1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen Sonuçlar: 1 ile 10 ve 40

Konu: Aleviler Ve Turna Kuşu

  1. #1
    Üyemiz
    Üyelik Tarihi
    29-09-2008
    Bulunduğu Yer
    Rusya
    Yaş
    51
    Mesajlar
    219
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Aleviler Ve Turna Kuşu

    ALEVİLER VE TURNA KUŞU


    AKDENİZ’İN İKİ YAKASI


    Her şey Orta Torosların bir yanından hasretle Akdeniz’e bakan öte tarafından Göller bölgesine doğru uzanan sancılı yamaçlarında oldu.Yirmi kilometre çapındaki bu küçücük coğrafya iki bin yıl boyunca en derin kederlere ve ulaşılmaz engin sırlara ev sahipliği yaptı.


    Eski Çağın ünlü Komama dergah-devleti, Antalya’nın Kuzeyinde, Burdur iline bağlı Bucak ilçesinin Ürkütlü nahiyesindeydi.’Kutlu Kadın Ana’nın halkının yaşadığı Hıristiyanlık öncesinin bu kutsal ve dokunulmaz kenti dördüncü yüzyılda Hıristiyan askerleri tarafından yakılıp yıkıldı.Hıristiyan kilisesinin yaymaya çalıştığı Ortaçağ karanlığını karşı ilk örgütlü mücadele Bu yıkık ama kutsal kentin harabeleri üzerinden yükseldi . Sahapivan Hıristiyan konsilinin nefretine maruz kalan ve konsil kararlarında ilk iki Hıristiyanlık karşıtı hareketten biri olarak tanımlanan Işık- Mezghnean direnişinin merkezi Pisidya’daki yıkık Komana kutsal kentiydi.

    Abdal Musa tarafından kurulan, Aleviliğin on beşinci yüzyılda Anadolu’daki en büyük merkezi olan ‘Abdal Musa Dergahı’ da Antalya’nın Kuzey Batısındaki Elmalı’ya bağlı Tekke köyünde, eski çağın kutsal Komana şehrinin yanı başındaydı..Abdal Musa Kadın Ana’ya adanmış bereket törenlerini yeniden burada kurumlaştırdı.Adına ‘Abdal Musa Erkanı’ denilen son Alevi manifestosunu Anadolu’ya buradan yaydı.


    İlerleyen satırlarda ele alacağımız 1511 yılında ortaya çıkan,Şahkulu başkaldırısının önderi Baba Tekeli bu bölgede, Hıristiyanlık karşıtı Mezghnean direnişinin olduğu aynı yerde Komama’da (Kızılkaya) doğdu.Yaşamını yakın bir köyde, Bucak ilçesinin Yalımlı köyünde sürdürdü..Baba Tekeli Antalya-Burdur arasından topladığı yirmi bin kişilik ’yoksullar ordusu’ ile Osmanlı Devletinin üzerine doğru yürüyüşünü kutsal Komama kentinin harabelerinin önünden başlattı. Eski çağda ‘Kadın Ana’ adına yükseltilmiş kutsal ‘Komama’ şehri tüm zamanlarda Pisidya’nın ruhani merkezi oldu.


    Bu kendisi küçük, gizemi büyük toprak parçası denize paralel uzanan yüksek dağların üzerinden dik yamaçlarla Akdeniz’e iner.Pisidya’nın denize açılan kapısı Fenike limanıdır.Eski Çağda Acıçay (Limyros) Akdeniz’e ulaşmadan önce biraz genişler ve sakinleşir deniz de burada karanın içine girerek küçük bir koy oluştururdu..Finike limanı bugün İskele mahallesinin olduğu yerde,Acıçay’ın Akdeniz’e kavuştuğu noktada,bu küçük haliç in kıyısındaydı.

    Bizans kıyıcılığının Akdeniz yalısını,Torosları ve göller bölgesini kasıp kavurduğu yıllarda,Anadolu insanının gemilerle Kıbrıs’a Sicilya’ya İtalya’ya sürüldüğü çağlarda,Pisidya’nın kendi çocuklarından ayrılması Finike kıyılarından başladı. Bizanslılar,gemiler dolusu ‘Işık taifesi’ni bu limandan Kıbrıs’a ve Kuzey İtalya’ya sürgüne taşıdılar Bir daha kavuşulmayacakların hasreti geride kalanların üzerine bu limanda çöktü.Yüz yıllar boyunca bu limandan kalkan her gemiye uzak dostlara ulaşır umudu ile çok selamlar yüklendi.Çok insan bu sahilde gözleri ufuk çizgisine kilitli ,belki bir haber gelir diye,görmediği limanlardan kalkan bilmediği gemilerin yollarını bekledi.

