PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Zihinsel Engellilerle İlgili HErşey



zümre
08-10-2009, 01:35
ZİHİNSEL ÖZÜR ( MENTAL RETARDASYON)

Zeka, zihinsel birçok yeteneğin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler bileşimidir. Bu yetenekler algılama, bellek, düşünme, öğrenme, mantık yürütme gibi yeteneklerdir ve bunların birbiriyle uyumlu ve ilişkili çalışması sonucu zihinsel fonksiyonlar yürütülmektedir.


Zihinsel özür, kişinin yaşadığı toplum içerisinde sorunlarla başa çıkma yeteneğini etkileyen, zihinsel bir kısıtlama ya da sınırlanmadır. Bir çocuk ya da yetişkine zihinsel özürlü tanısı konulabilmesi için ortalamanın altındaki zeka işlevi ile birlikte iletişimde, öz bakımda, evdeki yaşamda, toplumsal becerilerde, toplumsal yararlılıkta, kendini yönlendirmede, sağlığı korumada, akademik becerilerde ve çalışma alanlarında iki veya daha fazla bozukluğun bir arada olması ve bu durumun 18 yaşından önce başlaması öngörülür. Zihinsel özür, ülkemizde yaygın olarak karşılaşılan özür gruplarından birisidir. Çocuğunuzun zihinsel özürlü olmasına neden olan çeşitli etmenler vardır. Bunlar dört grupta incelenebilir:

A. Doğum öncesi

• Gebeliğin özellikle ilk üç ayında uzun süren yüksek ateş,

• Gebelik döneminde geçirilen çeşitli hastalıklar,

• Gebelikte doktor denetimi dışında ilaç kullanımı,

• Alkol, sigara ve benzeri madde kullanımı,

• Annenin kansızlığı,

• Annenin geçirdiği bazı kronik hastalıklar (hipotroidi vb ),

• Yetersiz ve dengesiz beslenme,

• Gebelik sırasında geçirilen kazalar.

B. Doğum sırası

• Doğum sırasında çocuğun oksijensiz kalması (anoksi),

• Zor ve uzun süren doğum,

• Doğum sırasında beyin zedelenmesi,

• Erken doğum,

• Düşük doğum ağırlıklı bebek.

C. Doğum sonrası

• Yeterli miktarda anne sütü almaması,

• Çevre kirliliğine maruz kalması,

• Uyaran eksikliği,

• Demir eksikliği,

• Merkezi sinir sisteminin enfeksiyon hastalıkları (menenjit gibi),

• ****bolik hastalıklar (fenilketonüri, hipotroidi vs),

• Geçirilen kazalar sonucu beyin zedelenmesi.

D. Genetik nedenler

• Akraba evlilikleri (ailede zihinsel özürlülük nedeni olan genlerin varlığında hastalık ortaya çıkar),

• Kromozom hastalıkları (Down Sendromu gibi).


2-ZİHİNSEL ÖZRÜN TEŞHİSİ
• Tıbbi açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin beyninin öğrenme, problem çözme ve IQ veya entelektüel fonksiyonlarını yerine getirme yeteneği genellikle IQ testleri ile ölçülür. Ortalama puan 100 dür. 70-75'in altında puan alanlarda zihinsel özür vardır.

• Eğitimsel açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin bağımsız olarak yaşamak için ihtiyaç duyulan becerileri yerine getirip getiremediği(adaptif davranışlar veya adaptif fonksiyonlar) incelenir. Bu becerilere örnek verirsek, giyinme, kendi kendine yemek yeme gibi günlük yaşam aktiviteleri, anlama ve cevap verme gibi iletişim becerileri, aile üyeleri, yetişkinler ve yaşıtları ile sosyal becerileri değerlendirilir.

Zihinsel özürlü bir çocuğun kesin tanısı ve özür durumunun değerlendirilmesi birçok bilim dalının (multidisipliner) incelemesiyle yapılır.

Zihinsel gelişme geriliği çocuğun yaşıtlarına göre algılama, problem çözme, bellek, soyut düşünme yeteneği, neden sonuç bağlantısı kurabilme, gerçeği değerlendirme, yargılama, anlama ve anlatabilme, öğrenme gibi bilişsel yeteneklerinde eksiklik, yetmezlik ya da bozukluk olması ile belirlenir.

Zihinsel özürlülüğün birçok belirtisi vardır. Başlıcaları şunlardır:

• Oturmayı, emeklemeyi ve yürümeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenebilirler.

• Konuşulan dili anlamada güçlük yaşayabilirler.

• Konuşmayı daha geç öğrenebilirler. Sınırlı sözcük dağarcıkları ile dikkati çekerler .

• Sesleri doğru olarak çıkarabilme (artikülasyon) ile ses bozuklukları ve kekemelik görülme sıklığı normal gelişim gösteren çocuklara göre daha fazladır.

• Hatırlamada zorlanabilirler.

• Anlamada güçlükleri olabilir.

• Sosyal kuralları anlamada güçlük çekebilirler.

• Problem çözmede zorlanabilirler.

• Mantıklı düşünmede zorlanabilirler.

• Dikkat süreleri kısa olabilir.

• Okuma-yazma, matematik gibi akademik becerilerde güçlükler görülebilir.

• Kendi başlarına karar verme ve uygulamada zorlanırlar.

• Yetişkin tarafından yönlendirilmeye gereksinim duyarlar.

Yeterli destek verildiğinde, zihinsel özürlü çocukların çoğu öğrenebilir, gelişebilir ve büyüyebilir.

Zihinsel özürlü çocuklar toplumdaki diğer çocuklardan farklıdır. Bu farklılığın zihinsel bir özür olduğunu söylemek için, çeşitli testler kullanılır. Bu testler ile bireyin/çocuğun düşünme, öğrenme ve sorun çözme ile ilgili yetenekleri ölçülür.

Zeka Özrünün Sınıflandırılması
A- Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arası.

B- Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 35-40 ile yaklaşık 50-55 arası.

C- Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 20-25 ile yaklaşık 35-40 arası.

D- İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 20-25'in altında.


Yukarıda verilen sınıflandırmalar tek başına çocukların değerlendirilmesinde yeterli değildir .

A. Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği:
Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, “eğitilebilir” olarak nitelendirilen grubu işaret eder. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, toplumsal ve konuşma yeteneklerini okul öncesi yıllarda 0-5 yaş arasında kazanırlar. Duyusal ve motor alanlardaki bozuklukları çok azdır ve çoğunlukla daha ileri yaşlara kadar zihinsel özürlü olmayan çocuklardan ayırt edilemezler. Bu çocuklar, on yaşın sonuna doğru, altıncı sınıf düzeyinde okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlarda, ancak kendi başına yaşayabilmeye yeten toplumsal ve mesleki yetenekler kazanırlar. Ancak,
alışılmışın dışında toplumsal ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarında rehberliğe gereksinim duyarlar. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, uygun destekle çoğunlukla kendi başlarına ya da bir yetişkinin denetimiyle toplum içinde bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Hafif düzeyde zihinsel özürde hareket, bedeni kullanmaya ilişkin (motor) problemler az görülür ya da yoktur. İletişim, öz bakım, ev yaşamı, sosyal etkileşim, toplum içinde yaşayabilme, kendini yönlendirme, sağlık ve emniyeti gözetebilme, akademik/okula ilişkin beceriler, boş vakitlerini değerlendirme, iş becerileri gibi özellikler yaşıtlarına çok yakın değerlerde gözlenir.

B. Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği
Orta düzeyde özürlü olan bireyler, “öğretilebilir” olarak sınıflandırılan gruba eşdeğerdir. Orta düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, konuşma becerilerinin çoğunu erken çocukluk yıllarında kazanırlar. Mesleki eğitimden faydalanır ve belirli bir denetimle kişisel bakımlarını yapabilirler. Aynı zamanda toplumsal ve iş ve uğraşı alanlarındaki eğitimden de yararlanırlar. Örneğin duyu-algı-motor bütünleştirme ve bilişsel gelişim için aktivite eğitimi, iş ve uğraşı yaklaşımı olarak uygulanır. Ancak akademik olarak ilkokul ikinci sınıf düzeyinden ileri gitmekte zorlanırlar. Ergenlik döneminde, toplumsal kuralları öğrenmedeki zorlukları, yaşıtları ile ilişkilerini bozabilir. Erişkinlikte, çoğunluğu beceri istemeyen işlerde ya da uygun destekle yarı beceri isteyen işlerde çalışabilirler. Yeterli destek ile toplumsal hayata uyum sağlarlar.

C. Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği
Ağır düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, erken çocukluk yıllarında konuşma becerilerini ya çok az kazanırlar ya da hiç kazanamazlar. Okul dönemi boyunca konuşmayı öğrenebilirler ve ancak temel (özbakım) ihtiyaçlar konusunda eğitilebilirler. Sadece okul öncesi eğitim düzeyinde (gerekli işaret ve harfleri tanıma gibi) bir eğitim alabilirler. Erişkinliklerinde yakın bir denetimle basit işleri yapabilirler. Zihinsel özre eşlik eden başka bir sorun nedeni ile özel bir bakıma gereksinimleri yoksa, aile içinde ya da küçük gruplardan oluşturulmuş grup evlerinde toplum hayatına uyum sağlayabilirler

D. İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği
Çoğunda zihinsel özre neden olan özel bir nörolojik sorun vardır. Erken çocukluk yıllarında duyu-motor işlevlerinde uyarı eksikliği nedeniyle önemli gerilikler vardır. Devamlı yardıma ve bakıma ihtiyaç duyarlar. Eğer uygun bir şekilde eğitilebilirlerse motor gelişmeleri,

kendine bakım ve konuşma becerileri geliştirilebilir. Çok yakın denetim ve koruma altında basit işleri yapabilirler.

Zihinsel özür, erken çocukluk döneminde ve okul öncesi yaşlarda gelişim geriliği ile kendini gösterir. Bu çocukların çoğu gelişim alanlarında (bilişsel, motor, özbakım, dil, sosyal-duygusal) yavaş bir gelişme gösterir ve kronolojik takvim yaşına göre geri kalırlar. Bu nedenle ağır düzeyde zihinsel özürlü bireyler genellikle erken çocukluk döneminde tanınır.

Ancak hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklarda tanı okul çağına kadar gecikebilir.

Zihinsel özürlü bir çocukta, öğrenmede güçlükler vardır. Bu çocukların sosyal becerilerinin gelişmesi (diğer kişilerle iletişim kurma, arkadaş olma) ve kendilerini idare etmeleri uzun zaman alır ve sabır gerektirir. Bu çocukların da sevgi ve şefkate gereksinimleri vardır. Buna karşın bazen anlaşılamayabilirler ve istenmedik davranışlarla karşılaşabilirler. Öğrenmek, okula gitmek, eğlenmek isterler. Ancak, desteğe gereksinimleri vardır, bu da onları anlayabilecek uygun davranışlar gösterebilecek eğitim ortamlarında olabilir. Gerekli eğitim ve destek aldıklarında, birçok zihinsel özürlü olan çocuk, iş sahibi olabilir ve bağımsız yaşayabilirler.

Erken tanı, beraberinde erken eğitim ve rehabilitasyonu mümkün kılar. Ancak, bazı durumlarda çocuğun mevcut sorunlarının ve mevcut kapasitesinin ortaya konması zaman gerektirir. Bu zaman sürecinde, çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi önemlidir
Okul öncesi yaşlarda gelişim geriliğine dikkat çeken ve en çok karşılaşılan belirtiler şu şekilde özetlenebilir:

İlk aylarda : Emme güçlüğü,

Hareket azlığı,

Çevresel uyarılara işitsel veya görsel tepkilerin zayıf olması veya olmaması.

6 aydan sonra : Oturma, emekleme, yürümede gecikmeler.

2-3 yaşında : Dil gelişiminde gecikme ve davranış bozukluğu.

4-6 yaşında : Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite.

3- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERE SAHİP AİLELERE GENETİK DANIŞMA
Genetik hastalıklar çok çeşitlidir ve büyük bölümünde zihinsel özürlülük gözlenir. Bu nedenle çocuğunuzda, akrabalarınızda ağır seyreden zihinsel özürlülük varsa; gelişimi ve davranışları diğer yaşıtlarına göre farklı ise (Örneğin üniversiteler bünyesinde bulunan) bir genetik merkezine başvurmanız gerekir.

Genetik merkezine başvurmanız gereken durumlar;
• Ailenizde ve yakın akrabalarınız arasında nedeni bilinmeyen zihinsel özürlü bireyler var ise,

• Önceki çocuklarınızda Down Sendromu gibi kromozom bozuklukları nedeniyle oluşan hastalıklar var ise,

• Çok sayıda (2 ve daha fazla) düşük yaptıysanız,

• Tüm gebelikleriniz düşük ya da ölü doğumla sonuçlanıyorsa,

• Nedeni belirlenemeyen büyüme düzensizliği var ise,

• Nedeni belirlenemeyen cinsel organ, göğüs gelişim bozuklukları var ise,

• Gebe olma yaşınız 35 ve daha üstü ise,

• Anne ya da babada bilinen bir kromozom ya da gen düzensizliği var ise,

• Ailenizde zihinsel ve gelişim özürlü bireyler var ve siz akraba evliliği yapmış iseniz,

• Gebeliğiniz sırasında anne karnındaki bebeğin ultrason ile değerlendirilmesinde bir problem ile karşılaşılmış ise.

Eğer yukarıdaki maddelerden en az biri sizde bulunuyorsa bir genetik merkezine başvurun.

Gebelik döneminde anne karnındaki bebeği (fetus) çevreleyen zar ya da sıvıdan ultrason eşliğinde alınan bir miktar parça/sıvıda genetik testler yapılır ve doğacak olan bebeğinizin test edilen hastalığa sahip olup olmadığı söylenir. Eğer bebeğiniz hasta doğacak ise nelerle karşılaşacağınız genetik uzmanlarınca size anlatılır ve yardımcı olunur.

