık çekil, istirahat et) deriz, inkılap yarım bırakılmaz!" cevabını verdim. Gülümsedi.



    - "zaten ben de bunun için henüz bırakmak istemiyorum" dedi. Maksadı efkarı yoklamaktı.



    Said arif terzioğlu, insancıl atatürk
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  5. #15
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Zafere inanıyordu

    Yaşanılan şartlar ne olursa olsun, istiklal ve hürriyet için açıkça ifadesi şart gayeleri, devlet literatürüne o soktu. Sakarya zaferi öncesinde düşman toplarının polatlı'dan duyulduğu ve devlet merkezinin ankara'dan kayseri'ye taşınması hazırlıklarının yapıldığı buhran günlerinde tekalif-i milliye adı altında vatandaşın nesi var nesi yoksa yüzde kırkına el koyarken verilen senedlere;



    "zaferden sonra aynen iade" tabirini maliye vekili hasan bey "zaferin elde edilmesi halinde" şeklinde değiştirmek isteyince, yerinden fırlamış;



    - "ne demek zaferin elde edilmesi halinde... Zafer elbette elde edilecek, şüphe mi ediyorsun? " diye bağırmıştı.



    Cemal kutay, atatürk olmasaydı
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  6. #16
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Geçmiş olsun


    Karşısında kim olursa olsun, milleti ve devletinin haysiyet ve itibarını alakadar eden mevzularda seromoniyi aşarak hakikatleri ders verir gibi konuşmak yiğitliği atatürk’le devlet literatürüne girmiştir. 4 ekim 1933’de dolmabahçe sarayı’nda, istanbul’a gelen yugoslavya kralı ıı.aleksandr ile kraliçe mary’yi kabul etmiş, aynı akşam şereflerine ziyafet vermişti. Baş başa kaldıklarında yugoslav kralı:



    -” size bir hakikatı anlatmak isterim. 1919’da ingilizler, ege sahillerinizin işgali için yunanlılardan evvel bana müraacaat ettiler. çok cazip teklifler de yaptılar. Fakat ben reddettim. Ekselansınızı tanıdıktan sonra bu kararımın doğruluğunu bir daha anladım.” dedi.



    Başkası olsa ne yapardı? Teşekkür ederdi değil mi?



    Hayır!.. Yugoslav kralı cümlesini tamamlayıp cevap bekler gibi tavır alınca, atatürk ayağa kalktı, bunun üzerine kral da kalkmıştı. Ona bir iki adım attı ve dudaklarında kendisine çok yakışan anlamlı tebessümü ile elini uzattı:



    - “geçmiş olsun majeste...” dedi.



    çünkü mustafa kemal’in, kendisine istanbul rumları şivesi ile kosti dediği yunan kralı konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtını kaybetmişti.



    Atatürk ile devlet hayatımızda yaşanılan günü düşünme ve nabza göre şerbet verme illetinden kurtulunmuştur.

    Cemalkutay, atatürk olmasaydı
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  7. #17
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Bu millet o kadar zengin değil



    Bir tarih’te Atatürk ege vapuru ile mersin’e gitmiş. Dönüşte vapur fethiye’de durmuş. Kasabada halk şenlik yaparken, gemilerden de havai fişekler atılıyormuş. Kendisine refakat eden zafer torpidosu’nda bulunan atatürk, donanmanın şenliklerini seyrederken, zafer torpidosu komutanına kumandanlardan biri,bir torpil atmasını söylemiş. Torpido kumandanı:



    - hayhay efendim, yanlız bir torpilin kıymeti elli bin liradır demiş.

    Bunun üzerine atatürk:



    - vazgeçin torpil atmaktan, bu millet o kadar zengin değildir.

    Ve torpido kumandanına dönerek:



    - sizi tebrik ederim, diye iltifatta bulunmuş.