    Ayrılıkların limanı Fenike, dosta giden denizin başladığı sahil ve dosttan gelen su yolunun karaya çıktığı yer oldu aynı zamanda. Bu liman, Anadolu Işıklarının denizaşırı ülkelerdeki dostluklarına açılan penceresiydi. Anadolu o dostun Akdeniz’in dalgalarına düşmüş sesini bu limanda duydu.O dostun sesi burada karaya çıktı ve bu sahilden Anadolu’ya yayıldı.

    Finike ile Mısır ülkesindeki İskenderiye şehri ,aynı denizin iki kıyısında harita üzerinde (daha çok da düşüncelerimizde) birbirlerinden ayrı ve uzak yerlermiş gibi görünseler de; bu iki şehir aynı denizin iki kıyısındadırlar ve birbirlerine bir su yolculuğu kadar yakındırlar.Ve İskenderiye şehri Finike limanının gerisinde uzanan Pisidya’nın sırlarla donatılmış büyülü dünyasının hiç ayrılmamış bir parçasıdır.

    Hıristiyan kilisesinin yaşamını ve gösterdiği mucizeleri çalarak kendi peygamberlerine mal ettikleri Luvi’li ermiş,eski çağın büyük mürşidi Kemerhisar’lı Apollonius ,sahip olduğu büyük gizemlere ve ‘insan-ı kamil’ olma vasfına üç büyük kaynaktan beslenerek ulaştı.Bu kaynakların ilki ,Anadolu,ikincisi Batı Tibet’ti.Apoolnius’a okul olan üçüncü ülke Mısır’dı

    Bugün bile Hıristiyan kilisesinin bir türlü savuşturamadıkları en büyük tehdidi ve korkulu rüyası olmaya devam eden Kemerhisar’lı Apolonius Hıristiyan kilisesi tarafından Hermetik doktrinlere bağlılıkla ve yaymakla suçlanmıştı.

    Apolonius’tan üç asır sonra Anadolu’da ortaya çıkan Sivas civarında ve Pisidya’da kendisini gösteren Hıristiyanlık karşıtı mücadeleye önderlik eden Eustathius da yine aynı kilise kaynakları tarafından dış kaynaklardan beslenmekle, İskenderiye’de eğitim görmekle Hermes’in takipçisi olmakla itham edilmişti.Hıristiyan kilisesinin ruhbanları Eustathius’un sapkın olarak niteledikleri görüşlerini Anadolu’ya Mısır’dan taşıdığı iddiasındaydılar

    L.Khachikian da Eustathius taraftarı Sivas’lıların ‘’Mezopotamya’lı Messalianlar ‘olduklarını İskenderiye merkezli Hermes tarzı bir kardeşlik örgütlenmesi içinde yayıldıklarını ve İskenderiye merkezli Hermetik inancın takipçileri olduklarını belirtir.

    Erken Hıristiyanların öfke içinde ifade ettikleri gibi Anadolu ile İskenderiye şehri arasında kökleri uzak geçmişe dayanan bir gönül köprüsü vardı. Çünkü İskenderiye şehri Anadolu Aleviliği içinde her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahip olmuş olan, yüceler yücesi Hermes’in kentiydi ve bu şehir,Hıristiyan karanlığı yeryüzünü kaplamadan önceki zamanlarda tüm entelektüel bilginin toplandığı eski çağın en büyük bilim merkeziydi.Eski çağ bilgelerinin ve bilgeliğinin rüya kenti İskenderiye kentinin 400 000 kitaplı büyük kütüphanesinde insanlığın hafızası kayıt altında tutuluyordu

    Hıristiyanlığın ilk yüzyıllarına kadar canlılığını koruyan ,Anadolu ile Mısır arasındaki gizemli iletişim ,Anadolu’da Hıristiyanlık eli ile beşinci yüzyılda başlatılan ve beş asır süren kıyım ve zorunlu göçler sonrasında ve İskenderiye kütüphanesinin (İskenderiye okulunun) eş zamanlı olarak Hıristiyanlar tarafından beşinci yüzyılda yakılıp yıkılmasından ardından uzun yüzyıllar kesintiye uğradı.