Doğum sonrasında yapılan genetik analizlerde, kolunuzdan alınacak ufak bir miktar kan ile genetik testler yapılır ve sizlere ilgili hastalık hakkında bilgi verilir.
Anne-baba adayları, akraba evliliği yapmamış olsalar bile, zihinsel özürlülüğe yol açan risklerin olup olmadığını araştırmalı ve ilgili testleri yaptırmayı ihmal etmemelidirler. Çünkü testlerle ortaya konacak olan durumlarda erken tanı ve tedavi ile birçok zihinsel özürlülük önlenebilir. Bu testlerin bir kısmı annenin gebeliği döneminde yapılır.
Sağlıklı çocuklar ve sağlıklı bir toplum için; üniversiteler bünyesindeki genetik danışmanlık merkezleri/servisleri ile ilişki içerisinde olun.
4- ÇOCUĞUN İZLENMESİ

Zihinsel özürlü çocukların da yenidoğan bebekler gibi bir sağlık kuruluşunda büyüme ve gelişme, beslenme ve aşılarının düzenlenmesi açısından izlenmesi gerekir. Uygun beslenmemesi durumunda mevcut sorunlarına beslenme bozuklukları da eklenebilir. Ayrıca, beslenmenin de zihinsel gelişimle ilişkisi vardır.
Bebeğinizin yutma sorunları varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.
Aşılar, her çocuğun enfeksiyon hastalıklarından korunması için önemlidir. Ancak bakım, beslenme sorunu olan ve enfeksiyonlara daha duyarlı olan zihinsel özürlü çocuklarda daha da önemlidir. Bu nedenle, aşılarının zamanında yapılması gerekmektedir. Aksi durumda enfeksiyon geçirirlerse, mikroorganizmalar ve yüksek ateş, zihinsel gelişimini olumsuz etkiler.

5- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE GÖRÜLEBİLECEK SAĞLIK PROBLEMLERİ
• Zihinsel özürlü bebeklerin/çocukların oturmasını, dönmesini ve yürümesini zorlaştıran kas tonusundan (gerginliğinden) ileri gelen sorunlar olabilir.

• Beslenme, yutma, kusma, mide ve barsaklarda sorunları olabilir.

• Görme ve /veya işitme sorunları olabilir (Doğuştan katarakt gibi).

• Kemiklerinde ve eklemlerinde sorunlar olabilir. Dişleri geç çıkabilir.

• Kalpte ritim bozuklukları görülebilir. Troid bozuklukları olabilir.

• Solunum yolları, kulak, akciğer rahatsızlıkları soğuk ve enfeksiyonlara karşı dirençlerinin düşük olması nedeniyle oluşabilir.

• Havale geçirebilir.

Bütün bu bulguların bir ya da daha çoğunun zihinsel yetersizliğe eşlik etmesi, sorunu daha da ağırlaştırır, baş etmeyi güçleştirir. Çocuğun var olan sorunlar açısından ilgili uzmanlar tarafından muayene edilmesi ve gerekenlerin yapılması ihmal edilmemelidir.

Ayrıca, zihinsel özre eşlik eden sağlık sorunlarına travmalar, zehirlenmeler gibi yeni sorunlar da eklenebilir. Yeni özürlülük durumları ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle “çok destekli, çok yönlü, düzenli, aralıksız” izleme zorunludur. Ancak, kaliteli bir izleme sonunda en üst düzeyde başarıya ulaşmak için öncelikle, tanısının doğru konması, sorunun boyutlarının iyi belirlenmesi ve uygun eğitim programları ile rehabilitasyon programlarının uygulanması gerekmektedir.

6- DOWN SENDROMU
Her insanda 23'ü anneden, 23'ü babadan olmak üzere toplam 46 kromozom vardır. Down Sendromunda kromozom sayısı artmıştır ve 46 yerine 47 olmuştur. Üç tipi bulunur: Trizomi 21, Mozaik Tip, Translokasyon


Çocuğunuzun Down Sendromunun hangi tipi olduğu kromozom analizleri sonucu belirlenir.

A- Down Sendromuna Neden Olan Etmenler;
Down Sendromu dünyadaki bütün ülkelerde ve çeşitli sosyal ve ekonomik düzeydeki topluluklarda görülebilmektedir. Down Sendromlu bireyler zihinsel özürlüler grubu içinde en büyük bölümü oluşturmaktadır. Down Sendromuna neden olan etmenler hakkında kesin olarak belirlenmiş görüşler olmamakla beraber, viral enfeksiyonlar, hormonal bozukluklar, röntgen ışınları, yoğun ilaç kullanımı, genetik yatkınlık gibi etmenlerin olabileceği düşünülmektedir.

Bunlardan başka anne yaşı , Down Sendromuna neden olan en yaygın etmen olarak kabul edilmektedir. Anne yaşı ilerledikçe, başka bir deyişle kromozom yapılarında deformasyonlar arttıkça, Down Sendromlu çocuğa sahip olma riski artmaktadır. 35 yaş ve üstü anneler daha yüksek oranda Down Sendromlu bebek sahibi olma riski ile karşı karşıyadırlar. Yaş ilerledikçe Down Sendromlu bebeğin doğma oranı artmaktadır. 30 yaşın altında da Down Sendromlu çocuğa sahip anneler olabilmektedir. 18 yaşın altındaki çok genç annelerin de Down Sendromlu bebeğe sahip olma oranı yüksektir. Ancak unutulmamalıdır ki, Down Sendromuna neden olan tek etmen anne yaşı değildir, diğer faktörler de etken olabilmektedir.

Down Sendromlu bebekler, normal bebeklere göre ayırt edici fiziksel özellikleri sayesinde erken tanınabilmektedir. Böylece tıbbi yönden gerekli kontrol ve gereksinimlerin karşılanması sonucu erken eğitim ve aile danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları söz konusu olabilecektir.

B- Down Sendromlu Bireylerin Fiziksel Özellikleri

Down Sendromlu çocukların tipik bir yüz görünümü vardır. Yüz yuvarlak ve basık, gözler çekik, göz iç köşesinde küçük bir deri kıvrımı bulunur, göz kapaklarında kıvrım mevcuttur. Gözler birbirinden ayrık durur. Burun kökü basık, burun kalkıktır. Şaşılık görülebilir. Özellikle bebeklerde ağız küçük ve dil dışarıdadır. Bu nedenle salya akar ve ağız kenarında çatlaklar oluşur. Kulaklar aşağıda ve kulak yolu dardır. Baş basık, saç, kaş, kirpikler seyrektir. Boyun kısa ve geniştir. Gövde kısa ve geniş, karın geniştir. Kol ve bacaklar genellikle gevşektir. El ve ayak parmakları kısa ve künttür. Avuç içi çizgisi (Simian Çizgisi) avucu baştanbaşa geçer. Bu çocuklarda kalpte anotomik bozukluklar görülür. Ayrıca, hipotiroidi ve bağışıklık sisteminin zayıf olması nedeniyle enfeksiyon hastalıkları da sık görülür. Down Sendromlu çocuklarda hafiften ağıra kadar giden zihinsel ve gelişme geriliği olur.

C- Down Sendromlu Çocukların Ailelerine Öneriler

Yenidoğan Dönemi
Down Sendromundan şüphelenildiğinde detaylı fizik ve nörolojik muayene ile kromozom analizi yapılarak tanı konulmalı,
Üniversiteler bünyesinde bulunan genetik merkezlerden danışmanlık alınmalı,
İlgili dernekler ve yardım kurumları öğrenilmelidir.
Erken Bebeklik Dönemi
Sindirim sistemi, kalp ve dolaşım sistemi ve kan muayenesi yapılmalı,
Göz muayenesi yapılmalı ve gereken tedbirler alınmalı,
Troid fonksiyonları incelenmeli,
Motor gelişimin desteklenmesi için yardım alınmalı,
Çevresi aktif tutulup gelişimi için eğitimcilere başvurulmalı,
Anne sütü ile beslenmeli, diğer besinlere normal zamanında geçilmelidir.
Bebeklik Dönemi
Beslenme ve aşıları düzenlenmeli,
Göz (göz kanalı, göz kapakları, şaşılık, kırma kusurları vb) ile dış kulak ve işitme muayenesi yapılmalı, mümkünse düzenli çocuk hekimi muayenesi yapılmalıdır.
Çocukluk Dönemi
Çocuk doktorlarından danışmanlık alma ile ortopedik muayene yapılmalı,
Göz, dış kulak ve işitme muayenesi ile diş muayenesi ve bakımı yapılmalı,
Grip, hepatit gibi aşılar yapılmalı,
Yıllık troid testleri yapılmalı,
Konuşma ve dil gelişimi için yardım alınmalı, motor gelişim desteklenmelidir.
Çocukluk Ergenlik Dönemi
Boy ve ağırlık gelişimi yakından izlenmeli, kilo alımı halinde doktora danışılmalı, ortopedik muayene ihmal edilmemeli,
Aile, gereksiz beslenme yerine yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamalı,
Yıllık troid testleri ve işitme kontrolleri yapılmalı,
Diş bakımı ve destek düzeltici tedavi yapılmalı,
Tonsillit (bademcik iltihabı), obesite, solunum yollarının dar olması nedeni ile uykuda solunum düzensizlikleri olabileceği unutulmamalı,
Davranış bozuklukları konusunda dikkatli olunmalı, yardım alınmalıdır.
Sonraki Yaşlar
İşitme iki yılda bir, görme iki yılda bir, Troid fonksiyonları her yıl kontrol edilmelidir.
7- NORMAL GELİŞİM ALANLARI
0-6 yaş dönemi, çocukların hızla geliştikleri, kişiliğin temel özelliklerinin oluştuğu kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocukların sağlıklı gelişip gelişmediklerinin bilinmesi hayati bir önem taşımaktadır. Gelişimsel bozukluklar ne kadar erken fark edilip, tanı konursa, uygun tedavi ya da eğitim programları ile çocuğun bu bozukluktan daha az düzeyde etkilenmesi sağlanmış olur. Çocuğu en yakından tanıyan kişiler olarak siz anne- babaların yaşlara özgü gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olması, olası gelişimsel bozuklukların erkenden tanımlanması açısından son derece önemlidir. Zamanında önlem alarak çocuğunuzun geleceğini kurtarabilirsiniz. Bu bölümde 0-3 yaş normal gelişim gösteren çocukların özellikleri zihinsel (bilişsel) gelişim, motor gelişim, sosyo-duygusal gelişim, dil gelişimi ve günlük yaşam becerilerinin gelişimi açısından tek tek ele alınmıştır. Çocuğunuzu, tüm bu alanlarda bulunduğu yaş grubunun özellikleri ile karşılaştırınız. Karşılaştırmalarınız sonucu bazı farklılıklar belirlerseniz hemen telaşlanmayın. Çünkü çocuklar kendilerine özgü bir hızla gelişirler. Gözlemlediğiniz farklılıklar bireysel farklılıklardan kaynaklanabilir. Ancak bir yandan izlemeye devam edin, öte yandan çocuğunuzun gelişimini destekleyici bilgiler edinerek bunları uygulayın..

Bu gelişim çizelgelerini aynı zamanda çocuğunuzun gelişimini desteklemek için de kullanabilirsiniz. Gözlenecek davranışlar bölümünü inceleyerek çocuğunuzu ay ya da yaşına uygun materyallerle tanıştırıp becerilerini geliştirebilirsiniz. Örneğin, çizelgeye göre 24-32 aylık çocuğunuza kalem kağıt vererek çizimler yapması için yönlendirebilir, bardaktan suyunu içmesi için fırsat verebilirsiniz.

A- Motor Gelişim
Yaş
Motor Gelişim Becerileri
Resimler

1. Hafta
Başını bir taraftan diğer tarafa çevirir.


1. Ay
Yüz üstü durumda başını kısa süre kaldırabilir.


2. Ay


Yüz üstü durumda göğsünü kısa süre yerden kaldırabilir.

Başını aniden kaldırıp düşürse bile oturma durumunda başını dik tutabilir.


Resim 9

3. Ay
Görme alanı içindeki bir nesneye kolunun tüm hızıyla vurur, fakat tipik olarak isabet ettiremez.


4. Ay


Destekle oturabilir, sırtı dengesizdir.

Karın üzerinden yana ya da arkaya yuvarlanabilir.

Görme alanı içindeki nesneyi takip edebilir.

Gözlerini uzak ve yakındaki nesne üzerine sabitleyebilir.


Resim 2

5. Ay
Nesneye uzanabilir ve kavrayabilir. Aşina olduğu nesneleri tanır.


Resim 4

6. Ay
Mama sandalyesi üzerinde kolayca oturur, sallanan nesneleri kavrar. Nesneyi bir elinden diğerine geçirir


Resim 6

7. Ay
Desteksiz oturur.

Erişme alanı dışındaki oyuncaklara ısrarla uzanır.

İlk küpü eline aldıktan sonra ikinciyi alır.


Resim 3

8. Ay
Kendi kendine oturma durumuna geçer.

Yardımla ayakta durur.


Resim8

12. Ay
Çömelme durumundan kendini yukarı kaldırarak dizler bükülü ayakta durur.

Düzgün şekilde oturur.

Giyinmeye katılır.
Resim 5

13-18 aylık
Karalamalar yapar.

3-4 küp kullanarak (üst üste koyarak) kule yapar.

Ayakta dururken yere eğilip bir nesneyi alır.


Resim 1

19-24 aylık
6-8 küp kullanarak kule yapar.

Çift ayak atlar.

Duran topa ayakla vurur.


