PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Arkeoloji'den Haberler



neodry
04-07-2014, 08:02
Karacaoğlan’ın Mezarı Bulundu mu?

419
Res. Karacaoğlan, [Only Registered Users Can See Links] 04.07.2014/07:54


Karaman’ın Sarıveliler ilçesindeki Hacı Salih Camii’nde yapılan restorasyon çalışması sırasında Osmanlıca “Karacaoğlan’ın Ruhuna Fatiha” yazılı bir mezartaşı ve mezar bulundu.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yaklaşık bir buçuk yıl önce Sarıveliler ilçesindeki tarihi Hacı Salih Camii’nin restorasyon çalışmasına başladı. Yaklaşık bir ay önce de iş makinesi ile bahçede yapılan çalışmalar sırasında bir mezartaşına rastlanıldı. Bunun üzerine mezartaşının çevresindeki toprak temizlendi ve bir mezar ortaya çıkarıldı.

Mezartaşının üzerindeki yazının anlamını tespit etmek içinde bunun fotoğrafı çekilerek Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Akgül’e gönderildi. Akgül, taşın üzerinde Osmanlıca “Karacaoğlan’ın Ruhuna Fatiha” yazdığını belirledi.

Taşın 1600′lü yıllara ait olabileceğinin değerlendirilmesi de mezarın Karacaoğlan’a ait olma olasılığınnı güçlendirdi. 1600’lerin başında doğduğu sanılan Karacaoğlan’ın, “Barçın Yaylası’nda üç güzel gördüm” adlı şiirinde adı geçen yaylanın Karaman’ın Sarıveliler İlçesi sınırlarında yer aldığına dikkat çeken yetkililer, daha kapsamlı araştırma yapmak için harekete geçti.

Mezar ve mezartaşı üzerinde bilimadamları tarafından çalışmaların sürdüğünü belirten Sarıveliler Belediye Başkanı Hayri Samur, “Taşla ilgili doneleri İstanbul Üniversitesi’ndeki Kemal Yavuz hocaya ilettik. Bu taşların kronolojik olarak 300-400 yıl öncesine dayandığı önsezi olarak ifade edilmektedir. Bilimadamları araştırmalarını tamamladıktan sonra son noktayı koyacaktır” dedi

Türbesi yapılacak

Samur, mezarın Karacaoğlan’a ait olduğu yönünde güçlü bulgular oluşursa, buraya Karacaoğlan’ın türbesini yapacaklarını ve Karacaoğlan’ın da Sarıveliler’de yaşadığını kanıtlayan bir tescil belgesi almayı planladıklarını söyledi.

17.06.2014 Milliyet

[Only Registered Users Can See Links]

neodry
04-07-2014, 08:26
Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetler Müzesi 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre'nin Lozan kentinde 68 Müze arasında birinci seçilerek "Avrupa'da Yılın Müzesi" unvanını elde etmiştir. Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik Çağdan başlayarak günümüze kadar, kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

Ankara’da ilk müze, Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey tarafından 1921 yılında kalenin Akkale olarak isimlendirilen burcunda kurulmuştur. Bu müzenin yanısıra Augustus Mabedi ile Roma Hamamında da eser toplanmıştır.


Müzenin Tarihçesi

Atatürk’ün telkinleriyle merkezde bir “Eti Müzesi” kurma fikrinden hareket edilerek diğer bölgelerdeki Hitit eserleri de Ankara’ya gönderilmeye başlanınca geniş mekanlara sahip bir müze binası gerekli görülmüştür. O zamanki Kültür (Hars) Müdürü Hamit Zübeyr Koşay tarafından, devrin Maarif Vekili Saffet Ankan’a metruk halde bulunan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Hanın onarılarak müze binası olarak kullanılması önerilmiş, bu fikir kabul edilerek, 1938 yılından 1968’e kadar devam eden bir restorasyon çalışması başlatılmıştır. Bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekanın büyük bir kısmının onarımının 1940 yılında bitirilmesi ile eserler, Alman Arkeolog H. G. Guterbock başkanlığındaki bir heyet tarafından yerleştirilmeye başlanmış, 1943 yılında binaların onarımı devam ederken, orta bölüm ziyarete açılmıştır. Bu bölümün onarım projesi Y. Mimar Macit Kural, ihale sonrası onarımı ise Y. Mimar Zühtü Bey tarafından yapılmıştır. 1948 yılında Müze İdaresi Akkaleyi depo olarak bırakıp, Kurşunlu Hanın onarımı tamamlanan dört odasına yerleşmiştir. Kubbeli mekanın çevresindeki arastanın restorasyon ve teşhir projeleri Anıtlar Yüksek Mimarı İhsan Kıygı tarafından hazırlanmış ve uygulanmıştır. Beş dükkan orijinal halde bırakılıp, dükkan aralarındaki bölmeler kaldırılmış ve böylece, teşhir için geniş bir çevre koridoru elde edilmiştir. Müze yapısı 1968 yılında son şeklini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da araştırmacı odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iş atelyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise teşhir salonu olarak kullanılmaktadır.

Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, Anadolu Arkeolojisi, Paleolitik Çağdan başlıyarak günümüze kadar Osmanlı devrinin bu tarihi mekanlarında kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

2014 yılında müzenin yeni yüzü

Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin, 2010 yılından bu yana devam eden restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları tamamlanmıştır. Müze 13 Mayıs 2014 Salı günü, Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ömer Çelik’in katılımları ile ziyarete açılmıştır.
x1utu5x_anadolu-medeniyetleri-muzesi_news

Pazartesi hariç, diğer günler 08:30 – 19:00 saatleri arasında ziyaretçilere açıktır.
Kaynak: [Only Registered Users Can See Links]

neodry
19-07-2014, 18:36
Eski Mısırlılar biri öldüğünde öbür dünyaya gitmeden önce ölünün yer altı dünyasını geçmesi gerektiğine inanıyordu.Yer altı dünyası korkunç canavarlar ve tehlikeli hayvanlarla doluydu. Ölünün bu tehditleri atlatabilmesi için sihirlere ihtiyacı vardı. Eski Mısırlılar bu yolculukta onlara eşlik edecek büyüleri seçebiliyordu. Büyüler Ölüler Kitabı'ndan seçilip papirüse yazılarak tabutun içerisine konuluyordu.
Peki ya Mumyalama Nasıl yapılırdı?


İlk olarak ölü "ibu" yani "arınma yeri" olarak bilinen çadıra getirilirdi. Burada mumyalayıcılar ölünün vücudunu güzel kokan palmiye şarabıyla yıkar ve Nil suyuyla durulardı.

Ardından ölünün sol tarafında bir kesik açılır ve iç organlarının çoğu çıkarılırdı. Organların çıkarılmasının sebebi bunların vücudun ilk çürüyen bölümleri olmasıdır. Karaciğer, akciğerler, mide ve bağırsaklar yıkanır, ardından natron olarak bilinen doğal sodyum karbonat ile kaplanırdı. Bu sayede organların kuruması sağlanırdı.
Kalp vücuttan çıkarılmazdı. Çünkü kalp ölümden sonraki yaşam için gerekli olacak akıl ve duyguların merkeziydi. Beyin burundan sokulan bir kanca yardımıyla ezilerek burun deliğinden çıkarılırdı.
Vücudun tamamı ve içi natron ile kaplanırdı. Mumyalama işlemi sırasında kullanılan tüm bez parçaları ve sıvılar ölüyle birlikte gömülürdü.
40 gün sonra vücut tekrar Nil suyuyla yıkanır ve cildin esnek kalmasını sağlayacak yağlarla kaplanırdı. Kurumuş organlar vücuda geri konar ve içi talaş, yaprak ve bez gibi kuru materyallerle doldurulurdu. Son olarak vücuda yeniden güzel kokan yağlar sürülürdü.
Geçmişte iç organlar vücuttan çıkarıldığında kavanozlara konurdu. Ancak yıllar içerisinde mumyalama şekilleri değişti ve organlar kuruduktan sonra vücuda geri konmaya başladı. Ancak odun veya taştan oyulmuş kavanozlar organları koruması amacıyla yine de mumyayla birlikte gömülüyordu.
İnsan başlı tanrı İmset karaciğeri korurdu. Babun başlı tanrı Hapi akciğerleri korurdu. Çakal başlı tanrı Duamutef mideyi korurdu. Şahin başlı tanrı Kebehsenuef ise bağırsakları korurdu.Mumyanın sarılması İlk olarak baş ve boyun ardından el ve ayak parmakları teker teker kaliteli keten ile sarmalanırdı. Kollar ve bacaklar ayrı sarılır, katmanların arasına vücudu koruyacağına inanılan muskalar yerleştirilirdi.
Sarma işlemi esnasında bir rahip yüksek sesle büyüler okurdu. Bu dualar kötü ruhların kovulması ve ölünün sağlıklı bir şekilde öteki hayata geçmesi için gerekliydi.Daha sonra kollar ve bacaklar da bir araya sarılırdı.
Üzerinde Ölüler Kitabı'ndan alınmış dualar ve sihirlerin olduğu bir papirüs rulosu konurdu. Daha fazla bez kullanılarak beden sarılır, her seferinde bandajların arasına birbirlerine yapışmalarını sağlayacak reçine konurdu.
Vücudun etrafında bir kıyafet giydirilir ve üzerine tanrı Osiris'in ismi çizilirdi. Ardından mumya tabutların içine yerleştirilirdi.