    Anadolu insanı,uzun sürgün çağlarında zulmün elinden kaçıp saklandığı asırlar sürmüş yalnızlığında ,yakılıp yıkılmış İskenderiye şehrinin acısını ve özlemini yüreğinden hiç eksik etmedi,Bu şehirle özdeşleşmiş o büyük ustayı,’ilahi söz’ün efendisi Hermes’i hiç unutmadı.


    Mısır ile Anadolu arasında beşinci yüzyılda başlayan ayrılık , Abdal Musa’nın en güvendiği müridi Kaygusuz Abdal’ı –kopan fiziki bağları yeniden ve kalıcı olarak onarmak göreviyle- yanında kırk dervişi ile birlikte Finike limanından İskenderiye’ye yolcu etmesi ile birlikte vuslata dönüştü.

    Aleviligin kökleri Erdogan Çınar

    Tüm forumdan rastgele konular:

    • » Hz. Mevlana 'nın sevgi çağrısı
    • » Gurbettekiler com'da Zöhre Ana
    • » Pir Sultan Abdal-Açılın Kapılar Şaha...
    • » İstanbul'da Sarıgül, Topbaş'ı geçti
    • » AKP'li vekil Ahmet Öksüzkaya istifa etti
    • » İskenderiye Kütüphanesi
    • » İşte yeni üniversiteye geçiş kriterleri
    • » 1 Mayıs Pahalıya Patladı
    • » Fİkİr Ve Sanat Eserlerİ Kanununun Bazi...
    • » İçişleri Bakanı Soylu: Alevi-Sünni...

    Aynı kategoriden rastgele konular:

    • » "Yol Bir, Sürek Binbir"...
    • » Alevilerin İslam' ı
    • » Bektaşi-kizilbaş (alevi) bölünmesi ve...
    • » Alevilik Ateizm değildir!
    • » Öteki Gündem - Hz. Ali ve Alevilik / 2...
    • » Kerbela'da kan ağlayan ağaç
    • » Hacı Bektaş'ın Yunus Emreye Nefesi
    • » Yunanistan' da Ömer’in Ortodokslara...
    • » Alisiz Alevilik kimin icadı?
    • » Ocak Ayında Ankara'da Şimşek Çakması
    Saygılar Sevgiler Ali karul.

    Işık'la Kalın.


    Biz aşığız ne söylesek
    Sözümüzde yalan olmaz
    Sır içinde sır saklarız
    Hiç kimseye ayan olmaz.

  2. #2
    Yeni Üye Kul Seyyid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    10-10-2008
    Mesajlar
    13
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir
    Pir'im Pir Sultan

    Hazreti Şah Tanrıya denir. Diyor ki Nefes: Yaradanın avazı, yani sözü, sesi, turna adlı bir kuştadır. (İdris peygamberde) Asası (asa burada yer belirtir ve de bilgeliğin sembolüdür) Nil Deryasında yani Mısırdadır. İdris Peygamberin mekânı Mısır’dır, o vurgulanıyor. Hırkası bir derviştedir. Kim o derviş. Hermetik bilgilere Alamutta sahip olan ve yeni bir çığır açan ünlü ve ulu Pir Hünkâr Bektaş Veli… Alevîlik terminolojisinde birinin hırkasını giymek ona ve onun düşünce ve de inanç sistemine bağlanmak, o sistemi yürütmek demektir. Yorum sizin..




    Hz. İdris eski Mısır döneminde mabet duvarlarında hep ama hep bedeni insan; ama kafası TURNA KUŞU şeklinde resmedilmiştir. Her yerde öyledir
    TURNA’DAN KAFA…
    Alevilerin başka dinlere asimile edilmeleri için yoğun çabanın olduğu ortadadır. Özellikle Müslümanlar, Devlet eliyle Alevileri kendi bünyeleri içinde eritmek, asimile etmek, camiye ve mescide sokabilmek için yoğun çaba içerisindedirler. Sırları kaybolmuş Alevilerde bilinçsiz bir şekilde ortada dolaşıp durmaktadır.Alevileri bilinçli olarak başka dinlere, özellikle İslam’a, Şiiliğe yamamaya çalışanlara gelince… onlar, bu dünyadan çekilip gidecekler.
    Ünsal Öztürk