24-32 aylık
Bir ayağının yanına diğerini getirerek merdivenleri inip-çıkar, koşar.

Dik, yatay ve dairesel çizimler yapar.

Dökmeden kaşıkla yer.

Bardakla kendisi içer.

İri delikli ortalama 4 boncuğu ayakkabı bağcığı gibi kalın iplere geçirir.

Tuvalet ihtiyacını söyler.
B- Bilişsel (Zihinsel) Gelişim
Yaş
Zihinsel Gelişim Becerileri


0-1 aylık


Eline aldığı nesneleri önüne alarak inceler ve keşfeder.

Yakalama refleksi, deneyimler sonucu istekli yakalamaya dönüşür.

30 dereceden 60 dereceye kadar hareketli nesneleri yatış pozisyonunda takip eder.

1-4 aylık
Hareket eden nesneleri gözü ile takip eder.

Görme alanı içindeki nesneleri takip eder.

Sesin geldiği yönü araştırır.

Müziği sever, sesler çıkarır.

4-8 aylık
Mimikleri ve hareketleri taklit eder.

Görme alanından uzaklaşan bir nesnenin varlığını devam ettirdiğini bilir.

Saklanan nesneleri arar. 5 aylıkta saklanan nesneyi unutmuş gibi gözükürler. 5-8 aylıkta saklanan nesneyi bulma oyununa katılır.

“Cee” oyunu oynar.

8-12 aylık
Tanıdığı kişileri yabancılardan ayırır ve yabancılara tepki gösterir.

Hedefe ulaşma yolları bulurlar. Örneğin bir nesneyi almak için diğer bir nesnenin üstüne çıkması gibi.

Nesneleri inceler, tanımaya çalışır.

Bir kutu yada bardak içinden küçük nesneleri çıkarır.

12-18 aylık
Problemlere çözüm için denemeler yapar.

Diş fırçalama, çatal-kaşık kullanımı gibi becerileri taklit eder.

18-21 aylık
Nesneleri ayırt eder ve ortak özelliklerini bulur.

Farklı oyuncak grupları içinde aynı renktekileri ayırır.

Resim üzerinde ağız, burun kulak gibi organları gösterir.

Nesneleri sembolik oyunlarında farklı özelliklerde kullanır. Örneğin bir bebeği direksiyon yapar.

24-36 yaş
Keşfetme, sorgulama, araştırma ve adını bilme dönemidir.

Nesneleri şekilleri, boyutları, renkleri açısından sınıflandırır.

Daire, kare, üçgen şekilleri olan şekil panosunda daire, üçgen ve kare parçaları yerine yerleştirir.


C- Dil Gelişimi
Yaş
Dil Gelişimi Becerileri

3-6 aylık
Konuşan kişiyi gözleri ile arar.

İsmi söylendiğinde sesin geldiği yöne bakar.

6-12 aylık
İşittiği sesleri taklit eder.

Çıngırak gibi oyuncakların sesinden hoşlanır.

Da da, ba ba gibi sesleri tekrarlar.

Konuşma Dönemi

12-18 ay
Kelime hazinesi artar.

Sesin iniş-çıkışları vardır.

Sevdiği oyuncakların, eşyaların adı söylenince işaretle gösterir.

18-24 ay
İsteklerini sözcüklerle ifade etmeye çalışır. İşaretle göstermeler azalmıştır. “Baba al” gibi.

5 nesne arasından istenileni verir.

Basit cümlelerle konuşur.

24-36 yaş
Zamirler kullanır. Ben, sen gibi.

Kapıyı kapat, onu bana getir, gibi yönergeleri yerine getirir.

Resimleri inceler, Kim? Nerede? Ne? Sorularını sorar.


Yaşamın ilk bir yılında bebekler temel güven duygusunu geliştirirler. Ancak bebeğin sevilme, dokunulma, beslenme ve temizlik gibi temel ihtiyaçları yeterli oranda ve zamanında karşılanmazsa, bebek temel güven duygusundan yoksun yetişir. İleriki yaşamlarında sosyal ilişki kurmada çekingen ve kendine güvensiz bireyler olabilir.


D- Sosyal Gelişim
Yaş
Sosyal Gelişim Becerileri

1- 2aylık
Kucağa alındığında sakinleşir.

Kendisiyle konuşulduğunda gülümser.

3-5 aylık
Konuşma seslerine tepki verir.

Kahkaha atar.

8 aylık
“Cee” oyunlarına katılır.

9-12 ay
Yaptıkları bir hareket karşılığında yetişkinden gülümseme ya da alkış beklerler.

12-18 ay
Çevredeki olaylar ve insanlarla ilgilidir.

Konuşurken göz kontağı kurar.

19 - 22 ay
Bağımsız yemek yeme konusunda girişimcidir.

İstediğinde su ve benzeri sıvıları içebilir. Basit ev işlerinde yardımcı olabilir

23-25 ay
Giyeceklerini tamamen kendisi giyebilir.

18-36 ay
Meraklıdır, çevreyi ve kendisini keşfeder.

Tuvalet eğitimine başlar.

Kendi başına oyun oynar.

Oyuncaklarını paylaşma konusunda yetişkinin yardımına gereksinim duyar.

8- ÖZÜRLÜ BİR ÇOCUĞA SAHİP AİLELERİN YAŞADIKLARI DUYGULAR

Hangi aşamadasınız?
Yaşadığınız Duygular-Gösterdiğiniz Davranışlar

Şok
Çaresizlik,
Aşırı ağlama, Aşırı konuşma, Hiç konuşmama vb,

İnkâr
Özrü görmezden gelme, kabul etmeme,

Acı ve Depresyon
Hayal kırıklığı,

Çelişki
Ümitsizlik,

Özrün derecesini reddetme (Benim çocuğum biraz tembel),

Tedaviyi, eğitimi reddetme,

Suçluluk
Kendisini suçlama (keşke sigara içmeseydim),

Eşini ve/veya akrabalarını suçlama,

Kızgınlık
Kendisine kızma (Neden ben?),

Diğerlerine kızma (özürlü çocuğa, eşine ya da diğer çocuklarına kızgınlığa yansıtma),

Utanç ve sıkıntı
Çocuğunu diğer kişilerden ve çevresinden saklama,

Çocuğundaki özrü kendisinde görüp, kendisine olan saygısını kaybetme,

Pazarlık etme
Tanrıyla pazarlık etme (Sen benim çocuğumu iyileştirirsen kendimi dine adayacağım),

Doktorla ve öğretmenle pazarlık etme (Sen benim çocuğumu iyileştirirsen, öğretirsen. . . . . . . . yaparım),

Kabul ve uyum
Başkalarının güçlü ve zayıf yanlarının olduğunu kabul etme,

Çocuğunun durumunu kabul etme,

Çocuğuyla ilgili beklenti ve isteklerini sıraya koyma veya değiştirme,


9- ANNE-BABALARIN ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE GÖRÜLEN PROBLEM DAVRANIŞLARLA BAŞETME YÖNTEMLERİ

Özürlü ya da normal gelişim gösteren çocuğa sahip olan anne babalar çocuklarına bir şey öğretirken ya da davranışlarını kontrol ederken sorunlar yaşarlar ve bu konuda yardıma gereksinim duyarlar. Bu sorunlarla baş etme yolları öğretilirse, çocuklarının eğitiminde ortaya çıkabilecek sorunları önleme ve ortaya çıktığında da çözme becerilerine sahip olabilirler. Bu nedenle, çocuğun eğitiminin yanı sıra, anne-babanın da desteğe ihtiyacı vardır. Bu destek ilgili kurum ve uzman kişilerden talep edilebilir.

Zihinsel özürlü çocuklarda sık görülebilen problemli davranışlarla baş etmek için, ilk olarak davranışın açık, net bir şekilde herkesin anlayacağı dilde ifade edilmesi gerekir. Böylece zihinsel özürlü çocukların öğretmenlerinden ve uzmanlardan uygun yardımlar alabilirsiniz.

Aşağıdaki sorulardan bir ya da birden fazlasına “evet” cevabını veriyorsanız çocuğunuzun davranışı, problemli bir davranıştır.

Sorular;

• Çocuğunuz bu davranışı yaparak kendisine ve başkalarına zarar veriyor mu?

• Çocuğunuzun bu davranışı çok sık, şiddetli ya da uzun sürüyor mu?

• Çocuğunuz bu davranışı yaptığında çevresindeki kişilerin garipsemelerine, ondan uzaklaşmalarına ya da etkileşime girmemelerine neden oluyor mu?

• Çocuğunuzun bu davranışı yapması onun, kardeşinin ya da arkadaşlarının öğrenmesini olumsuz şekilde etkiliyor mu?

Çocuğun bir davranışı yaptıktan hemen sonra hoşuna giden durumlarla karşılaşması davranışı artırırken, hoşuna gitmeyen durumlarla karşılaşması da davranışı azaltır. Çocuğunuzun bir davranışını artırmak ya da azaltmak için gösterdiğiniz tepkilerin farkına varmanız son derece önemlidir. Bu olayların farkına vararak çocuğunuzun davranışlarını değiştirebilirsiniz. Görüldüğü gibi, davranışlar belli amaçlarla yapılır ve çocukların davranışları davranışın sonucunda verilen tepkiler ve elde ettiklerine göre azalır ya da artar. Her davranış bir amaç için yapılır ve sonucunda bir şey elde edilir. Eğer biz, çocuğun yaptığı davranış sonucunda neyi elde ettiğini anlarsak, o davranışı değiştirebiliriz. Genel olarak, davranışlar, dört farklı amaca hizmet edebilir.

1. İlgi isteme ve dikkat çekme isteği .

2. Kaçma/kaçınma .

3. İstediği bir etkinliği, nesneyi elde etme .

4. Duyumsal davranışlar .

Çocuğunuzun ortama, ortamda bulunan kişilere, yapılan etkinliğe göre yapmasını istediğiniz davranış/davranışları o ortama girmeden önce çocuğunuza ifade edin .

Bunu yaparken;

• Çocuğunuzun sizi dinlediğinden emin olun (Gözlerinin içine bakın, sessiz beklemesini sağlayın örneğin, “şimdi bana bak, sessizce beni dinle, markette neler yapman gerektiğini söyleyeceğim”)

• Yapmasını istediğiniz davranışın/davranışların neler olduğunu açıkça ve olumlu ifadeler kullanarak söyleyin. (Örneğin, “Ellerin yanda yürü, benim yanımda yürü, sessizce yürü” gibi)

• Kararlı bir ses tonu kullanarak ne yapması gerektiğini ifade edin.

• Bu davranışı yaptığında ne kazanabileceğini açıklayın. (Örneğin, “Eğer ellerin yanda yürürsen, benim yanımda yürürsen, sessizce yürürsen. . . . . . . . 'yı kazanabilirsin”)

Çocuğunuz uygun davranışı gerçekleştirdiğinde, hemen

• Yaptığı davranışın ne olduğunu açıkça ifade ederek,

• Gözlerine bakarak,

• Coşkulu ve abartılı bir ses tonu ile konuşarak önceden belirlediğiniz sevdiği şeyle (oyuncak, etkinlik, yiyecek, övgü dolu sözcükler, dokunma) ödüllendirin.

Çocuğunuz kendisine ve çevresine zarar verdiğinde, gözlerine bakmadan ve konuşmadan yaptığı davranışı durdurun.

Eğer istediği şeyi kendi çabasıyla elde etmişse, hiçbir şey söylemeden ve bakmadan elinden alınız.

Çocuğunuzun kaçınmak için gösterdiği davranışa son verdiği ya da azalttığı bir anda (ağlamayı, masaya vurmayı bıraktığında, ya da şiddetini azalttığında) yapmasını istediğiniz işi tekrar ifade edin ve istediğiniz işin en azından bir kısmını tamamlamasını sağlayın ve ödüllendirin.

Uygun davrandığı anda onu ödüllendirin ve uygun davranış gösterirken farklı bir etkinliğe yönlendirin.

10- ÇOCUĞA BECENDİRME KAZANDIRMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Her beceri yapılırken belli bir sırada, birbirini izleyen basamaklarla yapılır. Çocuğunuz o beceri içindeki bazı basamakları sizin çok küçük yardımınızla yapabilirken, bazı basamaklarda daha fazla yardıma gereksinim duyabilir. Bunu düşünerek, çocuğunuza sadece gereken yerde, gereken şekilde yardım edebilir ve onu, beceriyi yardımsız olarak yapabilir hale getirebilirsiniz.

Çocuğunuzla neyi çalışırsanız çalışın, hangi etkinliği yaparsanız yapın unutmamanız gerekenler şunlardır:

• Çocuğunuza bir beceriyi öğretirken neden o beceriyi öğrenmesi gerektiğini açıklamaya çalışın.

• Öğreteceğiniz beceriyi basamaklara ayırın.

• Çocuğunuzla çalışırken annesi babası olduğunuzu unutmadan iletişim kurun.

• Onu yaptığı her basamakta sözel olarak, başını okşayarak ödüllendirin. Örneğin, “oğlum/kızım, aferin, kıyafetlerini çok güzel katlamışsın” gibi.

• Çocuğunuzun öğretmeni olmadığınızı, sadece öğrenmelerine destek olduğunuzu unutmayın. Onunla çalışırken her zaman güler yüzlü olun, doğal ortamda o beceriye yönelik çalışın. Örneğin giyinme becerisi konusunda çalışmak için; sabah giyinirken, akşam yatmaya hazırlanırken ya da gezmeye giderken yapılan giyinme- soyunma zamanlarını değerlendirebilirsiniz.

• Çocuğunuzun gelişim düzeyini dikkate alarak, yapabileceği beceriler konusunda üst düzeyde başarı bekleyin.