    Anekdotlarla atatürk

    em.tümg.muzaffer erendil
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  8. #18
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Atatürk’ün bir hediyesi

    Bir gün konya’da behiç bey’in evinde mustafa kemal general tawsend şerefine büyük bir ziyafet verdi. Ziyafette behiç bey, muhtar bey, salih bozok bulunuyorlardı. Yemek çok güzel bir hava içinde geçti. Yemeğin sonunda mustafa kemal misafirine dedi ki:



    -” biz türklerde bir adet vardır. Misafirimize mutlaka bir hediye veririz. Ben asil bir milletin mütevazi bir başkumandanıyım. Size ancak bu tesbihi verebiliyorum” diyerek elindeki kırmızı mercan tesbihi hediye etti ve sofradan kalkılacağı sırada kolundaki saati çıkararak general’e dedi ki :



    -”bu saati bana anafartalarda bir türk askeri, ölen bir ingiliz zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında subayın künyesi yazılıdır.bu subay’ın ailesini arattımsa da bulamadım. Ingiltereye döndüğünüzde, ailesini bulur ve saati verirseniz çok memnun olurum” diyerek generale teslim etti.

    Anekdotlarla atatürk em.tümg.muzaffer erendil
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  9. #19
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Geleneksel dostluk


    28 haziran 1933 tarihinde ankara erkek lisesinde imtihana giren çocuklardan biri sorulan bir suale şöyle cevap vermişti :



    - fransa ile olan ananevi dostluğumuz icabı ...



    Atatürk, derhal öğrencinin sözünü keserek sormuştu :



    - hangi ananevi dostluk, bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu ?



    O zaman coğrafya öğretmeni ayağa kalkarak “ben söyledim paşam” diye onun hiddetini azaltmaya çalışmıştı. Bana dönünce ve “sen söyle tarih hocası” deyince, hemen ayağa kalkarak cevap vermiştim.



    - paşam, ortada ananevi bir dostluk yoktur. Yalnız müşterek hareketlere fransız muharrirleri ananevi dostluk vasfını vermişlerdir. Mesela kırım harbinde olduğu gibi ...



    -aferin bu hakikaten böyledir. Maalesef türk’ün ananevi dostu yoktur. Menfaatler müşterek olunca avrupalılar hemen (ananevi dostluk) ismini vermişlerdir, buyurmuşlardı.



    Dr. Samih nafiz tansu
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

  10. #20
    Bölüm Denetmeni GAMZE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    08-01-2008
    Bulunduğu Yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    7.512
    Ettiği Teşekkür
    8
    13 mesaja 17 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    57

    Standart

    Atatürk kendini tanımlıyor

    Etrafını çeviren halktan bir genç, ata’ya sordu :



    - paşa hazretleri, bir italyan gazetecisi olan kont sfortza bir eserinde sizden (diktatör) diye bahsediyor. Gençlik olarak ne cevap verelim?



    Atatürk hiç tereddüt etmeden cevap veriyor :



    - ben bir diktatörüm.



    Meclistekilerin hepsi şaşırıyor, ata izah ediyor :



    - fakat benim hayatımı tetkik edenler görürler ki ben mısır firavunları gibi şahsıma mezar yaptırmak için kırbaçlar altında insanları sürmedim. Ben, memlekete tatbik etmek istediğim herhangi bir fikri evvela kongreler toplayarak, onlara danışarak bunları onlardan aldığım selahiyete dayanarak tatbik ettim. Işte erzurum, sivas kongreleri, işte büyük millet meclisi bunun en canlı ifadeleridir. Onlar ne derlerse desinler biz yolumuza devam edelim.

    Muammer yüzbaşıoğlu
    Benden evvel ben oldum
    Beni bende ben buldum
    Sahralara indim durdum
    Bana Ali dediler

    Merdan idim dirildim
    Her bedene verildim
    Kırk Kapı dört makamda
    Öldüm öldüm dirildim.

    Mürşit Zöhre Ana..

Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-08-2015, 18:34
  2. Dünyanın En Küçük Kütüphanesi
    HüsniyeDuman - forum Agora (Meydan Yeri)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19-06-2011, 23:54
  3. İskenderiye Kütüphanesi
    Zekai - forum Ehli Kamil Grup
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-07-2009, 13:05
  4. "Dünya Sayısal Kütüphanesi" yayında
    HüsniyeDuman - forum Güncel Olaylar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-04-2009, 17:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.