  3. #3
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    51
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    6 mesaja 7 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    ....Zöhre Ana’nın, Hak’kın sırrına erdiği ilk dergahındaki türbelerden, biri Battal biri Gazi’dir. Tezveren ve Karyağdı Sultan (Şehriban ve Zekine) türbelerinin oğulları, Hz. Hüseyin’in torunlarıdır. Büyük Battal Gazi’nin ismini alan küçük Battal Gazi’dir. Binbeşyüz sene önce bu vadide bulunan göle düşerek suda boğulmuşlardır.
    Bu iki gerçek, Kayseri Urum diyarındaki dayıları, Battal Gazi’nin şehid düşmesinden sonra, anneleri, babaları, amcaları ve dedelerinin peşinden, Kerkük Kerbelâdan çıkıp, Ankara yöresine gelmiş, burada kayıba girmişlerdir.
    Göl kenarına geldiklerinde su yüzünde kendi cemallerini görünce birbirlerine Hıdır, İlyas isimlerini vermişlerdir? Gazi sekiz yaşında Battal ise beş yaşındadır. Göl kenerına geldiklerinde, göle taş atıp oynamaya başlarlar. Bu oyun sırasında ikiside suya düşer kendilerini kurtaramazlar. iki Turna kuşu onları kurtarmak için, omuz başlarından tutup çekmeye çalışırlar. Tüm tenleri kan içinde kalıncaya dek çabalamalarına karşın, bu gerçekleri sudan çıkaramazlar. Gazi turna kuşuna yalvararak, “Git Yemen’den bize yardımcı getir, dedem Hüseyin’e bildir”, der. Bu sözünü mani ile şöyle dilegetirir:

    Bir çift turna gördüm durur göklerde
    Seversen mevlayı inme göllere
    Bizi bekleyen var Yemen elinde
    Şah Hüseyin’e selam götür turnalar

    Bu sözün üzerine turna kuşu hemen Yemen’e gider. Çocukların ebesi olan Hüsniye Ana’nın önünde kanlı kanadını çırparak, Battal ile Gazi’nin imdat beklediğini bildirir. O zaman Hüsniye Ana dedeleri Hz. Hüseyin’e dönerek ağlar.

    Küssün gönlün hiçbir zaman gülmesin yüzün
    İki cihanda da var olsun sözün
    Yetiş Ya Hüseyin kör olsun gözün
    Battal Gazi’m kalmış Urum elinde

    Bu mani üzerine Hz. Hüseyin, bir çadırdan uçurma gererek, turna kuşunu önüne kılavuz alıp yola çıkar. Ve ilk indiği yer, Ankara’da bulunan şimdiki adı ile Hüseyin Gazi Tepesi oldu. Bu tepeye indiğinde bir kol buldu, bu kol şehit düşen Battal Gazi’nin sağ kolu idi. Kolu alıp bağrına basarak ağlayan Hz. Hüseyin, onu oraya gömdü. Bu tepe Battal Gazi’nin kolundan ve Hz. Hüseyin’in bu tepeye inmesinden dolayı Hüseyin Gazi Tepesi ismini aldı. Yani bu türbede yatan Hüseyin Gazi adında bir gerçek değil, Battal Gazi'nin kopan sağ koludur.

    Hz. Hüseyin tepeye inip kol ile uğraşırken, vadide bulunan gölün üstündeki turnadan bir ses verildi. Bu gün bir Perşembe akşamıydı. Hz. Hüseyin sağ einde bir çıra yakarak göl kenarına gelince, torunlarının ayak izlerini buldu. Turnayı su üstünde görünce ikinci turnanında gölü beklediğini anladı. Turna kuşlarının evliyalara kılavuzluk yaptığı ve kutsallığı burada bilindi...
    (Zöhre Ana, Mehtaptaki Erenler)


  4. #4
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    51
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    6 mesaja 7 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bir çift turna gördüm durur dallarda
    Seversen Mevlayı kalma yollarda
    Bizi bekleyen var Ulu Divanda
    Benden Şaha selam söyle, turnalar
    ***
    Bir ismim Turna’dır bir ismim Dede
    Gökyüzünde kavuşurum Zöhrem’e
    Yüksek semasına Ali diyene
    Benden Şaha selam söylen turnalar
    ***
    Uykuluk Kayası önünde duran
    Yasladım sırtımı bağırma uyan
    Çift Evliya geliyo Allah’a ayan
    Benden Şaha selam söylen turnalar
    ***
    Oturdum dizinde birisi Hasan
    Üseyin sağında okuyor Kur’an
    Başında Muhammet katibi yazan
    Benden Şaha selam söylen turnalar
    ***
    Uzun uzun yürü hastayım sana
    Muhammet aşkına gırtlağım boğma
    Erenler adına şalı sırtına
    Benden Şaha selam söylen turnalar
    ***
    Üç kere vereyim niyazım Allah
    Meydanlar Ali’si o Pirim billah
    Düşmanın elinde saklandı silah
    Benden Şaha selam söylen turnalar
    ***
    Ben Sultanım Hakka gamı çekiyom
    Ölü demem sana nefes döküyom
    Üseyin aşkına ciğer söküyom
    Benden Şaha selam söylen turnalar