• Bir kez yapılan bir çalışma sonucu çocuğunuzun bir beceriyi hemen öğrenmesini beklemeyin. Beceriyi değişik zamanlarda tekrar tekrar çalışın ve her çalışmada yardımlarınızı azaltın. Böylece bir süre sonra sizin yardımınıza gerek olmadan kendisi yapar hale gelecektir.



11- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYİN EĞİTİMİ
Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi zihinsel özürlü çocukların eğitiminde de onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Zihinsel özürlü bireylerin tam bağımsızlık kazanmaları ve toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulması gerekir.

Zihinsel özürlülerin eğitim gereksinimleri onların bireysel özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri birçok beceriyi zihin özürlü bireyler kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler. Zihinsel özürlü bireylerin eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü ( aile , çocuk gelişimi ve eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, özel eğitim öğretmeni gibi) bir yaklaşımla yapılacak bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Birçok zihinsel özürlü birey bağımsız yaşamayı öğrenebilir. Böylece birçoğu kendi bakımını sağlayabilir, ev işlerini yapabilir, evdeki eşya ve cihazları kullanabilir, temizliğini yapabilir, yiyecek hazırlayabilir, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir. Dolayısıyla zihinsel özürlülerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini bireysel özelliklerini gözönünde tutarak geliştirmek olmalıdır.

12- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN EĞİTİM PROGRAMI
Zihinsel özürlü çocuğun gelişim düzeyi dikkate alınarak bireysel, grup, kaynaştırma eğitim ve rehabilitasyon programlarından hangisine ihtiyacı olduğuna aileler, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişimi ve eğitimci, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, doktor, fizyoterapist, öğretmen gibi uzmanlarla birlikte karar vermelidir .

A- Bireysel Eğitim
Zihinsel özürlü çocukların bireysel olarak gelişim özellikleri dikkate alınarak gereksinimlerinin eğitimci tarafından çocuğa bireysel olarak verilmesidir.

B- Grup Eğitimi
Grup eğitim programı zihinsel özürlü bir grup çocuğun sosyal bir ortam içinde ortak gereksinimlerinin karşılanması, sosyal hayata uyumun sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Grup eğitim programı yarım günlük eğitim programını kapsamaktadır. Bu süre içinde; drama, müzik, sanat, jimnastik çalışmalarına ağırlık verilmektedir.

Drama çalışmaları hareket, konuşma, taklit gibi unsurlardan yararlanılarak doğa ve toplum olaylarının hayali bir ortam içinde canlandırılması etkinliklerini kapsar. Yaşanılan, okunan, görülen olayların bireysel veya grup halinde canlandırılıp dramatize edilmesi, çocukların hareket etme, yaratma ve canlandırma ihtiyaçlarını etkili bir şekilde karşılar.
Müzik, zihinsel özürlü çocukların duygusal, zihinsel, motor gelişim, yaratıcılık, iletişim, farkında olma ve dil gelişimini desteklemektedir. Bu amaçla eğitimde müzik ile ilgili yapılan çalışmalarda; müzikli öyküler, şarkı söyleme, ritim, yaratıcı hareket ve dans yer almaktadır.
Sanat çalışmaları, çocukların rahatlamaları, duygusal olarak kendilerini rahat ifade edebilmeleri, yaratıcı düşüncelerini sağlamak için büyük önem taşımaktadır. Ünite çalışmalarında sanat, her türlü malzemeyi kullanarak çocukların yaratıcı düşünmelerini sağlama yönünde olmaktadır. Jimnastik çalışmaları, çocukların küçük ve büyük kas motor gelişimlerini desteklemek için yürüme, koşma, sıçrama, denge, vücut kontrolü vb. konuları kapsamaktadır.
C- Kaynaştırma
Özel Eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarıdır. Her aşamada olduğu gibi ailelerinin katılımı çok önemlidir.

Başarılı Bir Özel Eğitim Programının Genel Kuralları

1. Zihinsel özürlü çocuğun bazen oldukça normal bir düzeyde bazen de büyük zorluklar içinde öğreneceğini unutmamak gerekir.

2. Öğrenme düzeyi çocuktan çocuğa değişir. Her çocuğu bireysel olarak görmek gerekmektedir.

3. Zihinsel özürlü çocuğa güvenmek gerekmektedir. Yapabilecekleri işler konusunda kendilerine fırsatlar verildiğinde hızlı bir gelişim süreci oluşmaktadır.

4. Zihinsel özürlü çocuğa aynı anda birden fazla şey öğretilmeye çalışılmamalıdır.

5. Çocuk yanlış yaptığında soğukkanlı ve sevecen davranılmalı, zaman zaman çocukların bir çok hata yapabileceği ve başarısız olabileceği unutulmamalıdır.

6. Zihinsel özürlü çocukların dikkat süreleri kısa olabilmektedir. Başlangıçta 10-15 dakika olmak üzere öğretim süresi kısa tutulmalıdır. Bu sürenin uzatılabilmesi için çalışılmalıdır.

7. Zihinsel özürlü çocuklara beceri öğretirken aceleci davranılmamalıdır.

8. Program uygulamalarının sessiz, rahat dikkati dağıtmayan bir ortamda yapılmasına özen gösterilmelidir.

9. Zihinsel özürlü çocuğa yalnız yardıma ihtiyacı olduğu zaman yardım edilmelidir. Bir işi yapmak çocuğun çok zamanını alabilir. Ancak unutulmamalıdır ki çocuk bu yolla öğrenecektir.

10. Zihinsel özürlü bir çocuk bir işe başladığında o işi bitirebileceğine inandırılmalıdır.

11. Çocuğa her işte model olunmalıdır. Önce yetişkin yapmalı ve bireyin kendisini izlemesini sağlamalı. Sonra çocuktan yapmasını istemelidir.

12. Zihinsel özürlü çocuklara her zaman sevgi ile yaklaşılmalıdır. Çocuk, sevildiğini, istendiğini ve ailesinin sosyal yaşantısında yeri olduğunu hissederse en iyi şekilde öğrenecektir.



13- EĞİTİM VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİNİ VEREN KURUM VE KURULUŞLAR

Ülkemizde özel eğitim hizmetleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, rehabilitasyon hizmetleri ise üniversitelere bağlı rehabilitasyon birimleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Ayrıca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından rehabilitasyon merkezlerinde de yürütülmektedir. Zihinsel özürlü bireylere eğitim vermek amacıyla açılan okul, kurs ve kurumlar bireysel eğitim, grup eğitimi, aile eğitimi konularında özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti vermektedirler. Bu eğitim özel eğitim okullarında tam gün, özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde ise seanslıdır.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Özel Öğretim Genel Müdürlüğü tarafından zihinsel özürlü bireylere eğitim hizmetleri sağlanmaktadır.

Eğitilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi
Zeka bölümü çeşitli ölçeklerde 45-75 arasında olan bireyler eğitilebilir zihinsel özürlü olarak tanımlanarak, anaokulu, özel eğitim sınıfları, ilköğretim ve meslek okullarında eğitim alabilmektedirler. Eğitilebilir zihinsel özürlülere hizmet veren ayrı bir anaokulu ve ilköğretim okulu bulunmamaktadır. Bu çocuklar ilköğretim ve meslek okulları bünyesinde hizmet veren anaokulu veya ilköğretim okuluna gidebilmektedirler. İlköğretim okullarından mezun olan öğrencilere ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler mesleki eğitim merkezine devam edebilmektedirler. Normal ilköğretim bünyesinde bulunan özel eğitim sınıflarına devam eden eğitilebilir zihinsel engellilere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmış olan “Eğitilebilir Çocuklar İlkokul Programı” uygulanmaktadır. Özel eğitim sınıfına devam ederek ilköğretim programını başarıyla tamamlayan eğitilebilir zihinsel özürlü öğrencilere, ilköğretim diploması verilmekte ve isteyenler “Mesleki Eğitim Merkezi”ne giderek eğitimlerini devam ettirebilmektedirler.

Öğretilebilir Zihinsel Özürlülerin Eğitimi
Zeka bölümü 25 - 44 arasında olan çocuklar öğretilebilir zihinsel özürlü olarak tanımlanmakta, eğitim ve uygulama okulları ile eğitim uygulama okulu ve iş eğitim merkezlerinde eğitim alabilmektedirler. Eğitim uygulama okulları, öğretilebilir zihinsel özürlü çocukların devam ettikleri, “Öğretilebilir Çocuklar Taslak Programı” uygulanan gündüzlü okullardır.

Eğitim-Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezinin iş eğitim merkezi bölümünde, uygulamalı iş eğitim dersleri, işlevsel akademik beceriler, sosyal ve eğitsel etkinlikler, beslenme bilgisi yer almaktadır. İş eğitimi okullarından mezun olan öğrencilere “kurs bitirme belgesi” verilmektedir.

Bir anne ve baba olarak, çocuğunuzun zihinsel özürlü olduğunu öğrenir öğrenmez, bulunduğunuz bölgedeki kurumlardan hizmet almaya başlamanız çocuğunuz için önemli olacaktır.

A- Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Genel Müdürlüğüne Bağlı Özel Eğitim Okullar ı
Gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri tarafından açılan özel özel eğitim okullarıdır. Bu okullar özel eğitim gereksinimi olan bireylere hizmet vermek amacıyla açılmaktadır. Bu kurumların açılış izni ve denetimi Milli Eğitim Bakanlığına tabidir. Bu okullarda eğitilebilir veya öğretilebilir çocuklara müfredat doğrultusunda eğitim verilmektedir.

Çocuğunuzun bir eğitim kurumuna yerleştirilmesiyle birlikte yasal düzenlemeler doğrultusunda bir aile olarak da beklentilerinizin karşılanması önemlidir.

Anne ve babalar olarak sizler çocuğunuzun eğitiminde en önemli rehberler durumundasınız:

• Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren personelin niteliğini bilmek,

• Çocuğunuzun Bireyselleştirilmiş Eğitim Programının Hazırlanması ve Uygulanmasına katılmak ve talep etmek,

• Aile olarak sizlere sunulacak hizmetler konusunda desteklenmek,

• Çocuğunuzun eğitimine yönelik gelişmelerin tarafınıza bildirilmesini talep etmek hakkınızdır.

B- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna Bağlı Rehabilitasyon Hizmetleri
Korunmaya muhtaç zihinsel özürlülerin bakımı, korunması ve rehabilitasyonunu sağlamak amacıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne (SHÇEK) bağlı sürekli hizmet veren kuruluşlar bulunmaktadır. Bunun için her ilde bulunan il sosyal hizmet müdürlüklerine başvurulabilir. Ayrıca SHÇEK, çeşitli illerde ihtiyacı olan engelli bireyler için gündüzlü bakım ve rehabilitasyon hizmeti de vermektedir.

Rehabilitasyon hizmetlerinin başarısı, bireylerin uygun programlara yerleştirilmesi kadar bu hizmetleri sağlayacak olan personelin niteliklerine bağlıdır. Rehabilitasyon ekibinde yer alan personelin alanında yetkin olmasına dikkat edilmelidir.

Ailelerin uzmanlardan beklentileri;

• Aileler kendileriyle mesleki dilin dışında basit ve anlaşılır bir dilde iletişim kurulmasını isterler. Teknik terimlerin kullanılması zorunlu olduğunda, aile bu terimlerin ne anlama geldiğini sormalıdır.

• Mümkün olduğunda anne-babanın bilgi alabileceği, sorularını sorabileceği ve kendilerine benzer durumları yaşayanlarla bir araya gelebilecekleri anne baba okulu , konferans ve benzeri etkinliklere katılmaları gerekir.

• Anne- babalar çocuklarının sorunlarını anlamalarına yardımcı olacak yazılı materyallere ulaşmalı ve okumalıdırlar.

• Çocukları hakkında yazılmış raporların ve dosyanın bir kopyasını edinebilmelidirler.

• Çocuklarının belirli davranış sorunları ile nasıl baş edeceklerine dair ya da onlara gereksinim duydukları bazı becerileri nasıl öğretecekleri konusunda beceri kazanmaya çalışmalıdırlar.

• Aile, özel gereksinimli çocuğun eğitiminde/rehabilitasyonunda katılımcı ve aktif rol almalıdır. Ancak bunun gerçekleşmesi için çocuğun tedavisini ve eğitimini/rehabilitasyonunu üstlenen uzmanlarla güçlü bir işbirliğine gereksinim vardır.

• Anne babalar incinebilir ancak çaresiz bireyler değillerdir.

• Anne babalar çocuklarına her koşulda yardımcı olma gücüne, gerekli sabır ve hoşgörüye sahip olabilirler. Olaylar karşısında mücadele gücünü kaybetmeden istekli ve katılımcı olmalıdırlar.

Zihinsel özürlü çocukta birçok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin çok iyi tanımlanması gereklidir. Bilimsel ve bilinçli yaklaşım zihinsel özürlü çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. Çocuğun klinik tablosu, zihinsel özrün nedenine, beyinde var olan hasarın şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların (ek rahatsızlıklar) olup olmadığına bağlı olarak farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılıklar içerir. Görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programıyla sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar her alanda düzenlemeler ve çalışmalar yapılır.

14- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN REHABİLİTASYONU

Rehabilitasyon yaklaşımlarını genel olarak, tıbbi rehabilitasyon, fizyoterapi uygulamaları, iş ve uğraşı terapisi, işitme-konuşma terapisi, özel eğitim uygulamaları, psiko-sosyal rehabilitasyon, davranış terapisi, mesleki rehabilitasyon başlıkları altında toplayabiliriz. Bu yaklaşımların hepsi bir bütündür, özürlü ve ailesi ise bu bütünün en önemli parçasıdır. Zihinsel özürlü çocuklar bu yaklaşımlardan bir kaçına aynı anda ihtiyaç duyabilirler.