Kaynak: Eski Mısır'da mumyalama nasıl yapılırdı? -Sayfa: 12 - Milliyet.com.tr ([Only Registered Users Can See Links]), tarih: 19.07.2014 saat:18:35

neodry
19-07-2014, 18:44
Toplam 3.500 metrekare mozaik sergilenecek müzede arkeolojik eserler de yer alacak. 32 bin 754 metrekare kapalı alana sahip olacak müze 20 Temmuz’da Başbakan Erdoğan’ın Hatay mitingine yetiştirilmeye çalışılıyor.

Antakya Mozaik Müzesi’nin temeli 2011 yılında atılmıştı. 2013 yılına yetiştirilmek istenen müze 2 kısma ayrıldı. Birinci kısım 20 Temmuz’a yetiştirilmek üzere gece gündüz çalışmalar sürüyor. Birinci kısımda yaklaşık 1400 metre kare mozaik sergilenecek. İkinci kısım da tamamlandığında 3500 metrekare mozaik müzede sergilenecek.
Gaziantep Zeugma Müzesi’nde 2400 metrekare mozaik sergilenirken
Tunus Bardo Müzesi’nde 1300 metrekare mozaik sergileniyor. Tunuslular gerçek rakamı gizleyip her defasında 5000 metrekare deseler de bu rakam ülke genelindeki tüm mozaikleri kapsıyor.
Bardo Müze’sinde sergilenen bunun üçte biri kadar.
Bu nedenle Hatay Müzesi açıldığında dünyanın en büyük mozaik müzesi olacak.

Antakya Mozaik Müzesi’nde tüm uygarlıklara ait sergiler 9 ayrı temada toplam 10 bin 700 metrekare alanda sergilenecek. 400 m2′lik çocuk müzesinin de yer alacağı müzede ayrıca 2 işlik, uygulama merkezi, 2 sözel kurs salonu, 97 m2′lik hediyelik eşya satış merkezleri, 250 m2′lik kütüphane ve arşiv bölümü, misafir, personel ve ziyaretçilerin araçları için 88 araçlık bir otopark yeri ve 347 m2′lik kafe ve dinlenme alanı ile 222 kişilik toplantı salonu da yer alacak…

EŞSİZ MOZAİKLER VAR!

Eski müzede yer alan mozaikler de yeni müzeye taşındı. Ayrıca depolarda ve arazideki mozaikler de yeni müze içinde koruma altına alındı. Eski Antakya Müzesi’nin ise Dinler Tarihi Müzesi olacağı belirtiliyor.

Khresis Mozaiği, Büfe Mozaiği, Sarhoş Dionysos Mozaiği, Narkisos Mozaiği, Mevsimler Mozaiği, Dansözler Mozaiği, Venüsün Doğuşu mozaiği gibi çok önemli mozaikler yeni müzede ziyaretçilere açılacak.

Kaynak : Dünyanın En Büyük Mozaik Müzesi Açılıyor | Arkeoloji Haberleri - arkeolojihaber.net ([Only Registered Users Can See Links]), tarih: 19.07.2014 saat: 18:43