    (Zöhre Ana)


  5. #5
    Üyemiz
    Üyelik Tarihi
    29-09-2008
    Bulunduğu Yer
    Rusya
    Yaş
    51
    Mesajlar
    219
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    EKİN;



    ...Zöhre Ana’nın, Hak’kın sırrına erdiği ilk dergahındaki türbelerden, biri Battal biri Gazi’dir. Tezveren ve Karyağdı Sultan (Şehriban ve Zekine) türbelerinin oğulları, Hz. Hüseyin’in torunlarıdır. Büyük Battal Gazi’nin ismini alan küçük Battal Gazi’dir. Binbeşyüz sene önce bu vadide bulunan göle düşerek suda boğulmuşlardır.
    Bu iki gerçek, Kayseri Urum diyarındaki dayıları, Battal Gazi’nin şehid düşmesinden sonra, anneleri, babaları, amcaları ve dedelerinin peşinden, Kerkük Kerbelâdan çıkıp, Ankara yöresine gelmiş, burada kayıba girmişlerdir.
    Göl kenarına geldiklerinde su yüzünde kendi cemallerini görünce birbirlerine Hıdır, İlyas isimlerini vermişlerdir? Gazi sekiz yaşında Battal ise beş yaşındadır. Göl kenerına geldiklerinde, göle taş atıp oynamaya başlarlar. Bu oyun sırasında ikiside suya düşer kendilerini kurtaramazlar. iki Turna kuşu onları kurtarmak için, omuz başlarından tutup çekmeye çalışırlar. Tüm tenleri kan içinde kalıncaya dek çabalamalarına karşın, bu gerçekleri sudan çıkaramazlar. Gazi turna kuşuna yalvararak, “Git Yemen’den bize yardımcı getir, dedem Hüseyin’e bildir”, der. Bu sözünü mani ile şöyle dilegetirir:

    Bir çift turna gördüm durur göklerde
    Seversen mevlayı inme göllere
    Bizi bekleyen var Yemen elinde
    Şah Hüseyin’e selam götür turnalar

    Bu sözün üzerine turna kuşu hemen Yemen’e gider. Çocukların ebesi olan Hüsniye Ana’nın önünde kanlı kanadını çırparak, Battal ile Gazi’nin imdat beklediğini bildirir. O zaman Hüsniye Ana dedeleri Hz. Hüseyin’e dönerek ağlar.

    Küssün gönlün hiçbir zaman gülmesin yüzün
    İki cihanda da var olsun sözün
    Yetiş Ya Hüseyin kör olsun gözün
    Battal Gazi’m kalmış Urum elinde

    Bu mani üzerine Hz. Hüseyin, bir çadırdan uçurma gererek, turna kuşunu önüne kılavuz alıp yola çıkar. Ve ilk indiği yer, Ankara’da bulunan şimdiki adı ile Hüseyin Gazi Tepesi oldu. Bu tepeye indiğinde bir kol buldu, bu kol şehit düşen Battal Gazi’nin sağ kolu idi. Kolu alıp bağrına basarak ağlayan Hz. Hüseyin, onu oraya gömdü. Bu tepe Battal Gazi’nin kolundan ve Hz. Hüseyin’in bu tepeye inmesinden dolayı Hüseyin Gazi Tepesi ismini aldı. Yani bu türbede yatan Hüseyin Gazi adında bir gerçek değil, Battal Gazi'nin kopan sağ koludur.