Türkiye'de zihinsel özürlü çocukların rehabilitasyon uygulamaları üniversitelere bağlı çocuk rehabilitasyon birimleri, devlet hastaneleri ve özel hastaneler bünyesindeki rehabilitasyon birimleri ve özel özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Ayrıca Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından rehabilitasyon merkezlerinde yürütülmektedir. Zihinsel özürlü çocuğun rehabilitasyonun çok yönlü ve uzun süren bir uğraş olduğu düşünülürse ailelere yol göstermenin önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Bilinçli bir yaklaşım ve etkili rehabilitasyon ile yetersizlikleri en aza indirmek mümkündür. Ailelerin rehabilitasyon yaklaşımlarına başlamakta geç kalmamaları gerekir. Çünkü 0-6 yaş dönemi (okul öncesi dönem) çok önemlidir. Rehabilitasyon yaklaşımlarının zihinsel özürlü teşhisi konulur konulmaz başlaması gerekir. Özellikle 0-1 yaş arası erken rehabilitasyon programı daha kapsamlı olarak üniversiteye bağlı merkezlerden alınabilir.

Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyonun amacı;

• Çocuklarda görülen hareket bozukluklarını en aza indirmek,

• Oluşabilecek kas-iskelet sistemi bozukluklarını önlemek, duruşbozukluklarının oluşmasını engellemek,

• Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı sağlamak,

• Yardımcı araç, gereç ve cihazları belirlemek ve bunların nasıl kullanılacağına ilişkin eğitim vermek,

• İş- uğraşı tedavi programı uygulamak,

• Çocuklar için gerekiyorsa konuşma terapisi yapmak,

• Özel eğitim yaklaşımlarının uygulanması,

• Kaynaştırma eğitimine ön hazırlıkların yapılması,

• Aile eğitimi vermek ve zihinsel özürlü çocuğun eğitimi konusunda aileye yol göstermek,

• Zihinsel özürlü çocuğun yaşayacağı mekanların düzenlemesini yapmak olmalıdır.

Zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyon yaklaşımlarının 1 yaştan önce başlaması ve multidisipliner ekibin içinde ailenin de yer alması daha başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır. R ehabilitasyon progr..... erken dönemde başlanması çocukta normal motor gelişimin sağlanmasını kolaylaştıracak, kas yapısındaki bozukluk nedeniyle oluşabilecek bozukluklar önlenebilecek ve çocuğun fonksiyonel olarak bağımsızlığı sağlanacaktır.

Rehabilitasyon programı

• Egzersiz tedavisi (normal motor gelişimin sağlanması, normal refleks gelişiminin desteklenmesi, kas tonusunun düzenlenmesi, denge ve koordinasyon eğitimi vs.)

• Ev programı ve aile eğitimi,

• El-göz koordinasyonunun sağlanması,

• Uygun yardımcı araç gerecin belirlenmesi,

• Cihaz uygulamaları ve kullanımın eğitimi,

• İşitme-konuşma terapisi ve oral (ağız) -motor fonksiyonların kazandırılması

• Yemek yeme, giyinme ve oyun aktiviteleri gibi aktivitelerin eğitimini içerir.

Bilinmesi gereken en önemli şey zihinsel özürlü çocuklarda rehabilitasyonunun çok uzun süren bir süreç olduğudur. Bebeğin büyümesiyle birlikte rehabilitasyon uygulamaları da devam eder.

Rehabilitasyon sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır;

• Egzersizler aile tarafından fizyoterapistlerden öğrenilmeli ve evde tekrar edilmelidir.

• Egzersizler çok uzun ve sıkıcı olmamalıdır.

• Egzersizler oyun aktiviteleri ile birleştirilerek yaptırılmalıdır.

• Zihinsel özürlü çocuklarda yetersiz olan iletişim kurma yeteneğini arttırmak için sesli ve renkli oyuncaklar ya da nesneler kullanılmalıdır.

• Zihinsel özürlü çocuğun kontrolü düzenli aralıklarla, pediatrik nörolog, pediatrist, ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarındaki diğer hekimler tarafından hastanelerde, fizyoterapist, iş-uğraşı terapisti, işitme-konuşma terapisti, özel eğitim uzmanı, çocuk gelişim uzmanı psikolog ve sosyal hizmet uzmanı tarafından rehabilitasyon bölümlerinde yapılmalıdır.

• Normal çocuk gelişimi izlenerek, zihinsel özürlü çocuğun bu gelişimi yakalaması için ailenin çaba göstermesi gerekir. Ancak çocuğun sınırlılıkları iyi bilinmeli, normal bir çocukla kıyaslanmamalıdır.

• Fakat çocukta gelişimi sağlayabilmek için de erken yaşlardan başlayarak dil ve sosyal gelişim üzerinde durulmalıdır.

• Zihinsel özürlü bebeklerin taşınması, terapistin gösterdiği şekilde destekli ve çevre iletişimini sağlayacak şekilde yapılmalıdır.

• Oturma, emekleme, ayakta durma gibi motor gelişim aşamaları terapistin uygun gördüğü zamanlarda başlatılmalıdır.

• Çocuğun beslenmesi sırasında uygun oturma ortezleri (yardımcı cihazlar) ve destekli sandalye kullanılmalıdır.

• Zihinsel özürlü çocukta beslenme şekli ve tipi de değişecektir. Bu konuda bir diyetisyenden bilgi alınmalıdır. Beslenme süreci sıvı yiyeceklerden katı yiyeceklere doğru ilerlemeli, beslenme pozisyonları terapistten uygulamalı olarak öğrenilmelidir. Zihinsel özürlü çocuk mümkün olduğunca uygun bir kaşık ile beslenmelidir.

• Yürümeye başlayacak zihinsel özürlü çocuklarda uygun ayakkabı ve gerekiyorsa yürüme yardımcılarının tipine karar verilmelidir.

• Zihinsel özürlü çocuklarda değişik psikolojik bozukluklar oluşabilir. Aile ve çevreyle uyumda zorlanan çocuklar için psikologlardan yardım alınmalıdır.

• Zihinsel özürlü çocukların evde sürekli bakıcılar ya da ebeveynlerle kalmaları doğru değildir. Normal çocuklarla da iletişim kurabileceği ortamlar yaratılmalıdır.

• Zihinsel özürlü çocuklar olabildiğince erken yaşta okul öncesi dönemde özel eğitime başlatılmalıdır.

Zihinsel özürlü çocukların da diğer çocuklar gibi gelişebilmesi için aşırı koruma altına alınmaması ve yapabilecekleri aktivitelere fırsat tanınması gerekir.



15- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE İŞ VE UĞRAŞI TEDAVİSİ VE MESLEKİ REHABİLİTASYON
Zihinsel özürlü çocuklarda iş ve uğraşı tedavisinin amaçları:

• Çocuğun normal fizik (motor) gelişimine yardımcı olmak.

• Duyu-algı-motor bütünleşmesini sağlamak.

• Günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığını sağlamak.

• Mesleki rehabilitasyon için gerekli değerlendirmeleri yaparak kişiyi uygun bir işe yönlendirmek.

İş ve uğraşı tedavisinde bu çocukların eğitiminin en önemli parçası oyundur. Oyun pozisyonları, çevre ve kullanılan materyaller (oyuncaklar) çocuğun durumuna göre düzenlenerek çocuğun kendini ve dış dünyayı öğrenmesi, iş-uğraşı yaklaşımlarıyla kazandırılmaya çalışılır.

Günlük yaşam aktiviteleri eğitimi ile yemek yeme, giyinme, banyo yapma, tuvalet gibi aktivitelerde bağımsızlık sağlanmaya çalışılır. Aktiviteyi yapabilme yaşına uygun olarak bağımsızlığı artırıcı aktivite eğitimi verilir. Baş kontrolü, omuzların stabilitesi (sarsılmadan durması), istemsiz hareketlerin kontrolü doğru pozisyonla, yardımcı gereçlerle arttırılır. Daha sonra aktiviteyi oluşturan hareket kısımları birer iş olarak ele alınıp, tekrar, taklit yolu ile bireysel ve gruplar şeklinde çalıştırılabilir. İş-uğraşı tedavisinin ev rehabilitasyonu yaklaşımı burada önemlidir. Ev ortamı, eşyaların konumu incelenerek çocuk ve ailesi için yaşamı kolaylaştıracak düzenlemeler yapılır. Genç ve erişkinlerde mesleki rehabilitasyon önem kazanmaktadır. Önce bu çocukların fiziksel fonksiyon, yetenek ve becerileri değerlendirilir. Kişisel ihtiyaçlara uygun olarak işe yönelik beceri geliştirici eğitim yapılır. İş ortamında da bağımsız ve verimli hareketleri kolaylaştırıcı, eşyaların yerini, yüksekliklerini ayarlama, kullanım düğmelerini değiştirme gibi (ergonomik) düzenlemeler yapılır.

• Zihinsel özürlülük hakkında okuyun. Ne kadar çok şey bilirseniz çocuğunuza o kadar fazla yardımcı olabilirsiniz.

• Çocuğunuzu bağımsızlığı için cesaretlendirin. Örneğin çocuğunuzun giyinme, kendi kendine yemek yeme, banyoyu kullanma gibi günlük yaşam becerilerini öğrenmesine yardım edin.

• Çocuğunuzun okulda hangi becerileri öğrendiğini tespit edin. Bu becerileri evde de uygulaması için destek olun.

• Spor ve diğer boş zaman aktiviteleri için fırsat sağlayın.

• Zihinsel özürlü çocuğu olan diğer anne- babalarla konuşun. Böylece pratik uygulamaları ve diğer şeyleri paylaşarak destek alabilirsiniz.

16- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUK VE OKUL
Zihinsel özürlü çocukların çoğu iş veya oyun aktivitelerinde gerekli beceriler olan uyum sağlama (adaptif) becerilerde yardıma ihtiyaç duyar. Hem okulda hem de evde bu becerileri çocuğun öğrenmesi sağlanarak yardım edilebilir. Bu beceriler aşağıdakileri kapsar:

• Yaşıtları ile ve diğer kişiler ile iletişim

• Giyinme- soyunma, beslenme, temizlik gibi temel ihtiyaçlarına yönelik beceriler

• Evde yaşam ( masayı hazırlama, ev temizliği, yemek yapma )

• Sosyal beceriler ( bir gruba katılma, oyun oynama)

• Okuma, yazma ve matematik gibi temel akademik beceriler

17- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL BECERİLERİ
Zihinsel özürlü çocukların öğrenme güçlüğüne ek olarak, yaşıtları ile ilgili uygun sosyal becerileri geliştirme ve yeni sosyal beceriler öğrenme olanaklarının oldukça sınırlı olması da bu bireylerin sosyal becerilerdeki yetersizliklerini artırmaktadır. Dolayısıyla yaşıtları ve diğer bireyler tarafından kabul edilmeleri ve topluma uyumları güçleşmektedir.

Zihinsel özürlü çocukların sosyal becerilerine yeterince önem verilmediğinde bu çocuklar yetişkin yaşa geldiklerinde uygun olmayan sosyal davranışları nedeniyle; toplum tarafından reddedilen, topluma aktif olarak katılamayan, çevreleri tarafından kabul görmeyen, reddedilen bireyler olmaktadırlar.

Zihinsel özürlü bireyler için eğitimin amacı, yetişkin oldukları zaman normal gelişim gösteren bireyler gibi bağımsız ya da daha az bağımlı yaşayabilmeleri için gerekli becerileri kazandırmaktır. Zihinsel özürlü bireylerin toplum yaş..... hazırlanabilmeleri için kazanmaları gereken en temel beceriler sosyal becerilerdir.

Sosyal beceriler, zihinsel özürlü bireyin diğer bireylerle etkileşimi başlatma, etkileşimi sürdürme ya da etkileşimi sonlandırma becerilerini içermektedir.

Zihinsel özürlü çocuklar, normal gelişim gösteren yaşıtlarına oranla dar bir çevreye sahiptirler. Bu nedenle çevreleriyle etkileşimleri de yaşıtlarına göre sınırlıdır.

Zihinsel özürlü bireylerin bilmedikleri sosyal becerileri öğrenmeleri, öğrendikleri becerileri farklı ortamlarda kullanmaları ve bu becerileri kullanacakları etkileşim fırsatlarının yaratılması gerekmektedir. Özellikle orta ve ağır derecede zihinsel özürlü bireylerin doğal ortamlarda sosyal beceri öğrenme ve bu becerileri kullanmaları için çevrelerinin zenginleştirilmesine ve etkileşim fırsatlarının artırılmasına gereksinimleri vardır.

Zihinsel Özürlü Çocukların Eğitim Programlarında “Sosyal Becerilerin” Öğretilmesinin Önemi

Hedef, özürlü çocukların okul eğitimini tamamladıkları zaman topluma uyumlarını kolaylaştırıcı sosyal becerilere sahip olmalarıdır.

Sosyal becerilerin öğretilmesi zihinsel özürlü çocukların akademik becerileri öğrenmelerini kolaylaştıracaktır.

Zihinsel özürlü çocuklar bazen istenmeyen davranışları sergilemekte, bu davranışlar çocukların sosyal kabul görmelerini, arkadaş-öğretmen ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla sosyal beceri öğretimi, zihinsel özürlü çocukların problem olacak davranışlarla olumlu şekilde baş edebilmelerine yardımcı olacaktır.

Zihinsel özürlü çocuklar gerekli sosyal becerileri öğrenecekler, buna bağlı olarak da sosyal kabulleri artacaktır.

Zihinsel özürlü çocukların karşılaştıkları en temel sorunlarından biri iş bulamamak, bir işte çalışamamak ya da var olan işlerini kaybetmektir. Sosyal beceri öğretimi, zihinsel özürlü bireylerin hem işe girmesini hem de işte uzun süreli çalışmasını kolaylaştıracak, aynı zamanda iş başarısı ve iş doyumu artacaktır.

Zihinsel özürlü çocuklara yaygın olarak kabul edilen kaynaştırma programlarına katılmalarıyla sosyal becerilerin öğretimi, zihinsel özürlü çocuğun yaşıtları tarafından sosyal kabulünü artıracaktır.

Sosyal Beceriler

Dinleme
Paylaşma
Selamlaşma

Yardım isteme
Sorulara cevap verme
İşbirliği ile çalışma

Yardım etme
Teşekkür etme
Özür dileme

Uygun şekilde sınıf vb ortamlara girme
Sıraya girme/sırada bekleme
Uygun şekilde oturma

Kurallarına uyma Yazılı kurallara uyma
Boş zamanını uygun kullanma
Bir işi zamanında bitirme

Devam eden bir etkinliğe katılma
Suçlamalarla baş etme


18- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERDE CİNSEL GELİŞİM
Cinsel eğitimin amacı, bireyin cinsel kimliğini bilmesi, benimsemesi ve cinselliğin ayıp, kötü değil, doğal bir durum olduğunu öğrenmesidir. İster zihinsel özürlü olsun, ister olmasın birey birçok biyolojik, sosyal, ruhsal, cinsel değişim ve gelişim evresinden geçer. Aileler çocukları ile ilişkilerinde "cinsellik" konusunda da sayısız sıkıntılarla karşılaşırlar. Aileler cinsellik konusunda ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama, inkâr etme, dikkati başka yöne çekme gibi tepkiler verirler. Oysa ki cinsellik, bedensel ve ruhsal doyum ile üremeye yönelik yaşamsal bir değerdir ve zihinsel özürlü bireyler de bu yaklaşımdan soyutlanmamalıdır.

Zihinsel özürlü çocuğu olan ailelerin cinsellik konusunda daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Özürlü bireylerin gerçekleştirdiği her türlü davranışın doğal ve yaşanması gereken bir süreç olduğu, bu süreçte olumlu davranışların gerçekleşebilmesi için ailenin izlemesi gereken tutum ve yöntemlerin olduğu bilinmelidir.

Zihinsel özürlü bireylerin iletişimde bulunduğu yakın ve uzak çevresi cinsel gelişim evrelerine yönelik yaşadıkları davranış değişiklikleri hakkında bilgilendirilmelidir. Ergenlik döneminde zihinsel özürlü bireyin sağlıklı bir cinsel gelişim ve davranış süreci yaşayabilmesi için çevrenin de aile ve kurum gibi çocuğa olumlu katkı yapacak tutum ve davranış geliştirmesi gerekir. Bu açıdan ailenin çocuğun cinsel yaş..... yönelik aldığı tedbirlerin çevrede de saygı ile karşılanması ve gereğinin yapılması gerekmektedir. Kesinlikle zihinsel özürlünün cinsel gelişimine yönelik olumsuz tavır ve davranışlar olmamalıdır.

Kız çocukları, mensturasyon (ay hali) konusunda bilgilendirilmelidir. Bu dönemlerinde nasıl ped kullanacakları öğretilmelidir. Anne bu alışkanlığı, banyoda oyuncak bebek üzerinde deneme yanılma yolu ile adım adım öğretebilmelidir.

Özürlüler de evlenebilir. Bu konuda karar ailenindir. Ancak gelecek neslin sağlığı açısından genetik danışmanlık almak şarttır.

Çocuğunuzun zeka seviyesi, cinsiyeti ve gelişim dönemine özgü değişiklikler ve cinsellik konusunda bilgi almak için Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel eğitim ve Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ruh sağlığı kurumlarına başvurulmalıdır.

Zihinsel özürlü bireyin yakın çevresinin çocuğun cinsel davranışlarına karşılık utanç, öfke, kızgınlık, korkma, acıma, aşırı merhamet gibi duygularla hareket etmelerinin olumsuz davranışlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Zihinsel özürlülerde istismarın daha yoğun olması, kendilerini korumalarının daha zor olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bir insana karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Ergenlik döneminde karşı cinse olan arzularının, art niyetli kişilerce istismara uğratıldığı, özellikle bu kişilerin; çocukların kendini ve olayı yeterince ifade edememesinden aldığı güçle bu istismarı rahatlıkla gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir.

İstismara (tecavüz, taciz) maruz kalınmaması için kesinlikle çocukların ilişkide bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalıdır. Olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçınılmalıdır.

Aileler mayoyla kapatılan yerlerin özel olduğu, hiç kimsenin, eteğine-pantolonuna dokunmaması, çocuğun izni olmaksızın vücuduna dokunulmaması gerektiği, çocuklarına tanımadıkları kişilerden bir şeyler almamaları konusunda bilgi verebilir ve bu bilgileri vermek için bir uzmandan yardım alabilirler. Çocuktan, çevreden hoşuna gitmeyen bir davranışla karşılaştığında bunu, anne- babasına ya da öğretmenine bildirmesi istenmelidir.

19- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLER VE BEDEN EĞİTİMİ /SPOR
Zihinsel özür hangi derecede olursa olsun her çocuğun katılabileceği bir aktivite vardır. Hareket etmek, hareket becerilerini geliştirmek tüm çocukların ortak gereksinimidir ve sağlıklı gelişebilmeleri bu gereksinimlerinin karşılanmasına bağlıdır.

Hareketsiz bir yaşam tüm bireyler için ileriki yaşlarda aşırı kiloya neden olabilmekte ve kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı gibi hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bu risk hareketsiz bir yaşama eğilimli olan zihinsel özürlü çocuklar için çok daha yüksektir . Aşırı kilo ve yetersiz hareket becerileri zihinsel özürlü çocukların hem sağlıklarını tehlikeye atmakta hem de toplumdan
soyutlanmalarına neden olmaktadır. Çocukların günlük bir yaşamın gerektirdiği, eğilme, oturma, kalkma, yürüme, merdiven çıkma gibi görevleri başarabilmeleri için uygun bir ağırlığa, yeterli kas kuvveti ve dayanıklılığına sahip olmaları gerekir. Bu özelliklerin gelişmesine siz yardımcı olabilirsiniz. Hareket etmeyi yaşamınızın bir parçası haline getirebilirsiniz. Böylece, çocuğunuza yardım ederken kendi sağlığınızı da geliştirip koruyabilirsiniz. Ailece yapılan geziler, yürüyüşler ve diğer egzersizler hem birbirinizi daha iyi anlamanıza ve iletişiminizi güçlendirmenize yardımcı olacak, hem de bu etkinliklere katılma isteğinizi artıracaktır.

Özürlü bireylerin spor etkinliklerine katılımı toplumun dikkatini özürlü bireylere çekerek olumsuz tutum ve davranışların değişmesinde önemli rol oynayacaktır. Sportif etkinlikler yoluyla özürlüler toplum içinde iş birliği, paylaşım ve kişiler arası ilişkilerin kurallarını öğrenirler. Yapılan aktiviteler özürlü bireylerin yaşam kalitesini yükseltir ve kendilerini gerçekleştirebilecekleri sosyal ortam yaratır. Tüm bu özellikleri kaps..... alan bir etkinlik olarak spor özürlülere yaşam boyu önerilmektedir.

20- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARIN AİLELERİNE EĞİTİMSEL ÖNERİLER

A- BEBEĞİM, 0-12 AYLIK

Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler
• Bebeğinizin ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılayın. Ona sevgiyle yaklaşın.

• Bebeğiniz 5-6 aylık oldu ve biberonla besleniyorsa, biberonu kendisinin tutmasına fırsat verin.

• 9. aydan sonra bebeğinizin bardağı tutması, daha ileri aylarda da bardaktan su vb. içmesi beklenmektedir. Bunu unutmayınız.

• Bebeğiniz yarı katı yiyeceklere alıştıktan sonra, sizin kontrolünüzde kendi başına yemek yemesini destekleyiniz.

• Bebeğinizi giydirirken onunla yaptığınız iş hakkında konuşunuz. Giyinme konusunda gelişimsel açıdan hazır değilse yetişkin desteği olarak sizin desteğinizle giyinmeyi tamamlamasına, eğer giyinmeyi kendi başına yapabiliyorsa ona bu fırsatların sık sık verilmesine özen gösteriniz.

Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler
• Günlük bakım sırasında bebeğinizle aranızda öğretici deneyimler içeren neşeli iletişim olmasına özen gösterin.

• Bebeğinizin güvenli bir ortamda bulunup bulunmadığını kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

• Bebeğinizle gerçekleştireceğiniz etkinliklerde huzurlu ve mutlu olduğu saatleri tercih edin.

• Bebeğinizi beslerken onunla fiziksel temasta bulunun.

• Bebeğinizle konuşurken, oynarken onunla aynı göz seviyesinde olmaya özen gösterin.

• Bebeğinizle iletişim kurduğunuzda onun çıkardığı sesleri taklit edin.

• Bebeğinizle (6 aydan sonra) “ce-e” oyunu oynayın.

• Bebeğinizle oynadığınız oyuncakları toplarken onun dikkatini çekin. Bu davranış ileride onun da kendi oyuncaklarını toplaması konusunda destek olacaktır.

• Bebeğinizle birlikte rahatlatıcı, sakin müzikler dinleyiniz. Hareketli müziklerde de çocuğunuzla birlikte hareket ediniz.

• Bebeğinizin yabancılara alışabilmesi için zaman zaman birlikte farklı ortamlara girmeye çalışınız.

• Bebeğiniz yapmasını istemediğiniz bir davranış gösterdiğinde ona bağırmak yerine “hayır” cevabını kesin bir tavırla veriniz.

• Bebeğinizi çabalarından ve başarılarından dolayı ödüllendiriniz (aferin, çok güzel gibi sözel ödüllendirmelerin yanısıra onu alkışlayarak fiziksel yönden de ödüllendirebilirsiniz.)

• Bebeğinizin bakımı ve eğitimi konusunda tüm aile bireylerinin katılımını sağlayınız.

• Bebeğinizden ayrılırken ona el sallayınız, onu öpünüz. Geri döndüğünüzde de onu kucaklayınız, onunla konuşunuz.

Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler
• Bebeğinizin yatağının üzerine renkli, ses çıkaran nesneler takabilir böylece dikkatini toplamasına yardımcı olabilirsiniz.

• Bebeğiniz 3-4 aylık olduğunda onunla birlikte aynaya bakınız ve onunla ayna önünde konuşunuz.

• Bebeğinizin gelişimine uygun renkli, ses çıkaran hareketli, kolay temizlenebilir nesneler seçin (seçim konusunda uzman kişilerden danışmanlık alın) ve oyuncakları kullanarak bebeğinizin ilgisini çekin.

• Bebeğinizin ellerini meşgul edin. Eline çıngırak, plastik tabak, kaşık vb. vererek incelemesine, elinden bırakmasına, uzanarak tekrar almasına fırsatlar tanıyın.

• Bebeğinize bir oyuncağı nasıl kullanacağına ilişkin model olun ve bebeğinizin oyuncakla değişik şekillerde oynaması için yönlendirici olun.

• Bebeğinizin mizah duygusunun gelişebilmesi için farklı sesler çıkarın, mimikler kullanın.

• Sık sık şarkılar söyleyin. Onunla her fırsatta konuşun.

• Parlak ve ses çıkaran nesneleri farklı yönlerde hareket ettirerek bebeğinizin bunları takip etmesini sağlayın.

• Bebeğinizin nesneleri takip etmesi, saklanan nesneyi araması, fark etmesi için fırsatlar tanıyın.

• Gerçeğe yakın, büyük resimleri olan kitapları vb. bebeğinize gösterin ve resimlerle ilgili olarak bebeğinizle konuşun.

• 7-12. aylar arasındaki bebeklere oyuncaklarla nasıl oynayacakları konusunda model olun.

• Yürümeye başladığında tehlike yaratmayacak eşyaları taşımasına izin verin.

• 11-12 aylar arasında bloklar, farklı büyüklüklerde toplar, iç içe geçen kutular, renkli mandallar vb. tanımasına yardımcı olun.

• Doldurma- boşaltma oyunları oynayın.

Motor Gelişime Yönelik Öneriler
• Bebeğinizin yatış pozisyonunu sık sık değiştirin.

• Bebeğinize serbest hareket etmesini sağlayacak, kol-bacaklarını rahatlıkla hareket ettirebilecek rahat giysiler giydirin.

• Bebeğinizin vücuduna, özellikle banyo sonrası, masaj yapın (masajın nasıl yapılabileceği uzman kişilere danışılarak öğrenilir)

• Bebeğinizi zorlamadan kısa sürelerle yastıkla destekleyerek veya güvenli bir şekilde mama sandalyesine oturtarak, çevreyi keşfetmesini sağlayın.

• Bebeğinizin uzanma, kavrama ve emekleme becerisini geliştirmek için bebeğinizin görebileceği fakat ulaşamayacağı bir yere sevdiği oyuncakları koyarak, bunları alması için onu cesaretlendirin. Bebeğiniz oyuncaklara ulaşamazsa oyuncakları biraz daha bebeğinize doğru yaklaştırınız.

• Bebeğiniz desteksiz oturmayı başardığında onunla karşılıklı top oynayınız.

• Bebeğiniz hareket gelişimi açısından hazır olduğunda, eşyalara tutunarak ayağa kalkabilmesi ve sıralayabilmesi için uygun ortamlar hazırlayarak yönlendirin.

• Bebeğinizin elinden tutarak kısa süreli yürüme çalışmaları yapın.

• Bebeğiniz sırtüstü yatarken görebileceği parlak, renkli, ses çıkaran nesneleri göz seviyesinde hareket ettirin.

• 6. aylık bebeğinizin uzanabileceği uzaklığa kauçuk toplar vb. yumuşak oyuncaklar koyun. Bu nesneleri elden ele geçirebilmesini destekleyin.