    Hz. Hüseyin tepeye inip kol ile uğraşırken, vadide bulunan gölün üstündeki turnadan bir ses verildi. Bu gün bir Perşembe akşamıydı. Hz. Hüseyin sağ einde bir çıra yakarak göl kenarına gelince, torunlarının ayak izlerini buldu. Turnayı su üstünde görünce ikinci turnanında gölü beklediğini anladı. [COLOR="Red"]Turna kuşlarının evliyalara kılavuzluk yaptığı ve kutsallığı burada bilindi... (Zöhre Ana, Mehtaptaki Erenler)



    Sevgili ekin

    Burada bahsedilen turna kuşu bir semboldur ,Gerçek kuş degildir.Pirsultan Abdal gayet açık bir şekilde anlatmıştır, Asası nil deryasında derken mısırda oldugundan bahseder,o hermestir kulseyyid arkadaş gayet güzel açıklamış.






    Kulseyyid alıntı


    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir

    Pir'im Pir Sultan

    Hazreti Şah Tanrıya denir. Diyor ki Nefes: Yaradanın avazı, yani sözü, sesi, turna adlı bir kuştadır. (İdris peygamberde) Asası (asa burada yer belirtir ve de bilgeliğin sembolüdür) Nil Deryasında yani Mısırdadır. İdris Peygamberin mekânı Mısır’dır, o vurgulanıyor. Hırkası bir derviştedir. Kim o derviş. Hermetik bilgilere Alamutta sahip olan ve yeni bir çığır açan ünlü ve ulu Pir Hünkâr Bektaş Veli… Alevîlik terminolojisinde birinin hırkasını giymek ona ve onun düşünce ve de inanç sistemine bağlanmak, o sistemi yürütmek demektir. Yorum sizin..




    Hz. İdris eski Mısır döneminde mabet duvarlarında hep ama hep bedeni insan; ama kafası TURNA KUŞU şeklinde resmedilmiştir. Her yerde öyledir TURNA’DAN KAFA…
    Saygılar Sevgiler Ali karul.

    Işık'la Kalın.


    Biz aşığız ne söylesek
    Sözümüzde yalan olmaz
    Sır içinde sır saklarız
    Hiç kimseye ayan olmaz.

  6. #6
    Уσℓυ๓ѕυηЧа Ąℓ¡ Mahir B. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    αηкαяα
    Mesajlar
    2.812
    Ettiği Teşekkür
    0
    7 mesaja 8 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    43

    Standart

    Alıntı Ali karul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili ekin

    Burada bahsedilen turna kuşu bir semboldur ,Gerçek kuş degildir.Pirsultan Abdal gayet açık bir şekilde anlatmıştır, Asası nil deryasında derken mısırda oldugundan bahseder,o hermestir kulseyyid arkadaş gayet güzel açıklamış.






    Kulseyyid alıntı


    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir
    Pir'im Pir Sultan

    Hazreti Şah Tanrıya denir. Diyor ki Nefes: Yaradanın avazı, yani sözü, sesi, turna adlı bir kuştadır. (İdris peygamberde) Asası (asa burada yer belirtir ve de bilgeliğin sembolüdür) Nil Deryasında yani Mısırdadır. İdris Peygamberin mekânı Mısır’dır, o vurgulanıyor. Hırkası bir derviştedir. Kim o derviş. Hermetik bilgilere Alamutta sahip olan ve yeni bir çığır açan ünlü ve ulu Pir Hünkâr Bektaş Veli… Alevîlik terminolojisinde birinin hırkasını giymek ona ve onun düşünce ve de inanç sistemine bağlanmak, o sistemi yürütmek demektir. Yorum sizin..




    Hz. İdris eski Mısır döneminde mabet duvarlarında hep ama hep bedeni insan; ama kafası TURNA KUŞU şeklinde resmedilmiştir. Her yerde öyledir TURNA’DAN KAFA…
    O turna değil ki

    Hem Hz. Şah Aliye denir diyo açıklamada...

    Alıntı T U N Ç Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şahı Merdanın Avazi

    Şahı merdanın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil denizinde
    Hırkası bir derviştedir.

    [(dervis = Hermes) =(HErmes/HErAMis/Ermes/ERMis)]


    Sahi merdanin kim? ALI
    Alinin avazi nerde? Turnada
    Turna nerede? Nil denizinde
    Nil denizi nerede? Misirda
    Hirkasi kimde? Dervisde?
    Pekiii
    Dervis kim? HERMES

    "Benim Testim Kerbela Suyudur..."

    Zöhre Ana


  7. #7
    Üyemiz
    Üyelik Tarihi
    29-09-2008
    Bulunduğu Yer
    Rusya
    Yaş
    51
    Mesajlar
    219
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    Alıntı ŞahımMerdan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    O turna değil ki

    Hem Hz. Şah Aliye denir diyo açıklamada...