• 11-12 aydan itibaren bebeğinize büyük kaplar, iç içe geçen kutular, legolar vb. kullanarak doldurma-boşaltma gibi oyunlar oynayınız.

• 10-12 aydan sonra çocuğunuzla birlikte baktığınız kitapların sayfalarını çocuğunuzun çevirmesine fırsat tanıyın.

Dil Gelişimine Yönelik Öneriler
• Bebeğinizle konuşurken gülümseyin

• Konuşurken ona yaklaşın, ona dokunun.

• Sesinizin tonunu değiştirin.

• Ona şarkılar söyleyin.

• Taklit etme yolu ile bebeğinizin gülümsemesine, ilgisine ve çıkardığı seslere karşılık verin.

• Bebeğinize her gün müzik dinletin.

• Bebeğinizi hareket ettirirken “hooop “gibi ifadeler kullanın.

• Bebeğinize ismi ile hitap edin.

• Bebeğinize sıkmalı oyuncaklar alın.

• 3-4 aylık olduğunda bebeğinizi kucağınıza alın ve büyük bir ayna önünde durun. Bebeğin aynaya dokunmasını sağlayın, ona ismi ile hitap edin.

• Bebeğiniz tanıdığı nesneler ile karşılaştığında, o nesneyi size gösterip ses çıkarırsa hemen onunla ilgilenin ve işaret ederek göstermeye çalıştığı nesne hakkında konuşun.

• Bebeğinize dolgu oyuncaklar (örneğin içi doldurulmuş, yumuşak vb.) verin ve birlikte oynayın.

• Bebeğinizin görebileceği yerlere nesne resimleri vb. asarak hergün o resimler hakkında konuşun.

• Bebeğiniz için her sayfasında büyük resimlerin bulunduğu kitapları tercih edin.

• Bebeğinizin çevredeki sesleri (kedi sesi, araba sesi vb) farketmesi için teşvik edin. Onun dikkatini bu seslere yoğunlaştırın.

• Bir yerden ayrılacağı zaman orada kalacaklara “bay bay” diyerek elinizi sallayın. Bebeğinizin de bu hareketi yapması için yönlendirin.

• Bebeğinizin paylaşma davranışını kazanabilmesi için yaşıtları ya da daha büyük çocukların yakınında oynaması için teşvik edin.

B- BEBEĞİM 12- 36 AYLIK
Özbakım Becerilerine Yönelik Öneriler
• Çocuğunuzun kendi başına yemek yiyebilmesi, temizlik alışkanlıkları kazanması, gibi özbakım becerilerini öğrenebilmesi için ona yardımcı olunuz. Unutmayınız ki çocuğunuza yapabileceği beceriler konusunda fırsat tanımanız, onun kendine olan güvenini arttıracaktır.

• Çocuğunuzun el-yüz yıkama alışkanlığını kazanabilmesi için önce siz model olun. Elinizi yüzünüzü yıkarken çocuğunuzun sizi izlemesine fırsat verin.

• Kendi başına yemek yemesi için fırsatlar tanıyın.

• Giyinme konusunda çocuğunuz 18 aylık olduğunda yardımınızı yavaş yavaş kaldırınız.

• 2 yaşından sonra bağımsız olarak kaşık kullanabilmesi için fırsatlar tanıyın.

• Diş fırçalama ve peçete kullanma konusunda çocuğunuza fırsatlar tanıyın.

• Çocuğunuzun kendisine ait eşyaları düzenli kullanabilmesi konusunda onu yönlendirin.

Sosyal Gelişimine Yönelik Öneriler
• Çocuğunuzla birlikte resimli kitaplara bakınız. Bu kitapların içeriğini çocuğunuza anlatınız.

• Çocuğunuza resim yapması, karalama yapması, vb. için fırsat tanıyın.

• Çocuğunuzun yaşıtlarının yanı sıra kendisinden küçük ve büyük çocuklarla oynaması konusunda yönlendirici olun.

Bilişsel Gelişime Yönelik Öneriler
• 12 aylık olduktan sonra çocuğunuza kalın uçlu kalemler ve kağıtlar vererek karalamalar yapmasına fırsat tanıyın.

• Evcilik oyuncakları, kuklalar kullanarak bebeğinizle birlikte oyunlar oynayın.

• Kutuları üst üste koyma ve devirme çalışmaları yapın.

• Çevrenizde gördüğünüz ya da onun dikkatini çeken nesneler hakkında onunla konuşun. Gerekirse nesneye dokunun.

• Çeşitli nesne ve olayların gösterildiği renkli kartlar alın ya da hazırlayın. Bu kartlarla hafıza oyunu, taklit oyunları vb. oynayın.

• Oyunlar esnasında çocuğunuza nesnelerin renklerini (kırmızı, sarı, mavi) sırasıyla öğretin. Örneğin; “Bak bu kırmızı kalem” gibi.

Motor Gelişime Yönelik Öneriler
• Çocuğunuz yardımsız yürümeye ve nesneleri çekmeye hazır olduğunda, çocuğunuza araba gibi itilen çekilen oyuncaklar sağlayın.

• Yere sevdiği oyuncakları koyarak eğilmesi ve oyuncağını alması için cesaretlendirin.

• Sandalye, koltuk vb. tırmanıp yanınıza oturması için yardım edin.

• Fırlatma, yakalama vb. becerilerin gelişimi için küçük topları, tekmelemek için orta boy topları kullanın.

• Çocuğunuzu sık sık çocuk parkına götürerek sallanma, tırmanma, kayma, dengede yürüme vb. etkinlikler yapmasına fırsat verin.

• Çocuğunuzun kule yapabilmesi için çeşitli boyutlardaki kutuları üst üste, yan yana, iç içe nasıl yerleştirilebileceğini gösterin.

• Takmalı-sökmeli oyuncaklar vererek oynaması için teşvik edin, onunla birlikte oynayın.

• Çubuğa halka takma ve çıkarma çalışmaları yapın.

• Kutu, sepet vb içine oyuncaklarını doldurup - boşaltmasını sağlayın.

• Evcilik oyuncakları ile oynaması için fırsat verin.

• Şekilleri, renkleri, kule yapmayı öğrenebilmesi için başlangıçta büyük küpleri daha sonra da kenar uzunluğu yaklaşık 2,5 cm . olan küçük blokları kullanın.

• Çocuğunuza pastel boya, keçeli boyalar vererek nasıl kullanılacağını gösterin.

• Daire, üçgen ve kareden oluşan şekil tahtası ile bu şekilleri uygun yerlere yerleştirme ve çıkarma oyunları oynayın.

• Çocuğunuzla birlikte kitap okuyun. Resimleri hakkında konuşun.

• Legolarla, takmalı-sökmeli oyuncaklarla oynayın.

• Ev dışı oyun alanlarında oynayabilmesi için özellikle kum havuzu bulunan yerleri tercih edin ve yanınızda kum kovası, kürek, tırmık, kalıplar ve su kabı bulundurun.

• Güvenliğinden emin olduğunuzda, plastik ya da tahta marangozluk aletleri vererek, büyük deliklere kalın plastik çivileri takmasını isteyin.

Dil Gelişimine Yönelik Öneriler
• Çocuğunuzun evdeki etkinliklere katılmasına fırsat verin. Yaptığınız işler hakkında konuşun.

• Oyun ve koşmada hareket içeren kelimeler kullanın (oturalım mı?gibi).

• Bebeğinizi her gün dışarı çıkarın ve gördükleriniz hakkında konuşun.

• Çocuğunuzla günlük işlerinizle ilgili konuşun.

• Oyuncak telefonu kullanarak konuşun.

• Çocuğunuzla karşılıklı oturun ve blokları, kutuları üst üste koyarak, yan yana sıralayarak, blokların renklerini söyleyerek, sayarak birlikte oynayın.

• Çocuğunuza günlük yaşantı sırasında büyük-küçük, renk, sayı, şekil gibi kavramları kazandırmaya çalışın.

• Herhangi bir işle uğraşırken ya da çocuğunuzla oynarken ondan size birşey getirmesini, ya da sizin için bir şey yapmasını isteyin.

• Oyuncakları toplarken tek tek ismini söyleyin.

• Sık sık evcilik oyunu oynayın.

• Çocuğunuzla birlikte müzik eşliğinde dans edin.

• Çocuğunuz ile çevreye geziler yaparak, yerinde anlamlı gözlemler yapmasını, öğrendiği kavramları pekiştirmesini sağlayın.


Çocuğunuzun görme, işitme, dokunma, koklama gibi duyularını kullanarak içinde yaşadığı çevreyi keşfetmesi için cesaretlendirin.


21- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERİN SOSYAL YAŞAMA KATILIMINDA AİLELERİN KARŞILAŞABİLECEĞİ DURUMLAR VE ÖNERİLER

Özürlü bireylerin özel durumlarına uygun olarak beslenmesi, bakımı, araç gereç kullanımı, tıbbi, eğitici, rehabilite edici müdahalelere duyulan gereksinimler aileye maddi yük getirmektedir. Bu da aileyi ekonomik açıdan zorlayan bir durumdur. Ailenin sosyal güvencesinin olmaması halinde bu giderlerin karşılanması ciddi bir sorundur. Özürlü bireyin evde özel bakım gerektirmesi ve bu nedenle bazı yetişkin aile üyelerinin (ki bu çoğu zaman annedir) bu bakımı üstlenmesi, ailede ekonomik açıdan bağımlı kişi sayısını arttırmaktadır.

Özürlülere hizmet veren kurum ve kuruluşların başlıca görevleri arasında özürlünün en yakınında bulunanlardan başlayarak giderek tüm toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesidir.



Özürlü bireylerle profesyonel çalışma, özünde bir ekip çalışmasıdır. Alanda var olan tüm meslek elemanlarının tam bir ekip anlayışı geliştirebilmeleri için bir yandan eğitilmeleri, bir yandan da kurumsal ve yasal çerçevenin bu ekip anlayışına uygun bir biçimde geliştirilmesi gerekir.



DURUMLAR
ÖNERİLER

Çocuğunuzun 0-3 yaş arasındaki gelişimi her bakımdan büyük bir öneme sahiptir.

Çocuklarınızda “alışılmışın dışında” bir özellik fark edebilirsiniz.
Hemen bir sağlık kuruluşuna başvurunuz. Birçok sağlık sorununda olduğu gibi kimi özür durumlarında da erken tanı ve tedavi önemlidir.

Çocuğunuzun/yakınınızın özürlü olduğunu öğrendiğinizde bunun sizi yoğun bir biçimde etkileyeceğini biliyoruz. Çok farklı ve karışık duygular yaşayabilirsiniz.
Elden geldiğince paniklemeyiniz. En yakınınızdakilerden, benzer durumla daha önce karşılaşmış olan deneyimli kişi ve ailelerden ve gerekli ise profesyonel kuruluş ve meslek elemanlarından yardım alınız.

Zihinsel yetersizliği olan çocuklar, biyolojik, psikolojik ve sosyal gereksinimleri bakımından normal çocuklara benzerler. Aynı gelişim basamaklarından geçerler. Normal yaşıtlarından farkları, dil, bilişsel, zihinsel, motor ya da sosyal becerilerde yaşıtlarına göre, kısıtlılık ve gelişme hızında yavaşlık olmasıdır.
Zihinsel yetersizliği olan çocuğunuzun gelişimini izlemek ve desteklemek için daha sabırlı olmalısınız. Onlar da diğer çocuklar gibi beslenme, motor fonksiyon, oyun ve öğrenmede uyarana ihtiyaç duyarlar. Yeni doğan döneminden itibaren bebeğinizi tutun, onunla konuşun, gözleriyle yüzünüzü takip etmesini teşvik edin, zil veya çıngırak gibi sesli objeleri takip etmesine çalışın. Bu şekilde bebeğinizle aranızda yakın bir ilişki gelişecektir ve bebeğiniz için çok önemli olan baş kontrolünün geliştirilmesi, el-göz koordinasyonu, denge ve bilişsel-zihinsel ihtiyaçları karşılanmış olacaktır.

Özürlü çocuklarınızın da diğer çocuklar gibi zamanında eğitime ve sosyal yaşama hazırlanmaya ihtiyacı ve hakkı vardır.
Erken müdahale, yalnızca sağlık konularında değil, sosyal ve eğitsel gelişim konularında da önemlidir. Bu konularda zamanında harekete geçmek sizin ve özürlü yakınınızın yararınadır.

Çocuğunuzun eğitim ve rehabilitasyon sürecine aktif katılımınız önemlidir. Bu nedenle iletişim ve oyun becerilerinizi geliştiriniz.

Özürlü bireye yardım etmede kendinizi yalnız ve güçsüz hissedebilirsiniz.

Sorunlarınızla baş etme sürecinde profesyonel bir yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.
Özürlülere hizmet veren kuruluşlarla ve meslek elemanlarıyla işbirliği yapınız. Onlardan yardım almaktan çekinmeyiniz.

Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında dayanışma önemlidir.
Özürlü üyeleri olan diğer ailelerle tanışıp-görüşünüz. Onlarla düşünce ve deneyimlerinizi paylaşınız. Bu size güç verecektir.

Benzer sorunları/durumları yaşayan insanlar arasında daha örgütlü bir işbirliği, sorunlarınızın çözümünde önemlidir.
Özürlü bireylerin gereksinim ve sorunlarıyla ilgilenen, haklarını savunan sivil toplum örgütlerine üye olunuz; eğer çevrenizde böyle örgütlenmeler yoksa kurulmasına öncülük ediniz.

Çağdaş toplumlarda, özürlü bireylerin karşılaştıkları sorunların çözümünde özürlülerin örgütlenmesine özel önem verilmektedir.
Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın özürlü örgütlenmelerine üye olmalarını teşvik ediniz.

Yetersiz bilgi, çocuğunuzun durumu karşısında çaresizlik hissetmenize neden olabilir.

Özürlü bireyler ve özürlülük hakkında daha çok bilgiye ihtiyacınız olacaktır.
Özürlü bireyi daha iyi tanımak için yazılı kaynaklara ve uzman kişilere başvurunuz. Böylece daha bilinçli ana baba olmanız, çocuğunuza/yakınınıza yardım edebilmeniz ve onlara karşı yükümlü olduğunuz görevlerinizi daha yetkin bir şekilde yerine getirebilmeniz mümkün olacaktır.

Çocuğunuzun gelişiminin hangi düzeyde olduğunu, hangi alanlarda zorlandığını ya da zorlanabileceğini, hangi alanlarda yeterli ve yaşına uygun tepki verdiğini öğrenin. Plansız ve düzensiz arayışlarla zaman kaybetmeyin.

Özürlü bireyler ve yakınlarına tanınan yasal hakları bilmek işinize yarayacaktır.
Yasal haklarınızı öğreniniz ve bu hakları kullanmaktan çekinmeyiniz.

Özürlüler alanında var olan politikaları yetersiz bulabilirsiniz.
Politikaların geliştirilmesi amacıyla resmi ve resmi olmayan her türlü çalışmaya katılınız, kamuoyu oluşturma çalışmaları yapınız.

Özürlü bireylerin ihmal ve istismara uğrama riski “diğer” bireylerden daha yüksektir.
Onları yalnız başkalarından değil gerektiğinde siz dâhil ailenin diğer üyelerine karşı da koruyunuz.

Özürlü bireylerin de, alışageldiğimiz yollardan ifade etmeseler de, herkes gibi ilgi, sevgi, şefkate ve yaşıtlarıyla arkadaşlık etmeye gereksinimi vardır.
Özürlünün sosyal çevresinde yer alan herkesin bu ilgiyi, sevgiyi ve şefkati göstermesine özen gösteriniz.

Özürlü bireyi olan ailelerde “çocuklar arasında ayrım” sık rastlanan bir durumdur.
Varsa diğer çocuklarınızdan onları ayırt etmeyiniz; ancak diğer çocuklarınızı da ihmal etmeyiniz.

Bildiğiniz gibi yalnız özürlü bireyler değil, herkes özeldir ve diğerlerinden kimi özellikleriyle farklıdır. Farklılıkların gerektirdiği tutum ve davranışlar ayrımcılık değildir.
Devletten ve diğer insanlardan, özürlü bireylerin farklılıklarını dikkate alacak karar ve uygulamaları talep etmekten çekinmeyiniz.

Özürlü bireylerin toplumdan soyutlanma/dışlanma riskleri yüksektir.
Çocuğunuzu toplumdan soyutlamayınız. Onu mümkün olduğunca yaşıtları ile bir araya getiriniz, toplumsal yaşamın her alanında bulunması konusunda yüreklendiriniz.

Özürlü bir çocuğunuzun/yakınınızın olması, ona yardım etmek zorunda olmanız, sizin hiçbir özel yaşamınız olmayacağı anl..... gelmez.
Zamanınızı ve yapacaklarınızı planlayınız ve kendinize zaman ayırınız.

Özürlü bireylerle birlikte yaşamak harcamalarınızı arttıracaktır. Bu ve başka nedenlerle ekonomik yardıma ihtiyaç duyabilirsiniz.
Gereksiniminiz varsa sosyal yardım programları ile ilgili yasal düzenlemeleri öğreniniz ve haklarınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Kamusal sosyal yardımlar bir “lütuf” değil; koşullarınız uygunsa sizin en doğal hakkınızdır.

Sosyal yaşama katılım (insanlarla iletişim kurmak, grup kurallarına uymak, bir gruba ait olmak gibi) bazı sosyal becerileri kazanabilmekle mümkün olan bir durumdur. İnsan sosyal bir varlıktır ancak nasıl sosyalleşeceğini, kendinden nelerin beklendiğini ve topluma nasıl katkı vereceğini zamanla öğrenir. Bu, özürlü olmayan bireyler için de geçerli bir durumdur. Özürlü bireylerin sosyal yaşama katılımı için gerekli olan sosyalleşme süreçleri özürlü olmayan bireylerinkinden çok da farklı değildir. Bir çocuk (özürlü olsun olmasın) anne babasının ve çevresindekilerin yaptıklarını taklit ederek, arkadaşlarıyla oyun oynayarak, okuldaki kuralları öğrenerek bir birey olmayı, sosyal yaşama katılmayı öğrenir.
Bu nedenle çocukluk döneminden başlayarak özürlü bireylerin aile ve toplum yaşantısına katılması için fırsat yaratın, var olan fırsatları uygun biçimde değerlendirilmesine yardım edin.

Özürlü bireyin toplum içinde nasıl davranacağını öğrenmesi, sosyal yaşama katılımda, önemlidir.
Fırsat bulduğunuz her durumda zihinsel özürlü bireyle dışarı çıkmaya çalışın. Örneğin kısa geziler yapmak, açık havada dolaşmak, bir pastaneye, lokantaya gidip yemek yemek, mümkünse sinema ya da tiyatroya gitmek, akraba, komşu ziyaretlerine gitmek gibi etkinlikler bu davranışların öğrenilmesinde oldukça yararlıdır.

Özürlü çocuğunuzun/yakınınızın yapamadığı / beceremediği bazı işler olabilir.
Yapamadıkları/beceremedikleri işler üzerinde durmak yerine güçlü yanları üzerinde durunuz. Onları yapabildikleri konusunda cesaretlendiriniz/ödüllendiriniz. Zihinsel özürlü bireye aile içinde ve günlük yaşamda yaşına ve yeteneklerine göre temel sorumluluklar verin . Örneğin alışveriş yapmaya gittiğinizde ona da fikrini sorun. Mümkünse sepeti taşımasını, alışveriş arabasını itmesini, parayı vermesini veya üstünü almasını isteyin. Ev yaşamında da birkaç temel sorumluluğu olsun. Yatağını düzeltmek, mutfakta basit işler yapmak (sofrayı hazırlamada yardım etmek, bulaşık yıkamada yardım etmek gibi), oyuncaklarını toplamak gibi.

Ailedeki özürlü bireylerin sorun ve gereksinimleriyle ilgilenmek ailedeki herkesin sorumluluğundadır.
Tüm aile üyelerinin özürlü bireyin sorun ve gereksinimleriyle ilgilenmelerini sağlayınız. Sorumluluğun aile içinde adil paylaşılması ile kimsenin üzerine aşırı yük binmeyecektir; bu da özürlüye ve aile ilişkilerinize olumlu olarak yansıyacaktır.

Özürlü bireylerin de içinde yaşadığı topluma üretken bireyler olarak katılması onların bağımsızlığını azami düzeyde arttıracaktır. Bu diğer bireyler için olduğu gibi özürlüler için de bir haktır.
Özürlülerin topluma üretken bireyler olarak katılabilmeleri için genel eğitimin yanı sıra mesleki eğitim/rehabilitasyon olanaklarından da yararlandırınız. Onları çalışmaları konusunda motive ediniz ve çalışma yaşamında destekleyiniz.

Özürlü bireyin, sosyal yaşama katılımında fiziksel çevrenin düzenlenmesi, eğitim, rehabilitasyon, sağlık hizmetlerinin yeterli ve ulaşılabilir olması önemli katkı sağlayacaktır.
Böyle bir fiziksel ve toplumsal çevrenin oluşturulması için, bilinç ve duyarlılık yaratmak, politikalar geliştirmek ve uygulamak için gayret gösteriniz.

Özürlü olsun olmasın bir bireyin sosyal yaşama katılımı ailede başlar. Ailenin çocuğa davranış şekli ve bu konudaki bilgisi çocuğun doğru bir biçimde sosyalleşmesini etkiler
Gereğinden fazla kollayıcı, sınırlayıcı ve endişeli davranmayın . Özürlü bireylerle yaşarken her zaman dikkatli olun, zarar görmemeleri için çaba harcayın; ancak bunun ölçüsünü iyi belirleyin. Aksi halde özürlü birey kendisini güçsüz ve bağımlı hissedebilir ve böylece yapabilecekleri şeyler de engellenmiş olur. Bu da onların gelişimini ve sosyal hayata uyumunu sınırlar.

Zihinsel engelli çocuğunuzun çevreyle ilişkisini, öğrenmeye ilgisini ve hevesini yeterli düzeyde görmeyebilirsiniz.
Zihinsel yetersizliği olan çocuğunuzla ilişkilerinizde;

fiziksel uyaranları (oyuncaklar, resimler, sesler, renkli-resimli kitaplar, günlük yaşamda sık kullandıkları nesneler vb. )
duygusal iletişimi (göz göze gelme, öpme, okşama, dokunma, sarılarak oyunlar oynama vb. ) ve
sözel iletişimi (konuşma, şarkılı, konuşmalı oyunlar oynama, masal okuma, çevresi ve çevresindekileri tanıtıcı bilgi verme vb )
ihmal etmeyiniz.

Yaşadığı çevreye ve öğrenmeye ilgisinin ve hevesinin artması, kolay öğrenmesi ve anlaması için ayrıca, davranışın tekrarlanması ve ödüllerle pekiştirilmesi işe yarayabilir.

Özürlü çocukların da diğer çocuklar gibi zamanında cinsiyet rollerini kazanmaları önemlidir.
Örneğin, özürlü erkek çocukların babalarıyla, kız çocuklarının ise anneleriyle özdeşimi için aile içi rollerde özel düzenlemeler yapın.

Genel olarak toplumda ya da yakın çevrenizde olumsuz/ayrımcı tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Özürlü bireylerin diğerlerinden farklı algılanmasına neden olan asıl etmen, kendi kişisel farklılıklarının yanı sıra toplumun özürlü bireye bakış açısı/özürlü bireyleri diğer bireylerden farklı görmesidir.

Bunlar çocukta var olan yetersizliğe ek olarak ciddi sosyal uyum sorunlarının da ortaya çıkmasına neden olabilir.
Çocuğunuzun oyun ve eğitimden uzaklaştırılmasına, dışlanmasına, örselenmesine izin vermeyiniz.

Toplumsal önyargıların değiştirilmesi için en büyük görev sizlere düşüyor. Bu yönde yakaladığınız her fırsatı bilinçli olarak değerlendiriniz.

Çocuğunuzu yetiştirirken bazı “istenmeyen” davranışlarla yaygın bir biçimde karşılaşabilirsiniz.
Bu davranışların çözümü için, istenmeyen davranışın yerine seçenek olabilecek davranışın ne olabileceğini araştırınız, gerekirse uzman kişilere danışınız. Öğrendiğiniz bilgileri ailenizde ve yakın çevrenizde, çocukla iletişim içindeki diğer bireylerle de paylaşınız ve çocukla iletişimde bu konularda ortak hareket ediniz. Bu şekilde özürlü bireyde istenen davranış değişikliği daha kolay gerçekleşecek ve kalıcı hale gelecektir.

Özürlü bireylerin ve varsa ailedeki diğer çocukların kendilerine güvenle ilgili sorunları olabilir.
Çocuklarınızın öz güven kazanabilmeleri için onların güçlü yönlerini bulunuz, onları destekleyiniz ve uzman kişilerden konuyla ilgili bilgi alınız.

Özürlü bireyin bakımı ve yetiştirilmesi sırasında zaman zaman öfkelenebilir ve kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz.
Öfkenizle ve stresinizle nasıl başa çıkacağınızı öğrenmek için uzman kişilerden yardım almaktan çekinmeyiniz.

Anne-baba ve kardeşlerin çocukla uyarıcı, destekleyici ve ileri götürücü ilişki ve iletişime girmesi, onun gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir.
Tüm aile üyelerinin çocukla her fırsatta konuşması, oynaması, ona dokunması önemlidir; böylece çocuğunuz sizinle birlikte olmaktan keyif alacak ve mutlu olacaktır. Bu da onun sağlıklı gelişimini olumlu etkileyecek ve hızlandıracaktır.

Gelişmek ve öğrenmek için fırsat tanımayan, yeterli uyarandan yoksun ortamlarda yaşamak, herkesin olduğu gibi, özürlü bireyin gelişimini de olumsuz etkileyecektir
Çocuğun rahat hareket edebileceği, oyun oynayabileceği bir ortam yaratın ona inceleyebileceği özellikle resimli kitaplar sağlayın.

Her özürlü bireyin sağlıklı gelişimi için, zamanında sağlanacak tedavi, eğitim ve rehabilitasyon olanaklarından etkin bir biçimde yararlanması yaşamsal önemdedir.
Çocuğun var olan potansiyelini geliştirecek ve çevre ile iletişimini güçlendirecek, onun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bir tedavi, eğitim ve rehabilitasyon sürecinden yararlanabilmesi için işlevsel bir plan yapın ve bu süreçte gereksinim duyduğunuz her an ilgili meslek elemanlarıyla işbirliği yapın.




22- EĞİTİLEN AİLE VE TOPLUM

• Özürlülere yönelik sosyal hizmetlere her düzeyde daha etkin katılacak,

• Özürlü bireyle nasıl ilişki kurulacağını daha iyi öğrenecek ,

• Özürlü bireyler konusunda hangi kurum ve meslek elemanlarından yardım alabileceklerini daha iyi bilecekler,

• Rehabilitasyon ve eğitim sürecinde üzerlerine düşen görevleri daha doğru kavrayacaklar,

• Bu süreçlerde profesyonel kurum ve görevlilerle nasıl işbirliği yapabileceklerini öğrenecekler,

• Özürlü bireylerin ve yakınlarının ne tür yasal hakları olduğunu öğrenip kullanabileceklerdir.