    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir
    Pir'im Pir Sultan




    Hz şah degil konu onu ayrıca tartışırız,konu turna kuşu ,pirsultan gayet güzel açıklamış yukarıda.
    Saygılar Sevgiler Ali karul.

    Işık'la Kalın.


    Biz aşığız ne söylesek
    Sözümüzde yalan olmaz
    Sır içinde sır saklarız
    Hiç kimseye ayan olmaz.

  8. #8
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    51
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    6 mesaja 7 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Alıntı Ali karul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili ekin

    Burada bahsedilen turna kuşu bir semboldur ,Gerçek kuş degildir.Pirsultan Abdal gayet açık bir şekilde anlatmıştır, Asası nil deryasında derken mısırda oldugundan bahseder,o hermestir kulseyyid arkadaş gayet güzel açıklamış.






    Kulseyyid alıntı


    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir
    Pir'im Pir Sultan

    Hazreti Şah Tanrıya denir. Diyor ki Nefes: Yaradanın avazı, yani sözü, sesi, turna adlı bir kuştadır. (İdris peygamberde) Asası (asa burada yer belirtir ve de bilgeliğin sembolüdür) Nil Deryasında yani Mısırdadır. İdris Peygamberin mekânı Mısır’dır, o vurgulanıyor. Hırkası bir derviştedir. Kim o derviş. Hermetik bilgilere Alamutta sahip olan ve yeni bir çığır açan ünlü ve ulu Pir Hünkâr Bektaş Veli… Alevîlik terminolojisinde birinin hırkasını giymek ona ve onun düşünce ve de inanç sistemine bağlanmak, o sistemi yürütmek demektir. Yorum sizin..




    Hz. İdris eski Mısır döneminde mabet duvarlarında hep ama hep bedeni insan; ama kafası TURNA KUŞU şeklinde resmedilmiştir. Her yerde öyledir TURNA’DAN KAFA…
    Sayın Ali Karul,
    Turna gerçek bir kuştur. Ancak evliyalara klavuzluk yaptığı için, normal düzeydeki insanların dilinde bir sembol olarak kalmıştır. Turna sesi gerçek erenlerin sesini ifade eder.
    Pir Sultan Abdal ve Hacı Bektaş Veli üç kardeşlerde Ehlibeyt neslidir. Ehlibeyt yolundan ayrı iş yapmamışlardır. Ha keza Abdal Musa da onlarla birdir.
    Hırka olarak Pir Sultan Abdal'ın bildirdiği, erenler şalıdır. Erenler sonradan eren olmaz, batında o şal onların sırtındadır. Hırka giyip yola tabi olmaları diye bir şey söz konusu değildir. Zaten hırkanında şalında sahibi onlardır.

    Hazreti Hüseyin'in yaşadığı inanç 15 asır önce değil, ilk insan yaratıldığında vardı ve bu inançtan yüzyıllar boyunca etkilenenler oldu, yaşamlarına bu inancı yerleştirenler oldu. Bu inancı gittikleri yerlere taşıyanlar ve üzerine ekleme yapanlar da oldu. Bu yüzden Mısırda ya da bir başka mekanda bunlarla karşılaşmanız gayet normaldir.
    Kul sözüyle Hak sözü bir olmaz sayın Ali Karul. Aleviliğin kökenlerini araştırıyorsanız, hayallerden uzaklaşın, gerçeği görün.
    Alevilerin inancı Muhammed-Ali inancıdır, binbir dondan baş gösteren Şahı Merdan Ali'dir. Başka isimler, başka sıfatlar bulmaya çalışmak tamamen yanlış bir davranıştır.
    İnsanların şunu mu demesini bekliyorsunuz, "Aaa bak görüyormusunuz, bizim inancımız taa Mısırdan gelmiş, bize Anadolu da aluvi falan diyorlarmış. Demekki söyleye söyleye olmuş Alevi."
    Sizinki elmayı yerken, ağacına yok demektir.
    Aleviliği sağa sola çekiştirmenin kimseye bir faydası olmaz, olamazda.


  9. #9
    Уσℓυ๓ѕυηЧа Ąℓ¡ Mahir B. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    06-12-2007
    Bulunduğu Yer
    αηкαяα
    Mesajlar
    2.812
    Ettiği Teşekkür
    0
    7 mesaja 8 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    43

    Standart

    Alıntı Ali karul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hazreti Şah’ın avazı
    Turna derler bir kuştadır
    Asası Nil deryasında
    Hırkası bir derviştedir
    Pir'im Pir Sultan




    Hz şah degil konu onu ayrıca tartışırız,konu turna kuşu ,pirsultan gayet güzel açıklamış yukarıda.

    Pir Sultana kulak verelim o zaman tekrar

    Turnaya vermiş sesini
    Aşıklar tutsun yasını
    Hem önünce devesini
    Yeden Murtaza Ali'dir

    "Benim Testim Kerbela Suyudur..."

    Zöhre Ana


  10. #10
    . . . . . . . Hızır Hatem Hızır Hatem Velidir.....Aşk oduna yananlarım delidir.....Hüseyin’in uğruna kanlar selidir......Zöhre Ana başı dili Ali'dir........ EKİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    26-12-2007
    Yaş
    51
    Mesajlar
    865
    Ettiği Teşekkür
    7
    6 mesaja 7 teşekkür aldı
    Tecrübe Puanı
    30

    Standart

    Bakın bakalım Pir Sultan Abdal Şah diye kimi kasdediyor. Gerçi bu nefesleri siz defalarca okumuş olmalısınız. Demek ki ifadeler gözünüzden kaçmış.

    Benim sevdiceğim Ali’dir Ali,
    Ali’yi sevenler olmaz mı deli,
    Pirimin elinden içmişim dolu,
    Ali’yi seversen değme yarama.

    Ali’nin yarası yar yaresidir,
    Buna merhem olmaz dil yarasıdır,
    Ali’yi sevmeyen Hakkın nesidir,
    Seversen Ali’yi değme yarama.

    ************************


    Hızır Paşa bizi berdar etmeden,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.
    Siyaset günleri gelip yetmeden,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.

    Gönül çıkmak ister Şahın köşküne,
    Can boyanmak ister Ali müşküne,
    Pirim Ali, On iki İmam aşkına,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.

    Her nereye gitsem yolum dumandır,
    Bizi böyle kılan ahdü amandır,
    Zencir boynum sıktı, halim yamandır,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.

    Yaz selleri gibi akar çağlarım,
    Hançer aldım ciğerim dağlarım,
    Garip kaldım şu arada ağlarım,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.

    Ilgın ılgın eser seher yelleri,
    Yare selam eylen Urum Erleri,
    Bize peyik geldi, Şah bülbülleri,
    Açılın kapılar Şaha gidelim.


    **********************************


    Gidi yezit bize kızılbaş demiş,
    Meğer Şahı sevdi dese yeridir.
    Yetmiş iki millet sevmedi Şahı,
    Biz severiz Şahı Merdan Ali’dir.


    Kırkımız da bir katara dizildik,
    Hak Muhammed’e ümmet yazıldık,
    Hakikatte şerbet olduk ezildik,
    Biz içeriz sakimiz Ali’dir.

    Gidi yezit bizler haram yemedik,
    Batın olup gördüğümüz demedik,
    İkrar birdir dedik geri dönmedik,
    Yediliriz, yedicimiz Ali’dir.

    Muhammed dinidir bizim dinimiz,
    Cebril-i emindir hem rehberimiz,
    Tarikat altından geçer yolumuz,
    Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.

    Pir Sultanım Nesimi’dir pirimiz,
    Evvel kurban verdik Şaha serimiz,
    On iki İmam meydanında darımız,
    Biz şehidiz serdarımız Ali’dir.


Konu Bilgileri

Bu konuyu görüntüleyenler

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Muhabbet kuşu en büyük Türk Atatürk diyor!!
    GAMZE - forum (A)ydın (T)ürk (A)teşi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05-10-2010, 17:56
  2. Kurbağa kuşu böyle yedi!
    yabangülü - forum Çevremiz ve Diğer Canlılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-08-2009, 13:21
  3. Dev örümcek kuşu böyle yedi
    zümre - forum Çevremiz ve Diğer Canlılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22-10-2008, 22:18
  4. Pepuk Kuşu Efsanesi !!!
    GAMZE - forum Hikayeleriniz
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-02-2008, 00:08
  5. Pepuk Kuşu Efsanesi
    T U N Ç - forum Hikayeleriniz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-02-2008, 00:08

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan "Yer Sağlayıcı" olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz uyar ve kaldır prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, [email protected] mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.